Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 15 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#1140
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Bozadi kardeşim umarım verdiğim linkler ve resimler için, z kuşağının tabiri ile fazla triggerlanmamışsındır. Sevgiler kardeşim.... [8D]
Qui, tartışmakta olduğun konularla ilgili üşenmemiş epeyce şahsi analiz ve yorumunu paylaşmışsın. Ve yaptığın alıntı ve verdiğin linkler de içeriğini tartıştışmakta olduğun konularla ilgili olduğu için gayet yerinde olmuş bence. "Kopyala-yapıştır"dan ibaret değil. Şahsi analiz, yorum, soru vb. içerdiği sürece bu tür alıntılara daha hoşgörülü bakılması kaçınılmaz oluyor benim açımdan.

Celselerde geçen en önemli konulardan biri veya birkaçıyla ilgili güzel bir yazı olmuş bence. Bu konularda söylemek isteyebileceğim çeşitli şeyler var aslında ama şu an için yalnızca "Serendipity" (Tesadüf) diye romantik bir filmde Kasyopya takımyıldızına atıf yapıldığını belirtmek istiyorum. Senin bahsettiğin, Kasyopya'ya atıf yapılan filmlerin hiçbirini izlediğimi hatırlamıyorum. Çoğu "uzaylı" filmini izlemedim sanırım. Normalde bu celselere bu kadar ilgi duyup çevirip paylaşmış biri olmama rağmen.


Qui-gon jinn

#1141
Yorumların ve hoşgörün için teşekkürler Bozadi.

Evet kardeşim, genelde üşenirim ama bu kez biraz yazma isteği vardı içimde. Lakin yine de mesajımda da dediğim gibi, oldukça kısa ve kabaca oluşturulmuş bir özet yapmaya çalıştım. Yoksa, eklenebilecek nice şey vardı ama çok uzatmak istemedim. Çünkü uzadıkça bi sıkıntı hissi oluşmaya başlıyor bende ve istiyorum ki, içimde ne varsa, herkes, hepsini ben anlatmadan bilsin ama tabii işte öyle olmuyor maalesef. Ve sonra kendime kızıyor, burası 6.Yoğunluk mu birader, kendine gel! diyorum ama işte gönül ferman dinlemiyor çoğu zaman...:)

Neyse, filmleri çoğunlukla izlemediğini söylemişsin. Velhasıl ben gerçekten izlemeni tavsiye ederim. Özellikle bu tür filmlerin oldukça fazla mesajlar taşıdığına inanıyorum. Konsorsiyumun yaptıklarının dışında, BH güçleri tarafından da senaryo içerisindeki olaylara, diyaloglara vs. birçok ilhamın verildiğini düşünüyorum. Ki Kasyopyalıların anlattığı "Oz Büyücü" filmi hakkındaki bilgiler bu duruma bence en güzel örnek. Lakin ben her ne kadar böyle düşünsemde yine de izlerken çok fazla dikkat etmiyorum diyebilirim, kaçırdığım nice detay vardır şüphesiz. Şahsen "Oz Büyücü"sünü izlerken, hiç aklımdan arka planının öyle bambaşka olacağına dair bir düşünceler geçmemişti, meğer film neler neler anlatıyormuş. Neyse, farkındalık sahibi kişiler eminim çok çok daha fazla şey bulabilir, değişik çıkarımlar sağlayabilirler bu filmlerde...

Son olarak önceki mesajımla alakalı bir dip not eklemek istiyorum ki, orada belirtmeyi unutmuşum. Mesajda bahsettiğim "Bruce Pennington"a ait, üzerinde söylediğim işareti taşıyan resimlere, internette bakıyorum ama ne kendi sitesinde, ne de başka bir yerde hala rastlayabilmiş değilim, ilginç. O sebeple bahsettiğim resimleri paylaşamadım, belki bulan başkası paylaşabilir. Özellikle mesajda bahsettiğim ve isminin "Mahşer Günü" olduğu söylenen resim, benim için çok anlamlı idi...Neyse efendin, sonra tekrar tekrar bakarız artık.

Ve tekrardan selamlarımı ve sevgilerimi yolluyorum.

Tgur

#1142
ANLATILAR V

NİYET İLE OLUŞA GEÇEN YARATIMDA, BEKLENTİ İÇİNE GİRİLİRSE, GERÇEKLEŞME BEKLENTİ SIFIRLANINCAYA KADAR DURUR YA DA GERÇEKLEŞME SONUNDA BEKLENTİ ORTAYA ÇIKARSA GERÇEKLEŞME YİNE DURUR.
------------------------------------------------------------------

Beklenti üzerinde çok duruldu ,
Bir açıdan bakıldığında bu da yaratımın faaliyetinde benim isteğim değil mi ,yaratımı başlatmaya sebep benim arzum değil mi neden kesiliyor,mahzurlu görülüyor, bu işteki mantığı anlayamadım,

Değişken çekim dalgaları ,onlar olmazsa yaratımın sebebi olmazdı,

"S: (L) Ve eğer bir kaynak bir tahminde yanılırsa genelde insanlar o kaynağa olan inancını kaybeder. Bu gerçekçi olmayan bir beklenti mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun sebebi gerçekliğin değişkenliği nedeniyle doğrulanmanın imkansız birşey olması mı? 
C: Eğer bu mümkün olsaydı, varoluş diye birşey olmazdı. Evren, bir öğrenme laboratuarından başka birşey değil. "

Hal böyle olunca determinizmi nereye koyacağız ,hani her şey "evrensel morfik alanda" kayıtlı ve belliydi,

Değişken dalgaların süregelmesi bizim zaman ölçülerimizle değerlenen bir konudur ,ikinci zaman diye tarif etmeye çalıştığımız ve tabiatıyla bir çok yerinde bilgide eksik kalabileceğimiz o olgunun var oluş üzerine etkisini tam anlatamıyoruz,

Biz bir gerçeğe uzanmak üzere adeta kulaç atarken oluş dediğimiz şey belirmiş yerine oturmuş olabilir ,anlatmaya çalışırken veya sizler anlamaya çalışırken bile farkındalık sağlamaya çalışan zihnin adeta büküldüğünü büküleceğini hissediyorum, zorlanıyor..

"(L) 4Y sızıntısının BİR SÜRÜ etkileri var.
(Joe) İstediğimiz şey o. Sıcak basmaları işe yaramaz, üzgünüm. Bundan çok daha fazlasını bekliyorum. [kahkaha]
C: Daha sonra daha fazlasını bekleyin. Sizin aleminizde işler gerçekten "zaman" alıyor"

Başlıktaki ifadede beklenti ortaya çıkarsa oluş durur denmekte beklentinin böyle zararlı gibi duran veya engelleyici vasfı nedir bir duvar gibi oluşun önüne geçiyor,

Beklenti sınırlamanın bir başka ifadesidir ,siz niyetinizi beyan edip onun istediğiniz şekilde oluşması hakkında mutlak bir arzu duyup olayı takip ettiğinizde o oluş isteğiniz görünmez sınırlarla çevrilidir artık ,değişkenlik dalgaları ona çarpıp kalacaktır ve bu da var oluşun en doğal haline set çekmektedir ,oluş durur,

Var oluşun değişkenlik esası bir halde insanın sinirini bozuyor hele bizim gibi KH ların ,öyle ya, biz her şeyi kendi öğrendiğimiz kalıplar içinde yürümesini isteriz ve bundaki değişiklikler canımızı sıkar hatta bunun için kanun ve kurallar çıkarmışız ve monoteist anlayışın sınırladığı ölçüde (ki kanunların baş düzenleyici faktörü din dir) rahat ve düzgün bir hayat yaşamak isteriz ,bu hudutlar dışındaki istek ve davranışları gerekirse cezalandırırız ,

İşte yankı odasındaki  beşer düşünsel hali,

Oysa medeni dediğimiz ülkelerin bir kısmı davranışlarındaki genel emperyalist KH halleri pek terk etmeseler de ve dünyayı hüküm altına almak isteyen idarecilerinin kanatları ve doğrultusu altında yaşasalar da ,hürriyet ve değişkenlik üzerine bazı uygulamaları düstur edinmişlerdir,

Anayasaları her sene değişkendir "magna karta"ile olan başkaldırış," jüri" uygulamaları  gibi anlaşmalarla günün özelliğine göre adli hükümleri düzenlemeye çalışırlar ,hatta kanunları sık sık değiştirirler, zira değişken çekim dalgaları ve zarlar dediğimiz bilgi boyutları ile kesişmeler yeni yeni buluş ve farkındalık yaşamı değişken özelliklere adapte etmeye sürükler,
Bu arada ikinci mesleğimle ilgili bir örnek ile değişkenliğin hayatımızı nasıl kapladığını anlamaya çalışalım,

Eczacı yaptığı reçeteyi "reçete kayıt defteri"ne kaydeder bu çok normal ve faydalı bir uygulamadır ve 1940 larda hazırlanan eczacılık mevzuatında ve sonrakilerde de geçer buraya kadar her şey normal, bu defter evvelde büyükçe allame bir defterdir ve antik bir havası vardır,

Seneler sonunda bilgisayar bütün muamelatı ele aldı ve programlar p.c. üzerinden yürümeye başladı ,reçete kayıtları da bu programların içine girdi hal böyleyken bundan 20 sene evvelinde müfettişler kanun böyle diye bize o koca deftere kayıdı esas tuttular cezalar yazdılar , p.c. nin kolaylığını kabul ettirmek ve olayı cd. lerde v.s. kayıt işinin uygunluğuna adapte etmek için oldukça fazla ceza yedik ve uğraştık, sonunda p.c. kayıtları kabul edildi,

Bu bir dayatma ve zulüm örneğidir ,yenilik kolaylık gelmiş siz hala eski usullerde israr ediyorsunuz,banka muamelelerinde eski usullerin devam ettiğini düşünün, para yatırmak veya çekmek için yarım günümüz giderdi,

Anlattığımız değişimi kabul etmeyen beklentinin bir sınırlayıcı olduğunu ve bazen yaşama nasıl sıkıntılar verebileceğini tahayyül edin,
-----------------------------------------------------------
BEKLENTİ İÇİNDE OLMADAN GERÇEKLEŞMELERİ DENEYİMLEYEBİLMEK İÇİN; ÖNYARGILI OLMAYAN, SAF BİR İNANCA DENGELENMİŞ ZİHİNSEL RET EGZERSİZLERİ YAPILMALIDIR.

Buradaki "ret ekzersizleri" neymiş bakalım,

"S: (L) Ama böyle bir bıçak sırtında ilerleme nasıl mümkün olabilir? Yani zihnini sürekli kontrol altında tutup beklenti içinde olmayacaksın ama çabalarının gerçekleşmesini deneyimleyeceksin ve ümit etmeyi sürdüreceksin... (J) Zorlu olduğunu söylemişlerdi... 
C: Önyargılı olmayan saf bir inançla dengelenmiş zihinsel ret egzersizleri. 
S: (L) Yani andakini kabul etmek, olduğu gibi kabul etmek, evrene inanmak ve herşeyin olması gerektiği gibi olacağına güvenmek ve nasıl olacakları konusunda herhangi bir beklenti içinde olmamak mı? 
C: Evet. "

Kısaca niyet edip isteğin tam teşekkül etmesi yerine olabilecekler istediğimiz istikamette olmadığında gelişen duygu kırıklıklarını ret edebilme becerisi ,egzersizi ,

Anda olanların isteğe tam uymasa dahi kabulü ve onun mutlaka değişken bir yolda ileride uyacak neticeler getireceğine inanmak,

Velhasıl isteği oluşturmak ama neticeleri üzerinde var sayımlar mutlak neticeler düşünmeden ,planlar yapmadan akışa bırakmak ve istek oluşmadığı vakit veya eğrilip başka yönlere kaydığı vakit olanı kabul etmek stress hormonlarının salgılanmasını bir nevi önlemek, çocukça ifade ile niye olmadı diye dövünmemek veya "ne zaman istedik te oldu" gibi oluşun gidişine baştan negatif üreterek set çekmemek,

Buna misal evvelden bahsettim galiba bir yerlere gidip park etme sıkıntısı çekmemem eşim "park yeri bulacak mıyız acaba" diye endişelenir büyük söylemeyeyim ben o hissi hiç zihnime sokmam bulursak buluruz yoksa bir defa daha dolanırım yine bulamazsam döner başka yere giderim burası kısmet değilmiş düşüncesindeyim

-----------------------------------------------------------------

 (V) Kanserli bir kadına yardım ediyorum. Kanser lenf sisteminde olmasına rağmen bu kanserin onun asıl sorunu olmadığını, bu hastalığın ondaki başka bir sorunun neticesi olduğunu düşünüyorum. Bu doğru mu? 
C: Kanser her zaman o tür başka sorunların neticesidir. 
S: (V) Onunla çalışırken onun güneş sinir ağından çok büyük miktarda enerji akışı geldiğini hissettim. Bu hastalığın uzaklaşması mıydı? 
C: Sıkıntının hafiflemesi. Eğer üçüncü yoğunlukta bulunmayı sürdürmek istiyorsa 28 yıllık bakışını değiştirmesi, hislerini "sünger" gibi içinde biriktirmek yerine dışarı dökmesi gerekiyor. Ayrıca diyetsel değişikliklere ihtiyacı var. Lahana turşusu suyu, meyve suları ve brokoli öneriyoruz. Kolon tedavisine ihtiyacı var ve eğer teşhis "ölümcül" bir hastalıksa neden zehirli tedaviler düşünülüyor? Ona 28 yıllık hayata bakış açısını değiştirmesini önermeni şiddetle tavsiye ediyoruz. TÜM kanser hastalarında olduğu gibi, zihnini, bedenini ve ruhunu arındırıp temizlemeli.

------------------------------------------------------------------
Her kanserliye verilecek tavsiyeler gurubu ,bu arada ben de mesane kanseri geçirdim, geçirdim mi yoksa hayatımın bir kademesinde önüme tekrar çıkacak mı bilmiyorum,

Çıkarsa da fark etmez buranın illüzyon dünyası olduğunun yazılarımdan da anlamışsınızdır tamamen inanan bir zihin yapısındayım ve yoğun bakım da dahil benim maruz kaldığım hastalık safhaları ve eşimin 19, 20 ameliyatı dahil geçirdiklerimiz ve her seferinde olumsuzluklardan sıyrılmamız sanki bu uzun ömürle biraz daha buralarda kalacakmışız gibi bir his veriyor,

Ama gidersek de hiç yüksünmem onun da bir nevi geçit olduğunun farkındayım ve başka gerçekliklerin yani evrende yeni evlerimizin olması doğal ,var oluş bir yerlerde takılıp kalmak hali değil, her şey  değişkenlik rüzgarında oluşma deneyleri ile meşgul,

Sanırım muhafazakar olmak yani eskilere takılıp değişmeyi benimsememek varlığın parça deneyiminde öngörülen bir husus,

Bu deneyin doygunluğuna ulaşmak ve başka maceralara yönelmek bakmak,gömlek değiştiren varlık veya tırtılın kozasından çıkıp kelebek olmaya yönelmesi gibi  bir olay, tırtıldan kelebek olmak sürünmekten uçar ve hür hale gelmek ne harikulade şey,

Görülüyor ki doğa bize var oluşun genel karakterini vermekte,

Değişim,

Ve bunda korkulacak bir şey yok bilakis daha mükemmele erişmek var,

Zihni arındırmak bence baş rolde ,bedeni arındırmak da önemli ama ne kadar dikkat edilirse edilsin zararlı maddelerle dolu bir dünya  içindeyiz nereye baksak dokunsak zararlı maddeyle bulaşmak mümkün, kaçış zor,

------------------------------------------------------------------

C: Hasta olanlara yaklaşımın nedir? Onlara taş mı atarsın?!?
S: (L) Hayır taş atmam...
C: Peki ne yaparsın? 
S: (L) Hasta bir kişi... Onu bir doktora gönderirsin veya götürürsün. Bir doktora görünmelerini önerirsin.
C: Ne amaçla?
S: (L) Hastalığın teşhisini bulmak, ilaç almak ve semptomları gidermek, hastalığı iyileştirmek için. 
C: Bingo! 
S: (L) Hastalığı olduğunu kabul bile etmeyen insanlardan bahsediyoruz! Hasta olduğunu düşünmeyen bir insana nasıl doktora gitmesini söylersin? Çoğu insan diğer yoğunluklardan kontrol veya manipülasyona maruz kaldıklarına inanmıyor! Pek çok kişiye saldırı ve manipülasyona maruz kalacaklarını söylediniz ve o insanlar da tasasız bir şekilde "Oo, bizim hayatımızda buna izin verecek hiçbir şey yok" dediler... 
C: İyileştirmekten vazgeçene kadar inkar iyileştirilemez değildir. Sabırla kişiyi öğrenme sürecine katılmaya nazikçe davet etmek, kurbanın uyanmasını ve böylece tedaviye açık olmasını sağlar. Bu, aradığın "orduyu" kurmaya yardımcı olur. İzolasyon hiçbir şeyi iyileştirmez. Herkes sonunda "portal" olarak görüleceği için ilerlemeyi engeller. Boşa kürek sallamak gibi olur, değil mi? 
S: (L) Kocamla evliliğimi sürdürmem gerektiğini, SV ve diğer yıkıcı kişilerin gelip öğrenme sürecine katılmaları için onları sürekli buraya çağırmam gerektiğini mi söylüyorsunuz? 
C: Önerdiğimiz şey belirli yaşam biçimlerine sıkı bir şekilde yapışmak veya aynı davranış kalıplarını sürdürmek değil, yalnızca kapıları tamamen ve sürekli olarak kapatmamak.

------------------------------------------------------------------

Bazılarının benim tekrarlarımdan sıkıntı duyduğunu "yine mi tekrar" dediğini hissediyorum, haklılar ,ama bu tip alıntılara bakınca ve kendimizi Laura ve ekibinin yaptığına benzer olma hadsizliğinin dışında kabul edersek (gerçekten haddimiz değil ) kendi kendimize  bu faaliyetin her şeyden evvel zihnimizdeki acabaları silme gayreti olarak  evvel yazdıklarımıza bakıp neler yazmışım deyip şu halimizde oluşmuş ruhsal sapmaları düzeltebilmek adına faydalı buluyorum,

Kısaca kendimi bu şekilde adeta stabilize ediyorum ,bu yoğun KH ortamında sapmalara kapılmamak zor..

Yukarıda anlatılanları anlamak kolay sanırım,bana takılan şu husus, anlamaya çalışıyorum,

" İzolasyon hiçbir şeyi iyileştirmez. Herkes sonunda "portal" olarak görüleceği için ilerlemeyi engeller. Boşa kürek sallamak gibi olur, değil mi?" 

Melamiler ve Mitraizme dokunacağım,özet alıntılar,

"Her kesim insanın aralarında yer aldığı melâmîler, halkın arasında kendilerini gizlemeyi tercih ederler. Öyle ki, onlara çok yakın olanlar bile belki onların melâmî olduklarını bilmiyor olabilirler. Bu kimliklerini, sadece kendilerine mânen yakın gördükleri insanlara uygun gördükleri zamanda âşikâr ederler."

"Mitraizm, Mitra tarikatı ya da Mitras Gizemleri, Antik Yunan ve Roma dünyasının, Eleusis ve İsis Sırları olarak bilinen diğer gizli kültlerde, yani ezoterik olarak nitelendirilebilecek geleneklerde olduğu gibi sadece bu tarîkata kabul edilenlere açıklanan sırlar etrafında gelişmiş bir mistik Roma kültüdür."

Bu arada "stoacılık" ta var ,ama onun bir gizemli hal olduğunu sanmıyorum zira bir çok düşünür ve Sezar bile etkilenmiş, mizahi usta bir kalemden isteyenlere  stoacılık ve felsefenin labirentli yollarında "fularsız entel"olmayı ve stoacılığı anlatan kısım,

https://fularsizentellik.com/journal/2018/8/19/stoacilik

Görüldüğü gibi izolasyonu tarihte bazı topluluklar hatta sufizmin ileri bilincini taşıyan Melamiler uygulamışlardır,bu yönden ortam dışı üst bilgilerin  yayılması pek mümkün olmamış sonuçta bahsi geçen kendilerine özgü bir portal halinde kalmışlardır, Mitraizm ise belirli tarikat üyeleri arasına sıkışmış,

Buradaki portal hali sadece bu tip kümeleşmeler için söyleyemeyiz,onlar kendi portalları içinde yoğunlaşmış daha çok izolasyon örnekleri, yankı odalarında kalıp gelişme istemeyen bilinçler  portal halinde kalıp KH tarafından dayattırılan bilgiler manipülasyonlar dışına çıkamamakta ve eksik ve yanlış bilgilerle gelişmenin önüne set çekmekteler,

Neticede bu verdiğimiz örnektekiler kendi bünyelerinde özel portal açmış kendi özelliklerine göre gelişme sağlamaya çalışıyor kabul edebiliriz ,bu da toplumun topyekün gelişmesini aksatacak bir olaydır,

Bu arada "herkes sonunda portal olarak görüleceği için" ifadesini 6BH nın asil davranışında yani insan toplumunu ruhsal yükseltmeye doğru olan faaliyetlerini çok yönlü uğraşı haline  sokacağı izlenimlerini de alıyorum, böyle her gurup için ayrı ayrı çaba hümanizm düzeltimi işini zora alır,

Zira BH her isteyene vermek prensibini göz önüne alır,her biri ayrılıp böyle portallarda kümelenen ruhlar maddede fark etmeseler de ruhen "yardım edin bize" diye feryat etmekteler,

"C: Bunların bile pek çoğu tesadüfle açıklanabilir. Tahminlerde bulunduk, bulunmaya da devam edeceğiz ama hatırla, "zaman" mevcut değil. Bu bir 3'üncü yoğunluk ilüzyonu. Biz bu ilüzyonda oynamayız, oynayamayız ve oynamayağız. Sizinle kurduğumuz iletişimin temel nedeni, kendinize öğrenmeyi öğreterek öğrenmenize, böylece ruhsal enerjinizi güçlendirmenize ve ilerlemenize yardımcı olmak. 
S: (L) Temel nedeninizin yalnızca bize birşeyler öğretmek olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu küçük gruba?
C: Çünkü yardım istediniz. "

------------------------------------------------------------------

S: (L) Sandra'yla küçük bir sohbet yaptık ve bunun için size teşekkür ediyoruz. Şimdi, burada pek çok farklı şeyi tartışıyorduk ve temel konu da duyguların meydana getirdiği tuzak hakkındaydı. Bu tuzağın bize dış güçler tarafından mı kurulduğunu öğrenmek istiyorum. 
C: Kurulan şey bir formül. 
S: (L) Peki formül nedir? 
C: Kurulu bir set; bir labirent gibi.
S: (L) Tamam. Bu duygusal kontrol labirentinden çıkmanın en etkili yolu nedir?
C: Düşün.
S: (L) Bir kişi kendini duygusal bir tuzaktan çıkarma ve acısını hafifletme sürecindeyken yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Hafifletmeye gerek yok. 
S: (L) Sanırım bunu bir kez yaptığında, bir kez aştığında, daha doğrusu bir kez bunun tuzak olduğunu anladığında artık acıtmıyor veya hafifliyor. Diğer birşey de, hepimiz duygusal tuzaklar nedeniyle enerjimizin tükenmesi deneyimini yaşamışızdır sanırım. Bu tüm insanlar için yaygın bir durum mu? 
C: Tüm insanlar? Hayır. Çoğu? Evet. 
S: (L) Kendini toparlama ve içinde bulunduğumuz gerçeği anlama bakımından çok pozitif şeyler yapma potansiyeline sahip insanların, bu duygusal karmaşa için başlıca hedefler olabileceğini söylemek makul müdür? 
C: Evet. 
S: (L) Duygusal tuzağa yakalanmayan bir kişinin karakteristiğinin ne olabileceğini söyleyebilir misiniz?
C: Kucaklayıcı? Hayır. Birleştirici? Evet.
S: (L) Duygusal tuzakları temizleyen kişilerin daha üst seviye bir duyguda birleşebileceklerini mi söylüyorsunuz?
C: Duygular yalnızca kimyasallardır.
S: (L) Duygular yalnızca kimyasallar... Peki bir kişi belirli insanlara fiziksel olarak yakın olduğunda, onların titreşim frekanslarının bizde bu kimyasalların stimüle edilmesine veya üretilmesine neden olduğu doğru mu? 
C: Evet.
S: (L) Ve bu fiziksel etkiye karşı koymak büyük bir irade ve zihin gücü gerektiriyor, doğru mu?
C: Hayır, yalnızca pratik.

------------------------------------------------------------------

Kimyasal olan duyguların yaşamımızda çok önemli olduğunu biliyoruz onlardan tamamen sıyrılmak pek mümkün olmuyor zira duygusuz hissiz bir tip denip toplum dışına alınıp bir nevi izolasyona sürükleniyorsunuz,

Böyle olmak istemiyoruz ama bu kimyasalların da belirli bir bilince gelip illüzyonu fark edince gerçekten yaşama set çeken unsurlar olduğunu açık seçik görebiliyorsunuz,

Bir ara olanlar hakkında su gibiyimdir hemen uyarım demiştim zira o illüzyonun gerçekten benim tarafımdan fark edildiğini hissediyorum ve onu hakkında diğerleri gibi aynı duygular içinde değilim ,ama bunu aşikar yaparsam bu sefer duygusuz bir tip haline gelirim işte o zaman yaşam rolü yapıyorum ,

Ama bunun da gerçekten her an test edilecek bir husus olduğunu da biliyorum ,mesela ölümü boşa aldık korkmuyoruz demekteyiz bir geçittir acaba hakiki bir o hal geldiğinde bu atmalar tutmalar kar edecek mi yoksa korkunun pençelerinde kıvranacak mıyım,

Göreceğiz,

Anlatmak istediğim bu biolojik yapının işlemesi için o kimyasallarla her zaman haşır neşiriz, azar azar set çekme pratikleri yapmamız gerek, bunada bedensel ve düşünsel detoks deniyor,

Düşünsel detoksu bu araya sokmama sebep farkında olan biri bunu uygulayabilir yoksa mono sodyum glutamatın zevk ve lezzet sınduğu atıştırmalıklardan kendini kurtaramaz,

Doritos ,Chitos veya kaşık kaşık araya bolca bu maddeden serpilmiş ucuz ama çok lezzetli tavuk dönerleri falan,Lays Fırından da çok lezzetli ama terkibini  okuyunuz,

Detoks fiziği yaşarken önemli ,ama zaten kendini beden denen bu araca teslim etmiş ruh kendi otomatik detoksunu siz pek istemenizse de her gün yapıyor ,

Uyku halinde iken, astraldasınız ,eterdesiniz, detokslanıyorsunuz

Hatırlayamadığınız o karmakarışık ve lineer zamanı ve dünyasal fiziğin dışındaki olayları içeren rüyalarınız bunun ispatıdır, hatırladığımız rüyaların büyük kısmı  ise eğer üzerinde durursanız büyük kısmının öğretici veya saplantılı düşünceleri  psikolojik düzenleyici olduğunu anlarsınız,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Sonraki soru: Kasyopyalılar, Andromedalılar ve diğer bazı kaynaklar "yoğunluklardan" bahsediyor. Buna göre biz 3'üncü yoğunlukta yaşıyoruz. Buradaki 3 sayısının 3 boyutlulukla ilişkisi var mı? 
C: Yakın. Orijinal tanım materyal/eterik spektrumla ilişkili 3'üncü deneyim seviyesine daha yakın ama Dünya gezegeni mensuplarının Akaşik kayıtla ilişkili ruh hafızasının bilinçaltı zihin üzerindeki etkileri nedeniyle "Üç boyutlu" açıklamasını benimsedi. 
S: (L) J      boyutlar, yoğunluklar yanında bir de hallerden bahsediyor. Bu terim varlıkların içinde varolabilecekleri hallerle mi ilgili? 
C: Bu hususta daha fazla bilgi için psikoloji kitaplarına başvur çünkü bu terimin geçerli olduğu alan o. 
S: (L) J  garip bir formülden 384 boyut rakamına ulaşmış. Bu boyutların entropi bakımından farklılık gösterdiğini ve üstümüzdeki bir sonraki boyutun süperiletken bir boyut olduğunu, karanlık ve aydınlık boyutlar olduğunu, zamanda ileri ve geri boyutlar olduğunu söylüyor. Boyutların sayısı meselesini... 
C: J     'nin buna uygun bir evren yaratmasını öneriyoruz. 
S: (L) Yoğunuklar entropi bakımından farklılık gösteriyorlar mı?
C: Hayır, ama belki "atrofi" bakımından.
S: (L) Süperiletken yoğunluklar var mı? 
C: ??? 
S: (L) Bu konuda kendimizin keşif yapması gerektiğini mi kastediyorsunuz? Karanlık ve aydınlık yoğunluklar var mı?
C: Bu soru hattı keşif için verimli değil.
S: (T) J  zamanın bir boyut olmadığı fikrini kavramış gibi görünmüyor. (L) Kasyopyalılar bir keresinde 4'üncü yoğunluğun "ışık hızında" olduğunu söylemişlerdi. Sanırım sen de ışık hızının olmadığını çünkü "hızın" 3'üncü yoğunluk bir kavram olduğunu söylemiştin. 
C: Lütfen... uzaklaşıyoruz! A  'ya "aether"in dünya materyal biliminin "ether"i tanımlama biçimi olduğunu söyle. Sorun şu ki, tamamen bilinçten oluşan bir varoluş düzlemini fizikselleştirmenin yolu yoktur. Tüm yaratılışın/gerçekliğin temeli ve özü, iki "hal" veya düzlem arasındaki mükemmel dengeli birleşimdir. Biri olmadan diğeri olmaz! 
S: (L) İki hal veya düzlem derken fiziksel durum ve bilinç durumunu kastediyorsunuz, değil mi? 
C: Evet. 
S: (L) Ve biri olmadan diğeri de olmaz. Bilinç ile madde öyle bir bağlantılılığa sahip ki, biri olmadan diğeri olmuyor...
C: Evet, ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik.

------------------------------------------------------------------

Son zamanlarda "bu içiçe , Birleşik" kavramının tanımlama yolunda oldukça fazla durduk ve çok örnekler verdik ,sanırım bütünlük nedir diye soru soranların tatminkar bir farkındalığı olmuştur,

K.lar bu alıntıda "materyal/eterik "kavramını belirtiyorlar ,aynı şey, kısaca madde ile o anlamaya çalışıp bir yerlere varamadığımız (zira maddesel donelerle tanımlamaya çalışıyoruz) antimadde alemi astral boyut,eterik alem ,karanlık madde denilen şeyin o harikulade beraberliğinin kabulu ve buna inanç işi bu problemi çözecek faktörlerdir,

Ben inanmıyorum böyle doğmatik şeylere diyenlere söyleyecek fazla sözümüz olamaz onlar rüyalarının yorumlarını rüya tabirleri ile yapmaya çalışsınlar ve akıllarının ermediklerini monoteist güce yıkıp bilinçlerini sorgulama işlevlerini kapatsınlar, sonunda mutlaka açılacaktır..Zira,

Gerçekler bilinçsizlik çamuru ile sıvanamaz ,

Yine neden sinirlendim ki..

Arada böyle kendi samimim hislerimi düşüncelerimi açık etmek bazılarına ters gelmesin, arada mizahı sergilemek yaşantının samimi olmak veya sahte kişilikler içinde olmak ayırımında içsel samimi davranmanın en kolay yol olduğunun idrakindeyim ve bundan memnunum, evvelden böyle olmaktan çekinir sahte kişiliklere bürünürdüm, her insanın gerçeği idrakten evvel yaptığı gibi, aman kimse kırılmasın, yanlış anlamasın,

Bakınız öz-imaj bahsi,

"C: Saygı, sevgi, diğerlerinin fikirleri. .. ve büyük bir tane daha: öz-imaj (ç.n.: kendiyle ilgili sahip olunan imaj)
S: (L) Sanırım diğerlerine yardımcı olmak için yapman gerektiğini düşündüğün bazı şeyler vardı ve bunlardan vazgeçtin çünkü eğer kendinden, isteklerinden, ihtiyaçlarından, takip etmek istediğin şeylerden fedakarlıkta bulunmazsan insanların sana verdiği değerin azalacağından, artık seni sevmeyeceklerinden, senden hoşlanmayacaklarından, seni bencil, adi biri olarak göreceklerinden korktun. (J) Ve öz-imajını yitireceğinden. (L) Ve öz-imajın bir kurtarıcı, çözücü, yardımcıydı. (T) Bu herşeyi özetliyor sanırım, değil mi? (L) Hepimiz aynı şeyi deneyimliyoruz. Kaybetme korkusu. Öz-imajını kaybetmek. (T) Tamam, bunun üzerinde çalışabilirim. Başka birşey? "

Yaşam ve ölümle süregelen dünya fiziksel faaliyetinde beraber bütünleşik adeta sarmaş dolaş olan olaylar, ne demek istediğimize bakalım,

*Dünyasal zaman/eterik(elektriksel 2. zaman) zamana uyan tarafımız,(refleksler ,organların otonom çalışması v.s)

*Bedensel uyanıkken fizikte yaşam/ uyku hali(otomatik ruhsal detoks) madde dışı üst alemlerde bulunma,

*Kimyasallarla ilgili hormon dünyasına da bağlı duygular ve     onları labarutar ortamında elde edemeyişimiz ölçemeyeceğimiz gerçeği, mesela nefret ,kin, hırs,intikam,kıskançlık gibi fenomenler /ölüm olayında bunlardan tamamen sıyrılmalar,

DÜNYA BİLİMADAMLARI FİZİKSEL MATERYAL DÜZLEMİNDE; BİR ŞEKİLDE ÖLÇÜLEMEYEN, TAHMİN EDİLEMEYEN, HESAPLANAMAYAN VE TEMSİL EDİLEMEYEN HİÇBİR ŞEYİN MEVCUT OLAMAYACAĞINA İNANMAYA PROGRAMLI.

------------------------------------------------------------------

S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın... Öğrenmeyi seçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN... (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor. 
C: Deja vu 4'üncü yoğunluk KH'den kaynaklanıyor. 
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Gerçeklik köprülemesi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Evrenlerin birleşmesi gibi birşey mi? (T) Köprü iki şey arasına koyduğun birşey...
C: Sınırlandırıyorsunuz, kelimelerin kullanılmadığı 4'üncü yoğunluğu bekleyin!
S: (L) Deja vu başka bir gerçeklikten bizim gerçekliğimize birşeyin gelmesinden mi kaynaklanıyor?
C: Bir olasılık.
S: (T) Bundan bahsetmemiş miydik? Diğer boyutlardan sızıntılar... 
C: Evet.

------------------------------------------------------------------
Dejavu oldukça derin bir konu evvelce bazı dostlarca üzerinde durduk anlamaya çalıştık pek anladık diyemem,şimdi neden üzerinde durmaktayım ,

"C: Deja vu 4'üncü yoğunluk KH'den kaynaklanıyor."

Acaba bununla neticeye varabilir miyim diye üzerinde düşündüm hayır, her şeyi kolayca izah edemiyoruz,

Ama biraz çalışalım,

İşin içine KH faaliyeti hele 4Y ile ilgili olunca bahsi geçen alternatif evrenlerin yaratılıp yaşantımıza  monte ediliyor gibi bir şüphe geldi, siz bu bulunduğum evrende her şeyi öğrendim ilerlemem lazım dediğinizde eski evrenin 4KH den sızıntı halinde alternatif bir yapıda tekrar bilinç ve farkındalığınıza teslim ediliyor veya dayattırılıyor gibi, gerçeklik köprülemesi denen bir yolla,

Acaba o eski yaşanılanın tekrar edilmesi yoluyla sizin ilerlemiş ve farkındalıkla oluşturmuş olduğunuz yeni evrenden eski bilinçsiz halinize o eski evreninize tekrar çöküş ve yaşayış mı isteniyor, bir olasılık,

Zira şahsen başıma gelen dejavu hallerinde ben bunu aynen yaşadım ama eski evreni tekrar yaşıyorum gibi bir his geliyor bocalıyorsunuz,

Bu noktada felsefede anılan "silindir metoforu" aklıma geldi, determinizmin yani olan her şeyin zaten belli olduğu anlayışta iç ve dış faktörler konuya şu şekilde etki ederler, silindiri itseniz yapısı itibarı ile yani iç özelliği yönünden yuvarlanır gider ama bir küpü o şekilde yuvarlayamazsınız, durur,

Böylece determinizme rağmen özgür irade ve değişim faktörleri varlığın iç yapısından ötürü hükmünü sürdürür,

Oluşturulan bilgi ve farkındalıkla dolu olan yeni yaratılmış evrende tutunmaya çalışılırken KH tarafından hazırlanmış dejavu olaylarının gerçeklik köprülemesi ile kişiye dayattırılması ,eğer yeni farkındalıkla yaratılan evrende sağlam iseniz eskiyi tekrar yaşamak sizin için cazip olmayacak, küp gibisinizdir itme ve yuvarlanma tesirlerine dayanıklı yapınız o etkilere kapılmayıp yeni yolunuzda devam edersiniz,

17.07.2021 celsesinden ufak bir alıntı,

"(L) Pekala, şunu sorayım: Bu kitaplar biraz müstehcen olsa da (bana göre AŞIRI müstehcen), insanların onları okumasında bir sakınca var mı? Bilgisayarlar, transhümanizm, şeytani imparatorluk, dünyanın gizli yöneticileri vb. tüm bu konuları içeriyor olmalarına rağmen, tavsiye ederken biraz çekindim.
C: Zihinsel ve ruhsal hijyeni iyi olanlar bu okumalardan zarar görmez, hatta fayda görür."

Neticede tahmin ediyorum olay 4KH üstün teknolojisi ile adapte ettirilmeye çalışılan bir husus,
Konuyu şimdilik bu kadarla bırakıyorum ilerde daha açılabilir,

------------------------------------------------------------------

HAFIZA; ALGILARIN, BİLİNÇALTI VE BİLİNÇLİ KAYDIDIR

------------------------------------------------------------------

Bazen görüldüğü gibi Dostların seçip kotardıkları K. sözlerinden alıntılarla izah yolunu devreye alıyoruz oldukça faydalı oluyor,

Hafızanın algıların bilinçli kaydı olduğunu  anlayabiliyoruz kısaca fiziksel duyu organlarımız ile tesbit edilip kayda geçenlerin her yeni rastladığımız donelerde fark ederek dengeyi sağlıyoruz, çetrefilli bu anlatımı sadeleştirmek için basitçe ,

Örnek olarak tayfın renklerinden biri olan yeşil rengin algılama işini o rengin bulunduğu maddelerde tesbit ettiğimizde mesela bitkilerde gördüğümüzde denge sağlanıyor ,idrak bitiyor,

Bilinç altına atılmış algılar ne zaman denge sağlayacak,işte defalarca belirttiğimiz bütünlüğün otomatik detoks olarak tanımladığımız uyku/rüya anlarında,

Bunu sık anlatıp mekanizmasını çok daha bariz bir şekilde şu anlarda fark edip anlatabildiğimden burada tekrar belirtiyorum,

Bilinç altının yaşarken fark etmediğimiz yani bilinçli idrak etmediğimiz konuları da bir nevi alıp kaydettiğini bilmeliyiz zira var oluş içinde bu işler olmuş, olmakta, olan her şeyin bir denge içinde olması gerektiğini "denge" bahislerinde çok anlattık,
İdraki sağlanmamış o olayların dengesi de gördüğümüz daha çok uyanıkken hatırlayamadığımız veya hatırlayıp saçma dediğimiz rüyalar yoluyla olmakta,

Özetle frekans yaratmış her hareketin mutlaka dengeye gelmesi gerekir yoksa olay bir tarafa kaykılmış sakat ve sıkıntı doğuracak haldedir,

Dengelenmesi ortamı rahatlatır,

Doğa dengenin en bariz gözüktüğü bir ortamdır,kış zamanı gelir kendini yaza teslim eder ,karanlık ışık ile evlidir ,yine edebiyata başlamayalım ama bu K.bilgilerine böylesine fazla daldığımızda lisanımız da bir nevi o bilgilerin genel karakteriyle adeta kendine özgü bir denge içine giriyor,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Dünyayı yöneten güç delisi bir grup varsa, parayı bir ülkeden veya diğerinden almanın ne farkı var ki?
C: Önemli olan bu değil. "Güç delisi grubu" kim "yönetiyor?"
S: (L) Yani... (V) Kertişler... 
C: Evet... 
S: (L) Yani temel olarak bu teklifi reddetmemiz gerektiğini ima ediyorsunuz, doğru mu? 
C: Hayır. Her zaman, özellikle de bu tür dönemlerde daima objektiflik için çaba harcaman ve subjektifliğin, duyguların, acele düşünülmüş fikirlerin veya kararların seni yönetmesine izin vermemen gerektiğini oldukça doğrudan bir şekilde söylüyoruz!

------------------------------------------------------------------

Konunun geldiği "güç delisi" gurupla ilgili detayları değil şu son cümledeki tavsiye bölümüne dikkati çekmek istiyorum,

Çoğunlukla bu fizik dünyadaki yaşayışımızda duyguların çalkalandırdığı bir telaşla bize yönelen bir söz tenkit veya buna benzer salvoyu hemen geçiştirme yoluna baş vururuz,

Yanlış bir yol imiş,

Zira içinde objektiviteyi yani konu üzerinde salim bir düşünce evresini geçirmeden bu salvoyu kalkanlamaya çalışırız,bu tavır ilkel bir tavırdır ama her seferinde bunu bol bol yapmaktan çekinmeyiz,

Neden ilkel diye sorgularsak evvelki hayvansal yaşamımızdaki tehlikeleri veya yiyeceği kaybetmemek üzere geliştirdiğimiz adeta refleksi ölçüde  ilkel yol ,hayvan davranışı  ,

Bunu insan olma yolunda yürüttüğümüz formattaki yaşayışımızda bazı ilavelerle sürdürürüz, olaya kin, intikam,hırs, kıskançlık gibi insani negatif duygu garnitürleri takılmıştır ,bu yüzden ilkel davranışı bu ilave duygularla motive eder ve sonuçta yaşamın gereği budur deriz, böyle davranmalıyım yoksa başkaları bana ne der, veya damarlarımda bollaşmış olan adrenali nasıl nötralize ederim,

Sonuçta insan biolojik mekanizmasında kimyasal yaşantı elemanlarını yani hormonlarını serbestçe kullanmak dürtüsü ve bunu insani hasletler standına yerleştirmeler, bu hususta davranış psikolojisi ,sosyolojisi ,edebiyat sanat v.s. süslemeler ile vaz geçilmez bir yankı odası hazırlamak,

İllüzyonun bu tamamen ters ve sübjektif yanının nasıl taçlandığını görebiliyor muyuz ,hayır,

Aynı davranışlara bu analizleri pişkin bir şekilde yaparken ben de balıklama dalıyorum, bundan azade değilim, yakın zamanda bir dostumuzun biraz sorgular gibi yaptığı bana yönelik isteğine karşı belki biraz sertçe cevap verdim ,alel acale sanki bir şeyler kaçıyor gibi ,lüzumsuz ve kendimi kınatan bir davranış,

Diğer yandan bu celseleri konuları irdelerken hiç mi dialoga girip konuyu tartışma ile netleştirme çabaları olmayacak hayır, işin bu faydalı yanlarının topyekün kalkmasından çok ben kendi içsel davranışımdaki bu aceleciliği fazla düşünmeden atlamayı değerlendirme peşindeyim ve konunun sebeplerini görmek isteyerek, bunları size açık bir şekilde aktararak ve alıntıda ne demek istendiğini yani objektif olmanın yollarını aramak,

Genel maksat bu,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Sürekli sormak istediğim bir soru vardı ama sürekli unutuyordum. Bu sefer unutmamak için not aldım. "Merkaba" nedir? Tüm new age tipleri heryerde sürekli bundan bahsediyor ve ben de yapılan standart yorumun gerçeğe yakın olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Merkaba nedir? 
C: Yaratıcı bir yaratım. 
S: (L) Yani bunun...
C: Evet.
S: (L) Ama sorumu bitirmeme izin vermediniz! 
C: Sorunu içinde duyduk. 
S: (L) Kayda geçmesi açısından yine de sormak istiyorum, Merkaba'nın ne olduğu ile ilgili olarak tüm bu insanların yaptığı tanımlar uydurmaca mı? 
C: Ama yine de; uydurulan kısmı hangisi ve neden? O kadar basit değil! 
S: (L) Eski literatürde bahsedilen bir Merkaba var ama bu son derece gizemli şeyin tanımı çağların akışı içinde yitirilmiş. İbrani Midraş yorumları gibi kaynaklar tarafından yapılan pek çok "açıklama" var ama tüm bunlara dair pek çok tartışmalar var. Öyle görünüyor ki kimse bunun ne olduğunu bilmiyor. Ve şimdi bu New Age milleti çıkmış Merkaba'nın ne olduğunu bildiğini söylüyor ve dönen çift tetrahedron olarak tanımlıyorlar...
C: Eğer kimse ne olduğunu bilmiyorsa, bu da diğer tüm açıklamalar kadar iyi bir açıklamadır. 
S: (L) Merkaba hakkında yazan eskilerin ne demek istediklerini öğrenmek istiyorum. Eski yazarların kullandığı şekliyle kelimenin anlamı nedir? 
C: Orijinal tanım daha eski. 
S: (L) Erişimimiz olan eski yazılardan öncesine giden o orijinal tanım nedir? 1611 
C: Sence? 
S: (L) İlginç bir kelime. İki veya üç kelimeden oluşuyor: mer kaba veya mer ka ba. Üç kelimeli olarak düşünürsek, Mısırca Ka astral beden demek ve Ba kelimesi de Ka'ya benzer. Sanırım bunlar astral beden ve genetik beden olarak düşünülebilir. Ve bir de Ab var. Bu insanın içindeki hayatın temel unsuru gibi birşey. Tanrısal kısım veya ruh gibi. Ab kırmızı bir taş olarak temsil ediliyormuş. İnsandaki arzuyu, şehveti, cesareti, bilgeliği, hissedişi ve zekayı ifade ediyormuş. Hepsi birlikte soyut, yaratıcı bir ilkeyi temsil ediyor. Kaaba/Kabe Arapça küp anlamına geliyor; Mekke'de Siyah Taş'ın tutulduğu küp şeklindeki yapı. Kabe'nin İsmail ve İbrahim tarafından inşa edildiği söyleniyor. Şimdi; Mer, Ka, Ab ve Ba kelimelerini düşündüğümüzde, eterik benliğin temel parçalarından oluşan bir küp geliyor akla ve içinde bir taş var. Ruh taşı mı? Ana taş? 
C: Wau, anladı! 
S: (L) Tamam, ruh taşı veya ana taş. Veya tüm taşların anası. Şimdi bu tanıma göre Merkaba neyin nesiydi?
C: Ana Taş. (ç.n.: Anne/Anaerkil Taş gibi)
S: (L) Ana Taş Mekke'deki taş mı?
C: Burada sembolizm çok hakim.
S: (T) Felsefe Taşı denen şey de bu mu? 
C: Eskiler dedikleriniz için "Taş", "yüksek bir kaynaktan" gelen bağlantıyı temsil ediyordu.
S: (L) Taşta, eskilerin onu iletişimle ilişkilendirmesine neden olacak özellik neydi?
C: Radyo dalgaları. 
S: (L) Radya dalgaları taşla nasıl etkileşiyordu? O taş radyo dalgalarını mı kaydediyordu? Yoksa aktarıyor muydu?
C: Aktarım.
S: (T) Kristaller de taş. Kristaller radyo aktarımları için kullanılıyor. 
C: Evet. 
S: (L) Daha önce Stonehenge'in dev bir aktarıcı ve alıcı olduğu söylenmişti. Stonehenge'in asıl amacı mesaj almak ve mesaj iletmekmiş. Bugünlerde insanların bahsettiği gibi Druid vudusu falan değilmiş. Yani bir anlamda bir makineymiş. (JM) Yani bir yerde bir taşla temasa geçen biri sonra başka bir yere gidiyor ve başka bir taşla temas kuruyor ve bir taştan diğerine birşey mi aktarıyor? 
C: Farkındalık kanalı uyumlanışı nedeniyle kişinin yetenekleri gelişiyor.
S: (L) Taşlarla olan temasla birlikte gelişen şey nedir?
C: Yetenekleriniz. 
S: (L) Ana Taş'tan bahsederken, enerji toplayan, dağıtan ve/veya dönüştüren Atlantis kristallerine benzer birşeyden mi bahsediyorsunuz? 
C: Daha sembolik. Ama doğru izdesin. S: (L) Yani Merkaba'dan bahsederken, yükselmeni veya bir tür "astral araç" oluşturmanı sağlayan, dönen tetrahedronlardan bahsetmiyoruz. Kendini bu tetrahedronlardan birinin içinde düşünmenin/görsellemenin insanı yükselttiğini falan söylüyorlar. 
C: Bunu yapmanın da faydası olabilir.
S: (L) Neye faydası olabilir?
C: Bu sorulardan bazılarının yanıtını tamamlamak için kendi yeteneklerinizi kullanmalısınız. Ama sonuçta bu bir "dönüş" biçimi, değil mi? 
[ç.n.: katılımcıların kendi arasındaki uzunca bir konuşma atlandı. soru kısmına geçiyorum.] 
S: ...(JM) Tüm taşların anası gibi birşeyden bahsederken, bu dünyanın göbeği gibi birşey mi? Ayers Rock (Uluru) gibi birşeymi? Uluru dünyanın en büyük taşı ve dünyanın göbeği olarak adlandırılıyor. (L) Uluru'nun bununla herhangi bir ilgisi var mı? 
C: Hayır. Bir zamanlar tüm ihtiyaçların karşılanması için taşlardan yararlanılıyordu. Taşlar yoluyla aktarılan enerjiler hipofiz beziyle doğrudan bağlantıya geçerek 3. ve 4. yoğunluğun ruhsal gerçekliklerini madde alemleriyle birleştiriyordu. Yani "taş" gerçekten Anne olarak görülüyordu! 
S: (L) Bu tür faaliyetlerle ilişkili varlıklar 3. yoğunluk muydu, 4. yoğunluk muydu, yoksa çift-yoğunluk muydu?
C: Esas olarak 4. yoğunluktu. Yuva başka yerlerdeyken.
S: (L) Hipofiz bezinin kendisi vücudun "ana taşı" olarak düşünülebilir mi peki?
C: Öyle de düşünülebilir. Şimdi farklı bir soru alanına geçilmesini öneriyoruz.

------------------------------------------------------------------

Biraz uzun yoruldunuz, dostlar astral beden üzerinde yapılan aktarımlar falan üzerinde dururken bu bölüm her okumamızda ilginç gelir ve üzerinde olayın bütün çıplaklığı ile anlatıldığını fark eder ama dünyaya  KH manipulatif bilgileriyle dolu bir aurada yaşayan diğer insan bilinçlerine karışırız ,unuturuz,veya ben öyleyim,

Konuların büyük kısmına vakıf olmuşuzdur ,bu yüzden idrakli dostları bu tekrardan tenzih ederim,

Sufilerden biri (Hacı Bektaş)

Hararet nardadır saçta değil /Keramet baştadır Taçda değil/Her ne ararsan kendinde ara /Kudüste Mekkede Hacda değil

Demiş ,bunu fark etmeden tasavvufi konuşuyorum diye genelde söyleyenler bahsettiğim dörtlüğü söyler akabinde söylediklerine pişman olur yutmaya çalışır konuyu değiştirirler,hatta bu kişinin türbesiyle ilgili ziyaret raportajları yapan spikerlerin bu konudaki fark etmeden aktarmalarındaki acaip tarzlarına çok defa şahit oldum,

Konumuz bu yüksek bilinçli kişiyi tabulaştırmak veya bir mezhebi övmek falan değil ortaya çıkmış olan bu sufi gerçeklerinden verilenlerin  KH usullerince nasıl bulandırılması,

Ortada dünya dışıların bol kullandığı ve bizim bedenimizde de sembolik ve etkili olan alıcı verici işlem gören taşlar var ,ve bununla kurulan iletişim var, bedenimizdeki özel insan bedeni parçalarının yapısında olup (hipofiz bezi) ve diğerleri halen kuvars kristalleri ile şu anda iletişimin vaz geçilmez aletleri olan "chip" şeklinde minimalleşmiş silikon bazlı yine o taş,
Epifiz bezini de bu iletişim sisteminin içine sokabiliriz, ancak hipofiz bezi beden hormon sistemini idare eden yani orkestra şefi olan çok nitelikli bir bezdir,

Epifiz ise salgıladığı meletonin hormonu ile bedeni uyku dediğimiz olaya sürükler ve o yolla ruhun detoksu gerçekleşir evvel anlattık, zira üçüncü göz diye de nitelenir ve eterik alemlere kapı açar,

Bu kapıdan gelen giden radyo veya daha üstün nitelikteki iletişim dalgaları Von Economo denen üstün özellikteki sinir hücreleri vastası ile bedeni irtibatlandırır,

"İNSAN ,VON ECONOMO HÜCRELERİ TAŞIYANDALGA OKUYUCU BİLİNÇ BİRİMLERİDİR(KOLİNEER DALGA OKUYUCULARI)

-----------------------------------------------------

S: (L) Sıradaki soru? (Psyche) Bir sorum var. I---'yla birlikte, temel olarak beynin ön lobunda bulunan bazı hücre türlerini tartışıyorduk. Görünüşe göre kimse bu hücrelerin fonksiyonunu bilmiyor. Bunlara spindle hücresi veya yanlış hatırlamıyorsam "von Economo nöronları" deniyor. Bu hücrelerin işlevi nedir?
C: Bilinç oryantasyonu.
S: (Ailén) Hmm. (Andromeda) Sanırım onlardan bol miktarda olması iyi birşey? (Burma Jones) Yani bu hücreler bilincin kendini nasıl yöneteceğine karar vermesine yönelik bir tespit noktası mı...
C: Enerji yönlendiricileri.
S: (Joe) Sayıları arttırılabilir mi?
C: Mümkün.
S: (Joe) O hücrelerin üçüncü gözle herhangi bir ilgisi olup olmadığını merak ediyorum...
C: Yakın, daha çok bir "hedef güdüm cihazı" gibi.
S: (Joe) Dünyadışı varlıklar açısından mı?
C: Dalga okuyucu. (Laura'nın notu: Kasyopyalılar ruhlu insanları "Dalga Okuyucu Bilinç Birimleri" olarak tanımlıyor.)
S: (Ailén) I--- bunların devasa hücreler olduğunu söylüyordu, değil mi? (Psyche) Evet. O hücrelerin eksikliğinin psikopatiyle ilişkili olup olamayacağını merak ediyordu...
C: Oo evet.
S: (Andromeda) Hmm... (Ailén) Şizofrenlerde bu hücrelerden fazla bulunmadığına dair bazı araştırmalar olduğunu söylüyordu. (Psyche) Bu hücreleri balinalarda da araştırmışlar."

------------------------------------------------

"C: Eskiler dedikleriniz için "Taş", "yüksek bir kaynaktan" gelen bağlantıyı temsil ediyordu.
S: (L) Taşta, eskilerin onu iletişimle ilişkilendirmesine neden olacak özellik neydi?
C: Radyo dalgaları. 
S: (L) Radya dalgaları taşla nasıl etkileşiyordu? O taş radyo dalgalarını mı kaydediyordu? Yoksa aktarıyor muydu?
C: Aktarım.
S: (T) Kristaller de taş. Kristaller radyo aktarımları için kullanılıyor. 
C: Evet"

Bu taşlarla olan iletişimin Atlantis ten beri  kullanıldığını dinsel kutsal yazıtlarla  olayın monoteizm kalıplarında nasıl harmanlandığını ve insanlara şekerleme kaplanmış halde sunulup farklı efsanler ve dayatmalar ,manipulasyonlarla aktarıldığını mantıksallaştırıldığını artık rahatça görebiliyoruz

Hele bilgiyle kendini yoğunlaştırmış kişilerdeki o beyinde bulunan taşı kullanarak gerektiğinde üst yoğunluklarla irtibat kurabileceğini ve yanlış ve kıt bilgiyle bu iletişim yolunu KH nın da kullanabileceğini göz ardı edip tek bir irtibat kanalı kabul ve  kendindeki bu üstünlüğü diğer insanlara hükmetemek üzere KH tarafından kullanabileceklerini anlayabiliyoruz,

Bütün bu olanların sadece iletişimi gerçekleştiren bu özel taşlarla olduğu gerçeğini kapatıp çeşitli kutsal efsanelerle çarpıtıp insanlara dinsel masallar döşenmedi mi,
Evet olan biten budur,

Günümüzde kristal taşlar üzerindeki etkiler ve onların tesirleri de çok kişi için malümdür K. celse mensuplarının bu uğraşılar ve ilgili teşvikler de bilinmektedir,bir dörtlük,

19.01.2007
Aslında kristal bir prizmanın döngüsüdür varoluşlar
Ve bu dünya hayatına hapsoluşlar
Bu kristali döndürmeye bilgi gerek
Onun için oluyor "Bir" dünyasına kaydoluşlar

O aranan lahit sandığının üzerindeki bilgileri de hatırlayalım ve kullanmak için ruhsal dinginlik temizlik gerektiğini ,içindeki olanların kristal üzerine yoğunlaşmış cihazlar olduğunu tahmin ediyorum,

Silisyumun dünya üzerinde en bol bulunan bir mineral olduğunu bilirsek dünyanın da esasta iletişimde araç olan "muazzam bir taş" olduğu gerçeğine de yaklaşabiliriz,

Dünya muzzam bir taş ve "Pencereler",

Güneşte, yıldızlarda ,dünya merkezinde ,atomun kuantum bulutu denilen en alt yapısındaki pencereler ve buralardan iletişimi sağlayan kristal yapının geneli,

Her şey birdir dediğimizde bağları sağlayan iletişim sistemine bakın,

Kuvars kristali ,silikonun ve kumun ana malzemesi silisyumdur..

Şimdi mevsim yaz, mavi deniz dalga hışırtılarıyla silisyum öbekleri üzerinde güneşlenenler çok.

Ara..


Tgur

#1143
Von Economo da neymiş diyen yeni okurlara kolaylık olsun maksadıyla ilgili bölümle aktardıklarım kısmı burada yine veriyorum ,eskiler kızmasın, siteye yeni girip bir şeyler kapmaya çalışanların nasıl başlangıçta bocaladıklarını kendimden bilirim ,acaba nereye bassam ne çıkacak diye şaşkınlıkları çok çektim ,tabii bu genç nesil ile p.c.intibak işini kendimle aynı tutamam,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27327


Tgur

#1144
YORUMLAR I

ÖĞRENİN: ÖĞRENDİĞİNİZDE GELİŞİRSİNİZ, GELİŞTİĞİNİZDE İLERLERSİNİZ, İLERLEDİĞİNİZDE DÖNÜŞÜRSÜNÜZ.
****************************************
DÜŞÜNCE KALIBI PARÇACIKLARINI BİRARAYA GETİREREK ÖĞRENMEK İÇİN; TRANSKRİPTLERİ DÜZENLİ OLARAK YENİDEN İNCELEMENİZ GEREKİYOR.

S: (L) En büyük gücümüz nedir?
C: Bilgi. 
S: (L) Anahtar ruhsal bilgi birikiminde mi?
C: Evet.
S: (L) Bize verebileceğiniz herhangi başka bir ipucu var mı? 
C: Bilgiden başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Bedenlerimizi dördüncü yoğunluğa dönüştürmede yararlanabileceğimiz herhangi bir egzersiz var mı?
C: Gerekli değil. Önemli olan ruh.
S: (L) Yani ruhsal gelişim üzerinde odaklanırsak, dönüşüm zamanı bedenlerimiz otomatik olarak mı dönüşecek?
C: Hayır. Bu doğal bir süreç. Hazırlığa gerek yok.
S: (L) Yani dönüşeceksen dönüşeceksin, dönüşmeyeceksen dönüşmeyeceksin, öyle mi? 
C: Evet
------------------------------------------------------------------
S: (L) İnsanlardaki DNA değişimleri, çekirgelerin sürü halinde uçan türe dönüşmesine benzer birşey mi? 
C: Evet. 
S: (L) Çekirgeler böyle bir dönüşüm gösteriyor.
C: Herşey doğal döngüsel sürecin bir parçası.
S: (L) Deneyimlediğimiz DNA değişimleri, pek çok nesil sonra bu değişimler etkinleşecek şekilde bize programlanmış mıydı?
C: Yakın.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen birkaç yıl müddetince ne zaman bilgimde önemli bir artış meydana gelse bu hep aynı nitelikte döngüsel bir şekilde gerçekleşti. Bilgiyi özümsemeden önce bir depresyon sürecine giriyorum ve sonra da içsel bir dönüşüm ile bir seviyeden diğer bir seviyeye geçiyorum. Bu süreci arttırmak veya yararlanmak için yapabileceğimiz birşey var mı ve bu istenebilir birşey mi? 
C: Bu doğal bir süreç, bırak olsun.

------------------------------------------------------------------
C: Madde. 
S: (L) Madde neyden oluşuyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Atomlar neyden oluşuyor?
C: Düşünceler.
S: (L) Kimin düşünceleri? 
C: Sizin. 
S: (L) Herşey mi?
C: Herşey.
S: (L) Algıladığım herşey düşüncelerimden mi oluşuyor? V  'nin algıladığı herşey onun düşünceleri mi? 
C: Evet. 
S: (L) Onun düşünceleriyle benim düşüncelerim arasındaki fark nedir?
C: Sizi bağlayan şey de bu işte. Bu yalnızca bir program.
S: (L) Ayrı bireyler olduğumuzu düşündüren şey yalnızca bir program mı? 
C: Onu kastetmedik. 
S: (L) Neyi kastettiniz? Bizi bir arada tutan şey nedir? Program nereden geliyor?
C: Programlarınız nereden geliyor?
S: (L) 7'nci yoğunluktan mı? Kendimizden mi? Kertişlerden mi?
C: Bilgisayarlarınızdaki programları soruyoruz.
S: (L) Benim bilgisayarım mı? Farklı yerlerden. Alıyorum ve bilgisayara yüklüyorum. Programlar "düşünce merkezleri" olarak mı mevcut ve yaptığımız şey bunları kendimize yüklemek mi? 
C: Neden unuttun? 309.000...
S: (L) Ou. 4'ncü yoğunluk KH'nin yönetimine girmeyi kastediyorsunuz. Ama anlamaya çalıştığım şey şu; sonuçta DNA'mız var. Eğer ortada bir DNA olmasaydı DNA'nın yeniden programlanmasından bahsedilemezdi. Eğer programlanabilecek birşey olmasaydı. İçinde bulunduğumuz bu gerçekliğin yapısı nedir?
C: Yeni cevapladın.
S: (L) Anlamadım. 
C: Olmayan birşeye birşey yükleyemezsin.
S: (L) Güzel! Peki o ilk olarak olan şey nedir?
C: Önceki DNA yapınız.
S: (L) Önceki DNA yapısı nereden geldi?
C: Önceki program.
S: (L) O program nereden geldi? 
C: Verilen bilgileri gözden geçir.

------------------------------------------------------------------
Birbiri ile ilgisi olmayan gibi gözüken ama benim bilincimde birleşebilen bir şeyler var diyen potbori,

Bilginin önemi, metamorfoz yani dönüşümün doğanın en tabii uygulama özelliği olduğunu, o anlamaya çalıştığımız var oluş işinin ana iskeletini anlamaya çalışıyoruz,

Biteviye akan lineer zihinle dahi olsa bu işin genel kriterlerini fark etmeye başlıyoruz, dikkat edilirse oluş hadisesinde bir yerlere takılıp durmak yok devamlı akan ve dönüşen var oluş fenomeni,

O zaman "bu oyunda duran düşer" izahının ne demek istediğini yani bir yerlere takılanın artık bu serüvende yeri olmadığını gerilerde kalıp olan biten bu harikulade gelişim dönüşüm olayında katılımcı olmadığının farkına varıyoruz,

Katılımcı olmayıp da duran düşene ne olacak ,bu gelişim serüveninin en arkasına geçip takılmamayı öğrenene kadar adımlarını tekrar atacak,

Her olanı halen takılı kalıp aşamadığımız uyguladığımız zaman şablonuna koyup anlamaya çalışırsak biz de o takılanlardanız,

Gelin çıkın işin içinden, bütünleşik düşünceye doğru zihnimizi itmeliyiz, düşünce üstünde neler var bakabilmeliyiz,
Kısaca bilinmeyenlerden korkmamalıyız, zira her hangi bir konuya bilinmeyen deyip sınır koyan o takılanlardandır,

Bilinmeyen olduğunu nereden biliyorsun elindeki done torbası sana her şeyi anlatabiliyor mu ,ya  evren dolusu başka bilgi varsa,

Bir tırtıl veya başkalaşım gösteren bir hayvanın hallerine bakalım evvela değişim ve sonra kanatlanacağı ortamı ve kanat v.s gibi gelişmiş organlarını tanıması için geçirdiği bir zaman ve sonra uçma tecrübeleri ve uçuş ,

Bir insanın da değişim ve dönüşüm doğallığına geçişi de buna benzetilebilir, yankı odasından yani takılı olduğu o evreden çıkış bir merak ile başlar sonra açılan sorgulama zihin kapakları etrafta olan bilgi sergilerine bakar ve tetkik ,düşünce safhasından sonra ilerlemeye doğru inancı onu dönüşümün doğallığına sokar bu çıkıştan sonra geri dönüş pek yoktur olamaz zira bir kelebek oluşmuş geniş kanatları ile o eski dar kozaya döemez,

Bunu KH dan BH a geçenlerin artık tekrar KH olması imkansız bilgisine benzetebiliriz, değişim ve dönüşüm olayı böyle asil ve harikulade bir durumdur, gelişimdedir,

Bir DNA yapımız var ,üzerinde çok durduk ama durmaya mecburuz o bizim yani insanın biolojik HARD DİSKİ ,her şey onun üzerinde programlanıyor,

Bu proglanma, yükleme ,iptal etme veya yeniden devreye sokma,çeşitli uyaranlarla eski programları yürürlüğe sokma şu anda P.C. kullanım kabiliyetleri gibi teknolojiyi bilenler için mümkün, benzetmeyi Windovs gerçeğiyle eşleştirin ancak kayıt yoğunluğu ve genel işlev kapasitesi kabiliyeti mevcut bilgisayarlarla mukayese bile edilemez,

Defalarca belirttim, biz bu kısa döngü içindeyken DNA mızda yapılan oynamalarla yüzde 1,2 sini kullanabilen varlıklar halindeyiz, yüzde doksan sekiz onda sekizi kullanılmıyor,buna şimdi genetikçiler  DNA da İNTRON bölgeler ismini koymuşlar ve nasıl işlediği üzerinde geniş bir bilgileri yok ,ama bütün topyekün kayıtlarımız orada ,yani fizik oluşumdaki kayıtlar ve diğer her şey,

Ne oluyor yaradılışın güğzelliğini dönüşümünü doğallığını bağımsızlığını anlatırken DNA a kimler müdahele ediyor ve bir kısım insan nasıl bu cendereye giriyor,

Maddeye fiziğe takılan bir kısım gurup 4Y deki teknolojiyi kullanma kapasitesini de öğrenince yani yaratım konusunda gerekli teçhizat ve bilgiye sahip olunca daha üst oluşumları istemeyiz bize maddede yaşamak kafi deyip olayı sınırlandırmışlar ve 309 000 yıllık kısa dalga döngüsü başlatmışlar ve biz biçareler yani ne olduğunu şimdi anlamaya başlayanlar evvelden kanıp bu KH yaşantısına girmişiz,

Olayın kurgu bilim gibi gelen kısa özeti bu,

O kayıtların tümünün ne olduğu,bazı ifadelerde Akaşik Kayıtlar veya Genetik Evrensel Morfik Alan diye geçen olan bitenin hepsi mi olduğu üzerinde düşünceler üretebiliriz,biz o birleşim okyanusundan bir damlayız,

Açıkça monoteist dayatmayla ayrı bir güç olarak belirtilen 7Y nin bizdeki tezahürü,

Bu merdivenle çıkış sizi bir okyanusa getirir
Bu sonsuz okyanusa birleşim denizi de denir
Orada siz her şeysiniz bir damla olsanız da
Tek bir duygu vardır yok olmaz , o da sonsuz sevgidir

Zira bedeni K.ların RA nın belirttiği gibi üçlü bileşim halinde tanımlıyoruz,

Fizik Beden,Genetik Beden, Eterik Beden,

Bir bütünlük ve parça tanımı bu ifadede gizli,birbiri ile birleşik olay hepsinin bir olduğunu adeta haykırıyor,

Esasta cansız dediğimiz bir molekül dizilişi yani iskelet yapısının DNA a kadar ulaşan benzerliği bu anlam üzerinde kurabiliriz,zira DNA nın ana yapıları amino asitlerdir ve onlar da organik inorganik maddeler bileşenleridir,

Basitçe, dört amino asidin  şeker pentozdan yapılan bir ip merdivensi oluşum üzerinde  karşılıklı yerleşen helezoni bir yığını,bu merdiven bağları çeşitli etkilerle kolayca yer değiştirip ayrılıp birleşmeyi sağlıyor, böylece kayıtlar tutuluyor ve protein imalatları için gerekli bileşenler hücre içine taşınıyor,

Görüldüğü gibi Lise Bioloji derslerine daldık ancak bazen unutulan ve göz ardı edilen var oluş hallerinin böyle basit izahlarla hatırlanacağı veya bilince daha iyi yerleşeceğine inanıyorum, kendimi stabilize ediyorum,

Bu tekrarlar ve basite dalmalar biraz bundan..

------------------------------------------------------------------
S: (L) Korur! Ark'a yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?
C: Nasıl?
S: (L) Bilmiyorum. Sanırım insanın bu gezegende olan istisnasız herşeyin daha üst seviyelerde KH ile BH arasındaki etkileşimin bir sembolü olduğunu tam olarak anlaması gerekiyor. 
C: Evet, ve bu henüz gerçekleşmiş değil. Doğal öğrenme sürecinin bir parçası olmak durumunda. 
S: (L) Sanırım hepimizin dokunulmaz olduğunu ve saldırıya maruz olmadığını düşündüğümüz bir alanımız veya alanlarımız var. Veya bununla ilgili olan şeyleri 3'üncü yoğunluk mantığıyla açıklayabileceğimizi sanıyoruz. Ta ki saldırının insanın bizzat kendinden, karısından, kocasından, çocuklarından, ebeveynlerinden, arkadaşlarından, İSTİSNASIZ HERKESTEN gelebileceğini anlayana kadar. 
C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir.

------------------------------------------------------------------

Din, kültür ve  bilim ideolojisi aşılandığında,
Tane tane irdelemek gerekir , ana baba eğitimi dahil bütün tahsil hayatımız ve sonraki yaşam yollarımızda bu kavramlarla eğitildik adeta programlandık, şimdi hatalı olduğu söyleniyor yani takıntı odasının bütün duvarlarını yaşadığımız bu dünyada  etrafımıza örmüşüz ,

K. sen neymişsin ,sanki ağaçlar köklerinden sökülüyor,

Dinle başlayalım ,Atlantis devrinde Belial Oğulları galibiyetiyle nasıl kotarıldığını ayırımın en sert tedbirleriyle KH tarafından  adeta vazgeçilmez bir halde sunulduğunu, işlendiğini defalarca anlattık,

Tabusal kriterleri baş tacı yapan ilkel insan bilincine korkuyu da sokarak aslen kendinde olan gücü ayırıp tapınmanın maksimum ve teslim edilmiş halini yaşam haline getirdiler, parça olmanın merkezden uzaklaştırılıp çevrelere ve bilinmezlere doğru yani KH nın kök noktalarına doğru savrulması insan bilincine kolay geldi zira sorgulama motorunu yani zihnini kapatıp kendi içine kapanıp yaşama gücünü teslim etmiş itaatkar toplum yaratılmak istendi,
Bu işlerde majör, idare deneyi yöneten ORİON KH gurubu ,ana gaye gücü ulaşılmaz noktalarda tutup boyun eğen varlıklar ile güç sarhoşluğu, var oluşun tek lideri ve işleticicisi o uzaklarda ve erişilmez güçtür duygusuyla hırs duygusunun maksimum noktalarındandır, minimal örneklerini insanların illuminati kısmında ve özellikle ülkemizde bazı idarecilerde görmekteyiz,

Bu noktada ideoloji nedir bakalım, alıntı,

"Ülkülem ya da ideoloji, siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir siyasi partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren siyasi, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, erdemsel, estetik düşünceler bütünü."

Dünyasal tanım bu ve insanlara onsuz toplumsal yaşanamaz öğretisinin dayattırılması ,bir bakıma ideolojilerin toplumu belirli ulus sınırları içerisinde tutmaya yönelik erdemli bir felsefe olarak görülse de çeşitli argümanları ele geçirenleri (seçimle veya savaşla) idea elemanı olarak tutup toplumu yanlış yönlere doğru da kaydırılabilir,

Bu arada bir dahi gibi olan Atatürk ü misal göstereceğim ,kısıtlı imkanlarla ve ideolojinin bütün unsurlarını kullanıp heterojen toplumu birleştirmiş başkumandan olarak Kurtuluş Savaşını başarı ile bitirmiş bağımsızlığı yakalamış ve akabinde gecikmeden meclis kurup cumhuriyet denen demokratk idareyle üniformasını çıkarıp diğer dünya devletleri ile dost olup medeni bir ülke olma yolunu tutturmuştur ,ikinci dünya harbinin başlayacağını sezmiş adeta Birleşmiş Milletler fikrini atmıştır,yani ideolojiyi kişilerin kendini tanıması yolunda ve hapseden idea sınırları dışında tutup toplumun kendi iradesini günün şartlarına doğru yöneltmiştir,onun deyişi,

"Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur."

Sonuçta topluma enjekte edilen ideoloji, beklentinin yani sınırlamanın ulus bazında, hümanizm bazında gerçekleşmesini temin ettiren bir yandan umudu da motive unsuru olarak kullanan argümandır,toplum bu ideoloji hedefini zihninde son ve değişmez bir nokta olarak tutarken değişken çekim dalgalarının tesirlerini gözardı edip bir anlatımla hırsının esiri olur,

Doğanın en tabii hali olan değişkenlik ve dönüşüm ters görülüp sırt çevrildiğinde dengenin negatif akımları bu toplumlar üzerinde etken olur kısaca felaketler kaçınılmazdır, bunu evrenin elektriksel denge hassasiyetini işlerken ortaya çıkardık ve anladık sanırım,ama hatırlamak için,

"S: (L) Pekala, bir sonraki soru: F5 ölçeğinde bir tornado birkaç dakika içinde meydana gelebiliyor. Bunun 4. yoğunlukta olan şeyle bağlantısı nedir? Bu nasıl oluyor? Mekanizması nedir? 
C: Bir kez daha bilgi ve elektrik yükü bakımından düşünmelisiniz. Dünya üzerinde elektrik yükü birkaç ayrı şekilde oluşuyor ve tornado da top şimşeğe benzer bir elektrik fenomenidir. 
S: (L) Yani az önce söylediğimiz şeyi söylüyorlar. (Belibaste) İletkenlik arttıkça daha fazla elektrik boşalımı. (L) Daha fazla insan yalanlara inandıkça daha fazla kaos meydana geliyor. Gezegendeki insanlar kendi yıkımlarını çekiyor. (Perceval) Çünkü yalanlara inanıyorlar."

Yalanlara inananlar,

"C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir. "

Kültür ve bilim de bu sınırlamadan nasibini alır, her şeyi önüne serilmiş bulunmuş bitirilmiş fizik sanılan gerçekliklerin istikametinde sınırlama eğilimi bahsi geçen dallarda yerini alır,

Ama doğanın değişken tavrı mesela atomaltı kuantum bulutu gibi göreceliliğin ve gözlemcinin mutlak olduğu sahalarda kendini göstermesi ve gözü, zihni açık bilim adamlarının sergilediği yeni buluşlar bu ideoloji sınırlarını paramparça etmeye başlamış objektif yeni alanların açılmasını sağlamıştır,

İnsanlar artık sorgulamayı biliyor ve zihnin sınırsızlığının farkına varıyor, bu bilgilerle gerçeği görmeye başlıyoruz ve bu sitede de haşır neşir olup dayattırmalarla oluşmuş zihin duvarlarını yıkmaya çalışıyoruz,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Çünkü birbirini incitmek için sürekli olarak sözcüklerin kullanıldığı durumlar oluyor. Bunun bir örneği Nazi propaganda makinesi. Eğer biri Goebbels'i vurmuş olsaydı, bu belki de pek çok kişinin hayatını kurtaracaktı.
C: Hayır.
S: (L) Evet, elbette. O zaman onun yerine başkası geçerdi. Ama burada anlatmaya çalıştığım şey şu: Kelimeler yok etmek için kullanılabiliyor. Kelimelerin gücü öldürmek için kullanılabiliyor. Bazen kelimeler ruh için fiziksel eylemlerden daha yaralayıcı olabiliyor. 
C: Doğrudan değil. 
S: (L) Doğrudan veya dolaylı ama neticede aynı şeye geliyor.
C: Hayır.
S: (L) Benimle hiçbir şekilde uzlaşmayacağınızı biliyorum. 
C: Bu, kesin bir yanıta ulaşmak için daha fazla inceleme gerektiren bir konu.
S: (L) Devam edin. Açıklayın.
C: Kelimeler ancak alıcı şahıs inanırsa güce sahip olur.
S: (L) Ama pek çok durumda o inanç mevcut.
C: İnançlarını kontrol etme gücü alıcı kişidedir.
------------------------------------------------------------------

Can alıcı özellikte bir alıntı,
Kelimelerin güç taşıyacak bir özelliğe gelebilmesi onu algılayanın kontrolunda ,

Görüldüğü gibi konu kişinin inanç kavramını tam manası ile anlayıp anlamadığına bağlı olarak gelişmekte, siz inançta son nokta ve aşılamaz bir duvar halindeki etkinin geçerli olduğunu düşünürseniz ve onun dışındaki her davranışı boşlarsanız vay halimize,

Ülkeyi savunmak için şehadetin getireceği hususlara inanmak gerçi bunu yani askerlikte on yıllarca bulunmuş ve vaktiyle terk etmiş biri benim için şu halimde irdelenecek bir husus esasta ona inanmış gençlerimizin sayesinde etrafımızda zarar vermeyi veya emperyalist yaşantıyı ilke ve yaşam tutturmuş bir çok ilkel bilinçli savaşı tek yol zanneden  insan guruplarının tehlikelerinden uzak yaşıyoruz,

Diğer yandan hümanizmin erdemleri üzerinde bilincimizi açmaya çalışıyoruz, onda canlıyı yok etme insanı öldürme gibi faaliyetlerin adeta kendini paralama yok etme gibi bir olay olduğunu derinden hisseden ve inanan bir bilinç var,

Zira her şey birdir,bu yönde dünyayı tüm var olanı bir gören bir Kızılderili veya Avusturalyalı Aborjin Yerlisi , katıksız Sufi gibi inançtayız, onu yani  var olanı zedelemek olmamalı

Ancak beslenmek üzere alt yoğunluklara yaptıklarımızı hatırlarsak konu tam bir paradoksa girer,bu sefer bu işi zarar vermeden acı ve ızdırap çektirmeden yapmanın yollarını aramak düşünmek ve öyle davranmak gibi hassas konularda olmalı havasındayız,

KH ız ve bu yaşamı böyle uygulama için illüzyon dünyasına atlamışız yaşamak için gerekli olan beslenmek ve bunun için alt yoğunlukların negatif doğurmasına sebep olmak ,fizikte yaşamın cehennemi bir yol olduğunu bilinç açılıp gerçekleri biraz sıyırıp anlayınca daha iyi anlıyoruz, istemiyorsun ama öldürmek veya topraktan dalından ayırmak zorundasın,

Sonuçta nereye geliyoruz ,inançların karmaşık yapısını yol tutturmuş ve biolojik beden besin tüketmeye mecbur olan bir halde beraber yaşamak,yukarıdaki izaha gelirsek inanç kayganlığı üzerinde sadece vatanı kurtarmak dışında da başka yollar olabileceği bilincine gelmeye doğru olan  algılayıcı ve onu kontrol etmeyi becerebilen olmak, zor..

Şehadette olanı takdir ve tasdik ediyoruz yakınlarını teselli ediyoruz ama öldürmenin korkunç bir durum olduğu inancındayız,
Yaşarken bazen rol yapıyorum gibi demem biraz anlaşıldı mı,

------------------------------------------------------------------

S: (T) Yerel ve bölgesel otoriteler insanları izlemek için kulelerden yararlanabilir mesela. (L) HAARP herhangi bir şekilde havayı kontrol ediyor mu, değiştiriyor mu ya da etkiliyor mu? 
C: İklim üç faktörden etkileniyor, ve yakında dördüncü bir faktör eklenecek.
S: (L) Tamam, bunu istiyorum. Bu üç faktörü söyleyin, ve dördüncüsünü!
C: 1) Dalganın yaklaşması. 2) Atmosferdeki kloroflorokarbon artışı ve bunun ozon tabakasına etkisi. 3) Gezegenin eksenel yörüngesindeki değişim. 4) 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk KH güçleri tarafından çok çeşitli şekillerde uygulanan yapay müdahaleler. Duygusal anomalilerin bilgi tabanızı bulandırmasına izin vermeyin. Gardınızı indirme "zamanı" değil.
Bilmediğiniz yerlerde bulunma ve bilmediğiniz yerlerde uyuma konusunda özellikle dikkatli olun!!! İzleniyorsunuz. Veya en azından, izlendiğinizi düşünmeniz ve buna göre düşünmeniz ve hazırlanmanız sizin için en iyisi olur. Saldırı ile ilgili uyarıldığınızı hatırlayın. Giderek daha fazla şey öğrendikçe daha ilginç hale geliyorsunuz ... ve seviyenizi yükselttiğinizde, eğer daha fazla farkında değilseniz daha savunmasız hale gelirsiniz!! 
S: (L) Tamam. İklimi etkileyen faktörleri oluş sırasına göre mi verdiniz? Dördüncü daha sonra gelecek, öyle mi? 
C: Belki, ama şunu hatırla: özel araçlarla ölçüm dışında algılanamaz durumdayken dünyanın dönüş hızındaki bir değişim bildirilmeyebilir. Ekvator kutup bölgelerinden hafifçe "daha geniş." Ama bu fark şu anda yavaşça azalıyor. 21'inci yüzyılda olacak değişimlerden biri buzul çağının önce Avrasya'da, sonra Kuzey Amerika'da ani bir şekilde yeniden başlaması. Buz çağları sanıldığından çok, çok, çok daha hızlı gelişir. [Dünyanın genişlemekte olduğuna dair yeni bir bilimsel teori ile ilgili tartışma.]

--------------------------------------------------------------

Çeşitli faktörlerin etkisi altındayız ,

Duygusal anomolilere kaplanmanın yani şu veya bu sebeple tetiklenen evvel dost olduğunu belirtip sizin faydalı umduğunuz bilginin genişlemesi ve olgunlaşması konusunda yaptığınız faaliyetleri ters yorumlayanlar olacaktır ,şu anlarda bir dost dediğimiz ile bu olmakta ve buraya işaret etmem de isabet oldu,hem kendi duygusallarımı nötralleştirmek veya bastırmak hem de bulunduğumuz ortamı kısır çekişmeler sokmamak genel maksadım,

Gerçekten dünya insanını etkileyen yılan kardeşliğinin açtığı mücadele etmek savaşmak veya daha ılımlısı laf altında kalmamak şeklinde tezahür eden duygu anomolilerine dikkat etmemiz gerekir, zira olay negatifin yoğunlaşmasından başka işe yaramaz ve faydalı etkili bir neticeye ulaşılamaz,

Duygusal hallerinin kimyasal hormon tetiklemesi altında olduğundan evvel çok bahsettik ve iş bir noktaya gelir ki buna yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan döngüsüne benzer şeklinde  olay dönüşü olmayan noktalara uzanır,

Saldırı konusu da bu işin içindedir ,en yakın zannettikleriniz bu hadisenin içinde size tavır alır ,arkadaşlarınız eşiniz v.s.hiç ummadığınız yanıbaşınızda zannettikleriniz  size sırt çevirir veya negatif üretir,

Diğer yandan tartışma tartışmadır ,yani bir konuya muhalif olur doğrusunu söylersiniz veya eksik gördüğünüzü tamamlarsınız açtığımız her yeni bir başlıklı bahis spesifik konulardır,bu kadar beyanda bulunurken en tabii dir ki biz de yanlışlara eksikliklere düşeriz, bilginin yanlış olmasından çok eksik olması en büyük tehlikedir,

------------------------------------------------------------------

 UMURSAMAYIN: KH SALDIRISINA KAPI OLAN KİŞİNİN NE OLDUĞUNU VE NE YAPTIĞINI BİLİYORSAN; O'NUN NE İSTEDİĞİNİ MERAK ETMEK VEYA UMURSAMAK, BAŞKA BİR KAPIYI AÇACAKTIR.
 
(L) Peki, onlara soralım. O adam ne istiyor M' den ? 
C: Neden umursuyorsun ? 
S: (L) Neden umursuyorsun, yani eğer onun ne olduğunu ve ne yaptığını biliyorsan, ne istediğinin ne önemi var ? (M) Neden ? (JR) Yani önemi var mı ? (M) Önemi yok... (T) Merak ediyorsun ve bu da onun niyetlerine izin vermenin ilk adımı. Merak etme... 
C: Evet. 
S: (T) Hiç önemli değil. Vegas'taki adamın ne düşündüğü ya da bizden ne istediği umurumda değil. Gitti. Ve umursadığım bu. (L) Negatif konusunda meraklısın. Merak bile etmeyeceksin. (T) Hiç takma. O adam gittikten sonra biz otelden olabildiğince hızlı ayrıldık. Aslında o gitmedi, biz gittik. O hala orada oturuyordu. Sonra kalktım, onun da elini yakaladım ve arkamdan çekmeye başladım [ç.n.: Jr yi kastediyor], zig zag çizerek tüm casino boyunca kumar makinalarının arasından geçiyorduk, bir koridordan diğerine geçerek, sonra geriye ve tekrar ileriye. Jr yi taa salonun en dibine götürdüm ve sonra geri döndük, emin olmak için kontrol ettim. Ve ilk köşeyi döndüğümüzde arkama dönüp baktım ve adam artık barda değildi. Ve hemen kapıya koştuk, kapıcıya on papel verdim ve bize hemen bir taksi ayarlamasını söyledim. O adamın ne istemiş olabilceği filan hiç umurumda değil. Umursama sakın. Bu onlar için ilk adım; senin merakın... Eskiler ne derler bilirsin, merak kediyi öldürür... (M) Onlardan kaçıp kurtulduğunda ve "Evet artık gittiler!" dediğinde, yine de merak ediyorsun; neden ? Onlardan kurtulmuş olduğunu biliyorsun ama her zaman zihninin gerisinde merak ediyorsun; neden ?... Yani ben merak ediyorum! (JR) Bazı şeyler var ki hiç bir zaman öğrenilmemeleri daha iyi! 
C: Başka bir kapıyı açacaktır.

------------------------------------------------------------------
Konuyu celseleri sık okuyanlar bilir zaten sonlara doğru anlatılıyor Vegasta bir kumarhanede değişik yapıda robotik bir adamın sarhoşluk taklidi yaparak yanlarına yaklaşması ve kahramanımızın soğukkanlı davranıp yaptıkları ,

Anlattıklarından bir bölüm,

" (T) Konuşmanın içerisinde birden "Hey aramızda bir sorun yok, değil mi?" dedim. O zaman farkında olmasam da koruyucu kalkan yükselmişti. Ve ona bakarak dedim ki: "Hey bir sorunumuz mu var?" Ve birbirimizin gözlerinin içine dik dik bakışıyorduk. (L) Evet adamın gözlerinin içine dikmiş bakışlarını. Bir sorunumuz mu var ? (T) "Var mı sorunumuz...Ben olduğunu düşünmüyorum." Ve adam tekrar bakışlarını dikti bana. Ve yaklaşık 30 sn böyle dik dik bakıştık. Ve sonra aniden geri çekildi ve gözlerinin içerisinde o an yaşamakta olduğu kafa karışıklığını görüyordum. Sonra birden başını salladı ve ne yapacağını bilemedi".
Bu halin merak uyandırması ve bu saldırıyı nasıl yorumlamak lazım sorularına karşılık ,
"C: Başka bir kapıyı açacaktır. " cevabı,

Yani olayın pek umursanmamasına karşılık yine de sebebi hakkında sorguya başka bir kapının başka bir oluşumun başlamasına sebep olmaktadır ,

Ne olacak, bence o kişiye özel bazı içsel faaliyetlerin daha doğrusu kendi  ruhsal yapısında çalışmalar yapmasının kapılarını açacaktır ,

Bu kapı daha açık ifadeyle ne olabilir,

Yakın zamanda bizlerde de konumuz olan etkiye mutlaka tepki fizikselliğinin her davranışımız yol göstermesinin önünü kesmek, fizikte yaşayan bizlerin madde yapımıza pek uygun gelmezse de bu "yılan kardeşliği" KH elemanları tarafından yaşantımıza adeta zorla sokulmuş hayvani içgüdülere kapılarak insani hasletleri unutturan, baskılayan ,"bu davranış veya ifadeye altta kalamam mutlaka aynı ölçüde cevap vereyim" dürtüsünü baskılamak gibi zor mücadelenin yapılma kapısı,

Fiziki olarak yaratılışımdaki doğallıkla ben etkiye karşı mutlaka tepkiyi koyarım bundan başka nasıl davranılır ki, haklısınız,
Ama şunu da aklınıza getiriniz ,cinsi cazibesiyle şehvani duygunuzu kabartan her karşı cinse saldırıp onunla hemen münasebette bulunma dürtüsüne nasıl karşı koyuyorsunuz, demekki hayvani içgüdüleri frenleme mekanizmasını ortaya koyabiliyoruz, böyle bir insani tarafımız varmış,

Bu benzeşme ile "taş altında kalırım da laf altında kalmam" mantığını kaldırmak gerek, bunu sadece herkese değil kendime de söylüyorum henüz bu mükemmeliyete tam eriştim sayılmam,

Son zamanlarda bu açılan kapıların muhakemesini bolca yapmaya başladık, daha açıkça davranışların karşılıklı oluşlarında kendi iç muhasebemizi yapıp duygusal anomolilere kapılıyor muyum yoksa o kucaklayıcı ve birleştirici 3Y ilkel davranışlarını kapsamayan elinin tersi ile iten hakiki sevgi denen hususa yaklaşabiliyor muyum,

Faydalı bir uğraşı tavsiye ederim..

------------------------------------------------------------------
S: (V) Birkaç hafta önce birkaçımız içsel ısınma, uykusuzluk ve diğer sorunlar yaşadık. Bu neydi? 
C: Zihinde canlandır. DNA yapısındaki derin lif bağlantıları birleşimi. 
S: (V) Sıcak basması deneyimini zihnimde mi yaşıyorum yoksa gerçekten beden ısım mı yükseliyor?
C: Yalnızca 4'üncü yoğunlukta.
S: (V) Anlamadım. 
C: Sızıntılar, bunlara alışın! 
S: (L) Yani gerçekten bir 4'üncü yoğunluk sızıntısı mı deneyimliyoruz?
C: Zihninde canlandır.
S: (V) Gördüğüm küçük ışık parıltıları bunun etkileri mi? 
C: Olabilir ama bunun fizikselden ziyade eterik önemi üzerinde yoğunlaşmaya çalış. 
S: (L) "Lif bağlantılarının derin birleşimi" derken, bu birer 4'üncü yoğunluk bedeni geliştirmekte olduğumuz anlamına mı geliyor? 
C: Yavaşça ama kesin bir şekilde. Şimdi mesaja hazır olun: Yaklaşmakta olan "değişimlerin" çok popülerleştirilen fiziksel faktörlerden ziyade ruhsal ve farkındalıksal faktörlerle ilgili olduğunu söylemiştik. Sembolizm öğretmede her zaman gerekli bir araçtır. Ama önemli husus, semboller ile sunulan gizli dersi okuyabilmektir, sembollerin birebir anlamlarına takılıp kalmak değil! 
S: (L) Sembolojinin gizli anlamlarla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. DNA'daki derin lif bağlantılarını zihnimizde canlandırmamızı söylerken bu da fizikselden ziyade sembolik mi? 
C: Evet. 
S: (L) Sizin "zihinde canlandırma" tanımınız nedir? Bizim pek çok tanımımız var.
C: Tekrar tekrar gördüğün gibi Laura, öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) ...Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor? 
C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama "gücünü" istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.
S: (L) DNA bağlantısı... (V) "Güç" kelimesini tırnak içine aldılar.

------------------------------------------------------------------

Anlatılanların içindeki mesajı anlamak zor olsa da bazılarını çözebilir miyiz,

Sıcak basması , evvelki yorumlarımdan birinde kendinizi test edin diye belirtmiştim DNA daki derin lif bağlantıları yoluyla olduğunu biraz biraz anlayabiliyoruz, 4Y sızıntısı imiş ,

Görüldüğü gibi burada da o üzerinde çokça durduğumuz DNA üzerindeki bazı faaliyetler değişimler endike,

Gücün tamamının bu muazzam amino asit yığınında olduğunu belirtmiştik,kısıtlanmış bir vaziyette yaşarken yani onun ufak bir bölümünün işlerliği ile yaşarken bir çok özel yaratım işinin başka yerlerde olduğu yani KH güçleri tarafından monoteizm kıskacında uyutulmakta olduğumuzu biliyoruz, zira gerçeği fark etmek maddede yaşamaya tapanların yani kendine hizmet edenlerin idareci kısmının işlerine gelmemekte çünkü besin elden kaçacak, siz ahırınızda o leziz kebaplarını yediğiniz koyunların kaçmasına müsaade eder misiniz,

Bazen böyle kaba ve basit misallere kapılınca kendime kızıyorum ancak bu da davranışsal kalıbın denge araması ,

Ne demek,
Davranış konusunda erdemli asil veya yüksek manada ifade tarzlarında yoğunlaşmak ve sözleri o çizgi üzerinde tutmaya çalışmak dengenin kaykılmasına sebep olmakta ,zira var oluşun genelinde veya bu fizik alemde basit, kaba denecek davranışlar da var ,yine kabaca bir misal ile siz ne kadar aristokrat  havalara bürünsenizde zaman gelir barsaklarınızı veya böbreklerinizi boşaltmak gibi bazı fizyolojik mecburiyete geçersiniz, o mahalde aristokratik tavırlar artık yoktur,

Konu buralara gelmişken bir rüyamı anlatmak farz oldu,
4Y de bu tip boşaltım mecburiyetleri yokmuş ,bu arada bir söylenir ben de fantazi bir ruhsal bilgi diye bakar üzerinde durmazdım,
Rüyamda bir sağlık ocağının kapısında sıra bekleyenlerin içersindeyim ,basit bildiğimiz ufak bir bina ,hemşireye kayıt için dururken birden ufak tuvalet ihtiyacı duydum ve sıradan çıkıp ocağın içinde odaları dolaşıp telaşla wc aradım bulamadım,ve sıranın önüne kabaca geçip hemşireye "acaba tuvalet nerelerde çok sıkıştım da" ciddi ve kızmış bir şekilde başındaki hemşire şapkasını da titreterek ,

"Bakar mısınız kendinize anüsünüz var mı"

Elimi alt tarafa attım gerçekten hiç bir şey yoktu, uyandım..

Bu anlatımımla bir böbürlenme izlenimi alınmasın zira hepimiz o kademelerden bir sebeple bu KH ortamına düştük ve evvel nasıl olduğumuzu unuttuk, yahut belki de o yoğunluklarda olmadan parçalı bir ruh halinde aranırken maddede oluşum nedir bir bakmaya geldik,

Bunu evvelden anlattım mı hatırlamadım ,konuya dönelim,

Şu bir gerçek ki bilinçte gelişmeye bilgi ile uğraşırken DNA mızdaki derin lif bağlarının uyanması  bizleri üst yoğunluğun özelliklerine doğru taşıdığını hissetmeye başlıyoruz ve ondaki sembolizma yani amino asit yerleşkesinin görüntüsü  dışında o mevcut "gücün" kıskaçlardan kurtulup ortaya çıkmasına şahit oluyoruz, KH üst teknolojiyi kullanarak bu lifleri kilitlemiş ama bilgilenme ve farkındalık o kilitleri işlevsiz hale sokmakta,

Bilginin nasıl bir önem taşıdığını fark edebiliyor muyuz,

"S: (L) ...Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor? 
C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama "gücünü" istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.
S: (L) DNA bağlantısı... (V) "Güç" kelimesini tırnak içine aldılar."

Bu noktada Eric Pearl' ın Tekrar Bağlantı kitabını site kitaplığı için dostumuzdan istedim ,sağolsun koydu, Bilimadamlarımızın tam açamadığı konuları yani DNA daki muazzam işleyişi kendi şifacı Dr.uzman olarak izlenimleri ile çok açık ve basit anlatıyor, bilgideki çarpıcı paralelliği hatırlayınca üzerinde durdum,

------------------------------------------------------------------

C: Ama önümüzdeki konudan uzaklaşıyoruz. Yine, lütfen, camın patlamasına neyin neden olduğu sorusuyla ilgili derinlerindeki hisleri ifade etmeni istiyoruz. Sence neydi? 
S: (Chloe) Başta bunu aracın penceresindeki yeni açtığım buz çözücü sistemle ilgili bir arıza olduğunu düşündüm. O zamandan beri, transkriptlerin bir kısmını okuduktan sonra, bunun başka bir nedeni olmuş olabileceğini düşünüyorum.
C: Peki ne tür başka nedenler olabilir?
S: (Chloe) Sanırım, zaman çerçevesinden çıkarılıp, belirli görevler ve bilgiler alıp, yani bir şekilde kodlanıp, yönlendirilip geri bırakılmış olabileceğimizi düşünüyorum. 
C: Ah ah! Üzerinde epeyce düşünülebilecek birşey. Peki içgüdülerin ne söylüyor? Lütfen daha içteki düşüncelerini söyle, daha önce yaptığın gibi. Görüyorsun Chloe, tüm yaratımın geniş bütünlüğü hakkında şaşırtıcı gerçekleri keşfedebilmen için yardımcı olabiliriz, ve tüm bu gerçekler aslında kendi zihninde kilitli duruyor, yeter ki önce doğru "iz" üzerine varabilelim.
S: (Chloe) Eğer sadece dikkatimizi çekmeye yönelik birşey değilse, bunun oldukça önemli bir olay olduğunu hissediyorum. 
C: İlginç... Kişi sadece kendini ifade ettiğinde ne kadar büyük ilerleme kaydettiğinizi anlayın!! Sadece hislerini ifade ederek mozaik gerçekliğe giden kapıyı açtın. Bazılarının bu noktaya ulaşması çok uzun zaman alıyor. 
S: (Chloe) Mozaik gerçeklik derken sanırım bu durumun pek çok seviyesi olduğunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet, ama aynı şey tüm durumlar için de geçerli!
S: (Chloe) Laura'yla bir durumu tartışırken yeni yollar yaratıp hedefe varabiliyoruz, ayrı ayrı çok daha uzun zamanda yapabileceğimiz şeyleri çok hızlı yapabiliyoruz gibi görünüyor. Bunun pek çok hayatta birlikte çalışmış olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. 
C: Bir dakika Chloe! Adım adım. Burada üç çok derin düşünce kalıbı ifade ettin. Öncelikle, neden Laura'yla ayrı ayrı değil de "bir takım olarak" çok daha çabuk sonuçlara ulaştığınızı düşünüyorsun? 
S: (Chloe) Kastettiğim şey tam olarak bu değil. Birlikte bunu daha iyi yapabildiğimizi kastettim... Birbirimizi yeni düşünce kalıplarına teşvik ediyoruz gibi görünüyor... Belki de düşünüşlerimiz birbirini tamamlayıcı nitelikte. Fikirlerimi toparlayabilmek için bir dakika daha düşünmem gerek. Epeyce süredir bu kadar çok düşünmemiştim...
C: Düşünmek "düşündüğün" kadar zor değil!
----------------------------

Sakinlerimizden Chloe ile Laura bulundukları beraberliklerde K. konularını çok kolay açtıklarından bahseden bölüm ,daha sonraları aynı konuda birleşen bilinçlerin uğraşılan spiritüel konularda daha aktif "Mozaik Gerçekliklere" doğru yelken açtıklarını vurgulayan anlatım,

Bu bölümde şu cevap üzerinde duracağım,

"C: İlginç... Kişi sadece kendini ifade ettiğinde ne kadar büyük ilerleme kaydettiğinizi anlayın!! Sadece hislerini ifade ederek mozaik gerçekliğe giden kapıyı açtın. Bazılarının bu noktaya ulaşması çok uzun zaman alıyor. "

Kişinin kendisini ifadesinde ulaştığı inanç kademeleri önemlidir, bu konudan uzak olanlara bizlerin "Uzay Yolu"veya başka kurgu bilime ait dökümanlara takılmış kaçıklar olarak telakki ettiklerini biliyoruz, hoşlarına da gidiyor belki ama bir hayal fantazisi üzerinde dolaşan kişileriz,

Ne demek istediğim anlaşıldı sanırım, onların yankı odalarının duvarlarını ören eski bilim dışına çıkanların tümü böyledir,hele ben ileri yaşımla iyice kaçırmışım ,bana bakarak ,acıyorum şu adamın haline ,

"Acıyana Acıyın"
Bu K. vurgusu buraya şimdi tam oturdu,evvelden beri bu ifadeyi nasıl izah edeyim diye oldukça fazla kafa patlatmıştım,

Acımak lazım yankı odasından çıkamayanlara uğraştığımız konularla Mozaik Gerçekliklerin kapılarını açıyoruz ve neyin ne olduğunu az çok anlamaya başlıyoruz ve ağ çalışması yoluyla düşe kalka da olsa bu gerçekliğin pırıltısını kaybetmemek üzere okuyor, düşünüyor yazıyoruz, ne mutlu ki bize bilgi artışlarının verdiği bağımsızlık ile "Hür Bilinç Hür İrade"ye kavuşuyoruz,

O kişileri ise bütünlük kavramının dışında tutamayız ,bu gerçeklikleri özümsemeden bahsettiğim hürriyete kavuşmak için bu cehennemi çok deneyecekler,

Dengedir bu dünyanın düzeni
Bilgisizken kaydırırız ekseni
Bozuk nota hoş ses vermez kulakları tırmalar
Sık gelerek akortlarız sazeni (Sazen=saz)

Cehennem demekte biraz haklıyım ,hele bu son başımıza gelenler,

"Olamaz dedikleriniz şimdi vaz geçilmez gerçekler oldu"
------------------------------------------------------------------

C: "Eğer kişi aslanın iradesine sahipse, farenin kaderini yaşamaz!"
**********************************
C: Arkadiusz güçlü bir iradeye sahip. Dünyaları arayan birinin öyle olması gerekir. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa: "Ben BİR olanım... Dünyaların yaratıcısı." Üzerinde düşünmenizi istediğimiz bu notla birlikte, iyi geceler.
------------------------------------------------------------------

Kümüle olmuş "Bir" olgusu kişinin düşüncelerinde arada bir yerleşince veya hatırlanınca  inancın maksimum noktasına gelmiş bu adanmışlıkla dünya ızdırabı denen olgular artık kişiyi yaralamaz,

İrade dediğimiz husus yankı odalarında yerleşmiş sahte kişiliklerin anladığı o anlam dışında tamamen başka bir özellik taşır yaratma gücü olan ama yarattığını yok etme duygusunun dışındaki bir anne merhameti kucaklayışı bu kavramın içine girer, kendini yaratılan ile bir olduğunu iliklerinde her an hisseden bir tanıma gelirsiniz,

Yankı odasındaki sahte irade sahibi olma bilinci çokca, başkalarını gücü altında boyun eğdiren bazen vahşi davranmayı gayet olağan sayan gereksizce kıran ve aldırmayan ve bundan övünen ve alkışlanan diğerlerinden biraz üstün maharetleri ile böbürlenip etrafa büyüklük bakışları fırlatan biçareler anlamındadır, kısaca hoyratlığı kabalığı patavatsızlığı terk etmeyenleri alkışlarlar işte irade sahibi derler,

Bahsettiğimiz irade sahibi olmak böyle olmak değildir, internette bir düşünür iradeyi şöyle tarif etmiş ve çok doğru söylemiş,

"irade maddenin gerçek doğasını bilmek değişen şartlarda durumunda meydana gelecek değişimi bilmek demektir."

Maddenin gerçek doğasının birleştiren bağlar olarak da tarif edilen enerjisel akış olduğunu tam anlayınca fizik ve matematiği bu anlayış bilim zincirinin içine sokunca düşünceyle maddenin tam ilintili olduğuna inanınca konu halledilmiş olur,

Diğer yandan Aslan iradesi ile fare kaderi yaşamama konusunda ana faktör korkusuz olmaktır, Aslan gücü ve bedensel özellikleri ile bir çok hayvandan farklıdır ve çoğunu alt edebilir bu hassasiyet diğerlerinden farklı olarak korku taşımadığını gösterir,
Bu benzetiş kanaatimce ana faktör budur, diğer yandan bilgili ve bahsi geçen bir olduğunu idrak eden farkında kişi de aynı kaderi yaşar zira diğerlerinin korku diye çekinip kaçındıklarından bilgiyle aldırmamış olur,

Korku hakkında evvelce yazdık, ayrıca dostlar çok yorumlamış tekrar bakmak isteyenler için,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=37#27787

Ara verelim,


gerçek tosun paşa

#1145
Teşekkürler Tgur abi merakla okumaya devam ediyorum

Tgur

#1146
Teşekkür ederim dostum,indinde kin intikam hırs kıskançlık ayırım duygularına set çeken ve değişim dönüşümü maharetle yapabilecek nadir insanlardansın ,seninle aynı koordinatta olduğumdan mutluyum..


Tgur

#1147
YORUMLAR II
 
C: Bunu ele alacağız ama önce diğer bir meseleyi halledelim. Sezgilerin çok güçlü, değil mi? 
S: (L) Evet. 
C: Tamam, şimdi bir ormandaki bir açıklıkta olduğunu düşün. O açıklıkta bir grup kurt tarafından etrafın sarılıyor. Bu kurtlar zihnindeki bir engeli temsil ediyor. Engel duygu. Duygu 3'üncü yoğunlukta hayatın gerekli bir unsuru. Çok yardımcı olabilir ama engel de olabilir. 3'üncü yoğunluk bireylerin varlığıyla ilgili kritik durumlarda, bu duygular geçici olarak engelleyici etki yapar. Şimdi etrafını çeviren kurtları düşün. İçe ve dışa derin derince solunduğunda, kişi sakinleştirici ve güven verici bir şekilde kurtlardan ormana geri dönmelerini istediğinde, herşeyin yolunda olduğunu söylediğinde, kurtlar dönüp gider. Bu, duygunun engelleyici yönünü ortadan kaldırır ve sezginin güçlenmesini sağlar. Ve böylece kişinin sezgileri "bölünmez." Bunu anlayabiliyor musun? 
S: (L) Evet.
------------------------------------------------------------------

S: (L) Sezgisel bilgi ile duygusal tepkiler arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz? 
C: Duygular arzulu düşünme içerir; sezgiler daha derinden gelen hislerdir, ruhsal niteliktedir ve daha güçlüdür. Arzulu düşünme olduğunda, aklınızı kullanırsanız ve geçmişteki derslerinizi incelerseniz, sızmakta olan ruhsal içgüdünün de varlığını algılayabilirsiniz. 
S: (L) Örneğin Cumartesi günü MUFON toplantısındaki kadın TR'ye birşeyler söyledi; elimizdeki materyalin KH olduğunu, karanlık ve negatiflik üzerinde odaklandığımızı ve bunlar üzerinde odaklananların bunları deneyimleyeceğini iddia etti.
Bunun hakkında yorumda bulunur musunuz? 
C: İçgüdülerin sana ne söylüyor? 
S: (L) İçgüdülerim bana o kadının, kendisini kaçıran dünyadışı varlıkların iyi olduğuna çok güçlü ve duygusal bir şekilde inanma isteğinde olduğunu, çok yoğun bir içsel suçluluk kompeksine sahip olduğu için o tür bir muameleyi hak ettiğine inandığını ve aksi yöndeki herşeyi yanlış ve kötü görerek reddettiğini söylüyor. 
C: Evet. 
S: (L) Ayrıca bana göre, karanlığa ona iştirak etmek için odaklanan bir kişi, ışıktan uzaklaşarak karanlığa doğru gider. Ama karanlığa onu azaltmak için odaklanan bir kişi, ışığı kendine yakın tutar ve ışığı kendi ışığını arttırarak karanlığı aydınlatmak için kullanır. Doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) Sadece ışığa bakan biri karanlığa arkasını döner ve sürekli baktığı ışık yüzünden kör olmakla kalmaz, aynı zamanda ardında kapkaranlık bir gölge oluşturur. 
C: "Kral yeni giysiler giyiyor." 
S: (L) Kral'ın yeni giysiler giydiğini düşünen ben miyim? (F) Sadece ışığı görme isteğinde olduğu sürece sadece ışığın mevcut olduğunu sananlar, Kral'ın yeni giysiler giydiğine inanıyor. (L) F  haklı mı?
C: Evet.

------------------------------------------------------------------

Sezgi ve bunun fark edilmesi yaşamda uygulanması yolunda son derece açık veriler, onun tesbitinde yapılan yanlışlar yani duygusal aklı devreye soktum sanıp duygunun esiri olan kararlara saplanmak,

Duyguların devreye girmesinde etken olan sınırlama,beklenti ve arzulu düşünce üzerinde çok durduk, sezgiyi bir kenara bırakan kişi bu duygularla karar verir bu da doğaya yaradılışa aykırı olduğundan sakat sonuçlar çıkarır,

Zira Kralın çıplak olduğu haller de vardır,

Olayları subjektif halden çıkarmak için sezgi en büyük etkendir ışığa devamlı bakmak aramak ve sadece ona yönelmek karanlığın da olduğu var oluşta kişiyi yalanlara inanır hale sokar,

Yalanlara inanmış bir dünya felaketlerden azade değildir,bunu doğanın artı eksi elektriksel dengesi bahsinde biraz izah ettik,
Birdenbire kıyamet tellalı gibi hallere düştüğümü görüyorum ama geldiğimiz bilgi yollarında bu farkındalığı terk edemem,

İnsanlığın ilk oluştuğu gezegeni neden patlatıp Orion deney üstatları tarafından bu dünyaya getirilip ırksal karmaşa ile deneyin yürümesi üzerinde çok şeyler söyledik,  eski yorumlarımdan birini getireceğim konu "3BH GERÇEKLİKLER VE DENEY DÜNYALAR " dan,

********************************************
"Mesela başka bir gezegende (Ankh) yaratılan insanlar zamanla tahminime göre ayarsız hormon salgılarının etkisi ile çılgınlaşan KH davranışları ile bulundukları gezegenin üzerine negatif enerji yüklemesi yapmışlar ve gezegenin patlamasına parçalanmasına sebep olmuşlardır , bu hadisede yine tahminlerime göre aşırı cinsel hormon salgılamaları ile ve ayarsız DMT hormonları ile karışık duygularını bir dengeye oturtamadan yaşam yolları denemişler ve arzulu düşünüşün sahiplenmenin maksimum seviyelerine set çekemedikleri için çıkan enerji aşırı negatif ,bulundukları gezegenin enerjisi ile uyuşmadığından parçalanmaya maruz kalmışlar ve deneye tabi varlıklar başka gezegene taşınmışlardır ,
Bu hadise nedendir diye sorguladığımızda kendi haline bırakılan hormon salgılama ve buna bağlı duygu durumlarının oluşu işi ve bedene, ortama tesiri bir deney gözlenmesinden başka bir şey değildi,

Daha açık ifade ile hormonsal ve duygusal başıbozukluğun yarattığı o deney yaşam hali patlatılan gezegenden sonra buraya taşınan bizlerde genetiksel kayıt hafızamızda bulunuyor belki o zamanki çılgın yaşamı tekrar etmeyen bir beyin gri maddesine sahip olduk yani beynin talamus hipatalamus omurilik serebral bölümündeki miyelin kılıfsız sinir hücrelerinden oluşmuş ve kıvrımları artan gri renkli bölüm,

Bu yeni yaşam şeklimizde oluştu insansal hasletleri hayvansal içgüdülerinden ayıran enetellektüel denilecek bu bölüm insansal bilincin oluşması veya miyelinli beyaz kısımdan daha az hızla sinirsel iletişimi çağrıştırdığı için o hayvansal dediğimiz iç güdülere azalmış hızı ile bir nevi baraj koymakta yani azgınlaşan hislerin birden bire ortaya çıkmasına mani olmakta bilinç muhakemesi yapıp insanı hayvandan ayırır bir duruma getirmektedir,

Bu arada sinirlerin miyelin kılıflı ve kılıfsız hallerinin önemini de vurgulamak icap eder miyelin kılıflı sinir hücreleri ki beyaz kısım dediğimiz bölümdür iletişimi çok süratlidir ve gri bölümdekiler ise miyelin kılıfsızdır hızları diğerlerine nazaran 500 kat kadar azdır yavaştır bu hızların farklılığı iletişim yoluyla yapılması gereken eylemin hemen ortaya çıkmasına mani olan barajlamanın ifadesidir,

Özetle iç güdüler dediğimiz hayvansı hareketlerin insansal davranış olarak ortaya çıkmasından evvel sinir hücrelerindeki gri kısım bu davranışın analizini yapabilmekte gerekirse önlem alabilmektedir ,bu beyaz ve gri bölge arasında bağlar vardır ve aşırı alkol alındığında bu bağlar önemini yitirir bir nevi yok olur ve öfke efori şehvet kendini çok üstün görme gibi iç güdüsel dediğimiz hayvansı hareketler serbest kalır biz bu hale sarhoşluk demekteyiz,

Bütün bunlar deney özelliğinin süregeldiğini ve her konuda kotarılıp düzeltme yolları arandığını bitmediğini simgelemektedir,"

*************************************************
Yukarıdaki izahımıza ilaveten insani hasletler denilen barajlama işini yapan gri sinir hücre yapımının oluşması yaşanarak dersler alma sonucunda olmuştur ve hayvan beyin hücrelerinden çok daha fazladır kısaca felaketler dersleri de doğurur insanlar bir daha onları görmemek için bilinçsel atılım yaparlar,

Bu da var oluşta bilgisayar deyimiyle ön yüz olan insan beyninin daha rafine ve kaliteli olmasına yol açar,

K.lar  her seferinde "her şey derslerden ibarettir" demekteler,

Şu anda gücün insanın kendinde değil başka yerlerde olduğuna inanan çoğunluk dünyada etkin ve ışığa bakarız başka şey görmek istemeyiz demekteler ,
Konudaki bir kutuba yığılmayı anlayabildik mi,

"Her ne ararsan kendinde ara..."

O kendin denen varlık artı ve eksilerin git gelleriyle oluşmuştur,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Gözlemlediğim kadarıyla neye direnç göstersek acı çekmemize neden oluyor. 
C: Doğru, ama acıların çeşitli dereceleri var. 
S: (L) Ve tüm bunlar GERÇEKTE kim ve ne olduğumuza ve duygusal programlamamızı bırakıp daha üst bir seviyeden kararlar almaya karşı gösterdiğimiz dirençle ilgili görünüyor. 
C: Doğru. Herşey derslerden ibaret ve her ders, Bir ile birleşmeye giden yolda atılan yeni bir adım.
S: (L) Öğrenişimin duraksadığını hissediyorum.
C: Duraksamalar daha büyük bilgiye veya gelişime giden yoldaki dinlenme molaları oldukları sürece büyük bir öneme sahip değildir. Daha önce sana ve diğerlerine, yoldaki işaretleri dikkatle takip etmenizi, işaretleri okumanızı ve anlamlarını anlamanızı söylemiştik. Bunu yaparsanız, savaşmak zorunda kalmazsınız. Ve "savaş" burada uygun terim, çünkü savaş saldırıdan kaynaklanır. İşaretler uygun şekilde okunduğunda ve değerlendirildiğinde, saldırıya ilerleyici ve pozitif bir şekilde direnç gösterilebilir. Dolayısıyla, eğer mümkünse kişi savaşmak zorunda kalmak istemez ve bunun için gerekli araçlar işaretlerdir ve işaretler HERYERDE! Sezgi bunlardan biri, eşzamanlılık bir diğeri. İşaretleri tanımak için gerekli güce, bilgiye ve farkındalığa sahipsin. İşaretlerin üzerine gölge düşürebilecek, onları karanlıkta bırakabilecek tek şey duygulardır.

Ve bu da ancak, 3'üncü yoğunluk deneyiminin doğal bir hali olan duyguların yardımdan ziyade bir engel olarak işlev göstermesi durumunda olur. Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4'üncü yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür. 4'üncü yoğunluk BH'deki ilerleme sürecinde duyguların mevcudiyeti azalır. Bu şu anda sizin anlayamadığınız birşey olabilecek olmakla birlikte, sonunda anlayacaksınız.
------------------------------------------------------------------

Duygular neden vardır bu bölümden çıkarabileceğimiz ve enine boyuna araştıracağımız şey budur,

Dikkat edilirse duygu fizik alemdeki maddesel oluşlara karşı gelişen ve devreye giren çoğunlukla hormon kimyasıyla ilgili bir husustur,karın doyurmak ve üremekle ilgili çoğunluğu teşkil eden uygulamalar olsa da bütünlüğün bir parçası  halinde bir diğerini başka görmeye yönelik te olmalıdır ,zira konu bireyselliğin amansızca tatbiki için oluşturulmuş fiziki düzenin bir fenomenidir,

Bireyselliğin acımasız ve çok katı denenmesi için kişi evvela kendinde verilmiş olan bu hasletleri kullanmayı en doğal yol olarak kabul eder ve bunun devamı için gerekirse diğer parçalar ile çatışmaya girer ve KH yani maddede kalmayı hedef tutmuş bölüm bunu destekleyici bir çok unsuru ortaya serer ve vazgeçilmez bir şekle sokar ,cemiyete mantıksallaştıracak bir çok oğeyi devreye alır bunu yılan kardeşliği uygulaması olarak genelledik,uzatmayalım en barizi etkiye tepkinin doğal ve vazgeçilmez bir fiziki hadisenin kalıplanmış bir algısıdır,

Bunların tümü 3Y faaliyet sahasındaki unsurlardır ,oysa daha üst yoğunluk oluşumları olduğuna dair farkındalık bunlardan sıyrılmayı gerektirir, bunun en önde gideni nefse yani doğal bedensel yaşam için vaz geçilmez olandan kurtulabilme egsersizleridir, onlarsız da yaşanabilinir olmanın öğrenilmesi ,

Bu hususun fark edilmesi duyguların pozitif olarak kullanılabilineceğini gösterir ki bu da 4Y de yaşamanın duygular olmadan da yaşanabilir olduğunu tanımlar,

O halde ne oluyor, bir ömür boyu saplandığımız şeylerin her şey olmadığını ,başka bir şekilde yaşanabilineceğini ve yavaş yavaş birliğin bu işte en büyük düstur olduğunu ve gücün başka yerlerde değil benim kabiliyetlerimin içinde gizlenebileceğini görüyorum ve arşatırma ve bilgilenme istikametimi bu yolda geliştirmeye başlıyorum,

Kabiliyetlerin bende olduğunu nereden çıkarıyoruz, duyularla çerçevelenmiş biraz da sezgiyle başka şeyler olabileceği kapısını aralık tutan edebi hamasi bir söz bu ,kabiliyet bende olması lafı  bu kısıtlanmış ve yeteneksiz halimle komik oluyor,

Görüldüğü gibi arada bir içimizdeki KH sesini de dinlemek durumdayım, iyi oluyor,

Gücün bizlerde olduğunu evvel pek bir yerlere bağlayamıyorduk, ama bilgiyle açılan kapıdan bazı şeyleri görmeye başladık ve tutarlı mı tutarsız mı internet denilen bilgi denizinde dolaşarak sabitlemeye çalışıyoruz, aldığımız bunca tahsil ve uzunca yaşama süreci bunu desteklemekte ve bu sitedeki kanal bilgilerindeki aynı gerçekleri vurgulayan baştan pek anlaşılmayan ama sonraları açılan eşdeğer konumdaki bilgileri eş zamanlılıkla yerlerine oturtabiliyoruz, bilhassa K bilgilerindeki ip uçlarını alıp genişleten Laura ve ekibi gibi parlak ve yılmayan bilinçlerin çabalarıyla,

Kısaca güç bizde ve işleyişi DNA mızda komple kayıtlı, inanmayan genetik bahsine dalsın ve onun neden çok azı ile yaşam süren halimizi bulsun, İNTRON bölgeleri saysın ve neden bu diye sorgulasın (gerçi bunu bıktıracak kadar tekrarladık ama bilincin merkezi bunu görmeye, kavramaya inanca bağlı), adeta kanatları ve duyargaları kopartılmış bir kelebek gibi yeryüzünde sürünmeye mahküm kaldığımızı anlasın,

Kim yaptı bunları ve niçin yaptılar gibi sorgulamaları açan bir sitedeyiz ,biraz gayret göstersin bilgilerde dolaşsın,

Kölelik bu insan yaşayış tarihinde uzun zamandan beri var,niçin diye sorgulamalar kişiyi KH nın üstadları Atlantisteki Belial oğullarının yarattıkları "şey"lere kadar bağlanan bilgilere uzatır,

Sümerliler Atlantislidir..

------------------------------------------------------------------

S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.
------------------------------------------------------------------

Tahminen 55 sene sigara içtim ,bunu alıştıran lisedeyken arkadaşım Danyal dı şimdi demansta beni tanımıyor, içtiği bafra sigarasının masrafına ortak arıyormuş iyice alıştıktan sonra öğrendim, zatürre olup yoğun bakıma düşünce bıraktım şimdi içmiyorum, zira bahsi geçen bilinçaltı programlanmasının etkilerini tam atamamışım ayrıca nikotinin sebep olduğu bilinçaltı programında mesane kanserine yakalanmamı da buna biraz bağladım ,havuzdaki aşırı klor buharlarının buna sebep olduğunu sanıp havuzda yüzmeyi  bıraktığım halde, yani ikilemli bilinçaltı programlanması,

Bu bilgi açılımı ile insanların kapıldıkları bir çok hastalığı bu bilinçaltı programlanmasına bağlayabiliriz,

Bilinçaltı nasıl programlanıyor evvela buna bakmalı,

Aklıma ilk çağ yaşamındaki ilkel insan geldi ,
Şimdilerde "terli iken rüzgara kapılma hasta olursun" programını ana baba terbiyesi ile beraber çocukluktan beri aldığımızı hatırlayarak ,ilkel insanlarda böyle bir mecburiyet yoktu ve yarı çıplak buzullarda bile yaşamışlar,demek ki bu biolojik beden bu tip şeylere dayanıklı imiş, ileri çağlarda hastalıkların çeşitlenmesini bu programlamaya bağlayabiliriz,ayrıca şu asırda bile dünyanın bazı bölgelerinde yarı çıplak rahatça yaşayan insan gurupları olduğunu biliyoruz, Aborjinler, Afrika yerlileri,Amazondaki bazı ırklar,

Sümerliler zamanında tanrılar denen dünya dışı uzaylı varlıklar  insanlığı avcı ve göçer halden çıkarıp tarım toplumu yaptılar ve evvel emirde karbonhidratlı beslenmeyi yaşama yapıştırdılar şimdilerde ise bir çok hastalığın sebebinin glikoz ve polimerlerinin sebep olduğu ortaya çıktı,az nişastalı ye bir çok hastalıktan kurtulursun,

Düşünerek bir çok yanlış programlanma unsurlarını bulur ortaya çıkarabiliriz,,

Bütün bu olayları ortaya dökerken unuttuğumuz veya programlandığımız bir şey ortaya çıktı, bedenin yani insan maddi organizma kalıplarına sıkışmış bir halde olduğu halde bir çok güçlüğü aşabilecek bir özelliğini fark ediyoruz,yani ruhsal gücün (parçalı ruhun) başka yerlerde değil ne kadar minimale hapsedilirse edilsin bu bedende olduğunu fark etmek,

Aldığımız bir çok bilgi içinde tanrısal gücü bu biolojik bedene yerleştiremeden insanın yaşamını bu atmosferde yani bu fizik alemde sürdürmek mümkün olmamış en sonunda deney üstadları bu gücü ihtiva eden özelliği maymunsu bedene aşılayarak neandartal insan yaratılmış ve sonra olanlar,

"S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti? 
C: Önce maymunumsuydu. 
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar? 
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler. 
S:(L) Neyin transferi? 
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler. 
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu? 
C: Evet. 
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar. 
S:(L) Kim bize benziyor? 
C: Oryonlar. 
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik.. 
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var. 
S:(L) Oryonların bazıları bizim deyişimizle kötü adamlar mı? 
C: Evet. 
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı? 
C: Evet. 
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler? 
C: Bu grup değil. 
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı? 
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu? 
S:(L) Lusifer kim? 
C: Siz. İnsan ırkı. 
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı? 
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.
S:(L) Fizikselliği istemenin "düşmek" anlamına gelmesi nasıl oluyor?
C: Kendi için zevk.
S:(L) Bize öğrettiğiniz şeyleri dünya üzerinde ne kadar insan biliyor? 
C: Az. 
S:(L) Bu bilgileri almamız bir bakıma "özel" olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Herkes özeldir. "
Kısaca ,aldatılan zihin dahi olsa bu gücün bizde olduğunu en sonunda mutlak idrak edeceğiz..

-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu garip hava hakkında da birşey sormak istiyorum. Gulf Breeze'de çok sayıda UFO görme olayı ve Colorado'da ise ateş topları düşmesi olayları ve garip hava koşulları rapor ediliyor. Şu andaki artan UFO faaliyeti, hava durumu ve diğer şeylerle ilgili söyleyeceğiniz yeni birşey var mı?
C: Önceki transkriptleri, tahminleri yeniden incele; "zaman" çerçevelerini çıkararak. 
S: (L) Önceki celselerden birinde 4-6 yıl arasında uzaydan saldırı cümlesi vardı. Bu 1994'te söylendi, yani 4 yıl önce.
Uzaydan saldırı ile ilgili son durum nedir?
C: Derslerin yakın gözlem ile öğrenilmesi gerekiyor. 
S: (L) Yani bu konuda bize başka birşey söylemeyecek misiniz?
C: Son yanıta bak, sonra da bekle ve gör.

------------------------------------------------------------------

K.lar bazı bilgileri celseleri yapan o zamanki bilinçle anlamaya çalışanlar için genel bir anlamı olması için tekrar tekrar incelenmesinde "zaman" çerçevesini çıkarmayı öneriyorlar,

Aslında ne denmek isteniyor,

Okuma araştırma ve bilgilenme safhasında zamanın eski göreceliliğinden sıyrılarak nitelenmesi gerek, bu ne demek,
Gelişen zihin kapatılmış olan, gerçekte zihninde kilitli olan bilgileri yavaş yavaş yeni farkındalıkla değerlendirmeye başlar,evvelce olamaz dediklerini olabilir objektifliğine yerleştirmeye koyulur,

Bunu sizlere daha fazla açmama gerek yok zira eskiden düşünmesi bile mümkün olmayan öğelerin artık kullanılması mutlak olanlar olarak gören uygulayan bir yaşantıdayız,uyduların internetin v.s olmadığı bir dünya düşünün aynen son sel felaketindeki ülkemiz bölge insanlarının fecaati ortamı kaplar, hele bir de elektrik su olmayınca,

Diğer yandan bazı bilinçler ve yukarıdaki "zaman"da anlatılanları anlamaya yönelen Laura ve ekibinin ilk beklentileri gibi ,uzaysal bir işgal bekliyor,

Oysa şimdilerde o işgalin sanki tamamen uygulanmış bir halini görmüyor muyuz ,pandemi altında kıvranan ve ileride daha neler olabileceğini bekleyen bir dünya ,yalanlara inanmış olma yüzünden negatiflenmiş olan bölgeye dengenin elektriksel kutupsal özelliğinden dolayı coğrafik atmosferik özelliklerde çılgınlaşmaya maruz kalma,

Uzaydan gelip işgal edenler başka nasıl elimizi kolumuzu bağlar ve esaret altına sokup acı çektirir,

Burada hangi inanılmış yalandan bahsediyorsun,

Gücü kendinde değil yalan yerlerde arama ,ayrılığın her şey olduğunu sanma ve bunda kilitleyen KH aldatmalarından bir türlü kurtulamama,

------------------------------------------------------------------
Bu uzaylı işgali ile ilgili alıntı,buna yorum ilave etmeye lüzum yok zaten her şey bariz,
------------------------------------------------------------------
C: Buz çağının başlamasından önce birkaç adım var. Bu adımlardan bazıları pek hoş değil. 
S: (Perceval) Depremler, volkanlar, ekonomik çöküntü... (Burma Jones) Kitlesel açlık. (Perceval) Veba. (L) Tarımın çökmesi.
C: Hepsi ve fazlası.
S: (Andromeda) Harika! (Perceval) Devrime neden olabilecek o adımlardan biri... (L) Devrimden değil, buz çağından önceki adımlar dediler. (Ailén) İnsanların sadece petrol felaketini devrim için bir neden olarak göreceğini söylediler. (Perceval) Evet, ben devrime buz çağının mı neden olacağını soracaktım. (L) Buz çağı başladıktan sonra devrim yapma ihtimalinin yüksek olacağını sanmıyorum! (Gülüşme) ...Eğer hasat alınamazsa, ekonomik çökmeler olursa vs bu bir devrime neden olur ve sonra devrimin ortasında da buz çağı başlar. Benim tahminim bu. 
C: Evet. 
S: (Perceval) "Hepsi ve fazlası" dediler. O fazlalardan biri 9/11 hakkında ifşalar olabilir mi? 
C: O da olabilir, ama umutlarınızı "ifşalara" bağlamayın. Daha ziyade halkın algısında bir değişiklik olacak.
S: (L) Tamam .... Peki bizim ne yapmamız gerekiyor?
C: Tüm iyi niyetli insanları birleştirecek olan gerçeği ve EE programını yayma çabasına devam edin.
S: (L) İyi niyetli insanları birleştirmek...
C: Hatırla, bir keresinde dünya değişikliklerinden hemen önce insanların "işgale" karşı birleşeceğini söylemiştik. 
S: (L) Evet, Nefalim'den, onların sersemletici silahlarından falan bahsediyorduk. Ama öyle görünüyor ki psikopatlar yeni Nefalim. Ve sersemletici silahları da var; şok tabancası. Sonra yöneticilerin sahte bir dünyadışı varlık istilası sahneleyip sahnelemeyeceklerini sorduk. Dünyadışı varlıkları ifşa çabaları insanları dünyadışıların istilası ihtimaline hazırlıyor. Bir tür sahte istilaya. Siz sorumuza evet diye cevap verdiniz ama gerçek bir istilanın daha önce olabileceğini ya da dünya değişimlerinin araya girebileceğini söylediniz. Şunu giderek daha çıplak bir şekilde görebiliyorum ki, 4KH güçleri boyutlararası birer aracı olarak psikopatları üzerimizde kullanabildiği sürece bir dünyadışı istilaya ihtiyaçları yok. Temelde istilanın zaten meydana geldiğini söylemiştiniz! Şimdi ve burada. Çünkü psikopatlar iktidarda! 
Herkes dünyadışı bir türü arıyor, bekliyor. Dünyadışılar doğaüstü bir fenomen. Evet, belirli bir fizikselliği var ama bu fizikselliğin ...... kalıcılığı yok. Bizim realitemizde sürekli "titreşemiyor". Gelip gidiyor ama burada kalamıyor. O yüzden aracılara ihtiyaçları var. Her zaman aracılara/ajanlara ihtiyaçları vardı. Kontrol ve manipüle edecek insan-görünümlü varlıklara ihtiyaçları vardı. Sanki üst boyutların birinde bir kontrol panelinin başında oturuyorlar ve bizim uzaktan kumandalı oyuncakları kontrol etmemiz gibi onlar da ajanlarını kontrol ediyorlar. 
Herkes ifşa gibi birşeyin olmasını bekliyor. Ama bu zaten oldu. ŞİMDİ ve burada! Gelip bunun doğaüstü veya üst-boyutsalbir fenomen olduğunu söylemedikleri sürece, herhangi bir "ifşa" bir aldatma olacak, ki bunu söylemezler, çünkü bu onların fiziksel evrene tapan dünya görüşleriyle tamamen çelişir. Darvinizm... madde bilimi. .. Bilimsel çalışmalarda paranormalle ilgili araştırmaları devredışı bırakmaları. .. Sebebi bu. Bu tür şeyleri asla samimi bir şekilde araştıramazlar çünkü bu onların gerçeklik algılarını yok eder. İnsanları fiziksel, maddi dünyadışı varlıklara hazırlamaya çalışacaklar. "Uzaylı tanrı" numarasını deneyip "Uzaylı tanrıya tapın! Arkamızdan gelin! Bizler yüksek rahipleriz!" diyecekler. Ama bu işe yaramayacak. (Perceval) Gerekirse kullanmak üzere hazırda tuttukları bir proje gibi. İnsanları dünyadışı varlık fikrine hazırladılar. (L) Bu devasa bir karşı-casusluk programı. Ve özellikle örtmeye, gizlemeye çalıştıkları temel şey, bu fenomenin doğaüstü olduğu kavramı veya anlayışı. Daha doğrusu, bizim doğaüstü dediğimiz şey mutlaka "doğa üstü" demek değil, sadece üst boyutlara özgü demek. Binlerce yıldır bu şeylerin, o diğer gerçekliğin farkındayız. Gelip gidiyorlar. Flatland'deki parmak gibi. Flatland biziz! Yaklaştım mı? (ç.n.: flatland; bir roman ve film) 
C: Doğrudan kehanette bulunmadan yaklaşabileceğin kadar yaklaştın. 
S: (L) Werner von Braun muydu o? Bir uzaylı istilası ile ilgili bir ilüzyon yaratılacağı ve bunun büyük bir yalan ve aldatma olacağını söyleyen? Çünkü olayın temelde paranormal veya üst-boyutsal bir fenomen olduğunu bildiğini söylemiş.
Kastettiği şey bu muydu? 
C: Evet. 
S: (L) Çünkü mantıklı. Zaten istila edilmiş durumdayız. (Perceval) Bir psikopat istilası. (L) Evet. (Ailén) İnsan olarak sorumluluk almamanın mükemmel bir mazereti. Bunun suçunu uzaylılara atabilirler. "Hepimiz eşitiz, hepimiz kurbanız! Bilmiyorduk!" (L) Pekala, bir sonraki soru? Herkes bu konsorsiyumun neden Avrupa'daki tüm kakao tohumlarını satın aldığını merak ediyor. 
C: Bir kez daha arzulu düşünüş hastalığı ortaya çıkıyor! 
S: (L) Neyi kastetiyorsunuz? 
C: İnsanların çikolatayı umursayacağını sanıyorlar! 
S: (Burma Jones) Herşeyin yıkılacağını biliyorlar ve "Tüm bunlar meydana gelmeden bu değerli malı alalım!" diye düşünüyorlar. (L) Belki de herşeyin yıkılacağını BİLMİYORLAR. Belki sadece bazı şeylerin yıkılacağını ve çikolatadan çok para kazanacaklarını düşünüyorlar. Ama durumun ne kadar kötü olacağını bilmiyorlar, çünkü olmakta olan şeyi ciddi bir şekilde hafife alıyorlar. 
C: Psikopat olmak için iyi bir zaman değil!

------------------------------------------------------------------

S:(T) 4'üncü yoğunlukta Dünya Jüpiter ve Jüpiter de Dünya gibi mi görünüyor?
C: Hayır.
S:(L) 4'üncü yoğunlukta Dünya nasıl görünüyor?
C: Görünmüyor.
S:(J) Ha? (L) Görünmüyor derken? 
C: Yalnızca istemeyle görünür. Fizikselliğin değişkenliği.
S:(L) Yani Kertişler ve Oryonlar için dünya görünmez mi?
C: Dünya'yı düşünmediklerinde.
S:(J) Dünya hakkında düşünmediklerinde Dünya onlar için mevcut değil mi yani? Görünür olması için üzerinde odaklanmaları mı gerekiyor? 
C: Yakın. 
S:(T) Ama bir keresinde 4'üncü yoğunluktaki herkesin bizi görebildiğini söylemiştiniz? 
C: Evet. 
S:(J) Dünya'yı, bizi değil. (T) Bizi neyin üzerinde görüyorlar?
C: İstediklerinde sizi görebiliyorlar.
S:(J) Yani bizi görebilecekleri frekansa odaklanıyorlar. (L) Bu tıpkı ikinci yoğunluktaki hayvanlar gibi. Yolda giderken eğer odaklanmazsan, etrafındaki şeyleri görmüyorsun. (J) Onları görmek için odaklanmadıkça... (T) Ormanda öylece durduğunda belirli bir süre sonra bazı şeyleri görebilmek gibi. (J) Herşey algıya dayalı.
C: Evet, ama 4'üncü seviye, gerçek değişkenliğe sahip ilk yoğunluk.
S:(L) Georges Gurdjieff Dünya'nın bir anlamda Ay için bir besin olduğu fikrini öne sürdü. Kastettiği şey, kadim öğretmenlerden öğrenmiş olduğu gibi, Dünya'nın, başka bir seviyedeki varlıklar için bir besin kaynağı olduğuydu ve muhtemelen bu varlıkların Ay'da üsleri vardı. Ama Dünya eninde sonunda bir yıldız olacaktı ve o zaman Ay da tıpkı bir zamanlar Dünya'nın olduğu gibi, üzerinde yaşanan bir gezegen haline gelecekti gibi... Bu yeterince... C: Yakın. 
S:(L) Ay, ikinci yoğunluk bir gezegen mi? 
C: Evet. 
S:(L) Peki Ay, başka varlıklar tarafından bir üs olarak kullanılıyor mu?
C: Başka yoğunluklarda.
S:(L) Sürekli Ay'da yaşayan 2'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır. 
S:(T) 3'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 4'üncü yoğunluk varlıkları var mı? 
C: Evet. 
S:(T) Griler mi? 
C: Onlar Ay'da kalmıyor, Ay'ı sadece kullanıyorlar.
S:(T) Orada 5'inci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 5'inci yoğunluk herşeyi kullanır. 
S:(T) Orada 6'ncı yoğunluk varlıkları var mı?
C: Aynı.
S:(T) Ay'da 7'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7'nci yoğunluk, Bir ile birliktir.

------------------------------------------------------------------

Bilgileri tazelemek adına bu aktarımlar iyi olmuyor mu bence oluyor, aralarda hassas bazı bilgileri mercek altına alma imkanı da doğuyor, şimdi burada hassas ne var bakalım,

Ayın dünyayı besin olarak kullanması konusunu evvelden çok işledik tekrar bilgilerini genişletmek isteyenler evvelki kanal bilgi tartışmalarını tarayabilirler, ancak bu tarama işi çok güç gibi gelse de hatta bu sitenin arama bölümünde spesifik konu tesbit edilip aransa da bulmak için  zaman geçebiliyor,sağolsun Bozadi dostumuz K. bilgilerini PDF haline getirip yenilemekte ve sitenin "kitaplık" bölümünde var ,o PDF leri p.c. yükleyip çeşitli "PDF arama"sistemlerine adapte edince konuları aramak daha basit oluyor,

Bazen benim dinazor yaşıma göre bu adaptasyonları nasıl yaptım ve adapte ettim hayret ediyorum siz gençler bu iş başınıza gelmedikçe bizlerin geçirdiği, yaslanabildiği yenilikler macerasının ızdırabını pek bilmezsiniz, Bozadi dostumu kaç kere arayıp p.c. bilgisi güncellemeleri yaptık, bazı yaşımdakiler P.C. nin yüzüne bakmaktan bile çekiniyorlar,aynen emekli maaşını almak için bankanın kuyruğunda bekleyenler gibi,

Hatta biraz ileri gidip Gazetede insanlara yanlış genetik bilgileri veren Dr.ları bile uyaran mailler atmaya başladım, en sonunda birisi mRNA aşısının DNA yı katiyen ilgilendirmediğinden bahsetti ,uyarıcı bir mesaj attım cevabı bekliyorum,anekdot olarak buraya naklediyorum,

******************************************
"Sn Dr.um,.... gazetesine aşılar hakkında 19.08.2021 tarihinde bir yazı kaleme almışsınız,bu konuda lüzumsuz diyaloga girmeden bilginin hakikisini bulabilmek adına mRNA DNA ya girmediğinden bahsetmişsiniz haddim olmayarak genetik bilgilerinize tekrar girerek aşı konusunda mRNA nın işlemi hakkındaki bilgilerinizi kontrol etmenizi öneririm,
Özellikle mRNA nın DNA dan transkripsiyon yoluyla kodon alıp ribozomlara göndermesi bahsi geçen etkileşimi ortaya koymuyor mu,yani burada DNA ile müşterek bir çalışma yok mu ,böylece mRNA nın ileride bu aşırı kurcalama yoluyla "intron" bölgelerde saatli bombaları harekete geçirme olasılığını düşünemez miyiz ,
Yanıldığımı bildirirseniz ben de bu husustaki bilgilerimi kontrol etme imkanı bulurum.

Size iyi günler dilerim..

*******************************
*Vikipedi, özgür ansiklopedi
Ökaryotik bir hücredeki mRNAnın ömrü. RNA hücre çekirdeğinde sentezlenir; tamamen işlemden geştikten sonra sitoplazmaya taşınır ve ribozomda çevrime uğrar. Ömrünün sonunda, RNA yıkılır.
Mesajcı RNA (İngilizce: messenger RNA) (mRNA), sentezlenecek bir proteinin amino asit dizisine karşılık gelen kimyasal şifreyi taşıyan bir moleküldür. mRNA, bir DNA kalıptan transkripsiyon yoluyla sentezlenir ve protein sentez yeri olan ribozomlara, protein kodlayıcı bilgiyi taşır. Burada, çevirim (translasyon) süreci sonucu, RNA polimerindeki bilgi ile bir amino asit polimeri üretilir. Nükleik asitlerin (mRNA ve DNA) amino asit dizilerine karşılık gelen bölgelerindeki her üç baz, proteindeki bir amino asite karşılık gelir. Bu üçlülere kodon denir, her biri bir amino asit kodlar, bitiş kodonu ise protein sentezini durdurur. Bu işlem iki diğer RNA türünü daha gerektirir: taşıyıcı RNA (tRNA) kodonun tanınmasına aracılık eder ve ona karşılık gelen amino asiti getirir; ribozomal RNA (rRNA) ise ribozomdaki protein imalat mekanizmasının kataliz merkezidir"

*******************************************
Ve duramayıp şu ilaveyi de gönderdim ,

**************************************************
Malüm insan bedeni DNA nın yüzde 1,2 sini kullanan varlıktır yüzde doksansekiz onda sekizi İNTRON bölge diye adlandırılır bazı bilim bağnazları bunu çöp DNA diye tanımlamış aldırış etmemişlerdir oysa bütün kayıtlarımız ve gücümüz orada ancak kilitlidir,
Bu kilit nerden çıktı kim koydu derseniz konu ruhsal bilgiler ve ilerici düşünce üstüne çıkabilecek bilinçleri devreye sokar bunun için merak ve arayış faktörü ele alınmazsa bizler sadece eski bilgilerde kalmış yankı odaları mensubuyuz,

***************************************************
Görüldüğü gibi kişiyi eğer ilgi çekerse ruhsal bilgilere de çeken bir uğraşımız var , bazen kendime hayret ediyorum..

Her neyse konuyu uzattık,

Alıntıda dikkatimi çekip üzerinde durulmaya gerek şu husus var,

"C: Evet, ama 4'üncü seviye, gerçek değişkenliğe sahip ilk yoğunluk. "

Ruhların atlayıp maddeye tapan KH haline gelmesinde bir ara 4Yde iken zamanın olmadığı ve bu değişkenliği oyun gibi oynayıp oldukça eğlendiklerini fark ettim , tabiiki K.bilgilerinden bir bölümde Laura sorusuna karşılık verilen cevapta,

Yani kah eterik alemdesin veya daha fazla oradasın ama arada bir fiziği de denemek için sanki şimdi arabaya atlayıp pikniğe gider gibi maddede bulunuyorsun ama evvelce bu madde ortamının yaratılması da lazım ,yarat , değişkenliği uygula,

Böyle uğraşılarla yaratılan bu madde ortamında fizikteki oyuncaklarla oynar gibi olunca sonunda fiziğe esir hale gelinmiş, birileri ölüm nasıl olur bir deneyeyim demiş tahminen öldükten sonra 5Y deki oyalama bölümleri ve tekrar bu madde deney oynama sahasına dönüş sonuç fizikselliğe teslim olmuş ve bundan hoşlanıp devam etme,

Bunu çok beğenen ve bu fizik alemden çıkmak istemeyen yani şekerleme ve oyuncak dolu bir odadan çıkamayan bir çocuk gibi ben burada daima kalmak istiyorum yaşayışını sürdüren bir hale gelmek ve eterik aleme geçince bu işi daha fazla ileri yoğunluk değil bu şekerleme odasında yani dünya gibi fizik alemde devamlı kalacak KH usullerini tatbik ederek daha çok ruhu buraya çekmek, 309000 lik bölümde  kısa dalga döngüsünü başlatmak ,

Kısa dalga birden 4Y' a kadar  olan  bölüm,

Yalnız bu şekilde başlayan KH usulleri değişken hali 4Y nin devamında sürekli uygulama peşindeler,zira dünya ortamını geçici sık yaratıp orada kendilerine esir insanlık ile başlangıçtaki değişkenlik oyununu devamlı oynamak istiyorlar ,dünyada yani 3Y de devamlı olmak onları çok zorluyor ,bunun için kendi usullerine kendilerine tapan bir gurup oluşturma ve onları 4Y de uygulama boyun eğdirme yolundalar, bahsettiğimiz Orion işleri,
Şöyle düşünelim 4Y deki bütün teknolojiyi ve kabiliyetleri bilen varlıksınız geçici olarak kendinizi 3Y ortamına indirgediniz bu beden kalıbına titreşiminizi ayarlayıp KH vari bir şeyler yapmaktasınız uzun müddet kalmak müthiş sıkıntı verir,zaten onun için gri varlıkları oluşturdular ve onların sayesinde bir çok olumsuz uygulamayı yaptırıp kontrol etmekteler,

Griler hakkında bir hatırlatma,

"C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar. Dört boyutlu birer araç gibiler."

Bir sebeple seçip bu madde yoğunluğuna gelip ancak doğal enkarnasyon sisteminde olduğu için eski kabiliyetlerini unutan ve neyin ne olduğunu yani ruhsal bilgilere doğru atılım yapmayıp öylece duran ama şiddetle "fiziksizliği" arayan madde bedenden kurtulmak isteyen "gezici yolcular" gibi,

Aramızda bu şekilde olanlar yok mu ,kendinizi sorgulayın,aman grilere falan benzetmeyelim tekrar ediyorum üst yoğunluklar kadar tırmanmış "gezici yolcular"evvelce aktarımlarla çok bahsettik,

Bazen bu vahşi tanımlamalardan ben de kendimden ürküyorum, kişi ruhsal gerçekliklerde inançta ve farkındalıkta geliştikçe bu anlattıklarımı doğrulamaya başlıyor,yani ben de her an kendimi sorgulamalar içindeyim,

Ayrıca  bir zamanlar Verem olanların herkes verem olsun veya soyguncu olup bunu olağan hale getirmek için çoğunluğu bu anlayışa sürükleme gibi,

Ülkemizde ve Dünyada soygun ve aldatmayı mormal hale sokmaya çalışan  davranışları fark edebiliyor muyuz, birbirini aldatma ekonomi ve rutin finans olayları içindeki manipulasyonları ,saf gençlere ekonomi tahsili yapanlara ticarette aldatmanın gerekli olduğu anlayışını yerleştirmeler özetle emperyalizmin doğallaşması,

Soygun veya kumar parasıyla hacca gitmek günah değildir fetvaları, peygamberimiz bile vaktiyle ticaret yaparmış ticaret ve her ne olursa olsun bolca kar etmek normaldir,

Aklıma öldürülen ve yaşayışta eksi artı sınır tanımayan bir aralar tesadüfen beraberlik yaşadığım Mimar müteahhit arkadaşım geldi şöyle anlatırdı ,

"Bir binayı bitirdik ve yüzde yüze varan bir kar koyup satacağım karşıdan daireyi gezmiş beğenmiş bir müşteri geliyor ve ben onun gözlerinden mutlak alıcı izlerini görüyorum tasarladığım fiatın bir misli fazlası ağzımdan çıkıveriyor ve öylece biraz pazarlık yapıp söylediğim son fiata yakın bir parada anlaşıyoruz"..

------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu bireylerin acıma reaksiyonlarımıza dayalı bir tür psişik kanca yoluyla bizimle ilişki kurduklarını görüyorum. Acımanın doğası hakkında yorumda bulunabilir misiniz? 
C: Acıyanlara acıyın. 
S: (L) Ama acınan kişiler, acıma duygusu oluşturan kişiler aslında kimseye değil, bir tek kendilerine acıyor. 
C: Evet...? 
S: (L) O zaman oğlumun söylediği şey doğru. Birine acıdığın zaman, karanlıktakilere veya şikayet edenlere ve kendileri bir çaba göstermeden "kurtarılmak" isteyenlere sevgi ve ışık gönderdiğin zaman, suistimal ve manipülasyon karşısında nazik olduğun zaman, aslında bu kişilere verdiğin güçle iyice parçalanıyor ve bencilleşiyorlar. Yani KH'ye düşüşlerine güç kazandırıyorsun. Bu doğru mu? 
C: Yanıtı biliyorsun!
S: (L) Evet. Bunu tekrar ve tekrar gördüm. Yaşamlarımızdaki bireyler acıma duygusu oluşturmak için çok gelişmiş bir yeteneğe sahip olanlar arasından seçilmiş bireyler miydi, ya da diğer insanların açıkça gördüğü bazı şeylere körleşmemize neden olacak şekilde acıma duygumuza özel bazı tepkiler göstermek üzere programlanmış kişiler miydi? 
C: İkisi de değil. Nihai olarak enerjini tüketecek olan hipnotik bir tepkiyi tetikleyecek kişilerle etkileşime girmek için seçildin. 
S: (TK) Doğru. Benim enerjim kesinlikle boşaltıldı. (L) Bu enerji boşaltımının amacı nedir? 
C: Sence? 
S: (TK) Konsantre olamaman ve herhangi birşey yapamaman için. İlerleme sağlayamaman için.
C: En azından önemli şeylerde.
S: (TK) Konsantrasyonumun bu kadar düşük olmasının nedeni bu mu? 
C: Evet. 
S: (TK) L  bir tür robot mu? 
C: Buna dair sorgun iki taraf için de fayda sağlamaz!!
S: (TK) İki taraf için de fayda sağlamaz...
C: Bildiğin gibi. 
S: (TK) Yani oradan çıkmazsam düşmeye devam edeceğim. Yerle mi ilgili yoksa kişiyle mi?
C: Her ikisi. İçiçe.
S: (L) Bizi bu tür durumlara karşı birşey yapabilmekten alıkoyan şey diğer insanları incitme korkusu mu? Benim evliliğimi bu kadar uzatan başlıca faktör buydu. Ve evliliği sürdürmenin çocuklarımı daha fazla incitmeye başladığını gördüğüm için bunu bitirme cesaretini buldum. Birinin duygularını incitmek bizi neden bu kadar korkutuyor, eğer onlar bizi incitiyorlarsa? 
C: Doğru kavram değil. "Onlara karşı bir eylemde" bulunmaya ihtiyacın yok, kaderinin yönünde eylemde bulunmaya ihtiyacın var. 
S: (L) Ama bunu yaptığın zaman bu insanlar seni tamamen sefil bir hale getiriyor ve yolları ayırmaktan başka seçenek kalmıyor. 
C: Evet, ama bu "onlara karşı eylemde bulunmak" değil zaten. Tam tersine. Hatırlarsan, tango için iki kişi gerekir, ve eğer ikiniz de dans pisti alevler içindeyken tango yapıyorsanız, ikiniz de yanarsınız!!! 
S: (L) İnsan böyle bir "tangoyu" bırakmaya çalıştığında, hem de bu kişinin bir insan olarak sana karşı hiçbir şey hissetmediği bu kadar açıkken, ayrılmana neden bu kadar direnç gösteriyorlar? 
C: "Onlar" değil. Saldırı araçlarından bahsediyoruz. 
S: (L) Onları saldırıya araç olmaya bu kadar açık kılan şey nedir? 
C: Tüm KH'ler buna adaydır. Ama gezegeninizde yalnızca 6 milyar tane var. S: (L) Tamam, yani tüm insanlar saldırı aracı olabilir. (L) TK'nin Cumartesi günleri buraya gelip düzenli olarak celselere katılması konsantrasyonunu tekrar kazanmasına yardımcı olur mu? 
C: Gerekli değişiklikleri yapması bunu sağlar.
S: (L) Bu tür insanların olduğu yerde bulunmak, bu tür insanların fiziksel veya enerjisel etkisi altında olmak zihni karıştırıyor ve kişinin durumun içinden çıkış yolunu görmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Doğru mu? 
C: Zihni karıştıran şey enerji boşaltımı. 
S: (L) Peki boşalan bu enerji nereye gidiyor?
C: 4'üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu insanlar enerjimizi boşaltıyor ve 4'üncü yoğunluk KH de bu enerjiyi onlardan alıyor, öyle mi?
C: "Bu insanlar" hiçbir şey yapmıyor!!!! 4'üncü yoğunluk KH tüm bunları onlar üzerinden yapıyor!
S: (TK) Bizi bu tür insanlara çeken şeyin ne olduğunu öğrenmek isterim.
C: 4'üncü yoğunluk KH'nin fikriydi.
S: (L) Yani düşüncelerini ve duygularını kontrol edebiliyor, kafana fikirler koyabiliyorlar ve sen de birini "kurtarmanın" iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsun. Tanımadığın biri. Dinlerimizde ve kültürümüzde canın yanana kadar vermen öğretiliyor, hatta neredeyse canını yaktığı için vermek. Tüm bu durum başka bir seviyeden tasarlanıyor ve kontrol ediliyor. Bu konu hakkında söyleyeceğiniz başka birşey var mı? 
C: Programı bir kez gerçekten öğrendiğinizde programı çalıştırın. 
S: (L) Burada söylenenleri gerçekten öğrendiğinde, bunu uygulamaya... 
C: Kastettiğimiz şey: Tüm yapmanız gereken bu davranış kalıplarını, ince işaretlerini öğrenmektir, sonra her zaman bundan sakınma yeteneğine sahip olursunuz. Hem kendinizdeki, hem de diğerlerindeki. 
S: (L) Bu kişiden programı öğrendiğin zaman benzer bir kişiye yönelmekten sakınabileceksin yani. (TK) Bunu H'den öğrenmiş olmam gerekirdi. Aynı şeyi iki kez yaptım. (L) Yaralandığın zaman önünü görebilmek çok zor. 
C: İşaretler mevcuttu, ama okumadın.
S: (L) İşaretleri ihmal ettin.
C: Hayır, henüz programı bilmiyordu. Varsayıcı olmamaya dikkat edin! 
S: (L) Yani bir insanı değiştirebileceğini veya yaptığın şeydeki birşeyi değiştirerek onlara doğal bir şekilde yardımcı olabileceğini düşündüğünde, bu varsayım oluyor. 
C: Ya da herşeyin değişeceğini düşündüğünde.

---------------------------------------------------------------
Acıyanlara acıyın ifadesinin gerçekten ne anlatmak istediğini belirtmek için uzunca bir bölümü aldım,

Zira sırf bu ifade için genişçe düşünmeye kendilerini kapatmış kişiler tarafından tenkit edildim bazen hor görüldüm, hatta K. bilgileri bile bu yönden bol bol  kötülendi ,

"C: 4'üncü yoğunluk KH'nin fikriydi.
S: (L) Yani düşüncelerini ve duygularını kontrol edebiliyor, kafana fikirler koyabiliyorlar ve sen de birini "kurtarmanın" iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsun. Tanımadığın biri. Dinlerimizde ve kültürümüzde canın yanana kadar vermen öğretiliyor, hatta neredeyse canını yaktığı için vermek. Tüm bu durum başka bir seviyeden tasarlanıyor ve kontrol ediliyor. Bu konu hakkında söyleyeceğiniz başka birşey var mı? "

Yukarıdaki aldığım bölümü yaşamımda bilmeden bolca yaptım , zira gerçekten canın yanana kadar bıkmadan vermeye çalışmak, genel anlayışım buydu,

Diğer yandan K. bilgilerinde BH olmak için isteyene vermekten bahseder, buradaki hassas dengeyi anlamak gerekli ,vereceksin ama gerçekten isteyene ,

İstemeyip igi göstermeyen veya sırf KH vari duygulara bürünmüş ve hatta kıskançlığını erdemlik yaldızı altında gizleyenler bile "şuna bak kendini bir şey sanıp zaten bildiğimiz uyguladığımız şeyleri bize anlatmaya çalışıyor" diyenler bile muhatap olduğum kişiler içinde vardı, arkadaşlarım akrabalarım v.s.

Bu hali en güzel bir dizideki söz anlatır sevilen bir karakter artisti dile getirmiş idi ,

"ben sözümü ortaya masaya koydum isteyen alır ilgilenir"

Evet demek ki anlatılanın özü bu imiş ,

Velhasıl sizi tetiklenmiş ve farkına varmadan enerjinizi boşalttıracak davranışları ortaya koyanlarla fazla uğraşmayın yani kendini acındırma sahte kişilik gösterip ilgi duyuyorum şeklinde yanaşanların farkına varın ve onların hakiki isteyen değil bir nevi olumsuzluğa belki bilmeden 4KH ait yönlendirilmişler olduğunu bilin ortamınızdan ayırın veya ilgilenmeyin, kendinize stres unsuru yapmayın,

Böyle nasihatleri bolca yapınca kendime acımaya başlıyorum bahsi geçen tuzağa düşmek olabilir,

Ara veriyorum.


Tgur

#1148
YORUMLAR III

S: (L) Eğer biri hayatında, belirli önemli kavşaklarda çok önemli bazı seçimlerde bulunursa, bu o kişinin gerçekliğini tamamen değiştirir mi? 
C: Şunu hatırla: Daha önce de söylediğimiz gibi yanıtlar için ağ çalışması yap, meditasyon yap, öğren ve yanıtlara ulaşmaya çalış, ve ihtiyaç duyduklarını iste. Her zaman geminin kontrolünde ol... 
S: (M) Her zaman aklıma gelen bir sembol var ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. [Sırt sırta iki spirale benzeyen bir sembol çiziyor] 
C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır! 
S: (L) Bu sembolün kökeni nedir? 
C: Semboller her zaman saf bilinç düşünce formundan doğar.

----------------------------------------------------------------------

Altıncı yoğunluğun saf bilinç halinde fizikselliğe ihtiyaç duymuyorsa neye ilgi doğar, bu soru tam manası ile 3Y düşünce formundan kurtulamamışın  soracağı bir soru ,

Ancak soruların niteliği hakkında araştırma değerlendirme yapıyorsam ve gerçeği öğrenmeye çalışıyorsam o her zaman belirttiğim düşünce üstüne çıkma egsersizleri yapıyor olmalıyım,

Bir kere o yoğunluğa ulaşmış bir kişi neden ilgi üzerinde kümeleşsin ilgi duymak biraz 3Y davranışı değil mi ,bu paradoksa şu alıntıyı inceleyerek varabiliriz,

"S: (M) Her zaman aklıma gelen bir sembol var ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. [Sırt sırta iki spirale benzeyen bir sembol çiziyor] 
C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır!"

Ruhun macera antolojisinde ,burada çeşitli var oluş şeklini seçip denemeyi ruh için macera diye tanımladım, eğer fiziksel materilzasyon yoğunluğunda bulunulmuş ve mozaik gerçekliğe işlemeler olmuşsa bunun 6Y de mutlaka izleri ,telaşsız yani kutupsuz ve beden hormonal alt korkuları v.s. olmadan o bahsi geçen ilgi kelimesinin mana özelliğinin altını doldurur,

Yani bir ilgi var ama bu zamansızlık ortamında gayri fizikselliğin garantisi altında o bahsi geçen korkular v.s . olmadan aynen 5Yde olduğu gibi, orada şu oluyor,

"C: Varolan, bütün duygusal yansımaların, çok derin, bilgece bir berraklıkta algılanması. "

Tabii ki bu algılama kalitesi altıncı yoğunlukta 5Y deki çeşitli seçim mecburiyetleri olmadan tam saf bilinçle değerlendirilir,bu değerlendirmenin kalitesi 6KH düşünsel yansımalarını alıp denge arayışlarını stabil bir hale getirmekle mümkün olur,
Hatırlayalım,

"S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç."

Bu vesile ile dinsel konular olarak aktarılan tanrının önünde melekler sıralanması sembolizmalarını gördükten başka işin bir tanrı önünde veya hiyerarşik bir meclis önünde falan olmadığını olayın müşterek bir çalışma ile 7Y e ulaşımına dikkat,

Olay doğal bir süreç ve verilen kararın hep beraber  7Y e ulaşma faaliyeti,

5Y deki seçim mecburiyetleri derken her ne kadar fizikselliği seçme mecburiyeti olmadan ama bazı görevleri ifa etmek üzere veya eksik görülen içsel duygu durumlarının islahı için istek duyup fiziksel deney dünyasına dönme hallerinden bahsediyorum,

Mesela gezgin yolcular..

Gezginlerin en büyük handikapı bu fizik dünyada ruhsal konulara açılamamaktır, o zaman fizikselliği bütün mevcudiyetinde arayan ama konuyu bir yerlere koyma bilincine erişemeden küskün bir hayat geçirirler,

Felek yine bana yalan yaptı dersiniz
Yalanı hayat yapan sizlersiniz
Sizi biz le buluşturamayınca
Bu dünyadan çok küskün gidersiniz

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Geçen Cumartesi gecesi celsesine katıldıktan sonra neden o kadar uzun ve ağır bir şekilde uyudu? Bunun katıldığı o celseyle herhangi bir ilgisi var mı? Varsa, neden? 
C: Evet, titreşim frekansı uyumlanması.
S: (L) Bu faydalı mıydı?
C: Evet. 
S: (L) Başka celselere de katılması onun için faydalı olur mu? 
C: Elbette. 
S: (L) Birşey daha sormak... 
C: Kader araya girecek. 
S: (L) Bu durumda şunu soracağım; eğer bir kişinin bir hayat planı varsa ve o veya bu nedenle o planı izlemiyorsa, olumsuz, yıkıcı şeyler mi olur? 
C: Evet. 
S: (L) Eğer C  Tommy'yle evliyken daha doğrudan bir arayış modunda olsaydı, belki Tommy bu kadar erken ölmeyebilir miydi? 
C: Bir kere evlilik doğru bir evlilik değildi.
S: (L) Tommy onun hayatının aşkıydı!
C: Kanser de bunun kanıtı. Nispeten genç yaştaki kaç karı kocanın kısa bir süre içinde böyle hastalıklar yaşayabileceğini düşünüyorsun?

------------------------------------------------------------------

Bazı kişilere şu veya bu sebeple ruhsal konuları açıp anlatmaya başladığımda baştan ilgi ile izlediklerinin arasında esnemeye başladıklarını görürdüm, hatta ben bu ruhsal işleri anlamaya doğru yöneldiğimde de bol bol uyumuştum ,başımı kaldıramazdım,  bunun normal bir bilincin eski düşünsel seviyesinin üstünde bilgilerle karşılaştığında beynin aşırı çalışmadan ötürü zedelenmesinden korunmak için kendini otomatik olarak kapattığı öğretisini almıştım,

K.lar buna titreşim frekansının uyumlanması demekteler belki aynı şey anlatılıyor,

Konuyu daha çok kişinin hayat planı varsa onu yaşarken izlemediğinde kayıp başka yollara daldığında olumsuz yıkıcı şeylerle karşılaşması üzerine açmak istedim,

Bazı ruhlar hayat planı olmadan mı yaşıyor evvela bunu anlamak gerekiyor,

Evet bazı ruhların sakin ve kımıltısız bir kaderi plan yaparak  bedenlendiklerini duymuştum, dinlenmek belki de evvel göremediklerini telaşsız bir şekilde deneyimlemek üzere kaderi plan yapmış olabilirler,

Ama  ödenmesi mutlak görülen ödentiler veya öğrenmesini elzem gördüğü kendinde ruhsal kalite yönünden eksik gördüğü hususları işleyip ruhsal bedenine yerleştirmek üzere plan yapmış olabilirler,mesela gururlu olmayı yenmek ,kıskanç olma pürüzlerini temizlemek eski hayatlarında hiç kullanmadığı merhameti yerleştirmek ve buna benzer şeyler,

Bu önemlidir zira fizik beden ,genetik beden ,ruhsal beden üçlüsü müşterektir ve birbirlerine devamlı etkileşim gösterirler, evvelki anlatımımızda 6Ydeki durum, tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman birbirlerine etki cümlesi, o kısıma bakalım,

"S: (M) Her zaman aklıma gelen bir sembol var ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. [Sırt sırta iki spirale benzeyen bir sembol çiziyor] 
C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır!" 

Bu hassas bilgiler ışığında alıntıdaki kişiler genç olsa da önemli yaşam planlarını aksattıklarında kanser gibi bir illete sahip olup kısa zamanda biri dünyayı terk etmiş kalanlar sıkıntı çekmiş, dünyayı kısa zamanda terk etmek planı uygulamayan için belki bir piyango zira yapması gereken önemli işler işlenemedi tekrar işlenmesi gerek, reenkarnatif bir fırsat sağlıyor,

Bu mantıkla yaşam yollarında karşılaştığımız ağır zor durumlarını bu kabil göğüsleme bilinci ile değerlendirebiliriz acaba kaderi planımda kaçırdığım es geçtiğim bir şeyler mi var sorgulaması sağlar ve yaşam başka bir anlayışla değerlendirilir o kopuk noktalar bulunabilir, düzeltme imkanı sağlanır,

Lauraya bakalım beş çocuklu bir yaşam ve anlayşsız bir koca seçimi ama bütün bu zor durumu bilgilenerek aştı ve çocuklarını evrensel konulara doğru yöneltti ve anlayışsız kocadan kurtuldu,

Belki de ruhsal gelişimi ret edip zorluk gösteren koca onun ruhsal gelişmesinde motive edici olarak iş gördü,çünkü anladığımız kadarı ile Laura aydınlanma konusunda büyük bir inat gösteren yapıdaydı zorluklarla savaşmak adeta onun genel karakteriydi,önleyecek her durum onun enerjisini yok etme değil aksine çoğaltacak bir unsur oldu,

Burada kimseyi tabulaştırmak merakında değiliz ancak yaşamdaki bu zik zakların ne için olduğunu anlayabilmek kişinin ruhsal gelişmesi yanında hoş görüyü ve olanların asıl manasını bulmaya doğru iter, gelinen her bu tip yeni yol alışılmış yankı odası harici değerlendirmelerdir ,gelişimi ve dönüşümü sağlar önemlidir,

---------------------------------------------------------------------
 
SİZİNLE İLETİŞİM KURMAMIZIN AMACI VARLIĞIMIZI "KANITLAMAK" DEĞİL: EĞER KİŞİNİN YENİ ALEMLERİ ÖĞRENMEYE VE BİR "GÜN" GENEL FARKINDALIK PROFİLİ HALİNE GELECEK ŞEYLERİ KEŞFETMEYE İNANCI VE İSTEĞİ VARSA, O ZAMAN "KANIT" GEREKLİ DEĞİLDİR. DİĞER TARAFTAN EĞER KİŞİ BUNUN ZIDDI BİR PSİŞİK YÖNELİMDEYSE, O ZAMAN HİÇBİR MİKTARDA KANIT YETERLİ DEĞİLDİR.

----------------------------------------------------------------

Çok açık bir izah ,
Ama bana uymuyor,şüpheciliğimin ne kadar engin olduğunu bilseniz bana hak verirsiniz, bu şüphe ve verilenin gerçekten doğru olup ulmadığı konusu benim için çok önemlidir ,zira yanıltıcı şekerle kaplanmış yanlış ve saptırıcı bilgilerin adeta şelale halinde aktığı bir insanlık gerçeği içindeyiz,

Ruhsal ve öğretici üst bilgiler olarak bilhassa din kisvesi altında verilenler ve kişilerin saptırıcı yorumları her zaman önümüzdedir, yani gerçeği aramaya yönelmiş kişiler için,

Gerçeği bulmak bir ipin sağlamlığı üzerindeki şu olayla ilgilidir,
Her hangi bir ipi ambalaj yapmak için kullanacaksanız kopup kopmaması üzerinde pek durmayız ama o iple kendinizi bir bayırdan aşağıya sarkıtıp yol alacaksanız sağlamlığını çok iyi test ederiz,

Onun için yaşamım boyunca aldatmış bilgilerle ve hatta K.ların belirttiği gibi "sizi iyi hissettirirler" davranışları ile karşılaştım ve o anda uğraştığım ruhsal bilgilerin bir kısmı doğru olsa da arada aldatıcı saptırıcı unsurlar olduğunu çok sonra fark ettim ve o sistemden çok şükür ayrıldım, bunu sık tekrar ediyorum bu sitede sipiritüel konular bölümünde "negatif mekanizmaları" olarak anlattım, okuyanlar bilir ve anlar,

Aradığım her bilginin başka bilgilerle müşterekliğini gördüğümde bu şüphe bir miktar eksilir ve hala şüphe kırıntıları varsa bu sefer ya bir vizyon yahut öğretici rüya görürüm ,bunları ara ara yazılarımda verdim ,bu konuda bir nevi tasdiklenen bilginin de aldatıcı olduğunu düşünsem de gelenin tam o esnada uğraştığım düşündüğüm çözemediğim tarafları olduğu anda veya zamanlarda gelmesi biraz rahatlatır,

Bu hallere bakıp beni bir şey zannetmeyin ,sanırım bu hallerin çok daha değişiğini sizler de yaşamınızda rastlıyorsunuz bunları bazen rüyalar veya başka şekillerde anlatıyorsunuz veya susuyorsunuz, tavsiyem susmayın açıklamaktan çekinmeyin kimse kimseyle aşağılayıcı gözle bakamaz zira bu sitenin karakteri birleşmişliği en önde gören tavırdadır,birileri çıkar kendi fikirlerini sergiler ağ çalışmasının en kıymetli ve netice veren olayı ortaya çıkar zira bilginin kalitesi ve doğruluğu üzerine samimi bir çalışmadır bu,

Yukarıdaki K. sözünü de toptan inkar etme saçmalığına düştüğümü şimdi anladım ,konunun "keşif" ifadesinde kristalize olduğunu anlatıyorlar,zira onda bilginin geliştikçe ve derslerin alındıkça oluşan farkındalık üzerinde duruyorlar ,kişi kanıtları bu gelişen bilinç haliyle kendi kendine bulur demekteler ,

"Kanıtın zıddı psişik bir yönde durumdalarsa o zaman hiç bir kanıt bu kişilere işlemez" ifadesi ,benim gibi şüpheyi bazen paranoya haline getirenlerden çok takıntılı kalıp orada bilgilenmede sabitlenen içindir, bazıları bunu "inanç" kavramı içinde kilitliyorlar ,oysa değişim işinin evrenin en doğal bir işlevi olduğunu hatırlayamıyorlar,

Bahsettik yine bahsedelim, insanlar tanrı kavramını hep değiştirdiler ilk zamanlarda doğa olaylarını tanrı olarak tuttular güneşe rüzgara v.s.taptılar sonra kendileriyle temas eden dış uzay güçlerinin her birini ayrı ayrı tanrı diye tutturdular isimler verdiler enki , anunaki v.s.en son Atlantis KH kombinasyonu ile monoteizm yaratıldı kronolojik sapmalar olabilir bu sıralamamda ama maksada tesir etmiyor,

Biz ise tanrı sende mevcut diyoruz,

Her neyse inanç üzerinde çok durmuştuk,

Mesela yedi başlı canavarlar falan sembolleriyle verilen tahminen christ bilgilerinin Laura ve ekibinin sorgulamaları ile esas manasını tek tek açıkladılar ,burada dikkat edilecek husus transkriptelirin tekrar tekrar okunması ile açılan keşfedilen bilgileri görmekteyiz, sanırım çeşitli kalıplarla korku örtüsü ile verilmiş bahsettiğim yanlış ve saptırıcı bilgiler diye baştan belirttiğim bilgiler şelalesi sıralamasına sokabiliriz, zira esas istenen husus kişilerin korkup tahakküm altında hissetmeleri, hele o eski ve karanlık çağlarda az ve kıt farkındalıklı hallerde konuyu biraz anlayan veya bilmeden sahiplenen rahiplerin papazların engizisyon korkutma baskıları ile,
Kuranda da böyle sembolik anlatımlar vardır ve okuyan kişiler kim bilir hala korku halindedirler, boyna boğmak için dolanmaktan falan bahsediliyor,yani ceza,

"yapıp ettiklerinizi boynunuza doladık ,kıyamet günü bir kitap çıkaracağız oku kitabını o gün seni kurtaracak öz nefsin yeter"

Oysa biz kişinin reenkarnatif yaşamında ne kadar olgu varsa onun DNA sına işlendiğini (boynuna dolandığını)ve sonuçta yani 5Y de kişi bu kayıtları çözerek kendi kaderi planını rehberlerin yüce meclis üyelerinin de tavsiyesi ile kendi başına yaptığını ve uygulayıp uygulamama konusunun tamamen kendisinde olduğunu buna bakarak tercüme edebiliyoruz,

Bu çözülmüş izahla din yoluyla anlatılanlar işte tastamam doğruymuş diyenlere kanal konumundaki farkındalıklarını hatırlatırım, evrende hiç bir şeye hiç kimse müdahele edemez bir istisna vardır o da KH karakteridir,bu nedendir bu izahta bir paradoks var denirse var oluşun kutuplar arasında giden gelen denge konularının tam anlanması ile ilgilidir, uzatmadan kanala müdahele bu konumdan ötürü serbesttir negatif de o kanalı kullanır ve istediği özellikle dinsel konularda verilen bilgilerin içine girerek "kıyamet kehanetleri ve korku" öğelerini döşer bunu tama anlamayan kanala ait olan kişi onun bir yerden geldiğine inanmıştır,

Bu durumda şöyle bir soru gelebilir BH niye müdahele edemezmiş, BH zaten o kanalla doğru bilgileri vermekte ve bütün işi alan kişinin kendi gücüne yani zihni muhakemesine bırakmaktadır, onun davranışında korku ,aldatma yanlış yönlere sevk etmek yoktur, bütün hassasiyet kişinin gücün başka yerlerde değil kendinde olduğunun idrakindedir işini dürüstlük ve objektivitenin en hassas bölgelerine dokunarak yapar anlayan anlayacaktır zira kişi yaradan denilenin bir parçasıdır ve bu işte özgür hale müdahele kesinlikle yoktur,

Sufilerin br kısmı bunu fark etmiş ama anlatırken toplumun genel inanç haline dokunmanın da endişesi ile monoteizm kulvarından pek çıkmadan hareket etmeyi esas tutmuşlardır,ama arada dayanamayıp çizgi dışı ifadeleri sergilediklerini de görmekteyiz,

"ne ararsan kendinde ara","ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm""bir ben var benden içre""enel hak"

Ve sonuçta burada monoteizmden sıyrılmış bir ifade olduğunu kişideki gücün her şeye yettiğini de görüyoruz,kimse durup sen şu hayatı yaşa demiyor ,dayatmıyor irade bizde..

Bu arada dinsel öğelerin kurgulanması ve Atlantis bölümünde yapılan manipulasyonlar ve ana tema dışında zaman içinde günümüze göre adaptasyonu üzerine şu K. alıntısını da ilave etmeliyim,

"C: Üç test vakasının gelişim yollarını dikkatlice düşünün. Önce Yahudilik. Bir kuyruklu yıldız / fırtına tanrısına tapınmaya yönelik geniş çaplı bir kült olarak başladı. Varını-yoğunu kaybetmiş bir halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve aralarında dayanışmayı teşvik edecek şekilde yeniden düzenlendi. Hristiyanlığın ikili bir başlangıcı oldu. Birincisi apokaliptik bir hoşgörüsüzlük ve şiddet kültüydü. İkincisi, merhamet dolu olağanüstü bir adamın hayatına dayalı bir ruhsal dönüşüm mesajıydı. İslam ise bu ikisinin en kötü yönlerinin bir karışımı. Tam bir sahteliğin içinde nasıl herhangi bir pozitif unsur olabilir?"

Bu alıntının devamında bu kurgulanmaların gelişmiş bir izahı var ilgilenen dostlar 29 .Aralık.2018 no.lu celseyi inceleyebilirler,

Görüldüğü gibi izahta minimal konulara yani siz bunları çok iyi bilen ve inanç içinde olanlara rağmen dokunuyorum ,onları tenzih ederim ,ama okuyanlar içinde bilgi yollarının başında olanlar da var bilincindeyim,

----------------------------------------------------------------------

S:(TR) Şimdi mi başladı? (L) Ou, evet. Ensemin kökünden bir pense ile tutuluyormuşum gibi hissediyorum. Pekala, 4'üncü yoğunluk neye benziyor... Rüya durumuna benzediği söylenebilir mi? Birşey düşünür düşünmez veya üzerinde odaklanır odaklanmaz o oluyor veya gerçekleşiyor? 
C: Devam et. 
S:(L) Örneğin suyun üzerindeki bir botun içinde olmayı istediysen, kendini bir botun içinde buluyorsun, hem de şu andakinden daha gerçek gelen bir okyanusun üzerinde. Çünkü suyun üzerindeki güneş ışığı parıltılarına kadar tüm beklentilerine yanıt veriyor. 
C: Uzaklaşıyorsun. 
S:(L) Uzaklaşıyor muyum? 
C: Evet. Neden bir bota ihtiyaç duyuyorsun? 
S:(L) Bu fantazideki fikir bir botta olmaktı. (TR) Ama bu bir fantazi değil. (L) Gerçeklik. Tamam. Yani diğer bir deyişle 4'üncü yoğunluk düşüncelerinin hemen gerçeğe dönüştüğü bir yoğunluk. Örneğin kendini bir kuledeki bir prenses olarak düşünürsen hemen bir şato ortaya çıkar ve sende bir kulede olursun ve eğer saçının yere kadar uzamasını istersen saçın da hemen yere kadar uzar. 
C: Bunlar 5'inci seviyede olan şeyler. 
S:(L) Pekala, yani orayla 3'üncü yoğunluk arasında birşey. 
C: Devam et. 
S:(TR) 3'üncü yoğunluğa çok benziyor ama bir yönüyle mi farklı?
 C: Hayır.
S:(TR) Geçiş vakti geldiğinde bir 3'üncü ve bir de 4'üncü seviye dünya olacağını ve bazılarının 3'üncü yoğunluk dünyasında bazılarının da 4'üncü yoğunluk dünyasında olacağını söylemiştiniz. 
C: Üzerinde düşünmeniz için bir olasılık. 
S:(L) Pekala, şimdi kısa bir mola verelim... [mola] Tamam, sanırım tartışmamızı bizimle birlikte dinlediniz ve JR'nin okuduğu makalede 4'üncü yoğun deneyiminin, arzulu düşünmenin en yüksek seviyesi olduğu söyleniyordu. Yani arzuyla düşünme gerçekliğe dönüşüyor... (J) Yoksa makalenin sadece belirli bir kısmı üzerinde mi odaklandık? 
C: Yakın. KH. 
S:(L) Yani BH arzulu düşünüşü...
C: BH arzulu düşünmez.
S:(L) Peki BH nasıl düşünür? (TR) Sorumlu bir şekilde... (L) [ense kökünde şiddetli bir sıkıştırıcı etki deneyimleyerek] Aman Tanrım! Siz oradakiler vücuduma garip şeyler yapıyorsunuz... 
C: Yardımcı ve dengeli. Arzular tamamen KH'dir.

----------------------------------------------------------------------

İnsan ne kadar BH e yaklaştım anladım sanırsa sansın yaşamdaki KH salvolarından etkisinden kurtulamıyor,tabiiki bu bana ait bir tanımlama,ben 4Y deki değişken fizikselliği oraya geçince istediğim kalıba kolayca geçebilirim derdim mesela yaşımı bedenimi istediğim gibi değiştirebilirim bu yaşamdaki tatmin olamadığım şeyleri yaratıp yaşayabilirim ,yeşilliklerde dolaşma ve  dolçe vita gibi gibi bir yaşantı oh ne güzel..

Oysa bunun tamamen bir arzulu düşünüş olduğunu fark edince sönmüş bir balona dönüyorum, ne oldu cennetin o harika yaşantısını niçin yaşamayacağım ,

Bütün bunlar bu istekler şu illüzyon dünyasındaki bedenin isteyip de ulaşamadığı fiziksel materyal, veya zorlandığı,fizik bedenin  arzuları yanlış yapıp çarpıttıkları mesela ifrata kaçar çok yersen obez olursun gibi gerçeklerden sıyrılma isteği ve dünyada yaşarken erişemediklerine karşı çabucak erişme,güç bende,

Fizik bedenin arzularını doğuran hatta gerektiğinde dayatan bir hormonal sistem var daha çok açlık ve cinsiyet üzerine çalışan ve vazgeçilmez olduğunu kişiye adeta bir kanun gibi yapıştıran ve kişiye yaşam budur başka ne olabilir takıntısına sokan,

Bunun eksikliklerini 4Yde o gelişmiş teknolojik ve gücümün devrede olduğunu neden unutayım eksik gördüğüm her hormonal gerçekliklerin suyuna göre yaratımda bulunur, içinde yaşarım, size ne,

Yine içimdeki KH konuşuyor,

Ama şu gerçeği unutuyoruz bu gibi fiziksel isteklerin sonucu tatmin dir, tatmin olursunuz o an hormonal istek ve ihtiyaç sona erer,oysa ruh tatmin gibi ara duraklarda duramaz onun isteği birleşme, birliğe doğru gidebilmek bu ayırım ve parça durumundan çıkmak için ne yapmalıyım var ve arayışı bitmez, gerçi bire ulaşmak ayrı bir tatmin değil mi ,hayır o halden sonra  işte tam bilinmeyen ,belki de sonsuz arayış işinin değişik meceraları o konumda tasarlanabilir veya 3Y yorumları ile işi anlamaya çalışıyoruz, ama zihin bu sınırsız yerlere doğru uzanıyor oradaki birleşimi istiyor,

Olayın tümden bu fiziği isteme ve fiziğe tapma hadisesi olduğunu ve bakmadan atlayıp bu hallere düştüğümüzü unutuveriyoruz, bunun devamını mükemmelini kolayca olsun istemek o fiziğe aldanmanın devamı değil mi

Bolca konuşuyorum ama konuyu düşünsel ortamda bir yerlere oturtalım,

----------------------------------------------------------------------
C: Size ayrıca "Amerikan Yerlilerinin" Avrupalılarla yaşadıkları deneyimin de mikrokozmik bir önizleme olabileceğini söylemiştik. Ayrıca, 3'üncü yoğunluk dünyanın 2'nci yoğunluk dünyaya yaptıkları da ipuçları sunuyor olmalı. Diğer bir deyişle, özel değilsiniz, bakış açınızın öyle olmasına rağmen. Dünya insanlarının 4'üncü yoğunluğa çevrilmesinden sonra da Oryon 4'üncü yoğunluğun ve onların müttefiklerinin sizi "orada" kontrol etmeyi umdukları konusunda da sizi uyarmıştık.
Şimdi tüm bunları birleştirince ne görüyorsunuz? Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur. Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki, 4 BH'den 6 BH'ye kadar olanların tüm çabalarına rağmen "bu perde hala kalkmış değil." 
S: (L) Şimdi buradaki büyük soru şu: Bu bilgiyle ne YAPMAMIZ gerekiyor? 
C: Diğer herşeyde olduğu gibi burada da önemli olan bu bilgiyle ne yapmanız gerektiği değil, bu bilgiye sahip olmanızdır.

----------------------------------------------------------------------

Fizik ,genetik,eterik beden trinitesinin birbirine etkisi 3Y de biraz karartılıyor gibi ,unutarak geldik, fiziğe sarıldık veya esir olduk veya istedik, bu karartmanın doğal olduğunu zira kendini indirgemiş varlığın tekamülü için bilgi değişimi ve gelişimi ile mümkün olduğunu anladık bu var oluşun en doğal hali ,bitkiler ve faunayı düşünün her ne sebeple olursa olsun yani kısa veya uzun dalga içinde olurlarsa olsunlar bu gerçekleşmekte ilkellikten mükemmelliğe, birliğe gidiş oyununun  genel doğal hali,

İnsanın bu gelişimde bir istisnası var "Lucifer düşüşü "yaşamış yani üçlü beden gelişiminde ruhsal halin ve gelişmişliğin ne olduğunu bildiği halde yani 4Y ve belki de üst yoğunluklara gittiği halde fizik beden halini aldanarak veya başka sebeplerle istemiş ve buna hapsolmuş, 4Yden üst yoğunluklar çıkınca   fizik beden isteği varlığın genel tercihine bağlı ve nadiren olmakta ,gezginlerin reenkarnatif dersler olgusu  dışında başka sebepleri var,

"S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin." 
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu. 
S: (L) Ra Bilgileri'ne göre Gezginler kavramı bize yardım etmek için 3'üncü yoğunluğa dönmeyi seçen 4'üncü veya 5'inci yoğunluk varlıkları oluyor. Aynı gezginlerden mi bahsediyoruz? 
C: 5'inci veya 6'ıncı yoğunluk. "

O zaman zoru denemek kaderi olmuş,yani unutturulan bilgilere tekrar ulaşmak, başka deyişle,

Antik çamurdan amino asite sonra  tek hücreliye oradan bitki ve fauna hallerini bitirip insanlığa terfi etmiş ve zorun kolayın ne olduğu bilincine gelmiş bu haldeyken tekrar 3Y i istemiş yani düşmüş ,kendini fiziğe indirgemiş, tabii bütün parçalı ruhlar değil,

Bu fizik alemde zor olan bilgide unutturulmuş olmak ve tekrar eski bilgilere ulaşmak yani "Yeniden Bağlantı"

İnsan olmak neden icap etti ,herhalde eterik beden kabiliyetini hiç kaybetmeden evvelce bahsini geçtiğimiz maddeyi oyuncakla oynayan bir çocuk gibi fiziği deneme ve tekrar eterik bedene dönüş işi çok ilginç ve eğlenceli idi ,

Veya bunu deney yapmak isteyen Orion varlık bilinci programladı, zira o bölümde KH ve BH olanlar var,

Mozaik gerçeklik olgusu fırça darbeleri ister,

Bütün bu anlatımla bilgiyle alt yoğunluk yani 3Y karakteri içinde bir şeyler yapmak değil "bilgiye sahip olma" nın önemi ortaya çıkıyor,
Zira üst yoğunluğa geçme halinde bunları bilen hatırlayan bir bilince artık kolay kolay deney faaliyetinin KH unsurlarını pek kabul ettiremezsiniz ,unutma gibi fizik hormon baskıları yok bilmek var tahakküm altına girmez,  farkında çünkü..

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Ra'nın kanalı olan Carla Rueckert'le bir süredir yazışıyoruz. Hiçbir şey YAPMAMIZ gerekmediğini, sadece OLMAMIZ gerektiğini söylüyor. OLMAMIZ gereken şeyin ise sadece sevginin içimizden geçmesine izin vermek, dünyadışı varlıkları ve herkesi sevmek, eğer yönetimimizi ele geçirirlerse bunu da SEVMEK olduğunu söylüyor... 
C: Varolan herşey derslerdir!! 
S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir? 
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok. 
S: (L) Bir keresinde 4'üncü yoğunluğa geçişin "eşit bir oyun sahası" yaratacağına dair birşey söylemiştiniz. O halde, insanlar uyanacak ve insanlarla dünyadışı varlıklar arasında bir savaş olacak... 
C: Evet. 
S: (L) Eğer bu daha eşit bir oyun sahasıysa, o zaman durum pek İspanyol Fetihçilerine karşı Aztekler ve Avrupalılara karşı Amerikan Yerlileri gibi olmayacak demektir... 
C: Yanlış, o dramadaki herşey 3'üncü yoğunluktaydı. Tavşanlar, fareler, köpekler vs sizinle eşitlenmiş bir sahada oynamıyor!

----------------------------------------------------------------------

Savaş denilince ne anlatılmak istendiği anlaşıldı, bir ara örnek vermiştim kesmek üzere bir koyunun yanına gittiniz açsınız besin lazım, tam bıçağı boynuna götürdüğünüzde hayvan konuşmaya başlasa en azından "ne yapıyorsun farkındayım ben" derse ne yaparsınız,
İşte o üst yoğunluktaki savaş buna benzer olacak ,siz farkındalık halinizle diğer takıntılı ve hurileri nurileri bekleyen yeşillikleri arayan takıntılı aldatılmış monoteizm kurbanı değilsiniz,

Diğer yandan faunayla insan arasındaki bilinçsel farkın özelliği üzerinde durmak gerekir bu matematik yönünden cebirsel değil adeta geometrik bir tarzda hatta nicelik kapsamı dışında bir gelişmişliği gösteriyor ve insan zihninin neden 7Y nin ara yüzü gibi bir nitelikte olduğunu belirtiyor,

Artık aldatamayacaklar ,cehennem denen dünya ortamına da gönderemezler gücün sizde olduğu çok açık, bilincinizle bedeninizdeki güçle silahlanmış bir halde bir enerji duvarı halinde bu kabil KH unsurlarının karşısında durursunuz,

O yoğunlukta fizik yok ve bu tip saçmalıkları sadece o aldanmış kitleler üzerinde uygularlar, korkuturlar ve alevleri gösterirler,

Ey KH ışığına git zira ben karanlığın da ne olduğunu biliyorum..

Ara verelim konular ve yorumlar çok..


Tgur

#1149
YORUMLAR IV

Bu  olay,  "kritik  kütle"  kavramının  önde  gelen  savunucularından  olan  İngiliz  bilim  adamı  Rupert Sheldrake'in  çalışmalarıyla  örtüşmektedir.  Klasik  bir  deneyde,  fareler  iki  gruba  ayrılırlar. Yarım düzine nesil boyunca, bir grup düzenli olarak karışık bir labirentten geçirilir. Diğer grup, yakında bir yerde kafeslerinde tutulur ve ara sıra testten geçirilir. Bu deneyin sonuçları çarpıcıdır: Düzenli olarak test edilen grupta, yeni nesil her zaman bir önceki neslin elde ettiği yeterlik seviyesinden başlar.
Daha da  dikkat  çekici  olan,  testten  geçirilmeyen  farelerin  labirente  konulduklarında,  onların  da  testten geçirilen farelerin yeterlik seviyesinden başlamasıdır. Bu olaydan, aynı zamanda "Guru Teorisi" ya da "Yüzüncü Maymun Teorisi" olarak da söz edilir.

Bir şekilde, Tekrar Bağlantı bizi şu anda gerçekleşmekte olan Değişim sürecine geçmeye hazırlar.Yavaş  ve  tesadüfi  çok  nesilli  mutasyon  ve  doğal  ayıklanma  sürecini  beklemek  yerine,  evrimleşme yolumuzda DNA'larımızın kaçınılmaz olarak yeniden yapılanmasına doğru ilerliyoruz.Şu anda, Tekrar Bağlantı'ya doğru ilk adımlarımızı atıyoruz. Bizler, bu yeni şifa dalgasını, insan evriminin bir sonraki aşaması olan ön saflara taşıyan öncüleriz.
----------------------------------------------------------------------
Bu alıntı Eric Pearl in Tekrar Bağlantı kitabından ,

Bunun yanında  ülkemizde de yavaş yavaş ortaya çıkan idarede yapılan soygun ve buna benzer olumsuzlukların direkt 7Y den kayıtları olan ve insanların vicdan dediği bu bağın artık açılmaya başlaması yapılanların yukarıdaki kritik kütle açılımına ait izaha uygun hakiki BH moduna bağlanmaya başlaması,

İnsana flora ve faunaya da bağlı olan o doğal DNA kayıtları ne kadar KH tarafından karmakarışık veya kısıtlanma durumuna getirilirse getirilsin kendi asli karakterinin var oluş ortamında ortaya çıkarmaktan başka yolun olmadığını belirtir veya tertemiz mozaik gerçeklik bölümünde en duyarlı kısmın belirlenmesinden başka hikaye üretemez, bilgi ve sevgi eşitliğinde anlatılmaya çalışılan budur,

Gelinecek vaz geçilmez nokta burada tezahür etmiştir zira kısa dalga döngüsü denen maddeyle ilgili bölüm sadece dersler manzumesidir kutbiyetin acımasızca uygulanış sahasıdır bilgiyle tetiklenen sevgi onun verdiği motive ile objektivite halinde  mutlaka ortaya çıkan faktör olur, bilgilenmenin dilimizden düşürülmemesinin sebebi budur zira yapılması gereken yapılmış olmakta olan şeyler her hangi bir müdahele görmeden var oluş senaryosunda yerini almıştır,

"Bizler, bu yeni şifa dalgasını, insan evriminin bir sonraki aşaması olan ön saflara taşıyan öncüleriz."

Bu gurur veren tanımlama, sizler namına da benimsedim..

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Peki, bana bir şifacının ismini verebildiğinize göre neden bir yayımcının ismini veremiyorsunuz ?
C: Çünkü bu öğrenme sürecini zora sokar. Ama sana küçük bir not : pek yakında, "elinin" altında.
S: (L) Anlamıyorum 
C: Ellerini kullanarak çokça "zamanı" ne için harcıyorsun ?
S: (L) Yazıyorum... internetteki insanlara mektuplar.
C: Ampul ? 
S: (S) Parlak fikir! (L) Hayır, bundan daha karmaşık olmalı. 
C: Örneğin yayıncı listelerinin ve email adreslerinin bulunduğu bir kataloğa bak. 
S: (L) Tamam, bu konuda yeterince fikir edindim. Bu kadarı yeterli.
C: Hayır, değil !!!
S: (L) OK. Bir yayıncı listesine bakıyorum... ya sonra ?
C: Sen ne düşünüyorsun ?
S: (L) Başka bir şey ? 
C: Sor. 
S: (L) Peki, listeyi bulduğumda hangisinin doğru kişi olduğunu nereden bileceğim ? Herşeyi herkese gönderemem.
C: Hayır
S: (L) Orada başka ne var ? 
C: Çok daha fazlası. Hazine avından ne denli hoşlandığını biliyorsun, Laura?!? Öyleyse bundan da hoşlanmasını öğren.
S: (L) Tamam, hazine avındaki bir sonraki ipucu nedir ?
C: Ağ!!! Şimdi anladın mı sana bunu söylerken neyi kastettiğimizi ? Anladın mı artık ?
S: (L) Sanırım bu; internette bilgi paylaştığınız anlamına geliyor ?
C: Evet . Ve.. John Naisbitt' i oku. Onunla da doğrudan bağlantımız var ! 
S: (L) O kim ? 
C: "Megatrends" 
S: (L) Oh, o kitap bende var. Onunla da mı iletişiminizin olduğunu söylüyorsunuz ?
C: Evet. Şimdi, Bölüm Başlıklarını oku!!!
S: (L) OK : 'Endüstriyel Toplumdan, Bilgi Toplumuna.' 'Zorlanmış Teknolojiden, Yüksek Teknolojiye.' 'Ulusal Ekonomiden, Dünya Ekonomisine.' 'Kısa Vadeden, Uzun Vadeye.' 'Merkezileştirmeden, Adem-i Merkeziyetçiliğe' 'Kurumsal Yardımdan, Kendi Kendine Yardıma' 'Hiyerarşilerden, Ağ Oluşturmaya.' vb. Sayfa 211, ilginç rakamlar... Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı ? 
C: "Boş" zamanında oku ve özümse ve orada ipuçları ara. Bu kaynaklarını daha verimli kullanmana olanak tanıyacak ve böylece hedeflerine daha çabuk ulaşacaksın. 
S: (L) Tamam. (F) Önyargısız ve açık bir zihinle! 
C: Aynen.
----------------------------------------------------------------------

Bazı dostlara araştırılan konuyu özümsemek lazım dediğimizda allerji yaptığını hissediyorum, bilinmeyen konularda daha açık bilgi sahibi olmak için internette dolaşmak,ayıklamak, başka bilgilerle çakışan konuların ortasındaki düğümü yakalayabilmek,ruhsal konularda  sitede olanlar ve bolca içinde dolaşanlar zaten kişiyi bu yönden çok yukarılara götürür "ruhun duasında" da var,

"Başkaları ile beraber olduğum bu yerde bilgimi arttırmama yardım et"
Konuyu tam bilmeyen veya inancını monoteizmden kurtaramayan "Bak işte bu kişi de monoteist bir tavır ile yardım istiyor" der ve bizi paradoks döngüsü içine sokar,

Oysa özümsemenin bu teşhiste tam yapılmadığı bir gerçek, ruhun duasının başı şudur,

"Ey evrensel ve yüce akıl,
Tüm varoluşun kutsal farkındalığı"

Kısaca kişinin kendisinde olan hasletlere bakmayı ve sezgi ve içinde olan güce inanmayı onu kutsallaştırıp yaşamında kılavuz etmeyi öngörür,

Hacı Bayram camiinde günümüzde dini istismar edenlerin nutuk attığı cenaze namazlarına bakıp yankı odası mensubu sanırdım onu yanılmışım şu sözlere bakın, melami tarikatını oluşturan gerçek bir sufi imiş..

Bilmek istersen seni,
Cân içre ara cânı.
Geç cânından bul ânı,
Sen seni bil, sen seni.

Kim bildi ef´âlini,
Ol bildi sıfâtını,
Anda gördü zâtını,
Sen seni bil, sen seni.

Görünen sıfâtındır,
Anı gören zâtındır,
Gayri ne hâcetindir,
Sen seni bil, sen seni.

Kim ki hayrete vardı,
Nûra müstağrak oldu,
Tevhîd-i zâtı buldu,
Sen seni bil, sen seni.

Bayram özünü bildi,
Bileni anda buldu,
Bulan ol kendi oldu,
Sen seni bil, sen seni.
Hacı Bayram Veli

O halde bilgilenme macerasında kişi  akıl ve özümsemesinin üzerindeki örtüyü kaldırıp çabasının gidişi için marşa basmalı, marş deyince aklıma başıma gelen şu anekdot geldi,

Kendime döneceğim, ben askerliğimi subay olarak yaparken ara işim orduya bol bol şoför yetiştirmekti,o zamanlar şöför olmak pilot olmak kadar değerliydi ve ordunun çok ihtiyacı vardı,

Yönetmelikte adayların ilkokul mezunu olması şarttı ben de kurs için çeşitli birliklerden gelenler içinde öyle olanları seçtim, gönderilenlerin büyük kısmı ayıklanmıştı,bunu çok mahzurlu gören üst komutan hemen yanıma geldi ve bana bölüğündeki onbaşıları getir dedi onbaşılardan bir manga getirdim ve onlara sordu,onbaşılar erbaş bölümünde bir ileri rütbedir, özel olarak ayıklanır seçilirler,

"Evladım dünya Öküzün Boynu üzerinde diyenler şu yana Balığın Sırtında duruyor diyenler şu yana ayrılsın dedi "

Manga ikiye ayrıldı,

Bana dönüp "teğmenim bu şartlarda şöför olmak için okuma yazma bilsinler yeter"dedi ve askerlikte emir emirdir öyle yaptım ama  çok zorluk çektim, sonuçta memeleketim insanının ne vaziyette olduğunun dersini almış oldum, Osmanlıda okur yazar oranı 1920 lerde %11 iken 60 sene evvel gençliğimde %40 ,şimdi ise %90,bu durum herhalde bir fikir veriyor ve Cumhuriyet devrini başlangıcını kötüleyen yok sayanlara hayret ediyorum, sonuçta yetiştirme yolunda daha dikkatli ve ısrarlı olmaya çalıştım,

Ancak bu devirlerde yaşayan z kuşağının ve siz gençlerin durumundaki akıl almaz gelişmişliği görünce gurur duyuyor ve ancak kendi güçlerinin ne değerde önemli olduğunu fark etsinler istiyorum,

Ve günümüzde din yoluyla insanların aldatılma işine kaynak olan cehaletimize bağlı bir kısım insanın hala olduğuna üzülerek bakıyorum,
Yine şu hususa da dokunmam lazım ,yaşlılar eskiyi anarken neden çok ısrarcı ve mutlu olur,

"Şu dinazora bakın başladı yine eski defterleri karıştırmaya"

Konunun benim izahımı şu konuma koyarsak herhalde bir şeyler anlamaya çalışırız ,bir kere eskiden ufak bir bölümü fırsat bulur anlatırken onlar yani benim gibiler esasta anlattıkları tarihte olanları iliklerine kadar yaşar mutlu olurlar ,

Ne demek istiyorum, aslında herkes için de genelleyebiliriz, rutin yaşamın içinde ,

Mesela "ben Orta okulda iken bir ödev yapmaya kütüphaneye giderdim ve bilgi bulana kadar parmaklar nasırlaşırdı" derken bu kısaca bir cümlede belirttiğim konu benim önümde müthiş bir sahne açar, şöyle,

Evimiz Cerrahpaşa yokuşunun başında, oradan çıkıp Sinekli Bakkal Sokağını geçip kitapçıdan Pekosbill ve Dostoyeveski kitabından birini alır (kitapçı sahaf ,eski kitap satıcısı)Vatan caddesinin başlangıcı KocaYusuf Paşa semtine gelirim,

Burada duralım, orası Topkapıya uzanan Vatan Caddesinin başlangıcıdır, Menderes Ülke Natoya girip Marshall Yardımı ve Amerikan emperyalistinin silah araç yardımı başlayınca  yani ülke yokluktan çıkıp güya paraya kavuşunca Karayolları seferberliğine ilk orada  merasimle kazmayı yola vurarak başlamıştı, Demiryolları ve Deniz Yollarına çivi bile çakmama sözü vererek, elli sene kadar gerçekten bu kurumlar battal kaldı,

Siz gençlerin bir kısmı bu yakın tarihi dizilerden falan anlamaya çalışıyorsunuz esasta 27 Mayıs bu ülkede uzun müddet bayram olarak kutlandı yani ülkenin yüzde büyük kısmı bu olayı tasvip edip kabul etmişti şahidim,

Sonra cebimdeki yüz para ile Aksaray -Eminönü tramvayının basamaklarına o çocuk halimle hareket ederken  koşarak atlarım ve Koska helvacısının yanından sıyrılıp Beyazıt Meydanında İstanbul Üniversitesine ulaşırım, oradaki akrabamız olan güleç yüzlü beyaz yakalıklı önlüklü görevli hanımın yanağıma kondurduğu öpücükle mutlu olur anamın nasıl olduğunu konuşur işime dalarım ve saatler geçiririm,

Tatlı bir masal gibi eskileri şu an gibi yaşamak ,o kısacık cümle ile olanı anlatırken esasta  tüm bunları yaşarım,  eskilerin maziye sıkça dalması gözlerinin sabitleşip kalması bundan,

Bu anlattıklarım işin hikaye roman kısmı ,aslında  şu andaki bilgilerle bunu K.ların bahsettiği ve başkası olmayan 2. zaman ile ilgili ,

Hani Elektriksel Zaman dediğim, K.ların 2. zaman deyip başka zaman yok dedikleri ,Kuantum Bilgisayarların kabiliyet ve kapasitesini solda sıfır yapan ama insanın her an karşılaştığı ve bütünle bir olduğunun bir nevi ispatı, yani o zamanı da bu maddesel yaşamı sürdürürken lineer zaman kapsamı dışında ama an an beraber yaşıyoruz, işe bilincimizin farkında olmadan bazı iç organ çalışmalarının otonom çalışmasını da dahil etmiştik, kalp ve ciğerlerin v.s. çalışması,

Bu bilgileri özümseme sonunda anda yaşamın  hemen hemen ne olduğunu bütün detayları olmasa da esintiler veren bir anlayışla yerli yerine oturtabiliyoruz, kapıları açılıyor,

Marşa basmak ile ilgili,

29.04.2006
Yaşam sığlığından bıkınca öz iter ararız
Etraftaki rehberlere bilmek için sorarız
Bilgi için hep bir rehber ararsak
Yaşamda boşuna kendimizi yorarız

Gözün var usun var nedir bu bekleyişler
Gayret için hareket marşa ilk basmak ister
Zamanda hayatı ölüye alırsan
Bu gidişin motoru hep rölantide işler

-------------------------------------------------------------- 
S: Frankların Kralının elinin dokunuşuyla şifa verebildiği efsanesinin nedeni nedir? 
C: Bunu sen de yapabilirsin. 
S: Herkeste olduğu gibi mi yani?
C: Yakın, eğer bilgin varsa...

---------------------------------------------------------------------

S: [Laura ile Violette arasında karuna reiki sistemi hakkında geçen bir tartışmadan sonra sorulan soru] (V) Semboller hangi yoğunluktan geliyor? KH mi, BH mi? 
C: Para kazanma yoğunluğu. 3. yoğunluk.
S: (V) Kanallanmadı bile yani öyle mi?
C: Sembollerin çoğu bütünüyle veya kısmen diğer literatürlerde bulunabilir. 
S: (V) Bir soru üzerinde düşünüyordum ama unuttum. Az önce düşündüğüm soruyu biliyor musunuz? 
C: Sen biliyor musun? 
S: [gülüşme] (V) Evet, biliyorum ama bir an için aklımdan çıktı. Neyse, gittiyse gitti ..... Pekala, sizden virüsler üzerinde işe yarayan bir sembol almamızın mümkün olup olmadığını sormak istiyorum.
 C: Virüsler ancak bilinçte boşluklar olduğu zaman girebilir. Tam genişlikte bir farkındalık boşlukları kapatır. Arttırılan bilgi yoluyla ruhu iyileştirin, bu DNA değişiklikleri meydana getirir ve bu da boşlukları kapatır. Bunu başka türlü yapmak, kendi seçtiğiniz ders profillerini kendi kendinize ihlal etmeniz demektir. 
S: (A) Peki ya şifacılar? Dünyanın her tarafında şifacılar var ve şifa veriyorlar. Çoğu zaman etkileri geçici. Sadece gelip şifa isteyenleri mi iyileştiriyorlar? Tabi asıl soru, bilinçteki boşlukları kapatıp kapatmadıkları. Eğer iyileştirebiliyorlarsa, virüsleri bile bir şekilde öldürebiliyorlar demektir. Bunu nasıl yapıyorlar? 
C: Eğer şifa gerçekse, birden fazla seviyede meydana gelir. Önceden mevcut olan seçim potansiyelinin bir etkileşimidir. 
S: (V) Yani işe yarayıp yaramaması, zamanının gelip gelmediğine bağlı veya bunun senin kaderin olup olmamasına. Sanırım.
(B) Eğer işe yararsa, birey o sırada onun işe yaramasına izin vermiş demektir, ve şifacı burada daha ziyade o bireyin üst bir seviyedeki şahsi seçiminin gerçekleşmesine aracılık ediyor. 
C: Evet. 
S: (A) İki kişi arasındaki bir tür etkileşim. (L) Bir elektrik düğmesi gibi. Olay meydana gelmeye hazırsa "şifa eylemi" düğmeye basıyor. (B) Şifa içeriden gelir. İster psişik olsun, ister fiziksel. Başka tetikleyiciler de olabilir. (L) Evet, nasıl çeşitli fikirlerimizi ifade etmek için çeşitli kelimeler kullanıyorsak, bu iş için de her tür sembolü kullanıyoruz. İnsanlar arasında etkileşimler yoluyla, yeni bir oluş şekline doğru ilerlemeye hazırlığımızı ve istekliliğimizi gösteriyoruz. (A) Şifacılar belki de ne yaptıklarını bilmiyorlar. O anda şifacı orada, şifaya ihtiyaç duyan kişi orada ve doğru şey oluyor. (V) Bunu ego temelli yapmadıkları sürece. (L) Doğru. Bir yerde bir şifaya ihtiyaç duyan biri var ve bir de içgüdüsel olarak bunun için ne yapılacağını, bunun nasıl yapılacağını bilen başka biri var. Bunu yapıyor, çünkü yapabiliyor. Anlık gelişmeler. Birden önüne çıkıyor. Yolda yürürken bir kağıt parçası görmek gibi. Yanından geçip gitmek veya alıp bakmak gibi. (A) Ama başka birşey daha olabilir. D  adlı Bulgar adamı düşünüyorum. Görünüşe göre bazı psişik yeteneklere sahip ve araştırmalar da yapmış. Bu yeteneği zihin kontrol ve benzer işler için kullanan adamlardan bahsetti bana biraz. Ama ondan hiç beklemediğim birşey yazdı. Belki bunu bizim sayfalardan okumuştur, bilmiyorum. Söz konusu bir insan kontrol edilmeyi istemediği sürece, o karanlık tiplerin bile herhangi birşey yapamayacağını söyledi. (L) Ama bu sadece derin bir seviyede geçerli. Şurası çok açık ki KH güçleri kendilerinin varlıklarından ve yeteneklerinden haberdar olmayanların özgür iradesini ihlal edebiliyor. Dolayısıyla bence D  sadece new age saçmalığını tekrarlıyor. Zihin kontrol deneylerini yapanlar hepimizin böyle düşünmesini isteyecektir. Evet, doğru, kişinin kendi özgür iradesiyle bunu seçmesi gerekir. Çok derin bir seviyede gerçeği aramayı, nihai olarak pozitif enerji almayı seçen bir kişi negatif deneyimler yaşadığında bunu bilgisini arttırmak için bir motivasyon olarak kullanacaktır. Bu da onun farkındalığını arttıracak, sonra benzer insanlarla iletişim kurma ve etkileşme doğrultusundaki BH yeteneklerini arttıracaktır. İnsanlar kandırılma ve manipüle edilme seçimlerinde özgür iradelerini çok derin seviyelerde kullanıyorlar. Bunun sebebi ya KH'nin onların nihai seçimi ve hedefi olması, ya da farkındalıklarını arttırmak için öğrenmeleri gereken bir dersle ilgili birşey. Bilgiyi aramayı reddetmeyi seçtiklerinde, seçimlerini yapmışlar demektir... 
C: Bu seviyede belli olmasa da, her durumda özgür irade en önemli faktör.

---------------------------------------------------------------------

Farkındalıkta gelişmiş her kişinin şifa verebileceği konusunu hatırlıyoruz ,eşime gözündeki makula ödeminin geçmesi için ben de uyguluyorum netice verecek gibi,

Bu arada yeri gelmişken makula ödemi hakkında bir bilgi vereyim özellikle babanız ananız dedeniz veya siz zaman gelince yüzde büyük olasılıkla katarakt ameliyatı geçireceksiniz bu ameliyat sonunda tahminen bir ay kadar antibiotik göz damlaları ile beraber antienflamatuar (ödem giderici) bir damla kullanılmazsa bu hastalık umumiyetle 1-2 sene sonra çoğunlukla nüksediyor ameliyatı yapan kıymetli tabipler bunu genellikle atlıyorlar araştırılsın gerçek ortaya çıkar,

Farkındalık veya şahsi işleri birleştirmemin açıklaması bu işte her iki tarafın yani veren ve alan tarafın buna  inanması gerek, ayrıca reiki sembolleri kullanımı ve şifa işindeki diğer hassas noktalar hatta DNA nın etkili olarak virüslere kapatma işlevini kazanmasının etkili olabileceğini belirten dolgun bir aktarım,

Reiki sembolleri kullanarak virüslere etki edeceğini düşünmek kendi seçtiğimiz ders profillerini ihlal etmek oluyor olarak yorumluyorum aşağıdaki kısma bakarak, acaba virüsten korunmak için aşı kullanınca  ne oluyor,düşünelim,

Bu halde iken aşı kullanmak herhalde olan DNA değişikliği ile virüslere kapatma işini geri çevirmez, onu şu bilgi ile garantilemek istiyorum DNA değişikliği ile bazı zararlara karşı gelebilecek duruma gelmek BH faaliyeti ve KH dayken BH ı seçtikten sonra bir daha geri dönülemez ,çünkü aşı vurdurdum,

Ve benim için "ya herrü ya merrü" bu yaştan sonra..

Egoyla bilgileri çarpıtyor muyum ,bilinmez,

" C: Virüsler ancak bilinçte boşluklar olduğu zaman girebilir. Tam genişlikte bir farkındalık boşlukları kapatır. Arttırılan bilgi yoluyla ruhu iyileştirin, bu DNA değişiklikleri meydana getirir ve bu da boşlukları kapatır.

Bunu başka türlü yapmak, kendi seçtiğiniz ders profillerini kendi kendinize ihlal etmeniz demektir. "

************************************
"Kuantum bilgisayarı "veri" üzerinde işlem yapmak için bindirme ve dolaşma gibi kuantum-mekanik fenomenin doğrudan kullanımını sağlayan teorik hesaplama sistemlerini kullanan bilgisayarlardır. Vikipedi"

***********************************
Çok bilmiş gibi bilgisayarlar ve kuantum bilgisayarlar için bazı konulara değiniyorum ,ama konuyu incelemeye yönelince ve o bilgisayarlardan çok daha üstün mukayese edilmeyecek insan zihniyle olaya bakınca bazı hassas konuları açar hale gelebiliriz,

Geçen gün bir dostumu bir hususu sorayım arayayım diye zihnimden geçirdim bir zaman sonra bu arayışı neden yapacağımı unuttum zorladım aklıma gelmedi ,bir zaman geçtikten sonra gözüm odadaki bozuk saate ilişti ve derhal neden aradığımı hatırladım , yakınlarda saat tamircisi var mı diye soracaktım,

Burada olan nedir ne alaka sorusuna zihni çalışmanın nöronların arasındaki iletişimin harikulade ve akıl almaz dediğimiz işleyişindeki sürat geliyor,

Bu husus olan biten her şeyin beraberliği ile izah edince konuyu mikrodan makroya yahut beraberliğin zaman ve mesafe tanımayan birlikteliğine doğru uzanıyor ,evet birlikteliğin yani bütünlüğün birbirine kopmaz bağlarla olan bir örgü gibi olduğunu idrak edince ayırıma kapılmış o olgu iflas ediyor,

Bir sodyum atomu çözelti dünyasında mesela su içinde iken eğer yakınlarında klor iyonu varsa o artı hali ile yani 1 elektron atmış haliyle başka bir sodyum iyonu ile ele ele tutuşur ve eksi iki değerlikli yani iki elektron verme kapasitesi ile nazlı nazlı dolaşan klor atomu ile birleşir tuz olur bu bağlar eğer çözelti işi devam ediyorsa  bağlanma veya çözülüp iyon haline gelme şeklinde biteviye yürür bu hali diğer minerallerle veya var oluş segmentinin ilkel yapısından mükemmele uzanan özelliğin tümü ile de  bağdaştırabiliriz ,

Doğadaki daha doğrusu madde aleminde bu birleşme ayrılmalar sonsuz bir şekilde yürür ve olay madde alemi dışına çıkınca yani olay eterik bağlarla mozaik gerçeklik veya evrensel morfik alem denen akaşik kayıtlar diye de anılan beraberliğe doğru yönelir,

Fizik beden ,genetik beden ,eterik beden üzerindeki beraberliği çok yorumladık kısaca DNA da bu müşterek bağlantının içinde yer alan bir olgudur her yönden etki alır ve verir,

Bu bilindik konuyu açınca nereye varacağız,

Ayrılığın olmadığı bir beraberliği evvela kabul edeceğiz oturduğunuz koltuk veya elinizdeki telefon veya yanınızdaki bir var olmuş her şeyle beraberiz ,bu iş olayın başı dediğimiz big bang veya başka bir anlatımla belirtilecek olan zamandan beri böyledir ve sürmektedir çekim bahsiyle bu ayrı algılanan her şeyin birbirleri ile mutlak bağlarını çok inceledik ,oralara fazla girmeden söylemek istediğim bütün bu anlattıklarım madde alemindeki algı sapması veya yetersiz bilgiden ötürü ayrı somut nesneler halinde olan bir gerçeklikteyiz,

"C: Griler siber genetik varlıklar, dolayısıyla programlandıkları matematiği kullanırlar.
S:(TR) Kastettiğim noktayı kaçırdınız. Grilerin...
C: Hayır, kaçırmadık. Bizimle konuşurken neden yukarı bakıyorsun?
S:(L) Nereye bakmamız gerekiyor?
C: Herhangi bir yere."

Konu neticede birbirleriyle bu geniş oluşlarla sayılamayacak şekilde "veri" denen birikime ve  bilgisayar ortamının ana strüktürü veya soft çalışma yakıtı da denilen özelliğe geliyor ,

Evrensel alandaki veri yoğunluğu hard veya soft birbiriyle mutlak ilişkisi olan hiç bir şeyle kıyaslanamaz ve ayırımı kabul etmeyen manada durmadan artar,

Bunun yüzünden bu muazzam veri yoğunluğuna sahip bir zihin çalışması nasıl olur da kuantum bilgisayarlarına hayran bakacak bir duruma getiriyor bizi,

Onun için farkındalıkla çalışan neyin ne olduğunu ayıklayan bilen zihinin işleyişi yanında bahsi geçen kuantum bilgisayarların kabiliyeti konuşulamaz dahi..

------------------------------------------------------------

SS: (L) Thera yanardağının patlaması MÖ 1627 veya civarında mı oldu?
C: Yakın.
S: (L) Thera'nın patlamasını tetikleyen şey neydi?
C: Venüs.
S: (L) Ondan 40 yıl sonra da MÖ 1588'de komet kümesi vardı, doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) Nefertiti Akhenaton'un hükümdarlığının 12. yılında tarihten silinmiş gibi görünüyor. Akhenaton hükümdarlığının 17. yılında ölmüş. Eğer Nefertiti Sara'ydıysa, ve Akhenaton İbrahim/Musa onu alıp gittikten sonra peşlerine düştüğü sırada öldüyse, Nefertiti o beş yıllık süre içinde neredeydi? 
C: Bir yere kapatılmıştı. 
S: (L) Yani Nefertiti Sara'ydı ve İbrahim gelip bir şekilde onu kurtardı, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) MÖ 1627 ile MÖ 1588 arasında komet kümesinin geçişi sırasında ne oldu? Büyük bir dramanın meydana gelmesine neden olan olaylar mı...
C: Evet. 
S: (L) İbrahim Sara'yı aldı, Akhenaton onların peşinden gitti ve nehirde boğuldu, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) MÖ 1627 ile MÖ 1588 arasında yaklaşık 40 yıllık bir çöl yolculuğu olmuş gibi görünüyor. Thera patladığı sırada kaçmış olmalılar ve kırk yıl sonra da kometler gelmiş. O sürete İbrahim ve etrafındakiler ne yapıyordu? 
C: Bedeviler. 
S: (L) Bu kabilede kaç kişi vardı? 
C: 623. 
S: (L) Yani Kutsal Kitap'ın bizi inandırmaya çalıştığı gibi binlerce kişi değil. Pekala, İbrahim oğlu İshak olarak geçen kişiyle aynı mı? 
C: Hayır. 
S: (L) Mısırlıların Nefertiti olarak tanıdığı Sara 90 yaşındayken bir çocuk doğurdu mu?
C: Hayır.
S: (L) Sara İshak'ın annesi miydi?
C: Evet. 
S: (L) İbrahim neden oğlunu kurban etmek istedi?
C: Böyle birşey olmadı.
S: (L) Mısırlı Hacer kimdi? 
C: Mısır Prensesi. 
S: (L) Sara'nın hizmetçisi miydi?
C: Hayır.
S: (L) Sara'nın kızı mıydı? 
C: ..Sara'nın Akhenaton'dan kızı. 
S: (L) İbrahim'in Hacer'den bir çocuğu oldu mu? 
C: Evet. 
S: (L) Oldukça ensestimsi bir durum. Sara kendi kızının çocuğuna karşı büyük bir kıskançlık duyup İbrahim'in onu (ç.n. Hacer'i?) terk etmesini istedi mi? 
C: Yakın. 
S: (L) Bu kabile İsrail'e ne zaman varıp yerleşti? Bedeviler olarak geçirdikleri 40 yıldan sonra mı oldu bu? 
C: Evet. 
S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim'in Tanrı'yla konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı? 
C: Davut bir Levi'ydi. 
S: (L) İbrahim'in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) "Hitit diyarından" mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim'in akrabaları mıydılar?
C: Kısmen. 
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi? 
C: Evet. 
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi? 
C: İbrahim. 
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel'in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara'nın Akhenaton'dan Ahit Sandığı'nı çalması hikayesi mi? 
C: Evet. 
S: (L) Akhenaton'un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara'nın peşinde değilmiş, Ahit Sandığı'nı geri almak istemiş. 
C: Evet. 
S: (L) O cismi Akhenaton'a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.
S: (L) Burnuma kötü kokular geliyor! Davut'un büyükannesi Ruth'un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikaye de başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi'lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir? 
C: Sümer kavramı. 
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret fikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler..

---------------------------------------------------------------------
K.da kıskançlık hakkında araştırma yaparken KH uygulamasının bir DNA eksiltilmesi esnasında omurganın üst bölümünde olan oksipital kısım denen çıkıntı şeklinde adeta fiziki delil gibi göründüğünü anlıyoruz diğer adı "Kabilin Damgası",

Bu ilginçtir KH nin insan üzerine yaptıklarının günümüzde de çok yakınlarımızda devam eden bir duygusalın devamlı beşer davranışlarının ana noktasını işgal eden bir hal olduğunu görmekteyiz ,maksadım çok yakınlarımızda hissettiğimiz bu duygunun kökenini aramaktı ve,

"S: (L) F  'nin aurası çok güzeldi. İnsanlar elimizdeki bu bilgilere karşı neden daha pozitif değiller?
C: Kıskançlık.
S: (L) Bu çok net bir cevaptı. Neyi kıskanıyorlar?
C: Güç mücadelesi.
S: (L) İnsanlar bizi neden kıskanıyor ve neden bizi kontrol etmeye çalışıyorlar?
C: Geçilmekten korkuyorlar. "

Hatta Laura dostumuzun bir kızıyla ilgili  hayreti de var,

"S: (L) Azarlayıcı olmamak dışında ona yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?
C: A  'nın öğrenmekte olduğu derslerde vaize yer yok.
S: (L) Peki ben kendi dersimi aldım mı veya ona yaklaşımımda bir hata yaptım mı?
C: Önemli bir hata yoktu.
S: (L) Daha önce neden polisi aradı? Bilinçli veya bilinçaltı hedefi neydi? 
C: Kimden etkilendi? 
S: (L) Sanırım diğer kızımdan. 
C: Evet.
S: (L) O benden neden bu kadar çok nefret ediyor?
C: Nefret değil, kıskançlık.
S: (L) Beni neden kıskanıyor?
C: Çok şey başardın.
S: (L) Ben onun ANNESİYİM, tanrı aşkına!
 C: Evet. "

Her neyse durum anlaşılmıştır sanırım, biz de bazen bu duygunun esiri olduk oluyoruz, ama terk için iç çalışma yapılmalı, sebebi öğrendik çalışmada bilgilenme en önemli bir faktör,

Asıl vurgulamak istediğim baştaki tarihi gerçekler ve dinsel programlar uygulaması esnasında konular nasıl KH tarafından çarpık ve bir ırkın devamlı ezilmesine bağlı edebiyatının sürdürülmesinin ana sebeplerini,

Evvelce de bu konuyu işledik tekrar hatırlayalım istedim,her ne kadar oldukça fazla abartılıp Hitlerin Yahudiler mezaliminin etkisinin de ana sebebini yani Atlantis idarecilerinin bir karma dolayısiyle kendilerini adeta bu vahşete teslim ettiklerini yani kendilerince arzulanan ödenti olduğunu da biliyoruz, ama yukarıda anlatılan ve tarihi çarpıtan bir çok başka şey de var hepsinin adeta rontgeni çekilmiş gibi apaçık,

Yukarıdaki alıntıda Ahit Sandığı ve Akhineton ,Sara, İbrahimin (Musanın) Esasta kimler olduğu ve olayların nasıl olduğu hakkında geniş açıklamalar var ,uzatmaya gerek yok,

O kozmolojik kadim ortamda ömürlerin de yüz yıllar aldığını bilirsek efsanelerin olanların ne olduğuna yani zamana dağılınca bir çok olaya dair bir anlayışımız olabilir,

Hatta daha ileri gidip kafaları pek karıştırmadan şu bölümü de ekleyebilirim, zira,

Aşağıdaki alıntıda Lahit Sandığı ve önemi uygulanması hakkında bazı açıklamalar daha göreceğiz ,K.lar dostların uzun müddet celselerde onun ne olduğunu sordular tam cevap vermediler ,işte sonlara doğru eğer bulabildiysem onun hakiki kullanım esaslarını belirten bir aktarım,

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Vincent Bridges'in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase'yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade etmiştik daha önce. Bu doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) Nasıl kaybettiler? 
C: "Kaybolmaktan" ziyade "alınıp" emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu. 
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu? 
C: Her ikisi. 
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar? 
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor. Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir. 
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor? (L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması] ...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın çalışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?) 
C: Yaratım. 
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar yoluyla. Ama KH'lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama nedenleri, ya bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları. Doğru mu? 
C: Çoğunlukla. Genel bir fikirleri var. 
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
S: (A) Oklüzyon nedir? (R) Sanırım...
C: Frekans çiti.
S: (R) Konuştuğumuz şeye de benziyor bu. Eğer aynı frekansta değilsen, bu... (L) Veya cismin etrafını belirli bir frekansla çevreliyorlar ve KH'ler o frekansı delemiyor. (R) Bir anlamda görünmez oluyor. (L) Ama yine de bir şekilde bir bölgeyi veya birşeyleri belirleyebiliyorlar. Ama bu bir gürültü veya benzer birşey olabilir. O kadar çok gürültü var ki, sinyalin kesin yerini belirleyemiyorlar. Bu insanların sürekli peşimize gelmelerinin nedeni bu mu? Bu şeyi bulmalarına yardım etmemizi mi istiyorlar? 
C: Aşağı yukarı. Tek neden değil.
S: (R) Sanırım diğer bir önemli neden, genel olarak çalışmaları bozmak. .... Jay Weidner Frank'in şimdi onu bulmalarına yardımcı olacağını düşündüklerini, Frank'in Set'in kanalı olduğunu söyledi. (A) Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Jay Weidner'ın söyledikleri, Frank'le ilgili ümitleri. Eğer bu doğru olsaydı Frank'le meşgul olurlardı, bizi rahatsız etmezlerdi. Dolayısıyla bunun o kadar önemli olduğunu sanmıyorum. (L) Ben de. Jay'in attığı bir yem sadece. (R) Bu cihazın olası pozitif kullanımlarını merak ediyorum? 
C: Çeşitli. Kadim zamanlarda bu cisme Tanrı'nın Hediyesi deniyordu. Yaşamı sürdürmek için gerekli herşeyin tezahür ettirilmesinde bir yardımcı olarak kullanılıyordu. 
S: (A) Tezahür mü? (R) Bu akla Merkaba'yı getiriyor. Ana Taş. Anne Taşı. (A) Demek her tür şeyi yapmak için kullanılabilir...
(R) Bu cisim Merkaba mı? 
C: Anne Taş, evet. 
S: (R) Demek buymuş! Merkaba'nın gerçek anlamı bu. Oldukça anlamlı. Ve bunlardan sadece bir tane var. (L) Bu cisim nerede yaratıldı? 
C: Kantek. 
S: (L) Kanteklilerin Dünya'ya taşınmasında da bu cisimden yararlanıldı mı?
C: Bazılarının. Diğerleri Kertenkeleler tarafından taşındı.
S: (L) Bu durum olaya yeni bir bakış açısı getiriyor. Bunun ayrıntılarıyla ilgili sorular sorduğumuzda, örneğin yeri hakkında falan, yanıtlar çok yavaş geliyor. Başka bir soruya geçelim.onuşuyorduk. Şu anda da, kadim belgelerdeki önemli bazı ipuçlarına dayalı olarak bu bireyin aynı zamanda Truvalı Helen olabileceğini konuşuyoruz. Bu gerçekten de takip etmesi faydalı bir fikir mi? İpuçlarının doğru bir değerlendirmesi mi? 
C: Öyle! 
S: (L) O zaman hikayeye göre Paris/Alexander de İbrahim'le aynı kişi ve Herodot'un Paris ve Helen'in Mısır'da geçici olarak kalmasına dair hikayesi doğruydu? 
C: Evet.
S: (L) Bir de ele almamız gereken erkek kardeş meselesi var. İbrahim'in Lut adlı bir yeğeni var. Bir yanda da Musa ve Harun, Yakup ve Esav, İshak ve İsmail var. Tüm bu kardeş çiftleri, kardeş olsunlar veya olmasınlar aynı hikayelerin, aynı kişiliklerin farklı yansımalarından mı ibaretti?
C: Büyük ölçüde ama başka hikayelerin unsurlarıyla da harmanlandı.
S: (L) Bu gerçek kardeşler anlamında bir kardeş/kardeş ilişkisi miydi?
C: Hayır. "Kardeşlik" ilişkisi "sahte" aktarım hattını meşrulaştırmak için yaratıldı. 
S: (L) Yani bir kardeşlik ilişkisi yoktu, tabi hikayenin herhangi bir kısmının doğru olduğunu kabul edersek. Öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Hikayedeki değişiklik unsurlarından biri Yakup'un kardeşi Esav'a bir "nimet" veya "hediye" vermesiydi. Bu anlatım, o hikayede Yakup olarak görünen Musa'nın bir başka birine birşey, önemli birşey verdiği gerçeğinin bir yansıması mı? 
C: Evet. 
S: (L) Veren Musa/İbrahim miydi? 
C: Evet. 
S: (L) Verdiği şeyi kime verdi? 
C: "Musa" soydaşlarının yozlaşmaya direnme yeteneğiyle karşılaştırıldığında cismin tehlikesinin daha büyük olduğunu sonunda anladı. Cismi yaratıcısına verdi. 
S: (Galahad) Cismi yaratanlar KH güçleri miydi yoksa BH güçleri mi?
C: KH güçleri.
S: (Galahad) Yani Ahit Sandığı KH güçleri tarafından yapıldı. Bu durum Musa'nın bazı gerçeklerin farkına varmasını mı sağladı? Musa uyanmaya mı başladı? 
C: Evet. "Melekle mücadele" hikayesi önemli bir dönüş noktası ve geri veriş anıydı."


Vikipedide Musaya bakın nasıl karmakarışık bilgiler manzumesi ile anlatılmaya çalışıldığını anlayın ,kökenler belirsiz bilgiler şelalesi ve dinlerin birbirine benzer kadim dönemlerden gelen efsanelerin kılık değiştirmesi ve çarpıtılan benzer aktarımları..

İnsanlar bu aktarımdaki bilgilere bulundukları bölgedeki din dayatma fenomeninde şartlanıp takıldıkça diğer din mensuplarını ve sözde inanmışları iten ayıran bir hale gelip çatışmalarına yeni garnitürler peşinde olmuşlar ve içlerinden gerçeği çok azı fark edip sesini çıkarmaya çalışsa da cılız ses olarak kalıp toplum içinde asimile olmuşlar ve bu hal günümüzde de devam etmekte,

Ara..


gerçek tosun paşa

#1150
Geri dönmene sevindim Tgur revize koyayım buraya da müsait bir an yakaladığımda okuyacağım :)

Tgur

#1151
GTP dostum bir yerlere gittiğimi nereden çıkardın ,hala buralarda ayaktayım selam ve sevgiler..


gerçek tosun paşa

#1152
Bir süredir bu başlığa yazmanı bekliyordum oradan çıkardım :) Aman buralarda ol bu yazdıkların hem keyifli hem de bir çok forum takipçisi için önemli :) Benden de büyük büyük selamlar ve sevgiler Tgur

Tgur


Tgur

#1154
Bazen hazırlayıp numaralar verdiğim yorumlarda sıra karmaşası yapmak istiyorum ,zira kaosun yani karmaşanın da kendine ait düzeni vardır olayına aşinayım ,taze olaylar değişik davranışlar doğuruyor aşağıdaki konuların en sonundaki bölümde yayınlamak için neden acele ettiğimi anlayacaksınız,

YORUMLAR XI

S: (Galahad) Hiçbir sıkıntı olmaksızın Kanada'ya girip çıkabilecek miyim? 
C: Muhtemelen, ama şansını zorlama. 
S: Tamam. Yapmamam gereken herhangi bir şey var mı?
C: Asla güvende olduğunu varsayma. Paranoyak da olma.
---------------------------------------------------------------------

Bu husus pozitif yolda olumlu bir şeyler yaptığımızda yani davranışlarımız doğaya hayvana insana zarar değil fayda veren tavırdaysa ,buradaki insan tanımına kendimizi de katabiliriz,negatif olayların yandan ,arka kapıdan geleceğini unutmamalıyız,

Paranoya yapmadan bu yaşayışa ayak uydurabilmek aldığımız bilgileri her an kulağımıza çıtlatan alarm zili gibi hissetmekle mümkün oluyor, bu ne demek,

Denge ,

Doğanın işleyişinde dengenin her an olduğunu bilebilmek, Zihnimde tilkiler dolaşmaz yani oldukça saf bir karakterim var negatif oluşumlarla yani hırs kin kıskançlık intikam hisleri ile yoğunlaşmış halleri devamlı reddetme alışkanlığım var mümkün oldukça kaçınan bir karakterdeyim veya bu yaşa kadar gelip bilgileri özümseyip yaşamı başka perspektiften görebilme yetisi edinmiş olabilirim, her neyse şimdi kendimizi parlatma seanslarına geçmeden bazı gerçekleri açıklamak uğraşısındayım,

Bu haller içinde olan ben devamlı elimdeki bir şeyi düşürür kırar eşim kınar veya sık sık kaybeder tekrar bulurum veya bulamam asude bir ortamda 50 senelik cennet gibi bir sahildeki evde yaşarken zelzeleye maruz kalıp nisbeten rakımı yüksek bir yere taşınmak mecburiyetinde kaldık, araç arızaları ortamımda çok olur mesela şimdi oturduğum evde daha dün kombi değiştirmek zorunda kaldım, bozuldu çünkü, sigortaları yenilesem de sık sık kaçak akım rolesi devreye giriyor, elektrik kesilmeleri yaşıyorum dün bir telefon geldi vergi dairesinden bir memur bayan ,kimliğimi adresimi olduğu gibi bilip bana onaylatıp "siz bir ticaret erbabını vergi vermeden satış yapıyor diye şikayet ettiniz mi" dedi,hayır dedim kapattı, sonra olayı neden hurcalamadım şeklinde kendi kendime kızarken bu gün K. bilgilerinde dolaşırken bu paragrafa rastladım,

Anlatmak istediğim anlaşılmıştır sanırım benim gibi saf ve negatif hallerin dışında masum bir yaşayış gösteren bu adama bu haller neden gelir ,

Uğraştığımız bu oldukça hassas ve özel konulardan ötürü ,zira bilgiyle farkındalık yolunda ne kadar genişlemişsem bunu idrak yanında bir de bu siteyle haşır neşir olup olan biteni safça açıkça anlatıyorum, bunu yaparken de sahte kişiliklere bürünmeden yapmaya çalışıyorum mümkün olduğu kadar samimiyetle, bu  tamamiyle pozitif haldir ,bahsi geçen doğanın kutuplar işleyişinde denge dolayısiyle hepimiz bu tip şeylerle yani olumsuzluklarla karşılaşabiliriz anlatmak istediğim budur..

Paranoya haline getirip şu anda hangi bir negatif oluşumla karşılacağım diye zihnimi devamlı meşgul edersem o beklediğim hemen yanıbaşıma gelir ,çarpılıp kalırım ,zira ortada paranoya endişe ile dolu zihinsel bir hal var ve bunu doğuran benim ,

Doğanın işleyişinde eğer bu işler başka güçler tarafından oluyor denirse yani monoteizme takınılmışsa ,inanç öyleyse, devamlı dövünen korku içinde yaşayan ve negatiften kurtulamayan bir biçaresiniz,

Yalana inanan belaları beklemelidir, bunun mekanizmasına evvelce dokunmuştuk ,şu anda dünyanın ve ülkemizin genel hali budur,
Onun için her bardak veya çanak falan elimden düşürünce veya bu tip olumsuzluklarla karşılaşınca tebessüm edip bilmiş bilmiş kendimi avutuyorum etrafımdakiler ne kadar irkilselerde..

----------------------------------------------------------

S: (L) İlkini soracağım. Neden bu korkunç bel fıtığına yakalandım, ne zaman ve neredeyken? 
C: Yüksek seviye negatif enerji kaynağının yoğunlaşması. Alışılmadık yerlerde uyumak hakkında uyardık. 
S: (L) Anlıyorum. (Perceval) Tam olarak ne zaman oldu bu? (L) Trieste'deyken ikinci veya üçüncü gece bağırarak uyandığım zamandı. Başarılı bir şekilde bunu çözebilecek miyim? 
C: Şüphesiz. 
S: Gelecekte alışılmadık yerlerde koruma için yapabileceğim herhangi bir şey?
C: Farkındalık. Uygun önlemlere yönlendirecektir.
S: (A) Anlamıyorum. İlk defa alışılmadık bir yerlerde olduğumuz bir zaman değil. Bu sefer niye bu oldu? Bu özel yerle ilgili çok özel olan neydi? 
C: Geziden önceki saldırılar nedeniyle enerji düşüktü. 
S: (Perceval) Neyden bahsettiklerini biliyor musun? (L) Tüm Temmuz dönemi. Melissa C**** ile başladı. Sonra Tanya ve erkek kardeşi vardı, GLPciler ve Kathy O. Bunun Matthew ve eve getirdiği kadınla bir ilgisi var mıydı?
C: Bunu sorman ilginç!
S: (L) Bu yüzden sordum. 
C: Pek çok ipucu vermedik mi? 
S: (A) İpuçları neredeydi? (L) Matthew ile ilgili mi? Sevgiyi tüm yanlış yerlerde aramak, çiti atlamak ve kıymıkların batması. Nasıl işlediğine dair teorim doğru mu? Kadının enerjisi Matthew aracılığıyla rotaya sokuldu, bana yönlendirildi boyun sistemimi zayıflattı? 
C: Yeterince yakın.
 S: (Foofighter) Nüfusun %94'ünün taşıyıcı olarak veya yeni bir ırka yönelik parçalar olarak kullanılması konusunda verdiğiniz bilginin "tüm bu çabalar başarısızlıkla sonuçlanacak" şeklindeki açıklamanızla nasıl örtüştüğünü merak ediyorum. 
C: Nüfusun 94'ünün "ölebilecek" olmasının KH güçleri için başarı anlamına gelmesi şart değil. "Taşıyıcıların" enerjisi, pozitif olarak veya negatif olarak kullanılabilir. Ayrıca, dikkat ederseniz, o planlar sizin grubunuzun çabalarından önce açıklanmıştı. Çırpan kelebek kanatlarını hatırlayın! 
S: (Perceval) İşte. Hiçbir şey kesin değil. Ne yaptığına bağlı, Foofighter! (Foofighter) Bunun için teşekkürler. (L) Kanatlarını çırp. (Perceval) Kanatlar temin et ve çırp onları.

----------------------------------------------------------------------

Her ne hikmetse dörtlük yazma merakım başladıktan beri başlarına hep tarih koyarım, bazen faydalı oluyor nerelerden nerelere hayretimi tatmin için, yine kendimden bahsettiğim için sıkılıyorum ama bazı şeyleri izah etmeye yol oluyor başka maksat yok ,biz kim olabiliriz ki, öyle saçma saplantılarım yok çok şükür,bu herkesin başına gelen olağanüstün şeyler yeter ki tarif edebilecek farkındalık gelişsin yoksa sudaki izler gibi yaşamımızdan yok olur gider, buna iç güdüyü fark etmek veya etmemek de diyebiliriz,

Şu "Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar" ile başlayan dörtlüğüme tarih koymamışım ama beni oldukça fazla meşgul etti ,bunu nasıl yazdım hayreti ile beraber bir çok kapıyı açmak için de kullandım, bu alıntıda da bunu görüyoruz, evvelce bu alıntı bölümünü okumuş geçmişim demek,

Bu kabil şeyler evrende her şeyin birbiri ile ilintili olduğundan başka o defalarca bahsettiğimiz değişken çekim dalgalarının izahını da yapıyor, var oluşun genelindeki mutlak değişim dönüşüm karakterini,

Ve şu kısım ile başka şeyler de anlatıyor,

"C: Nüfusun 94'ünün "ölebilecek" olmasının KH güçleri için başarı anlamına gelmesi şart değil. "Taşıyıcıların" enerjisi, pozitif olarak veya negatif olarak kullanılabilir. Ayrıca, dikkat ederseniz, o planlar sizin grubunuzun çabalarından önce açıklanmıştı. Çırpan kelebek kanatlarını hatırlayın! "

Evvela K. dolayısiyle yani bu celseler yoluyla olan bitene bir çok şey eklenmiş değişmiş ve bu devam etmekte ,nasıl devam etmekte, farkında olan nüfus artarak,

Konu bu celseleri yapan genişleten gurubu tabulaştırmak değil okuyan idrak edenin kendini genişletmesi ile ilgili,

Burada bir gurubu şimdi bol bol ülkemizde de gördüğümüz gibi bir kişiyi veya üst laflar eden bir kesimi cemaatlaştırıp her türlü olumsuzluğu buna takarak yürümek değil işaret edilen bir kelebek çırpması bile olsa olan her şeyin başka manalara yollara yönelmesi ölse dahi nüfusun büyük kısmı taşıyıcı olarak olacak pozitif uygulamaların devam edeceğini ilan etmek, tabii ki emkarnasyon döngüsünde olayın halis olması arınması pozitife doğru yönelmesi ile ilgili,

"Taşıyıcıların enerjisi"

Bu bölümde evvelden çok bahsettiğimiz fizik beden /genetik beden/ruhsal beden üçlemesindeki birbirine yaratımın her anında etkileşmeden bahsediliyor, taşıyanın enerjisi,

İzah buralara gelince bizleri de bu taşıyıcılar gurubuna takan muhteşem taşıyıcı Bozadiye nasıl tekrar tekrar teşekkür edemeyiz, o arkadaş her ne olursa olsun bu tercümeleri bir çok badireler atlatıp yılmadan bundan evvelki siteye ve Tiversenus dolayısiyle  buraya taşıdı o olmasa ve bu faaliyetleri sergilemeseydi biz aranmakta olup sağa sola başını vuranlardan olacaktık ,bu tabulaştırmak değil Sezarın Hakkını Sezara vermektir..

----------------------------------------------------------------

(Perceval) Pentagon'u vuran dron, binaya çarpmadan hemen önce binaya füze mi fırlattı? 
C: Evet. 
S: (Perceval) Harika. Planın bir parçası olarak Beyaz Saray'ı vurmak için de bir dron hazırlanmış mıydı? 
C: Evet, ama patlama şiddetini tek bir noktaya odaklayan türde bir füzesi yoktu. Ayrıca, oldukça farklı görünümlü bir araçtı. S: (Perceval) Neye benziyordu? Ne çeşit bir araç? (Gülüşme) UFO mu? (Herkes gülüyor.)
C: Daha çok "Usame spesiyali" (Orijinal metinde "Osama special". Usame bin ladin'e bir gönderme olsa gerek) gibi.
S: (Perceval) Sonuçta 93 sefer sayılı uçağın Beyaz Saray'ı vurması planlanmamıştı.
C: Muhtemelen öyle ama "neokonlar" bütün "plandan" haberdar değildi. 
S: (L) İhanet de var işin içinde, desenize? (Perceval) 93 sefer sayılı uçağın yolcularının gazlanmasıyla ilgili bir sorun olduğu, uçağın o yüzden düşürüldüğü söylendi. Gaz yayılmamış. Tek aksaklık bu muydu yoksa uçağın kontrolünü kaybettiler de o yüzden mi düşürmeleri gerekti yoksa başka aksaklıklar mı mevcuttu? 
C: Düşürmek zorundaydılar çünkü pek çok açıdan artık kontrol altında değildi. Hiç kimsenin hayatta kalmasına izin verilemezdi. 
S: (Galahad) 93 sefer sayılı uçaktan çok sayıda telefon çağrısı yapıldığı söyleniyor, yoksa bu iddialar yalan mı?
C: Bazıları gerçekti.
S:(Perceval) Medyada rapor edilenler gerçek miydi?
C: Evet, fakat "artırmalarla."
S: (Perceval) Hadi şu gerçek zamanlı ses değiştirme teknolojisinden bir tane edinelim! (Galahad) Barbara Olson gerçekten telefon etti mi? 
C: Oo, evet! 
S: (Galahad) Eğer plandan haberdarsa neden arasın ki? 
C: "Haberdardı" ama planın 77 sefer sayılı uçağı kapsamaması gerekiyordu. 
S: (Galahad) Yine bir ihanet. (Perceval) Bekle, sonuçlara atlamayalım. Olson'un bir şekilde kaçırılması veya bir sigorta olarak kullanıldığına dair hipotezinde Laura haklı mı... durum bu mu? 
C: Sigorta, şantaj ve "kötü şeylerin habercisi". 
S: (Galahad) Yani görünüşe göre kocasının bir şeylerin planlandığı gibi gitmediğini bilmesi için telefon ediyordu. (L) Kendi kazdığı kuyuya düşmüş demek. (Perceval) Tüm operasyonun Flight 77yi içermesi gerekmiyordu. 
C: Doğru. 
S: (Perceval) Kafamdakileri yerli yerine oturtayım. Peki neden planın 77 sefer sayılı uçağı kapsaması gerekti? (L) İhanet. (Galahad) İsrailliler bir rehine alıp ABD'yi zor duruma düşürmek istediler. (Perceval) Yani buna karışan iki grup var demektir. 
C: (L) Düşünsenize, Amerika ve bir seviyede bu neokonlarla İsrailli ajanlar veya her kimseler, neokonlar, "Oo evet, bu harika bir fikir" dedi çünkü kafalarında "Oo evet, İsrail'in bunu yapmasına izin verelim. Bu bizi Ortadoğu'ya götürür ve o zaman İsraillilerin üzerinde de tepinebiliriz. Her şeyi alabiliriz. İşleri onların aleyhine çevirebilir ve herşeyi elde edebiliriz." diye düşünüyorlar. Ve sonra İsrailliler "Ne düşündüğünüzü biliyoruz. Bize yardım edeceğinizi ve her şey bittikten sonra da suçu üzerimize yıkabileceğinizi düşünüyorsunuz. Peki tahmin edin? Size gününüzü göstereceğiz." diye düşünüyor. Yani neokonlar Pentagon'u "Usame spesiyaliyle" vurmayı planladılar. Bunun dikkatli bir saldırı olması gerekiyordu, evet, ama oldukça farklı bir şey gibi görünmesi için boyanması gerekiyordu. Bu arada İsrailliler, bir şeyi Amerikan Havayolları uçağı gibi görünmesi için boyuyorlar ve başka bir uçağı rehin alma planları var. Ve sonra randevular, görüşmeler veya her ne sebep ile olursa olsun Barbara Olson'un bu uçağa binmesini sağlıyorlar, plan bu. Ve sonra Barbara Olson, ellerinde. O, seçildi çünkü o; genç, çekici bir televizyon şahsiyeti. Ve sonra hafifçe bir Amerikan Havayolları uçağı gibi görünmesi için boyanan bir Amerikan ordusu uçağıyla Pentagon'u vurdular. (Perceval) Olay bu. Usame'nin bir Amerikan ordusu uçağını nasıl ele geçirdiğini açıklayamazlardı. Orijinal planda bir "Usame spesiyali" ile vurulacaktı. Bu ne olurdu? (L) Muhtemelen daha küçük, daha hafif ve daha az ölümcül bir şey. (Perceval) Küçük bir Cessna gibi veya içinde bombalar olan bir şey. (L) Gerçekten Usame'den gelen bir şey gibi görünmesi gerekiyordu. (Perceval) Usame'nin erişimi olan bir çeşit uçak gibi, doğru mu? Ve bunu onlara söylüyorlar. Planın bir parçası bu. Patlayıcılarla dolu bir uçakla Pentagon'u vuracağız. Ama İsrailliler bunu neokonlara söylerken yalan söylüyorlar. 77 sefer sayılı uçağı alma planı yapıyorlar: dron. Yani tüm operasyonla ilgili plan iki grup arasında bölünüyor. (Galahad) Dünya Ticaret Merkezi'ni merak ediyorum. Orijinal planın bir parçası mıydı yoksa bu da bir ihanet miydi? 
C: Dünya Ticaret Merkezi orijinal "ana" plandı. Sembolik değerine ihtiyaç duyuldu. 
S: (L) Yani böyle yapacağız dediler. Ama... Mossad'ın Pentagon'daki bu neokonlara söylediği şeyi zihninizde canlandırın.
"Tamam, siz elbette geride duracaksınız ama yine de sizi gizlemek için birşey yapmamız lazım. İşte yapacağımız şey. Sanki size de saldırılıyormuş gibi görünmesini sağlayacağız ve sonra asla kimse buna dahil olduğunuzdan şüphelenmeyecek.Kitaptaki en eski psikopatik numara. Masumiyetini "kanıtlamak" için kendine saldır. (Perceval) Ve bunu televizyona koyacağız sonra bütün insanlar bunun Usame'nin işi olduğunu düşünecek. (Galahad) 93 sefer sayılı uçak orijinal planda var mıydı? 
C: Evet, ama farklı bir hedefle. Washington Anıtı ve bir sürü masum sivile ne dersiniz? 
S: (Perceval) Yani Beyaz Saray üzerinde "Usame spesiyalinin" başka bir tipini kullanmayı planlıyorlardı ve kullanmadılar. Neden? 
C: Bush'u pantolonu düşmüş halde bıraktı, öyle değil mi? 
S: (Gülüşmeler) (Perceval) Bush ve neokonlarını epeyce zor duruma düşürdüler. Tamamen farklı bir plan anlattılar onlara. (L) Ve sonra... şok! (Perceval) Ve etrafta koşturup "Ne bok oldu böyle?" diyorlar. (DW) Bu, Pentagon'daki örtbasın neden çok yetersiz ve neden çok açık olduğunu izah ediyor. Bunların hepsi sonradan tasarlandı. (L) Önceden planlanmış olsaydı daha iyi bir örtbas hikayesi uydurabilirlerdi. (A) Dünya Ticaret Merkezi üzerinde sıra dışı bazı silahlar mı kullanıldı? 
C: Oldukça basit bir "vuruştu" ve bina da özel olarak hazırlanmıştı. S: (Perceval) Peki çelik kirişlerin öyle tamamen çökmesini sağlamak için ne kullandılar? Bununla alakalı bir sorunuz var mıydı? (A) Şey, binanın özel olarak hazırlanması, kirişleri kesecek patlayıcılar demektir. Ama çok fazla kiriş var. (Galahad) Ama biz, binadaki patlayıcılar hakkında sorduk ve bunun daha çok şekillendirici... (Mr. Scott) Evet EMP (Electro Magnetic Pulse=Elektro Manyetik Darbe). (Perceval) Şekillendirilmiş EMP'li iletkenler. (Galahad) Bu da demektir ki, şekillendirilmiş EMP dalgalarını kullanmak "oldukça basit" . (Gülüşmeler) (Perceval) Columbia'yı indirebilselerdi... (Galahad) Columbia mekiğindekiyle aynı teknoloji miydi? 
C: Evet. 
S: (Galahad) Aynı kaynaktan mı geldi? (Perceval) Uzaydan uyduyla mı?
C: Şimdi sıcak sulara giriyorsunuz.
S: (Galahad) Çok sıcak sulara girmek istemeyiz sanırım... (Kahkaha) (A) Bizi ilgilendirmez. (Galahad) Merak kediyi öldürdü.
C: George'u bile korkuttuğunu hatırlatalım.

----------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki uzunca bölümü aktarmamdan kasıt ,bazı celselerde parça parça anlatılan ve celseyi yapanların heyecanla başka sorularının sorulması sebebi ile bölünen 11Eylül de olanların genişçe özeti olduğundandır,

Kritik ve olayların sebepleri ile dostların yorum ve açıklamaları ve K.ların ilaveleri ile bence çok uygun bir toparlama,

Üzerinde çok yorum yapabiliriz ama gerek Yahudilerin gerekse KH nın imparatorluğunu üstlenmiş USA nın nasıl korkunç bir halde dünyayı etkilediklerini vurgulayabiliriz,

Ortada Yahudilerin yılan kardeşliği usulleri ile insanları manipüle ve karıştırma karmik bir nolu görevlerini uygulama safhası yanında başka şeyler de var,

Atlantis Belial oğulları nesli denen USA nın KH  yolunda yaptıkları gerçekten yalanlarla bulaşmış ve savaşmaktan başka yol düşünemeyen ve alabildiğine silah alıp USA ekonomisini yüceltme yolunda düşüncelerle paralize edilen insan yaratmaktalar,

Kin doğurulması yaşatılması ve  ülkeler arası savaşma işinin en olağan yaşam şekli olduğunu bilinçlere yapıştırmak,

Ne mutlu ki bizim gibi çok azınlık gurup bunun farkında

Ve bir evvel bahsettiğimiz gibi pozitif yönde Taşıma Enerjisi ile olayın bildiğimiz "yüz maymun" ve "şakraların birleşmesi" yolunda dünya bilimi ile tesbit edilip başka türlü olamaz denen uygulamalar dışında nitelik yönünden tarif edilemeyen "kozmik bir taşıma ve dağılma enerjisi" ile diğer bütün insanlara aktarılabildiğini biliyoruz, şu soru ve cevaba dikkatli bakalım, kanat çırpmadan evvelki cümle,

"S: (Foofighter) Nüfusun %94'ünün taşıyıcı olarak veya yeni bir ırka yönelik parçalar olarak kullanılması konusunda verdiğiniz bilginin "tüm bu çabalar başarısızlıkla sonuçlanacak" şeklindeki açıklamanızla nasıl örtüştüğünü merak ediyorum. 
C: Nüfusun 94'ünün "ölebilecek" olmasının KH güçleri için başarı anlamına gelmesi şart değil. "Taşıyıcıların" enerjisi, pozitif olarak veya negatif olarak kullanılabilir. Ayrıca, dikkat ederseniz, o planlar sizin grubunuzun çabalarından önce açıklanmıştı. Çırpan kelebek kanatlarını hatırlayın!" 

---------------------------------------------------------------------

C: Yaralısın; yara kapanmadan önce dışarı gidip çamurda oynar mısın? 
S: (S) Kesinlikle hayır. Yapmakta olduğum şey dışında iyileşmeme yardım edecek herhangi bir öneri, günlük tutmak gibi? 
C: İyi fikir. Ama unutma ki onlar fiziki ebeveynlerin, ruhsal değil. Bu herkes için geçerli. Bazı durumlarda, döngüdeki bu özel zamanda, ruhların bu toplanışına katılmak için plan yapan pek çok kişi, enkarnasyonel seçenekler açısından "alabileceğini" almak zorundaydı. Çoğu durumda güçlü ebeveyn-çocuk bağları genetik bedenin bir parçasıdır.

----------------------------------------------------------------------

Buradaki yaşam için cevaplar soru soranın  yakınlarından şikayeti üzerine ve ne hazin ki sipiritüel bilgilere doğru hepimizin açlık duyarak yöneldiği  zamanda ebeveynlerimizin yakınlarımızın bu konulara  katiyen ilgi göstermediklerini hatta baltalama yolunda ellerinden geleni yaptıklarına şahidiz ve dünya aile sistemi içerisinde bu ayrılığın nedenleri üzerinde çok ızdırap çekerek düşünmüşüzdür,

Ben kendiminkilerinin bu davranışlarında bu mevzuda katiyen yakınlık göstermeyişlerinin sebeplerini buldum babam sert bir askerdi annem son derece saf bir varlıktı ve ben de askerliği yatılı liseden itibaren seçip evden koptum, eşimin "anıların ötesinden gelen" denen çok ileri bir ruh olduğunu bildiğim halde bana şiddetli bir yankı odası manzarasını sergilediğinin sebebini biliyorum ve ona göre davranıyorum, denge tahtında ve hazırlanışta böyle bir söz vermiş gelmişiz, beni devamlı dünyaya doğru çeker ve bu  faaliyetinin faydalarını gördüğümden bu teşhisi daha rahat yapıyorum ,uzun bir hayat ve evlilik ve olanlar ise uzun hikaye, her neyse,

Yukarıdaki alıntıda ruhların bu dönemi görmek için acele etmesi ilgimi çekti ve çok hassas evreler yaşadığımıza bir defa daha şahit oluyoruz,

Ülkemiz idaresinin son safhalarına bakalım , pandemiye bakalım, ekonomik sıkıntıya sokan sebepleri inceleyelim,adeta meczuplar tarafından idare edilen ülkemiz ve ülkeler emperyalist emellerin, hırsın maksimum noktalarda insanları yaşamından kahrettirecek durumda olması,

Ve bir şey yapamayan bir kapta ısıtılan kurbağalar gibi olanlara alışmış hale gelen ilgisizlik ve vurdum duymazlık,

Bunlara kapılmamaya çalışan olayları ders olarak görüp eller ensede seyretmek isteyen ama ensesi ve elleri çok ısınan bizler, olaylara bazen sürüklenip doğruda mıyım eğride miyim tereddütleri,

İşte bu noktada bildiklerimize öğrendiklerimize iyice bakıp inanç sistemimizin temellerini kontrol etmemiz gerek,

-------------------------------------------------------------------

C: SD harcanabilir nitelikte ve niyet de "harcamak". 
S: (A) Hmm. (Perceval) Yani SD'yi kontrol edenlerin bir amacı var ve o bunu bilmiyor. Kendisine her şeyin söylendiğini sanıyor ama aslında söylenmiyor. Ve nihai amaç ondan kurtulmak. (A) Hmm. (Perceval) Peki SD'nin kendini bu durumdan kurtarmasının herhangi bir yolu var mı? Eğer bize karşı niyeti iyiyse, bizimle herhangi bir geleceği var mı? Grubun bir üyesi olmaya devam edebilir mi? 
C: SD bu evin dinamiklerini gözlemleyerek buranın hem kendisi hem de yapabileceği herhangi bir katkı için en emniyetli yer olduğunu görmeli. Samimi olursa, hayal ettiğinden çok daha fazlasını başarabilir, ama olmazsa hiçbir şey başaramaz. Hepiniz çeşitli testlerden geçtiniz. SD geçmedi. Ve kesinlikle test edilecek. Koşulları karşılayabilirse, "karşılığını" alacak. 
S: (A) Bu celse SD'nin "yöneticileri" tarafından izleniyor mu?
C: Hayır, onun "yöneticilerinin" burada bir gücü yok.
S: (Perceval) Konusu açılmışken, bu evde herhangi bir dinleme aygıtı olup olmadığını sormak istiyorum.
C: İhtiyaç duyulmuyor.
S: [kahkaha] (Atreides) 80'lerin televizyonları gibi. (A) "İhtiyaç duyulmuyor." (Mr. Scott) Eğer düşünceler ışınlayan bir Ari orduları varsa, o zaman sanırım bunu oturdukları yerden rahatça yapabilirler. 
C: Scotty yakın. 
S: (Mr. Scott) Bu benim resmi adım olmalı. (A) Scotty ne dedi? (Mr. Scott) Dedim ki eğer malum güçlerin yaratıcı insanlar tarafından alınan düşünceler ışınlayan bir Ari psişik projektörler ordusu varsa... (L) Ve durugörü... (Mr. Scott) Celseyi uzaktan izleyebilirler veya buna benzer şeyler yapabilirler. (L) Ve belki de dışarıdaki bir ağaçta görüntü veya ses alabilen çok küçük cihazları var, bilmiyorum. (A) Şu anda izlenmediğimizi söylediler... (Galahad) SD'nin yöneticileri tarafından. (L) Şirketin yapısı konusuna dönelim. Bu konuda takip edebileceğimiz en iyi yol nedir? 
C: Ark'tan Scotty'ye kadar hepiniz için en emniyetli şey, işinizle ilgili herhangi bir şirketin hisselerinin çoğunluğunu veya önemli kısmını elinizde bulundurmak. Bunun başlıca nedeni psişik blokajın özellikleriyle ilgili. SD henüz camlarını temizlemedi ve henüz sizinle eşgüdümlü bir amaç takip etmiyor. 
S: (L) Evet. Bu konuyu çözümlemek için birşeyler düşündüm ve bugün bunu yazdım. Yazdığım şey yapmamız gereken şeyler açısından uygun mu? 
C: Yakın. 
S: (L) Peki ya SD'nin oluşturduğu şirket? 
C: Eğer SD kendi mevcut blokajını aşabilirse, o konu da bir şekilde çözümlenecek.
S: (L) SD'nin blokajı nedir?
C: Gerçekten güvenememe diye tanımlanabilecek şeyle desteklenen korku. Kontrol ettiği ipler onu boğabilecek halatlara dönüşebilir. 
S: (L) [plastik ambalajdan alınan kurabiyelerin hışırtılı sesleri.] Bu kaset bu hışırtı sesleriyle dolacak. (A) Oo, nerede bu hışırtılı şeyler?! (Perceval) Yani burada ilginç bir denge var. Eğer SD güvensizliğini aşamazsa, onu yönetenlere yapışacak. Eğer güvensizliğini aşabilirse... (L) Sınırsız seçenekleri olacak. (Perceval) Ama o bağlı olduğu çevreden kurtulabilecek mi? [Çok hışırtı sesi.] (Mr. Scott) Veya nasıl... 
C: Bekleyin ve görün. Sadece şunu soralım, "İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur"
S: (Perceval) İsa. (L) İsa'yı kanallıyoruz! [kahkaha] (Perceval) Haleluya! Muhafazakar okurlarımız küplere binecek. (Galahad) Bizi kazıkta yakmak için dışarı çıkacaklar. 
C: Bunu ifade etmenin bir diğer yolu, "eğer kendini eski yaşayış şekline sabitlersen, o yaşayış şeklinin sonuna geldiğinde o yolla birlikte çukura gidersin." 
S: (A) Bunu bize mi söylediler, SD'ye mi? (L) SD'ye. (A) Bunu ona söyleyebiliriz. (L) Bu konu üzerinde yeterince durduk mu? Bir sonraki konuya geçelim.

--------------------------------------------------------------------

Matta incilinden bir cümle ile olayı izah etmeye çalıştılar,kimler K.lar,

"İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur"

Böyle devrik cümlelerle edebi yazdığımı sanıyorum ,zaten ömrümüzün büyük kısmı bu sahte kişiliklere bürünme merakından olmuyor mu ,alın size bir itiraf,

Evet konuya dönelim ,dünyevi yönetmeliklerle sağlam bir şirket kurup ve bunu beraber sandıkları bir katılımcı ile gerçekleştirmeye çalışıyorlar (SD) ile, fakat onun yöntemlerini sorgulayarak bu hassas konumda dünya ihtiras ve olumsuzluklarından kurtulmasını istiyorlar ,

Verilen cevapta kişinin  sandıkları gibi uğraşılan  evrensel konuda pek sağlam olmadığını  samimi halde ve inançta tam oturmamışlığından topluca dostlarımızı zararlı yollara sürükleyebileceği durumu ortaya çıkıyor özetle olay budur,

İlgimi çeken işaret ,

"eğer kendini eski yaşayış şekline sabitlersen, o yaşayış şeklinin sonuna geldiğinde o yolla birlikte çukura gidersin." 

Bilmiyorum bu da incilden mi ,değil sanırım, ama çarpıcı ,özgür iradeye katiyen cevaz vermeyen bağnaz bir yolla tehdit değil gerçeği sergiliyor, biraz korku fenomenini de işleyerek ,

Bazı gerçekleri korku göstererek de şokla vermek gerekir şeklinde bir fikir oluştu zira bilincin işlemesinde rahvanlık ve takılınıp çıkamama varsa o bireyin yüzüne bir tokat atmak da bir yoldur, bunu neden söyledim ,

Yoğunluk değiştirmiş bir hanım dostumu hatırladım ,bir konuda her halde eşiyle olan bir çıkmaz durumda kilitlendi adeta histeriye kapıldı ve nahoş şeyler söylemeye başladı ,ortamda beraber olduğumuzdan nereden aklıma geldiyse bir tokat attım, normal hale döndü ,o günden sonra bana hep çekinerek bakardı, ama işe yaradı,
Kişilerin bu şok yolları ile adrenalinin yoğun bir şekilde salınımının bazı konularda faydalı olabileceğini söylemek istiyorum ,ama tercih edilen tasvip edilen bir yol değil onu da belirtmem gerek,

Konuyu yoğunluklar altında değerlendirirsek biz 2Y dostlara hep öyle yapmıyor muyuz ,çiti aşan kaçan koyunları çit içine sokmak gerekirse,

Her nedense bu bahsettiğim korku yolları ile geri bilinçleri yola sokma işi çok uygulandı bazen netice verdi bazen fiyasko ile sonuçlandı,sonuçta her türlü gücün kendinde olduğu inancı insanlara kollarından tutup sarsaklayarak verilmez ,onu tam idrak ettik,

Enkarnasyon döngüsü içinde kişi düştüğü çukurdan çıkamazsa bir sonraki hayat için fırsatlar yakalamakta ve yaşarken eğer bilgiye doğru koşup bilincini çalıştırma yollarına baş vuramazsa yaşam ve doğa yapılan yanlışları yüzüne vuran şoklarla anlatmaya çalışır kısaca bela ve müsibet olarak ortaya serilenlerin birer ders olduğunu anlayana kadar bu döngüde dolanır dururuz,

Bence anlatılmak istenen budur, zira var oluşun her zerresi kıymetlidir ,gerçeği kendi kendine bulmalıdır ve mutlaka 7Y ilintilidir, müdahale etmek en yanlış yoldur, sadece gerçek anlatılır  eğer dinlenirse..

---------------------------------------------------------------------

S: (Bubbles) Benim hava durumu üzerinde herhangi bir etkim olup olmadığını sor. Veya birşey istediğimde onun olması sadece bir tesadüf mü? 
C: Birşeyin olmasını istemenin nedeni bir "biliş" mi yoksa? Hmm...
S: (Bubbles) Bu ne anlama geliyor? (L) Sanırım sen birşeyin olmasını isteyip de onun olduğunu sandığında aslında onun olacağını bildiğin için istiyorsun. Olacak olan birşeyi kendine bu şekilde sinyallemiş oluyorsun. Bilinçli zihnine doğuveriyor. Yağmur yağacağını biliyorsun, bu yüzden de yağmur yağmasını istiyorsun. Ama yağmur zaten yağacaktı ve sen bunu sezdin ve kendine bu şekilde sinyal gönderdin. (A) Medyumsun.
----------------------------------------------------------------------

Burası bir çok bilinmeyeni veya esrarı yahut medyamik hareketlerin iç yüzünü açıklıyor,

Bir çoğumuzun da başına gelmiştir vuku bulduğunda içten kendimizi parlatırız, yahut bunları yapanlara doğru tabusal hisler duyarız, bir çok şarlatan veya mucize doğurucular böylece çok  paralar da kazanırlar,

Sezgisel halin insan üzerinde etkisini biliyoruz, bazılarında sezgiseli en yüksek yaşam davranışı haline gelmesini de açıklayabiliriz ,kaderi plan hazırlandığında bu gücü dışarıya çıkaran olarak da kendimizi hazırlamış olabiliriz ,

Olayı sakin ve zaman mesafe olgularının olmadığı halde düşünelim ve böylece enkarnatif kaderi hazırlıkta bu vurgulamayı yapmış biri olalım alın size meşhur medyum kahin,

Kişi böyle bir olguda yaşamı neden seçer ,o da karakter oluşumu üzerinde baskın hallerde gurur baskılanması veya başkalarından ayrı olmanın üstünüm duygularının yenilebilmesi v.s. gibi bir çok şeyi akla getirir,

Bilen zihin bunun böyle olabileceğini gerçek var oluşun bu kapıldığımız madde illüzyonlarının dışında olduğunu ,üst yoğunluk yaşam veya var oluş şeklinden bazı ufak tefek örnekler aldığımızı hatırlayınız ,K.ların dalga geldiğinde olabilecek algılama halleri, kutupların ve zamanın olmadığını veya çok daha değişik 2. zaman dediğimiz olgular ,yaşarken bunları deneyimlediğimizi de  vurgulamıştık,

Bütün bunları çok bilmiş edaları ile anlatırken her şiir yazanın medyamik tarafa kaydığını da inkar edemem ve daha önemlisi bu konularla uğraşırken bir dostun önerdiği "Alan Kardec"filmini izledim Netflixde var ,

Spiritualizmin babası sayılan kitabı yazanın bu konuyu ve etrafındaki olayların gerçekliği ile kişileri takıntılı bağnaz hallerinden nasıl sıyırdığını ve bu hususta uğraştığımız bilgilerin temelini bu medyumik hadiseyi bilimsel yollara taşıyan olarak gördüm,

"Tanrı yüksek zekadır" dediği anda koptum,

Ve buna baştan kendisi de inanmadığı halde ama bir çok değişik medyumdan aynı söz ve bilgiler ve yaptığı işler hakkında benzer cümleler ihtiva eden ve olayı yani bu konudaki uğraşısını motive eden bir durumla karşılaşınca işin ciddiyeti ortaya çıkıyor,

Konu 6Y den bir programın işlemesi şeklinde yürümeye başlıyor ve orada durup düşünmeye başlıyorsunuz,
Ve biz ne yapıyoruz deyip kendimize geliyoruz,"taşınan enerjiler"ve bilgi genişletmeye çalışan bizler..

Ve işin önemli kısmı bu filmi izleme isteğim ve fırsatı bulmam tam da bu konu üzerine sabah bir şeyler yazdıktan sonra oluşu,

Tesadüf mü ,hayır ,başka bir kanal bilgisi,
"Tesadüf diye bir şey yoktur her şey hazırlanmış ortamların sergilenmesidir"

Bu kitap yazarı hakkında size Vikipediden pasajı olduğu gibi aktarıyorum,

"Allan Kardec (d. 3 Ekim 1804 - ö. 31 Mart 1869), Fransız yazar, Deneysel Spiritüalizm'in kurucusu.
Asıl adı Hippolyte Leon Denizard Rivail olan Kardec, 3 Ekim 1804'te, Lyon'da, çok sayıda seçkin avukat ve hakim çıkarmış hukukçu bir aileden dünyaya geldi. Lyon'da başladığı öğrenimini Verdun'da (İsviçre'de) tanınmış Prof. Pesalozzi'nin öğrencisi olarak tamamladı. Öğrenimini tamamladıktan sonra, kendisini Pesalozzi'nin öğretim yöntemlerini yaymaya vakfetti. Bu dönemde, Almanca, İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca ve orta derecede Flamanca biliyordu. Vatani hizmetini tamamlayınca Paris'te, Verdun'daki kuruma benzer bir okul (eğitim enstitüsü) kurdu. 1835-1840 yılları arasındaki dönemde fizik, kimya, astronomi, psikoloji kursları veriyor, Levy Alvares okulunun kurslarını düzenliyor, pedagoji, aritmetik ve gramer üzerine kitaplar yazıyor, Almanca ve İngilizce'den çeşitli kitaplar tercüme ediyordu.
1829'dan 1849'a kadar okullarda okutulmak üzere yazdığı ders kitapları öyle yoğun bir ilgi görmüştü ki, bu eserleri sonunda üniversitelere uyarlanmaya başladı. Eserleri Fransız Üniversitesi'nde standart ders kitapları kimliğini kazandılar. Birçok bilim kurumunun üyesi oldu. Öğretim sistemleri üzerindeki yazısı 1831'de bir yarışmada birincilik ödülü aldı."

Yaşamının sonraki dönemde ruhsal irtibat seanslarıyla ilgilenmeye başladı. Önceleri konuya kuşkucu bir şekilde yaklaştı. Ruhsal fenomenlerin gerçekliğinden kuşkusu kalmayınca kendini bu konuda araştırma, inceleme ve gözlemlere verdi. Çalışmaları sonucunda, o zamana dek sistemsiz bir şekilde dalgalanan ruhçuluk düşünce ve bilgilerini derleyip topladı, sistemli bir hale getirdi. Reenkarnasyonu kabul eden ruhçuluğu sistemli bir şekilde, ilkeleriyle, deneysel olarak ortaya koyan ilk kişi oldu. Kurduğu Deneysel Spiritüalizm'i ilk kez 18 Nisan 1857'de yayımladığı "Ruhların Kitabı" adlı eserinde açıkladı. Ardından yazdığı diğer eserlerle konuyu ayrıntılı bir şekilde ele aldı. 31 Mart 1869'da bir enfarktüs krizi sonucunda yaşamını yitirdi. Fransa ve İspanya Kiliseleri Kardec'in eserlerinin büyük ilgi görmesinden rahatsızlık duymuşlar ve karşı tavır almışlarsa da, Kardec'in açtığı yoldan giden izleyicilerinin sayısı hızla çoğalmıştır. Deneysel Spiritüalizm Latin Amerika ülkelerinde Kardesizm adını almıştır.

Ara veriyorum,