Celseler Hakkında Tartışma

Başlatan Anhora, 20 Kasım 2014, 03:22:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

#105
Şu nokta kafa karıştırıcı olabilir Bh'de bir savaşın parçası olmayarak hizmette bulunmaya eğilimli olanlarda kabul edilir ve kutbiyet kaybetmezken Kh hiyerarşisinde bir şekilde üst merciye hizmet esastır öyle yada böyle. Şimdi bu kabule bakıp Bh'ye değerlendirmek doğru olmaz zira bu kapsayıcılık yanlış anlaşılmamalı. Yani demek istediğim siz Bh mezuniyetinde ne yapacağınız seçebilirsiniz KH'de amire itaat esastır.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Majisyen

#106
Cengizhan'ın hayatına baktığımızda tam bir deha olduğunu görebiliriz.Dünya'nın kara sınırları bitişik en büyük imparatorloğunu kurmuştur.Kendisine sadık olup hizmet edenleri ödüllendirip ihanet edenleri en ağır şekilde cezalandırmıştır.Kısa bir zaman önce OP konusunu tartışıyorduk hatırlayacaksınız.Galiba bozadi demişti OP ile KH yönelimli birey arasında felsefi bir derinlik farkı bulunur diye.Hah işte tam bu farkı bence Cengizhan'da görebiliriz.

Göring ve Himmler de KHya hasat olgunluğuna erişmiş deniyordu Ra'da.Ama bu iki bireyin farkı şu anladığım kadarıyla; 4KH bedenine enkarne olmak için devrenin sonuna kadar 5. yoğunlukta bekleyecekler.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Alemtac

#107
Sözlerine katılıyorum Sevgili Bozadi, son zamanlarda zor günler geçiriyorum ve bu yaşadıklarımdan yola çıkarak kendime söylediklerimi paylaştım. Aslında benim yaşadıklarım yerine, Sevgili Scyth'in dediği gibi tarihi kişiliklerin hayatlarını incelemek yada senin dediğin gibi yaşadığımız anda Türkiye ve Dünya'da yaşanan KH eğilimli yönetimleri irdelemek en doğrusu.
 

bozadi

#108
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Sözlerine katılıyorum Sevgili Bozadi, son zamanlarda zor günler geçiriyorum ve bu yaşadıklarımdan yola çıkarak kendime söylediklerimi paylaştım. Aslında benim yaşadıklarım yerine, Sevgili Scyth'in dediği gibi tarihi kişiliklerin hayatlarını incelemek yada senin dediğin gibi yaşadığımız anda Türkiye ve Dünya'da yaşanan KH eğilimli yönetimleri irdelemek en doğrusu.
Hm. Kitlesel faktörleri ele almak daha kolay / elverişli diye kendimizle ilgili bireysel meseleleri ele almayacağız diye birşey yok Alemtaç :) Sen yukarıda BH ile ilgili yaptığın yorumların özellikle son zamanlarda yaşadığın bazı sorunlarla ilgili birer yansıma olduğunu söyleyince merak ettim bak şimdi :) Eğer paylaşmak istersen, ister bu başlıkta, ister başka başlıkta, yorum duymak istersen, keyifle.

Bu arada bir özeleştiri mi demek lazım, basit bir gerçeğin hatırlatılması demek lazım bilmiyorum ama, bu forumda konuştuğumuz tartıştığımız şeylerin doğrudan birer BH deneyimi ve kutupsallaşması teşkil ettiğini düşünmüyorum. "Elma demekle elma yemek" arasındaki fark buna uygulanabilir elbette. Ama yine de BH-KH'ye dair bu tartışmaların, bu fikir alışverişlerinin yapıcı bazı etkileri olabileceğini düşünüyorum özellikle uzun vadede.

Scyth ve Majisyen'in tarihsel kişilikler / olaylar vurgusu da elbette çok faydalı olabilir. Babam Cengiz Han'ın hayatıyla ilgili (sanırım yarı kurgu - yarı gerçek) bir kitap okuyordu ve Cengiz'e büyük bir hayranlık duyduğunu defalarca vurguladı ve hatta bana kitaptan alıntılar yaptı. Ve açıkçası ben de Cengiz'in son derece hayran olunabilir yönleri olduğunu düşünüyorum. Elbette KH'liğine, kötülüğüne değil bu hayranlık. İnandığı şey yolunda olan adanmışlığına, disiplinine, iradesine.

Anhora'nın işaret ettiği gibi, "namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkları sürece" bu ülkede (ve dünyada) birşeylerin gerçekten değişmesi çok zor.

Ben kitlesel yaşam sahnemizdeki dış aktörlerin, özellikle de KH aktörlerinin kitlelere karşı patolojik/psikopatik faaliyetlerini ele alma, eleştirme ihtiyacından bahsederken, sanki aynı şeyi birbirimize yapmamız gerektiğini de ima ediyormuşum gibi bir hava doğuyor sanırım. Sonuçta hepimizin hala KH yönleri var, hepimizin şu veya bu ciddiyet seviyesinde problemleri, çıkmazları vardır. Hepimizin son derece eleştirilebilir yönleri vardır. Ben katiyen birbirimize karşı bir cadı avı önerisinde bulunmuyorum.

İnsan kendi üzerinde iki şekilde çalışabilir sanırım: Doğrudan öz gözlemlerle ve dış olaylara gösterdiği tepkiler yoluyla. İnancım odur ki, biz ortak hayat sahnemizde olan biten özellikle şiddetli negatiflikleri analiz edebildikçe, eleştirebildikçe, bu aynı zamanda dolaylı olarak kendi üzerimizde de bir çalışma etkisi yapacaktır. Çünkü dışa yönelik olarak kendimizden emin bir şekilde doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin yargılamalarında bulunduğumuzda eleştirdiğimiz şeyleri (dolaylı ve daha düşük seviyelerde bile olsa) kendimiz yapmamamız gerektiği yönünde kendimize bir mesaj vermiş oluyoruz aynı zamanda. Kısacası kendimizi bir disipline, bir çalışmaya, bir farkındalığa teşvik etmiş oluyoruz diye düşünüyorum. Yoksa, en çok ve en şiddetli eleştiriler savurmaya en meraklı olan ben belki çoğunuzdan çok daha fazla negatif eleştirilebilir özelliklere sahibimdir. Ve herhangi birinize veya herhangi birine yönelik kötü bir davranışım nedeniyle herhangi biriniz tarafından şiddetli bir şekilde eleştirilmeyi, azarlanmayı, örselenmeyi hiç arzu etmem, korkarım, üzülürüm. Ama böyle korkularımız var diye de hayatımızın saran puslu dumanda kurtların bizi avlamaya devam etmesine göz yummak hiç makul görünmüyor bana. Birbirimizin kurdu olmayı önermiyorum kesinlikle. Birbirimizi çeşitli olumlu ve olumsuz yönlerimizle kabul edebilmeyi ve içinde bulunduğumuz vahşi yaşam koşullarında, kurtlar sofrasında etkili bir şekilde dayanışmanın yollarını geliştirmeyi öneriyorum, vicdanlı herkesin de niyet edeceği gibi. Hiçbirimizin vicdanı mükemmel değil. Ama eğer gerçekten vicdanımız varsa ve KH'ye değil BH'ye yönelme irademiz mevcutsa, samimi çaba mevcutsa, o vicdan, o niyet ne kadar yaralı veya sorunlu olursa olsun vahşi bir şekilde yargılanmamalı, anlayış gösterilmeli, sorunun çözümü için ortak çabalar gösterilmelidir. Hepimizin buna ihtiyacı var. Birbirimizin kurdu olmaya hiç ihtiyacımız yok. Önemli olan BH doğrultusunda, iyilik-doğruluk-vicdan-sevgi doğrultusunda samimi bir niyete ve çabaya sahip olabilmek. Eleştirmekten, eleştirilmekten korkmayalım. Ve evet, bazen sağlıksız bir şekilde eleştiriyor veya eleştiriliyor olabiliriz. Ama bu bile bizi eleştirmekten ve eleştirilmekten çekindirmemeli.

Bizim kendimizde eleştirilebilir şeyler var diye, dış dünyadan hepimize yönelen ve eleştiri ötesi hale gelmiş olan organize psikopatik faaliyetlere karşı eleştiriden çekinir hale gelmemiz kadar tehlikeli birşey yok bence. Ne kadar hatalı, kusurlu, yanlış yönleri olursa olsun, iyiliğe adanma niyetini kalbinde hissedebilen ve buna göre davranma motivasyonu bulabilen kimse bizim düşmanımız olamaz. Bizim düşmanımız bizim gibi kitleleri vicdansızca sömüren, katleden, aşağılayan, sömüren bilinçli/adanmış KH yolundakilerdir. Neyin KH'ye adanmış olup neyin olmadığını da analiz ederek, yorumlayarak, tartışarak belirleyebiliriz. Tartışma sonucu elbette bazı şeylerin ilk bakışta göründüğü gibi olmadığı sonucu çıkabilir. Bu yüzden de tartışabilmek gerekiyor zaten.

Ben birilerini şiddetli şekilde eleştirelim derken, sizlerde ve en başta kendimde hiçbir ciddi eleştirilebilir yön veya özellik olmadığını iddia etmiyorum kesinlikle. Aksine, kendimde de, hepinizde de son derece eleştirilebilir olacak pek çok özellik veya duygu/düşünce kalıbı olabileceğinden ve olduğundan hiçbir şüphe duymuyorum. Bu beni sizi yargılama meraklısı yapmıyor. "Tam tersi."


bozadi

#109
"Düşman" lafını fazla sert, fazla sivri bulanlar olabilir. "Potansiyel çatışma tarafı" diye de ifade edilebilir. Ve vahşice yargılanması veya yok edilmesi gereken bir düşmandan da bahsetmiyorum. Benim bütün söylemeye çalıştığım kendimizi ne ölçüde koruyabildiğimiz, bu kurtlar sofrasında, bu şiddetli KH koşullarında ne ölçüde dayanışabildiğimiz, ne ölçüde güçlü bir işbirliği geliştirebildiğimizdir.

Alemtac

#110
Sorunlarım 2014 yılında İzmir'e taşındığım zamanlarda başladı, sizlerin de bildiğiniz gibi, önce kalp ameliyatı..sonra annem omuzunu kırdı ve ameliyat oldu, kızım nişanlandı, babamın rahatsızlığı başladı, kızım evlendi, babam hastaneye yattı ve vefat etti. Ardından annem bir türlü toparlanamadı, ona da bir şey olmasın diye üstüne titremek denir ya aynen öyleyim. Bir hafta hastanede yattık, bir iyi bir kötü giderken felç geçirdi, tekrar hastanede yattık. Her gördüğü çöpü böcek zannedip, sabahlara kadar uyumamaya başladı. Ne yaptıysam ne dedi isem vaz geçiremedim. Oğlum nişanlandı bu arada. Her sabah ağlayarak uyanan anneme neden böyle olduğunu sordum; fazla özelime girdiğim kısımları sildim..tekrar Hoşçakalın.
 

bozadi

#111
Bayağı bi sınanıyorsun gibi görünüyor Alemtaç. Dilerim bu sıkıntılarını, bu streslerini paylaşmış olman pozitif gelişmelerin olması bir vesile olur herşeyi gören ve yardımcı olmak isteyen pozitif varlıkların desteğiyle.

Scyth

#112
Kedi otu iyi gelir. Ayrıca her rahatsızlıkta diyet yavaşça fayda verecektir. Hastalığın etrafına verdiği bunaltıcı etkiyi zamanla azaltabilir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#113
Bazen her şey üst üste gelip çok can sıkıcı olabiliyor sevgili alemtaç. Bunalmış bir insana var olan her şey sadece derslerdir demek çok kolay. Fakat kendimden biliyorum ki böyle zamanlarda kişi kendi bakış açısına yoğunlaşmayı unutabiliyor. Çevremizdeki, yakınımızdaki insanları kontrol edemiyoruz. Zaten etmemizde gerekiyor. Sadece en ideal durumda kendi bakışımız üzerine odaklanıp gerekli dersleri okumaya çalışmanın bir anlamı var gibi duruyor. Koşullar ne olursa olsun yakınlarımızın derslerini onurlandırıp onların duygu ve düşünceleriyle, davranışlarıyla özdeşleşmemek her zaman kolay olmuyor.
 

Tgur

#114
Ben de etkilenip üzüldüm Alemtaç,inşallah kısa zamanda şifa gerçekleşir,Beyrutkapı dostumuzun yorumlarına katılmamak mümkün değil çevrede yakınımızdakilerine uğrayan olumsuzluklara müdahele ettiğimiz halde durumun düzelmeye inat göstermesi karşısında kendi bakış açımızla uğraşmamız lazım herhalde,
Ancak bunu dışarıdan söylemek kolay,
Eşim ben yoğun bakımdayken bunu denedi, yani ölümümü ,zira 3 gün kadar sanki bu dünyada değilmişim ümitler kesilmiş diyor doktorlar,ama ben onun çeşitli rahatsızlıklarına karşı durum benimki kadar ileri olmadığından o deneyimi bilmiyorum ve nasıl hareket edeceğimi bilemiyorum ve merak ediyorum, biraz şahsi meselelere daldım ama başkalarının düştüğü olumsuzlukları uzaktan izlemek ve kelamlarda bulunmak kolay sözünü biraz daha irdelemek için açıldım..

Felç konusunu aşmak bence sabırı devreye sokmak ile mümkün oluyor beynin bir bölgesini etkileyen pıhtı orada anarşi yaratıyor ve etkileme o bölgenin düzgün komuta etmesi gereken organ ve dokularda anormallik yaratıyor,düşüncelerdeki uyumsuzluk ondan sanırım ,pıhtı özel ilaçların ve diyetin de yardımı ile çok sefer o bölgeyi terk ediyor ve normalleşme gerçekleşiyor ,
Gördüğün gibi uzaktan konuşmak kolay ,ancak birdenbire içime bu hastalığın kısa zamanda düzeleceği itilimi geldi..

 

Anhora

#115
Tekrar Herkese Merhaba!

Bugünlerde Dalga'yı okumaya karar verdim. İlginç bilgiler içeriyor. Yalnız daha önce de sezdiğim gibi; bugün, yeni kasyopya bilgilerinin eskilerinden farklı olmasının bir nevi ispatı olan bir yazıyla karşılaştım.
Yazıda 1994-2002 arası kanallanan bilgilerin tutarlı olduğundan ancak 2003'den sonraki bilgilerin ve Laura'nın bozulduğundan bahsediyor.

Yazıdan bir alıntı:

"By mid 2003, they had all simultaneously changed from who they were just a year prior. Changes included quickly removing their old website, removing the Cassiopaean transcripts from their website, marginalizing the value of the Cassiopaean messages, shifting most of their focus toward political activism via Signs of the Times, attempting to turn themselves into a conceited Fourth Way school, going against all the positive advice the Cassiopaeans have given, and changing from good natured people toward increasingly egotistical and bitter people."

"2003 ortası itibariyle, hepsi bir yıl önceki olduklarından farklı insan olmaya başladılar. Bu değişimlere; eski websitesini kapatmak, kasyopya celselerini sitelerinden kaldırmak, kasyopya mesajlarını marjinalleştirmek, odaklarının çoğunu Signs of the Times (SOTT-Zamanların İşaretleri) vasıtasıyla siyasi aktivizme kaydırmak, kendilerini kibirli bir 4'üncü Yol okuluna dönüştürmek, kasyopyalıların verdiği tüm olumlu tavsiyelere karşı çıkmak ve iyi huylu insanlardan giderek egosantrik ve sinirli insanlara dönüşmek de dahil."

Yazı(İngilizce): https://montalk.net/montalkvsqfs.htm
Dalga(The Wave): https://cassiopaea.org/category/volumes/the-wave/

Bunun izlerini gördüğüm için üzgünüm. Belki bu fikrime karşı çıkacaklar olacaktır. Ancak ben de bu bilgilerin son zamanlarda giderek egosantrikleşmesinden ve anlamsızca gündelik bilgilere odaklanılmasından rahatsızım. Hala eski bilgiler yazıda da belirtildiği gibi tutarlı ve öğrenmeye değer. Bu arada Dalga'nın 1. Bölümünün 8. yazısından sonrası Türkçe'ye çevirilmemiş. Oysaki 8 Dalga bölümü ve 72 yazı var. Bilmiyorum yapabilir miyim ama belki amatörce olarak çevirmeye çalışabilirim.

Sağlıcakla kalın.
Ad vitam æternam

Astre

#116
@Anhora çok haklısın! Laura ve ekibi ilk ve eski celselerde bazen tam anlamıyla çuvallasada (hatalı bilgi) genele odaklanıyordu, K'lar eskiden hiç biriniz önemli değilsiniz derken dikkat ettimde yeni celselerde özellikle Laura'ya sen çok önemlisin tarzı göndermeler yapıyor, Laura genele değilde kısmi bir kitleye içerik üretiyor. Keşke eski celseler geri gelse, bence Laura ego geliştirmiş veya saptırılmış.

Dipnot: Lütfen bu konu iPhone vs Android tarzı bir duruma dönüşmesin.
 

gerçek tosun paşa

#117
çeviri konusunda bozadiyle bir görüşebilirsin

ogeday

#118
Bence Laura 94 ten 2009-2010 senesine kadar insanlığın bilmesi gereken herşeyi sordu.Hatta balinalar neden var diye saçma sorularda dahil.Bazı hatta bir çok sorularına K lar da yanıt vermeyip önceki transkriptleri oku dediler.Bu kadar bilgi kaynağı genişletilip insanlığa sunulmuşken kişinin hala rehberliğe ihtiyaç duyması okuduğu bilgileri yeteri kadar özümsememesinden kaynaklanabilir.
 

beyrutkapı

#119
Laura neden bu kadar Önemli olmasın? 4kh sahip olduğu tüm güce rağmen Laura yı neden ortadan kaldırmadı acaba? Tam tersine frank İn olduğu ilk celselerde saptırma müdahale çok daha fazla.