Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bona fide

#660
üzülerek ve maalesef bunu ben seçtim Tgur ve fakat gelirken duyduğum heyecanın takdir edersin ki oradan toz pembe görüntüsünden  farklı olacağını kendimi kaptıracağımı bilemedim mişim. ki uzun süre uykuda kaptırmış gezen ruhun seyirci moduna geçip her şey rolden ibaret demesi ruhun kendisini eğitmesi gerektiği halde -ulan dur şununda hakkından gelim bana nasıl öyle davranır oda kim oluyor pis herif! diyen bir iç sesim var hatta hesaplar yapan şöyle köşeye sıkıştırsam şikayetinde haksız olduğunu kafası bassın bilmem ne şuan dahi o kafadayım bi yandan da bırak ne hali varsa görsün evren onun burnunu sürter.. niye bunlarla uğraştığımı bu tür şeyleri mesele yaptığımı bilmiyorum halbuki birisine bir konuda haksız bencil davranışını göstermeye çalıştığımda yaşı 80 de olsa bildiğini okuyor karışmamam gerekir di mi? robinson olmak gerekiyor işte o zaman boğuluyorum aksi durumda iletişimi koparıp uzak durmak. bu yanlış mı. ve olayın içinden baktığım için kanal bilgilerinde veyahutta diğer öğretilerdeki herşey benim ben herşeyim mantığını yıldırıcı bulmaya başlıyorum mücadele ettiğimde boğuştuğumda kendimi hakladığımı bilsemde öfke ve nefret ruhumu sarıyor. ne dersin arada robinson olmak gerekir mi? doğru olmadığı belli olan bu cümleyi sana naylatmak istemem sıvışmaya çalıştığımın göstergesi... evet öyle ne yazıkki. yüksek benliğim diyorki ruhunu sessize al dinle böyle anlarda yüksek benliği boğasım geliyor şımarık küçük çocuk gibi. oysa çok güçlüyüm sadece bunu hissedecek tüm yolları tıkıyorum. senin hiç ruhun yorulmadımı Tgur?
 

bona fide

#661
aşağıdaki alıntı düşüşün tekrarlanan bir sendrom olmasından bahsediyor. ruhumun sıkı bir iç disiplin geliştirmesini çevresindeki olumsuzluklardan etkilenmeden daha doğrusu robinson olmadan nasıl sağlarım inan bilmiyorum. korkak biriyim dediğimde aslında mücadele etmekten sakınırsam korkak olacağımı düşündüğümden kaynaklanıyor diyor yukardaki benliğim. ya da karşımdakilerin öyle göreceği endişesi taşıdığımdan egomun gardını almasını teşvik eden kh zihninin oyununa geliyorum belkide.içtenlikle soruyorum sen bunu nasıl başarıyorsun Tgur.

S: (T) Tamam, o noktada BH idik. Bu yoğunlukta BH veya KH seçeneklerimiz olduğunu önceden söylediniz.

C: Oo Terry, savaş her zaman var, önemli olan bunu "ne zaman" seçtiğiniz!

[...]

S: (T) Bu, Kertenkelelerin ve diğer uzaylıların insanlara kaçırılma için izin verdiklerini söyleme nedeni ve benzeriyle bağlantılı olmalı. BH idik ve şimdi KH'yız.

C: Evet... Altını bulduğunuz "zaman", Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bunun ima ettiği her şey.

S: (T) Altın bulmayla KH olduk çünkü altını bulmak KH idi.

C: Evet.

S: (T) Ve böyle yaparak kendimizi Kertenkele varlıklarıyla ilişkilendirdik.

C: Evet.

S: (T) Çünkü onlar 4. yoğunluk varlıkları ve 3. yoğunlukta olduğumuzdan daha fazla yetenekleri var.

C: Daha önce 4. yoğunluk BH ile bağlantılıydınız.

S: (T) Ve üçüncü yoğunluk BH idik. Ama altını bulmayla 4 KH ile işbirliği yaptık.

C: Evet.

S: (T) Ve böyle yaparak 4 KH'ya bize dilediklerini yapma izni verdik?

C: Yakın

S: (J) Daha önce söylediklerine geri dön: "Başka yol bırakmasaydınız, özgür irade kısıtlanamazdı." (T) İnsan ırkı olarak biz, özgür irademizi BH'den KH'ya çevirdik. (L) Yani, bir seviyede içinde olduğumuz karışıklığı seçtik ve bu düşmüş melek Lusifer'in süper antik efsanesi. Bu biziz. O kapıdan geçme tuzağına gitmekle düştük, tabiri caizse, altın küpünün peşine düşmek ve kapıdan geçtiğimizde, yılan bizi ısırdı.

C: Ama bu tekrarlanan bir sendrom.

S: (L) Bu sadece insan ırkı için mi tekrarlanan bir sendrom yoksa tüm yaratılışta mı?

C: İkincisi.[/quote]
 

Tgur

#662
Bu aralar her konuya maydanoz olmuş gibi hissediyorum kendimi bonafide,bakalım ne zaman duvara toslayacağım dedim mi işte senin düşünce ve haline paralel oluyorum ,oysa başımı silkeleyip almış olduğum bilgileri daha doğrusu bilgi nöronları çalıştırınca sorularına cevap verecek hale geldiğimi görüyorum mesele şu bence,
Ruh yorulmaz zira o sonsuza bağlı bilinç bunu evvel işlemiştim,esasta yorulan seçimi yapıp olanları unutmuş bir forma otomatikman kapatılmış bu bedendeki zihnimiz ,oyunun kuralı bu ,altına kapılıp bakmadan atlayıp gelirsen ve yaşarsan,yaşarken de yanlış notalara basmışsan bunları düzeltmek için tekrar tekrar gelme durumuna giriyorsun bu da oyunun diğer bir kuralı.

Kural falan demekte gerçekten insanı yoruyor ama var oluşta o meşhur denge var, kurallar işte bu yönden devreye giriyor maddedeki hal daha çok etki tepki olarak da işliyor ,yanlışlık doğrulukla düalitede ,

Esastaki yanlışlığımız aldığımız bilgiler her şeyi açıklıyor yeter deyip durmamız, bilinç gelişmeye sonsuza açık kapısıyla orada bekliyor hadi bilgiyi al farkı anla ve gel beraber devam edelim diyor ve yolculuk devam ediyor yedinci yoğunlukla bir olsan da bu maceranın bitimi değil belki yarısı bile değil..



Tgur

#663
"Ruh bilinçliliktir nokta" cevabından sonra sanırım ruh hakkındaki idrakimiz bir neticeye oturmuştur aşağıdaki alıntı ise kaçırılma bahsinde neler olduğu hakkında geniş bir açıklama sunuyor burada geçen "ruh uzantısı" tabiri bana baştan ruhun tek olduğu ve bilinçlilik halinde varlıkların kapasitesi kapsamında farkındalık seviyeleri ölçüsünde değer kazanan bir özellik arz ettiği  olarak yerleşmiş objektif görüşümü parçalar gibi geldi ,

Oysa daha sonra düşünerek 4. yoğunluk teknolojisinin bizim için bilinmez ve bildiklerimizin yanında fersah fersah uzakta olduğunu hatırlayınca  buradaki ruh uzantısı ve üzerinde yapılanlarda yani moleküler çalışmalardan ,ruhla evli olan bedenin klonlama olarak tarif edilen işlevlerinin hiç de bizim bildiğimiz ve tatbik etmekte olduğumuz klonlama ile anlaşılamıyacağını ,K. ların konuları tarif ederken bizim en yakın donelere atıfta bulunarak davrandıklarını ve işin o kadar da kolay olmadığını idrak ettim.

Bu konuyu neden açtım,
İnsanların Tarih boyunca 6 yoğunluk birimleri veya düşünce birliklerinden BH ölçüsünde aldıkları bilgilerin de bu yönde olduğu yalnız bilgiyi aktaranların 4. yoğunluk oluşumlarını tarif ederken 3. yoğunluk doneleri üzerinde adaptasyonda oldukları ve bunun "korku veren bilgiler ve kıyamet alametleri"gibi KH tarafından kişilerce aktarmalar esnasında zamanla çarpıttırıldığını, kullanıldığını ve bu hususta da K.ların da bir ara celselerde bu duruma işaret ettiklerini hatırlatmak istedim,

---------------------------------------------


C: Öncelikle, çok acele sonuç çıkarıyorsun. Gerçekten bir ışık sütununun gelip "seni parçalara ayırdığını",bedenini fiziksel olarak bir uzay aracına taşıdığını, bir çeşit muayene veya buna benzer birşey yaptığını ve sonra da bir acı giderici olmadan bedenini tekrar bir araya getirdiğini mi düşünüyorsun
S: (L) Bunun bana olduğunu söylemedi, kendisine olduğuna söyledi. ... Böyle birşeyin mümkün olup
olmadığıyla ilgili ne düşündüğüme gelince, şimdiye kadar yaptığım araştırmalardan öğrendiklerime göre
sanırım bu mümkün. Söylenen varlıkların zamanı manipüle etme yeteneklerini göz önünde bulunduracak
olursak, böyle birşeyin hiç zaman kaybı farkındalığı olmadan gerçekleşmesi tamamen mümkün.
492
C: Evet, bu doğru, fakat, önceki celselerde "kaçırılma" olarak ifade ettiğiniz şey için kullanılan metodolojiyi ayrıntılı olarak anlattık. Eğer şimdiye kadar elde ettiğiniz transkriptlerin içeriğini kavradıysan, bunun nasıl yapıldığını gayet iyi biliyor olman gerekir. Belirttiğin hipnoz celsesinde söylenenle ilgili yaptığın tanımlama tam olarak doğru değil, ya da en azından, hipnoz celsesi sırasında verilen bilgileri yorumlayış şeklin yanlış.
Burada şu da belirtilmeli ki, "bu doğru değil," veya "o doğru değil" gibi tanımlar kullanmak çok yaptığımız birşey değildir çünkü sizin ve diğerlerinin varlık durumunuzun niteliği, çeşitli derecelerde bağlı ilüzyon içeren türdendir. Bu nedenle çoğu durumda herhangi ve tüm olasılıklar mevcuttur. Fakat, bu bağlı
ilüzyonlardan iki veya daha fazlası yanlış hizalandığında, mutlak doğruluk veya mutlak yanlışlık
mümkündür. Bu olayda, bağlayışta bir yanlış hizalama var ve gerçekten tam bir yanlışlık var. Ayrıca,
kendiniz öğrenmenizi çok istememize rağmen süreci tekrar açıklayacağız çünkü öğrenme eğrisinde fazla
erken bir şekilde sonuca atlıyor olabilirsin, ki bu sıkıntı yaratan birşey ama bununla sonra ilgileneceğiz.
Lütfen bu bilgiyi unutmamaya çalışın çünkü geçmişiniz olarak tanımladığınız gerçekliğinizde meydana
gelmiş olabilecekler yanında, şimdinizin çeşitli olası varyasyonlarında olanlar ve geleceğiniz olarak
tanımladığınız gerçekliğinizdeki olaylar için de bu çok önemli. Bu deneyimlerin niteliği bir bütün olarak
bilinmelidir. Normal olarak, fiziksel bir üçüncü yoğunluk varlığı olarak bir yerden diğerine taşınmazsınız.
Olan şey çok basittir. Normal olarak zaman çerçevesi dondurulur ve "donma" terimini, daha iyi bir terim
olmadığı için kullanıyoruz. Bunun anlamı, üçüncü yoğunlukta fiziksel bedeninizde bu süreçte zaman algısı durur ve bu, insan ırkınızın çeşitli üyeleri tarafından "sıfır zaman" olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel bedeni kullanan ruh uzantısı bedenden zorla çıkarılır, başka bir yere taşınır ve inceleme, implantasyon ve diğer amaçlarla ayrı bir fiziksel beden olarak remolekülerize edilir. Sonra da demolekülerize edilir. Ruh uzantısıyla beden kopyalama yapılır. Sonra klonlanan beden demolekülerize edilir ve ruh uzantısı asıl bedene tekrar yerleştirilir. Süreç bu şekilde gerçekleşir. Bazen, kaçırmayı gerçekleştiren dördüncü
yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluk ilüzyonunun zaman referansı noktalarını belirlemede hata
yapabilirler. Bu durum, kaçırılma sonrasında, kaçırılma öncesindekinden farklı bir deneyime girme veya
aynı deneyimin tekrarlanması gibi bir etki yaratabilir, aslında tek bir deneyim yaşanıyor olmasına rağmen.
Sizin durumunuzda da bu gerçekleşti. Sen iki "geminin" geçtiğini algıladığın sırada aslında tek bir gemi
vardı ve burada gemi sözcüğünü, daha açıklayıcı bir terimin olmaması nedeniyle kullanıyoruz. Bunun
nedeni, sıfır zamanda olayın başlangıcındaki ve sonundaki zaman çerçevesi referansı ilüzyonu arasındaki farklılıktı. Bu olayda fazla sorun yaratmaz. Nadir de olsa bazı durumlarda, kaçırılma deneyimini yaşayan kişi, kaçırılma sonrası kendini olayın başladığı noktadan birkaç saat, birkaç gün, birkaç hafta, veya hatta ne yazık ki birkaç yıl öncesinde bulabilir, ve tabii bu da akıl sağlığını yitirme veya benzer sonuçlar doğurabilir. Neyse ki sizin durumunuzda bu olmadı, fakat yine de zaman çerçevesi referansı ilüzyonunda hafif bir kırılma vardı. Aslında tek bir gemi görmüş olmana rağmen iki gemi gördüğünü düşünmenin nedeni buydu. Bu deneyimin tam olarak fiziksel bir üçüncü yoğunluk olayı olmadığını anlamanız çokönemli. Tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yoğunluk varlıklarının sahip olduğu ruh uzantısı vardır ve kaçırılma sırasında bu uzantı bedenden çıkarılır. Ruh uzantısı aracılığı ile dördüncü yoğunlukta görünen bir kopya veya klon beden yapılır ve beden incelenir ve sonra ruh uzantısı alındığı yoğunluktaki asıl bedene geri konur. Normal olarak süreç bu şekilde gerçekleşir. Çoğu durumda, eğer üçüncü yoğunluk varlığı fiziksel bedeni ile birlikte bütün olarak alınırsa, üçüncü yoğunluğa geri bırakılmaz. Sürekli olarak dördüncü yoğunlukta kalır. Nadir durumlarda geri bırakılma olsa da, bu istisnaidir. Tüm inceleme, algı değiştirme ve implant yerleştirme işlemleri dördüncü yoğunlukta kopya beden üzerinde gerçekleştirilebildiği için, bunların üçüncü yoğunlukta gerçekleştirilmesine ihtiyaç yoktur. Anlıyor musunuz?
S: (T) Yerleştirilen bir implant, üçüncü yoğunlukta aynı yerde durmakta olan asıl bedene nasıl girer?
C: Remolekülerizasyon içeren süreçle. Dördüncü yoğunluğun üçüncü yoğunluğa çevrilişini size tanımlamak çok karmaşık olur, fakat şöyle söyleyebiliriz ki, istendiği durumda, dördüncü yoğunluktaki klon bedende gerçekleştirilen herşey üçüncü yoğunluktaki bedende aynen gerçekleşir. Yalnızca bedenin içindeki bir nesne değil, üçüncü yoğunluğa ait olan bedenin tamamı üzerinde etki edilmektedir.
S: (L) Yani diğer bir deyişle ruh uzantısı dördüncü yoğunluğa gittiğinde fiziksel bedenin bir kopyası üretiliyor ve kopya üzerinde yapılan herşey, ruh uzantısı asıl bedene geri gönderildiğinde o bedende de meydana geliyor.
C: Aynen öyle. Ekleyebileceğimiz tek şey, dördüncü yoğunluktan gelen implantların veya eklenen
maddelerin, remolekülerizasyon yoluyla üçüncü yoğunluğa aynı şekilde çevrilmesini sağlayan bir
teknolojinin kullanıldığıdır.
S: (L) İmplantları çıkarmak veya pasifize etmek için öğrenebileceğimiz veya öğrenmemizi önerdiğiniz
herhangi bir yöntem var mı?
C: Hayır, bedenin ölümüne neden olmadan bunu yapabilecek kapasitede değilsiniz. Ve, bu arada, bunu
yapabildiğini iddia edenlere inanmayın, çünkü yapamıyorlar.
S: (L) Benim yaşadığım olayda birşey yapıldı, burada birşey oldu ve bu beni etkiledi. Bu olaydan sonraki fiziksel durumum, yani son altı veya dokuz aydır yaşadığım ve ara sıra hala yaşamakta olduğum fizikselreaksiyonların, sizin zaman kırılması dediğiniz şeyden kaynaklanıp kaynaklanmadığını merak ediyorum.
C: Ah ah ah. Ah ah ah. Bir konuyu alıp diğerine yerleştiriyorsun. Kendi gerçekliğini yaratıyorsun Laura. Çok etkileyici! Ama elbette yanlış, ne yazık ki! Bahsettiğin şey zaman çerçevesi referansı ilüzyonunun
"kırılmasından" kaynaklanmaz. Bu yalnızca, yaşadığın deneyim hakkındaki psişik izlenimin kendini üçüncü yoğunluk fiziksel gerçekliğine yansıtmasından kaynaklanır. Elbette daha önce de söylediğimiz gibi, ve bunu küçümseyici anlamda söylemiyoruz ama, kendi transkriptleriniz üzerinde yeterince çalışma
yapmıyor görünmenizden dolayı biraz endişeliyiz.

bona fide

#664
Tgur
"ruhun tek olduğu ve bilinçlilik halinde varlıkların kapasitesi kapsamında farkındalık seviyeleri ölçüsünde değer kazanan bir özellik arz ettiği "

bu düşünceyi sana bana bize kasyopalılar söyledi alıntıyı aramaya üşendim şimdi bize yani ekibe söyledikleri şey bizim algı seviyemiz nedeniyle bu sembol ve benzetmeleri yaptıkları olayın ruhun gelişim aşamaları olduğu idi. zaten aksi durumda ruh bilinçliliktir nokta cümlesi havada kalıyor. hangi ruh hangi bilinç yani bu şu insan klonlama olayı gibi üretilen insan normal insana benziyor ve sonra zaman gelecek ona da bi kanal yardımıyla siz aslında sizden daha bilinçli varlıklar tarafından bedenleriniz kullanılmak üzere üretildiniz klonlandınız. bilinçli insanlar daha doğrusu 4. yoğunluk kh diyelim onlara da sizden alacakları parçalarla daha sağlıklı ve uzun yaşamak için yaratttı üretti mi dicekler. tıpkı bize yapılan gibi. saçmalama şampiyonluğunu elimde tutmanın verdiği krediyle o halde ruhun tekamülü nereye yerleşecek bu olayda ben neyin tekamülü için mücadele etmeliyim. iyi kötü savaşında zaten kaybetmişim baştan. baştaki düşünce daha iyiydi. şimdi ise tek bir ruhun ve bedenin klonlanarak farklı bedenlerde farklı yerlerde değişik görevler yapıp tüm olanları idrak edeceği seviyeyi yakalaması süreci ee bu da bizim sürece benziyor kasyopalılar aynı olayı çorba edip kafa mı karıştıyorlar. aslında benim için anlamlı olan ilk bahsedilen ruhun tekamül süreci ki kendimden başkalarından gözlemlediğim bu ruhumu eğitmek farklı yollarla da olsa iyi-kötü değişimlerimiz. bir an klonlamayla yaratılan farklı ruhların etrafta cirit attığı düşüncesine kapılıp  düşüşe geçiyazdım.idrakimin açıldığına inanıyorum bozmayın lütfen.
 

bona fide

#665
bi yandanda aklıma takıldı acaba şu yeni medyada yer alan insan klonlama olayında klonun ruhu hücresi alınan kişinin ruhuna mı sahip olacak gibi soru geldi klonda olsa tam bir insan ve de bu düşüş mü oluyor. zeki bir varlık bu klonu yaratıyor ve yaratılan düşmüş mü oluyor ne olacak klonun ruhsal sureci. ne olacağı varmı hayvanlara yapılanın aynısını ona yapılacak  kesilip biçilip öldürülecek ruhu ruh aleminde asıl ruhla birleşecek-mi. insanoğlu tanrının ta kendisi durumu vahşi ve korkunç bir tanrı. süreci uzatanlar bu şerefsiz klonlama yapanlar. bu tür çalışmalar kesinlikle önlenmeli durdurulmalı. her yerde her şeyde ben. hem dünya nufusu azaltılması için çalışmalar yapıyorlar aşıyla savaşla hastalıkla gıdayla hemde klonlama yapıyor sapık şuursuz diğer yanımız. onu durdurmak için dua edicim. bu bakış açısı romantik gelmeye başladı. yani ruhun tekamülü olgusu, olgu kelimesine itiraz olabilir lakin gelişim gösteren sağlıklı faydalı ruhların varlığı az değil. ve yaşam, çevre bu minvalde değişiyor dekor ve kişiler yeni bakış açısına göre değişiyor. sadeleşiyor sakinleşiyor. belki ben çevreye kulaklarımı tıkamış duyarsızlaşmış olabilirim diyenler olabilir hayır farklı, ilüzyon içinde ilüzyon yaratımı gibi bireyin bu bakış açısına göre bir ortam doğuyor. öğrenme sürecinde çelişkilerle başlayan bu mücadelede herkesin hayrına olanı seçmek. her şeyde kendini görmek
tekamüle adım adım yaklaşmak gıdım gıdım yada. sonuçta bu kaos denge için dualite de. sapma olacak mı olmayacak mı ruh tekrar düşecek mi? artı bu sapma ruhun içsel derslerinden uzaklaşması için dikkat dağıtmak bi nevi azmış benliği ki taleplere evet dendiğinde artışa geçer. güçlü bir iradeyle hayır dinlemiyoruz efendim. yüzeysel ve dünya ilüzyonuna yönelik cezbedici tüm proğramları dışarda bırakıp içe yöneliyoruz. kendimle kendime dair ilerleme yada gerileme söyleşim şimdilik bu kadar.
 

Tgur

#666
"Mesajın Eklenme Tarihi - 07/05/2018 :  09:40:44"
Bonafide dostum yukarıda işaret ettiğim yorumu tekrar okumanı rica ediyorum ,hemen üstlerde başka nasıl kopyalanır beceremedim ve üzerinde biraz daha düşün tabiiki altındaki alıntılarla beraber (celse),
Özetle bu ruh kavramını bir yere oturtmadan bilincinde (en son ruh uzantısı ile ilgili yorumumu  da tekrar okuyarak )ders tamamlanmamış oluyor belki de benim dilim çetrefilli anlatamıyorum..
Diğer dostlardan da yardım gelebilir.
Sevgiler.



Tgur

#667
Diğer yandan böyle yaptığımda başımdan atmış gibi kaba bir tavır takındığımı fark ettim ,bu yönden mazur gör,içtenlikle maksadımın bu olmadığını anladın sanırım

İşin özünde 4 .yoğunluk yüksek ve aklımızın eremediği yüksek teknolojisi var hatta celselerin bir yerinde "1, 2 yoğunluktakiler sizlerin yaptıklarını anlayabiliyorlar mı"size karşı  bir şey yapabiliyorlar mı" gibi bir atıfta da bulunmuşlardı ,yani biz de 4 KH a  karşı biçareyiz,buna göre kaçırmalarda bahsettikleri "ruh uzantısı" diye tabir ettikleri o tek ruhtan ayrılıp işlenebilir üzerinde oynanabilir özellik arz ettiğini ortaya koyuyor, bunları klonladıkları bedenlere koyabiliyorlar ,

Bizim yani dünyadaki klonloma hadisesinde bilmiyorum belki ruh uzantısı o yeni bedene otomatik geçiyordur ve o bedendeki zihnin işleyişine göre şekil alıp gelişiyor veya yerinde sayıyordur.



Tgur

#668
Tasavvufta "külli irade ,cüzzi irade ,ferdi irade " diye ruhun şekilleri hakkında bir izah vardı, kül= hepsi,tek demek, cüz=bütünden kopmuş parça ,ferdi ise burada bireysel iradeyi davranışı ,zihnin gelişebildiği kadar seçimlerini anlatıyor.

Bunu da izah ve muhakeme platformuna koyabilirim.


bona fide

#669
Tgur bahsettiğin sana ait olan yazı ve celseden  şunu mu anlamalıyım: tek ruh var bedenlenmiş varlıklara her şeye tek ruh kontrolünde yani her canlıdaki ruh aynı frekansla göreve başlıyor varlıkların arzularındaki yada hayal güçlerindeki değişimler ruhu farklıymış gibi algılamaıza sebey oluyor yani ikimiz aynı ruha sahibiz arzularımızın seviyesi sınırı bizi farklı kılıyor gibi mi çok mu çorba oldu. ruh varlıklara yaratılanlara enerji veren bir ışık ve he ryaratılanın kabına göre şekil mi alıyor agaça taşa kuşa insana tiplere çiçeklere bitkiler ehepsinde değişik tezahür ediyor ruh güneş mi yoksaa! çüş artık. tamam son kısım şaka ama bu berbat bi çorba oldu sahiden tgur aşağıdaki alıntı nedir çözemedim ben. en iyisi ben soru filan sormayım dimi.

sana ait alıntıyı teknoloci dehası, kim? ben tabi sunar,

C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."
S: (L) Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek kimin için eğlence?
C: Herkes. Zorluklar eğlencedir. Aklının sınırı nerede sence?
S: (L) Nerede?
C: Biz sorduk.
S: (L) Sanırım bir sınır yok.
C: Eğer sınır yoksa, senin kendi aklın ile başka herhangi bir şey arasında fark nedir?
S: (L) Eğer nihayetinde herşey birse, sanırım bir fark yok.
C: Doğru. Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı şeydir
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Her bir ruhun mutlak gücü olduğunu ve tüm varoluşu yaratabileceğini ve yok edebileceğini söylediniz. Bu diğer ruhların varlığını da kapsar mı?
C: Evet. Ama bundan daha karmaşık. Başka bir celsede daha fazla açıklama yapacağı
---------------------------------------------------------------------------
C: Ruhlar bu gezegene "doğmaz". Ruhlar hiçbir zaman doğmadılar! Ve hiçbir zaman da ölmeyecekler!
------------------------------------------------------------------------
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
----------------------------------------------------------------------------
S:(L) Reiki, iyileştirme yeteneklerini anında %50 arttıracaktır. (GB) Ruhun yaşadığı süreci açıklayabilir misiniz?
C: Ruh bilinçliliktir, nokta.
 

Tgur

#670
Bonafide son sorunla "kurtçuk dolu bir kutu" açtırdın bravo,

Ruh kavramının " bilinçliliktir nokta" ile bir yerlere vardığımızı sanıyorduk gerçi onun yani o anlayışın genel olarak ne anlatmak istediğini anladık büyük bir anlatımı var ,tekamülün her şey olduğunu belirtiyor ve şunu da anladık ki her varlığın gelişiminde devrede olan bir durum..

Şunu söylemek istiyorum ,ilkel olarak ruhlanma konusunun sadece insan ve onun tekamülü ile ilgili olduğu varsayımı üzerinde kalmak fikri baskın gibiydi ama aşağıdaki alıntıları (ruhla ilgili hepsi değil bir kısmıdır) inceleyince öyle olmadığını görmekteyiz ,
Yani mineral,flora ve faunanın da kendine özgü ruhları var ve bilinçlilikleri de mevcut ancak insandaki bilinçlilik hali ve 7 yoğunluğun diğer bütün varlıklar ile iletişimi bir ara yüz gibi olan insan yolu ile olduğundan (ki bunu evvelki yorumların birinde incelemiştik) önem kazanmakta ve başka özel bir konuma gelmekte..
Bunun yanında ruhsuz ruh bağlantısı olmayan organik portalları da ayrıca bir yerlere koymak lazım onlar varlık ama arıza yapanlar ,iki yoğunluk arasında geçişte ,

Sonuçta her ilgilenen dost aşağıdaki alıntıları da inceleyip bir yerlere varmaya çalışacak sanırım ve sen de biraz daha kafan karışmış halde olacaksın gibi ,üzgünüm..
--------------------------------------

S: (L) Ruhla bedenin etkileşiminin bir yan-ürünü var mı?
C: Bu etkileşim hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana getirir.
S: (L) Bu yan ürünler nelerdir?
C: Önce hangisi?
S: (L) Pozitif.
C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve
iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller
vb'dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan
gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler. Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif
durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak
fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan
etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar
----------------------------------------------------------
C: Hem Kertenkele Varlıkları olarak tanımladıklarınız hem de Griler olarak tanımladıklarınız. Her ikisinin
hayatta kalması için bu gereklidir. Griler Kertenkele Varlıklarının yapay bir tasarımı olmaları bakımından
kısa dalga döngüsünün doğal birer parçası olmamakla birlikte yine de Kertenkelelerin beslenme işlevlerini
taklit ediyorlar.
S: (L) Kertenkele varlıklarının yapay yaratımları olduklarına göre ruhları yok mu demek oluyor?
C: Doğru.
S: (L) Nasıl işlev gösteriyorlar? Robot gibiler mi?
C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar.
Dört boyutlu birer araç gibiler.
S: (L) Dört boyutlu araçlar olarak yetenekleri neler?
C: Kertenkele varlıklarının tüm yeteneklerine sahipler ama tabii fiziksel görünüşleri tamamen farklı, kendi ruhları yok ve ayrıca biyolojik yapıları içsel olarak farklı. Ancak işlevleri aynı ve projeksiyon varlıklar olarak kalabilmek için hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak Kertenkele varlıklarıyla aynı şekilde besin tüketmeleri gerekiyor. Gerekli yakıtın negatif enerji olmasının nedeni ise hem Kertenkele varlıklarının hem de Grilerin dördüncü yoğunluk seviyesinde yaşıyor olmalarıdır. Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi,bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir.
Bu yüzden negatif enerji tüketmeleri gerekir çünkü dördüncü yoğunluk seviyesi, kendine hizmetin yani
negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir. Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk
seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar daha az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur vs. Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır. Bu nedenle dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz.
----------------------------------------------------------
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir
gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
95
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S:(L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.
S:(L) Fizikselliği istemenin "düşmek" anlamına gelmesi nasıl oluyor?
C: Kendi için zevk.
---------------------------------------------------------------
S: (L) Siz derken insanların ilk prototiplerini mi kastediyorsunuz?
C: Bütün prototipler.
127
S: (L) Bu prototipler diğer gezegende geliştirildiği sırada ruhları var mıydı?
C: Sonradan eklendi.
S: (L) Diğer gezegendeki o prototiplerde hangi ruhlar bulunuyordu?
C: Aynı.
S: (L) Yani ruhların fiziksel hayata girmelerini betimleyen 'Lüsifer'in Düşüşü' efsanesi aslında bu diğer
gezegende meydana gelen bir olaydı, öyle mi?
C: Evet.
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Kaçırılan kişilerden aldıkları doku örneklerini veya parçaları ne yapıyorlar?
C: Klonlama.
S: (L) Eğer klonlamada kullanacaklarsa neden o kadar büyük parçalar alıyorlar?
C: Klonlama sürecinin bütün ayrıntılarını henüz bilmiyorsunuz.
S: (L) Anne karnındaki ikiz bebekleri veya ikizlerden birini alıp yapay olarak büyütüyorlar mı?
C: Bunu yaptılar.
S: (L) Bunu çok sayıda mı yaptılar?
C: Tanımla.
S: (L) Bu çok sık mı meydana geliyor?
C: Hayır.
S: (L) İkizlerden birinin alınmasının amacı nedir?
C: Hangisinin ruh için daha uygun bir hazne olduğunu anlamaya çalışıyorlar: ikizlerden biri veya klon. [Bu
durumda akla, neden ikisinden birine karar vermeye çalıştıkları sorusu geliyor. Klonlar ile gerçek bedenler
arasında ve ikizlerden biri ile diğeri arasında Kertişlerin amacı için hayati önem taşıyan bir ilişki mi var?]
S: (L) Bu ikizleri gemilerinde veya kendi yaşam bölgelerinde mi yetiştiriyorlar?
C: Evet.
S: (L) Peki onlara iyi davranıyorlar mı?
C: Açık.
S: (L) Onlara çok şey öğretiyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu insanların beyin kapasitesini test etmek için mi yapıyorlar?
C: Ve başka sebeplerle.
S: (L) Ben böyle bir ikizlerden biri miydim?
C: Hayır.
S: (L) Klon ile ikizler arasında hangisinin daha uygun bir hazne olduğunu belirlemeye çalışmalarının nedeni
nedir? Neyin haznesi?
C: Geleceğe dönük bir proje.
S: (L) Nasıl bir proje?
131
C: Fiziksel realiteleri değiştirme.
S: (L) Fiziksel realiteleri kim değiştirecek? Hazırladıkları bedenlere kendileri girip insan ruhlarını da onların
eski bedenlerine girmeye mi zorlayacaklar?
C: Hayır.
S: (L) Hazırladıkları bedenlere girip kendi fiziksel gerçekliklerini mi değiştirecekler?
C: Evet.
S: (L) Yani içine kendileri girebilecekleri bir grup ruhsuz beden hazırlıyorlar?
C: Deneyecekler.
------------------------------------------------------
S: (L) Dünya üzerinde ruha sahip başka herhangi fiziksel bir varlık var mı?
C: Hepsinin var.
S: (L) Peki insan ruhu, örneğin bir hayvanın ruhundan farklı mı?
C: Elbette.
S: (L) Dünya üzerinde insan ruhu gibi ruhu olan, insanla aynı seviyede başka bir fiziksel varlık var mı?
C: Hayır.
S: (L) Yunusların ve balinaların çok ilerlemiş ruhları olduğunu duymuştum. Bu doğru mu?
C: Tüm ruhlar ileridir.
S: (L) Peki balinalar insanlar gibi bilinçli, düşünen, kendinin farkında olan varlıklar mı?
C: Elmalar ve portakalların karşılaştırılması.
S: (L) Balinalar çok büyük hayvanlar, ruhları da daha mı büyük?
C: Alakasız.
S: (L) Balinalar veya yunuslarla iletişim kurmanın bir yolu var mı veya bir yunusla, balinayla veya bir fille
mantıklı, bilinçli bir iletişim kuracak şekilde bir tercüme yöntemi geliştirilebilir mi?
C: Telepatik seviyedeyken böyle şeylere gereksinim duyulmaz.
S: (L) Yunuslar ve balinalar telepatik iletişim kurabiliyor mu?
C: Evet. Köpekler de öyle ve kediler ve yılanlar vs de. Yalnızca insanlar "üstün" sözlü iletişim sanatını
öğrendiler.
S: (L) Tabii sözlü iletişim aynı zamanda son derece sınırlandırıcı olabilir, değil mi?
C: Biz de bunu kastetmiştik.
S: (L) Bu bir dokundurmaydı yani öyle mi?
C: Mizah.
S: (L) Balinalar kendi aralarında uzun süreli bağlar kurup sevgiyi hissedebiliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Köpekler sevgiyi hissediyor mu?
C: Köpekler ihtiyacı sevgi olarak hissediyor.
----------------------------------------------------------
(L) Rafta "Mikail'den Mesajlar" (Messages from Michael) denen bir kitap buldum. Bu varlık, ruhların
sürekli olarak evrende bir yerdeki bir çeşit ruh jeneratöründen çıktığını söylüyor. Bu bilginin kaynağı
nedir?
C: 3'üncü yoğunluktaki bedenli bir varlık.
S: (L) Bu bilgi kesin olarak doğru mu?
C: Hayır. Ruhlar zaten yaratılmıştı.
S: (L) Yani zamanın ilk anında mı?
C: Evet.
S: (L) Herşey çok biçimsiz görünüyor.
C: Bu sizin algınız.
--------------------------------------------------------------
S: (L) Yaşadığını iddia ettiği kaçırılmalardan kaç tanesi sanal gerçeklik türündeydi?
C: Yaklaşık olarak yarı-yarıya.
S: (L) Sanal gerçeklik kaçırılmasında kişinin herhangi bir parçası gerçekten çıkıp başka bir boyuta gidiyor mu?
C: Ruh kopyalaması.
S: (L) Yani ruhun bir kopyası, yani gölgesi gibi birşey ya da belki ruhun holografik bir parçası başka bir boyuta
taşınarak birşeyler yaşıyor, bunu mu kastediyorsunuz?
246
C: Söylediğine yakın.
S: (L) Yani bir kişi bir sanal gerçeklik kaçırılması yaşadığında bu bir seviyede onların yaşadığı gerçek bir
deneyim mi?
C: Gerçek.
S: (L) Ama fiziksel bedenleri kaçırılmıyor veya bir yere gitmiyor, öyle mi?
C: Orijinal gitmiyor.
S: (L) İlginç. (D) Bu şey gibi mi... (L) Ruh kopyalanması...
C: Fotokopi makinesini düşünün, benzer bir kavram.
S: (L) Fotokopi mi? E---'nin kaçırılmalarının yarısı bu türde sanal gerçeklik kaçırılması mı?
C: Evet.
-----------------------------------------------------
S: (L) Ruhun kendi duyguları mı var?
C: Yakın.
S: (L) Ruh ne tür duygular deneyimliyor?
249
C: Karmaşık.
S: (L) Örneğin ruh, mutlak bir manada nefreti deneyimleyebilir mi?
C: Aynı halde değil.
S: (L) Peki psikolojiyle ilgilenirken en iyi yaklaşım nedir? İyileşme sağlamak için kişinin varlığının hangi
yönüne bakmak gerekir?
C: Bilinçaltı zihni.
S: (V) Psikolojinin duyguları incelediği şeklindeki tanım yeterli ve doğru bir tanım mı?
C: Hayır. Bilinçaltı, beden içinde de, beden dışında da aynıdır.
S: (V) Bilinçaltı ruhun bir parçası mı?
C: Bir ve aynı.
S: (V) Yüksek benlik denen şey, ruh ve bilinçaltıyla aynı şey mi?
C: Evet.
S: (V) Peki bana psikolojinin gerçek tanımını yapar mısınız?
C: Yarı.
S: (L) Yarıdan kastettiğiniz şey nedir? Yarı nedir?
C: Yarı ruhsallık.
S: (V) Benim planlamakta olduğum gibi, psikolojiye yaklaşımda ruhsal kısım ile bilinçaltı ksımını birleştirmek
iyi bir yol mu?
C: "Etkilere" dikkat et, kolayca etkileniyorsun.
S: (V) Bu etkiler doğrudan bana mı yoksa ruhsal psikoloji fikrime dönük etkiler mi?
C: Evet. Ve hayır.
S: (V) Hangi etkiler?
C: Herhangi.
S: (V) Yani açık, öyle mi? (L) "Gerçek" psikolojiyle ilgili soruyu yanıtlamadın. Sadece "yarı" dedin. Gerçek
psikoloji nedir? Bilinçaltı zihninin incelenmesi mi?
C: Gerçek psikoloji yalnızca yarım.
S: (L) Peki gerçek psikolojinin tanımı nedir? Söylediğim gibi mi? Yani bilinçaltı zihnin incelenmesi mi?
C: Zihnin fizyolojik temelli incelenmesi.
S: (L) Yani fizyolojinin, hormonların, kan şeker seviyesinin, çeşitli organların durumunun zihin üzerindeki
etkileri; bunların düşünce süreçlerini nasıl etkilediği, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Ve bu tanımın yarısı. Başka ne var?
C: Eksik kısım ruh.
S: (L) Peki ruhsal yarı üzerinde çalışan kişi, enerjisini neyin üzerinde odaklar? Meditasyon teknikleri mi,
evrenin doğasını anlamak mı, yoksa fizikle mi ilgili, hangi alanlar?
C: Elmayla portakalı karşılaştırmak gibi.
S: (L) Kastettiğin şey, ruhsal psikoloji uygulamasıyla karşılaştırıldığında bu şeylerin birbiriyle ilgisiz olduğu
mu?
C: Hayır. Ruhun, sizin bildiğiniz şekliyle psikolojiyle bir ilgisi yoktur.
250
S: (L) Ama bize bahsettiğiniz bu teorik psikolojide ruhsal yönü nereye oturtuyorsunuz?
C: Tamamen yeniden-yapılandırılmış bir teori.
S: (L) Tamam, peki bu tamamen yeniden-yapılandırılmış teoriyi nasıl tanımlarsınız?
C: Çok fazla karmaşık.
-----------------------------------------------------
S:(L) Neden Dünya daha düşük bir yoğunlukta ve biz de sanki soğukta bırakılmışız gibi görünüyor? Onlar bizi
biliyor ama biz onları algılayamıyoruz. Neden? Bu hususta neden yalnızız? (D) Dünya hepsinden sonra mı
yaratıldı?
C: Hayır, hayır, hayır.
286
S:(T) Bizimle etkileşiyorlar mı?
C: Tamam, durun, yavaşlayın! Yeniden inceleyin: 1'inci yoğunluk kim?
S:(L) Kayalar ve mineraller, değil mi?
C: Ve?
S:(L) Bitkiler mi?
C: Evet. Şimdi, onların sizinle ilgili farkındalıkları sizce ne olabilir?
S:(L) Kayaların ve bitkilerin bize dair algıları mı? Aman tanrım! (V) Bu ilginç bir ifade şekli. Harika bir örnek.
(TR) Daha üst yoğunluktaki varlıkların bizim farkımızda olmalarına rağmen bizim neden onların farkında
olmadığımızı sorarken, bizden daha aşağı seviyelerdeki varlıkların bizimle ilgili farkındalıklarının ne
olduğunu da sormamız gerekiyor. (J) Herhalde bizim 4'üncü yoğunluğa dair farkındalığımızdan fazla
değildir. (TR) Ama bir bitkiye müzik çaldığında bunu bir şekilde fark ediyor, çünkü onun daha iyi
büyümesini sağlıyor. (L) Müzik bir varlık değil. (TR) Bir enerji dalgası. (J) Bir saniye... söyledikleri şey şu:
onların bize dair farkındalıkları, bizim 4'üncü yoğunluk varlıklarına dair olan farkındalığımızdan fazla değil.
(TR) Yani onların bizimle olan etkileşimleri, bizim bitkilerle olan etkileşimimiz gibi mi?
C: 2'nci seviyede kim var?
S:(L) Hayvanlar. (TR) Böcekler, düşük yaşam formları.
C: Şimdi dikkatlice düşünün, onların sizinle ilgili farkındalık ve daha da önemlisi anlayış seviyesi nedir?
S:(L) Sanırım bir şekilde bizim farkımızdalar ama bizi anlamıyorlar... (TR) Bazıları bazı noktalarda anlıyor... (T)
Bizi belirli bir ölçüde anlıyorlar... (F) Ama onların bizimle ilgili anlayışları, bizim onlarla ilgili anlayışımızdan
tamamen farklı. Diğer bir deyişle, onlar iri ve hantal varlıklar görüyorlar ama neler olduğunu bilmiyorlar.
(L) Ouspensky'nin hayvanların insanları nasıl algıladıklarıyla ilgili açıklaması gerçeğe yakın mı?
C: Yakın.
S:(L) Tamam, 1'inci yoğunluk, mineraller ve bitkiler... Kayalar ve mineraller, büyüme, suda çözünme,
erozyon ve diğer yollarla bitkilerle birleşiyor. Gerçekten sınırlı bir varlıkları var. Ve çoğunlukla hayvanlar
gelip onları yiyor. (F) Arılar çiçekleri polenliyor. (L) Ağaçlarda çok çeşitli hayvanlar yaşıyor. (T) Bazı
hayvanlar yer altında ve mağaralarda yaşıyor. (TR) Yani kayaların, minerallerin ve bitkilerin, onlarla çeşitli
şekillerde etkileşen hayvanlarla ilgili gerçekten sınırlı bir anlayışı var.
C: Evet, ve siz de sizin üzerinizdeki yoğunluklarla ilgili sınırlı bir anlayışa sahipsiniz.
S:(L) Gene de şu soru ortaya çıkıyor ki... (TR) Örneğin bugün hepimiz yıldırım dediğimiz birşeyi deneyimledik
ama bundan fazlası olduğunun hepimiz farkındaydık. 4'üncü yoğunlukta olan birşeyi bir şekilde algıladık.
O realiteyi sınırlı bir şekilde algıladık.
C: Laura, zihnindeki blokları kaldır; kayalar ve bitkiler sizi "görüyor mu?"
S:(J) Muhtemelen görmüyorlar. (D) Tam olarak bilmiyoruz. (TR) 1'inci yoğunluk maddelerinin 3'üncü
yoğunluktaki yansımalarını görüyoruz. 1'inci yoğunluğu kendini algıladığı gibi görmüyoruz. 4'üncü
yoğunluktakiler de bizi bizim kendimizi algıladığımız gibi değil, 4'üncü yoğunluğa yansıdığımız şekilde
görüyorlar.
C: TR, hızlı bir ilerleme kaydediyorsun. Laura kıçını oynatmakta zorlanıyor! [Gülüşme]
S:(V) Merak ediyorum. Kayalar birbirlerini görüyor mu? (L) Soralım. Kayalar birbirlerine baktıklarında ne
görüyorlar?
C: Birbirlerini algılayabiliyorlar.
S:(L) Bir kaya bir diğer kayanın farkına varlığında algıladığı şey, bizim dıuyu organlarımızdan hangisine daha
yakın?
C: Bu çapraz bir kavramsallaştırma ve işe yaramaz.
287
S:(L) Yani bir kayanın algıladığı şeyi yorumlamamızın bir yolu yok. Diğer bir 1'inci yoğunluk örneği de bitkiler.
Bitkilerin belirli bireylere pozitif olarak, belirli bazı bireylere de negatif olarak tepki gösterebildiklerini
biliyoruz. Bitkileri poligraf makinelerine bağlayarak bu tepkileri ölçmüşler. (J) Müziğe de tepki veriyorlar.
(TR) Üçüncü yoğunlukta görünen tepkiler.
C: Evet.
S:(L) Eğer bitkiler birbirleriyle etkileşiyorsa, birbirlerine karşı bir yakınlık duyuyorlar mı?
C: Buna benzer birşey.
S:(L) Bir bitkiyi yediğimizde bu onu incitir mi?
C: Bir "Kertiş" sizi yediğinde bu sizi incitir mi?
S:(TR) Evet, biz 3'üncü yoğunluktayız ve 1'inci ve 2'inci yoğunluğu yiyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi yiyor. (D)
Biz bitkileri yiyoruz, Kertişler bizi yiyor, peki yemeden nasıl hayatta kalabiliriz?
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız olmayacak.
S:(L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
S:(L) Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun fiziksel bir varoluşa
girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı
hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S:(TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı
varlık birleşiyor gibi mi? (V) Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra
bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde
kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de
algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı
olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak
tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu nedir?
288
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye
gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor
-----------------------------------------------------------
S:(L) Sormak istediğim bir soru var ve bunu tartışıp tartışamayacağımızı bilmiyorum çünkü biraz tartışma dışı
bir husus. Ruhun elektromanyetik kalıbının başka bir varlık veya enerji kaynağı tarafından, dışarıdan zorla
değiştirilip değiştirilemeyeceğini öğrenmek istiyorum.
310
C: Hayır.
S:(L) Bir kişinin ruh kalıbı o kişinin bütün deneyimlerinin toplamıyla mı belirleniyor?
C: Denklemin parçası.
S:(L) Bir kişi ruhunda, tüm boyutlarda yaşadığı tüm deneyimlerin anılarını taşır mı?
C: Anılar, "Geçmiş, Şimdi ve Gelecek"in yansımasıdır.
S:(L) Yani eğer yansımalar... (J) "Biz gelecekteki siziz!" (L) Evet, yani Kertişler veya Oryonlar dahil hiçbir dış
güç...
C: Bizi hatırlayabilirsiniz.
S:(L) Bize olan herşeye bir seviyede erişilmesi mümkün, doğru mu?
C: Evet.
S:(L) Ve başka bir varlığın gelip deneyimimizin bir kısmını silmesi ve bir şekilde kendi yarattıkları birşeyle
değiştirmesi mümkün değil, öyle mi?
C: Saçma!
----------------------------------------------------------------
S: (L) Sezgisel bilgi ile duygusal tepkiler arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz?
C: Duygular arzulu düşünme içerir; sezgiler daha derinden gelen hislerdir, ruhsal niteliktedir ve daha
güçlüdür. Arzulu düşünme olduğunda, aklınızı kullanırsanız ve geçmişteki derslerinizi incelerseniz,
sızmakta olan ruhsal içgüdünün de varlığını algılayabilirsiniz.
--------------------------------------------------------------
S: (L) Mouravieff "Adem-öncesi" insanların yüksek merkezlere sahip olmadığını ve bu döngüde bu
merkezleri geliştirme olasılıkları da olmadığını söylüyor. Ki Mouravieff'in bahsettiği bu döngü, sizin daha
önce bahsettiğiniz ve 300.000 yıl civarında olduğunu söylediğiniz Büyük Döngü oluyor sanırım. Bu tanım,
"Adem-öncesi" varlıklarıyla ilgili doğru bir tanım mı?
C: Evet, onlar yoğunluk seviyeleri arasındaki "organik" portallar. (ç.n.: portal: geçiş/geçit/köprü. Bu
bağlamda kastedilen şeyliyle 'organik portal': iki yoğunluk seviyesi arasındaki geçiş türü.)
1499
S: (L) Mouravieff'in dediklerine bakılırsa, bu tür bireylerin bilinçlerini arttırmaya yönelik herhangi bir çaba
başarısız olmaya mahkum.
C: Büyük ölçüde. Bunların çoğu çok etkili birer makine. Psikopat olarak tanımladıklarınız "arıza" yapanlar. En
iyi olanları, uzun ve dikkatli gözlem dışında ruhlu bireylerden ayırt edilemez.


Tgur

#671
Evvela bir alıntı ,belki  bu sitede yayınlanmış olabilir,
https://youtu.be/pTM3ivJWYHg ,
sonra K.dan bir bölüm,
------------------------------------------------------------
C: Peki, üçüncü yoğunluk ve dördüncü yoğunluk maddesinin parçalanmadan ışık hızına erişmesini sağlayan eksik faktör nedir? Düşün...
S: (RS) Bu nükleer fiziğin temel konusu... Madde ışık hızına bozulmadan erişemez... (J) Anti-çekim? (RS) Anti-çekimle de... Şu andaki bilgilerimizle, madde bunu yapamaz. (L) Pekala, eğer bir madde ışık hızına doğru giderek hızlanıyorsa, hızlandıkça bütünlüğünü kaybediyor. Peki ya bir noktada giderek daha fazla anti-madde eklersen... (RS) Bu süreci tersine çevirir... Bir elektron ve bir pozitron al ve birini diğerinin içine sok ve fotonu yeniden yarat. Ama madde ışık hızına erişemez. Eğer erişirse zaman durur... boyut yok... (L) Belki bilinçtir? (J) Farkındalık mı? (RS) Eğer eksik etmen farkındalıksa, evet.. (L) Bilinci matematiksel olarak denkleme koyabilir misin? (RS) Evet, elbette!
C: Madde ile bilinç arasındaki eksik bağlantı nedir?
S: (RS) Ah! (L) Eğer bunları biliyor olsaydık burada olmazdık! [Gülüşme] (RS) Bir alan olması gerekiyor. (J) EM mi? (RS) Hayır, biyoenerjitik bir alan. (L) Peki ya bilinç çekim yaratıyorsa? (RS) Çekimi madde yaratıyor. (L) Ama madde bilinç tarafından yaratılmıyor mu? Gözlemlediğimizde dalgayı çökertmiyor muyuz? (RS) Evet, zihin madde yaratabilir...
C: "Graviton" diye birşey yok.
S: (RS) Evet, graviton mevcut değil. Einstein'ın teorisinde varlar ama buna hiçbir zaman inanmam... Bilincimiz çekim yaratıyor mu?
C: Yaklaşıyorsunuz. "Bizim" değil.
S: (L) Başka birinin bilinci mi çekim yaratıyor? (RS) Dördüncü seviye.
C: Yedinci Seviye.
---------------------------------------------------------
Burada yedinci seviyenin her şeyin sebebi gibi monoteizm kokan bir sonuca gelmişsek ve orada teslim oluyorsak işte ayırımdan kurtulamamış bir bilinciz ,eksik bir şeylerimiz var ,biraz daha çabalamalıyız nereye kadar ,

Ben oyum diyene kadar ,

Bunun için kendinizi tartıp inancınızı yoklayıp bilgiler ve düşünceler arasında bağları kurup yani "tez antitez ve sentez "üçlü yasasını kullanıp kendimize yeniden bakmalıyız ,

Sonuçta o sufinin yani Mevlananın söylediği gibi ,
"meğer kapıyı içerden de çalan benmişim" diyebilmeliyiz..



Tgur

#672
"S: (SV) Bir soru sormak istiyorum: Eğer zaman yoksa, geçmiş ve gelecek de yok; geçmiş hayatlar ve gelecek hayatlar da yok; reenkarnasyon diye birşey de yok, o zaman nasıl siz biz olabiliyorsunuz?
C: Evet, reenkarnasyon var. Burada fazla hızlı bir şekilde sonuca atlıyorsun. Hiçbir zaman reenkarnasyonun olmadığını söylemedik.

S: (SV) Ama eğer zaman yoksa? (J) Bizim algımız öyle. (L) Herşey eşzamanlı olarak oluyor. Tüm bu hayatları aynı anda yaşıyoruz. (SV) Diğer tüm benliklerimizle bağlantı kurmamızın bir yolu var mı?
C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...

S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz."
------------------------------------------------------------
Bu konuyu evvelce işlemiştik ,zamansızlığı çok yalın ifade eden bölüm yani her oluşmuş slayt makinası içinde
Ama "zaman yoksa reenkarnasyon da olmamalı " sorusuna K.lar "reenkarnasyon olmadığını söylemedik ki" cevabını veriyorlar ve bizim bilincimizi bu zamana adapte olmuş aldanmış olanı adeta büküyorlar hissi veriyorlar, bir sıkışıklık duygusu..

Sonra derin düşünce bandına geçince esasta değişik bir şey söylenmiyor keşfine geçiyoruz ,şöyle ki,

Biz o slayt makinasına sadece bakmıyoruz o oluşmuş olan her şey içinden bir zaman ve mesafe deneyimi ihtiva eden slaytı alıp onu oynuyoruz yani o yaşam tarzını oynuyoruz ,tabii bu "lucifer düşüşünü" seçip KH kıskacına hapis olma rolü oluyor,

Kurgu bilim gibi gelen bu ifademi "ruhların yolculuğu" kitabını okumayanlar anlayamazlar ,orada hayatlar arası öte tarafta olanlar anlatıldığında 5 yoğunluk (tabii Michael Newton bu yoğunluklar kısmını bilmiyor biz biliyoruz)kaderi plan yapılanmasında kişilerin yeni hayat seçimleri için o özel bölgede TV ekranı gibi ekranlarda düşündükleri hayat tarzlarını seçip geçici oynayıp vaz geçtikleri ve en sonunda bir yaşam şekline karar verdiklerini ancak onun da daha sonra bir sinema filmi hazırlar gibi diğer aktörlerle provalar yaptıklarını v.s. hatırlayınız ,

Konuyu fazla karıştırmadan ,
Neticede biz seçmiş olduğumuz o yaşam slaydını oynarken oradaki rollerden birisi reenkarnasyon mecburiyetini devreye alan bir hayat şekli, defalarca bu slaydı oynayıp gerçeği yani o slaydı seçip oynadığımızı idrake kadar..

Buraya bakınız,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=737&whichpage=2


Tgur

#673
Ruhların yolculuğu kitabını okumayan var mı ,varsa çok şey kaçırdığını bilsin ,

Ben bu kitabı defalarca okuduğum halde ve onlarca kişiye tavsiye ettiğim halde şu son yorumumu yazarken tekrar dokundum ,inanın sanki çok çok lezzetli bir pastayı yer gibi oldum ,zaten Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi kitapları baş ucumda durur ,seyahatlerde falan defalarca okumaktan zevk alırım ,

Eğer yeni başlayan biri iseniz başlangıçtaki ön sözü ve yazarın giriş bölümünü atlamadan okuyun ,

Neticede bilinciniz pik yapar..



believer planet

#674
evet tgur benimde ufkumu açan bir kitapdı.

son zamanlarda d&r da dikkatimi çekip de alıp okuduğum başka güzel kitap , "Atasha FYFE" nin "geçmiş yaşamlar" kitabınıda tavsiye ederim


http://www.pandora.com.tr/images/kapak/616157b.jpg
herşey mümkün