Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#405
Bilinç gelişimi peşinde koşmayanların, bir bilgi alanında; bilinç gelişimi peşinde koşanlara zararlarını konuşuyordum. Bu durumu anlayabilmek için genel olarak bilinç gelişimi peşinde koşmayan insanların yapısını bilmeliyiz...ABD filimlerinde alkol tedavisi görüntülerinde şu cümle ile fazlaca karşılaşırız: "ben bir bağımlıyım!" Ne demek bu? Basit bir ifade ile hasta olduğunu kabul etmeyen bir kişinin -özellikle iradenin ön planda olduğu tedavi olması zordur, belki imkansız değildir ama çok zordur. İşte bu durumda olduğu gibi; kişi kendini tanıma ve keşif sürecinde değil ise; mekanik davranışlar gösterebilecektir...C. Gustav Jung'ın psikoloji yaklaşımı ve Gurdjieff'in insan ve kişilik yaklaşımlarını da düşünerek bu sonuca ulaşıyorum...

İnsanlara "acıma" duygusu ile yaklaşımının; belirli kriterlerde şevkat, merhamet, yardım v.b. duyguları ve yardımları asla yadsımıyorum, yadsınmamalı diye düşünüyorum, ancak bu "acıma" duygusunu ve hareket tarzlarından, bilinç gelişimi açısından ilerletici sonuçları beklemek, çok az olasılıktadır. Eğer bu olmasaydı; deneyimin faydasını hesaba katmamış olurduk. Gerçekten deneyim için, bir çok hayat dersleri için, farklı roller içersinde bulunan bilinç birimleri değil miyiz?

Kendi özgür irademiz ile bilincimizi genişletmek istiyor isek; bu tür olası durumlara karşı da bir davranış tarzı geliştirmemiz gerekir. Bunun üzerinde düşünmeye başladığımızda ve yardım talep ettiğimizde Yüksek Ben ve Rehberlerden yardım bir ölçüde gelecektir. Elbette bilinenler ile bilinmeyenler arasında bir denge olacaktır; özgür irade dengelenmesi gereği...

Tiversonus

#406
Soru: Bilinç gelişimi peşinde çabalayanlar olarak; bu çabayı göstermeyenler ile etkileşimimiz nasıl olmalıdır, genel olarak? Özgür irade dengelenmesi açısından ve Bir'in Yasası'na uygunluğu bakımından; davranış tarzımız neler olabilir?

Tgur

#407
Şöyle bir yanıtı nasıl bulursunuz ,çok kısa anlatacağım,
Bir Dr. arkadaşım var ,yaşça benden genç,senelerce beraber olduğumuzda evrensel konular hakkında gevezelik benim favori alışkanlığım,öyle boş konuşmaları pek ortamıma sokmam ,verdiğim üst bilgiler karşısında sadece senelerce tasvip etti ve bol bol esnedi,ancak bilinç olarak uyanışa geçtiğini pek fark etmedim.

Bir ara bir fırsat çıktı , Azerbeycana gitti ve orada Akupunktur eğitimi aldı ve geldiğinde evrensel konular üzerinde biraz açılmış gördüm ,benim senelerce anlattıklarımı bana anlatmaya başladı ve bütün bunların sebebini orada eğitim aldığı üstat bir profosöre bağladı,o etkili olmuş..

Burada merceği şu tarafa tutmak istiyorum,
Bilgi paylaşımı yolunda yapılan her faaliyet, bazılarında ,ses çıkaracak bölümü yerleşmemiş bir piyanoya ses düzeni ,ilgili tokmaklar,tuşlar v.s döşemeye benziyor ,bir başkası, tuşlarda parmaklarını gezdirdiğinde ortaya melodi çıkmaya başlıyor,
Bazen akortsuz, bazen de mükemmel bir romans..

Bu vesileyle bütün dostların ve sizin yeni yılını kutlarım..


Tiversonus

#408
Evet sevgili Tgur; sinerji'ye yani, bir artı bir eşittir üçe inanmak gerekir, işte fazladan bir birim, bu sinerjinin ürünüdür. Sevgili Yüksek Bilinç Hallerimiz olan Kasyopyalı'lar bir defasında şunu söylemişlerdi, celselerde: "KH ile etkileşime girmez iseniz, nasıl öğreneceksiniz" benzeri bir cümle idi...Kavramları "aynı an" da irdeyebilmemiz ile ancak bazı şeyleri anlayabileceğimizi düşünüyorum.

Burada etkileşimin, sınırsız olmasından bahsedilemez, ama işte lineer bakan için bu sonuç kolayca çıkartılabilinir.

Bir simgesel anlatım ile aklıma şu geliyor: Bir sinema salonuna gidiyoruz. Sinema salonunun kapısından adımımızı attığımız an'da bir şekilde (sanki bir ilaç verilmiş gibi olsun, örnek olarak) kapının dışarısı ile bağlarımızı unutuyoruz. Sadece sinema salonu içindeki realiteyi tek gerçeklik olarak algılıyoruz... Aslında bu öğrenmenin ve filmi "gerçekmiş gibi" oynamanın güzel bir yolu...Ve bir tek realite yanılgısı ki, o realite aslında bir ilüzyondan ibaret ve kapıdan adımımızı attığımdan önceki gerçekliğimiz ile bağımız kesiliyor...Gerçekte ise; geldiğimiz, salona girmeden önceki deneyim yerimiz ve bilincimiz "gerçek" realite...Daha da bu akışı irdeler isek, aslında o salon dışına da bir realiteden gelmişiz ve salon dışı da bir ilüzyon. Yani film içinde film ya da ilüzyon içerisinde ilüzyon.

Bu bakış açısı ile baktığımızda, işte bizi o sinema salonuna girdiren bir kimliğimiz var ve aslında o da başka bir kimliğin resmi ve böylece tek Bir kimlik kalıyor. Ve sinema salonundaki tüm duyumsama ile, oyunu başka her şeyden  üstün gören bilinçler ile etkileşirken, bir şekilde dengeleyici mekanizmaların devrede olması gerekiyor. Anlaşılır olabilmesi açısından iki alt-kimlik arasındaki etkileşimi alabiliriz. Dengeleyici hep devrede belki bir "sabır" adımı kadar gecikebilir.

Daha da önemlisi; üst kimliklerimiz arasında bir etkileşimin olması. En basit alacağımız yol açısından ya da hedef açısından, sinema salonuna girmeden önce tanışık olduğumuz kişiler ile salona giriyoruz. Kısaca salonun içerisindeki ilişkileri belirleyen salon dışındaki gerçeklikteki kimliklerimizidr. Bu açıdan bakıldığında ise; kimsenin salon içerisinde sınırsız bir koşul içerisinde olduğunu söyleyemeyiz. Ya da salon içerindeki etkileşimimizin tesadüf olduğunu, tesadüf tekrarlanıyor ise, bu başka bir niteliğe giriyor demektir.

Sinema salonu dışındaki kimliklerimiz bir genel planlama ve yardım yapıyor, sinema içerisindeki kimliklerin de özgür iradeleri var ve her ikisi arasında müthiş bir denge var. Denge...

Tüm ikili bilinç ilşişkilerimize bu açıdan baktığımızda; karşılaştığımız her olaya bizi yükseltecek bir olay olarak bakmalıyız. Kurban rolünü oynamanın gereksizliğini keşfetmeliyiz. Bu sadece öneri ve tavsiye niteliğinde olan bir sonucumdur. Bazı şeyleri yapma kolaysızlığı ile yapma arasında bir denge olduğunu düşünüyorum.

Bu ikili bilinç ilişkisini çoğaltarak, toplumsal ilişkiler için de; değerli olabilecek öneri değerinde sonuçlara ulaşabiliriz diye düşünüyorum.

Ve herşeye rağmen, kendimizi bir teste tutan Üst Ben!liklerimiz olduğunu düşünüyorum. Kendinden olana test uygulamak ise, buradan bakış ile -tüm yanılsamalara rağmen- ayrılık ilüzyonu olmayan bir şeydir, diye düşünüyorum. Ve üst yoğunluk bakışı bilgisine ve farkındalığına sahip olmayan için işlerin çok zor gerçekliğe dönüşmüş olması ise bence öğrenilecek dersleri içermektedir. Sanırım filmin sonlarına doğru ilerledik, tüm her şeyin an'da olduğu şu an!lar! Ve bu bakış açısını kullanarak buradaki "duyumsama" nın daha az bir duyumsama olduğunu ve üst realitelere çıkıldıkça da arttığını ve bunun da bir şekilde Ruh!un özgürlüğünün artması ile ilişkili olduğunu, önerisel olarak çıkarıyorum.

Selamlar, Sevgiler...

ahuela

#409
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Soru: Bilinç gelişimi peşinde çabalayanlar olarak; bu çabayı göstermeyenler ile etkileşimimiz nasıl olmalıdır, genel olarak? Özgür irade dengelenmesi açısından ve Bir'in Yasası'na uygunluğu bakımından; davranış tarzımız neler olabilir?
Ben de şöyle bir örnek vermek istiyorum. Bir bebek ; doğduğunda ağlamayı pek bilmez,beceremez,daha sesleri tam çıkarmayı bilemiyor ne yapsın:)))))anne sürekli onu emzirmelidir.Aç kalırsa süt isteyecekse ; bu onun çok ağlamasına, çok acı çekmesine ve hatta ağlamalardan boğulmasına sebep olabilir.
Anne ; o istemeyi öğrenene kadar onu emzirir.
Daha sonra çocuk isteklerini farklı şekilde ağlayarak belirtir.Ek besinlere geçilir.Acıktım, beni sevin, üşüyorum v.s. Sonrada konuşmaya başlar,direk ister. Genç olduğunda ise ; kendi dışarıdan sağlıklı,sağlıksız önemsemeden alır ,yeterki damak tadına uysun:)))
İşte olay burada belirir.Anne sütü tam bir antikordur, eğer bebekliğinde anne sütünü tam almışsa ,dışarıdan alınan zararlı yemekler ve daha bir çok mikrop v.s. gelip o gencin vücuduna giremez, girse de ona kolay kolay zarar veremez..
 

Tiversonus

#410
Yoğunluklar, Titreşim Değerleri, Neden Toplam 7 Boyut


Genel olarak site bahsettiğimiz "Yoğunluklar" acaba nedir? Bunu doğru kavrayabildiğimiz zaman önemli sonuçlar çıkabilecektir, elbette kanal bilgilerinden anladığımı anlatmak istiyorum.

Bir üç boyutlu parçanın ne olduğunu biliyoruz, en azından bir çay şekeri üç boyutlu bir parçadır: x,y,z olarak matematikte simgeleştirilir: Boyu olan, eni olan, yüksekliği olan...

Buradan hareket ile dört boyutu açıklamaya çalışırsak (anladığımı söylemek istiyorum, belki yeni veriler ile değiştirebilirim): İşte bu x,y,z olarak ifade edilen üç boyutlu maddeye; bir ek boyut ilave edildiğini kavrıyorum. Burada dikkate değer olan şey'in "üç boyutun yapısına ilave olarak bir boyut" eklenmesi diye düşünüyorum.

Anladığım şey şu: Bir yerde üç boyutlu bir nesne var ve onun yanında, ondan ayrı olarak bir dört boyutlu parçanın olduğu DEĞİL; ancak "ilave" bir boyut ile oluşan; üç boyutu kapsayan ve ona ilaveten bir boyut eklenmesiyle oluşan: dört boyut olduğudur. Ben şimdilik bu  şekilde olduğunu düşünüyorum.

x,y,z,d parametreleriyle oluşan bir dört boyutlu nesneyi, bulunduğumuz üç boyutlu nesnellikten anladığımızı, imgeleyebileceğimizi söylemek çok zordur. İşte metematik simgesel olarak bu köğrüyü kurar kanımca, anlamaya yardımcı olur, ancak kavraması çok zor, imgelemesi ise, imkansız bir şey oluşur. Yinde sonuçları muazzam kavramlara hatta felsefi kavramlara gidebilecektir, belki de bir "inanç" oluşumuna:))

Bilim insanlarımız evrenimizde hesaba bir de "zaman"  kavramını bir boyut olarak kullanmaktadırlar. Kanımca bu bazen doğru bazen de yanlıştır. Zaman bu ilüzyonda hem var hem de yoktur; algısal olarak var ancak, üç boyutlu maddeden bağımsız bir "şey" olarak ta yoktur. Bunu eklemek yerinde olacak sanırım. Elbette yanıldığım şeyleri ilave edecek arkadaşlara ihtiyacımız var, yani var ise yazsınlar, sohbet havasında konuşuyoruz-yazıyoruz:))

Böylelikle dördüncü boyutun üçüncü boyutu "kapsadığını ya da içine aldığını" söyleyebiliriz...

Bütün bunları şimdiye kadar anladıklarımı (ki eksik olabilir, yanlış olabilir v.s.) anlatarak, öğrenmek için yapıyorum, faydalı olabilir belki, aklıma araştıracak bir şey gelebilir, en azından nöron antrenmanı olur ve dengeli/topraklı kalmak için de iyi olabilir...

Buraya kadar çıkan sonuç şu:

1. Dördüncü yoğunluk, tüm alt yoğunlukları KAPSAR (1,2,3)???

Tiversonus

#411
Başka bir değişle (acaba bu sonuç çıkar mı?) daha yüksek bir yoğunluğun bir parçası olan 3. yoğunlukta yaşıyoruz?

Beyaz ışığın spektrumunda 7 ana rengin oluşması, bir do notası ile - diğer ovtavdaki do notası arasında 7 frekans aralığının olması, enngehram da ki 7 , bu 7'ler "sihirli" olmalı kanımca:))

Bence bu daha ulaşamdığımız, kavrayamadığımız matematiğin diğer konuları ile ilgili olmalı...Şöyleki, bir gramofon düşünelim ---->(simgesel anlatım yoksa kavrayan buradan ışınlanır:))-----> işte gramofonun ağzı açılarak genişliyor gibi ve 4. 5, 6 dan sonra grafofonun ağzı okadar genişliyor ki; o kadar da uzayda(!) bükülüyor ki; grafofonun en sar yerinde birleşiyor:))) Simge ile ancak bu kadar...Ama matematikte böyle bir şekil var söyleyeyim size...Yani açılarak genişleyen kısım başlangıc ile birleşiyor. İşte bu bir döndü...

Ve başlangıca dönerken, bu sonsuz döngüyü yaparken, gramofon hep var, var olması bir döngü içinde olması şunla ilgili, sonsuz olması ile ve başınınson sonun baş olması ile ilgili, yani alfa omega sonsuz döngüsü gibi...Bir iddia (bunu tam bilmiyorum ama bence bu olabilir) her bir başa dönüşte üst oktav ile sonsuza gidiyor olmalı, yani zor işte; deneyimin bir kalıp izlemesi ancak atan bir kalp gibi de üst oktavda aynı kalıbı ancak üst oktavda (bir şekilde aynı ama tıpatıp değil) aynı kalıbı sürdürerek keşfini yapması..Bence bunun üzerinde pek odaklanmaya gerek yok, bu bizim algılarımız ile bir teori diyelim, daha fazla fayda sağlayacak alt yoğunluklara değinmek iyi olabilir.

Buradan Çıkan Sonuç:

1. 7. yoğunluk tüm yoğunlukları (6,5,4,3,2,1) kapsıyor ve sadece 7. yoğunlukta Herşey Bir.._____---->Ve 7. Yoğunluk ile diğer yoğunluklar AYNI AN'DA VARLAR.


iŞTE BU YÜZDEN "Yaratan ile Bir'iz" sözünü söylüyoruz, ayrılık ilüzyonuna düşmüyoruz. Buna "Yaratan, Yaratıcı Güç, O, Varolan ve Varolmayan Herşey v.s" diyebiliriz. Çünkü üçüncü yoğunluktan kavramak mümkün değil...Matematiksel formül gibi olan: "Sonsuz ve Tek Olan Bir" demeyi ben daha makul buluyorum: Sonsuz çünkü her zerrede O güç var ve O'ndan başka bir şey de yok; Sonsuz; ve TEK; diyoruz, çünkü bir boyutta yani 7. Yoğunlukta sadece TEK kimlik olarak O var, tek kimliğin olduğu algı düzeyini anlamak çok zor...Anlaması zor olan ise şu: hem tüm yoğunluklarda kademeli bilinç birimlerine ayrılmış, bireysel kıvılcım olarak var ve hem de TEK olarak, bir yoğunlukta var..

K'yalılar Solar Plexus için "Seksüel Merkez" sözünü kullandıklarında şunu söylemişlerdi bu çakra merkezi için: Düzgün olmayan Çekim dalgalarını bu merkez, 7. yoğunluktan alır!!!

Garip değil mi; çekimin merkezi galiba (instabil); 7. yoğunluktur demek istediler...

Tiversonus

#412
K'lar celselerde alt yoğunluklar ile ilgilenmeyin diye öner mişlerdi ama ben yinde paylaşmak istiyorum:

Biz 3. yoğunluk deneyimini yaparken aynı zamanda 2. yoğunluğu ve 1. yoğunluğuda "görebiliyoruz"...Düşünün bedenimizde mineraller var, belki parazitler, mineraller, atomlar ve çevremizde de. Yani biz 3 teyiz ama 2 ve 1. yoğunluk ile "kopuk değiliz"...Bu açıkça böyle...

Sorun şurda, örneğin bizler ikinci yoğunluk maddesine bakarken ya da bilincimiz ile lagılar iken, o maddenin bir "üçüncü yoğunluğa yansımasını" görüyoruz, bundan ötesi mümkün değil ki bu yoğunlukta...Eeee şimdi 2. yoğunluk algısı ile 2. yoğunluğu; ve benzer şekilde; birinci yoğunluk algısı ile birinci yoğunluğu; ALGILAMAK FARKLI OLMALI?? Bence olmalı..Yoksa bu kadar çocuk fantasy kitapları ve kahramanlara yazık olur:))

Ve sanırım Hathor'ların kitabında (Hathor/Tom Kenyon, V. essienne) şunu söylemişlerdiler: "biz size bakınca ışık sutunu ya da aura benzeri görüyoruz", elbette tan cümle bu değil ama işte bu şekildeydi sanırım..

Burayı anlar isek sonuçları, faydalı sonuçları olabilecektir: Örneğin neden meditasyonda dik durmak (çakralar hizalı) neden ışık sutunları ile çalışmak, neden zihni olabildiğince sessizleştirerek kalp odaklı EM alanı için hoşnutluk, sevgi, teşekkür, inayet v.b frekanslarda kalmalıyız...Yani Yüksek Benlik bağlantısı için de keza belirli frekans değerleri ve bilinç durumuna geçmeliyiz... Belki denge lazım ki; yeni titreşimsel frekansı olan Dalga ile gelen yoğunluğa bedensel bir değişim ile DNA değişimi ile yani yeni oluşan ortama adaptasyon işlemleri için tüm bunlar şart...Böyle düşünüyorum, bu fiziksel yapımız ile geçiş için özel durumlar galiba, yani artan titreşime adapte olamayanlar, müthiş rahatsız olacaklar, titreşimleri uyumlayabilenler ise, çok rahat olmayacaklar ama sonunda çok "özel bir deneyim" şartları ile müthiş yaratıcı maceralı üst titreşim yoğunluğunu deneyimleyecekler....Yol açık ve DİLEYEN HAZIR OLAN YAPAR, YAPMAYAN, UYUMLANMAYAN ELBETTE OLACAK, DOĞAL OLAN DA BU...

Tiversonus

#413
Toparlamak gerekir ise; nasıl ki daha alt yoğunlukarı kapsayan bir 3. yoğunluk Varlığı ya da bilinci olarak hayat derslerimiz için burada isek; bizler daha üst yoğunlukların uzantıları olarak bulunuyoruz ve en üst yoğunluk olan 7. yoğunluk Bilinci ile de birlikteyiz: Sonsuz ve Tek Olan'ın modeli ve parçasıyız...

Yokarı yoğunluklarda (birleşerek giden kimlik) uzantılarımız var ve işte her bir üst yoğunluk, kendi titreşim değeri dolayısı ile; artan titreşimi dolayısı ile:

1. Buradan dar-bilinç ile baktığımız da yok gözükür,
2. Sadece buranın titreşimine "fiziksel" dediğimiz için üst titreşim değerlerindeki bilinç realitelerE, "FİZİKSEL OLMAYAN" realiteler diyoruz, başka bir bakış açısı ile; "herşeyin kendi titreşimi içinde fiziksel" olduğunu söylemek te mümkündür. Yani canlı, cap canlı ve artan şekilde duyumsamalı ki titreşim değerleri bakımından bakıldığında ise; alttakiler "samansı" kalmalı diyorum...

Ve neden "4. yoğunluk özelliği orak yarı-fiziksellik" vurgusu yapılır Kasyopyalı üst bilinçlerimiz tarafından??? Burada "sadece buranın titreşim değerine fiziksel diyerek" anlatılmak istenen fizikselliği katarak düşünüyorum...Yani titreşim değerinde varolan şeyde fiziksel değil demek bence sadece bir bakış açısı, yani işte matematik denklem olsa bir nicel rakam koyardık, 3. yoğunluğa diyelimki 360.000 derdik 4. yoğunluğa 720.000 derdik ve şu fiziksel lafını kaldırırdık...Matematik tüm yoğunlukları anlayabilmek için vardır diyorum öyle ise, diğer herşeyin anlamamız için "simgesel" olduğunu söyleyebiliriz.

Ve kafama takılan henüz keşfedemediğim bir soru var: "Fizikselliğin değişkenliği" vurgusunun derin anlamları olabileceği sezgisini taşıyoru...Bu sanki "yarı cennet" dmek gibi; "ara-kesit" demek gibi; "seçmek için bir yer" gibi; "özgür irade dengelenmesi ile özgürce seçeceğimiz yer" gibi...Yani bu yarı ya da yarım işler hep beni huylandırmıştır, o da sanırım "sabır" da ki gelişim düzeyimin azlığından ya da bilinç algısı olarak düşük olduğumdan sapmalı algılamamdandır: "Yarı" demek, bir işin henüz yarısındayız demek te olabilir. Yani işte o 4. yoğunluk yarı ise sanırım 5. yoğunluk çok daha güzel bir yer olmalı ve oraya girmeden önce yarım işleri düzeltme yeri olabilir mi bu "yarı-Fiziksel" yoğunluk???

Şimdi aşure yeme zamanı:))) Yani tam fiziksellik:))

Tiversonus

#414
Soru: Diyelim ki, negatif bir varlık bir eski siteye saldırdı ve sonra saldırı bitti, böyle dedik:)) Ve eski sitedeki varlıklar çok pozitif eğilimdeler? Çalışmaları ne olmalıdır?

a. Geçmiş ile uğraşmak mı?
b. Hizmete (pozitif) devam etmek mi?
c. Ra Bilgileri'ne göre, ne?


Bunu eski sitedekilere yönelik soruyorum! Ve lütfen bilgi, ışık sevgi üretimine odaklansınlar. Ra Bilgileri'ni o sitedeyken ben rapidledim ve yıllar oldu tam SEKİZ KEZ indirilmiş bu akşam saatlerine kadar, bunu da düşünsünler...Ve bu adresleri beş altı sitede yayınladım ve mail gruplarında da...Ortada bir problem var ise bu sitelerin genelinde var diye söylüyorum, bu kadar da onların pozitif iş yapmalarını istiyorum ve hizmete yönelmelerini arzu ediyorum. Bilgi, ışık, sevgi ailesi, bilgiyi sunar; karanlık ise saklar, bu da bir kriter olsun. Lütfen dostlar bu size karma olarak dönmesin, pozitif iş ise ancak şu olmalı: hizmet, hizmet, hizmet...




Ve 1 ay içinde kryonturkiye ve yuvadanmektuplar yahoo Gruplarından 2 adet mesaj aldım ve "Nefes Egzersizleri" nin geçerli/çalışan adreslerini isteyen maillerdi bunlar...Ve bunların yeni adreslerini tekrar bu mail gruplarına yolladım yani replay yaptım ve. Akşam baktoğımda ise bu iki adet maile rağmen:)) Ve neyse indirilme sayıları: SIFIR, evet yanlış duymadınız SIFIR...Evet galiba "samimiyet" sorunumuz var, spiritüel sitelerde samimiyet sorunumuz var...

Hizmet etmeye devam edeceğiz 1 kişi bizim için çok değerli bir amaçtır!

Selamlar, Sevgilerimle!

Tiversonus

#415
Soru:  " "Baska birini degistiremezsiniz; sadece kendinizi degistirebilirsiniz , bu da aranizdaki dinamikleri degistirir" " sözü doğru mudur? Eğer bu doğru ise; toplumsal olmanın anlamı bakımından, ilişkiler dinamiği ne olmalıdır? Eğer başkalarındaki değişim, "dolaylı" bir sonuç ise; etkileşimden çıkan ilişkiler dinamiği nasıl bir akışta gerçekleşir ----->(iş akım şeması benzeri) ? Başaka birini "değiştirme isteğinin" anlamı, içeriği, olası karmik/kadersel dönüşü ne olabilir? Olduğu gibi sevgi ile kabul etmek ile; "olmasını istediğimiz" gibi olabilmesi için yaptığımız faliyetlerin ve olmasına karışmadan kendi olduğumuz gibi davranırken sınırlarımız nerede biter, nere de başlar? Karmik geri-dönüşün nasıl olur, olur mu?



Kısaca; "DEĞİŞİM" in genel olarak işleyişini kavrayabilir isek, bunu kadim yasalar ile birlikte kavrayabilir isek; -ki kavranmamış değişim işleminin içeriği, değişim yapma şansımızı olumsuz etkiler- "hızlı" bir değişim için fırsatları açabilir! Bu neden ile önyargısızca, objektif olarak -kendimi incelemem de dahil- bu soruların üzerinde düşünülmesini tavsiye ediyorum, öneriyorum. Bu bildiklerimizin gözden geçirilmesi anlamına da gelebilir ya da eksik kavramamızın mevcudiyeti anlamına da gelebilir. Kısaca "gelişim" bir anlam da "değişim" ile oluşur! Bütünün hayrına olan davranışı keşfedebilmek amacıyla nasıl bir ilişkiler dinamiği izlenebilir?

Tiversonus

#416
BAĞIŞLAMAK KARMAYI KÖKÜNDEN HALLEDER



SORU: Dün, bağışlamanın karmayı kökünden yok ettiğini söylediniz. Karmanın tümüyle silinebilmesi için gerekli dengeli bağışlamanın yalnız başkalarını değil, kendini de bağışlamayı içermesi gerektiğini düşünüyorum. Haklı mıyım?


RA: Evet, haklısınız. Açıklığa kavuşturmak amacıyla, bu idrak üzerinde biraz daha geniş kapsamlı olarak duracağız. Diğerlerini bağışlamak, kendini bağışlamaktır. Bu konudaki idrak, bilinçli düzeyde hem kendini hem diğerlerini bağışlamayı şart koşar, çünkü her şey Bir'dir. Tam bir bağışlama da, bunun kapsamına kendimizi sokmamışsak, mümkün değildir.

SORU: Teşekkür ederim, çok önemli bir nokta idi. .....



(Ra Bilgileri 1 s.241,242)[/size=1]


Çıkan Sonuçlar:

1. Bağışlama, karmayı kökünden halleder.
2.
Tam bir bağışlamada bunun kapsamına kendimizi sokmalıyız.


Hep birlikte öğrenmek amacı ile paylaşmak istedim.

Selamlar, Sevgiler...





Affetmek ya da "bağışlamak" üzerine iki gündür yazılar ile karşılaşıyorum. İşte bu neden ile şunu söylüyorum; "bağışlama" olayı için yapılacak şey "kendimizi de katarak başkalarını" bağışlamaktır...Yani bu eylemi KENDİMİZ yaparız, başkalarının peşine düşerek bağışlanma istemek demek: bunu yapmak demek Bir'in yasası ile uyuşur mu? Odağı kendimizde olmayan, başkalarının öğrenme için yollarını kapatmak demektir, başkalarını baskılamak...

Ve "sevgi ile bağışlıyorum hem kendimi hem de kızdığım tüm olayın taraflarını ve hem de kızdığım için kendimi" diyorum. Sonsuz ve Tek Olan Bir şahidim olsun ki, şu an'a kadar Tüm Bir'in Yasasına aykırı olan ilişkilerimin taraflarını ve kendimi sevgi ile bağışlıyorum...Ve bu arada bilgi, bilgi, bilgi: Affetmeyi öğrenmek, yani nasıl diye yukarıdaki alıntıyı koyuyorum..

Unutmayalım ki herşey Ruhsal olarak büyümemiz için vardır. Başkasından af dilemek mi yok sa kendimizin affetmesi mi(hem kendimizi hem başkalarını)????

Hangisi Bir'in Yasası'na Uygun???

Tiversonus

#417
Bugün şunu ilave etmek istiyorum: Özel mail adresim ile "Hizmet" amaçlı olmayan, özel durumlara, cevap vermez isem kusura bakmayın, bu var diye değil, bu varmış gibi bir hava oluşabilir diye...Yani önemli olan Hizmet ise, lütfen alınmayın, cevap vermeme durumum sonra dan çıkacak olası durumlara sezgisel olarak yazdığım bir hissediş içindir ve şimdilik yok..Açıkça ben sitede misafir okuyucu olsam "böyle bir şey var" diye düşünürdüm, ama site üyesi olanlardan yok, garip ama doğru...Sezgime göre testi kırılmadan yazıyorum:))

Tiversonus

#418
İlginç bir gözlemimi paylaşmak istiyorum: Çok yakın çevremde gecen yıl "Ra Bilgileri" kitaplarını beşer adet (birinci ve ....(evet yaklaşık bu yazma bölümü kırkbeş dakikadır açık...bir arkadaşın annesi vefat ettiş o söyledi az önce ve epey konuştuktan sonra söyledi, yani bazen keşke önce ne var yok diye sorsam diye dehafif üzüldüm, neyse sevgilerimi yolluyorum)....

Kısaca 4 arkadaşa bu kitapları hediye ettim...Sonuç. 3 tanesini bir daha hiç görmedim, yıllık görüşme sayım 5-6 idi bunlar ile ve 1 tanesini yılda bir kaç kez görüyorum, bu arkadaş ile de görüşme sayım on filandı galiba...Neler oluyor?

Düz mantıkla olan şu: Bir varlık pozitif varlık ile iletişime geçmiş ise, bu negatiflerin dikkatini çeker. Ve yeterince bilgili olmayan kişiler ise bu kişiler, bu drurm dan yanlış sonuçlar da çıkarabilirler...Negatif ve pozitif akım dengelidirler...


Soru:Yeterince bilgili olmayan bir kişiye -ki bu pozitif eğilimli olmasın bu kez- Ra Bilgieri kitabını hediye etsem, aynı sonucu yaşar mıyız?

Tiversonus

#419
Soru: Yüksek Bilinç hallerimiz; parçası oldukları Biz düşük bilinç hallerimizin uyanışları için, Ruhsal genişlememiz için üçüncü yoğunluk bilinç hologramına etkileri kapsamında; yakın gelecekte ne tür bilinç yükselişine neden olabilecek hologram eklentileri bekleyebiliriz?

Kısaca bir simgesel anlatım ile; gelecekten geçmişe (bilinç olarak) buraya gelsem, herhangi bir kaybolma ya da uyuma durumuna göre hangi dengeleyici bazı olayların olabileceğini düşünürüm? Yani uyandırıcı saat gibi?

Ya da denge için; bunun kurulabilmesi için; dengesizliğin tarafı olanların (KH'NİN) ellerinde olanlardan hangi şeylerin kaybını bekleyebiliriz?... Dengenin kurulumu ne anlamlara ya da hangi olası değişikliklere sebep verebilir? İşte bizlere kehanetimsi olmayan bir gelecek kurgusu!