Kur’an'da 19 Sistemi & Rashad Khalifa

Başlatan kerem, 02 Kasım 2021, 03:16:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#120
Evet Bozadi, ayrıca bu konuları yani din üzerine oldukça uzun tartışmaları bu sitenin "Din ve Ahlak "bölümünde görebiliriz,ilgili dostlar oradan da takip edebilirler,

Her neyse ,yine çalışmalarımdan bir bölümünü burada aktaracağım ,diğer yandan bilinçlerin teşekkülünde bahsettiğin gibi kişilerin kendi ataletlerini ve hasletlerini özellikle vicdanlarını ortaya koymaları ve özün bu en tartışılmaz itkilerini devreye sokmanın muazzam önemi var,

S: (A) Einstein ve Bergman 1935 teorilerini neden bıraktılar? Yanlış mıydı?
C: Hayır.
S: (A) Neden terk ettiler o teoriyi?
C: Sonuçlarından korktular.
S: (L) O teoride gördükleri sonuçlardan mı korktular, yoksa dışarıdan gelen bazı tehditlerden mi?
C: Her ikisi.
S: (L) O halde, sonuçları görür görmez birileriyle konuşmuş olmalılar...
C: Yakın.
S: (A) Bildiğimiz dördüncü yoğunlukla Einstein ve Bergman'ın beşinci boyutu arasındaki ilişki nedir?
C: Aynı.
S: (A) Bu beşinci boyut hakkında neden bilgimiz yok?
C: 4 KH tarafından kavramın önüne konan engeller.
S: (L) Bu kavram bariyerleri, yazılarımda karşılaştığım şeyin bir parçası mı? Monoteist felsefenin lineer zamanının ve dini kontrollerin dayatılması, ki bu da pek çok saldırı ile sonuçlanıyor?
C: Evet.
S: (L) Bunun hakkında düşünmek bile "dini olarak" insanları korkutuyor. (A) Mekanda iki insanın birbirinden 50 santim uzakta olmasının ne anlama geldiğini biliyorum. Zamanda gelecekten 20 dakika uzakta olmanın ne anlama geldiğini biliyorum. 5. boyutta uzaklık nasıl oluyor? Bunu düşünemiyorum...
C: Uzaklık/mesafe, bilinç enerjisi ızgara yapısıyla ilgili bir 3. yoğunluk sınırlamasıdır.
S: (L) Bilinç enerjisi bir ızgara yapısıyla mı uzanıyor? Nasıl soracağımı bile bilmiyorum. (A) Einstein, Bergman ve Bargmann 5. boyutta iki şeyin birbirine uzaklığını ölçmek için mesafeyi kullanıyordu. Bilinci kullanmıyorlardı. Izgara kullanmıyorlardı. Mesafe kullanıyorlardı. Bırakmak zorunda kaldıklarına göre iyi bir teori olmalı. Ama mesafeden bahsetmelerine rağmen bilinç hakkında hiçbir şey söylemediler. Sorum şu: mesafe bir bilinç ifadesi mi? İki nokta arasında, örneğin 2 milyon atom diye bir mesafe var mı? Bu bir mesafe mi? Bilincin bununla ilgisi nedir? Bu 5 boyutlu dünyada atomlar nasıl modelleniyor?
C: Izgara olarak.
S: (A) Neyin ızgarası?
C: Enerji.
S: (A) Bu ızgarada 5. boyutun rolü nedir?
C: Silindirin kenarı.
S: (A) Kenar nedir?
C: Döngünün yüzeyi.
S: (A) 3. boyuttaki döngü mü, 5. boyuttaki mi?
C: 5.
S: (L) Bu bana uçuk geliyor. (A) Onlara biraz cebir öğretmem gerekecek.
C: Evet. Uyumlanma zaman alıyor.
S: (TB) Bu bana çok normal görünüyor. (L) Evet, önemli olan uygulama. Bize doğrudan cevabı vermek yerine, çözüm üzerinde çalışabilmemiz için kesin yanıtın biraz sağını veya solunu söylüyorlar. (TB) Einstein bu 1935 teorisinden ne çıkacağını düşünüyordu?
C: BAT (Birleşik Alan Teorisi).
S: (A) Anlamıyorum. Eğer 1935'te sonuçları gördüyse ve "pekala bu iyi bir teori ve sonuçları görebiliyorum" diye düşündüyse, sonraki 20 yıl boyunca neden yanlış teoriler üzerinde çalıştı? Yanlış olan şey üzerinde çalışmasının amacı neydi?
C: Para verildi.
S: (A) Paraya ne için ihtiyacı vardı? (L) Yaşamak için. (A) Herhangi başka bir üniversiteye gidebilir ve istediğini yapabilirdi!
(L) Eğer Konsorsiyum "hayır" dediyse, hayır. Hiç bir yere gidemez ve hiçbir şey yapamazdı. (A) Pekala. Belki de hayatının sonuna kadar bu konuda birşey ifşa etmeyeceğine dair birşey imzaladı.
C: Evet. Ve iyi geceler.

-----------------------------------------------------------------
Son derece çözüm yolları isteyen bir aktarım, özellikle 5. boyut bilgisinin açılımında, dikkat edelim 5Y değil,

Konuyu çözecek veya tam anlatacak gerekli bilgi yüküne sahip değilim ama lineer düşünce sınırlamasının dışına çıkabilecek barajları aşabilecek çok şükür bir bilinç özelliğine çok yavaş da olsa geldim zannediyorum, burada kendimizi övme peşinde değiliz ,ilgili arkadaşların yardımları ve senelerce ruhsal konularla uğraşmanın ve evrenin rüya vizyon gibi bir çok usulle yardımı ile desteklenen bir bilinç,

Everenin yardımı derken bilmece söylemiyorum ,daha geçen gün bir yere aracım ve eşimle beraber giderken günlerdir tekerlek tarafından arada bir duyduğum ve bir mana veremediğim ve tamirciye gitmekten üşenip atlattığım araç arızasını giderme imkanı buldum ,

Senelerce şöför yetiştirdim ve araç arızaları ile profosyenel olmasa da bilgim var, bunun tembelliği de olabilir ,yolda giderken yanımdaki kamyonetteki bir şahısın ısrarla ikazı ile "çamurluk ve motor muhafazası yerlerde sürünüyor" sözüne kulak verip tamirciye gittim ve olayı çözdüm, yoksa çok fazla hasar veya kazaya uğrayabilirdik, bu nedir ,

Evren yardımı, bu basit olayı bu yönde manalandıracak bir bilince gelmem de evren yardımı,

Evren o kamyonet şöförü halinde tehlikeyi ikaz edici hale bürünmüş beni yani evrenin başka bir yönünü etkiliyor yardımda bulunuyor,bunu eşime de anlattığımda "ütyopyanın doruklarındasın, bırak.."

Bırakan kim..

En azından şu monoteizm veya lineer dayatma ile oturtulmaya çalışılan mesafe fenomeninin ,barajının aşılması konusunda öyle entegral hesapları v.s. dalmış bir matematik bilgisi dışında ızgaraların dışında silindir kenarı nedir tahayyül edebiliyorum, kısaca bilincimin kabul edebilir serbestliği içindedir diye söyleyebilirim,

Bunu katiyetle neden belirtiyorum, barajlar ve insanları 3Ymantığı içine sınırlama aldatma metodlarının açıkça görülmesi bu barajları aşmama yardımcı oluyor, ayrıca evrenin hakikaten bir parçasıyım vizyonunu gördüğümü defalarca bu yazılarda belirttim,

Öyle ki bu insanların birbririni aldatması sahte kişiliklere bürünmesi ve bunu yaşamın bir cilvesi olarak kabul etmeleri başka türlü olamaz demeleri, dürüstlüğü böylece parçalamaları ve hatta bizim bile fark etmeden veya bu dünya şartlarını yaşamak mecburiyetindeyiz şeklinde rol yapmamız ,bu akıma kapılma olayını normal kabul etmemiz bunun nişanesi,

"S: (A) Bu ızgarada 5. boyutun rolü nedir?
C: Silindirin kenarı.
S: (A) Kenar nedir?
C: Döngünün yüzeyi.
S: (A) 3. boyuttaki döngü mü, 5. boyuttaki mi?
C: 5.
S: (L) Bu bana uçuk geliyor. (A) Onlara biraz cebir öğretmem gerekecek.
C: Evet. Uyumlanma zaman alıyor. "

Bir de imza olayı veya tasdik için yemin ve tabulaştıran hususların dışına çıkmama kabulü ve boyun eğmek var,insanı ibadetimi büyük ve samimi bir itaatle yapıyorum şeklinde mum gibi kalıp ve baraj içine koyar,

Dinsel fenomenlerin şartların içine yerleştirilmiş hedef ve tabu yaratan ritüeller, perhizler ve bunların bitişindeki belirtilen sergilenen seremoniler,

Sınırlama çiti veya barajlarını vaz geçilmez hale getirtip onun ötesine bilinci kapatmak da var, yaşam kolaylığı veren emniyet içine sokan inanç halleri, sorgulama ve bilinçte genişleme ve sınırsızlık durumunu keşfetme özelliğini adeta kilitler,

Korku ve geçim derdi de keza, Einstein bile,

"(A) Pekala. Belki de hayatının sonuna kadar bu konuda birşey ifşa etmeyeceğine dair birşey imzaladı.
C: Evet. Ve iyi geceler. "

kerem

#121
Mesele de o "kalp" ve "akıl"ın kendi içinde bitmek bilmeksizin şekilde çatışmasından kaynaklı zaten bozadi. Sorunun kendisi bilgi,düşünebiliyor olmak,eldeki bu yetersiz enstrümanla hakikate ilişkin bir şeyler söyleyebileceğini zannetmek. Benim yaşam deneyimim bunu öğretti bana sadece. Bütün bir yaşam,elinde deliğe uymayan bir anahtarı o deliğe sokulacak bir şekle getirmeye çalışmaktan ibaret. Onmaz bir yarayı iyileştirmeye çalışmaktan..
Bana sorarsan hayat hakkında bunu söylerdim Sana.Fakat bu hayat her ne ise,o'nun ya benden istediği bir şey varsa? Mesele bu. Bana kalsa,bu hayatın bitmesi tek çözüm. Ya fiziksel ölüm ya da bir nevi "ego death". Tüm çelişkiyi yaratan "düşünce" denen şeyin kendisi.Kelimlerle,modellerle hayatı anlamlandırma çabası.. İllüzyonun ta kendisi.Fakat görünen o ki bu illüzyonun yaşanması gerekiyor,onun için burdayız.Onun için tüm bu dert,tasa.

Yine görünen o ki "yukarı"sı denilen bir yer var,tüm bu mistik/dinsel her ne haltsa o bilgilerin aktığı. Başka bir yaşam var orada,aklımızın ermediği. Ve bu yaşam da aynı burdaki yaşam gibi bir ikilik üzerine kurulu. Bu ikiliğin bir ucundaki hayatı birlik olarak tanımlamış,doğru yanlış kavramlarını beyhude görmüş,su akar yolunu bulur demiş,varoluş sadece görünüşte çelişkili,özünde "bir" demiş.
Diğer uçtaki "doğru" var demiş,bunu dediği anda otomatik olarak "yanlış" ı da var etmiş. Kendisinin hakikatin kendisi olduğunu iddia etmiş,kendi yolunu seçenler ödül ve ceza ile motive etmiş,ikna için "mucize" denilen bir yöntemi kullanmış,insanı sınadığını söylemiş yeri geldiğinde.Bir taraf diğerine KH demiş,KH denilen taraf da ona cin demiş,şeytan demiş,saptrıcı demiş.

Tüm bu savaşa tanık olmak,seni de bu savaşın içine sokuyor,hiç istemesen de.Ben son 1 senedir bu savaşın dışında tutuyordum kendimi,tüm bu sonsuza kadar süren belirsizliğin,çelişkinin.
"Bana kalsa"yine öyle yaparım,ama bana kalıyor mu işte..:)

bozadi

#122
kerem, belki aceleci ve karamsar bir bakış açısının etkisindeyim ama senin 19'culuğu, Reşad Halife'yi ve bu bağlamda "zaman yolculuğu" kavramını tartışma ve bu tartışmayı yönlendirme şeklin bana "Bir deli bir kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış" lafını hatırlatıyor.

Zaman yolculuğu bizim burada tartışarak, kaynaklardan araştırarak vakıf olabileceğimiz bir konu değil. Böyle birşeye girişmek başlı başına sorunlu (amacı sorgulanmaya muhtaç) bir yön taşırken, bir de bu karmaşayı "19 ve Reşat Halife" gibi son derece kaotik bir tartışma konusu üzerine bina etmek... Karmaşa kere karmaşa... Kaos kere kaos. Çok sağlıksız bir zorlama görüyorum.

kerem

#123
Bana bu konunun anahtar kelimeleri ne diye sorulsa 4-5 kelimeden birini "zaman yolculuğu"diye belirlerdim.

-Sistemin keşif tarihi:1974
-Kur'anda 19 sayısının"fonksiyonları"nın açıklandığı sure 74.sure
-Bu 74.cü surenin ilk cümlesi"ey gizlenen,kalk ve uyar."ifadesi tam 19 harf ve bu ifadenin ebced değeri tam 1974.
-bu madde sorgulanmaya daha açık belki fakat şöyle bir bulgu da var;kur'an vahyin bitişi ile 19 sisteminin keşif tarihi arasında tam 1406(19x74)kameri yıl var.
(dediğim gibi bu maddede seçmecilik yapıldığı iddia edilebilir fakat tesadüf olduğunu düşünmüyorum şahsen)

Burada bahsedilen olayın tesadüf olmadığını kabul ettiğin takdirde kur'anın yazarının bunu çok net bir şekilde belirlediği sonucuna ulaşıyorsun.Zaman problem değil kaynak her ne ise onun için.

19 sistemini yeterince incelersen hiçbir kelimenin,sure sıralamasının,harflerin adedinin hatta konumlarının öylesine oraya konulmadığını anlıyorsun.(bunu tüm metin için %100 söylemek mümkün değil fakat bazı yerlerde yazar adeta gözünün içine sokmak için birtakım kelimeleri kasıtlı olarak bazı yerlerde kullanıp bazı yerlerde kullanmamış,bununla ilgili ilgi çeken örnekler var.)

bozadi

#124
19 "mucizesinin" kime ne faydası var?

kerem

#125
74.surenin Edip Yüksel çevirisi,19 sayısına 30.ayette atıf yapılıyor ve ardından sayının "fonksiyon"ları belirtiliyor.

1)Ey gizlenen,
2)Kalk ve uyar.
3)Efendini yücelt.
4)Örtülerini temizle.
5)Kötülükten uzaklaş.
6)Çoğaltmayı arzulayarak düşleme.
7)Efendin için sabret.
8)Delik açanda delikler açıldığı zaman,
9)İşte, zorlu gün o gündür.
10)İnkarcılar için kolay değil.
11)Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.
12)Ona hem zenginlik verdim,
13)Hem de gözü önünde çocuklar...
14)Ona nimetler yağdırdım.
15)Buna rağmen, daha fazlasını istiyor.
16)Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
17)Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
18)Nitekim o düşündü; ölçtü biçti.
19)Kahrolası, ne biçim ölçüp biçti.
20)Kahrolası, gene ne biçim ölçüp biçti.
21)Baktı.
22)Sonra surat astı, kaşlarını çattı.
23)Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı:
24)"Bu" dedi, "etkileyici bir büyüden başka bir şey değil."
25)"Bu sadece bir insan sözüdür."
26)Onu Sakar'a atacağım.
27)Sakar'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?
28)Ne artar, ne eksilir (tam ve mükemmel),
29)Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır.
30)Üzerinde on dokuz vardır.
31)Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, (1) inkârcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) gerçeği onaylayanların onayını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla gerçeği onaylayanların kuşkularını ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkârcılar da, "ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?" desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Efendinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.
32)Hayır, andolsun Ay'a,
33)Geçtiği vakit geceye,
34)Ağardığı vakit sabaha,
35)Bu büyüklerden birisidir.
36)Halklara bir uyarıdır.
37)İlerlemek yahut geride kalmak dileyenleriniz için.
38)Her kişi kendi günahıyla mahkûm olur.
39)Ancak sağ tarafta olanlar hariç;
40)Bahçeler içindedirler, sorarlar,
41)Suçlulara:
42)"Sizi bu cezaya sokan nedir?"
43)Diyecekler ki, "Desteklemezdik/namaz kılmazdık"
44)"Yoksula da yedirmezdik."
45)"Biz, boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."
46)"Yargı gününü yalanlardık."
47)"Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık."
48)Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
49)Öyleyse neden bu mesajdan yüz çeviriyorlar.
50)Ürkmüş zebralar gibi,
51)Aslandan kaçan...
52)Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister.
53)Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
54)Doğrusu, bu bir öğüttür.
55)Dileyen ondan öğüt alır.
56)ALLAH dilemezse onlar öğüt alamazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlamanın kaynağıdır.

kerem

#126
Reşad,1971'de Mekke'de bir sabah namazı sonrası "mistik"bir deneyim yaşıyor.Bu olayı daha sonra 1988'de anlamlandırdığını,hatta bu anlamın ona ancak bu zaman açıklandığını söylüyor.
Bu deneyimde Reşad,daha önceki peygamberleri tek tek görüyor ve hepsi önüne gelip"onaylayıcı"bir baş hareketi yapıyor.Kendi Kur'an çevirisinin ek bölümlerinde kendini"3:81"ayetine gönderme yaparak"Misak'ın elçisi"ilan ediyor.(ek 2)
Kendi elçilik misyonunu da yine bu eklerden birinde"eldeki kutsal metinleri doğrulamak,arındırmak ve hepsini tek bir ilahi mesaj altında toplamak:teslimiyet(submission)"olarak belirtiyor.(ek 2)


kerem

#127
İlgilenenler için Reşad'ın İslam'ı nasıl algıladığıyla alakalı şu video iyi bir giriş olabilir;

gerçek tosun paşa

#128
Açıkçası yazılanları okuduktan sonra çok daha öncesinden beri inandığım bir kavram aklıma geldi. Basitçe açıklamak gerekirse bir kişinin bir şey ile çok içten bir uğraşa girişmesi sonucu -bunu gerçekten arzusuz bir istek olarak ifade edebiliriz- mucizelerin görülmemesi imkansız diye düşünüyorum. Bu 19 sayısıyla ilgili olabileceği gibi hayatta çok basit üstüne kafa yormaya değmeyeceğini düşündüğümüz sıradan bir şey de olabilir.

Çok çeşitli metinlerde kesinlikle akıl ötesi dizayn ve bilgiler olabilir. Hatta bence bu Kas. celselerinde de vardır. Mesela her celse başında bir isim veriyorlar ve o isimlerin anlamlarını tam olarak bilmiyoruz.

Hani İslam'da geçtiği gibi konuşmak gerekirse biri çok içten bir şeyi ister ve onun yolunda uğraşırsa Allah ona istediğini verir. Bence konu biraz böyle.

Bunun dışında hiç şaşırtıcı olmayan sayılar ve gizli mesajlarla ilgili bozadi çok güzel bir soru sormuş "Kime ne faydası var?" Olayın büyük resmini etkilemez. Dünya döner durur.

memed

#129
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

19 "mucizesinin" kime ne faydası var?

---------------------------------------

Gercekten ben de merak ediyorum .

Dünya da buna benzer binlerce sayısal eşleşmeler var . Ve sen şu bilgiyi aldın : Üst boyutlar bazı sayıları ve özellikle asal sayılara bayılıyor .

Matrix 1999 yılında cekildi .Ve orda Morfeus ,filmde Neo ya verdiği ilk ip ucu beyaz tavsanı takip et tavsiyesiydi.
2010 lardan sonra acremokromeun kod adının beyaz tavsan oldugunu ögrendik.

Şimdi wiakowski kardesler peygamber mi ?

Yani neyi yakalamak istedigini anlamadım ? Kuranın üstünlüğü ya da dünyadısılıgı ya da büyük zekalar tarafından yazıldıgı mı ? Hangisi önemli _ ?

Ya da ben atatürkün 19 denklemi dolayısıyla üst boyutta yapılan bir problemin yan ürünü olarak bulundugunu anlıyorum diyelim.
Ya da hitlerin ....


Kerem 11 Eylül olaylarında neden 19 hava korsanı vardı .

Tgur

#130
Evren mimarisinde kodlar ve sihirli rakamlar çok kullanılmıştır illüzyonu mantıksallaştıracak usullerdir bunlar ,kaotik yapının bile bir düzeni var dedirtir ve bazılarını adeta büyüleyerek arkalarında veya ötesinde neler var baktırtmaz, tabusal bir hal doğurtur,

Bana ters gelse de bilinçleri açmak için bazı pencereleri açmak gerekli diye düşünüyorum,

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=4444

Tgur

#131
Bu arada sitemizin arama bölümü google tarafından geliştirilmiş yeni fark ettim ,arayış içinde olan dostlardan bilmeyenlere duyururum ,ayrıca Alemtaç dostum okuyorsan bunları sana seslenmek konuşmak isteriz..

kerem

#132
Arkadaşlar 19 sistemi denilen şey,kur'anda rastgele seçilen birtakım kelimelerin ve harflerin 19'un katı çıkması ve bununla heyecanlanılması değil.Adı üstünde bir sistem var ortada.
Örneğin kur'andaki 114 surenin 29'u birtakım harflerle başlıyor,"h-m","a-s-q","n" falan gibi. Bu sistemin keşfine kadar bu harflerin ne anlama geldiğini bilmiyodu kimse,sadece birtakım spekülasyonlar vardı.Ortaya çıktı ki bu harfler,bulundukları surede en sık şekilde kullanılmış ve bunlar hep 19'un katı.
40'tan 47.ciye kadarki sureler "h-m"harfleriyle başlıyo ve bu harflerin kullanımında belirli bir formül var,bu formülü bu harf adetlerini gösteren tabloların diğer kombinasyonları için de kullanmış yazar,basit bir olay değil.

Tüm surelerin başındaki"besmele" zaten 19 harften oluşuyor,bu cümleyi oluşturan 4 kelime kur'an içinde hep 19'un katları şeklinde kullanılmış.Bunun ötesinde bunların miktarı rastgele değil,Tanrı için kullanılan diğer isimlerin ebced değerleri ile eşleşecek şekilde kullanılmış.
"Allah"kelimesinin geçtiği ayetler,kelimenin geçiş adedi vs.oluşturduğu bir tablo var,o tabloyu 1 kelimeyi çıkardığın vakit bozuyorsun,dolayısıyla birçok faktörü tek bir düzeni oturtmak için ayarlamış gibi gözüküyor metni oluşturan her kimse. Detaylara girince bunun böyle olduğunu anlıyorum ben,zaten bunun için bir "meydan okuma" bu sistem.Bunun için "yukarı"dan görevlendiriliyor Reşad.
Böyle bir sistem bir yana,kitabı oluşturan kaynak bunun keşif tarihini de çok açık kodlamış ilgili sureye(74.sure).Reşad'ın ölüm tarihiyle vs.ilgili de çok ürkütücü rastlantılar var direk bu 19 sistemiyle alakalı.

Tüm bunları rastlantı kabul etmezsen açıklanması gereken bir yığın şey çıkıyor ortaya.Bence iki seçenek var;ya tüm bu olayları kurgulayan,zamanın dışında,olaylar üzerinde istediği gibi oynayan bi kaynak var ya da zaman diye bir şey yok,olasılık yok,7.yydan bakıldığında zaten her şey belliydi ve o belli olan olaylara atıf yapmak üzerine gönderdiği metni de ona göre düzenledi kaynak.Aynı bir objeye bakıp onun resmini tüm detaylarıyla çizmek gibi.

19 "sistemi"nin ne" olmadığını" anlamak için şu 2 video oldukça yeterli;

https://youtu.be/kj0uF04vCsU

https://youtu.be/EtusYIMyW5k

gerçek tosun paşa

#133
Evrende belirli bir kodlama olması zaten muhtemel ama bana kalırsa bu 19 denen şey bizim halk, divan şiirlerindeki hece sayılarıyla aşağı yukarı aynı mantık. Sonuçta ekler sayılmıyormuş kelime köklerinden yürüyerek 19 üzerinden çalışmışlardır. Ben şahsen dünya dışı varlıkların etkisinden ziyade gayet insan işi olduğunu düşünüyorum. He dersen insanlar neden 19 üzerine çalışıp nasıl bilebiliyorlar? Orda da kanallama denen ve onlarca farklı çeşidi bulunan bir gerçeklik ortaya giriyor. KH etkisi illa vardır. Kur'an da son derece pozitif yaklaşımlar yok mu? Var. Genel itibariyle ve yerleştiği kültür itibariyle negatif mi? Şüphesiz. Negatiflik kötü mü? Hayır. Subjektif. Negatif bir yaradan olur mu? Neden olmasın, olur. Onların Allahı değersiz mi inanamaz mıyım? Elbet inanırsın ve neden değersiz olsun?

Fakat biz, biz derken bu forumdaki bazı arkadaşlar o yapıya ve o yapının kabul edilen Allahı yerine pozitif idealleri benimsiyoruz, olay bu denli basit olarak görülebilir.

Dönelim 19'a. Diyeceksin ki imkansız öyle bir hesap yapılamaz. Ben pek inanmıyorum ya. Mesela sen de fazlasıyla inanabilirsin. Genel nitelik olarak bana hitap etmiyor. O kadar çok şey gördüm ve yaşadım ki 19 biraz zayıf kalıyor etkileyicilik bazında. İnanç kişisel bir şeydir. Bence sen bu olayı bu kadar rasyonel ele alma ihtiyacı hissederken sayıları bir veri olarak kabul ediliyor içeriği ve anlatımı 2. hatta belki 3. plana bırakabiliyorsun. Belki sen haklısındır.

kerem

#134
Ben bu verilerin(19'a dair)biriktikçe yapılmasının daha da zor olduğunun ortaya çıktığını düşünüyorum,yani birçok parametreyi aynı anda kesiştirmek zorundasın böyle bir şeyi planlarken,belirli bir suredeki harf adedini ayarlarken belirli kelimeleri kullanmalı ya da kullanmamalısın tüm kur'an açısındaki örüntüyü bozmamak için mesela.Yahut belirli yerlerde kullanmalısın vs.Demem o ki bu veriler tek tek bakıldığında bir anlam ifade etmeyebilir,fakat bu "sistem"in tüm metni kapsayacak şekilde birbiriyle-zorunlu olarak-etkileşen alt parçalar şeklinde kurgulandığını düşünürsen mesele göründüğünden daha karmaşıklaşıyor.Tek başına bir kelimenin 19k geçmesi yahut bazı harflerin belirlenmiş bir surede 19k geçmesi değil mesele.Mesele tüm bunların bir araya geldiğinde oluşturduğu tablo,birbiriyle ilişkileri ve böyle bir yapının oluşturulmasının zorluğu vs.
Ben matematikçi değilim,kendi ölçeğim kadarıyla meseleyi inceledim,lakin bunun ihtimal hesaplarını yapan vs.tipleri de zamanında dinlemiştim,tesadüf olması çok düşük bir çok veri var.Kasıtlı olarak yapılır mı yapılamaz mı,kesin bir şey söylemek zor.En azından yapılması baya zor gözüküyor burdan bakınca,sistemi savunanların da iddiası bu.
Ama bence yine en önemli nokta buradaki kehanet meselesi,kur'anın yazarının bunun keşif tarihini çok net biçimde metnin içine yerleştirmiş görünmesi.Dediğim gibi Reşad'ın hayatında da ürkütücü 19'lar var,ölüm tarihi,yaşadığı gün sayısı ve bunun 19 sayısını da geçtim kur'andaki 19 sistemiyle ilişkisi vs.Bunların bir kısmı tesadüf de olabilir tabi fakat en azından bana hiç öyle gelmiyor.Zaten Reşad'ın yaşadığı mistik deneyim,Cebrail ile görüşmesi ve elçi olduğunu bildirmesi,bu işin "yukarı"dan planlandığını gösteriyor.
Bunun dışında Atatürk'ün hayatında da bolca 19 var ve bu konu Edip Yüksel tarafından popülerleştirilmişti zamanında.

Tüm bunlar ne anlama geliyor?Kim nasıl planlıyor bunları,bunca çaba ne için? Gerçekten"Tanrı" mı yapıyor tüm bunları?

Tüm bunları İslam perspektifinden değerlendirince de problemler bitmiyor;Tanrı niçin sadece bir toplumla iletişim kuruyor ve bunu fetih vs.aracılığıyla yayıyor? Kur'an metni içerisinde o döneme olduğu apaçık olan diyaloglar var,üstelik şu anki toplumsal normlarımıza uymayan,vicdanen rahatsız eden noktalar var,bunları nasıl uzlaştıracağız? Mesajın içeriği önemli,gerisi kültür farkı diyerek ulaştırılmaya çalışılsa da o zaman neden bu metni 14yy sonra tekrar gündeme getirmek için bu sistemi ortaya çıkartmak için bir elçi gönderdin?vs vs.

Yine bu forumdaki bilgi kaynakları da meseleyi açıklayamıyor bana kalırsa.Çok minik bilgi kırıntıları var,onu da geçtim bu kaynakları doğrulamanın herhangi bir yolu yok.Kanallık işi epey karışık bi mevzu,elimizde bu bilgileri test edebilecek enstrümanlar aşırı kısıtlı.
Zihnimin bir köşesinde bu kanallık işine ciddi anlamda girişmek var,hayat beni oraya itecek gibi duruyor..:)