Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

#1125
Sevgili Bir_Den_İz,

Öncelikle açıklamaların için teşekkür ederim. Herşeyin ilüzyon olduğu ve hakikatte hepimizin Bir olduğunu ifade ettiğin açıklamalarına yürekten katılıyor, benzer hissatlerimi bende her zaman paylaşıyorum, bunlar için tekrardan teşekkürler.

Fakat Sevgili Bir_Den_İz asıl olarak sorduğum soruya gelirsem, öncelikle burda bunu bir "onay" almak maksadı ile sormadığımı ifade etmek istiyorum. Dediğim gibi daha öncelerden de gözlemler yapıyordum ama benim asıl 2008'den bu yana süregelen bu durumun kimliğini, nedenini "spesifik olarak" netleştirme isteğim var. Çünkü dediğim gibi herhangi bir pozitif veya negatif duygu, durum algılamadığım gibi, yıllar geçse de en ufak bir iletişim kurmuşluğumuz yoktur. Bu duruma dair tamamen nötr bir hal içerisinde bulunmanın yanında, kendilerine dair bilgi ve farkındalığımda sıfır durumdadır ki, işte beni de ziyadesi ile rahatsız eden durum budur. Bileyim ki, bende ona göre pozisyon alayım istiyorum.

Velhasıl Kasyopyalılar da herzaman spesifik olarak sorularınızı sorun ki, alacağınız cevaplar da net ve spesifik olsun diyor. Lakin dediğim gibi henüz bu konuda herhangi net bir cevap alabilmiş değilim. Senin açıklamalarında, Laura ve bazı başkalarınında açıklamaları, bu duruma dair aradığım net yanıtı maalesef verebilmiş değil. Bende umuyorum ki, bakarsın, eğer isterse tabii, arkadaşın bu soruya net bir cevap verebilir, kimbilir. Arıyoruz, bekliyoruz hala...

Sevgiler ve Birlik dolu günler diliyorum.

Bir_Den_İz

#1126
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Sevgili Bir_Den_İz,

Öncelikle açıklamaların için teşekkür ederim. Herşeyin ilüzyon olduğu ve hakikatte hepimizin Bir olduğunu ifade ettiğin açıklamalarına yürekten katılıyor, benzer hissatlerimi bende her zaman paylaşıyorum, bunlar için tekrardan teşekkürler.

Fakat Sevgili Bir_Den_İz asıl olarak sorduğum soruya gelirsem, öncelikle burda bunu bir "onay" almak maksadı ile sormadığımı ifade etmek istiyorum. Dediğim gibi daha öncelerden de gözlemler yapıyordum ama benim asıl 2008'den bu yana süregelen bu durumun kimliğini, nedenini "spesifik olarak" netleştirme isteğim var. Çünkü dediğim gibi herhangi bir pozitif veya negatif duygu, durum algılamadığım gibi, yıllar geçse de en ufak bir iletişim kurmuşluğumuz yoktur. Bu duruma dair tamamen nötr bir hal içerisinde bulunmanın yanında, kendilerine dair bilgi ve farkındalığımda sıfır durumdadır ki, işte beni de ziyadesi ile rahatsız eden durum budur. Bileyim ki, bende ona göre pozisyon alayım istiyorum.

Velhasıl Kasyopyalılar da herzaman spesifik olarak sorularınızı sorun ki, alacağınız cevaplar da net ve spesifik olsun diyor. Lakin dediğim gibi henüz bu konuda herhangi net bir cevap alabilmiş değilim. Senin açıklamalarında, Laura ve bazı başkalarınında açıklamaları, bu duruma dair aradığım net yanıtı maalesef verebilmiş değil. Bende umuyorum ki, bakarsın, eğer isterse tabii, arkadaşın bu soruya net bir cevap verebilir, kimbilir. Arıyoruz, bekliyoruz hala...

Sevgiler ve Birlik dolu günler diliyorum.

Merhaba tekrar,

Psişik yakınıma okuttum mesajını, ilk etapta benim yazdıklarımı söyledi, bende daha spesifik birşeyler istediğini ve ihtiyacın olduğunu düşündüğümü söyleyip rica ettim. O da yüzünü görmediği, sesini duymadığı birine bağlantının zor olacağını söyleyip kurma girişimine başladı... Venessa, vanessa, venezuella, Las Vegas... Derken net gelen Vega Lyra oldu... Vega Lyra sende ne hissettiriyor ? Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş... Ve bileğinde bileklik, tesbih gibi bir şey taşıyor mu diye sordu.
Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

Qui-gon jinn

#1127
Merhabalar kardeşim

Öncelikle hiç böyle birşey yapmaya mecburiyetinin olmamasına rağmen, ricamı kırmayıp senin ve yakınının giriştiği gayret için ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayenizde ilk defa spesifik bir yanıt almış oldum ama bu yanıtın doğruluğu ne düzeydedir hiçbir fikrim yok. Ona rağmen, bu bir ipucudur işte, bu ipucundan haraketle konu üzerinde çalışacağım. Bunun yanında sorduklarına kısaca cevap verirsem;

"Venessa" (Belki)

"Vanessa" (Hmm bunada belki diyorum :)

"Venezuella" (O ülke ile önceki bildiklerim. Venessa ve Vanessa oralı mı acaba? :)

"Las Vegas" (Eğer imkanın olsa Dünya üzerinde ilk tatile gitmek istediğim yer burasıdır ama niye burasıdır, basit sebepler dışında derin anlamı olabilecek bir tahminim yok maalesef)

"Vega Lyra sende ne hissettiriyor ?"

Çok samimi bir şekilde söylüyorum ki, hiçbir şey hissettirmedi maalesef. Sadece başka UFO temaslarında da adı çokça geçen bir lokasyondur burası, insan ırkının kökeninin burası olduğu falan söylenir, onlar geldi aklıma. Lakin Kasyopyalılar "C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. " diyerek buna karşı çıkmıştır. Benim yaptığım gözlemlerin arkasında söylenen yer mi vardır bilemiyorum, dediğim gibi bu konuda bilgim, farkındalığım ve hissiyatim neredeyse sıfır vaziyettedir...

"Ve bileğinde bileklik, tesbih gibi bir şey taşıyor mu diye sordu."

Hiç sevmediğim için saat dahil hiçbir takı takmam, taşımam. Lakin sadece evde kendi başıma olmak koşulu ile sürekli elimde salladığım eski, yıllanmış bir tespihim vardır. Düşünürken falan iyi geliyor, alışkanlıkta oldu yıllardır kendi kendime sallar dururum. Bu mudur kast edilen, bilemiyorum ama rengine dair belki yeni bir görüde bulunulursa durum netleşebilir. :)

"Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş..."

Buna tek bir cevabım olacaktır tabii ki, olabilir, hatta biraz kuvvetle olabilir ama tabii ki varsa bunu bulmak yine beni bağlar ne diyeyim başka...

Sevgili Bir_Den_İz sana ve yakınına gayretiniz için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Yakınlığınız daim olsun, sevgiler, selamlar.

---

Velhasıl şimdi sonradan hepsini birleştirince aklıma Venessa ve Vanessa adında Las Vegas'ta yaşayan Venezuella asıllı ama gerçekte Vega Lyra kökenli uzaylı iki dişi varlık geldi ki, başka bir başlıktaki iki dişi varlıkla ilgi mevzu da işin içine dahil olursa, valla işler çok karışır diyorum, acaba Bir_Den_İz yakını bana ne düşündüğüm sırada bağlandı merak ettim şimdi...:)


Vega Lyra ha, ulen ne alaka a.. neyse mülteci kabul ediyolar mı acaba?... [8D]

Bir_Den_İz

#1128
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Merhabalar kardeşim

Öncelikle hiç böyle birşey yapmaya mecburiyetinin olmamasına rağmen, ricamı kırmayıp senin ve yakınının giriştiği gayret için ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayenizde ilk defa spesifik bir yanıt almış oldum ama bu yanıtın doğruluğu ne düzeydedir hiçbir fikrim yok. Ona rağmen, bu bir ipucudur işte, bu ipucundan haraketle konu üzerinde çalışacağım. Bunun yanında sorduklarına kısaca cevap verirsem;

"Venessa" (Belki)

"Vanessa" (Hmm bunada belki diyorum :)

"Venezuella" (O ülke ile önceki bildiklerim. Venessa ve Vanessa oralı mı acaba? :)

"Las Vegas" (Eğer imkanın olsa Dünya üzerinde ilk tatile gitmek istediğim yer burasıdır ama niye burasıdır, basit sebepler dışında derin anlamı olabilecek bir tahminim yok maalesef)

"Vega Lyra sende ne hissettiriyor ?"

Çok samimi bir şekilde söylüyorum ki, hiçbir şey hissettirmedi maalesef. Sadece başka UFO temaslarında da adı çokça geçen bir lokasyondur burası, insan ırkının kökeninin burası olduğu falan söylenir, onlar geldi aklıma. Lakin Kasyopyalılar "C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. " diyerek buna karşı çıkmıştır. Benim yaptığım gözlemlerin arkasında söylenen yer mi vardır bilemiyorum, dediğim gibi bu konuda bilgim, farkındalığım ve hissiyatim neredeyse sıfır vaziyettedir...

"Ve bileğinde bileklik, tesbih gibi bir şey taşıyor mu diye sordu."

Hiç sevmediğim için saat dahil hiçbir takı takmam, taşımam. Lakin sadece evde kendi başıma olmak koşulu ile sürekli elimde salladığım eski, yıllanmış bir tespihim vardır. Düşünürken falan iyi geliyor, alışkanlıkta oldu yıllardır kendi kendime sallar dururum. Bu mudur kast edilen, bilemiyorum ama rengine dair belki yeni bir görüde bulunulursa durum netleşebilir. :)

"Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş..."

Buna tek bir cevabım olacaktır tabii ki, olabilir, hatta biraz kuvvetle olabilir ama tabii ki varsa bunu bulmak yine beni bağlar ne diyeyim başka...

Sevgili Bir_Den_İz sana ve yakınına gayretiniz için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Yakınlığınız daim olsun, sevgiler, selamlar.

---

Velhasıl şimdi sonradan hepsini birleştirince aklıma Venessa ve Vanessa adında Las Vegas'ta yaşayan Venezuella asıllı ama gerçekte Vega Lyra kökenli uzaylı iki dişi varlık geldi ki, başka bir başlıktaki iki dişi varlıkla ilgi mevzu da işin içine dahil olursa, valla işler çok karışır diyorum, acaba Bir_Den_İz yakını bana ne düşündüğüm sırada bağlandı merak ettim şimdi...:)


Vega Lyra ha, ulen ne alaka a.. neyse mülteci kabul ediyolar mı acaba?... [8D]

Rica ederim,

İçimden geldi yardımcı olmaya çalışmak, öncelikle cinsiyetini, yaşını, kültürünü bilmiyorum, bilmiyoruz... Tespih deyince psişik yakınım; dedim ki ne alaka ? Çünkü yanlış anlama benim tespih kullananlar konusuda önyargılarım, kafamda çizdiğim tiplemeler var. Kültürel olarak eski olan ve spritüellikten çok uzak, kahvehane kültürüyle yetişenler kullanır diye aklımda "GENELDE", o yüzden bana bu form'da tespih kullanan biri aklıma gelecek en son şeydir. Ama bu benim için böyle, demek ki sınırlamamak lazım, demek ki kullandığını hissetmiş, görmüş, tespih'in yapısını rengini de bilebilir, hatırlıyorsa söyleyebilir, sorarım... ama tekrar sırf "bunun için" bağlantı kurdurtamam çünkü bu onun için yorucu ve hiç tanımadığı insanlarda rahatsız olabiliyor, tıpkı tanımadığın bir insanın evine girmişsin gibi ve olumsuz şeyleri görmek istemiyor hayatındaki, zihnindeki... Salladı da mı tuttu emin olmak istyiorum gibi bir düşüncen varsa artık seni kendinle başbaşa bırakmak durumundayım ;) sende "eski ben"i gördüğüm için özellikle yardımcı olmak istemiştim, bir yanın spritüelliğin, enerjilerin içinde "evet var bunlar" diyor, diğer yanın aşırı şüpheci... Benim gibi. İnan bana her şeyi tarif etsek bile ki "onun zihninde görüntün olarak belli bir tipoloji de belirmiş ama artık o kısımlara girmedim amacımız bilgi olduğu için" tatmin olmayacaksın tam olarak. İçindeki boşluğu kendine kanıt arayışınla doldurmak istiyorsun, ama bence egonun isteği doğrultusunda değil ama ruhunun, özünün isteği doğrultusundaki amacına ulaşıcaksındır, şimdiye kadar edindiklerinin asla boşa gitmeyeceğine eminim. Şimdi ben sormak istiyorum bu Vanessa gibi isimlerin seninle bağlantısı nedir ? Algıladığı şey nedir ? Amerikayla bir bağlantın mı var ? Hatta Güney Amerika'yla ? Çünkü Venuzuella nerde diye sordu ve seninle ilgili Güney Amerika da birşeyler hissetmiş anladığım kadarıyla. Ordan bu isimlerde bir kadınla alakan mı var ki bu isimleri algıladı ? Genelde bilmediği terim veya isimleri söylerken benzer kelimeleri söylüyor, sayıyor bir kaç defa, ama bunlar birbirinden ayrı değil aslında tek bir yanıtın çözümlenmeye çalışması oluyor genelde... Zihnine bu harflerin birleştiği bir şey geldi büyük ihtimal... Büyük ihtimal diyorum çünkü genelde böyle oldu ama belki senin dediğin gibi hepsi benzer isimde ama ayrı ayrı bilgi de olabilir onu bilmiyorum. Vega'da seni gözlemleyenlerin geldiği köken ya da senin kökenin olabilir. O yüzden hissediyor musun dedim ama algın kapalıysa hissedemeyedebilirsin. Şunu da söyledi: Onlar bizim yüksek benliklerimiz, gelecekteki bizler. Zaten hep buradalar, o algısını açtığı için ona görünüyorlar.

Bu arada Tespih'i o kadar net gördüki dünyadışı varlıklarla ilgilenen birinin tespihle ne alaka deyip sınırladıgım için acaba bileklik olabilir mi ? Demişti. Hatta ben yaşlı biri mi dedim çünkü bu site de yaşını almışlarda var, hayır yaşlı biri değil dedi. Yani bu kadar spesifik bir şeyden bizim atıp tutmayacağımızı anlayabilirsin :) Vanessa, Venessa ile ilgili de cevabını bekliyorum. Sevgiler selamlar.
Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

Qui-gon jinn

#1129
Sevgili Bir_Den_İz, paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

Tespih konusundaki evet genelde o şekilde bir durum hakimdir, görüşünüzde çok yadırganacak bir durum yok. Fakak asıl buradaki durum neticesinde önyargıların gerçek bilgiyi bloke ettiği ve sınırlandırmaktan kesinlikle kaçınmamız gerektiğinin farkındalığı çok değerli olmuştur bence...

Velhasıl bunun yanında bahsettiğiniz ortamlara çokta yabancı değilim, hatta diğer apayrı pek çok ortamada hiç yabancı değilimdir. Sırf gözlemlemek ve farkındalığımı artırmak için o ortamlara dahil olur ve dışarıdan o ortamın bir parçasıymış gibi görünürüm. Lakin ne zihinsel, ne ruhsal, ne de fiziksel anlamda çok bir katılım sağlamam, içeriye sızan bir ajan misali girer, gözlemler ve zamanı gelince çıkar giderim. Bundan sebepledir sanki, bazen o ortamdakiler yada halihazırda beraber yaşadığım ve etkileşimde bulunduğum insanlar o an ki verdiğim görüntünün dışında arada çok farklı hallerle de karşılaşınca hep şunu dile getirmişlerdir; "Seni bir türlü çözemedim". Yanılmıyorsam hayatım boyunca kendime dair en çok duyduğum değerlendirme bu olabilir. Neyse haksız da değiller, sonuçta bende kendimi çok çözebilmiş değilim...:)

Velasılıkiram verdiğiniz bilgiler ve sorduğunuz sorulara ilişkin dediğim gibi bir farkındalığım ve hissiyatim mevcut değil, o yüzden çok birşey söyleyemeyeceğim. Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim. Şimdilik sadece gayretleriniz için tekrar teşekkürlerimi sunabiliyorum.

Ve 40 yaşına merdiven dayamış biri olarak ne kadar gencim diyebilirim bilmiyorum ama genelde başkalarına dışarıdan genç görünüyor olabilirim, emin değilim olabilir. Ve şimdi pandemi dolayısı ile saçlarımıda uzattım ki ortalıkta Hz. İsa gibi dolanıyorum.:) Gerçi Kasyopyalılar o arkadaşta yalanmış demişlerdi değil mi...Neyse genede  Haleluya kardeşlerim... [8D]

Bir_Den_İz

#1130
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Sevgili Bir_Den_İz, paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

Tespih konusundaki evet genelde o şekilde bir durum hakimdir, görüşünüzde çok yadırganacak bir durum yok. Fakak asıl buradaki durum neticesinde önyargıların gerçek bilgiyi bloke ettiği ve sınırlandırmaktan kesinlikle kaçınmamız gerektiğinin farkındalığı çok değerli olmuştur bence...

Velhasıl bunun yanında bahsettiğiniz ortamlara çokta yabancı değilim, hatta diğer apayrı pek çok ortamada hiç yabancı değilimdir. Sırf gözlemlemek ve farkındalığımı artırmak için o ortamlara dahil olur ve dışarıdan o ortamın bir parçasıymış gibi görünürüm. Lakin ne zihinsel, ne ruhsal, ne de fiziksel anlamda çok bir katılım sağlamam, içeriye sızan bir ajan misali girer, gözlemler ve zamanı gelince çıkar giderim. Bundan sebepledir sanki, bazen o ortamdakiler yada halihazırda beraber yaşadığım ve etkileşimde bulunduğum insanlar o an ki verdiğim görüntünün dışında arada çok farklı hallerle de karşılaşınca hep şunu dile getirmişlerdir; "Seni bir türlü çözemedim". Yanılmıyorsam hayatım boyunca kendime dair en çok duyduğum değerlendirme bu olabilir. Neyse haksız da değiller, sonuçta bende kendimi çok çözebilmiş değilim...:)

Velasılıkiram verdiğiniz bilgiler ve sorduğunuz sorulara ilişkin dediğim gibi bir farkındalığım ve hissiyatim mevcut değil, o yüzden çok birşey söyleyemeyeceğim. Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim. Şimdilik sadece gayretleriniz için tekrar teşekkürlerimi sunabiliyorum.

Ve 40 yaşına merdiven dayamış biri olarak ne kadar gencim diyebilirim bilmiyorum ama genelde başkalarına dışarıdan genç görünüyor olabilirim, emin değilim olabilir. Ve şimdi pandemi dolayısı ile saçlarımıda uzattım ki ortalıkta Hz. İsa gibi dolanıyorum.:) Gerçi Kasyopyalılar o arkadaşta yalanmış demişlerdi değil mi...Neyse genede  Haleluya kardeşlerim... [8D]

Merhaba tekrar Sevgili Qui-gon jinn,

Evet zihinsel sabit düşünceler, önyargılar alınan bilgiyi etkileyebiliyor ve senin bu spesifik ve sıradışı tespih durumun harika bir kanıt ve örnek oldu... Bunun dışında yaşla ilgili psişik yakınım 40, bense 37 yaşındayım yani bize göre yaşlı biri 60 yaş civarı ve üstü kişiler, yaşlı değilsinden kastı da bu oldu, ben yaşlı biri mi diye sordum hayır yaşlı biri değil dedi, sen bunu genç olmak olarak yorumladın ama ben ''genç mi?'' diye sormadım dikkat edersen, yaşlı mı diye sordum yani tespih sallayan 60'larında bir dayı mı?sın diye merak ettim =) yine de senin algılamana göre de: gençsin ve genciz de 20li yaşlardaki kadar çok genç olmasakta ama tekrar söylüyorum o genç biri demedi, sorumun üstüne yaşlı biri değil dedi kesin bir şekilde, zihinsel yoruma takılmadan (tespih sallamaktan dolayı yaşlı olabileceğini düşünebilirdi) =)  özetle de nacizane dostane tavsiyem zaten bu yoldan vazgeçmeyeceksindir ama daha hızlı olabilmen, karmaşadan, anlamsızlıktan kurtulmak adına kalbinin sezgilerinin sesini dinlemen olucak daha çok, amacın bir kuşta, daldaki çiçekte, yılanda, denizde, bir çocuğun gülüşünde, ayna da, yani her şeydeki kaynağı, tanrı denilen sınırsız zeki enerji ve sevgiyi bulman olsun... Zaten söyledim aramaya da gerek yok
 kabul etmen olsun diyeyim =) her arada kaldığında arada kalmamayı seçip karar verme noktasına geldiğinde sınırlı 5 duyumuzun ötesindeki hislerini dinle ve asla hiçbir şeyi kaybetmekten, yanlış yapmaktan, yanlış olmaktan korkma, kendini insani, bu dünyanın koşullarıyla yargılama, etiketleme derim. Ben bu şekilde yaparak hayatımı harika bir şekilde olumlu ibreye kaydırdım, tüm taşlar güzelce yerine hızlıca oturmaya başladı senelerce spritüelliğin içinde yüzdükten sonra... Gerçekten dışarısı bizim içimizin yansıması, kabul etmek çok zor olsa da gerçek bu... İyi rüyalar diliyorum herkese ve kendime =) SonSuz sevgiler.
Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

Qui-gon jinn

#1131
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Bir_Den_İz
özetle de nacizane dostane tavsiyem zaten bu yoldan vazgeçmeyeceksindir ama daha hızlı olabilmen, karmaşadan, anlamsızlıktan kurtulmak adına kalbinin sezgilerinin sesini dinlemen olucak daha çok, amacın bir kuşta, daldaki çiçekte, yılanda, denizde, bir çocuğun gülüşünde, ayna da, yani her şeydeki kaynağı, tanrı denilen sınırsız zeki enerji ve sevgiyi bulman olsun... Zaten söyledim aramaya da gerek yok
 kabul etmen olsun diyeyim =) her arada kaldığında arada kalmamayı seçip karar verme noktasına geldiğinde sınırlı 5 duyumuzun ötesindeki hislerini dinle ve asla hiçbir şeyi kaybetmekten, yanlış yapmaktan, yanlış olmaktan korkma, kendini insani, bu dünyanın koşullarıyla yargılama, etiketleme derim. Ben bu şekilde yaparak hayatımı harika bir şekilde olumlu ibreye kaydırdım, tüm taşlar güzelce yerine hızlıca oturmaya başladı senelerce spritüelliğin içinde yüzdükten sonra... Gerçekten dışarısı bizim içimizin yansıması, kabul etmek çok zor olsa da gerçek bu... İyi rüyalar diliyorum herkese ve kendime =) SonSuz sevgiler.

Sevgili Bir_Den_İz tavsiyelerin için teşekkür ederim, zaten bende benzer bir doğrultu da hayatımı sürdürmekteyim. Sezgilerime de her zaman güvenir ve güçlü olduğuna inanırım ki, bunuda geçmiş birçok olay neticesinde deneyimlemiş ve öğrenmişimdir. Ne diyeyim başka, evet dediğiniz gibi dışarısı diye birşey yoktur, herşey iç, aklımın içidir ki, bende bunu bazı bazı deneyimlemiş ve dile getirmişimdir hep. Umarım bu gerçekliği, geçici değil tam farkındalığı ile kalıcı bir şekilde yaşayacağımız bir noktaya evrilebiliriz. Sizlere de sonsuz sevgiler.

Tgur

#1132
ANLATIMLAR

S: (L) Tamam, ilk sorum, bizimle iletişim kuran Armando adlı bir adam hakkında. Oğlu 10 Ağustos 1996'da doğmuş ve 7 Ekim 2011'de Santa Barbara'da (Kaliforniya) ölmüş. Armando'nun bazı soruları var ve çok perişan halde olduğu için bir istisna yaparak onun sorularını sormak istiyorum. İlk soru: "Oğlu 5. yoğunluğa mı geçti, yoksa burada kalmaya mı karar verdi?" 
C: Bedeninden ayrıldıktan sonra dünyada kalması iyi birşey olmazdı. Sergio bir süre karmaşa içindeydi ama babasının soruları yola devam etmesini sağladı. 
S: (L) Babası soruyor: "Ona yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?" 
C: Babası sakinleşip oğlunun seçimini kabul etmek dışında yardım sunacak bir konumda değil.
S: (L) Oğlunun ayrılmayı seçtiğini mi söylüyorsunuz?
C: Bir seviyede, evet. 
S: (L) Ama korkunç bir kazaymış. Yani kazayla gitmeyi nasıl seçebilirsin ki? 
C: Ruh seviyesinde, normalde bu tür olayları önleyen farkındalığı engelleme kararı alındı. 
S: (L) Yani kaza spesifik olarak ayarlanmamış olsa bile, ruh bir seviyede gerçeklikle ilgili farkındalığını kesintiye uğratma seçiminde bulunarak bir kazanın daha muhtemel veya mümkün olmasına izin verebiliyor, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Bu vakada da öyle mi oldu? 
C: Evet. 
S: (L) Oğlu neden bu seçimi yaptı? 
C: Yaklaşmakta olan olayları biliyordu ve bir sonraki hizmet seviyesine hazırlanmayı seçti. 
S: (L) Babası soruyor: "Ölümüne neden olan şey, KH'nin biz ve toplum üzerinde acı ve ızdırap yaratarak bu negatif duygularla beslenmeye çalışması mıydı?" 
C: Hayır. 
S: (L) Acısıyla baş edebilmesi için Armando'ya söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı? 
C: Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece. Eğer babası oğlunu ve oğlunun seçimini tam olarak onurlandırmak istiyorsa, bu olayı kendini ruhsal olarak daha tam bir şekilde geliştirmek için bir motivasyon olarak kullanması iyi olur. Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir.

------------------------------------------------------------------

Eğer beden bir araç ise onun direksiyonu bizde,

Bu alıntıda gerçeğin bu olduğunu çeşitli yollarla belirtmemize rağmen idarenin, merkezin başka yerlerde olduğuna inananların idaresi altındayız, sözlerimdeki istihzanın ne  olduğunu anladınız,

Oğul yüce bir ruh ve ileride nelerin yaklaştığını sezip kendini daha faydalı bir duruma hazırlanmayı seçmiş ve bunun için rehberlerin yardımı olsa da kendi insiyatifi ile geliştirdiği kaderi programında oynama yapıp kısa kesip yoğunluk değiştirmiş,

Bazı gezici ruhlar böyle uygulamalar yapıyorlar  anladığım kadarı ile ,
Sık sık bu dünyada veya hizmet edeceği ortamlarda daha fazla iş yapmak ve ilaveten bunun yanında belki de kendinde fark ettiği bazı eksiklikleri düzeltmek adına bu yolu seçmekteler ,

Her kişinin farkındalığı ile büyüyen 7Y davranışının bizim şu anlarda kolay kolay anlayamayacağımız tezahürü ,mozaik yaratım olgusunu kanaviçe gibi işlemek arzusu,

Bu nasıl bir kalifiye duygudur ,KH ortamında olan bizlere biraz zor ve yabancı gelmiyor mu ,geliyor,

"C: Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece. Eğer babası oğlunu ve oğlunun seçimini tam olarak onurlandırmak istiyorsa, bu olayı kendini ruhsal olarak daha tam bir şekilde geliştirmek için bir motivasyon olarak kullanması iyi olur. Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir."

Birinci cümledeki mental boyutlar dışındaki varlıklar  ifadesi kimleri çağrıştırıyor, ölümün sadece bir geçiş kapısı olduğunun farkında olmayan korkuyla ürkenler için mi ,mental özellikleri tam gelişmemiş alt yoğunluklarda olanlar mı,

Bence farkında olmayan ve ürkenler için olsa gerek zira akabinde bu olayı korkunç bir felaket olarak gören babasının ruhsal gelişmesine motive olabileceğinden bahsedilmekte,

Bir çoğunda korkuyla beklenen ölümün bir geçiş kapısı olduğunu vurgulamak ve bunun dışında da başka metafizik olguları yaptığı incelikli hipnoz araştırmaları sonunda hem kendine hem okuyanlara saf ve samimi bir şekilde anlatmaya çalışılan "Ruhların Yolculuğu"kitabını ısrarla önermemize rağmen fazla itibar görmediği kişilerin olduğunu da görüyorum acaba bir roman kurgusu veya kurgu bilim eseri mi zannediliyor

Böyle tanımlayanların olabileceği de düşünülmeli ne yazık ki,
Bir kutsal kitap gibi tabulaştırılmamalı ama okuyan araştırmaların nasıl incelikli olduğunun ve senelere uzanan bir çapraz sorgulamaları ihtiva eden eser olduğunu anlaması için sorgulama düşünme yönünde çok iyi çalışılmalı,

Kişinin bilincini diğer önerdiğimiz kanal bilgilerini anlama eşiğine getirir,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, Facebook arkadaşlarımdan biri olan Lindy'nin Arianna adlı kızı benim doğum günümde öldü. Bu ilginç, çünkü Armando'nun oğlu olan Sergio da büyükannemin doğum gününde öldü. Arianna uykuda ölmüş gibi görünüyor. Küçüklüğünden beri nöbet bozukluğu varmış. Glüten ve süt ürünleri içermeyen bir diyet denemiş ama şekeri bırakamamış. Bununla ilgili herhangi bir yorumunuz var mı? 
C: Arianna uyanıyordu ve ruh seviyesinde artık bedeninin faydalı olmadığını fark etti ve bedeninden ayrıldı.

--------------------------------------------------------------

Şimdi bu son aktardığıma ne anlam vereceğiz,bir evvel anlattıklarımızın tamamen aksine bir özgür seçim şekli,

İşte bu tip sorgulamalar ve verilen harikulade cevaplar K. ı neden sevip takdir ettiğimizin bir göstergesi,

Zıt anlamlar veren düşünceyi araştırma olgusunu fazla kımıldatan cevaplar,

Ruhların daha doğrusu gezgin ruhların dünya veya maddi gezegenlerde görev yapmak üzere defalarca bedenlenme isteğine karşılık "ruh seviyesinde artık bedenin faydalı olmadığını fark etmek"şeklinde yükselmek gelişmek için bedene artık ihtiyaç duymayan ruhsal bir davranış,

Bu cevapla ruhların özgür seçimde nasıl serbest olduklarını ve  farkındalık seviyelerine göre seçilebilecek ruhsal seviye hiyerarşisi gibi bir durumu seziyoruz,doğrudur, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu gibi ruhsal bilgi seviyeleri,

K.ların 6Y i hak edenlerin artık fiziksel yoğunluklarda bulunma mecburiyetinde değil gibi söylevlerini hatırlıyorum, ama istisnaların olduğunu da biliyoruz, örneğin RA,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala. Bu 2012 DA-14 denen yeni asteroit hakkında ne söyleyebilirsiniz? Dünya'ya çarpma olasılığı nedir? (Perceval) Önümüzdeki yıl 15 Şubat'ta? (L) Soruyu biraz farklı sorayım. Olasılıkların ne olduğunu öğrenmek istemiyorum. Bu aptalca bir soru. Basit bir dille sadece bunun çok olası olup olmadığını öğrenmek istiyorum. İstatistikleri falan unutalım, çünkü o kitabı okumaktan bunaldım. (kahkahalar) (L) Çarpması çok muhtemel mi?
C: Hayır. Ama olması çok muhtemel başka şeyler var!
S: (L) Pekala. Bir asteroitin önümüzdeki yıl Şubat ayında dünyaya çarpmasının muhtemel olduğu ile ilgili makalelerin yayınlanma amacı nedir? 
C: Kontrol sisteminin bu yönünü geçmişte iyi değerlendirdiniz. 
S: (L) Bununla ilgili ne söylemiştik? İnsanlar üzerinde daha fazla kontrol uygulayabilmek için insanları "dünyanın sonu" çılgınlığına sürüklemeye çalışıyorlar. Bu mu? 
C: Evet. 
S: (L) "2012 – Dünyanın Sonu" konusu da bununla mı ilgili? İnsanları dünyanın sonu gelmiş gibi davranmaya sevk edip otoritelerin "Hepiniz çıldırıyorsunuz. Sizi sizden korumamız gerekiyor! Bunu yapacağız ve bu yüzden herkesi içeri tıkacağız!" demesini sağlamaya çalışıyorlar. 
C: Evet.

------------------------------------------------------------------

İtiraf edelim ki çoğumuzun bilincinde dünyanın sonu bekleyişleri var ,gerçekten olan her anormal gelişmeyi bunun bir işaretlenmesi olarak görme yolunda adeta özel bir tedrisata tabi olduk ,
Kim tarafından, yine KH uygulamaları ile dayattırılan monoteizm ve onu besleyen kutsal yazıtlar,korkuyu ver sonra onunla kasılmış varlıkları istediğin yöne yürüt,

2Y varlıklarına hatta çocuklarımıza dahi bu usulü kullanmıyor muyuz, çok kolaydır, paralize olmuş o varlığı istediğin şekle sokabilirsin,

Esasta bu son uğraştığımız kanal bilgileri ile asırlardır dayattırılan bu korku dışında başka şeyeler verilmeye çalışılıyor fark edebiliyor muyuz, ruhsal yönde  ve kolay anlaşılmayan bir dalga geliyor veya içine girdik özümsemeye çalışıyoruz,
Somut bilgilerle donanmış sıyrılamayan bilincimize ters gelen soyut bir kavram var ,bu dalga üstündeyiz demekteler ,siz de bunun üstüne çıkıp "kim ve ne" olmayan bir tavırla ruhsal seyahate devam edeceksiniz kavramını vermeye çalışıyorlar, veya her şey "kim ve ne"dir demekteler,

Bunu analize alalım "kim ve ne" dünyasal donelerle tanımlanacak olgulardır,yani sayılabilen beş duyu ile algılama bandındaki atomsal maddesel olgu,oysa biz anti madde dediğimiz atomsal enerji dışındaki olanları da anlamaya çalışıyoruz,

"S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ? 
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor. 
S: (L) Harika! 
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır. 
S: (C) Ben enerjiyi her zaman atomik olarak gördüm. 
C: O maddesel enerji. "

Bu noktada bilinci dünya illüzyonunda somutlaşmış dediğimiz ana donelerin dışına çıkarmalıyız, yani bir kısmı dalgayı hazmedip geçecek bir kısmı eskiyi yaşayacak yani bekleyecek tanımlamalarından kurtulmalıyız,

Bu işin oluşu için dikkat edilirse zaman ve beklenti var ,silelim onu ,başka bir anlayışla olayı değerlendirelim zamansız beklentisiz bir kavramın özüne varmaya çalışalım,

O zaman kıyamet senaryoları ,korkulu bekleyişlerin bir aldatmaca olduğunu anlayacağız ve istenen oyunu oynamayacağız,
Akışa bırakmak.. "Sizi bizle buluşturmak".

------------------------------------------------------------------

S: (L) Diğer sorularıma geçmeden önce sormak istediğim birkaç küçük şey var.----  neyin nesi? 
C:  ! (K'ler bireyin forumdaki adını bir tanım olarak kullandılar. Mahremiyet nedeniyle isim silindi) 
S: (gülüşme) (Perceval) Ender görülen bir hayvan mı? (L) Ne? (Perceval) Hatırlıyor musun,  adını sözlükten bakıp neden forum adı olarak onu seçtiğini fark ettiğini söylemiştin. Ne yazıyordu? Nadir mi? (L) Nadir, içe kapanık ve gizli. 
C: Maskeli! Etkili bir beslenme makinesinden biraz fazlası. 
S: (Ailen) Belirli bir amaçla burada olduğunun farkında mıydı?
C: Makineler düşünür mü?
S: (L) Protokollere göre çalışırlar: ... ise ... yap. Onu kullanan kimdi?
C: Bahsettiği kitapta ne vardı?
S: (L) Tüyler ürperten birşeydi... Nasıl tanımlarsın Andromeda? (Andromeda) Bir tür ruhsal varlık... Woodland ruhu mu?
(L) ! Bu mu?
 C: Evet. Biz söyledik!
--------------------------------------------------------------------

Sanırım son zamanlarda sitemize gelip içindeki negatifi boşaltıp yani olumsuz bir gurup laf edip sonunda sakın bana cevap falan vermeyin deyip çekip giden bir varlık gibi ("lilly")
K.ların tanımı ile "beslenme makinasından" bahsediliyor Woodland ruhu tanımı ile elemental varlık ,

Bunlar ilkel varlıklar belki OP olabilirler ve kurgulandıkları gibi düşünce dışı davranışta bulunurlar ,konuyu çok bilmiş gibi sunuyorum ama bu varlıklar hakkında tamamen bilgisizim itiraf edeyim,

Ama bizim başımıza gelen gibi böyle gelip geçici ve bazılarına çok etki yapan tavırların ortaya çıkması yönünden ilginç,
Bilgilerimizin içsel olarak sorgulanması yani acaba yanlış yollarda mıyız şeklinde düşünceler üreten bir hal yaratıyor,
Sonuçta faydalı da oluyor,

-----------------------------------------------------------------

 (L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak). S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü? 
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın! 
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark'ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu? 
C: Evet. 
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü "çöp" DNA'mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA'mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü? 
C: Aşağı yukarı!

------------------------------------------------------------------

 DNA ve yaratım üzerine çok konuştuk ter döktük, evvelki çalışmalarımızla ilgilenenler bilir ,bazı dostların es geçtiklerini de biliyorum ,olabilir hiç kimsenin özgür iradesine müdahele edemeyiz, ama kaçırdıkları bazı hassas noktalar olduklarını söyleyebilirim,

Asırlardır KH manipulasyonu bu yaratma işinin olmayacak bir hayal olduğu üzerine insanları biraz korku ile de besleyerek bilinçlere yerleştirdi,

Konu düşüncenin ve bilincin nasıl maddesel hale geleceği üzerindeki somut hadiseleri soyut olgulara terk edebilmek inancı, bunlar hakkında insanlığın geldiği uyguladığı gördüğü şeyler üzerine ilkel misaller bile bu sertleşmiş olguyu kıramıyor,

Elinizdeki telefona bakın 50 sene evvel düşünemediğiniz şeyleri başarabilen yapıda ,bürokrasiyi bile ortadan kaldıracak maharette, bunu kim yaptı,nasıl yaptı,işin içinde elektrik ve ektromanyetik olgular var,

"C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor. "

Olay, gezegenlerin ,(ki onlar da düşüncenin big bang hadisesi ile yani hayalin, düşüncenin çekim etkisi ile oluşmuştur),merkezindeki kristalin amonyak ve metan gazının antik çamur ve amino asit oluşmasına dayanan virüs oluşumuna dayanıyor,şöyle ki,

": (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu? 
C: Evet."
ve o virüsler komplike bir halde DNA ı teşekkül ettirmişlerdir,
"(L) Hayır, yoktan çıkmıyor ortaya. Sanırım söyledikleri şey, proteinler ve diğer yapıtaşları gibi küçük şeylerle ilgiliydi. Ama bunlar nasıl bir araya geliyor? Tam olarak bir "köpek" düşüncesi gibi de değildi; öncelikle temel yaşam formları var ve DNA yoluyla mühendislik yapılmasından bahsediyorlardı daha çok. Eğer 3Y'ye aktarılan bir "düşünce" varsa, bunun DNA'nın içinde olması gerekir. Kitaba bakarsan, bunun cıvık mantarlar gibi çok basit yapılarla başladığını görüyorsun. Siyanobakteriler. Sonra farklı organizma türleri birleşerek borular oluşturuyor. Sonra saplar oluşturuyorlar. Ve sonra fotosentez yapmayı öğreniyorlar. Sonra yapraklar yapıyorlar. Sonra, sürecin bir noktasında eşeyli üreme gerçekleşiyor. Başka şeyler tohumlamanın yolu açılmış oluyor. Sonra yapabileceğin şey bir kod üretip onu ekmek; yoğunluk perdesinden virüsler veya sadece düşünceler göndererek veya kaçırılmalar gibi birşey. Bir yumurta içinde ekiyorsun ve doğuyor. Durup dururken ortaya çıkan birşey değil. Çok somut bir şekilde meydana geliyor...
C: Bu fikirle bağlantılı olarak, bazı "parçaların" başka yaşam formlarında veya başka gerçekliklerde tasarım ve hatta gebelik sürecinden sonra bu gerçekliğe gönderilmesi çalışmaları da var."

DNA nın nasıl bir beyin olduğunu ve olayların kaydında nasıl bilgisayar hard diski gibi çalıştığını defalarca vurguladık,

Bütün bunlara inanç yoksa elimizin altındaki P.C.hard diskinde bilgiler nasıl kayıtlanıyor 1 ve 0 ın etkileşimi ile  ,oysa DNA da dört amino asit bu kayıtlanma işinde görev görür ve pek tabiidir ki bir bilgisayar hard diskinin çok çok ötesindeki bir kapasitede bilgi kaydeder,

Sadece ana baba genetik kayıtları değil reenkarnatif bütün olan biteni,

Araya Dianysos dostun bazı aktarımlarından kaydettiğim bilimsel bir araştırma paragrafı ilave ediyorum,bilinçte kıpırdayanların olduğunu görmek mutlu ediyor,

"13 Haziran 2018'de Yale Üniversitesi, DARPA ve CIA'den nörobiyoloji uzmanı Dr. Charles Morgan , West Point Askeri Akademisi'nde ( USMA ) öğrencilere bir konferans verdi . Zihin kontrolü amacıyla DNA'yı değiştirme olasılığından bahsetti. [1] Dr. Morgan, seçkin Amerikan askeri öğrencilerine, CRISPR (Clustered Regularly Spaced Short Palindromic Repeats) ve DREADDS (Tasarımcı İlaçlar Tarafından Özel Olarak Aktive Edilen Tasarımcı Reseptör ) kısaltmalarıyla bilinen teknolojilerin her şeyi "tasarlayabildiğini" gösterir ve açıklar .

Dr. Morgan, davranışlarımızı kontrol etmek için DREADDS'in insan DNA'sına nasıl "infüze edilebileceğini" gösteriyor. Sadece tasarımcı ilaçları tarafından aktive edilen bu tasarımcı alıcılar, yeni hücreler oluşturabilir. Konularında yeni anılar ve davranışlar oluşturabilirler. Ayrıca hafızanızı silmek ve hatta değiştirmek için de kullanabilirler. CRISPR teknolojisi, DNA düzenleme yoluyla yalnızca belirli insan ırklarını öldürmek için kullanılabilir."

Konuyu hatırlatmak adına bu tekrarlar,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) "Artışlar, Ocak" ne anlama geliyor? ... 
C: Fiyatlar. 
S: (Perceval) Fiyat artışları. (L) Bu çok önemli bir mesele haline mi gelecek? 
C: Evet. 
S: (L) Neden? 
C: Kıtlık giderek bariz hale geliyor, artık örtbas edemiyorlar.
S: (L) Zaten bir kıtlık vardı ve bunu örtbas mı ediyorlardı?
C: Oo, evet! 
S: (L) Tamam. Bu konuda başka birşey? 
C: Gıda sorunlarını takiben her zaman hastalık gelir. 
S: (Andromeda) Veba gibi bir hastalık mı?
C: Çok yakında.
S: (L) Hazırladığımız diğer sorulara geçmeden önce bu konuda söyleyeceğiniz başka birşey? 
C: Fark etmemiş olabilirsiniz diye söylüyoruz, bugün dünyanın sonu değildi, fakat yıllardır söylediğimiz gibi, bir çeşit "son" kesinlikle gelecek. Zaman asla kesin değildir. Ayrıca herşey adımlar ve aşamalar halinde meydana gelir. Büyük adımlar, kitleler tarafından kabullenilen suikastler gibi şeyleri kapsıyor. Bu tür şeylere itiraz edilmediğinde, bir sonraki aşama hazırlanır. 
S: (L) Bunun dünyanın sonuyla nasıl bir ilgisi var?
C: Bir kitap yazıyorsun, sen söyle!!! 
S: (L) Ele aldığım konular, yazdığım bu büyük kitap için yaptığım tarih araştırması sırasında öğrendiğim şeyler doğru yönde mi ilerliyor? 
C: Oo, evet!!! Ve kitabı yalnız da yazmıyorsun!! Poseidonius zihni eğitme konusunda haklıydı. Eğitilmiş bir zihin, kozmik zekayla daha uyumlu. 
{Secret History kitap serisinin şu anda %80'i tamamlanmış durumda olan 3. cildinin metninden bir alıntı: Bizim için şimdi ve burada, Heraklitos'un Poseidonius tarafından yorumlanan fikirleri daha önemlidir, çünkü bu fikirler, insan faaliyetlerinin kozmik faaliyeti ve kozmik faaliyetin de insan faaliyetlerini yansıtabileceği fikrine işaret etmektedir. Eğer durum buysa, eğer Heraklitos'un yazdığı gibi varolan herşey Kozmik Zeka'ysa ve herşey birbiriyle bağlantılı ve etkileşimliyse, sadece geçmişi incelemek suretiyle muhtemel geleceği bilmek mümkündür. Fakat bunun için geçmişle ilgili gerçeği bilmeniz gerekir, muzafferler tarafından yazılmış sahte tarih hikayeleri değil. Bunun dışında, Poseidonius'un ifade ettiği gibi, gelecek tahminleri, gerçekliğin durumuyla ilgili ipuçları sunabilir ama buna asla güvenilemez ve yapılan yorum büyük ölçüde gerçeklere duyulan saygıya, kanıtları araştırmak için gösterilen emeğe, bunun öğrettiği istikrar ve mantığa ve tespit edilen gerçekleri bir araya getirme sonucu ortaya çıkan kavrayışa dayalıdır.}

---------------------------------------------------------------

Ağır bir konu gibi ,ama üzerinde fikir üretebilecek bir eğitilmiş zihin olacaklar üzerinde Kozmik Zeka ne imiş anlamaya çalışır,
Kısaca insanlığın bu yaşam serüveninde önünde olacaklar için her hangi bir senaryo yazılmadı ,olacakların sıralanması tarihsel oluşlara davranışları, bakışları, değerlendirmeleri etkisinde  bir gelecek yaratır,

Buradaki tarih ise çarpıtılmamış yani muzafferlerin kendi hayallerinden katkı yapılmamış saf bir tarih olmalı ,yani gerçekleri objektif tarzda sergilemeli,

Bunu yanında olacak olaylar toplumun olanları kabullenmeleri genel bir direnç gösterip göstermediklerine  bağlı olarak şekillenir,

"Büyük adımlar, kitleler tarafından kabullenilen suikastler gibi şeyleri kapsıyor. Bu tür şeylere itiraz edilmediğinde, bir sonraki aşama hazırlanır. "

Bu anlatılanlar sonucunda şunları işaret edebiliriz,

Var oluş sergilenmesinde gelecek olmayan şeylerin ortaya çıkmasıyla değil Kozmik Zekanın her şey zaten biliniyordu izahı ile belirtebileceğimiz bir şekilde yürüyor, sürpriz ve doğmatik sonuçlar bekleyen bir tavırla determinizmi bir kenarlara atamayız,
Toplum olanları kabullenip göstereceği tepki veya tepkisizlikle geleceğini şekillendiriyor, onlar da evrensel morfik alan denen veya mozaik yaratılış içindeki olguların yaşama monte edilmesi ile mümkün oluyor,

Aynen şu anda ülkemizdeki gibi ,yapılan aksak hususlar karşısında tepkisizlik monarjiyi doğurur besler, bu hali doğal görmeyen ve istemeyenler tepki gösterebilecek yani seçim sandığını görüp objektif değerlendirilmeleri peşinde mücadele etme ve gözünü açmayı becerir ise demokratik bir idareye kavuşur,

Ve seçtiklerinin yapacaklarını bekler,

Yalnız burada mevzubahis olan dünya toplumu ve evvelce (Mu, Atlantis,v.s) haricinde teknolojiyi üst segmentlerde uygulamış zamanla unutmuş şu andaki indirgenmiş halde olan insanoğlu değildir,

Yaşayışını çok daha üst boyutlardaki medeni seviyeye çıkarmış diğer gezegen mensuplarının bu morfik alana katkılarını da düşünmeliyiz ,yani o mozaik yaratılış kapasitesi sadece şu andaki primitif bilinçte "Lucifer Düşüşü"ne maruz kalmış  dünya insanının yaptıkları ile sınırlı değildir,

Ayrıca şuna da dikkat ediniz ,üst benliklerle kontak kurmak saf ve temiz bir inanç ile faaliyetlerini yürütmeye çalışanların her an rastlayabileceği şeylerdir ,örnek Lauraya verilen cevap yanındaki ünlem sayıları,

"C: Oo, evet!!! Ve kitabı yalnız da yazmıyorsun!! "

----------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, Denver'daki UFO olayına gelelim. Bariz bir UFO. Bu da onun ne olduğu anlamına geliyor?
C: Daha önceden de anlattığımız gibi üst-boyutsal.
S: (L) Bu yeni birşey mi, yoksa uzun zamandır devam eden birşey mi?
C: Tahmin ettiğinizden daha uzun bir süredir devam ediyor.
S: (L) Görünüşe göre filmi yavaşlatmazsan kameralarda görünmüyor...
C: Geçmişte de bahsettiğimiz gibi bu tipik bir durum.
S: (L) Peki bu durumda bir uzaylı saldırısına doğru mu ilerliyoruz? 
C: Yoğunluklardan ve bununla ilgili konulardan da bahsettik. Fark ettiğiniz, tartıştığınız ve dikkat çektiğiniz pek çok şeyin de göstermekte olduğu gibi, gezegeniniz bir geçiş sürecinde bulunuyor. Fakat şu anda görünen şey geçici. 
S: (L) Yani obruklar, volkanik patlamalar, depremler, gökteki garip gürültüler, elektrik yükleri... Tüm bu şeyler bu geçişin semptomları mı? Söylemek istediğiniz bu mu? 
C: Evet. 
S: (L) Ve bu geçici birşey? 
C: Evet. Ve UFO'lar bu tür geçişlerde daha belirgin hale geliyor. 
S: (Perceval) Denver olayı sıradışı bile değil belki de. (L) Ben de sıradışı olduğunu düşünmedim.
C: Bir "zaman kilidi" ile çıkış ve giriş yapıyor.
S: (L) UFO olaylarıyla ilgili sormak istediğim birşey var. Anladığım kadarıyla söylediğiniz şey şu: Yoğun veya aşırı UFO faaliyeti olayları, gezegen bir tür yoğunluk geçişi yaparken meydana gelen geçici birşey. Doğru anlamış mıyım? 
C: Evet. 
S: (L) Peki ya olacağı varsayılan şu işgal? Neydi? 1994'den itibaren 18 yıla kadar mıydı? Ne zaman olacaktı? (Kniall) Bu yıl.
(L) Aşağı yukarı şu anda. Bu işgale ne oldu? 
C: Unutmuş olabilirsiniz diye söylüyoruz, daha önce size yoğunluklar arasındaki iletişimlerin sembolik yapısını açıklamıştık. Yine, senin kendi sözlerini hatırlatacak olursak: Psikopatlar varken uzaylılara ihtiyaç var mı? Ve bu konuda size ne kadar çok ipucu verildi? Sonuç olarak; zaten işgal altındasınız! 
S: (Perceval) Uzaylı zombiler... (L) Dünyadışı varlıklar üst-boyutta yaşıyor. Yani aslında... (Andromeda) Burayı işgal edemezler... (L) Ettiler bile! (Perceval) Aracıları yoluyla; psikopatlar. (Perceval) 1994'deki celsede bir işgalden bahsederken aslında bir ele geçirme veya psikopatik fikirlerin empoze edilmesinden bahsediyorlardı. (L) Yani 9/11 olayı bir tür işgaldi? C: Öyle. Çok gizli teknolojiler kullanılarak yapıldı. 
S: (Kniall) Bu ilginç, çünkü bir celsede Dünya Ticaret Merkezi'nde olan şeyin bir tür zaman kilidi kubbesi olduğunu söylemişlerdi. Az önce "zaman kilidi" derken aynı şeyi kastettiler sanırım. (Ailen) Peki UFO'lar geçiş sırasında neden daha görünür oluyor? 
C: Çok boyutlu ortamın frekansları sürekli değişirken, eşleşen frekansları kontrol etmek zorlaşıyor.

-----------------------------------------------------------------

Ufo görüntüleri ve dünyanın işgalinin ne zaman olacağı,
Bu konu hakkında spekülatif haberler ve yanlış değerlendirmeler altında yıllarca adeta boğulduk, Bozadinin sık sık değindiği yoğunlaşmış kangren haline gelmiş sonuçlarla dolmuş ve kendini ve insanları hatalı düşünceler ve bilgiler labirentine sokan Haktan Akdoğan gibi,

Baştan hak vermemek mümkün değil zira ortada olağanüstü bir şeyler var ve bunların nedenlerini sathi ve hazır bir şekilde arayan bulmak isteyen insan zihni arayışları var, sansasyonel ve maceralarla bilinmeyeni güya açıklayan hallerle dolu, cazip,

Bizlerde bir ara kapıldık ve takip ettik itiraf edelim ve ne hayrettir ki içimizde halen takip edip ufolardan pozitif doğrultuda medet veya temas sebeplerini arayanlar var ,

Temaslar olmuştur ve hatta bunlarla direkt irtibat kurmuş insanlara rastladık ,değişik lisanlarla yazılmış yıldız haritaları çeşitli hesapları içleyen yayınlar da gösterdiler ve bunlara kapılan kişilere ikazlarda da bulunduk aldatılıyorsun diye uyanmadılar meticede Tv e çıkıp rezil olmayı denediler,

Velhasıl toptan KH sergilenmeleri,

K celseleri içinde kaçırılmalar bunların mekanizması ve nedenleri üzerinde çok geniş anlatım ve araştırma mahsulleri var izleyen dostlar çok iyi anladı,

Yukarıdaki alıntıda ise her şeyi dünya göreceli zaman ve mesafe fenomeni altında anlamak isteyenlere bu işin daha çok frekans değişimleri neticesinde  eterik alemde diğer varlık görüntülerinin yoğunluk sızıntıları ile ortaya çıktığı anlatılıyor,

"C: Çok boyutlu ortamın frekansları sürekli değişirken, eşleşen frekansları kontrol etmek zorlaşıyor."
--------------------------------------------------------------------
S: (PoB) Yani bağımsız cisimler. (L) Arkadaş cisimler! Sıradaki? (Belibaste) Orta Avrupa'da evine beş-altı kere meteorit isabet eden bir adam vardı. Bu olayın nedeni o noktada Dünya'nın elektrik akımındaki yerel bir anormallik mi? 
C: Evet. 
S: (Belibaste) Pekala. Peki o lokasyon asteroitten veya meteoritten daha pozitif mi, yoksa daha negatif mi?
C: Negatif.
S: (Belibaste) Daha negatif. Tamam. Bir veya birden fazla birey tıpkı o lokasyon gibi bu tür göksel cisimleri kendilerine çekebilir mi? 
C: Evet.
S: (Belibaste) Bireysel veya kitlesel olarak elektrik yükleri farklı olduğu için mi? 
C: Sadece elektrik akımı değil. Bu tür şeylerin bazılarının tezahür ettiği, daha doğrusu "yönlendirildiği" alemde bilgi kraldır. 
S: (L) Yani eğer bir grup birey gerçeğe dik bilgiler, yani yalanlar toplayıp biriktirirse, bu durum meteoritlere veya komet cisimlerine olan çekimi artırır mı? 
C: Evet. 
S: (Belibaste) Bunun mekanizması nedir? 
C: Az önce diğer aleme referansta bulunduk... Çekim dalgaları. 
S: (L) Çekim dalgalarının farklı bir alemin özelliği olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Çoğunlukla.
------------------------------------------------------------------

Baştan son derece muğlak gelen ama üzerinde farklı alem fenomenlerine yatkın bir inançla düşününce bilgi ve farkındalıkta yeni kapılar açan bir durum,

Aynı kişiye veya negatif düşünce ve davranışların bolca bulunduğu bölgeye sık sık meteoritlerin düşmesi,

Çekim dalgaları hakkında çok şeyleri anlamaya çalıştık ve dünya bilimine son derece ters gelen bu olayları anlatmaya çalıştık izleyenler bilir ancak hatırlamak isteyenler ve ilk defa karşılaşanlar için yaptığım bir özet,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=29#25992

Ve yukarıdaki alıntıdaki bir bölüm,

"C: Sadece elektrik akımı değil. Bu tür şeylerin bazılarının tezahür ettiği, daha doğrusu "yönlendirildiği" alemde bilgi kraldır. 
S: (L) Yani eğer bir grup birey gerçeğe dik bilgiler, yani yalanlar toplayıp biriktirirse, bu durum meteoritlere veya komet cisimlerine olan çekimi artırır mı? 
C: Evet. "

Bazı şeylerin yönlendirildiği eterik alem diye adlandırdığımızda "bilgi kraldır" ifadesi ve celse dostlarımızın bunu çözmesi,
Kısaca dünyadaki negatif uğraşıların sonucu mutlaka aşırı negatifleşen insan topluluklarının olduğu bölgelere meteorit düşmeleri ve diğer belaların çekilmesi ,

Bu husus defalarca anlatmaya çalıştığımız bütün gücün bizde olduğunu vurguluyor, şöyle ki,

Eğer gücü başka alemde sanıp bu KH yalanına inanıp kendimizi teslim edersek negatif yükle yükleniriz ,gücün denge içinde hareket ettiğini  devreye alan öte alem dediğimiz eterik alemdeki pozitif güç, zira "bilgi kraldır", çekimi tezahür ettirmek için negatif tarafa yönelir,

Bütün bu anlatımlar kıyamet tellallığı gibi geliyor ama fizik alemin tezahürü ve devamı elektriksel yüklerin denge özelliğinde etkileşimi ile mümkün ,bunu atomsal parçaların moleküle yönelmesi ve ondan öteye komplike yapının bu elektriksel zikzaklar yoluyla vücut bulması hatta bilincin madde yaratımındaki hamleleri bu yolla ,

Einstein boşuna "tanrı elektriktir" denemiş,

------------------------------------------------------------

S: (L) Hayır! Sadece kontrol ediyorduk. (Belibaste) Evimizin yanında meydana gelen araba kazasını soralım. Öncelikle, kazanın nedeni neydi? 
C: Psişik bariyer dalgalanması. 
S: (L) Kazayı yapan kişinin içinde mi?
C: Hayır.
S: (L) Kazanın meydana geldiği alanda veya yol boyunca mı? 
C: Evet. 
S: (L) Yani orada bir tür psişik bariyer var. (PoB) O hayaletle herhangi bir ilgisi var mı? (L) Gördüğüm o hayaletle ilişkili mi bu? (Bubbles) Bisiklet hayaleti? 
C: Kısmen; o hayalet de o alanı kullanıyor denebilir. 
S: (Ailen) Ne tür bir psişik bariyer bu? Dalgalanmaya neden olan neydi? (Perceval) Psişik bariyer nedir?
C: Kısmen sizin buradaki mevcudiyetinizden kaynaklanan, yoğunluklar arası bir çarpışma noktası.
S: (L) Yoğunluklar arası bir çarpışma noktası ve kısmen bizim buradaki mevcudiyetimizden kaynaklanıyor diyorsunuz... (Belibaste) Daha önceki bir celsede New Mexico'da 3. ve 4. yoğunluklar arasında kısmi geçişler olduğu söylenmişti. Onun gibi mi? 
C: Yakın. Anlıyorsunuz ya, sizi engellemeye veya size zarar vermeye çalışanlar var ve enerjik anlamda sizi koruyanlar var, ki bu şu anda izin verilen yardım sınırına yakın seviyede ama bu durum koşullarla birlikte değişebilir. 
S: (L) Yani o zavallı adam çapraz ateşe mi yakalandı? 
C: Aşağı yukarı ama kendi frekansı da bunda bir rol oynadı. 
S: (Belibaste) Çünkü frekansı bize potansiyel olarak zarar verebilecek olanınkine yakındı. (Bubbles) Frekansı kötü adamlarınkine paraleldi denebilir o zaman! 
C: Evet. 
S: (Ailen) Psişik bariyerde o dalgalanmaya neden olan şey neydi??
C: Genel gezegensel enerji akışındaki yoğunlaşma.
S: (L) Kabloda bir elektrik tırmanışı! Sıradaki?
------------------------------------------------------------------

Konuların böyle art arda birbirini tamamlayacak şekilde olmasında samimi söylüyorum benim pek spesifik arayışım yok adeta rastgele takip ediyor gibiyim, ama uğraşımızın boş olmadığının farkında olduğumu görüp biraz rahatlıyorum,

"Psişik bariyerde dalgalanma " konuyu dallanıp budaklandıracak yorumlara ihtiyaç yok zaten en güzel ve detaylı bir sorgulama ve izah var,

Arada çok ilginç olan bir ayrıntı üzerinde duracağım,

"C: Yakın. Anlıyorsunuz ya, sizi engellemeye veya size zarar vermeye çalışanlar var ve enerjik anlamda sizi koruyanlar var, ki bu şu anda izin verilen yardım sınırına yakın seviyede ama bu durum koşullarla birlikte değişebilir."

"Enerjik alanda sizi koruyanlar var" ne demek, 

Bir kısım varlık bunu kendine iş edinip böyle faydalı ve pozitif manada uğraşanlara yardım için üst yoğunluklardan düğmeye mi basıyor, hayır,

Ortada enerjisel elektriksel faaliyet var ve bunu bir evvelden anlatmaya çalıştık ,elektriksel zik zaklar,

"Ve  bu durum koşullarla birlikte değişebilir" i de anlayalım,

Yani siz faaliyetinizde alçalma yaratırsanız hadise terse de döner yok daha fazla farkındalık çizgisini ileriye taşırsanız  koruma daha belirgin olur ,pozitif elektriksel enerji duvarı daha kalınlaşır ,

Bunu negatif yönde yoğunlaşmış diğer varlıklara doğru da döndürebiliriz, onlar mental yönde pozitife BH a doğru yönelirlerse bu kaza yapacak dalgalanmalara maruz kalmayabilirler,


Biraz ara verelim.


Tgur

#1133
Sık sık yorum yapmanın kanıksama tehlikesi olabileceğinden bahsetmiştim ama bu ikinci zaman meselesi benim de elimi çabuk tutmamı öngörüyor ,yani aldırma yorumlarını bir an evvel aktar ,

ANLATIMLAR II

(Ark) Sorularım daha iyimser olacak. Artık kuantum bilgisayarların yapıldığı bir çağdayız ve bunlar çok yakında süpermarketlerde satışa çıkacak. Kuantum bilgisayarları kullanarak herkes herhangi bir kodu kırabilecek. Bu yakında gelecek deniyor, doğru mu?
C: O noktaya yaklaşacak.
S: (Ark) Ama asıl sormak istediğim bu değil. Kuantum bilgisayarların ardındaki teoriyi yıllar önce geliştirdim. Şimdi kuantum bilgisayarları test ediyorlar. Son zamanlarda kuantum bilgisayarların kıyaslamaları hakkında bir yayın vardı. IBM ve diğerlerinden 21 kuantum bilgisayarı test etmişler. Kuantum fraktalları kitabına konan programlarımdan birini kullanmışlar. Kodlarım artık kuantum bilgisayarlarda çalışıyor. Yani artık soyut birşey değil, kıyaslamalar için kullanılıyor. Şimdi, bilmek istediğim şey... Bu kuantum teorisi artık gerçek, orası kesin. Yakında süpermarketlerde olacak ama kimse kuantum teorisini anlamıyor. Benim bir teorim var ama gerçekten anlamıyorum. Einstein böyle bir teori istiyordu. Kuantum teorisini anlamada BAŞARISIZ OLDUM; bunun için ne gerekiyor? Kuantum bilgisayarların nasıl çalıştırılacağını biliyorum ama kuantum teorisini anlamıyorum. Anlamak için ne gerekiyor? Einstein'ın istediği şekilde?
C: Bilinç etkileşiminin formüle edilmesi gerekiyor. Doğru yoldasın. İşe geri dön!!
S: (Ark) Bilinç dediniz... Birkaç dakika önce bilincin ruhla ilgili olduğu hatırlatıldı. Ve şimdi bilinç kuantum teorisi ile ilişkili. Yani her şeyin merkezinde bilinç var. Bilinç tam olarak nerede?
A: Nerede değil ki?
S: (Ark) Bilinci tanımlamak için ne tür bir matematik gerekiyor?
C: Cebir.
S: (Ark) Bilinç bilgiyle ilgili. Birşeyler olduğunda bilgi kaydediliyor. Bilgiler nereye kaydediliyor?
C: Bilinç tarafından kaydediliyor. [kahkaha] Kaydedilen bilgi, zamana eşittir.
S: (Ark) Kuantum teorisi, zaman döngüleriyle mi ilgili? Zaman döngüleri var ve hem de çok? Kafamın içinde...
C: Evet
S: (Ark) Oo... Bu iyi! Ben tamamım. Anlamıyorum, ama cebir anladığım birşey. [kahkaha]
A: Tamam, çalış!
S: (Joe) Kaydedilen bilgi zamana eşitse ve zaman sadece bizim için mevcutsa, bu daha yüksek seviyelerde bilginin kaydedildiği anlamına mı geliyor?
C: Hayır
S: (Joe) Sadece...
(L) Sanırım diğer yoğunluklarda zamanın farklı olduğunu söylediler.
(Joe) Zaman bizim için bir ilüzyon dediler.
(L) Bizim algıladığımız şekliyle.
(Ark) O-o-o! İkinci zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Evet
S: (Ark) Üçüncü zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Hayır
S: (Ark) Aha! BU bir bilgi!
(Pierre) Kaydettin mi?
(Ark) Pekala. Benim işim tamam.
----------------------------------------------------------------

Defalarca belirttim fizik alimi v.s değiliz hele Frankın bilgisinin yanında bizimki serçe parmak kadar, belki de o kırkbin yıllık ileri bilgilere sahip, açacağı kapılardan çok şeyler öğreneceğiz,

Bu noktada bilginin dağılımı konusunda şiddetli bir algılamayla şu geldi,

Frank gibi ileri bilimcilerin geldikleri yeni bilinç anında "yüz maymun" fenomenine göre bilgi bizlerde de mi açılacak, olabilir, kuantumu anlamaya çalışıyoruz, bu yapıyla oluşturulan bilgisayarlarda bilginin 1 ve 0 etkileşimi ile kaydolduğunu ancak kuantum bilgisayarlarda bilgiyi kaydedecek unsurların yahut o özel yongaların bunu aşmış bir yapıda olduğunu görüyoruz , ara alıntı,

***********************************************
Kuantum bilgisayar nedir?

Kuantum bilgisayarlar ve bugün hepimizin kullandığı geleneksel transistör bilgisayarları arasındaki temel fark, veriyi ele alma yöntemleridir. Akıllı telefonlardan ve dizüstü bilgisayarlardan süper satranç bilgisayarı Deep Blue'ya kadar aşina olduğumuz tüm cihazlar, her şeyi en küçük bilgi birimi olan bitlerde saklar. Bir bit iki değerden birine sahip olabilir: 0 veya 1.
Bir ampul gibi düşünün: Ampul ya açıktır (1) ya da kapalıdır (0). Bilgisayar diskinde bulunan bir dosya, bazıları açık, diğerleri ise kapalı olan bir grup ampul gibi görünür. Bu tür çok sayıda ampulle donatılmış bir sistemde, "Albert was here" (Albert buradaydı) ifadesi veya Mona Lisa'nın resmi gibi bilgileri kodlayabilirsiniz.

İki durumlu bir cihaz bir problemi çözerken bu ampulleri sürekli olarak açıp kapatmalı, belleği doldurmaması için ara hesaplamaların sonuçlarını yazmalı ve silmelidir. Bu işlem zaman alır; bu nedenle görev çok karmaşıksa, bilgisayar çok uzun bir süre boyunca düşünecektir.

Kuantum bilgisayarlar ise, yaşlı kuzenlerinin aksine, verileri kuantum bitleri veya kısaca kübitler kullanarak depolar ve işlerler. Kübitler yalnızca "açılan" ve "kapatılan" birimler değil, aynı zamanda geçiş durumunda veya hatta aynı anda açık ve kapalı durumda olabilen birimlerdir. Ampul benzetmesine devam edersek, bir kübit, kapattığınız ancak yanıp sönmeye devam eden bir ampul gibidir. Ya da aynı anda hem canlı hem de ölü olduğu kabul edilen Schrödinger'in kedisi gibi.

Kuantum bilgisayardaki ampullerin aynı anda hem açık hem de kapalı olabilmesi çok zaman kazanılmasını sağlar. Bu nedenle de, bir kuantum bilgisayarı karmaşık problemleri en güçlü geleneksel cihazdan bile çok daha hızlı biçimde çözebilir. Google, kuantum makinesi Sycamore'un sıradan bir süper bilgisayarın 10 bin yılda çözebileceği hesaplamayı 3 dakikadan biraz uzun bir sürede yapabildiğini iddia ediyor. "Üstünlük" terimi de tam burada devreye giriyor.

***************************************************

Bunu insan bedenindeki DNA kayıt sistemi ile birleştirdiğimizde malüm onda dört amino asit etkileşimi ve bilinmeyen diğer özelliklerle (bilim bağnazlarının çöp DNA deyip araştırmadıkları o harika kısım) bilginin kaydedilmesi ve uygulamaya geçmesi var kısaca şöyle anlatabiliriz,

Kişi hatıra veren özel bir kokuyla çocukluğuna gidebilir ama aynı anda elindeki yumurtayı kırıp omlet yapabilir ve yanındakiyle konuşabilir ve bunları hemen yazıya dökeyim diye kendine o anda plan yapabilir,

Yaşam işleyişindeki zihnin kabiliyetlerini görebiliyor muyuz o bahsi geçen kuantum bilgisayarlarını ezip geçiyor, ancak bunun bir tekamül neticesinde bu safhalara eriştiğini düşünürseniz insan zihnini ve genel kabiliyet ve kapasitesinin benzer maceralara maruz kaldığını anlarız,

İşin içinde bilinmeyen bir güçle bu işler kotarılmıyor ,ikinci ve bizim şu anda anlayamayacağımız bir zaman süresinde bu işler çok daha pratik uğraşılarla yaratım zenginliği içine giriyor,buna üst yoğunluk teknolojisi de denebilir ,

Araştırmak isteyen veya anlamaya çalışanların "Ruhların Yolculuğunda " 5Y de neker yapılabildiğine bir bakmasını tavsiye ederim ve K.ların "Siz vakti gelince evrenler yaratacaksınız" sözünü hatırlasın,

------------------------------------------------------------------

S: (Andromeda) Evet. Birşey dalgalanıyor. Bu ay ÇOK sayıda deja vu yaşadım. Bazen günde üç kere. Deliceydi. (Belibaste) Hızlı soru. Bilgi ile elektrik arasında bir bağlantı var mı? 
C: Çok yakın. 
S: (Belibaste) Yani vücutta ne kadar çok bilgi varsa, elektrik akımı da o kadar yüksek oluyor, öyle mi?
 C: Yakın. 
S: (L) Ve elektrik akımı arttıkça da dışarıdan elektrik olaylarını çekmen o kadar daha az muhtemel haline geliyor. (Belibaste) Akıma bağlı. Ben de oraya gelmeye çalışıyordum: Pozitif akım ile gerçek arasında bir korelasyon var ve negatif yükle de gerçeğe ters bilgi arasında bir korelasyon var. (Perceval) Gerçeğe ters bilgi yerine kısaca "yalanlar" diyebilirsin! [kahkaha] 
C: Takyon sığışması. 
S: (Perceval) Buyur bakalım. [kahkahalar] (Ailen) Açıklayabilir misin Ark? (Anart) Muhtemelen düzen ve bilgiyle ilgili. (Ark) Öncelikle Belibaste'nin elektrik akımını tamamen maddesel bakımdan düşündüğünü söylemek istiyorum. Elektrik akımını düşünürken solucan deliği konusunu her zaman aklında bulundur. (Kniall) Bilgi madde değil. (Ark) Bilgi form veren şey. Form verme meydana geldiğinde bunu madde olarak düşünülebilirsin. Ama formu şekillendiren bilgi. Madde değil.Şekillendirici ilke bilgi. Yani bilgi ile elektrik akımı arasındaki ilişkiye dair sorun, boyama ile resim arasındaki ilişkiyi sormak gibi. Boyama süreçtir ve resim de o sürecin sonucudur, değil mi?
(L) Boyanın gideceği yere gitmesine neden olan şey bilgi. Sanırım bu elektriğe tekabül ediyor. Yani bu sonuç gibi ve süreç de... Hm...

------------------------------------------------------------------

Elektriğin kişinin negatif veya pozitif yönde olması ile ilgili çok çarpıcı evvelki bulgularımızı biraz daha açan bölüm,

Var olmanın yani fiziksel madde yaratımı bahsinde ki bunu o meşhur kaset kutusunda müzik kasetlerden birisinin işlevi olarak düşünebiliriz olay durgunluğun harekete geçmesi ile mümkün oluyor, bu işte elektriksel potansiyel baş aktör,

Elektrik akımını maddesel bir güç değil .maddeyi şekillendiren eterik bir unsur olarak düşünmeliyiz, zira var oluşun şekillenmesi mesela maddeyi oluşturması atom altı parçaların değişkenliğinin bilginin seçiciciliği ile olduğu anlamına geliyor, bu hareket elektron atlamaları yani yer değiştirmeleri elektriksel potansiyelin değişkenliği ile mümkün olur ve daha sonra denge gerçekliği bu elektriksel olayın her iki yöne gidip gelmesi frekans yaratması gibi olguları ortaya çıkarır,

Mesela tuz molekülü oluşumunda sodyum ile klor atomları arasında bir elektron alış verişi vardır,

"Yani bilgi ile elektrik akımı arasındaki ilişkiye dair sorun, boyama ile resim arasındaki ilişkiyi sormak gibi. Boyama süreçtir ve resim de o sürecin sonucudur, değil mi?
(L) Boyanın gideceği yere gitmesine neden olan şey bilgi. Sanırım bu elektriğe tekabül ediyor. Yani bu sonuç gibi ve süreç de... Hm..."

Bu açılımda konu biraz daha şekilleniyor,

Kısaca negatif olguyla bezenmiş veya başka bir ifadeyle yalanları gerçek sanıp bundan yani takıntılardan kurtulamayan kişilerin olduğu bölüme felaketlerin akması  elektriksel denge bağlamında doğal bir hale geliyor,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, bir sonraki soru: F5 ölçeğinde bir tornado birkaç dakika içinde meydana gelebiliyor. Bunun 4. yoğunlukta olan şeyle bağlantısı nedir? Bu nasıl oluyor? Mekanizması nedir? 
C: Bir kez daha bilgi ve elektrik yükü bakımından düşünmelisiniz. Dünya üzerinde elektrik yükü birkaç ayrı şekilde oluşuyor ve tornado da top şimşeğe benzer bir elektrik fenomenidir. 
S: (L) Yani az önce söylediğimiz şeyi söylüyorlar. (Belibaste) İletkenlik arttıkça daha fazla elektrik boşalımı. (L) Daha fazla insan yalanlara inandıkça daha fazla kaos meydana geliyor. Gezegendeki insanlar kendi yıkımlarını çekiyor. (Perceval) Çünkü yalanlara inanıyorlar.

------------------------------------------------------------------
Yalanlara inananların akibeti hakkında destekleyen bir  bölüm yalanın bol olduğu ve çoğunluğu teşkil eden bir KH toplumu içinde biz de bir nevi kıyamet tellalı gibi oluyoruz ne yazık ki,
Ortada soygun yaptığı bariz olan bir gurubu hala alkışlayanlar var,

İzmire tekrar döndüm ve eski çalıştığım bir bölgede yıkılacak evimin tekrar inşasına kadar kiralık bir ev buldum ve ancak yalanlara inanan pek yok şehrimizde ,yoksa var mı..

O zaman "irince ircii derim evrene tamamdır.."

------------------------------------------------------------------

S: (Perceval) Bir evet veya hayır sorusu sormak istiyorum bu konuda: Bu şahsın düzenli olarak kan vermesi onun vücut sistemini herhangi olumsuz bir şekilde etkiliyor mu?
C: Evet. Tıbbi bir neden olmadığı sürece bunu yapmak tavsiye edilmez. Vücut sıvıları yaşam gücünün ve farkındalığın tutucularıdır.

------------------------------------------------------------------

Çok evveller bunun tersini düşünürdüm,yani kan vererek bedende kan yapıcı kemik iliği v.s.gibi organların faaliyetinin motive edileceğini sanırdım, yanıldığımı dializ neticelerine ulaştığımda anladım,

Bedenden kan almak bazı zehirlenme vakalarında faydalıdır toksinden temizlenmek babında, hatta çobanlar zehirli otları yemiş zehirlenen hayvanların kulağına kesik atıp bir miktar kanın boşalmasını sağlarlar,  kurtarırlar,

Ancak bunun istisnai durumlar dışında mahzurlu olduğunu yukarıdaki alıntıyla daha iyi anlayabiliyoruz ve ben de böbrek makinasına haftanın bazı günleri bağlanıp dializ yapanların yakınlarını ikaz ederdim ,şöyle ki ,

Dializde vücut sıvıları tamamen boşaltılıp bir nevi zoraki detoks yapılmakta zira böbrek işlevini tam yapamadığı için vücutta toksin miktarı çoğalır bu mahzurludur,

Ancak detoks yapılanların tahminen yarım gün boyunca çok karamsar öfkeli ve zararlı düşünceleri barındıran bir hale gelmekte olduklarını teşhis ettim veya edilmiş biliyoruz, mesela apt.mızda  dialize muhtaç birinin zararlı faaliyetlerine maruz kalmıştık bahçedeki asırlık çamı dibine kezzap döktürterek kurutmuştu,
Bu gibi karamsar tavrın ortaya çıkması vücut sıvılarındaki ve kanda mevcut birikmiş farkındalık unsurlarının da tamamen boşaldığı ,yok olduğu ve yeniden normal hale gelmek için bir zaman geçmesi gerektiğini ortaya çıkarmakta ,

Bu yönden dializ yapanların yakınlarını tembih eder yaptıkları zararlı ve karamsar tavırlara aldırmamalarını tavsiye ederdim, sabredin sonra düzelecekler şeklinde,

Konuda ilginç olan, farkındalık ve yaşam gücünün vücut sıvılarının neresine kaydolduğunu artık rahatlıkla belirtebiliyoruz bu iş belirli bir bilgi noktasına gelen bizlerin artık aşina olduğu bir husus ,

O son derece mükemmel biolojik hard disk DNA üstüne,

O halde güç nerede imiş sorgulayalım, gerçek ve yalanı ayıralım,
Nedendir bilinmez ama bazı vurgulamaları tekrar yapmak gerekir işeklinde itilim oluşuyor ,evvelki bahsimiz ve yorumumuzda kuantum bilgisayarlarını solda sıfır yapan insana ait zihin mükemmelliğinin örneğini vermiştik şimdi o olayın ikinci bir zaman çerçevesinde yürüdüğünü tekrar hatırlayalım ,zira bir hücrede DNA dan kodon yani emir alıp yine hücre içerisindeki fabrikalardaki protein imalatı süratini bilirsek bu ikinci zamanın nasıl bir şey olduğunu kabaca anlayabiliriz ,proteinin amino asitler yoluyla  imalat ve kullanım hızı bizim zaman ölçülerinin dışındadır, saniyede binlerce protein üretilir, kullanılır,

Buna elektriksel zaman diyebilir miyiz ,bu ikinci zamana,

"(Joe) Zaman bizim için bir ilüzyon dediler.
(L) Bizim algıladığımız şekliyle.
(Ark) O-o-o! İkinci zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Evet
S: (Ark) Üçüncü zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?
C: Hayır
S: (Ark) Aha! BU bir bilgi!
(Pierre) Kaydettin mi?
(Ark) Pekala. Benim işim tamam"

Ve affınıza mağruren 22.07.2019 da yaptığım bir yorumu buraya getireceğim ,başıma gelen hadiselerle bilgide bir yerlere ulaşmaya çabalarken sizlere de tekrar sunma işinin faydalı olacağını düşünüyorum,

******************************************
Değişik bir konuya geçiyorum ,uzun döngü ve kısa döngü de yaratılanların özellikleri,

Zaman hakkında bir şeyler anlatmıştım ,madde yaşamının insan varlıkları tarafında şu anda içinde olduğumuz ve uyguladığımız zaman ve ruhsal yaşantının eter boyutundaki zaman ,o eterdeki tahmini zamanı "elektriksel zaman" gibi bir zaman gibi olabileceğini anlatmıştım ve anda yaşam olarak bizim ölçülerimizle tarif etmeye çalışmıştım ve bunu bir ütyopik var sayım gibi olmaması icap ettiğini yakınlarda pek söylememiştim ama evvel bir ara bahsettim, bu fenomeni kendim yaşadım,

Bir zaman uykuyla uyanıklık arasında vizyon geçirdim ,bütün duyguların yani sıcak, soğuk, aşk, kırgınlık mutluluk, mutsuzluk utanma, kıskanma şehvet korkma ve aklınıza gelebilecek her türlü duygunun bir anda hissedildiği bir özel hal geçirdim ve deliriyorum sandım başım bir büst gibi önümde belirdi ve o eski lambalı radyolar gibi yanlamasına bir kesit halinde ikiye ayrıldı beyin yerine radyonun o lambalı ve elektriksel bağlantılı durumu vardı ve aradan minik bir beyaz bayrak sallanıyordu üzerinde "uyku" yazıyordu "işte ben bunu istiyorum" diye ona yöneldim ve o delilikten uykuya dalarak kurtuldum,

Ve uzunca bir zaman bunun bana anda yaşamanın olduğu ama dünya zamanına indirgenmiş ortamda kilitlenmiş bir bedenin bunu kaldıramayacağı farkındalığı için geldiğini düşündüm ,

Her neyse anlatmak istediğimi anladınız elektriksel zamanı tarif etmeye çalışıyorum ama kısa döngüde şu andaki uyguladığımız zamana uyuşmuyor ,bu zaman ile o zamanı beraber yaşamak reflex v.s diye anlattığım bedenin otonom yani farkında olmadan işleyen zamanın ötesinde kısa döngü bilinciyle mümkün değil ama görüldüğü gibi aralıklardan kendini fark ettiriyor,

Bu konuya neden değindim,

Uzun döngü dediğimiz ve bizim kısa döngü ile ayrıştırdığımız zamanın dışındaki o zamanda varlıkların yani mineral bitki faunanın bizim yüzümüzden acı çektiğini sanıyoruz ve K.lar her iki zamanın sonuçta aynı şeyleri ifade ettiğini söylüyorlar ,o acı çekme işi bizim hüsnü kuruntumuz o varlıklar ancak bizim bilincimiz haline gelmişlerse bizim KH sözümüz veya duygumuz olarak ortaya dökülmekte yani bizim algılamamız ,

Esasta kısa döngü dışında düşünürsek o varlıklar elektriksel zaman dediğimiz zamana tabiler ve bir sodyum minerali dahi olsalar kendilerini varlık olarak ortaya süren o "bir" ile yani 7. yoğunlukla her an irtibattalar "var olma bir olma döngüsü" ,bir anda bu bir ile kolay gidiş gelişler varlığın tekamülü dediğimiz yani bir sodyum atomunun clor ile birleşip tuz molekülü olma isteğini oldukça geciktirir veya anda bu iş biter zira arzulu istek kısa döngü karakteridir ve kısa döngü deneyi belki bu hızlı tekamül için istenen değişik tarzda bir zaman  uygulanmasıdır,her ne kadar biz buna "düşme" desek de,


Yine bir ara.


Tgur

#1134
Dayanamayıp aynı tarihlerde yaptığım yorumlardan birini tekrar sahneye getiriyorum  okuyunca bana da çok ilginç geldi ,bu da dünyada bu zamanı geçirirken  tekamülü ispat ediyor zira K.ların açtığı ikinci zaman fenomenine uyar gibi geliyor,

****************************************************************
İnsan olarak önümüze konan tarih ve tarih yapanların genel görünüşünü idrakten sonra biraz da zaman üzerinde duralım ,

Fiziğe bağlı bir yaşam statüsüne uyarlanmış bir bedenin yani dünyadaki bizlerin zaman anlayışı üzerine K.lar çok şey söylediler ve bunun dışındaki zamanlar konusunda bazı açık kapı bıraktılar ama tam anlatmadılar,

Bizler DNA mıza da işlenmiş ve uygulama halinde nefes alır gibi otonom olarak alıştığımız bu zaman algısının dışında olanı kolay kolay bir yerlere oturtamıyoruz ,

K.lar kasetlerden bahsettiler her şeyin yani sonsuz olguların kasetler halinde içinde olduğu bir müzik kutusu gibi ,istediğiniz olguyu bu kasetten alın görün veya içine girip yaşayın veya her hangi bir hal (mesela kıskançlık,gurur gibi) size zarar verici ise o kasedi yaşamınızdan çıkarın atın gibi ve bize zamansızlığı veya anda yaşamı veya daha doğrusu ruhsal durumda olan (fizikle alakası olmayan eterde olan) bizlerin zaman uygulaması böyle dediler ,ve biz veya ben biraz o zaman uygulamasını anlar gibi oldum ve şöyle var sayımlar çıkardım ,

*Hayat diye uyguladığımız bu yaşadığımız ortam için bizim kurguladığımız bir kaset var o kasedi almış uyguluyoruz ve yaşamın zaman ve mesafe diye sınırlanmış hudutları içinde yaşamımızı sürdürüyoruz,

*Bu yaşamda bedensel atalete mahkümuz yani organların çalışması hücresel faaliyetler v.s. biolojik zaman diye ayarlanmış bir seviyede çalışmakta,

*Ama bu biolojik zaman dışında değişik bir zaman anlayışı veya sürati ile çalışan taraflarımız da var düşünce mesela ,hiç de bu ağır aksak çalışan bedensel zamana uymuyor ,hele bir uyarıcı hatırlatıcı bir unsur ile tetiklenirse uyguladığımız zamanın dışında seyrediyor ,mesela yanık bir tezek kokusu duysam ben süratle çocukluğuma dönerim babam devlet memuru idi yaşamımızın bir kısmı Anadolu köyleriyle iç içe geçti kağnı gıcırtıları kağnıyı çeken sığırların mö sesleri ve çocukluk neşesi içimi hemen doldurur

*Bedenin zor durumlarında herhangi bir yanık veya yaralanma travmaya tabi olma gibi durumlarda veya araç sürerken tehlikeyle karşılşılacaksa çalışan ve reflex diye adlandırdığımız sinirsel iletişim bu yavaş çalışan zamana uymuyor

*Nefes alıp verme kalp ve bazı organların çalışması ayrı bir ritimde otonom sistem dediğimiz farkında olamadığımız bir zamanı uygulamakta,

*Bedenin çalışmasını zamanla kıyaslayıp bir özet çıkarmaya çalışırsak organların biolojik zamana uyan iletişimi ağır aksak KH uygulama zamanına uyan kısmndaki iletişimi kalb ve damar yoluyla kan ile olur oysa sürat gerektiren refleks gibi olgularda ve otonom çalışma isteyen bedensel çalışma ise sinir sistemi yoluyla olur ,süratli iletişimin sinir sistemi ile oluşumunda sinir hücrelerinin kabaca elektrik kablosu gibi iyonsal yönden aktarımları ile olur bu da sodyum potasyum klor gibi elementsel yapıların iyon özelliklerinin yani artı eksi değerlerinin yer değiştirmesi iledir ve tabiiki bu elementler sinir hücresi içindeki hücresel yapı elemanlarıdır ,


Neticede ağır aksak uyguladığımız zaman içinde işleyen ve şahit olduğumuz "elektrik süratinde "olan bir zamanı da gözlemiş ve yaşamımızda olduğunu biliyoruz,

Acaba ruhsal hayat için bahsedilen o zaman buna benzer olmasın ,

Burasının üç günü sizin 70 yıllık bir yaşamınıza benzer ifadelerini hatırlıyorum eterik hayat anlatılırken,algıladığımız zamana uymayan,

Diğer taraftan mesela şu anda" bu yazım işini bırakayım gidip biraz uyuyayım "desem hemen yatağımda uyur hale gelemiyorum ,evvela bu kararımda tam istekli miyim ,bu iş mi güzel yoksa yatıp uyumak mı düşünceleri ve eğer uyuyacaksam diğer ortama gitmek için bir mesafe kat etme lazım v.s. işte koca bir zaman parçasını geçirmekle meşgulüm ,

Bence ruhsal hayatın fizikten azade eterdeki zaman "elektriksel iltişim sürati"nde seyrediyor,bir olgu kaseti seçiyorsunuz ve hiç bir fiziksel bağ ve ilgili yapışkanları yani hormonlar dünyasal illüzyon v.s. olmadan onu yaşıyorsunuz ,bu iş elektrik düğmesini çevirip ilgili ampul yanması gibi bir hızda oluyor,ta ki diğer olguyu seçene kadar ,isterseniz seçtiğiniz olguyu onun şartlarında devam ettirebilirsiniz belki de baştan belirttiğim gibi dünya yaşam olgusunu bütün şartlarına uymaya karar verip almış uyguluyoruz olabiliriz bu evrede ,yani yaşadığımız bu zor hayatı 5. yoğunlukta seçtik onu yaşıyoruz ,bahsettiğim şartlardan biri geçmişi hatırlamamak KH koşullarına ve bu kısıtlı DNA bedeninin içine girmeyi kabul etmek..

Tarihsel yankı odası ve zaman konusundan sonra nasıl hareket etmeliyize geliyor sıra ,bunlara karşı ümitsiz durumdan sıyrılmak için nasıl bir yol çizmeliyiz,

Ben memnunum halimden asıl sana hayret ediyorum neden bunları yazıyorsun diyenlere sözüm yok..

Durumdan şikayetçi daha doğrusu yaşam bu değil başka şeyler var diyenlere

Düşünceyi her hangi bir beklentiye sokmadan yani "arzulu düşünüş" modundan ayrı yerlere kaydırmamız lazım bu da "akışa bırak" tavsiyesi ile biraz muğlak ama gerekli bir düşünsel hal içine girmeliyiz ,

Şu olursa böyle olur şu tehlikelere karşı tedbirler almam lazım ben prensipli bir insanım niye tedbirden kaçayım şeklinde eski dünyasal düşüncelere tamamen takılı kalıp saplanmak "beklenti" modunda kalmamızı sağlar ve istek ve beklentilerimizin oluşmama durumunda strese girer maddeten ve zihnen zarar görürüz ama bu hal hiç bir tehlikeye aldırmadan yaşama ve bekleme durumuna sokar ve bu da ortamdan kısa zamanda yok olmamızı gerçekleştirebilir , bir paranoya halidir bu aşırılıktan da kaçınmalıyız bence yapılması gereken hayatı sürdürebilme mecburiyetlerini es geçmeme şeklindeki aradaki o hassas dengeyi tuttururken "değişken çekim dalgaları"yüzünden her türlü şeyin olabileceği bir bilinci de zihinde hazır tutmak ve olacaklar olduğunda "önemli olan beden değil ruhtur" diyebilmek..


Tgur

#1135
ANLATIMLAR III

S: (T) Pekala, bir sorum daha var. Biliyorum herkes çok yorgun. O vazgeçtiğim amaçlarda, sebep sadece kendimle ilgili basit bir salaklık mıydı, yoksa o sırada gerçekten birilerine yardımcı oluyor muydum? 
C: Çoğunlukla ilki. Ve bu çoğu durumda kaybetme korkusuyla ilgiliydi. 
S: (T) Söyledikleri şeyi anlamaya ve hayatımla ilgili olarak bir perspektife sokmaya çalışıyorum. Bu amaçlardan vazgeçerken KH eğilimi içinde miydim, yoksa BH mi? KH eğilimi içindeydim gibi görünüyor. Yani kendimi incitiyordum. 
C: Eğer derin seviyelerdeki neden korkuysa, diğerlerine yardım etme isteği sıkça KH olabiliyor.
S: (T) Ne korkusu?
C: Kaybetme.
S: (T) Hmm, bunun üzerinde biraz düşünmem gerekiyor. (L) Neyin kaybedilmesi? (T) İyi soru. Neyin kaybedilmesi?
C: Saygı, sevgi, diğerlerinin fikirleri. .. ve büyük bir tane daha: öz-imaj (ç.n.: kendiyle ilgili sahip olunan imaj)
S: (L) Sanırım diğerlerine yardımcı olmak için yapman gerektiğini düşündüğün bazı şeyler vardı ve bunlardan vazgeçtin çünkü eğer kendinden, isteklerinden, ihtiyaçlarından, takip etmek istediğin şeylerden fedakarlıkta bulunmazsan insanların sana verdiği değerin azalacağından, artık seni sevmeyeceklerinden, senden hoşlanmayacaklarından, seni bencil, adi biri olarak göreceklerinden korktun. (J) Ve öz-imajını yitireceğinden. (L) Ve öz-imajın bir kurtarıcı, çözücü, yardımcıydı. (T) Bu herşeyi özetliyor sanırım, değil mi? (L) Hepimiz aynı şeyi deneyimliyoruz. Kaybetme korkusu. Öz-imajını kaybetmek. (T) Tamam, bunun üzerinde çalışabilirim. Başka birşey? 
C: Hoşçakalın.

-------------------------------------------------------------

Öz imajı kaybetme korkusu ,ne olduğu çok güzel izah edilmiş son  paragrafta yeterince açıklanmış, gerçekten davranışlarımızı sürdürürken o bahsi geçen korkuların büyük kısmı bizi samimi davranmaktan alıkoyar,

Bence öz imaj objektif yanlarını yüceltme yolunda çaba göstermemiz için icap eden davranışa karşı yani samimi ve içten olmak yerine bana ne derler korkusuyla sarmalanmış bir hareket , subjektiviteyi ayağa kaldırır ve öz kabiliyetlerimizi perdeleriz,

Genç iken hayatı yeni tanırken ellerimi bile nereye koyduğumdan utanırdım, bakın her şeyi büyük bir samimiyetle açıklıyorum yürüyüşüm nasıl acaba, sivilceli yüzüm (ergenlik sivilceleri) insanlara nasıl geliyor ,kıyafetim uygun mu ve başkaları ile konuşurken sık sık gülümsememle acaba ters mi yorumlanıyorum ve bunlar gibi  o hepimizin çektiği gençlik sancıları,

Hayata dalınca bunların nasıl komik ve gereksiz korkular olduğunu çok iyi anlamaya başlıyoruz,

Biraz sosyalleşince o zamanlar yanımızda yetişen ve benim sakal traşımı seyretmeyi seven ergenliğe yeni geçmiş kayınbiraderimi eğitmeye başladım ,oğlum bunlar boş şeyler herkes sana bakmıyor herkes kendi derdiyle meşgul senin tarzların görünüşün başkalarına zarar verecek şekilde değilse aldırma hayatını yaşa ,pasaklı olma ve etrafı tedirgin etme yeter,

Şimdi bunların hepsini geçtik mi acaba ,hayır, hala bazı şeyleri açıklayınca çok bilmişlik zannı verecek diye bazı cümlelerimi paragraflarımı siliyorum yazı yazarken veya kendimi böbürlenme moduna sokmuş bölümleri,

Acaba bunları da dizginden boşalmış atın akıl almaz tavrına girer gibi boş verip serbest bırakayım mı,hayır, bu da mahzurlu,

At dedim mesela atları severim ve bir ara ağzında samanları çiğneyen bir at halimin vizyonunu hatırlıyorum,
Bu neden oldu diye sorgularken reenkarnasyonun ve bir amino asitten veya daha alt segmentlerden  insan olma haline geçtiğimizin ispatını bana bir nevi kafama vura vura yaptı ve Mevlananın "taştım topraktım,ot oldum böcek oldum hayvan oldum sonra insan"ve "insan iken onun bende olduğumu anlayacağım"sözünü çok derin idrak ettirdi, zamanla bu birikenleri aktarma arzusu geldi,

Öz imajı beslerken bence böyle samimi davranmalı ,başkaları ne diyecek korkularından sıyrılmalı ,benim anladığım bu,

Şu sıralar ne yapıyoruz ,bu sitede bilgimizi farkındalığımızı arttırıp evvelki korku ve stress hallerinden kurtulmaya doğru yönleniyoruz zira önümüze mania çıkaran unsurlar bilgisizlikten doğan o öz imajı zedeleyen sahte duygusal endişeler korkular,
Başkaları ne diyecek diye frenlemeler ağ çalışmamızı zedeler bilgilenmenin  önüne taş koyar,

Ancak bu samimi davranışımızın da bir sınırının olduğunu unutmamalı zira aşırılıkta kişiyi "delirmiş bu" veya şizofrenik bir hal  standına sokup başlarını çevirirler, anlatmaya çalıştığına aldırmazlar ,neden,zira yankı odalarına kapılmış büyük bir çoğunluğun içinde adeta bilgiyi özümsemeye çalışan  zerreyiz, sınırlanmaların öbek öbek olduğu bir dünyadayız,

K.lar bile gerekli açılımı baştan aşırı serbestlikte yapmadılar hatta sonraları bile ketum tavrı devam ettiriyorlar tahminen yirmi otuz yıl düzleminde muhatap olduğu kişilerin zihinsel ve araştırmaya yönelmiş tavırlarının devreye girmesini beklediler hatta buna sevk ettiler ve onlar bu çabaları ile bilgiye idrake geldikçe farkındalıkta genişleme sağlamaya çalıştılar, kişiler kendi sorgulamlarının buluşlarının mükemmeliyetini gördükçe büyük bir zevk ile bu işi geliştirmekle meşguller ve bir çok şeyi bizler de onların sorgulamaları sonunda idrak yolundayız,

Sonuçta öz idrakte başkaları ile münasebette gereken kadar hassas fakat hür olmayı zedelememe  dengesini tutturmalıyız,

Bilgi yönünden doyurucu , cazip, asil ve bu işe kendini adamışlar için topyekün bir uygulama,

------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala. Herkesi ilgilendiren ana konuya girmeden önce bir sorum var. Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırı ve devlet komplosu hakkında topladığımız materyali web sitesine koyup web korsanlarının falan saldırılarına maruz kalmaktansa bir kitap veya kitapçık haline getirmemizin daha iyi olabileceğini düşünüyoruz. Bunu birilerini kızdırmadan nasıl yapabileceğimizi sormak istiyoruz. (A) Bunu yaptığımızda sınırı ciddi ölçüde geçmiş olur muyuz? 
C: Dikkatli bir şekilde yapılırsa sınırlar geçilebilir. 
S: (A) Bu durumda sınırı dikkatli bir şekilde geçmek nasıl olabilir?
C: Söyleyeceklerinizi muğlak bir şekilde söylemeye dikkat edin.
S: (L) Bu örnekte nasıl bir muğlaklık mesela?
C: Dolaylı referanslar. 
S: (L) Bu saldırıyı tartıştığımız celselerde sizin yanıtlarınız muğlak değildi ama? 
C: 3. yoğunluk da değiliz. Biz bunun üreteceği sıcaklığı kaldırabiliriz. Siz ise yanabilirsiniz. O kısmı biz yapalım, siz sadece "bu doğru olabilir mi?" diye sorun. 
S: (L) Yani böyle küçük bir kitap yayınlayabiliriz ama bunun doğru olduğunu beyan etmemiz gerekmiyor. (A) Bilmiyoruz, sadece sorular soruyoruz, öyle değil mi? (SB) Evet, olabilecek en muğlak yöntem bu olabilir. (A) İki durum var, hangisi doğru bilmiyoruz. Her iki yanıt üzerinde de düşünüyoruz. 
C: Hikayenin her iki tarafını sunmak da iyi bir fikir olur. İddiacıların ve iddia konusu olanların "geçmişiyle" ilgili biraz bilgi verilebilir ve böylece okuyucu kimin doğru olup olmadığının daha muhtemel olduğuyla ilgili bir temele sahip olabilir. 
S: (L) İlgili birkaç husus hakkında biraz tarihsel bilgi veririm ve sonra da şu anda olan biten hakkında biraz bilgi veririm. (A) Tamam, sakınılması gereken herhangi belirli bir konu var mı? 
C: Kendiniz "Yahudi meselesine" girmeyin. Sadece bizim yorumlarımızı aktarın.

----------------------------------------------------------------
Konu ardısıra geldi ,öz imajı zedelemeden bilgileri aktarabilmek, buradaki "öz imaj "guruba ait,

Davranış konusundaki asaleti görebiliyor muyuz, her gerçeği bütün çıplaklığı ile aktarmak bazen sıkıntı yaratır ,gerçekten ruhsal konulara girince başını çeviren çok kişiyle karşılaştım,ve bilgisizliğimden sükutu hayale daldığım zamanlar çok oldu, ancak bilginin ağırlığı veya karşıdakinin bilgi kapasitesindeki durumunu tartmadan bodoslama dalmak olumsuzlıklar doğurur,bunu iyi öğrendik,

Bu neden olmakta ,hiç kimse birbirinin gurusu değil ,ama dolan bilgiyi aktarmak şahsen bende büyük bir birikim yaratıyor dağıtmadıkça eksiklik hissediyorum bunun sebeplerini bulup bu işi daha rasyonel hale sokmam gerek ,şu yorum yazılarımı sıklıkla sergilemek bile öz imajımda zedelenmeler yaratıyor,

Ne oluyoruz, sen kimsin, bu ne böbürlenme v.s. gibi,bu tip konuşmalarla imajı çiziyor muyuz çizmiyor muyuz bilemiyorum, insanın kendini bilmesi bütünlüğün bir parçası olduğunu bilmek yanında bütünlüğün geri kalanını zedelememek gibi hassas bir davranış sergileme mecburiyeti doğurtuyor,

Buradaki konu sahte kişilikleri ayıklama bahsinde de geçmekte özün durması, alınmış olan eski ve şimdiki hayatla ilgili ruh yaralarının duygusal fenomenlerin etkisi ile sahte kişilikler yaratması ve yaşamı bu kişilik çerçevesinde yürütme, bu bir nevi O.P. lerin yakınlarındakilerden ruhsal kişilik yansımasını alma gibi bir husus, en ufak bir sarsıntıda bu sahtelikler dökülen yaldızlar gibi kişiyi sarsmakta,

Zira öz imajının bu gibi kandırmaca kılıklara girme ile kişiyi yaşam yolunda salimen yürütme becerisi yok,

Konular felsefik rehabilite çizgisine doğru kaydı, etrafa nasihatler vermeye çalışırken kendi öz imajımızı da şöyle bir yoklama ve sorgulama moduna sokmaktayız, alın size samimi bir itiraf, bunca yaşımızla ne derler diye yüksünmüyorum,

------------------------------------------------------------------

S: (Perceval) Evren bu sefer sana çok yüksek sesle bağırıyor! (Kniall) 13 Eylül'de Arizona ve New Mexico üzerinde birşey görüldü. Bunun ABD ordusu tarafından yapılan bir füze denemesi olduğu iddia edildi. Sonra da onu düşürmek için iki patriot füzesi fırlatıldı. Bunun göksel bir olayı örtbas etmeye yönelik bir faaliyet olduğuna dair bir makale yazdım. (Perceval) O cisim bir göktaşı mıydı? 
C: Evet. 
S: (L) Indiana'daki gaz sızıntısı patlamasına ne dersiniz? (L) Oo, evet! (Perceval) Buna neden olan şey neydi? Soru bu. En kısa bu şekilde sorabiliyorum. [kahkaha] 
C: Gaz sızıntısı değildi! 
S: (L) Göktaşı mıydı? 
C: Yakın. 
S: (Perceval) Bir mikro göktaşı? (L) Sanmam. Daha çok bir komet parçası sanırım. (Perceval) Bir komet parçasının elektriksel yük boşalımı mıydı? 
C: Havada patlama ama çok alçak ve çok yüklü. 
S: (Perceval) Evrendeki birşey o iki evden hoşlanmıyordu sanırım.
C: Mesele evler değil, konumdu.
S: (Perceval) Yeraltındaki birşey mi çekti bu olayı? 
C: Evet. 
S: (Belibaste) Neydi? 
C: Yük. 
S: (Belibaste) Elektrik yükü. 
C: Evet. 
S: (Belibaste) Kaynağı yeraltı...
C: Gezegendeki açılmalar!

-----------------------------------------------------------

Bilgi ve objektif yorumlama ,bilgiyi alıp o bilginin genele teşmil edilmesi yani her şeyde aynı etkenler aynı neticeler doğuracak saplantıları insanları o takılı kalmak dediğimiz kafese tıkar, olabilecek değişik unsurların var oluş macerasında en temel bir unsur olduğu bilinci kişiyi yorumlarında serbest ve hür yapar,

K.ların bu aktarımı yoluyla  bunun işaret edilmesi gereğini duydum, yalanların bol olduğu insan toplulukların olduğu bölgelere negatife doğru akma yoluyla belaların çekilmesi olağandır ama bu elektriksel boşalmanın başka sebeplerle de ortaya çıkabileceğini görmekteyiz,

"Gezegendeki açılmalar"

Bu açılmaların depremler doğurduğu gibi meteor çekimleri yoluyla elektriksel gel gitlere de sebep olacağını görüyoruz,açılmaların sebebinin ise şu alıntıdan hatırlayabiliriz,

"C: Evet ama bu başka yerlerde de oluyor. Hepsi "açılma" fenomeninin parçası.
S: (L) Yani dünyadaki tüm o çukurlar, çatlaklar... Tüm bu açılmalara neden olan şey nedir? 
C: Dünyanın dönüşünün yavaşlamasından dolayı kabuk katmanlarının yanlış hizalanışı veya daha ziyade kayması.
S: (L) Peki dönüşün yavaşlamasına neden olan şey nedir?
C: İkiz yıldızın yaklaşmasına ve sistemi "topraklama" eğilimine değinmiştik."

İkiz yıldız nedir bilenler lütfen atlasın, ilk defa okuyanları da düşünmeli,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=28#25756

-------------------------------------------------------------

C: Süper güç ve direnç için çakraları birleştirin. 
S: (Approaching Infinity) Çakraları birleştirmek için yapabileceğimiz belirli pratik egzersizler var mı? 
C: [harfler çok hızlı geliyor] Mekanizmayı çalıştırmanın yolu konuşarak meseleleri çözümlemek. Dahası, benliğe hakim olmak gerekiyor, ki bu da acı çekmeyi gerektiriyor; acı DNA'yı etkinleştiriyor. 
S: (L) Kısacası çalışmak gerekiyor.

----------------------------------------------------------------

Konu anlaşıldı ,dikkatimi çeken acının DNA ı nasıl çalıştırdığı,
DNA mızın yüzde çok küçük parçasını kullanarak yaşamı yürüten biolojik varlıklarız, "cinsiyet ve açlık" özelliğini geliştirmekten başka bir işe yaramadığını sandığımız fiziksel bir dünya yaratmışız ve her şeyin bu olduğu gibi geleneksel bir anlayışla kapalı bir yaşam sürmekteyiz,buna sebebi biliyoruz DNA mız üzerinde kısıtlamalar yapılmış ve bunun ne için ve kimler tarafından yapıldığını çok anlattık ,

Ortada dünya yaşamına kilitli kalan yaşayışı arzulayan ve üst yoğunluğa besin oluşturmaya çalışan negatif çıkarımlı KH düzeninin çıftliği olmasını isteyen varlıklar var Orion müdahelesi ile deneysel uygulamalarla bunların mozaiksel yaratımda rol almaları tekamülü öngören bir var oluş düzeninin kaçınılmaz geçit noktaları idi ,zira merdivenin basamakları olmazsa yukarıya birliğe doğru gidişin bir anlamı olmaz,

Konuyu birliğin  alt basamakları deneyecek parça konuma gelmesi ise ayrı bir mesele, bunu Brahmanın nefes alışı da demekteler,
Kısaca var olmak ve olmamak arasında çizgi oluşa yönelince oldukça yoğun bir hareket başlıyor,

Bu hareketlerin en önemlisi canlı hücre içindekiler ,tekamülün insan olma safhasında bu hücre faaliyetlerinin yaşamsal ve kayıtsal işlemlerini DNA yürütüyor ,istenen işleve uygun merkezden mRNA vasıtası ile kodon yani iş emri (amino asitler)alınıp hücre içindeki protein imalat ortamlarında protein imal edilip ilgili organlara yerlere kan yoluyla sevk edilip işleve sokuluyor ve fiziksel hayatiyet  cereyan ediyor,

Bu hayat rutin yani bildik usuller çerçevesinde gerekli işlemler ile  yürürken yani cinsiyet ve açlık fenomeni kısıtlamasında sürerken DNA fazla kurcalanmıyor, mevcut kör kapatılmış noktalarını muhafaza ederek (intron bölgeler) sakin yaşam sürüyor,

Bu sakinliği bozan unsurlar şu veya bu sebeple zihnin sorgulama bölümlerinin harekete geçmesi ile oluyor ve maalesef bu sorgulamaların ekseriyeti ancak bazı acılara maruz kalındığında ve "benliğe hakim olma"işi devreye girince harekete geçiyor, mesela bir yakını vefat edince bazı hastalıklara uğrayınca ,işle ve yaşamla insanlarla ilgili psikolojik travmalarda ,bedeni zorlayacak detoks faaliyetine girişince ve v.s.,  acılar olarak bir çok neden bulabiliriz,
Stres ortamında hormonal karmanyola her zaman rutin işler için olanların dışında hücrelerden bazı özel isteklerde bulunuyor hormonların büyük kısmı heberci özelliğinde çalışır ,

Mesela TSH troid stimulan hormondur ,troide mesajlar göndererek çalışmasını ister bu iş normal haldeyken mesele yok ancak stres durumunda fazla çalışma isteği gösterir ve bazen troid bu aşırılığa cevap veremeyince dokusunu büyütür ve guatr hastalığı başlar ,bu hastalığın insan bedenini zorlayan bazı arazları olur bu kısa örnekle acıların nasıl doğabileceğinini ve vücudun buna nasıl cevap vereceğini anlatmaya çalışıyorum,

Acı ve stres halinde artık DNA rutin uygulamalar dışında aşırı isteklerle karşılaşmaya başlar organların sakin çalışması için evvelce kullanılmayan değişik proteinlerin imalatı  kapatılmış kullanılmayan dediğimiz intron bölgelerin işleve zorlanması konuları ortaya çıkar ,bu işe DNA açılımı denmekte ,K.lar bu gibi hallerde üst yoğunluktan ilave DNA alınır ifadesi kullanmaktadırlar, burada durup bunu açıklamalıyız,

Bütünlüğün nasıl çalıştığını ,her yoğunluğun yaprak yaprak soğan kabuğu gibi birbirleriyle irtibatı zor bir uygulamada olduğu gibi yanlış düşüncelerdeyiz, bunun dışında olmalıyız,

Yoğunlukların idrakle gelinilen zihin özelliği olduğunu hatırlayalım yani farkındalıkta ilerleyen ,bütünlük dediğimiz unsurun her şey ile beraber olduğu bilincindedir,bu yolla bilinç her şey olduğu gerçeği ile ayırımın tamamen kalktığı bir zihinsel yapıda olanları kabul etmelidir,

Özetle üst yoğunluktan DNA alınır ifadesini bir başka yerden iletişim kanalları ile ulak ile bir şeyler gönderilip alınmıyor, mevcut yapıda işlevsiz olan DNA bölümleri kullanıma açılıyor,

Bir başka ifade ile monoteizm diye varlık dışında bilinmeyen yönlere atılıp ayırımı sergileyen husus parçalanıyor zira DNA da olan o bizde mevcut olan güç artık kımıldamaya başlıyor,

İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilemezsen
Bu ne biçim okumaktır
         YUNUS

Biraz uzun düşünüp öz imajı zedeliyor muyum endişelerinden  sıyırılıp Yunusun dilinden şunları söylüyorum,

Geçit kapısı dar, zordur geçişi
İnsanlık yalnız başına yapar bu yükselişi
Aşağıdan iten yukarıdan çeken çok olsa da
Sıyırırlar aradan sadece kendini bilmişi

---------------------------------------------------------------

S: (Mnrva) Çakraları birleştirmekten bahsediyorlar ve sanırım bu bizim şu anda mutfak masasında konuşuyor olmamız gibi birşey. Döngüsel toplantılarımızı yapıyoruz. Programlar ve diğer konularda bizi rahatsız eden şeyleri masaya getiriyoruz. Sanırım bunu yapmaya devam etmemiz, bireysel olarak kendimiz üzerinde çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. 
C: Kesinlikle!!! Samimi ve doğru geribildirim ile birlikte öz-disiplin egzersizlerinin gücünü küçümsemeyin. Beş yıl önce nerede olduğunuzu hatırlayın ve şimdiyle karşılaştırın. Gerilemek mi istiyorsunuz yoksa yükselmeye devam etmek mi?!? Şablon mevcut, dolayısıyla hepiniz için bu daha hızlı gerçekleşecek. Fakat kuralı unutmayın: Daha yeni geride bıraktığınız basamağa başkalarını yerleştirmek için çalışmalısınız!

-----------------------------------------------------------------

Sitemizde bu işi biz de başarabiliyor muyuz,bıraktığımız basamağa bir başkasını yerleştirmek, bilemiyorum ,

Kimse kimsenin gurusu değil ama DNA sındaki o kurcalanmayan bölgeleri faaliyete geçirecek kişiler halinde toplanmışız,

Bazı dostların bildiklerini başka mecralarda saçmak üzere girişimlerde bulunduğunu görmekteyiz ve oralardan tepki salvoları aldığını ve dostun bundan etkilendiğini görüyoruz soruyorum sadece acaba bu bir yol mu, bence zor bir yol,

Ben temasta olduğum kişilerden bu yolda ilgi gösterebilecek kişilere bazı kitapları veya sitemizi öneriyorum ,ve bırakıyorum,bundan sonra o kişinin gayreti devreye girmeli diye düşünüyorum, kişi ilgi duyarsa zaten geri bildirim yapıyor,

Bu konularda yani kişilerin kendini ileriye hamle yaptıracak dürtüleri devreye almasının beklenmesini bilinçte ilerlenecek yol olarak kabul ediyorum,bunun mtematiksel veya fiziksel hayatın doneleri ile değerlendirilemeyeceğini de kabul ediyorum ,her zaman olduğu gibi kişinin şahsi yükseliş isteği ile birlikte bütünlüğün devreye gireceğini zannediyorum,

Hassas programların devrede olduğunu yani şahsın enkarnatif macerasında hangi seviyede olabileceğini tesbit eden ve "hadi başla bakalım" denen o kritik zamanlamanın motive edeceği sistemin olduğunu sanıyorum ,pek tabii bu sistemde rol veya görev alan başka bir kimlik veya kimlikler yok kişinin kendi benliğinin üst genel yapısı ona rehber veya ihtiyarlar meclisi gibi mizansenler hazırlar ona bilincinin açılım derecesine göre bürünmüş oldukları rollerden sıyrılır gerçeği belirtir veya bütünlüğün ne olduğunu idrake kadar maskeler takmış oynarlar,

Şu anda Dünyada ve özellikle ülkemizde hiyerarşik sıralamanın nasıl yaygın ve insanları kilitlediğini ve o kademelerde bulunmanın sarhoşluğuna kapıldıklarını ,mevcut ülke  bütçesini alabildiğine kendi şahsi hakkım ve param zannedip çar çur ettiklerini görebiliyoruz ve bunu doğal zanneden destekleyen bir kısım insan var,

Hiyerarşinin evrensel konularda da olduğuna inanıp yaratılmış olan o sahte üst (tarikat lideri ,şeyh, guru) makamların saygın birer tabu matahı zanneden insanlar da var ,biat edip diz çöküp kapaklanma ve iradelerini teslim etme ile meşguller,

Böyle bir anlayışın olduğu ortamda siz "her güç bizde" dediğinizde sıkılmış dişlerin ve yumrukların olduğunun farkına varıyorsunuz,

Ohalde nasıl olmalıyız yani terk ettiğimiz basamağı nasıl doldurmalıyız, bilgilere ilgi duyanlara başka çareler ararken etkin bir yol olarak K.lar şöyle de davranabilirsiniz  demekteler,

"C: Dikkatli bir şekilde yapılırsa sınırlar geçilebilir. 
S: (A) Bu durumda sınırı dikkatli bir şekilde geçmek nasıl olabilir?
C: Söyleyeceklerinizi muğlak bir şekilde söylemeye dikkat edin.
S: (L) Bu örnekte nasıl bir muğlaklık mesela?
C: Dolaylı referanslar. 
S: (L) Bu saldırıyı tartıştığımız celselerde sizin yanıtlarınız muğlak değildi ama? 
C: 3. yoğunluk da değiliz. Biz bunun üreteceği sıcaklığı kaldırabiliriz. Siz ise yanabilirsiniz. O kısmı biz yapalım, siz sadece "bu doğru olabilir mi?" diye sorun"

------------------------------------------------------------------

Her zaman alıntı ve izah yerine bu sefer yorumuma uygun alıntı arıyorum yani evvela zihnimde şimşekler yaratan algı ve ona uygun  alıntı nasıl olsa bulunur,bulunmazsa da önemli değil,

Bütünlük demekteyiz çok defa bazılarına ters geliyor Agnostik seçimler falan yapıyorlar ,olsun bilgiye erişip zihinde yaymak ve tutunmak için dünya zamanı insafsızca işlemekte bazen de idrakte ikinci zaman devreye girmekte, işte rastgele konularda dolaşırken bütünlük ne demek,

Esasta onunla beraberiz yaşamın genel sürüşünde bu ikili zamanı yaşamaktayız bunun fiziksel olanını kabul edip diğerini boş veriyoruz, şöyle ki,

Uyku hali ikinci zamanın devrede olduğu yani eterik alemde yaşamanın bir ispatıdır,olaylar günlük maddi yaşamı andırırken zaman ve iletişim işleri bir başka türlü işler ,bazen uyku halinde maddi yaşamın dışındakilere de dalarız ve sonunda onu tatlı veya acı standına yerleştirir bir hoş olur çoğunlukla olanları unuturuz,

Bu eterde olmak ile fiziğin beraber yaşanması değil midir,

Bedenin işleyişinde en küçük amillerden hücrede olanlar ,hiç te fiziksel yaşamdaki zamanı devreye almıyor ,bazı uyarılar geliyor bu uyarılara cevaplar hemen hazırlanıyor yani proteinler imal ediliyor çözülüyor enerji veriyor veya absorbe ediyor çıkan mahsül  transport aracı kan ve kalb denen yorulmaz denecek o harika pompa yoluyla ilgili organa gidiyor

Veya sinirsel iletişimdeki o elektriksel şekilde akıl almaz bir zamanla (ikinci zaman ile)iletiliyor ve bu işlemler biteviye devam ediyor ,

Zihin, kuantum bilgisayarların çok fevkinde birçok işlemi algılamaları bir anda ortaya çıkaran işleyişde, evvel anlatıldı,beş duyunun devrede olduğu anda yemek yaparken ilerisi için edebi veya diğer sanatlara ait çıkarımlar yapabilirsiniz, hele altıncı his de açıksa karşıdakinin maksadını sezebilirsiniz, tedbirler alırsınız,

Bütün bunları bir anda yaşıyoruz,

Arada bir biolojik zaman dediğimiz fizik dünya zamanına göre uyarılarak uykudan uyanmalar acıkmalar karın doyurmalar gibi işlevler sürse de reflexin ve otonom beden çalışması için gerekenler  için elektriksel ikinci zaman da hep devrede ,

Ayrıca şunu da ilave edebilirim eşim veya ben hastalandığımda mesleğimle ilgili bilgileri tarayarak eğer yeterli görürsem yani ağır ve komplike bir hastalık seyretmiyorsa kendi ilaç bilgimle tedaviyi sürdürürüm bu da bütünlükte başka güçlerden yardım yerine kendimin de devrede olduğunun ispatıdır, ben de bu bütünlüğün işleyiş gösteren bir elemanıyım,

Bu karışımlı hayatın birbirine sarmaş dolaş seyretmesi farkında olsak da olmasak da iki zamanın beraber yürüdüğünün ispatı değil midir,

İşte bütünlük dediğimiz fenomen böyle bir beraberliği içiçe yürütmekte ,bu durumda o yine algılarımızda bir kademe olarak ayrı olarak düşündüğümüz üst yoğunlukla beraberliği nasıl tarif edeceğiz, kolay,

Zihniniz bu anlattıklarımı kabul eder ve inanç bölümünde değerlendirirse zaten onlarla beraberiz demek yani ayırdığımız ürktüğümüz bir yerlere koyamayıp kendi bilgi acizliğimizle sığındığımız o monoteist güç zaten sizinle ,omuzunuza birisi dokunup hadi kalk bu bilince gidelim diye birilerinden bir şeyler beklemeyiniz ,verdiğiniz kararı uygulayınız ,zihninizi bu o çok korktuğunuz bölgelere çevirin ve gözlerinizin aydınlattığı gerçeği görün ,karşınızda duran aynayı..

Doğrulatan bir alıntı,

"S: (L) Bu, birkaç başka soruyu da açıyor. 4'üncü yoğunluk adayı olmanın ölçütleri nedir?
C: Ölçüt yoktur. Ölçüt, diğer bireylerin ilerleyişini izleyen bir birey veya bireylerin mevcut olduğu bir yargı sistemini ima ediyor. Bu, bir anlamda başından sonuna sizin tam kontrolünüz altındaki doğal bir öğrenme sürecinin bir parçasından ibarettir. Bu anlamda, içinde olduğunuz ortamı siz seçersiniz; yani bu, sizden yüksek bir kaynağın yaşam ortamı tavsiyesi veya sizden yüksek bir kaynağın dayattığı yaşam ortamı mecburiyeti değildir; sadece bir ortamın varlığı ve sizin onun içinde varolma seçiminizdir. Dolayısıyla, aday olmak yalnızca sizin HERHANGİ bir yoğunluk seviyesi adayı olmayı seçtiğiniz anlamına gelir. Kişinin öğrenme yoluna devam etmek üzere yaptığı bir seçimdir.
S: (L) Pekala, şu soru doğuyor: 4'üncü yoğunluğa geçiş sırasında, o yoğunluğa aşina olmayanlara herhangi bir yardım yapılacak mı, yoksa o yoğunluğun bilgisi otomatik olarak mı gelecek?
C: İkisi de değil. Bir kişi 4'üncü yoğunluğa vardığında, bu tıpkı diğer herhangi bir yoğunlukta olduğu gibi onun yolunu bulma tercihidir. Orada size yardım etmek için bekleyen kimse yok. Bu bir ilüzyon olurdu. Bu seçimi yapmada ve seçimi yapış biçiminizde kendi kendinize yardımcı oluyorsunuz."

Ara.


Bir_Den_İz

#1136
Herkes Merhaba,

''Tgur'' Teşekkürler paylaşımların, bilgilerin için, o kadar içten samimi yazmışsın ki dayanamadım bende yazmak istedim bildiklerimi, öğrendiklerimi, farkında olduklarımı ve yorumlarımı.

500 küsür km'lik araç kullandığım bir yoldan geldim, uykusuzum, bu yüzden kopukluk olursa maruz görün lütfen =)
Tgur'un paylaşımında sondan başlamak istiyorum ama belki de diğer kısımlara da gerek yok aslında, neyse:  4. Yoğunluğa geçiş ölçütü nedir diye sorulmuş, çok güzel bir cevap vermiş K'lar... Klasik insan bilinci hep bir sınav ve hoca, yargıç'la yargılanan ilişkisi, hiyerarşisi arıyor... Sanki yukarılarda birileri bizim hayatımıza da, yoğunluklar arasında geçiş yapıp yapmayacağımıza da karar veriyormuş gibi... Bunun böyle olmadığını ve her varlığın dünya hayatını da, diğer durumları da kendisinin belirlediğini söylemişler. bende üzerine basmak istedim. Geçiş dediğimiz olgu da bence zaten otomatik olan bir şey... Sonuçta her şey enerji ve frekans... Bizlerde Bilinciz(ya da ruhuz diyelim) bizlerinde belli bir frekansı var. 3'ten 4'e geçmek içinde belli bir frekansa ihtiyaç var, biz bilincimizde O frekansa çıktığımızda zaten otomatikman artık ''kendi kendimize de '' üst yoğunluklardan birine uygun olduğumuza karar verip oranın derslerini ya da deneyimlerini isteyeceğiz. İnsan bilinci ''kolaycı2' olduğu için bu durumu zor algılıyor. ''Yahu ben belirliyorsam deli miyim neden kendimi bu dünya da hapsedeyim, yok canım olur mu öyle şey?'' diyebiliyor. Çünkü bu düşünce yine bu sınırlı illüzyondaki bedenin ve her şeyi de fiziksel görüp algılayan bir zihnin ürünü =) Halbuki biz buradan ihtiyacımız olan belli bir deneyimi, bilinci almadan zaten diğer yoğunluklarda istediğimiz verimi de alamayız... Devamlı yargılayan birisi 4. yoğunlukta kim bilir neleri neleri yargılar ? değil mi? buradan yola çıkarak, bilgi evet çok önemli ama sevgi'den, dolayısıyla kabul'den daha önemli değil bence... Aşırı bilgi havuzunda yüzmek bana göre gerçeğin etrafında, eteklerinde dolaşmak gibi oluyor... Amaç neydi ? üst yoğunluğa geçişin amacı veya yolu neydi? Sevgi, kabul... Olduğu gibi, yargılamadan, en azından belli oranda ki bunu Ra bilgilerinde BH için %51 olarak söylemişlerdi, birde spritüel bir kitap ismi görmüştüm ''%51 zararsızlık''tı sanırım adı, kanal kitabıydı. Buda önemli değil çok, bunları hesaplayabileceğimiz bir aletimizde yok ve bence gereği de yok. Çünkü dinselleştirilmeye çok müsait. Psikolojide kaçan-yaklaşan durumları vardır. Dünyadan ''kaçmak'' için gelişmeye çalışan biri samimi bir gelişimi getirmez. Zorla güzellik olmaz. Ama daha iyi bir dünya penceresi, sevmek, özgürlük istiyor, buna yaklaşıyorsanız işte bu samimi gelişimi getirir. Yoksa Cehennemde yanmamak için aklının kalbinin almadığı şeyleri sırf öyle dendi diye almak ya da almaya çalışmaktan farkı olmaz bunların. bunları biri ya da birileri için, ismen söylemiyorum, okuyan ve kafası karışık olan birileri varsa düşünsün, ya da aynı fikirde olanlar varsa güçlenelim diye söylüyorum. Tgur'un samimice söylüyorum deyip ergenliğinde yaşadığı sorunları dile getirmesi belli bir oranda (benim gördüğüm kadarıyla, mutlaka daha fazlası vardır) ''Kendini kabul ettiğini, kendini belli bir oranda, belli yönlerini koşulsuz sevdiğini'' gösteriyor. Mesela bunu fiziksel olarak tanıdığı kişilere hatta yanlış anlamalarından, sevmeyeceklerinden korktuğu kişilere de açık yüreklilikle söylemesi çok daha büyük oranda bir kendini kabulu, ''sevmeyi, sevgiyi'' içerir. Kendini yargılamamayı... Ve bu aynı zamanda başkalarını da bu konularda yargılamayacağını da gösteriyor. Bilgiler benimde hoşuma gidiyor, bir sürü boş gelen konudan sonra özellikle... 3. sınıfın üstündekilerin bu bilgileri çok değerli oluyor... Ama yine de asıl amacımızdan yani sevmekten, kabul'den daha önemli görmüyorum, bunlar üzerine yapılan, bir'lik bilinci üzerine yapılan konuşmalar daha da hoşuma gidiyor ve bizim frekanslarımızı yükseltecek olan da databank, hafıza, ya da bir kitap olmaktan ziyade kalbimize ulaşmak ve o kalple yargılamadan kendimize ve dünyaya bakmak... Korkular bizi öyle hapis ediyor ki bir çok sevme yeteneğimizi, kapasitemizi kısıyor...  İşim dolayısıyla bir çok sanatçı ruhlu gençle tanışıyorum devamlı... Hepsinin omuzlarında maddi kaygıları, ailelerinin ''git sigortalı, garanti iş bul'' yargıları, baskıları... ve onların hissettiği değersizlik... Özgürleşemedikleri içinde ne tam yeteneklerini açığa çıkarabiliyorlar, ne de güler yüzle diğer insanlarla güzel ilişki kurabiliyorlar... Velhasıl bizlerin yapması gereken sınırsız ve özgür varlıklar olduğumuzu devamlı dile getirip bunlar üzerine konuşmak olmalı diye düşünüyorum, belki de vardır böyle bir başlık bilmiyorum. Bu arada K'ların dolaylı yoldan yardımdan kasıtlarını çok iyi anlıyorum... Gerçekten bir oyunun içindeyiz, her zorluğunu kendimizin seçtiği ve dünya dışındakilere ya da dünya oyununun dışından bizi gözlemleyen dostlarımıza oyuna girmeden önce ''bak giricem oyuna ama bana karışmayın, sadece şu zor, yorucu noktaya gelirsem şu, bu ...? müdahelelere izin veriyorum, tamam mı arkadaşlar'' dediği bir oyun. Bunu hayatımda çok yaşadım ve en barizini de anlatmıştım. Ve belki de başkalarının oyununa çok müdahele etmiş olan ve şimdilik daha az müdahele eden biriyim...  En çok benim ihtiyacım var direkt konuşmamaya dolaylı yoldan konuşmaya, Mooji, Osho, Papaji vs. en dolaylı yoldan konuşan üstadlar... Özellikle onları üstad yapan da bence gerçekleri direkt değil dolaylı yoldan konuşmaları, sorgulatmaları... Geçmişte de Mevlana, Yunus Emre, Hallac ı Mansur  vs.

Velhasıl harika bilgiler, sizler çok güzel yürekler, akıllar, bilinçlersiniz. Sevgiler diliyorum şimdilik.


Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

Tgur

#1137
Teşekkürler ve sevgiler bizden de Bir_Den_İz..

Tgur

#1138
ANLATIMLAR IV

(Horseofadifferentcolor) Uygunsa kişisel bir sorum var. 
(L) Sorabilirsin. 
(Horseofadifferentcolor) Büyük ebeveynlerim kısa bir süre önce öldüler ve gitmeleri gereken yere gittiklerini umuyorum.
C: Biraz tereddüt içindeler. Uygun bir geçiş için onlara güven verebilir, teşvik edebilirsin.
S: (Horseofadifferentcolor) Benim yüzümden mi gitmediler?
C: Kısmen. Bu yüzden onları rahatlatmanı tavsiye ediyoruz.
S: (Horseofadifferentcolor) Teşekkür ederim.

------------------------------------------------------------------
Ölüm insan için bazen ızdırap verici olabilir, gerekli bilgiyle donanmadıkça, çok bilmiş gibi konuşuyorum benim başıma gelirse nasıl olacağım mevcut bilgi donanımım kafi gelecek mi,

Olayları, çıkabilecek acıyı fiziğin dışında da başka şeyler var bilgisiyle alt edebilecek miyim, meraktayım,

Yukarıdaki alıntıda şahsın yakınlarının onun yüzünden yoğunluk değiştirdiklerinde ilgili bölgeye gitmeyip 3Y de kaldıklarını anlıyoruz, kişi onları ikna ederse gidecekler,burada bu olay olduktan sonra kalanların zihinsel ve farkındalık hali işlev görmeye başlıyor yani bu konuların zihni çalışmayla zihnen konuşmayla olabileceğinin gerçeği,

Tibette rahipler ölüm sonunda ruhun bir an evvel gitmesi için vaveyla koparıp çığlıklar atarak  tenekeler çalıp ateşler yakarlarmış ,gidenleri bir an evvel kovalamak için ,burası artık sizin yaşayacağınız yer değil ,

Ölen ile kalan arasındaki bağın devam ettiğini bir çok K.alıntısında ve diğer bilgilerde çok gördük, şiddetli sevgi ile bağları koparamamanın gidene zarar verdiğini seyahatini tamamlayamadığını anladık, işaret edeceğim konu bu mevzuda birliğin bütünlüğün zihinsel bağlarla devam ettiğinin gerçeği ,

Bu acı veren halde bile bütünlük işleyişinin tekrar vurgulanması,
------------------------------------------------------------------

(Chu) Benim bir sorum var. Bu celsenin başındaki birşeyle bağlantılı... Dinozorlardan başlayarak, eğer insanlar tıpkı Roma medeniyeti gibi kendi başlarına bu kadar felaket getirebiliyorsa, geçmişteki komet çarpmalarının nedeni neydi? Benim teorim, bu işte başka birşey olması gerektiği yönünde. Ya bu olaylar o veya bu şekilde olacak ve insanlar çıldırıp garip davranışlar sergilemeye başlayacak, çünkü birşeyin geldiğini seziyorlar ve/veya muhtemelen... 
C: Siz bir deneysiniz! Evrimsel ilerlemenin devam etmesi gerekiyordu ve bu yüzden de dinozorların gitmesi gerekti! 
S: (Pierre) Bunu kitabında yazmıştın. Dinozorların yeryüzünden silinmesinin nedeninin evrimsel anlamında doğru yolda gitmemeleri olduğunu yazmıştın. Ve "doğru" evrimi destekleyen doğal bir reaksiyon meydana geldi... 
(L) Ve bizim yaşamakta olduğumuz şey de doğal reaksiyon. Dinozorlardan çok farklı değiliz. (Chu) Yani bunu kendimize çekiyoruz çünkü... 
(L) Yaşayan sistemin bir parçasıyız, ve... 
(Perceval) Ama bir anlamda da doğal değil... Çünkü ilk söylenen şey "Siz bir deneysiniz!" Yani biri gezegene insana dönüşebilen maymunlar koyabilmek için mi dinozorları sildi yeryüzünden?
C: Kısmen, evet.
S: (Perceval) Sürece yardım ettiler. 
(L) Evet. 
S: (Chu) İnsanlık başarısız olunca olayı çekiyor.. Eğer deney doğru yönde gitseydi, böyle birşey olmazdı, değil mi?
C: Çok daha iyileştirilmiş bir biçimde olurdu.
S: (Perceval) Sanırım burada önemli olan şey bizim bir deney oluşumuz. Yani mesele canlı sistemle ilgili değil. Üzerimizde bazı oynamalar yapıldı ve insan evrimini negatif yöne doğru çekmek üzere boyutlararası bir tür etkiye maruz bırakıldık.

-------------------------------------------------------------

Bu alıntı bir çok soruyu ortaya çıkarıyor veya çözüp açıklıyor,

Biz bir deney mahsulüyüz ,bu bir gerçek ,insan baştan bu haliyle yaratılmış ,oluşturulmuş ama bu gezegene getirilip veya yeniden dizayn edilip bir deney matahı halinde yaşayışını sürdürmeye bırakılmış ,

Burada zihinlerde soru hani monoteizm yoktu birileri bizim kaderi programımımıza müdahele ediyor ,masıl açıklanacak,

Her bir insanın veya çeşitli biçimleri seçmiş ruh parçasının üst yoğunluk kademelerine geçme hakkını alınca yaratma mekanizmasında etken olduğunu evvelce çok bahsettik,

"Siz evrenler yaratacaksınız"

Şu anda bile iAtlantis devrinde bolca olduğu gibi klonlama ve buna benzer yollarla çerşitli canlılar yaratılmıyor mu, yanıklar için deriler ,çelşitli organlar, Dolly tipi aynı cinsten koyunlar insan klonlamaları v.s.

Ama kıymetli ahali bu kabiliyetleri yine üst bir monoteist güç yaptırtıyor şeklinde gözlerini yukarılara çeviriyor, oysa bu boyut dediğimiz edinilmiş yakalanmış "evrensel morfik alemdeki" bilgi ve kabiliyet içeren bilgi kümelerinin bir K. anlatışıyla "zarların" evrende bol olduğu ve bizlerin bu boyut gerçekliklerinin içimize geçmesine yahut kesişmesine müsaade edip edinilen kabiliyetleri üstlerden gelen uyarılarla olduğu faraziyesiyle kendimizde açılan DNA yoluyla  kabiliyet sağlayan fenomenleri kabul edemiyoruz ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=29#25891

Sonuçta evvelki bilgilerimize doğru hatırlamaya kendimizi zorlarsak "Orion" deney sahası içinde olduğumuzu bileceğiz,bunun hakkında evvelce yine çok şeyler alıntıladık anlattık,

Kısaca Orion bölgesinde etken olanların devreye koyduğu ve "lucifer düşüşü" "kısa döngü uygulaması" "neandertal insan yaratımı" şeklinde tarif edilen bir deney sahasının elemanlarıyız ırksal karıştırmalar,yer altında yeni yapım insan formları v.s ile bu deney sürmekte,

Bu hususları bir elde toplayan ve fazla sorgulama yapıp gerçeği anlamaya doğru yöneltmeyen bir KH dayatması ile  DNA da kısıtlamalar ,kısa döngü ile zaman programı yaratılması, monoteizm ve bunun mantıksallaştırılması için dinler programı ve sair korkularla bu deney sahasındakilerin bol negatif üretmesi öngörülüyor,

Negatif üretimi üst yoğunluklar için bir besindir,

"S: (Chu) İnsanlık başarısız olunca olayı çekiyor.. Eğer deney doğru yönde gitseydi, böyle birşey olmazdı, değil mi?
C: Çok daha iyileştirilmiş bir biçimde olurdu.
S: (Perceval) Sanırım burada önemli olan şey bizim bir deney oluşumuz. Yani mesele canlı sistemle ilgili değil. Üzerimizde bazı oynamalar yapıldı ve insan evrimini negatif yöne doğru çekmek üzere boyutlararası bir tür etkiye maruz bırakıldık."

Ne saçma şey, negatif nasıl besin olurmuş,

Bu noktada dört sene evvel yaptığım bir yorumu tekrar koyuyorum, biraz istihzalı olduğundan hoşuma gidiyor,

*************************************************
Bu izahları şu andaki yaşamımda karşılaştığım kimselere anlatır gibi yapıyorum,

Evvele yaradanın bizde olduğunu başka güçler arama merakında olunmaması konusunu açtığımda bana inanmadan ama başka ne söyleyeceğim merakıyla karışık bakışlarla karşılaşıyorum ve izaha başlıyorum zira genel inanış o monoteist yaklaşımla ve kesinleşmiş bir şekilde ve her an tekrar edilen ritüel veya başka gösterilerle konuşmalarla onun aklımızın eremediği bir güçle uzaklarda oluşu üzerine ,bunun dışında bir şeyler söyleyen mutlaka bir kaçıktır ,o bakışlarda bu da var.

Karşımdaki biraz DNA nedir farkında ise izahım daha kolay oluyor çünkü az çok okudukları fen bilgilerinde ve biyolojide ondan ve hücre ve protein yapısı hakkında biraz malümat var kısaca DNA nın özel negatif güçlerle kapatıldığından bahsediyorum biz esir varlıklarız falan diyorum kaçık masal iyice renkleniyor gibi bakışlardan onu anlıyorum,

Bu sefer negatif güç ne demek onun gereğini varoluşun oluşu için pozitif varsa negatif de olacaktır molekül yapısını aklınıza getirin artı ve eksi yüklü atomlar olmazsa molekül oluşmaz karışık ilgi biraz gerçekle buluşuyor gibi ,bakışlardan anlıyorum,

Negatif gücün kapattığı o DNA mızla biz sadece cinsiyet ve açlığa takılmış ve onu her şey sanan bir yaşantıdayız ,yani yüzde doksan sekizi kapatılmış DNA ile ancak bu sınırlarda kalıyoruz diyorum onun için diğer tanrısal kabiliyetlerimiz köreltilmiş durumda ,bu sefer negatif gücün ne için bunları yaptığının izahına sıra geliyor sahi niçin bu kötülüğü bize yaptılar veya yapıyorlar ,ne geçiyor ellerine,

Onların sadece bu dünya yaşamının devam etmesini ve ölüp gideceğimiz alemde bulunmaktan başka istekleri yok diyorum genel olarak KH olduğumuz için beni dinleyenlerin çoğuna normal geliyor bu hal öyle ya egodan başka ne düşünülebilir bu dünyada başka şeylerden bahseden ve isteyen ben iyice kaçırmışım, neyse devam ediyorum ,onların besini insanların çıkardığı stress diyorum bu sefer dinleyenlerin ilgisi esnemeye doğru yöneliyor kaçacak bakışlar yönelmeye başlıyor anlatan iyice saçmalamağa başladı çünkü.

Bu sefer besini anlatmak lazım, stress nasıl besin olurmuş ,
Biz besinimizi nereden temin ediyoruz ,salatamız için soğan domates yetiştirip kopararak , güzel bir kebaba ulaşmaya ise hayvan kesimi gerekli, yani onları sıkıntıya sokup bolca negatif ürettirerek, bu sefer bunların bulunduğu yoğunluklar ve aralarındaki ilişkiyi anlatmak lazım yani yedi yoğunluğun ne olduğunu anlatıyorum ve biz nasıl alt yoğunluklardan enerjimizi temin ediyorsak dördüncü yoğunluk da besini olan stresi bizim bilincimizi saptırarak yani aldatmalarla sağlıyor diyorum, stress nasıl besin olurmuş ona takılıyorlar veya ben öyle zannediyorum..

Buna karşılık ağzımıza aldığımız besin olarak tükettiğimiz lokmanın kana karışıp nasıl elimizi kolumuzu kaldıran enerjiye dönüştüğünü düşünmelerini istiyorum ,bu safahatta izah edilemiyen noktalar yok mu mesela kana karışan besin hücrelere taşınıp ATP ye kadar işleme giriyor ve bu ATP nin (adenozin tri fosfat denen bir molekül bir riboz yani şeker ,adenin amino asidi ve üç fosfat gurubundan müteşekkildir uçtaki fosfat gurubunun ayrılması enerji doğurur) enerji çıkardığını izah edebiliyoruz da o kimyasal kopuşun enerji haline nasıl geldiğini pek izah edemiyoruz veya izah ettik sanıyoruz

Ama görüldüğü gibi yani bilim bağnazlarının istediği gibi tam bir izah yok ,gözle görülüp tartılan ölçülen şeyler tamam değil aralarda kopukluklar ve öylesine kabuller var.

Bu hususu dinleyenlere kabaca izah ettikten sonra stress nasıl bizim aklımızın eremediği yollarla enerji olurmuş biraz anlamaya veya kabul etmeye yatkın hale geliyorlar ,kabul edilmeli zira kabul edip mevcut referanslarla tam izah edemediğimiz yığınla olgu var..

Sonuç olarak (herkese hitap ediyorum) yukarıdaki alıntıda o kapatılmış DNA mızın bazı insanlarda ki K.lar şanslı bireyler diye tanımlıyor onları kodlanmış olanların zaman geldiğinde açılabileceğini ve böyle bunun gibi olağanüstülükleri gösterebileceğini anlıyoruz,

Buna şahsen olağanüstü halleri devreye sokanları gördüğümü söyleyerek de ilavede bulunabilirim,

Elleri ile kablosuz fleuresans yakanlar ,yine elleri ile tv kameralarını tamir edenler (enerjisel olarak cihazın üstüne tutarak) kişinin sol ayağındaki ağrıyı sağ ayağına geçirdiklerine şahit olarak ve ilh..

Böylece yukarıdaki kısacık alıntı ve ona benzer diğer aktarımlardaki kısa ipuçları, bize o aradığımız yaradanın bizlerde tezahür ettiğini ve bahsi geçen örneklerle yani kodların açılması ile veya bilgilenip saflaşıp şakraları tam açıp kozmik oluşumların da zaman içinde devreye girmesi ile şimdi olmaz diye tanımladığımız o olağanüstü kabiliyetlerin devreye gireceğinin ispat eden unsurlar oluyor..

***************************************************
Şu aralar ise negatifin neden besin olacağının daha açık bir izahı oluştu,

Yaratımda elektriksel fenomenin nasıl işlediğini ve önemini hatırlarsak negatif çekenlerin karşıtında pozitif uygulamalara maruz kalma ve onun bahtiyarlıklarından istifade etme bir nevi besinle beslenme değil midir, en azından çekilecek belalardan uzakta olma hali,

Negatifi bol yaratanların ve belaları çekenler karşısında pozitif ve asude bir yaşam, veya biraz iğrenç geliyor ama maddi doğanın seyri bu ,biz faunaya floraya neler yapıyoruz hatırlayınız,

Negatifi alıp bağışıklık kazanmışların kanlarını özümsemek,

Ama onlar yaratılan bu 3Y dünyada kalmak istememekteler ,zor geliyor, üst yoğunlukta bile olsalar negatif üreten bir monoteist anlayışta takılı kalmışların bolca oluşu ve tabusal hallerinin bitmeyişi onların besin sağlamalarının devam etmesini sağlıyor,
Zaten dalga gerçekleşip işlem oldukça (ki şu anda bu sürüyor) ortam topyekün 4Y olacak,

Ve bizler de bu programın içine bakmadan atlayan bir nevi aldanmış ruh parçalarıyız, o "zaman ve mesafe kat etme" şeklinde yürüyen yaşam şekli kasedini  seçmişleriz,

Ama bütün bunlara rağmen kurtuluş var,

Kutuplar denge sisteminin doğal işlevi ile bu hengamede sorgulama yapıp başını kaldıranlara bilgi verme yoluyla BH pozitif uygulaması da devrede,

Yeter ki ilkel  kısıtlı bilime bulaşmış şu andaki yaşam donemelerimizle her şeyi aynı şablona koyup değerlendirmeyelim, zira o kalıplara uymayan başka şeylerin olduğu ve yaşamımızı işgal ettiği gerçeğine kör bakışla yanaşmadan,

----------------------------------------------------------------

S: (L) Başka sorusu olan? Paleo-Hıristiyanlık konusunu sormamız gerekiyor. (J) Sanırım bize süreci nasıl hızlandıracağımızı söyleyeceklerdi. 
C: Bu noktada, bugün bunun hakkında yaptığınız beyin fırtınasından sonra ve Kriya sırasında bizden aldığınız doğrudan bir mesajla birlikte, yanıtları zaten biliyorsunuz!!! 
S: (L) Yani o mesaj transkriptler hakkında bir mesajdı öyle mi? Verilen bilgileri bir araya getirip ne yapılacağını anlamak. Doğru mu? 
C: Evet. Size yıllardır anahtarları veriyoruz! Bunları kullanma vakti geliyor.

------------------------------------------------------------------

Sorun bunca zamandır verilen bu bilgiler ve yapılan yorumların bir fantezi kurgu bilim romanı gibi algılanması, garnitür bilgiler bunlar , ben bana asırlardır verilen doğumumdan beri her an önümde duran dayattırılan bilgilere bakarım, yani bir bilmişin belirttiği gibi şöyle olmak,

"Hangi dünyaya bakıyorsa diğerlerine sağır."

Sonuçta insanlığın ve benim bu kötü yaşam kalıbım nasıl düzelecek diye yakınmalar ,maalesef sitemizde dahi bu tip sızlanmalar içinde olanlara rastlıyoruz,

Sorunun bu olduğunu baştan belirttim, bu mealde sırf okumak ve okunanları hazım etme , bu kitap bitti başkasına bakarım şeklinde tatilde vakit geçirme bilgileri değil bunlar,

Eğer ciddi bir şekilde anlaşılması isteniyorsa defalarca okumak okumak ve üzerinde düşünmek gerekir, belki bazı anlar hiç bir şey anlamayız, geçelim, bir sonraki tekrarda onu çok mükemmel bir şekilde çözmüş olacağınızı göreceksiniz ve hayret edeceksiniz,

İşte bu tip çalışma bir Kriya uygulamasıdır ,

Kriya ne demek, bir alıntı,

"Kriya kelimesinin anlamı; harekettir. Herhangi bir hareket değil, tamamlanmış bir yaratım sürecine yön veren bir harekettir.
Tohumun çiçek açmasını sağlar, düşünceler gerçeğe dönüşmeye başlar ve arzular adanmışlığa döner."

Samimi olarak anlatılanlar üzerine çalışma bu şekilde olur tabiiki bunu senelerce yaptığımız şeyleri size aktarmak ve geldiğimiz gerçekleri belirtmek için anlatıyorum, sert ifadelerim mazur görülsün genelde kalben ve zihnen yumuşaklığı arzu eden bir yapıdayım ve beni dinleyen herkesi çok seviyorum,

O zaman bahsettiğimiz bütünlük yani sizin yüksek benlikleriniz bu işte görev alır ve sizin elinizden tutarlar, yüksek benlik de neymiş bırakın bunları falan diyorsanız siz bu işi bırakın..

Kusura bakmayın senelerce diyorum o benim kalın kafalığımdan ve inadımdan ,saplantılı bilgilerden kolay kurtulamadım ve senelerce sipiritüel diye aldanıp negatifi yol tutmuş sistemlerde falan çalıştım, ancak herkes böyle zahmetli seneler geçirir diye bir kayıt yok ,ergenliği geçmiş yaşı yirmilere dayanmış olup bizlere ders verecek spiritüel uyanışta olanları da gördük,

Kısaca netice veren Kriya uygulaması verilenleri toparlayıp samimi bir inançla farkındalık koltuğuna oturmakla olur ,
Onun için verilenleri bıkmadan sakin ve yormadan defalarca okumak okumak,

----------------------------------------------------------------
S: (DD) Kiropraktiğin ona faydası olur mu? 
C: Kiropiraktiğin biraz faydası olur. Öğretmeye hazırlandığınız şekilde meditasyonun çok faydası olacaktır. Özellikle "Ruhun Duası"nın istençli olarak hazmedilmesiyle birlikte.
------------------------------------------------------------------

Eiru Eolas soluma ritüelini ruhun duası ile birlikte uygulanması kanser geçiren birisi için de tavsiye ediliyor,

Hani ritüel yoktu,bu bir ritüel değil ,zira o konu hakkında geniş aydınlanmışsak yani sitede olan geniş malümatı idrakli okumuşsak "Eiriu Eolas" bedende fizyolojik bazı uyarmalarla beraber oksijenin vücuda gereğince yayılması organların hücrelerin bu seviyede doygunlaşması ve biriken negatifin soluk verme ile atılması gibi fiziksel ve mana dolu  maneviyatla ilgili kıpırdanmalar olmakta,

Maneviyat dedik bunun olgunlaşması ruhun duasının istençli hazmedilmesi ile mümkün olmakta, zira o duada yüceltilen sadece benlik ve yüce farkındalıklı akıl var,

Siz varsınız..

Benliğindeki gücü belirten bir inancın bu soluma yoluyla tekrarlanması,

RUHUN DUASI
Ey evrensel yüce akıl
Tüm var oluşun kutsal farkındalığı
Kalplerde saklanan
Bellekleri etkileyen
Ruhları kurtaran
İçimde yaşa bugün
Gıdam ol
Tüm var oluş bilgisiyle büyümemi sağla
Gözlerimi arındır ki görebileyim,
Kulaklarımı arındır ki duyabileyim
Kalbimi arındır ki
Gerçek var oluşun kutsallığını
İdrak edip sevebileyim
Ey evrensel yüce akıl
-
---------------------------------------------------------------
 
C: Gelmekte olan talimatlara göre. Revelasyonun birleşmenin bir parçası olduğunu akılda tutun. Siz biz oluyorsunuz ve biz de siz. (ç.n.:revelation; vahiy/açıklama/ifşa/keşif/açığa çıkma) 
S: (L) Sanırım bu Paleo-hıristiyanlık hakkında daha fazla şey sormamız gerekiyor. Videoları nasıl yapmamız gerektiğini ve neyin en çok işe yarayacağı konusunu konuştuk. Video ve sesi nasıl en etkili şekilde bir araya getireceğimizle ilgili güzel bir fikrimiz var. Geçmişteki bir deneyimimizi kılavuz olarak kullandık. Deneyler yaptık, test ettik ve vardığımız sonuçlar bunu yapmanın en iyi yolu sanırım. 
C: Evet. 
S: (L) Nefes programı, ardından de meditatif nefes... Tamam. Sonraki soru?
C: Bekle... Kaydı dinlerken nasıl gevşediğinizi fark ettiniz mi??
S: (L) Evet, uyuyacağımı sandım. Sesimin sıkıcı olduğunu düşündüm. 
C: Sıkıcı değil. Bir keresinde "ses" hakkında ne söylediğimizi hatırlıyor musun?
S: (L) Tam olarak değil. (transkript araştırması için mola)
12 Aralık 95 celsesinde konuyla ilgili bulunan bir alıntı: 
"S: (L) Kusura bakmayın ancak; bu akşam diğer konulara başlamadan önce bazı kişisel sorularım olacak. Oldukça uzun bir süredir deneyimlemekte olduğum bu korkunç depresyonun sebebinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Bıktım artık bu durumdan. 
C: Bu ezici bir saldırı. 
S: (L) Nereden geliyor ? 
C: 4. yoğunluk KH 
S: (L) Beni darmadağan etmeden önce onu ortadan kaldırmak için ne yapabilirim ?
C: Karşı eylem
S: (L) Ne ile ? Gücümün çok ötesinde olan şeylere karşı nasıl karşı eylemde bulunabilirim ? 
C: Bu saldırının sana yansıması 3. yoğunlukta nasıl oluyor? 
S: (L) Nasıl mı ? Çünkü öyle görünüyor ki kocam beni sevmiyor. Ve bu duygu bende; kendimi güvende hissetmeme veya bir eş ya da anne olarak görevlerimi yerine getirme konusunda yeterli olmadığım duygularını yaratıyor. Ve biliyorum ki kendimden kaynaklanan bir yanlış anlama da var ama bu duygulara kapılmaktan kendimi alamıyorum. Sürekli beni parçalara ayırmaya çalışan bu duygunun nasıl üstesinden gelebilirim ? Yalnızca çocukların tüm yükünü sürekli ve destek olmaksızın yüklenmek, ev ya da diğer herşeyi tek başıma idare etmek değil ama aynı zaman da sürekli kocam tarafından eleştiriye uğramaktayım. Benim duygularımın hiçbiri dikkate alınmıyor. Kendimi bir kenara itilmiş ve bir buldozer tarafından gömülmüş gibi hissediyorum. Bilmek istediğiniz bu mu ? 
C: Gruptan kopma yoluyla hedeften sapıyorsun. 
S: (L) Neyi kastediyorsunuz ? 
C : Saldırının hedeflediği amaçlara yönelerek saldırının karşısında duramazsın. 
S: (L) Beni ezmek ve baskı altında tutmak dışında bu saldırının amaçları nelerdir ?
C : Planları bozmak için uygun olmayan bir noktada gruptan koparma.
S: (L) Bu noktadan gruptan ayrılma ne gibi planların bozulmasına sebep olur? 
C: Ses. (Ç.N: Laura da bu yanıtı anlamamış olmakla birlikte 6. yoğunluktan sesin kesilmesi kastediliyor olabilir ) 
S: (L) Ne ? 
C: Ve diğer herşey. 
S: (L) Peki; eğer gruptan ayrılmak zorunda kalırsam bir çukurun içerisine saplanacağımı hissediyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi. 
C: "Eleştrileri" ve diğer memnuniyetsizlikleri göz ardı etmeni öneriyoruz. Bunlar varlığınla ilgili olmadığı için bunlara içerlememelisin. İçerlediğinde sonuçları depresyon ve diğer illetler şeklinde kendini gösteren duygusal bozulmalar oluyor. Bu rahatsızlıklar kapsam ve nüfuz ettiği derinlik açısından büyüme gösterecektir ve böylece herhangi birinin "misyonunu" gerçekleştirmesine yönelik plan ve aktivitelerine büyük zararlar verecektir. 
S: (L) Tamam, bu iyi, bunu anladım. Ama "misyon" tam olarak nedir ?
C: Tam olarak ona doğru uyanmaktasın, teşekkürler! "
----
S: (L) Tamam, sanırım bahsettiğiniz şeyi buldum. O celsede bir planın veya kaderin parçası olan bir sesten bahsediyordunuz. Bu mu? 
C: Evet ama sadece o değil. Sonuç olarak: birleşmiş haldeyken konuştuğunda, sesin aracılığıyla kozmik unsurlar aktarılıyor. Bundan da fazlası, o durumunda sesin benzer amaçlara sahip olan ama henüz doğru frekansta olmayanlar için iyileştirici gücü var. Kısacası, senin sesin yoluyla, uygun "kandan olanlar" için frekans rezonansını oluşturabilirsin. 
S: (A     ) Wau. (L) "Birleşmiş haldeyken" ne anlama geliyor? 
C: Diğerlerine yardım etmek için konuştuğunda seninle birleşebiliyoruz. 
S: (J) Yani her ne zaman... 
C: Şu anda seninle birleşiyoruz!

------------------------------------------------------------------

Birleşim halinin sadece Laurayla ilgili olduğunu söylemek hatalı, Laurayı tabulaştırmanın aksine konuyu bu tip farkındalık yolunda koşanlar yani sizler için genelleştiğini kabul etmemiz gerek,
Ortaya konan ruhun duası ve soluma ekzersizi bir kaç meselenin kolayca çözülmesini sağlıyor,

Ortamımızda psişik rahatsızlık geçiren ve bunların tedavisi için "her insan ayrı bir dünya" gerçeğine ulaşmamış psikiyatrisler ve ruh doktorları tarafından konuyu şablonik eski tıp teşhis metodları çerçevesinde çözmeye çalışan ve antidepresan ilaç yığılmalarına maruz kalmış dostlarımız olduğunu biliyoruz,

Ruh hastalıklarının teşhis ve tedavisinde aynı metodları kullanmak abestir, yani bu iş bir tonsilit soğuk algınlığı grip gibi verilen arazlara göre tedavi ve ilaç isteyen bir husus değildir,

Paralize eden bu tip ilaçlar çeşitli mutluluk hormonlarının salgılanmasının başlama bitme noktalarının doğallığını bozan özelliktedir ve bu hususta Dionysos dostumuzun teşhisleri ve aktarmaları bolca var ,

Kısaca bu tip rahatsızlıkların umumiyetle kökünde mevcut illüzyon dünyasına adapte olamamak var doğallığı ve hür yaşamı KH usulleri ile bozan ve eksilten bir yaşayış şekline kapılmış insan gurupları var bunu sık sık insan bilinç oluşma derecesinin heterojen oluşu ile olduğunu anlattık,

Yeniden doğuşu ve dünya yaşam denemesini tekrar tekrar olma
bilgisi içinde bu karışık insan tiplerinin beraber yaşadığı bir ortama düşmek ve bunu yani reenkarnasyonu bilmemek inanmamak, KH saplantıları ile sorgulama yoluna gitmeden verilen aynı konudaki bilgileri ret etmek,

Hatırlatalım dünya insanının yarısı o.p.ve diğer ruhlu bireylerin çoğunluğu insanca yaşamayı hayvanlıktan yeni çıkmış bir halde yeni yeni deniyor öğrenimin başında ,

Onun için bir büyük kitle kendi algıladığı dünya dışındaki dünyalara sağır,

Olayı bu genelleme dışında birleşme konumunda beraberliğin ne olduğunu hazım edemeyen bilinç tabu peşinde koşar, zira ona çeşitli kutsal yazıt zannedilen ve monoteizm kokan bilgilerle  gücün başka yerlerden idare edildiği ve ona biat etmesi KH yoluyla işlenmiştir zira ilkellikteki insanla beraber akıl erdiremediği her güce korkuyla tapma alışkanlığı yapışmıştır güneşe aya rüzgara  v.s halbuki her birey bu bilgilenme soluma ve dua işini beraber yürüttüğünde üst yoğunlukla birleşir ve bu onu kurtaran bir faktör olur,

Bu husus pek tabiidir ki birliğe bütünlüğe ve ondan bir parça olduğuna dair bilgi ve saf bir inançla vuku bulur,

Bütünlük bilincinin testini sunuyorum ,bu konulara daldığınızda yani okuyup idrak etmeye çalıştığınızda idrakinizde yeni anlayışlara geldiğinizde veya bahsedilen ruhun duasıyla soluma ekzersisini yaptığınızda aralarda ateşinizin yükselip yükselmediğine bakın ama buna tam kapılmadan ilgilendiğiniz konuyu anlama  sınırlarından kopmadan yapmaya çalışın ,

"C: Bu yöntem binlerce yıldır kötü amaçlarla kullanıldı. Şimdi FRT'yi (frekans rezonans vibrasyonu/titreşimi) pozitif bir bağlamda kullanmanın nesi yanlış?! Sevginin gücü de FRT! Son zamanlarda bunu kimse kullanmıyor. 
S: (L) Gırtlak iltihabı hissediyorum... (gülüşme) (A  ) A oo! Biri ona bir eşarp getirsin! (J) Sesini milyonlarca dolara sigortalayacağız Laura. (gülüşme) (Allen) Peki kayıt yaparken seni uygun halde olmanı sağlamak için yapmamız gereken herhangi birşey var mı? 
C: Hayır. Şu anda iyi durumda. Forumunuzdaki bazılarının bu fenomeni fark ettiğine ve deneyimlediğine dikkat edin."
Ritüele büyüye falan inanmam bunu amaç yapanlara da bakmam ilgilenmem ,zira bunları yapmakla ruhen yükseleceğine inanan bir çok insan var ,verilen ritüellerin esasta genel maksadı kişinin bilincini temizleyerek birlik ve bütünlükle beraber olduğunun idrakinde olduğunu hissetmesi ve zihninde o tapma kirlerinin temizlenmesi ,"FRT",

Yoksa zihinde gücün sende değil başka yerde olduğunu san ama verilen hareketleri veya uğraşıyı yap, bu o kişiyi bir yere vardırmaz,

Ortada kesin sayılan kendinden ayrılık var çünkü,

https://www.youtube.com/watch?v=Zxtl1uImQXc

ve sözleri biraz anlatmak istediklerimizi andırıyor gibi,

fikrinden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem
neyleyim ki sene çatabilmirem

ayrılıq ayrılıq aman ayrılıq
her bir dertten olar yaman ayrılıq

uzundur hicrinden kara geceler
bilmirem men gidim hara geceler
vuruptur galbime yara geceler

ayrılıq ayrılıq aman ayrılıq
her bir dertten olar yaman ayrılıq

------------------------------------------------------------------

S: (L) Biliyorum. Ama aynı zamanda hassasım ve kendimi berbat bir hale sokmak istemiyorum!
C: Daha önce de söylediğimiz gibi, zihninde mevcut olan ve sınırsız olan güçleri kullanarak.
S: (L) Yol haritası vermeyeceğinizi biliyorum ama bir ipucu verebilirsiniz! Bu konuda bana verebileceğiniz ipucu miktarı nedir?
C: Tek bir ipucu: Eğer düzgün bir şekilde öğrenmek ve olası vahim hatalardan sakınmak için celse materyalini her zaman yazıya geçir ve incele!!! 
S: (L) Demek tek ipucu bu. Celse kayıtlarını yazıya geçirmeye devam edeceğim. 
C: Az az yapmak, göz korkutucu görünen bir işi çabasız hale getirebilir. Zamana dayalı olmayan geniş kapsamlı düşünce öğrenmeyi geliştirir. 
S: (L) Geniş kapsamlı nasıl düşünülür? 
C: Sabırla... Anlıyorsun ya Laura, kaplumbağa olmak, tavşan olmaktan daha iyi!

------------------------------------------------------------

Bir bakıma biz de kaplumbağayı takip ederek ve tekrarları devreye alarak normal geniş kapsamlı düşünce içindeyiz gibi , düşüncelerimizi dostlara açarak, tabiiki bu işin ağ çalışmasının değeri yani çelişkiye veya yanlışa düştüğümüğüzde diğerlerinin katılması ile daha uygun olacağının gerçeğine vakıf olarak,

Bunu şimdilik pek göremiyoruz, sanırım bireyler kendi okuma ile ulaşacakları yorumlara bakmaktalar bu samimi ve göz ardı edilmeyecek  bir yoldur, ancak zihnin çalışma prensipleri içerisinde nöronların kuantum bilgisayarlarının çok üstünde iletişim başarısı sağladıkları ve bir çok algılanan konunun bir anda üst üste gelebileceği, gerçeğin görüntüsünü berraklaştırdığını anlamaktayız,

Bu bakımdan ağ çalışması ile pekiştirilen bilginin üzerinde kaplumbağa sabırının üzerine katkıları olabileceğini de kabul etmeliyiz,

Zaman enerjisinin ve konuların bu evrede anlama standında genişlemeler yaptığını biliyoruz zira geçirilen zamanda bir çok olay farkındalığın artmasına sebep olmuştur,bunda karmik borçların ödenmesi,karmik  iltihapların onarımı ,yaşayarak bazı şeylerin öğrenilmesi hasılı idrakte genişletecek unsurların devreye girmesi mevzubahistir,

O durumda şikayet ettiğimiz ve bir an evvel geçmesini istediğimiz zamanın bu mozaik oluşum genelinde zarar veya sıkıntı değil mükemmel şeyler getirdiğini görmekteyiz ,var oluşun çeşili yollarda ve bahsettiğimiz bu dünya yaşam kasedini seçtiğimizde süregelen ve her anında bir değer taşıdığı olgusunu anlarız, şikayete lüzum yok, seçilmiş her yol ruhun tekamülü için bir fırsattır,

Ruh neden indirgenme ve sonra tekamül ister ,yani var oluş macerasına dalar ,bir anda felsefeye daldık ,

Bu arada internet yoluyla tinsel konuları irdeleyen ve bu konunun felsefesi üzerinde kariyer yapmaya çalışan gençle de tanıştık ,ona sitemizi önerdim ama sonuçta felsefenin labirentli yollarında ve böylece yankı odalarında olmayı seçti sanırım zamanı geldiğinde neyin ne olduğunu ve ne anlatmak istediğimizi anlar, gerçekten bazılarına hazine sunuyoruz ah o zaman denilen yok mu mutlaka hükmünü sürdürecek,

Özetle ona en son bilgiyle labirentli felsefe yollarının dışına çıkarsın dedim,

Ruhun böyle aşağı yukarı kademelerde dolaşma isteğinin nedenlerini  şu dörtlüğümde anlatmaya çalışmıştım,

Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar
Bu hallerden bilgi doğar
Bilgi sonsuz bir sahnedir
Herkes oynun onun için oynar

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer (su=bilgi)

Bir oyun içinde olmak ve onu şahsen yönetmek, parçalı ruhun pek sevdiği bir şey,

Gençlerimiz ve sizler p.c. oyununu neden seviyorsunuz ,ben pek oynamam ama oynayanlara hayranım tabii beceriksizlikten,bu imkanın olması ve insanların buna düşkünlüğü neden

Sonuçta iplerin sizin ellerinizde olan ve zevk veren bir olayın içindesiniz dikkat edin iplerin elinizde olmasından hoşlanan dedim,

Burada başka güçlere etkilere ihtiyaç duymadan (tabii modem elektrik, P.C. kalitesi gibi maddi şeyler dışında) zihni etkilere diyelim kendi başınasınız

Özetle ruh var oluş macerasında yalın  halde bir oyun tutturmuş ve onu evvelki oyunlarda işlemiş olduğu "evrensel morfik alan" dediğimiz bilgi zenginliğinden istifade ederek işliyor ve bazen de ona yeniliklerle ilavelerde bulunuyor

Ve bunu hiç bir güç etkisi olmadan kendi kabiliyeti çerçevesinde yapıyor olayın harikuladeliği burada araya monoteizmi sokmak oyunun dengesini ve motivesini sağlayan kabiliyetin kendinde olduğunun bilinmesini  pekiştiren varyant yollar..

Bu arada hiç mi etraftaki kendinden fazla bilenlerden yardım almıyor alıyor yalnızlık oyununun yetersizliğini gidermek için  o bahsi geçen morfik alandaki bilgilere kendinden evvel ulaşmış olanları dinliyor olay sadece ve sadece bütünlüğün mevcut elemanlarını bu oyunu sürdürürken devreye almak kısaca en sonunda onlarla beraber olduğunun bilincine gelmek

İşte bu da 7Y buluşmasının ayrı bir tarifi,

21.11.2011
Aynaya bakıldı
Varoluş açıldı
Kırıntıların da o olduğu
Heyhat, hala anlaşılamadı

Oysa,
Her kişi o nun belirişi
Yaşayabilmektir dünyadaki işi
Ayrılıkların alabildiğine sergilenişi
O nun kendini parçada görmek isteyişi
------------------------------------------------------------------
S: (T) Başlangıç olarak kişisel bir soru sormak istiyorum. Bildiğiniz gibi karşımızdaki sokakta bir baz istasyonu kulesi kurulmasına karşı bir kampanya yürütüyoruz. Bu konuda kendimizi iyi hissediyoruz. Yaptığımız şeye yapmakta olduğumuz gibi devam etmemizi tavsiye ediyor musunuz? "Keşfet, açık, size bağlı" gibi cevaplar vermemeniz için bunu tam olarak nasıl soracağımı bilmiyorum. (L) Yukarıdakilerin hepsi T  ! Kendi sorunu yanıtladın! 
C: Yapmakta olduğunuz şey yapmanız gereken şeydir, yoksa yapıyor olmazdınız!
S: (T) Biz yaptığımızdan memnunuz ve komşularımıza da yardımcı olmuş oluyoruz.
C: İçgüdüler kişiye derslerinde rehberlik ediyor.
------------------------------------------------------------------

Birşeyler yapma konusunda itilimlerin karakterini düşünür şekle sokarsak bunun aklın kirleri ile bulaşıp bulaşmadığını anlamamız gerekir, aklın kirleri , pek tabii bu yolla duyguyla bir nevi zehirlenmiş akıldan bahsediyoruz,

Bu anlatımla duygusuzluğu savunmak istemiyoruz biolojik bedenin işlemesi için duygular gerekir ,ayrıca yaşayışta duygulu faaliyet yoksa cemiyet içinde dışlanan bir fert haline gelinmiş olur kişilerin duygusal olay manzarası her ne kadar illüzyona kapılmış ve cinsiyet ,açlık fenomeninin dışına çıkamayan çizgilerde ise de toplumda dışlanmamak için bazen rol yapıyoruz demiştim,

Mesela bahsettiğim tinsel konularda felsefe yapıyorum diye o labirentte çırpınan genç ki en sonunda "felsefenin labirentli yollarında sana esenlikler dilerim" demiş kapatmıştım, bana dün "sizin önerdiğiniz siteye girip bir bakacağım meleklerle ilgili gibi görünüyor" dedi,

"Meleklerle ilgili", ah şu yankı odalarında hapis bilinçler, her neyse hoşuma gitti ,araştıran bilinç bize en yakın olandır,bir nevi indimde kutsal bir varlıktır,

Konumuza dönersek, aklın kirleri diye bahsettiğim duyguların laçka olmuş dediğim bir nevi çocuksu halleri,

Sınırlama, beklenti ve arzulu düşünüş üçlemesi,

Çocuksu dedim ,hani ben bunu isterim diye çırpınan ve veremeyince ağlayan etrafı yıkan çocuk,

Değişken çekim dalgaları denen ve bir kelebeğin kanat çırpması olayı mutlaka değiştirir falan diye dörtlükler düzüp bıktırıncaya kadar anlatmaya ve tekrarlamaya çalıştığımız şey bu bilincin ne olduğunu izah etmek

İstenen şey mutlaka olacak diye bir neticeye bağlayamayız, esasta olur ama zaman ve mesafe dünyasında çeşitli manialara maruz kalır, kısaca anlatmaya çalıştığım şey manialar aşılır mesela zaman geçer ama siz istediğinizi unutmuşsunuzdur,istediğiniz şeyin olurluğu arasında uzun zaman geçtiğinde işin manası özelliği kalmamıştır,

Beklenti hakkında ileride yine dokunmalarım olacak

O halde bu kirlerden arınmış yapılan şey en temiz haliyle iç güdünün sahneyi ele alması,

"C: Yapmakta olduğunuz şey yapmanız gereken şeydir, yoksa yapıyor olmazdınız!
"C: İçgüdüler kişiye derslerinde rehberlik ediyor. "

------------------------------------------------------------------
S: (L) Yani bir tarafta onunla oynayıp onu sinirlendiren birileri olabilir ve diğer bir yandan onunla oynayan başka biri de olabilir. Diğer bir deyişle... (Perceval) AB'nin forumunda o bilgileri yayınlayan kişi bizim forumumuzun eski moderatörlerinden biri mi?
C: Evet.
S: (Anart) Kötü niyetle  üzerinde çalışan kişiler bizimle ilişkili kişiler mi? 
C: Evet ve aynı zamanda onun potansiyelini azaltmak için. "Paketlenmiş gerçekleri" olan yetenekli bir kişi düşünün?!
S: (Anart) Onun için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
C: Kendisi isteyene kadar, gerçekten isteyene kadar, hayır. 
S: (L) Bir soru daha. İnsanın inanç kapasitesinin özelliği ve işlevi nedir?
C: Otomatik kalıp tanıma yazılımı çıldırıyor.

------------------------------------------------------------------
Konuları geniş alıp K.dilini çözmeye devam ediyoruz ve her seferinde ilginç neticelere ulaşıyoruz,

Şu en sonda inanç kapasitesi ile ilgili soru ve cevap, yalın olarak alınırsa pek bir şeyler anlaşılamıyor, evvel söylenenlere bakmak lazım, ekiple evvelce çalışıp moderatörlük yapmış bir kişi ayrılıp edindiği "paketlenmiş gerçekler" çerçevesinde etrafında toplananlara K. hakkında kötü niyetli çalışmalar yapıyormuş ve bunun üzerine inancın ne olduğu ve kapasitesini anlamak için soru soruluyor,verilen cevap,

"C: Otomatik kalıp tanıma yazılımı çıldırıyor. "

Buradan çıkaracağımız sonuç inancın paketlenmiş gerçeklerin dışındaki olguları ki K.lar onu "kalıp tanıma yazılımının çıldırması"  olarak tarif etmekteler, bu olaya bağlı olarak konuyu karmaşıklıkltan kurtarmak için ben şu sonuca vardım,

İnanç bir kalıp tanıma yazılımı gibi değildir ,gerekirse çıldırıp bu kalıbın dışındakilere de bakıp değişken bilgi gerçeklerine doğru yönelebilen özelliktedir ve bunu defalarca inancın kaygan bir zeminde olduğunu söylemekteyim,

Yani inanç, belirli ortam ve şartlarda  bir bilgide veya dayatılan bir hususta gerekli mantıksallaştırmalar uygulanıp doğru tanımı verildikten sonra değişmeyecek bir unsur değildir ,

Zira evrenin değişken bir özelliği vardır ve şartlar fark ettiğimiz gibi her zaman değişmektedir ,(değişken çekim dalgaları) bilgiler çoğaldıkça alabilecek zihni kapasite arttıkça yani kayıt hazinesindeki DNA açılımları oldukça yeni şartlarda yeni gerçeklikler kendini gösterir, onların bir zaman gelip bilinç tarafından kabulu gerekir,

Bunları boyutlar ve zarlar ve onların içimizden geçişleri kesişmeleri olarak anlatıldı, yorumladık,

İnsanların tapma kronolojisine bakın ,inançlar nasıl değişmiş,

Kendi kabiliyetlerinin dışında ,zira kendinde olan güç DNA oynamaları ile kısıtlanmış olan maharet ve olgu gösteren her şeye tapmışlar, tapmaktalar,

Rüzgara tapmalar,Aya tapmalar, Güneşe tapmalar, efsane yaratanlara tapmalar (Mitos Tanrılar) üstün güç gösteren her bir dış uzaylıya değişik Tanrı ismi verip tapmalar, iyi kelam edenleri tanrılaştırıp tapmalar ,firavunlara tapmalar ,Monoteizm v.s.

İnsanlığın inanç sistemindeki tabusal unsurların değişkenliği bunu çok açık izah etmektedir, kendi gücü dışında olan her şeyi tabu malzemesi yapmışlar ,

Velhasıl bilgide ve farkındalıkta gelişme inanç sisteminde de kaymalar ilerlemeler yapmaktadır.

Ve inanç işini sağlam bir zemine oturtmamız gerek ,yaratımda değişkenliği esas alan yapısına inanılırsa konuyu biraz izah etmiş oluruz,yani bilgi genişliğindeki yeni manzaralar bilginin sağlamlığını kontrol edip gerekli farkındalığa erişmeler bizim inanç sistemimizin ana iskeleti olmalıdır,

Nedendir bilemiyorum inanç meselesi üzerinde çok durmamıza rağmen bunun hatırlanması için araya girip bu bölüme bakılmasını istedim konu uzun siz ortalara doğru "inanç ve şüphenin dansı"na bakın yorulmayın

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=41#28946

------------------------------------------------------------------

S: (L) ...Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!" 
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca. 
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema. 
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye. 
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH. 
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.
------------------------------------------------------------------

Bu kısmı monoteizm ve dinler programının nasıl lanse edildiğini belirtmek için çok aktardım ,daha doğrusu inancın aynı kalıpta tutulması yahut monoteizm de fikse edilmesi için  bir Oryon KH faaliyeti ,

Ve bunun yürütülmesi için yahudilere üst görev verilmesi onlarla ilgili çok aktarım yaptık,

Musanın lahit sandığı yolu ile uzay dışılarla yaptığı görüşmeler aldığı talimatlar monoteizm yolunda dayatmaları başlatmıştır,

Fazla yorum yapmayacağım bir evvelki anlattıklarımızı teyit eden bölüm ,yeni okuyanlar için bir kapı olsun..

"Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!" 

"Oy ver bana cennet sana"

"Cennet tapularını yazılı olarak satan ortaçağ engizisyon papazları"

Ara veriyorum,


Qui-gon jinn

#1139
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim.[8D]

Herkese tekrar merhaba,

Efendim, son bir haftadır bir takım değişik bağlantılar sezinliyorum, ve maden paylaşacağız dedik, ne kadar doğrudur, anlamlıdır bilmiyorum ama şimdi benimde içimde paylaşmam gerektiğine dair bir hissiyat varken bu bağlantıları yazmak istiyorum. Bunlar tamamen tesadüf, algıda seçicilik veya başka bir şey veya hiçbir şey de ifade etmiyor olabilir, dediğim gibi bilmiyorum, emin değilim, olasılıklar sınırsız. Lakin Kasyopyalıların "Heryerde işaretler var." sözünden de güç alarak yazıyorum.

Efendim, öncelikle bir hafta önce bitirdiğim "Immanuel Velikovsky" nin "Çarpışan Dünyalar" kitabından bahsetmek istiyorum ki, Kasyopya celselerinde ilk önerilen ve içindeki bilgilerin gerçeğe yakın olduğunun ifade edildiği kitaplardan biri idi bu. Zaten bende bu sebeple okumam gerektiğini hissederek başlamıştım, şimdi okuyunca iyi ki de okumuşum diyorum ve sizlere de şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Elbette bu uzun kitabın içeriğine ilişkin sayfalarca alıntı paylaşmayacağım ama özetle birkaç şey söylersem kitap genel olarak İbranilerin Mısır'dan çıkışı (Exodus) sırasında Dünya'da üzerinde gerçekleşen ve insan ırkını nerdeyse yeryüzünden silen, şu an içinde yaşadığımız yeni bir çağı başlatan, Dünya'nın adeta altının üstüne geldiği felaketler dizisinden bahsediyor. Bu felaketlerin sebebini ise Dünya'ya yakın geçiş yapan ve o sırada dev bir kuyruklu yıldız görünümünde olan Venüs gezegeni gösteriliyor. Kitapta antik metinlerde ki anlatılardan yola çıkarak Venüs'ün Jüpiter'den çıktığı söyleniyor ama Kasyopyalılar buna celselerde karşı çıkmış ve Venüs'ün Jüpiter'den doğmadığını ama Acturus yıldızı yakınlarındaki uzay boşluğunda  oluştuktan sonra, sisteme Jüpiter yakınlarından giriş yaptığını söylemişlerdi, sanırım kadim insan topluluklarının Dünya'dan bakınca o şekilde bir algıları oluştu, bilemiyorum. Yine Kasyopyalılar Venüs'ün şu an ki yörünge konumuna oturmadan önce sistemde 7 kez dönüş yaptığını ve Mars ile Dünya'yı yörüngelerinden çıkararak, Dünya'yı yeni bir yörünge konumuna taşıdığını belirtmişlerdi. Kitapta da bu bilgilerle örtüşen çok fazla veri var ve Venüs'ün ilk yakın geçişinden ve felaketlerden 52 yıl sonra yeniden yakın geçtiğini ama daha az yıkıma neden olduğuda belirtilmiş. Bu durumda 52 yıllık döngülerin gözlenmesine ve o zaman gelince, bir daha yıkım olmaması için  çeşitli kurban ve başka türlü törenlerin yapılmasına yol açmış hep ama tabii Venüs şu an ki stabil konumuna oturduktan sonra bir daha yakın geçiş yapmadı. Kitaptaki asıl ilgimi çeken noktalardan birinin, bu yakın geçiş ve felaketler sonrasında Dünya'ya üzerinde mitolojik ve dinsel binbir anlatı, inanç ve benzer durumların oluşmuş olması ki, bu dinsel ve mitolojik inaçların, fantastik denilebilecek anlatıların kökenine ilişkin kitapta çok güzel bir ışık tutuluyor. Yahudilerin dinsel anlatılarından, yunanlıların mitolojik anlatılarına, "Mitra" dinini kökenlerinden, "İnanna", "Lusifer",  Osiris, "İsis", "Horus" vs. vs. inaçlarına kadar pek çok, pek çok şey var. Bu sebeple ve bu yönü ile burdan kitabı bir kez daha şiddetle öneriyorum. Çok güzel çıkarımlar sağlayabilirsiniz. Herşey bir yana, ben şahsen hep merak ettiğim Hintlilerin neden ineği kutsallaştırdığına ilişkin ilk defa oldukça tutarlı bir açıklamaya bu kitap sayesinde kavuşmuş oldum...:)

Neyse efendim, kitap ve içeriğine ilişkin daha fazla detaya girmiyorum, istenirse ileri de bunlara dair konuşulur. Bunu burda bırakarak şuraya gelmek istiyorum ki, ben bu kitaptaki felaket anlatılarını okurken, bir yandan da "içimden gelerek" ne kadar felaket filmi varsa önceden izlediklerimde dahil, tekrar izleyemeye başladım ve iki gün öncede "Uzaylı işgali" konulu filmlere geçiş yaptım ve bakınız şimdi algıda seçicilik mi artık ne derseniz, bana internette nasıl bir sörf yaptırdı...

İlk olarak, yeni çıkan "The tomorrow war" filmini izledim, konusu olarak kısaca şu denmiş; "İşgal altında bulunan dünyada insanlar, uzaylılara karşı verdikleri savaşta büyük bir yenilgiye uğrar. Artık değişen düzende yaşayan bilim insanları, sistemi değiştirmek için asker yetiştirmeye karar verir. Savaşa hazırlanmak için yeni bir yol keşfeden bilim insanları tarafından yetiştirilen askerlerin vereceği savaş, insanlığın geleceğini belirleyecektir.

Bu filmde kendimle alakalı bazı bağlantılar sezinledim ama çok net değil, burda her ne kadar mevzu ilk başta Sevigili Bir_Den_İz ve benim konuştuğumuz ben ve benim sürekli gözlemlediğim Ufolara dair olsa da, yine de kişisel olduğunu düşündüğüm bu bağlantıları biraz atlayacak ve detaylara girmeden, oldukça genel bir şekilde asıl bu sörfün beni nereye götürğünü ve ilgimi çeken noktalarına değineceğim.

Bu filmden sonra daha önceden de seyrettiğim "Jupiter Ascending/Jupiter Yükseliyor" filmini seyrettim. Bilenler bilir filmde Kasyoplarıların anlatımlara benzer çok husus mevcut. Filmde hümanoit üstün bir ırkın, emri altındaki Kertenkele ve Grilere çok çok benzeyen varlıklar aracılığı ile insanları yetiştirip, zamanı gelince kendi ihtiyaçları doğrultusunda "hasat" etikleri bir evren anlatılıyor. Konusunda da şöyle yazıyor zaten; "Öyle bir evren düşünün ki insanoğlu besin zincirinin en alt basamağını oluşturuyor." Filmin bir yerinde Kasyopyalıların sürekli örnek verdiği sığırlar da örnek veriliyor ve ana karaktere olaylar açıklanırken, bunları iğrenç bulan ana karaktere "Eee sizde sığırları kesiyorsununuz" deniyor. Dünya bir "insan çifliği" olarak niteleniyor ki, Ksayopyalılarda 4KH'nin kendi gezegenlerinde "insan çiflikleri" olduğunu net bir şekilde belirtmişlerdi. Neyse, daha fazla detaya girmeden, bu filmi izlememiş olanlara tavsiye ederek, buradan bir sonraki durağa geçiyorum.

Aklıma önceki filmi izlerken, birden daha önceden çok izlediğim "Contact" filmi geldi. Bu filmde bilenler bilir, uzaydan, Dünya Dışı Varlıklardan gelen bir radyo sinyali alınarak olaylar başlar. Radyo sinyalinin alındığı yer, ilgiçtir ve buradaki mevzum ile bir alakası var mıdır bilemem ama "Vega"dan gelmektedir. Ayrıca mesajın alıntığı yer olan New Meksico'daki  S.E.T.İ. ensitütüsünün kullanadığı radyo teleskoplar Las Vega'sa da uzak sayılmaz.;) Detaylar yine çok girmeyelim ilgimi çeken bir iki küçük nokta var ki, kısaca söylersem bunlardan biri ana karakter teleskop başında yanındaki kişiye "M" şekilde takımyıldızları göstererek, Kasyopya'yı dile getirir. Yine başka bir yerde ana karakter babası ile birlikte iken, babasının "En sevdiğin yıldız hangisi?" sorusuna (ki benimde yıldız olmamasına rağmen cevabım aynıdır ve izlerken Venüs'de de tam olsun dediğim yerde) Venüs der.Beni gülümseten bu ayrıntıdan da sonra, asıl bu filmde değinmek istediğim ama tekrar izlediğimde ve başa dönüp sahneleri takrar tekrar incelememe rağmen bulamadığım bir yer var ki şudur; Filmde ana karakter, kendisine fon sağlayan, Dünya'daki kodamanlardan biri olan ilginç bir kişilikle konuşuyor. Bu konuşma sırasında benim hatırladığım, bu kişinin arkasındaki duvarda, açılmış bir Dünya haritası üzerinde, nerdeyse haritayı tamamen kaplayan şöyle bir şekil vardı; ">I<" . O kısmı bir türlü bulamadım. Bu sahne filmden kesildi mi yada ben yanlış filmdemi hatırlıyorum emin değilim ama bu şeklin benim için bir anlamı var. Şimdi oraya geçiyorum.

Efendim, daha önce de anlatığım şekilde matbaa işçisi babam bana zamanında rahmetli Ata Nirun"un çıkartmış olduğu "Bilinmeyen" sayılarınından oluşan 6. cilti getirip, hediye etmişti. Bu cilteki "Nostradamus" ve kehanetleri ile ilgili bir konuda, asılnda her konusu geçtiği yerde, ressam "Bruce Pennington" resimleri, Nostradamus kehanetleri ile birlikte hep paylaşılıyordu. Bunun şöyle bir sebebi var ki; Bu ressam söylenene göre Nostradamus kehanetlerini okuduktan sonra, bu kehanetlere dair vizyonlar görüyor ve resimlerini de bu vizyonlardan hareketle çiziyor. Yani aslında resimleri bir nevi kehanetlerdeki olayların, sembolizmde katılarak canlandırılması. Şimdi bu resimlerden birinde yerde üç büyük dinin sembollerinin olduğu ve içindeki şehirler yıkılmış ve yanar halde resmediliyorken, gökteki ufolarla ve resmedilen kertenkeleye benzer varlıklarla birlikte, ortada duran bir kule ve üzerinde de daha önceden bahsettiğim şekil vardı. Ata Nirun bu resimde savaşın ve kötülüğün üç dini yere yıktığının semboleştirildiği şeklinde yorumlamıştı bunu. Benzer bazı resimlerde de yine aynı şekil vardı ve bu resimler de nazileri sembolize ediyor denmişti ama bana göre pek öyle durmuyordu. Çünkü bazı burda paylaşacağım resimlerle birlikte hemen hepsinde Ufolar var ve genel konsept itibari ile bir uzaylı istilası resmedilmiş hep. Benim ilk resme uzun uzun bakıp düşünürken, kafama düşen jetonda bu olmuştu ve olayın gerçekliğine dair içimde oluşan yoğun hissiyatle birlikte ilk planda oldukça korkmuş ve dehşete düşmüştüm. ilginç bir tesadüfdür ki, tam o sıralarda "independence day" filmide yeni gösterime girmişti. O filmle alakalı da Kasyopya celselerinde ilginç anlatımlar mevcut, merak eden baksın, şimdi uzatmamak için girmiyorum o konuya. Velhasıl Ata Nirun'dan bahsetmişken şimdi aklıma geldi, baba ölmeden önce çıktığı son programda, son bir yorum olarak şöyle bir şey söylemişti; "Benim tüm bunlardan anladığım, (Önceki tüm inceleme ve araştırmalarını kastederek) Saldıracaklar"..." Ruhu şad olsun. Yine ilginçtir bu programlara katılan (genelde aynı isimler oluyor bunlar, Haluk özdil, Hamza Yardımcıoğlu, Serhat Ahmet Tan vs.) son zamanlarda onlarda artık olayın nihai olarak bu noktaya doğru gittiğini dile getirmeye başladı, ilginç. Neyse benimde bu zamana kadar defalarca kez gördüğüm "Uzaylı işgali" temalı ve kendi nazarımda meşhur olan Nostradamus ve gizli kehaneti ile alakalı rüyamı başka bir zamana bırakarak, bir sonraki noktaya atlıyorum efendim.

Bruce Pennington'dan örnek bazı resimler;





Dile getirmek istediğim bir film daha var ki, önceden izlemiştim ama bu satırları yazarken henüz tekrardan izlemedim, adı; "The 5th Wave/5. Dalga" Konusu kısaca şu şekilde özetlenmiş;

"İnsan görünümlü uzaylılar (ötekiler) Mars gezegeni yörüngesinde gözükürler ve dünyaya dalga dalga saldırırlar. 1. Dalga - Enerjiyi Kesip Dünyayı Karanlığa Gömme 2. Dalga - Şehirlerin İmhası 3: Dalga - Salgın Hastalıklar Yayma 4: Dalga - "Ötekiler" Tarafından İstila Cassie adındaki genç bir kız hayatta kalanlardandır ve kaybolan erkek kardeşini aramaktayken genç bir adamla tanışıp, onunla bir takım olurlar. Bu arada insanlık 5. ve insanları bu topraklardan silecek son dalgayı beklemektedir."

Bu filmde uzaylıların kendi pek ortada gözükmüyor ve daha çok ele geçirtikleri insanlar üzerinden süreci yönetiyorlardı. Beni yine bu filmde ilk izlediğim zaman gülümseten şöyle bir ayrıntı vardı, yine baş rol oyuncusu olan kıza soruluyor "En sevdiğin yıldız nedir?" diye (tam o sırada bende bekledim bu cevabı açıkcası ve geldi) Kasyopya...:) Kasyopya, Dalga, İstila vs. bazı başka ayrıntıların aynı filme denk gelmesi ilginç bir tesadüf gerçekten...

Neyse efendim, bunu da atlayarak Contact filmini izledikten sonra, PC'yi kapatıp yatmaya niyetlendiğimde, şöyle en azından bir internete bakayım dedim. Böyle yatmadan önce son bir kez twitter'a, ekşiye falan anlık bir bakarım "olağanüstü" bir gelişme falan var mı diye. Ekşi sözlüğe tıkladığımda şöyle bir başlıkla karşılaştım sabaha karşı: "Uzaylılar bizimle iletişim kuracak." tabii hemen ilk yorumlardan birindeki "Contact" Bakınızını görüp gülümsedikten sonra baktım konu neymiş diye. Şöyle imiş ki Nasa başkanı Bill Nelson'un açıklamaları. Bir linkte bırakacağım ki, kısaca Nasa başkanı Evrenin yaşından, büyüklüğünden bahsedip, uzaylıların bizimle iletişime geçeceğine inandığını söylemiş. Burada bir gelecek tahmininde ve temennisinde bulunmuş, bu kısım eh işte evet, lakin asıl dikkat çekici olan ve konuşulması gereken kısım şurası ki, pek çok kişi o noktaya dikkat etmemiş. Biliyorsunuz geçenlerde Amerikan Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanlığı Ufolarla ilgili ABD kongresine bir rapor sunmuştu. Bill Nelson bu raporun gizli versiyonunu gördüğünü ve 'orada açıkça bir şey olduğuna' inandığını söylüyor. Ekşide paylaşılan ilk cumhuriyet gazetesinin haberinde buna dikkat çekilmemiş, şurda; https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/nasa-baskanindan-aciklama-uzaylilar-bizimle-iletisim-kuracak-1850941 ama bugün gördüğüm "pentagon'un gizli raporunu gördüm uzaylılar var" isimli başlıkta ve paylaşılan NTV haberinin başlığında direkt bu nokta seçilmiş, o da şurda; https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/nasa-baskanindan-ufo-aciklamasipentagonun-gizli-raporunu-gordum-uzaylilar-var,Miz5wDynT0O69QwHZeB4EQ/X5mrdUEK5UKofevdeyh3qg

Basına henüz açıklanmadığı sırada sızan rapora ilişkin, Amerikan hükümeti ve halkının görüşlerin dair Habertürkte, Amerikadan bağlanan Dış Politika Uzmanı Ali Çınarın izlenimlerinin yer aldığı bir haberi de ilginç bulduğum için şuraya bırakıyorum; bir göz atmak isterseniz burda;
https://twitter.com/HaberturkTV/status/1408071916389376003

Açıklanan 9 sayfalık rapora ilişkin ingilizce içerikler mevcut ama türkçe bir değerlendirme ve yorumların bulunduğu sadece bir tek düzgün yayın buldum, onu da ekleyeyim. Raporu değerlendiren kişi Astrofizikçi Dr. Selçuk Topal, sayfa sayfa bu içeriğe değinmiş. İlginçtir haber tüm ana akım medyada yayınlanmasına rağmen bu konularla yıllardır ilgilenen Haktan Akdoğan, Erhan Kolbaşı, Farah Yurdözü vs. gibi kişilerden geniş bir değerlendirme göremedim.


Şimdi burdan başka son bir noktaya atlayacağım. Ekşideki "uzaylılar bizimle iletişim kuracak" başlığındaki yorumları okurken şöyle bir entry ile karşılaştım; "bilen bilir, throawaylien'a inananlardansiniz, temmuz 8 veya 18 ı beklemektesiniz." Dedim nedir bu "throawaylien" konusu ve 8, 18 Temmuz olayı, baktım konu redditde yer alan bir konu imiş, şurda: https://www.reddit.com/r/Throawaylien/

Efendim şimdi ben konu ile alakalı her mesajı, uyumaktan vazgeçip, google'dan çevirip çevirip okudum. Özetle şöyle ifade edeyim, hatta önce tüm mesajları 3 parti halinde bir araya getiren kişinin açıklaması vereyim, şöyle;

"All the below comments were in response to an AskReddit thread titled: "Alien abductees of reddit or people who have claimed to see a UFO, what's your story?" The comments are in chronological order. All times and dates are in PST (Pacific Standard time)."

Google çevirisi;

"Aşağıdaki yorumların tümü, "Reddit'in uzaylılar tarafından kaçırılması veya bir UFO gördüğünü iddia eden kişiler, sizin hikayeniz nedir?" başlıklı bir AskReddit ileti dizisine yanıt olarak geldi. Yorumlar kronolojik sıradadır. Tüm saatler ve tarihler PST (Pasifik Standart saati) cinsindendir."

Yanlış anlamadı isem, bende bir kez daha tekrarlayayım ki, anladığım kadarı ile UFO kaçırılmalarının konuşulduğu bir konu başlığına 2013 yılında "Throawaylien" nickli bir kişi mesajlar göndermeye başlıyor, kendi başından geçen ve griler tarafından gerçekleştiren kaçırılmalar ile birlikte birkaç farklı bazı başka bilgilere de değiniyor. Ki bunların en dikkat çekicisi 8 (bu tarih geçti tabii) veya 18 Temmuz 2021 tarihinde (tam orasının anlayamamış) bir olay olacağını (toplu iniş, istila vs. çok net değil) dile getirmiş. İlginç anlatımlar mevcut. Bu kişi o tarihlerden sonra uzunca bir süre iletişimi kesiyor, taki 4 ay önce yeniden yazıp, aynı tarihlere ilişkin iddialarını tekrar dile getirene kadar. Ve sonra deli olmadığını, herkesin o tarih gelince gerçeği göreceğini, farklı bir dünya gündemine uyanacağımızı vs. söyleyerek tekrardan veda edip gidiyor. Doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor, insanları trollüyor mü bilmiyorum. Ben sadece böyle bir şeyle karşılaştığımı dile getirmek istedim. Reddit yorumlarında da farklı farklı değerlendirmelerde bulunulmuş zaten. Şahsen bende o yönde bir inanç taşımıyorum ama olasılıklarda sonsuz tabii, neyse zaten az kaldı, bakıp göreceğiz gerçeği ama muhtemelen sadece gülüp geçeceğiz yine...

Throawaylien nickli kişinin gönderdiği tüm mesajlar, başka bir kişi tarafında 3 parti halinde şu başlıkta toplanmış, merak edenler bakabilir. Ne yalan söyleyeyim, açıkcası anlatımlar beni bi kıllandırmadı değil..

https://www.reddit.com/r/Throawaylien/comments/nzv3ty/uthroawayliens_comments_2013_part_1/?utm_source=share&utm_medium=web2x&context=3

Bir de son olarak, bu konuya gönderilen mesajlarda başka bir kullanıcının grilerle alakalı ve Kasyopya celselerinde verilen bilgileri ile de tutarlı gözüken uzun, detaylı bir gönderisi mevcuttu. Onun linkini de buraya bırakayım, inceleyin, sonra belki detaylı konuşuruz. lakin belirtmeden geçmeyeyim, bu tanımlar arasında yer alan "Their Strategies :" başlığı altında grilerin yönelimi açık bir şekilde "Kendine Hizmet" olarak tanımlanıyor. Bu kişi bu kavrama aşina ama bu bilgiyi Ra, Kasyopya veya acaba hangi başka bir kaynaktan aldı merak etmedim değil, enteresan. O kısmı google çeviri ile yazıyorum;

Their Strategies :

The militaristic doctrine of the greys is based on domination and colonization through covert mind control programs. they believe in the "Service to self" philosophy which grants them great power on the long term, but quickly dissipates at certain time due to the limitations and negativity. they focus on the colonization of unprotected civilizations which are unaligned with any other group/alliance/organization in space. the colonized worlds would then be used as supply depots, trading/exploiting populations as slaves, and for the use of biological material for study and experimentations. The Greys use the following methods/plan for the conquest of a planet :

    large reconaissance ships are sent in space to search for habitable planets with intelligent civilizations.

    once a planet is discovered, a base station is established near that planet.

    a timetable is set for the invasion and conquest of the planet.

    reconaissance and surveillance devices and vehicles are sent to determine the level of development of the civilization and the type of social memory complex they have.

    once enough data is collected about the civilization, scientific, intelligence and military groups are sent to start infiltrating the planet.

    the greys send representatives to establish contacts with the planet's leaders. they are given solutions regarding population control and survival problems, and are psychologically manipulated and convinced that they are the "chosen ones" or the "elite". the leaders who refuse to cooperate are forcefully replaced and eliminated.

Google çevirsi:


"Stratejileri:

Grilerin militarist doktrini, gizli zihin kontrol programları aracılığıyla tahakküm ve kolonizasyona dayanır. Kendilerine uzun vadede büyük güç veren, ancak sınırlamalar ve olumsuzluklar nedeniyle belirli bir zamanda hızla dağılan "kendine hizmet" felsefesine inanırlar. Uzayda herhangi bir grup/ittifak/organizasyon ile bağlantısız olan korumasız medeniyetlerin kolonizasyonuna odaklanırlar. Sömürgeleştirilmiş dünyalar daha sonra tedarik depoları, nüfusları köle olarak ticaret/sömürme ve çalışma ve deneyler için biyolojik materyal kullanımı için kullanılacaktı. Griler bir gezegenin fethi için aşağıdaki yöntemleri/planı kullanır:

    Akıllı medeniyetlere sahip yaşanabilir gezegenleri aramak için uzaya büyük keşif gemileri gönderilir.

    Bir gezegen keşfedildiğinde, o gezegenin yakınında bir baz istasyonu kurulur.

    Gezegenin istilası ve fethi için bir zaman çizelgesi belirlenir.

    Medeniyetin gelişmişlik düzeyini ve sahip oldukları toplumsal bellek kompleksinin türünü belirlemek için keşif ve gözetleme cihaz ve araçları gönderilir.

    Medeniyet, bilim, istihbarat ve askeri gruplar hakkında yeterli veri toplandıktan sonra gezegene sızmaya başlamak için gönderilir.

    Griler, gezegenin liderleriyle temas kurmak için temsilciler gönderir. nüfus kontrolü ve hayatta kalma sorunlarıyla ilgili çözümler sunulur ve psikolojik olarak manipüle edilir ve "seçilmişler" veya "elit" olduklarına ikna edilirler. işbirliği yapmayı reddeden liderler zorla değiştirilir ve ortadan kaldırılır."

Detaylı anlatımların ve çizimlerim yer aldığı link burada; https://www.reddit.com/r/Throawaylien/comments/ofbh7s/the_greys_their_origins_their_agenda_their/?utm_source=share&utm_medium=web2x&context=3

Evet arkadaşlar, velhasıl yaptığımız sörfün sonuçları kısaca böyle. Dediğim gibi çok uzatmamak adına pek çok ayrıntıyı ve detayı atladım ve kabaca anlatmaya çalıştım. Kendim ile alakalı gördüğüm özel bazı kısımlarıda şimdilik çıkardım. Sizler ne düşünürsünüz bunlarla alakalı bilemem, tamamen z kuşağı tabiri ile boş yapmışta olabilirim, olabilir yani neden olmasın ama ben içinden geldiği için yazdım işte. Bu tesadüfler, eş zamanlılıklar veya belkide sadece algımdaki seçicilikler son birkaç günde değil, nerdeyse kendimi bildim bileli yaşanıyor ve ben bunlar içinde, kafamın içide çorba olmuş vaziyette ordan oraya sürükleniyorum.Bunca denk gelişin ne anlamı var, benim için ne ifade ediyor, şu ana kadar çok anlamlı bir çıkarım yapabildiğimi düşünmüyorum. Kasyopya formunda biri sormuştu, eğer bir celseye katılsan ne sorardın diye, zamanında da dediğim gibi muhtemelen hiçbir şey dedim ama yine en fazla belki bu soru, olacaksa yine "Neden???" olabilirdi diye ekledim. Neyse zaten orası ile de bayağı kavgalıyız, beni atmadılar ama ilginç bir şekilde internette yanlızca kasyopya forumuna giriş yapmaya çalıştığımda patlıyor herşey, dönüyor dönüyor imleç ama giriş sağlanamıyor. Gerçi ben değişik bir yöntem deneyip giriş sağladım ve iki başlığa son olarak iki ayrı mesaj gönderdim ama moderatörler niyeyse onaylamadığı için öyle onaylanmamış şekilde duruyorlar hala. Forum yöneticilerine de sordum bu durumu, banlanmadım ama neden böyle oldu diye ama bir cevap gelmedi, bende saldım sonunda...

Yanlız inanmasam da adamlara ırkçısınız siz dedim ya birde, ulen, eyvahlar olsun, almazlar tabii...:)) İyi gülmüştüm, velhasıl onlar da güldü zaten. :) Zaten amacımda öyle oldukları gerçekten düşündüğüm için değil, sinirlendiğim için azıcık tahrik etmekti sadece ama daha çok güldürmüş olduk işte. :)

Lakin yine de, onu yazdıktan sonra içinde bunun çokta yanlış olmayabileceğine dair bir his oluştu, bilemiyorum. Acaba kendilerinin de farkında olmadıkları bir ayrımcılık mı mevcut içlerinde, bilemiyorum dostum bilemiyorum, tam bir muamma...

Ve ve ve son olarak az önce mailime girdiğimde karşılaştım bir reklam mesajıda ilginçti. GOG.com isimli site bana 2 ayrı "Uzaylı işgali" ile alakalı oyun indirim kodu göndermiş ve mesajda şu yazıyor;

"Keep your eyes open. Aliens can lurk anywhere.
No matter on earth or in space, the road to victory will not be easy."

Google çevirisi;

"Gözlerini açık tut. Uzaylılar her yerde gizlenebilir.
Dünyada veya uzayda olursa olsun, zafere giden yol kolay olmayacak."

Ne bu şimdi, neyse artık...

Herkese tekrardan selamlar, sevgiler ve sağlıklı günler dilerim.

NOT: Bozadi kardeşim umarım verdiğim linkler ve resimler için, z kuşağının tabiri ile fazla triggerlanmamışsındır. Sevgiler kardeşim.... [8D]