Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Celseler Hakkında Tartışma

Başlatan Anhora, 20 Kasım 2014, 03:22:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#90
Koşulsuz sevgi; karşılık beklemeden, Bh olup olmadığını düşünmeden, yardım, iyilik olsun demeden, insan olsun hayvan olsun, böcek olsun, ot olsun her canlı cansız yaradılanın yanında olmak. BAŞKALARINA HİZMET EDİYORUM DEMEDEN...Başkalarına hizmet ettiğimizi düşünürek başkalarına hizmet etmiş olamayız, kendimize hizmet etmiş oluruz.
 

bozadi

#91
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Koşulsuz sevgi; karşılık beklemeden, Bh olup olmadığını düşünmeden, yardım, iyilik olsun demeden, insan olsun hayvan olsun, böcek olsun, ot olsun her canlı cansız yaradılanın yanında olmak. BAŞKALARINA HİZMET EDİYORUM DEMEDEN...Başkalarına hizmet ettiğimizi düşünürek başkalarına hizmet etmiş olamayız, kendimize hizmet etmiş oluruz.
Bu görüşlerine kendi içlerinde aynen katılmakla birlikte, Alemtaç, yukarıda konusu geçen bazı hususlar bağlamında eklenmesi ve bütünlenmesi gereken şeyler olabileceğini düşünüyorum.

Sevgiyi alabilen, kabul edebilen ve bundan memnuniyet duyabilenlerle  (ve daha da güzeli benzer şekilde karşılık verebilenlerle) sevgiyi koşulsuz bir şekilde paylaşmak konusunda tartışmaya değer fazla birşey yok diye düşünüyorum. Tartışma potansiyeli ve muhtemelen gerekliliği daha fazla olan şey aynı ortamda yer alan BH eğilimi ile KH eğilimi arasında kaçınılmaz olarak meydana gelen "çatışma" potansiyeline ne gözle bakmamız gerektiğinde sanırım.

Senin ve konuyla ilgili paylaşmak, eleştirmek, sormak istedikleri olan tüm arkadaşların görüşlerini duymayı çok isterim.

Anhora

#92
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
Hakikaten, 4. yoğunluğa mezuniyet için gerekli pozitiflik düzeyi olan ve benim anladığıma göre henüz hiçbirimizin (belki K'ların "sızıntı" dedikleri deneyimler dışında) erişemediği %51 BH noktasına ulaşıldığında bile hala %49 gibi ciddi bir oranda Kendine Hizmet faktörü ve gerekliliği olacak. Normalde BH ile KH'yi %50-50 diye eşit şekilde ikiye ayıracak olsak, BH olmak o terazide BH kefesine "en az" +%1'lik bir ek ağırlık koymayı gerektiriyor. Yani bir bakıma Evren/Hayat diyor ki, "Senin gerçekten 'pozitif/iyi' olabilmen için, başkalarına hizmet eğilimin kendine hizmet eğiliminden kesinlikle fazla olmalı." Bir de bu gerçek pozitifliği veya gerçek BH olma durumunu netleştirmek için şöyle bir kıstası göz önünde bulundurabiliriz bence bu meseleyle ilgili muhtemel bir belirsizliği/şüpheyi gidermek için: %51 BH seviyesine ulaşan biri artık hiçbir zaman KH düşünce/his kalıplarının kontrolü altında deneyim yaşamaz. Bir daha korkmaz. Şüpheye düşmez, yolunu kaybetmez, inancı asla sarsılmaz. Karşılaştığı her durumda ne yapması gerektiğine karar vermesi ve uygulaması suyun akışı kadar doğal, tereddütsüz ve geri dönüşsüz olacaktır. Tüm bilgi, farkındalık, his ve davranış potansiyelini bu netlik, akıcılık ve mükemmellikle kullanıyor olacaktır. Evet, tüm bu betimlediklerimi "geçici" bir süre dahilinde (bazen daha kısa, bazen daha uzun) hepimiz deneyimlemişizdir ama benim anladığıma, sezdiğime göre, %51 pozitiviteye kalıcı/tam/gerçek bir şekilde ulaşmak demek, bir daha o farkındalığın, o inancın, o tutumun, o akışın asla geri dönüş yaşamayacak olması, yani bir daha asla negatif duygu ve düşüncelerin kontrolü altına girmeyecek olması demektir. Yani biz veya tanıdığımız herhangi başka bir insan kendine "Ben acaba %51 BH'ye ulaştım mı?" diye soracak olursa, bu sorunun cevabı bence son derece muhtemel olarak "Hayır"dır. "Sızıntı" yaşanabilir ve güçlü bir 4BH sızıntısı deneyiminde %51 BH seviyesini bile bir süreliğine aşıyor olabiliriz belki de ama burada kritik ayrım noktası: geçicilik / kalıcılık. Henüz kalıcılığa ulaşmamışsak, daha tamamlanmamış dersler, henüz öğrenilmemiş, uygulanmamış şeyler var demektir.

Peki ya %100 BH farkındalığına ulaşan varlık ne olacak? Ona hiçbir şey bırakmamışsın gibi geldi bana :) Bence %51'de şunu kastediyorlar: Ego benliğimizin %49'umuzu sürüklediği durumlarda, eğer nihai kararı BH için veriyorsak, gerçekten doğru olanı yapma niyetini gösteriyorsak, en az %51 BH tarafındayız demektir. Ben böyle anladım. %100 BH farkındalığında olan varlık, zaten buraya gönderilen gezginler gibi dünyanın dengesini düzeltmede büyük katkıları olan gözde birisi konumuna gelecek ve devir sonunda bir üst BH yoğunluğunda hasat edilebilecek.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
Ra'nın 4. yoğunluğa "sevgi yoğunluğu" (bazen de "idrak/anlayış yoğunluğu") demesi ve aynı zamanda 3. yoğunlukta "sevgi derslerinin" alınıyor olduğunu söylemesi bence şununla ilgili: 3. yoğunlukta sevmek öğreniliyor ama sevmenin "gerçekten" öğrenilip "kesintisiz" hale gelmesi ve geri dönüşsüz olarak giderek daha fazla güçlenmeye doğru akması 4. yoğunluğa mezuniyet anlamına geliyor. 4. yoğunlukta öğrenilecek olan şeyler de 5. yoğunlukta kesintisiz/tam olarak uygulanmaya ve deneyimlenmeye başlanacak şeyler olacaktır.

İşte, 3. yoğunlukta sevgiyi öğrenme ve uygulama çalışmaları yapmaktan ne anlamamız gerektiğine dair görüşlerimizi, anlayışlarımızı, örneklerimizi paylaşmamızın çok faydalı olabileceğini düşünüyorum. Tam da bu yaşadığımız koşullarda, hergün ve tam bu anda "sevgi" derslerinin içindeysek madem, bu koşullarda bu ders ne anlama geliyor? Ne yapmak lazım? Bu sevgi derslerinin şu anda hayatımızda şahitlik etmekte olduğumuz, deneyimlemekte olduğumuz aile hayatımızla, çalışma hayatımızla, dış koşullarla, dinle, imanla, siyasetle, ekonomiyle nasıl bir bağlantısı var? Ve bunu konuşurken, tartışırken, "sevgi meleği" olmamız gerekiyormuş gibi bir sanıya veya komplekse kapılmayalım. Yeterince sevgili olabilsek zaten hayatımız bu kadar stres, karmaşa, korku ve gerilim dolu olmazdı. Dolayısıyla bir bakıma yeterince sahip olmadığımız, yeterince bilmediğimiz, inanmadığımız veya yeterince anlamadığımız bir bilim konusunu düşünüyormuş gibi düşünelim bence.

Bilmiyorum, belki yanlış da olabilirim ancak benim gözlemim şu şekilde:

Öncelikle ÖNYARGI yelkenlerimizi indirmemiz gerekiyor, ki EGO benliğimizi dizginleyebilelim.
Yunus Emre Belgeselinde ego ile ilgili çok güzel bir bölüm var:
https://www.youtube.com/watch?v=xxkSAJKMM48

İnsanlara önyargısız yaklaştıkça, onları daha iyi anlayabileceğimizi ve onlara daha iyi yardım edebileceğimizi düşünüyorum.
Uyum içinde yaşama, karşılıklı anlayış gerektiriyor. Bu noktayı halledebilseydik, çok yol kat edebilirdik.

Anlamayı geçtim, bu ahir zamanda, artık insanlar birbirlerini dinlemek bile istemiyorlar.
Bilinçli propagandalarla (filmler, moda, popüler kültür vs.), görünüşe göre karar vermeye odaklı hale getirildik. İnsan düşününce fark ediyor.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
Hayatın bize "senin gerçekten iyi olabilmen için başkalarına hizmetin kendine hizmetinden fazla olmalı" demesiyle ilgili olarak başta aklıma geldiği halde sonradan gevezelik yaparken irdelemeyi unuttuğum şöyle bir durum olduğunu düşünüyorum:

Normalde yaşadığımız koşullarda "başkalarına kendinden daha fazla hizmet etme" fikri karşısında pek çok insan gibi bizler de pek çok zaman şöyle hissedebiliriz farkında olarak veya olmayarak: "Kendimden ziyade başkalarına hizmet etmek mi? Niye, alnımda keriz mi yazıyor?"

Hizmet ettin diye keriz olmazsın bence. Çünkü; "Tanrı, en büyük hizmetkârdır." :)

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
İşte, böyle hissetmemizin veya hissettirilmemizin nedeni şu anladığım kadarıyla: Tüm evren, tüm hayat olduğumuzu anlamıyoruz. Var olan herşey birdir ve biz oyuz. Ben oyum, sen osun. Sen bensin ve herşeysin, tıpkı benim gibi, onun gibi. "Birlik" fikri bu. Özdeşlik yani. Başkalarına hizmet ettiğin zaman da "kendine" hizmet etmiş oluyorsun çünkü aslında herşey sensin. Kendine hizmet ettiğin zaman da başkalarına hizmet etmiş oluyorsun çünkü sen herkessin.

Buraya kadar eyvallah, doğru, güzel. Ama o zaman Ra neden BH-KH ayrımı koyup ikisinden birinin seçilmesi gerektiğini vurguluyor? Hem birlik birlik deyip durmak, hem de sonra o birliği adeta kabak gibi ortadan ikiye bölüp taraf tutmaya teşvik etmek yanlış değil mi o zaman? Değil işte ve bizim de bu meseleyi çözümlememiz gerekiyor bence sevgi meselesini tartışırken.

İşte ben de birini diğerinden üstün tutmayla ilgili soruyu sorarken buna atıfta bulunmuştum.

Kişisel olarak ben geçmişe bakarak yolumu bulmaya çalışırım. Yaratılanlara bakıyorum, doğa'ya bakıyorum her yerde bir ikilik, dilemma var. Birisi olmadan diğeri olamıyor. Bence hayatın amacı taraf tutmak değil de, bu dilemma'nın gizemini çözmek.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Koşulsuz sevgi; karşılık beklemeden, Bh olup olmadığını düşünmeden, yardım, iyilik olsun demeden, insan olsun hayvan olsun, böcek olsun, ot olsun her canlı cansız yaradılanın yanında olmak. BAŞKALARINA HİZMET EDİYORUM DEMEDEN...Başkalarına hizmet ettiğimizi düşünürek başkalarına hizmet etmiş olamayız, kendimize hizmet etmiş oluruz.

Evet güzel bir noktaya değinmişsin Alemtac, yapılanların karşılıksız olması kendimizi kandırmamamız için önemli.
Ad vitam æternam

bozadi

#93
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Anhora

 Peki ya %100 BH farkındalığına ulaşan varlık ne olacak? Ona hiçbir şey bırakmamışsın gibi geldi bana :) Bence %51'de şunu kastediyorlar: Ego benliğimizin %49'umuzu sürüklediği durumlarda, eğer nihai kararı BH için veriyorsak, gerçekten doğru olanı yapma niyetini gösteriyorsak, en az %51 BH tarafındayız demektir. Ben böyle anladım. %100 BH farkındalığında olan varlık, zaten buraya gönderilen gezginler gibi dünyanın dengesini düzeltmede büyük katkıları olan gözde birisi konumuna gelecek ve devir sonunda bir üst BH yoğunluğunda hasat edilebilecek.
"%100 BH" kutupsallaşmışlığına ne zaman ulaşılabildiğini düşünüyorsun Anhora? 4. yoğunlukta buna ulaşılabildiğini düşünüyor musun örneğin? Ra bilgilerinde bu konuya dair herhangi birşeye rastladığını hatırlıyor musun? Çünkü benim aklımda kaldığı kadarıyla (yamulmuyorsam) 4. yoğunlukta %100 BH profiline ulaşılamıyor. Hatta 5. yoğunlukta bile. %100 BH olmak demek "big-bang" vakti gelmiş demek benim okuduklarımdan aklımda kalanlara göre. Yanlış hatırlıyor olabilirim veya hatrımda kalan bilgi parçalarını savunduğum bir görüş için "harcıyor" olabilirim. Umarım konuyu netleştirebiliriz.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Anhora

Bilmiyorum, belki yanlış da olabilirim ancak benim gözlemim şu şekilde:

Öncelikle ÖNYARGI yelkenlerimizi indirmemiz gerekiyor, ki EGO benliğimizi dizginleyebilelim.
Yunus Emre Belgeselinde ego ile ilgili çok güzel bir bölüm var:
https://www.youtube.com/watch?v=xxkSAJKMM48

İnsanlara önyargısız yaklaştıkça, onları daha iyi anlayabileceğimizi ve onlara daha iyi yardım edebileceğimizi düşünüyorum.
Uyum içinde yaşama, karşılıklı anlayış gerektiriyor. Bu noktayı halledebilseydik, çok yol kat edebilirdik.

Anlamayı geçtim, bu ahir zamanda, artık insanlar birbirlerini dinlemek bile istemiyorlar.
Bilinçli propagandalarla (filmler, moda, popüler kültür vs.), görünüşe göre karar vermeye odaklı hale getirildik. İnsan düşününce fark ediyor.
İnsanlara önyargısız yaklaşma gerekliliğine dair görüşüne kimsenin itiraz edebileceğini sanmıyorum. Yani en azından ben etmem. "Karşılıklı anlayış", aynı şekilde. Eğer senin temeldeki eğilimin BH yönündeyse ve "anlaşayabilmeyi" umduğun kişi de belki pek çok sorununa (ve hatta "arızasına") rağmen BH'yi anlayabiliyor ve ona samimi çaba harcayabiliyorsa, o insanı "anlama" çaban, "empati" gösterme çaban hiçbir kötü anlama gelmez. Aynı şekilde onun sana gösterebileceği empati çabası da öyle.

Yalnız, Ra'yı ve ele aldığımız diğer kaynakları anlamaya çalışan herhangi biri, tüm insanların "BH eğilimli" olmadıklarını da anlıyordur sanırım. Daha net ifade etmeye çalışayım, KH eğilimi BH eğiliminden daha güçlü olan, "özgür iradesiyle BH'yi değil KH'yi seçen" ve ona "adanan" bireyler de var. Ve dünyanın anasını ağlatanlardan bahsederken kastedilen şey de bu. Şeytan diye özetlenebilecek olan bilinçli, şiddetli, kararlı KH eğilimini "anlamaya" çalışmak makul birşey mi? Yalnız burada "anlamak" derken kritik bir nüansı vurgulama gereği duyuyorum. "Hakkında önyargısız bilgi sahibi olmaya çalışmak" anlamındaki "anlamaktan" bahsetmiyorum "makul mü?" diye sorduğum şeyde. Kötünün kötülüğünü "Kabul etmek, razı olmak, onaylamak" anlamındaki "anlamayı" kastediyorum.

Sanırım İyiliğin ve Kötülüğün göreceli olup olmadığını tartışmamız gerekecek, ki gayet gerekli olabilir bunu yapmak. Ama yine şu ayrımı yapabildiğimi vurgulmak istiyorum. Bir insan KH'ye adanıyormuş gibi görünebileceği halde ve açıkça "kötü" denebilecek şeyler yapmış veya yapıyor olabileceği halde, bu hemen onun "mutlak kötü" olduğu anlamına gelmeyebilir. Yani tek bir olaya, tek bir kareye bakıp da "şu insan iyidir, şu insan kötüdür" demeyi savunmuyorum. Süreçte anlaşılır, doğrulanır, pekiştirilir bazı şeyler. Ama bu da demek değil ki kimse gerçekten kötü değildir veya kötülüğe adanmaz (veya iyiliğe). Çünkü başka bir deneyim seviyesine mezun olabilecek kadar negatifleşebiliyor bazı insanlar. Şimdi bu durumda kalkıp "kötülük diye birşey yoktur, tamamen görecelidir" demeyelim yani, değil mi?

Ayrıca bu mesajda son olarak yine şunu da vurgulayayım, ben her ne kadar büyük ölçüde kavram düzeyinde tartışmaya çalışıyormuşum gibi görünse de, benim derdim kavramlar değildir, ben somut hayatımızda olan biten ve (pozitif) vicdanın kabul edemeyeceğini (onaylayamayacağını, razı olamayacağını) düşündüğüm bazı şeylerle ilgili bir farkındalık geliştirmemizi öneriyorum. Davranışlarımızda kullanabileceğimiz farkındalığımızı geliştirmeye yönelik ortak bir çaba öneriyorum.

bozadi

#94
Evet, "İkiliğin gizemine vakıf olma" isteğini gayet anlıyorum, bunu istemekte hiçbir yanlışlık görmüyorum. Yani Ra'nın "Bir'in Yasası" dediği ve hatta çok vurucu şekilde "Ne BH'ye göz kırpar, ne de KH'ye" dediği o en yüksek bilinç düzeyine ulaşmak istemek çok doğal. Ama 6. yoğunluğa ulaşmadan buna gerçek manada vakıf olunmasının mümkün olmayacağı düşünülebilir. Ama elbette bu demek değil ki şu anda böyle birşeyi tasavvur etmek, böyle bir arzu duymak ille de sağlıksız olsun. Mesele o değil. Mesele dünyada egemen olmuş şiddetli KH Psikopatisi karşısında kendimizi yeterince koruyamaz haldeyken, işkence koşulları altında yaşarken işkencecilere karşı kendimizi korumanın ve savunmanın yollarını bulmaya çalışmak yerine işkencecileri "anlamaya" çalışmak olabilir.

bozadi

#95
Ve son söylediğim demek değil ki KH varlıklarını, motivasyonlarını, hayata bakışlarını objektif bir şekilde anlamaya çalışmayalım hiç. Ama her ne yapacaksak, bunu hali hazırda maruz kalmakta olduğumuz şiddetli psikopatiye çözüm bulacak şekilde yapma niyeti göstermek gerekir diye düşünüyorum. Aksi durumda, psikopat biri tarafından bir kundaklama sonucu çıkarılan yangında yanma tehlikesiyle karşı karşıyayken o yangından kurtulmaya çalışmak yerine kundakçının motivasyonu hakkında bilgi edinip ona anlayış göstermeye çalışmaya benzer. Önce yangını söndürmek veya kontrol altına almak veya bir şekilde kendimizi mümkün olan en az hasarla kurtarmaya çalışmak icap eder. Ha, yangından kaçamayacağına ikna olmuşsundur, durumu kabullenmişsindir, yanarken öyle son bir "neden acaba, nasıl acaba?" diye düşünmenin ekstradan zararı olmaz diye düşünüyorum.

bozadi

#96
Ve son söylediğim demek değil ki KH varlıklarını, motivasyonlarını, hayata bakışlarını objektif bir şekilde anlamaya çalışmayalım hiç. Ama her ne yapacaksak, bunu hali hazırda maruz kalmakta olduğumuz şiddetli psikopatiye çözüm bulacak şekilde yapma niyeti göstermek gerekir diye düşünüyorum. Aksi durumda, psikopat biri tarafından bir kundaklama sonucu çıkarılan yangında yanma tehlikesiyle karşı karşıyayken o yangından kurtulmaya çalışmak yerine kundakçının motivasyonu hakkında bilgi edinip ona anlayış göstermeye çalışmaya benzer. Önce yangını söndürmek veya kontrol altına almak veya bir şekilde kendimizi mümkün olan en az hasarla kurtarmaya çalışmak icap eder. Ha, yangından kaçamayacağına ikna olmuşsundur, durumu kabullenmişsindir, yanarken öyle son bir "neden acaba, nasıl acaba?" diye düşünmenin ekstradan zararı olmaz diye düşünüyorum.

Anhora

#97
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
"%100 BH" kutupsallaşmışlığına ne zaman ulaşılabildiğini düşünüyorsun Anhora? 4. yoğunlukta buna ulaşılabildiğini düşünüyor musun örneğin? Ra bilgilerinde bu konuya dair herhangi birşeye rastladığını hatırlıyor musun? Çünkü benim aklımda kaldığı kadarıyla (yamulmuyorsam) 4. yoğunlukta %100 BH profiline ulaşılamıyor. Hatta 5. yoğunlukta bile. %100 BH olmak demek "big-bang" vakti gelmiş demek benim okuduklarımdan aklımda kalanlara göre. Yanlış hatırlıyor olabilirim veya hatrımda kalan bilgi parçalarını savunduğum bir görüş için "harcıyor" olabilirim. Umarım konuyu netleştirebiliriz.
Bu konuda sen benden çok daha bilgilisin. Ben üst yoğunlukları hesaba katmamıştım. Sadece %100 BH olmayı bulunduğumuz yoğunlukla sınırlandırdım. Sanırım bu yanlış bir çıkarım oldu.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
İnsanlara önyargısız yaklaşma gerekliliğine dair görüşüne kimsenin itiraz edebileceğini sanmıyorum. Yani en azından ben etmem. "Karşılıklı anlayış", aynı şekilde. Eğer senin temeldeki eğilimin BH yönündeyse ve "anlaşayabilmeyi" umduğun kişi de belki pek çok sorununa (ve hatta "arızasına") rağmen BH'yi anlayabiliyor ve ona samimi çaba harcayabiliyorsa, o insanı "anlama" çaban, "empati" gösterme çaban hiçbir kötü anlama gelmez. Aynı şekilde onun sana gösterebileceği empati çabası da öyle.

Yalnız, Ra'yı ve ele aldığımız diğer kaynakları anlamaya çalışan herhangi biri, tüm insanların "BH eğilimli" olmadıklarını da anlıyordur sanırım. Daha net ifade etmeye çalışayım, KH eğilimi BH eğiliminden daha güçlü olan, "özgür iradesiyle BH'yi değil KH'yi seçen" ve ona "adanan" bireyler de var. Ve dünyanın anasını ağlatanlardan bahsederken kastedilen şey de bu. Şeytan diye özetlenebilecek olan bilinçli, şiddetli, kararlı KH eğilimini "anlamaya" çalışmak makul birşey mi? Yalnız burada "anlamak" derken kritik bir nüansı vurgulama gereği duyuyorum. "Hakkında önyargısız bilgi sahibi olmaya çalışmak" anlamındaki "anlamaktan" bahsetmiyorum "makul mü?" diye sorduğum şeyde. Kötünün kötülüğünü "Kabul etmek, razı olmak, onaylamak" anlamındaki "anlamayı" kastediyorum.

Sanırım İyiliğin ve Kötülüğün göreceli olup olmadığını tartışmamız gerekecek, ki gayet gerekli olabilir bunu yapmak. Ama yine şu ayrımı yapabildiğimi vurgulmak istiyorum. Bir insan KH'ye adanıyormuş gibi görünebileceği halde ve açıkça "kötü" denebilecek şeyler yapmış veya yapıyor olabileceği halde, bu hemen onun "mutlak kötü" olduğu anlamına gelmeyebilir. Yani tek bir olaya, tek bir kareye bakıp da "şu insan iyidir, şu insan kötüdür" demeyi savunmuyorum. Süreçte anlaşılır, doğrulanır, pekiştirilir bazı şeyler. Ama bu da demek değil ki kimse gerçekten kötü değildir veya kötülüğe adanmaz (veya iyiliğe). Çünkü başka bir deneyim seviyesine mezun olabilecek kadar negatifleşebiliyor bazı insanlar. Şimdi bu durumda kalkıp "kötülük diye birşey yoktur, tamamen görecelidir" demeyelim yani, değil mi?

Ayrıca bu mesajda son olarak yine şunu da vurgulayayım, ben her ne kadar büyük ölçüde kavram düzeyinde tartışmaya çalışıyormuşum gibi görünse de, benim derdim kavramlar değildir, ben somut hayatımızda olan biten ve (pozitif) vicdanın kabul edemeyeceğini (onaylayamayacağını, razı olamayacağını) düşündüğüm bazı şeylerle ilgili bir farkındalık geliştirmemizi öneriyorum. Davranışlarımızda kullanabileceğimiz farkındalığımızı geliştirmeye yönelik ortak bir çaba öneriyorum.
Sanırım senin derdin, "İktidardakiler kötüdür ve bundan kurtulmamız için ne yapmamız gerek?" sorusuna cevap bulmak :)

Sen kötüyü neden kabullenelim dedin. Burada belki bir parantez açıp yeni savlar ekleyebiliriz.

"Ya doğru yaptığını sanan ama kötü sonuçlar doğuran eylemleri gerçekleştirenler?"
"Ya kötü olduğunu bildiği halde, iyi şeyler için kötünün yapılması gerektiğini savunanlar?"
(Amerika'nın felsefesi bu değil mi? Ülke'nin bütünlüğüne zarar gelmesindense, birkaç kişinin elemine edilmesi göz yumulabilir bir şey.)

Bu savlar da ortaya atılabilir. Bir çok şey söylenebilir iyi ve kötü hakkında. Bence BH varlığının izlemesi gereken yol şöyle olmalı:
Sen yaptığını en iyi ve en güzel şekilde yap ki örnek ol ve iyiliğini etrafına yay ki, parıltın, ışığın, karanlığı gölgede bırakacak kadar çok parlasın. Ama kendi yolunda kal. Onların yolundan gidersen, onlara dönüşebilme ihtimalin artar.

Bu ülkede namuslular da, namussuzlar kadar cesur olmalı. Harekete geçmek konusunda.

Youtube'da bir video izledim, organik sandviç yapmak için 6 ay ve 1500 dolar harcamış adam. O 6 aylık emeği 2 dk'da bitirdi. Tüketmek çok kolay, üretmek çok zor. Tek başına üretemezsin, ama birlikte üretirsen (sevgiyi bile), amacına kolaylıkla ulaşabilirsin.
Ad vitam æternam

Anhora

#98
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Ve son söylediğim demek değil ki KH varlıklarını, motivasyonlarını, hayata bakışlarını objektif bir şekilde anlamaya çalışmayalım hiç. Ama her ne yapacaksak, bunu hali hazırda maruz kalmakta olduğumuz şiddetli psikopatiye çözüm bulacak şekilde yapma niyeti göstermek gerekir diye düşünüyorum. Aksi durumda, psikopat biri tarafından bir kundaklama sonucu çıkarılan yangında yanma tehlikesiyle karşı karşıyayken o yangından kurtulmaya çalışmak yerine kundakçının motivasyonu hakkında bilgi edinip ona anlayış göstermeye çalışmaya benzer. Önce yangını söndürmek veya kontrol altına almak veya bir şekilde kendimizi mümkün olan en az hasarla kurtarmaya çalışmak icap eder. Ha, yangından kaçamayacağına ikna olmuşsundur, durumu kabullenmişsindir, yanarken öyle son bir "neden acaba, nasıl acaba?" diye düşünmenin ekstradan zararı olmaz diye düşünüyorum.

Bence KH'ların bakış açısından baktığın için böyle düşünüyorsun.

Hayat enerjisi BH ile dolu olan biri nasıl düşünürdü?
Sanırım birisinin evini yaktığını düşlemeyecek kadar kafası evi yanmış ya da zor durumda olan birine nasıl yardım edilebileceği ile meşgul olurdu.
Hani kafada pozitif düşünceler ne kadar çoksa, negatif'e o kadar yer yok diyorlar ya bence doğru bir şey. Tabi öyle bir dünyada/realite'de yaşıyoruz ki, öylesine zor bir gündemimiz var ki, insan ister istemez bu kaosa dahil olup müdahil konumuna geçiyor.
Ad vitam æternam

Majisyen

#99
Khyı gormezden gelmek onu yok etmez Anhora.Bozadinin yaklaşımı Kh degil her an tetikte olmaktır.Pozitif düşünüyorum o zaman yangın çıkmaz yaklaşımı ihmalden başka bir şey değildir. Bilgiye dayanmayan sevginin, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaktan farkı yoktur diye düşünüyorum.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Alemtac

#100
"Tartışma potansiyeli ve muhtemelen gerekliliği daha fazla olan şey aynı ortamda yer alan BH eğilimi ile KH eğilimi arasında kaçınılmaz olarak meydana gelen "çatışma" potansiyeline ne gözle bakmamız gerektiğinde sanırım." Sevgili Bozadi soruna yaşadıklarımdan yola çıkarak şöyle cevap verebilirim: 

Başkalarına hizmet etiğimi düşünmeden, yanlarında olduklarım bana yaptıklarıma karşılık tepki gösterdiklerinde sinirlenmemem mümkün değil...yani hizmet ettiğimi düşünmeden başladığım bir işte, sabırla yaklaştığım özellikle insanlarda bilmeden karşılık bekliyorum demekki ve bu yaşadığım olaylardan çıkardığım sonuçla; başkalarına hizmet ettiğimizi düşünerek yaptığımız hizmet başkalarına değil kendimize hizmettir dedim. Bir birey, mesela ben Bh eğilimli olduğumu düşünsemde, sinirlenmem Kh liğinde varlığını gösteriyor. Önce kendi içimde Bh/Kh çatışmasını çözebilmeliyim. Olaylar karşısında ani tepki vermeden, insanları kırmamak adına, düşünme fırsatını kendime tanımak için neler yapabilirim?
 

Scyth

#101
Sezar'ı inceleseniz aslında Bh yolu için merakınızı giderecek gerçekleri bulurdunuz. Ra bilgilerinde Kh mezuniyetli varlıkların bazılarının adları vardı. Örneğin Cengiz Han gibi. Bence bu işi tarihi kişiliklerin hayatları üzerine konuşarak genişletebiir aynı zamanda bu kişilerin hayatlarına dair verilen bilgilerin doğruluğunuda sorgulayabilirdiniz.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#102
Bir de Bh yada Kh kutuplaşması herzaman yaşarken beden değişimi ile sonuçlanmaz. Ruhların deneyimlerinin toplamı olduğunu atlayıp sadece içinde olduğunuz hayata bakıp değerlendirmede bulunmak bence yanlış. Bugün farklı olan tek şey Dalga'nın bu deneyimlerin toplamını kısa bir hayat süresinde bedenle aşırtamayacak olanları aşırtarak bir sonraki yoğunluğa taşıyacak olması. Zira hayat kısa olduğu için bu düzende deneyimlerinizle bir sonraki yoğunluğa bedenle taşınmak pek kolay değildir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#103
Celselerde Ramtha'da sorulmuş ve başlangıçta iyi niyetli bir çalışma olduğu ve zamanla bozulduğu söylenmişti. Okuyanlar varsa bilirler Ramtha'da "ben dünyanın ilk fatihiydim" der.  Diğer taraftan Kh içinde mezun olduğu söylenen varlıkları arasındada önemli fatihler var. Burada ince bir çizgi var ve niyetler önemli.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#104
Tartışmaya katılan tüm arkadaşlara katkıları için teşekkür ediyorum.

Sevgili Anhora ve Alemtaç arkadaşlarım. BH yönünde kutupsallaştırmamızı artırabilmek için belirli bazı önerilerde bulunuyorsunuz görebildiğim kadarıyla. Ben aslında önerdiğiniz yöntemlerin faydasız veya yanlış olduğunu düşünmüyorum, öncelikle bunu belirteyim. Ben ikinizin de bir şekilde "doğrudan BH'ye odaklanarak BH'leşme" denebilecek bir yönteme işaret ettiğinizi algılıyorum ve bu algım doğruysa, işaret ettiğiniz şeyin yanlış olduğunu düşünmediğimi tekrarlamalıyım.

Benim önerdiğim veya dikkat çekmeye çalıştığım şey ise, sizin işaret ettiğiniz şeye ek ve bütünleyici olduğunu düşündüğüm birşey. Yani her iki yöntemin de kullanılmasının icap edeceğini düşünüyorum. Benim bahsettiğim şey, çevremizi ciddi şekilde saran şiddetli KH aktörlerini ve faaliyetlerini (kitlesel olarak maruz kalınan psikopatik katliamları, işkenceleri, adaletsizlikleri) bir katalizör olarak kullanmaya dairdir.

Ve evet, özellikle devletler, ordular, kurumlar, dinler vs gibi dış dünya sahnemizde oldukça baskın roller oynayan ve dolayısıyla "haberler" dediğimiz şeye sıkça konu olan unsurların olumlu-olumsuz faaliyetlerini özellikle katıyorum bunun içine. Çünkü bunlar seninle veya benimle ilgili olaylar değil. Kitle hayatını etkileyen, ilgilendiren olaylar. Bunlar özü itibariyle aramızdaki bireysel meseleler olmadıkları için, bu düşünce malzemelerini gözlemlemek, ele almak, elimizdeki çeşitli bilgi kaynaklarının süzgecinden, kendi sezgi ve bilgilerimizin süzgecinden geçirerek yorumlamak, içinde bulunduğumuz seçim yoğunluğunda BH'nin KH'nin ne olduğunu anlamaya son derece yardımcıdır. Ve bu olaylar arasında onaylanabilir, desteklenebilir olanları onaylamak, desteklemek, kınanabilir olanları kınamak da bence BH potansiyelimizi daha fazla etkinleştirmeye son derece yardımcı olabilir. Elbette kendim bunu yapış şeklimin her zaman en ideal, en doğru örneği teşkil ettiğini iddia etmiyorum; hepsi son derece eleştiriye açıktır. Lakin, bir sinema filmine gösterdiğimiz alakayı, böyle bir filmi yorumlamaya gösterdiğimiz özeni ve çabayı ortak hayat sahnemizde kitlesel olarak izlemekte olduğumuz filme de gösterebilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Dış dünyanın başlıca varlık amaçlarından biri bu değil mi sonuçta? Hayatı gözlemlemek ve orada olan bitenleri birlikte yorumlamaya çalışmak, bunların bizim varoluş amaçlarımızla ilgi alakalarını değerlendirmek, olumlu-olumsuz eleştirisini yapabilmek, işbirliği potansiyelimize faydasını değerlendirmek, kısacası bunları katalizör olarak kullanabilmek...

Tüm dünyada ve Türkiye'de. Sadece AKP iktidarıyla sınırlamıyorum. Kim olursa olsun, hangi iktidar ve muhalefet olursa olsun, hangi tarihte olursa olsun, dünyanın neresinde olursa olsun, gündemimize yansıyabildiği kadarıyla özellikle KH'ye adanan aktörlerin topluma veya toplum unsurlarına yönelik şiddetli patolojik baskı ve işkencelerini analiz ederek, bunun bizde uyandırdığı tepki gücünü kendi BH'liğimizi geliştirmede, yani pozitif kutuplaşmada bir kolaylaştırıcı, bir katalizör olarak kullanmakla ilgili bu. Çünkü etrafımızda "bu malzemeden bolca bulunuyor". Doğrudan pozitif içerikli pozitiflik katalizörlerinin sayısı, negatif içerikli potansiyel pozitiflik katalizörlerinin sayısından fazla değil gibi geliyor bana, aşina olduğumuz dış dünya sahnemizdeki gündelik yaşam realitesi içinde.