Ben neyim kimim? sorusunu sormayan var mı?

Başlatan Pınar, 06 Nisan 2010, 20:29:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#30
Üst yoğunluk (hem KH ve hem BH) enerjilerinin ya da bilinçlerin üç boyutlu görsellemelerini kast ediyorum. Bu Yüksek Benliklerde olabilir, örneğin bir defasında çocukların gördüğü sizmiydiniz diye Laura Kasyopyalılara sorarlar, ve bir nine olarak projekte olur enerji ya da bilinç. cevap ise evet diye verilir. Aklıma hep bu örnek gelir. Çünkü Kasyopyalılar çok nadir insan olarak gözüktüklerini söylerler. Bir de Ra alıntılarında Hitlere gözüken enerjiler. bunları düşünmüştüm bu kelime ile. neden sordunuz?

Tiversonus

#31
Sizin bu bölüme konu ile anlatacaklarınız bitene kadar, bu bölüme yazmamayı uygun görüyorum kendime... Anladıktan ve kavradıktan sonra tartışabiliriz; diğer arkadaşlar ile ve sizin ile, birlikte öğrenmek ya da bilgilenmek adına. Bu daha faydalı olur kanımca.

Pınar

#32
:) Çünkü hala yaşadığınız illüzyonun içinden bakıyorsunuz.:) Siz ne görmek istiyorsanız, neyi deneyimlemek istiyorsanız illüzyona bunu yansıtırsınız yani projekte edersiniz. Zihnimiz buna göre programlanmıştır, dersleri/istekleri projekte eder illüzyona. KA'ları görmek isterseniz, zihniniz onu sizin için en iyi görüntüde yaratacaktır ve o sizin için gerçek olacaktır. Cinleri görmek istiyorsanız, zihniniz bunu da yaratacaktır. Çok özlediğiniz bir kişiyi görmek istiyorsanız bunu da yaratacaktır.

Lütfen burada anlattıklarımı illüzyon içinden kavramaya çalışmayınız, bu şekilde anlamaya çalışırsanız ciddi söylüyorum çuvallarsınız, kafanız karışır. Gerçek ve illüzyon kavramlarını birbirinden ayırın.Gerçek hangisi, illüzyon hangisi?

Benim projeksiyon dediğim ise, içimizde ittiğimiz, dengeleyemediğimiz ve almak üzere geldiğimiz derslerin enerjileridir.Bunları projekte ederiz asıl.Çevremizde yarattığımız insanlara hem de. Eğer çevremizde bunu yansıtacak kişi bulamazsak isek, illüzyon dahilindeki sistem nasıl işliyorsa o biçimde illüzyonumuza yeni bedenler sokarız, yani tanışırız.:)

Kendi yaşadığım en son projeksiyonum; içimde hala kabul etmediğim sevdiğimin ölümünü ve ona olan özlemimi, bunu bir dostuma projekte ettim.Önce ne olduğunu anlamadım, ta ki projekte ettiğim enerji bana bir başkasından geri dönene kadar. Bunu farkettiğim anda da dünya başıma yıkıldı. İllüzyonun içinde, dünya başa kolay yıkılıyor.:) Sonra, bir adım geri çıktım. Yaratımıma baktım.Ne itmiştim, kime projekte etmiştim ve kimden geri dönmüştü. Herşey kabak gibi ortaya çıkınca da, oturup bunu temizledim. Ancak, hala tam olarak kabul vermediğim için, bu kez uzaktan kişilerin bana bunu enerjiyi gösterdiklerini farketttim.Enerjiyi, projekte ettiğim kişiden çekince, serseri kurşun gibi her yandan yansımaya başladı.Hala bunun üzerine çalışıyorum. Geriye kalan dallarını temizliyorum. İşin en güzel tarafı da ben bu olayda, şımarık yanımı da buldum, küçük, şevimli ve şımarık pınarın hayatım boyunca bana el salladığını, farkedilmek için kırk takla attığını farkettim.:) Onu da dizime alıp, sevgiyle bağrıma bastım.Sevgiyi dışarıda değil, bende bulmasını sağladım.Artık sakinim.Çünkü yaşamım boyunca taşıdığım öfkenin, onun kendini bana farkettirememesi ve tarafımdan anlaşılamaması olduğunu gördüm. Oysa, ben kendimi hep anlaşılamaz sanırdım.:)

Biri ile içinizi acıtan, sizi öfkelendiren ya da sizi uyaran bir olay yaşadığınızda bir adım geri çıkın ve yaratımınıza göz atın. Çünkü, bu sıradan bir olay değildir.Kabul vermeniz, içselleştirmeniz gereken ve sizden yansıyan bir enerji ile başbaşasınızdır. Onu farkedin ve o duyguyu bulun, kabul edin, dengelenin. Denge, tamam kabul ettim ile olmuyor.Bu duygu üzerine meditasyon yapın, yapamıyorsanız farklı teknikleri öğrenin ve ona onay verin.Eğer vermezseniz, serseri kurşun gibi çevrenizde dönmeye başlar ve giderek size yakınlaşır, ve sizin asla hayır diyemediğini en yakınınıza dek gelir. Ve bunu yapan sizsinizdir, bu sizin projeksiyonunuzdur.Bu sizin anlaşmanızdır.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#33
Size iki öneri:

Bugüne kadar öğrendiğiniz herşeyi unutun!!!! Çünkü hepsi illüzyona ait bilgiler.

Bir fırsat bulduğunuzda, sadece oturun ve gözlerinizi kapatıp yaşamınızdan bir adım geri çıkın. Hatta bunu şu biçimde kurgulayabilirsiniz. Bir film çekiminde başroldesiniz ama bunu farkında değilsiniz.Kameramanı ve yönetmeni görmüyorsunuz. Bir an duruyorsunuz ve setin dışına çıkıyorsunuz. Neler algıladığınızı farkına varın. Kendinizi bunu yapaken zorlamayın, sadece dışarı çıkmış olmayı dileyin.Sonra da akışta kalın, neler hissettiğinizin farkına varın.

Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#34
Size kendi hayatımdan bir projeksiyon/yaratım daha anlatayım:

Annem, hasta olmayı asla kendine yediremez. Hastalık kavramına fazlasıyla uzaktır.O hep sağlıklıdır, zihninde.Ama, o hastalandığında da evde biri mutlaka ondan önce yatar yatağa.Bu da genelde ben olurum ve bana bu konuda çok kızar.:)) Bu illüzyona yansıyan kısmı.Burana bakınca, bu kızın bedeni çok zayıf, strese/üzüntüye gelemmiyor diye bilir herkes.:)Ama olay gerçekten öyle midir?

Annem, hastalık olgusunu içinde itiyor, ve bedeni hastalandığında bunu ciddi anlamda red ediyor. Bunu yani hastalık olgusunu dışarı projekte ediyor ya da başka bir söylemle hastalık-hasta olma enerjisini dışarı yansıtıyor. Bunu en rahat kabul edecek olan ruh/enerji de benim.Ve kabul ediyorum, ondan önce ben hastalanıyorum.Ona bu ittiği şeyi gösteriyorum.Ona " bak sen de böyle hastalanabilirsin, kabul et!" diyorum.:))

Bu tür olayları size örnek olarak veriyorum ki, çevrenizde gözleyebilesiniz diye. Gerçeği anlamanın tek yolu bu çünkü, gözlemek. Çevrenizi yani illüzyonunuzu gözlemek, kendini gözlemek. Kendimizi öğrenme yolumuz bu, kendimizi öğrendiğimizde Yüce Güç/Allah adını verdiğimiz o büyük sistemi de biliyoruz.O'na ve aşkına bağlanıyoruz, yakınlaşıyoruz, BİR oluyoruz.:)

Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#35
Bu konu hakkında şimdiki düşüncemi ve aslında açık olmak gerekir ise kaygımı paylaşmak istiyorum. Genel çerçeve de ne düşündüğümü ve kapsamını kelimelere dökmek biraz zor, ama deneyeceğim. Ve genel anlamda forumun özelliklerinden olan "farklı" bir bakış açısı ile tüm okuyanların dikkatine yine genel anlamda (kişilerin dışında) sunmaktır niyetim. Evet bir kaygım var, kaygım kişiye değil kavrama. Ve farklı olan bakışımın yönlerini sunmak istiyorum. Belki de şu sonuç çıkacaktır; benim bakış açımı ve kavramlarımı, siz bakış açınız ile zenginleştireceksiniz, bu da bir olasılık. Kısaca dogmatik olmadan olaya yaklaşıyorum. Değerini okuyucu versin, ben şimdilik şu şekilde düşünüyorum:



Eski Türk şamanları olan Kam'lar ve bir çok Şamanikler; saatlerce belirli bir ritimde ve "grup" olarak dans ederlerdi, belirli kimyasalları da alarak. Böylece "uzunca bir çabadan sonra" farklı bir bilinç durumuna geçerlerdi. Göklerden şimşek çaktıran ve düşmanaın üzerine yollayan, yağmur yağdıran ve bir sürü sonucu olan bir çalışma yaparlardı. Burada dikkatimi çeken şey, uzunca bir hazırlık ve çalışma ile ancak bu bilince bir süreliğine ulaşılabilir olması...Kasyopya celselerinden anladığımız kadar, grup olarak bir çalışma daha çok iş yapıyor gözüküyor.



PC ler içindeki elektronlar, belirli dönüşler ve hareketler ile bilgiyi depolayabiliyor ya da bilgiyi bir noktadan başka bir noktaya taşıyabiliyor. Bu tıpkı dans eden kişilerin bir grup elektron gibi hareket etmesine benziyor. Temas edilen yüzey ve şekil tıpkı ekin çemberi gibi boyutsal bir vorteks(girdap) yapabiliyor diye düşünüyorum. Kısaca işin içinde yine bilim ve ezoterik bilgi temelli bir işleyiş var gözüküyor. İnsanında elektrik yüklü olduğunu unutmayalım.



Dikkate değer şey şu, şamanik törenlerde, uzunca bu bilince bir hazırlıktan sonra, bu bilinç durumunun korunamıyor olması. Bu gerçekten dikkate değer. Bilgili olan grup, düşünce ve bilgiye dayalı bir farkındalık sahibi olmalı ve geometri ve beden kimyasının değiştirilmesi durumu da var gözüküyor. Ve tekrar 3. yoğunluk bilincine dönüş gerçekleşiyor.



Her insan (bireysel bilinç birimi), tekrar bedenin ve 3. yoğunluk ilüzyonunun içine düşüyorlar. Bilinçte düşüş oluşuyor. Beden devreye daha fazla giriyor. Ve diğer düşük bilinçli kişileri de birer elektron gibi düşünürsek, düşük bilinçler ile etkileşim sonucu çıkıyor.



Budur.com da sevgili Tgur ile ve genel olarak okuyuculara şunu söylemiştim ya da yazmıştım: tüm yoğunluklar aynı an'da varlar. buraya not düşüyorum ve bu çok önemli sonuçları olan bir şey gibi yazmıştım. Gerçekten bu çok önemli bir durumdu: Bütün yoğunluklar aynı an'da varlar. Bu epey bir süre önce olan bir yazı, sanırım bir çok kişi görmemeiştir dahi. Bu bir bilinç durumu kısaca.



"Bütün yoğunluklar aynı an'da varlar" neden önemli? Kendimizden biliyoruz; bir çok bilince girip çıkıyoruz ve bunu bilerek ya da bilmeyerek devamlı yapıyoruz zaten.



Dünyada şamanikler ve şifacılar bunu bilirler, bununla titreşirler; Tek kimlik olduğunu. Bu dilde veya kelimelrde olanın da ötesinde Ruhsal titreşimi de içine alan bir bilinç durumudur. Bunu ancak bir süre sürdürmek mümkündür. Bir parçamız olan üst yoğunluk Ben varlığımız bir karar ile bir parçası ve tam parçası olan bilincin birimini bu yoğunluğa yollarken işleyen bir plan var. Logosları yaratan parçamız bir plan yapıyor. Kısaca yine bizi diyorum ya da Bir olan.



Şaman bilgiye sahip ama bir ölçüde ilüzyonu "gerçek" kılan Akıl/Beden/Ruh bileşiminden Akıl ve Beden bu bilinci sürekli burada taşıyamaz. Bilinçete bunu sürdürmek çok zordur. Çünkü biz burada bir bileşim olarak varız:Akıl/Beden/Ruh. Ve ilüzyonun kendi zorlayıcı kuralları, kendini "gerçek" yapan kyralları olmalı.



İnsan varlığı, burada ve şimdi; tüm yedi bilinci taşıyacak kapasitededir, bu potansiyel içindedir. Tüm bilinçlerin potansiyeli mevcuttur. Hatta 1. ve 2. bilinçte insanda mevcuttur. Gün içerisinde, ilüzyonun içinde düşünelim bedensel bir arıza/ağrı var işte bir ölçüde taşıdığımız 1. yoğunluk bilinci varlığımızın toplam bilincini düşürür. Bu nedenledir ki; yükseliş için hizmetlerin başında şifaa gelir. Ve bunları çakralarımızın her birinin yoğunluklara denk geldiği bir bakış açısı ile düşündüğümüzde olay daha çok kavranır.



Kolay değil "koşulsuz sevmek"...Örneğin oğlunu öldüren ve işkenceler ile öldüren bir annenin, katili "koşulsuz sevmesi" çok zordur. Bunu yapabilmek için Akıl bilgi ile dolmalı, varoluşun bilgisi ile herşeyin Tek Bir kimlik olduğunu kavramalı. Kavradı bu yine yetmeyebilir. Bununla titreşmeli, saf bir şekilde. Ve bir sürü temizlik ve arınma ve elbette Varoluş bilgisi de olmalı.



Kısaca ne olduğumuzu bilmek ve hatta Gerçeği bilmek, doğruyu bilmek yetmeyebilir. Bu ufukta olanın ne olduğunu görmek, bilmek ancak belki bir bakışla "orada olmamak" ile ilgili bir durum olarak açıklanabilir. Titreşimi özel çalışmalar ile bir süreliğine daha doğrusu bir an'lığına yakalamak çok mümkün. Bu ayrı bir şey. Yükseliş için ise belirli bir aralıkta çakra merkezlerimizin dengesi işte bu nedenle önemlidir. Arınma ve gerçeğimize bilinçte yaklaşma dan başka bir şey değildir bu durum.



Bir bakış açımı sunmaya çalıştım, daha doğrusu kavrayışımı sunmaya çalıştım. İnsan varlığı şu an'da 7 bilinç durumuna aynı an'da sahiptir ya da o potansiyeli barındırır demek belki daha doğru olur. Evet 7,6,5,4,3,2,1 ve dengelenmeler başlar, sapmalardan arınılır ve saf bilinç olunur ve yani adım adım, tabi burada isek bu böyle, çünkü burası 3. Harita ise 7'sin diyor doğru. Şiödi hazimneye ulaşmadam önceki durak şu: Herkes ile Bir hissedebilmek ve Kalbimizden hissedebilmek.



Ve test edelim şu an kendimizi: Herkes ile Bir ve Kalbimizden hissedebilen bir bilinç durumunda mıyız?



Örneğin bizimle aynı düşünmeyen bir bireysel bilinç birimine karşı neler hissedebiliyoruz?


Evet, bu bir süreç "ve" anlattıklarınız ise doğrudur diyorum.


Selamlar, Sevgiler...

Pınar

#36
Herkes ile Bir ve Kalbimizden hissedebilen bir bilinç durumunda mıyız?

Kesinlikle evet!:))

İllüzyonun içinden kısa bir süre içinde olsa çıkmayı başarabilirsek, herşeyin bir ve bütün olduğunu gördüğümüz an koşulsuz sevgiye bağlanırsınız.(illüzyonun dışında kalmak da mümkündür ayrıca.Tüm bildiklerinizi unutun.Siz ne istiyorsanız, onu yaparsınız.Özgürsünüz!)O an, çocuğunun ölümüne neden olan katilin de anne olduğunu görürsünüz. Oldukça karışık görünüyor, değil mi? Anne, sürekli ittiği bir dersi en şiddetli ve kaçarı olmayan bir biçimde almayı tercih etmiştir çünkü.Örneğinizle açıklamak istedim.:)

Şamanların yaşadığı süreç, kendi illüzyonlarıdır ve öğretilerle sınırlıdır. Başkalarının illüzyonları ile bu yolda yürünmez ki! Öncelikle beynin gerisinde, varolan sahneyi ve orada algıladıklarımızı gerçek sanıdığımızı anlamamız gerekiyor.Aslında, sizi doğuran bir anne yok, bir babaya sahip değilsiniz.Evlatlarınız, onlar da yoklar.Eşleriniz de yok. Sevgilileriniz, dostlarınız hiçbiri yok.Hepsi film şeridinde var olan resimlerden ibarettir.Bu nedenle anlattıklarımı, illüzyon içinden anlayamazsınız, diye diretiyorum.İllüzyona bakarsanız, suçlu daima dışarıya yansıyandır.Ama ne suçlu vardır, ne de suç.:)

Koşulsuz sevmek, içinde yaşadığınız ya da yaşadığınızı sandığınız ortamda mümkün görünmez. Çünkü, iki kutbu deneyimlemektesiniz. Zıtlıklar ile pişmektesiniz. Ve daima yaşanılanlarda bir suçlu ve suç arama, haklı-haksız ikilemine düşme potansiyeli barındırırsınız. Sevemezsiniz!!!! Aşkla bakamazsınız!!! Bunu yapabilmek için yaradana yani sizin dahil olduğunuz torusa bağlanmanız gerekir. Din bu nedenle vardır, kadim öğretiler bu nedenle vardır.Ancak, illüzyon içinden yorumlandığından dolayı sapmıştır bu bilgiler.Aşkla bağlanmak için, koşulsuz sevmek için yarattığınız olayların ardındakileri görmeye başlamak gerekir, yarattığınızın farkında olmak gerekir.

Siz, Bir olduğunuzu ve herşeyin "Ben" olduğunu algılamaya başladığınızda, kutupluluk ortadan kalkacaktır. İyi-kötü diye birşeyin olmadığını farkedeceksiniz, herşeyin bir deneyim olduğunu ve herşeyi Bir için yarattığınızı. Bu farkındalık, küt diye olmuyor haklısınız! Ancak, niyet edebilirsiniz.Anlamak ve Bir'e bağlanmak için niyet edin.Niyet, elinizdeki en iyi yaratım aracınızdır.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#37
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Pınar[/i]

Herkes ile Bir ve Kalbimizden hissedebilen bir bilinç durumunda mıyız?

Kesinlikle evet!:))



Bu konu ile basit ve sade ve samimi düşüncemi "kendi ilüzyonum içinden" söyleyeceğim:


Birincisi; sevgili Pınar açısından sorun olmayacaktır; ya da olmamalıdır, çünkü; sevgili Pınar;

"Herkes ile Bir ve Kalbimizden hissedebilen bir bilinç durumunda mıyız?

Kesinlikle evet!:))"


diyor. Yani buna Ben'de(Tiversonus) dahil olmalıyım...



İkinci olarak söyleyeceğim şey ise; forumu takip eden herkese:


4. Yoğunluk Kendine Himet'in Negatif Ustaları; boyutlararası vesveseciler; telepatik zihinsel vesveseler ile; "Hizmet" potansiyelini belirli bir noktadan sonrakorku/karanlık/karmaşa ile durduramayınca, bazı Hizmet potansiyeli olan Ruh'lara ikinci hatta üçüncü bir baraj olarak, bu ve benzeri fikirleri telkin derler. Sorumlusu Negatif Ustalar diye seziyorum (kendi İLÜZYONUMDAN)...Böylece;

* Hayata vermekten ve hayatta olmaktan kişiler alıkonulur.
* Böylece, Dünya işlerinden el, ayak çektirilir.
* Böylece Ruh'ların Yüksek Benlik altında birleşmeleri önlenmeye çalışıır.
* Böylece Dünya gezegeninde BH dengelenmesinin önüne geçilmeye çalışılır.
* Ve böylece yoğunluk deneyimlerinde kutupluluk, dolayısı ile Başkalarına Hizmet kutupluluğunun ya da başka bir değiş ile Hayata Hizmet işinin önü kesilmeye çalışılır.
*Sevgi yoğunluğu 4. yoğunlukta deneyimlenilir, Bilgi yoğunluğu 5. yoğunlukta deneyimlenilir, Birleşik Düşünce ve sf düşünce 6. yoğunlukta deneyimlenilir, dolayısı ile varlık direkt 7. yoğunluğa "ışınlanmak" gibi tüm ara deneyimlerin atlanması gibi; varoluşun ana dersleri atlanmaya çalışılır.
* Ra, Kasyopya ve Pleyades bilgileine ters bir hareket tarzını getiriyor, elbette seçenler ve bu bilgilere değer verenlerin dikkatine, tüm bunlar...


Net, kısa, öz ve ne düşünüyorsam onu paylaşmaya çalıştım.

Ve paylaştım, tüm egolarımı ayak altına almaya çalışarak, çünkü ne düşünüyorsam açık açık yazdım. Benim ilüzyonum da olsa, burası da forum olduğundan ve Ra, Kasyopya, Pleyades ilhamlı(seçimim) birisi olarak, saf, net düşüncem bunlar, şu an'da...


Tiversonus

Pınar

#38
Teşekkür ederim Tiversonus! Seni yaratan da benim, bunun farkındayım.:)) Şimdi bunun üzerine düşünmem gerek.:)Ayrıca, senin tüm projeksiyonlarını sevgiyle reddediyorum. Bu dersleri daha iyi öğrenebileceğin projeksiyonların hayatına gireceklerdir diye düşünüyorum.Şimdi, bir süre ara....
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#39
Ve genel bir ilavem şu: Tartışacak ya da uzatacak bir duruma benim açımdan gerek yok. Yani sevgili Pınar'ın başlığına yazmamayı ve dolayısı ile fikirlerini başka düşünceler ile ifadesinde bir rahatsızlık yaşamaması için, bu başlığa ve ne de başka başlığa bu konu hakkında bir şey yazmamayı düşünüyorum. Doğrusuda bu sanıyorum. Sadece Pınar ya da Tiversonus böyle düşünüyor diye bakılmalı. Ben her zaman diyorum; Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celslerini bir üçleme olarak ilham alıyorum. Ve hayatımda olan kişiler çok farklı düşünseler dahi ben onların özgür seçimlerine karışmıyorum, hakkım yok buna ve benim de hakkım öğrenme yolumu seçmek diye düşünüyorum. Ve sevgili Pınar a gerçekten sevgilerimi yolluyorum "ama ben ikiyüzlülük yapamam ve asla bunları düşünüyorsun diye sana karışamam" diyorum, ve benim için tartışma ya da fikir beyanım bu konuda bitmiştir diye de düşünüyorum. Sadece ben böyle düşünüyorum diyorum.

Gülay

#40
Sevgili pınar,

yazılarının devamını bekliyoruz,
çünkü ben danışanlarıma kendi yaratımlarına neden olan projeksiyonlarını anlıyabilmeleri için bu forumu ve bu başlığı öneriyorum, hatta foruma üye olacaklar var:))

 

Pınar

#41
Teşekkür ederim Gülayım.:) Yazılarıma devam edeceğim, ancak algıladığım bu durumu fiziksel reaitemizden yani illüzyonumuzdan bir bakış açısı açarak nasıl anlatabilirim onu düşünüyorum.Çünkü, bu bilgiler illüzyon içinde sapabiliyor.En az sapma ile ve en anlaşılır şekilde anlatma yolunu bulduğum an buradayım.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

#42
Dualite yoğunluğundayız, içinde bulunduğumuz zamanda yaratılıştan dişi ve erkek olarak ayrılmışız. Doğru/yanlış, iyi/kötü kavramları ile büyümüşüz. Oysa farkındayız ki, doğru/yanlış, iyi/kötü ve zaman yoktur. Unutma perdesi ile bildiğimiz halde dualitenin içine gireriz çünkü öğrenmeye geldik :) 

Sevgili JCA; Neden böyle düşünüyorsunuz, kendini herkes ile bir ve kalbinden hisseden bir bilinç durumunda olan sizce neden 3. yoğunlukta olamaz?
 

Pınar

#43
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen JCA

''Herkes ile Bir ve Kalbimizden hissedebilen bir bilinç durumunda mıyız?''

Bu bilinç durumunda olan birinin burada olacağını sanmıyorum.


Sevgili JCA, bu bilinçta birilerinin burada olmaması düşüncesi bir kalıptır. :) Herşeyin BİR olduğunu kavrayan ve o ilk enerjiye yani sevgiye bağlanan çok insan varoldu dünya üzerinde oysa.:))Niçin bu şekilde düşündüğünüzü açıklayabilir misiniz?
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#44
Bir fikir olması açısından verimli bir bilgi olduğuna inanıyorum ve sizinle paylaşıyorum:


Şimdi yaşadığınız  -kendisi de tam bir yanılsama olan ayrılığı yaratan - illüzyonu meditasyon yoluyla hafifletmek mümkündür.Size meditasyondan söz etmeye devam ediyoruz; size birçok kez gerçekten, sevgiden, idrakten söz ettik  ama bir türlü içinde bulunduğunuz illüzyonun üstesinden gelemiyorsunuz.  Bu illüzyon, Dünya insanının eseridir, insanoğlu bu illüzyonu yaratmayı istemiştir, çünkü bu onun için çok yararlı olmuştur. Bu illüzyon, onu deneyimleyerek ve içinde yaşadığı sürece onu kullanarak çok çabuk tekâmül etmek isteyenler için çok yararlı olmaktadır. Şu anda gezegeninizin etrafında dönmekte olan bizlerin çoğu da sizin sahip olduğunuz bu fırsata sahip olmak isteriz; yani, illüzyonun içinde bulunmayı ve bir idrake varmak için bu illüzyonun olanaklarını kullanabilmeyi arzu ederiz. Bu ruhsal olarak ilerleme sağlamanın bir yoludur ve kardeşlerimizden birçoğu tarafından aranmaktadır. İllüzyonunuzun sunabileceği olasılıkların doğasını anlayabilmenin ve bunları anladıktan sonra kendini analiz etme ve meditasyon yoluyla bu olasılıklara, bizi yaratan düşünceyi  -Yaratanımız'ın düşüncesini-  ifade edecek şekilde tepki vermenin gerekliliğini ve önemini ne kadar vurgulasam azdır.

Hiç aklınızdan çıkarmayın; sizi çevreleyen illüzyon, size bir şeyler öğretmek için vardır. Ama, ancak onun öğreteceği şeylerin farkında iseniz size bir şey öğretebilir. Şöyle denmişti: "O, mucizelerini gizemli yollarla yaptı". Bu gizemli gibi görünse de, aslında ruhsal tekâmülün yoludur. Sizin içinde bulunduğunuz illüzyonu yaşayan pek çok varlık var; ama bunların pek azı bu illüzyonu tekâmül etmek için kullanıyor. Bunu bilinçaltıyla algılanan bir düzeyde yapmaktan ileri gidemiyorlar; çünkü, bunu yapmanın mümkün olduğu bilgisine kendilerini açmadılar.

Bir kişi bir kez, fiziksel dünyanızda kendini içinde bulduğu illüzyonu ruhsal tekâmülü için kullanmasının mümkün olduğunu fark edince, artık bundan sonraki adımı atması ve kendine etki eden bütün faktörlere rağmen bu bilgisini Yaratan'ın sevgisini ve idrakini ifade etmek için kullanması kaçınılmazdır."Artık anlamış olduğunuz gibi, idrake varmanın, ruhsal olarak tekâmül etmenin ve illüzyonun doğasını ve sizin bu illüzyonu deneyimlemenizin amacını anlamanız için en uygun yol olarak daima meditasyon önerilmektedir. Her insan bir illüzyon ya da oyun içinde bulunmaktadır. Eğer istersek, bu oyunda meditasyon yaparak erişeceğimiz bilinci, çok daha çabuk tekâmül edebilmek için kullanabiliriz. Ama kendimizi bu noktaya, yani çok zor gibi görünen bu sürecin kavrandığı ve uygulanmasına başlandığı noktaya nasıl ulaştırabiliriz?

"İstemek, dostlarım, elde edeceğiniz şeyin anahtarıdır. Eğer isterseniz, alırsınız. Yaratan'ın plânı budur;O'nun tüm parçalan ne istiyorlarsa, aynen onu alacaklardır. Dostlarım, şimdi içinde bulunduğunuz illüzyonda, çok kez, istediğinizi elde edemiyormuşsunuz gibi görünür. Aslında, çok ama pek çok durumda bunun tam tersi geçerlidir. Böyle bir bildirimde bulunulması ve böyle sonuçlarla karşılaşılmasma rağmen bizim, herkesin istisnasız olarak, ne istiyorsa aynen onu elde ettiğini söylememiz bir çelişki gibi görünebilir. Dostlarım belki de siz istemenin ne demek olduğunu anlamıyorsunuz. Belki de insan zekâsı bunu anlayamaz. Belki de, gerçek isteğinizin ne olduğunu anlamanız için bir süre meditasyon yapmanız gerekiyordur. Çünkü dostlarım, sizin, şu andaki illüzyonunuz içinde bulunurken, zihinsel yeteneklerinizle kendinizi ve yaratılmış her şeyi tam olarak anlamanız ve göründüğünüzün ve görünenin ötesinde ne özellikler taşıdığınızı kavramanız zordur.
Bu gezegende yaşayan insanlar için illüzyonlarından, önyargılı olarak neden-sonuç olduğuna inandıkları bilgilerden vazgeçmek çok zordur. Ama, asıl gerçek bu değildir. Bu, illüzyondan doğan başka bir illüzyondur. İnsanoğlunun bu gezegende yarattığı karmaşıklığın basit bir ürünüdür. Düşüncelerinizi böyle karmaşalardan kurtarıp, sizi yaratanın, deneyimlediklerinizin ve düşünülen her şeyin farkına varmalısınız. Yaratanınız'ın farkına varın. O'nun isteğininin farkına varın, O'nun isteğini bilince, kendinizinkini de bileceksiniz, çünkü siz ve Yaratanınız birsiniz; siz, O'nun her parçası ile de birsiniz, yani yaratılmış diğer bütün insanlarla birsiniz. O'nun arzusunu bilince, bunu hissedeceksiniz. Artık karmaşa olmayacak. Artık sorular olmayacak. Aradığınızı bulmuş olacaksınız. Sevgiyi bulmuş olacaksınız; çünkü Yaratanınız'ın isteği budur: O tüm parçalarının kendilerini yaratmış olan Sevgi'yi tezahür ettirmelerini ve deneyimlemelerini ister.Bu da, çok basit olarak, meditasyon yaparak bulunur. İnsanların entelektüel kavramları içinde ne kadar ararsanız arayın, yazılı ve sözlü bilgilerinizi ne denli dikkatle plânlayıp ifade ederseniz edin, bunlar sizi o sade ve yalın gerçeğe götüremezler."

Hatton/RA 1.cild
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)