Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#450
Soru: Dünya'da travmatik olayların artması ile -benim ifademle alan almış, almayan almamış artık- Denge'de ve Sevgi'de kalabilmemiz açısından, pratik davranış tarzlarımız neler olabilir?

sirera

#451
Çocuklarla birarada olmak ve onların tavsiyelerini hayallerini izlemek, İyi çizgi filmleri beraberce izlemek (çocuklarla)
karanlık diye adlandırılan o tüm başbelası denen olasılıkların birer birer kaybolacağını görmek hissetmek.
(Burada öğreten abla - abi teyze-amca olmamaya dikkat etmek lazım :))
Sevil veya sevilme sadece sevmenin ne kadar basit ve baş döndürücü olduğunu kaybolmadan hissetmek.
Doğanın sadece olması gerektiği gibi olduğunu ve kendinin bir yaratıcı olduğunu tümden duyumsamak.
Mümkün olan çözümler bazen olmadık yollarla olabileceğinden esin-ilham için nefes vermek ve almak.
Aklıma gelenler bunlar.
Alemtac'ı özledim.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#452
Evet şu çocuklar:)) Geçenhafta içinde iki ufaklık yatıya geldiler, yemek sırasında çocuklar ile büyüklerle yapılan sohbetin çok üstünde sohbet ve yemek sonrası işlenmemiş tütün ile sigara sarım işinde sohbet ve ufak olan (her ikiside kız) "sağlığa zararlı zihin yıkaması" nın çok büyük etkisi ile, anti-sigaracı tavrı ile kağıtlarımı hep bozdu, kağıtların ağzı burnu eğildi ve ben pc başına onlar tv başına ve pc de yeni kanal mesajını okurken, ufaklık geldi ben okuyorum, "kağıdın varmı?", ben okuyorum ve aslında bakalım şu Kamil İnsan olma yolundaki içsel duygu ve düşünce kabarımım nedir testindeyim, hiç bakmadım, pc masasında ayağım, sağ elimde fare/mouse ve okuyorum, yan taraftan vurma, gıdıklama ve sonunda da iki avuç yanaklara getirilmiş şekil de"sana söylüüüyoooorruuuuummm, tiver amcaaaAAAAAAA, yazı yazacak kağıdııııınnnn vaaaarrrr mııı????" :)) ben okuyorum ve kendimi gözlemliyorum, yaklaşıık bir beş dakika sonra "öfff neden beni duymuyorsun?" diye tv başına gidiş...Kendimde şunu içsel gözlemledim, gelişme var bendeee, dedim, ama epey süre kulağım ağrıdı onu söyleyeyim...Ve çocuklar, ama çocuk var bir de çocuk ve bir de çokçoccccuuukk...Yani bir varlığın çocuk olması için yaşının ufak olması gerekmiyor:)) ve de tam tersi!!!!

Tiversonus

#453
Ve sakın yanlış anlaşılmasın; böyle bir çocuk ile yaşamak bana biran korkunç geldi:)) Ne olacak bizim büyüklük pardon büyük/çocuk haklarımız...Offf vallahi en fazla bir saat, sabır vallahi sabır:))

Tiversonus

#454
Soru: Eseri üretenin (örneğin Don Elkins, örneğin Mevlana v.b.)  olduğunu, okuyucusu aşabilir mi, örneğin yazarın olduğundan fazlasını olabilir mi?

sirera

#455
Gül ile bülbülün aşkını izleyen bu aşkla dile gelecekse eğer, bu aşk zaten söze getirilen için olmuş olan değil midir?
Bir iran şiirindendi. Muhtemelen sözcükler de böyle dizili değildi, bir daha duymak-okumak isterdim. Bunlar kalmış aklımda.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#456
Sevgili Sirera; çağrınızı henüz siz yazarken aldım ve dün okudum :) Aynı aileden olmak demek bu olsa gerek, bana birşeyler yazıldı diye hissettim ve bana yazılan yazıyı ararken doğrusu endişeliydim...Endişeleri bırakalım bir tarafa şimdi sırası değil :) Size hayranım Sevgili Sirera :) Aşağıya kopyalayacağım yazınızla ve diğer yazdıklarınızla ilgili olarak;

 "Tüm evrenin, sessiz hiçlik içinde meditasyon yapan bir bilincin bir ân içinde duyumsamış oldukları olduğunu düşünürüm bazen, bir ân içinde tam bütünlükle duyumsadıklarımız gerçektir gerçekleşir, o zaman duyumsananlar özgerçekleşmeye neden olduğu için belki. Milyarlarca yıl dediğimiz sadece bir tek ân. İzlemeye odaklı kalınca bu bir ân için analiz yapmaktansa duyumsananın huzurlu duygusunu taşımaya devam edip analiz yapmadan bir sonraki âna taşıyabilmek sonrasında özgerçekleşmeyi hatırlamaya yol açabilir bu durum da sanırım.
Ân sihirli bir sözcükmüş gibi önemserim, yazarken ona şapka takmak isterim, her biri bir diğerinden daha yüce daha önemli potansiyeller barındırır gibi görünür, bulutlar gibi. Ama bu yazdıklarım da hep ân analizi. Hayat enerjisi, prana yani o kuantum olan yapışkan zamk hepimizin çevresinde iyi ve kötünün, doğrunun ve yanlışın ötesinde, biteviye. Onu aşkla soluyabildiğimiz her ân eğer israf etmeksizin ve kontrol etmeksizin hakim olabilirsek bize mucizeler sunacağı kesin görünmekte. Mucize yaşamıyor muyuz.
Aşkla yaşayabilmenin bir kişiye olan aşkla karıştırılmaması gerektiğini sanırdım oysa o kadar birbirine bağlı ve o kadar tamamlayıcılarmış ki. Söz konusu olan hayatı paylaşmak ve ortak hayat kurmak noktasına gelindiğinde daha önceki hayat ve gelecekteki hayat bütünleyici olan o bir tek ân içinde oluşuyor. Ve kişiler ân be ân değişiyor, koşullar ân be ân değişiyor ve bizler o yenileyici, birleştirici zamkı öylesine gereksiz işlerde kullanıyoruz ki ( kaygılar, tedirginlik, düşünce akışı, gerilim, hayaller, fantaziler, sürekli konuşma alışkanlığı vs) koşullara ve değişime dağılıveriyor. Hayatın doğası bu sanırım, tekamül isteği bile doğanın isteği olan akıştan koparıyor, aşk bundan delice birşey olmalı. Kör olmaksızın aşık olabilmeli dengede. O zaman ortaklık başlayabilir olmalı. İşte analizler başladığında dağılıveriyor ancak."

İfade yeteğiniz, anlaşılır ve akıl karıştırmayan yazı biçiminiz, özünüzden geleni net algılayıp aktarabilmeniz ve benim duyumsadıklarımla bu kadar yakın olmasından dolayı hayranım size :)

Teşekkür ediyorum ve Sevgiler :)
 

Tiversonus

#457
Ne ile ilgili? Herşey ile sanırım. Örneğin, "hepimiz M.Kemaliz'iz, burdayız" diyenlerin çok olmasına rağmen, bunların sadece konuşmaya bile ancak emekli olunca başlamaları ile ilgili, halbuki O Yıldırım ordularının başında iken konuşabilmişti, "geldikleri gibi giderler" demişti bir takada veya ruhunun sindiği elbiseyi bir kenara bırakabilmiş ve ölüm fermanını umursamamıştı,ama çok kişi onun eserlerini okuyup ta "burada" demesine rağmen, buna rağmen, onun gibi bir ruh daha tanımadı dünya ve ülke, tüm bunlar onun eserini okuyanlar ile ve o olduğunu söylemekle ilgili...Veya "baba, etme, bak, aylardır, seni görmeye gelenler var, boş dönüyorlar, bırak bunu" diyen Sultan Veled ile ilgili veya "Öp beni dudaklarımdam" şiiri yazabilecek kadar hayatın tüm renklerini kapı dışarı etmeyen bir insanın Balcılar çarşısında Sema yapması, bunu ayıp oluri garip olur, şu olur, şöyle olmalı, böyle olmalı gibi tüm hesaplamaların ötesinde bir aşk için yapması ve o olduğunu söyleyenlerin onun resminin tüm renklerini olamamalrı ve artık bir daha Balcılar çarşısında Sema yapanın çıkmaması ile ilgili sanırım, ve Sultan Veled gibi konuşmakla ilgili sanırım ve bir daha Mesnevi resminin tüm bütün renklerini taşıyan bir şey de çıkmadı, artık semalar aşkın kuralı ile değil başka kurallara göre yapılıyor olması da ilginçtir. Ama sorsanız, sultan Veled'in tüm verdiği akılcı, mantıklı hesaplamalara dayalı ki bu aklın ürettiği tek bir şiir söyleyebilir misiniz, tek bir aşk ya da sevgi ürünü, ama işte oğuldur herşeyi babadan daha iyi bilecek kadar akıllıdır, Mevlana yanlış içindedir vedüzeltilmesi için fedakarlık içindedir...Ve Don Elkins, dört fakülte mezunu, intihar etmiştir, ama şu deniliyor "kanal'ı susturmanın yolu" olarak bunu yapmıştır, şimdi kaç kişi bunu yapabilir, nasıl bir ses bu, neden susmasını faydalı görmüş, fayda kendi için mi, kanalın bozulmadan kirlenmemesi için mi? kendini feda mı etmiştir, yoksa sıkıntıdan mı kurtarmıştır..Ekibe de teşekür ederiz, bu dışarı atılamaz ama bir daha ne McCarty ne de Rueckert'in bir eserine rastladınız mı? Yanlış yapanlar, ben oyum diyenler, babasının eğri gördüğü yolunu düzeltmeye çalışanlar, sessizlik için bağıranlar, cevap verilmediği için söylenen aşk kelimesinin yerine saldırı cümlesini alan aşıklar, şeytanvari, uçurumun kenarında olmakla, yok olmakla, suçlamalar ve karadelik olmakla ve resim hiç değişmiyor. Derhal babanın sevgilisi uzaklaştırılmalı ve gelen dostlara hizmet edilmelidir, belki kuyuya atılmalı kesin çözüm için...İşte biri olan diğeri okuyan, yada okumaktan biraz daha ötesinde kendini susturmak, kanalı susturmak, susturmaya getiren şartlar nedir hiç duyumsadınız mı, bu ne kadar bencilce bir şey değil mi, evet neysek oyuz, ama o değilsek neyiz? Tüm bunlar, tüm şeyler, hiçbir şey için, veya hiçbir şey ile ilgili, mantıksız şeyler ile ilgili, tv de bile olmayan şeyler, hoş orada olsa haberim dahi olmayacak benim...

sirera

#458
Alemtac, hayatınızla ilgili herşeyin yolunda olmasını dileyerek sizin nasıl olduğunuzu merak ediyordum, hatta aklımdan geçmedi değil size mail yazmak ancak ne mail adresiniz ne de telefonunuz var doğal olarak. Yaptığınız resimdeki dalgalara baktım zaman zaman, rengarenk, noktaları her biri bir diğerimiz gibi. Bugünkü mesajınızla burada olduğunuzdan dolayı mutlu oldum. Sözlerim anlatmak istediğimi net de aktaramamış diye düşünüyorken, tgur'un ve tiversonus'un ve sizin yazdıklarınızla duyumsamalarımızın bir bütünlük teşkil ettiğinin de mutluluğunu duydum. Bu mutluluğun kelimelerle tarifi yok sanırım.
O noktacıklarla ilgili de Tiversonus şöyle düşündüm,
Eğer özgürlük ve yaratıcı ben'in kendini yönetebilmesine duyduğu güven halkın toplu bilincinde oluşmamış olsaydı ülkesi için aşkla değişimi sağlayacak biri de doğmazdı gibi. Ve bunu yapmam gerekiyor diye değil içinden geldiği için bir arayışın içinden koşulların ona göre düzenlenmesi ile ilgili olması gerek sanırım.
Hayatın, tek bir kişinin hiç tanımasam bile hayatının çok önemli olduğunu derinden hissederim, hiç tanımadığım biri taa ön sırada dolmuşta hapşurunca kendimi tutamam çokyaşa diyiveririm. Ters ters bakarlar bazen sanane der gibi. Dünyanın düzene girmesi için dünyada pek çok kişinin yokolması ve dengenin bu şekilde oluşabileceğini söyleyen zihinlerin tuvalet kağıdının tersi bu düzü bu zihniyeti ile düşünenlerden farkı olmadığını düşünürüm ve onların iyilşmesini dilerim. Hasta benim bu durumda. En asil amaçlar uğruna yapılan savaşlar zarar verir, iyiliklerin mutluluğunu yaşarken bir anda kötülük yerinden fırlayıverir, karanlıkta görmeye çalışırız ızdırap vericidir. Cennetin beşiğinde sallanırken cehennemin eşiğinde olduğumuzu aynı ânda duyumsarız. Yokolmak isteriz, susmak isteriz, susturuluruz. Bağımlılıklarımız olurlar, ızdırap artar çünkü bu yanılsama egomuzu gitgide şişirmiş ve benlik bir kütle olarak sabitleştikçe değişim gitgide azalmış,  kendi özgürlük düşüncülerimiz özgürlüğe kalkan olmuşlardır. Bilincimiz de bedenimize bağımlı ve bir'in ışığı, yaratıcı soluk, üst benlik, aşk bunu hissettiysek eğer tüm bu görünenin yanılsamanın içinde olduğunu bizim bir bütün olduğumuzu, bir kişinin bir çok kişinin bir halkın hayatını özgürleştirebileceği gibi bir ânda da sizin bununla etkilenmeniz ile benim hayaıtımın kütleleşmiş bilincini bir ivmeye değiştirebilceğini görüyorum.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#459
Hmmmm, öncelikle yazanlara selamlar. epey bir araba yolculuğu süresince, arabanın içinde bağırdım ya da en yüksek sesle dua, ses egzersizi ve ba-ha tonlaması yaptım, garip ama işte böyle, off içimdeki çocuk işte, bu zevkli bunu söyleyeyim:)) Ve bir şeyler aldıktan sonra sağlık köy kasabı ve bakkalından, aklıma gelen ve sesli demir kapıyı açarken kadosh tonlamasını yüksekçe yaptım ve:)))ve pisiiiii tonlaması ile yan boş evden kedim geldi, bu kedimin tek kelimeyle ilginç bir tek yavrusu var, kelime şu panda yavrusu...ve şaşırdım çabucak ağlamaklı tonla acındırmalı miyavlama, demekki bir sorun var, ve depodan kömür ve odunlu kovalardan bir tane hazırladım ve o da içeri girdi, aman yarabbi ayağı topallıyor arkadan bir tanesi,,neyse mutfağa attığım pakete gittim ve biraz et kestim yağlı tarafından ve çukur tasına koydum ama bayağı ileriye gitmiş ve geri baktı ve miyavladı, ama neden yavrusu çıkmadı? neyse bir ıslık sesi baktım dağdaki çobanın koyularqa ıslığı..soba yandı, pc kuruldu, off unuttum, geçen gün izmirden gelen elinde bardaklı Atatürk resmini getirecektim...gerçi ben bütün rsimleri artık kaldırıyordum ama neyse ve oksijenin bol olduğu bir yerde nefes ile resmin kendisi oldum, yani bir yudum...Söylemek istediğim şu; mutluluğun resmini yapabilir misin de değil, mutluluğu kelimeler ile ifade edebilir misin belki..resim yazının bittiği yerde devreye giriyor bir parça, ama yazı, inanun rsmin yerini hiç tutmaz, bir de yazıda haklılık yada analiz sağlamlığı da olsa, bu sonucu değiştirmiyor, hayat ise bir resim...koşulsuz resim değil, koşullu yazı hiç değil, sadece bir şey, ama herşey, gerisi resmin ötesinde bir şey. haklılık ya da haksızlık diye bir şey de değil, sadece bir şey, ölçüsü yok, ayıbı yok, şusu busu yok, sadece herşey...


Tiversonus

#460
Ya şunu demek istiyorum; bütün dünyanın süslü kelimeleri ve mantıklı çıkarımları ile dolu zihni bir kenara bırakıp; Tüm varlığın önüne tek bir duygu titreşimi ile sadece  tek bir duygu ile titreşerek, ki bu titreşmenin kelimesi deyok, kandıramazsın şunu söylesen, hayır söylemek değil sadece bir nota olsan o notada "sevgi" notası olsa, başka bir şey yok, varolan bütün başka şeyler zaten bunun için mantıklı şeyler, bak o zaman ne mantık ne de bir şey kalıyor ve sonra onun için tüm mantıklı şeylerden bir yolda yürüyorsun, lineer işlemez bu yolda, evet tüm amntık mantığı ortadan kaldırmak için var, ve sadece olursun, haklılık yada mantıkta yok olmuştur ve o durum aslında en baştaki asıl varolduğun şeydir...ve sakın, bir mantıkla tüm mantıklı yollar bırakılmasın, ancak mantıkla mantığı yok edebiliriz. Yani eksik yokki olsa ne olur sen sadece seçersin o başkasına göre eksik, sana göre değil...ve herşeyin birliği için herşeye izin var, herşeye izin olmazsa nasıl herşey Bir olacak, ya da her yol doğrudur, doğruluk analizine ne gerek var, sadece seçilir ve yapılır, tepkisi var ise bu doğru diye değil, sade herşeye izin var ise, düz yol var uzatarak mantıklı yol var. elbette başkalarına hizmet kendine hizmete de hizmet eder, hadi anla, lineer mantıkla, hiç bir şey yapmayalım mı? hayır dosdoğru olan koşıulsuz olan hizmettir, dosdoğru olmayan ise Bir deki parçandır. Bir de hangi mantık var? Yok ki? Sadece Bir...ve BH yoluna sadece olduğumuz için devam...

ve ben kimseye benim gibi değil diye mantıksızlık demiyorum ki; haa bazen bana mantığın şu olmalı denilmesine kızabiliyorum sonra da toparlıyorum, bunu kendime de uyguluyorum. Tek bir yasa var, arada bir sürü yol hepsi doğru sadece seçeriz...Hayata hizmet için bir yol var ama bakın hepsi Bir olacak, sadece olduğun için olmak ile mantık için olmak başka bir şey...Ve tüm mantık sonra tek mantık zaten tek mantık sözkonusuda, işte o Bir frekansı...kAÇ YOL VAR Kİ, bilmeme ama tek sonuç var, bunu biliyorum ve BH seçimim...

Tiversonus

#461
Soru: Sokrat gibi aklın ve mantığın ya da bilginin kullanımının evrimleşebileceği bir kişilik ifadesi ne olabilir?[/b]

Soru: Osho bir defasında, kanunlar bir şeyin yokluğunu gösterir demişti, ne demek istemişti; kanunlar ve tüm yasaların mantığı nedir?

Soru: Tüm bir sol beynin kullanımının ifadesinin en üst örneği olabilecek şimdiki Batı insanlarının evrimleşebileceği noktaya ancak bulundukları sol beyin kavramlarının üzerinden bunun yapılabileceğini düşünmekle; bunun sahip olunan üzerinden yürünülmesi mantığı ile ilgisi olabilir mi?

Soru: Bilgelik, bilginin ulaşabileceği bir üst kavram mı, öyleyse  az-bilginin sevgisi nereye ulaşabilir, o da Bilgeliğe ulaşabilir mi? Sevginin en üst ifadesi bilginin olmadığı bir durum mu veya bilgi ve sevgi nerede birbirine dönüşür? Hangisinden yürünebilir?

Soru: Her kavranan yeni Evrensel Bilgi, bir ölçüde eski bilginin en azından bir kısmını geçersizleştiriyor ise; sevginin üst kavramları da benzer şekilde midir? Sevgide bilgi var mıdır?

Soru: Bir Evren yaratacak kadar hayata hizmet için en çok hangisi gereklidir: Sevgi, Bilgi? Birisi eksikse ne olur?

Soru: Daha çok bilginin evrimleşebileceği temel ana oluşumlar neler olabilir? Evrene bakarak cevaplayabilir miyiz?


Soru: Evrim Yaratılışın tersine çevrilmiş hali ise; evrim için gidebileceğimiz evrimsel varış/geliş noktalarımız nelerdir? Bunu incelemek faydalı mı? Örneğin bir DNA'nın varlığı bilgiyi mi yoksa sevgiyi mi başlangıç ve/veya varış/geliş alır?

Soru: Örneğin bir çocuk yapma işinde hangisi olmaz ise; "daha fazla" etkili şekilde çocuk yapılmaz: Bilgi, sevgi?

Tiversonus

#462
Soru: Bildiğimiz fiziksel Evren, bilginin bir ifadesi ise; eee sevgiyi kim icat ettiii??? :))

Tiversonus

#463
Soru: Sevgi yoksa Bilgi'nin "ruhu" mu?

Not: Sevgililer günü münasebeti ile aklıma gelen sorular, bilgi gününüz sevgi dolu olsun:)))

Tiversonus

#464
Soru: Aynı olmayan ya da zıt fikirli kişileri neden "sevmeme eğilimi" gsterir insanlar, bilgi eksikliğinden ya da sevgi eksikliğinden mi veya başka bir şeyden mi kaynaklanır bu durum?