Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#435
Her ne ise ve her kim sizi, bizleri yani frekans düşürücü niyetle koymuş ise, aldırmayın diyorum.

Rahatsız ediyorsa, silin bence ve ben silerdim :)) ama en doğrusu, hiç bir duygu taşımadığınızda silmek gibi geliyor içimden.



 

Tiversonus

#436
Tam analatamadım sanırım; ben youtube daki kişisel sayfama girmek üzere şifremi girdikten sonra bambaşka bir youtube kullanıcı sayfası çıkıyor. Olay bu, yani bu kimin sayfası onuda bilmiyorum ve kendi sayfam yerine şifresi girilmiş o "Nazi sayfası" ortaya çıkıyor olay. Şimdi o sayfadaki bilgileri silebilirdim veya işte onlara zarar verici değişiklikleri de yapabilirdim ama içimden gelmiyor daha da ötesi özgür irade yasası nı ihlal etmek istemedim. Belki de tuzak buydu, yani önüme atılan nazi sayfasına zarar vererek özgür irade yasasını ihlal edecektim ve sonra benim özgür iradem ihlal edilmek için hak kazanacaklardı...Neyse zarar vermek sanırım benim nasıl davranacağıma, nasıl etkileşime gireceğime bağlı idi. Ve zaten frekansım da düştü diyemem sadece daha bir dikkat kesildim ve biraz onaylama/dua yaptım...Umursamıyorum ama öğrenmek adına da kıymetli bir olay diye her ilginç olayı düşünüyorum, bunu da bu açıdan düşündüm ve özgür irade yasasına uygun davranmak gerektiğine karar vererek Nazi sayfasında çıkış yaptım ve tekrar youtube girrerek kendi sayfama girebildim...

Aklıma az önce şu geldi; bir şeyi yapmanın arkasındaki motivasyonlar ne olabilir, bunu genel olarak bilinçler olarak soruyorum. Elbette 4BH yolu için sordum kendime. Evet hayatta hep bir şeyler yaparız, bunun arkasında hangi motivasyon olmalı? Doğru olduğuna inandığımız için mi yaparız bazışeyleri? Hoşumuza gittiği için mi yaparız bazı şeyleri? Peki bir Gül ya da bir nehir neden vardır ya da akar? Motivasyonumuz ne olmalı? Sevgi mi? Sadece olmak mı? Garip şekilde beklentisizliğin arkasındak hangi motivasyon olabilir diye düşünceye daldım? Yani beklentisizlik içinde yapılacak olan bir şeyin yapılmasının arkasındaki motivasyon nedir acaba???

Tiversonus

#437
Ra Bilgilerinde geçen "Gezgin" kavramını düşünüyordum. Gezginler belli ki, Gezegensel titreşime katkı olarak bedenleniyrlar, elbtete barışın, dengenin, sevginin, hizmetin tarafında bir titreşim için. Ve eşit şartlarda "oyun sahasında" lar. Burası ilgin geldi bana, şartların eşit olduğunu bilerek, gezegende bedenlenmenin faydası ne olabilir? Ve hatta Orion Kendine Hizmet'in de hedefi oluyorlar, peki taşıdıkları potansiyel nereden ya da neyden kaynaklanmakta?

Soru: Gezegene hizmet için bedenlenen Gezginlerin, Orion KH'nin hedefi olmaları nedeniyle, saflaşmaları, misyonlarını hatırlamalarına kadar; bir uyanışa kadar, akılsız ve bilgisiz bir Ruh'a göre, davranışları açısından benzerlikleri ya da farklılıkları neler olabilir?

Tiversonus

#438
Soru: Bilincin Evrimi açısından, Bedenin ve Aklın (hisler, duygular, bilinçli karmaşıklıklar ve entellektüel düşünceler bulunur)  dengelenmesi için neler yapılabilir?

Tiversonus

#439
S: (L) Tamam, Philip K. Dick "V.A.L.I.S" diye bir kitap yazmış. Kısaltmanın açılımı "Vast Active Living Intelligence/Information System" (Geniş Aktif Canlı İstihbarat/Bilgi Sistemi). Verdiği bilgilerden bazıları, sizden aldığımız bilgilerle şaşırtıcı bir benzerlik gösteriyor. Ama Don Elkins nasıl Ra Bilgileri için yeterince hazır değildiyse, bu adam da bu bilgiler için hazır değilmiş gibi görünüyor; hayatında pek çok sorun olmuş. Philip Dick Altıncı Yoğunluk benzeri bir kaynağı mı kanallıyordu?
C: Çoğu zaman değil, ama kısmen.

4 Aralık 1999
Kasyopya Celsesi



"Don Elkins nasıl Ra Bilgileri için yeterince hazır değildiyse," bu söz sanırım hayatında (Don Elkins'in) yaşadığı problemler için söyleniyor. Aslında daha önceki celselerde geçtiği kadarı ile  gerçekte kanalın Don Elkins olduğu anlaşılıyor. Elbette tüm bunlar Kasyopya Clselerine göre böyle.

Ve sorum:

Soru: "Don Elkins nasıl Ra Bilgileri için yeterince hazır değildiyse" sözünü söyleyen Laura'nın ve Kasyopya kanalının; Ra Bilgileri'ni doğru ve pozitif bir kanal olarak gördüklerin söyleyebilir miyiz?

Tiversonus

#440


Kasyopya Celselerine göre çakralar.

Soru1:
Sonsuz Zekaya erişim için; Aklın ve Bedenin belirli bir ölçüde dengelenmesi şart ise; yukarıdaki resme göre, Akıl ve Beden'in dengelenmesi için hangi faliyetler sözkonusu olabilir? [Entellektüel merkezin bir diğer ismi de "Akılsal" merkez olarak bu soruyu soruyorum. Akıl/Beden/Ruh un birbirlerinden ayrılmaz olduklarını unutmadan}[/size=1]


Soru2: Bilgi toplamak ya da keşiflerin faydası nedir?

Soru3: Sadece bedensel egzersizler türünden yapılan faliyetler yeterli midir? Ne için yeterli midir?

Soru4: Sadece bilgi toplamak yeterli midir? Ne için yeterli midir?

Tiversonus

#441
Soru: :)) Evreni matematik senfonizi olarak düşünebiliriz demiştik ya, işte (What is this?), aşağıdaki nedir?
http://img442.imageshack.us/img442/6411/metatronscubeanimation.gif

Tiversonus

#442
"Sonsuza açılan an" ya da "ebedi an" sözkonusu ise, yani "an" sonsuz potansiyel barındırıyor ise; bazı şeyler bir an'da gerçekleştiğinde buna tepki koymanın anlamı yok kanımca. Bu bir görüşte aşk ta olabilir aydınlanma da...An'ın takip ettiği an ne oluyor peki? Hangi an yaşanıyor ise artık bir önceki an olma özelliğini yitirdiğine göre; sözkonusu olan sadece an oluyor, başka da bir şey yok, sadece an...Diğerleri (bir zaman birimi uzakta olanlar), birisi geçmiş bir tanesi olasılık çorbası içerisinde gelecek...İşte sorum bu noktada başlıyor; peki neden sıkılıyoruz ya da üzülüyoruz? Seviniyoruz diyemiyorum, bu durum ancak önceki sorunun anlamında gizli...Zamanı lineer algılamaya ayarlı duyu organlarımız ile bayağı bir çözümlenecek işimiz var kanımca...Ama şu potansiyele bir bakalım, gerçekten ilgi çekici: Sevgi dolu bir an'dayız ve o an içinde yaşıyoruz ve hiç bir şey bonu bozamıyor 8ideal durum olsun) ve bir sonraki an'a büyük olasılıkla mutlu gireceğiz. Başlangıcı mutlu olan şeyin herhalde mutlu bir an'a dönüşmesi çok olası...Ancak şu da düşünülebilir: An!da mutsuz isek, ancak o an'ı kullanarak bundan kurtulabiliriz. Sadece hareket alanımız an'ın kendisi...Buradan nasıl bir şekjilde an'ı kullanarak, mutsuz olduğumuz an'ı mutlu olma durumuna çevirebiliriz ya da mutlu olduğumuz an'ın geçmişe dönüşmesi ile birlikte yaşanan "yeni" an!da bir mutsuzluk durumundan mutlu duruma çevirebiliriz?...Offf galiba cümle patladı, neyse:)) olduğu gibi kalsın....Ya burya nereden geldim:)) Gece birisi beni rüyamda dudağımdan öptü:)) Vallahi rüyamda şaşırdım ve şu "görürgörmez" sözüne ben de cevap verdim rüyamda:"an sonsuza açılıyorsa kısa süre ile uzun süreyi kıyaslamanın anlamı yok" dedim:)) Dedim ama yine de o hayatımda galiba ilk kez gördüğüm hissine kapıldığım güzel kadının, an'lık vurgusuna biraz takıldım. Yani söylediğim cümle ile tam titreşmedim, bunu hissettim ve???Ve tuvalete kalktım:)) Zaten kalkmasam bunu hatırlayamayacaktım da...Hmmm acaba, rüyada simgesel bilgi verenler artık yanına bir de küçük abdest ışınımı yolluyorlar? :)) Olmazsa unuturuz zaten bir çoğunu galiba...Neyse boş bir rüya da olabilir ama uyanınca güzeldi:))

Eee ne soracaktım ben??

Soru:Bir an içinde olan şeyleri nasıl doğruluğu bakımından değerlendirebiliriz?

sirera

#443
Tüm evrenin, sessiz hiçlik içinde meditasyon yapan bir bilincin bir ân içinde duyumsamış oldukları olduğunu düşünürüm bazen, bir ân içinde tam bütünlükle duyumsadıklarımız gerçektir gerçekleşir, o zaman duyumsananlar özgerçekleşmeye neden olduğu için belki.  Milyarlarca yıl dediğimiz sadece bir tek ân. İzlemeye odaklı kalınca bu bir ân için analiz yapmaktansa duyumsananın huzurlu duygusunu taşımaya devam edip analiz yapmadan bir sonraki âna taşıyabilmek sonrasında özgerçekleşmeyi hatırlamaya yol açabilir bu durum da sanırım.
Ân sihirli bir sözcükmüş gibi önemserim, yazarken ona şapka takmak isterim, her biri bir diğerinden daha yüce daha önemli potansiyeller barındırır gibi görünür, bulutlar gibi. Ama bu yazdıklarım da hep ân analizi. Hayat enerjisi, prana yani o kuantum olan yapışkan zamk hepimizin çevresinde iyi ve kötünün, doğrunun ve yanlışın ötesinde,  biteviye. Onu aşkla soluyabildiğimiz her ân eğer israf etmeksizin ve kontrol etmeksizin hakim olabilirsek bize mucizeler sunacağı kesin görünmekte. Mucize yaşamıyor muyuz.
Aşkla yaşayabilmenin bir kişiye olan aşkla karıştırılmaması gerektiğini sanırdım oysa o kadar birbirine bağlı ve o kadar tamamlayıcılarmış ki. Söz konusu olan hayatı paylaşmak ve ortak hayat kurmak noktasına gelindiğinde daha önceki hayat ve gelecekteki hayat bütünleyici olan o bir tek ân içinde oluşuyor. Ve kişiler ân be ân değişiyor, koşullar ân be ân değişiyor ve bizler o yenileyici, birleştirici zamkı öylesine gereksiz işlerde kullanıyoruz ki ( kaygılar, tedirginlik, düşünce akışı, gerilim, hayaller, fantaziler, sürekli konuşma alışkanlığı vs) koşullara ve değişime dağılıveriyor. Hayatın doğası bu sanırım, tekamül isteği bile doğanın isteği olan akıştan koparıyor, aşk bundan delice birşey olmalı. Kör olmaksızın aşık olabilmeli dengede. O zaman ortaklık başlayabilir olmalı. İşte analizler başladığında dağılıveriyor ancak.
Sevgili Tiversonus, hazırlamış olduğunuz neşeli görsel tüm izleyenlerce ortak bilinç katmanından güzel bir hanım olarak görünüp size bir öpücük vermiş olabilir, rüyalarını not etmek isteyenler için küçük abdest ışını nasip ola :)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#444
:)) Bir neskafe doldurmaya gittim bakın neler yazılmış:)) Hmmm, okudum, aslında okumadan önce benzer vurgularınızı çok net düşünmüştüm (sadece sizin değil ama zihnimde kayıtlıydı bu)...Neyse şimdi bir gündür devamlı düşündüğüm, arasıra yazıya dökmeye yeltendiğim ama hala üzerinde düşündüğüm bazı şeyleri şimdi paylaşmayacağım ama bazı kelimeleri yazayım, aslında zihinsel olarak ta düşündüğüm şey bunları anlamak noktasında değil, daha çok hangi kelimeler ile ifade edilebilir gibi bir düşünce ve hep işin hem o hem bu noktasından çıkıp esnekliğini kaybetmesi tehlikesi. Yani zamansızlık vakumunda an' tam uygulansa ki bu alemde ancak kişi için mesafesi ksaltılarak kullanılabilir diyorum ve bunu yaparken de hayattan kopmayarak (ki işte lineer bu) bilinçli dokumacı olmak, kelimeler yetmiyor ya da tam kapsamıyor işte, aslında neyse:)) merak olmasın son Kryon mesajı da benzer vurgularda: "Zamansızlık vakumu içinde an", bir arabayı sürer gibi "an'da hayatı sürebilmek pratiği", mesafeleri kısaltarak bunda ustalaşmak, konu kuantum ise büyük küçüğin anlamsızlığı ve bir noktada (fiziksel ölçüm ile) bir alemin olabilmesi ve arabaya on kilometrede yakıt doldurmanın eziyetinin fiziksel beden ile benzeşimi sonucunda; tek ihtiyacımız olan şey bilgi"....

:)) Ama bakın gerçekten, hava soğuk ve terleme az ve çok tuvalete çıkmak eziyet verici ve hatırladığım çok önemli rüyalarımda hep bu vardı:)) Ve bunun tesadüf olmadığını ya da olup olmadığını saatlerce düşünmüştüm, çünkü ortada fazla bir atıkta yok!:))..Gününüz aydın olsun! (yani seçin)...

Tiversonus

#445
Şunun üzerinde düşünülmesi için yazıyorum: Dünya'ya şifa verenler örneğinde bir "an" için yapılanın çok uzun süreli yapılan ile farklı olmadığını...İşte belki sorun şu; uzun zamanın kullanımı o bir "an" a gelmekle ilgili olmalı...Yani micro ve macro eşitliği ya da büyüklük(fizik) ölçüsünün burada anlamsılığı ve o bir ölçüde çok uzun çalışmalar yapanların aslında bir şeyden uzaklaşabildiğini ya da çok kısa bir şeyler yapanın da olayın sürede olmadığını ancak başka bir şey de olduğunu, ...neyse bu cümle de patladı, beraber düşünelim istedim...Tan an'da yaşamadan lineerliğin içine an'ı koymanın ve "an'ın pratik" kullanımını artırmanın bize vereceği fayda için de üzerinde bir farkındalık geliştirmek üzere ki bu seçeneklerin farkına varmak ile ama işte herşey bu bilmek,bilgi..ve an'ı sürükleyyelim ve sadece tek bir an kalır ortada, evet "tek bir an" peki nasıl anlayacağız işte kayda değer tek şey var, ihtiyacımız olan tek şey bilmek, gerisine ihtiyacımız yok..ama işte bilmek ve bilgi toplamak üzere merkezden uzaklaşmak gerekiyor, merkezden uzaklaşana da yargı evet yargı olamaz. Hem kime yargı koyacağız i, sahne de tek başrol,son rol,tüm rol oyuncusu var ise?

Tiversonus

#446
Oh be:)) Tek kişilik forum güzelmiş...Bunu genel olarak söylüyorum:)) Açıklamak yok, toparlamak yok, nasılsa kimse de cevap vermediğine göre...Ama şu ip işi kötü oldu:)) Neyse bizim özel ip kuantum sayacımız da var:))

Bugün yazdıklarımı sildim, gerçekten içime sinmedi, bundan dolayı özür dilerim okuyanlardan.

Ama kısaca şu: Geçmiş ile çalışmak ve gelecek için ölçülü zaman ayırmak ki aklı başında bir yaklaşım bence sonra tıpkı filme odaklanıp o filmden alacağımızı bilgileri almak üzere An'a odaklanmak, ama işte burada şu var: Yaşanan an'ın olasılıklarının farkına varmak. İşte bu da sanki çoklu sinema salonunda film seçmek gibi bir şey..

Sanırım travmatik zamanlardan geçtiğimizden an'da en pozitif seçeneği seçmek çok önemli...

Tüm bunlara gelebilmek ise, bilgi ile oluyor. Bilgi bazen bilinçaltından çalışıp işini yapıyor bazen de uygulaması ile iş yapıyor.

Herşeye rağmen bizler, kendini farklı hissedenler, bir ölçüde hem hayatın öğrencisiyiz ve hem de zaman yolcusu ile evrenin karanlık bölgesine ışık çağrısına cevap vererek hizmete gelmiş varlıklarız. Bunu çok net söylüyorum.

Ezoterizmde en önemli şey, özgür seçimlere karışmamak, zarar vermemektir. Üst bakış açısı ile herşey olması gerektiği gibi oluyor. Ve aslında şu; müthiş fırsata sahip bir dönemde yaşıyoruz. Yardım müthiş ama işte izin vermek gerekiyor veya istemek...Bir de şu 3. yoğunlukta çözülemeyecek durumların üst realiteye bırakılması gerekiyor. Bazı çıkarımlarımız da, bir şeye burada ulaşmak ile sanki "sevgi yoğunluğunu" burada yaşayacakmışız gibi yapıyoruz, bu realitede 6. yoğunluğun olacağını beklemek gibi bir şey oluyor bu durum. Burada artık, birbirlerimizi bilinçte beslemek bilgi paylaşımı ile desteklemek gerekiyor...Elbette sıkılıyoruz, zaten bedenli olmak bir ruh için başlı başına bir sıkıntı, bu sınırlayıcı.

Dışarıdan hiç bir şey değişmiyor ancak içeriden değişerek dışarıda bir karşılık oluyor kanımca. Gerçekten burada bilgi toplamak ve bilmek üzere yardımlaşmak çok önemli. Bu bir ruha yapılacak en iyi yardım bence. Kendini ruh ailesi hisseden kişilere tek tavsiyem ancak bu olabilir, aile üyesi nasıl sahipleniyorsa siteyi sahiplensin ve paylaşsın....Yüksek bilinçler bakımından yanlış ya da acele zaten yok, ama bu realite içinde de yükselmek hayata vermek adına hizmet ile ilgili. Uyarım aslında şu; aldığını vermemek üzere almak kimseye bir şey kazandırmaz. Bu bir yol değil, elbette özgür iradeye saygı dışında bilgi paylaşımına zorlamak demek değil bu. Bunu başka yerde de yapabilir herkes. Olduğundan eminim. Ama bir sıkıntımda şu; kendimi yalnız bilmesem de yalnız hissetmek. Yani nasıl olurda tek kalırım veya sadece Bozadi ile ve Tgur ile üç kişi. Garipsiyorum, ama yie söylüyorum, yanlış olan şey yok sadece biz seçeriz. Ve sadece okuyucular var ve Sirera...Bakın gerçekten bunun sizlere hizmet ettiğini bilsem, bunu bilsem buna tavsiye üretmem.

:)) Ve inanın bir şey söyleyeceğim, böyle çok rahatım gerçekten, ama bu doğru da gelmiyor bana:)) Neyse zorlama iş ters teper! Ben en iyi tahmin ile geçisi bir dönem olduğuna inanıyorum.

Ve yardım için en azından yardım alabilmek adına hiç olmaz ise çevrenizde yada Dünya'nın şifası için bir şeyler yapılmalı. Yani elbette bunu da biliyorsunuz. Neyse ben sadece gevezelik yaptım, ama bilgi için bilmek adına bir tavsiyedi bu, fazlaca değeri yok...


Tiversonus

#447
Yüksek bilinçler özgür iradeler saygının bir uygulamasının ürünü olarak; geleceğinde akışkan olduğundan; bazı şeyleri ancak bulmacanın bir parçası olarak söylemeyi seçerler. Bu bulmacanın boş kısımlarını bizlerin doldurması gerekiyor.

Soru: Kısa süreli de olsa; uluslararası ölçekte Hava uçuşlarının durmasını sağlayabilecek olsı durumların özellikleri neler olabilir, ne tür olaylar buna sebep olabilir?

Tiversonus

#448
Kaous'un İçinde Denge'de Kalabilmek

Dünya Kendine Hizmet'i ve boyutüstü işbirlikçileri, gözüken o ki; iyice azgınlaşacaklar. En son Haiti'de yaptıkları ortada. Yüzbinlerce kişinin canını deprem silahı ile almış gözüküyorlar. Burada spiritüel/manevi kişilerde gerçekten korku ve gözdağına yol açan bir durum var. Herşeye Bir olarak bakan ve Herşeye Kalbinden bakan insanlar için bir şeyler söylemek istiyorum...Sevginin, barışın ve dengenin savunucu olan Ruhlar, potansiyel olarak tüm bu Kendine Hizmet'in bir şekilde tarafı olduğu kaosun dışında duramazlar. Kaosun içinde yaşamak gerekecek, tüm kaotik olaylar içinde dengeli kalabilmenin üstadı olmak gerekecek. Bir şekilde olayın dışı ya da içi diye bir ayırım yok. İftiralar herzaman olabilecek, bu en yakın çevremizden başlaması demek. Barışın, sevginin ve dengenin tarafı olan kişi belki bunalacak bu kaotik olayların ortasında. Belki bir parça Yüksek Enerjilerin ve Boyutların varlığından da şüpheye düşecek. Bu durumun dengelenmesini kısa sürede beklemek yerine kaotik olayların artacağını beklemek, genel olarak beklenebilir. Kısaca travmatik olayın dışı ya da içi diye bir ayırım gözükmüyor. Barışın, dengenin, Bir'liğin ve Tek Yaratan fikrinin inanmış bir temsilcisi olarak, dinselleştirilmiş, savaşların, ayrılıkların ifadesi haline gelmiş kesimlerden de -tümünden- bir sıkıntı yaşama ihtimali yüksek gözüküyor. Hayatı madde aleminin sunduklarına indeksli genel dünya insanları için, maddi sıkıntıların artmasının sonucu olarak aşırı akımların büyümesi, Dünya tarihinde örnekleri ile duruyor.

Herşeye Bir olarak bakabilen ve herşeye kalbin gözü ile bakabilen insanların, tüm kaotik olayların ortasında dengede kalabilmeyi öğrenmesi gerekiyor. Sonsuz ve Tek Yaratan fikrinin üst boyut temsilcilerinin dengeleyici projeksiyonlarının olacağına inancım tam. Ancak yine de keskin kutupluluğa doğru giden insan realitesini deneyimleyeceğimizi de unutmamak gerekiyor. Kutupluluk artacakken yine de tüm kaotik ortamın göbeğinde dengede kalabilmenin üstatlığını öğrenmemiz gerekecek. Son kanal mesajlarındaki mesajların içeriğinde bunların işaretini görebiliriz diye düşünüyorum. Tüm bunları, travmatik olayları daha az travma ile atlatabilmek adına yazıyorum. Üzerinde düşünülecek ve kendimizce çıkarsamalar yapılarak, tedbirleri almamız önersi ile. Barışın, Bir'liğin, Sevgi'nin "zehir" olarak algılanacağı ilüzyon örtüsünün altında kalmış kişiler olacaktır.

Herşeye rağmen, tüm bu kaotik olayların bir orta yerinde cennetvari boyut kapılarının açılacağını düşünüyorum. Bu bazı spiritüeller tarafından yadsınabilir, buna bir sözüm olamaz, sadece düşüncem bu yönde. Yani, tüm bu olaylar büyük bir fırsat potansiyelinide barındırıyor bünyesinde...Kişisel düşüncelerin bunlar, sevgiyle paylaştım.

Tiversonus

#449
Özetle şunu söylemek istiyorum: Hayatı yiyecek, içecek ve tüm maddi ihtiyaçlar olarak gören insanların, tüm bunların azaldığında dönüşebileceği olası durumların pek içaçıcı olmayacağını düşünüyorum. Bu durumda, herşeyin, heryerde tartışılamayacağı, savaşın konuşulduğu yerden uzaklaşmayı -ki tartışmak değil bu-, barışın, sevginin ortamında daha çok bulunmayı kasdediyorum. Bunu en yakın günlük hayatımızda yapabiliriz, hatta aile üyeleri ile artıık arzu edilen amacın ötesinde sonucunda ortaya çıkabilecek olası sonuçları da düşünmek demek, ortada sevgi çıkmayacaksa buna gerek yok. Işık işçisi Bilgi ve Sevginin birliğinin ifadesi olarak bilge olmalıdır.