Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

kasıyopya ve diğer celseler

Başlatan osman1429, 13 Ekim 2017, 11:34:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#45
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Eriugena

Pek çok kanal bilgisi kitabı okudum (Kasyopya celselerini saymazsak) içinde en az  "şekerleme" yapılan, en ciddi üsluplu, en az "new age" görünüşlü olanının kesinlikle "İlahi Nizam ve Kainat" olduğunu söyleyebilirim. Ruhselman'ın bir dahiliye doktoru olmasından kaynaklı olabilir tabi bu durum ancak kitaptaki üslup resmen bilimsel. Böyle olunca da kitapta yazılanlar en ince mantık süzgecinden geçmiş oluyor ve kendisi çok çeşitli konuların en ince ayrıntısına kadar giriyor böylece yazılanların inandırıcılığı tavan yapıyor bence. Ayrıca "İlahi Nizam ve kainat" hakkında yazılanlardan biliyoruz ki Ruhselman bu son çalışmasında yani İNK medyumuyla olan çalışmasında aşırı titiz davranmış, medyumun ağzından çıkanlarda sapma olmaması için kitaba yazılanlar, ünite birliğinde bulunan "önder planı"na defalarca okunmuş ve teyit alınmış. Sanırım alınan mesajlarda "hiç sapma yok" iddiasındaki tek kanal bilgisi kitabı İNK bu nedenle.

Kasyopya celselerindeki üslubu çok ciddi bulmadım, tabi ki esprili, içinde biraz mizah olan üslup benim de hoşuma gider (örneğin bir romanda) ama "kanaldan bilgiler almak" gibi ciddi bir olayda değil. Bence bu, işin inandırıcılığını azaltıyor.

Biraz zevk-renk meselesi tabi aslında ama bu konuda kesinlikle farklı düşünüyoruz. Üslubun bilimselliği, içeriğin objektiflik veya doğruluk düzeyiyle ilgili kesin birşey ifade edemez. Bir de, yüksek veya "yaşlı" bir bilgi kaynağı "çocuk" düzeyindeki bir ruhla konuşurken veya ona birşey öğretirken ille de "hiyerarşik" veya katı disiplinli bir tavır takınmak zorunda değil veya öyle bir tavır takınması o kaynağın gerçekten çok üstün, çok yüksek, çok bilinçli veya çok doğru bir kaynak olduğu veya kurulan bağlantının mükemmel işlev gösterdiği anlamına gelmek zorunda değil.

Bir de "gezgin" kavramı var. Bu bağlantıları kuranların muhtemelen hepsi Ra'nın "gezgin" dediği, üst yoğunluklardan buraya gelmiş varlıklar. Kısacası bir "ekibin" üyeleri. Ve Kasyopyalılar sürekli olarak "biz gelecekteki siziz", "biz sizinle biriz" diye vurgulayıp durdular. Ve dolayısıyla, hitap tarzlarında buna uygun bazı "ahbapsı", "rahat" ve bazen "mizahi" tavırlar sergilemeleri kadar doğal, sevimli ve ilham verici birşey olamaz bence. Ama yine, bu bir yaklaşım ve zevk meselesi.

Neron

#46
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Eriugena

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Neron

Ama şu aralar yer yer ve parca parça okuduğum ilahi nizam ve kainat kitabını da etkileyici buluyorum. Tabii ra ve pleiades de öyle...

Pek çok kanal bilgisi kitabı okudum (Kasyopya celselerini saymazsak) içinde en az  "şekerleme" yapılan, en ciddi üsluplu, en az "new age" görünüşlü olanının kesinlikle "İlahi Nizam ve Kainat" olduğunu söyleyebilirim. Ruhselman'ın bir dahiliye doktoru olmasından kaynaklı olabilir tabi bu durum ancak kitaptaki üslup resmen bilimsel. Böyle olunca da kitapta yazılanlar en ince mantık süzgecinden geçmiş oluyor ve kendisi çok çeşitli konuların en ince ayrıntısına kadar giriyor böylece yazılanların inandırıcılığı tavan yapıyor bence. Ayrıca "İlahi Nizam ve kainat" hakkında yazılanlardan biliyoruz ki Ruhselman bu son çalışmasında yani İNK medyumuyla olan çalışmasında aşırı titiz davranmış, medyumun ağzından çıkanlarda sapma olmaması için kitaba yazılanlar, ünite birliğinde bulunan "önder planı"na defalarca okunmuş ve teyit alınmış. Sanırım alınan mesajlarda "hiç sapma yok" iddiasındaki tek kanal bilgisi kitabı İNK bu nedenle.

Kasyopya celselerindeki üslubu çok ciddi bulmadım, tabi ki esprili, içinde biraz mizah olan üslup benim de hoşuma gider (örneğin bir romanda) ama "kanaldan bilgiler almak" gibi ciddi bir olayda değil. Bence bu, işin inandırıcılığını azaltıyor. Aşağıdaki siteden en eski tarihten itibaren okumaya başladım bakalım:

https://cassiopaea.org/forum/index.php?topic=13581.0


İNK'nin daha ciddi üsluplu olmasının bedri ruhselman'ın doktor kimliğiyle ve bilimsel titizliğiyle ilişkisi olduğuna ben de katılıyorum. Aynı şekilde kasyopya'lılar da laura ve ekibinin eğlence sever kişiliklerinden dolayı böyle mizahî, şakacı bir üslupla anlatıyor olmalılar.

Yine bu kişilik ve inanç farklılıklarının, bilgilerin içeriğine de yansıdığını düşünebiliriz. Bedri bey daha önce ruh ve madde diye bir kitap yazmış ve islâmî bir geçmişi var. Kaynağının bilgileri de monoteist tanrıya işaret ediyor sanırım. Kasyopyalılar kitaplı dinlerin kitaplarında 4kh bozulması ve manüplasyonu olduğunu belirtirken, İNK ise bundan söz etmeyip, bu kitapların tamamen vazifeli varlıkların işi olduğunu söylüyor.

Bir şeye aklım takıldı; neden bu bilginin 54 yıl sonra açıklanmasını istemiş bedri ruhselman acaba?

Bir de ilahi nizam ve kainat kitabı yabancı dillere çevrilip kitaplaştırılmış mı acaba? İnternette arayınca ingilizce çevirisi olduğu görülüyor. Ama demek istediğim, bu kaynaktan yabancıların, mesela Lauragillerin haberi var mıdır?
 

Neron

#47
Bu arada ilahi nizam ve kainat sitesine bugün ulaşılamıyor nedense...
 

beyrutkapı

#48
Takıntılar mı beklentiye dönüşüyor yada beklentiler mi takıntı yaratıyor emin değilim. Fakat kasyopya celseler inden öğrendiğim kadarıyla ikisi de insan gelişimini engelleyici nitelikte. Kasyopya celseleri muhteşem bir kaynaktır. Elbette temiz ve açık bir zihinle bakmayı başarabilirsek. Elbette bir çok farklı kaynakta varoluşun doğası ve büyük resim üzerine bir çok önemli bilgi var. Fakat büyük resmi görüp heyecanlanacak bir mahkumun bundan çok daha fazlasına ihtiyacı vardır. Nasıl bir hapishane de, ne tür manipülasyona ve suistimala maruz kaldığını görmezse, içinde yaşadığı hapishaneyi tanıyamazsa, büyük resim içinde kendi yerini ve hedefini bulamaz. Bu şekilde de aya besin olmaya devam eden fakat büyük fikirleriyle evreni kavrayamaya yaklaştığını sanıp, kendi hapishanesi konusunda zerre kadar fikri olmaya bilir. Zannımca bu da bir tuzaktır. Ve içinde yaşadığımız kh çiftliğini kasyopya celseler inden daha iyi tanıtan başka bir kaynak olduğu da sanmıyorum. Burada söz konusu olan üst düzey entelektüel enformasyon değildir. Burada her yanıyla yaşamın kendisi söz konusudur. Ve elbette özü itibariyle uykudan ve illüzyondan ibaret bir yaşam söz konusu olduğunda uyanmak her daim, rahatsız edicidir. Bu bilinçsiz rahatsızlığa dair bireysel tepkiler ise spektrum un her yerine dağılabilir. Anlamamaktan inandırıcı bulamamaya kadar değişen bir yelpaze söz konusu olabilir. Yine de tüm bu sözlerde bir yerde lafı güzaf olarak kalır. Zira birey öğrenme döngüsünde doğru noktaya gelmemişse yine tüm enformasyon içeriği ne olursa olsun idrake dönüşemiyecektir. Kasyopya celseler inden öğrendiğim milyonlarca şeyden biri de budur. Ve elbette neşe... Sonsuz neşe...
 

bona fide

#49
bence kaynakların güvenilirliği arasında seçim yapmak birini diğerinden üstün görmek ya da kaynak sahibini yüceltmek yanlışa götürecektir. tek kaynak olsaydı ruhun sınavı çok kolay olacaktı bin yıllara da gerek kalmayacaktı bu snavda deneyimleyeceğimiz duygular, ruhun çelişkilere düşüp kendini bulması arayışları vazgeçişleri güvensizlikleri egosu kibri tek kaynak olsaydı yarattığımız tanrılara binlercesini eklerdi. şimdi dahi farkında olmadan kaynaklara ve kaynak sahiplerine ayrıcalık tanrısallık verme hatasını yapabiliyoruz. en azından ben bunu yakın zamana kadar yapıyordum. oysa dışarda bir güvercinin yavrularını beslemesinden bir çocuğun saflığından ömre bedel ders alınabilir. insana farkındalık kazandırabilir bilgi her yerde ya da ilk yaratıcının eli.illaki donanımlı birinden alabilecekmişiz sanrısında olmamalıyız-m. çoğu kaynak bir diğerini onaylıyor ve belirtiyor da farklı kanalardan çok fazla bilgi geliyor artık diye. bizi ikileme düşürmeleri kendimizi test etmemiz içinde fırsat. ortak mesaj kadim öğretilerden bu yana aynı aynı olmasınada nedense ya kendimizi ya da başkalarını yüceltme, taraflı olma, hastalığımı artık alışkanlığımı bunu bi türlü aşamıyoruz. benliklerimizin saf sevgide tek ses olması için ve bizi onurlandıran ışık varlıklarına sizlere teşekkürler. ne güzel insanlarsınız ara ara hasetlik etsemde  zihninizden dökülenlere ifadelerinize aşığım size. her an papaz olabiliriz gibi endişem yok çunki buna izin vermiyorsunuz acaipsiniz yeminle
 

bozadi

#50
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bence kaynakların güvenilirliği arasında seçim yapmak birini diğerinden üstün görmek ya da kaynak sahibini yüceltmek yanlışa götürecektir. tek kaynak olsaydı ruhun sınavı çok kolay olacaktı bin yıllara da gerek kalmayacaktı bu snavda deneyimleyeceğimiz duygular, ruhun çelişkilere düşüp kendini bulması arayışları vazgeçişleri güvensizlikleri egosu kibri tek kaynak olsaydı yarattığımız tanrılara binlercesini eklerdi. şimdi dahi farkında olmadan kaynaklara ve kaynak sahiplerine ayrıcalık tanrısallık verme hatasını yapabiliyoruz. en azından ben bunu yakın zamana kadar yapıyordum. oysa dışarda bir güvercinin yavrularını beslemesinden bir çocuğun saflığından ömre bedel ders alınabilir. insana farkındalık kazandırabilir bilgi her yerde ya da ilk yaratıcının eli.illaki donanımlı birinden alabilecekmişiz sanrısında olmamalıyız-m. çoğu kaynak bir diğerini onaylıyor ve belirtiyor da farklı kanalardan çok fazla bilgi geliyor artık diye. bizi ikileme düşürmeleri kendimizi test etmemiz içinde fırsat. ortak mesaj kadim öğretilerden bu yana aynı aynı olmasınada nedense ya kendimizi ya da başkalarını yüceltme, taraflı olma, hastalığımı artık alışkanlığımı bunu bi türlü aşamıyoruz. benliklerimizin saf sevgide tek ses olması için ve bizi onurlandıran ışık varlıklarına sizlere teşekkürler. ne güzel insanlarsınız ara ara hasetlik etsemde  zihninizden dökülenlere ifadelerinize aşığım size. her an papaz olabiliriz gibi endişem yok çunki buna izin vermiyorsunuz acaipsiniz yeminle
"Çok büyüğü olan büyüyemezmiş" lafını çok ilham verici bulurum. Kaynaklar, bilgiler arasında karşılaştırmalar, eleştiriler yapmak doğal sayılır ama belirli bilgi kaynaklarına bağımlı olmak, sürekli yüceltme eğiliminde olmak bana da pek çekici gelmez. İnanması zor gelebilir ama buna Kasyopyalılar da dahildir. Ve kendimle çelişiyor durumuna düşme riskine rağmen, Kasyopyalıların "bizi tanrılaştırmayın!" mesajını da sıkça hatırlarım. Ve aynı zamanda Pleiadeslilerin, "biz size ne kadar önemli, büyük, doğru, aşılmaz görünen bilgiler verirsek verelim, ileride o bilgilerin de üzerinde bilgiler verecek yeni kaynaklarla karşılaşacağınıza güvenin" anlamındaki mesajını da.

Hiçbir belirli bilgi/rehberlik kaynağı nihai, mutlak veya en yüce değildir. Öyle bir kaynak varsa, o Varlık'ın, varlığımızın ta kendisidir. Bir ideoloji olarak savunmasam da, ateizmin bu anlamda potansiyel olarak gayet erdemli bir yönü vardır.


beyrutkapı

#51
Güzel ifadeler dostlar. Tek bir kaynağa bağlanan kişi özü itibariyle özgür iradesini herhangi tek bir kanala bağlayacağı için yine dersi alamamış olur. Kaynak ne olursa olsun fark etmez. Bu da büyümemekte, çocuksulukta ve aslında o ilk hata da, yani o her gün bu gezegende yeni baştan sergilenen o kadim hatada, bilgi ağacının yasak meyvesinde, daha açık bir deyişle, tüm cevapları tek bir yerden almak istemenin ataletinde... Tüm bu konularda hem fikiriz. Fakat asıl vurgulamak istediğim ve deneyimlediğim şudur ki, kasyopya celseler inin kh realitesini çizmedeki başarısıdır. Bundan sonra şuanki realiteyi, bu gezegende ki, koşulları başka bir kaynak çok daha iyi ifade edebilir. Yada ortaya böyle bir kaynak çıkabilir. Ki bir üst yoğunlukta eğitim devam edecek başka yollarla. Kişi kendisi engel olmadıkça bilgi akışının kesilmesi söz konusu değil. Ayrıca ruhların yolculuğundan ra bilgilerine kadar bilgi bir bütün ve farklı soruların cevaplanması da kritik bir öneme sahip. Çok önce de yazmıştım. Ruh bir yemek kitabından okuyarak da öğrenir eğer ihtiyacı varsa. Yada suç ve ceza gibi klasik bir romandan da insan bir idrak yakalayabilir. Aslında tüm edebiyat ve sanat ve giderek yaşamın kendisi gerçeğin ve varoluşun farklı seviyelerde ki bir araştırması değil midir?
Tüm bunları söyledikten sonra temel savımı tekrar etmek istiyorum. Kasyopya celseleri kadar, gırtlağımıza kadar içine gömüldüğümüz kh realitesine ve bu realitesinin arka planındaki oyunculara yönelmiş başka bir kaynak var mıdır? Ayrıca içinde yaşadığı realiteyi tam olarak idrak edemeyen bir kişinin teorik olarak "sevgi ve ışık" evreni içinde olupta bu gezegendeki bunca haksızlığı hukuksuzluğu yada kendi gözünden adaletsizliği anlaması mümkün müdür? Elbette tüm kaynaklar değerli ve önemlidir. Fakat kasyopya celseleri kadar bu gezegende ki gündelik gerçekliğin ifşasına önem veren başka bir kaynağa henüz rastlamadım. Benim vurgum tamamen bu meseleyedir. Bu anlamda da celselerin önemine değinilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa "benim cici kaynağım" tavrı kh tarzı bir kategorizasyonun yansımasından başka bir şey olmaz. Böyle bir tavra da ihtiyacımız yok.
Özünde tüm kaynaklar benim/bizim. Özünde tüm bilgi benim/bizim. Fakat bulunduğumuz nokta itibariyle her şeyi yerli yerine oturtmak zorundayız. Ne olabileceğimizden ziyade şuan ne olduğumuz, çevremizde ve gezegende şuan ne olduğu, ihtiyacımız olan sağlam ve gerçek zemindir diye düşünüyorum. Sapasağlam yere basmalıyız. Bu anlamda da tüm bu tartışmaların gayet olumlu bir yanı olduğunu düşünüyorum.
 

bozadi

#52
Aynen katılıyorum beyrutkapı, çok yerinde vurguladın. Şimdiye kadar karşılaştığım kaynaklar arasında hiçbiri, mağduru ve aynı zamanda birer aktörü olduğumuz KH düzeninin evren genelindeki ve dünya özelindeki işleyişini Kasyopya celseleri kadar etkili bir şekilde ifade etmemiştir bana göre de. Ve üstelik çözümü asla kendimiz dışında bir yerde aramaya da teşvik etmediler (kendileri dahil). İhtiyaç duyduğumuz herşeyin kendi varlığımızda ve özgür irademizde mevcut olduğunu vurgulayıp durdular. Bulmacanın parçalarını bir araya getirebilmemiz için kendileri dışındaki her türlü bilgi kaynağından yararlanılması ve "ağ çalışması" (işbirliği) yapılması gerektiğini tekrar tekrar vurguladılar. Asla kendilerini tek veya en doğru bilgi kaynağı olarak sunmadılar, dayatmadılar.

Bizi en çok zora düşüren faktörlerden biri, neyin, hangi koşulların içinde olduğumuzu tekrar tekrar unutmak ve uyanmanın çoğu durumda acılar içinde olmak zorunda kalmasıdır. Maalesef çok fazla çocuksuyuz bu anlamda. İlüzyonun ayrıntılarına takılıp gidiyoruz, kendimizi, derdimizi, yapmamız gerekenleri unutuyoruz veya ciddi bilinç ve irade kayıplarına uğruyoruz sürekli olarak. Buna karşı daha somut tedbir almada işbirliğimizi artırmamız gerekiyor.