Kur’an'da 19 Sistemi & Rashad Khalifa

Başlatan kerem, 02 Kasım 2021, 03:16:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Yabancı bir forumda bu Yahweh çelişkisi üzerine bi konu açılmıştı. Aslında hiçbir çelişki yok Ra'nın anlattıklarında aksine çok tutarlı. Q'uo nun anlattıkları da bu görünürde olan çelişkiyi çok iyi açıklıyor. Bence LL Research'e göre Laura'nın önyargıları daha yoğun gibi geliyor,dolayısıyla aldığı mesajı Laura'nın da çarpıtma olasılığı yüksek.
Ra'nın veya Q'uo'nun Yehova konusunda verdiği bilgilerde bir çelişki olsun veya olmasın, konu bu kaynaklardan bağımsız olarak (ve onların açıklamaları bağlamında bile) gayet karmaşık görünüyor ve çözümünün çok mümkün ve anlamlı olmayacağı izlenimine sahibim şu an için. Bu meseleyle çok uğraşmaya değecek bir durum görmüyorum yani kendi bakış açımdan.

Ra'yı da, Kasyopya bilgilerini de çok seviyorum, her iki kaynağın bilgilerini alıp bize ulaştıranlara büyük saygı duyuyorum.


gerçek tosun paşa

#31
Laura'nın neden antipatik geldiğini anlayabiliyorum. Ben Laura'yı severim. Yani onun ve ekibinin bazı tutumlarının mükemmel olmadığı çok açık fakat çok samimi biridir. Samimiden kastım kesinlikle sıcak kanlı olması değil biraz fazla açık sözlü bir ifade şekli var ve duygularını da saklamaktan çekinmiyor. Laura'nın kitapları için çok fazla emek verdiğini biliyoruz ve içerikleri oluşturabilmek için çok fazla uğraşıyor. Maalesef bu kitaplar ülkemizde yok. Şahsen belirli tarihsel gelişmeleri öğrenmek istesem kesinlikle Laura'yı referans alırım. Kendisinin bazı ön yargıları olduğuna da katılıyorum ama muhtemelen Laura mental olarak fazlasıyla sağlıklı ve çok kararlı birisi.

Dionysos

#32
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Arayabilirsin tabii ki fakat beni tatmin etmiyo bu teoriler.


Geri dönüş yaparsanız sevinirim demişsiniz ve sanırım geri dönüş yaptım hepsi o ve kişisel tatmin kavramını anlayabilmiş/ilgi kurabilmiş değilim

En azından şunu söyleyelim. Geri dönüşe dair sevinç ifade edilmemesi beklentinin o olmadığı yönünde ve sizin için sevindirici geri dönüş sizi doğrulayan geri dönüşlerdiyse neden baştan belirtmediniz?

Alıntı YapEklenti:
Kasyopya celselerinde Asal rakamlarla alakalı bazı bilgiler vardı,belki onlara dikkatli bakmak gerek bunun için fakat biraz şüpheliyim o kanal hakkında şahsen. Dolayısıyla Ra ve Q'uo benim için birincil kaynaklar.

Hayır sizin için Kuran birinci kaynak gibi gözüküyor.

Kasyopya celselerine dikkatli bir şekilde bakıldı. Sanırım hepimiz baktık ve yaklaşık sunduğum sonuçlar çıkıyor. Kuranı doğrulamıyor rafa kaldırıyor ve eğer sizin için Kasyopya denildiği değerli bir kaynaksa tekrar değerlendirin ve ayet/din/Kuran bükücülük denen gibi Kasyopya bükücülük ya da Kasyopya ve Kuran paralelleme uğraşına girmeyin, uyuşmuyor tersi değil. Bir yerden bir yorum çıkarıp bağlanamaz..

Direkt konuya gireceğim demişsiniz, ben de direkt sonuca gittim... İster tatmin olun ister olmayın Kasyopyanın iyi incelemesi, ona dikkatli bakılması Kuranın krallık, imparatorluk padişahlık gibi çöpe gönderilmesini geçmişin bir izdüşümü gibi alınmasını ele alıyor... Yani Kasyopyanın orasına burasına dikkatli bakılarak asal sayı yorumuna şuna buna bakarak Kuranı doğrulayacak geçerli kılacak tekrar incelemeyi gerektirecek bir şey üretilemez.
Kuran monoteizm, 4KH, tiranlık, güç vb eksenli eski karanlık kitaptır..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#33
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Kasyopya celselerinde Asal rakamlarla alakalı bazı bilgiler vardı,belki onlara dikkatli bakmak gerek

Geri dönüş yaparsanız sevinirim,sevgiler..


Kasopyaya her tarafına çok dikkatli baktığımı düşünüyorum ve bu dikkatli bakışın bir sonucu olarak Nietzsche nin Hristiyanlık için söylediği herşeyi İslam ve dolayısıyla onun kitabı Kuran için tekrarlamak istiyorum. Aşağıda Nietzsche nin ifadelerini birebir dikkatli bir şekilde hiç bozmadan naklettim (onun ifadleeridir benim dğeil) ve sadece Hristiyanlık yazan yerleri İslam kavramıyla değiştiren asal bir düzenlemeye imza attım

Alıntı YapEklenti:

"İslamın bu ebedi ithamını duvar olan her yere yazmak istiyorum— körleri gördürecek harflerim var... İslamı büyük bir lanet, bir büyük içsel yozluk, hiçbir aracının yeterince zehirli, gizli, yeraltı, küçük olmadığı büyük bir intikam içgüdüsü olarak kabul ediyorum — onu insanlığın ölümsüz bir utanç lekesi olarak kabul ediyorum..." Bana göre, köle ahlakını benimseyen ve yaşamı reddeden bir öğreti olan İslam, yok edilmelidir. O, bilimin düşmanı, sürü psikolojisinin temeli, dahası, insan neslinin sonunu getirebilecek bir yanlış anlayıştır.

Amacımız, İslamın ahlâk öğretisini çökertmektir. Çünkü bize göre İslamın ahlâk öğretisi, zayıflığı, miskinliği, bireyin özelliklerini köreltmeyi, ahlâklı olma yerine özveriyi, kendini feda etmeyi önermektedir. Böyle bir ahlâk öğretisi ancak halkı sürü yapar ve onları korkaklar ordusuna dönüştürür. Bu nedenle, islam ahlâkının terk edilmesi gerektiğini ve insanı daha ileri götürecek yeni ahlâk yasalarının oluşturulması
gerektiğini ileri sürüyoruz. İnsanı köleleştiren ve kendisi olmaktan uzaklaştıran bütün ahlak teorileri terk edilmelidir.
İslam inancı artık çökmüştür

evcil hayvan olan, sürü hayvanı olan, hasta hayvan olan insan, müslüman

İslamı cicileyip bicileyip, allayıp pullamamalı: İslam yüksek tip insana karşı ölümüne bir savaş vermiştir, bu tipin bütün temel içgüdülerini yasaklamış, bastırmış, bu içgüdülerden, kötüyü, kötünün ta kendisini imbiklemiş, süzüp çıkarmıştır, —üzerine suç atılan tipik insan olarak güçlü insan, «lanetli insan». İslam bütün zayıfların, düşkünlerin, nasibi kıtların yanını tutmuş, güçlü yaşamın ayakta duruş koşullarının çelişiğinden bir ideal çıkarmıştır; tinselliğin en üst değerlerinin günahkârlık, sapıklık, ayartılma olarak duyulmalarını öğreterek, tinsel bakımdan güçlü doğalıların bile akıllarını yozlaştırmıştır.

—Bugün hâlâ, İslamcı tanrıbilimcilerin saflıklarına kanıp, tanrı kavramının «İsrael'in Tanrısı»ndan, halkın tanrısı olmaktan, İslami tanrıya, bütün iyinin toplamı olmaya geçişinin bir ilerleme olduğu hükmüne nasıl olup da varılabiliyor?

İslami tanrı kavramı —hasta tanrısı olarak tanrı, örümcek olarak tanrı, tin olarak tanrı— yeryüzünde ulaşılmış en yoz tanrı kavramlarından biridir; belki de tanrı tipinin batış sürecindeki en düşük seviye işaretini temsil eder. Tanrının, yaşamın aydınlanması ve bengi Evet'i olmak yerine; yaşamı çelecek kadar yozlaşması! Tanrıda yaşamın, doğanın, yaşama isteminin düşman ilan edilmesi! Tanrının, «dünyevi»liğin her türlü yalanlanması için, her türlü «öte dünya»lık yalanı için, formül haline gelmesi!

Neredeyse binbeşyüz yıl, ve bir tek yeni Tanrı yok! Hep, boyuna, sanki haklı yerini bulmuş gibi, insandaki tanrı kuran gücün, creator spiritus'un bir ultimatum'u ve maximum'uymus gibi, İslamın monotono-theist'liğinin bu zavallı tanrısı!
Bu, sıfırdan, kavramdan, çelişmeden kurulmuş piç düşkünlük abidesi, içinde bütün décadence içgüdülerinin, ruhun bütün ödlekliklerinin ve bezginliklerinin kutsanmalarını buldukları çöp yığını!
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#34
Ben sana bir 19 mucizesi anlatayım.

Laura bu celselere ,kendi celselerine, tam 19 yıl dikkatle baktı ve tam 19 yıl sonra bir soru sorabildi. İsa diye biri gerçekte yaşadı mı?

Eminim Laura da celselerine, kendi kanallığına, yaptığı işe ,aldığı veriye bu süreçte güveniyordu ama İsa'ya Hristiyanlığa inanıyordu ve Hristiyan ahlakıyla yetişmiş/yetiştirilmiş bir hristiyandı. Kilisesini Paleo Hristiyanlık olarak tescilledi ve kendini Paleo Hristiyan Şamanı olarak betimledi.

Buna inanç diyoruz. Vurgu yapılmayan bir kaynakta Pleiades ya da Şafağı Getirenler ve onlar orada eski paradigmalarınız diyorlar.. Eminim hepimiz dinsel, dinsel newagesel vb/vs bir çok inançtan zor ve mücadeleli bir süreçle zaman içinde ayrılabildik ve kopabildik çünkü bu bir cümle bilgi almayla bir gün de olmuyor.

Kuran'ın yazarlarını nasıl yazıldığını derlendiğini bilmiyoruz. Kuran bu saatten sonra 19 üzeri 19 ( hatta ondokuzun ondokuzuncu katının ondokuzuncu katı kadar) sistemli sistem içerse yarın ne olacağından başlayıp herşeyi yazsa içinde beş yeni dil on yeni şifre/şifreleme çıksa ve bunlar çözülüp uzayın ve evrenin haritası ve tüm yıldızların koordinatını ve daha fazlasını vs içerse yine de gözümde Kasyopya yorumumla içeriği yukarıda yazdıklarımdır.....
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

memed

#35
K'larda gecen bir diyalog :

S: (L) Diğer bir deyişle, eğer normal insanlar bir araya gelip bu çeşitli patolojik inanç sistemlerini ve dinleri, "senin gerçeğin" "benim gerçeğim" gibi şeyleri aşmazlarsa, gezegenimiz ve türümüz için bir ümit kalmayacak, öyle mi?

C: Evet. Tüm bunlar, dünyayı bir cehenneme çevirip yönetimine geçmek isteyen üst boyutlardan efendilerinin etkisi altındaki patolojik tipler tarafından yaratıldı ve yayıldı. Rüyalarında göremeyecekleri kadar başarılı oldular. İhtiyaç duyulan şey, pek çok insanın yüksek merkezleriyle doğrudan bağlantılar kurmaya başlaması. Bu şimdiye kadar "çalışma" ile yapıldı ama bu süreci hızlandırmak ve ihtiyaç duyulan yardımı sağlamak için başka yöntemler var.

-------------------------------------------

Dinler insanlıgın basına gecirilmiş bir cuvaldır.Bu gercek ,ancak dinler ya da kitapları, gerçek yaratıcının elinden çıkmadıgı gibi, tamamen insanlıgın yarattıgı
bir bilgi de değildir. ( Din baska şey ,dindar baska şeydir.Dine inanan birisi de ,belki görevli oldugu için ,belki içerigini yumusatmak için özel görevli dahi olabilir.Yani kimin kim oldugunu asla bilemeyiz ve yargılayamayız .)

Dinlerimiz de malesef , Sirius ,Plaides ,Orion ve reptil türlerinin ek ve eklentileri vardır.

Geçmiş ,gelecek üzerine aktarılan bilgiler ile derlenir.Yani geçmiş ,gelecek tarafından dizayn edilir.Ve bir dolu zaman - mekan dolanıklıgında coklu evrenler yaratır..
Bunu anlamak cok önemlidir.
Dinler geçmişe yöneltilen hologramlardır.
Ben kendi adıma Muhammed diye birinin yasamadıgına eminim.Ve Musa'nın ve hatta İsa'nın.


Rakamlara gelecek olursak , bu boyutta yapacagınız her işte ,ritüellere özen göstermek ve onları toplum nezdinde dikkat cekici bir biçimde kullanmak zorundasınızdır.
Örneğin 11 Eylül olayları bir ayindir , bu ayinin tüm rakamları özenle seçilmişlerdir.( ucakları 19 hava korsanı kacırdı gibi.En son 7 numaralı FBI binası ,olaydan 7 saat sonra çöktü !! gibi )
Bilirsiniz bu 19 meselesi Atatürk içinde cok dillendirildi ve onun hayatında ki 19 lara baktıgım zaman dehşete düşüyorum.

Tuhaf olan ise , Kur'an'ın yazımında etkili olan medeniyetlerden bir tanesi Sirius'ken , bu gezegene gönderdikleri bilge varlık Kur'an düsmanı nerdeyse ...( İsteyen olursa Atatürk'ün Kur'an ve Muhammed hakkında ki agır ithamlarını ,kendi el yazısı metinleri paylaşabilirim. )
Dinler cok cok karmasık ve sürüncemeli bir konu.

Diyelim siz bir din yarattınız ,gelecekten gecmişe bir holografik eklentiyle , diğer karsıt uzay medeniyeti grup, işin içine girip holografik bir eklentide onlar sokabilir.Ve yarattıgınız din tamamen satanizme bile yönlendirilebilir .

Dinlerin özleri kabul etmeseler bile hem KH hem de BH ler tarafından manipüle edilmiştir.
Örneğin dinlerin minicik amaclarından birisi de , yasayan zeki türün frekans değerlerini düşük tutarak , insana daha da musallat olması beklenen güçleri uzak tutmaktır.
Ve sahiplerimizin , bizim tanrı geni denen ama aslında inanç ve tapınma geni diyebilecegimiz DNA mızda ki açıklıktan yararlanma istegi duydukları için .

Şu anda ki Plaides ve Sirius'luların bizimle ilgilenmelerinin nedenlerinden biri de ,insanlıga karsı yapılan ve bu evrensel etik degerlere uymayan '' karma''larını gidermektir.

Bu gezegende eli kirlenmemiş,etik degerlere aykırı şeyler yapmamıs tek bir medeniyet dahi yoktur !

Konuyu açtıgınız için teşekkür ederim Kerem :)

kerem

#36
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

K'larda gecen bir diyalog :

S: (L) Diğer bir deyişle, eğer normal insanlar bir araya gelip bu çeşitli patolojik inanç sistemlerini ve dinleri, "senin gerçeğin" "benim gerçeğim" gibi şeyleri aşmazlarsa, gezegenimiz ve türümüz için bir ümit kalmayacak, öyle mi?

C: Evet. Tüm bunlar, dünyayı bir cehenneme çevirip yönetimine geçmek isteyen üst boyutlardan efendilerinin etkisi altındaki patolojik tipler tarafından yaratıldı ve yayıldı. Rüyalarında göremeyecekleri kadar başarılı oldular. İhtiyaç duyulan şey, pek çok insanın yüksek merkezleriyle doğrudan bağlantılar kurmaya başlaması. Bu şimdiye kadar "çalışma" ile yapıldı ama bu süreci hızlandırmak ve ihtiyaç duyulan yardımı sağlamak için başka yöntemler var.

-------------------------------------------

Dinler insanlıgın basına gecirilmiş bir cuvaldır.Bu gercek ,ancak dinler ya da kitapları, gerçek yaratıcının elinden çıkmadıgı gibi, tamamen insanlıgın yarattıgı
bir bilgi de değildir. ( Din baska şey ,dindar baska şeydir.Dine inanan birisi de ,belki görevli oldugu için ,belki içerigini yumusatmak için özel görevli dahi olabilir.Yani kimin kim oldugunu asla bilemeyiz ve yargılayamayız .)

Dinlerimiz de malesef , Sirius ,Plaides ,Orion ve reptil türlerinin ek ve eklentileri vardır.

Geçmiş ,gelecek üzerine aktarılan bilgiler ile derlenir.Yani geçmiş ,gelecek tarafından dizayn edilir.Ve bir dolu zaman - mekan dolanıklıgında coklu evrenler yaratır..
Bunu anlamak cok önemlidir.
Dinler geçmişe yöneltilen hologramlardır.
Ben kendi adıma Muhammed diye birinin yasamadıgına eminim.Ve Musa'nın ve hatta İsa'nın.


Rakamlara gelecek olursak , bu boyutta yapacagınız her işte ,ritüellere özen göstermek ve onları toplum nezdinde dikkat cekici bir biçimde kullanmak zorundasınızdır.
Örneğin 11 Eylül olayları bir ayindir , bu ayinin tüm rakamları özenle seçilmişlerdir.( ucakları 19 hava korsanı kacırdı gibi.En son 7 numaralı FBI binası ,olaydan 7 saat sonra çöktü !! gibi )
Bilirsiniz bu 19 meselesi Atatürk içinde cok dillendirildi ve onun hayatında ki 19 lara baktıgım zaman dehşete düşüyorum.

Tuhaf olan ise , Kur'an'ın yazımında etkili olan medeniyetlerden bir tanesi Sirius'ken , bu gezegene gönderdikleri bilge varlık Kur'an düsmanı nerdeyse ...( İsteyen olursa Atatürk'ün Kur'an ve Muhammed hakkında ki agır ithamlarını ,kendi el yazısı metinleri paylaşabilirim. )
Dinler cok cok karmasık ve sürüncemeli bir konu.

Diyelim siz bir din yarattınız ,gelecekten gecmişe bir holografik eklentiyle , diğer karsıt uzay medeniyeti grup, işin içine girip holografik bir eklentide onlar sokabilir.Ve yarattıgınız din tamamen satanizme bile yönlendirilebilir .

Dinlerin özleri kabul etmeseler bile hem KH hem de BH ler tarafından manipüle edilmiştir.
Örneğin dinlerin minicik amaclarından birisi de , yasayan zeki türün frekans değerlerini düşük tutarak , insana daha da musallat olması beklenen güçleri uzak tutmaktır.
Ve sahiplerimizin , bizim tanrı geni denen ama aslında inanç ve tapınma geni diyebilecegimiz DNA mızda ki açıklıktan yararlanma istegi duydukları için .

Şu anda ki Plaides ve Sirius'luların bizimle ilgilenmelerinin nedenlerinden biri de ,insanlıga karsı yapılan ve bu evrensel etik degerlere uymayan '' karma''larını gidermektir.

Bu gezegende eli kirlenmemiş,etik degerlere aykırı şeyler yapmamıs tek bir medeniyet dahi yoktur !

Konuyu açtıgınız için teşekkür ederim Kerem :)



Paylaşımın için çok teşekkürler memed,yazdıkların ilgimi çekti.Müsait olunca birkaç soru soracağım.

Sevgiler

bozadi

#37
Çok enteresan bazı bilgiler/görüşler paylaşmışsın memed. Dikkatimi çekenlerden biri hakkında senden biraz daha açıklama rica edeceğim.

Alıntı YapEklenti:

Dinlerimiz de malesef , Sirius ,Plaides ,Orion ve reptil türlerinin ek ve eklentileri vardır.

Diğer bazı dinlerle birlikte İslamın/Kuran'ın oluşumunda Sirius'lu, Pleiades'li, Orion'lu varlık gruplarının etkisi olduğunu söylüyorsun yanlış anlamadıysam. Bu bilginin kaynağı nedir? Söz konusu varlıkların böyle bir müdahalede/etkide bulunduklarını nasıl anlayabiliriz ve bunu neden yapmış olabilirler?

bozadi

#38
Bu arada, "Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu" adlı bir kitabın tartışması geçmişti forumda. Atatürk'ün elyazısının görüntülerini de içeren kitaba göre bu mektupta Atatürk Hz. İsa'nın tarihsel bir gerçekliği olmadığını, havariler tarafından "yaratıldığını" söylüyor (mektubun asıl konusu bu değil tabi).

K'lar uzun süre hakkında pek çok bilgi verdikleri (ve dolayısıyla varlığını doğruladıkları) "İsa" hakkında, daha sonra "aslında öyle biri yaşamadı" şeklinde bir açıklama yaptı ve başlarda bu bilginin hemen verilmemesinin nedeni olarak, özellikle celseler öncesi süreçte ve celse sürecinin de bir kısmı boyunca güçlü Hristiyan eğilimleri olan Laura'nın öyle bir bilgi/iddia karşısında bu çalışmadan vazgeçebilecek olma ihtimali gösterildi. Yani eğer K'lar daha en baştan "Hz. İsa diye biri yaşamadı" demiş olsaydı, Laura'nın dinsel değerleri (ve önyargıları) nedeniyle bu bilgi bağlantısını bırakma ihtimalinin yüksek olduğu söyleniyor anladığım kadarıyla ki bunun hiç de yabana atılmayacak bir açıklama olduğu düşünüyorum.

Hz. İsa diye birinin yaşamadığına dair iddialara o celseden daha öncesinde de rastlamıştım ama çok ilgimi çekmemişti açıkçası. Ama sonra celselerde de konusu geçince ve biraz araştırınca, bu iddianın son derece ciddi bir iddia olduğu sonucuna vardım ve Atatürk'ün de bu yönde bir açıklaması olduğunu öğrendiğimde adeta şok olmuştum. Buna dair bazı kitaplara ve belgesellere de gözattım. Sonuç olarak, aksi yönde güçlü kanıtlara rastlamadıkça ben de bu görüşü paylaşıyorum. Yani anlatıldığı şekliyle Hz. İsa diye bir peygamberin hiç var olmadığı görüşünü benimsiyorum.

Bu bağlamda düşündüğümde, Ra Bilgilerinde Hz. İsa hakkında tıpkı K'ların uzun bir süre yaptıkları gibi varlığını doğrulayıcı beyanlarda bulunulmuş olmasını, özellikle medyum Carla'nın çok yoğun olduğu apaçık olan dinsel (Hristiyan) önyargılarıyla yakından bağlantılı olarak görüyorum. Ra eğer Hz. İsa diye bir şahsın yaşamadığını söylemiş (bunda ısrar etmiş) olsaydı sanıyorum ki Carla bu bilgi bağlantısına medyumluk yapmaya devam etmezdi. Bağlantının sürdürülmesinin faydasının büyüklüğü ile kıyaslanınca, İsa diye birinin yaşamış olmasının veya olmamasının çok önemli bir mevzu olmadığı sonucuna varılabilir. Kaldı ki sadece Ra'yla bağlantı kuran ekibin değil, Ra Bilgilerinin hitap ettiği esas batılı kitle için de Hristiyanlık değerleri genellikle çok önemli olduğundan, sadece Carla değil, alıcı kitlenin ciddi bir kısmı da bu bilgi kaynağına şiddetli bir olumsuz önyargıyla bakacaktı çok muhtemel olarak.

Ra Bilgileri'nde (ve aslında bu tür herhangi bir kapsamlı ve genele açık bilgi kaynağında) hiçbir yanlış, eksik, çarpık bilgi olmadığı düşüncesinin/beklentisinin gerçekçilikten uzaklığına dikkat çekmek istedim. Kaldı ki, daha önce de konusu geçtiği gibi Ra Bilgilerinin bizzat kendi içinde de bilgi iletiminde aksaklıkların, çarpıklıkların, yanlışıkların olduğu bizzat Ra tarafından da söyleniyordu / kabul ediliyordu ve üstelik bu yanlışlıkların tamamının konusunun/tartışmasının geçmemiş olması da son derece muhtemeldir çünkü bunlar üzerinde odaklanılması, alıcı grubun moralini bozacaktı. Yeterince büyük bir fayda söz konusu olduğunda, bazı daha küçük ölçekli zararların göze alınması son derece makuldür ve Ra Bilgilerinde böyle "zararlar" (yanlışlar) olmuş olması ama celselerde bunlar üzerinde pek durulmamış olması da son derece doğaldır.

K'lar "Terazi'ye özgü dengeleme hareketi, yapısı itibariyle, bir miktar kandırma içermek zorunda." diye birşey söylüyor. "Terazi burcu"na dair bir özellikten bahsediliyor ve "dengeleyicilik eğilimi, yapısı gereği bir miktar aldatma/çarpıtma içermek zorundadır" gibi bir anlamı var. Yani rehberliği veren taraf, rehberliği alan tarafa bilgi verirken, amacını gerçekleştirme sürecinde bir miktar aldatma/çarpıtma yapmak zorunda kalır. Bu tıpkı anne-babaların çocuğun eğitim sürecinde bazen çocuğa "beyaz yalanlar" söylemek zorunda kalması gibi. Çocuğun kendi iyiliği için. Özellikle Hristiyan bir çocuk açısından düşünülecek olursa, Noel baba hakkında soru soran çocuğa "Noel baba diye biri yok aslında." deyip çocuğu üzmenin gereği yoktur. Çocuk inanmışsa ve bu inancından fayda görüyorsa (tersini söylemek faydadan ziyade zarara neden olacaksa), hayali birşeyi gerçekmiş gibi kabul etmeniz doğal ve kaçınılmazdır.

Ra Bilgilerindeki (ve kısmen K bilgilerindeki) "Hz. İsa" meselesi de böyle bana göre, mevcut bilgi ve inancıma göre. Üstelik Ra Bilgilerinde (ve yine K bilgilerinde), alıcı ekibin ve aynı zamanda alıcı "kitlenin" inançları, beklentileri gereği çarpıtılmış tek bilgi örneğinin Hz. İsa olmadığından da eminim. Ama bu durum bu bilgi kaynaklarının paha biçilmez değerde olduğu gerçeğini değiştirmiyor kesinlikle.

Dionysos

#39
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Lauradan tam tersi bir izlenim edindim.BH eğilimli olduğunu düşünemiyorum pek.


Celseler diyor ki hepiniz halihazır da KH'sınız. Buna Laura da dahil.
BH'ın eğilimini bilemem celselerin getirdiği kavram; BH adayı olma. Bir gün şunu diyebilirler. Tüm KH'lar ,tüm varlıklar, hepiniz doğal olarak aynı zaman BH adayısınız.

Bu celselerin ya da o grubun bir BH la iletişim kurabilme yeteneğini yayım/aktarım ve paylaşmayla ilgili bulan ve meseleyi öyle çözümleyenlerdenim. Yani şu oluyor naklen yayın gibi alınan herkese paylaşılıyor, bu nedenle orada bağlantı ya da başarı var

Laura nın eğilimi, kimliği neliği şu bu bunların önemi yok


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Bir'in yasası kaynakları (ra ve q'uo)ya göre Yahweh ruhsal olarak daha güçlü varlıklar oluşturmak için genetik bir değişim yapıyordu. Kasyopya celselerine göre bu değişimi yapanlar kertenkele falan denilen negatif varlıklar sanırım.


Bu cümle Kasyopya'nın okunmadığının -okunsada çok sınırlı incelenip bakıldığının açık bir göstergesi, öncelikle Kasyopya okumayı tavsiye ederim.

Kasyopya da Yahweh diye bir tabir hatırlamıyorum. İşin aslı RA yı da taradım orada varsa onu da ben hatırlayamadım Yahweh nedir?

4KH, kertenkele varlıkları, Kertişler aynı ..

Negatif varlık pozitif varlık diye bir sınıflama aslında bu celselerde bu anlamda yok gibi. Yapışık eterik varlıklar için felan bazen sanırım kullanılıyor.

Celselerin temel kavramları hakkında bilgi almayı öneriyorum. En azından bir 4KH ın ne olduğunu netleştirin derim..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#40
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Dediğim gibi bu konuyu Bir'in Yasası çerçevesinde yapılan çalışmalarda verilen bilgiler ışığında bir yere bir türlü oturtamıyorum. Kasyopya celselerinde


Arkadaşım ben sana dürüst bir şekilde ne anladığımı söyleyeyim

Kasyopya der ki; 7 bin yıl önce siz bir çöl de ya da ormanda yaşarken gökten gümüşi nesnelerle gelseler ve size cebir, kalkülüs ve geometri öğretseler...

Yani şunu anlıyoruz. Yaklaşık 7 bin önce geldiler ve dünyaya bir iniş yaptılar. Bu gelen ve dünyaya inen 4KH, Kertiş ve kertenkele dediğimiz varlığın kendisi..

Bunun detaylarını bilmiyoruz ama bize bu konuda en çok ipucu sağlayan Tevratt'ır. İncil ve Kurana göre göre yukarıdaki gözle bakıldığında çok daha fazla veri sağlar. Mesela tanrının çocukları denen hümanoit Nefilim. 3-4 metrelik insansı bir türdür, insanla melezlemeye çalışmışlar. Mesela ahit sandığı denen dokunanı küle çeviren bir kutuyu insana ya da rahiplere hediye olarak vermişler.

Tevrat Babil öyküsünü Kuran ve İncile göre açık verir.
Tevrat Nefilimi Kuran ve İncile göre açık verir
Tevrat Sodom ve Gomora yıkımını İncil ve Kurana göre çok çok açık verir

Ben daha sona dindarlarla tartışmalarım olduğunda belirli doneleri aktarmak için bu türden olgular için bu üç kitabı defalarca taradım. Kuran'a suyunun suyu düşmüştür.

Buralarda başka ne oldu bilmiyoruz ama insanın bir nesli buna tanıklık etti. Bunlar dinleri doğurdu ya da sonraki nesilleri bir yolla haberdar etmek için yazıldı, bilmiyoruz. 4KH a Tanrı diye tapınıldı ki tapınılmaması mümkün de değil.

İsrailoğulları bu ilk temas kurulanlar vb olmalı.. Tevratı derleyen grup rahipler olabilir.

Tevrat bu sürece tarihsel olarak en yakın dönemde yazılmış en açık kitap. Bundan sonra olasılıklar sonsuz. Ben kendi düşündüklerimi söyleyeyim. Musevilik soydan yayılıyor, elitliği ya da bilgiyi paylaşmamış olabilirler, böylelikle diğer dinler doğmuş olabilir, siyasi kargaşa ve çekimeler vs.
Kutsal kitabın nakledilmesi, aşırılması başka gruplarca çoğaltılması, dilden nakli her şey olabilir.
. Güç sağlamak için, çıkar için ya da zaten kutsal bilgi ve geçmişin bilgisi addedildiği için olabilir, tanrının bilgisi görüldüğü için olabilir. Tanrının bilgisi onlarda .Museviler.
İkincisi Musevilerin kendi alt sınıflar alt dinler olarak kısmen daha kontrollü ve daha az bilgiyi dağıtarak diğer sistemleri örgütlemiş olabilir ya da bu celselerin kertenkele ilhamı dediği gibi olmuş olabilir..

Yani kesin olarak şöyle görülüyor. Dinler arasında sınıflar var güç farkları var gibi ve en üstte musevilik ,bir altta hristiyanlık ve en sonda da müslümanlık. Bu gerçek dünyadaki imaja da çok yakın.
Bu üçü tanrının seçkini/gözdesi olmak için kendi arasında kavga eden 3 kardeş gibi.
KH zaten bir tür güç, hiyeralşi sistemidir. Bu üç din aynı dinin 3 farklı sınıfı gibi ya da musevilik üst hristiyanlık orta müslümanlık alt sınıf gibi ama tek din gibi ve bilgi bir tek -asli bilgi- Musevi de.

Kim nasıl yazdı derledi farketmiyor ama en basit örneği vereyim. Dindarlarla tartıştım ve en çok kullandığım imgelerden biri de Sodom ve Gomora yıkımlarıdır çünkü tanrı gerçek fiziksel kent yakmış ve insan öldürmüştür. Yani ben 4KH ı gerçek bir fizik tanrıyı onun gökte olabileceğini anlatmak için bunu kullanıyorum. İnsan öldürdüğünü kan döktüğünü vurguluyorum.. Nasıl insan öldürdüğünü soruyorum. İnsanların düşünmesi için.
Şimdi bu olgu da Tevrat 'ı her şey o kadar açık yazıyor ki;
Mesela biz biliyoruz (Kasyopyadan) elektomanyetik bir yıkım oldu.
Kuranı açıyoruz ,bulut diyor, kasırga diyor, insanlar hurma ağacı gibi devrildi diyor vs bilgi var am Tevrat'ın netliğinde değil .Hep üstü örtülmüş çalınmış gibi. Tevratta yakın bir tasvir var.

Ben bu incelemeleri yaparken şunu bile düşündüm ve de gördüm de. Tevrat İncil tarif edildi demek (sen ona bakma demek ve) köle bir sınıfa Tevrat'ı incelemeyi yasaklıyor ya da Tevrat'ı gözden kaçırmanı sağlıyor.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

kerem

#41
Yahweh=yehova,dionysos. Tevrat'taki Tanrı.
Ra ve Q'uo'nun anlattıklarına göre Yehova konfederasyon üyesi,BH varlığı yani. Fakat Orion'dan gelen varlık bu pozitif yahweh'nin yerine geçiyor ve kendini yahweh olarak tanıtarak negatif felsefe yayıyor. Ra ve Q'uoda bolca bilgi var bu konuyla alakalı.
Yine Q'uoya göre Muhammed 6.yoğunluk BH varlığı,bir 'gezgin'. Karışıklığı yaratan da bu. Kur'an'ı direk negatif kökenli bir metin olarak tanımlamak kolay olsaydı,yukarıdaki tartışma da açılmayacaktı bu forumda. Ra be Q'uo'nun çizdiği çerçeve meseleyi karmaşıklaştırıyor yukarıdaki anlatılan meseleyle birlikte düşününce.
Bu noktada kasyopya ve Ra arasında çelişki var,öyle görünüyor. Ra,alıcıların önyargılarına göre tamamen bir hikaye mi uydurdu,yoksa kasyopya celseleri mi olayı çarpıtarak aktarıyor,nasıl bileceğiz?
Ra'ya göre genetik değişimi yapan da dediğim gibi Yahweh;konferedasyon üyesi BH varlığı. Fakat negatif varlıklar,Yahwe'nin etkinliğinin hemen arkasından gelip kendi felsefelerinin 'tohumunu ekliyorlar' Ra'nın tanımıyla.
Bilmem anlatabildim mi.

kerem

#42
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed


Örneğin 11 Eylül olayları bir ayindir , bu ayinin tüm rakamları özenle seçilmişlerdir.( ucakları 19 hava korsanı kacırdı gibi.En son 7 numaralı FBI binası ,olaydan 7 saat sonra çöktü !! gibi )
Bilirsiniz bu 19 meselesi Atatürk içinde cok dillendirildi ve onun hayatında ki 19 lara baktıgım zaman dehşete düşüyorum.



Evet o da çok ilginç bir konu. Atatürk'ün hayatında tesadüfü aşan bir 19 meselesi var.. Üstelik Türkiye'deki spirituel gruplar 'vazifeli' olarak nitelendirir Atatürk'ü. Ra terminolojinde 'gezgin'denilen şeye tekabül ediyor bu. Buradan kur'anın müellifi - Atatürk arasında da bir bağlantı var eğer doğruysa.

Dionysos

#43
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Yahweh=yehova,dionysos. Tevrat'taki Tanrı.

Ra ve Q'uo'nun anlattıklarına göre Yehova konfederasyon üyesi,BH varlığı yani.


Konfederasyon gibi kavramlar celselerde geçti ama BH tan şunu anlıyorum. 40 lar öyküsü. Birimiz kırkımız kırkımız birimiz gibi. Yani bana göre bir BH konfedarasyonu -ki öyle bir konfederasyon olabilir mi bilmiyorum ama- sayılabilir varlıklardan oluşmamalı ve Yehova gibi önemsenebilir belirli tanımlanabilen birini/bir şeyi içermemeli. Bu bana anlamsız geliyor
Celselerde evet 6.yoğunluk varlıklarının ya da BH varlıklarının da göründüğü bilgi verdiği gibi yorumlanabilecek şeyler sanırım vardı bunları detaylı tartmadım

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Yine Q'uoya göre Muhammed 6.yoğunluk BH varlığı,bir 'gezgin'. Karışıklığı yaratan da bu.


Bu RA da geçiyor. RA % 60
RA ve Kasyopya arasında dağlar kadar fark var.
Elkins trans suje. Bir kere ruhçuluk olarak şunu öğrendik. Bu iş geniş grupla viyayla (ouja board) geniş kitle etkileşimli yapılmalı sonuçlar hızlı ve etkin yayılmalı geri dönüş toplanmalı vs.
Trans suje (medyum) kavramları önemini kaybetti
Peygamberleştirilmiş varlıklara da hiç gerek yok ,seçilmiş özellere felan
Bunları öğrendik

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Kur'an'ı direk negatif kökenli bir metin olarak tanımlamak kolay olsaydı,yukarıdaki tartışma da açılmayacaktı bu forumda.


Ben dürüst bir adamım. Sana içimden gelenleri yazayım.
Psikiyatriyi sorgulayan bir sosyal medya grubunda yazıyorum. Gençlikten taciz mağduru bir kadın geldi. Ortopedi servisinde alçılarla yatarken sanırım sağır ve biraz aksak sersem halası (Bu tam doğru olmayabilir hikayeyi tam alamadık buna yakın ama) refaketçisi. Her nasıl oluyorsa burada bir hasta bakıcının tacizine uğruyor. Kimden intikam almalı kime kızgın olmalı. Halasına kızgın. Kişiye ne yazılabileceğini bilmiyorum bu tip durumlarda iletişim zor. Aklıma Ezidi bir kadının hikayesini okuduğum bir gün geldi. Okudum ve yüzüne baktım ve tekrar tekrar fotografına baktım bu kadın çok güçlü dedim ben sızlanıp duruyorum hayat hakkında bu da nedir? Tam onu aradım google da ve arıyordum erişemedim başka başka hikayeler çıkıyor yani uygun cümleler birleştirip birleştirip bir şey söyleyebilir miydim ona onu düşündüm. Foruma da şunu görünce döndüm

https://www.milliyet.com.tr/dunya/isid-e-gore-ezidilere-tecavuz-bir-ibadet-2102761

Kuran bunu meşrulaştıran kitaptır. Bunlara vaad ettikleri bakireler sanırım onlardı ve vaad edilen cennet ve seks sanırım buydu

Kuranı artık yücelterek önemseyerek ya da ona saygı duyarak benim tarafım da Kuran hakkında konuşmak tahta bir puttan konuşmaktan bile alçakça

Kuran tacizi meşrulaştıran, kadın köleliği, esaret buyuran ,insanı yerin dibine sokan bir o kadar acizleştiren küçülten aşağılayan bir metindir ve ben de kendi adıma Kasyopya gibi metinler çıkmadan bize güvence sağlamadan önceleri bunları yorumlayamamış ve görememiş olmaktan üzüntülüyüm.

Ezidi kadını, Afgan kadını..

Kuran müjdecisi varsayılanın yıktığı varsayılan putlardan daha ağır karanlık bir putun/putların izgisi ve taşıyıcısı

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Bu noktada kasyopya ve Ra arasında çelişki var,öyle görünüyor. Ra,alıcıların önyargılarına göre tamamen bir hikaye mi uydurdu,yoksa kasyopya celseleri mi olayı çarpıtarak aktarıyor,nasıl bileceğiz?


Çelişki varsa Kasyopya noktayı koymuş, çelişkiyi gidermiş ve RA nın dediklerini güncellemiş düzenlemiş ve rafa kaldırmıştır

RA nın kendi içinde bir çelişkisidir bu Kasyopya ve RA arasında değil

Kasyopya 25. yıla gidiyor kendi çelişkilerini düzenleyebilir görünmekte...

İzninle başka bir alıntıyla bitireceğim... Kaldı ki sen bence Kasyopya okumamışsın.

Alıntı YapSinoplu Marcion'un ana düşüncesi, dünyayı yaratan ve yarattığı insandan mutlak bir inanç bekleyen tanrının aynı zamanda -Yehova'nın sürekli yaptığı gibi- yarattığı varlıktan tiksinerek ondan öç almak istemeyeceğiydi. Yehova örneğinde somutlaştırdığı üzere ,insanı yaratan ve evrene bir düzen getiren, ancak aynı zamanda kurbanlar isteyen ve dünyayı sellerle yok etmeye çalışan ve yeryüzüne çekirge sürüleri ve depremler ve felaketler gönderen ve son aşamada oğlunu öldüren bu tanrı, kötü bir iblisten başka bir şey olamazdı.

Kötülük, Tekilcilik, Postmodernizm, Zeynep Sayın
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#44
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Bu noktada kasyopya ve Ra arasında çelişki var,öyle görünüyor.


Bence şu yapılabilir. Laura ve arkadaşlarının halka açık bir forumu var. Dünya 5 ten büyüktür diye bir laf vardı. Yani forumlarına gidip biz eski Hristiyanlardan fazlasıyız ve kalabalığız dünyada bir milyardan fazla inananı olduğu varsayılan bir din de müslümanlık ve bizler eski müslümanlarız ve toplumumuz hala katı müslüman ve biz de binlerce okuyucuyuz. Hristiyanlığın peygamberinin yaşamadığını öğrendik denebilir yani müslümanlığın peygamberi Muhammed kimdi, yaşadı mı öyle biri var mı? o da İsa öyküsünde olduğu gibi başkalarının yaşamı mı? Eğer öyleyse kimin yaşamı? Kuran kitabı nasıl ve kimler tarafından yazıldı ve derlendi gibi açık sorular rica edilebilir . Yanıt ya da iletişim sağlanır sağlanamaz bilmiyorum ama daha spesifik bir soru isteniyorsa RA da Muhammed in gezgin oluşuna ve 6.yoğunluk ay da RA ile iletişim kurduğuna yapılan vurgunun yorumu rica edilebilir. Denenebilir ya da bu akılda tutulabilir.

RA meselesiyle ilgili kişisel yorumum var. Bunu müslümanlar da okuyor. Bu bence çok açık.
Kasyopya İsa'nın yaşamından bahsediyor (1994)
İsa diye biri yok/yaşamadı (2013)
Bence cevap aynı ve yorum da aynısı.
İkisi tam aynı şey.
RA 1980...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com