Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#465
Genel bazı şeyleri paylaşmak istiyorum. Neysek oyuz, ne fazlası ne de eksiği. Bu başlı başına içsel olarak dingin olabilmenin şartı...Önce durumu anlatmaya çalışayım: Bu bölüme sevgililer günü nedeni ile yazdığım, daha doğru bir ifade ile sorularımdan sonra, akşam sevgili Süleyman Kaya'nın Kryon çevirisini okuyunca; "işte yine oldu" gibi kavramlar aklımdan geçti, birazda gülümseme hali. Açıkçası yüksek enerjilere ve üst yoğunluk benliklerimize (kendimce) somut delil niteliği dolayısı ile, sevindim, evet sevinirim genelde, bu tür durumlarda. Konu benzer şeyleri "eşzamanlılık" ile söylemiş ya da belirtmiş olmak ile ilgili...Bu durumu, çevirileri yapan (sevgili Bozadi v.d.) arkadaşlarla çokça yaşamışımdır. Örneğin siteye bir şeyler yazarım ve daha orjinalini ve çevirisini görmediğim mesaj bir kaç gün sonra veya yakın zamanda siteye konulur ve benzer şeyleri yazmışımdır...Neysek oyuz. Ben hiç bir çeviri yapmıyorum, bu bilinsin. Bir başka konu ingilizcem yok denecek kadar az, ama iyi eğitimliyimdir, bu ingilizce işinin anlamlı bir şey olduğunu sezinlerim ya da Yüksek Belik sınırı, benim için zor olmayan şey öğrenmektir, ama her dildeki insanlarla ilginç şekilde çok kolay anlaşabilirim. Ve çevirileri son zamanlarda bildiğim kadarı ile sevgili Bozadi yapıyor (Kasyopya transkriptlerini), diğer çevirmen yardımcıların yardım edip etmedikleri hakkında bilgim yok. Genel olarak bazı konular bunlar...Peki nasıl oluyorda eşzamanlı bazı kavramları yazabiliyorum, açıkçası ben sizlerden (veya böyle işaretleri görenlerden) daha fazla şaşırıyorum. Ama bir ölçüde alıştım ve birazda sevinçvari bir şey bu benim açımdan, bu durum içsel olarak böyle...Genel olarak şöyle olduğunu gözlemliyorum: Zihnimin içinde çok sessizleşiyorum ve odaklanıyorum, bugün ne yazabilirim diye veya yazmam gereken bir konu ne olabilir diye, büyük sessizlik ve aklıma sadece düşünceler geliyor. Sadece düşünceler, işte bu düşünceleri, biraz üzerinde düşündükten sonra ki bu daha çok dışarıyı açık algım içinde tutarken oluyor ve yazıyorum. Aslında kendi düşüncem ve kendi fikrim olarak algılıyorum. Yalnız son zamanlarda solar bölgeme ve kalbime odaklanıyorum ve çok belirli beklirsiz ki bunun eşzamanlılıklı bir şey olabileceğini seziyorum, birazda karıncalanma, ama hoş bir şey, ama tam emin de olamıyorum. Kısaca durum bu...Neden anlatıyorum? Bunun nasıl olduğu hakkındaki deneyimlerimi paylaşmak ile bazı arkadaşlara öğretmek/öğrenmek ya da yol gösterici olmak istiyorum. Elbette arzu eden ve isteyenlere...Belki ilgisi olur mu tam bilmiyorum ama genel olarak bu duruma nasıl geldiğimi düşündüm birara...Sanırım şunları yapmam faydalı oldu: Günde dört-beş tablet melatonin almaya başladım, dönme hareketini Pleyades öğretilerine göre, buradan rehber alarak yaptım. Ve oldukça kararlı ve sesli niyet dillendirmelerim olur hemen hemen her gün. Hergün yine bilgi, ışık, sevgi ailesinden, Yüksek Benliğimden niyet isteklerim olur. Kısaca çok net niyet eder ve devamlı tekrarlarım. Ve melotonin yanında omega tabletleri alırım...Bir de şunu Pleyades Öğretilerindeki tavsiye ile yaptığımda, çok işlediğini gördüm, yani müthiş bir enerji akımını ve vucudumun karıncalandığını hissettim: merkezi güneşten, güneşimize ve tepe çakramdan, birinci çakrama ve dünyanın kalbine/çekirdeğine ve oradan tersine merkezi güneşe bir imgeleme, ama bir gözlemim de şu: bunu açık havada parlak Güneşin altında yapmak çok daha etkili oluyor...Yolu takip edecekler için deneyimlerim bunlar. Ve kimse seçilmez, biz kendimiz seçeriz. Kendimiz seçeriz ve bunun sesli niyetlenmesi/ifadesi ve hatta tüm fizik beden hücrelerinin duyacağı şekilde olması faydalı diye düşünüyorum. Fizik bedenle konuşun kısaca. Ve tekrar etmek gerekirse, sadece kendimiz ve kendimizin düşüncesi olarak kavramlar aklımıza geliyor. Bugün ne pişireyim diye düşünmek kadar sade ve normal bir şey. Hayatımda hiç sesli bir şeyi içimde duymadım, olsa söylerim ama sanırım bir kez oldu tamam sadece bir kez; "hey sen ölümlü" diye bir kez oldu, iki kez olmadı ve o zamanda yüksek frekanslı coşkulu, neşeli bir durumdaydım, aldırmadım...Gerekli çalışmaları, arınma, imgeleme v.s. aksattığımda ki bu genel olarak çevredeki kişilerden kaynaklı olur; fiziksel, duygusal, zihinsel düşüşler olabiliyor. Ve aslında yapılması basit şeyleri yapmadığımdan ya da dışsal faktörlerin etkisi ile yapamadığımdan olan şeyler bunlar. Ve bu yemek pişirmeyi düşünmek gibi bir şey. Sanırım çakralarımız, enerji merkezleri, bilgi otobanları ile birleşiyor, bu tamamen bilimsel bir şey...Ama bir nokta; koşulsuz sevgi durumu ve bir teşekür/şükür niyeti durumunda bu çok daha iyi çalışıyor. Birde zihnimde sıkıntılı kavramlar ortaya çıktığında, sessizce reiki sembollerini çizer ya da belki bir saat söylerim yemek yerken bile yapabilirim yani "cokurey, seheyki", bu bile en azından zihni sakinleştirir diye öneriyorum. Ve bazen de yüzlerce reiki sembolünü çizerim, belki saatlerce, zihin için v.b. şeyler için faydalı kanımca. Sakinleşmiş zihin ile tüm olasılıkları düşünürüm, zihnime sınır koymam kısaca. Frekansın yüksek olmasından kastım bu ve elbette sessizlik ve dikkati toplayabilecek ortam ve mekan burada önemli. Bu, ya sırtüstü ya da bir tv karşısında uzanmışımdır -ama tv sesi oldukça alçak- yani rahatsız etmeyecek kadar ve birazda hafif melankoli yarı uykulu durumlar ve çok daha elverişlidir. Ve zihin oldukça sessiz, vıdı vıdı yapmıyor ancak üzerinde düşünülen bir kavrama veya olaya odaklı, yani tam da sessiz değil, yani üzerinde odaklı düşünmek gibi bir şey... Ve herzaman bir şüphe olabilecektir, bu kaçınılmaz ve aslında iyidir. Özgür iradeniz var ise; şüphe devrededir diye düşünüyorum. Akıl ve mantık burada devreye giriyor ve burada değer verdiğim kanal bilgileri ile zihnimde bir tarama yaparım, elbette tüm bilimsel bilgilerim ile de, uyuşan, ters düşebilecek şeyleri, ve diğer kanallar ile verilen bilgilerden de bir uyumu yada olası uyumu düşünürüm. Boşlukları doldurmaya çalışırım...Neyse önemli bir başka nokta ise, sezgi kullanımında ustalaşmaktır, eğer bu yok ise düşünceler zihinsel tortular ile çatışma içinde sönük bir şey olarak kalacaktır...Kanal bilgileri, pozitif Hizmet varlıklarından geldiğinde, özgür iradeye saygı gereği, herşeyi söylemezler, bulmaca gibi boşlukları doldurmak gerekir, işte o zaman bilinç daha çok beslenebilir. Ve inanın yazmadığım bir çok çıkarımlarım vardır ve bir süre sonra bu çıkarımları teyit eden kanal mesajlarını görünce bu zevkli bir hal alabiliyor. Sonuçta öğrenmek zevkli, çözümlemek zevkli ve bir de onaylı (yüksek bilinç kanalları ile) bir şey o da güzel. Ve asla şüphe bitmez, ama sezgi ile ve güvendiğiniz kanal bilgileri ile, bilimsel birikiminiz ile, doğru bir şeyler çıkarabilirsiniz...Bilgi kanallarını açmak biraz fiziksel beden, zihin ve odaklanabilme kapasitesi ile ilgili sanırım. Üzerinde düşündüğüm, örneğin detoks yiyeceklerinden ne var diye, teadüf olarak biri gelir aynı gün veya sonrası günde ve bahçede su teresi koparır ve ben bunu bir işaret görürüm, ve kullanırım, elbette üzerinde düşünürüm ve sonra bunun detoks için çok iyi olduğuna dair internet sayfasına çok sonra ulaşırım ve biraz da tesadüfvari ulaşmadır. Ve gülümserim...Evet sanırım iyi bir gözlemci olmak ve işaretleri okumaya zaman ayırmak da önemli...Ve dinginlik hali çok önemli...

Bizler Evren'i içimizde bulabiliriz, bunlar her insanın yapabileceği potansiyelde şeyler diye düşünürüm... Ama işte her insan da güzel bir yemek yapamaz, yapamazdan kastım şu; uğraşmaz, emek vermez, yapamam diye kendini şartlandırır v.s. Bu potansiyel herkeste vardır ama işte çaba da gerekir ve öğrenmek zevkli diyen ve -kendinden başka bir şey olmayan bir durum bu- inanıyorum ki; "bütünün hayrına" vurgusu ile önce niyetini çok net, ama çok net ve kısa belirtmek gerekir, sonra üzerinde fazlaca düşünmeden akışa bırakılmalı. Akışa bırakmak önemli, güven içinde olmakta... Bu tıpkı, bir bilimadamının üzerinde düşündüğü buluş için bir bilginin daha sonra zihninde belirmesi, evet tıpkı bu. Spiritüellerde fark belki şudur; işaretleri okuyarak ve niyetlendirerek bunun bilinçli bir işlem olduğunu anlamasıdır ve yüksek yoğunlukların işin içinde olduğunun veya rehberlerimizin veya Zeki Enerjinin...Ve berrak ve net kendinizsiniz işte bu durum bile şüphe için bir temel:)) Açık söyleyeyim BH varlıklarından ses istediğim halde gelmez ve sonra bir işaret görürüm. Çok ilginç, asla öğrenmenizi, gelişmenizi sekteye uğratmazlar... Ve çakralarımı dönmeden sonra ölçtüm, bilimsel mi bilmiyorum ama sarkaç/pandül ile ölçtüm, muazzam fark ar ama bakın sonradan çok elektriklendim ve bu sinirlilik yaptı, bir gün sezgisel olarak çorabımı çıkarıp, pc başında yere, zemine çıplak ayakla bastım ve dakikalarca sonra esneye esneye gözlemden yaş geldi ve bu dün gece de oldu. Yani topraklanın rahatlarsınız ve ben hep bunu unuturum veya az yaparım ve devamlı bir "ssss" tınlaması başladı zihnimde, ama alıştım, odağım orada olmadığında rahatız etmiyor ve aslında hiç etmiyor ve yazı yazarken harflerin sırasını ters yazar oldum ve bunu yazark asla görmüyorum veya doğruymuş gibi zihnim algılıyor ama sonra bunun bir DNA değişimi ile ilgili bir durum ya da beyin lobları ile ilgili bir durum olduğunu seziyorum. Ve DNA değişimlerinin işaretleri bunlar sanıyorum. Bunlarda yan etkilerdi. Duyumsmanız artıyor ve hiç konuşmadan diyelimki vucut dilini fazla kullanan düşük frekanslı bir kişi sizi sanki gürültü içinde bırakmış gibi rahatsız edebiliyor. Aslında ideal olan ortamın; bilincin tekamülü ile ilgilenen grup olarak, en azından dar bir grup olarak beraberce yaşamak olduğunu ama hayattan kopmadan birlikte yaşamak olduğunu düşünüyorum.

Deneyimlerimi yoldan yürümek isteyenler için açıklayıcı olur diye paylaştım. Evet "Bütünün Hayrına ne olacaksa o olsu". Ve Ruh'u büyüten, geliştiren keşiflerdir, bilgidir, öğrenmektir. Bu bilincin evrimini hızlıca yapmak arzusunda olanlar için İlahi bir haktır ve korunma mucizleri, sevgi mucizeleri de hediyeleridir. Ve aslında genel olarak kanallarda verilenler yetmez, bilincin evriminin hızlı olması açısından bulmacayı çözmek gerekir. Tekrar ediyorum bu İlahi bir haktır, isteyen için bilincin hızlı tekamül yoludur.

Selamlar, Sevgiler...

Tiversonus

#466
Şunu da eklemek istiyorum: Spiritüel camiadaki insanlar arasında birbirlerine çekilme, eşzamanlılık artıyor ve birbirlerimizi yüzyüze görmemiş olmamıza rağmen, sanırım çakralar üzerinden bir bağ oluşuyor. Kısaca ben sitedeki ve spiritüel camiada daha kimseyle yüzyüze gelmedim. Şimdi bağ şöyle çalışıyor sanırım: Bir arkadaş bir kanal mesajını türkçeye çeviriyor, sonra diyelim ki ben gece durduk yerde saat 02 gibi kalkıp pc yi açma sezgisi ile açıyorum ve mesajı görüyorum ve yayınlıyorum yani alıntılıyorum. Bunu dışarıdan gören kişi bir eşzamanlılık olarak algılayacaktır...Bakın gerçek bir örnek, uzandığım bir zamanda  bazı şeyler düşünüyordum ve içimden gelerek oturdum ve pencereyi açarak, sakince; "bütünün hayrına olacak ise, özgür iradesi izin veriyorsa, sevgili şu üyenin siteye yazmasına yardım etmesini" sevgili B.Mikail den istedim...Garip fakat, Bir şahidim olsun ki böyle, niye yaptığımı da bilmiyorum ki hiç yapmamıştım ve yeniden uzandım, film seyrediyorum ve onbeş dakika sonra sol tarafımda karıncalanma ve kalkıp, sezgim diyor ama işte tereddüt var, ve pc yi yeniden açtım ve dört aydır veya neyse uzun zamandır yazmayan arkadaş yazı yazmış...Bunu söylediğimde, uzun zamandır bu yazıyı hazırladığını söyledi ve işte size yemin olsun ki böyle... Nasıl inanacak karşıdaki, garip işte ama bir eşgüdüm var bazı gruplarda sanırım. Karşıya söylediğinde ise potansiyel bir yalancısın ya da en azından lineer düşününce kabul etmesi zor...Buradan Yüksek Benlik aracılığı ile çalışan bir ağ var diyebiliriz...Ve bunun üzerinde düşünmeye değer; zaman atlayabiliyorlar üst yoğunluklar...Yani "bilincimin hızlıca evrimleşmesine pozitif katkı yapacak kelimeler bilmek istiyorum" dediğimde, örnek olsun bu; sanki araca binip bir hafta önce bir şey hazırlanıp bir yere konup, ona eş zamanlı ulaşabiliyoruz. Veya "aa bak bunun tarihi eski" yani lineer bakışla herşey dengeli yani, tam bir ispatı olamıyor, düşünsenize sizin için hazırlanmış müzik sizi bekliyor ama "önceki zaman" imzası ile...Evet herşey özgür seçimler ile inancın oluşmasına hizmet ediyor, yani kişi verilen (bilinen) ile bilinmeyen arasında hep dengede bırakılıyor..."Zaman yok" , bunu olasılık olarak düşünün, ne anlamlara gelebilir, bakın ne ilginç anlamları olduğunu gördüğünüzde gerçekten şaşıracaksınız: Zaman yok!!!!

Tiversonus

#467
Soru: "Zaman Yok!" kavramının anlamını değil, ancak uygulama ya da sonuçlarının nerelere uzanabileceğini anlamak amacı ile bir soru olarak; niyet/dua'nın ne sıklıkla yapılması faydalıdır?Zaman yok ise; Bilincin evrimi nasıl oluyor? Zaman yok ise; özgür irademize göre realitemizi nasıl yaratırız? Zaman yok ise; yüzlerce kitaplık bilgi nasıl olurda bir AN'da öğrenilebilinir? Zaman yok ise; geçmiş nedir, gelecek nedir, nasıl yaratırız?  Zaman yok ise; 11 diğer Benliklerimiz ve geçmiş yaşamlarımız ne anlama gelir? Bunlar şimdiki benliğimiz ile bilinç açısından ya da ırksal, dinsel v.b. açısından ne durumdadırlar???

Tiversonus

#468
Sanırım siteye erişimde sorun var:)) epey uğraştıktan sonra girebildim...

Tiversonus

#469
Soru: "Karma" hangi sonucu sağlamayı hedefler?[/font=Comic Sans MS]

Tiversonus

#470
Soru: "Gezginler" için "Unutma örtüsü" ve "Karmik Çark", bunlardan hangisi daha büyük risk oluşturur?[/font=Courier New]

Tiversonus

#471
"negatif enerji istediği doğrultuda yönetip yönlendiremediği için, pozitif enerji ise verileni kabullenemediği için azalmış, güçsüzleşmiştir."

(Ra Bilgileri 1, s.305)



Soru: "Verileni kabullenememek" açısından; "Karmik Süreç" nasıl açıklanabilir? Her "verilen" kabul edilebilir mi, edilmez ise bu durum Karma oluşturur mu?

Tiversonus

#472
Soru: "Bilincin Form haline geldigi yer" ne anlamlara geliyor?

Soru: "Ruhun mucizevi yollarini her zaman bilmezsiniz" ne anlama geliyor?

sirera

#473
Sevgili Tiversonus, birkaç gündür pazartesi gün yazdığnız bir konuda aklıma takılan birşeyi yazmak istiyorum oturup yazamadım.  "merkezi güneşten, güneşimize ve tepe çakramdan, birinci çakrama ve dünyanın kalbine/çekirdeğine ve oradan tersine merkezi güneşe bir imgeleme" Bu uygulamanız üzerine nacizane bir yorumum olacak.
Omurgamızdan evrenin yaratıcı enerjisini dünyanın merkezine ilettiğimizde tekrar yukarı çıkarmak için izlediğimiz yol omurgamız üzerinden değil de bir yarım daire ile tekrar evrenin yaratıcı enerjisine döndürürsek bedenimizde ve zihnimizde meydana gelmesi muhtemel bir takım arazları önleriz. Bu uygulamada omurgamız bir paratoner görevi görerek evrene şükran ve şefkat duygularının titreşimlerini göndermekte. Ancak yukarı çıkarırken zihnimiz ile veya bedensel olarak bir tıkanıklık yaratacak hastalığımız var ise enerji buralarda sıkışabilir. Bu durumda hem uygulama istediğimiz sonucu vermez hem de enerjinin sıkıştığı bölgelere göre bir takım bağımlılıkları hayatımıza taşıyabiliriz. Bunlar bedensel olabileceği gibi zihinsel bağımlılıklar da olabilir.
Bahsettiğiniz uygulamayı yapma seçimim şöyle,

Gözlerimi kapatırım nefes veririm üzerimde pırıl pırıl parlayan  evrenin yaratıcı enrjisini duyumsarım, o sevinçle şükran dolar nefes alırken tepe çakramdan alıp ajna çakradamdaki çivit mavi renkten aşağı patlayan vişhudda çakramdaki cam göbeği mavi frekansından aşağı indirir omurgamdan kalp enerji merkezim anahata çakramdaki çimen yeşili renk frekansına inen omurgamdaki bu parlayan enerji ile bir süre beklerim, nefes verirken yine omurgamdan inen parlayan enerji manipura çakradaki sapsarı renk frekansıyla güneş sinir ağı merkezinden inmeye devam eder ve portakal renginin frekansına sahip svadisthana çakramdan, muladhara çakrama akar ve şefkat ve sevgi ile artan hislerimle, merhametle dünyaya bırakmak isterim. Bir yarım daire çizer tekrar üzerimdeki parlayan bir tepsi gibi duran evrenin yaratıcı enerjisine bakmak isterim ve böylece devam etmek isterim.

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#474
Selamlar sevgili sirera, :)) Evet sanırım, siz Yoga ile benden daha çok bilgiye sahipsiniz, benim Yoga ile ilgili hiç bilgim yok...Benim geri dönüş yolunda bahsettiğim ya da bahsetmeye çalıştığım şey aslında Şu; Dünya'nın çekirdeğinden birinci çakramıza ve böylece devam ederek "12 Çakra" ya bir bağlantıyı aşağıdan yukarıya imgelemek ile ilgili. Bu "12 adet çakra" yine Pleiades Öğretileri'nde var, sanırım bu bağlantılarımızı oniki çakraya (DNA ile de ilgili sanırım) yönlendirmek ile ilgili, yani bağlantı niyeti...Elbette sizin önerinizi/yaptığınızı da deneyeceğim...

Tiversonus


Tiversonus

#476
[h5]

EY KÂBEYE GİDEN HACILAR

Ey kâbeye giden hacılar! Siz nerelerdesiniz? Nerelerdesiniz?
İşte burada sevgili, geri gelin! Geri gelin!
Bitişik kapıda oturuyor sizin sevgiliniz;
Çölde yolunuzu şaşırmış, neyi ararsınız siz?
Görürseniz eğer şekilsiz belirtilerini sevgilinin şeklinin
Siz üstâd olacaksınız, ev olacaksınız, ve Kâbe olacaksınız kendiniz.
On defa ulaştınız o Kâbe olan eve aynı yoldan;
Çatısına yalnız bir kez tırmansanız yetişir sizin ruhunuz olan bu evin.


Rumi
[/h5]
(Divan 648:1-4)
Çeviren: Vehbi Taşar
Farsça'dan Çeviren: Fatemeh Keshavarz,
'Reading Mystical Lyric: The Case of Jalal al-Din Rumi',
University of South Carolina Press, 1998

[/size=1]



O PILGRIMS TO THE KA'BAH

O pilgrims to the Ka'bah! Where are you? Where are you?
The beloved is right here, come back!
Your beloved is residing next door;
What are you searching, confused, in the desert?
If you see the formless manifestation of the beloved's form
You will be the master, the house, and the Ka'bah yourself.
Ten times you reached that house [Ka'bah] through the same route;
Just once climb up the roof of this house [your soul].

(Divan 648:1-4)
Translated by Fatemeh Keshavarz,
'Reading Mystical Lyric: The Case of Jalal al-Din Rumi',
University of South Carolina Press, 1998[/size=1]


Soru: Dün sitede yayınlanan; "Küp/Kabe" kavramı ile birlikte yukarıdaki şiirin bağlantısı nedir?

Tiversonus

#477
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Soru: :)) Evreni matematik senfonizi olarak düşünebiliriz demiştik ya, işte (What is this?), aşağıdaki nedir?


Sanırım MerKaBa ile ilgili ya da Eterik Benlik ile:))

15 Nisan 2000 Kasyopya Celsesi


S: (L) İlginç bir kelime. İki veya üç kelimeden oluşuyor: mer kaba veya mer ka ba. Üç kelimeli olarak düşünürsek, Mısırca Ka astral beden demek ve Ba kelimesi de Ka'ya benzer. Sanırım bunlar astral beden ve genetik beden olarak düşünülebilir. Ve bir de Ab var. Bu insanın içindeki hayatın temel unsuru gibi birşey. Tanrısal kısım veya ruh gibi. Ab kırmızı bir taş olarak temsil ediliyormuş. İnsandaki arzuyu, şehveti, cesareti, bilgeliği, hissedişi ve zekayı ifade ediyormuş. Hepsi birlikte soyut, yaratıcı bir ilkeyi temsil ediyor. Kaaba/Kabe Arapça küp anlamına geliyor; Mekke'de Siyah Taş'ın tutulduğu küp şeklindeki yapı. Kabe'nin İsmail ve İbrahim tarafından inşa edildiği söyleniyor. Şimdi; Mer, Ka, Ab ve Ba kelimelerini düşündüğümüzde, eterik benliğin temel parçalarından oluşan bir küp geliyor akla ve içinde bir taş var. Ruh taşı mı? Ana taş?

C: Wau, anladı!

Tiversonus

#478
Soru: Ra Bilgileri'nde uzunca anlatılan "Bir'in Yasası" na göre (anladığım kadarı ile), tüm sapmalar giderildikten sonra Bilinçte "Bir" olunuyor ise; 6. Yoğunluk Başkalarına Hizmet Varlıklarının "sapmaları" ya da "sapması" nedir?

[Bu soruyu, "Bizlerde öğreniyoruz" benzeri cümleleri temel alarak soruyorum ve aslında zor bir soru, bizler hala 3. yoğunluk bakışında iken, üst yoğunlukları anlayabilmek ve soru sorabilmek çok da verimli olmayabilir, ama ne yapayım sormuş oldum bir kere:)) Sonuçta "büyüklere" sevgim ve saygım sonsuz, ve "Herşey Tanrı'dır" sözünüde anlamlı buluyorum. Sevgili Ra toplumsal Bellek ve sevgili Kasyopyalılar bunu vurgulamışlardı ve sevgili Pleyadesliler de "büyük harfli" Tanrı'nın herşeyde olduğunu vurgulamışlardı.]

Tgur

#479
Sevgili Kardeşim,
Bu yazıyı yakında hazırlamıştım ama sonra vazgeçmiştim,
Ama görüldüğü gibi ortaya dökülmesi için kollektif bilincin israrı var,

                                27.12.2009
Avatar bilinci ne demek
Sahiden nedir bu dilimle gevelenmek
Bir 'in hiçlikten damıtıldığını
Biraz biraz söyleyebilmek

Ra bilgilerinde Bir in yasası, sonsuzluğun, bir olarak düşünülmesi gerekir şeklinde yorum ve
vurgulamayı hatırlıyorum , buna itiraz ediyorum,
Ama yanılmış ta olabilirim ,Ra nın bir olarak tanımladığı benim düşündüğüm gibi bir yaklaşımı içeriyordur tabi ki ,perdenin öbür tarafındaki o  bilinç bütünlüğü, bizim lineer donelere yaslanmış kriterlerin dışında bir anlayışı sergiliyordur.

Zira, bizim Bir kavramımız, maddi yoğunlukta,dualiteyi kavramış yani ikiyi de içine alan ,
artık önüne kendini tanımak üzere koymuş olduğu aynayı kaldıran ve ne olduğunu anlayan, şuura ermiş bilinçte sonucunu bulmaktadır.

Evet ,bizim sonuç olarak tanımladığımız bu kavramın dışındaki sonsuzluğu Ra ,

"Bu duruma sonsuzluk dersek ,sonsuzluk bir nevi sayısallığı anımsatacağından Bir olarak söylüyoruz" demektedir.
Ve bence burada problem  oluşmaktadır ,

Bizim sayısallık kavramının yani madde yoğunluklarının sonuçlandığı  Bir ,sonsuzluğu içine alan Ra nın bahsettiği Bir ile karışıklık atfetmekte ve konuyu biraz anlaşılmaz taraflara kaydırmaktadır
Bu yönden ben Ra bilgileri ile belirtilen Bir i "hiçlik" olarak belirtiyorum,

Hiçlikten damıtılan Bir yukarıdaki dörtlüğün özü..
İşte bu Bir, hiçliğe bakmakta ve benzerlik ve farklılık ne olabilir ,sorgulamakta..

Benzerlik veya farklılık bile geçerli kavram olmayabilir ,o zaman K.lar çok haklı bir cevap
vermişlerdi böyle duvara çarpan şeyler düşünen benim gibi meraklıların sorularına ,

"siz varsayımlarla ve elinizdeki lineer ölçüyle üst yoğunluklarda olanları kavrayamazsınız"

Bu sonucu biliyordunuz da bunları neden sıralıyorsunuz sorusuna da cevaben,

Sadece, masumane ,düşüncelerin sınırsız ,helezoni bir özellikte ve ucu açık olduğunu hatırlatmak istedim ve içinde bulunup bazen kendimizi hırpaladığımız yaşamın ,hayali ,
bir tuval üzerine çiziktirilmiş resim gibi ,üzerinde her zaman rötuş yapabileceğimizi ve fırça,
boya, silgi gibi materyalin, hemen yanı başımızda olduğunu hatırlatmak istedim.