Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#675
En kısa bir zamanda arayıp bulup okuyacağım[:)][:)]

Tgur

#676
"S: (L) Bu, birkaç başka soruyu da açıyor. 4'üncü yoğunluk adayı olmanın ölçütleri nedir?
C: Ölçüt yoktur. Ölçüt, diğer bireylerin ilerleyişini izleyen bir birey veya bireylerin mevcut olduğu bir yargı sistemini ima ediyor. Bu, bir anlamda başından sonuna sizin tam kontrolünüz altındaki doğal bir öğrenme sürecinin bir parçasından ibarettir. Bu anlamda, içinde olduğunuz ortamı siz seçersiniz; yani bu, sizden yüksek bir kaynağın yaşam ortamı tavsiyesi veya sizden yüksek bir kaynağın dayattığı yaşam ortamı mecburiyeti değildir; sadece bir ortamın varlığı ve sizin onun içinde varolma seçiminizdir. Dolayısıyla, aday olmak yalnızca sizin HERHANGİ bir yoğunluk seviyesi adayı olmayı seçtiğiniz anlamına gelir. Kişinin öğrenme yoluna devam etmek üzere yaptığı bir seçimdir.

S: (L) Pekala, şu soru doğuyor: 4'üncü yoğunluğa geçiş sırasında, o yoğunluğa aşina olmayanlara herhangi bir yardım yapılacak mı, yoksa o yoğunluğun bilgisi otomatik olarak mı gelecek?
C: İkisi de değil. Bir kişi 4'üncü yoğunluğa vardığında, bu tıpkı diğer herhangi bir yoğunlukta olduğu gibi onun yolunu bulma tercihidir. Orada size yardım etmek için bekleyen kimse yok. Bu bir ilüzyon olurdu. Bu seçimi yapmada ve seçimi yapış biçiminizde kendi kendinize yardımcı oluyorsunuz."

----------------------------------------------

Kısa bir bölüm aldım ,4 yoğunlukla ilgili merak edip nasıl davranacağımız konusunda ilginç öneriler ve son derece mühim,

Ehemmiyeti, bilgi sahibi olma yolunda yapılan her çabanın kişinin bu öğrenme yolunda yapacağı seçimleri etkileyeceği ve var oluş macerasındaki yerini tesbit etmede belirgin tek husus olduğu,

Ne demek istiyorum,

Siz bu bilgilenme yolunda 309000 yıl boyunca KH nın yaşam diye uyguladığımız önümüze konulanın dışını istemeyen takıntılı biri olduğunuzu düşünün yani her şey budur ve bundan başka şey olamaza kapılmış takıntıda kalmış bir bilinç ,

Monoteizm vardır veya ateizm benim dayandığım tek bilgildir bundan başka şey olamaz, düşünen araştıran yanlış yoldadır ve mutlaka bu teslimiyet dışına çıkarsa cezasını bulacaktır v.s.

Bu bilincin şu veya bu yolla 3 Y i terk ettiğini farz edin direkt 5 yoğunluğa geçecek ve orada seçimleri ile ilgili oluşlar içinde seçim yapacak takıntılı bir bilinçse farkında olup inandıkları yoğunluğa gönderilecektir yani 3Y e,

Çünkü inanıp takıntılı olduğu farkındalık hali bir duvar gibi onu bu yoğunluğa hapsedecektir ,4 Y de gidebilir ve o bahsi geçen yeşillikler altında cennetsi hayata da dalabilir ama bu gelişmemiş bilinci ile 4KH nin komutası altında yaşamaktan başka yolları yok yani hesap soran bir tanrı,cezalandıran alabildiğine hükmeden korkuyu kendine silah yapmış bir yönetim ,velhasıl kafes hayatı ve esaret devam ediyor,

Çünkü başka bir bilgi yok, bildikleri inandıkları sadece o kadar,KH nın 309000 yıl manipüle ettikleri kadar,

Zira 4KH ileri gelenleri 3 de insansı bedenlerde pek yaşamak istemiyorlar bir kaç defa denediler hoşlarına gitmedi beceremediler veya çok zor geldi insanları 4 de yönetmenin daha kolay olduğunu gördüler ve karar verdiler,

Takıntılı hal ve bilgiyi alıp geliştirememek ve farkında olmamanın inancını  o BH nın genişleyen mantığına bağlamamanın insanı getireceği sonuçları görebiliyor musunuz ..

Tabiiki bir dörtlük,

Geçit kapısı dar tek dir geçişi
İnsanlık yalnız yapar bu yükselişi
Aşağıdan iten yukarıdan çeken çok olsa da
Sıyırırlar bu aradan sadece kendini bilmişi


Tgur

#677
S: (L) S___'yi hipnoza sokup psişik yolla dünyadışı varlıkların zihinlerini okumasını, implantların amacının ne olduğunu sorup öğrenmesini istediğimde, aldığı cevap, implantların bir grup konuşmacıyı birleştiren birşey olduğu ve tüm konuşmacılar birbirine bağlandığında, ses sisteminin açıldığı şeklindeydi. Bu ne anlama geliyor?
C: Birim grup zihni. Etkinleştirme.
S: (L) Ses sistemini açtıkları zaman ne olacak?
C: Bekle ve gör.
S: (L) Şu anda kendimi hissediş şeklimin, av sezonunun açılış gününde ormandaki hayvanların hissettiklerine benzediğini düşünüyordum bugün. Binlerce yıl arayla Dünya'da bir av sezonu oluyor gibi.
C: Siz farkındasınız, 2. yoğunluk değil.
S: (L) Ama bu yine de bir av sezonu gibi, değil mi? Yani Matriks materyaline göre, tüm gezegeni ya hastalıklar yoluyla veya bedenlerine el koyma yoluyla kırıp geçirmeyi planlıyorlar...
C: Bir kısmı dezenformasyon ve enerjin şu anda hızla düşüyor. O yüzden şimdilik gitmeliyim. İyi geceler.
____________________________

Aktardığım bu ufacık kısım yoluyla bir şeyler söylemeliyim,

Lauranın "kendimi bir ormandaki av gibi hissediyorum" serzenişi ve K.ların "siz farkındasınız 2 yoğunluk değil"cevabı,
Daha sonra Lauranın çaresiz yakınmalarındaki israrı ve K.ların buna "Matrix materyaline atfen "bir kısmı dezenformasyon" demeleri Lauranın enerjisinin hızla düştüğünü belirtip ayrılmaları,

Değinmek istediğim 4KH nin bize yapmak istediklerini anlayabilmek ,
Dezenformasyon diye adlandırdıkları yani gezegeni tümüyle istila etmek istediklerine karşı "farkında olmayan topluluğun miktarını arttırmak" şeklinde söylersek bence daha doğru söylemiş oluruz,

Zira onlar 3 yoğunlukta bulunmak değil çok zor kalabiliyorlar çünkü 4 yoğunlukta bizleri idare etmeyi ve kafasını kaldıramayan bireyler halinde "oh cennetin yeşilliklerinde bahtiyarım hani huriler ılganlar nerede"diye sexsüel isteklerine mahküm primitif bireyler istemekteler yani monoteizmde takılmış bir başkasının önünde kapaklanmayı ve öylece idare edilmeyi kabul eden ve başka bir şey olamaz kafa yapısı ile her istenen istikamete kolayca yöneltilebilinecek bireyler istiyorlar,

Niçin derseniz Atlantiste bir zamanlar denendi ,ağır işleri yapan insan başlı katır ayaklı ve bunun gibi şeyler ürettiler,olmadı,Hitler zamanında malüm "ari saf ırkı" üretme proglamlaması ile "Nefalim" denen o zarar verici ırkı yerleştirmeye çalıştılar ama bu uğraşılar da pek netice vermedi ama bu gibi KH isteklerini ve aklımıza getiremiyeceğimiz diğer bazı uygulamalar için 4 yoğunluk teknolojisinde böyle uyuşmuş ve gücün ve aynı teknolojinin kendinde de olduğunu bilemeyen köle yapılı insan guruplarını idare etmek çok daha kolaydır.

Farkındalığın arttırılmasının bir insan için ne kadar önemli olduğunu belirten bir örnek bu bence..

Şu sıralar"celladına aşık bir toplum içinde değil miyiz"


Tgur

#678
Yorumumu destekleyen alıntılar,

S: (L) Eğer kertenkeleler sık bir şekilde bizimle besleniyorlarsa ve gelip gezegenimize el koymayı planlıyorlarsa, bunu neden 300.000 yıl önce üzerimizde hakimiyet kazandıklarında yapmadılar?
C: Sizinle aynı boyutta yaşama arzusu duymuyorlar.
S: (L) Neden?
C: Siz 3'üncü seviyesiniz, onlar 4'üncü seviye.
S: (L) Şimdi planladıkları şey nedir?
C: 4'üncü yoğunlukta sizi yönetmek.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Tiahuanaco'lu Arajuna kimdi?
C: Şu anda Orta Amerika olarak tanımlanan bölgeyi yöneten yaklaşık 8 melezden birine referansta bulunduğunu düşünüyoruz. Melezler, Kertenkele ırkından insan ırkına,4'üncü yoğunlukta 3'üncü yoğunluğa bir transfer deneyiydi ve ırkın fiziksel çoğaltımı veya üremesindeki başarı yetersizliği nedeniyle yaklaşık 240 yıl boyunca devam eden bu deneye son verildi. Kertenkele Varlıkları'nın ruhlarını sürekli yerleşim için doğrudan 3'üncü yoğunluk ortamına taşımaya yönelik çeşitli girişimlerinden bir tanesiydi. Ve tabii ki artık bunu gerekli olarak algılamadılar çünkü niyetleri 3'üncü yoğunluk varlıklarını 4'üncü yoğunluğa vardıkları zaman orada yönetmek.


bigsenfoni

#679
19 Aralık 1998 celsesinden...

S: İkinci sorum çok daha hızlı ve basit olacak SANIRIM. 4. yoğunlukta fizikselliğin değişken olduğunu söylemiştiniz. Kertişlerin mühendislik yoluyla bu yoğunluk geçişi sırasında içine girmek üzere kendilerine yeni bedenler hazırladıklarını da söylemiştiniz. Fizikselliğin değişken olduğu koşullarda neden kendilerine yeni bedenler üretmeleri gerekiyor? Hatta Kertişler neden Kertiş?
C: Çok fazla soru.
S: Neden kertenkeleye benziyorlar?
C: Benzemiyorlar.
S: Peki neden onlara Kertenkele Varlıkları diyoruz? Bu ismi SİZ verdiniz!
C: Sizin aşinalığınıza göre etiketliyoruz. "Drakomonoit" deseydik neyi referans alacaktınız?
S: Peki GERÇETE neye benziyorlar?
C: İhtiyaç duyduğun biçimde tahmin edebilirsin.
S: Dik duran timsahlara benzediklerini, bazı hümanoit özellikleri olduğunu, boylarının 1.80 – 2 buçuk metre arası olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet.
S: Peki neden öyle görünüyorlar?
C: Biyoloji.
S: 4. Yoğunlukta biyoloji var mı?
C: Evet.
S: Peki fiziksellik değişken değil mi?
C: Evet, ama burada varsaydığın nedir?
S: Ne varsaydığımı bilmiyorum. Ama sanırım, değişken bir durum olduğuna göre çok kolay bir şekilde başka bir biyolojiye de sahip olabilirler. Doğru değil mi?
C: Hayır.
S: Başka birşey olarak görünebiliyorlar mı? Fizikselliklerini değiştirebiliyorlar mı?
C: Geçici olarak.
S: "Geçici" derken tam olarak neyi kastediyorsunuz? "Geçici" zamansal birşey.
C: Yoğunluklar konusunda tek başına en önemli faktörün farkındalık seviyesi olduğunu açıklamıştık.
S: Farkındalık seviyesi. Peki bunun, onların geçici olarak fiziksel görünümlerini değiştirebilme yetenekleri ile ne gibi bir ilgisi var? BİZİM farkındalığımızı kontrol edebilmeleri bakımından mı?
C: Daha yakın. Herşeyin, tekrar ediyoruz, herşeyin bir ilüzyon olduğunun farkında değil misiniz hala?!?
S: Bir seviyede evet. Ancak hala şunu soruyorum; neden bizim içinde bulunduğumuz ilüzyonda veya onların içinde bulunduğu ilüzyonda... (A) Bir yandan her şeyin ilüzyon olduğunu söylüyorlar, bir yandan da ruh ve maddenin var olduğunu söylüyorlar. Bunlar da mı ilüzyon?
C: Evet.
S: (A) Tanrı da mı ilüzyon?
C: Evet.
S: (A) Kimin için?
C: 7. Seviyede olmayanlar için. Öğrenişiniz doğal olarak deneyimlerinizi belirliyor. Birşeye ihtiyacınızın olmadığı bir duruma ulaştığınızda doğal bir şekilde bunu aşacaksınız. Fakat kavrayışın bir fonksiyonu olarak bu kavramı kullanmaya devam edersiniz.
S: Demek ben de bir ilüzyonum! Ve kavrayış da bir ilüzyon! (L) Soruma dönersek: Kertişleri KERTİŞ olarak kim yarattı?
C: Her şey gerçektir, dolayısıyla ilüzyon gerçektir.
S: (L) Her şey ilüzyonsa, bu ilüzyon nereden çıkıyor ve nereye çıkıyor?
C: Bilinciniz.
S: (L) Bu bilinç nereden çıktı?
C: Bilinç mutlaktır, merkezi noktadır.
S: (L) Merkezlendiği yer neresi?
C: Erişim dahilinde.
S: (L) Erişim nedir?
C: Enerjiye yol açan istem.
S: (L) Bu enerji neyden yapılma?
C: Bilinç.
S: (L) Bu bilincin var olmadığı bir zaman oldu mu hiç?
C: Hayır, ama zaman hiç olmadı.
S: (L) Bilinci tüm bu ilüzyonları hayal etmeye iten neden neydi?
C: Denge ihtiyacı. Enerji bir boşluk içinde var olamaz, bu nedenle (nabız gibi) atması gerekir. Dalgaların varlığı da bundan kaynaklanıyor.
S: (L) Demek tüm ilüzyonların yaratılma nedeni denge ihtiyacıydı. Bu da dengesizliği akla getiriyor; boşluğun içinde dengesizliğin olduğunu...
C: Hayır.
S: (L) Denge ihtiyacının arkasındaki neden nedir?
C: Tam olarak ihtiyaç değil, sadece doğal bir işlev.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Tgur

#680
Ameliyattan yeni çıktım ama Sevgili Bigsenfoninin bu aktarımını görünce dayanamadım,adeta bir şeyleri daha irdelememizi ister gibi,

Herşeyin illüzyon olduğunu ve bunun bilincin durgunluktan hareketi isteyen yani bir nabız gibi atmak isteğinden ortaya çıktığını yarım yamalak düşünebiliyor ve ifade edebiliyoruz yani varoluşun kabaca sebebini,(ne büyük laflar) veya oluşun aklımızın erebildiği izahları ile avunuyoruz diyelim ,

Bunun dışında 4KH nın 3Yde bedenlenme veya sürekli yaşama isteği konusundaki gerçeği anlamaya çalışıyoruz ,

Baştan anlattığım gibi onlar 3Y de devamlı bir yaşamı arzu etmiyorlar bunu bir kaç defa denemişler sonunda vaz geçmişler aktarılanlardan bunu çıkarıyoruz ama soru, kolayca biolojik değişimi sağlayabilen imkan ve kabiliyetindeki bir oluşum bunu neden 3Y de devamlı yapmak istemesin zira kolayca insan formuna geçebiliyorlar ,

Sanırım vaz geçmelerindeki debep 4 deki kabiliyetten farkında olup 3Y deki yaşamın onları yeteri kadar sıktığı çünkü farkındalık yapısında düşük bir ortamda 3Y farkındalığında olan insanların farkındalıklarını arttırmak veya karıştırıp manüple etmek yerine 4 de kalıp oradan idare etmek daha rahat geliyor.Bu işi 3Y de köleleri robotları vasıtası ile yapmak daha basit,

Bizi yani insanları düşünün ,2Y varlıkları olmak ister misiniz bir köpek veya koyun ,bu bilinçle ,(tabii değerlendirmek için o fantazi filimleri unutun konuşan köpek falan..)
------------------------------------------
"S: Başka birşey olarak görünebiliyorlar mı? Fizikselliklerini değiştirebiliyorlar mı?
C: Geçici olarak.
S: "Geçici" derken tam olarak neyi kastediyorsunuz? "Geçici" zamansal birşey.
C: Yoğunluklar konusunda tek başına en önemli faktörün farkındalık seviyesi olduğunu açıklamıştık.


bigsenfoni

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Tgur

#682
Teşekkürler Bigsenfoni[:)]

Tgur

#683
Sevgili believer planet ,önerdiğin "geçmiş yaşamlar"kitabını buldum okudum,

Üzülerek söylüyorum aynı tadı bulamadım ,reenkarnasyonun araştırılması ve bazı başlıklar altında incelenmesi ana teması üzerinde biraz yüzeysel bir anlatımla sergilenmiş bir yapıt,

Bu konu üzerine yani reenkarnasyon gerçek mi değil mi sorgulamaları yapan için doyurucu olabilir ama Michel Newtonun araştırıcı örnekleyici ve yorumlayıcı  özelliğini pek bulamadım ,

Bütün bunlara rağmen bilgilenme yolculuğumuzda bir aşama veren tavsiyen için teşekkürlerimi sunarım dostum..


Tgur

#684
"Zihinsel engel" konusu uzun zamandır zihnimi doldurmuştu ,nasıl yapılmalıydı ,bir yöntemi var mıydı tarif edilebilecek  tarafları ne şekilde ve buna benzer bir çok soru,

Şimdilik izah edebilecek bir şeyler buldum sanırım,

Evvela iki alıntı ,bu alıntılardan ikincisi temcit pilavı gibi hep çıkıyor önümüze ama tekrarlamakla "zihinsel engel" yaratabilmek için önemli geldi daha sonra mizahi bir yorumumu getireceğim K.lar bu tip misali çok veriyorlar çünkü,

---------------------------------------------------------------

S:(L) Önceki bir celsede Kertişlerin büyük kızımı kaçırmaya çalıştığını ama benim bunu "durdurduğumu"
söylemiştiniz. O zaman sormam gerekirdi ama şimdi sorayım, bunu tam olarak nasıl durdurdum?
334
C: Zihinsel engelleme, yani 4'üncü yoğunluk prensiplerini kullanarak.
S:(DM) Gidip kaçıracak başka birini bulmaları gerektiğini düşünmelerine neden olan şey sadece onun varlığı
mıydı?
C: Kendini açıklayan yanıtlara biraz daha dikkat edin.
S:(L) Tamam, yani zihinsel engelleme bir 4'ücü yoğunluk prensibi mi?
C: Bravo!
S:(L) Yani savunma yöntemimiz zihinsel engel, öyle mi?
C: Bir tanesi.
S:(L) Kızımla aralarına bir kalkan koydum, öyle mi?
C: Ve ne yapman gerektiğini biliyordun.
S:(L) Demek küreselleşmemiz gerekiyor? Bu büyük bir sorumluluk. (.....arada ilgili olmayan bölümü atladım) .........en azından    (---)'ye ders vermeye başladım. Sınıfta yaşadığım bir deneyimi anlattım ona. Bir çocuk diğerine çok negatif birşey söyledi ve ben de dedim ki: "Biliyorsunuz, bu tıpkı önünüzdeki elastik bir duvar gibidir. Her ne yaparsanız o size geri dönecektir." Sınıftaki çocuklar bunu alkışladı! İşimi kaybetmemek için söylediğim şeylere çok dikkat etmem gerektiğini hissediyorum. (L) İnançları ne olursa olsun herkes için makul olacak şekilde söylenebilecek çok şey var.

------------------------------------------------------------------

S: (L) Kertişlerin saldırısına karşı kişinin kendisine koruma oluşturma amacıyla gerçekleştirebileceği herhangi bir ritüel var mı?
C: Ritüeller faydasız.
S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli:
"Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa o kelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice
düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen bilgileri kapsıyor mu?
C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı
algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.
Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için,bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece
açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal
gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
------------------------------------------------------------

Yorumum,
Zihinsel engel için görüldüğü gibi 4 yoğunlukta ancak etraflıca anlayabileceğimiz söyleniyor ancak bizim de biraz tarif edebileceğimiz farkındalıkla gelişmiş mevcut 3Y donelerimiz var niye kullanmıyalım,

Yakında  2 yoğunluğun bazı elemanlarını törenle yok edeceğimiz katliam bayramı yanaşıyor işte birisi elinde keskin bir bıçakla o zavallının (koçun)boynuna müdahele edecekken kurban irkilip konuşmaya başlıyor "bak senin beni ne için doğrayacağını ve yiyeceğini  biliyorum ama ben şu an durumun farkındayım ,sen şimdi beni bırak, başka şeylere yönel" dese o şahıs kesip biçmeye devam edebilir mi..

Çok cocukça ve basit bir örnekleme olsa da bulunulan yoğunluk farkındalığındaki bir ileri davranışlı hareket konusu üzerine bize bir ipucu veriyor gibi.


Tgur

#685
"S: (TK) Yani temel olarak biz 2'nci yoğunluğu kontrol altında tutuyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi. İyi adamlar var ve kötü adamlar var. (L) Ve ne yapacaksak onu yapacağız. Ya iyi adamların tarafında olacağız, ya da kötü adamların.
C: Karar size ait.
S: (TK) Ama eğer çok fazla insan kötü adamların tarafında olursa o zaman denge onların lehine dönüyor ve o zaman da ilerleme duracak. Yani insanların bunu anlaması için eğitim...
C: T___, yakın, ama asıl noktayı kaçırıyorsun.
S: (L) Asıl nokta nedir?
C: Asıl nokta hiçbir şeyin olmak "zorunda" olmaması. Ne yapacaksanız onu yapacaksınız. Siz seçiyorsunuz. Bunu size defalarca söyledik, ama hala kendi-merkezli perspektifin sıkıntısını çekiyorsunuz.
"S: (TK) Herkes kendisi için endişeleniyor. Herkes kurtarılmak istiyor ve diğerlerini umursamıyor.
C: Daha doğrusu KH alemindeki herkes kendini bir şekilde "özel, seçilmiş veya korunan" olarak görüyor. Bu doğru değil!!
S: (TK) Ne olacaksa o olacak. İnsanlar...
C: Beden önemli değil. İlerleyen veya ilerlemeden uzaklaşan ruhtur. S___'ye sorun!
S: (L) S___ ilerledi mi, yoksa ilerlemeden uzaklaştı mı?
C: Açık.
S: (L) Yani oturup hayatımızı yaşayabiliriz ve iyi vakit geçirip hiçbir şey için endişe etmeyebiliriz. Anlatmak istediğiniz bu mu?
C: Hayır.
S: (L) Önemli olan seçimlerimiz mi?
C: Evet.
S: (TK) Bunun...
C: Ama pek çoklarının inanmak istediği gibi sizin adınıza müdahale edecek kimse yok.
S: (L) Yani bu gezegendeyiz ve bunu yapacağız, ya da yapmayacağız. Tıpkı Oz'daki Dorothy ve Toto gibi. Durumu kavrayıp cadının, maymunların ve askerlerin kontrolünden çıkma yeteneğimize bağlı... (TK) Belki de yapmaya çalıştıkları şey, insanların seçimlerini yapabilmeleri için insanlara bilgi vermek, yani burada...
C: Hiçbirşey yapmaya "çalışmıyoruz." Burada bulunmamızın sebebi eğer sorularsa soruları yanıtlamak. müdahale edemeyiz.
S: (TK) Evet, müdahale etmeme fikri gayet açık ve anlaşılabilir. yani koşullara müdahale edemezler...
C: Ve cevap verdiğimiz zaman da inanıp inanmamak size bağlı!
S: (L) Yani aslında kendi başımızayız!
C: Her zaman kendi başınızaydınız ve biz de öyle ve diğer herkes de!!
S: (TK) O halde, sanırım, önemli olan nasıl bir hareket yörüngesi seçeceğimizi bilmek için doğru soruları sormak. Yani ilerlemek mi istiyorsun? 4'üncü yoğunluğa geçmek mi istiyorsun? Yoksa burada kalmak mı istiyorsun? Eğer gerçek koşulları ve seçeneklerini bilmiyorsan nasıl bilinçli bir seçim yapabilirsin ki? (L) Dinler insanların kendilerinin dışındaki birşeye güvenip başka hiçbirşeyi umursamamaları için, böylece bilgi aramalarını, gözlerini açmalarını, varlıklarının gerçekleriyle yüzleşmelerini önleyip esaret içinde kalmaları için mi tasarlanıp insanlara yutturuldu?
C: Her zaman olduğu gibi, sadece engeller var. Bunları 2'nci yoğunluk arkadaşlarınız için de kullanıyorsunuz!!
S: (TK) İlerlemek için nasıl bir zihin durumunda olman gerekir? (F) Yazılı kelimelerin hayatın gerçekleriyle uyuşmadığını görebildiğinde doğru yolda olduğunu bilirsin. Felsefi bir sohbet yaptığın tüm insanları düşün. Kaç tanesi "Tek ihtiyaç duyduğum şey İncil. Tek önem verdiğim şey bu" der? (TK) İnsanlarla pek felsefi sohbet etmiyorum çünkü genelde söylenen şeylere nadiren katılıyorum. (F) Bu konuda bir karar verdin demek ki, yani denedin ve işe yaramadığını gördün. (TK) Gerçekten bir sorunum var... Evet, İncil uzun zamandır mevcut ve din uzun zamandır mevcut... ama bariz bir şekilde kendi gündemleri olan insanlar tarafından üretilmiş birşeye inanmakta gerçekten sorun yaşıyorum! (F) Ama çoğu insan sana "Oo hayır! İncil'i insanlar yazmadı, Tanrı yazdı!" der. Ya da tamamen ateist olabilirler ve yalnızca bilim dinine inanıyor olabilirler. (TK) Bence bir insanın bazı kurallara göre yaşamsı ve hayata saygı duyması, onu onurlandırması gerekir... ve dinin bazı fikirleri iyi... ama bazı fikirleri sınırı aşıyor. (F) İnsanları bu şekilde sömürüyorlar zaten. Yalanları gerçeklerle karıştırarak. (L) Evet, iki doğru arasına sıkıştırılmış bir yalanı yutmak daha kolay. (F) Eğer TAMAMI sahte olsaydı, insanların çoğu bunu hemen anlardı... (TK) Çoğunluğun umrunda değil. Sadece koyun gibi güdülmek istiyorlar. Hiçbir sorumluluk istemiyorlar. (F) Ve sığırların çoğunluğuna ne oluyor? Bir kamyon gelip onları kasaba götürene kadar otlaklarında katır kutur otluyorlar. (TK) Orduda geçirdiğim onca yıldan sonra, hiçbir otoriteye güvenmeme noktasına geldim. (F) Ve o dinci tiplerle konuştuğunda "Benim verebileceğim bir cevabım yok... Ben sadece İncil'i izlerim." diyorlar. (L) Sadece cevapları değil, hiç soruları da yok zaten. Ve sanırım ipucu da bu. Tüm dinlerin ve mistik fetişlerin bataklıklarında yürüdükten sonra mutlak yanıtı bulduğunu sananlar öğle yemeği oluyor! (TK) Bana göre hayatın tek amacı bilgi elde etmek ve ilerlemek. Bunu anlayana kadar bu seviyede takılı kalıyorsun. Peki bunu nasıl anlayacaksın? (L) Bence bilmek yapmak demek. (TK) "Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak." Bu İncil'de yazıyor!!! (L) Anahtar bilmek mi?
C: Evet.
S: (L) Sanırım bilmek insanın frekansını değiştiriyor. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Onaylıyorsun, görüyorsun ve frekansın değişiyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bir keresinde bize ne demişlerdi... Önemli olan nerede olduğun değil, kim olduğun ve ne gördüğün. (TK) Yani olanı değiştirmeyeceğiz. Yeraltındaki ordulara karşı herhangi işe yarar bir etki yapamayız... önemli olan kendimizi değiştirmek ve bunu paylaşabildiklerimizle paylaşmak.
C: Doğru, ineğin hayvancılık endüstrisinin sağlığı üzerinde bir etkisi yok."

-----------------------------------------------------

"İnsanın yalnızlığı" bu alıntıya başlık olarak bunu düşündüm,
Yalnızlık pek tasvip ettiğimiz durum değil ,devamlı bütüne çekilişimizden sanırım ,bütünü düşünmeye alıştık, yaşamımızı bütündeki genel anlayışın kurallarına yapıştırdık ve geliştiğimiz her şeyde bütünle paylaşmak arzusu hep baskın oldu,

Onun için öğrendiğimiz her şeyi bütüne aktarmak hevesi şahsen benim hayat tarzım oldu ve bundan da pek ayrılacağımı sanmıyorum belki de bu da bir kendine hizmetin tezahürü kimbilir,biraz iç döküş gibi olduysa da devam edeceğim vaz geçemem ,
Hayatım boyunca hep yetiştirme işi ile meşgul oldum askerliğimde diğer meslek dalımda ,ve evrensel konulardaki idrak genişliğinde ,KH olsun üzülmem,

Ama bu anlatılanlarda ve K.ların yorumunda yalın ve haşin bir şekilde yalnız bırakma yanında başka şeyler vurgulanıyor gibi geliyor, konuyu münferit yani tekilde düşündüğümüzde bir eksik taraf var gibi,
Kişi yalnızlığı ile beraber gelişmişliğini kazandığında yine bütüne bir şeyler kazandırıyor ve bunu 3 b de algıladığımız veya adlandırdığımızın dışında başka yolla yapıyor ,daha doğrusu bu olayı "bir kişi 7. yoğunluğu anlar hale geldiğinde herkes buraya gelmiş olur" ifadesini düşündüğümüzde anlayabileceğiz,

Bunu başka seferlerde de belirttiğim  ,hatta dörtlüklerimin bazısında yana yakıla belirttiğim halde şimdi daha iyi idrak edebiliyorum ve bu şekilde izah edebiliyorum.

Neticede bir insanın yalnızlığı ile gelmiş olduğu o bilinç kademesinde herkes oradadır ,

Çünkü var olan her şey bilinçtir,

Ya bu aşağıda diye nitelendirdiklerimiz ne olacak onlar duruyorlar, derseniz olaya hala 3B algılamasıyla bakıyorsunuz demektir..

Bahsettiğim bilinç yuvasına oturabilmemiz için biraz daha çabalayacağız demek..

Ve şu alıntı bölümü ile bu yalnızlık ve evrensel bilinç nedir olan bitene nasıl bakılıyor daha iyi anlayacağız.

---------------------

S: (L) Bu akşam başka insanlar tarafından sorulmuş çeşitli sorularımız var...
C: Sor.

S: (L) İlki Philip P.'den geliyor. Daha önce de onun birkaç sorusunu sormuştuk. Bana yolladığı mesajda kızkardeşinin elindeki izler, yaralardan bahsediyor ve sanırım bunlar benim S___'nin bacaklarında gördüklerime benzer şeyler. Ayrıca kızkardeşinin ayak bileğinde üçgen biçiminde 3 küçük delinme izi varmış. Kızkardeşine ne olduğunu öğrenmek istiyor.
C: Philip bu konuda ne düşünüyor?

S: (L) Sadece bu konuda kısa bir bilgi istiyor. Kızkardeşinin kaçırılmış olduğunu düşünüyor ve ben de aynı fikirdeyim.
C: Öğrenmenin amaçlarından biri, yeterli bir bilgi seviyesine ulaşıp artık üçüncü bir tarafın onayına ihtiyaç duyulmayacak bir noktaya ulaşmaktır.

S: (L) Bunu biliyorum. Ama Philip'in istediği şey bir soru sorabileceğini ve kendisine özel bir yanıt alabileceğini görmekti. Sanırım istediği şey sadece evrende birinin onun ve kızkardeşinin durumuyla ilgilendiğini düşünmekti.
C: Kimse ilgilenmiyor.

S: (L) Philip ve kızkardeşini kimse umursamıyor mu?
C: Kimse evrensel bilincin bireysel birimlerini "umursamıyor."

S: (L) Bunu anlıyoruz, ama bedendeki birimler olarak...
C: Eğer kişi ilerlemek istiyorsa, bireysel bilinç birimlerine atanan "amigo takımı" gibi şeyler olduğu fikrini aşması gerekir... Bu şekilde işlemiyor!

S: (L) Geri kalan soruları unutalım mı yani?
C: Hayır. Eğer cevaplar kavranıyorsa, tüm sorular büyük değere sahiptir.

S: (L) Philip'e ve kızkardeşine söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı? Ayak bileğindeki üç iz nedir?
C: Bunu biliyorsun.

S: (L) Bu bir numuneleme, veya bir implantlama cihazı, bir enerji çekimi veya gözlem cihazının izi mi?
C: Belki.

S: (L) Bu S___'de de olmuştu. Uylukların arkalarındaki üç tırnak izi. Ne tür varlıklar bırakıyor bu izleri?
C: Gerilemek istemiyoruz.



Tgur

#686
"Ya bu aşağıda diye nitelendirdiklerimiz ne olacak onlar duruyorlar, derseniz olaya hala 3Y algılamasıyla bakıyorsunuz demektir..
Bahsettiğim bilinç yuvasına oturabilmemiz için biraz daha çabalayacağız demek.."

Kendi yazdıklarımı da alıntılamak yeni buluşum oldu ,gerçekten sık sık yazmaktan da imtina etmek istiyorum forum biraz sessiz kalınca yavaş yavaş kendimi kınamaya başladım öyle ya "psişik ihtiyar durumuna düşmek" en kaçındığım şey ..Konularım , yorumlarım biraz taze gibi geliyor bana, her neyse,

Her an geldiğim yeni farkındalıkları sizlere açmak istiyorum konu bu kadar basit ve masumane ,bu durumda ne denirse densin aldırmam,

Bu arada bahsettiklerimi evvelce kolayca idrak etmiş dostları da tenzih ederim benim işim taze bilinçlerle,

Yukarıda alıntıda insanları yargılar bir tavrım var bu KH dir malüm katiyetle o düşüncede olmadığımı biliniz, bir birey o 7. yoğunluğu tam hak edebilecek duruma geldiğinde diğerleri nasıl aynı durumda olur bu izahı bulunduğumuz yoğunluk doneleri ile hiç bir yere koyamayız ve bu açıdan bakan için bunu söyleyen delirmiş olabilir..

"Her şey bilinçtir "dedik cevap olarak ,çok kaçamak ve siyasi bir izah yine bu yoğunluk bilinci ile konuya bakarsak,oysa o bilinci biraz bulunduğumuz ortam dışına çıkarabilirsek yani mevcut donelerimizin bazılarını sakat kabul edersek geldiğimiz öğrendiğimiz yeni farkındalıklarla konuyu şöyle değerlendirebiliriz,

Zamanı kaldırın ,çünkü her şey "an" da oluyor ve bizim algıladığımız zaman hiç önemli değil meseleyi öylece değerlendirin daha açıkçası yukarıda yargıladığım dediğim ve o zamanı deneylemekte olan gurup andaki oluşumun içinde sayılacaktır..Yapmakta olduğu zaman ve mesafe denemesi onun dersleridir gerçekte, o da mutlaka 7 dedir..

Şöyle izah etmişlerdi K.lar siz ilk okulda 5. sınıfa geldiğinizde 1. sınıfta A B C i nasıl okudum bu harfler nereden çıktı falan diye düşünür veya bir uğraşı olarak devreye alır mısnız.(öğretmenseniz istisna)

Geldiğiniz ders yoğunluğu ile hangi farkındalık seviyesinde iseniz onunla dolu olarak olan bitene bakarsınız.

Özetle bahsi geçene zamanı kaldırıp bakın.


bona fide

#687
bir de sevgili tgur farkındalık ve bilgi arttıkça daha doğrusu gözlem yeteneği bireyde kendini ve olanı ya da bildiklerini ifade etme şekli önemli  çok önemli hale geliyor dikkat istiyor  misal sen bildiklerini aktarırken insan sana kendini beğenmiş demez gıcık bu adam demez nasıl soylim seni kendisine yakın babacan dostca hisle okur dinler bende öyle bir izlenim uyandırıyorsun bu senin tarzın olsa dahi bana göre bh ce bir yaklaşım. bazısı bilgiyi aktarırken uslubu çok rahatsız edici satır arasında kelime oyunlarında sanki hem bilgi sunmak hemde diğerini aşağılamak istercesine öfke küçümseme alay nasılda kodum lafı tarzında  ya da yererek  yani okurken dahi itici geliyor ne kadar bildiğinin hiç bir önemi kalmıyor. ki oda iyi bir gözlemci aslında bunun yanında uslubu kişiye kendisini böcek gibi hissettiriyor.böyle insana çıkarı olandan başkası değer vermez ihtiyacı varmı bir değere? bişeyler vermek hizmet etmek istiyorsa o yaklaşım tarzıyla illaki bi yerde duvara toslayacaktır çunki o tarzda kendisi tek mercii havası oluşuyor tarih dönemlerinde dinlerin öğretilerin birleştirici -güya amacı o olsa da-kendileri gibi düşünmeyene saygı duymak olduğu gibi kabul etmek yok. bi şekilde hep dışlayan farklı olduğunu vurgulayan yaklaşımlar olmuş olmakta.daha doğrusu bu birleştirme duygusu düyaya dair bir yaşam için ötesi için kendinden vazgeçmiş herşeyin geciciliğinin farkında paylaşımcı gruplar büyümeden yok edilmişler gerçekten  birey ya da okur yazılıda olsa yaşamın içindede olsa güvenmek  ya da bu insan benim bizim iyiliğimizi istiyor bi şey soylüyor diye beklentisi çıkarı olmadan bir gruba öncülük edip farkındalık artıracak liderler çok az ve buna hayret ediyorum yeryüzünde vahşet savaş düşmanlık diz boyu teraziye bir iyiye karşılık yüz kötü var neredeyse ve bi şekilde denge sağlanıyor belkide bu tek bir iyinin kendi benliklerinde yüz benlik dönüştürmesinden kaynaklıdır. kötü gerçekten kötülükle dolu benlikler barındıran ruh aslında çok zayıfken düşmenin surekliliği arzuların değişik şeylerle kamçılanması ruha fire verdiriyor bunu hem birey kendisi öğreten durumundayken ondan feyz allanların yüceltmesi hemde bireyin bu öğreten konumunda nihai noktaya ulaştığını sanmasından kaynaklanıyor. sana ne herkes kendinden sorumlu denebilir. öğrenen açısından değerlendiriyorum din inanç ve hizmet aşkıyla liderlik vasfı kazanmış herkese şüpheyle bakıyorum sen anda oluyor dedin ya bu öğretenler yuzunden o an anlara dönüşüyor anlar ömrü tüketiyor sürekli bedenlenme gelmeler gitmeler hep o uyanmayı engelleyen kontrol altında tutmak isteyen sözde iyi liderler sayesinde paaye vermelerimiz sayesinde farkında olarak yaşama başlayanlar bu anlattıklarımın dışında istisna zaten toplasam 2 milyon içinde 5 kişi zor çıkar. ve bu 5 kişi dengeyi sağlıyor inanılmaz muthiş bir güç. ki böyle insanların lider olmaya birilerini peşinden suruklemeye ihtıyacıda yok hiçbir şeye ihtiyacı yok.algımızda yönetilmek güdülmek kontrol edilmek zorundalığı varmış gibi toplumsal yaşamın gereği masalı hep bi kahraman seçmek etrafında toplanmak öfff ailevi değerler açısından dahi yok akraba alttan al hoş gör yok o büyük bu şekilde çocuklara örnek kötü kahramanlar yaratıyor kabul ettiriyor ve masalı bitiremiyoruz efendim. yani onaylamadığımız yanlışı idare etmek gibi doğal bir alışkanlığa dönüşen hoşgörme görmezden gelme alttan alma özelliğimizle nesilleri harcıyoruz. şimdi bu saygımı oldu neyse konuyu bağlayamıyorum beynim ambale oldu izninizle çıkayım bakın yalaka bir cümle bu  izninizle çıkayım mıy mıy gereksiz çıkmadan aklıma geldi bi yandanda ihtiyaç var bir öğretene bu gerçek ve yeni düşenler açısından hele çok gerekli herkesin ve herşeyin iyliğini kapsayan öğretenlerin karşımıza çıkmasını ve kendimizinde bian önce idrak etme kavrama ve daha fazlasını öğrenmeyi yaşama uyarlamayı temenni ederim.
 

Tgur

#688
Bonafide ,iltifatların için teşekkürler..[:)][:)]

bona fide

#689
Tgur seni sanal dünyada tanımak hem üzüntü verici hemde bi şekilde tanımış olmak gurur verici. başkasın ve sanki hep böyle öğrenerek değil öğrenmiş olarak dünyaya gelenlerdensin gibime geliyor bi konumda olmak öğreten olmak makam itibar kaygısı gütmeden herkese ulaşabilmek birilerini etkilemek bu isteyerek değil doğal halinle üstelik ve  yazıyada aktarmak seni tanımış olmak lutuf benim  için. herhangi bir konuyu ya da kanal bilgilerini dahi yorumlarken senin kadar objektif değerlendiren üstelik sakin bir adam. bazen sinirlerini aldırdığını düşünüyorum. daha çok yazmanı isterim. her hangi bir konuya dair görüşlerini okumak benim için büyük bir kazanım iltifat değil bu o kadar felsefeci görüş düşünce bakış açısı yaşama dair  değerlendirmeler okudum -kendi çapımda diyim- asıl bütünün sesi sensin olması gereken sunulması gereken bilgileri ifade eden sensin hizaya sokan düşmanlık duygularından arınmış bi nevi hızlandırıcı olarak bedenlenmiş olman mümkün iyiki varsın sağ ol var ol.