Ben neyim kimim? sorusunu sormayan var mı?

Başlatan Pınar, 06 Nisan 2010, 20:29:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#60
...ve bir gün sadece çok temel Ra Bilgileri ve Pleiades Öğretileri'nden bir şeyler söylediğimde ufak erkek kardeşim bana "abi bak seni Ruh hastanesine götürür, elektrik verirler" demişti, evet çok üzülmüştüm, aslında zavallı olan kardeşimdi...Asla bu dünyanın akıllısı ve delisi kavramına katılmıyorum, elbette dengenin de önemini vurguluyorum...

Pınar

#61
Sevgili Tiversonus göremediğin şudur ki(aslında bunu rahtlıkla görebilecek yeteneğe sahip olduğunu da biliyorum.); ben kendi merkezime yerleştiğimde sorumluluk da benimledir. Ben yarattığım herşeyin sorumluluğunu alırım, çünkü onlar Ben'imdir. Ve ben işin felsefesinde değilim, ben işin hiçbir noktasında değilim. Ben sadece merkezimdeyim ve gözlemciyim. Benden çıkan dalgaların, bana geri dönüşünü izlemekten başka yapacağım hiçbirşey yok, ki öğrenmek/öğretmek budur. Gözlemci olmam, yaydığım dalgayı parçacık olarak algılamam demektir. Gözlemezsem, dalgaları görmem mümkün değil, bu da insanlığın yaşadığı kaosu işaret ediyor. Kim kendisine zarar verecek bir dalga yaymak ister ki! Merkezde olmak budur, orada olmak aslında kendi sorumluluğunu almaktır.Kendinden başka kimseye verilecek hesap yoktur.Ve merkeze geldiğinde, istesende KH(senin tabirinle) olmazsın, bunu yapamazsın. Çünkü, merkezde olmak herşeye sevgi duymaktır, olduğu gibi kabul etmektir. Aksi, merkezin dışına kaymaktır.

Ve bizler, sadece kendimizin illüzyonunu biliriz. Kim karşısındakinin düşüncelerini, duygularını, dünyayı nasıl algıladığını bilebilir ki! Ben bilemem. Bilmek için, o olmak gerekir. Ama ben BEN'im. O nedenle, her ne yaşıyor ve duyumsuyorsam sadece benim illüzyonum çerçevesinde gerçekleşir. Diğerlerinin bakış açısını ya da yaratımlarını sorgulama gibi bir lüksüm yok, sadece kendiminkini bilebilirim. O nedenle, düşünceler, deneyimler ve yaratımlar üzerine yapılan tartışmaların bir anlamı yoktur. Her birey, ne ise odur, fazlası ya da eksiği değildir.

Bu arada bana kendimle ilgili inanılmaz projeksiyonlar yapıyorsun, tümünü görüyor ve dengeliyorum.Bunun için de sana çok teşekkür ediyorum.İyi ki varsın!:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#62
<blockquote id="quote"><font size="1" face="Verdana, Times New Roman" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">Orjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

...ve bir gün sadece çok temel Ra Bilgileri ve Pleiades Öğretileri'nden bir şeyler söylediğimde ufak erkek kardeşim bana "abi bak seni Ruh hastanesine götürür, elektrik verirler" demişti, evet çok üzülmüştüm, aslında zavallı olan kardeşimdi...Asla bu dünyanın akıllısı ve delisi kavramına katılmıyorum, elbette dengenin de önemini vurguluyorum...
[/quote]

Bu olayı kendi bakış açımla sorgulamama izin verir misin Tiversonus, sen olmama izin verir misin?
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#63
ok..ben de zaten tuvalete gidecektim:)) malum 1. yoğunluk işleri:))

Pınar

#64
Ya da hep yaptığımı yapıp, bunu kendi merkezimden bakarak anlamaya çalışayım.:)

Tiversonus aslında Benim. Tüm bu düşüncelere sahip olduğum halde, arada ayırmaya/bölmeye alışkın olan zihnim benim bu durumumu bir miktar içerliyor ve bana şöyle diyor." sen delisin! Bunlarla kafayı sıyıracaksın!" dinliyorum ve gülüyorum. Ancak görüyorum ki, buna tam kabul vermemişim, bilmeden itmişim ki, karşıma Tiversonus vasıtasıyla geliyor.Ve teşekkür ediyorum.:) Aslında bana söylenmek istenen şu; " sen hala kendini deli olarak kabul etmiyorsun. Bir miktar kibrin mevcut. Deliliği itiyorsun ve aklı ön planda tutuyorsun" şu an bana söylenen budur. Ben de bunu görüyorum, bu karşımdaki kişinin ya da kişilerin zavallılığı değildir, aksine bu benim için son derece yararlı bir yaklaşımdır. İçimde görmediğimi dışımdan biliyorum çünkü. Az sonra da aynanın karşısına geçip, gözlerimin içine bakarak " sen bir delisin" diye haykıracağım.:) Yoksa, karşı tarafın bana verdiği hiçbir zarar yoktur, elbette görmeyip sinir küpü haline gelmeyi seçmediysem.:) Ki, o da bir yoldur. Çünkü sinirlendiğimde karşı tarafa kondurduğum tüm sıfatlar benim. Böylece, bir taşla çok kuş vurmuş olurdum, elbette farkında isem.:)

Olay bundan ibarettir. Size söylenenler bir başkası tarafından değil, bizzat kendiniz tarafından size geri bildirimdir. Geri bildirimin sona ermesi ise, içeride bu duygunun zıttı ile dengelendiğinin işaretidir.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#65
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Gülay

Sevgili pınar,

yazılarının devamını bekliyoruz,
çünkü ben danışanlarıma kendi yaratımlarına neden olan projeksiyonlarını anlıyabilmeleri için bu forumu ve bu başlığı öneriyorum, hatta foruma üye olacaklar var:))



danışanlar/müşteriler den gelen olmadı, garip bir durum:))

Pınar

#66
Sevgili dostlar, bu başlığı bir süre boş bırakmaya karar verdim. Bundan böyle yazılarıma http://bizzat-ikendisi.blogcu.com blogumda devam edeceğim. Hepinize beni takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum.

Aşkla kalın!
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

sirera

#67
Bir projeksiyonda olmak bilgisi dahilinde ağı genişletmek çalışmaları kendine varma yolunda bir adım olabilir. Bilinç ağı. Bir olan.
Kişinin bu ağı genişletmesiyle vardım dediği her durumda bir kalp atışındaki içe çekiliş gibi bir kendinde olanı bilememe halinde olma durumu ve sonrasında bildiklerini unutma yoluna girmesi muhtemel bir adım olmalı. Zaten kendinle ve tüm olanla ilgili çalışmaya başlamanın temel gereksenimi, olduğun tüm sıfatlardan veya sana birilerinin söylediği, senin üzerine aldığın tüm sıfatlardan bıkmış olman, yetti gari noktasında bulunman gerekiyor.
Kendimizdeki herhangi bir sıfat ile işe başladığımız noktada bir kişilik yer kaplıyoruz. Bu alan, bu kap bu bilgi dahilinde şekillleniyor. Bu kabı bu sıfatla kullandığınızda sorumluluk  ait olan o sıfatta. İster nefesçi deyin ister şifacı ya da dikenci farketmez.Ve başkalarına yüklediğimiz sıfatlar da kabın farklı parçalarını var ediyor. Edindiğimiz bilgiler sonrasında zihnimizdeki deneyimler ile aşka varılmıyor olmalı. Ancak herşey aşkla başlamış ve cehalet olmassa olmazı.
Bu yolda sadece egonun biraz daha şişmesi  kabın kırılması gerektiği için olmalı.  Biz ruhu deneyimleyebilenler olduğumuzu bir şekilde farkettiğimizde daha çok iyileşmek istiyor ve iyileştirmek istiyoruz. Şunu hatırlatmalı belki bazen, biz ruhu algılama yolunda bir aygıtız. Bu aygıt dahilinde henüz bir dili konuşmaya çabalamak gibi bir durumumuz da mevcut cehaleten.  Ne olduğumuzun anahtarını tutabildiğimizde zaten sen yok, o yok, darılma yok, ayrılık yok. Bir ailede olma hissi sadece.
Duygularımızın derinliklerinde istek ve arzuların kaosa neden olduğu ve netliği bozduğu noktaya baktığınızda, o noktanın tüm evrende var olduğu ve görmek daha iyi görmek istediğinizden daha net görmek isteğinizden, vardım demek isteğinizden başka birşey değil.
Bu nedenle kimseyi suçlamak istemesem de dev gibi televizyonlarda daha iyi çözünürlükte ve daha net izleme isteğinin sonu olmaması çabası yine de düşündürücü.
Çok uzun yıllar önce kendim dediğimin hiç olması ve tüm olana şefkat duymama neden olanlardandı Lautreamont.
Kızkardeşi kasırgalar olan fırtınalar, güzelliğini kabul etmediğim mavi gökkubbe, bağrı gizemli dünya;kalbimi imgeleyen ikiyüzlü deniz, diğer gezegenlerin halkları, tüm evren, onu cömertçe yaratan tanrı, sana yakarıyorum: İyi bir insan göster bana...Lütfun on katına çıkarsın doğal güçlerimi, çünkü, bu canavarı görünce şaşkınlıktan ölebilirim: daha azı için bile ölünebilir...
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Pınar

#68
Maldoror'un şarkıları!:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

#69
''ok..ben de zaten tuvalete gidecektim:)) malum 1. yoğunluk işleri:))''

Biraz evvel sizin bu sözünüzü gayri ciddi olduğunu söyleyen bir danışanım vasıtasıyla son yazılanları merak edip okudum:))

Sevgili tiversonus,

gayri ciddi algılanan projeksiyonunuzu dengeye getirirseniz, forumumuza üye olacaklar artacaktır:))) sanırım!!!!
Tarkan ın kulakları çınlasın:)))
 

Tiversonus

#70
"cennet kimsenin peşinden koşmaz"

Tiversonus

#71
başka yorum yok, olası tüm anlamlarının düşünülmesini öneriyorum.

sirera

#72
Evet o kişi bir elinden bilgelik, diğer elinden sevgi veren iyilikleri dağıtmaktayken gördükleri karşısında ürpermektedir.
Kitap yazılmamış olsaydı hareket eden pek çok enerji olduğu yerde durakalmış olurdu ve bu kitabın yazılma isteğini hareket ettiren de bu olabilir.
Öyle sanıyorum ki okuyucular kendilerini oldukça ciddiye almak isteği içindeler. Fazlaca olanı söylemekte zorlanma baskısı, fazlaca olanı okumama baskısı, fazla okuma-okumama baskısı,fazlaca olma baskısı,  fazla alıngan, fazla yargılayıcı gibi fazla ? Bok hakkında herşey konulu hazırlanmış sunumda (http://www.youtube.com/watch?v=5VIWGAqkSgc) Bok' un yüzde yirmi beşi su yüzde yetmiş beşi katı olan bu değerli maddeye ait bu sunumu izleyin, sonra
içimizden birinin yüzde yüz sıvı olan ve bilinçten aldığı besinle ilgili olması dolayısıyla da önemli olduğunu düşünebiliyor olduğu sıvı çıkışını bu bilinçle irtibatta olduğunu varsaydığı yakını olan kişilere aktarması size olağan gelmesin.
Aynı dalga şekillerinde olmayabiliriz ancak bir frekansa çekilme var ki okunuyor olmalı. Ve biri başladığında konuşmaya bir yeni ay doğuşu oluyor olmalı biryerlerde. Tutulma yoksa.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#73
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Gülay

''ok..ben de zaten tuvalete gidecektim:)) malum 1. yoğunluk işleri:))''

Biraz evvel sizin bu sözünüzü gayri ciddi olduğunu söyleyen bir danışanım vasıtasıyla son yazılanları merak edip okudum:))

Sevgili tiversonus,

gayri ciddi algılanan projeksiyonunuzu dengeye getirirseniz, forumumuza üye olacaklar artacaktır:))) sanırım!!!!
Tarkan ın kulakları çınlasın:)))






Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Gülay
Mesajın Eklenme Tarihi - 09/10/2009 :  01:54:01 
Alt boyuttan sevgili varlık Tsunami,

Derin boyuttan ben varlık Gülay ve İzmirli misafirim Pınar ile İstanbul dolaylarında halvet oluyoruz. 9/9/2009 kapısından geçerken bizim de melakelerimiz açıldı, aydınlandık.Almanya İstanbul arası, trakya yıldız kapısında, Galaktik Konseyle toplantımız var, uç da gel!

Adomeste ve de öyledir. :))



Açık ve net bir şeyler söyleyeceğim: Siz samimi bir varlık değilsiniz. "Realite yaratım dersleri" veriyorsunuz ve de bunu defalarca dile getiriyorsunuz.


Bilgi/Işık/Sevgi ailesi herkesi sever, bundan emin olabilirsiniz.
 

Ve açıkça Şaka/Alay/Eğlence işte adına ne derseniz öyle niteleyin, ama şunu merak ediyorum, şu yazınızdaki enerji, frekans, titreşim ile (kendi özgür iradeniz ile) ne ya da neyi yarattığınızın hiç farkına ya da farkındalığına sahip misiniz?
 

Bir deneyelim bakalım samimi bir varlık mısınız? Bu neşe/alay/eğlence frekansınızın kullanıldığı yazınızda açıkça tiversonus mu ya da skystar mı ya da safir-eser mi ya da Işık/Bilgi/Sevgi ailesi mi aklınıza geçipte yazdınız...


Biliyormusunuz, bu neşe/alay/kahkaha dolu yazınızdan sonra sabaha kadar ağlattınız beni. Ve sakın bireysel hesaplardan da ağladığımı sanmayın, gerçekten aklınızdan keşke beni düşünerek yazmış olsa diye temenni de bulundum. Melek ailesine bu kadar alay gitmesin istedim. Ve inanın çok canım yandı, ama çok.


Gerçekten bu yazıyı yazarken samimice "kim" aklınıza geldi, işte bir samimiyet testi size.


Açıkça bu frekans ile kendiniz için "ne ya da neyi yarattığınızın farkında mısınız?" Bu frekanslar ve titreşimler ile hangi realite yaratılabilinir?


Ve bu yazıyı niye yazıyorum? Lütfen Işık/Bilgi/Sevgi ailesi ile alay etmeyin, inanmayabilirsiniz bunda sakınca hiç yok, tamamen fiziksel olan alan bilgisine saygılı olabilirsiniz, bunda da sakınca yok. Ama bakın frekans ve titreşim ile yarattığınız ancak ve ancak kendinize geri dönecektir. Ve bunu bilin ve bilin ki bildikten sonra pek sorun kalmaz. Ve bir şekilde bilmeden bu frekansa "şapka çıkaran" bilinçlerede bir şey onaylatıyorsunuz ve bu frekansa belki bilmeden ortak yapıyorsunuz...Dengelenmiş olarak yazdığım bu yazımın da amacı, benzer bir neşe/alay frekansı için onay vermenin sakıncasını ortaya koymak. Bilgi korur, bilgisizlik/ihmal tehlikelidir.

sirera

#74
Kendi adıma evreni izleyen ve kendini gözlemleyen bakış açısını yaratma yolunda olanları kusursuz buluyorum. Duygularına kapılmaları ve duyularının aldığı yönde ifade edebilmeleri ayrı bir saygı konusu.  Benim gündelik hayatımda kullandığım araçlardan farklı araçları kullanarak geldiği nokta benim çıkmazlarımın ve benim bilincimdeki saldırıların onunkinden farklı olması da ayrı bir saygı konusu. Bunu görebilip ifade ettiğimde bilirim ki gözlemlediğimi ifade ederken kullandığım dil onun kullandığı değil kendi kullandığım araçlarla olacaktır. Bunu biraraya getirmek bazen olanaksız olduğunda alaylı bir eğlenceye dönüşebildiği gibi yargılayıcı, sorgulayıcı da olunabiliyor. Değişim var. 32 bin yıl önce Neandertallerin yok olma nedenleri olarak onların yüzyıllarca aynı araçları kullandıklarını, homo erectus ile iletişime geçtiklerinde mücevher ve bazı bilgileri kopya ettklerini ve bunları hiç çıkarmadıklarını, kendi kendilerine bir sanar üretemediklerini ve hayal edebildekleri bir gelecekleri olmadıkları gibi çıkarımlarda bulunmuş arkeologlar. Bu şekilde bu bilinç döngüsünde yargılamak, feth etmek, sahip olmak, alay etmek gibi araçları bırakıp birarada nasıl gelişebileceğimize, nasıl bir dil oluşturabileceğimize dair tamamen bağımsız olarak bilgiyi kesintisiz aktarabileceğimize odaklanabilmek isterim.
Tiversonus eleştirilerinizi yargıladığımı sanmayın, bir algı merkezinde gözlemci olarak gözlemlerinizi anlatmakta ve eleştirilerinizde, değişim ve kabuk değiştirme coşkusunu, alanın saflığını koruma coşkunuzu görebiliyorum.  Biri sarhoş olurken diğeri  olmuyorsa, olmak, sarhoş olmayanın da gönlünde olan değil midir.
Aşk, O, kusursuz. Ve bırakıp kaçılsa bile aşkın varlığıyla daima kucaklanılmakta. Kendilerini ait hissedip okuyanlar,  izleyenlerin de farkına vardıklarını fark ettikleri noktalarda, kolay olmasa da, katılımları olması dileğindeyim. Benliğimizdeki yaratılışa ait olan saf bereketin coşkusu ile. Çocukca.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)