Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 15 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1170
YORUMLAR X
 
S: (L) Pekala, sorularını sor Pierre. 
(Pierre) DNA ve bilgi konusunda... bir uzvunu kaybeden bir semender tamamen aynı uzvu yeniden büyütüyor. Bu organize öz-farklılaşmanın yalnızca hücreler içindeki DNA'dan kaynaklı olamayacağını düşünmek doğru olur mu? 
C: Evet 
S: (Pierre) Yani dışsal bir faktör var. Bu dışsal faktör bilgi alanı mı? 
C: Evet 
S: (Pierre) Bilgi alanı ile örneğin semenderin DNA'sı etkileşiyor mu? 
C: Evet
S: (Pierre) Peki nasıl etkileşiyorlar?
C: DNA bir tür alıcı.
S: (Pierre) Bu durumda bilgi alanının DNA aktivitesini değiştirebildiğini varsaymak doğru mu? 
C: Evet 
S: (Pierre) Tamam, yani DNA dediğimiz şey, bilgi alanı ile organizma arasında bir aracı. 
(L) Korkunç genetik mutasyonları olduğu halde hiçbir semptom göstermeyen insanların durumunu açıklıyor bu... 
(Pierre) Evet, çünkü DNA bir tür alet kutusu. Bağlantıdan dolayı, bilgi sahasından alınan bilgiden dolayı bunlardan yalnızca bazıları etkinleşiyor. Yan yana iki hücre aynı genetik kodda olsalar bile tamamen farklı şeyler yapabilirler çünkü bilgi alanı DNA'nın aktifleştirilecek ve pasifleştirilecek kısımlarını değiştiriyor. Dolayısıyla her hücrede çok büyük bir potansiyel var. 
(Chu) Daha önce virüslerin tezahür eden düşünceler olduğunu söylemelerinin nedeni bu. Yani sanırım birileri bir düşünce tezahür ettirebiliyor fakat sende alıcı olması gerekiyor. Yani aynı virüsü herkes kapmıyor. Herhangi bir hastalık için de geçerli... 
(L) Evet, birinin vücudunda o virüs olabilir ama tamamen pasif kalabilir. Aynı virüs başka bir insanı hemen yıkabiliyor. Bu genetik kitaplarında anlatılanlar akıllara durgunluk verici. 
(Pierre) Önceki celselerde K'lar bazılarımızın (Laura ve Joe) ek DNA iplikleri geliştirmekte olduğunu söylemişlerdi. O celsede K'ların fiziksel DNA ipliklerini kastetmediği belirtilmişti. Peki K'lar ne tür ek ipliklerden bahsettiklerini açıklayabilir mi?
C: Normalde budanan DNA kodonları. Sıçrayıp orijinal kodları geri yükleyen veya yeni kodlar getiren transpozonları düşün.
 S: (L) Yani temelde DNA'nın değiştirebildiğini mi söylüyorsunuz? Tabi aslında bunu zaten biliyoruz çünkü kitaplar okuyoruz. Ama diğer bir değişle, düşünüşündeki, kavrayışındaki ve bilgi düzeyindeki değişiklikler yoluyla DNA'nın değiştirilebileceğini mi söylüyorsunuz? 
C: En önemli faktör bilgi. 
S: (L) En önemli faktör bilgi toplamak, araştırmak ve öğrenmek mi?
C: Evet ve öğrenileni uygulamak.
S: (L) Yani yakıt tankı bilgiyle doluyor ve öğrendiğini uygulamak da motoru çalıştırıp gaz pedalına basmak gibi mi? 
C: Evet 
S: (Pierre) Bu aklıma birşey getiriyor. DNA dönüşümü için en önemli faktör bilgi. DNA bilgi alanının aracısı veya alıcısı. Birey bilgi topluyor ve bu bilgi onun bilgi alanıyla olan bağlantısını artırıyor ve daha da fazla bilgi toplamasını mı sağlıyor? Bir döngü gibi?
C: Evet. Anten yapmak gibi. 
S: (L) Bilgi topladıkça antenin değişiyor. Bu o bilginin kullanılmasına bağlı çünkü anten yapmak, öğrendiğini kullanmanın bir sonucu. 
C: Evet
----------------------------------------------------------------------

"S: (L) İnsanlardaki DNA değişimleri, çekirgelerin sürü halinde uçan türe dönüşmesine benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Çekirgeler böyle bir dönüşüm gösteriyor.
C: Herşey doğal döngüsel sürecin bir parçası.
S: (L) Deneyimlediğimiz DNA değişimleri, pek çok nesil sonra bu değişimler etkinleşecek şekilde bize programlanmış mıydı?
C: Yakın."
----------------------------------------------------------------------
*************************************************
"Vikipedi, özgür ansiklopedi
Transpozonlar (sıçrayan genler) bir hücrenin genomunda farklı yerlere, transpozisyon olarak adlandırılan bir süreçle hareket edebilen DNA dizileridir. Bu süreç ile mutasyonlara ve genomdaki DNA miktarının değişmesine neden olurlar. Çeşitli hareketli genetik elemanlar mevcuttur, bunlar transpozisyon mekanizmalarına göre sınıflandırılırlar. Retrotranspozonlar (veya Sınıf I transpozonlar) bir RNA ara ürün aracılığıyla kendilerini kopyalayarak hareket ederler. DNA transpozonları (veya Sınıf II transpozonlar) bir RNA ara ürün kullanmaz. Tranpozonların kimi kendini kopyalayarak, kimi kendini çevreleyen DNA'dan kesip çıkarıp başka bir yere taşıyarak hareket eder. Bu özelliklerinden dolayı, bilim insanları transpozonları canlılardaki DNA'yı değiştirmek için bir araç olarak kullanırlar.
Barbara McClintock 1940'ta transpozonları ilk olarak mısır bitkisinde keşfetmesinden dolayı 1983'te Nobel Ödülü almıştır.[1] Transpozonlar, insan dahil, ökaryotik canlıların genomunun önemli bir bölümünü oluştururlar."
**********************
Konuyu genetik kürsüsüne çevirmek istemesem de bazı bilgileri açmak bu tip çalışmaları da ele almamızı gerektiriyor,

Var oluşta DNA nın önemini çok defa vurgularken bir şeyi kaçırıyoruz gibi ,olayları küresel düşünmek gerek, her insan DNA sı o insana özgü sansak da olay fizik beden /genetik beden/eterik beden trinitesini olaya katmakla salim bir yerlere oturur,

Hatta bu işi sadece tek hayatlı bir yaşam döngüsü içinde hapsolmuş değil de enkarne hayatlar döngüsü içinde genişçe değerlendirmek gerek,
Bu konuyu bir dostun DNA kazanımları geriye dönüş yapar mı sorusuna veya fikir açıklamasına bakarak takıldım, ona kozasından çıkıp kelebek olan tırtılın geriye dönemez şeklinde bir cevap vermeye çalıştım acizane, anlaşılmıştır sanırım,

Yukarıdaki K. alıntısında DNA faaliyetlerinin bir kısmı olan antenleşme özelliği ile ilgili çarpıcı açıklamalar görüyoruz ,olay daha çok var oluşun genelinde oluşmuş evrensel morfik alan diye de tanımladığımız "bilgi alanı" konusunda toparlanıyor,

Hadiseyi enkarnasyon döngüsü içinde , üçlü ve birbirine yaratımın her safhasında etki eden bedenler çerçevesinde ele almayı işaret etmemden  kasıt bazı dostlar sitemizde beraberce bilgi yoğunluğuna dalıp hatta bazı çok düşündürücü harika yorumlar yapsalar da bir zaman gelip ayrılıyorlar,

Onları suçlamak gibi bir ilkelliği şahsen kendime yakıştıramam özgür irade yasasını anlamadığıma delalet eder ,

Her neyse bu kişiler DNA larında geri uygulamayı değil bilgide olgunlaşmayı seçmek üzere bu yolu denemiş olabilirler veya yankı odasının o huzur dolu sakinliğinde bu hayatın geri kalanını geçirmek istemiş olabilirler tabii bunlar benim varsayımlarım başka etkiler de olabilir, KH nın kişiye kendini iyi hissettirecek başka son derece mahir uygulamaları da var, bahsetmiştik,

Sonuçta kişinin özgür iradesinin seçimi olayda rol oynar,

Şu kısıma dikkatli bakıp olayı gerçek zeminine oturtmak lazım defalarca bilgi alma yolundaki gayret sadece bilgi almak değil alınanı uygulayabilmekle mümkün ,açıkça bu ne demek,

 Aldığımız bilginin gerçek olduğuna tam "inanmak"

Zorla inanç sağlanmaz onu özellikle dinimiz olarak ırkımıza adapte ettirilmeye çelışılan uygulama safhalarında bol bol yaptılar yapmaya çalışmaktalar, bu kıskacın dışında olayları değerlendirmeyi kazanmak yine alınan bilgiyle ulaşılabilinecek saf ve kesin inançla mümkün olur,

"S: (Pierre) Bu aklıma birşey getiriyor. DNA dönüşümü için en önemli faktör bilgi. DNA bilgi alanının aracısı veya alıcısı. Birey bilgi topluyor ve bu bilgi onun bilgi alanıyla olan bağlantısını artırıyor ve daha da fazla bilgi toplamasını mı sağlıyor? Bir döngü gibi?
C: Evet. Anten yapmak gibi. 
S: (L) Bilgi topladıkça antenin değişiyor. Bu o bilginin kullanılmasına bağlı çünkü anten yapmak, öğrendiğini kullanmanın bir sonucu."

----------------------------------------------------------------------

(Pierre) Bu yıl yayınlanan bir bilimsel makaleye göre, bir canlı öldükten yaklaşık 24 saat sonra meydana gelen bir gen transkripsiyonu patlaması keşfedilmiş. Bunun nedenini öğrenmek istiyorum. 
C: Enerji alanının serbest bırakılmasıyla ilgili.
S: (Pierre) Bilgi alanıyla DNA arasındaki ilişkiyi kastediyorlar. Arada bir tür bağ var gibi. 
(L) Sanırım ruh serbest kaldığında, genler de...
(Joe) Şablon gibi...
(L) Serbest kalıyorlar ve bir tür patlama oluyor... 
(Pierre) Kopma patlaması. Bilgi alanından kopuyorlar çünkü artık başka alışveriş gerekmiyor.
----------------------------------------------------------------------

Genetik dersini bitiremiyoruz zira şu andaki aşılarla sıkı fıkı ilgimiz var ,

********************************
"Vikipedi, özgür ansiklopedi
Transkripsiyon, yazılma veya yazılım, DNA'yı oluşturan nükleotit dizisinin RNA polimeraz enzimi tarafından bir RNA dizisi olarak kopyalanması sürecidir. Başka bir deyişle, DNA'dan RNA'ya genetik bilginin aktarımıdır. Protein kodlayan DNA durumunda, transkripsiyon, DNA'da bulunan genetik bilginin (bir mesajcı RNA aracılığıyla) bir protein veya peptit dizisine çevirisinin ilk aşamasıdır. RNA'ya yazılan bir DNA parçasına "transkripsiyon birimi" denir. Transkripsiyonda hata kontrol mekanizmaları vardır, ama bunlar DNA çoğalmasındakinden daha az sayıda ve etkindirler; dolayısıyla transkripsiyon DNA çoğalması kadar aslına sadık değildir.
DNA'da bulunan bilgi işlevsel protein veya RNA ürünlerinin sentezini sağlar. Bu işlevsel ürünleri kodlayan DNA dizilerine gen, bunların oluşumuna da "gen ifadesi" denir. DNA'daki bilginin RNA olarak yazılmış haline "transkript" denir. Ribozomların protein sentezi yapmak için okuduğu RNA molekülü "mesajcı RNA"dır. Prokaryotlarda RNA polimerazın ürettiği RNA ile ribozomların okuduğu mRNA aynı moleküldür. Ökaryotlarda ise transkript bir takım işlemlerden geçtikten sonra olgun mRNA olur. Bu bakımdan, işlem görmemiş mRNA'ya "öncül mRNA", "prekürsör mRNA" veya "pre-mRNA" da denir."

*********************************
Biz şu anda Ökaryot tipi hücrelere sahip gelişmiş hayvan türüyüz,
Konuyu  alıntı esasına göre alırsak ölüm sonrası bedende transkripsiyonu yani gen hareketleri oluşmuş , bilgiye bağlı olmayan enerjisel serbestlik bu hali doğuruyor denmekte,

Canlı haldeyken bilgiye bağlı bir çok kısıtlamalar hormon işlevleri vardı zihin bilgi alış ve işleme kapasitesine göre çalışıp algı gerçeklikleri yaratıp DNA işlevleri üzerinde etkindi ve onun adeta serbest çalışmasını kısıtlayan bir haldeydi,

Ölüm halinde ruh bedeni terk ettiği için bahsi geçen fizik beden/genetik beden/ruhsal beden özellikleri taşınmış fizik beden kendi halinde kalmıştır , kısaca burada olan gen hareketleri bahsi geçen yaratımın her hareketinde birbirine etki eden trinite macerasında yoktur,

Belki böyle etkilerden kutulan organik inorganik madde yığın düzenlemesinde dünyada kalan beden bu haliyle kolayca çözülmeye toprakla bir olmaya doğru eski sıkıştırılmış halinden bozunmaya daha yatkın hale gelmektedir,

Diğer yandan bu ruhla bağlantının olmaması halini organik portallarda da düşünebiliriz ,bu konuda biraz çalışalım,

Malüm genetik ruhla evlenir ,ancak o.p. ler öldüklerinde 5. yoğunluğu kısa bir müddet ziyaret eder tekrar bedenlenmeye dönerler ve o.p. lerin 2Y ve 3Y arasında geçit varlıkları olduğunu ve bitki ve hayvanların bağlı olduğu söylenen ruh havuzu il ilintili olduklarını ve bir zaman sonra ve bir dostun yorumuna göre,

"Ra'nın deyişiyle, 3. yoğunluğun daha ileri bir aşamasında yeşil enerji merkezinin (kalp çakrasının) etkinleşmesiyle birlikte bu bireyler de kendi ruhlarını uyandırmaya başlayacaklar"
konusunu devreye alabilirler,

Dolayısiyle bu durumu o.p. özelliği içine sokamayız,

Bunlar var sayımlardır hatırlatırım,

mRNA ya dönelim aşı yapımında önemli rolü var ,yukarıda Vikipedi bilgisinde onun bazı işlemler sonunda olgun hale getirilip ribozomlarda protein imalatına girişecektir ,mRNA açıkça DNA dan bir emir (kodon)alıp protein imalatı için hücre içinde olan protein fabrikasına yani ribozomlara getirir "mesajcı" da denir ,
mRNA aşılarında yapılan yazılım müdaheleleri ile dışarıdan Covid-19 virüsünün sadece dışındaki dikensi proteini yapmak üzere hazırlanır ve hücre içine verilir ,ribozomlarda o proteinler imal edilir aşı olarak insanlara verilir ,tabii ki virüs yaratımın değişim dönüşüm yasasına göre buna yani dikensi protein yapısına direnç gösteren halde başkalaşım geçirir buna "mutasyon geçirmiş virüs" demekteyiz artık o eski hazırlanan aşı iş görmez, şu anda o hal yaşanıyor değişik duruma etkili mRNA aşıları üretilmekte ,

Bu tip aşıların DNA transkripsiyonu bolca kurcalayabileceği araştırma konusudur bu tip aşının dışarıdan hazırlanıp hücre içinde direkt ribozomlara gidip çekirdekteki DNA a dokunmadığı söylense de işini bitirip parçalansa yok olur dense de latent yani beklemekte olan KH tarafından hazırlanan tuzakları harekete geçirme endişesini göz ardı edemeyiz,

Zira DNA nın tanınmayan yani yüzde doksan ikilik intron diye adlandırılan kısımın olaylara nasıl iştirak ettiği henüz dünya biliminde çözülmemiştir ,

Bunu böyle desem de Dionysos dostun aktardığı bir bilgiye göre dünya bilim çevreleri bunu çözmüş ve ben de üzerinde dosta teşekkür ile beraber biraz da bilim bağnazları ve yankı odalarındakileri yargılayıcı laflar söyledim sonra bundan pişman olup sildim ,görülüyor ki ayrılıkçı düşünce tuzaklarına ne kadar dikkat edersek edelim düşebiliyoruz, KH halimizin arada bir kendini göstermesi, her neyse o alıntıyı burada tekrar işaret ediyorum ,(telefondan kolay çevriliyor P.C. de zor gibi)

https://www.researchgate.net/publication/355904675_If_ENCODE_is_right_then_evolution_is_wrong_--_How_ENCODE_changed_our_understanding_of_the_DNA_and_the_genome

Bir biolojik makalede hücrenin aptal olduğu bile söylenmiştir bu yüzden spike protein üreten dışarıda hazırlanmış mRNA nın işlevini ribozomlarda yapıp yok olması bunu ispat eder dense de o aptal denilen hücre genelinin özellikle DNA nın bahsettiğimiz yüzde doksan ikisi tanımlanmamış bölümünü çözemeyenlere gerçekte aynı tabiri çıkaranlara döndürebiliriz yani aptallık nasıl tanımlanacak, kim gerçekten aptal..

Bütün bunları neden dile getiriyoruz ,yaratımın farkında olan kendimizi algılama macerasında değiştirip dönüştürebilmek için,

------------------------------------------------------------------------
C: Tamam, dinleyin: Gelen dalga, üçüncü yoğunluktan dördüncüye bir dönüşüm. Dolayısıyla da dalganın yaklaşması nedeniyle meydana gelen olaylar, yoğunlukları ve gerçeklikleri etkiliyor! Üçüncü yoğunlukta, üçüncü yoğunluk açıklamaları olan değişiklikler göreceksiniz, ama aslında bunlar dalganın yaklaşmasının bir etkisi; siz bunları üçüncü yoğunluk olarak görüyorsunuz çünkü sizin şu andaki referans noktanız bu! Unutmayın ki herşeyin tüm yoğunluk seviyelerinde bir yansıması vardır ama aynı zamanda dalga geldiğinde de bir birleşme meydana gelir ve bu da boyut sınırı geçişidir!!!!!!
-----------------------------------------------------------------

S:(L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S:(DM) Erkek misin yoksa kadın mı? 
C: Burada cinsiyet yok. 
S:(L) Gelecekteki biz olduğunuzu söylemiştiniz, hanginizin ben, hanginizin Frank vs olduğunu söyleyebilir misiniz? 
C: Hepsi bir. İsimler yalnızca sizin algılarınız için kullanılıyor. Tek bir "birey" olduğumuzu kastetmiyoruz, ama birlik içinde biriz.
----------------------------------------------------------------------
S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem de dişil ifadeler var. Neden? 
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.
S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde harmanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir. 
S: (RC) Ama orijinal metinlerde cinsiyet tanımları var?
C: Doğru, ama orijinal metinler de yanıltıcı nitelikte.
---------------------------------------------------------------------------
S: Kendi gezegenlerindeyken, neden dişi temelli bir din değil de erkek temelli bir din geliştirdiler? Bazı bakımlardan kadınların hayatın kaynağı olmaları gerçeği düşünülecek olursa? 
C: Sizin yoğunluğunuzda erkeklik-dişilik şansa dayalı birşey. Hatırlayın, üst yoğunluklarda cinsiyet mevcut değil.
S: Burada yaşadığım sorun şu: erkek egemen din temelde monoteist özellikli...
C: Sizin referanslarınızda.

----------------------------------------------------------------------

Sitemize yani katılan bir dostun aktardığı "kadın beyin DNA sında erkek DNA izleri var "alıntısına atfen ,

Alıntıda bu olayın cinsel temas esnasındaki sperm aktarımına bağlanmış bir yorum var ,ilginç, bana ters geldi ama olaya hemen müdahale etmek istemedim ,

Erkek ve kadında her iki cinse ait hormonlar vardır (testesteron ve östrojen)ve bunlar cinsin özelliğine göre miktar yönünden ayarlanmıştır ve bu ayar bozukluklarında dünya fizik aleminde bazı cinsiyet aksaklıkları oluşur, daha geniş malümatı buradan bulabilirsiniz,
http://www.endokrinoloji.com/ostrojentestosteron.html

Olayın başlangıcında evrensel üst yoğunluklarda  cinsiyet olmadığının K. aktarımlarını da geçtik ,çift cinsiyetli olmak ve bunu fizik alemde gerçekleştirmek yani cinslerin birleşmesi için yapılan olayların ürettiği negatiften KH nın azami faydalandığını bilmekteyiz ,

Ama hormonal , organsal uygulamalar ve buna bağlı karşıdakinin bedensel şekilleriyle tetiklenen  arzu, feromenler gibi bir çok destekleyici fizik yaratım durumları hormonların duygusal atakları sağlaması yani karşı cinse doğru çekilmesi ,

DNA nın üreme ve açlığa kilitlenmiş başka bir şey düşünemeyen KH olayları ile ayarlanmış şartlanmış yaşamını buna göre inşa etmiş hatta sanatı, bedii zevkleri  ,hayatın manasını bunlarla süslemiş insanın maddede yaşamsal organizasyonunda bu kelepçeleri kırabilmesi o kadar kolay değil,

Batı Christ dininde katolik mezhep bunun aksini yani cinsel perhizi rahip, rahibelerde denemiş ve cinsi davranış çarpıklıkları ve pedofili olayları günümüzde hala sürmekte,istisnalar hariç,

Doğu dinlerinde mesela budizmde bu iş bazen iyice çığrından çıkmış Kamasutra gibi cinsel olayları ritüel tarzında vermiş islamiyette ise çok eşlilik halinde çığrından çıkan olay 4 eşliliğe aktarılmış ve onunla da yetinilmemiş dişi cinsin örtünmesi gerek gibi şartlılıklarla önlenmeye çalışılmış bu ise cinsler arasında bu haksız ayırımı tetikleyen ve eşit yaşam hakkı olan dişiyi  değersiz hale getiren tavra dönüşmüş şu anda ülkemizde bunun normal mi anormal mi tartışmaları ile ortam kavrulmaktadır,

KH etkisini ve bu cinsiyet ayırımındaki buna karşı durmaya çalışan öz davranışlarının  nasıl neticeler doğurduğunu görebiliyor muyuz,
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü? 
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın! 
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark'ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu? 
C: Evet. 
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü "çöp" DNA'mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA'mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü? 
C: Aşağı yukarı!
----------------------------------------------------------------------

S: (Ark) Tamam, düşünmeye çalışacağım, evet... Aa! Ve ikinci soru: Düşüncelerin geometrisiyle ilişkili bir yapı arıyorum. Ve bu işe çok uygun olabilecek bir yapı fark ettim. İstisnai Jordan Cebiri M38 deniyor. Düşüncelerin matematiğinin inşa edilebileceği bir çekirdek mi bu?
 C: Geçmek için iyi bir yol. Ama düşüncelerin DNA tarafından yapılan proteinlere benzer olduğunu hatırla: Şekil de aminoasit dizilerinin ve diğer bileşenlerin aktardığı kadar bilgi aktarır. Düşünceler için birden fazla temel "yapı" var.
----------------------------------------------------------------------
Gezegenimizin merkezinde kristalin amonyak ve metan gazı var bunu antik çamur ve canlının ilk kimyasalı amino asitlere bağlamıştık tabii ki bunları ilk okuyanlar şaşıracaklar ,konu "yaratımın seyri" bahsinde acizane olarak tarafımdan devreye alınmıştı K.ların alıntılarına dayanarak,

Söylemek istediğim var oluşun mozaik oluşumuna etkisi brahmanın nefes alması denen sarkaç hareketi de denen git gellerden oluşmuştur,dolayısiyle PROTEİN- RNA-DNA zinciri tersten de işlemekte hatta DNA nın oluşumu bu manada değerlendirilmelidir ,

Malüm amino asit zincirleri proteinleri oluşturur,

Bir de şu alıntıya bakınız,

"C: DNA'yla oynanması her halükarda şüpheli bir durum. Genetik rekombinasyon nedeniyle, her bireyin durumu benzersizdir. Bu örnekteki gibi aşı tedarikçileri, bazı kişilerin Covid'den çok daha kötü bir şeyin mutasyonuna ve çoğalma ve seri üretim fabrikasına dönüşebileceğini pek hesap etmediler. 
S: (Joe) O halde en yüksek olasılık gerçek bir veba meydana gelmesi mi? Covid aşısından gerçek bir pandemi meydana gelebilir... 
(L) Bu aşının belirli bazı bireylerin DNA'sı ile etkileşime girmesinden gerçek, korkunç bir salgın çıkabilir. Belki o bireylerin sayısı az ama bir tanesi bile yetebilir. 
(Gaby) Ya da daha çok şöyle olabilir mi... Biliyorsunuz, HIV'e benzer bir diken proteini oluşuyor ve ayrıca DNA'mızda zaten bulunan ve aktive olduğunda Kara Ölüm gibi etki edebilen endojen retrovirüsler var. Yoksa daha çok kansere benzer birşey mi göreceğiz? 
C: Daha çok Kara Ölüm gibi birşey. 
S: (Gaby) Her halükarda COVID'in zaten var olan sorunları artırıp hızlandırabildiğini gördük. Bir de forumda, aşılanmak zorunda kalmamız halinde kendimizi korumak için yapabileceğimiz şeyler hakkında tartışıyorduk. Aşılanmasan bile aşılanan diğer insanlar potansiyel Kara Ölüm kaynağı olacak mı? 
(Joe) Fikir oydu. Bu mRNA aşısı, vücudunun bu koronavirüsten diken proteini üretmesine neden oluyor. Bu proteinin vücutta daha iyi huylu başka bir virüsle birleşmesi mümkün mü?  (Gaby) Anladığım kadarıyla, diken proteininin bazı bileşenleri bazı endojen etrovirüslerimizle türdeş. Endojen retrovirüslerimizde Ebola'ya benzer şeyler bile buldular. 
(L) Başka bir deyişle, bir aşıya mesajcı RNA koymak gerçekten, GERÇEKTEN kötü bir fikir. 
(Chu) Gezegende toplu ölümler olması için bir kuyruklu yıldız olayına bile ihtiyaç yok o zaman? 
C: Evet "
----------------------------------------------------------------------
Bazı yazılarımı evvelden çeşitli sebeplerle açıkladığım halde burada tekrar geçiyorum lütfen sıkılanlar atlasın ,tekrarların önemi hakkında şahsi düşüncemi tekrar etmeyeceğim,

---------------------------------------------------------------------
S: (L) İbrani Halkının kökeni nedir?
C: Genetik inşa.
S: (L) Bu genetik inşayı kim yaptı? 
C: Tahmin edin. 
S: (L) Atlantisliler mi?
C: O kadar basit değil.
S: (L) Kertişler mi?
C: Ortak çalışmaya ne dersiniz? 
S: (RC) Siryuslular ve Pleyadesliler mi? 
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Oryon Birliği mi?
C: Evet, ama Komuta Zinciri'ni de katın. Size eşlik eden 2'inci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutma biçiminiz.
S: (L) Pleyades'te gerçekten canlıların yaşadığı gezegenler var mı?
C: Evet. 
S: (RC) Peki Siryuslular?
C: Evet.
S: (L) Pekala, İbranileri Oryonlar yarattı. Bu genetik türün yaratılma amacı neydi?
C: Manipülasyon.
S: (L) Yahweh kimdi? 
C: Sahte öğretmen. 
S: (RC) Yehova kimdi? 
C: Önceki yanıttakinin farklı bir isimlendirmesi. 
S: (L) Peki İbrani genetik manipülasyonunun istenen sonucu neydi? 
C: Güvensizlik ve düşmanlık yoluyla kölelik ve savaşların yaratılması ve böylece daha fazla kontrol. 
S: (RC) Tetragramaton hangi ismin bir kodu... 
C: Ayrıca 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye yenilenen ve güçlendirilen "besin aktarımı." 
S: (RC) Tetragramaton, Eski Ahit'te Tanrı'nın adının bir kodu. Bu kod kimi veya neyi temsil ediyor?
 C: Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmamaya dikkat et, ama "Ben O'yum" anlamında kullanılıyor. 
S: (RC) "Ben O'yum." Araştırmalarıma göre bu aynı zamanda "İsis"in bir diğer adı. Zecharia Sitchin'in bahsettiği "doğum tanrıçaları" hakkında soralım. (L) "Doğum tanrıçaları" diye birşey var mı? 
C: Ağır olun, daha şimdi ne tavsiyede bulunduk??? 
S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem de dişil ifadeler var. Neden? 
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.
------------------------------------------------------------------------------
İbrani halkı yahudilerin geliş maksadındaki gizi araştırırken bazı muğlak konuları açan bu kısmı buldum , işin özünde

"C: Güvensizlik ve düşmanlık yoluyla kölelik ve savaşların yaratılması ve böylece daha fazla kontrol."

gibi şu andaki dünya yaşamımızı tümden kaplayan olumsuzluğu anlarken şu alıntı ise konuyu biraz denge şartlarına oturtuyor gibi ,

"S: (L) Oryon Birliği mi?
C: Evet, ama Komuta Zinciri'ni de katın. Size eşlik eden 2'inci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutma biçiminiz."

Şu soru ve cevap takımındaki kişiyi düşüncelerinde serbest bırakan tarafı görebiliyor muyuz, düşmanlık ve alt yoğunlukları kontrol etme denirken olayı serbest bir durumda zihninizde tartışmaya açıyorsunuz ve kararı kendi başınıza veriyorsunuz, şöyle ki,

Bitki ve fauna varlıklarını kontrol ederek yani maddi dünya yaratımında besin için  yapılanları ve bu işin madde alemindeki acımasızlıkla beraber 4Y e kadar uzanan besinlenme tüketme olayının genel karakterini de anlıyoruz,

Madde işi bitince bu sıkıntılar dediğimiz olaylar son buluyor ve Orion deneyinin gerektiğinde ortamı nasıl cehennemi bir hale soktuğunu anlayabiliyoruz ve bunu denge mülahazaları ile makul bir algılama platformuna oturtmaya çalışıyoruz,

Ama bunu dikkat edersek bilgi toplama yoğurma ve mukayese imkanları ile sağlayabiliyoruz ,mukayesede en önemli faktör madde yaratımının sabitleşmiş değişmez diye dayattırılan gerçeklerinin dışında işi paranormal denileni, değişim dönüşümü var oluşun genel karakteri için esas done olarak kabul eden bir bilinçle yapabilmek,

Bir başka izahla mukayeseleri kaldırarak,zira dayandığımız her done değişkenlik rüzgarlarında zaman gelir yıkılır, mana ve önemini kaybeder yeni gerçekliklere açılır,

Bence var oluşun gerçek yüzü budur,

18.08.2006
Gerçek , göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür
O zaman gerçek ne olabilir ,bu izahın hüznüdür
Olanlar ise düşüncenin sınırladığı ortamda
Hiçliğin heplik halinde tezahürüdür

Burada hiçlik , bilinmeyenin tanımlanmasıdır
Heplik ise yaşadığımız kıyaslar dalgalanmasıdır
Gerçeği tam kavrayabilme işi için yapılması gereken
Mukayeselerin kaldırılmasıdır

Ara.


Tgur

#1171
YORUMLAR XX

(L) Tamam, son defasında insanlığın bir deney olduğundan bahsetmiştiniz. Bu deneyi yapan kim veya ne?
C: Bu bağlantıda bu konuyu çeşitli açılardan ele aldık. Bu deney kısmen "doğal akış", kısmen de kasıtlı manipülasyon. Ama bu manipülasyonun "doğal akışta da" yer aldığını aklınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz.
S: (L) Tamam. (Possibility of Being) 3. yoğunluk bu tür deneylere maruz kalan tek yoğunluk mu, yoksa bu daha üst yoğunluklarda da var mı?
C: Bu şekilde sadece 3. yoğunlukta, evet. Ama tüm yoğunluklar doğal ve yaratıcıdır. Soyların tükenme şekillerine bakın. Doğa zengin ve çok yaratıcı.
S: (L) Bu Gurdjieff'in tanımladığı "yaratılış ışınlarına" veya yaratılışın dallarına benziyor.
C: Yeterince yakın.
------------------------------------------------------------------

Yaratılış veya yaratma olayının mekanizmasını yahut bu tabir çok teknik oldu, genelini anlamaya çalışıyoruz bu yolda giderken varsayımlar yumağının içinden sıyrılıp gerçeği anlamaya yöneliyoruz, bunun için düşünsel yapıyı zorlayacak bilinç üstündeki doneleri yakalamak lazım,

Deneyin olduğu bu işlerle birilerinin uğraştığını ima ediyor zira manipulasyon da yapıyorlar, yalnız,

"Ama bu manipülasyonun "doğal akışta da" yer aldığını aklınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz."

cümlesi ile  olay bambaşka yöne kayıyor,

Bir kere doğal akış ne demek onu çözmemiz gerek ,vaktiyle üzerinde durduk, var oluş devreye girerken her şey durgunluk denizinde veya hareketsiz ve stabil bir haldeydi ,yani her şey hareket falan gibi tabirlerle ifade edilen durum bile mevcut değildi

Bu hali tarif edecek kelime bulamıyoruz işte bilinmeyen veya zamanla belki anlayabileceğimiz bir konu, ruhun duasında "tüm var oluşun kutsal farkındalığı" demekteyiz,

Çeşitli tesirlerle bu durgunluk harekete geçti ve kutuplar teşekkül edip doğal akış halindeki enerjisel hareket ,yaratım işleve başladı,

Bunu yani doğal akışı başlangıcındaki seçimi "var olmayı seçmek" üzere de tanımlayabiliriz ,yani seçme işi bu olayın baş faktörü, ama  başlatanın kim veya ne olduğunu söyleyemiyoruz zira her şey "kim" veya "ne"

Bu zamirlerin üstündeki anlayışı ancak eterik aleme geçtiğimizde tam bileceğiz, bireyselliğin mevcut olmadığı , 3B donelerinin olmadığı bir manada, yani mevcut illüzyondan sıyrıldığımızda, "kutsal farkındalık" tabiri şimdilik şahsen beni rahatlatıyor zira bu kavramın içinde ben de varım,

Şu halde doğal akışı farkındalığın getirip önümüze koyduğu tüm olaylar olarak da tanımlayabiliriz,

Doğal akışın yaşamda manipulasyon yaratacağını tarif etmeye lüzum yok hepimiz onun idrakindeyiz,

Ne ekersen onu biçersin, maddesel ortamla mücadele edip akışını bozup zorlarsan bireysel veya dünyasal negatif kutupsal tokatlarla karşılaşırız,

Dikkat ederseniz maddesel ortam dedim dünya illüzyon bilinci onu doğa olarak tarif ediyor ancak bahsi geçen K.ların doğal akış ifadesi yaratımın genel macerasının tümü ,şu paragrafa bakalım,

"C: Bu şekilde sadece 3. yoğunlukta, evet. Ama tüm yoğunluklar doğal ve yaratıcıdır. Soyların tükenme şekillerine bakın. Doğa zengin ve çok yaratıcı. "

Ayrıca doğal akışın getirdiği astrolojik gezegensel olaylar güneşin tesirleri v.s. gibi bir çok manipulasyon yaratacak durum mevcut ve yaşıyoruz, yanlış ve karaktersiz idarecileri seçmek ve onların insan toplumu ülkeler üzerindeki negatif tesirleri,

Yani bu konuda söylenecek çok şey var,

Deneyin diğer zorlama manipulasyonunu Orion deney üstadlarının BH ve KH gurubunun istekleri olarak mütalaa edilmelidir,

Bunu tam anlamak için lineer zamanın tamamen terk edildiği bir anlayışı devreye almak icap ettiğini unutmayalım,

Adem Havva sembolizmasındaki anlatımlar ,veya yılanların altında yattığı altın kapılardan parçalı ruhların özgür iradesi ile seçim ve geçişi velhasıl yine her şeyi kendinde taşıyan 7Y nin  var oluş unsurlarının genel macerası içinde kabul etmeliyiz..

Seçiliyor ,yaşanıyor,görülecekler görülüyor ve olanlar bilgi alanında birikiyor,bu birikenler neden ,derslerin oluşması ve bilginin zenginleşmesi,

Kutsal farkındalık ,basit ifade ile bilinç,

Ya sonra ne olacak,

İlk ve son diye bir şey yok ki..

Kendi kalın kafama sesleniyorum,

Bunu tam idrak ettiğimde olayı çözeceğim,

Çocukları düşünün,oyuna başlarken başlangıç veya sonda neler olacak diye düşünürler mi ,sadece oynarlar ,işte "sevgi" denen şeyin aslı bu oyunu oynarken o duyulan sınırlama tanımayan zevkin tam tarifi,

Sadece oynayın, yapın..

Cehalete düştüm sanıp bu maddi illüzyon dünyasını  seçmişseniz dahi sadece yapın,oynayın..

Defalarca konu ettiğim şu şiirimi bu idrakle yeniden düzelttim, üçüncü mısrada "Bilgi sonsuz bir sahnedir "dediğimde bir şeyleri tam tarif edemiyorum gibi geliyordu, şimdi oturdu ,

Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar
Bu hallerden bilgi doğar
Bilgi sonsuz bir olaydır
Herkes oyununu onun için oynar..

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer..(su=bilgi)

Deney işi nedir oldukça fazla şeyler anlatmışız, yeniler için ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27294

----------------------------------------------------------------------
"S: (Atriedes) Eğer dünyaya 3 tavsiyede bulunacak olsaydın, bunlar ne olurdu?
C: Örnek teşkil ederek kitleleri değiştirebileceğimi düşünmekle hata ettim. İnsanlar çoğunlukla değişken ve ben-merkezli. Bu yüzden, eğer gerçekten birşeyleri değiştirmek istiyorsanız, bu ancak erken eğitimle yapılabilir ama o zaman bile durum hassastır ve devam etmeyecektir. Nihayetinde, kendi gerçek doğanıza sadık olmalı ve hiçbir şeyden korkmamalısınız. Eğer bunu yaparsanız, gittikten sonra fark yaratabilirsiniz. Bu tam olarak senin sorduğun şey değil ama tüm amaçlara hizmet edecek 3 parça tavsiye de mevcut değil. "
-------------------------------------------------------------------

Bu alıntı Sezardan ,evvel emirde konuya tam vakıf olmak için o meşhur celseyi okumanızı tavsiye ederim, kolaylık için ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1373

Sezarın doğum günü imiş ve o celse Hristiyan dini ve doğuşundaki saplantılar ile ve tarihte yapılan eklentiler çarpıtmalar ile dolu ve çok güçlü, dikkatle okunduğunda inanılmaz ifşalar ve insanlık gerçeklikleri ile karşılaşıyorsunuz,

Bir kere son derece hümanist ve Romayı insanlığın ışığı olarak parlatmak isteyen ve bu yönde inanılmaz pozitif hasletlerle dolu bir karakter,

Yazdığı Galya savaşlarındaki bıçkın ve insan öldüren vahşi tarafları ile beraber insan öldürmeyi katiyen istemeyen bir hali var bulunduğu zamanın özelliklerinde davranıp son derece insancıl ve yüksek bir ruh,

Uzatmadan yukarıdaki paragrafı bulunduğumuz 3Y ortamındaki insan nüfusunu toptan değiştirmeye kalkmanın bi çareliğini gösteren bir tarafı belirgenliştirdiği için aldım,

Yaşamımızda acizane bu tip ataklara saf bir birey olarak bir çok defa biz de dalmayı istemedik değil ama her seferinde aşılmaz duvarlarla  karşılaştık, yani Sezar gerçeği terennüm ediyor,

Diğer yandan biz kim oluyoruz ki ,ama antenlerimiz yoluyla bilgi alanıyla irtibatımız her kişide zamanla belirecek bir Sezar olduğunu hatırlatıyor,

Kendinize bakın ruhunuzu görün,

Ümitsizliği ve kırgınlığı çözebilecek tek bir gerçek olduğunu şahsen şimdilerde anlamış gibiyiz, nedir,

Her birey ayrı bir dünyadır ve onun içindeki o var oluş tüm zenginliğinin otonom bir şaha kalkma olmadan yani o bireydeki 7Y tavrı kendini tanıtmaya gün yüzüne  çıkmaya karar vermeden hiç bir şey yapılamaz,
 
Bu da sadece ve sadece eğitim ile olur,

Ülkeler eğitimin  insanlığın yürüyüşünde aleleade  garnitür bir uğraşı değil her işi bırakıp bu konuya var güçleri ile enerji vererek büyütmek önem vermek olduğunu idrak etmelidirler,

Hamasi konulara daldık gibi gelse de Sezarın hayatı boyunca uğraşıp sonunda canını verdiği esas anlayışının bu olduğunu 5Y deki gelişmiş idraki ile bu kararı verdiğini lütfen göz önünde bulunduralım ve insanlık dalgadan sonra 4Y e geçişten sonra ancak yeni bir dünyada bedenlenmek istediğini söylüyor,zira Brütüsleri tanımış olacak,

"Bu yüzden, eğer gerçekten birşeyleri değiştirmek istiyorsanız, bu ancak erken eğitimle yapılabilir ama o zaman bile durum hassastır ve devam etmeyecektir. Nihayetinde, kendi gerçek doğanıza sadık olmalı ve hiçbir şeyden korkmamalısınız. Eğer bunu yaparsanız, gittikten sonra fark yaratabilirsiniz"

---------------------------------------------------------------
S: (L) Fark nedir? Objektifliğin gözlemcinin önyargıyı kapıda bırakma ÇABASI olduğunu söylüyorsunuz.
C: Bilinç olmadan objektiflik de olmaz, subjektiflik de!!
S: (L) Yani buradaki mesele, tıpkı kişinin yaratmak için beklentisel olmayan bir durumda olması gibi, önyargıyı kapıda bırakma çabası, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu çok zorlu bir konu... (A) Bilinç objektif midir?
C: Bilinç, farklı seçimde bulunma yeteneğine sahip olana kadar objektiftir.
S: (A) Değişimi, seçme yeteneğini sağlayan etken nedir?
C: Önyargının dahil oluşu.
S: (L) Kozmik anlamda, kozmik bilinçlilik anlamda, Tek Birleşik Bilinç anlamında, seçme yeteneğini sağlayan etken nedir?
C: Yolculuk Bir ile birleşime ulaştığı zaman, tüm bu dersler tamamlanmış olur.
S: (L) Ama bu sorumuzu yanıtlamıyor.
C: Evet yanıtlıyor!
----------------------------------------------------------------------
Felsefik bir durum, aşağıdakileri yazılı düşünme olarak kabul etmeliyim ,zaten hep öyle yapıyorum,

Anlamaya zorladığımızda kendimizi 7Y den kopmuş biz parçalı ruhlar bölümünden birleşmeye doğru giden yolcular olarak bu arayışları yapan olarak bir yerlere koymamız gerekli,

Celsenin başında almadığım kısımda ,atomik yapının neden olduğu üzerine sorular cevaplar vardı, içlerinde en alımlısı

"C: Bilinç, farklı seçimde bulunma yeteneğine sahip olana kadar objektiftir. "

cümlesi idi ,burada şu soruyu sorabiliriz hangi durumdaki bilinç

Bilinç 7Y de stabil olduğunda yani her hangi bir seçim yapmadığında tamamen objektif, seçim yapmamış, durgunlukta veya biz öyle sanıyoruz,

"To be or not to be" durumunda yani seçim yapılıp bu stabil halden çıkıştaki varlıkların en alt bölümündeki atomik yapıda olduğunuzu kabul edin ,hiç bir kımıltı göstermiyorsanız objektifsiniz ,

Yalnız oralarda kımıltı olmadığını kim söyledi ,yanlış,

Atomun alt parçaları olayları ve içindeki pencereler yoluyla diğer yoğunluklarla bağlı hareketi hiç de objektif değil muazzam bir yaratım gürültüsü var o halde biz olayı yuvarlak ve izahtan bir nevi kaçış olarak "big bang"hadisesine sığınıp kalmalıyız,

Yani 7Y bir kere objektivitesini bozup subjektif hali seçmişse tekrar o sağlam objektif hale dönme yolunda olan yolcularız..

Onun için ayağımıza dolaşan o subjektifliği berteraf etmek için yaşam yollarında çırpınıyoruz, beklentiler, ön yargılar,

Ara ara bilincimizi geliştirip farkındalık yollarında iken o halis objektiflik hali yakalayabiliyoruz, bilincin yarattığı illüzyonu geçici olarak terk edebiliyoruz ,ne zaman ,

Meditasyonun ileri saf zamanlarında ve uykudayken, ve öğrendiklerimizin inancın doruğundayken..

"C: Yolculuk Bir ile birleşime ulaştığı zaman, tüm bu dersler tamamlanmış olur."
-----------------------------------------------------------------
(L) Bir de Kuzey Koreli herif var. George Bush'un kopyası; söylediği ve yaptığı herşeyde George Bush'u model alıyor. Yaptıklarını izlemek komik hatta. "Dünyayı havaya uçuracağım!" "Hayır, siz değil, onu önce ben havaya uçuracağım!
Amerika'yı bir ateş denizine çevireceğim." Bush "Irak'ı öyle bir bombalayacağım ki, onu taş devrine geri döndüreceğim" diyor. Öbürü de "Hayır,  döndürmeyeceksin,  siz  bunu  yapmadan  önce  biz  SİZİ  taş  devrinden  de  öncesine  döndüreceğiz!"  diyor.  Özdeş  karakterler. Delirmişler! Bunların cehenneminde yaşıyoruz. Herhangi bir yorum?
C: Durum gerçekten pek iç açıcı görünmüyor. Ama KH'nin Aşil topuğunu hatırlayın: Arzuya Dayalı Düşünüş.
S: Bu durumda, onların arzuya dayalı düşünüşünün bizlere nasıl bir faydası olacak?
C: Büyük bir hata yapılacak. Bu hata sonucu "perdenin ardındaki adam" ifşa olacak.
S: Yani yapmakta olduğumuz şeyi yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Tıpkı Bridges gibi bir hata yapacaklar ve gerçek yüzleri ifşa olacak.
Sormadığımız ama bilmemiz gereken başka herhangi birşey var mı?
C: Yalnızca yolunuzda yürümeye devam edin. İyi gidiyorsunuz! Hoşçakalın.

---------------------------------------------------------------------

Buna benzer ülkemizin arzulu düşüncenin tuzağına yakalanıp aşil topuğundan vurulmuşlarının ifşalarını özellikle küçük davranışlarını gördükçe bu alıntıya hak verdim, soygunda olanlar durulmaya ve birbirlerini ele vermeye henüz başladılar, göreceğiz,

Bunu aile yaşamımızda da görüyoruz ,deprem dolayısiyle yıkılıp yeniden yapılacak evimizin diğer sakinlerinin bazıları arzulu düşüncenin kıskacında diğerlerine kumpas kurma ve menfat temin etme yolundaydılar ama yaklaşan özel zamanlarda ifşa olup kendi negatif çıkarımlarında boğuldular ,

Bunların bu hallerinden KH nın  kendi içine dönük aşağılara kök noktalara doğru giden özelliklerini seyrediyoruz, sizlere de bu tip olaylardaki davranış hakkında gerekli yollar beliriyor diye düşünüyorum bazen olayları sadece seyretmek değil gerekirse aynı anlayıştan tedbirler almak icap ettiğini de unutmayalım, yani yenen tokattan sonra diğer yanağı uzatmak falan yok gardınızı alın ve hamle yapın,

Yani sadece yargılamamak lazım deyip sırtı dönmek matlup değil..
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Zamanın bir noktasında, birşeylerin bedenlerimizdeki genlerin açılmasına ve fiziksel olarak dönüşmemize yol açabileceği şeklinde, geçen gece aklıma gelen fikir, 4. yoğunluğa geçiş sırasında olabilecek olan şeyin doğru bir algısı mı?
C: Büyük ölçüde, evet.
S: (L) DNA'nın etkinleşmesi durumunda, fiziksel bedenlerimizin dönüşebileceği şeylerin herhangi bir sınırı var mı? Eğer DNA gerekli komutları verebilirse uzayabilir miyiz, gençleşebilir miyiz, fiziksel görünümümüzü, yeteneklerimizi değiştirebilir miyiz?
C: Algılama kapasitesi.
S: (L) Algılama kapasitesi nedir?
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.
S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet.
S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi?
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin." 
(L)Az önce ruhun DNA'yı değiştirebildiğinden ve ruhun kabile yardımcılarından bahsettiniz. Zihin yoluyla, merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlantılar kurup DNA'nı değiştirebiliyorsun. "düşük dalga frekansı yükü için kimyasal bileşenlerin en verimli ileticisi" konusuna gelince... Bir başka celsede DNA'nın bir süper iletken olduğunu, DNA'nın bir ışık çekirdeğine sahip olabileceğini söylemişlerdi. Beni bu konular üzerinde düşünmeye sevk eden şey bir makaleydi: 

***************************************************
http://www.sott.net/article/286892-Viruses-convert-their-DNA-into-liquid-form-to-facilitate-cell-infection

Virüsler hücre enfeksiyonunu kolaylaştırabilmek için DNA'larını sıvı forma dönüştürüyor
Virüsler DNA'larını sıvı hale dönüştürebiliyor ve böylece DNA'larını kurbanlarının hücrelerine sokabiliyorlar. İsveç'teki Lund Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki yeni çalışma bunu gösterdi.

Her iki çalışma da iki farklı virüsle ilgili aynı keşfe dairdi. Yani virüslerin enfeksiyon anında DNA'larını sıvı hale dönüştürebilmeleriyle ilgili. Bu dönüşüm sayesinde virüs DNA'sını daha kolay bir şekilde kurbanın hücrelerine aktarabiliyor ve o hücreleri enfekte edebiliyor. Çalışmalardan biri, insanlara bulaşan uçuk virüsünü araştırıyordu.

Lund Üniversitesi ve Carnegie Mellon Üniversitesi biyokimya ve biyofizik bölümlerinde bir araştırmacı olan Alex Evilevitch şöyle diyor:

Elde ettiğimiz sonuçlar, virüs DNA'sının hücreye nasıl girdiğini göstermek suretiyle uçuk enfeksiyonunun mekanizmasını açıklıyor.
Evilevitch bu keşfin şaşırtıcı olduğunu söyledi. Virüs DNA'sında katı halden sıvı hale geçişe dair daha önce kimse bilgi sahibi değildi.

Çalışmada araştırılan herpes/uçuk virüsünün hal değişimi ısıya bağlıydı ve 37°C'ta gerçekleşiyor ve insan vücut sıcaklığına doğrudan adaptasyon sağlıyor.

Evilevitch araştırma bulgularının, virüs DNA'sı için bir hal değişimini hedefleyen ve bu şekilde enfeksiyon kapasitesini azaltan ve virüs yayılımını sınırlayan yeni bir tür ilacın çıkarılmasını sağlayacağını umuyor:

Bu nitelikte bir ilaç virüs DNA'sının fiziksel özelliklerini etkiler, yani ilaç virüsün mutasyonlarına direnebilir.

Eviletvitch ve arkadaşlarının yayınladığı ikinci çalışma bakteriyofajlarla, yani bakterilere ve bu örnekte insan sindirim sistemindeki E coli. bakterilerine bulaşabilen virüslerle ilgiliydi.
Sonuçlar bu virüsün de DNA'sını katı halden sıvı hale geçirebildiğini göstermektedir. Tıpkı herpes virüsünde olduğu gibi geçiş 37°C'ta olmaktadır ve insan vücut sıcaklığına adapte olmuştur.

Bu iki virüs türü, yani bakteriyofajlar ve herpes virüsü evrimde erken bir aşamada, birkaç milyar yıl önce birbirinden ayrılmıştır. Her ikisinin de enfeksiyonu kolaylaştırmak için DNA'larını dönüştürebilmesi, bunun pek çok virüs türünde bulunan genel bir mekanizma olabileceğine işaret ediyor.

Önceki çalışmalarda Alex Evilevitch ve arkadaşları, virüs içinde enfeksiyon gücünü sağlayan DNA basıncını ölçmeyi başardı. Bu basınç açılmamı bir şampanya şişesindeki basınçtan beş kat yüksek. Bu yüksek basınç, virüs içinde çok sıkı bir şekilde paketlenmiş DNA sayesinde oluşuyor. Basınç, virüsün DNA'sını konak organizmadaki bir hücreye boşaltmasını sağlayan bir tetik görevi görüyor. Kısa bir süre önce Nature Chemical Biology ve PNAS'da yayınlanan iki çalışmanın önünü açan şey bu keşifti. 

*******************************************
(L) Yani sıvı DNA... K'ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA'ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA'nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA'larımız var.
O DNA'lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA'ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?
"C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa."

----------------------------------------------------------------------

Malüm benim hastalığım gelinen bilgileri K. ve diğer kanal dostların aktarımları ile bağdaştırmaya çalışmak ve bilgilenme konusunda genişlik için uğraşmak,

Sitemize katılıp bize son derece faydalı aktarım ve yorumlar sunan Vet. dostumuz memed'e teşekkürlerimizi sunarız özellikle son Covid virüsüsnün hücrele girişindeki detaylı ve araştırmalar yapan diğer tabiplerin aktarımları ile ,farkındalığımıza katkıları çok etkili oluyor, sağ olsun var olsun ve daim olsun,

Virüslerin hücre içine giriş için hücre zarındaki glikoproteinlerin "buyur giriş serbest" eden davranışları yanında (ACE-2 reseptörü) K. aktarımındaki Lauranın celsede yaptığı ve ilave ettiği DNA ların sıvılaşma özelliğini tesbit eden bilim adamlarının arayışlarına da yer vermeliyiz derim,

Zira her var olan gibi virüslerde mutasyon konusunda kendilerini değiştirebilecek çığırlar açabiliyorlar,

----------------------------------------------------------------------

(Breton) Çağrıyı duyduğumu düşündüm. Bunun benim çağrım olduğunu düşündüm. Ama belki de gelme vakti değildi.
(Chu) Belki de bu bir doğru-yanlış meselesi değil. O kadına yakın bir yere taşınmamaya karar verdiğinde ona bir beyanda bulundun. Belki de şimdi başka nedenlerle bunu yapman gerekiyor.
(Breton) Amaca hizmet etme şeklimin farklı olması gerekiyordu belki de.
(L) Bu da aklıma bir başka soruyu getiriyor. İncil eleştirileriyle ilgili şeyleri okuyordum. Yeni bitirdiğim bölümde okuduğum konu, İncil kitaplarında ve Elçilerin İşleri kitabında İsa'ya atfedilen bazı deyişler arasındaki çelişkilerdi. Atfedilen şeyler, o kitapların yazılması sırasında olan biten bazı şeylerle ilgili ve İsa adlı herhangi birine dair gerçekçi bir tasvir değil. Kısacası, İncil kitaplarında anlatılanlar, o metinlerin yazarlarının çok daha sonradan düşündükleri şeylerdi. Çok ayrıntıya girmeden bir örnek vermek istiyorum. O metinlerde birbirine zıt gibi görünen iki yaşam biçiminden bahsediliyor. Öncelikle, tüm paranı, tüm mallarını bırakman gerektiğinden, erdemci bir filozof gibi olmanı, yollarda ilerleyip insanları kendi yoluna döndürmen gerektiğinden bahsediyor. Örneğin İsa zengin bir adamla konuşurken "Git sahip olduğun herşeyi satıp beni izle" diyor. Ama bazı yerlerde de ailesine bakmayan ve gerçek dünyanın gereklerini yerine getirmeyen bireylerin (Gurdjieff'in obyvatel kavramı gibi) İsa'ya inanmamaktan daha kötü bir günah işlediği söyleniyor. Ebeveynlerine, ailene saygısızlık etmek vs. Yani bu metinlerde birbirine taban tabana zıt görüşler var. ...
Robert Price adlı analizci, MÖ 600 civarında başlayan Budizmin birkaç yüzyıl boyunca Nirvana'ya ulaşmanın çileli bir yolu olarak devam ettiğini söylüyor. Herşey Nirvana'yla ilgili. Bir keşiş ol, dünyadan el etek çek, meditasyon yap, bir şekilde Nirvana'ya ulaş, dünyevi döngüden kurtul, hiçbir şey ol, kozmik zihinle birleş vs.
Sonra MÖ 100 civarında Budizmde bir "yeni vahiy" gerçekleşiyor. Yeni bir tür Budizm oluşuyor ve yayılıyor. Bu da Bodhisattva'nın Yolu olarak adlandırılıyor ve kişinin kasıtlı olarak dünyada kalmayı seçebileceğine ilişkin birşey. Yani günün her vakti dünyadan çıkmayı düşünmeyi bırak ve olabileceğin kadar mükemmel olmaya adanarak dünyada kalmayı düşün. Çünkü, evet, bir keşiş gibi yaşarsan çok sayıda daha fazla yaşam yaşaman gerekebilir ama bu yaşamları başkalarına hizmet etmek için yaşayacaksın. Sanırım bunun daha iyi bir Budizm şekli olduğu düşünüldü. Her ne kadar esas Budizmin püristleri bunun bir aldatma ve mantıksallaştırma olduğunu söylese de, en azından sıradan insanların takip edebileceği birşeydi. Şu anda çok kabul görüyor. Budizmin her iki türü de uygulanıyor ama manastırlara çekilmeden başkalarına hizmet etme fikri basın görünüyor. Yine o yüksek yol ve alçak yol ayrımı geliyor.
(Pierre) Evet, buna Büyük Araç ve Küçük Araç deniyor sanırım.
(L) Bir şekilde, Robert Price şöyle diyor: erken Hıristiyanlıkta da buna benzer birşey vardı. Erdemci bir filozof gibi yaşayabileceğin, yollar katedebileceğin, insanları kurtarabileceğin, yol kenarında uyuyabileceğin bir yüksek yol fikri vardı. Ne de olsa Tanrı gerekeni verirdi. Ama diğer yanda da iş yapanlar, ailelerine bakanlar vardı. Tüm bunları şunun için anlatıyorum: önceki celselerde kabile ve ağlarla ilgili söylenen birşey vardı. Ağı belirli şekillerde destekleyen insanlar var.
Ağı bir şekilde destekliyorlar, onun bir parçası oluyorlar ve ağ çalışması yapıyorlar. Hayatlarından vazgeçmek zorunda değiller, işlerini veya herhangi birşeylerini bırakmaları, bir topluluğa girmeleri gerekmiyor ve bir şekilde ağdan faydalanıyorlar. Verdikleri zaman, yardım ettikleri zaman, destekledikleri zaman bunları aynı zamanda alıyorlar. Topluluk kurma bu işi yapmanın belirli bir şekli. Yoğunlaştırılmış bir şekli. Ama yine de topluluklarımız keşif topluluklarından çok farklı çünkü biz bir anlamda son derece "dünyadayız."
Budizmin ve Hıristiyanlığın yüksek yolu ve alçak yolu ile ilgili bu karşılaştırmayı yaparken önemli bir hususa yaklaşıyor muyum?
Topluluklarımızdan, o topluluklardaki bireylerden bahsederken, bahsettiğimiz şey bu mu? Hangi şekilde olursa olsun ağın bir parçası olmak, herşeyini bırakıp bir toplulukta yaşamak kadar değerli mi?
C: Aşağı yukarı. Ama şunun farkına varın ki özellikle bu zamanlarda ağın dış uçlarındakileri almaya ve onlara yardımcı olmaya hazırlanma ihtiyacı var.
S: (L) Tamam. Eğer insanlar ağa tam olarak adanmışlarsa, bilgiyi zamanında alacaklar mı?
C: Evet. Burada kritik husus, her anlamda "tam adanma."
S: (Chu) Yani eğer çitin üzerinde oturuyorlarsa, gerekli bilgiyi alamayacaklar, öyle mi? (Galatea) O bilgiye adanmaları gerekiyor.
(L) Evet ama birşeye adanabilir ve düzenli yaşamında da doğru adımlarla ilerlemeyi sürdürebilirsin. Belirli birşeye adanınca tüm dikkatini çöpe atmaya gerek yok.
(Pierre) Her anlamda tam adanma...
(L) Bence bu o kişi için mümkün olan şey anlamına geliyor.
C: Evet.
S: (Perceval) Önceki yanıtta bu zamanlarda ağın dış uçlarındakileri almaya ve onlara yardımcı olmaya hazırlanma ihtiyacı olduğunu söylediler. Örneğin biz hazırlık yapıyoruz ve diğer herkes için de bir aracı görevini mi görüyoruz?
(Ark) Bence önemli olan mümkün olduğunca çok SONUÇ elde etmek. Eğer belirli bir konumdayken birşey sızmakta olduğu için optimal gücünde olmadığını görüyorsan yeterli sonuç elde edemeyebilirsin. Başka bir konuma geçtiğinde sonuçlar alman mümkün olabilir.
(L) Yani eğer hayatında sonuçlar göremiyorsan, neler olduğunu tekrar düşünmen gerekiyor.
(Ark) Evet.
(L) Başka kimsenin bu konuyla ilgili bir sorusu var mı?
(Chu)  Sadece  bir  yorum.  Eğer  Perceval'in  anlattığı  gibi  uygulanıyorsa  veya  örneğin  ABD  topluluğu  gibi,  daha  da  fazlasını  yapmak  için başkalarına yardımcı olmaya ve onları aramıza almaya hazırlanmak için, ağın dış uçlarındakilerin ellerinden gelen yapmaları gerekiyor ki...
(L) ...onları aramıza alabilelim!
C: Evet evet evet!!
S: (Chu) Oturup beklemek çözüm değil...
C: Amaç kabile gücü olmalı!

----------------------------------------------------------------------

Konuyu dikkatle izleyenlerin kolayca anladığını sanıyorum

Breton denen zat ın her şeyini daha doğrusu eşi değil de karmik sorumlulukları olduğu söylenen çocuklarını bırakıp Laura ve ekibinin yanına taşınmış, K. lar bunun "beden ,duygular ve ruh" üçlü bütünlüğünde bir yırtık yarattığını ve enerjisinin bu yolla sızdığını ve bu şekilde entellektüel karakteri dahil bazı hasletlerini kaybettiğinden bahsediyorlar,

Kısaca o olayda mahzurlu olduğunu belirtince Laura ve ekip işin nasıl olması hakkında evvela kendi anlayış ve yorumlarını sunup daha belirgin bir cevap isteyince,

"C: Aşağı yukarı. Ama şunun farkına varın ki özellikle bu zamanlarda ağın dış uçlarındakileri almaya ve onlara yardımcı olmaya hazırlanma ihtiyacı var.

S: (L) Tamam. Eğer insanlar ağa tam olarak adanmışlarsa, bilgiyi zamanında alacaklar mı?
C: Evet. Burada kritik husus, her anlamda "tam adanma."

Görüldüğü gibi buradaki tam adanma ifadesi kişilerin bu yüksek bilgilenme macerasında ailelerini işlerini falan bırakıp bu yola tam baş koyma şeklinde alınmamalı ,

Ve bilgi diye peşinden gidilen yol liderlerinin bu kabil bir istekte bulunmamaları gerektiğini veya burada tarikat/cemaat anlamı doğuyor gibi oluyor ,bu fikri şiddetle terk ediyorum, kanal veya başka yolla soru sorulanlara yol göstericiler müracaat edilen kaynak  demeliyim,

Bence aile ve işle ilgili bedensel özellikler, duygular , karmik ruhsal konuların bütünlüğünü bozmadan tam adanma konuya "tam inanma" olarak ele alınmalıdır,

Tabii bu teşekkül eden kabile gücüne dengeyi sağlamak için enerji de vermek gerekir, para, bağış , ağ çalışmasına iştirak etmek gibi,

Ara,


Tgur

#1172
YORUMLAR XII

(L) Tamam. Sıradaki soru: Behe'nin "Darwin'in Kara Kutusu" adlı kitabını okudum, ardından da "The Edge of Evolution" (evrimin sınırı). Peşpeşe okudum. Harika kitaplar! Temel olarak keskin bir jiletle Darwin'in rastgele mutasyon ve doğal seleksiyonla evrim teorisini klinik ve verimli bir şekilde kesip inceliyor. Akıllı Tasarım hakkında konuşuyor, ancak bir tasarımcı hakkında fazla birşey söylemiyor. Yani, tasarımcı hakkında çok şey söylüyor ama türünü, ne ya da kim olduğunu belirtmiyor. Sonuna kadar kesinlikle bilimsel kalıyor. Ancak bunu okurken düşündüğüm şey şu ki, özellikle boyutlar, yoğunluklar, 4B (BH ve KH) gibi kavramları olan Kasyopya kozmolojik perspektifi açısından, kitapta anlatılanlar çok anlamlıydı. Devam eden genetik manipülasyonlar ve bu genetik manipülasyonları yapmak için zamanda ileri geri yapılan yolculukların, 4KH tiplerinin insan ırkı üzerinde kullandığı numaralardan biri olduğunu birçok kez anlattınız. Bu genetik manipülasyonların gerçekleştiği 4B laboratuarların olduğunu söylediniz. Kaçırmanın nasıl yapıldığından, ruh çıkarma gibi yapıldığından bahsettiniz: ruh 4. yoğunluğa alınıyor, 4B "maddesinde" bir beden moleküler olarak yeniden yapılıyor, 4B'deki bu beden üzerinde çalışmalar yapılıyor, sonra bu beden dağıtılıyor ve ruh veya bilinç yoğunluk perdesinden geçirilerek geri gönderiliyor. Bu bilincin taşıdığı manipülasyon modeli, 3B dünyadaki beden içine koyulduğu zaman, içerdiği değişiklikler veya manipülasyonlar gerçekleşiyor. Yani, bunun nasıl olduğu hakkında bir fikrim var ve belki bu sormam gereken bir soru değil, ama... Gerçekten sormam gerekiyor: Bu nasıl oluyor? Bunu nasıl yapıyorlar?! 
C: 4B'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar. Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu. 
S: (Andromeda) Sanırım bunu birkaç kez okumam gerekecek... 
(Artemis) Aynı yöntem soğuk algınlığından kurtulmak için de kullanılabilir mi?
C: Henüz 4B'de değilsiniz.
---------------------------------------------------------------------
C: Üç test vakasının gelişim yollarını dikkatlice düşünün. Önce Yahudilik. Bir kuyruklu yıldız / fırtına tanrısına tapınmaya yönelik geniş çaplı bir kült olarak başladı. Varını-yoğunu kaybetmiş bir halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve aralarında dayanışmayı teşvik edecek şekilde yeniden düzenlendi. Hristiyanlığın ikili bir başlangıcı oldu. Birincisi apokaliptik bir hoşgörüsüzlük ve şiddet kültüydü. İkincisi, merhamet dolu olağanüstü bir adamın hayatına dayalı bir ruhsal dönüşüm mesajıydı. İslam ise bu ikisinin en kötü yönlerinin bir karışımı. Tam bir sahteliğin içinde nasıl herhangi bir pozitif unsur olabilir?

----------------------------------------------------------------------

Birinci bölümde anlatılan organik maddenin 4B deki yaratma gücü ile hazırlanışı ve onun yoğunluk perdesinden 3Y e gönderidikten sonra şablon olarak kullanılarak bulunulan yoğunluktaki eşleşen öğelerle yeni yaratımlar oluşur,

Bu bölümdeki anlatımla ikinci bölümdeki dinler planlanması ve topluma yerleştirilmesi ne alaka diye sorulargelir,doğaldır,anlatmaya çalışalım ,

Dinlerin Atlantis macerasında Belial oğulların yani KH nın üstün gelip başlangıçta ırksal olanın sonra Birin Oğulları ve Belial Oğulları diye ayrışan halin monoteizm ve dinler başlangıcına dönüşmesini evvelce K.dan aktarımlarla işlemiştik,

Atlantis uzun zaman aralıkları ile 3 defa battıktan sonra dünyanın çeşitli yerlerinde dağılmış veya bulunanlar  olarak belirtelim, zira Atlantis çok geniş bir bölümde dünyada  yayılmış halde , monoteizm ve dinler yukarıdaki ikinci bölümde K.anlatımı ile belirlenen şekil ile oluşmuş halen devam etmekte,

4B deki yaratım gücü ile oluşmuş KH halinin dünyadaki madde teşekkülüne benzer yeni sosyal oluşumlarda etken olması şeklinde izah edebiliriz ,

Bunu evvela esasta olmayan cinsiyet ayırımını sağlamak ve tekrar birleşimi sağlamak için cinsel haz olayının baş aktör olucu duygusunu öne çıkararak  üzerinde her iki cinsi modüle edecek hormonal ve sair usuller ilave organlar kullanmak,

Çünkü KH oluşumu daha üst yoğunluklara ulaşmayı değil dünya zevklerine adapte olmayı ve yaşamı bu zevklerin zaman ve mesafe olgusu içinde devamlı tadılmasını isteyen anlayışın sürmesi üzerine konumlamayı seçmiştir,

Aynı düşünce ile üreme işlerini de dizayn etmek ve onlara manipulasyon ile taraftar yapıp dünya KH nüfusunu çoğaltmak,

Bu KH halinin devamı için birilerini veya bir şeyleri tabulaştırma böylece kişinin esasta parçalı ruh olarak taşıdığı o herşeye kadir gücü yozlaştırma, indirgeme yani gücü kısıtlayarak (DNA üzerinde oynayarak tanrıların hizmetkarı haline getirerek ) ve bunu yılan kardeşliği usullerini kullanarak pekiştirmek birbirine düşmanlaştırıp çatışmayı esas alan sosyal halin devamını sağlamak,

Bu çatışmalardan ve çıkartılan diğer negatif, olumsuz çıkarımları da 4B deki KH güçlerine besin olarak kullanarak,

Bu noktada evvelden beri zihnimizi kurcalayan 3Y deki bu olumsuz çıkarımlar 4Y de KH bölümüne  nasıl besin olur cevabını da biraz daha açmış oluyoruz, olayı 3Y düşünüşü ile çözemeyiz,

Ancak pozitif veya negatif oluşumların bir taraflardan takviye destek görmesi gerek şeklinde ham düşünceleri sergileyebiliriz olumsuz olmak için negatif enerjilerin bir taraflardan akması gelmesi gerek,

Sürülerin çoğunlukla beraber hareket ettiği 2Y davranışını ve buna uyan O.P. lerin bireysel değil ruh havuzundan destek aldıklarını düşünün,

Ve bütün bu hallerin ilkel ruh hareketleri olduğunu düşünerek değerlendirin, yukarıları üst ruh hallerine değil kök noktalara inme isteği, fizikseli istemek ve devamlı onda kalma arzusu,

Buradan da arzulu düşünmeyiniz şeklinde K.larda sık sık belirtilen adeta ağzımıza biber sürmek gibi acı hallerin geleceğini bildiren tavsiyeler, zira çoğunlukla arzularımız fiziksel üzerine,

Üst ruh hallerine dönük olumlu bazda 3Y e ait fiziksel zevk dışı istekler ise arzu değil dua olarak tanımlanıyor onlar direkt 6Y e gider,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Şamanistik öğretilere göre bir kişinin hayvan ruhları veya rehberleri olabilir. Bu doğru mu?
C: Kısmen. Eğer bunlara sahip olduğunuza inanırsanız sahip olursunuz.
S: (L) Eğer bunlara inanmak bunu gerçek kılıyorsa, bu inanç faydalı mı?
C: Tüm inançlar bir seviyede faydalıdır.
S: (L) Nasıralı İsa hayvan ruhlarına veya totemlere inanıyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Bu yalnızca New Age'in bir batıl inancı tekrar calandırması mı?
C: Şamanizm subjektiftir ve sınırlar. Kertenkele telkini.
--------------------------------------------------------------------------
S:(B) Dünya'nın çeşitli yerlerinde Bakire Meryem'in görünmesi olaylarının herhangi birinin ardında Kertenkeleler var mı? 
C: Evet. Hepsi. 
S:(B) Bunun ardındaki sebep nedir? 
C: Bilginin parçalanmasına yönelik saptırma ve dezenformasyon yayılıyor ve böylece daha fazla kişi saldırıya açık hale geliyor. 
S:(L) "Eski dinlerdeki" cehennem veya araf inancı gibi inançların propagandası insanları çok savunmasız bir noktaya sürüklüyor, çünkü bu durumda insanlar suç ve günah düşüncelerine ve böylece de düşünce kontrolü ve şiddete daha açık hale geliyor. 
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------
S: (L) F  'nin zihni programlandı mı? 
C: Evet. 
S: (L) Kim tarafından?
C: Biz. 
S: (L) Başka bir defasında Griler tarafından da programlandığını söylemiştiniz...
C: Evet. 
S: (L) Ne için? 
C: Kendini yok etmesi için. 
S: (L) Kanal olmaya devam etmesi bu yüzden mi önemli? 
C: Evet.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Kanallama yaptıklarını sanan pek çok kişinin aslında sadece dünyevi ruhlarla temas kurduklarını düşünmekte haklı mıyım
C: Bazen.
S: (L) Işığa gitmiş olan ölülerle iletişim kurmak mümkün mü? 
C: Bazen. 
S: (L) Sorular sorabilmeleri için başka insanlar buradayken bunu yapmamız mümkün olabilir mi? 
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------

Evvela hiç bir kimse veya kanal ,otorite, güç her şeyi bilen değildir, bu durumun sınırsızlığını, bilinmeyenin genişliğini tarif etmek mümkün değildir, evvela bunu vurgulamalıyım, bir yerlerde saplanıp kalıp olaylara bakışı  sabit açılar altına sokmak kişinin zihni gelişimini durdurur,

Yukarıda potpori tarzında aktarımlar sundum , K.ların "bütün inançlar faydalıdır" sözü üzerine ,

Takıntı değil ama bazı bilgilerin doğruluğu üzerine sabitlenmiş gibi olup var oluşu sorgulama ve arayış bilgi yolunda gidenlerin serüveni içinde asli bir yoldur, bu ironi gibi geleni açarsak,

Mesela dünyada yaşarken yer çekimin mutlak oluşu üzerinde bir yaşam sürmekteyiz, ancak genişleyen bilgimizle ve "çekim" bahsinde bol bol konuşup idrak ettiğimiz duruma göre eterik alemde yer çekimi yok ,

Madde ve anti maddenin birbirine zıt hareketi kavramında olay zamansızlık ortamında sıfırı işaret etmekte ve böylece biz dünya illüzyonu mantığı ile değil de bu yeni idrakle olayları değerlendirmeliyiz, yani lineer zamana uymayan sadece ilgi ile devreye giren 2. zaman çerçevesinde bir zamanı uygulayacağız,

Yön yok, baş son diye bir şey yok,beyinler yanmasın, o zamanı da zaten yaşarken uyguluyoruz diye şahsi kalın kafamla çok izah ettim, yine dokunalım,

Uykuda geçen zaman ve rüya olarak hatırladığımız şeylerin işleyişini düşünelim, lineer zaman dışında seyreden bir çok şey,

Organların otonom yani bildiğimiz uyguladığımız zamana uyar gibi gözüken aslında müdaheleyi pek kabul etmeyen , uymayan kendine özgü bir ritmi tutturan biteviye çalışmaları,

Bilgilenme macerasında bir çok yollara girip kendimizi o yönden güçlendirmeye çalışmışızdır ,bu yollarda dezenformasyonlar aldatılar  olanları ve bunlara bağlı çarpık değerlendirmeler mutlaka olmuştur,

Yukarıda dinlerin doğuşu ve üzerinde olanlar hakkında çok şey söylemeye çalıştık ve kıymetli dostlar yorumlarını sergiledi,

Olayın kanal işi etrafında şekillendiğini görmekteyiz, üst yoğunluklarla irtibat olmadan yaşadığımız bu 3Y de nasıl paranormal bilgiler denilen ve çoğunlukta yaklaşılmaya korkulan bilgileri almaya özümsemeye çalışırız,

İzahı bu işte hemen hemen her şeyin mevcut alıcı antenleri var insandaki alıcı verici antensel işlerin proteinlerin antenlerinden başlayıp beyindeki özel "von oconoma" hücrelerin yapısına kadar bol bol inceledik ,kısaca her şey antenlerini senkronize ettiğinde üst yollara bağlanabilir,

Bu işe insan bazında iken kanallama diyoruz ve onun hakkında da çok konuştuk, uzatmadan kanal her ilgilenen tarafından kullanılabilir burada BH nın olduğu kadar KH nın da rolü var yani her ikisi kendi emellerine uygun kullanabilirler ve bu işi "denge" denen o harikulade fenomen veya gerçeklik üzerinde mütalaa etmeliyiz,

İşte bu yoğunluktaki insanlar üzerinde yani burayı seçmişler üzerinde bu iki kutup rahatça girip çıkarlar, işin özeti bence budur,

Bir tarafta bu fiziki alemi devam ettirip ebedi olarak yaşamı yapıştırma yolunda olanlarla bunu her şey olmadığını anlatmaya yönelik sadece bilgi vererek 6Y den seslenen BH unsurları var KH tarafından lanse edilen ve pek tutan dinler programında her iki taraf da endike yani etkin olmayı tutturmuşlardır,

Konu bu işi fark etmeye doğru uzanır ,bazı peygamberler gurular v.s. yoluyla açılan kanallarda her iki taraf amiyane tabir ile at koşturmuşlardır, onun için bazılarının sufilerin monoteizmi de pek sarsmadan ama bazen onu da boş veren çıkarımları olmuştur,

"Enel hak" "Vahdeti Vücut" "Bir ben var benden içre" "Panteizm""Her ne ararsan kendinde ara" ilh.

Diğer yandan K. celselerini bizlere kazandıran Laura ve ekibinin başlangıçta ruh seansları ile oldukça uzun zamanlar geçirdiklerini hatırladım ,o nedenle en son bahsettiğim bazı kıymetli dostların önerdiği "Kardec" filmi üzerinde ve onun kahramanının sipitritualizmi belirli ve anlaşılan üniversitelerde kürsü sağlayan bir konuma sokmaya çalışma gayretlerinin gayet yerinde olduğunu vurgulamak için ,kanal işinin detayları hakkında dokunmak için en son aktarımı yaptım,

Neticede uğraştığımız konular ve gerçeği bulma çabalarımız yerinde ve insanı ruhen yücelten tavırda..
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Walter Burkert'in Yunan diniyle ilgili kitabını okuyordum da... Yazar "paean" teriminin en kadim zamanlarda tanrı Apollo'ya ibadet edilirken söylenen türde şarkıları tanımlamak için kullanıldığını söylüyor. Ve Apollo Hiperbora (Hyperborea) tanrısı olarak biliniyor. Ve eğer tahminlerim doğruysa, Stonehenge'de tapılan tanrı da oydu. Arada herhangi bir bağlantı var mı? 
C: Var. 
S: (L) Bu konuda herhangi birşey söyleyecek misiniz? 
C: "Ödevinizi" yaptığınızda çok ilginç şeyler keşfediliyor...

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Tamam, bu kitaba göre milattan önce 1. yüzyılda yazan Diodorus Siculus şöyle demiş: "Hyperboreanlardan Scythia'ya (ç.n.: İskitya diye geçiyor sanırım) saman içinde bazı kutsal nesneler getirilmiştir. Ve komşu halklar bu nesneleri sırayla ele geçirmiş ve kutsal nesneler Adriyatik'e kadar gelmiştir. Oradan güneye inmiştir ve bunları ele geçiren ilk Yunanlar Dodonalılardı. Sonra bu hediyeler iyice güneye giderek Malia körfezine, Eğriboz'a ve oradan da bir şekilde Karistos'a ulaşmıştır. Karistoslular bunları Tenos'a götürmüş, onlar da Delos'a götürmüştür. İşte bu şeylerin günümüzde bulundukları Delos'a bu şekilde geldiği söylenmektedir." Hyperboreanların sürekli olarak Delos Adası'na kutsal bazı şeyler göndermek gibi bir uygulamaları varmış gibi görünüyor. Delos Adası'nın Phoebus Apollo'nun doğumyeri olduğu söyleniyor. Leto'nun oğlu. İddiaya göre Cynthus dağında doğmuş. Bu çok ilginç bir durum. Medeniyetin Yakın Doğu'da başladığı ve kültürel akışın Akdeniz'den Kuzeye doğru olduğu fikrine zıt görünüyor. Kuzeyden Güneye doğru bir kültürel akışa işaret ediyor. Hyperboreanların Delos Adası'na gönderdikleri bu eski şeyler neydi? 
C: Şifreli kodlar içeren yapraklar.
S: (L) Hyperboreanların, ki Britanya'nın Keltlerinin de onlara dahil olduğunu düşünüyorum, Delos halkıyla ilişkisi neydi?
C: Kuzeyli insanlar daha üstün olan dünyadışı temelli genetik düzenlemeleri içinde mevcut olan kodlanmış sırlarla Akdeniz/Adriyatik halklarını uygarlaştırdı. Bahsettiğin uygulama nesiller boyu devam eden bir alışkanlıktı. 
S: (L) Hyperboreanlardan bazılarının Stonehenge'i kullanarak üst yoğunluk varlıklarıyla iletişim kurması ve bazı bilgiler alması gibi birşey oldu mu? 
C: Stonehenge tonal kanallarla (ç.n.: ses/ses perdesi) rezonasyona giriyor ve psişik olarak taç çakra algılama sistemi yoluyla bilgi aktararak, normalde eğitilemeyenleri eğitiyordu.
S: (L) Stonehenge'in tam olduğu, tüm taşlarının yerinde olduğu bir zaman oldu mu hiç? ... 
C: Elbette. 
S: (L) Kayıp taşlara ne oldu? Bu kitapta muhtemelen mimarı öldüğü için Stonehenge'in hiç tamamlanamadığı yazıyor.
C: Saçma. Çağlar boyunca pek çok yıkıcı etkiye uğradı.
----------------------------------------------------------------------
Arada bazı tanımlar geçer üzerinde durmayız ,bu ara Hyperborea lara takıldım ,bilgi yumağı açıldı bazıları Atlantise ait ,bazıları değil diyen bilgilerle karşılaştım ,Ari ırkının kökenleri olarak söyleyenler var  internette araştırınca bir çok döküman ve bilgiye ulaşıyorsunuz,

K.ların anlattıklarını yukarıda belirttim, keza Stonehenge hakkında,
Genellikle kuzey yarım küresinde iklim değişikliğinin olduğu bir zamanda ılıman bir havada ve insanları çok medeni ve birlik içinde yaşayan harika bir toplum bölgesi ,Britanyalı Keltlerin Kızılderililerin  belki de iklim hareketleri sonu gelen buzul çağda Eskimoların  kökenleri,

Bu konuyu neden açtım ,bazıları bu tip bilgileri iterler ve şu anda anlatılan bilgileri de böylece bir yerlere oturtamaz anlayamazlar oysa yaşadığımız ortamın kökenleri ve etkileşmeleri layıkı veçhile bilmezsek idrakte geri kalırız,

Atlantisten falan bahsedince bazı kişilere masal gibi gelir ,oysa bu uğraşılar KH nın olayı nasıl çarpıtarak ve insan bedenlerinde de oynayarak bu fizik alem hükümranlığını ve vaz geçilmezliğini yerleştirmeye çalıştığını, Orion deney sahasında olanları çorap söküğü gibi açan bir halde  uğraşılarını fark etmemizi gösteren  bilgilere sahip olmamızı sağlıyor,

K.lar her şeyi bütün çıplaklığı ile anlatmayıp bazı neticelere insanın kendi uğraşısı ve keşifleri ile ulaşmasını gerektiren harika ve özgür iradeyi adeta ayağa kaldıran bir hale getirmiştir,

Bunu görüyor ve takdir ediyoruz, bu yol her şeyi aktaranın yorumlarına bilincine göre vermeyi  öngören diğer 6Y tarzlarının dışında hür ve bunu ben keşfettim gibi kişideki gücü kımıldatan bir hale getiriyor, böylece gücün gerçekte nerede olduğunun idrakine ulaşılıyor,

Daha detaylı anlatımla ,

Gerçeğin yakalanışını insanın kendi gücüne bırakan tavır, bilgileri 6Y den alıp insanlara olduğu gibi aktaran ileri bilinçli peygamber guru gibi kişilerin durumun tam farkında olmadan yani kanal yoluyla gelenin BH veya KH kökenli olduğunu bilmeden bulunulan ortam şartlarındaki algılamalar ve yorumlar da ilave edilerek aktarım yolunu seçen olmaktan öte bir netice çıkarmamıştır,

Yorumlar ve karmaşa yaratan unsurlar hakkında şu aktardığım bölüm çok güzel bir örnek veriyor ,bu hususta kitap yazanın yorumu bir saptırma misali taşların kaybolmasına sebep mimarın ölümü imiş (!)

"S: (L) Stonehenge'in tam olduğu, tüm taşlarının yerinde olduğu bir zaman oldu mu hiç? ...
C: Elbette. 
S: (L) Kayıp taşlara ne oldu? Bu kitapta muhtemelen mimarı öldüğü için Stonehenge'in hiç tamamlanamadığı yazıyor.
C: Saçma. Çağlar boyunca pek çok yıkıcı etkiye uğradı."

Aynı sebeple devam edersek üst bilgi yollarındaki işaret ettiğimiz bu karmaşa ve kafa karışıklığının KH marifetleri ile daha da etkinleşmesi bulunduğumuz döneme kadar sürmektedir,

Kısaca keşif ile harekete geçen güç arasında böyle bir bağ olduğu kişiyi gücün başka yerlerde olmadığı tam burada bende zihnimde olduğu imajını kuvvetlendiriyor,

Bu yönden yukarıda basit bir bilgi kırıntısı gibi gelen aktardığımız bölümün  önem kazandırdığını görüyoruz ,

Gücün bende olduğu gerçeğinin şahlanışı..
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu geceki celseyi kapatmadan önce herhangi son bir tavsiyeniz veya söyleyecek son birşeyiniz var mı?
 C: Günlük olarak üç seviyede daha fazla farkında olma çalışması yapın:
1. Beden ve yakın çevre 
2. Dünyadaki olaylar 
3. Evren ve ruh. 
S: (L) "Ruh"un "beden ve yakın çevre" ile birlikte olması gerekmez mi
C: Hayır, evrensel bilinç ilk adımlar yoluyla elde edilir.
S: (L) Anlamadım. 
(Chu) Beden ve çevre üzerinde çalışman gerekiyor, sonra öncelikle daha geniş kapsamda dünyayı anlaman gerekiyor. Ondan sonra evrensel bilinç ve ruh geliştirebilirsin. 
(L) Ooo. Yani evrensel bilince ulaşmak, yani gerçek ruhsal ilerleme kaydetmek için vizyon alanını giderek genişletmen gerekiyor. 
C: Kesinlikle. Yalnızca içeri bakmanız gerektiğini söyleyenler tekil bir balon içinde yaşıyorlar.
---------------------------------------------------------------------

"3Y i kazan kazmaları bırakın" sözüne zıt gibi geliyor baştan , ironi,
O kazma işlemini bırakmak tavsiyesi bu yoğunluktaki doneler veya oluşumlara bağlı mukayese işini ruhsal gelişme sağlarken baz olarak almayın olarak kabul ediyorum,

Yani evrensel bilinç içinde olanları aynı cetvelle ölçemeyiz demekteler ,bu cetvel dünyadaki metrik cetvel gibi, saat gibi, zamanı mesela bu geçen saatlerin lineer döşemesinde algılayamayız,onun başka karakteri var ve bilinci bu parametreye bağlı yönlendirirseniz ve bu husustaki benzer beklentiler içine girmek isterseniz yanılırsınız demekteler,

Zaman konusunda çok oynadık ,mesafe ve yön bilgileri için de keza, o yönsüzlüğü hele hiç algılayamıyoruz kolay değil, gördüğüm anlattığım zamansızlık vizyonu hariç, bunu kurcalamak istemiyorum ama öyle bir halin gerçek olduğunu iliklerime kadar hissettiğimi ve inandığımı belirtmek için açtım,

Velhasıl burada alıştırma yaparak hazırlanılacak bir şey değil geçiş yapılınca anlaşılacak,

"beden ve yakın çevre " ve "dünyadaki olaylar" için şu bölümü akatarabilirim ,

" Bir insanın, bunu söylediğim için beni bağışlayın ama, kıçını kaldırıp işleri yürütmesi için sahip olması gereken nitelik nedir? İhtiyaç duyulan nitelik nedir?
C: Uyanmış vicdan.
S: (L) Fakat vicdanlarımızı uyandırmayı nasıl başardık ve diğer insanlar bunu nasıl yapabilir?
C: Nasıl başladığınızı hatırlayın, dünyanın vicdanı olarak kendiliğinizden hareket ettiniz.
S: (L) Açıklayabilir misiniz? 
C: Neden sizin varoluş düzleminizde meydana gelen herşeyi görmek için çaba göstermeye başladığınızı hatırlayın.
S: (L) SOTT mu? Signs of the Times sayfam mı?
C: Evet. 
S: (L) Çünkü insanların bir kahrolası günden diğerine geçerken neler olduğunu hatırlamadıklarını görebiliyordum! Neler olduğunun hergün kendilerine hatırlatılmasına ihtiyaç duyuyorlardı. 
C: Vicdanınızı geliştiren şey de buydu. Ve buna yardımcı olanlar da bu sürecin içinde.
S: (Andromeda) Neler olup bittiğiyle ilgili sürekli uyanık kalman gerekiyor."
Dünyada vicdanları uyanmış insan gurupları yok muydu ,vardı, ama yönelişleri etrafa bakmak değil sadece içlerine bakmak ve bireysel kurtuluşları öngörmek, şahsi ritüellerle dış alemi boşladılar ve bunu en uygun ruhsal yükselişe örnek tuttular budizm gibi,
Bu noktada bir alıntı vereceğim ,düşünelim ve anlamaya çalışalım,
"S: (Craig) Sri Sri Ravi Shankar'ın çalışması tamamen yeni bir yön mü getiriyor? 
C: Olabilir... 
S: (L) Peki bu Sri Sri neyin peşinde? (Craig) "Yaşama Sanatı" soluması/meditasyonu öğretiyor. Bu insanlığın faydası için değerli bir program mı? 
C: Belirli bakımlardan, evet. Ama denge eksikliği var. 
S: (Craig) Dengenin hangi alanda geliştirilmesi gerekiyor? 
C: Altmış yıl önce neredeyse tüm dünyanın savaşa karşı olduğunu ama savaşın yine de geldiğini hatırlayın. Aklı sakinleştirmeye ve üst alemlerle bağlantı kurmaya yönelik meditasyon, bu alemin dengelenmesi için işe yaramaz. 
S: (L) Benim deneyimlerime göre, kendine ve reaksiyonlarına hakim olmak, ustalaşmak için meditasyon yapmak çok faydalı birşey. 
C: Evet. Ama birey o ustalıkla ne yapar? 
S: (Craig) Akıllarını veya duygularını nasıl kontrol edeceklerini bilmeyen insanlara faydası oluyor. 
C: Evet. Ve insanlara, değişim için o duyguları ne zaman, nerede ve nasıl kullanacaklarını öğretiyor. Görünürde ve olayların içinde olan bitenlerden etkilenmemek için duyguları yenmek, bir otomat haline gelmekten çok farklı birşey değil. 
S: (Craig) Bu soluma tekniklerinin, yani Sudarshan Kriya'nın faydası olur mu?
C: Kesinlikle!!!!!!! 
S: (Craig) Bu, insanların insanlığını tekrar canlandırmada kullanabileceğimiz en iyi araçlardan biri mi?
C: Evet. Ama dengeyi unutmayın. Gerçeklikle yüzleşme ve kendi üzerinde ustalaşma ve bununla dengeli bir şekilde, iyileşme için meditasyon."

Dışarıdaki dünya ise KH nın da etkisi ile indirgenmiş yollara düşme  ve sonra bunlardan kurtulma gayretleri içindeydiler,ne anlatmak istiyorum,

Kozmik çağın ve etkileri ve diğer gezegensel çekim özelliklerin git gide azalması veya insanların fizikteki kök noktalara doğru yönelmeden büyük zevk alması evvelden uzun ömürler geçirme kolay seyahat (tele portal ulaşım) ,tekno- sipiritüel olaylarla beslenme mahsullerini yaratma taşlarla iletişim (stonehenge) kolaylıklarını terk etme veya kaybetme durumuna düşme ve sonra , dünya bu hale yakın özelliğe geldiğinde,

Yaşam için gerekli olan bu kolaylıklara tekrar ulaşılması için yapılan çabalar yani tekerleğin icadı elektriksel alanda keşifler buharlı makinaların bulunması ,internetin gelişimi v.s gibi bir çok yenilikler keşifler uğraşılar ,

Bu tip dünyasal kaynaşmadan bi haber sadece kendi içine yönelmiş bu tip kavim ve milletlerin yücelmiş sandıkları ruhsal harekete rağmen (tibetliler,budist bölüm v.s. )başka ülkeler tarafından işgal edilip eziyet çekmelerine sebep oldu ,

Keza dinsel doğmalar kehanetler korkular yoluyla kilitlenmiş ilerleyemeyen bilinçlerin karanlık çağlarda Avrupada ve islam toplumunun bilgilerden ronesans ve dinsel reformdan tabusal baskılarla dayatmalarla uzaklaşmaları, acı çekmeleri, en son K.celsesinden
(30.Ekim.2021) bir alıntı,

"S: (Pierre) Benim var: Rönesans'ın temel nedeni, Kara Ölüm virüsünün meydana getirdiği genetik değişiklikler miydi?
C: Temel neden değil ama etkisi oldu.
S: (L) Peki temel neden neydi?
C: Psişik nitelikte 4Y etkileri."

Kısaca farkındalık kavramında kendi içinin zenginliklerini keşfetme yanında ,etrafta , dünyada olan bitenden de tam haberdar olmak gerekirse koruyucu tedbirler almak,

Buna yukarıdaki "Psişik nitelikteki 4Y" etkilerinin açılmasını matbaanın bulunması ile bilgilerin geniş bir kesime yayılması ve bu olayın insan bilincindeki gelişmelere sebep olduğunu söyleyebiliriz, psişik hazırlanma oluşmuş ve bu sayede bilgiler akmış bilinçlerde değerlenme kazanmış,

Bu hali bulunduğumuz devreye de adapte edebiliriz, ayrıca uzun ve kısa dalga döngülerinin devamlı olduğu izahını bu açıdan da yapabiliriz,

"Psişik nitelikteki 4Y etkisi" ,

İnternet ile iletişim sahasındaki buluşlarla  çok güçlü ve etkin açılıma girdiğimizi söyleyebiliriz, bunu biraz uzun dünya zamanı geçiren olarak yaşamımdaki şahit olduğum ortamdaki bilinçsel gelişmenin olgusu ile rahatlıkla belirtebilirim zihinlerde akıl almaz bir gelişim var bu gerçek,

"Beden ve Yakın çevre" ve "Dünyadaki Olaylar"

Ara,

memed

#1173
Öncelikle bilgileri bir araya getiriş tarzınıza hayran kalmamak elde değil. Hem yeni şeyler öğrendim hem de o bilgileri siz bir araya getirip hazırlayıp bize sundugunuz icin bir çok seyi tekrar hatırladım.Gercekten çok güzel bir yazı olmus .Teşekkür ederim.
Arada böylesine dolu dolu sunumlar okumak müthiş keyifli oluyor.

1-2  konuyu ,bilebildiğim kadarıyla düzeltmek ya da ek yapmak  istiyorum :



1-''' Bu tip aşıların DNA transkripsiyonu bolca kurcalayabileceği araştırma konusudur bu tip aşının dışarıdan hazırlanıp hücre içinde direkt ribozomlara gidip çekirdekteki DNA a dokunmadığı söylense de  .... '''
Malesef bu bilgi 2010 öncesine ait. Moleküler biyoloji hemen her gün değişen bir dal ve 2017 yılında yapılan deneysel çalışmalarda , hücre içine giren m-RNA nın ,tasıdıgı kodu ,Ters transkriptaz yolu ile hiç sektirmeden çift sarmallı DNA olarak düzelterek yerine yerleştirdigi nerdeyse kesin gibi.( Aslında RNA yabancı molekülü vücut savunma hücreleri tarafından anında darmadagın edilir atılır. Ancak gen terapisi ya da proteine baglı virüs m-RNA sı hücre içine giriş yapabiliyor. Farkındaysanız gen terapisi almıs olan birisi Spike protein atagını 4-5 ay sonra dahi yasayabiliyor.Bu vücut kendi üretmediği sürece mümkün değildir. Çünkü S.P. en fazla 1 ayda vücut tarafından tamamen sarmalanır ve atılır.Bu arada bir insanın gen terapisi yüzünde mi yoksa covit-19 oldugu için mi semptom gösterdiğini PCR gibi bir test asla yanıt veremez. Uzun tetkikler gerektirir.Ama virolojiye hakim birisi 2 yıl sonra halen '' ben covit-19 a ilkkez yakalanıyorum ''diyen birisini ciddiye dahi almaz ! Ama malesef bunu söyleyen Prof bile var ! )

2- '' cinsel temas esnasındaki sperm aktarımına bağlanmış bir yorum var .Erkek ve kadında her iki cinse ait hormonlar vardır (testesteron ve östrojen)ve bunlar cinsin özelliğine göre miktar yönünden ayarlanmıştır ''
Benim okudugum yazıda anlatılmak istenen türün X ya da Y kromozumu değil direk olarak spesifik bir bireyin kadın beyin dokusundan alınan DNA örneğinde , spesifik ,o bireye ait kod yapının bulunmasındandır.

'''' Seattle Üniversitesi ve Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, kadınlar cinsel ilişkiye girdikleri her erkeğin yaşayan DNA'sını alıyor ve taşıyor..'''
https://www.olay.com.tr/kadin-beyninde-yasayan-erkek-dnasi-73284


-----------------------------------------

Yazdıgınız yazı o kadar dolu ki , daha da üzerine ek yapmak ve soru sormak isterim ama şimdi acilen cıkmalıyım . Bunları hızlıca yazdım.


Tgur

#1174
İltifatlarınız ilginiz ve son derece önemli katkılarınız için teşekkür ederim ,

Her şeyi bilen biri görünmekten nefret ederim acizane yolumuz bilgileri hazım edip yenilerinin neler getirdiğine ve var oluşta mozaik özelliğe yani genel bilgi alanına ki bunu evrensel manada söylüyorum,neler kattığına bakmak ve önümüzü aydınlatacak ışığı biraz daha kuvvetlendirmek,

Bu manada genetik ve virolojiye dalmış biri olan sizlerin katkıları bizlere çok daha idrak genişliği sağlayacaktır,

Spermlerin kadın beyninde bulunması çok ilginç, bizim araştırmalarımız internetten söylediğiniz gibi yenilikleri taze bilgileri ancak sizin gibi fark eden olursa görebiliyoruz ve bu hususta alim değiliz,velhasıl bu çabanıza devam edin derim ,

Görüldüğü gibi çabamız biraz dünyasal bilgi dışına çıkıp zamanı yani tabi olduğumuz lineer zamanı boşlayıp evrensel morfik alemde neler olmuş bunun ip uçlarını veren K. bilgileri ve onunla beraber RA ve Pleiades bilgilerindeki değişken çekim dalgalarının tesirlerini de hesaba katarak olmuş olacak olanların ip uçlarını yakalamaya çalışmak,

K.lar bu hususta çok açık ve bazen de zihni çalıştırıp araştırıp bir yerlere ulaşmaya çalışan bilgileri vermekte çok mahirler ve biz insanlara çok faydalı oluyor,

Bu nedenle,

" Farkındaysanız gen terapisi almıs olan birisi Spike protein atagını 4-5 ay sonra dahi yasayabiliyor.Bu vücut kendi üretmediği sürece mümkün değildir. Çünkü S.P. en fazla 1 ayda vücut tarafından tamamen sarmalanır ve atılır.Bu arada bir insanın gen terapisi yüzünde mi yoksa covit-19 oldugu için mi semptom gösterdiğini PCR gibi bir test asla yanıt veremez."

tesbitinizdeki mRNA nın DNA ya etki edip bir nevi spike proteini ürettiğini söylüyorsunuz ,yani vücut kendi başına üretiyor bu da K.ların bu mRNA ların DNA da veba ,kara ölüm gibi hastalıkları üretebileceğinden bahsettiğini hatırlıyorum,neticede DNA bundan etkileniyor, diziliminde bazı tetiklenmeler oluyor

Pardon kalın kafamla bir yerlere varmaya çalışıyorum ama teslim etmem lazım ki insanlarca ütyopik gelen bir çok konuya bu aldığımız bilgilerle yanaşabiliyoruz, belki de züccaciye dükkanına giren fil gibi etrafı yıkıp dökerek,

Fırsat olursa yakında yaptığım çalışmadan bir bölüm aktaracağım bu bilgi K.ların tetiklemesi ile oldu ,

Size sevgi dolu olarak iyi günler..


Tgur

#1175
Bahsettiğim ileriki çalışmalarımdan bir kesit,

YORUMLAR XXIII

Bir dost Whatsap tan şu alıntıyı gönderdi,

"O ÇANTANIN İÇİNDE NE VAR?
Yıl 1986 idi.
Mahmut Kılıç Şanlı Urfa'nın Örencik Köyü'nde yaşayan bir ihtiyar çiftciydi.
Bir şubat sabahı tarlasını kara sabanla sürerken büyük bir taşa takıldı.
Ne kadar zorlasa nafile.
Taşın etrafını biraz kazdı, gördüğü inanılmazdı.
Bu üzerinde 3 tane el çantası ve ilginç yaratıkların oyulduğu dev bir taş sütunun toprak üstüne çıkmış yüzüydü.
Kendisinin bu sütunu yerinden oynatması imkansızdı.
Biraz daha kazdı.
Sütunun hemen yanında 75 santimetre boyunda bir heykel buldu.
İhtiyar çiftci tarlayı sürmeyi bıraktı, heykeli alıp Urfa Müzesine koştu.
Mahmut Kılıç'ın bulduğu bu heykel insanlık tarihini değiştirdi.
Bulunduğu yer "Göbekli Tepe" idi.
Popüler tarih uygarlığın  M.Ö. 10 bininci yıllarda, tarımla başladığı varsayıyordu.
Tarım yerleşik hayatı, yerleşik hayat da kültürü, sanatı ve dini, kısacası  "uygarlık" dediğimiz gelişimi meydana getirmişti.
Klasik uygarlıklar sıralaması şöyleydi:
Sümer Uygarlığı (MÖ.4000): Dicle ve Fırat
Mısır Uygarlığı (MÖ.3500 ): Nil Nehri
Maya Uygarlığı (MÖ. 2600): Güney Amerika
Hint Uygarlığı (MÖ.2500): İndüs Irmağı
Çin Uygarlığı (MÖ.1500): Sarı Irmak
Bizim ihtiyar çiftcinin bulduğu Göbekli Tepe bu tarihi alt üst etti..
Çünkü Göbekli Tepe  tam 12000 yıllıktı..
Sümerler'den  7000, Stonehenge'den 7500, Piramitler'den de 8000 yıl eskiydi..
Bu klasik tarih biliminin iflasıydı.
İnsanlığın geçmişinin yeniden araştırılıp yazılması gerekliliğinin somut kanıtıydı.
Urfalı ihtiyar çiftçinin bulduğu dev taş sütunun üstünde 3 adet el çantası oyması vardı.
Bu 12000 yıl önce el çantası kullanıldığının da kanıtıydı.
Ancak arkeologları asıl şaşırtan dünyanın hemen hemen her köşesindeki kazılarda aynı model çanta oymalarına rastlanmış olmasıydı.
..Ve bu çantaları insanlar değil, o insanların Tanrıları taşıyordu.
Çantalar sanki tek fabrikadan çıkmış gibiydi..
Sümerler'de, Hititler'de, Asurlular'da, Mısırlılar'da, Aztekler'de, Mayalar'da, Hindistan'da, Afrika'da, Paskalya Adası'nda, hatta Bosna'daki kazılarda bile dev boyutlardaki tanrı figürlerinde hep el çantası vardı..
Afrika yerlileri Dogonlar el çantası kullanmıyordu ama bunu duvarlarını çiziyorlardı.
Birbirlerinden haberleri bile olmayan farklı kıtalardaki insanların çanta modası inanılacak gibi değildi..
Tarımla uğraşan insanların yanlarında el çantası taşıması mantıksızdı.
O zaman bu çanta taşıyan ve Tanrı olarak betimlenen dev heykeller kimlerdi?
Acaba ilkel insan bu çantayı kendisinden üstün olan bir ırkta gördüğü için mi kutsallaştırmıştı?.
Öyle ise kimdi bu çantacılar?.
..Ve o çantaların içinde ne vardı?
Neden insanlar onu her taşa oyacak kadar kutsallaştırdı?
İngiltere kraliçesi niye ısrarla sürekli aynı model çanta ile geziyor?
Arkeoloji dünyası insanlığın geçmişi ile ilgili binlerce sorunun cevabını gün ışığına çıkarmaya çalışıyor.
Her yeni kazı geçmişimizle ilgili bilmediğimiz daha çok şeyin olduğunu kanıtlıyor.
..Ve her yeni bilgi insanlık tarihini yeniden yazdırıyor. Bakalım tüm dünyanın ortak kültürü bu 12000 yıllık çantanın sırrı ne zaman çözülecek?
O sır çözüldüğünde belki de asırlar boyu bize öğretilenlere gülüp, bilgisizliğimize üzüleceğiz.
Kim bilir?"

Ve ben şu cevabı verdim,

 O kutular uzaylı varlıkların yanlarında hep vardı ve dünyayı şu veya bu sebeple  ziyaret ettiklerinde yanlarında taşırlardı ve insanlar çeşitli devirlerde o varlıkları tanrılar diye tanımlamışlardı

----------------------------------------------------------------------

Kasyopya 21.Ekim.1995 ten ,

S: (L) Görüntüyü kaydeden kameraman bu varlıklardan dört tane olduğunu anlattı. Biri ölüymüş ve üçü de aracın dışında duruyormuş ve çığlıklar atıp göğüslerindeki kutuları tutuyorlarmış. Bu doğru bir...
C: Evet.
S: (L) O kutular neydi?
C: Tercüme matriksi, duygu dengeleme birimleri.
S: (L) Tercüme matriksi nedir?
C: Yabancı düşünce kalıplarını çevirir; elektromanyetik ızgara dalgasının acil durum kaybı dışında ihtiyaç duyulmaz.
S: (L) Duygu dengeleme birimi ne için kullanılıyor?
C: Çeşitli kullanımları var. Çoğu zaman, şok edici olaylara alışık olmayan, duygusal olarak yüklenmiş varlıkların zarar verme düşüncelerini nötralize ederek hayatta kalmak için.
S: (L) Başka varlıkların zarar verme düşüncelerini nötralize etmek için mi tasarlanıyorlar?
C: Evet."
----------------------------------------------------------------------

Tabii doktor olan arkadaşım bu bilgiye "araştırıp sana cevabi bir tez yollayacağım" dedi ,ben de "bunlar teori değil gerçek" dedim ve ilh.

Bu konuyu burada belirtmemden kasıt insanlar bu bilgimize karşı neler bulmuşlar ve adlandırmışlar şeklinde, internet araştırmamda netice verecek bir bulguya rastlamadım ,maalesef altı doldurulamayacak bir çok benzetmeler ,

Bizim bunu evvelden de söz ettiğim bulgumuzun altı doldurulacak mı bilinmez ,ama bana K.lardan aldığımız ve kotardığımız bilgiler  sebebi ile dünya dışıların bu dünya seyahatlerinde ve onların insanlar tarafından çeşitli tanrı uydurmaları ve bazen asırlardır etki eden özelliklerini düşününce ve bilince inanınca çok uygun geliyor..



memed

#1176
Tanrıların Büyücüleri adlı kitapta , bu el cantalarından cok sık sözediliyor. Dediğiniz gibi aynı dönem ( M.Ö.12000 ) de meksika güney amerika göbeklitepe endonezya da bu cantalar tamamen aynı sekilde resmedilmiş . O kitapta da bunun ne olabilecegi önermeleri var ama ciddi bir çıkarımda bulunamıyor.
Kitapta aklımda kalan ve benim için önemli olan bir kaç seyi paylaşmak istiyorum.

Güneş sistemimizin,samanyolunun merkezinde ki kara delik cevresinde ki turu yaklasık 240 milyon yıl sürüyor .Bu yörünge turu boyunca düz bir hatta ilerlemiyor. Kitapta ki benzetme ile anlatayım : Bir yunusun denizde bir batıp bir cıkması gibi bir dalga hareketi yapıyor, günes sistemi ve dolayısıyla dünya...
Dünya ( ve günes sistemi )  35 milyon yıl düz bir hatta ilerliyor ve sonra ,samanyolunun kirli ( ! ) yogun hattına giriyor ,bu  rota 1 milyon yıl sürüyor ve sonra alt ,daha temiz ve az yogun bölgeye girip bir 35 milyon yıl daha geciriyor.
Bir yunusun denize dalıp çıkması gibi .
O bir milyon yıllık ,yogun bölgeye girdigi zaman bu bölgede cok fazla kuyruklu yıldız ,kahverengi cüce ,mini karadelikler ,yogun göktasları arasından gecip 1 milyon yıl sonra daha sakin bir astronomik alana giriyor ve yine hayat baslıyor ve yine 35 milyon yıllık daha ferah bir zamana giriyor. .
Bir  gezegende yasamın istikrarlı ve evrimin dengeli gitmesi için ,o astronomik bölgenin hem düzenli hem de yörünge kesisimleri oturmus olması gerekir.
Tabi kitap şu anda o kirli ( ! )  bölgede oldugumuzu vurguluyor ama ne zaman bu bölgeye giriş yaptıgımız konusunda bir şey diyemiyor.

Bu arada maya kehanetleri denen dönemin ,astronomik bazı bilinmezlikler yüzünden 1960 ile 2040 yılı arasında ki 80 yılı kastettiği söyleniyor.
Kitapda direk yazmasa da bütün bu buluntuların ,göbeklitepe meksika güney amerika endonezya da ki yapıların sirius kontrolünde kuruldugunu ve idare edildigini ben kendi adıma adıma çıkardım.
Şu anda tüm asli kontrolün sirius da olması gibi.( Birazdan devam etmeye calısacagım )
 

memed

#1177
Sizin yukarda söz ettiğiniz supernova ve kütle çekim dalgası konusu benim en ilgimi çeken konulardandı.
Bildigim kadarıyla , kütle çekim dalgası ,2 masif kütlenin çarpısması ya da supernova patlamaları sonrasında olusan , uzay zamanın büküldügü   & dalgalandıgı bir süreç yaratır.
Ve genelde kütle çekim dalgasının ardından kozmik radyasyon yagmuruna neden olur.
K'ların paylaşımlarında hep kırmızı bir gökyüzünden sözeder. Kırmızı gökyüzü, tahminim , manyetosferin yeterince karsılayamadıgı kozmik gama ısın yagmurlarında , demir içerikli asteroid kuyruklu yıldız saganagında olabilecek şeyler .


Tgur

#1178
Kırmızı atmosfer ve diğer izahlar güzel ve tatmin edici,sağ olun,

Sonradan yaptığım bazı düzeltimler beni ve sizi eskilere götürüyor,bilinsin, bu arada çantaların ne olduğunu izah ederken Roswell vakası ile olan K.lara sorgulamalarda şu cevap çok ilginç baştan fark etmemişim,

": (L) Tercüme matriksi nedir?
C: Yabancı düşünce kalıplarını çevirir; elektromanyetik ızgara dalgasının acil durum kaybı dışında ihtiyaç duyulmaz."

Izgaraların dünya üzerinde ve bu dünya dışı ziyaretlerde nasıl etkin olduğunu göstermekte ,dikkat edilirse ızgaralar gerekli tercümeleri yapıp ve  ürkmüş dünya insanını adeta paralize edip  sakinliğe sokuyormuş, ancak bazen etkin olmadıklarında bu çantalar kutular iş görmekte imiş,

Bazen kendimi kurgu filim seyreder gibi hissediyorum,inanayım mı inanmayayım mı ikileminde aklıma dünya dışılarla veya fiziki kaçırılmalarla karşılaşan insanlarla yapılan raportajlarda anlatılanlar geliyor, çoğu olayı biraz ürkmüş ama sakin bir şey yapamaz hissettiklerini söylemekte.

memed

#1179

''C: Öğrenmenin amaçlarından biri, yeterli bir bilgi seviyesine ulaşıp artık üçüncü bir tarafın onayına ihtiyaç duyulmayacak bir noktaya ulaşmaktır.''

Bu cümle her ne kadar dogru olsa bile  ,aldıgı aynı bilgileri farklı yorumlayabilecek ya da madalyonun diğer tarafı hakkında olabilecek fikirleri bilmek görmek istiyor insan.

Bu yüzden yazdıklarınız cok degerli .Çünkü baktıgımız yön aynı .
Kafamızı mesgul eden soru ve sorunlar aynı.

Simya hakkında küstahlık olarak saymaz iseniz bir tekrar yapmak istiyorum. Tüm simya ile ilgili nitelemelerde , kişinin ruhsal olarak paslı demirden altına dönüşmesi mecazı kullanılır. Ancak zaten ruhsal olarak, istedikleri gelişkinliğe ulasmamıs bir kişinin kabul edilmesi söz konusu değildir.Ruhunuzda hiçbir değişim ya da gelişim hissetmezsiniz .Sadece içerden cayır cayır yandıgınızı hisseder ve ruhunuzun sınırlarını test edersiniz. İçinizde hiç bilmediğiniz anlamadıgınız ruhsal güclerinizin farkına varırsınız. Ruhsal değişim bu yönde olur.
Ama bana göre asıl gelişim beyniniz ve bilgilerinizle ilgilidir.Bu gezegende ister Atatürk ister Hawking ister Penrose olun . Gercek bilgiye erişim kısıtlıdır . Bilgiyi hazmetme yeteneginiz zaten ruhunuzun gücünden gelir . O yüzden simya tüm bilimlerin üzerinde ve onlardan da yararlanarak sizi zihinsel olarak cok boyutlu düsünme ve bilgiyi kavrama olasılıgı verir.

'' İsviçreli bilim insanları tarafından yapılan çalışmayla, insan beynindeki geometrik yapılar incelendi. Bu geometrik yapılar ise çok farklı boyutlardaydı. Dünyayı 3 boyutlu perspektiften algılamamıza karşın, beynimizde 11 boyutlu yapılar bulunuyordu. Başka bir deyişle, beyin 11 boyutlu olarak çalışan geometrik yapılardan oluşuyordu. Beyindeki ağ yapıları 11 boyuta kadar çıkabiliyordu. Bu keşif bilim dünyasında heyecan yarattı . ''  https://listelist.com/insan-beyni-cok-boyutlu-yapilar/

Kullandıgınız simya formülleri beyninizin boyut yapılarını genişletmek üzerine .Formüllerde kimyayı ve diğer bilim alanlarını kullanırken olusturdugunuz formüller cok boyutlu bir matematik yaratarak zihninizi değiştirmek üzerine kurulu .
Ve eminim bilmediğim çok fazla sey var bu konuda halen.Örneğin ben ve benim gibilerin resmen bir anten gibi kullanılmasının fiziği gibi.
Ve  adım gibi emin oldugum ise ,tüm yasamım boyunca aslında buna hazırlanmıs oldugum ve bunu kendi hayat planıma kendim yazdıgımdır. Bunu biliyorum. Çünkü kendi zihnime kurdugum tuzakları baska hiçbir güç kuramazdı. O tuzaklar olmasaydı , mantıklı beynime söz gecirmem cok daha zor olurdu . 

TGUR ; süpheci ve detaycı yaklasımınız bana cok tanıdık geliyor :) Zamanınız oldukça yazmanızı öneririm içinizden geldikçe .

Tgur

#1180
Kardeşim benim yazma ile sıkıntım yok zira çok şükür sahte benliği kendimden uzaklaştırdım sanıyorum ,yazılarıma yazılı düşünme tanımı koymaktayım,

Hasbel kader bu yaşa gelmiş bir çok badireden geçmiş ve ve inanç konularında monoteizmden sıyrılmış ve simyanın genel amacının belirttiğiniz sahteliklerden uzak, mecazı bırakıp demiri altına değil zihni bahsettiğiniz beyin kıvrımlarını arttırmaya yönelik uğraşılarla parlatma ve bu yolla bildiklerini serbestçe anlatma yolunu seçmiş biriyim ,sizi simya yolundaki aktarım ve yorumlarım ilgilemiş, anladım,

Utanmasam  bu bazen bıktırıcı yazıları her gün bu mahale döşerim,o zaman evvelden de bahsettim olay pehlivan serilerine masallarına benzemeye döner işin bilgilenme yolundaki o samimi endazesi kaçar,

Onun için şimdilerde yorumlarımın sayısından anlarsınız evvelkileri yayınlıyorum ve ara vermeye çalışıyorum ama dayanamayıp bu arayı kısalttığım şaşırdığım zamanlarda oluyor,

Genel maksadı anlıyorsunuz sanırım zihinleri düşünce üstüne çıkaran ve paranormal denen boyutlara eriştirmede alışkanlık arıyorum,zira ancak o yolla ruhsala erişim kolaylaşır,bu husustaki düşüncelerimi belki okumadınız daha çok kısa özetli mısralarımla çok anlattım hatta bazılarını tekrar tekrar yazılarımda devreye sokarım, o dörtlüklerim yığın halinde karalamalarda "eski ve yeni sözler"bölümünde mevcut,

Uzatmadan bu kanal bilgileri tartışma bölümü çok ilginçtir ve kişiler sorgulamalarına veya daha fazla düşünsel yapılara rahatça ulaşır ve yazar dinler ,şu husus böyle değil şöyledir der ve neticede faydalı bir uğraşı sağlar..


memed

#1181
C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.


Çocukken en merak ettiğim konulardan birisi de , bir insanın kendi cocugunun kafasını bıçakla  kesebilme durumuna nasıl gelebildigi ile ilgiliydi.( Hz İbrahim meseli )  Abarttığımı düsünenler mutlaka olacaktır .Ama ben son 1 yıldır şunu anladım : Bana medyayı verin ,diğer herkesi sansür etme olanagını da kullanarak bu ülkede ki entellektüel ya da daha ileri gidelim ,bogazici odtü eski mezunlarının bile cocukların kafalarını kesmeyi ikna edebilirim !!! Bunu onların özgür irade ( ! ) si ile yaptırabilirim .Üzgünüm bu benim düsüncem : Öldürücülüğü  1/1.000.000 olan bir kesime ( Cocuklar CDC covit  verileri ) birileri gen terapisi yapmaya ikna edebiliyor ise iHz. İbrahim de cocugunun kafasını kesmek isterken aynı durumdaydı.

Çocuklugumdan beri beni en cok zecbeden konu : İNANÇ tır .

Lakerda ( diye aklımda kalmıs  Reptilian röportajı ) yı izledigim zaman cocuklugumdan beri sordugum sorunun yanıtı verdi bana :

'' Sizin evrim sürecinize müdahale eden yaratıcılarınız ( ELOHİM= HUMONAİD TÜR )sizin DNA nızda bir açıklık bıraktılar .Bu acıklık sizin zihninize rahat girebilmek içindi . Ve bunu tüm üst boyuta erişimi olanlar ve biz reptillerde rahatca kullanabiliyoruz.Bu bir çeşit inanc geni idi . İnanc deyince aklımıza din geliyor.Ama hayır , bilim din agnostizm ateizm ya da her tür din ... ... ..vs vs vs  tümü ve tamamı bizim bilgiye erişimimize engel olabilmek icindir. Keske bulsam da gecen 2. biontec den sonra şeker hastası olup gidip 3. dozu yaptıran ve ben bilim aşıgıyım diye haykıran ama kandırıldıgını da anlayan bir kadının tweteni görseniz !

Bu benim fikrim elbette : Ama dünya nın en büyük problemi 
'' KABI DOLU OLAN İNSANLARDIR ! ''

Tgur

#1182
Evet memed ,
"Bu yüzden yazdıklarınız cok degerli .Çünkü baktıgımız yön aynı .
Kafamızı mesgul eden soru ve sorunlar aynı."

Demişsiniz çok doğru,beyin hakkındaki o harikulade yorum ve aktarımlarınıza bendeki hastalığın tezahürü olarak K.lardan kotarılmış yine ileriki çalışmamdan bir kesit sunuyorum sanırım tamamlayıcı yahut bu husustaki bilgiyi genişletici olur,

----------------------------------------------
S: (L) Peki, başka bir konuya geçelim; ön-kodlanmış bilgi sinyalleri nasıl gönderiliyor?
C: Sorunu açıklar mısın?
S: (L) Bu son konudan önce ses dalgası odaklamasıyla mesajların gönderilebildiğinden bahsediyorduk.
C: Hayır, ses dalgası odaklaması, hisler, duygular vb'ni değiştirmek amacıyla beden ve beyin kimyasının değiştirilmesi için tasarlanır ve bu, zihinsel düşünce kalıplarının değiştirilmesine neden olabilir. Fakat mesajlar yüksek frekanslı ses dalgalarıyla gönderilmez.
S: (L) Nasıl gönderilirler?
C: Mesajlar, Serbest Biçimsel Görüntüleme denen bir yöntemle gönderilir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Düşünce transferi anlamına geliyor.
S: (L) Peki bu nasıl yapılıyor? Hangi sıklıkla yapılıyor?
C: Yanlış kavram. Bu konuda "sıklık" gibi bir faktör yok. Yine ne yazık ki anlamadığınız bir yöntem söz konusu. Fakat, tüm sorulara yanıt aradığınız için, bunu açıklamanın tek olası yolu şunu söylemek: bir boyutta oluşturulan bir düşünce diğer bir boyuta, yani sizin boyutunuza gönderiliyor.
S: (L) Tamam. Belirli bir hedefe gönderilebiliyor mu?
C: Kesinlikle.
---------------------------------------------------------
S: (A) Blanchard ile birlikte geliştirdiğim ve bir derginin üçüncü hakemi tarafından yakın bir zamanda eleştirilen teoriyle ilgili bir sorum var. Makale reddedildi. Aslında bir anlamda hakem temel olarak haklıydı. Yaptığımızın doğru yönde ilerlediğini düşünmüyorum tam olarak. Bu çalışmaya hep aynı yönde ilerleyerek on yıl zaman harcadım ama sonra ilerleme durdu. Sorun, Quantum Teorisini anlamamam. Quantum teorisini anlamak için bu teoriyi geliştirdik ki bu teoriye göre Dünya kısmen klasik kısmense quantum. Ama elbette Dünyanın hangi kısmının klasik olduğunu bilmiyoruz. Stapp bunun akıl, bilinç olduğunu düşünüyordu, Penrose ise çekim diyordu. Sorum şu: Blanchard'la birlikte on ya da daha fazla süredir geliştirmekte olduğumuz bu teori ileri atılmış bir adım mı, yoksa Phipps'inki gibi zırva mı? Tamamlayarak ilerleyebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki, ileri bir adım olursa, cevabını bilmediğimiz esas soru şu: Klasik olan ne? Çekim mi, bilinç mi ya da başka bir şey mi? Ne? Ya da belki herşey klasik...
C: Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk. Bilincin algılaması olmadan hiçbirşey varolamaz.
Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu.
Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal.

----------------------------------------------------------------------
C: Size veriler ve ipuçları sunduk. Bilgi beyinde uygun bağlantılar kurmaya yönelik çabalar yoluyla edinilmek zorundadır.
S: (L) Beyinde bağlantılar kurmak neden bu kadar önemli?
C: Çok basit; alıcınızı yapmak için!!!
S: (L) Yani veri ve bilgi edinmek ve bunu beyin gücü sağlayacak şekilde yapmak çok önemli çünkü beyin insanın alıcısı. Alıcının aldığı şey... (Galatea) Kozmik bilgiler.
C: Yüksek enerjiler!
----------------------------------------------------------------------
İlk alıntıda üst yoğunluktaki bir düşüncenin belirli hedefe gönderilmesi işleniyor yani bu hedef 3Y deki birinin beynine,

Konuyu buraya getirince o çok önem verip kıvrımlarının geliştiğini ve hemen hemen bildiğimiz evrensel ve dünyasal ne kadar oluntu varsa hepsinin tasarlayıcısı fark ettiricisi ve kişinin benliğini yönlendirici olarak beynimizi anlıyoruz,

Ve burada yanılıyoruz,veya eksik kalıyoruz,

Beynin çeşitli kimyasallarla hormonlarla ve oluşmuş nöron bazındaki iyonsal elementlerle bir çok grift ve ancak yeni yeni fark edilen kabiliyetleriyle bahsi geçen evrende ne varsa oluşturan olarak ortaya çıkaran olarak tam olmadığını anlıyoruz,

Zira,
"Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu.
Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal."

Ortada bir ayrılık var ,daha iyi anlayabilmek için başlangıçta "yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan" gibi  ilinti olduğunu anlasak da ,daha ayırımcı bir anlayışta olmalıyız,

Evrensel manada yapılan işlenen kotarılan ne varsa ki ona K.lar "bilinç" demekteler ve beyin onu sadece ifade eden bir alıcı,
İlaveten "çekim"olarak bahsi geçen yer çekimi değil ,tamamen başka mahiyette olan bir unsur onun hakkında çok aktarım ve yorumlarda bulunduk sanırım okumuşsunuzdur,

Sevgiler..


memed

#1183
Daha önce söylemiş oldugum konu ile ilgili somut bir veri paylaştı bir doktor : 
İsveç'teki Lund Üniversitesi'nden Alden ve arkadaşları, en büyük korkularımızdan birini doğruluyor. Tehlikeli Spike proteinini kodlayan eksojen genetik materyal, insan genomuna ters kopyalanır; hastalık teşvik edici/ölümcül Spike'ın olası uzun vadeli yapıcı ifadesi/sentezi.

https://twitter.com/P_McCulloughMD/status/1497284602540351491

Yani DNA ya kopyalandıgı artık kesin gibi.

memed

#1184
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

Daha önce söylemiş oldugum konu ile ilgili somut bir veri paylaştı bir doktor : 
İsveç'teki Lund Üniversitesi'nden Alden ve arkadaşları, en büyük korkularımızdan birini doğruluyor. Tehlikeli Spike proteinini kodlayan eksojen genetik materyal, insan genomuna ters kopyalanır; hastalık teşvik edici/ölümcül Spike'ın olası uzun vadeli yapıcı ifadesi/sentezi.

https://twitter.com/P_McCulloughMD/status/1497284602540351491

Yani DNA ya kopyalandıgı artık kesin gibi.
---------------------------------
Yani bunun etkileri  LONG-COVİT denen bir sürece neden oluyor. Kendi genimiz gibi SPİKE PROTEİN vücut tarafından sentezleniyor ve yüksek antikor olusumu sonrası , virü-s olmadan  hastalık etkileri olusuyor . % 50 çalışan ( etkinlik sıfır anlamına gelir) P C R testi ise size para atısı yapıyor .  Yazı gelirse covit o9luyorsunuz tura gelirse nezle grip diyorlar !