Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 36 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1155
YORUMLAR VII

Entropik yapının kaosa sürükleyeceği endişelerini atmak lazım var oluşun tabiatında bizim uyguladığımız illüzyonik zaman ve lineer yönlü ve merdivensi hiyerarşik yapıların olmadığına da alışmamız gerek ,o halde 7 yoğunluk ve onun sıralanması nedir ve alt tarafta farkındalık kazanmadan üstlere çıkma telaşı ve öğretisi nedir diye sorular gelebilir ,doğrudur, ama biz bilincimizi ıslah ettiğimiz yoğunlukta bunlar etkili ve done şeklinde döşenmiş, fakat uğraştığımız konular bunları da aşan bir bilinç özelliği yaratabilmek ,buna bilinç üstüne çıkmak da denir ,

Bu sebeple yorumlar sıralamasındaki karmaşayı böylece aşmaya çalışalım doğal olarak "V" no lu yorum gelmeliydi ,ben taşırdım,

---------------------------------------------------------------------
(T) Bu üsler bu etkileri yaşarken, dünya yüzeyinin farklı yerlerindeki bu etkiler kümülatif bir hale geliyor mu? (L) Sadece Güney Batı ABD dediler... (T) Biliyorum, konuya başka bir yerden yaklaşıyorum. Bu etki sonunda tüm dünyayı kapsayacak şekilde artacak mı? 
C: Hayır. Dalga. 
S: (L) Tüm dünyayı dördüncü yoğunluğa geçirecek olan şey dalga. (J) İsveç peyniri etkisi gibi mi olacak? Dördüncü yoğunluğa giderek daha fazla delik açılacak... (T) Haberlerde insanlara bu konuda bilgi verilmeyecek. Dünyadaki güç yapısı bu konuyu nasıl ele alacak? 
C: ? 
S: (L) Gerçekten nasıl? Bu iyi bir soru. Güç yapısı bunun olduğunu zaten biliyor, çünkü başka bazı yerlerde oldu bile. Bu ilk yer değil. (J) Dezenformasyon bunun için. (T) Moğolistan veya Brezilya Yağmur Ormanları'nın ortası gibi kimsenin ulaşamadığı uzak yerlerde dezenformasyon işe yarar. Ama Albuquerque veya Las Vegas veya Florida'daysan ve artık Orlando veya Miami'ye gidemiyorsan bunu anlarsın! (J) Zaman tablosunda Miami veya Orlando nerede, bunu merak ediyorum! ... (L) JR çok iyi bir soru olabilecek birşey söyledi. Eğer bu zamanla ilgiliyse, bir kişi dördüncü yoğunluğa geçmiş bir yere gittiğinde o bölgeye zamanda hesapladığından farklı bir noktada ulaşır değil mi? Yani örneğin... (T) Bizim zaman algımız... 
C: Evet. 
S: (L) Çok iyi soru.
C: 4'üncü yoğunluk, kişide "zaman" ilüzyonunu ortadan kaldırır ve onu nasıl algılamak İSTERSENİZ öyle algılarsınız.
S: (L) Tamam, eğer dördüncü yoğunluğa ulaşarak zaman ilüzyonundan kurtulursan, bu bölgelerde gezinirken beklediğin gibi bir zaman süreci ve olay akışı mı algılarsın? 
C: Algılamak İSTEDİĞİN gibi. 
S: (L) O halde gezegende, üçüncü yoğunluktaki istek ve algılarının değişmemesi nedeniyle herhangi bir değişiklik algılamayacak insanlar da olabilir, doğru mu? 
C: Hayır. 
S: (L) Kesinlikle bir değişim olacak, tamam. (J) O bilgiyle ne yapacaklar, o ayrı bir hikaye... (T) Bu bölgeler şu andakinden çok daha büyük turistik atraksiyonlar haline gelecek! İnsanlara buralara akın edecek... (L) Bu mümkün mü? 
C: Hayır. 
S: (T) ... İnsanların New Mexico'nun o bölgesine gidip gerçek gariplikler deneyimleyebilecekleri duyulduğunda bu çok insanı çeker. 
C: O kadar basit değil... Arabayla New Mexico'ya giderken bir "kayma" nedeniyle San Diego'ya vardığını, veya Santa Fe'de bir alışveriş merkezine giderken kendini Moskova'da bulduğunu düşün.
S: (L) Yani bu durum insanların kafasını çok karıştıracak ve üzecek. (J) Evet, hiç alışveriş için Moskova'da gitmeyi denedin mi? (T) Neler olduğu duyulunca, bu yerler pek çok kişiyi çekecek. (L) Ve anormal olaylar yüzünden algıları ve farkındalıklarını genişletmek zorunda kalacaklar! 
C: Bir N.S.A. yetkilisi olduğunuzu ve elinizin-ayağınızın birbirine dolandığını düşünün! 
S: (L) Ulusal Güvenlik Teşkilatı... Neden elimiz-ayağımız birbirine dolansın? (SV) Onlardan biri olduğumuz için mi? Olan bitenler karşısında mı? 
C: Örtbas. 
S: (J) Yani olan biteni örtbas etme çabasında! (T) Olanı örtbas edemeyecekler. Benim anladığım bu. Çünkü Çok sayıda insan bu olaylardan etkilenecek... (L) Eğer böyle birşey olursa yapmaları gerekecek olan şey bu durumu örtbas etmek için bir çeşit sıkıyönetim çıkarmak olur. Yoksa herşeyi kaybederler! (T) Seyahati sınırlamaları gerekecek... Özellikle en azından o bölgelere seyahati kısıtlamaları gerekecek. .... Bunu yapmalarının tek yolu bir sıkıyönetim uygulamak veya BÜYÜK bir felaket senaryosu yaratıp "New Mexico'daki gömülü yakıt çubuklarında sızıntı var. Giriş yasak." deyip insanları bu bölgelerden uzak tutmak. Ama içeridekilerin çıkabileceğini söylediler. Ya içerideki insanlar çıkıp tüm dünyaya yaşadıklarını anlatırsa? (J) İnsanlar çılgınlar gibi o bölgeye üşüşür. (T) İnsanlar neler olduğunu anlayacaktır. Bunu örtbas edemezler. (L) Sürekli bu olayları ihbar alıp duracaklar ve her birisine koşturup gizlemeye çalışacaklar. Ellerindeki kovalarla bir sızıntıdan diğerine koşuşturacaklar... (T) Üstelik bu olaylar tek bir yerde olmayacak! .... (J) Bu civarda bu etkiyi yapacak bir üs var mı?
(T) Florida sahili açığında, bunu söylemişlerdi. Körfez'de. (L) Bizim sahilimizin açığındaki üs bu etkiyi yapacak mı? ... 
C: Aynı şiddette değil.

--------------------------------------------------------------

Bu bölümde üslerin yan etkisi olarak 4Y etkilerinin algılar üzerindeki hususlar üzerinde geniş bir anlatım var, çoğumuzun bunu çok ilgilendirdiğini biliyorum ve son zamanlarda bu konuya eğilim var,

İsveç peyniri gibi delik delik farklılıklar gösteren 3Y algısından kurtulmamışlar ile bizim bu çalışmamızla  bazen hayret  olamaz böyle şey dediğimiz algı farklılıklarını anlamaya çalışanların karma duyguları içindeyiz,

Beraberiz ama algıların olabileceği esneklikte deneylendiği bir ortam, şu anda bile bazılarımızın agonistik davranıp bırakayım bunları hepsi safsata diyen tarafımız ile senelerce üzerinde yoğunlaşıp inanç kalıpları üzerinde depremler yaratan sarsıntıları alt etmeye çalışan bir tavrımız var,

Bence hava hoş, buna benzer algı vizyonlarından geçtim yani karşılaştım gördüm ve senelerdir bir vesile ile kısım kısım anlatım içindeyim bazen çekinerek son zamanlarda ise ifşa işlerinde sahte gerçeklikleri bırakarak ,isteyen inancında serbest, özgür iradelere taarruz edemeyiz,

Her şeyin bir olduğunu, doğayla bir olduğumuzu kafama çarpa çarpa idrak ettim ,bu vizyonları anlatmıştım uzatmaya gerek yok,

Kafama çarpa çarpa demekle bunun ızdırap verici bir hal olduğu sanılmasın ,ben aşırı şüpheci tavrımın bu kabil deneyimlerle adeta paramparça olduğunu hissettiğimden bu teşbihleri kullanıyorum,

"C: 4'üncü yoğunluk, kişide "zaman" ilüzyonunu ortadan kaldırır ve onu nasıl algılamak İSTERSENİZ öyle algılarsınız."

Bu tip vizyonlar gördük diye 4Y i biliyorum işte şeklinde çocukluk hallerinde değilim ,bu hallerde kimin nasıl yaldızlarının dökülüp dökülmeyeceği belli olmaz ,onun için kendimde şüphenin alıştırdığı "mülahazat hanesi boş" şimdi onu izah etmek gerek,

"mülahazat hanesini açık bırakmak "bir kimse veya olacak olaylar hakkında kesin bir kanıya varamayarak zamanla ortaya çıkacak gelişmelerde nasıl davranılacağını bilememek,

Her neyse konuyu biraz çarpıttık gibi ama olanı izah için bu yan açıklamalar gerekiyor ve bu olağanüstü durumların olağan bir algılama haline gelmesi için kişinin nasıl davranacağına karşı hazırlık sağlıyor,

Neticede bu madde ortamının gelişmiş ve benliğimize yapışmış algı alışkanlıklarından bilhassa "akşama erkek yatıp sabah kadın kalkmak" gibi bir olayı kendimize yapıştırmak oldukça çok güç, zira fizik yaşamın esası çift cinsiyet ve onun getirdiği oluşum ve kavramlarla sıkı bir şekilde ayrılmaz bir örgü gibi işlenmiş bunun dışında algı kabul edilebilecek gibi değil,

Diğer yandan toplumdaki cinsiyeti tanımayıp eşcinsel tavırları gösterenlere karşı zamanla gelişen anlayış dünyadaki cinsiyet fenomenindeki ayrılığı  parçalayan bir olgu halinde gelişmekte  göz ardı edemeyiz,

Bütün bunların yani esasta cinsiyet olmadığı halde ayrılık olayının tekrar değişik formlarda birleşmeyi ön tutan izlenimleridir ,bunun anlaşılıp farkındalıkla bahsi geçen zamansız değişimleri deneyimlemek ve kabul etmek kişinin farkındalığındaki genel ölçüye bağlıdır..

Bu husus şunu da ortaya çıkarıyor, KH tarafından da alabildiğine beslenen ayrılık konusu her sahada kendini gösterince bir olmanın özlenmesi ve o gerçeğe doğru koşuş kutuplar arasındaki hareketin yani ayrılmalar ve birleşmeler gibi genel dansın var oluş olayındaki en temel olgu olduğunun sergilenmesi,

Sarkaç hareketi..
----------------------------------------------------------------------

C: Kod.
S: (L) Bu kod neyle ilgili? Yazılı birşeyle mi ilgili?
C: Sonsuz güç.
S: (L) Bu kodu bilerek nasıl sonsuz güç elde ediliyor? Neyle ilgili olduğunu bilmiyorsan sayısal bir kodu nasıl kullanabilirsin ki? 
C: Yılanların Tanrısı kendi taraftarlarına sonsuz bilgiyi arayıp bulma yoluyla sonsuz güce ulaşmayı vaadediyor. Sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar aramak için sadakat yemini ediyorlar. 
S: (L) Bu bir kısırdöngü! 
C: Ve aldanma da burada ortaya çıkıyor! Hatırla, sonsuz güçle kendine hizmet etmeye çalışanlar yalnızca kendine hizmet eden diğerlerine hizmet etmeye mahkum ve yalnızca görmek istediklerini görebilirler. 
S: (L) Önceki bir celsede bununla ilgili konuşurken bu düşünce aklıma gelmişti. KH yolu kendine hizmet etmeye çalışan bireylerden oluşuyor. Bencil ve ego-merkezliler. Diğerlerini onlara hizmet etmeye zorlamak istiyorlar. Diğerlerini köleleştirmek istiyorlar ve diğerlerini onlara hizmet etmeye manipüle etmenin yollarını arıyorlar. Ama sonunda kendilerinden daha yüksek bir gücün kontrolüne giriyorlar. İnanarak ve gücünü teslim ederek "kurtulunacağını" savunan popüler dinler dahil bu tür öğretiler yoluyla kendilerine güç çekebileceklerine inanıyorlar. Ama kandırma ve aldatma yoluyla diğerlerinden ALAN bir kontrol piramidi çıkıyor karşımıza. Alanlardan da sonunda alınıyor. Piramidin dibindeki çoğunluğun alacağı kimse yok ve o yüzden bir sonraki yoğunluğa çekiliyorlar ve bu zirveye ulaşana kadar devam ediyor ve herşey yok oluyor. BH modunda sadece verenler var. Ve eğer diğer BH varlıklarıyla ilişki içindeysen herkes herşeye sahip ve kimse dipte veya tepede değil, bir boşlukta. Sonunda herkes başkasına hizmet ediyor galiba ve buradaki prensip NİYET.
Ama BH'de daha ziyade bir daire var gibi ve kimse dışarıda kalmıyor. 
C: Denge, yin-yang. 
S: (L) Yani 33 Yılan'ı, Medusa'yı falan temsil ediyor...
C: Piramidi belirtmiş olman ilginç... Piramidin tekabül ettiği tek boyutlu geometrik şekil nedir? 
S: (L) Üçgen. Ve bir ucu yukarı bakan bir üçgen 3 yapıyor ve ucu aşağı bakan bir üçgenle birlikte 33 yapıyor. Burada anlatmak istediğiniz şey bunun gibi birşey mi? 
C: Evet. 
S: (L) 33 rakamı ile Mısır'daki Büyük Piramit arasında bir bağlantı var mı? 
C: Evet. 
S: (L) Peki bağlantı nedir? Piramidi yapanlar gizli topluluk faaliyetlerine mi katıldılar?
C: Evet. Matrix kitaplarında gördüğün, Yılanları ve Grileri temsil eden sembol neydi?
S: (L) İçinde Yılan kafası olan üçgen mi?
C: Evet. 
S: (L) Bu 33 bir grup dünyadışı varlığı mı temsil ediyor, yoksa yüksek bilgili ve yetenekli bir grup insanı mı?
C: Biri veya diğeri. (ç.n.: "ikisi de" anlamında mı acaba?)
S: (L) Bu Bramley'in kitabında Yılan Kardeşliği olarak belirtilen şey mi? 
C: Evet. 
S: (L) Quorum dediğiniz şey de bununla ilgili mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani burada matematikle ve yüksek bilgiyle oynayıp o insanların kafasını meşgul eden ve daha üst bir seviyede kontrol edildiklerinin farkına varamamalarını sağlayan bir grup varlık var öyle mi? Yoksa yaptıklarını bilinçli olarak mı yapıyorlar? Bu bir aldanma mı yoksa bilinçli bir tercih mi? 
C: Her ikisi. 
S: (L) Bu gizli grupta yer alan ünlü birileri varsa birkaç isim verebilir misiniz?
C: Çıkarınıza olmaz.
S: (L) Bu 33 sayısıyla ilgili olarak bakmam gereken başka birşey var mı?
C: Hayır. Düşünmen gerekiyor.
-------------------------------------------------------------------

Bölümün başında 33 rakamının nasıl ve ne için olduğu ve K.ların izahatında pi sayısı 11 ün karesi 35 sayısı 5 eksi 3 gibi rakam izahları ile oldukça kafa karıştıran ve Laura tarafından 4Y matematiği gibi tanımlamlar ihtiva eden kısmı almadım ,evvel okuyanlar bilirler,
33 sayısı insanlığı oldukça fazla ilgilendirmiştir hatta tesbihlerin adetlerinde de vardır 33- 99 gibi, daha ileri gideyim ben de bu aldatış senaryosuna kapılıp bazı dörtlüklerimde falan kullanmışımdır, ayrıca sonsuzu aramak gibi devamlı arayışı dayattıran gerçeğin ulaşılamayacak zirvelerde olan bazı dörtlüklerim de var ,KH dayatmalarıyla inşa edilmiş bilincin bu yanlışlara kapılması normal gibi gelse de farkında olmadan KH e hizmet etmiş gibi oluyoruz, şimdi onlara ulaşıp sileceğim, ve ulaşıp sildim,

Karalamalar bölümünde "eski ve yeni sözler" kısmındaki ilk dörtlük gurubum baştan sonsuzluğu işaretlese de en sonlardaki gurupta gerçeği açıklamışım,şöyle,

Bu merdivenle çıkış sizi bir okyanusa getirir
Bu sonsuz okyanusa birleşim denizi de denir
Orada siz her şeysiniz bir damla olsanız da
Tek bir duygu vardır yok olmaz , o da sonsuz sevgidir

Ya sonra ne olacak diye soran bilinçler
Masal mı sandınız bütün bu deyişler
Özünüze sorun o okyanustandır
Sonra düşünün, bilinç böyle genişler.

Bütün bunlar insanın kendi kendisini yenileme işleri ,zira yanlış ve eksik bilgi bilgi değildir ve bu da keşiflerle çözülür,

Üçgenler onların içindeki yılanlar düz ve ters üçgenler piramitlerin üçgen çizimlerine kaynak olmaları v.s bunların hepsini bu farkındalıkla değerlendirmemiz gerek ,ve bilincimizi meşgul eden yanıbaşımızda ve bizde oluşmuş olan gerçeği piramit zirvelerinde falan aramadan saf ve basit düşünmeli bu tuzakların farkına vardırdığı için
K.lara şükretmemiz gerekir,

Evet bazı simgeler sembollerle çok uzun izah eden anlatım tarzının kendine göre bir değeri olabilir ,aynen balinaların olan biteni topluca algılayıp verebildikleri gibi ,fazla konuşma ve buna bağlı izah tarzları yerine bu iletişim tarzıyla verilmesi mükemmel bir şey üst yoğunluklarda bu işlemekte, ama 3Y de bunlar erşilmez bir üst güce tapmanın yolları olarak lanse ediliyor ve gücün kendimizde olduğunu perdeliyor,

Ebcet hesapları rakamlarla yaratılmış tuzaklar v.s .keza, bunları çözeyim uğraşıları çözemeyip strese girmeler ,çözenlere hayran bakışlar ve biat etmeler hepsi yılan kardeşliği uygulamaları imiş evet bunların büyük kısmını fark etmek için yaşamımda 6 yıl bile geçirdim "negatif mekanizmaları" altında yazmıştım ama daha ilave edeceklerim varmış,

Kısaca giz oyunları falcılık kartlarla uğraşma hatta astrolojideki evleri falan bunlara bağlama ve o döngülerden çıkamayıp kehanetsi çıkarımlara saplanmayı da bu manada değerlendirip  sade basit manada güneş sisteminin ve gezegen çekimlerinin süpernovaların var oluştaki etkileri gibi farkında neticelere ulaşmalıyız ama her halikarda olaylara "değişken çekim dalgaları" nın endike olduğunu unutmamalıyız,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Bu akşam başka insanlar tarafından sorulmuş çeşitli sorularımız var... 
C: Sor. 
S: (L) İlki Philip P.'den geliyor. Daha önce de onun birkaç sorusunu sormuştuk. Bana yolladığı mesajda kızkardeşinin elindeki izler, yaralardan bahsediyor ve sanırım bunlar benim S  'nin bacaklarında gördüklerime benzer şeyler. Ayrıca kızkardeşinin ayak bileğinde üçgen biçiminde 3 küçük delinme izi varmış. Kızkardeşine ne olduğunu öğrenmek istiyor. 
C: Philip bu konuda ne düşünüyor? 
S: (L) Sadece bu konuda kısa bir bilgi istiyor. Kızkardeşinin kaçırılmış olduğunu düşünüyor ve ben de aynı fikirdeyim. 
C: Öğrenmenin amaçlarından biri, yeterli bir bilgi seviyesine ulaşıp artık üçüncü bir tarafın onayına ihtiyaç duyulmayacak bir noktaya ulaşmaktır. 
S: (L) Bunu biliyorum. Ama Philip'in istediği şey bir soru sorabileceğini ve kendisine özel bir yanıt alabileceğini görmekti. Sanırım istediği şey sadece evrende birinin onun ve kızkardeşinin durumuyla ilgilendiğini düşünmekti. 
C: Kimse ilgilenmiyor. 
S: (L) Philip ve kızkardeşini kimse umursamıyor mu? 
C: Kimse evrensel bilincin bireysel birimlerini "umursamıyor."
S: (L) Bunu anlıyoruz, ama bedendeki birimler olarak...
C: Eğer kişi ilerlemek istiyorsa, bireysel bilinç birimlerine atanan "amigo takımı" gibi şeyler olduğu fikrini aşması gerekir...Bu şekilde işlemiyor! 
S: (L) Geri kalan soruları unutalım mı yani? 
C: Hayır. Eğer cevaplar kavranıyorsa, tüm sorular büyük değere sahiptir. 
S: (L) Philip'e ve kızkardeşine söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı? Ayak bileğindeki üç iz nedir? 
C: Bunu biliyorsun. 
S: (L) Bu bir numuneleme, veya bir implantlama cihazı, bir enerji çekimi veya gözlem cihazının izi mi? 
C: Belki.
S: (L) Bu S  'de de olmuştu. Uylukların arkalarındaki üç tırnak izi. Ne tür varlıklar bırakıyor bu izleri? C: Gerilemek istemiyoruz.
S: (L) Sadece bu adam için bir soru sorup bir cevap alıp daha ilginç sorulara geçmek istiyordum! Aldığı zamana ve enerjiye değmiyor sanırım. Ve söylediklerinizin adama bir faydası olacağını da sanmıyorum. Sadece bir cevap istiyorum! 
C: Ve bir cevap aldın!

----------------------------------------------------------------------

Bu tip izlere bir ara ben de rastladım ,üçlü dairesel kara lekeler daha çok yüzümde belirmişti görenlere izah edememiştim kısa zamanda yok oldular yalnız işin ilginç yönü yanımda çalışan bazı personelde de belirince izahta oldukça zorlandım ,kendimi içsel olarak o 3Y algısı olarak K.ların tokat gibi şu sözlerine benzer düşünmedim değil ,konu bizim için o zamanlar oldukça olağanüstüydü,

"C: Eğer kişi ilerlemek istiyorsa, bireysel bilinç birimlerine atanan "amigo takımı" gibi şeyler olduğu fikrini aşması gerekir...Bu şekilde işlemiyor!" 

Esasta durup üzerinde sakin ve hımm ünlemleri konup düşününce bu haller  3Y anlayışındaki bizlere "ekin çemberleri" gibi mevcut bilimle ispat edilmeyecek durumda bu hayatta yalnız değiliz işaretleridir takıntılı bilinçleri zorlayacak şeyler ama her seferinde bu tip fenomenleri o üstün ve aklımızın ermediği bizden ayrı yüksek güce bağlayıp yani "fıtrattan bu" deyip başımızı çevirebiliyoruz,

Gerçeklerden kolay kaçış,

Şu husus inkar edilmeyecek bir şey ki vaktiyle fıtrattan bu deyip başımızı çevirdiklerimiz şu evrelerde izah edilebilinir oldu ve olayda insan izleri ve farkındalıkları var buna ne denir,

Olmaz olmaz deme olmaz olmaz..

Neticede kaçırılma işleri üzerinde K.ların geniş açıklamalarını aktardık ve üzerinde çok durduk, astral ve fiziksel kaçırılmaların esası  ve beden üzerinde yapılanlar,

-----------------------------------------------------------------

Bu bölümü evvel celse sonunda aktarmıştım ,şimdi tekrarım herkesin celseleri okumadığı düşüncesindendir "Karanlık Çağlar" ve dinlerin çıkarılması ve KH tarafından dizaynı hakkında etraflıca bir bilgi birikimi sağlıyor,
----------------------------------------------------------------------

(Arka) Ben. Süperlüminal iletişim modelimle oynuyordum. 'Biz gelecekteki siziz' ifadesiyle ilgili bir sorum var. 100-200 yıl sonrası olduğu söylenebilir mi bunun veya 1000-2000 yıl? Kaç yıl sonrası olduğuna dair bir tahmin alabilir miyim? Eğer söylenebilirse. Kesin değil de bir rakam aralığı da olabilir.
C: Değişebilir ancak genellikle bin yıldan az veya çok fazla sinyal bozulması.
S: (L) Bin yıldan az.
(Pierre) Tarihin MS zaman çizelgesini, buz çekirdeklerini ve dendrokronolojiyi uzlaştırmaya çalışıyorum. Yazsız, çok soğuk, çok kötü bir havanın olduğu MS 536 yılıyla eşleşen bir gösterge var gibi görünüyor; buz çekirdekleri ve ağaç halkalarına göre bundan 1500 yıl önce tüm gezegende meydana gelmiş gibi görünen soğumayla eşleşiyor bu. Sorum şu: Bu gerçekten bir eşleşme mi?
C: Evet
S: (Pierre) Geçmiş bir celsede Jül Sezar ile aramızdaki sürece 470 yıl eklendiğinden bahsetmiştiniz. Eğer öyle bir eşleşme varsa, o 470 yıl MS 536'dan önce eklendi demek mi oluyor bu?
C: Evet
S: (Pierre) Yani Sezar bu 536'daki olaydan yaklaşık 70 yıl önce mi öldü?
C: Evet
S: (Pierre) Vay canına. Geç veya orta Roma İmparatorluğu olmadı demek!
C: Evet
S: (Pierre) Her şey çöküyor. Evet evet evet. Herşey çöktü. Biz de öyle düşündük.
(L) Ve boşluğu dolduracak sahte belgeler üretildi.
(Niall) Sahte imparatorlar falan.
(Joe) Eğer bu döngüde bir tür kaba yansıma varsa, önce Sezar, sonra Ortaçağ ve çöküş... O zaman bizim dönemimizde JFK bu çağın Sezar'ı olarak yakın bir eşleşme olabilir. 1963. Artı 70 yıl; 2033.
(Pierre) Ne demek istediğini anlıyorum.
(Niall) Sezar'ın ölümünden 70 yıl sonra. MÖ 44. Yani 44 + 70. Yani düşüşten hemen sonra... bum! ...bitti. Paul çok uzun yaşamamış zaten.
(Pierre) Bum... ve Jüstinyen vebasına geçiş.
(L) Diğer bir deyişle, Paul haklıydı: GERKEKTEN dünyanın sonu geliyordu, öyle mi?
C: Evet
S: (Pierre) Ve Jüstinyen vebasından sonraki 2-3 kayıp yüzyıl uydurulmadı. Gerçekten vardı ama hiçbir şey olmuyordu çünkü herkes ölmüştü!
(L) Evet, arkeolojiye göre Roma çevresindeki ölüm oranı %90.
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala. İmparator Konstantin'in gördüğü ve Hristiyan olmasına ve Hristiyanlığı imparatorluğuna empoze etmesine neden olan vizyonun ardında neyin olduğunu öğrenmek istiyorum. 
C: Bu sorunun yanıtı temel olarak şudur ki, üçüncü yoğunlukta tekrar ortaya çıkma öncesi beşinci yoğunlukta gerçekleşen bir planlama sürecinde İmparator Konstantin'in böyle birşeyi yapması onun için kaderleştirildi. 
S: (L) Konstantin'in hüküm sürdüğü bölgelere Hristiyanlığı empoze etmesinin aynı zamanda Karanlık Çağlar'ı getirdiği gerçeğinin bir önemi var mı? 
C: Muhtemelen.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu Karanlık Çağlar dönemiyle ilgili fark ettiğim başlıca şey, İsa'nın doğumundan itibaren yaklaşık 1300 yıl kadar süre boyunca inanılmaz bir belge eksikliğinin söz konusu olması. Tours'lu Gregory gibi keşişler tarafından yazılmış bazı elyazmaları var ama genel olarak o dönemden kalan şeyler yalnızca keşişler tarafından kilisenin kontrolü altında hazırlanmış şeyler. Sanki tüm dünya okuma yazmayı bırakmış gibi görünüyor. Peki durum gerçekten öyle miydi? O dönemde kimse birşey yazmıyor muydu? C: Yakın. 
S: (L) Bunun nedenleri arasında Katolik Kilisesi'nin yazı ve eğitim üzerindeki kontrolü, görüşlerine uymayan herşeye karşı koyması da var mı? 
C: Yakın.

----------------------------------------------------------------------
Şimdi; özet anlamı geçmişi yok etmek olan'İspanya'nın Şeytani Görevi' nin bu kısa ve mide bulandırıcı tanımlamasını aktarmamın ardından, Katolik Kilisesi'ni, katolik misyonerleri ve bizzat İspanya' yı bu yönde motive eden şeyin ne olduğu konusunda yorum rica ediyorum, özellikle de İspanya'nın bugün de antik yapıların bulunduğu yerlerden biri olduğundan yola çıkarak. Bu konuda bir yorum yapabilir misiniz ? 
C: Yoruma ihtiyacın yok. Daha önce de 4KH nın gerçeği örtmek için 3. Yoğunluk KH' yı manipüle etme arzusundan çokça bahsettik. 
S: (L) Evet, tamam, ama Allah aşkına, bu insanı çok rahatsız ediyor... Tüm bunlar ve aynı zaman da İskenderiye Kütüphanesi' ne yapılanlar! Tüm bunlar Avrupa' da 'Karanlık Çağlar' denilen dönemler boyunca yapılan şeyler mi ? 
C: Evet. 
S: (L) Bu yüzden de 'Karanlık Çağlar' gerçekten karanlık. Katolik kilisesi kendi ceplerini şişirmeyecek herşeyi yok etti,

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu dönemlerden birisi yaklaşık 1054 yılı civarı. Bu oldukça ilginç bir tarih. Görünüşe göre, bu süpernova ile ilgili herhangi bir Avrupa tarihi kaydı yok. Çin, Japonya ve hatta Kore tarihinde buna ilişkin kayıtlar var. Ama Avrupa' da buna ilişkin bir kayıt, belge yok. Bununla ilgili Avrupa tarihi kayıtlarına ne oldu ? 
C: Avrupa o dönemde "kendini toparlama" modundaydı.
S: (L) Kendisini hangi durumdan toparlıyordu ?
C: M.S. 564 tarihinde gökyüzünde gerçekleşen komet patlamaları sonucu uygarlık yapısının yıkıma uğraması sonucu oluşan durum. [ç.n. ilgili tarihte toplu olarak Dünya'ya doğru gelen, kimisi teğet geçen, kimisi havada çarpışan, ya da atmosfere girdiğinde yanmaya başlayan kometlerden bahsediliyor] 
S: (C) Senin araştırdığın doğruluk derecesi yüksek tarihsel kayıtlar vardı, bu mantıklı görünmüyor. (L) Diğer yandan mantıklı da olabilir, çünkü bu konuda Gregory of Tours' a ait oldukça tuhaf, benzer şeyler var. Uygarlık üzerindeki nasıl bir etkisi oldu ? Bu doğrudan ve fiziksel bir etki miydi, yoksa ortaya çıkan etkiler toplumdaki insanların gayrimedeni ve barbarsı bir ruh haliyle davranmalarına mı yol açtı ? [ç.n. St. Gregory of Tours : 538-594 yılları arasında yaşamış olan Galyalı bir tarihçi] 
C: Gökten yağan ateşten parçalar sağanağı, şimdi Batı Avrupa diye adlandırdığınız bölgedeki arazi ve bitki örtüsünün büyük bir bölümünü yakmıştı. Tahmin edeceğiniz gibi bunun sonuçları o zamanki sosyal yapının çökmesi ve sizlerin "karanlık çağlar" dediğiniz dönemin başlaması oldu. 
S: (L) Kesinlikle karanlık bir çağ idi. Neredeyse kimsenin hiç bir şey hakkında en ufak bir fikrinin olmadığı 1000 yıllık bir dönemdi!
----------------------------------------------------------------------

(Joe) İlk Hristiyanlık dalgasının kökeni onlarmış demek. Sonra Sezar geldi. 
(L) Aslında, merhametli kurtarıcı Sezar vizyonuyla Pavlus geldi. Yeni Ahit'te Pavlus ile "Kudüslü Hristiyanlar" arasındaki ihtilafa dair yapılan şaşırtıcı referansların nedeni buydu. Kumran Metinlerini yazan tipler vardı, Bağnazlar vb., sonra Pavlus geldi. Henüz yayınlanmamış olan kitabımda bunu etraflıca anlattım. 
MÖ 272 civarında Eski Ahit yazılırken Yahudilerin gerçek tarihsel bazı Yunan ve Mısırlı karakterleri model alarak yazdıkları İbrahim ve Musa hikayelerinin, İslam'ın yaratıcıları tarafından bolca kullanıldığını da unutmamak gerek. Gmirkin ve Wajdenbaum tüm bu konuları ele alıyor. ("Argonauts of the Desert" [çöldeki argonotlar] vb.) İslam'ı icat edenler, zaten çalıntı olan hikayelere dayalı hikayeler yarattıklarını bilmiyorlardı, vb. 
(Joe) Hem Yahudiliğin hem de erken Hristiyanlığın en kötü tarafı hoşgörüsüzlük ve şiddet ve fırtına tanrısına ibadet. İslam bu anlamda diğer tüm dinlere göre afetlerden daha fazla etkilenmiş gibi görünüyor, doğru mu? 
C: Evet 
S: (Joe) İslam'ın ortaya çıktığı süreçte neler oluyordu? Karanlık Çağlardı, değil mi? 
C: Evet 
S: (L) Kıyamet edebiyatına neden bu kadar ilgi duyduklarına dair mükemmel bir açıklama bu. Bu bakış açısının en anlamlı olduğu zamanda ortaya çıktı. 
(Joe) Ve nispeten yakın bir geçmiş.

----------------------------------------------------------------------

Esasta en baştaki aktarımı sona almam gerek ama arkadaşlar konuya o aktarımın sorgulaması ile girdiler ,

Konu hakkında fazla yoruma gerek yok "Karanlık Çağlar" geçiren Avrupa ve Hristiyan dininin ve hatta daha sonra İslamın doğuşu ile ilgili bölüm okunup düşünülünce belirli bir sonuca bağlanır,

Kısaca iklim yönünden ve astrolojik bakımdan hassas bir çağ geçmiş ve o boşluktan istifade eden KH gerekli manipulasyonlarla tarihi değiştirecek fırsatlar bulmuş ve günümüzde insan inanç sistemini karmakarışık bir hale getirmiş

Anladığım budur.

Simya üzerine çok uğraşmış bir dostumuzun ilgisine atfen K.lar simya işi için neler demişler biraz baktım,

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Aklımdaki diğer bir soruyu da hızla sormak istiyorum... Grubumuzun üyesi olan ve forumda yazan bir üye görünüşe göre bir tür bedava enerji meselesine takmış kafayı. Öyle değil mi Data? 
(Data) Evet, Keshe teknolojisi. 
(L) Okuyucular için biraz açıklama yapabilir misin? 
(Data) Girdi olmadan enerji ürettiği iddia edilen cihazlarla ilgili. Soru şu: Bu cihazlar gerçekten bir girdi olmadan enerji üretiyor mu? 
C: Hayır 
S: (Data) Bunun yanında, bu cihazların elektrik enerjisini insanlar ve doğa için daha uyumlu hale getirdiği iddia ediliyor. Bu doğru mu? 
C: Hayır. 
S: (L) Sahtekarlık mı?
C: Evet 
S: (Data) Bir sorum daha var. O videoları izleyen ve o cihazlardan yapan pek çok kişi var. Bu teknoloji bu kadar insanı bu tuzağa düşürebilecek cazibeyi nasıl yarattı? 
C: Programlama, kısmen. 
S: (L) Yani bu o insanların programlarının bir parçası mı? 
C: Evet 
S: (L) Yasadışı, bastırılmış veya devrimsel denen bu şeylerin cazibesine kapılmışlar veya çok para tasarrufu yapacaklarını veya çok para kazanacaklarını veya mucize bir tedavi falan bulacaklarını mı sanıyorlar? Bu aldatıcı beyanlara kanıyorlar mı? 
(Pierre) Bu Keshe olayı çok güçlü bir çekim. Nihai olarak teklif ettiği şey sınırsız güç. Güçlü bir arketip. 
(L) Güç çekimi mi bu? 
(Pierre) Bedava, sınırsız güç. 
(L) Evet. 
(Pierre) Bizim kültürümüzde medyada bile görebiliyorsun bunu, güç övülüyor ve insanlar buna ilgi duyuyor. 
(L) İnsanlar farkında olarak veya olmayarak güç cazibesine mi kapılıyorlar? 
C: Evet S: (Data) Simyacıların yanlış anlaşılma biçimine de benzemiyor mu? Simyacılar birşey yaptılar ama tüm eğitimsiz insanlar bunu olmayan bir şeye yorarak amacın altın yapmak olduğunu sandılar. Halbuki simyacılar "altını" yalnızca bir mecaz olarak kullandılar. 
C: Evet

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Arilerin demir alması önemliydi... Tamam, belki de demir bir etkileşimin...
C: Peki element olarak demir?
S: (L) ... Manyetizmayla mı ilgili? 
C: Evet... 
S: (L) Demir kişiyi sıkı bir şekilde 3. yoğunlukta tutan birşey mi, ve demirin azaltılması da yoğunluk değiştirmeyi kolaylaştırıyor mu, yoksa...
C: Kanal işlevi yapan şey manyetit, ve belki, ama sadece belki, istek üzerine ileri geri transfer sağlıyordur?!? Ya simyacılar hakkındaki efsane? Buradaki anahtar terim dönüşüm değil mi?!? Ve madde üzerindeki tüm o yoğunlaşma aslında çok etkili bir "perde" olarak kullanılmadı mı?!? Bu da kişiye 3. yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu?? 
S: (L) Anladım! Demek bedende enerjiyi toplayan ve tutan şey manyetit ve bunun dışsal bir maddeyle hiçbir ilgisi yok! Bu mu? 
C: Yakın. 
S: (L) Manyetit için daha fazla demire ihtiyaç duyduğumuzu düşünmekte haklı mıyım? Yoksa tamamen alakasız mı? 
C: Haklısın, ama daha şimdi söylediğimiz şeyin önemini gözden kaçırma! Simyanın anlamını saptırmak için madde üzerinde odaklanma ve 3. yoğunluktaki ruhları maddeye alıştırmaktan daha iyi bir aldatma düşünebiliyor musun? 
S: (L) Tamam, kanal işlevi yapan şey manyetit. Simya çalışmalarında damıtılan şey manyetit, doğru mu?
C: Hayır, çünkü eğer başka çabalar yoluyla aldatılma olmazsa, buna ihtiyaç yok.
----------------------------------------------------------------------

Bazen bu tip çalışmaları neden yapıyorum şeklinde kendime kızıyorum, bir dostun belirtip rahatsızlığını dile getirdiği gibi"a ben biliyorum bunu bak hocam şöyle" diyen parmak kaldıran o bıktırıcı tavırlar sanki biz bilmiyoruz diyen sınıfın tümüne rağmen,

Konumuzun insanı asırlardır yahut kadim zamanlardan beri aldatan bilgi saptırma şelalesine yine maruz kalıp yanlış eksik bilgilerde kalmayalım maksadı var bu davranışımda ,masumane,

Şimdi üzerinde durduğumuz konuda K.lar yanılmış olmasın bakalım,

"C: Haklısın, ama daha şimdi söylediğimiz şeyin önemini gözden kaçırma! Simyanın anlamını saptırmak için madde üzerinde odaklanma ve 3. yoğunluktaki ruhları maddeye alıştırmaktan daha iyi bir aldatma düşünebiliyor musun? "

Buna ne denebilir ,yanlış olduğunu düşünüp biz işimize bakalım yani yine simyaya dalalım ,

O zaman nerede  bizim üst yoğunluklarda olup biteni yani gerçeği arama serüvenimiz, demiri altına veya mineralleri kimyasal çözeltileri v.s. ölümsüzlük iksirini bulma yolunda çalışmaya devam edelim evet bir şeyler kimya konumunda kazanılmış olaylar,ilaçlar ve ezoterik alemde derinlemesine dolaşma falan ama bahsedilen fasit dairede kalma işini fark edebiliyor muyuz ,maddeye takılmak,

Ama bu uğraşıların ve hedefi tutturmak üzere tetiklenmiş bir enerji ile ve bu olaya büyük bir iştah ve şevk ile sarılmak yani KH nın "kendini iyi hissettirirler" tanımına uygun bir anlayışı geliştirmek,
Bunun da ayrı faydaları da olduğunu inkar edemeyiz,insana bilmediği normal olduğunda katiyen erişemeyeceği bilgi havuzlarında yüzdürür ve bilgi dağarcığını bolca doldurur, tabii ki bu bilgi yoğunluğunun zaman gelip düşünce ve sair yüksek sorgulama melekeleri ile sadeleştirilmesi yanlış olanları  ayıklamak gerek,

Bunları nasıl söyleyebiliyorum ,çoğumuzun başına geldiği gibi benim de başıma geldi altı sene kadar çılgınca bir durumda bilgilenme sanıp düşünceyle fazla yoğurmadan bazen takılıp kalma olayları yaşadım,

Bu evrede K. bilgilerinin o kişiyi sıkı sıkıya saran palamarları çözdüğünü boşalttığını bilincinizi kullanıp kendi keşiflerinizle gerçek denilene doğru koştuğunuzu gördüm adeta bir pencereden kanatlanıp boşluğa doğru kanatlanan bir kuş gibi serbestsiniz,

Neticede sizin inancınıza müdahele olmadığından anlatılanlara done diye sunulana kilitli kalıp kalmama konusundaki serbestliği tadıyorsunuz,

Kısaca bilgilenme konusunda hiç bir manianın olmadığı bir boşlukta oluyorsunuz ,bu serbestliği doğuranın kendi bilinciniz olduğunu ve her halde hiç bir gücün size bilgisel yönde artık dayatma yapmadan anlatılanları kolayca çözebildiğinizi görüyorsunuz ve işte "bütün güç bende" denen o harikulade duyguyu doyasıya tadıyorsunuz ,

----------------------------------------
Yukarıdaki izahlar içinde Sitchin geçiyor bazı dostların olayları onun anlatım açısından anlama şeklini fark ettik ve bakalım bu konuda K.lar neler söylemiş, bu yolda yapılan gayretleri ve geçirilen zamanları o dost namına düşününce gerçekten takdir ile karşılayıp bu bilgilenme macerasına kesin olarak hürmet ediyoruz,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Zechariah Sitchin büyük piramidin Güneş Sisteminde yolculuk etmeye yönelik sabit bir işaretleme sistemi olarak inşa edildiğini iddia ediyor, bu fikir hakkındaki yorumlarınızı söyler misiniz? 
C: Bu yanlış. Piramitler enerji depolama ve nakletme tesisleri olarak inşa edildiler. Ruh konularında sizin atalarınız olan Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildiler. Herhangi birşeyi işaretlemek için inşa edilmediler. 
S: (L) Herhangi bir dünyadışı grup ve özellikle de Kertenkeleler hiç insanlar arasında yaşayıp tapınıldılar mı? 
C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.
---------------------------------------------------------------------
S:(L) Sitchin'in Nebiru olarak teorize ettiği gezegenle ilgili ilginç bir fikri var. Onların güneş yılı bizimkinin 3600 katı ve dolayısıyla da onların yaşamındaki her bir yılllık sürede Dünya'da 3600 yıl geçiyor. Yani öyle bir teorik gezegendeki bir varlık, o gezegenin bir yılı içinde bize göre binlerce yıl geçirmiş oluyor. Bu kavram doğru mu? 
C: Bu, yanlış temellere dayalı bir kavramsal karşılaştırma. 
S:(L) Benim sunduğum şekli mi yanlış, yoksa Sitchin'in teorisi mi?
C: "Hepinizinki."
S:(TR) Zamanın göreceli olduğunu ve 10'lu sayma sistemine göre matematiğe dayalı olarak oluştuğunu hatırlamamız gerek. Ay'a gidersen orada zaman aynı olmaz. Ay'da Dünya zamanını kullanıyoruz. Mars'a gitseydik, Mars zamanı farklı olurdu. gezegenin dönüşü ve yörüngesine bağlı olurdu herhalde. Örneğin pi'nin 3.1416 olması. SETI programında "zeki hayat pi'yi anlayacaktır çünkü pi, dairesel matematikteki temel bir fikirdir." diyerek pi'yi radyo sinyalleriyle yolladılar. Dairenin çevresini ve çapı ölçebilmek için pi'yi bilmen gerekir. Pi'yi on bazında göndermenin faydasının ne olduğunu merak ediyorum çünkü Griler'in 8 parmağı var. 8'li sistemde pi'nin değeri ne acaba? Başka bir sistem bazında çalışan biri için 3.1416'nın hiçbir anlamı yok. 
C: Griler siber genetik varlıklar, dolayısıyla programlandıkları matematiği kullanırlar.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mı
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar. 
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman... 
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor. 
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler? 
C: Yakın.
S: (L) Nereden... 
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde. 
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler? 
C: Bazıları. 
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar? 
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.

Ara..

Qui-gon jinn

#1156
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Bir_Den_İz

Ve senin anlam arayışında olduğunu, bir tür hiçlik, boşluk, varoluşunla ilgili yoğun bir anlamsızlık hissettiğini hissetmiş...

İtiraf etmeden duramayacağım, sanırım hakkımda söylenmiş en tutarlı içgörü veya tespit mi demeli artık bilemiyorum, maalesef bu olmalı diye düşünüyorum son zamanlarda... Öyle anlamsız bir boşluk ki, herşeyi yutacakmış gibi geliyor hep... Vay arkadaş!... Bilemiyorum artık nedir bu, var şairin dediği gibi; Adını sen koy...


Tgur

#1157
YORUMLAR V
 
S: (J) Hipofiz bezinin Stonehenge'le ilgili işlevi tam olarak nedir? 
C: Hipofiz bezi yukarıyla bağlantınız. (ç.n.: uplink: yerel sistemin ana sistemle olan bağlantısı, ayrıca yer-uydu bağlantısı anlamında bir terim) 
S: (L) Radyo dalgaları, bir süpernovanın dalgaları ve çevredeki başka frekanslar gibi dış kaynaklarla hipofizin uyarılması mümkün mü? 
C: Evet ve deneyler yapıldı. 
S: (L) Bu tür şeylerle deneylerle yapmamız bizim için faydalı olur mu?
C: Akıllıca olmaz. Aşırı heves nedeniyle kendinizi kızartabilirsiniz. 
S: (J) Belki de aslında hipofiz beziniz üzerinden radyo dalgalarıyla kanallama yapıyorsunuz.
C: Bu kanallama süreci geniş kapsamlı. Ruhsal/psişik/fiziksel.
------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Başka bir deyişle, proteinler üzerindeki bu küçük uzantıların ya da küçük antenlerin trilyonlarcası ruh için bir tür sabitleyici gibi mi? Fotonları toplayan küçük antenler gibi? 
C: Evet 
S: (Joe) Bu insan vücudunun tüm bölümleri için de geçerli mi? Vücudun her hücresi? 
C: Evet
--------------------------------------------------------------------
C: Daha önce konusu geçen protein antenleri ile sizin gerçekliğiniz arasındaki ilişkiyi düşünün. Bu sizin kim olduğunuzu ve ne gördüğünüzü belirliyor. 
S: (Pierre) Bunun anlamı şu mu? Kaos zamanlarında üst yoğunluk KH varlıkları insanları ışınlıyorlar ve...
C: Hayır. Kişinin antenleri kozmik amaçlara ayarlamaya çalışması gerektiği anlamına geliyor.
----------------------------------------------------------------------
C: Üzerinde düşünülebilecek bir liste çıkardın, o yüzden onu oku! 
S: (L) Tamam. Bir liste yaptım. Bence kendini boyutlar arası manipülasyonlardan ve zararlardan korumak için yapılabilecek başlıca şeylerden biri disosyasyondan sakınmak. 
C: Evet. 
S: (Artemis) Ve negatif düşünce döngülerini beslememek. 
(L) Evet, disosiye oluyorsan, öncelikle bir fantezinin içindesin demektir, yani gerçekliğe dikkat etmiyorsun. İkinci olarak negatif düşüncelerin oluyor ve negatif düşünce döngülerine giriyorsun. Sanırım en önemli şeylerden biri bu. Doğru mu? 
C: Kesinlikle! 
S: (L) Tamam. Bir sonraki husus diyet. Eğer diyetin berbatsa ve KH güçlerinin bizi zehirlemek üzere dünyadaki temsilcilerinin yemeklerimize katmalarını sağladıkları tüm o kimyasalları alıyorsan, o zehirler birikip proteinlerimizi ve antenlerimizi mahvedebiliyor. Yani diyet ikinci önemli şey, doğru mu? 
C: Evet! 
S: (L) Tamam. Diyetle bağlantılı olarak, uyku saatlerini de mümkün olduğu kadar düzenli hale getirmek, dengeli bir bağırsak florası... bu tür şeyler. Pekala, listemdeki bir sonraki şey izlenimlerini ve sıkıntılarını paylaşmak. 
C: Çok önemli! Pek çok kişi düşünceleri, izlenimleri, endişeleri, korkuları vs. paylaşma konusunda isteksiz. Bu, içsel durumu ciddi şekilde değiştiriyor ve hatta reseptörleri kapatabilir ve o durumda KH'nin mekanik yollarla yaptığı düşünce ve duygu manipülasyonlarına daha fazla maruz kalırsınız!! 
S: (Artemis) Paylaşmak ÇOK önemli. 
(Joe) Mekanik yollarla derken? 
(L) Sanırım kimyasallar, ışınlar vb. Yani başkalarıyla iletişim veya bağ kurmanın veya paylaşmanın, o mekanik müdahale yollarından bazılarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini mi söylüyorsunuz? 
C: Evet 
S: (Artemis) Eğer paylaşmıyorsan, bir yankı odasıyla içsel diyalog halindesin demektir. Gerçek bir geribildirim, bilgi veya bakış açısı almıyorsun. O durumda yanlış bir düşünüşe kaymak kolaylaşıyor. 
(L) Evet önemli bir husus: Paylaşmıyorsan, yankı odasındasın demektir! Eğer kendini kendine saklayıp kapanıyorsan, yankı odasındasındır. O zaman KH manipülasyonlarına ve manevralarına daha açık hale geliyorsun. 
(Andromeda) Ve hiçbir şey bunu düzeltmeye yardımcı olamıyor.  (L) Evet. Listemdeki bir sonraki şey: Mümkün olduğunda, yanlış yaptığın kişiye yönelik telafi edici birşeyler yapmak ve bu mümkün değilse o telafi edici şeyleri genel olarak dünyaya yönelik olarak yapmak. Çok, çok büyük pişmanlıkların olabilir ve telafi edici birşey yapmaya çalışmak mümkün olmayabilir ve hatta herşeyi daha kötü hale getirebilecek olabilir. O yüzden, bence o koşullarda yapılabilecek şey... 
(Artemis) ...başkalarına yardımcı olarak telafi etmek. 
(L) Evet evrene ve ihtiyaç halindeki başkalarına vererek telafi sağlamak. Yani düşünceler, zaman, enerji vb. yoluyla. 
C: Evet. 
S: (L) Tamam, en önemlilerinden biri değilse de faydalı yani bu. Bir sonraki husus, enerjini korumak ve KH dinamiklerini beslememek. 
C: Yine çok önemli ve en zorlarından biri çünkü KH, insanları yemek haline gelecekleri negatif dinamikler içine çekmek üzere pek çok numara ve tuzak kullanır. 
S: (L) Tabi yemek haline geldiğinde KH tarafını besliyorsun ve onu yalnızca kendi en yüksek çıkarlarına karşı değil, aynı zamanda BH'nin en yüksek çıkarlarına karşı güçlendirmiş oluyorsun. Sanırım psikopati gibi. Her türlü blöfü, bayağılığı ve berbatlığı deniyorlar. Psikopatın tüm o berbat eylemleri veya muameleleri karşısında güçlü durduğunda, seni başka herhangi bir yolla ele geçiremediğini anladığında başvurduğu son çare kendini acındırmak. Kendini suçlu hissetmeni sağlamaya çalışır. Onlar karşısında kendini suçlu veya üzgün hissetmen temelde KH besini sağlar. 
C: Suçluluk duygusu esasen çok gizli nitelikte bir ego özelliğidir. 
S: (L) Bu ne anlama geliyor? 
(Pierre) Yani kurban çok zayıf ve sefil görünüyor ve... 
(L) Ve onların istek ve ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşünmek egona iyi hissettiriyor.
(Artemis) Veya merhametli olduğunu hissediyorsun. Neredeyse sahte empati gibi.
(Pierre) Ve kendini acındıran kişi çoğu durumda ego tatmini yapıyor. Bundan besleniyor. 
(L) Bu onun için bir ego tatmini ve sen onun suçluluk hissettirme oyununa geldiğinde, öncelikle onun KH tarafını beslemiş oluyorsun. Ve sanırım ikinci olarak da kendi egonu beslemiş oluyorsun çünkü kendini bir kurtarıcı olarak görüyorsun veya birşey elde edeceğini hissediyorsun. Dişi vampir dinamiği! Avını çekmek için kendini acındırıyor. "Eğer bu kişiyi kurtarırsam veya istediği veya ihtiyaç duyduğu şeyi yaparsam, o zaman BENİM için birşey olacak!" 
(Pierre) Gerçeği olduğu gibi görmenin ne kadar önemli olduğuna dair epeyce konuştuk kendi aramızda. Fakat bu konuşmalardan anladığım kadarıyla, düşüncelerin ötesinde, doğru bağlamda doğru kişiye karşı doğru hislere sahip olmak da çok önemli. Doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) Tamam, listemdeki bir sonraki hususa geçelim. Bunu listeye ekledim ama çok emin değilim. Faydalı olacağını düşündüm: 5Y'deki atalarla ve evliya gibi kişilerle korunma amacıyla bağlantı kurmak. Bunun faydalı birşey olacağını düşündüm. Bence insanlar ataları veya ölmüş yakınları vb. arasında iyi ve saygın birileri olup olmadığını araştırmalı ve onlara mektup yazarak veya rüya iletişimi yoluyla zihinsel bağlantıyla onlardan koruma istemeli. 
C: Evet 
S: (L) Ve kendi atalarını bulamıyorsan başkalarınınkini bul! 
(L) Doğru. İyi ataları olan biriyle bağlantıya geçersen, gerçekliklerin paylaşılması nedeniyle onların ataları senin ataların olur. Açılırsın, endişelerini ve sıkıntılarını paylaşırsın. Herhangi bir grubun iyi ataları veya herhangi bir gruptaki herhangi bir kişi, grubun diğer üyelerinin iyi ataları haline gelir bir bakıma. 
(Pierre) Ve burada TÜM ataları değil, sadece iyi olanları belirttin. Aynı şey evliya gibi olan kişiler için de geçerli. Bence insanlar şunu farkında olmalı ki, aslında evliya olmayan pek çok evliya var ve kötülendiği halde aslında çok iyi olan kişiler de var. 
(L) Başkaları tarafından evliya yapılan ama aslında çok iyi olmayan kişiler var. Ve o sıfatı hak ettiği halde öyle görülmeyen başkaları da var. Bu iyi bir tartışma konusu. K'larla değil insanlar arasında tartışılacak bir konu. İnsanların yapmasının faydalı olacağını düşündüğüm bir başka şey ise yeni ölmüş kişilere rehberlik etmek. Tanıdıkların vb. arasında ölüm sürecinde olan veya yakın zamanda ölmüş olan biri varsa, esasen yaşamları sırasındaki düşünce kalıpları nedeniyle alışık olmayabilecekleri o gerçeklikte onlara bir şekilde rehberlik yardımı sağlayabilirsin. Maddeciliğin egemen olduğu bu dünyada pek çok kişi ölümden sonra yaşam olduğunu veya başka bir dünya olduğunu düşünmüyor. Oraya gittiklerinde ne yapacaklarını bilmiyorlar! Kim veya ne olduklarını veya nereye gideceklerini bile bilmiyorlar. Bunu yapmak önemli mi? 
C: Evet ama bazı kişiler için tabi. 
S: (L) Herkesin yapması gereken birşey değil. Ama ölmekte olan, sevdiğiniz bir kişi varsa, içinden geçmekte oldukları süreç ve ne bekleyebilecekleri konusunda onlarla dürüstçe konuşmanın zararı olmaz kesinlikle. Listeme eklediğim bir diğer hususa gelince... insanların gerçekliklerinin tam olarak farkına varmalarını sağlamada her zaman kullanmaya çalıştığımız şeylerden biri, ayna dediğimiz şey. Bu bazı durumlarda çok hassas bir süreç. Bazı durumlarda ise biraz nahoş. Hatta ASLA hoş değil. Birisinin sana herşeyi berbat ettiğini söylediği bir noktaya varıp da cevaben samimiyetle "Söylediğin için teşekkür ederim!" demedikçe tabi. Ama neredeyse hiç kimse bunu samimiyetle yapmıyor çünkü bu o sözcükleri söylemek kadar basit birşey değil. Bana öyle geliyor ki, üstlendiğimiz bu süreç bir tür inisiyasyon. Peki bu yol... 
C: Evet ama dikkatli yaklaşılmalı çünkü pek çok kişi o kadar ileri düzeyde çalışma için hazır değil. S: (L) Listemin sonundaki husus sanırım diyet konusuna dahil. Haftada bir gün oruç tutmak iyi bir fikir diye düşündüm.
C: Aralıklı oruç diyeti işe yarar.
S: (L) Ve tabi dua iyi birşey. Atladığım başka birşey var mı?
(Chu) Birlikte şarkı söylemek.
C: Evet! Chu'nun belirttiği gibi, yakın zamanda farkına vardığınız birşey!! 
S: (L) Birlikte şarkı söylemek ve tabi doğru şarkıları söylemek. Geçen gece karaoke yaparken, insanları belirli şarkılarla başlatıp sonra farklı seviyelere geçince insanların nasıl olduğunu görmek üzere gözlem yaptım. Herkes oldukça iyi gitti sanırım. Oldukça rahattılar. Sanırım şarkıları türüne göre belirli bir şekilde sıralamak faydalı olabilir. Eğer dünyadaki herkes aynı şarkıları söyleseydi, bu yüksek frekanslarla bir tür limbik bağlantı sağlar mıydı? 
C: Evet!! 
S: (L) Sanırım tüm hususları ele aldık. Listede fal da var... Günlük kullanım için I Ching kullanıyoruz ve sanırım çok sayıda grup üyesi de aynı şeyi yapıyor. O konuyu ele aldığımızı sanıyorum. Küçük listeme not aldığım şeylerden biri de, Havari Pavlus'un önce sakınılacak şeyleri, sonra da artırılacak şeyleri sıralamış olması. Sakınılmasını söylediği günahlar listesinde şunlar var: Zina, şehvet düşkünlüğü, husumet, kavga, kıskançlık, öfke, bencillik, geçimsizlik, çekememezlik, sarhoşluk. Bunların hepsi oldukça standart. Sanırım iyi bir temel liste ve kendi koşullarına bağlı olarak farklı şekillerde de uygulanabilir. Sonra da erdemleri sıralamış: Sevgi, neşe, huzur, sabır, nezaket, iyilik, sadakat, inançlılık, yumuşaklık, kendine hakimiyet. Pavlus'un kendine hakimiyeti de listeye eklemiş olması ilginç. Ve kendini kandırmamak, birbirini kışkırtmamak ve kıskanmamak. Listenin sonunda da şöyle demiş: "Ne ekersen onu biçersin" ve "Yılmayalım, ümidimizi kaybetmeyelim." Bunlar üzerinde düşünülebilecek oldukça olumlu şeyler bence.
C: Bu tartışma bağlamında "ekme" kısmını hatırlamak çok önemli. 
S: (L) Antenlerimizin geleceğimizi belirlemesini kastediyorsunuz. Ne ekersen onu biçersin. İç dünyana ve birlikte yaşadıkların anlamında dış dünyana özen göstermezsen antenlerini mahvedersin ve kötü bir geleceğin olur çünkü antenin yanlış şeyler çeker. Bunu mu kastediyorsunuz? 
C: Evet


----------------------------------------------------------------------

Bu alıntılar için yorum yapma isteğim K.ların şu cümlesi ile tetiklendi,

"C: Bu kanallama süreci geniş kapsamlı. Ruhsal/psişik/fiziksel. "
Aslında çok geniş bir yorum veya özet bilgi özelliğini  bu alıntıladıklarımın tümü kapsıyor fazla uzatıp konuyu dallandırmaya lüzum yok,

"Ruhsal/psişik/fiziksel" kanallama üzerinde şunu söyleyebilirim ruhsal konulara bağlantı kurabilmek için kişinin psişik hazır konumda olması lazım ,kısaca ben "yankı odası"ndan çıkmak istiyorum şeklinde psişik olgun hale gelmesi gerekiyor onu da disosiyeden kurtulma olarak yorumluyorlar,bir çeşit antenlerin ayarlanmaya başlanması,

"S: (L) Tamam. Bir liste yaptım. Bence kendini boyutlar arası manipülasyonlardan ve zararlardan korumak için yapılabilecek başlıca şeylerden biri disosyasyondan sakınmak. 
C: Evet. 
S: (Artemis) Ve negatif düşünce döngülerini beslememek. 
(L) Evet, disosiye oluyorsan, öncelikle bir fantezinin içindesin demektir, yani gerçekliğe dikkat etmiyorsun. İkinci olarak negatif düşüncelerin oluyor ve negatif düşünce döngülerine giriyorsun. Sanırım en önemli şeylerden biri bu. Doğru mu? 
C: Kesinlikle!  "

Fiziksel hazırlık ise zaten her hücrede proteinlerde olan antenler vasıtası ile oluyor, bedeni tuzak kimyasallar ihtiva eden gıdalardan sakınmak ve belki ara ara perhiz yapmak ,egzersiz ,o zaman ruhsal bağlantı yani zaten bağlı olduğumuz evrensel morfik alemle vaya 7Y ile bağlantı temiz saf hale gelip gelişim mükemmeleşiyor,

Egzersiz derken biraz daha gençken egzersizi bolca  yaparken endorfin müptelası gibi uyuşturucu bağımlılığı esnasında zihnin üst alemlerle ilintisi daha kolay oluyor haftada 3-4 defa dört km.koşardım, bunun somut durumunu o hallerdeyken  yaşadım yani çifte mutluluk..

----------------------------------------------------------------------

C: Ölü.
S: (L) Ölmüş insanlardı. Harika. Ölmüş insanları mı kaçırdılar? Yoksa canlıyken mi kaçırdılar?
C: Hayır.
S: (L) Aracın kaza yapması nedeniyle mi öldüler?
C: Hayır.
S: (L) Peki o zaman buradaki hikaye nedir? Başka hangi seçenekler kaldı?
C: Alındılar.
S: (L) Ölüm sırasında alınıp remolekülerize mi edildiler? Daha önce tartıştığımız şeyi mi kastediyorsunuz?
C: 3'üncü yoğunluk.
S: (L) Üçüncü yoğunlukta mı remolekülerize edildiler? Bunu mu söylüyorsunuz?
C: 3'üncü yoğunlukta alındılar.
S: (L) Lütfen bir insanın alınmasından neyi kastettiğinizi söyleyin.
C: Öldükten sonra alındılar.
S: (L) Yani ölmüş bedenleri aldılar, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (LM) Neden? (L) İncelemek için. Bu cesetleri canlandırmayı mı planlıyorlardı?
C: Açık.
S: (L) Bir ölümden sonra yeniden canlandırmak için cesetleri alıyorlar mı hiç? 
C: Evet. 
S: (L) Cesetleri alıp yeniden canlandırınca, o bedeni kullanmış olan ruhla mı canlandırıyorlar? Ruhu yakalayıp geri mi koyuyorlar? 
C: Hayır. 
S: (L) Bedenleri yeniden canlandırırken, dünyadışı bir varlığın ruhuyla mı canlandırıyorlar?
C: Çok sayıda olasılık.
S: (L) Cesetleri ruh olmadan canlandırmaları mümkün mü? 
C: Evet. 
S: (L) Cesetleri ruhsuz olarak canlandırdıklarında, zombi gibi bir varlık mı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Bu konuda bize biraz daha bilgi verebilir misiniz? Eğer onları ruhsuz olarak canlandırıyorlarsa, buradaki canlandırıcı güç veya enerji nedir? 
C: Diğer insanlardan ayırt edilemez. 
S: (L) Diğer insanlardan ayırt edilemez. (LM) Bu nasıl mümkün olabilir?
C: Teknoloji herşeyi mümkün kılıyor!!!
S: (L) Elbette 4'üncü yoğunluk teknolojisinden bahsediyorsunuz, değil mi? 
C: Evet. 
S: (L) Peki bir çeşitli enerji yüklenerek yeniden canlandırılan bir beden... (SV) "Çi" enerjisi olabilir mi? (L) ... Biz ruhu fiziksel bedenin canlandırıcı gücü olarak algılıyoruz. Yani ruh gittiğinde beden ölür. Doğru değil mi?
C: Sınırlı veriye dayalı varsayımlarda bulunuyorsun.
S: (L) Peki o halde bir bedenin ruh olmadan nasıl yeniden canlandırıldığını söyleyerek veritabanımı genişletir misiniz? 
C: Karmaşık teknoloji; elektronik biyo-üretim frekans uyumlaması ve tüm işlevlerin izlenmesi ve kontrolü için son derece yüksek frekanslı radyo sinyali aktarıcıları; düşünce kalıbı taklidi ve duygu frekansı titreşim oranı modülasyonu dahil!!!! 
S: (L) Bunu yaptıklarında fiziksel beden... 
C: Evet. 
S: (L) Kan, kalbin atışları ve herşey... 
C: Hücre dahil tüm işlevler taklit ediliyor. 
S: (SV) Peki ya aura? (L) Böyle bir varlığın aurası olur mu? 
C: Projekte ediliyor. 
S: (L) Diğer tüm frekanslar ve diğer şeyler gibi o da projekte ediliyor. Peki... (SV) Etrafımızda bu türde yürüyen çok ölü var mı? 
C: Matrix materyalinde anlatılan "Robotlar"ın yerine kullanılan varlıklar.
S: (L) Normal bir insanın bu tür bir varlığı tespit etmesi mümkün mü?
C: Hayır. 
S: (L) Tüm gezegende normal bir insanmış gibi davranan, bu türde yaklaşık kaç varlık var? 
C: 2.000.000.
S: (L) Yaklaşık 2 milyon mu? 
C: Evet. 
S: (L) Pekala... 
C: Laura, onlardan 7 tanesi ile karşılaştın. 
S: (L) Kim onlar? 
C: Keşfet. 
S: (L) Bir ipucu verebilir misiniz? Son... (SV) Ben onlardan biri miyim? [Gülüşme] Asla bilemezsin! (L) Herhangi birimiz onlardan biri mi? 
C: Keşfet. 
S: (SV) O yedi taneden herhangi biri üzerinde yapışık ruh çıkarma yapıp yapmadığını sor. (L) Bu karşılaşmalardan herhangi biri geçen sene içinde miydi? 
C: Açık. 
S: (L) Bana bu konuda herhangi birşey söylemeyecek misiniz? Eğer bununla ilgili herhangi bir bilgi almamı sağlayacak bir soru varsa, o soruyu sorulmuş kabul edin. 
C: Beslenme uzmanı kim? 
S: (SV) O kitabı yazan kişi mi? S  S  mi? (L) O beslenme uzmanı değil. (SV) Beslenme uzmanı olarak tanıdığın kim var?O kitabı yazan kişi o değil miydi? Beslenme uzmanı? (L) S  S  'yi mi kastediyorsunuz? 
C: Evet. 
S: (LM) Buna inanmakta zorlanıyorum. (F) S  S  robot mu? (L) Ne zaman öldü? 
C: Açık. Tüm yapmanız gereken bir "hastane ziyareti." [Laura'nın notu: Bildiğim kadarıyla S  S  en az iki kez cerrahi için hastaneye yatırıldı.] 
S: (LM) Peki sonra? (SV) Hastane ziyaretinden neyi kastediyorsunuz? (LM) Bu saçma. (L) Belki ölüm belgesi vardır...
C: Saçma değil.
S: (L) Yani eğer bir kişi ameliyat için bir hastaneye giderse, ölüp bu şekilde yeniden canlandırılması mümkün mü? Kimse anlamadan?
C: Evet.
S: (LM) Neden? (L) Neden olduğunu biliyoruz, çünkü gezegeni ele geçirmek için bir güç oluşturup tüm gezegene yayıyorlar... Bunu zaten biliyoruz! Bu doğru mu? 
C: Açık. 
S: (LM) Açık ne demek? (L) Açık demek, bir şey henüz mutlak bir şekilde kesinleşmedi demek. Evet anlamına da gelebilir. Demek S  S  bu robotoidlerden biri diyorsunuz, doğru mu? 
C: Bilginiz ve korumanız için size bir örnek verdik ama şu anda başka bir örnek veremeyiz. [Laura'nın notu: Belirli kaderleşmiş bir etkileşim meydana geldikten sonra verebilirler anlamında mı acaba?] S: (L) Bu bireylerin karakteristiklerini kavramak bana mı kalıyor?
C: Verilen bilgilere dayalı olarak, evet.
S: (L) Sanırım bu bireylerin sahip olabilecekleri özelliklerden biri, tekrarlanan bir duygusal kalıp olabilir. Görünüşteki zekaya rağmen, duygusal frekansları projekte edildiği için ve aslında hiçbirşeyden birşey öğrenmedikleri için, sürekli tekrarlanan bir davranış kalıpları olur; ipuçlarından biri bu mu? 
C: Evet. 
S: ... (L) Bu tür bireylere karşı ortaya çıkan belirli bir içgüdüsel algı var mı?
C: Kişiliksizlik.
S: (L) Bir şekilde kişiliksizler mi? Yani bu bireyler kişiliksiz bireyler mi?
C: Tek başlarına çok uzun "zaman" geçirirler.
S: (L) Demek ki F  de onlardan biri! ... Tek başına çok zaman geçiriyor. (SV) Pek çok insan öyle! (L) Frank onlardan biri mi? 
C: Hayır. 
S: ... (L) Seninle eğleniyoruz F  ! Onu kastetmedim! (SV) Frank kesinlikle kişiliksiz değil! (L) Kocam onlardan biri mi?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, kişiliksizlik, bu işin parçalarından biri. 
C: Kilit bir unsur değil. Dezenformasyon dağıtımı daha olası. 
S: (L) Pekala, John W  onlardan biri mi? 
C: Açık. 
S: (L) John W  'nin bazı özellikleri uyuyor. Ona mantıklı birşey söylüyorsun, o ise sanki önceden kurulmuş bir programı çalıştırıyor gibi ve tam senin düşündüğün noktaya geldiğini sanırken program sona eriyor ve program baştan başlıyor. Ve bu beni şaşırtıyor. Pekala... Bize bu konuda başka birşey söylemeyeceğinizi tahmin ediyorum. Bu varlıklar kim olduklarını biliyorlar mı? 
C: Bunlar bilinçli varlıklar değil! 
S: (L) Bilinçli birer varlık değiller ve sana yönelik reaksiyonları uzaktan kumanda edilir gibi. (SV) Yani onlara kim olduklarını söylersen... 
C: Uzaktan kumanda ediliyorlar. 
S: (L) Pekala, bu soruyla ilgili başka sorumuz var mı? (SV) Onlara kim olduklarını söylersen buna katılırlar mı? (L) Hayır, muhtemelen katılmazlar. (SV) Uzaktan kumanda ediliyorlar... (L) Onları kimin yönettiğini bilemezsin ve öyle birşeyi şiddetle inkar ederler. (SV) O zaman hedefi haline gelirsin... (L) Evet buna şüphe yok. Dünyadaki bu 2 milyon varlığın amacı nedir? İpucu verebilir misiniz? 
C: Bekle ve gör.
----------------------------------------------------------------------

Zombi konusu şu aralar çok revaçta benim çağımdakilere çok yeni geliyor ,çocukluğumuzda dirilen insanlarla ilgili masallar bizlere ara ara anlatılırdı irkilirdik,fazla üzerine durmadık,ama şimdi gençlerimizi oldukça fazla ilgilendiriyor zira ilgi gerçekmiş,ama burada bahsedilen filimlere bolca konu olan  zombi  değil başka tip robotik oluşumlar, detayını aşağı yukarı verdiler,

İki milyon kişi az değil ,bazı celselerde bu tip varlık üretimi için savaşlarda ölenlerin büyük kısmında uygulamalar yapıldığını da biliyoruz, etrafımızdaki kişilerde aramak biraz paranoya olsa da aşırı dikkat ve biraz standartların üzerindeki hassasiyetle arayış fark yaratabilir , bulabiliriz gibi,

Bazı idareciler görüyoruz yalanları ve bozuk davranışları devam ettiriyorlar ve bundan katiyen gocunmuyorlar ,mesela insanları gözünün içine baka baka soymaları onlara olağan geliyor bu kişilerde erdemli hareketler bazen görülse bile akabinde daldıkları negatif davranışları tekrar ediyorlar veya takılı kalıp baştan aynı yalanlarda tekrarlamalar yapıyorlar o zaman bu insani davranışların 4KH den projekete edilmiş aura gibi kabul etmek gerekir ,

"C: Hücre dahil tüm işlevler taklit ediliyor. 
S: (SV) Peki ya aura? (L) Böyle bir varlığın aurası olur mu? 
C: Projekte ediliyor. 
S: (L) Diğer tüm frekanslar ve diğer şeyler gibi o da projekte ediliyor. Peki... (SV) Etrafımızda bu türde yürüyen çok ölü var mı?"

Bu kabil gerçekleri ortaya bilgi ile çıkarınca  bu madde dünya halinin cehennem diye tanımlanması anormal değil, alevler içinde yanmak gibi bir ortamda bulanmaktan çok hafif, inanacak bir dayanak bulmak ne kadar güç ,

Düşünsenize organik portallar bir yandan ,bu anlatılan diriltilmiş robotikler diğer yandan enkanasyon döngüsü başında olanlar , griler, ruhsuzlar bir yandan yankı odası bana yeter burası deyip çıkmam diyenler ve bunları orkestra şefi gibi yöneten KH manipülasyon atakları,


Neticede dayanacak bir payanda aramak çok safça oluyor,zaten bu oluşlarda bulunanların aldatma ve olayları çarpıtma yani KH nın genel karakterinin ana teması gücün kendinde değil başka yerlerde olduğuna inanan safları bozuk yollarda süründürüp oldukça bol negatif ürettirip besinlerini çoğaltmak,

Genel olay bu,
-----------------------------------------------------------------
BEKLENTİ KENDİ GERÇEKLİĞİNİ YARATMAK DEĞİLDİR.
S: (L) Ama beklentinin herşeyi mahvettiğini, o yüzden beklenti içinde hareket etmemem gerektiğini de söylemiştiniz.
C: Beklenti kendi gerçekliğini yaratmak değildir.

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Loto sayılarını alabilmemiz için yerine getirmemiz gereken herhangi birşey var mı? Yapmamız, olmamız, düşünmemiz veya söylememiz gereken birşey? 
C: Tamamen saf niyet; yani açık.
S: (L) Tamamen açıklık mı?
C: Beklentisizlik.
S: (L) Bu tür bir ilgi istediğimizdeki beklentilerimiz kanalı zayıflatıyor mu? 
C: Evet. 
S: (L) Bunu elde edip etmemeyi umursamamamız gerekiyor yani? 
C: "Mutluyum ve şanslıyım" davranışı işe yarıyor. Daha önce senin de olduğun gibi. 
S: (L) Yani endişeli, gergin, beklentili olduğumuzda ve belirli bir fikre saplandığımızda akışı zorlaştırıyoruz öyle mi? 
C: Evet.
------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Önceki bir celse de bizim için bazı ekonomik düzenlemeler yapmakta olduğunuzu söylemiştiniz. Buna çok vurgu yapmayacağım ama bunun M  T  'yle ve hipnoza yapılan atıflarla bir ilgisi var mı?
C: Belki. Belirli bir yönde beklenti içinde olma. İman, canım
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Yani 4'üncü seviye Oryon KH grubu E  P  'yi kaçırıyor. Görünüşleri nasıl?
C: Görünüşlerini değiştiriyorlar.
S: (L) Değiştirince neye benziyorlar? O onları...
C: Kaçırılanın beklentisi neyse ona gör

----------------------------------------------------------------------
S:(L) V  "artık kişisel olmadığını" söyleyerek gruptan ayrılmaktan bahsediyor. Bundan neyi kastettiğini öğrenmek istiyorum. 
C: Yanıtlar onun kişisel arzu ve beklentileriyle uyuşmuyor.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala şimdi El Çupakabraların ne olduğunu sorabilir miyiz?
C: Neyse o.
S: (L) Birebir tercümesi "keçi kanı emicisi." Bu tanımlama doğru mu?
C: Transkriptleri incele. Bkz.: "Pencereden düşen varlıklar."
S: (L) Pencereden düşen bir varlık, başka bir yoğunluktan mı geliyor, yoksa yan boyutlardan birinden mi?
C: İkincisine daha yakın.
S: (L) Tamam yani yatay bir boyuttan geliyor. Bizim boyutumuza girmesini sağlayan şey nedir? 
C: Karmaşık ama en iyi şekilde "frekans sınırındaki elektromanyetik dalga patlamaları" olarak tanımlanabilir.
S: (L) Bu yaratığı yakalayıp durdurmanın bir yolu var mı?
C: Pencereden düşen varlık fenomeninin tüm "işleyiş" özelliklerini henüz anlamıyorsunuz. Buradaki fiziksellik tamamen geçicidir ve kısmen bilinç değişikliklerine ve tanıkların beklentilerine dayalıdır. 
S: (L) Tanığın korkusunun enerjisi yaratığın varlığını devam ettirmesini mi sağlıyor? Heyecan ve korkuyla mı besleniyor ve ortaya çıkmasını sağlayan şey bu mu? 
C: Yakın ama ilgisiz bir yönü de var. Yarım olarak geri-işlemeli.
S: (L) Nasıl yani?
C: Tek taraflıdan ziyade karşılıklı. Ayrıca pencereden düşme fenomeninin gerçeklikleri karşılıklı olarak enerjilendirdiğini, söz konusu her bir boyutta eşit olarak temsil edildiğini hatırla. Yani, boyut perdesi "yırtıldığı" için, birinin yarısı ve diğerinin yarısı, tümsel gerçekliği oluşturuyor. 
S: (L) Yani bizim gerçekliğimizden birşey de diğer gerçeklikteki birşeyi mi korkutuyor?
C: Hayır, o şekilde "işlemiyor."
S: (L) Bu karşılıklı yaratığın ilgisini hayvanlardan insanlara çevirme olasılığı var mı?
C: Son yanıtla aynı. Ve ondan önceki yanıtı da incele!
S: (L) Diğer gezegenlerden atılan varlıkların, sözün gelişi, ıslah edilmek için dünyaya gönderildiğini söyleyen öğretiler var.
Ve insan ırkının da bu yüzden bu kadar bölünmüş ve düşmancıl olduğu söyleniyor. Yani bu etkileşimler, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda zayıfın yok olması ve güçlünün hayatta kalmasına yönelikmiş. 
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız. 
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.

----------------------------------------------------------------------

Yukarıdakiler ise beklentinin ne olup olmadığı  hakkında bilince tam oturtma egzersizi gibi zira "beklenti kendi gerçekliğini yaratma değildir" ifadesinin açılımı üzerinde durmamız anlamamız gerekiyor tabii ki özne benim,

Beklenti o halde nedir, bir örneğe geçelim,

Sinemaya gidip şu filmi seyretmek istiyorum,
Burada tamamen şahsi bir zevke ait beklenti mevcut, yani kendi gerçekliğimizle ilgili değildir,

Yok şu anda benim gerçekliğim budur benimle ilgili tahminleri nasıl yürütürsünüz ,olayda tamamen benim isteğime bağlı bir konu var başkasının gerçekliği değil, istedim olacak, düşünceleri sıralanabilir

Bu arzulu düşünüş bir çok engelle karşılaşabilir ,gidemezsiniz başka bir uğraşı araya girer veya filim gösteriden kalkmıştır v.s. bu engeller sizi strese sokar zira olay sizin saf kendi gerçekliğiniz değil zira yürüyen illüzyonik yaşam halini tek bir neticeye şahsi zevkinize sınırlanış bırakmışsınızdır, kilitlemişsinizdir,  sınırlamışsınızdır,

Bu da evrenin doğasına aykırı bir husustur zira doğa değişkenliği ana karakter olarak işleyen bir tavırdadır,değişken çekim dalgaları üzerinde çok durduk, kısaca beklentiler zaman gelir tamamen çöker,

Şu cımbızlama cümleyi de çok iyi oturtmam gerek,gerçekten beklentiyi sıfırlayan oluşumun varlıkların algılayışı ve kendi gerçekliğini yaratma üzerine fikir veriyor,

"Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? "
Ve şu kısımla olayı tanımlıyoruz,
"C: Yakın ama ilgisiz bir yönü de var. Yarım olarak geri-işlemeli.
S: (L) Nasıl yani?
C: Tek taraflıdan ziyade karşılıklı. Ayrıca pencereden düşme fenomeninin gerçeklikleri karşılıklı olarak enerjilendirdiğini, söz konusu her bir boyutta eşit olarak temsil edildiğini hatırla. Yani, boyut perdesi "yırtıldığı" için, birinin yarısı ve diğerinin yarısı, tümsel gerçekliği oluşturuyor."

Bu izahlarla 4Y nin kısmen geçici fiziksellik ihtiva ettiğini daha iyi anlayabiliyoruz, yani 4Y gerçeğinde "lucifer Düşüşü" denen 3Y yaratılmış  ve bu olayın sabitlenmesi ve vazgeçilmez olduğu algısı için  4KH var gücüyle savaşmış savaşıyor, değişken fiziksellik kavramı doğmuş, kısaca 4Yi yarı fiziki haller karakterine büründürmüş hatırlayalım yoğunluklar bilinçteki aşamalara göre oluşmakta, boyut kavramının dışında,

Daha kolay izah için ülkemizi düşünelim ,jeopolitik özellikte geçiş ülkesi, doğu ve batıyı kaynaştıran bir durumumuz var sıkıntılar bu gerçekliğin fark edilmemesi yüzünden, bazen şarklı bazen garplı oluyoruz, olayı bu manada  değerlendirelim,
"birinin yarısı ve diğerinin yarısı, tümsel gerçekliği oluşturuyor."

Bu izah tarzımız sonuçtan başlangıca veya oluşanlara bakmak gibi oluyor yahut o münakaşalı dediğimiz diğer bir kanal bilgisindeki söz gibi,

"Sebebi yaratan sebep neticeden doğar"

Fizik alemdeki fasit daireyi ,kısır döngüyü işaret ediyor gibi gözükse de algıyı genişleterek ve 3Y düşünüşünü geliştirerek sebep ve netice arsındaki tekamül bir sonraki başlangıcı doğurur da diyebiliriz, ama diğer bir deyişle,

Esasta başlangıç ve son diye bir husus yoktur, konuyu bu gerçeklikle değerlendirmeli , 3Yi kazan kazmaları bırakmak gerek o zaman KH etkisini biraz boşlamış oluruz,

Yani "aldırma gönül aldırma"

Ve en sonunda biz bu bilgi yığınıyla "yaşam derslerden ibarettir" diyebiliyor ve olanlara bu açıdan bakabilme becerisini geliştirmeye çalışıyoruz, kısaca bu dersleri özümserken onun pozitif ve negatif tarafı sergileyen tarafı olduğunu ve bunun gayet normal olduğunu anlayabilen bilince gelmek, daha kısa ve özet olarak olanların kağıttan yapılmış bir oyun olduğunu kabul edebilmek ,en ufak bir tesirde kağıtlardan olmuş dizileri ve yükseltileri bir üflemeyle veya dokunmakla yıkabilmek gibi ,

O çok çekindiğimiz ölümü bu oyunun bir garnitürü gibi görür ve bahsettiğim üflemeye falan benzetirsek  gerçeği gören bir göze sahip olmuş oluruz,

----------------------------------------------------------------------
C: Açık ve dürüst bir şekilde konuşmak, sonra endişelerini ifade etmek ve dikkatli bir şekilde uyarılarda bulunmak müdahale değildir. Hata, kişi emirsel eylemlerde bulunmaya çalıştığında yapılıyor. 
S: Konuya sizin 6. yoğunluk konumunuzdan bakıldığında, eğer belirttiğiniz bu adımları düzgün bir şekilde atarsam, bundan pozitif bir sonuç çıkması, yani çocuğumun kendini öldürmemesi gibi bir olasılık var mı? 
C: Evet. 
S: Ne kadar iyi bir olasılık? 
C: Yüzde 80. 
S: Yüzde 50-50'den iyidir. (A) Neden diğer insanlardan ziyade çocuklarımıza karşı daha sorumlu olmamız gerekiyor? 
C: Ne demek istiyorsun? 
S: (A) Neden onlar için bu kadar çok endişe ediyoruz? Buna çok fazla enerji harcıyoruz. Yeterli uyku uyuyamıyoruz. Onlar ayrı birer ruh, o halde bu endişeden bağımsızlaşmaya çalışmamız gerekmez mi? Çocuklarımız için neden bu kadar endişeleniyoruz? 
C: Genetik/duygusal/hormonal/içgüdüsel/karmik çerçeve burada çok yoğun. 
S: Belirli şekillerde etkileşime girmek, belirli şeyler yapmak, yaşam-öncesi bir anlaşmayla mı ilgili?
C: Kısmen. Ruhlar sizi karmik ders profiliyle ilgili birincil öğrenme için bir araç olarak seçti
--------------------------------------------------------------------------



Bir dörtlüğümde "insanlık yalnız başına yapar bu yükselişi" demiştim , pek öyle değilmiş,

Bu hayatımızda çocuğumuz olmadı ,bu çağlarda genç olsaydık tüp bebek falan fayda verir belki bir netice hasıl olurdu, dolayısiyle bir anne baba duygularının tamamını biliyorum desem yanılırım ,

Konuyu evrensel tarafa çekip üreme fonksiyonları için ayarlanmış çift cinsiyete ayrılma ve birleşim işini ve sevgiyi cinsi münasebetin somut kavramına bırakmak da saf dillik olur zira seks o sıklıkla bahsettiğimiz sevgi işini tanımlamaz,

"S: Onu o kadar çok seviyorum ki, bu konu bana çok zor geliyor...
C: Ama o seksin sevgi olduğunu düşünüyor. "

Mademki cinsiyetin olmadığı alemlerden bu fiziki hal seçilmiş ve hasbel kader bu ortamdayız konuyu buranın şartlarında irdeleyip bir yerlere varmalıyız,

Yukarıdaki alıntıda yükseliş veya yaşam işi eğer ebeveyn iseniz yalnızlığı bir kenara bıraktırır, sorumluluk doğurur ,tahminen bu sorumluluk buluğ çağından sonra biraz gevşetilmeli zamanla uzaktan izler hale gelinmelidir,

Zira bireylerin  karşılaştığı her olayda dersini kendi başına alması lazım ,yaşı geçmiş ana baba kucağını terk etmeyip hayatta pısırık denen bir konumda olan ve sırtına giyeceği fanilayı bile annesine seçtiren kişiler biliyorum, yani öz imajını tamamen terk etmiş bu karmik öğreti yolunda ebeveyn olanlara sırtını dayayıp bir hayat geçirmek, anormal,

Hatta küçük çocukken anne baba fanusu içinde tutulup arkadaş bulma ve onlarla oyun oynayıp veya ilişkilerde bulunma işlerini yasaklayan bir terbiye tarzının nasıl aksak pasif ve yaşama bulaşamayan karakterler yarattığını da  bilmekteyiz,

Bütün bu söyleşinin nihayetinde şu karmik hareketin ne kadar olağan ve doğal olduğunun farkına varabiliyoruz ve başa gelenleri bu perspektiften görme eğiliminde yankı odalarında olup reenkarnasyona falan inanmayan kişilerden çok farklı ve stress yaratmayıp olumlu olumsuz yaşanan her olayı  bir ders aracı haline getirdiğimizi görüyoruz ,

Bu bana mutluluk veriyor ve yüzümdeki tebessüm eksilmiyor,
Öyle ya deliye her gün bayram..
-
------------------------------------------------------------------
 
(L) Sanırım o ilk iki videoyu tekrar tekrar izlemeniz gerekecek. (A___) Kolayca çözeriz. (L) Pekala millet, bitiriyor muyuz? Yoksa, sadece bir mola mı veriyoruz? (Mola) (L) İnsanların solumayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamamız gerek. Soluyuş, fizyolojilerinde birşeyleri değiştirebilir. Ayrıca kendilerini meditatif bir hale veya biyoenerjitik soluma yapabilecekleri bir duruma getirecek şekilde soluma yapmaları gerekiyor. Bu da karmik ve mevcut yaşam programlarından kurtulmalarına ve arınmalarına yardımcı olacak. Temizlenmeye başlar başlamaz, sürekli veri ve bilgi girişine müsait hale gelecekler ve geldikçe de temizlenecekler. Bu meditasyon ve soluyuş bir kaçış değil, iyileşme. Ayrıca gün boyunca, realiteye dikkat etmeniz ve ilüzyona düşmemeniz gerekiyor. Tamam, programın bu bölümünü hallettik. İnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor. Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm "ruhlu" bireylerin, parçalı bir 6B ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz. Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı kurulması anlamına geliyor.
---------------------------------------------------------------------

Bu anlatımdaki esası anlamak için 6B parçalı ruh ne demek ona bakmak lazım, neden 7Y den bahsedilmiyor,

İşte bu noktada zihni lineer daha doğrusu 3Y düşünüşünden sıyırmak gerek ,parçalanmış bir özelliğin tekrar birleşip 7Yde iş biter demek hep beraberiz demek gibi kırıntıların tek bir bütünleşik manzara getirmekte diye bir şeyi tahayyül edemeyiz, öyle bir şey yok zira 7Y her var olmuş varlık ne haldeyse orada ve diğer var olmuş hallerine bakar durumda aynada kendini seyreder gibi ,yalnız aynadaki aksi olarak gözüken tıpatıp aynı manzara değil ama o, onu hiyerarşik skalada düşünmek ise tamamen saçma bir algı, merdivensi bir hal yok, illa bir dörtlük mü yazmak gerek tamam,

Zihnim bedenim ellerim
Bu dünyada onu gösteririm
Gözlerimle etrafa baktığımda
Yine hep onu seyrederim

Böyle bir oluşu başka nasıl tarif edebiliriz bu kifayetsiz dil özelliğimizle ,bir ileri bilinçli tahminen gezici bir yolcu hakikat araştırmasında benimle temas kurup bilgilenme yolları ararken bana şöyle demişti ,

"Ağabey mesela soğan doğruyorum ,bir anda doğranmış bitmiş haliyle bütün eski halini beraber algılıyorum, delimiyim ben.."

Aynen balina iletişimi gibi,bakalım,

"S: (L) Bu gece ilk sorum, tüm hafta boyunca aklımda dolanıp duran bir konuyla ilgili: Balinalar neden şarkı söylüyor?
C: İletişim.
S: (L) İletişim kurmak için şarkı söylüyorlar. Bunu bir anlamda tahmin etmiştim. Bu incelikli ve karmaşık bir iletişim şekli mi? 
C: Evet. 
S: (L) Bildiğimiz konuşma dili kadar karmaşık mı?
C: Daha karmaşık.
S: (L) Bu dili nasıl anlayabileceğimize dair bize verebileceğiniz herhangi bir anahtar var mı?
C: Tamamen farklı bir şekilde düşünmeniz gerekir.
S: (L) Neden? Görüntü bazlı bir dil mi, yoksa ton bazlı mı? Çıkardıkları seslerin tonları belirli görüntüler, kavramlar veya fikirler mi oluşturuyor? 
C: Skotopik aktarım yoluyla psiyonik dalga modülasyonu.
S: (L) Psiyoniki hangi anlamda kullanıyorsunuz?
C: Eşzamanlı bir düşünce dalgası olarak görme, duyma, hissetme, algılama ve yanıt verme.
S: (L) Tamam, peki balinalar ne hakkında konuşuyor?
C: Doğru kavram değil. 
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Tümsel düşünce aktarımı.
S: (L) Balinaların ilgisini çeken hangi konular o düşünceleri aktarmaya enerji harcamalarına neden oluyor?
C: Tümsel eşzamanlı kavrayışın olduğunda "konuya" ihtiyaç yoktur.
S: (L) Balinalar insanlar hakkında ne hissediyor?
C: Yine yanlış fikir!! Bunu anlamıyorsunuz!!!
S: (L) Biliyorum! Sadece... insanlar hakkında ne hissediyorlar... 
C: Her balina, geçmiş, şimdiki ve gelecek tüm "zamanlardaki" tüm gerçekleri algılayabilir.
S: (L) Demek oldukça müthiş varlıklar. İnsanların onları avlayıp öldürmemesi gerekir!
C: Dersler deneyimleri şekillendiriyor."
Balinaların bu harikulade halini daha iyi anlamak için geçenlerde gösteri için havuza hapis olan bir katil balinanın akvaryumun camına başını vurup intihar etme olarak toplumun genel algısını düşünün ,ben öyle düşünmüyorum ,
"Yeter bu esaret beni doğaya bırakın" feryadını insanlara anlatma yolunu seçmiş ,2Y i sırf kendi zevkleri ve rant için eziyet eden insanların vicdan dediğimiz bölümünü kımıldatmaları için,
Anlatmak istediğim balina iletişiminin bir kül halinde her isteneni bütün algılayıcı duyguları harekete geçiren hali,
"C: Her balina, geçmiş, şimdiki ve gelecek tüm "zamanlardaki" tüm gerçekleri algılayabilir. "

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Sanırım tüm hususları ele aldık. Listede fal da var... Günlük kullanım için I Ching kullanıyoruz ve sanırım çok sayıda grup üyesi de aynı şeyi yapıyor. O konuyu ele aldığımızı sanıyorum. Küçük listeme not aldığım şeylerden biri de, Havari Pavlus'un önce sakınılacak şeyleri, sonra da artırılacak şeyleri sıralamış olması. Sakınılmasını söylediği günahlar listesinde şunlar var: Zina, şehvet düşkünlüğü, husumet, kavga, kıskançlık, öfke, bencillik, geçimsizlik, çekememezlik, sarhoşluk. Bunların hepsi oldukça standart. Sanırım iyi bir temel liste ve kendi koşullarına bağlı olarak farklı şekillerde de uygulanabilir. Sonra da erdemleri sıralamış: Sevgi, neşe, huzur, sabır, nezaket, iyilik, sadakat, inançlılık, yumuşaklık, kendine hakimiyet. Pavlus'un kendine hakimiyeti de listeye eklemiş olması ilginç. Ve kendini kandırmamak, birbirini kışkırtmamak ve kıskanmamak. Listenin sonunda da şöyle demiş: "Ne ekersen onu biçersin" ve "Yılmayalım, ümidimizi kaybetmeyelim." Bunlar üzerinde düşünülebilecek oldukça olumlu şeyler bence. 
C: Bu tartışma bağlamında "ekme" kısmını hatırlamak çok önemli. 
S: (L) Antenlerimizin geleceğimizi belirlemesini kastediyorsunuz. Ne ekersen onu biçersin. İç dünyana ve birlikte yaşadıkların anlamında dış dünyana özen göstermezsen antenlerini mahvedersin ve kötü bir geleceğin olur çünkü antenin yanlış şeyler çeker. Bunu mu kastediyorsunuz? 
C: Evet
-----------------------------------------------------------------------

Erdemli olmak veya bunu sahte kişilik halinde yaşamına yapıştırıp hem kendini hem de etrafındakileri aldatmak üzerine kendini içini çok iyi tarayıp vicdan muhakemesi yapma yolunda çok önemli hususlar,

Sezarın genel ahlak ve davranış kombinasyonunu rüya vizyon ve zamanın getirdiği karanlık dünya hallerine kapılmış insanları yeni bir din ve İsa sembolizması yaratarak günümüze kadar uzanan bir düzene sokan Paulun gösterdiği erdemli insan nasıl olunur tavsiyeleri, farkedildiği gibi diğer dinlerde de belirtilen standart söyleşiler,

K.lar "ekme "konusuna dikkati çekmekteler ve antenlerin ayarlanması için son derece önemli buluşlar,

" Ne ekersen onu biçersin. İç dünyana ve birlikte yaşadıkların anlamında dış dünyana özen göstermezsen antenlerini mahvedersin ve kötü bir geleceğin olur çünkü antenin yanlış şeyler çeker. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Evet "

Ve Paulun yaptıklarını özetleyen şu aktarımı da ilave edeceğim ve bu konuyu bitireceğim ,bu anlamda evvelce bir çok alıntıyla yani İsa hakkında zihinleri bunaltan aktarımlarım olmuştu burada sadeleştiriyoruz,

"(L) Tamam. Sanırım daha genel sorular sormamız gerekiyor. Pavlus ve Markos'un İncili hakkındaki yeni bitirdiğim kitapla ilgili sorularımı sonra sorarım belki. Olayları mümkün olduğu kadar doğru bir şekilde ifade edebildim mi? 
C: Ve bundan fazlası! 
S: (L) Pavlus hakkında okuduğum son kitap Pavlus'un vizyonlarında veya İsa'yla olan sohbetlerinde veya belki sizin deyişinizle kanallamalarında ne gördüğünü veya algıladığını açıklıyor temel olarak. Bizim bu bağlantı yoluyla aldığımız bilgilere çok benziyor. Bu yazar erdemliliği günahların bağışlanması olarak yorumluyor. Günahların bağışlanması/erdemlilik konusunu sormak istiyorum. Pavlus ne demek istedi bu konuda? 
C: Sizin ve başkalarının "arınma" veya Gurdjieff'in tanımıyla vicdanın "açılması" olarak deneyimlediğiniz şeye çok benziyor. 
S: (L) Diğer bir deyişle, bu "kurtarılma" veya "erdemli kılınma" veya günahlarının bağışlanması meselesi veya her neyse, ille de bir anda olması gereken bir şey değil, doğru mu? 
C: Kesinlikle. Ama nadir bazı durumlarda öyle de olabilir. 
S: (L) Ama bu çoğu insan için Jeanne De Salzmann'ın İlk İnisiyasyon'da tanımladığı şey gibi olacaktır daha ziyade. Önce kendini, yalanlarını, kendini nasıl sahte kişiliğinle özdeşleştirdiğini görebileceğin ve fiziksel benliğini değil de Pavlus'un deyişiyle "ruhsal benliğini" geliştirebileceğin bir noktaya ulaşman gerekiyor. Pavlus'un dediğine göre fiziksel beden Tanrının Krallığını alamıyor. Kastettiği şey ille de ölmen gerektiği değil, içsel benliğin, farkındalığın, vicdanın, ruhsal benliğin farkına varılması, sonra geliştirilip somutlaştırılması gerektiği, aşağı yukarı. "Kurtarılmak"tan kasıt bu, doğru mu?
C: Evet
S: (L) Pavlus'un söylediği şey büyük ölçüde bu çünkü bir anda gerçekleşen bir şey olarak tanımlamıyor bunu. Korkarak ve titreyerek kendi kurtuluşunu sağlaman gerektiğini söylüyor. Yani çalışma ve zaman gerektiren bir şey. Ama bugünkü şekliyle Hristiyanlık bunu öylesine çarpıtmış ki, neredeyse "tüm yapmam gereken sunağa gelip inandığını söylemek" diyor; o kadar. Ama işin gerçeği bu değil. 
C: Kötü niyetli bir şekilde metinler üzerinde epeyce oynama yapıldığını ve kafa karışıklığı meydana getirildiğini göz önünde bulundurun. 
S: (L) Kötü niyetli derken.... Güce ve kontrole sahip olmaya çalışan kişileri mi kastediyorsunuz?
C: Evet
S: (L) Anladığım kadarıyla Markos'un Kitabı, Pavlus'un Mesihinden bazı unsurların Galileli Yahuda'ya giydirilmesini kapsıyor ve Galileli Yahuda'nın devrimci karakteri veya herneyse tamamen çıkarılmış. 
C: Evet 
S: (L) Yani bir Yahudi Mesih vardı, bir de Pavlus'un Mesihi vardı. Bunlar birleştirilerek Nasıralı İsa yaratıldı; sandaletlerle dolaşıp mucizler yaratan hippi. Doğru mu? 
C: Evet 
S: (L) Başka soru? 
S: (Joe) Pavlus'un Mesihi kimdi? 
C: Sezar! 
S: (Joe) Pavlus bunu biliyor muydu?
C: Evet
S: (Niall) Selam sana yüce Sezar! 
(Scottie) BUM!"

Ara verelim dahaları var..



Tgur

#1158
YORUMLAR VI

Sekenenre'nin başında bir delik olan bir firavun olduğunu buldun. Peki kitapta başında bir delik olduğu ve adının da Sekenenre olduğu söylenen iskelet kimdi? 
C: Masonik ritüeller yaşam yoluna rehberlik ediyor.
S: (L) Chloe'nin yaşam yolu mu?
C: Ve diğerlerinin. 
S: Yani Chloe bu "kelimeyle" ilgili rüyayı gördü. Ben de onun kim olduğunu buldum ve arada bir bağlantı...
C: İpuçları... Sonuçlar değil.
S: (C) Bu bizim yaşamlarımız arasındaki bir bağlantıyı mı gösteriyor? 
C: Belki, ama bu konuyla ilgili olarak bundan fazlası var. 
S: (C) Laura, ben, Frank ve Ark da Sekenenre'yle ilişkili mi veya beşinci yoğunluk bununla bir şekilde ilişkili mi? Bu net bir soru değil... 
C: Ve kişi tüm varsayımlarından/beklentilerinden vazgeçene kadar net bir şekilde açıklanabilir değil.
S: (C) Tamam, bağlantıyı unutalım; bu aslında önemli değil.
C: Laura'yı bu konuda eğitmiştik ama hamlamış! 
S: (L) O kadar hamlamadım, ama bu Chloe'nin rüyası. Eğer bu benim rüyam olsaydı ve bunun hakkında birşeyleri bulmak istiyor olsaydım, öncelikle bu deneyimin gerçekten bir rüyanın bitişinde meydana gelip gelmediğini sorardım? 
C: Evet. 
S: (L) Tamam. Bu aynı zamanda diğer yoğunluklardan varlıklarla bir etkileşim miydi?
C: Beşinci yoğunluk.
S: (L) Bu varlıklar KH miydi yoksa BH mi? 
C: Beşinci yoğunluk değerlendirme ve geri döndürme bölgesidir. 
S: (L) Biri hayatını değerlendirip geri dönmenin eşiğinde miydi? Yoksa daha önce enkarne olmuş olan ve şimdi enkarnasyonlar arası değerlendirme bölgesinde bulunan birisi miydi? 
C: İkincisi.
S: Yani bu, daha önce enkarne olup ölmüş ve şimdi beşinci yoğunlukta bulunan biri. Chloe'nin tanıdığı biri miydi? 
C: Evet. Maternal. 
S: (C) Annem miydi? 
C: Evet. 
S: Sekenenre adı onun... 
C: Beşinci yoğunluk bağlantılarınızın mesaj verebilmek için yaratıcı olmaları gerekiyor, çünkü o kadim özgür irade emri bunu gerektiriyor.
S: (L) Diğer bir deyişle, annesi Chloe'nin özgür iradesini ihlal etmeyecek bir şekilde ona bir mesaj aktarmaya çalışıyordu, öyle mi? 
C: Sizin için yeterince yakın! 
S: (C) Demek annemden ve öbür taraftaki başkalarından mesajlar alıyorum. "Sevdiği" kısmı ne anlama geliyor? Dikkat çekmek için miydi? 
C: Belki. 
S: (C) Tamam, buradayım, mesajı versinler.
C: Hayır...
S: (L) Mesajı verdi, bir kitaptaki birşeyle ilişkili... Acaba... (C) Benim hayatım onların bana vermeye çalıştığı mesajın bir parçası mı? 
C: Pek sayılmaz... 
S: (L) Böylesine önemli bir mesaj aktarıldığına göre, Chloe'nin gerçekten belirli bir yaşam yolu olduğunu, belki de o yolu izlemediğini, ve bunun da bir "uyandırma çağrısı" olduğunu düşünebilir miyiz? 
C: Karanlıkta atış için fena değil! 
S: Demek oradayım. (ç.n.: "doğru yanıta isabet ettirdim" anlamında olmalı)
C: Orada değilsin ama belki "Orlando"dasın.
S: Chloe'nin yaşam yolunu ve Sekenenre'yi bulmak için Orlando'da mı olması gerekiyor?
C: Bunun üzerinde düşün.
S: (C) Önümüzdeki hafta Orlando'ya gitmeyi planlıyorum. Orada bir ipucu mu bulacağım?
C: Mümkün.
S: (C) İşle mi ilgili? 
C: Mümkün.

----------------------------------------------------------------------

Bazı yorumlarımız bulmaca çözme gibi oluyor, iyi oluyor,

Rüya yorumlarını çözerken var sayım bataklarına batmak bizler için her zaman mümkün, zira  hemen sorup cevap alacağımız hele böyle zorla ve amiyane tabir ile burundan kıl aldırır gibi sorgulamalar ve cevaplar alacağımız K.gibi değerli bir kaynağımız yok,

Hepimiz rüyalarda bu kabil durumlarla veya enteresan sözlerle karşılaşmışızdır ama çözemeyip boş ver demişizdir,buradaki

"C: Beşinci yoğunluk bağlantılarınızın mesaj verebilmek için yaratıcı olmaları gerekiyor, çünkü o kadim özgür irade emri bunu gerektiriyor."

kısmı beni oldukça fazla düşündürdü ,bu olayda yaratıcı kısım nasıl oldu yani o anne kızına bu başlangıçta çok anlamsız gelen mesajı neden verdi daha doğrusu bu işte özgür iradeyi zedelemeyen yaratıcılık nerede, gerçi sonuna doğru bazı var sayımlarla işi çözmüşler ama ortada K.ların olmadığını yani böyle bir sorgulama ve tatminkar cevaplar ip uçları alamadığımızı düşünün ,

Kanımca annesi bu K.larla ve Laura ve ekibi ile beraber olan kızına bu kabil çok anlamsız gibi gelen bu mesajın kızı tarafından celsede er geç sorgulanacağını  biliyordu ve olay tam istediği gibi cereyan etti,

Buradan hangi dersleri çıkarıyoruz,

Reenkarnasyon gerçekliği yanında evvelce bol bol aktarım yaptığımız beşinci yoğunluğun özellikleri ve oradakilerin muhtemel karşılaşacağı ortam hakkında bazı kırıntı bilgiler alabiliyoruz ,

Tekamülleri için oradaki ruhların özgür iradeleri sarsmayacak böyle mesajlar verebilme çalışmaları ,dünyada bıraktıkları yakınları ile bu kabil haberleşme imkanları olduğunu, burada olan olaylardan lineer zaman dışı bir algılayışla adeta seyrettikleri, bunu başka aktarımlardan da tesbit ettik ortamımızda olan bitenleri veya olacakları zaman çerçevesi dışında algılayabilmelerini,

Yahut  okumayanlar için kolaylık olsun diye ilgili topiği burada belirtiyorum ,evvel okuyanlar okumayabilir ,uzunca ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=38#27985

---------------------------------------------------------------------
S: (A) Bu tür bir zamanlama yok, ama gelmekte olan felaketlerle ilgili bir belirsizlik vardı... 
C: Felaketler mi ?!? 
S: (A) Evet felaketler... Kometler gelecek ve bunlardan bazılarının bir kutup kaymasına sebep olması söz konusu ve bu gerçekten de bir felaket anlamına geliyor... 
C: Whoa! Bir dakika Arkadiusz! Bunların hepsi hangi perspektiften baktığına bağlı. Sübjektif olmayalım. Eğer birisi bu sözde "felaketin" ortasında 4. Yoğunluğa geçiyorsa, bu ne tür bir felaketsellik ?!? Ve bu denli belirlenmemiş bir şeyden bahsediyorken nasıl olur da birisi "zamanlamayı" bilebilir ? 
S: (A) Tamam, anlıyorum; 4. Yoğunluğa geçecek bazıları için bu bir felaket olmayacak. 
C: Ve 5. Yoğunluğa geçecek bazıları için de o kadar kötü olmayacak. Sanki bir çeşit, " arkana yaslan ve gösterinin tadını çıkar." 
S: (L) Bir keresinde bana da "arkana yaslan ve gösterinin tadını çıkar" demiştiniz. Bunun anlamı yakında 5. Yoğunluğa gidecek olmam mı ? 
C: Yakında ? Daha sonra ? Ne fark eder ? Şimdi içinde bulunduğun kabın içerisine yerleşmeden önce fragmanları izlemiştin.
S: (A) "Fragmanları izlemiştin" derken neyi kastediyorsunuz ?
C: Önceden görüntüleri izledin ve kendin gönüllü oldun.

----------------------------------------------------------------------
Bazılarının önerdiğimiz kitaplar ile ilgili şüpheleri olduğunu biliyorum daha doğrusu hissediyorum, haklı olabilirler bu dezenformasyon dünyasında çok davranış bu hale destek oldu oluyor,aralardan doğruları bulabilmek güç,

Doğru bilgiye ulaşmak için ben başka bilgilerdeki müşterekliği arar ve bulduğumda alabildiğine yapışır incelerim ve hala şüphem geçmediyse o konuda rüya veya vizyon görürüm bunu evvelce de belirttim ,bunları söylerken biz bir şeyler değiliz yani kendimizi parlatma yolunda hevesimiz yok ,bu durumlara hepiniz rastlıyorsunuz yani bazı bilgilerin ısrarla çeşitli yollarla önünüze düştüğünü görüp şu veya bu sebeple ıskalayıp geçiyorsunuz, veya bilgiyi oturtma yolunda çaba gösteriyor zihindeki değişimi ve inancı yerleştiriyorsunuz, bilgilenme yolunda samimi bir yol ve ifşa,

Konuyu uzatarak şuna getirmeye çalışıyorum "Ruhların Yolculuğu" kitabında bu bahsi geçen daha doğrusu Arkadiusz'un dünyaya enkarne olmadan 5Y de hazırlanışı ile dikkat edilecek bir bölümü işaret ediyorum,

"S: (A) "Fragmanları izlemiştin" derken neyi kastediyorsunuz ?
C: Önceden görüntüleri izledin ve kendin gönüllü oldun. "

Bunda neden israr ediyorum zira bu konuyu çok iyi anlayan bilen sizlerin arasında olup bazı şüphelerle bilgilerin tam yerleşemediğini düşünüyorum ,

Size "Ruhların Yolculuğu"kitabından bir pasaj aktarıyorum,

************************************************
Diğer yandan, hayat seçimi yerine girdiğimiz zaman umutla ve yüksek beklentilerle doluyuzdur. Burada ruhlar yeni hayat seçeneklerini değerlendirirken temelde yalnızdırlar ve rehberleri ortalıkta görünmez. Bu telaşlı, uyarıcı yerin diğer ruhsal inceleme alanlarından çok daha büyük olduğu tanımlanmaktadır. Deneklerim, bazı ruhsal konumları tanımlamakta zorlanmakla beraber, hayat seçimi yeri hakkında konuşmayı severler ve dikkat çekecek kadar benzer tanımlar verirler. Bu yerin ruhlara kendilerini gelecekte, değişik ortamlarda farklı roller oynarken görme olanağı sağlayan bir sinema salonuna benzediği anlatılmıştır. Çıkıştan önce ruhlar kendileri için bir senaryo seçmiş olacaklardır. Yeni bir hayatın bizzat uygulanmasından önce, bir provasının yapıldığını gözünüzde canlandırın. Bu konuyla ilgili olarak, uygun kararları almada nasıl yardım gördüğünü yakinen bilen bir erkek denek seçtim.

Vaka 25
Dr. N: Yeryüzüne geri gelmek kararını verdikten sonra, bir sonraki adımda neler olur?
D: Eğitmenim ve ben işleri tamamlama zamanının geldiği hakkında anlaştıktan sonra düşüncelerimizi yollarız...
Dr. N: Devam et.
D: Mesajlarım koordinatörler tarafından alınır.
Dr. N: Kimdir onlar? Bedenlenmeyle ilgili bütün düzenlemeleri eğitmen rehberin yürütmez mi?
D: Tam olarak değil. Koordinatörlerle konuşur ve Daire'deki hayat olasılıklarını önceden görmede bize fiilen yardımcı olanlar onlardır.
Dr. N: Daire nedir?
D: Gittiğim yer. Oraya Kader Dairesi deriz.
Dr. N: Ruh dünyasında ona benzer başka bir yer var mıdır?
D: (ara) Ee... sanırım onlardan çok sayıda olmalı, fakat onları görmem.
Dr. N: Tamam, şimdi üçe kadar saymamın ardından birlikte Daire'ye gidelim. Saymayı bitirdiğim zaman sen bu deneyimin bütün ayrıntılarını hatırlama kapasitesine sahip olacaksın. Gitmeye hazır mısın?
D: Evet.
Dr. N: Bir, iki, üç! Şimdi ruhun hayat seçimi yerine doğru gidiyor. Ne gördüğünü açıkla.
D: (uzun ara) Ben... Daire'ye doğru yüzüyorum... halka şeklinde.., dev bir kabarcık gibi...
Dr. N: Devam et. Başka neler söyleyebilirsin?
D: Konsantre durumda bir enerji gücü var.., ışık çok yoğun. İçeri doğru emiliyorum... bir huninin içinden geçerek... huni biraz daha karanlık.
Dr. N: Korkuyor musun?
D: Hmm... hayır, daha önce de burada bulunmuştum zaten. İlginç olacak. Beni bekleyenlerden dolayı heyecanlıyım.
Dr. N: Tamam, Daire'nin içine sürüklenirken ilk izlenimlerin neler?
D: (sesini alçaltarak) Ben... biraz çekiniyorum.., fakat enerji beni gevşetiyor. Benimle ilgilenildiğine... özen gösterildiğine dair bir farkındalığım var... Kendimi yalnız hissetmiyorum... eğitmenimin varlığı da benimle beraber.
Dr. N: Her şeyi rapor etmeye devam et. Şimdi ne görüyorsun?
D: Daire kenarlarda ekranlarla çevrili, onlara bakıyorum.
Dr. N: Ekranlar duvarlarda mı?
D: Duvarlar onlardan oluşmuş gibi görünüyor, fakat gerçekte hiçbir şey katı değil... bütünüyle... esnek... ekranlar etrafımda bükülüyor... hareket ediyorlar...
Dr. N: Biraz daha ekranları anlat.
D: (gergin) Bir an için bir durağanlık oluyor... hep böyle... sonra sanki bir el bir film makinesine dokunuyor. Ekranlar görüntülerle canlanıyor ve renk de var.., hareket de... ışık ve sesle dolu...
Dr. N: Rapor etmeye devam et. Ekranlara göre ruhun nerede bulunuyor?
D: Ortada salınarak her tarafımdaki hayat icralarını seyrediyorum... yerleri... kişileri... (kaygısızca) Bu şehri tanıyorum!
Dr. N: Ne görüyorsun?
D: New York'u.
Dr. N: New York'u görmeyi sen mi istedin?
D: Oraya geri gideceğim hakkında konuşmuştuk... (kaptırarak) Aa... değişmiş... daha çok bina var.., ve arabalar... her zamanki kadar gürültülü.
Dr. N: Birkaç dakika içinde yine New York'a geleceğiz. Ama şu anda Daire'nin içinde senden ne beklenildiğini anlatmanı istiyorum.
D: Panoyu zihnimle işleme sokacağım.
Dr. N: Nedir o?
D: Ekranların önündeki bir tarama cihazı. Onu bir yığın ışık ve düğme olarak görüyorum. Sanki bir uçağın pilot kabininde gibiyim.
Dr. N: Ve bu mekanik nesneleri ruhsal bir mekanda görüyorsun, öyle mi?
D: Kulağa uçuk geldiğini biliyorum, fakat sana ne yaptığımı açıklayabilmem için içimden bana ulaşan şey böyle.
Dr. N: İyi gidiyor, bunun için endişelenme. Sadece bana panoyla ne yapman gerektiğini anlat.
D: Tarayıcıyı zihnimle işleterek kontrolü sağlayanların ekranlardaki görüntüleri değiştirmesine yardım edeceğim.
Dr. N: Oo, yani sinemadaki bir görevli gibi bir film makinesi mi çalıştıracaksın?
D: (gülüyor) Film makinesi değil, tarayıcı. Her neyse, zaten onlar da film değil. New York sokaklarında yaşanan gerçek bir hayatı izliyorum. Zihnim, izlediğim sahnelerin ilerleyişini kontrol için tarayıcıya bağlanıyor.
Dr. N: Bu aygıtın bir bilgisayara benzediğini söyleyebilir misin?
D: Bir bakıma... bir izleme sistemine etki ediyor ve dönüştürüyor...
Dr. N: Neyi dönüştürüyor?
D: Komutlarımı... aksiyonun izini bulabilmem için bunlar panoya kaydediliyor.
Dr. N: Panonun önünde pozisyon al ve onu işletirken bir yandan da her şeyi açıklamaya devam et.
D: (ara) Kontrolü üstlendim. Bir dizi sahnedeki çeşitli noktalarla buluşan hatlar görüyorum... Şimdi hatların üzerinde yol alarak zamanın içinden geçiyorum ve ekranlardaki görüntülerin değişmesini izliyorum.
Dr. N: Ve sahneler sürekli etrafında hareket mi ediyor?
D: Evet, sonra sahnenin durmasını istediğimde hatların üzerindeki noktalarda ışık yanıyor.
Not: Yolculuk hatları terimini daha önce de, ruhun naklinin tanımlandığı başka ruhsal bölgelerde duymuştuk (bk. Vaka 14).
Dr. N: Bütün bunları neden yapıyorsun?
D: Tarıyorum. Durmalar hayatın yollarındaki başlıca dönüm noktaları.., bu kapsamda önemli kararlar... olasılıklar... zaman içindeki alternatif seçeneklerin değerlendirilmesini gerektiren olaylar var.
Dr. N: Demek hatlar zaman ve uzay içindeki bir olaylar dizisinin içinden geçen yaya yollarını işaretliyor, öyle mi?
D: Evet, yol alış Daire'den kontrol ediliyor ve bana naklediliyor.
Dr. N: Yolda ilerlerken hayat sahnelerini sen mi yaratıyorsun?
D: Yo, hayır! Ben sadece onların hatların üzerindeki zamanda akışlarını kontrol ediyorum.
Dr. N: Hatlar hakkında başka ne söyleyebilirsin?
D: Enerji hatları.., üzerinde işaret okları gibi öne, arkaya yürütebildiğim veya durdurabildiğim renkli ışık noktalarının bulunduğu yollardır.
Dr. N: Bir video kasetini, başlat, hızlı ileri, durdur ve geri sar düğmelerine basarak yürütebilmen gibi mi?
D: (gülerek) Öyle.
Dr. N: Tamam, yol boyunca giderek sahneleri tarıyorsun ve durmaya karar veriyorsun. Bundan sonra ne yaptığını anlat.
D: İçine girebilmek için sahneyi donduruyorum.
Dr. N: Ne? Yani senin de sahnenin bir parçası olduğunu mu söylüyorsun?
D: Evet, şimdi eyleme doğrudan giriyorum.
Dr. N: Nasıl bir yolla? Sahnedeki bir kişi mi oluyorsun, yoksa insanlar etrafta hareket ederken sen bir ruh olarak onların başlarının üzerinde mi dolanıyorsun?
D: Her ikisi de. Hem sahnedeki herhangi birisiyle hayatın nasıl olduğunu deneyimleyebilir, hem de bir gözlem noktasından onları seyredebilirim.
Dr. N: Nasıl oluyor da bir yandan Daire'den eylemi gözetlerken diğer yandan panodan ayrılıp yeryüzündeki bir sahnenin içine gidebiliyorsun.
D: Muhtemelen bunu anlamayacağını biliyorum ama bir parçam herhangi bir anda sahneyi tekrar başlatmak ve durdurmak için kumandada kalıyor.
Dr. N: Galiba anlıyorum. Enerjini bölebiliyor musun?
D: Evet ve geriye kendime düşünce yollayabiliyorum. Tabii kumandayı elinde tutanlar da sahnelerin içine girip çıkarken yardım ediyorlar.
Dr. N: O halde temel olarak yol alırken zamanı ileri geri hareket ettirebiliyor ve durdurabiliyorsun.
D: Evet... Daire'nin içindeyken.
Dr. N: Daire'nin dışındayken, ruh dünyasında zaman seninle eş zamanlı olarak var mıdır ya da ilerler mi?
D: Burada benimle eş zamanlı olarak vardır, ancak onun yeryüzündeki ilerleyişini de görebiliriz.
Dr. N: Öyle görünüyor ki ruhlar Kader Dairesi'nin içindeyken zamanı adeta bir alet gibi kullanmaktalar.
D: Ruhlar olarak biz zamanı kullanırız... sübjektif olarak. Şeyler ve olaylar etrafta dolanılar... ve zaman içinde nesneler haline gelirler...fakat bizim için zaman bütündür.
Dr. N: Benim zaman yolcuğuyla ilgili paradoksum, olup bitecek şeyin zaten olup bitmiş olduğu, bu şekilde sen gelecekteki hayat sahnelerinin içine girip çıkarken bir insanın içindeki kendi ruhunla bir araya gelebilmiş olman.
D: (esrarlı bir gülümsemeyle) Temas kurulduğu sırada bedene bağlı ruh bir anlığına askıya alınır. Oldukça kısa bir süredir. Zaman içinde yol alırken hayat devrelerine müdahale etmeyiz.
Dr. N: Peki sizin zaman içinde yol aldığınız sırada gerçekte geçmiş, şimdi ve gelecek birbirinden ayrı değilse, geleceği zaten görebiliyorken niçin seçenekleri düşünmek için sahneleri durduruyorsun?
D: Korkarım Daire'nin kontrolündeki zaman kullanımının asıl amacını anlamıyorsun. Hayat hala şartlara bağlıdır. İlerleyen zaman bizi sınamak için yaratılmıştır. Bize bir sahnenin bütün olası sonları gösterilmez. Hayatların bazı kısımları biçim için örtüktür.
Dr. N: Her şeyi göremediğinize göre, zaman, hayatlara bakılarak genel bir bilgi edinmenizi sağlayan bir ilave unsur olarak kullanılıyor, öyle mi?
D: Evet, çözüm bulma yeteneğimizi sınamamız için. Olayların zorluğu karşısında yeteneğimizi tahmin ederiz. Daire deneyerek seçim yapmamız için farklı deneyler kurar. Yeryüzünde onları çözümlemeye çalışırız.
Dr. N: Daire'de yeryüzünün dışındaki başka gezegenlerdeki hayatlara bakabilir miyiz?
D: Ben bakamam, çünkü ben yeryüzündeki zamanda yol almaya programlandım.
Dr. N: Ekranlardan, zamanın içinde sıçrayabiliyor olman bir topu hatırlatıyor.
D: (sırıtarak) Canlandırıcı olduğu kesin, fakat etrafta koşup oynayamayız; çünkü bir sonraki hayat için verilmesi gereken ciddi kararlar söz konusudur. Eğer bir hayatı iyi bir şekilde yürütemezsem, seçimlerimden kaynaklanan yanlışların sonuçlarına katlanmam gerekecektir.
Dr. N: Yaşamayı planladığın hayatın bir kısmını fiilen deneyimlemene rağmen nasıl olup da seçimlerinde birçok ciddi yanlışlar yapabileceğini hala anlayabilmiş değilim.
D: Hayat ortamları hakkındaki seçeneklerim sınırsız değildir. Söylediğim gibi, muhtemelen zamanın bir kesitindeki bir sahnenin tamamını görmeyi başaramam. Sana göstermediklerinden dolayı da bütün beden seçenekleri bir risk taşır.
Dr. N: Eğer bir kişinin kaderi tam olarak önceden kararlaştırılmamışsa, senin de anlattığın gibi, niçin bu yere Kader Dairesi diyorsun?
D: Oo, kader vardır, tamam. Hayat devreleri yerli yerindedir. Sadece pek çok alternatif vardır ve bunlar net değildir.

***************************************************
Fazla uzatmadan bunları tekrar okumak bana çok ilginç geliyor ve defalarca okusam da bıkmıyorum, zevk duyuyorum,

Fıtrat fıtrat diye çığlık atıp bir kukla gibi olduğumuzu haykıran ve bu bilgilerle adeta kabus gibi üzerimize çöktürülen  hususun nasıl bir yanlış yorum ve aldatma olduğunu anlayabildik mi,iplerin tamamen elimizde olduğunu ve bu hazırlıkta rejisör olduğumuzu ama yaşam yolunda dersleri tam yerleştirebilmek için adeta puzzle gibi aralara serpiştirilen bulmaca parçalarını görebildik mi, örtülü kısımlar var, seçilen yollara göre karşılaşılacak sürpirizler,

Dersler demekteyim ,her şey evvelden ayan beyan belli olsaydı var oluşun ne hikmeti olurdu ,gelişebilmek için o masallarda hep söylendiği gibi hedefe ulaşmak yani tekamülü geliştirmek için dereler tepeler kaf dağlar aşılmalı timsahlarla dolu nehirlerden geçmeli okların atıldığı dehlizlerden uçurumlardan salimen sıyrılmalıdır,

Yani olumlu yolların değerini bilebilmek için olumsuzluk olaylarını aşabilmeli ,bu olay denge bahsinden en önemli bir öge derslerin ana strüktürü,

Bilgisayar oyunlarına düşkün siz gençler bu aktarılanlar neden bu kadar aşina geliyor şimdi anlayabildik mi ,
Oyunda seviye atlamak için bazı güç durumları çözüp halletmeniz aşmanız gerekiyor,ama bazı oyunlar tenis gibi tetris gibi seviye atlama falan istemez ,yankı odalarının muteber oyunlarıdır ,girilir öylece oynanır ve ne güzel vakit geçirdim denir ,boşa geçen vakit..

Bu belirgin farkındalık yaratan bilgilerle kısa döngünün neden yaratıldığını da biraz anladık sanırım, maddede yaşarken negatif tokatlar bazen gereklidir ,oyunu hızlandırır,
 
Ve madde hayatının neden bir düşüş bir cehennem olduğunu, ama evrensel mozaik veya evrensel morfik alem bilgilerinin genişlemesi için seçilmiş, seçmişiz , oynayacağız..

Bu arada senelerce başka taraflara çektiğim bir vizyonum da yerine oturdu gibi, ışıkları yanıp sönen gösterge ve düğmeler tablosu önünde ben, bunca zaman kaçırılıp bir uzay gemisi içinde idim sanıyordum ,şimdi ise anlayış, muhtemelen kader dairesinde kaderi planımı yapıyordum,

Benim gibi dinazorun kurgu bilim maceraları ,yankı odasından çıkamayan tarafım böyle söylüyor..
----------------------------------------------------------------------

C: Sen söyle!
S: (L) Kendileri için para materyalize ettiler mi? 
C: Buna gerek yok. 
S: (L) Geçmişten yada gelecekten insanları materyalize ettiler mi?
C: Geçici olarak.
S: (L) Bunu gerçekten yaptılar mı? 
C: Evet. 
S: (L) Gelecekten insanlara plan ve aktivitelerini detaylandırabilmek için sorular sordular mı?
C: O türde değil.
S: (L) Neden? 
C: Değişken gelecekler. 
S: (L) O halde, gelecekten bir insanı materyalize edebiliyorlar ama bu sadece bir potansiyel yada muhtemel bir gelecek, dolayısıyla fazla bir anlam ifade etmiyor yada işe yaramıyor, öyle mi? 
C: 329 desilyondan biri. ( Ç.N: Desilyon, Amerikan sisteminde 1033 'e karşılık gelen büyük sayının adıdır.)
S: (L) Muhtemel geleceklerin sayısı mı bu? 
C: Evet. 
S: (L) Çokmuş. 
C: Bir noktaya kadar...
S: (L) Tam olarak ne zaman bir şey şimdinin üzerine yıkılır? Bu kişilerin geçmişten materyalize yaptıklarını düşünülürse: Tanıdığımız birileri mi? 
C: Hayır. 
S: (L) Kimi materyalize edeceklerini seçebiliyorlar mıydı, yoksa rastgele mi yapılıyordu? 
C: Materyalizasyon tam bir düaliteydi. Fikir edinmek için yoğunluklar arası kaçırmalarla ilgili metinleri gözden geçirin. 
S: (L)Amerikan hükümetinin yada gizli hükümetin bu teknolojiyi kullanarak kurbanların uzaylılar tarafından kaçırıldıklarını sandığı kaçırmalar yapıyor olması mümkün mü?
C: Belki bazı durumlarda ama hükümetin teknolojisiyle dünyadışılarınki kıyaslanamaz elbette. 
S: (L) Geçmiş ve gelecekten insanların dışında Montauk deneylerinde ne tür şeyler materyalize edildi?
C: Gözden geçirin.
S: (L) Herşeyden çok ne tür şeylerimateryalize etmekle ilgilenmişlerdir? (A) Muhtemelen teknolojik araçları. (L) Gelecekten teknoloji materyalize ettiler mi? 
C: Bu, sorularınızın işaret ettiğinden çok daha karmaşık. 
S: (L) Anlıyorum. Bu fikir, aklıma meydan okuyor açıkçası. Ne tür şeyleri materyalize etmekle ilgilendiklerini bilmek istiyorum ki sorularımı ona göre yönlendirebileyim. 
C: Uygulanabilir değil. 
S: (L) Bu materyalizasyonu yaparlarken doğrudan bir amaçları yok muydu? Sadece çeşitli ortamlarda neyin MATERYALİZE OLABİLECEĞİNİ görmek üzere deneyler mi yapıyorlardı? 
C: Sahip oldukları bilgiler sizin şu an hayal edebileceğinden farklı bir seviyeye getirdi onları.
S: (L) Biraz yardım edin! Ne demek istiyorsunuz?
C: Elmalarla portakalları karşılaştırmanın faydası yok. 
S: (L) Herhangi bir noktada, bilgileri ve materyalizasyonları onları insanların iyiliği için yapılabilecek eylemlere meylettirdi mi? 
C: Bu işe yaramıyor çünkü sizin düşündüğünüzden çok farklı durumun kendisi. 
S: (L) Düşünme biçimimi nasıl değiştirebileceğimle ilgili ipucu olabilecek birkaç şey söyleyebilir misiniz? 
C: Elbette. Anaokuluna giden çocuğa "kalkülüs" ü açıklamaya çalış!! [Ç.N: Kalkülüs, matematiğin bir dalıdır. Fonksiyon, limit, türev, integral, diziler, seriler konularını içerir. Cebir, trigonometri ve analitik geometri konularının üzerine inşa edilmiştir.] 
S: (L) Diyorsunuz ki Konsorsiyum, bu Montauk kişileri, belli bir seviyede bilgiye sahipler ve bizim düşünme biçimimiz şey gibi 
C: Boş lakırdı. 
S: (L) Onlarınkiyle karşılaştırıldığında düşünme biçimim boş lakırdı mı?
C: Yakın.
S: (A) Ama bu sadece bahsedilen bilgiye sahip olmamamızdan kaynaklanıyor!
C: Doğru !!!!
S: (L) Ve o bilgiyi almaya çalışıyoruz! 
C: Büyük bir sabır göstermeden o bilgiyi alamazsınız!
S: (L) Sabır gösterecek zamanımız var mı?
C: Bu deneyler yaklaşık 93 yıl gibi düşünebileceğiniz bir süredir yapılıyor ve binlerce insan ve bir kaç yüz NHI var işin içinde. 
S: (L) Bu deneylerde yer alan insanlar KH mi yoksa BH mi? 
C: Bütün "insanlar" KH'dir.
S: (L) Peki, BH eğilimli insanların bu bilgilere erişme şansı nedir?
C: İhtiyaçları yok.
S: (L) Neden ihtiyaçları yok? 
C: Asansör "Kat 4" e çıkınca bilecekler zaten. 
S: (L) Bu şeyleri öğrenmeye çalışmak için helak olmamıza gerek olmadığını çünkü doğal olarak bize geleceğini mi söylemek istiyorsunuz? 
C: Yakın. 
S: (L) Vay! Beni epey endişelendirdiniz! Peki, bu adamlar başkalarını kontrol etmek için tüm bu bilgiyi kurcalayıp duruyorlar öyleyse, doğru mu? 
C: Yakın. 
S: (L) Gezegeni 3. Yoğunluğa kilitleyerek 4. Yoğunluğa geçmesini engellemeye mi çalışıyorlar?
C: Belki bazıları.
S: (L) 4. Yoğunluğa doğru gidiyor olmayı plan ve projeleri için tehdit olarak mı görüyorlar? 
C: Belki de. 
S: (A) Gideceğimi varsayarsam, 4. Yoğunluğa gitmeden önce bu bilginin çoğunun faydalı olabileceğine inanıyorum. Yani, bilgi bilgidir. Ayrıca bu bilgiyi iyi amaçlarla kullanacağımdan eminim. Neden bu bilginin bizim için gerekli olmadığını söylediniz?!!! 
C: Biz öyle demedik.
S: (L) Tüm insanların KH olduğunu ifade ettiniz, sonra BH'ye eğilim gösterenleri sorduk ve siz onların ihtiyacı olmadığını söylediniz. 4. Yoğunluğa geçtikten sonra zaten bilecekler dediniz. 
C: Ama henüz orada değilsiniz. 
S: (L) Bu bilgiyi almamıza imkan olmadığını söylediniz! Bunlar üzerine çalışacak 90 küsur yılımız ve binlerce insanımız yok ve tüm bildiğimiz boş lakırdı! 
C: Hayır, hayır, hayır. Söylediklerimizi yanlış anlıyorsunuz!!!! Sorgulama biçiminiz kısmen Montauk'ta yürütülen büyük çaplı deneyle doğrudan ilgisi olanlarla aynı seviyede bilgiden kaynaklanmıyor. Yazılı celseleri dikkatlice incelediğinizde bu şey hakkında bu geceki celsede hatırlayabildiğinizden daha fazla bilgiye sahip olduğunuzu görürsünüz. Websitesini hazırlamaya o kadar çok efor sarfettiniz ki şu an için bilinçli hatırlama yeteneğinizin bir kısmını kaybettiniz. Ve sandığınız gibi çabalarınızı eleştirmiyoruz, onları alkışlıyoruz!!! Ama daha derin düşünerek gözden geçirmelisiniz!

----------------------------------------------------------------------

Konu Philadelphia deneyi ile ilgili ,

O deney ve sonrasındaki o mecrada yapılan gelişmeler ve bunlarla uğraşanların KH vari maksatları ve bilgide daha doğrusu teknolojik bilgide nerelere kadar geldikleri bizim dostların ise ona yakın bilgiye biz neden gelemiyoruz serzenişleri ve baştan biraz kırıcı ve küçültücü gibi gelen ama en sonunda üzerinde durulan bilginin ne derece önemli veya önemsiz olduğuna dair cevaplar,

Son cevap biraz teselli edici gibi,

Konuyu biraz sererek inceleyelim,

Zamanda yolculuk neden istenir ,bir çok roman ve filime konu olan husus KH esaslı bizleri çok meşgul etmiştir ve ilgimiz üzerine şahsi senaryolar üretmişizdir, K.lar bu işin sonuna kadar KH olduğunu BH yolunda biri için gerekli olmadığını defalarca belirttiler ,burada da zaten 4Y e ulaştığınızda bütün bu bilgilere ulaşacaksınız dediler,şu kısıma bakalım,

"S: (L) Bunu gerçekten yaptılar mı? 
C: Evet. 
S: (L) Gelecekten insanlara plan ve aktivitelerini detaylandırabilmek için sorular sordular mı?
C: O türde değil.
S: (L) Neden? 
C: Değişken gelecekler. 
S: (L) O halde, gelecekten bir insanı materyalize edebiliyorlar ama bu sadece bir potansiyel yada muhtemel bir gelecek, dolayısıyla fazla bir anlam ifade etmiyor yada işe yaramıyor, öyle mi? 
C: 329 desilyondan biri. ( Ç.N: Desilyon, Amerikan sisteminde 1033 'e karşılık gelen büyük sayının adıdır.)
S: (L) Muhtemel geleceklerin sayısı mı bu? 
C: Evet."

Görüldüğü gibi değişken çekim dalgaları altında adeta bombardımana tutulan fizik alem gerçeklikleri bu kabil zamanda ileri geri yapabildim sananların bu isteklerini fiyasko ile sonlandırmakta bir işe yaramamaktadır ,o işi 4Y teknolojisini  araba kullanır gibi rahatça kullanan ve zamanda 74 bin sene ileri geri gidebilen 4KH unsurları yapmakta ,

4Y e ulaşabilen bir ruh ise o da bu tip teknolojiye ulaşmıştır , zira yoğunluk değiştiren bir insan doğrudan 5Y e gider ve orada biraz evvel bir bölümünü detaylandırdığımız dersanelerde veya kader yapma dairelerinde ,özetle istediği anda lineer zamanla oynayıp istediği bilgiye ulaşmaktadır, 

Mesela oradaki dersanelerde rehberlerinin ve meclis elemanlarının da yardımı ile yaşam boyu yaptıklarını incelemekte tekrar ödenti veya eksik olan konularda dersler almak üzere kendine kader planı yapıp dünyaya enkarne olup olayı yaşam şeklinde işlemektedir,

Veya o ruh buralarda ihtiyacı olmayan bir farkındalıkta gezici yolcudur o zaman istediği yere yolculuğuna devam etmektedir, bu 4Y de olabilir veya 5Yde  kalır yahut 6Y e yuvasına gider ,

---------------------------------------------------------------------

S: (L) Modumu pek geliştirdiğinizi SÖYLEYEMEM! İnsanlara bu gibi şeyler söylemek istemiyorum; kendilerinin sadece ruh olduklarını görmeleri gerektiğini ve fiziksel bedenlerinin yalnızca giyilip, bir kenara atılacak giysiler oldukları gibi şeyleri. Olası kaçınılmaz ızdırapla yüzleştiklerinde bunu kaldıramazlar. Histeriye kapılırlar! 
C: Belki kapılırlar. Ve belki de kapılmaları gerekiyor. Belki de bir şey öğrenmeleri gerekiyordur. Hiç bir şey sonsuza değin sürmez, ve de şükürler olsun ki sürmez! 
S: (L) Uzay savaşlarından ve kozmik mücadelelerden bahsetmiştiniz, ve bireylerin, varlıkların, farklı varlık türlerinin bu kozmik dramada rol almak için bir çok farklı yönlerden gelmekte olduğunu. 
C: Bu durum, varoluşu besleyen enerjinin bir parçası, sizlerin de olduğunuz gibi.
S: (L) Ayrıca bir keresinde "iyi adamlar" ve "kötü adamlar" var demiştiniz.
C: Tercih edilen bakış açısına göre. 
S: (L) "İyi adamların" ve "kötü adamların" , bu Kozmik Dramanın yararı uğruna mı bu rolleri üstlenmeyi SEÇTİKLERİNİ söylüyorsunuz ? 
C: Evet, bir ölçüde. Aynı zamanda bunun anlamı: balıklar ve hamamböcekleri için "sizler de kötü adamlarsınız." KH içerisinde sübjektivite hüküm sürer! 
S: (L) Bu grupların isimlerini söyleyebilir misiniz ? Orion Fedarasyonu ve Orion Birlikleri olduğunu söylemiştiniz. Federasyonun BH olduğu varsayılıyor, ve Birliğin de KH. Ayrıca, bir kişinin sormuş olduğu gibi, "Markab Konfederasyonu" adında bir grup da var mı ? 
C: Bu sahne öylesine büyük ki, hayal edebileceğin her "grup" sözkonusu! Ve onları hayal ettiğinde, onlar oradadırlar.
S: (L) Bir noktada, bize yardımcı olacak 4BH varlıklarıyla iletişime ya da etkileşime geçeceğimizi ima etmiştiniz.
C: Evet, sabırsızlanıyor musun ? 
S: (L) Yani...evet. 
C: Öyleyse şunu bilmelisin: Olaylar çok çok "ilginç" bir hale gelmeye başlamadan hemen öncesine kadar onlarla iletişime geçmeyecek ya da karşılaşmayacaksınız. Artık bu ne zaman olursa.

----------------------------------------------------------------------
Göçen yakınlarım dostlarım olduğunda beni biraz anlayabilecek kişilere biraz çekinerek veya  bazen apansızca "çok şükür kurtuldu şimdi bizler düşünelim" derim ,eşim yan yan suçlar gibi bakar,bazıları anlamış gibi baş sallar onaylar bir kısmı  ters ters bakar tam bir subjektivite alanı,

Seromoni yürür biz rollerimizi yaparız mefta yerine yani toprağa teslim edilir ,ruhun yolculuğunu ben ve az kişi bilir diğerleri toprak altında kalma dehşeti yaşarlar, acıları keza,

Böyle bilmiş ve pişkin konuşurken ben eşimi  evvel kaybedersem ve buralarda kalırsam nasıl olacağım ,  tabii merak konusu,

Her neyse konuyu ağır halinden kurtaralım ,

"S: (L) Bir noktada, bize yardımcı olacak 4BH varlıklarıyla iletişime ya da etkileşime geçeceğimizi ima etmiştiniz.
C: Evet, sabırsızlanıyor musun ? 
S: (L) Yani...evet. 
C: Öyleyse şunu bilmelisin: Olaylar çok çok "ilginç" bir hale gelmeye başlamadan hemen öncesine kadar onlarla iletişime geçmeyecek ya da karşılaşmayacaksınız. Artık bu ne zaman olursa."

Burada biraz olay yaratacak  varsayımlara geçeceğim ,

Olaylar çok "ilginç" hale gelince 4BH dan kimse gelmeyecek, iletişime geçmeyecek, siz kendi farkındalık kapılarını açınca yani BH adayı iken BH ı hak etmiş olduğunuzda konuya olanlara 3Y açısından bakmayacak bir niteliğe gelmiş ve onların düşeceği dehşete, kafa karışıklığına kapılmayacaksınız,

Bunu biraz daha açmak için benim gibi dinazorun bu dünyadaki macerasına bakalım ,çocukken kulağımı dayayıp zorla dinlediğim Siera marka lambalı radyodan sonra gelişen teknoloji ve bilgiyle dokunmayla her türlü işi yürütmeye haiz telefon tablet veya bilgisayarla resmi işleri bile kovalayabiliyorum,bana eksik ve bozuk mal gönderen çoklu satış firmasını tüketici hakları mahkemesi için müracaatını bile yapabiliyorum, keza depremden zarar görmüş yıkılıp yeniden yapılacak evime yüklüce internet faturası gönderen sözleşmeyi bozmuşun cezalısın diyen telefon şirketinin cezasına itiraz ve hak aramak için ,

Lineer zamanda bu kadar gelişimişliğe benim için çok kısa olan zamanda kavuşmak ve evrensel bilgiler içinde senelerce boğuşmak şunları  doğal karşılamamı sağlayacaktır,siz gençler bu gelişmişlik içine doğdunuz, hislerimizle ilgili aradaki farkı biraz zor anlarsınız,
 
Artık evimin kapısını açıp çok iri bir ufonun içine girdiğimde heyret etmeme yahut akşam erkek yatıp sabah kadın olarak kalktığımda saçı başı yolup dövünmeden "bir de bu cinsiyeti deneyelim bakalım" demek gibi olağan davranmamı sağlayan bilmişlik içindeyiz, siz öyle değil misiniz,

Yönleri aramadan nereye adım atsam orası gitmek istediğim yerdir tamam deyip adımımın götürdüğü tarafa doğru atıp yürümekte bu olağan işlerin içinde,

Bütün bunların yani farkındalığın olmadığı veya bilinmediği bir durumda tabii ki bu tip ilginç olaylarla karşılaşınca birilerine yardım için müracaat etmek doğal ve normaldir,

4BH olan birini aramak..

Tekrar ediyorum anlattığım Laura ve ekibinin farkındalığını es geçen hadsizlik dışında sadece şahsi var sayımlarım,

Bunları anlatınca yankı odasında takılmış kalmış halim "şu adamın haline bakın tam Bakırköylük" demekte, oradaki tımarhane hala duruyor sanırım,

Oysa bunları düşünürken birdenbire bir an farkındalığa gelmiş ve şu anlarda her zamanki vizyon şeklinde değil de şöyle bir hali deneyimledim,

Bu beden işlerini bitirmiş ,dünyadaki bir testi içine hapsolmuş su gibi biolojik bir robot gibi olan illüzyon mahsulü terk ettiğim bedenin eski ortamını ve halini değil de esas yuvayı hissettiren bir anlayışı deneyimledim, geçici bir zaman mutlu oldum,

Bunlar gerçek benim için ve ne kadar inanmayan varsa da samimi anlatımlarım, aramızda yürüttüğümüz ağ çalışmasının vicdansal ve öz imajı sergileyen hakiki kurallarına uyarak yapılan açıklamalar..

----------------------------------------------------------------------

S: (L)"İç tutarsızlık" olarak kabul ettiği şeylerden dolayı bir fanınızı (Ç.N: hayranınızı) kaybettiğinizi söylemek zorundayım. Şöyle ki; Meskaline ve Ayahuska gibi maddelerin kullanımıyla oluşan halüsinasyonlara sıcak bakmamıştınız ama halüsinojen olduğu için Melatonini önermiştiniz. Daha sonra, spiritüel güçlerin kimyasallar ya da bitkilerle edinilemeyeceğini söylediniz, ama sonra Melatoninin psişik yetenekleri geliştirdiğini söylediniz. Bununla ilgili bir yorumunuz var mı? 
[ Ç.N: Meskaline, kaktüs bitkisinden elde edilen bir tür uyuşturucu  Ayahuska ise "ruh iksiri" olarak da bilinen ve çeşitli bitkilerin karışımı olan bir ilaçtır. ] 
C: Birkaç yorumumuz var: Birincisi, "fan", "fanatik" kelimesinin kısaltmasıdır. İkincisi, melatonin; meskaline, peyote ve LSD vs. gibi; fizyolojik beyin kimyasallarını değişime zorlamaz.Böylesi yollarla fiziksel farkındalığın yüksek seviyelerine ulaşmak kök çakranın dengesi açısından zararlıdır çünkü maddeye bağlı olma durumuna neden olarak psişik gelişimin doğal ritmlerini değiştirir ve dolayısıyla öğrenme sürecini engeller. Kendi kendine özgür iradeyi kısıtlamak anlamına gelir. Melatoninin yaptığı ise doğal yoldan sistemin beyin kimyasındaki engelleri kaldırmasına izin vererek kişinin doğal hızıyla öğrenmeye devam etmesini sağlamaktır. Ayrıca melatoninin bir vücut hormonu olması önemsiz bir detay değildir. Burada bahsedilen diğer maddeler, peyote hariç, kısmen de olsa sentetiktir ama peyote bile insanın fizyolojik varlığının doğal bir unsuru değildir. Hem daha önce bu egzersiz ya da iletişimle ilgili karar verenlerin önemi konusunu tartışmıştık.
----------------------------------------------------------------------

Bedenin üretmediği uyuşturucular hakkında harikulade açıklayıcı bilgiler,bu konuyu bir Dr.un arşatırmalarından kesitler vererek anlatmıştık ilgilenenler "AÇILIMLAR III" yazımda ortalar doğru bulabilirler burayı lüzumsuz şişirmek istemiyorum ilginin tetiklediği bilgi araştırmasında olanlar için her zaman olan bir şey ben bunu sık sık yaparım herhangi bir kelime veya tanımlamada hatalı mıyım şeklinde araştırmalarımı google ı kullanarak kolayca yapmaktayım,geçenlerde sanarsam mı sanırsam mı şeklinde tereddütüm olmuştu,doğruyu buldum,

Bilgiye böyle kolayca ulaşmanın ne kadar mükemmel bir şey olduğunu ancak biz diznazorlar anlar siz onun içine doğdunuz,

Uzattım, "gerçeklik şoku" ,o yazımızda doğal olmayan uyuşturucu alanların buna maruz kaldıklarını işlemiştik gerçeklik şoku bilinen bilgilerin dışında olduğunda bilinç üstüne çıkardığında kişi eğer bilgisel bir hazırlık aşaması geçirmemişse oldukça fazla yaralamakta, evvela buna devamlı ulaşmak ihtiyacı o bahsedilen alışkanlığın bir nevi tetikleyicisi oluyor,

Diğer yandan bedenin fizyolojik ve hormonsal durumu bu yeni maddelere karşı bir bağlanma ,tutulma yaşıyor ve bu sebeplerle alınmadığında yoksunluk hissi doğuruyor, K.lar çok güzel işlemiş izah etmişler,

"çünkü maddeye bağlı olma durumuna neden olarak psişik gelişimin doğal ritmlerini değiştirir ve dolayısıyla öğrenme sürecini engeller kendi kendine özgür iradeyi kısıtlamak anlamına gelir. "

Psişik gelişimin doğal gelişimi tarif edebildiğim kadar şöyle olmakta zamanla bilgileri birbirine bağlamak ve düşünsel kanıtlarla pekiştirmek,

Bunların doğal gidişini bozan sıçramalar ise olayı çığrından çıkarır,öğrenmede ve tekamülde doğal ritim bozulur,ve özgür irade kısıtlanmış olur bunu çok daha değişik örnekle şöyle izah edebilirim,

Dikkat ederseniz söylediklerimi baplar yani kısa paragraflara bölüyorum neden,

Okuyana bazen çetrefilli gelen izahlarım zihne otursun ne söylemek istediğimi anlamak üzere düşünsel bir es versin diye

Bazen eski yazdığım cümlelerde ne anlatmak istiyorum diye ben de bocalıyorum işte bu yana yakıla anlatımlarımda ne söylediğim  işin akışı değişmeden doğal ritim altında anlaşılabilsin ,

Şunu da çok iyi biliyorum bu doğal gidişe falan aldırmadan yazılan şeyleri baş orta son hece ve kelimeleri bir çırpıda okuyanlar da var hatta aramızda da bazı dostlar olabilir Kennedy gibi, ama öyle okuma kabiliyetleri olanlara "gerçeklik şoku" nasıl olacak K.dan bir misal vereyim bakalım baş orta son okuma sistemi tam anlamalarına cevaz verecek mi,4Y de olabilecekler hakkında ,

C: Bir otoyolda gittiğinizi düşünün, birden herşeyin etrafındaki auraları fark ediyorsunuz ... Köşelerin etrafını görebiliyorsunuz, içeriden bakıldığında büyük bir konak haline gelen küçük evlere giriyorsunuz ... Albuquerque'de bir binaya giriyorsunuz ve arka kapıdan Las Vegas'a çıkıyorsunuz. Dişi olarak uyuyorsunuz, erkek olarak uyanıyorsunuz .... Bir uçakta yarım saat uyuyorsunuz ve aynı yerde 5 hafta sonrasına iniş apıyorsunuz..."

Neticede uyuşturucu alarak bir şeylere bilinçsel olarak kısa zamanda ulaşma işi kişiyi alabora eder ve o maruz kaldığı olağan üstü gerçeklik şoklarının cazibesi falan yitirilir iş maddeyi daha çabuk nasıl bulabilirim döngüsü ile bedeni ve etrafındakileri karmaşa ve acılara sürükler,

"Breaking Bad" dizisini izlediniz mi ,orada uyuşturucu imali kullanılması ve kullananların alabora olmuş halleri ve hayatı hakkında ilginç olaylar işlenmiş ,bir solukta izledim ve o dizi son zamanların en iyi dizisi olarak seçilmiş, olaylara yaklaşım ustalığı da ayrıca harika,

Ara..


gerçek tosun paşa

#1159
Eline sağlık Tgur yine harika bir yazı olmuş

Tgur

#1160
Sağol kardeşim bu karambol kaotik anlar yaşayan ülkemizde ruhsal bilgilerdeki dinginlik eğer iman tam olursa olayları enseye el atıp seyretme vaziyetine sokar ,illüzyonun üzerine çıkarır..


nava

#1161
Çok yakın zamanda o olmadan yaşayamam dediğim ve kendimden daha çok sevdiğim tek kişi olan yakınımı kaybettim. Son bir kaç haftadır ruhların yolculuğu da dahil olmak üzere bir çok kitap kaynak vs tekrar tekrar okuyorum. Herhangi bir şeye tam anlamıyla gönülden inanamadım bir türlü ve şuan ona ne olduğuyla ilgili inançsızlığım yüzüme tokat gibi vurdu. Düşünmek istememeyi seçdikçe, kaçtıkça iç sesim hem beni bırakmıyor hem de hiçbir şeye tam anlamıyla gönülden inanmıyorum. Ne zaman kafama bir şey takılsa buraya yazılarınızla hep eşzamanlılık yaşadım belki de denk geldi bilmiyorum. Yazdıklarınıza tam anlamıyla inanmasam da bu denk gelmeler bana bir sey ifade ediyor diye düşünüyorum ve kendimi yakın hissediyorum.
Yıllardan beri risk olmadığı halde olması gereken ameliyatı ben çok korktuğum ve ameliyat olursa öleceğini düşündüğüm için olmamıştı. Ikimizde birbirimiz için canını verebilecek kadar bağlıydık. Ne o ne de diğer insanlar ameliyattan sonra hicbir şey olmayacağına o kadar eminlerdi ki yakınım sadece benim için hayatının zorlaşması pahasına çok uzun yıllar ameliyatı olmadı. Son zamanlarda kiminle konuşsam övgülerle bahsedilen bir doktor duymaya başladım ve hepsi aynı isimden bahsedip durdular. Çok alakasız insanlar, sohbetlerdi ve cok kısa sürede iyi olmuşlardı vs gibi. Bende korkumun yersiz ve bencilce olduğunu düşünüp yakınıma doktordan bahsettim ve tamamen senin kararın dedim. Ben hala istemiyorum ama her türlü destekliyorum dedim. Çok sevindi, çok mutlu oldu. O andan itibaren ona çok haksızlık ettiğimi düşünüp çok kısa sürede tüm süreci kısa zamanda hallettim.
Sonrasında uzun zaman sonra yine anlamsız işaretler almaya başladım rüya boyutunda. En dikkat çekici tekrarlayan sayı sekansları ve sembollerdi. Bir rüyamda da başkasına tarot bakan bir kadın benim ne işim var burda diye bakınıp çıkmaya çalışırken bana dönüp yine aynı sayıları söyleyip portal açıldı büyük dönüşüm aktif dedi müjde verir gibi. Yine başlıyoruz dedim ve benimle ilgili olduğunu düşünüp çok üstünde durmadım çünkü dursam da bir şey anlamıyordum. Ameliyat gününün gecesi yakınım abartısız 15 kere rüyama gelip ameliyat olmak istemiyorum deyip durdu. Her seferinde uyudum uyandım hep aynı rüya. Sabah kendisine bunu anlatıp şimdi her şeyi iptal ettiririm yanımda ol nefes al gerisi umrumda değil dedim ama tam aksi çok istediğini söyledi ve çok mutluydu beni de rahatlatıp nolursa olsun asla seni bırakmayacağım korkma dedi.
Ameliyat çok başarılı geçti ve her şey yolundayken saatler sonra saçma sapan komplikasyon oluşup doktorların bile şaşırdığı şekilde vefat etti. Ertesi gün gömüldüğünde ölüm günü diye tahtasında yazan tarihe inanamadım. Sürekli rüyamda ve saatte tekrarlanan sayıların aslında bir tarih olabileceği hiç dikkatimi çekmemiş. Her şey ortadayken ve çok korktuğum halde gözümün önündeki şeyi her zamanki gibi görememiştim.
Bunun neresi müjdeydi hiçbir şey bilmeseydim bin kat iyiydi diye de saydırmaktan kendimi alamıyorum. Ve yakınımın nasıl olur da rüyamda istemediğini söyleyip gerçekte hiçbir kötü şey hissetmediğinide anlamıyorum. Sorun şu ki hala bencilce davranıp gitmesini istemiyorum ve onunda gitmek istemediğini tüm kalbimle biliyorum. Onunla sürekli iletişime geçmeye çalışıyorum. Yapmamam lazım ama kendimi durduramıyorum.
Her neye inanırsam inanayım buranın geçici olduğuna ve asıl gerçekliğin burası olmadığına tüm kalbimle inanıyorum ama sonsuza kadar dünyada yaşa deseler kabul edecek kadar da bağlıyım.
Hayatımın sonuna kadar sanırım bir inanca bağlanamadan, gerçek olmayan bu dünyaya sıkı sıkı bağlı olarak bu boşluk hissiyle ve gözüme sokulsa bile kör olarak yaşayacağım.
 

Tgur

#1162
Sevgili nava,
Samimi açılışınıza hem üzüldüm hem sevindim ,karışık duygular,belirttiğim gibi ne kadar inanç içinde olsak ta ben eşimi yani en yakınımı kaybetmedim nasıl duygular olacak bilemiyorum,sanırım o esnada inancımın zorlayacağı algı programlarına gireceğim,hayatın dersler olduğunun bir  başka ifadesi,
Bu yönden yoğunluk değişiminin beraberce olması için dua ediyor istiyorum,

Kaybınıza sevindim diyorum zira onun çok güzel bir ortama geçeceğinin izlerini almışsınız,anlattığım gibi bu yalan dünyanın sıkıntılarından kurtulmuş programına göre ruhsal yolculuğuna devam edecek,yoksa o rüyaları müjde veren tavırları neden göresiniz,

Esasta inanmıyorum demektesiniz bu çok normal bir şüphe olayı bilgileri oturtabilmek için denge mefhumu olumsuz tarafları dayattırarak sizin inanca kavuşmanızı sağlayacak, bu ne zaman olur onu siz bileceksiniz,
Buna başka bir kanal bilgisinde "kompitur zamanlaması" denmekte,yani idrakin tam oturduğu an,

Üzülüyorum ,en yakının bir anda uzaklaşması nasıl bir duygusal şok yaşatır az çok anlamaya çalışıyorum,

Neticede duygularla örülmüş ve sımsıkı çerçevelenmiş bu maddi hayatın kelepçelerini ancak bilgi ve farkındalık çözer ,acizane teşhisim bu ,

Başınıza gelen olağan ve olağanüstü dediğimiz olayları şöyle sakin ve dingin bir şekilde gözden geçirin,hele o olağanüstüler neden benim başıma geldi bu seslenişler nereden çıktı maddi hayatın içinde hiç de olağan şeyler değil deyip konuya ruhsal yönden dalarsanız gerçeği yakalarsınız sanırım ,ben hep öyle yaptım,

Tekrar sevgiler ve maddi yaşamda tahammül ve  uygunluklar dilerim..



Qui-gon jinn

#1163
Başın sağolsun nava.  İçinde bulunduğun durumun çok zor olduğunu ve acının ne kadar normal olduğunu en kısa sürede kabullenebilirsin umarım.

Bunca yaşadıklarına rağmen neye inanıyorsun bilemem ama kararsızlığın ilginç geldi bana. Her neyse zaten hepimiz herhangi bir konuda fazlasıyla pasif ve kararsızız zaten. Bazen hayatta olacakların sadece olması gerekir, bana öyle geliyor ki bu tecrübeyi yaşaman ve buradan çok önemli dersler çıkarman gerekiyor. Umarım her şey bir gün güzel olur.

gerçek tosun paşa

#1164
Başın sağolsun nava.  İçinde bulunduğun durumun çok zor olduğunu ve acının ne kadar normal olduğunu en kısa sürede kabullenebilirsin umarım.

Bunca yaşadıklarına rağmen neye inanıyorsun bilemem ama kararsızlığın ilginç geldi bana. Her neyse zaten hepimiz herhangi bir konuda fazlasıyla pasif ve kararsızız zaten. Bazen hayatta olacakların sadece olması gerekir, bana öyle geliyor ki bu tecrübeyi yaşaman ve buradan çok önemli dersler çıkarman gerekiyor. Umarım her şey bir gün güzel olur.

bozadi

#1165
Sevgili nava, mesajını yeni fark edebildim. Başın sağolsun. Ben de 67 yaşındaki annemi bu Ekim ayında koronavirüsten kaybettim (olaydan bahsettiğim mesajda annemin yaşını belirtmeyi unuttuğumu fark ettiğim için burada özellikle belirtmek istedim). "Fiziksel/olağan dünya düzleminden ayrıldı" demek daha doğru olur sanırım. Ruhların Kaderi ve benzer nitelikteki kitaplardan okuyup inandıklarım, sezdiklerim olmasa, bu olayın travmasını veya zorluğunu atlatmam çok daha zor olurdu sanırım.

"Ameliyat" konusunda yaşadıkların, sezdiklerin, rüyaların çok ilginç. Olayın şokuna, travmasına rağmen, "tarih" olayı dahil olmak üzere bazı şeyleri rüyanda önceden görmüş olmanın şu veya bu ölçüde seni rahatlatıcı bir yönü olduğunu düşünüyorum. Yani, "hiçbir inanca bağlanamıyorum" diyorsun ama evrende, varoluşta, doğumun-ölümün ötesinde, bilinçli, iyi, güvenilir birşey olabileceğine dair fikirlerin, algıların, sezgilerin olduğu sonucunu çıkarıyorum söylediklerinden.

Benim annemin öldüğü tarihin de burada ayrıntısına girmek istemediğim bazı ilginçlikleri oldu. "Anlamlı" denebilecek şeyler. Kararlaştırılmış, önceden planlanmış bir "geçiş" olduğu hissini uyandıran. Tüm "anlamı" sadece böyle ilginç tesadüfler üzerinden türetmeye çalışmıyorum ama yine de biraz ferahlatıcı bir yönü var.

Yakınının "gitmek istemediğinden" emin olduğun halde gittiğini söylüyorsun ama belki de durum tam olarak bu değildi. Kesinlikle emin olamasam da, belki biraz da senin için kalıyordu, uzatıyordu bu enkarnasyonu. Ve belki de bu ameliyat olayı bir şekilde onun artık gerçekten gitmesi için elverişli bir zaman, durum, fırsat teşkil ediyordu.

nava

#1166
Herkese teşekkür ederim.
Sevgili Tgur, maalesef bende hep aynı anda olması için küçüklükten beri istiyor ve dua ediyordum ama olmadı. Umarım sizin için en iyisi olur. Zaten ben kaçıp tüm konsantremi işime, gücüme verdikçe daha da yoğunlaşıyor olaylar. Tabiri caizse kaçış yok anladım.
Sevgili Qui, sevdiklerimiz bizim için çok değerli ama herkes herkessiz yaşıyor öyle ya da böyle bunun farkındaydım. Sadece o benim için çok özeldi, farklı ve beni anlayan tek ruhtu bilmiyorum belki de kimseyi bu kadar sevmemek daha mantıklı ve kontrollüdür. Çünkü herkes farkındaydı çok saçma şekilde aşırı bağlı olduğumu ve ölürse yıkılacağımı. Yinede kendimin bile şaşırdığı şekilde iyiyim bundan bile suçluluk duysam da kabullenmekten başka bir çarem yok.
Sevgili Gtp, bende kendime deli oluyorum zaten evet burası illüzyon ama gerisi yok. Bir şeye sıkı sıkıya inansam çok rahatlayacağım ama olmuyor. Bu konuda kendime çok yüklendim, yükleniyorum ama belkide yaşın verdiği bir durum deyip akışa bırakmaya çalışıyorum, akışa bırakıyorum ama öyle de olmuyor. Nasıl inançlı olur ki insan, nasıl sıkı sıkıya bağlanır, ne olması gerekiyor hep bunu sorguluyorum.
Sevgili Bozadi, seninde başın sağolsun. Hemen hemen yaşları aynıymış. Annem ya da babam değildi ama onlardan daha çok sevdiğim biriydi. Tabi onlara da bir şey olsa çok üzülürdüm ama kimi daha çok sevecegimizi seçemiyoruz. Umarım aldığımız işaretler doğrudur ve orda huzurludurlar. Beni rahatsız eden şey aldığım işaretleri hep yanlış anlamam, yormam ya da bilsem de elimden hiçbir şey gelmemesi. Belkide acizlik duygusu bilmiyorum. Hep senin için yaşıyorum bu dünyada derdi. Tüm sorumluluğunu almıştım bunu çıkarsız sadece o yanimda olsun diye yaptım biliyordu. Ameliyattan çıkınca akşam uyumak istediğinde bile ben korkuyorum beni bırakma dayanamam demiştim. Saçmalama iyiyim ve asla seni bırakmam deyip sarılmıştı. Beni bıraktığını düşünmek istemiyorum sanırım ama ne olursa olsun artık bunu kabullenmek zorundayım. Yine içimi döktüm ama burda bile (ismim,resmim bile yok sonuçta) anlatmak hem beni çok zorluyor hemde iyi geliyor. En azından tamamen materyalist takılıp rol yaptığım dünya da kendime karşı daha dürüst olmayı öğrendim.
Bu site ve hepiniz bana çok şey kattınız tekrar teşekkür ederim.
 

Qui-gon jinn

#1167
Sevgili nava, sizi gerçektek anlamak ve anlayarak yazmak isterdim birşeyler ama maalesef şahsen böyle bir deneyimim olmadığı için şu hayata, şu an anlayabildiğimden ve anlamlı bir karşılık verebileceğimden şüpheli durumda hissediyorum kendimi. Herhalde hepsi söylediğiniz gibidir, bilemiyorum. Tekrardan size sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden maalesef....Sevgiler, gerçek sevgiler diliyorum...

Tgur

#1168
YORUMLAR XVII

Kaotik durumu anlamaya çalışmak ve dünyasal radikal halin dışına çıkmak isteği lineer sıralamanın dışına taşmaya doğru itiyor normalde (vııı) No.lu yorum gelmeliydi,

------------------------------------------

S: (L) Kişiyi hipnotik olarak geleceğe ilerletip doğru yanıtlar almak mümkün mü? 
C: Evet. S: (L) "Geleceğe Ait Kitle Rüyaları" kitabında tanımlanan dört senaryo var, bu senaryoların hepsi genel olarak doğru mu?
C: Olası gelecekler.
S: (L) Yani bir insan geleceğe ilerletildiğinde gördüğü şey ille de gerçek gelecek değil de olası... 
C: Kanalın kalitesine bağlı. 
S: (L) Yani bazı insanlar hipnotik olarak geleceğe ilerletilip gerçekten doğru bilgiler verebilir? 
C: Evet. 
S: (L) Pentekost kitabının tanımına göre havariler bir odada toplandılar, günler boyunca dua ettiler ve birden bir rüzgar geldi, ateşler onların üstünde dans etti ve havariler daha önce hiç bilmedikleri anlaşılmaz kelimelerle birbirleriyle konuşmaya başladılar. Bu veya benzeri bir olayın meydana gelip gelmediğini öğrenmek istiyorum.
C: Hayır.
S: (L) Yani diğer bir deyişle "Kutsal Ruh"un gerçek vaftizi, İsa havarilerine nefesini üflediğinde ve onlara reiki inisiyasyonuna benzer birşey verdiğinde gerçekleşti, bu doğru mu? 
C: Yakın. 
S: (L) Birkaç yıl önce kilisedeyken hiç bilmediğim bazı kelimeleri telaffuz ediyormuşum gibi geldi. Gerçekten öyle miydi? 
C: Telkin. 
S: (L) Bana telkin edildi ve o nedenle oldu, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) O anda herhangi psişik bir olay mı yaşıyordum?
C: Yakın.

---------------------------------------------------------------

Şu aralar eşimde bazı olağanüstü şeyler hissediyorum, beraber dizi veya filim izlediğimizde yeni oluşmuş olaylarla ilgili bazı sahnelerde "biz bunu evvelden de gördük değil mi" diye bana soruyor,hayır ,o sahne evvelden hiç geçmedi geçmiş olsa dejavu görüyor der geçiştirirdim evvel hiç geçmedi ,tabii bunu açık açık söylemiyorum zira yanımda tam yankı odası sakini rolünü üstlenmiş biriyle bu hayat oyununu beraber oynuyoruz, sadece hayretle bir şey söylemeden aval aval bakıyorum,

Ve konuya bir cevap için K.celselerini taradım bunları buldum, geleceğe ait kişilerin hipnotik olarak sürüklenip olabilecekleri evvelden tesbit etmek, ayrıca geleceğe ait kitlesel rüyalar kitabını üstünkörü geçmiştim ve bana ters gelmişti ,fazla ilerletmedim,oysa olası gerçeklikleri evvelden bilebilmek ,veya olayda lineer zamanı dışlayan gerçekliğin sergilenişi,

Şimdi pek ters gelmiyor,

Kaderi plan yapılırken kader odasında kişiler olası planların hepsi hakkında genişliğe pek sahip olamıyorlardı ,perdeliydi ve bu hususta sorulan sorulara kişilerin hayat planlarını dünyada işlerken olası gerçekliklere dalmaları için özgür iradenin serbest bırakılması cevabı verilmişti ,seçim serbest ,olabileceklere karşı derslerin alınması dünyada yaşamın ana gayesi,

Bu tanımlamaları ilk defa okuyanların hayretine karşılık anlatayım, konumuz "Ruhların Yolculuğu" kitabından ve kişler kaderlerini tek başlarına rehberleri ile yapmaktalar ve bu iş için bir "Kader Yapma Dairesi" denen özel ruhsal bölümler var kurgu bilim gibi , bu sitenin kitaplık bölümünde var ,okuyun ilgilenirseniz,

Birde şu konuya dokunmalıyım,

"S: (L) Birkaç yıl önce kilisedeyken hiç bilmediğim bazı kelimeleri telaffuz ediyormuşum gibi geldi. Gerçekten öyle miydi? 
C: Telkin. "

Öteden beri ara ara belirtmiştim zihnimde şelale gibi akan istendiğinde kağıda sular seller gibi döşeyeceğim hiç tanımlayamadığım bir lisandan şiirler dörtlükler var ,menşeini araştırdım bulamadım lisan konusu üzerine akademiksel araştırmalar yapan kişiler buldum ,ve o süreçte  ingilizceyi de çok bilemediğimden o akademi insanları ile irtibatı yürütürken sürüklenip sitemizi şahsıma bağlayıp "Acadenia edu "a kayıt olmuşum ,oysa konu ilgilendiğiniz alanlara cevap idi ,her neyse isteğime ulaşamadım ama bu vesileyle bir çok kişi dünyadan ülkemizden sitemizi ziyaret edip okuyor ,belki bazı şeyler soruyorlar ama lisan kifayetsiz olduğundan yetersizim ama ülkemizden bağlanıp ilgilenenler var belki müracaat edip kaydoluyorlardır,

Bütün bunlar neden oluyor,bedende zihinde ,daha doğrusu bir spiral tarzda yığılmış olan DNA mızda olan bitenin hepsi mevcut bir düşünsel enerjiden insanlığa kadar süren maceranın kayıtları bizlerde ,

"Her ne ararsan kendinde ara"

Bazı şeyleri sık tekrarlıyorum arada bir zihnimiz kayıp eski teranelere takılıyoruz gibi geliyor..

Uyandırma silkelemesi, yakınlarda ülkemizde başımıza gelen  insani finans sisteminde uygulanan amiyane ifade ile "keriz silkelemesi", laisizmden kopmaya çalışanlara uyanların da olduğu ülkemizin hali,

--------------------------------------------------------------------

 (T) Sanırım evet! Ama bir sorum var. Bu haftasonu Ark ile Laura'nın bilgisayar sistemine ne oldu?
C: Temel olarak, yaklaşan kuantum değişiminin psişik bir sinyali. 
S: (T) Bilgisayar bu yüzden mi bozuldu? Biraz daha açıklayabilir misiniz? 
C: Gerçekliğin akışkanlığı, bu tür akışkanlığa hassas olan bu tür "donanımları" etkiliyor. 
S: (A) Yani birşey değişecek, gerçeklik akışkan ve donanım bundan etkileniyor. Dışarıda olan şeyle donanımın etkileşimi nedeniyle herşey bundan etkilenebiliyor sanırım. Gerçek temel nedeni bulmak zor. (L) Bazen gerçeklik akmaya başladığı zaman, psişik olarak bu gerçeklik akışının psişik olarak farkına varıyorsun. Ve senin kendi sistemindeki psişik enerji, çevrende o enerjiyle duyarlı olan şeyleri etkiliyor. Böylece psişik enerjin sana sinyal verebiliyor. Siyah kedinin oradan iki kere geçmesi gibi birşey sanırım. (A) Bugün bahsettiğin sihirbaz gibi. El çabukluğu ile gerçek sihri karıştıranlar. İkisi birbirine yardım ediyor. Hepsi tamamen el numarası değil. Bazıları evet, ama bazıları gerçek sihir. Ama sihirbaz ikisini karıştırıyor, çünkü bu işe yarıyor. Gerçek sihir her zaman işe yaramıyor. Arada sırada işe yarıyor ve üzerinde tam kontrolün yok. O yüzden egzersizlerle yardımcı olması gerekiyor. Gerçekliğimizle olan etkileşimimizde de aynı durum. Belirli bir haldeyken gerçeklik akıcı. Bizim durumumuzdan dolayı akıcı olduğu zaman, elektriksel şeyler de belirli bir halde oluyor. Ve bizim etkileşimimiz nedeniyle bu tür şeyler olabiliyor. Neden neydi? Neden kısmen sıradışı birşey olması, kısmen binlerce kez cihazın düğmesini açıp kapatmış olman, belki kısmen her zamankinden farklı bir şekilde açıp kapatmış olman. 
C: Kaos, yeni bir gerçekliğin koşullarının veya yaratımının bir parçasıdır. 
S: (T) Yıkılacak pek çok gerçeklik var... Yaklaşan kuantum değişikliği nedir?
C: Gözlemciye bağlı.
S: (T) Mantıklı. Değişiklik seni nasıl etkiliyorsa, onunla nasıl etkileşiyorsan ona bağlı. Ve herkes farklı bir şekilde etkileşiyor. Ayrıca güzelce kıvırıp soruya yanıt vermediler. (J) Hayır, sorunun belirli bir yanıtı yok. Yani birşey geliyor ve bilgisayar da o yüzden bozuldu. [Ofis civarından ve ağırlık kaldırma ekipmanından bir çarpma sesi geliyor. İncelemek için herkes oraya gidiyor ama hiçbir şey bulunamıyor.] 
S: (T) Az önce bizim için bir kuantum kapısı mı açtınız?
C: Ha ha! Bu sizi ayaklandırdı.
S: (T) Nasıl yani? (J) Odadan çıktık, öyle değil mi? (T) Bunu siz mi yaptınız?
C: Siz yaptınız. (ç.n. "Sen yaptın" anlamında da olabilir.)
S: (T) Biz mi yaptık? Yoksa ben mi yaptım? Bunu nasıl yaptım? (A) Hiçbir fikrim yok.
C: Psişik akış.
S: (T) İnşallah bu sefer de bilgisayar değildir. Ark o cihazı bugün tekrar çalıştırmak için çok zaman harcadı. [Terry'nin, evlerinde duydukları ve bir kapının açılıp çok gürültülü bir şekilde kapanması sesiyle ilgili bir tartışma] 
C: Açığa çıkarılan tüm potansiyeli düşünün. 
S: (J) Deminki şeyi hepimiz mi yaptık, yoksa Terry mi yaptı? 
C: Büyük ölçüde Terry; şu andaki kaotik içsel durumu nedeniyle. 
S: (T) Tamam, bir tür kaotik durum içindeyim. (J) Kafein ve şeker yüzünden mi bu? 
C: Hayır. Terry bir yol görüyor ve ilerideki seçeneklerin ve potansiyellerin içsel farkındalığı nedeniyle karmaşa içinde. Geçmişte pek çok amaçtan vazgeçti. Büyük bir kayıp hissi ve yola dönme arzusu var. 
S: (T) Pekala, bu çok ağır. (J) Evet.

---------------------------------------------------------------------

Bu kısmın bağlı olduğu celsede uzun müddet fiziksel olarak başka bir bölgede olan (T) isimli kişinin ,arkadaşları ile bağlantısı olduğu halde zihinsel başka konulara kayıp bu celsedekilerle rezonansta olmadığından celsenin başlangıcı oldukça bozuktu sanki başka birileri karışmış gibi her zamanki rasyonel celse oturumunu yapamadılar sonra (T) tabladan elini çektiğinde işler normale döndü,

Son günlerde yayınlanan 18 Aralık 2021 celsesinde de zoom yoluyla bir çok kişi celseye katılmıştı ve ortaya çıkan celse seyri bazı dostları sinirlendirdi ,haklıydılar, zira bireysel konulara dalıp olayı uzatma sahneleri gördük, ama arada Lauranın gayretleri ile tatmin edici bilgiler de verildi,

Bunlardan çok yukarıdaki alıntıda ,

"C: Kaos, yeni bir gerçekliğin koşullarının veya yaratımının bir parçasıdır"
ifadesi ilginç ,

Kaosu dışlayan, etkilerinden kaçan değil de getireceği yeniliklere bakmak lazım kanaatimce ,

Kaosu bir zamanlar sebze çorbasında başlangıç karışık malzeme karmaşasına benzetmiştim ,değişik materyalden leziz yeni  yaratım bir çorba , her ne kadar evvelki malzemeler kullanılmışsa da ortaya çıkan yeni lezzet hepsinin birer birer özelliğinin dışında,

Böylece yeni değişik bir realite çıkacak ve bu eskilerin bayatlamış idraklerinin dışında olacak ,var oluşun genel karakteri olarak sık sık tekrarlanan değişimin gün yüzüne çıkması,

Daha başka bir  izah ile bu durum  KH nın kendini kök noktalara doğru yönelten ve yenilik değil olan olmuş gerçeklikleri radikalleştiren ve ondan sadece bireysel fayda ummak isteyen tavrının dışında BH nın genişleme ve yeniliklere doğru fütursuzca korkmadan açılan o harikulade yaratımlar manzumesinin hayranlığına bırakıyor bizleri,

Özgür iradelerin kullanılışında var oluş elemanlarını serbest bırakmak seçimlerin hiç bir radikal unsurlara dalmadan ama dikkatlice, gerçekliğin değişkenliğinin sihirine kapılmak,onu yaratımın baş aktörü olarak kabul etmek,

Bu yolla nava dostumuzun ve yakınlarını kaybedenlerin  acısını giderecek çarenin bu yeniliklere alışan ve eski illüzyonun bıraktığı duygulardan tamamen sıyrılan bir algı mekanizmasına geçmek ile mümkün oluyor ,

Eskiden olanlar "uçtu gitti" üzerlerinde zihni fikse etmek ,bu yeni hali doğuran kaos elemanlarının her biri üzerinde durmak gibi ,basit örneğime göre sebze çorbasını yapmaya kalkıştığımızda bu havuç neden çürük veya bu patatesin hali ne yamrı yumru, demek gibi, işe yaramayan kaybolanı yerine koyamayan uğraşılarla zamanımızı doldurmuş oluyoruz ve  biraz insafsızca ifade olarak gelse de düşünülüp bir yerlere oturtmak gereken  bu tip davranışları KH haline bile adapte edebiliriz K.lardan hatırladığıma göre,

Bir bakıma bu görüşle Orion deneysel uygulamalarının içinde BH nın da neden olduğu gerçeğini yavaş yavaş anlayabiliyoruz,
Yeni yaratılara gitmek ve eskiden olanları tekrar tekrar analize sokup takılmamak var oluş olayının baş faktörü,

---------------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala. Herkesi ilgilendiren ana konuya girmeden önce bir sorum var. Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırı ve devlet komplosu hakkında topladığımız materyali web sitesine koyup web korsanlarının falan saldırılarına maruz kalmaktansa bir kitap veya kitapçık haline getirmemizin daha iyi olabileceğini düşünüyoruz. Bunu birilerini kızdırmadan nasıl yapabileceğimizi sormak istiyoruz. (A) Bunu yaptığımızda sınırı ciddi ölçüde geçmiş olur muyuz? 
C: Dikkatli bir şekilde yapılırsa sınırlar geçilebilir. 
S: (A) Bu durumda sınırı dikkatli bir şekilde geçmek nasıl olabilir?
C: Söyleyeceklerinizi muğlak bir şekilde söylemeye dikkat edin.
S: (L) Bu örnekte nasıl bir muğlaklık mesela?
C: Dolaylı referanslar. 

"S: (L) Yani böyle küçük bir kitap yayınlayabiliriz ama bunun doğru olduğunu beyan etmemiz gerekmiyor. (A) Bilmiyoruz, sadece sorular soruyoruz, öyle değil mi? (SB) Evet, olabilecek en muğlak yöntem bu olabilir. (A) İki durum var, hangisi doğru bilmiyoruz. Her iki yanıt üzerinde de düşünüyoruz. 
C: Hikayenin her iki tarafını sunmak da iyi bir fikir olur. İddiacıların ve iddia konusu olanların "geçmişiyle" ilgili biraz bilgi verilebilir ve böylece okuyucu kimin doğru olup olmadığının daha muhtemel olduğuyla ilgili bir temele sahip olabilir. 
S: (L) İlgili birkaç husus hakkında biraz tarihsel bilgi veririm ve sonra da şu anda olan biten hakkında biraz bilgi veririm. (A) Tamam, sakınılması gereken herhangi belirli bir konu var mı? 
C: Kendiniz "Yahudi meselesine" girmeyin. Sadece bizim yorumlarımızı aktarın.

-------------------------------------------------------------------

Burada anlatılanların ne maksat güttüğünü anladınız sanırım,o malüm olayda olan saf gerçekliklerin  iç yüzünü çok açık bir şekilde anlattı K.lar, burada da sakinlerimizin olayı diğer insanlara anlatırken yapmaları gerekenler olarak muğlaklık öneriliyor bu çok tabii bir şey zira her şeyi bütün çıplaklığı ile aktarsalar ,

"S: (L) Bu saldırıyı tartıştığımız celselerde sizin yanıtlarınız muğlak değildi ama? 
C: 3. yoğunluk da değiliz. Biz bunun üreteceği sıcaklığı kaldırabiliriz. Siz ise yanabilirsiniz. O kısmı biz yapalım, siz sadece "bu doğru olabilir mi?" diye sorun."

Ortaya bizim dostları toptan ortadan kaldırmayı yeğleyenler çıkacaktı,
Bu kısmı aktarmamdan kasıt muğlaklık yoluyla K.ların şu ana kadar aktardıkları bütün bilgileri bizlere sunarken yaptıkları genel bir ifşayı fark etmekteyiz  ,neden cımbızla zorla alınabilecek malümat verme yolunda olduklarını,

Yanıp kızarıp zarar görmekten çok zihni çalıştırmayan dinleyenleri gerektiğinde araştırmalara yöneltmeyen bilgileri olduğu gibi birden verme olayı neleri doğurur ,

Kişilerin bu aşırı şok ile verilen bilgileri dinlemeye kendilerini kapatan otomatik zihin devre kesiciler faaliyete geçer, esnemeye başlayıp uyurlar veya dinlemekten ilgilenmekten vaz geçerler,

Başka bir örnek de  hazır olmayan ve yankı odasından çıkmayan bir bilincin uyuşturucu alıp olağanüstü hallerle karşılaştığı alabora olmuş zihin hali gibi,

Diğer bir izahla  aynı bilince sahip birinin hazır olmadan üst yoğunluk ortamına bırakıldığını düşünün ,şoklara girilmiş ve zamansızlık yönsüzlük gibi bir ortamda dehşete düşmek, hakiki yanma kızarma diye tanımlanan haller bunlar olsa gerek,

Philedelphia deneyine maruz kalıp deliren biçareleri anımsayın,

Veya çok bilmiş edaları ile anlatan bizler nasıl davranacağız,

Ama bu noktada kendime de çok insafsız davranma olmamalı bir ara özel bir bölgede aracımla eşimle bir yere giderken  her şeyin bir olduğu vizyonumu hatırladım ,yolla araçla havayla ağaçlarla bir olduğumu ,her neyse,

Kendimi parlatma seanslarından çok artık  sahte kişilikleri terk etme işine karar verdiğimi hatırladım ve "her şey birdir "deyip insanlara sanki parmağımı sallarken bu işin özünü o vizyonlarla yaşayan olarak olduğumu hatırlayıp samimiyetimin bir nişanesi olarak kendimi yatıştırıyorum,

Bir diğer ortaya çıkan husus ise   4Y gerçekliğinin başlangıç kısmı neden değişken fiziksellik içeren özellikte anlayabiliyoruz,

Bu noktada bilginin sevgiyle beraber anıldığını ve varlık tekamülünde var olan gerçeklikleri hazır olmayana boşaltırken şok yaratacak şekilde hoyratça davranmak hırpalamak yerine bilginin yumuşak sevgi bazlı tedrici (=azdan çoğa) halini öngören ve ısrarla "bilgilenin" ve kendinizi yeniliklere hazırlayın tekrarlarının genel karakterini irdeleyebiliyoruz,

Ve bizi bu gerçekliklere hazırlayan rehberlere 5Y meclis elemanlarına 6Y BH mensuplarına hayranlık ve şükran hislerimizi sunuyoruz,

-----------------------------------------------------------------

S: (C) Bu konuya dikkat harcamamız, hatırlamamız ve kendimiz anlamamız gerekiyor diyorlar. (J) Genel olarak OP'ler kaçırılmıyor mu demişlerdi? (L) Geçen yıllar boyunca pek çok ipucu gördüğümüz kesin. Sadece hazır değildik ve neden bahsettiklerini bilmiyorduk. (C) Belki de bu daha iyidir. Çünkü bazı şeyleri deneyimlerimizden kendimiz öğrenmemiz gerektiğini söylüyorlar. Onların hazır verdikleriyle karşılaştırıldığında, kendi gördüklerinden daha fazla şey öğreniyorsun.
(L) Bir diğer soru, 3. ve 4. yoğunluğun birleştiği alanlarda Siyahlı Adamlar'ın kendilerini ortama projekte etmelerinin daha kolay olup olmadığıydı. 
C: Elbette. 
S: (J) Bir keresinde çift yoğunluklu varlıklardan bahsetmişlerdi. 4. yoğunluk varlıklar ile 3. yoğunluk varlıklar arasındaki melezler gibiler denmişti. Yoksa bu tür birey genetik olarak gelişmiş bir insan mı aslında? 
C: İnsanlar bir zamanlar "çift-yoğunlukluydu." Ve bazıları doğal şekilde tekrar olabilir. 4 KH "üretimi" olanlar da benzer nitelikte. Onları motoru güçlendirilmiş bir tür OP olarak düşünün.

---------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A  ) Ben Chaco Kanyonu'nu soracaktım. Oradaki yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A  ) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir "konferans merkezi" gibi. 
S: (A  ) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu? 
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar. 
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve "yolculuk".
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (A   l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı? 
C: Evet. 
S: (A  ) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme) 
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı. 
S: (A  ) Bu insanlar nereden geliyordu? 
C: Atlantis kalıntıları. ... 
S: ... (A   l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) "Kozmik çevre" dediler. 
C: Çekim şu anda farklı. 
S: (A   l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti? 
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak. 
S: (A  l) Ben? (J) A   l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: .... (A   l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A    l) Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz? 
C: Bekle ve gör! 
S: (A    ) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A  ) Tamam, bilgin ... (C) C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor. 
S: (A  ) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz... 
S: (A  ) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa... 
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor. 
S: (A  ) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A  ) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A    l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A  ) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor! 
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız. 
S: (A  ) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi? 
C: Pek sayılmaz. 
S: (DD) Fransızcamı beş yıldır ilerletmeye çalışıyorum! (gülüşme) (A l) Bu çekim değişikliği ne zaman olacak? (L) Transkriptleri oku.

----------------------------------------------------------------------

Uzun dalga döngüsünde  kısa dalga döngüye geçinceye kadar insanların çift yoğunluklu olabilme yetilerinden bahsediyorduk,meğer kısa dalga döngüsü içinde de bu özelliğin izlerini görebiliyormuşuz,

Siyahlı adamların dünyanın şu anda evvelce bahsettiğimiz 4Y özelliği gösteren yerlerde mesela New Meksiko da bu özelliği gösterebildiği gibi bir zamanlar ikinci alıntıda belirtilen Chaco Kanyonu gibi yerlerde bu kabiliyetlere benzer Atlantis kalıntılarının da uyguladıklarını görmekteyiz,

 Bu olayın güneş çekimsel yolculukları ile oluşan kozmik ortamda yakında bizlerin de yaklaşan dalga özelliği ile aynı kabiliyetlere bürünebileceğimizi söylemekteler,

Bu husustaki bizlere cazip gelen tekno-spititüel kabiliyetlere ulaşma hadisesinin yanında, dünya insanlarının Mitos Tanrılar efsanelerini doğurmalarına ,Sümerliler zamanında Firavunların özellikleri ve bir nevi alt bilinçli insanlar tarafından tanrısal kavramlara oturtulan kişilerin  olayında ,sadece dünya dışılar değil bu tip özelliklere bürünmüş olanların da olduğunu  kabul etmeliyiz,

Ortam uzun ömürlerin bu tip faaliyetlerinin kolayca belki ileri farkındalığa ulaşılarak yapanların olduğu özel kozmik bir ortam
Ama bu hayatımızda sihir değil bu tip olağanüstü davranışları gösterenlerle de karşılaştık ,basit yargımızla DNA larında o kabiliyet konuları idare eden mekanizmaları açık gelmişler diye düşünüyorum, yahut simya işleri,

Yunus Emrenin dostlarına böyle tekno-spiritüel sofralar hazırladığı anlatılır ,tevatür değil her halde çünkü yakın zamanlarda olan olaylar, ayrıca kaşık bükenler temassız madde oynatmalar,sonraları biraz şarlatanlığa doğru yönelen Uri Geller isimli şahıs ülkemizdeki toplu bir gösteride metrelerce uzakta olan dinleyici olduğum halde elimdeki anahtarı bükmüştü,

https://www.youtube.com/watch?v=_n2p7ogy0fo
K.ların sık sık bekleyin göreceksiniz dedikleri dalga özellikleri..

----------------------------------------------------------------------

SS: (L) Başka soru? şey mi? konusunda ne yapacağız? (tartışma) (Perceval) Duygusal merkezi olmamak, psikopat olmakla aynı 
C: Tam olarak değil, ama yakın. 
S: (Andromeda) Herhangi bir duygu hisseder mi? 
C: Gerçek duygular dediğiniz şeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek bir duygusal bileşen içeriyor. Hala "kuledeki presensessiniz." Sizi esir uutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız. S: (L) Ejderler nedir? 
C: Çocukluğunuzda programlanan korku ve duygusal merkez sapmaları. Elmayı yediniz ve transa girdiniz.
S: (Andromeda) Ama kalıcı olarak değil, öyle değil mi?
C: Gerçek sevgi herşeye kadirdir. Ama kimyasallar genellikle yalnızca ejderi besler; en azından ejder efendi olduğu sürece.
S: (Ark) Duygusal merkezin olmaması bir ölçüde genetik birşey mi?
C: Evet. 
S: (Ark) Nasıl oluyor? Her iki nesilde bir mi? Veya babadan oğula? Nasıl? 
C: Anneden oğula. Eğer bu oğul baba olursa ve kendisi gibi biriyle evlenirse bir kızda da ortaya çıkabilir. 
S: (Perceval) Bu psikopatiye benzer birşey mi? (L) Çok yakın, evet. Eğer duygusal merkezin yoksa geliştirebilir misin?
C: Hayır.
S: (G) İflah olmaz bir narsist gibi mi? 
C: Yakın. Bu tür varlıkların taklit etme ve ayrıca bedensel rezonans meydana getirme yeteneklerini göz ardı etmeyin. Duygusal merkezi olmayan bir yaratık oldukça önemli etkiler meydana getirebilir. 
S: (Mr. Scott) "Yaratık" deyip duruyorlar. Bu gerçekten garip. (Perceval) Duygusal merkezi olmayan biri başka bir varlığın kontrolüne girmeye veya bedenini tamamen başka bir varlığa devretmeye çok mu eğilimlidir? 
C: Hayır. Kendine saygı duyan hangi bir "hortlak" neden havadan yapılmış yemekler sunan bir lokantada yemek yemek istesin? 
S: (L) Yani başka bir varlık tarafından ele geçirilme olayı, duygularla beslenmeye dayalı birşey. Duyguların olması gerekir. (Andromeda) Peki onları güdüleyen şey nedir? 
C: Saf "doğa." Bu kadar güçlü bir bedensel rezonansları olmasının nedeni bu. Garip bir şekilde yaratımın "ilahi maddesine" sizden daha yakın bir şekilde bağlantılılar. Cinsel merkezleri, "sevilmeyi seven" ve yaratıcı nitelikteki uyuyan ağır maddeyle doğrudan bağlantılı. 
S: (Andromeda) Bedensel rezonans nedir tam olarak? (L) Limbik rezonans gibi birşey mi? (ç.n.: limbic resonance) 
C: Yakın ama tam olarak değil. Zorlanan bir titreşim gibi. O özelliklere sahip bir yaratık yaralı veya zayıflamış bir ava yakın olduğunda, zayıflamış bedeni kendi frekanslarına zorlayabilirler. Ses çıkarmayan bir keman düşünün. Sonra ilkel tellerden birinin titreştirildiğini düşünün. Çok güçlü çekildiğinde, kemanın nasıl akort edildiğinin bir önemi yok. Tel tepki verecek, gerçek sesinin distorsiyonlarını üretecektir. Önceden planlanmayan, doğaçlama bir suç gibi. Tek notalı bir samba olduğuna şüphe yok.

---------------------------------------------------------------

OP lerden ,düşünce merkezleri olmayanlardan,  insanlığı yeni denemeye başlayanlardan falan bol bahsettik ,reenkarnasyon inancı içinde insan olma deneyinde yaşadığımız  karmaşaya bir sebep bulabilmek için,
Buna ırksal bedensel karıştırmaların ve birbirlerine etki ve asimilasyon tekniklerini de katınız, bu işi  yeni bilgilerle bir yerlere oturtabiliyorum ne güzel diye rahatlarken şimdi de "duygusal merkezleri olmayanlar" çıktı,

Bir ara insan "akla gelecek gelmeyecek her şeyi yapar "diye bir vecize tutturmuştum ,doğru teşhismiş ,

Limbik rezonansa yakın temasta olduklarına "bedensel rezonans" denen bir türde etkileşimlerde bulunuyorlar ve yaratımın doğal ilahi özelliği ile direkt bağlantılı deniliyor, etkileri yüksek,

Konuyu incelerken limbik rezonans nedir biraz inceledim en basit ve kabaca izah ile şu benzetmeyi yapabilirim ,

Bir bebeğin bakımı ve büyütülmesi esnasında uyuması gerektiği hakkında başlangıçta ebeveynlerin yanında uyumaları onların bebeğe bir limbik rezonans sağlıyor,

Ama bedensel rezonans buna tıpatıp benzer değil K.lar "yakın" cevabı verdiler ve akortsuz keman teli benzetmesi yaptılar,

O izah tarzı da çok düşündürücü ,çözebilmek için oldukça fazla zorlandım yaşam yolunda karşılaştığımız insan hallerine benzetmeler yapmamız gerek, donelerimiz bu kadar,

"Stockholm Sendromu" denen tecavüzcüsüne veya seri katiline anormal suçlar işleyip kendini esir alana  aşık olma  halini, benzetebildim,

Alıntı,
"Stockholm Sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. İsveç'in başkenti Stockholm' da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanır. Hastalık ilk defa Psikiyatr Bejerot tarafından tanımlanmıştır."

Anlatılana benzer olarak başka örnekler bulabiliriz yaşamımızda pek rastlamasak da okuduklarımız gördüğümüz izlediğimiz yayınlar bu tip örnek senaryolar ile dolu, katille beraber seri katil gibi olmak adam katletmeyi normal bir güdü haline getirmek v.s.gibi,

En son Bein Connectte yayınlanan "Dexter" dizisinde gibi Qui dost beğenmekte haklı, izledikçe seri katili benimser gibi oluyorsunuz ve kendi içsel halinizi yoklamaya başlıyorsunuz,

Ve bu varlıkların yaratımın ilahi haline tuhaf bir şekilde doğal ve direkt bağlı durumunu çözmeye zorlanıyorsunuz,

Maruz kaldığımız deneyin fonksiyonlarını anlayabiliyor muyuz, bilgilendikçe elleri enseye atıp olan biteni, eğer sana dokunmuyorsa ve düzeltmek için müdahale durumun kapasiten yoksa, uzaktan seyretme halinin özelliğini anlamaya başlıyorsunuz,

Yalnız demokratik seçim hakkınız var, önünüzde süregelen tutarsızlıklar çığırından çıkmışsa müdahale edeceksiniz ,öyle eller ensede hali devam edemez ,gemi batmakta..

Ara..

Tgur

#1169
YORUMLAR VIII

Her zaman aynı kalıplarda kalmak var oluşun fraktalları da devreye alan tanımladığımız karakterine ters olmakta yani alıntı arkasından yorum kalıbı şbunun dışında olmak anlatılanın kuru kuru değil lezzetli olmasını sağlar,

Anadolu çeşitli insan toplumlarının zaman içinde bulundukları bir yerleşim yeri bu yönden tarihsel yönden jeopolitik durumdan biz şu an yaşayanları da etkiliyor ve gerçekten derinlemesine baktığımızda böyleyiz ve bundan gururluyuz, bizim bu halimizi parçalayacak yok edecek kalıpsal dayatmalar işe yaramaz, ispatı hakkında bir güzelleme,

"Almanya'dan gazeteci bir dostum aradı. Bir meslektaşımızın Ankara'ya geleceğini ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir makale yazacağını söyledi.
Gelecek arkadaş Türkiye'nin katılımına sıcak bakıyormuş. Benim adımı, telefonumu vermiş, yardımcı olmamı istiyormuş. Kabul ettim. Neticede bir yerde memlekete hizmet durumu.

Ertesi gün aradı, buluştuk. Bir yerde oturduk bir-iki fincan çay içtik. Nereye gitmek istediğini sordum. "Kocatepe Camii" dedi. "Niye", diye sordum. "Sen Müslüman mısın?". Değilmiş, ama merak ediyormuş. Neyse gittik.

Bana kubbenin çapından, avizenin ağırlığını, toplam kapalı alanın metrekaresinden, avlunun kapasitesine kadar sorular sordu. Önce soruyu soruyordu, ondan sonra cevabını veriyordu.

Sonra akşam oldu. "Türkler gibi eğlenmek istiyorum" dedi. "Siz nasıl eğleniyorsanız, bir akşamı nasıl geçiriyorsanız, tam öyle". "Yahu yapma" dedim, "bünyen kaldırmaz" dedim , dinletemedim.
Eh, artık keyfi bilir. O yıllarda Ankara' da benim en sık uğradığım mekânların başında sembol Tanju'nun Neyzen'i vardı. Beraber Neyzen'e gittik.

Önce dekorasyondan büyülendi. Hatta not defterini çıkardı, ufak tefek eskizlerini çizdi. Derken ney taksim başladı. Çok şaşırdı; "Bu dini bir enstrüman değil mi? Dini müzik çalıyor. Burası dindarların devâm ettiği bir lokanta mı" diye sordu. "Boşver" dedim, "takıl".
Neyden sonra ise –Neyzen'de adet olduğu üzre- aryalar okunmaya başlandı. Misafirim biraz daha şaşırdı. "Sizde" dedi, "dinî müzik dinleyen, opera da dinliyor mu?". "Sizde dinlemez mi" diye sordum, aklı karıştı.

Bu arada hayret içinde masaya yığılmaya başlayan mezelere, masalardan masalara yapılan rakı-meze ikramlarına bakıyordu. "Burada herkes birbirini tanır mı"diye sordu, "yoo, yahu boşver, sen takılmana bak" dedim.

Aryalar bittiğinde ise sıra popüler şarkılara geldi. Benden sözlerini çevirmemi istedi. Bir-iki şarkı sonra not defteri yeniden çıktı ve deli gibi not tutmaya ve soru sormaya başladı.
Alevi türküsü okununca, "burası Alevilerin yeri mi?", Dokuz sekiz çalınca, "buraya Çingeneler mi geliyor", Ege türküsü okununca "buradakiler efeleri neden destekliyor?" diye sorular sordu durdu. Arada bir de "bu müziklerden birini dinleyen ötekileri de dinliyor mu" diye sordu, daha da neler neler;
-Şu Urfa'nın etrafı dumanlı dağlar
- Buraya Urfalılar mı geliyor?
- Hayır.
- Lörke, lörke, lülülülü
- Burası Kürtlerin mi?
- Hayır.
Bunlara anlam vermeye çalışırken, önce "Çiao Bella" sonra da "Venseremos" çalınca birden ciddileşti.
-Bana istediğini söyle, ama ben bunun Şili Komünist Partisi marşı olduğunu biliyorum.
-Doğru, öyle zâten.
-Burası Komünistlerin mi?
-Şöyle bir çevrene bak, öyle mi görünüyor?
-...

Hayatında peçetenin sadece ağız silmek için olduğunu zanneden ve çatal-kaşık ile tabağa vurarak hiç bateri çalmamış bu arkadaş, sandalyelere çıkanlardan da önce biraz korktu. Sonra onun da içi gitti, fark ettim, ama bir şey söylemedim.

Mezeler bitip, balıklar geldiğinde ise fena afalladı. Önce "biz yemek yedik ya" dedi, sonra "ama ben doydum" dedi, fakat ben "madem Türk gibi eğleneceksin, bunu da yemelisin" deyince, pek itiraz edemedi.

Bu arada ben de şarkıları türküleri çevirmeye devâm ediyordum. Ben çeviriyordum, o dehşet içinde bana bakıyordu, sonra bir soru soruyordu, ben de cevap vermeye çalışıyordum;

-Yaslan dağın yamacına Halil İbrahim.
-İbrahim kim? Meşhur birisi mi?
-Ben ne bileyim.
-Herkes alkışlıyor, onlar mı tanıyor?
-Bilmem. Yahu, güzel bir türkü işte, takılmaya bak.
-Düşman galip geldi haklayamadım, döküldü cephanelerim toplayamadım.
-Bu, kahramanlık türküsü mü?
-Hayır, eşkıya türküsü.
-Bu eşkiyalar politik mi?
-Yok be, bayağı eşkiya. Bizde eşkiyaya türkü yakarlar.
-Peki şu kızla adam niye romantik romantik dansediyor.< BR>
-Şarkı güzel.
-Ben bunu anlamıyorum. Yani aşk, düşman, cephane?
-Boş ver işte, takıl.
-Vur hançeri kadınım ben öleyim.
-Neden kadınının onu bıçaklamasını istiyor?
-Çok seviyor.
-Seviyorsa evlensinler.
-Evlenemezler.
-Niye?
-Dedim ya, birbirini çok seviyorlar.
-Kanım aksın ki, terk etmem seni.
-Neden kanı akıyor, kaza mı geçirmiş?
-Yok canım. Yani o kadar çok seviyor. Seni terk edersem öleyim diyor.
-Biraz garip.
-Yahu boşver, sen takıl.
Bir-iki şarkı daha dinledi. Sonra patladı;
-Yahu sizde bütün şarkılar aşk ve ölümle ilgili.
-Evet, ne olmuş. Hayat da öyle. Başka ne var ki?
-Doğru aslında. Ama biraz garip değil mi?
-Ne yapacaktık, çayıra çimene şarkı mı yazacaktık? Biz bu kadarını yapabiliyoruz.
-Yanlış anlama. Hepsinin de sözleri çok güzel.
-Sorun ne?
-Bilemiyorum.
Bütün masalar ağzı kulaklarında hoplaya-zıplaya "sürünüyorum" diye göbek atarken, yüzünü görmeliydiniz. Sonra Çile Bülbülüm çalınca, bu defa komaya girdi.
- Bu şarkıda Allah diyorsunuz.
- Evet, deriz.
- Ama Allah deyip rakı içiyorsunuz.
- Ne olmuş, içeriz.
- Yanılıyorsam, lütfen düzelt. İslâm'da alkol günahtır.
- Doğru.
- O zaman neden yapıyorsunuz?
- Güzel oluyor. Sana bir sır vereyim mi? Bugün müzede gördüğün heykeller var ya, dün burada onlar içiyordu. Allah deyip, rakı içtikleri için taş oldular. Garsonlar onları gizlice müzeye taşıdı....
- Yahu şaka, gevşe biraz. Sen takılmana bak.
10. Yıl marşı başlayıp, bütün masalar tempo tutunca ise manası Türkçe'de aşağı-yukarı "oha" olan bir lâf etti. En çok da Onuncu Yıl Marşı eşliğinde tren yapılmasını yadırgadı. Önce kısık bir sesle "burası emekli subayların lokantası mı" diye sordu. Nasıl baktıysam, "boşver" dedi, "takılalım".
Bir de bir Arap bir de Yunan şarkısı çalınca tümden aklı karış tı.
-Siz Yunanları seviyor musunuz?
-Arada bir.
-Ama Yunan şarkısı dinliyorsunuz?
-Arada bir işte.
-O demin söylenen Arapça şarkı ne diyor?
-Ne bileyim ben.
-Yunanca şarkının sözleri ne?
-Yahu nereden bileyim?
-O zaman neden dinliyorsunuz?
-Güzel oluyor. İlla anlamak mı lâzım.
- ...

Bir Azerî türküsünü de tercüme edince, "buradaki herkes Azerice biliyor öyle mi?" diye sordu, ama artık ben de de cevap verecek takat kalmamıştı.

Onun bu kültür şoku üç-dört saat sürdü. Sonra kalkmak istedi, yorulmuştu. "Yahu olur mu" dedim, "daha çorba içeceğiz". Bana çok garip baktı, "ama yemek yemiştik.

Yemekten sonra da balık yemiştik. Rakının üzerine nedense bira da içtik. Üstelik o kadar yemeğin üzerine sıcak helva da yedik, sonra bir de meyve yedik. Onun da üzerine kuru yemiş yedik. Kahve de içtik"
"Olmaz", dedim. "Şimdi de çorba içeceğiz. Devamında da dürüm yiyeceğiz. Türkler gibi eğlenmek istemiyor muydun?" Boynunu büktü. Bir şey söylemedi.

Oradan bir dürümcüye gittik. Mercimek çorbası, birer porsiyon soslu-soğanlı dürüm. Ben "keşke başka çorba içseydik" deyip, keyifle, şırdan tuzlama, paça ve işkembeyi anlatmaya başladım, ama yüzünü ekşiterek eliyle "ne olur sus" gibisinden bir hareket yaptı. Onu pek anlamadım.
Yolda bana baktı, baktı sonra; "biliyor musun?" dedi, "biz Almanlar da aslında eğleniriz"...
"Ne yaparsınız" diye sordum, "uzun masalarda yan yana oturup, bira içerek, sallandığınızı biliyorum. Bir de bizde ilkokulda deve-cüce diye bir oyun vardır. Galiba onu da oynuyorsunuz" dedim. O bir şey demedi...
Biraz sonra "biraz fark olacak tabii, siz Akdeniz milletisiniz" dedi. Ben de "tam değil" dedim.

"Aslında aynı zamanda Kafkasyalı, Orta Asyalı, Orta Doğulu, Avrupalı, Balkanlı ve Egeli, Karadenizli'yiz" dedim.

"Haydi" dedim. Sevinçle "otele mi gidiyoruz" dedi. "Yoo" dedim, "Gölbaşına. Orada göl var. Şimdi yola çıkarsak, şafak sökerken orada oluruz. Güneş doğarken rakı içeceğiz". Bana garip garip baktı, "ondan sonra otele dönebilir miyim" diye sordu.

Kahvaltı saatinde oteline bıraktım. Öğleyin yeniden buluştuk. Ne kahvaltıda ne de öğle yemeğinde hiçbir şey yememiş. Sadece soda içmiş. "Keşke kahvaltıda benim bildiğim bir yer var, oraya gitseydik.
Sucuklu yumurta yerdik" diyecektim, vazgeçtim. "Sakın Türkleri AB'ye sokmayın" diye bir yazı yazmış. Çok şaşırdım, "bana senin Türkiye'nin AB'ye girmesini istediğini söylemişlerdi" dedim. "Öyleydi" dedi, "ama o zaman daha Türkiye'ye gelmemiştim" dedi. "Türkiye'yi sevmedin mi" diye sordum.
"Bayıldım" dedi, "harika bir ülke" dedi, "ama AB'ye girerseniz, hem siz bozulursunuz hem de biz bozuluruz" dedi. Çünkü biz zaten dominant kültürmüşüz.

AB'ye girersek, on sene sonra Fransızlar, Almanlar "sürünüyorum" diye göbek atmaya, yeni nesil "kadınım bıçakla beni, seni çok seviyorum" diye ilân-ı aşk etmeye başlarmış.

"Şu Ren'in suyu akar delidir oy, oy, oy" gibi, "yaslan dağın yamacına Hans Peter'im" gibi, "Münih'in etrafı dumanlı dağlar" gibi filân işte...

Ayrıca bütün Avrupa obez olurmuş. Kimse de sabah işe zamanında yetişemezmiş."Biz nasıl bozuluruz" diye sordum, "size" dedi, AB'de bunların yarısını yaptırmazlar" dedi.
Aman neyse boşverin, biz takılalım... O da artık takılıyor zaten , Türkiye'de."

Yukarıdaki aktarımı bazı dostlar biliyor okudular ,şimdi ise okumayanlar için ,bu durum sadece şark garp karışık duyguları değil Orta Asyadan gelip buralara ulaşmış şaman kökenli sonra islamı seçen atın semeri altında bastırdığı kurutulmuş tuzlu ete pastırma diyen akıncı karakterinin mevcut iklime uyumlanması ile ilgili ve kendini bu karışık sanat ve adele gücü karmonyalasında bir yerlere oturtabilen günümüz Türk tipi görüldüğü gibi hiç bir kalıbı kabul etmeyen ama bulunduğu yeri tarihten  aldıkları ve günün özellikleri ile bağdaştıran şenlendiren manalandıran bir tavrı var,

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Ayrıca, 5000 yıl önce bir süpernova Yengeç Nebulasına [ç.n. nebula: bulutsu yıldız topluluğu] dönüştü, bu henüz o sırada Dünya'dan görülmemişti, ta ki 900 yıl öncesine kadar. Bu da tam olarak, benim bazı ipuçları bulmaya çalıştığım zaman dilimine denk geliyor; tohumların büyüyüp meyve verme aşamasına geldiği bir dönüm noktası. 900 Yıl önce ortaya çıkan bu süpernova etkilerinin bir takım değişimlere katkıda bulunup bulunmadığını söyleyebilir misiniz, Karanlık Çağların sona ermesi, Tapınakçıların kurulması vb. ? 900 Yıl önce görülen bu süpernovanın etkileri nelerdi ? 
C: Temel sıvı moleküllerin uyarılıp, harekete geçirilmesi. 
S: (L) Bunun insanlar üzerinde psikolojik ya da genetik, DNA yla ilgili etkileri oldu mu ? 
C: Çok az. 
S: (L) Gözlemleyebilen birininin farkedeceği etkiler neler olurdu ? Yani mikroskobik...
C: Büyüme.
S: (L) Ne anlamda büyüme ? İnsanların ölçülerindeki değişim ve büyüme mi ? 
C: Yakın. 
S: (L) Psikolojik ya da zihinsel büyüme ?
C: Yakın.
S: (L) Özellikle hangi tip büyüme ? 
C: Her ikisi de.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) DNA'nın yapısal genleri kodlamayan kısmı neyi kodluyor? Başka ne yapıyor olabilir?
C: Kesilen akış.
S: (L) Neyin kesilen akışı?
C: Sıvıların.
S: (L) Sıvıların nereden nereye akışı?
C: Senin algın nedir?
S: (L) Hangi sıvılar? 
C: Senin girdi ekleme sıran.
S: (L) Bunlardan bazıları...
C: Hayır, tamam değil: sana bir soru sorduk! 
S: (L) Tamam. Sıvıların kesilen akışı. Bunun ne anlama geldiğini anladığımdan emin değilim. (A) Belki birşey akıyordu, birşey onu kesti ve akış durdu ve artık geliştirilemiyor. Birşeyin kesilmesi anlamına geliyor. (L) Kesilen akış, durdurulan bir sıvı akışı anlamına mı geliyor? 
C: Evet. Tasarımın değiştirilmesi nedeniyle! 
S: (L) Akışı durdurulan o sıvı, kimyasal bir aktarıcı mı? 
C: Evet. 
S: (L) Bu kimyasal aktarıcı, eğer akabilseydi, DNA'nın diğer bölümlerinde önemli değişikliklere mi neden olacaktı? 
C: Evet. 
S: (L) Yani DNA'mızın önemli bazı bölümlerinin kilidini açacak olan o sıvı akışını, kimyasal aktarıcıyı veya nöropeptidi kesmek için oraya bilinçli olarak yerleştirilen bir kod parçası var, öyle mi?
C: Yakın. Biyogenetik mühendislik.
S: (L) Bu sıvı akışının kesilmesinin sorumlusunun Kertişler ve onların ekibi olduğunu varsayıyorum? 
C: Yakın, ama daha muhtemel olarak Oryon KH tasarımcılar. (ç.n.: bunlar sanırım 4. yoğunlukta daha üst aşamada bulunan ve kertişleri yönettiği söylenen hümanoit tipler.) 
S: (L) Bize hangi sıvı veya aktarıcının kesildiğini söyleyebilir misiniz? 
C: Düşük dalga frekansı yükü için en etkili kimyasal bileşik iletkenini düşün.
S: (A) Altın olabilir... (L) Asetilkolin mi?
C: Hayır. 
S: (L) Su mu? 
C: Hayır.
S: (L) Salin? (ç.n.: tuz veya tuzlu bir bileşik) 
C: Daha yakın. Doğal olarak bağlanan bir kombinasyon. 
S: (L) Bunu araştırmam gerekecek. 3 milyar baz çiftimiz varmış. "Çöp DNA" denen parçaların bir kısmı eğer etkinleştirilirse, 23 çiftten daha fazla çiftle kromozomal replikasyon gerçekleşir mi? 
C: Kısmen. 
S: (L) Faaliyetler veya benzer şeyler yoluyla yapabileceğimiz herhangi birşey var mı bu konuda?
C: Hayır. Biyogenetik mühendislik.
S: (L) Zamanın bir noktasında, birşeylerin bedenlerimizdeki genlerin açılmasına ve fiziksel olarak dönüşmemize yol açabileceği şeklinde, geçen gece aklıma gelen fikir, 4. yoğunluğa geçiş sırasında olabilecek olan şeyin doğru bir algısı mı?
C: Büyük ölçüde, evet.
S: (L) DNA'nın etkinleşmesi durumunda, fiziksel bedenlerimizin dönüşebileceği şeylerin herhangi bir sınırı var mı? Eğer DNA gerekli komutları verebilirse uzayabilir miyiz, gençleşebilir miyiz, fiziksel görünümümüzü, yeteneklerimizi değiştirebilir miyiz? 
C: Algılama kapasitesi. 
S: (L) Algılama kapasitesi nedir? 
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.
S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet. 
S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi? 
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin. 
S: (L) Yani bilgi edinme ve bedenin üzerindeki kontrolü geliştirme meselesi bu. Eğer zihnin ve merkezi sinir sistemin daha üst bilinç seviyeleriyle uyumlanırsa, algılama kapasiten için bu önemli bir sonuç doğurur öyle mi? 
C: Yakın.
----------------------------------------------------------------------

DNA ve üzerinde yapılanlar hakkında çok konuştuk ve gerçeğin yani gücün bizlerde olduğu üzerinde özellikle durduk ,sırf asırlardır insanlık üzerine yapılan gücün başka yerlerde olduğu dayatmasını kırabilmek için, bunun ispatı için genetiğe yani bu tip bilgilere biraz dalmamız icap eder,

Açıkça anlaşıldığı gibi DNA içinde  akışı ve bu yolla bir çok kilidi açmayı sağlayan sıvının üzerindeki oynamalar ve bunun Oryon KH tasarımcıları tarafından muhtemelen yapıldığı belirtiliyor ,

Bu sıvı akışı açılımı dikkat edilirse Karanlık Çağların bitişi zamanında da devreye alınmış ancak zihinsel büyüme pek fazla olmamış,tahminen o karanlık ve ilkelliğin dip noktalarına kadar bedensel ve zihinsel düşmüş insanlığın hali ancak o kadardı ve anlaşıldığı gibi yine KH nın etkileri ile tapınakçıların kurulması v.s. gibi monoteizm alanında  yeni ataklar ve çok az zihinsel gelişme,
Şu anda bizim yaptıklarımız ise yani zor yolla bilgileri alarak KH manipulasyonlarından kurtulabilmeyi başarmış olmak bu durum daha geniş algılama kapasitesine geçişi sağlayacak ,

"S: (L) Yani bilgi edinme ve bedenin üzerindeki kontrolü geliştirme meselesi bu. Eğer zihnin ve merkezi sinir sistemin daha üst bilinç seviyeleriyle uyumlanırsa, algılama kapasiten için bu önemli bir sonuç doğurur öyle mi? 
C: Yakın. "

Diğer yandan öğrendiğimiz başka bir şey daha var ,elde olmadan Oryon KH müdahalesi ile tıkanmış olan DNA daki sıvı akışları astrolojik olaylarla da otomatik olarak çözülüyor ,kurulan tuzaklar bozuluyor,

"S: (L) Ayrıca, 5000 yıl önce bir süpernova Yengeç Nebulasına [ç.n. nebula: bulutsu yıldız topluluğu] dönüştü, bu henüz o sırada Dünya'dan görülmemişti, ta ki 900 yıl öncesine kadar. Bu da tam olarak, benim bazı ipuçları bulmaya çalıştığım zaman dilimine denk geliyor; tohumların büyüyüp meyve verme aşamasına geldiği bir dönüm noktası. 900 Yıl önce ortaya çıkan bu süpernova etkilerinin bir takım değişimlere katkıda bulunup bulunmadığını söyleyebilir misiniz, Karanlık Çağların sona ermesi, Tapınakçıların kurulması vb. ? 900 Yıl önce görülen bu süpernovanın etkileri nelerdi ? 
C: Temel sıvı moleküllerin uyarılıp, harekete geçirilmesi."

Bedenimizin yüzde altmış kadarı sıvıdır ,
"Temel sıvı molekülleri" ifadesi DNA daki sıvı olmalı ,olay "çözelti kimyası"nın olağan mekanizması içinde kavranmalı zira ortamda sıvı olmazsa amino asitlerin ,diğer komponontlerin serbest hareketi mümkün olmazdı ,

Akan suda damla olma hepsi ol
Durduramaz seni hiç bir engel hiç bir kol
Kaynaktaysan fark etmez zaten hepsi sensin
Boşalana dolarsın yoktur orada başka yol

----------------------------------------------------------------------

C: Temel sıvı moleküllerin uyarılıp, harekete geçirilmesi. 
S: (L) Bunun insanlar üzerinde psikolojik ya da genetik, DNA yla ilgili etkileri oldu mu ? 
C: Çok az. 
S: (L) Gözlemleyebilen birininin farkedeceği etkiler neler olurdu ? Yani mikroskobik...
C: Büyüme.
S: (L) Ne anlamda büyüme ? İnsanların ölçülerindeki değişim ve büyüme mi ? 
C: Yakın. 
S: (L) Psikolojik ya da zihinsel büyüme ?
C: Yakın.
S: (L) Özellikle hangi tip büyüme ? 
C: Her ikisi de. 
S: (L) 5000 Yıl önce bu süpernova meydana geldiği sırada, ışık hızının üstünde bir hızla [ç.n. ışık hızının üstünde : süperlüminal] yayılan ve anlık olarak hissedilen bir takım etkiler oldu mu ? 
C: Belki, araştır ve bağlantıları kur. 
S: (L) Giza'daki Büyük Piramit süpernovaya hizalanarak mı inşa edildi ?
C: Resmin bir parçası.
S: (L) Bu, piramitin inşası döneminde oluşan bir süpernova mıydı, yoksa gelecekte belirli bir zamanda olması beklenen bir süpernova mıydı ? 
C: Her ikisi de. 
S: (L) Süpernovalar bir anlamda döngüsel midirler ?
C: Bir anlamda yüksek anlamlar gerektirirler. 
S: (L) Süpernovalar diğer evrenlere açılan kapılar yaratırlar mı ?
C: Kapılar yeniden ayarlanıyor olabilirler.
S: (L) Bu süpernova konusunun herhangi bir şekilde Aslan Takımyıldızı ile bir ilgisi var mı ?
C: Bir şekilde.
S: (L) Hangi şekilde ? 
C: Geometrik konumlanma sebebiyle. 
S: (L) 'Geometrik konumlanma sebebiyle' derken neyi kastediyorsunuz ? 
C: Trin pozisyonu. [ç.n. Trin: astrolojide, iki gök cismi ve/veya noktası aralarında 120 derecelik bir açıyla konumlandıklarında, ortaya çıkardıkları pozisyonel görünüm.] 
S: (L) Atbaşı Nebulası'nın Şövalyelik sembolüyle olan ilişkisinin öneminden bahsetmiştiniz. Atbaşı Nebulasının önemi nerede yatıyor ? 
C: Araştırmaya devam et, çünkü oldukça yakınsın. 
S: (L) Dünya'ya belirli bir yakınlıkta bulunan bir süpernovadan yayılan kozmik ışınların insan vücudu üzerindeki etkileri ne olurdu ? 
C: İplikçiklerin genetiksel olarak birbirine eklenmesi. [ç.n. DNA iplikçiklerinden bahsediliyor]
S: (L) Bir süpernovanın bu etkiyi yaratması için ne yakınlıkta olması gerekir ?
C: 2000 Işık yılı. 
S: (L) Yani Orion Takımyıldızı' nda bulunan iki süpernova adayından herhangi biri böyle bir etkiyi yaratabilir, çünkü uzaklıkları yaklaşık olarak 1500 ışık yılı. 
C: Evet. 
S: (A) Işık hızıyla yayılan etkilerden mi bahsediyoruz, yoksa ışık hızının üzerinde ve anlık etkilerden mi ? 
C: Her ikisinden de ve aynı zaman da daha yavaş hızda olanlardan da.
S: (L) Anlık olanın nasıl bir etkisi olur ?
C: Daha az. 
S: (A) Şimdi, şu yakında patlayacak olan süpernovaya gelelim. Bizlerin GÖRMESİ anlamında mı yakında olacak, ki bu da ışığın oradan buraya ulaşması süresi, yoksa yakında derken bu anlık mı olacak ? [ç.n. anlık etki terimi kullanılırken; etkinin yayılımının ışık hızının üzerinde olması durumunda, oluşmasıyla-Dünya'ya ulaşması arasında geçecek sürenin çok kısa olabileceğinden bahsediliyor. ] 
C: Görsel (optik) olarak. 
S: (L) Yani demek ki bu süpernova halihazırda oluşmuş durumda. 
C: Evet. [ç.n. görsel/optik olarak algılanacak olması ile kastedilen: bu süpernova oluşumunun, oluştuğu noktada geçmişte gerçekleştiği ve bu oluşumun etkilerinin aradaki mesafe sebebiyle ışık hızıyla Dünya' ya doğru hareket ediyor olmaları ] S: (L) Peki, bu süpernova nerede oluştu ?
C: Şansını zorlama bebeğim!
S: (L) Hangi yıldız olduğunu bulmak için hangi ipucunu takip etmeliyim ? 
C: Sezgilerini. 
S: (A) Ama eğer süpernova önceden oluşmuşsa, bunun anlamı; ışık hızından yüksek, anlık etkilerinin halihazırda ulaşmış ve etkilemiş olması gerekir. Her ne kadar bu anlık etkiler, ışık hızındaki etkilere göre daha az etkili olsalar da. Bir şekilde genlerde anormal değişimler olarak kaydedilmiş olmalı. (L) Bu doğru mu ?
C: Yakın.
S: (L) Peki, bu anlamda bakmamız gereken yer neresi ? 
C: Kraliyet (asil) soylarında önceden belirlenmiş düzenin dışına çıkılmasına yönelik bir mücadelenin işaretleri.
S: (L) Başka bir ifadeyle soyun gaspedilmesi.
C: Yakın. 
S: (L) Güneş sistemimizin ikiz yıldızının günötesi neresi ? [ç.n. günöte: Güneş ya da Güneş sistemi çevresindeki eliptik yörüngesi üzerinde Güneş'e en uzak bulunduğu nokta] 
C: Henüz değil, çünkü büyük bir gayretle bahsettiğin o döngüleri daha iyi kavramış olman gerekiyor. Ve ayrıca, iyi geceler.
----------------------------------------------------------------------

"Süpernova, enerjisi biten Büyük Yıldızların şiddetle patlaması durumuna verilen addır. Bir süpernovanın parlaklığı Güneş'in parlaklığının yüz milyon katına varabilir. Başlangıçta yapısı, iyonize madde olan plazma şeklindeki bir süpernovanın parlaklığını yitirmesi haftalar ya da aylar sürebilir. Vikipedi"

Astrolojiden her ne sebeple kaçsam da  sanki bazı kritik konular her seferinde bunu göz ardı edemezsin demekteler,
Şu ilginç aktarımla süper nova ve etkileri üzerinde biraz daha farkında bir yerlere gelebilir miyiz,bakalım,

"S: (L) İnsan ırkının asıl olarak tohumlandığı ana gezegenin yanıp kül olduğunu söylemiştiniz; bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum. 
C: Genişleyen yıldız. 
S: (L) Eğer yıldız genişlediyse, yakın bir zamanda genişlemiş olmalı, doğru mu?
C: Orada zaman sizinkinden farklı.
S: (L) Nasıl yani? 
C: Zaman/mekan eğriliği. 
S: (L) Zaman/mekan eğriliği derken neyi kastediyorsunuz?
C: Fazla karmaşık ama bu kavramı bir ölçüde anlıyorsunuz.
S: (L) Yani o sistemdeki yıldız genişledi ve bizim ana gezegenimiz yandı. Öyleyse, biraz gevşek bir zamansal karşılaştırma ile bu, insanların yaratılmasından çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olmalı, öyle değil mi? 
C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız. 
S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı... Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir? 
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi. 
S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir? 
C: Tamamen yok olması sizin 4'üncü yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili. 
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl? 
C: Boyut geçişi, anladın mı? "
Bu aktarımın devamında orada üretilen bedenlere 4Y e geçememişler alınacakmış ve olayları 3Y de baştan başlayacaklarmış,konuyu bizim lineer zaman ölçekleri içinde değerlendirmemiz mümkün değil,zira K.lar,
"C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız." demekteler, 
Evet elimizdeki doneler 3Y de elde ettiğimiz şeyler ve olayları tam anlamamızda işe yaramıyor,
Biraz bilinç üstüne çıkalım var sayım dahi olsa bir şeyleri anlayabilmiş miyiz bakalım,
Başlangıçta o bahsedilen süpernova olmuş gezegen insan ırkının üretildiği "D'Ankhiar "olmasın, zira bizim yaratılışımıza uygun özellikleri ihtiva etmesi gerek yoksa bu atmosferik ve dünya gezegenine uymayan yerlerde insanın yaşaması mümkün değil, üretilmesi ve yaşam bulması da,
Konuya burada ara verip başlangıçtaki aktarımdaki süpernova etkilerinin insan farkındalığına DNA daki değişikliklere etki olması kısmı,
"S: (L) Peki, bu anlamda bakmamız gereken yer neresi ? 
C: Kraliyet (asil) soylarında önceden belirlenmiş düzenin dışına çıkılmasına yönelik bir mücadelenin işaretleri.
S: (L) Başka bir ifadeyle soyun gaspedilmesi.
C: Yakın. "

Asilzade tipi özellikle İngiliz Soy geleneklerinin  parçalanıp insanların eşitliğinin düşünülmeye başlanması sosyalist düşüncelerin yeşermesi,

İngiltere ve soyları önemli ,demin bir belgeselde Londranın altında yapılan arkeolojik araştırmalarda Roma medeniyetinden kalmış" Londium"denen bir şehir kalıntısı bulunmuş ve bunun Roma medeniyetine ürün ve malzeme temin etmeye ait olduğunu belirtmekteler ,konu eskilere ve böyle kadim imparatorluklara dayanmakta,

Yani astrolojik etkiler derken ve süpernovaları bu işe etken olduklarını değerlendirirken gezegen işlerinin ve onlarda olanların DNA mıza kertenkelelerden daha etkin olarak onların düzenledikleri tuzakları çözme işlemleri altında olunduğumuzu anlamalıyız,

Bunun için devamlı KH güçleri kazanamayacaklarını ve soylarının ideolojilerinin tükeneceğini biliyorlar ve şu son zamanlarda azgınlaşıyorlar şeklinde K. bildirimleri alıyoruz,

Aşağıda konuyu anlatırken izahla ilgili çok yakın    alıntıları sadece tırnak işaretleri altına almayı denedim ama yine malüm tire çizgileri ile devam ettim ,karışıklık duyulmasın ancak var oluşun sadece birbirine benzer kalıplar halinde olmayıp fraktal izlenimler de ihtiva etmesine aşina olan siz dostları sanırım bu yönden sıkmayacaktır,

-----------------------------------------------------------------------
"S: (Joe) İngilizlerin çoğunluğunda neden Kelt geni olmadığını, neden hepsinin Anglo-Sakson olduğunu tespit etmeye yönelik araştırmada iki teori var. Bunlardan birine... 
C: Tam olarak "Anglo-Sakson" değil, ama kesinlikle Cermen. 
S: (Joe) Teoriye göre Anglo-Sakson veya Cermen halkları Romalıların düşüşüyle birlikte gelmişler ve Britanya'ya gelmişler. Ve burada kalanlar kendi ırklarına dayalı bir toplum kurmuş ve çoğalmışlar. 
C: Laura'nın kitabını oku, gerçeklere daha yakın. "
-------------------------------------------------------------------
"S: (L) Britanya'dan ne bu kadar çok ekin çemberi var? 
C: Pencere. Stonehenge'in burada inşa edilmesi de bununla ilişkil"
---------------------------------------------------------------------
"C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar. 
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman... 
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor. 
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler? 
C: Yakın.
S: (L) Nereden... 
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde. 
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler? 
C: Bazıları. 
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar? 
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın. 
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi? 
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim. 
S: (L) Piktler de Kantekliler miydi? 
C: Köken olarak. 
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle. 
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar. 
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman... 
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor."
 -----------------------------------------------------------------
"S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce. 
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?

---------------------------------------------------------
S: (Galahad) 11 Eylül'le ilgili kitaptaki transkriptleri okurken, 130.000 yıl önce yapılan genetik müdahale hakkında kafam karıştı. Tüm Samilere yapılan bir müdahale miydi, yani sadece Yahudilere yönelik değil miydi? 
C: Burada soru, Sami nedir? 
S: (Galahad) Hitler'le ilgili olayın dünya sınırlarını aştığını söylemiştiniz. Yani bu, Kantek'in patlamasından önce orada devam eden bir şey miydi? 
C: Evet. 
S: (Galahad) Samilerin Atlantis'in çöküşünde önemli bir rolü var mıydı? 
C: Aynen! 
S: Yani, bir tekrar oynatmaya bakıyoruz resmen şu anda! 
C: Evet. 
S: (Samiler kimdi tartışması) (Galahad) Yani gerçek Samiler Ariler mi?
C: Anladın!

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Dünya üzerindeki ırklarla ilgili olarak ırksal üstünlük diye birşey var mı?
C: Fiziksel sınırlanma yönünde ancak karmik olarak belirlenebilir.
S: (L) Belirli bir ırka veya bir diğerine doğmak karmik olarak belirlenebilir mi? 
C: Evet. 
S: (L) Yok olan diğer gezegenden gelen Ariler/Keltler bu gezegene geldiklerinde buradaki insanlardan herhangi bir şekilde daha üstün müydüler? 
C: Az çok. 
S: (L) Bu üstünlüğün niteliği neydi?
C: Dayanıklılık.
S: (L) Fiziksel mi yoksa zihinsel mi?
C: Fiziksel.
S: (L) Ama sarı saçlı, mavi gözlü insanlar, örneğin zencilerle karşılaştırıldığında biraz daha narin ve ince-tenli görünüyorlar.
C: Yüzeydeki bu ortam için geçerli.
S: (L) Dünyadaki en eski ırk hangisi?
C: Hepsi aynı.
S: (L) Diğer gezegenden gelen Ariler/Keltler de mi? 
C: Evet. 
S: (L) Tarihte Kantek, Martek ve Dünya'nın her üçü arasında birbirleriyle iletişim kuran varlıklar yaşadı mı hiç?
C: Hayır.
S: (L) Peki tarihte aynı anda her üç gezegende canlıların yaşadığı zamanlar oldu mu? 
C: Evet. 
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.

----------------------------------------------------------------------
 Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı? 
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Tamam, bu kitaba göre milattan önce 1. yüzyılda yazan Diodorus Siculus şöyle demiş: "Hyperboreanlardan Scythia'ya (ç.n.: İskitya diye geçiyor sanırım) saman içinde bazı kutsal nesneler getirilmiştir. Ve komşu halklar bu nesneleri sırayla ele geçirmiş ve kutsal nesneler Adriyatik'e kadar gelmiştir. Oradan güneye inmiştir ve bunları ele geçiren ilk Yunanlar Dodonalılardı. Sonra bu hediyeler iyice güneye giderek Malia körfezine, Eğriboz'a ve oradan da bir şekilde Karistos'a ulaşmıştır. Karistoslular bunları Tenos'a götürmüş, onlar da Delos'a götürmüştür. İşte bu şeylerin günümüzde bulundukları Delos'a bu şekilde geldiği söylenmektedir." Hyperboreanların sürekli olarak Delos Adası'na kutsal bazı şeyler göndermek gibi bir uygulamaları varmış gibi görünüyor. Delos Adası'nın Phoebus Apollo'nun doğumyeri olduğu söyleniyor. Leto'nun oğlu. İddiaya göre Cynthus dağında doğmuş. Bu çok ilginç bir durum. Medeniyetin Yakın Doğu'da başladığı ve kültürel akışın Akdeniz'den Kuzeye doğru olduğu fikrine zıt görünüyor. Kuzeyden Güneye doğru bir kültürel akışa işaret ediyor. Hyperboreanların Delos Adası'na gönderdikleri bu eski şeyler neydi? 
C: Şifreli kodlar içeren yapraklar.
S: (L) Hyperboreanların, ki Britanya'nın Keltlerinin de onlara dahil olduğunu düşünüyorum, Delos halkıyla ilişkisi neydi?
C: Kuzeyli insanlar daha üstün olan dünyadışı temelli genetik düzenlemeleri içinde mevcut olan kodlanmış sırlarla Akdeniz/Adriyatik halklarını uygarlaştırdı. Bahsettiğin uygulama nesiller boyu devam eden bir alışkanlıktı. 
S: (L) Hyperboreanlardan bazılarının Stonehenge'i kullanarak üst yoğunluk varlıklarıyla iletişim kurması ve bazı bilgiler alması gibi birşey oldu mu? 
C: Stonehenge tonal kanallarla (ç.n.: ses/ses perdesi) rezonasyona giriyor ve psişik olarak taç çakra algılama sistemi yoluyla bilgi aktararak, normalde eğitilemeyenleri eğitiyordu.

--------------------------------------------------------------------
Kantekler, Keltler, Ariler,Samiler,Cermenler,Anglo sakson ırkı ve Yahudiler,

Özsel uğraşılarla buradaki gizi çözmeye çalışıyorum,zira devrimizde İngilizlerin ve Yahudilerin ayrı ama aynı doğrultuda Dünya Medeniyeti yahut Batılılaşma diye adlandırılan ve Emperyal akımları doğuran etkileri var şimdi ise bu halkların göçleri ile oluşmuş USA ,

Yahudiler ile çok aktarım yaptık esasta dönüp tekrar iyice bakmak gerek ,şu anda genetik olarak özel hazırlanmış ve günümüzden tahminen 130 000 yıl evvel dünyaya getirilmiş Orion deney uygulama mahsulleri insanlığa değişik etkiler yapmakla başlamışlar halen devam ediyor,söylediğim gibi ayrıca üzerinde durmak gerek dinleri falan çıkaran özelliklerde bulunmuşlar, kök olarak Atlantisliler,
İngilizler ise ayrı bir alem ,alıntılardan anlaşıldığı gibi bulundukları yer bir pencere ve Stonhenge i kullanarak üst KH mensupları ile iletişimde bulunup dünya insanına etkileri var,

Kabaca medeniyetin Akdeniz taraflarında doğup kuzeye doğru yayıldığı üzerinde dururken işin öyle olmadığını anlıyoruz,

Bir kere çok evvel Ortadoğuya taşınmış Yahudiler var onların dünya medeniyeti veya yaşayışı üzerinde bambaşka rolleri var gibi, ülkemizde o guruptan etkilenen bir yerde, ancak geçit ve jeopolitik özelliği çok özel bir halde,

İngilizlere dönelim 12000 yıl önce Kantekliler halinde daha sonra Keltler denmiş ve esasta Atlantisteki KH i doğuran Belialoğulları imişler ,bunlar çeşitli faaliyet ve Hyperboreanlar gibi değişik isimler halinde güneye Adriyatik  ve Akdenize medeniyet aşılamışlar ve sonra tahminen oluşan Roma imparatorluğu çözülümünde Cermen ırk olarak kuzeye bunların bulnduğu yerlere İngiliz Adalarına kadar uzanıp yerleşmişler ,

Sonuç olarak bu Kuzey Ada halkı ve onların oluşturduğu bölüme mensup olanlar ,şu etkide endike idiler,

---------------------------------------------------------------
"C: Kuzeyli insanlar daha üstün olan dünyadışı temelli genetik düzenlemeleri içinde mevcut olan kodlanmış sırlarla Akdeniz/Adriyatik halklarını uygarlaştırdı. Bahsettiğin uygulama nesiller boyu devam eden bir alışkanlıktı." 

---------------------------------------------------------------------
Diğer yandan çok geniş bir alan yayılmış Atlantis kalıntıları Uzak Doğuda da Hint yarım adasında bazı faaliyetlerde bulunmuşlar,onları da unutmamak gerek,

Konuyu çözdük derken şu alıntılara bakalım,

----------------------------------------------------------------------
"S: (Galahad) 11 Eylül'le ilgili kitaptaki transkriptleri okurken, 130.000 yıl önce yapılan genetik müdahale hakkında kafam karıştı. Tüm Samilere yapılan bir müdahale miydi, yani sadece Yahudilere yönelik değil miydi? 
C: Burada soru, Sami nedir? 
S: (Galahad) Hitler'le ilgili olayın dünya sınırlarını aştığını söylemiştiniz. Yani bu, Kantek'in patlamasından önce orada devam eden bir şey miydi? 
C: Evet. 
S: (Galahad) Samilerin Atlantis'in çöküşünde önemli bir rolü var mıydı? 
C: Aynen! 
S: Yani, bir tekrar oynatmaya bakıyoruz resmen şu anda! 
C: Evet. 
S: (Samiler kimdi tartışması) (Galahad) Yani gerçek Samiler Ariler mi?
C: Anladın!
S: (L) Yani bu demektir ki, Yahudiler ve Araplar sadece bir geleneği taşıdılar... Sadece aracıydılar. Esas Samilerin önemli bazı özelliklerini alıp kendilerine uyguladılar. (Perceval) Samiler Ortadoğulular, değil mi? 
C: Öyle mi, öyle miydi? 
S: (Galahad) Genetik müdahale Ari Samilere mi yapıldı yoksa bugün Yahudi dediklerimize mi?
C: Ari. "İbrahim" soyundan gelen Yahudilerinin imhasının nedeni."

--------------------------------------------------------------------
"C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti. 
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı? 
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler". "

----------------------------------------------------------------------

Oldukça kafa karıştıran bu karma bilgilerle biz neticede şu en sondaki K.aktarımından anlaşıldığı gibi KH ırksal uygulamların Oryon labaratuar işleri olduğunu anlasak yeter diyorum ,zira sosyolog veya antropolog değiliz ve dünya tarihçilerinin saptırılmış bilgilerini de bir kenara bırakmalıyız, zira hangisine dayansanız bu bilgilerle fos olduklarını anlıyoruz,

Ancak şu bir gerçek ki bir deney mahsulü olarak bu karmanyolaya hasbel kader girmiş parçalı ruhlarız.

Son bir kısa özetle, Orion deneyleri sürüyor ırklar karıştırılıp insanın KH düzeni içinde beden olarak daha mütekamil ama esareti kabul eden bir ruhsal ilkellikte olması için ne lazımsa yapılıyor ,ilk yaratım gezegeninde ve yer altında yapılıp hazırlanan bedenlerle bu işin devam etmesini umuyorlar ,

Karşılarında tek tehlike farkına varan insan nüfusunun artması,

Olayı lineer zaman doğrultusundan çıkarıp enkarnasyon döngüsü içinde algılamak lazım ,işte o zaman üst yoğunluk bilinçlerine uyan bir algılama kapasitemiz gelişir,

-----------------------------------------------------------

"S: (L) Algılama kapasitesi nedir? 
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.
S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet. 
S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi? 
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin. 
S: (L) Yani bilgi edinme ve bedenin üzerindeki kontrolü geliştirme meselesi bu. Eğer zihnin ve merkezi sinir sistemin daha üst bilinç seviyeleriyle uyumlanırsa, algılama kapasiten için bu önemli bir sonuç doğurur öyle mi? 

C: Yakın. "

Bu konu yığınını şimdilik bitiriyorum,ara,