Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

Taşların ruhu?

Başlatan Neron, 25 Ekim 2017, 17:53:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Neron

#15
K'ler istediğimizde yeni evrenler yaratabileceğimizi söylemişlerdi. Ben bunu da "evrenden iste, evren sana verir" düşüncesinin bir benzeri gibi görmeye eğilimliydim. Denemesini de basit şeylerde yapmıştım. Hatta bu konuda bir de kitap okudum. Türkçe bir kitaptı. Kitabın yazarı, Aykut Oğut, başından inanılmaz şanssızlıklar geçtikten sonra, bu isteme konusunda ilerleyince büyük başarılar elde ettiğini iddia ediyor. Kitabın adı: EVrenden torpilim var. İntternette pdf'si varmış.
 

gerçek tosun paşa

#16
Bence bitkiler ve hayvanlar konusunda kesinlikle olay başka varlıklarla etkileşimlerinde gizli. Yani bir bitkiye bakınca mesela çimenlere doğrudan onun bizim gibi bir ruha sahip olmadığı için boyutu değişken olabilir yani demek istediğim tüm ağaçlar 2.boyut olmayabilir, suda yaşayan bitkiler, taştan çıkan bitkiler çok farklı formlarda gelişebiliyor. Örneğin kas.lar evcil hayvanların insanlarla olan iletişim ve kimlik sahibi edilmeleri  sayesinde çok hızlı tekamül ettiklerini anlatmışlardı.

bozadi

#17
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

taşları bilmiyorum ama arabaların ruhu olduğuna inanmaya başladım ne zaman arabam hakkında art niyetli olsam arabam benden intikam alıyor. zihnimden geçirsem dahi öyle. biri gelip arabaya sağdan soldan geçiriyor.geçen aynı trafik polisine denk geldim bana genemi sen dedi. ve şu ana kadar hiç bir hasarda sorumlu ben değildim. sanki arabam, beni değiştirmeyi aklından geçirirsen seni sanayiden çıkarmam diyor. tamircilere hızlı çıkarsınlar diye parça değişimine giderken börek yaptırıyorum rüşvet getirdim size diyorum. geçen eleman abla en son getirdiğin superdi aynısı olsun dedi dosya açtırmaya gittiğimde. arabama oturup kendisinden özür dileme seanslarıma girmeyeceğim.
[:D][:D][:D]

bozadi

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Neron

K'ler istediğimizde yeni evrenler yaratabileceğimizi söylemişlerdi. Ben bunu da "evrenden iste, evren sana verir" düşüncesinin bir benzeri gibi görmeye eğilimliydim. Denemesini de basit şeylerde yapmıştım. Hatta bu konuda bir de kitap okudum. Türkçe bir kitaptı. Kitabın yazarı, Aykut Oğut, başından inanılmaz şanssızlıklar geçtikten sonra, bu isteme konusunda ilerleyince büyük başarılar elde ettiğini iddia ediyor. Kitabın adı: EVrenden torpilim var. İntternette pdf'si varmış.
Diyorum ya, "yanlış" diye geçiştirilebilecek bir fikir de değil bence zaten. İstemenin türleri var. Daha KH niteliğinde isteyişler vardır, daha BH niteliğinde olanlar da. Fark bu. Büyük ölçüde faşist egemenlere hizmet eden bir kapitalist tüketim biçimine alıştırılmakta olan bir insanlığa "evrenden isteyin, verir" anlayışının reklamını yapmak BH'den ziyade KH yönünde, yani ego yönünde bir katalizör etkisi yapacaktır muhtemelen.

İstek/dua/niyet kavramları hayatımızın en önemli kavramları arasında doğal olarak. 3. yoğunluğun kendine özgü (çocuksu) ego/KH niteliğinin doğal bir sonucu bu. Ama BH'ye ilerleme sürecinde "istemek" ile "istememek" arasındaki dengeyi de önemsememiz gerektiğini sanıyorum. Meditasyonun en önemli işlevlerinden biri, "kesintisiz isteme" haline bir mola verebilmektir. Birşey istemeden de varolunabildiğini, hatta bu şekilde daha doygun bir hale ulaşılabildiğini hatırlamak için. Ama elbette fiziksel yönü güçlü bir varoluş modunda tamamen isteksizlikten/ihtiyaçsızlıktan bahsetmek kolay değil. Bu nedenle olsa gerek, Maharaj, tıpkı çiğneyip yuttuğumuz birşeyi sindirim sistemimizin otomatizmasına bırakmak gibi, mecburi veya doğal denebilecek tüm istek/ihtiyaçları kendiliğinden gerçekleşen otomatik birşey olarak görmeyi, hastalık/sorun dışında bunlara odaklanmamayı tavsiye ediyor.

Ra'nın açıklamalarıyla çelişmediğini sandığım K'ların yaptığı BH tanımı, "kendisi için hiçbir şey istememekle" yakından bağlantılı görünüyor. Bu elbette bugünden yarına ulaşabileceğimiz bir durum değil. Hatta böyle birşeyin makul olup olmadığını da tartışmak gerekir.

İstemenin "acizlik itirafı/kabullenişi" denebilecek bir yönü vardır ki, monoteist felsefelerin ve faşist global örgütlenmenin başlıca hipnotik dayanaklarından biridir ve bence "aşmamız" gereken bir komplekstir. "Tamamen yanlıştır" demiyorum ama yanlış olan yönüne artık daha fazla odaklanarak dengeleyip sağlıklı bir şekilde otomatiğe bağlayabileceğimiz bir mesele diye bakma gayretindeyim.

Bu anlamdaki "istemek" ile "arzuya dayalı düşünüş" veya "arzuya dayalı yaşam" anlayışı arasında önemli bir paralellik olduğu açıktır. "Evren/hayat sunsun, ben tüketeyim" anlayışı. Bu tüketim anlayışına çok bağlanınca, "büyük balığın küçük balığı yuttuğu" bir düzenin parçası oluveriyoruz. Bu bir kısır döngü. İhtiyaçlarımızın ve isteklerimizin çokluğu bizi acizleştiren, zayıflatan faktörlerden biri ve içinde yaşadığımız materyalist/kapitalist düzenin var gücüyle pompaladığı birşey. Bilinçli olarak farkında bile olmadan, bu "istemek" ve "evrenin vermesi" meselesine buradan yaklaşıyor olabiliriz ve açıkçası bu konularla ilgili fikir yüreten insanların çoğunluğunun da meseleye maalesef bu yönden yaklaşıyor olduklarını sanıyorum, ki Laura'ların dikkat çekmeye çalıştığı şey de budur.


bozadi

#19
"Kendine Müslüman" kavramı ne kadar ilginç ve isabetli bir kavram, öyle değil mi? "Kendine Hizmet" kavramıyla özdeş aslında. Kendine hizmet etmemek, daha doğrusu kendine hizmeti azaltmak için büyük bir doygunluğa ulaşmak gerekir. "Kaynak sıkıntısı" duymamak gerekir. Kaynağın kendisi olmak veya olduğunu anlamak/bilmek/görmek gerekir. Kaynak derken de, "herşeyin kaynağı". Almaktan ziyade vermek bunun sonucu.

bigsenfoni

#20
"Bigsenfoni, astral rüya olduğunu nasıl anlıyorsun? Bazan çok ilginç rüyalar görüyorum. Dün de gördüm. Ama bunun ne tür rüya olduğunu nasıl anlayabiliriz?"


DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Neron

#21
Teşekkürler bigsenfoni. Demek ki ben astral rüya görmemişim hiç. :)
 

bigsenfoni

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.