Kur’an'da 19 Sistemi & Rashad Khalifa

Başlatan kerem, 02 Kasım 2021, 03:16:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

kerem

#105
Teşekkürler memed.
"
Çok isterdim ARK ile C: nini matematik konusmalarını okumanı .
Yüksek matematik bilmedigim halde hepsini zevkle okudum.

Orda yüksek matematik sırasında Asal sayılara geciyorlar ve 4. boyut matematiği hakkında bilgi verirken"

Bahsettiğin ARK ve C konuşmaları nedir? Nereden ulaşabilirim?

memed

#106
Malesef sabırla okumak gerekiyor . Ben cok zorlandıgımı söylemek zorundayım .

Bazen bir celsede sadece 1 cümle olabiliyor . Fakat Ark katıldıktan sonra celselere Laura biraz kendine çeki düzen verdi.

1994 ten basla ve sonuna kadar not ala ala gidersen gercekten inanılmaz bilgiler alacaksın.
Elbette kişisel korunma ya da onların baslarına gelen şeyleri ve neler yapabileceklerini de okumalısın.
Çünkü yogun olarak okumaya baslarsan hayatında biraz terslikler yasaman muhtemel .

https://drive.google.com/file/d/1StWvd0TiWYNbmHMxLqLA5eBFk6KDOLQ2/view

memed

#107
Bir de bu cümlenin anlamını farketmek çok önemli diye düsünüyorum :


'' C: Gibi, ama hatırla..."Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. Yazdığın "Nuh Sendromu" temelde "kötü" ile iyi
arasında bir ayrım ima ediyordu.

Hazır oluş bu ayrımları tanımaz ! ''

Peki o zaman '' Hazır oluş '' neyi tanır _?

bozadi

#108
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

Bir de bu cümlenin anlamını farketmek çok önemli diye düsünüyorum :


'' C: Gibi, ama hatırla..."Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. Yazdığın "Nuh Sendromu" temelde "kötü" ile iyi
arasında bir ayrım ima ediyordu.

Hazır oluş bu ayrımları tanımaz ! ''

Peki o zaman '' Hazır oluş '' neyi tanır _?



Sonraki soru-cevapta şu söyleniyor:

Alıntı YapEklenti:

S: (L) Hazır olmak ne anlama geliyor?
C: İster BH ister KH olsun, bir sonraki yoğunluk seviyesine dönüşümün eşiğinde olmak. Görüyorsunuz ya, dönüşüm dengeyi koruyor!


Varoluşa mutlak bir "ikilik" perspektifinden bakmanın sorunlu bir yönü olabileceğini kastediyorlar sanırım. Varoluş özü itibariyle tam bir "tekliğe", birliğe dayalı. KH de bir şekilde aynı varlığa, aynı tekliğe hizmet ediyor doğrudan veya dolaylı biçimlerde. BH ve KH bir dengenin parçası. KH olmadan BH de olmaz. İkisi birlikte varlar. Ama bu durum BH-KH düalitesinin anlamsız, önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Bizim "kötülük", "şeytanlık" olarak gördüğümüz veya maruz kaldığımız şeyler de bir şekilde "derslere" hizmet ediyor. Nihayette bir yanlışlık yok, bir sorun yok. Herşey derslere, herşey öğrenmeye, herşey varlığa hizmet ediyor.

3Y'de KH'nin, yani negatifliğin, yani bir bakıma kötülüğün sosyo-ekonomik, siyasi, askeri ve dini ilüzyonda egemen olması, sanki KH güçleri (Şeytan) tüm varoluşu ele geçirmiş gibi algıya, duyguya ve dolayısıyla acizlik, korku ve kızgınlık tepkisine yol açabilir. Hepimiz doğrudan veya dolaylı olarak bu tür algılara, duygulara kapılmışızdır, kapılıyoruzdur ve belki kapılacağızdır diye düşünüyorum. Varoluşun aslı, esası incelendiğinde Varoluşun bir tehdit altında olmadığı, KH'nin varoluşa egemen olmadığı görülebilir, sezilebilir. Elimizdeki kaynaklar buna epeyce vurgu yapıyor, ki üstteki alıntıda da aynı şey vurgulanmış oluyor diye düşünüyorum. BH-KH konusuna korkuyla, endişeyle, kızgınlıkla, öfkeyle, acizlikle yaklaşmamak gerek.

Ama bu durum BH-KH düalitesinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Bu kavramları bu kaynaklar kendileri öne sürdü, tanımladı ve sık sık (ve çok önemli, çok açıklayıcı, aydınlatıcı biçimlerde) kullandılar.

Bir de, her ne kadar BH-KH bir madalyonun iki yüzü olsa da, BH var oluş ve var ediş eğilimli, KH yok oluş ve yok ediş eğilimlidir. 3'ten 4'e mezuniyet BH ile de KH ile de mümkün olsa da, daha önce de dikkat çektiğim gibi 4KH aslında yokoluşun eşiğine gelmekle eşanlamlı (%95 KH). Sonraki düzeylerde ilerlemeye devam etmek için KH'nin giderek azalması, BH'nin giderek artması gerekiyor (her iki kutbiyetteki varlıklar için de). Ve nihayet en saf merkeze gelindiğinde (6'dan 7'ye), KH kutbiyetinin sürdürülmesi mümkün olmuyor. BH kutbiyeti sürdürülüyor ama BH kavramı da geçerliliğini bir ölçüde kaybetmiş oluyor çünkü "başkası" ve "kendi" diye bir ayrım kalmıyor. O noktada artık sadece varlık-yokluk düalitesinden bahsedilebilir.

BH-KH, pozitif-negatif ve iyi-kötü kavramları bir şekilde ilişkili, uyumlu kavramlar. Ama 3KH ağırlıklı koşullarda, yani işkence koşullarında iyilik-kötülük kavramları fazla "yargılayıcı" hale gelebiliyor ve KH güçlerinin geçici de olsa dünyadaki egemenliği, sanki tüm varoluşa egemenlermiş gibi, dolayısıyla sanki tüm varoluş güvenilmezmiş, acizmiş, tehdit altındaymış gibi bir algıya, korkuya, güvensizliğe, moral bozukluğuna neden olabilir. Elimizdeki kaynaklar korkuya, endişeye gerek olmadığına, varoluşun bir tehdit altında olmadığına dikkat çekmeye çalışıyor.

bozadi

#109
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Ya bu KH ile ilgili celseleri okudukça yıllardır içimde hep bir "Allahını seven defansa gelsin!" modu oluşuyor.  ;D  ;D  ;D


Dünyadaki faşist güçlerin hala şu veya bu şekilde devam eden (önümüzdeki zamanlarda çökmesini umduğumuz) egemenliklerini, bizim bu durum karşısındaki aciz görüntümüzü düşününce ve bir de o şeytani güçlerin ağababası olan 4KH ve 5KH güçlerini falan düşününce, gel de korkma, gel de ürkme :)

Elimizdeki kaynakları ve kendi en derin sezgilerimizi, sevincimizi, umudumuzu, sabrımızı, aklımızı, inancımızı, irademizi, dayanışmamızı kullanarak hakikatle istikrarlı bir bağlantı kurmak suretiyle korkulardan arınmamız gerekiyor.

memed

#110
Kerem
bu da bir fikir verebilir diye düsünüyorum önceki Laura İsa ilişkisi gibi.

*****************************************************

S: (L) 1995 celselerinin üzerinden geçip yorumlar yazıyorum ve orada "Frank"le yapılan çeşitli doğrudan kanallamalar da vardı. Biliyorsunuz,
bunlardan bazıları çok rahatsız ediciydi çünkü cevap vermek istememe gibi bir his vardı. Bu doğru bir değerlendirme olur mu?
C: Yakın.
S: (L) Ama sonuçta sorularımızı ısrarla sormaya devam edecektik ve... O yöntemle verilen bilgiler güvenilir mi?
C: Çoğunlukla.
S: (L) Peki Frank o kadar isteksizlik sergilerken o bilgiler nasıl oluyor da güvenilir olabiliyor... Ya da, mesele Frank miydi, yoksa varlık mıydı?
Veya bir tür varlık mıydı?
C: "Frank"
S: (L) Yani sonuçta verilen bilgiler Kasyopyalıların bilgileriydi?
C: Biraz bozulmuş olmakla birlikte, evet.
S: (L) Peki eğer Frank... Yani şuraya gelmek istiyorum: Bu nasıl mümkün oluyor?
C: Senin de fark ettiğin gibi, Frank yetenekli bir psişik "kanaldı". Bir süre senin gelecekteki kendinle bağlantın oldu. Çarkları alıştırmak gibi.
S: (L) Peki onun varlığındaki bilgileri nasıl değerlendirmem gerekiyor?
C: Bu hususta iyi gidiyorsun.
S: (L) Frank'in durumunda çelişki vardı. Vermek istemiyordu... Verme güdüsü yoktu. Bilgiyi geri çekiyordu veya sınırlama koyuyordu. Ama
bilgi bir şekilde geliyordu yine de. Ne olursa olsun yolunu buluyordu. Hatta bazen kodlanmış bir şekilde geliyordu ve Frank aslında gelen
bilgileri anlamıyordu. Gerçek bir kavrayışı yoktu.
C: Evet

memed

#111
'' C: Yazdığın "Nuh Sendromu" temelde "kötü" ile iyi arasında bir ayrım ima ediyordu.

Hazır oluş bu ayrımları tanımaz ! ''

S: (L) Hazır olmak ne anlama geliyor?

C: İster BH ister KH olsun, bir sonraki yoğunluk seviyesine dönüşümün eşiğinde olmak.

---------------------------------------------------------------------------------------

Burada anlatılan tek bir şey oldugunu düsünüyorum .
Bilgi farkındalık .
BH ya da KH bizim gezegenimiz icin yapabilecegimiz şeyleri ifade eder . '' yükselişi'' değil .
BH ya da KH ; '' O '' bu ayrımları tanımaz !

Ra bilgileri çok degerliydi , cok naif , cok saygılı ,cok duyarlı metinlerdi .

Ancak ya celselere katılanların ya da direk kanal olanların '' dinsel spiritüel '' yapılardan cok etkilenmiş olma olasılıkları nedeniyle cok monoteist bir yapı icerdiğini gözledim ya da böyle düsünüyorum .
Bunun getirdigi ''iyilik yap ,ibadet et muhammedin komsusu ol '' söyleminin biraz cagdascası , biraz daha kosullara uygun ,insan zekası vb lerin değişimlerine denk bir cıkıs oldugunu seziyorum .

BH cok degerlidir ,cünkü gezegenin çekebilecegi acıları mümkün olan en az hale getirmek icin cabalar .


C: Evet, söylediğimiz gibi, sistem topraklanıyor.
S: (L) Güneş sistemi mi topraklanıyor yani?
C: Evet.

KH Negatif bir düsünce frekansı yayıyor ve kuyruklu yıldızlar , yıldırımlar vs pozitif yük tasıyor .
BH bu pozitif olan , kuyrukluyıldız ya da meteor ,yıldırım hava olayları vs vs lerin dozajı icin çok büyük bir deger olusturuyorlar .

'' Secilmişlerin hatırına o günler kısaltılacak '' sözü burdan ileri gelmekte .Yoksa kimse bir şeyi kısaltmayacak !

'' Sizler bu gezegenin homoepatik ilaçlarısınız '' ( Hemaoepatiyi arastırsanız ya da biliyorsanız )

Aslolan budur : C: Yazdığın "Nuh Sendromu" temelde "kötü" ile iyi arasında bir ayrım ima ediyordu.

'' Hazır oluş '' bu ayrımları tanımaz ! ''

Bir de Ra lardan kaynaklandıgını düsündügüm bir anlam karmasası odugunu düsüüyorum.
Bu boyut için yükselme denen kavram 3 ten 4 e .Burda tek önemli sey farkındalık bilgi ve yargısızlıga yatkınlık .Hepsi tek şıkta BİLGİ ile ilişkili .

Bencil ya da benmerkezci diye tabir ettiğimiz bireylerin hayatı genelde ekonomi odaklıdır tamamen ,düsünce yapısı olarak .
Dogal olarak bilgi ile iletişimleri zayıftır . Bir mimar neden tutupta gecelerini astronomi okumak icin harcasın _?
Bir kasap işlerini büyütmeyi düsünürken neden biyoloji merakını gidersin _?

Himler miyiz ki genis bir farkındalıgımız olacak kadar herşey önümüzde açılsın !!!

Himler nasıl yükseldi ? Kendi kişiliğini parcalayarak mı ?

Baska bir örnek vereyim . Ünide bir ara psikanalize sarmıstım cevremde ki 5-6 arkadasımla da .
Cok tuhaf bir şey farketttim. Psikanalizi sadece cevrelerinde daha etkin olabilmek ,bireyleri bazı tekniklerle etkilemek bastırmak vs vs vs icin okuyorlardı ! O insanlar kendilerinde hiçbir seyin farkındalıgına sahip olamadılar asla olmazlardı . Kötü ya da iyi oldukları icin degil , farkındalıkları olmadıgı icin o bilgiler onlara bir şey kazandırmıyordu . Kendilerine dönmedikleri icin.
KH dediğimiz insanların ciddi bir parcalanma ya da ruhlarını zorlayan bir durumla karsılasmaları gerekiyor .

Sadece yaptıkları herşeyi deneysel bi oyun olarak ,onları inceleyip dersler alarak ve yogun sekilde bilgilenerek yükselebilirler . KOKU romanını değil , filmini izlemenizi öneririm ne demek istedigimi anlatabilmek icin.

Bh nin ise yogun avantajı bilgiye saf aclıgı var ise hayatın maddiyatı ilişkilerini görmemezlikten gelmesi ,ilüzyona itaatinin az olmasıdır .

Sanırım iyi anlatamadım kendimi :) İyi ifade edemedim.

memed

#112
S: (L) Dolayısıyla farkında olmak gerçekten önemli... Şunu sorayım: Sadece farkında olmak, gruptaki hepimizin yapabileceği en önemlişey
mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Ve farkında olmak programlarından kurtulmayı, bilgini artırmayı kapsıyor...
(Perceval) İkisi birlikte gidiyor. Önyargılarını, programlarını ele almadan en geniş anlamıyla gerçekten farkında olamazsın.
(L) Bu doğru mu?
C: Evet
S: (L) Yani, Gurdjieff'in aşağı yukarı tanımladığı gibi, kozmik güçlerin aktarıcıları olmanın yolu kendi üzerinde çalışmaktan geçiyor. Bu
aktarımı yaptığının tam olarak farkında olmasan bile, öyle mi?
C: Evet


C: "Büyük Çalışma" ve kendi üzerinde çalışma ve "mezuniyete" hazırlık vs. hakkındaki sorular. Geçmişte pek çok ipucu ve hatta doğrudan
yanıtlar verildi fakat özetleyip örnekler vereceğiz. Bu tür tüm amaçlar esas olarak farkındalık üzerinde odaklanır! Farkındalık eylem
halindeki bilgidir. Şimdi transmarjinal inhibisyon olarak bildiğiniz kavramı düşünün.
S: (L) Tamam. Transmarjinal inhibisyon bir organizmanın baskı altında kırılması, dönüşmesi anlamına geliyor. Buna maruz kalan
organizmalar boş sayfa gibi oluyorlar ve kolayca yeniden programlanabiliyorlar. Kastettiğiniz şey bu mu?
C: Evet. Şimdi, "farkındalıkta bir kuantum sıçraması" yapmayı önleyen parazit oluşumlarıyla ilgili olarak geçmiş yıllarda size anlatmaya
çalıştığımız süper önemli bilgi parçasını düşünün.
S: (L) Yani Büyük Çalışmanın, kendi üzerinde çalışmanın, 4. yoğunluğa mezun olmanın vs anahtarı farkındalıktır diyorsunuz. Farkındalık
bilgiye dayalı ve transmarjinal inhibisyonla bir şekilde alakalı olan parazit oluşumları da farkındalıktaki kuantum sıçramalarını engelleyebilir.

bozadi

#113
BH-KH ve bilgi/farkındalık kavramları bu tartışma başlığıyla (Kur'an'da 19 Sistemi & Rashad Khalifa) spesifik olarak çok alakalı olmadığı için, kerem'in bu başlıkta paylaşmak, tartışmak istediği şeyleri engellememek için burada bu konuda başka birşey paylaşmasam iyi olur diye düşünüyorum. Var olan veya yeni bir başlıktan devam edecek olursak, orada söyleyeceğim veya savunacağım görüş, BH-KH'nin bilgi ve farkındalıkla ve (özellikle BH açısından düşünülecek olursa) yükselişle "birebir" alakalı olduğudur.

kerem

#114
Tekrar merhaba,açıkçası bir sonuca varmak imkansız.İtiraf etmeliyim ki Kur'anın dilini uyarıcı/tehdit edici olması ve bu tarz bir meydan okumayla(19)en azından kendi kaynağınının "insan-üstü"oluşunu delillendirebiliyor olması beni bayağı duyarlı yapıyor bu meseleye.Kesin bir yorum yapmak mümkün değil.Fakat 19 sistemi gerek Reşad tarafından ilk duyurulduğu şekliyle,gerekse Kur'anda anlatılan Tanrı'nın "ikna"için çalışma prensibi olması hasebiyle "mucize"tanımına çok uyuyor kendi deneyimimde.Mucize;aciz bırakan demek arapça.Karşına bir şey geliyor,insan olarak buna bir açıklama getiremiyorsun,aciz kalıyorsun.

Velhasıl Kur'an/İslam ile ilgili kendi hayatımda,hayata bakış açımda birçok uyuşmazlık olsa da,bu tarz bir meydan okuma karşısında "aciz"hissetmekten başka bir duygu oluşmuyor bende.İçeriği yahut dilinin hoşuma gitmemesi o kaynağı kesip atmak için yeterli bir sebep değil benim için.Zihnimde "ya gerçekten haklıysa?" var..

Zira bahsedilen konu hem bir zaman-dışılık hem de yeri geldiğinde arapça kelimelerin ilk oluşumuna dahi bir müdahelenin olduğunu ima ediyor benim için.Kaynak her ne ise,kelimelerin yapısına da müdahele etmiş olabilir.

memed

#115
Kerem dinlerin özüne baktıgın zaman ciddi ayrıstırıcı etkiler görürsün .Bu hepimiz için kesin bir bilgidir.
Ayetleri dahi var .
Acaba burda yazanları ,dinlerin insanlar üzerinde ki tahakkümüne ve insanın ne kadar aciz bir kul olduguna gönderme yaparak işin ufak bir yanı olarak düsünebilir miyiz ?

S: (L) Endonezya'da Banda Aceh'de noelde yaşanan depremden sonraki gün hakkında konuştuğumuz celseye bakabilirsin. Tsunamiyle
birlikte yaklaşık 200.000 insanın öldüğü olay değil miydi o? Dışarıda yaratmazsan, içeride yaratırsın demişti
K'lar.
(Pierre) Sadece Meksika'daki anmayla ilgili olduğunu sanmıyorum...
(L) O zamanki olayların, koşulların durumu.
(Pierre) Adaletsizlik, fakirlik ve sefalet çok yaygın...
(L) Teorime göre, insanlar kitlesel olarak maruz kaldıkları baskılara, zulümlere olan tepkilerini ifade edemediklerinde, bu enerji dünyaya gidiyor ve gezegen bu enerjilere tepki veriyor. Bu reaksiyon süreci o insanların imhasına neden olabiliyor ama birşekilde onların enerjilerine tepki veriyor. Doğruya yakın mı bu?
C: Evet!!

memed

#116
Ya da teknik olarak dinler insanı edilgen nesne yapma amacını tasıyor olabilir mi biraz da .
Lütfen yanlıs anlama .senin dinleri savundugunu düsünmüyorum. Sadece görünenin arkasını merak ediyorsun ve bunlarda bize bilgi veriyor:


Batı toplumunda geleneksel erkeksi niteliklere yönelik düşmanca bir tavrın destekleniyor olması, kötü
niyetli büyük bir planın parçası mı?
C: Evet
S: (Joe) Bunun amaçlarından biri zayıf bir erkekler nesli yaratmak mı?
C: Evet
S: (Joe) Bu, 4B'ye geçiş sonrası senaryosu veya buna benzer birşey mi, yoksa daha çok 3B'de yönetimi ele geçirmeye mi yönelik?
C: 4KH ile insanlık arasında istenen ilişkinin bir yansıması daha çok.
S: (L) Başka bir deyişle, anal prob yapmaya başlamak istiyorlar. [kahkaha]
C: Çok alakasız değil! Normal erkek üzerinde egemenlik.
(Joe) Şu anda, tüm o radikal feminist faaliyetler bu amaca mı yönelik yani?
C: Evet
S: (L) Baştan beri öyle bence. Uzun, yavaş, sabırlı bir manipülasyondan bahsediyoruz. K'lar bunu yıllar önce söyledi.
Yönetimimizi devralmaya geldiklerinde herkesin olmasını istedikleri gibi olmasınısağlayacak şekilde programlama amacına hizmet ediyor,
böylece hepimiz "değerli" köleler olacağız. Ürkütücü. (Joe) Bu, herhangi bir şekilde eşcinsellikle bağlantılı mı?
C: Evet
S: (Joe) Eşcinsellik, insanlık üzerinde 4KH zihniyetinin yansıması olan bir oynama yapmaya mı yönelik?
C: Evet
S: (Niall) 4KH eşcinsel mi?
C: Hayır. Bu güçle ilgili, seksle değil.
S: (Pierre) Bunu insan dünyasındaki pedofil halkalarında görüyoruz. Bu kesinlikle seksle ilgili değil, sevgizevkiyle ilgili değil. Güçle ilgili.
(Joe) Egemenlik.
C: Küçük bir "normal" eşcinsellik yüzdesi var.

( Bu bizim toplumuzda ki gibi kadın cinayetlerinin artması da aslında aynı etki.
Ve özellikle kadın ve cocuk tacizleride bu amaca hizmet ediyor.Korkan edilgen insanlar . )

memed

#117
(L) Evet... Sanırım biraz gergin konulara değineceğim. Aklımda iki konu var. Birincisi Mekke'nin kara deliği kitabı. Şimdi,
Peter Townsend adlı kişi, ki bu muhtemelen takma bir isim, çünkü hayatından endişelendiği için muhtemelen kendi adıyla yazmıyor,
Mekke'nin var olmadığını ve din olarak İslam'ın çok garip bir şekilde başladığını söylüyor. Temel olarak, kendi düşüncesine göre İslam'ın




Devamı 29 Aralık 2018 celse

kerem

#118
Dinin ayrıştırıcı olduğu konusunda şüphe yok zaten memed. Din'de doğru-yanlış vardır,inanan-inkarcı vardır,cennet-cehennem vardır.. Her şey bu dualite üzerine kurulu.
Bu forumdaki bilgi kaynakları ise "tek"lik üzerine,doğru ve yanlışın olmaması üzerine,yapılan her şeyin mutlak anlamda sadece tekamüle hizmet ettiği inancı üzerine kurulu.
Birincisi,çelişki demek,doğru ve yanlış arasındaki çelişki,inanan-inanmayan arasındaki çelişki vs.
Peki hangisi hakikat? Hoşumuza giden,özgür hissettiğimiz mi? Sezgilerimiz mi belirleyecek hangisinin hakikat olduğunu akıl mı? Tam olarak hangi enstrümanla,nasıl karar vereceğiz?
Bugün yahudi bir "rabbi"yi dinliyordum,eski ahitteki Tanrı'nın öfkesini"sevdiğini disipline etme"yöntemi olarak anlatıyordu,çok da entelektüel bir adamdı,dinleyince bir şekilde etkiliyor seni.
Velhasıl Tanrı,hakikat vs.hakkında ne düşünürsek düşünelim,hepsi bizim kurgularımızdan,fikirlerimizden ibaret. Dinler ayrıştırıcı,peki bu ayrıştırıcılığın hoşumuza gitmemesi bir yanda dururken,öte yandan örneğin bu başlıktaki konu duruyor ortada. Bu ikisini nasıl bağdaştıracağız,neyi baz alarak?
Demem o ki,"yukarı"da bir şeyler oluyor,ve sürekli bilgi akıyor buraya,birbiriyle çelişen,birbiriyle tutarlı. Tam olarak neyin ne olduğunu bilebilmek mümkün değil,kaynaklar doğrulayabilmek mümkün değil,devasa bir çölde elimizde ufak ipuçlarıyla hakikat hakkında yorumlar yapıyoruz,yapmaktan başka çaremiz yok. En ummadığın bir şekilde,7.yyda oluşturmuş bir metnin içerisinde 14.yy sonra tuhaf bir matematiksel örgü ortaya çıkıyor,birtakım felsefi sonuçları beraberinde getirerek. Hiç ummadığın,tartışmaya gönüllü olmadığın bir alana çekip,seninle dalga geçiyor,hiçbir şeyi hiçbir zaman bilemeyeceğini,sadece bildiğini sandığını yüzüne vuruyor.
Velhasıl,herhangi bir felsefe/dünya görüşü sana müthiş bir şekilde hitap edebilir,hoşuna gidebilir,fakat yanılmadığını kim nasıl garanti edebilir?
Vs vs...

bozadi

#119
Son mesajımda, başlığın spesifik konusuyla doğrudan ilgili görünmediği için burada tartışmak istemediğimi söylediğim konu "LÜTFEN BENİ BURADA TARTIŞ!" diye haykırmaya başladı. İsabet oldu.

BH-KH kavramları böyle kısırdöngülü durumlardan çıkmayı mümkün kıldığı, kolaylaştırdığı için önemli işte. Bilgi kavramına eğer "BH-KH" meselesinden yalıtık bir şekilde (aslında yalıtık olmadığı halde yalıtılmaya çalışılarak) yaklaşılırsa, içinden çıkılması çok güç kısırdöngülere yol açar.

Sevgili kerem kardeşim, "beyin" diye birşey var, "sorgu" diye, "şüphe" diye birşey var, evet, ama bir de "kalp" diye birşey var, iman diye birşey var, kabul etme, bağrına basma diye birşey var. Senin kalbin ne İslam'da/Kuran'da, ne Ra'da/Kasyopya'da. Sen boşu boşuna tümünü birden tırmalayıp duruyorsun. Nitekim şimdi de Yahudilikten örnek verdin.

İtiraz edebileceğin, şüphe duyabileceğin, "acaba öyle mi?" diye sorgulayabileceğin bir dünya dolusu daha malzeme var. Bunun sonu yok. Beynin yanına biraz da "kalp" gerekiyor. Sen kalbin temsil ettiği ilke konusunda sorun yaşadığını haykırıyorsun burada. Birşeyi seveceksin arkadaş, birşeyi kabul edeceksin. Doğruluğundan şüphe etmeden birşeyi alıp bağrına basacaksın. Kuran'la, Ra'yla, Kasyopya'yla, İncil'le, Tevrat'la yapamıyorsan bunu (bu kaynakları veya herhangi başka bir kaynağı %100 doğru kabul ettiğim için değil), daha baside, daha içe dönerek bunu neyle yapabildiğine bakacaksın. Neyden şüphe duymadığına bakacaksın, bunun için gerekirse en aptalca, en aşırı basit görünen ilkelere kadar döneceksin: Adalete döneceksin, sevgiye döneceksin, vicdana döneceksin. Bak bakalım, bu kavramları bağrına basabiliyor musun basamıyor musun? Bu kavramlar sana birşey ifade ediyor mu, etmiyor mu?