Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 11 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bona fide

#705
Tgur sen bambaşkasın. teşekkür ederim. Daima Sağ ol sağlıklı huzurlu ol.


"dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan
negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk
seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de
yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan
krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de
esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh
enerjisi çekiyorsunuz. Sizin için yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken,
85
başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor"

tekrar okuyalım

"Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor"

"başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor"
 

Tgur

#706
[:)][:)]memnuniyet ve sevgi işareti başka nasıldır bulamadım..

Tgur

#707
S: (Ark) Üç boyutlu maddi evrenimizi, daha fazla boyut içeren bir uzayda yüzen bir tür zar olarak düşünmek doğru olur mu?
C: Çok yakın.
S: (Ark) Eğer bu çok yakınsa, bu dış evrende kaç tane boyut var?
C: Sonsuz.
S: (Ark) Sonsuz! Çok iyi [kahkaha] Şimdi yatağa mutlu bir şekilde gidebilirim.
(L) Neden?
(Ark) Çünkü sonsuz iyi bir rakam. 5 veya 6 veya 7 gibi değil. [kahkaha] Her zaman 12 olmasını ummuştum. Ama hayır, sonsuz. Peki, eğer evrenimiz bu sonsuz boyutlu evrende bir zarsa [kahkaha], orada yüzden başka zarlar var mı? [kahkaha]
C: Evet
S: (Ark) Birbirlerine temas edebilirler mi?
C: Evet
S: (L) Ve bu değişken çekim dalgalarıyla mı ilgili?
C: Evet
S: (L) Peki bahsettiğiniz bilgi alanı bir zarın sadece içinde mi işliyor yoksa zarlar arasında da gidiyor mu?
C: Dış ve iç arasında.
S: (Ark) Peki elektromanyetizma her bir zarın sadece içinde mi işliyor, yoksa aynı zamanda zarlar arasında mı?
C: Koşullar uygunsa her ikisi.
S: (Joe) Dalga sonucu meydana gelecek olan şey bu mu? İki zarın kesişmesi?
C: Bir kısmı bu.
S: (Joe) Bu bir Big Bang'e mi neden olacak? Büyük Patlama denen şey bu mu?
C: Aşağı yukarı.
S: (Chu) Herşeyin kökü bilgi diye düşünmüştüm.
 Bilgi çekimdir.
S: (Ark) Sonsuz boyutlar. Bunun iki türü var: 1, 2, 3, 4 ve devamı gibi sayılabilir nitelikte bir sonsuzluk mu, yoksa bir çizginin üzerindeki noktalar gibi sayılamaz nitelikte mi?
C: Sayılamaz.

----------------------------------------------------

 "bilince ve diğer her şeye ev sahipliği yapıyor"
K.ların ifadeleri ile boyut olayını tekrar sahneye çıkarıyorum zira son celsede "zar" lar konusunda bu sonsuz sayıda olan boyutlarla ilgili bazı açıklamalar var ve genişletip anlamak icap ediyor,

Bilince ev sahipliği yapan boyut eğer kişiyi farkındalıkta olgun bir hale  getirmişse ,yani bildiğine inanıp uygulama yapar hale gelmişse artık yoğunluk denen o tahta kurulabilir ,benim anlayıp tarif edebileceğim durum bu ,

Maddi evrenimizin diğer boyutların arasında yüzer gibi dolaşıp diğer boyutlardaki zarlarla karşılaşıp etkiler alıp vermesi sonuçta elektromanyetizma ve bilgi alanları ile kesişmesi bir nevi big bang a sebep olacağı söyleniyor ve dalga sonunda olacağı da keza ,

Benim şu dalgadan evvelki maddi evrenimizin diğer boyutlar arasında dolaşıp diğer zarlarla kesişmesi dikkatimi çekti ,burada ne oluyor,

Bir EM ve bilgi alışverişi var ama henüz tam kesişmemişse big bang yok sadece etkileri almak var,zira dalgadan evvel olanın "bir kısmı bu" diye sınırlamış K.lar,bu durumu daha anlaşılır nasıl izah edebiliriz,

Aklıma hemen bir dörtlüğüm geldi ,

Hiristiyanlar kafirdir ,kafirler cehennemlik
Dinmedi bağnazın dilinde bu ne son ne de ilk
Edisonun elektrik lambası altında secdeye duran
Sorarım size acaba hangi cennetlik

Bilmem bir şeyler anlatabildim mi ,ilaveten olayı elinde en son model I phone ile o iletişim programlarını kullananların sonunda sümüklü bir imamın ayaklarına kapanıp adeta mabutlaştırmalarına da benzetebiliriz ,

Yani maddi evrendeki zarların diğer boyutlar arasında yüzerken EM ve bilgiyi almış ama yolunda sapkın ve takıntılı kafa ile aciz kalmış, sorgulama ve uygulama yoluna gidemiyor..


Tgur

#708
Bu sene Oscar kazanan Suyun Sesi filmini izlediniz mi izlemeyenler için,
(yalnız benim B.sayarım bu site için güvenli değil sinyali veriyor konuyu bilenler lütfen engellerini alsınlar belki reklamlarının bolluğundandır)

http://www.filmionlineizle.net/suyun-sesi-turkce-dublaj.html

Bu filmi izledikten sonra veya önce yazdıklarımı okursanız neden üzerinde durduğumu anlarsınız ,ortada K.ların belirttiği gibi insanları"dünya dışı biyolojik varlıklara alıştırma"konusuna ait muazzam bir faaliyet var ve hele ABD tarafından derin devlet ve grilerin baş aktörlerinden belki de Rockfeller gibi yan devlet uzantılarından beslenen faaliyetler,

Filmi göreceksiniz çok masum ve romantik duyguları harekete geçiren bir ustalıkla işlenmiş ,dilsiz kızın eksik taraflarını da doğal kabule yönelten bir dünya dışı varlığı benimseme ,bilmeyen sonunda göz yaşlarını tutamıyor ..

Lütfen okuyun izleyin gerekirse tartışalım dostlar,

----------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, Courtney Brown'a geçelim. (T) Onun kim olduğunu ve uzak görücülükle ilgili olarak yazdıklarını hepimiz biliyoruz. Tüm yaptıkları neyle ilgili?
C: Belirsiz.
S: (T) Courtney Brown'un yazdığı "Cosmic Voyage" (Kozmik Yolculuk) kitabında Marslıların...
C: Mars'ta yeraltı üsleri olduğu doğru ama bu üsler Oryon KH'ye ait.
S: (T) Marslılar Courtney Brown'un tanımladığı gibi mi?
C: Pek sayılmaz. Oryon KH'yi Marslılar olarak tanımlıyor.
S: (T) Courtney Brown devlete bağlı bir dezenformasyon ajanı mı?
C: Daha çok bir "ajan provokatör."
S: (T) Devlet için mi çalışıyor?
C: Doğrudan değil, ve hatırlayın, devlet tek bir kurum değil.
S: (L) Courtney Brown'u temel olarak kim destekliyor?
C: Rockefeller grubu.
S: (L) Peki Mike Lindemann ve ortağı da şu anda bu Rockefeller grubunun bir parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Linda Howe?
C: Hayır.
S: (T) Courtney kitaptaki bilgileri elde etmek için gerçekten uzak görücülük yaptı mı? (ç.n.: "remote viewing": psişik yolla uzak bir yeri izleme, kısmi etkileşim, bilgi toplama.)
C: Sayılmaz. Buna gerek yoktu.
S: (T) Tüm hikayeyi uydurdu mu yani?
C: Yarı. Bazı unsurlar doğru.
S: (T) Evet. Gerçeğe uygun bazı unsurlar olabileceğini tahmin etmiştim. Sorgulanabilir olan çok yönü olduğunu, diğer araştırmacılardan gelen tüm verilerle çelişen yönleri olduğunu da. Bu kitapta pek çok şey saptırılmış ve farklı.
C: Yakın.
S: (T) Courtney uzak görücülük yeteneğine sahip mi?
C: Evet.
S: (T) Ama bu kitapta bu yeteneğini kullanmadı öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Yani kitap tamamen tasarlandı. Bazı gerçek veriler var ve araya bol miktarda yalan sokuşturulmuş. Kitapta anlatılanların uzak görüntüleme celseleri çalışmalarına dayalı olmadığını söylüyorsunuz.
C: Evet, ihtiyaç yoktu.
S: (L) İkiz kez buna "ihtiyaç olmadığını" söylediniz. Bu bilgileri nereden elde etti?
C: Gizli kaynaklar. "Üçüncü Göz" topluluğunun ajanları.
S: (J) "Üçüncü Göz Topluluğu" ne veya kim?
C: Yüzeyin altında yaşayan dünyalı bir medeniyet.
S: (L) Bir dakika. Arilerin Kantek'ten getirildiklerini ve daha dayanıklı olduklarını söylediklerinde ben Arilerin daha narin göründüklerini söylemiştim ve Kasyopyalılar da "yüzeyde öyle" olduğunu söylemişlerdi. Bu hep kafamı kurcaladı. Ariler yeraltında yaşamaya daha uygun oldukları için mi "üstün ırk" olarak yüceltildiler?
C: Yakın. Oradaki tüm tipler "Ari."
S: (L) Tamam, demin belirttiğiniz medeniyet, Oryonlar tarafından yönetilen dünyalı bir yeraltı medeniyeti mi, yoksa kendi kendine gelişmiş bir medeniyet mi?
C: Bir kerede bir soru.
S: (L) O yeraltı medeniyeti kendi kendine mi gelişti?
C: Evet.
S: (L) Peki Oryonlar tarafından yönetiliyor veya manipüle ediliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu yönetici Oryonlar başka yoğunluklardan mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Anlamadım. Bazıları 4'üncü bazıları da 3'üncü yoğunluk mu?
C: İnsan türleri "çift-yoğunluk."
S: (L) Yüce tanrım!
C: Griler ve Kertenkeleler 4'üncü yoğunluk. 3'üncü yoğunluğu "ziyaret edebilirler" ama enerjilerini toparlayabilmek için sürekli 4'üncü yoğunluğa dönmek zorundalar.
S: (T) İnsan/Ari türlerinin istedikleri yoğunlukta istedikleri kadar kalabildiklerini mi söylüyorsunuz?
C: 4'üncü ve 3'üncü yoğunlukta.
S: (L) İki yoğunluk arasında aynı kolaylıkla ileri geri hareket edebiliyorlar yani?
C: "Aynı kolaylıkla" değil çünkü doğal olarak 4'üncü yoğunluk daha kolay.
S: (T) Yani Courtney Brown'un bu yarı uydurulmuş kitabı yazması için verilen bilgiler Marslılar hakkında değil Ariler hakkında, öyle mi?
C: "Marslıların" anlaşılması yeterince bilgiye sahip olmayanlar için daha kolay. Tabii yoğunluk konusunu işin içine katmadan!
S: (T) Kesinlikle. Marslıların kabul edilmesi daha kolay. Yoğunlukların anlaşılmasından çok daha kolay. (L) Tamam, Üçüncü Göz. Nedir bu?
C: Yüzeydeki sizin gibiler tarafından bir açıklama için baskı yapıldığında kendilerini bu şekilde tanımlıyorlar. Masonik bilgilerin ve İlüminati'nin ardındaki ilham onlardı.
S: (L) Bu "Üçüncü Göz" tanımının bizim anladığımız şekliyle üçüncü göz yeteneğiyle bir bağlantısı var mı?
C: Psişik.
S: (T) Courtney tamamen ele geçirilmiş olduğunun farkında mı?
C: "Ele geçirilmiş" değil. Gücü elinde bulunduranların hizmetinde çalışıyor.
S: (L) Courtney Brown bir robot, Greenbaum'lanmış, zihinsel kontrol altında veya implantlanmış biri mi? Veya hepsi? (T) Yoksa sadece aptal mı?
C: Hayır. O kadar aptal değil. Fatura ödeme derdi yok.
S: (L) Fatura ödeme derdimiz olduğu için bizim aptal olduğumuzu mu ima ediyorsunuz?
C: Hayır, bu hususta aptal olduğunuzu ima etmiyoruz. Ama Courtney Brown da aptal değil. Kimseyi incitmiyor. Ve bu yolla "köşeyi döndü." Literatürü okuyarak ve analiz ederek çok bilgi edinilebilir.
S: (T) Ona verilen zaman tablosu doğru mu?
C: Yakın.
S: (T) Yani kontrolü elinde bulunduran güçler bu zaman tablosunu kullanarak Arileri Marslılar olarak sunacak, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Ariler kendilerini Marslılar olarak mı tanıtacak?
C: Başlangıçta. Dünyalıların Dünyadışı Biyolojik Varlık fikrine alışması için.
S: (T) Ama iyi değiller. Kendilerini iyi gibi gösteren kötü adamlar.
C: Bazı "iyi adamlar" görünüş olarak onlarla tamamen aynı.
S: (T) Bu Arilerin sessizce ve yavaşça yönetimi ele geçirmek için kullanacakları bir hile mi?
C: Hayır, buna hiç ihtiyaçları yok. "Devletin" hem burada hem de başka yerlerde insanlara dünyadışı canlı varlık realitesini tanıtma biçimi.
S: (T) Yani onların da kendi planları var ama bu Courtney'nin kitabında sunduğu gibi değil.
C: Fark etmez. Kitap bir çeşit "Yeni Gerçekliğe Giriş 1"
---------------------------------------------------------

bozadi

#709
Öneri için teşekkürler Tgur, ilk müsait vaktimde izleyeceğim filmi.

Tgur

#710
"Yeni gerçekliğe giriş 1" başlangıcı dünya dışılara insanları alıştırma programı olarak lanse ediliyor görüldüğü gibi,bizi izleyenlerin aklına şöyle bir şey gelebilir ,bilinç üstüne çıkmaktan bahsediyorsunuz bu da yenilikleri, olağanüstüleri yani paranormalleri kabul etmek değil midir aynı kefeye konmaz mı,

Hayır,bu tamamen değişik bir planın uygulanması evet olağan dışıdır ama bunun altında doğallığın yanında sinsice uygulanmak istenen başka maksatlar var ,

Bu program ayrılığı birinci plana alan KH uygulamalarının yeni bir versiyonudur, dünya dışının benimsenmesi hatta sevilmesi de baştan normaldir zira varoluşun her zerresini sevmek içimizde var ancak filimde de vurgulanan yahut belli belirsiz aktarılmaya çalışılan yaratığın bazı insan üstü güçlerinin olması yani saç çıkartıyor yara onarıyor,ve ölmüş bedeni hayata döndürüyor ,bu biraz da son yıllarda ortaya çıkan süpermenler ,hulklar, örümcek adamlar ve aklıma gelmeyen diğer üstün insan becerilerini sergilemek yolundaki faaliyetlerden örnekler değil midir ,bu hadisedeki kafa karışıklığını çözmek lazım ,

Bunları kabul eden insan bilinci yavaş yavaş böyle ortaya çıkan dünya dışıları da benimseyecek ve hatta kendini de onlara adapte edecek ve ayırımın bu kademelerindeki 4KH anlayışını yaşamına fikse edip 3 ve 4 yoğunluktaki çifte yoğunluk özelliklerine de hayran kalıp 4 yoğunluk üstünü kabul etmeyen aklına bile getirmeyi zul sanan bir KH vatandaşı haline gelecek başka şey düşünemeyecektir.

Dünyanın güzelliklerinde bir de böyle üstün vasıflarla bezenmişlerle yaşamak ne güzel, aralarında firavunlar zamanında olduğu gibi inisiye edilip üstün güçlerini sergileyip ortaya çıkan insan varlıkların peşine düşmek ayaklarına kapanmak yeni değişik dinler çıkarıp beraber sürüklenmek..

Günümüzde üstün güçleri olmasa da belagatları ile insanları sürükleyenler yok mu ona da bakalım,

Velhasıl bu anlattıklarıma yeni bir KH uygulamasının ayrılığı,bireyselliği pekiştirme gerçekleşmesi gözüyle bakınız..
 

Tgur

#711
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır.
S: (TH) Bu bağlamda eşzamanlı ne anlama geliyor?
C: Ancak ders tamamlandığında keşfedilir.
S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom.
-------------------------------------------------------------

Işıklar içinde olsun Tiversonus ve son zamanlarda Ogeday dostlarımız K.lardan çok özel cümleler alıp bize sundular ,çok da iyi ettiler zira her bir cümle üzerinde sayfalar dolusu yorum yapılabilinir daha güzeli düşünülebilinir,

Ben de onlardan bir parça aldım,"algının katalizörlüğü"
Aldığım bu parça bana göre çok şey anlatıyor ,

Dersin tamamlanması (TH )nın cevabı ile doğru orantılı ,yani olayların zamanın dışında zaten oluşmuş olduğunu bizim lineer algılamamız onları sıralı bir düzende işleyerek gerçekleştiğini tanımlayan çok ilginç bir tarif,

Burada evvele zamansızlığı kabul etmek var,bunun çok zor olduğu DNA mızda düzenlenmiş olan lineer algı sistemiyle ilgili,

Konuyu daha geniş bir mecraya çekersek, karma programıyla ilgili hususlara da bir bakmamız gerek karma, lineerde yapılanın (oluşanın) eğer dengeyi bozan bir özelliği varsa bu dengeyi bozan varlık tarafından düzeltilmesi gerçeğini vurgular, tamamen zaman denen bir unsurun işleyişini devreye sokar , bahsi geçen derslerin tamamlanması karmanın da temizlenmesi  yani dengenin tam oturması demektir ,

Yukarıda geçen "algının katalizör "olması meseleyi daha değişik yönlere çekmektedir ,katalizör, uyguladığımız bilimde özellikle kimyada bir kimyasal tepkimeyi kolaylaştıran ama tepikeminin esasına girmeyen, stabil kalan maddelere verilen bir tanımlamadır,yukarıdaki derin manalı K.cümlesinde de o olmaktadır algı katalizör yani objektif bir durumdadır ,lineer zaman dalgasına kapılmamaktadır ,bu durumda her olay eş zamanlı olmaktadır bizim uyguladığımız zaman dışında.

Anlattığımız bu durumu derslerini tamamlamaya çalışan bilincin (ki bilinç her şeydir )algı üzerine etkisi olduğunda nasıl olacağına bakalım yani bilincin algıyı katalizör olma durumundan çıkaracak  etkileri folabilir mi ,olabilir, şöyle ki,

Bilinç algıyı olayları çevresel olarak  her yönden değerlendirebilecek bir yapıya gelmişse yani her olayı belli kriterlere takılı kalmadan başka yönlerden de inceleyebilecek kapasitede ise değiştirebilir ,

Misal ,(evvelce de vurguladım çok basit olsa da çarpıcı) bazı insanlar için "açlık" genelde kötü algıdadır ama fırıncılar ve gıda satıcıların  algıları bu manada "iyidir" aynı şekilde hastalık hastalananlar için  kötü olsa da kazanmak için bekleyen ve onu "iyi" algılamaya postalayan doktorlar eczacılar var, örnekleri çoğaltabiliriz,

Neticede algıyı her zaman etkileyen faktörler bilgiyle ve sonucundaki farkındalıkla derslerini tamamlamaya çalışan için  her zaman mevcut, o da "bilincin" her şey olduğunu bir defa daha ispat etmekte..


bozadi

#712
Celselerden ABD'yle ilgili yaptığın değerli alıntılar için teşekkürler Tgur. Her zaman olduğu gibi bu tür alıntıların pek çoğunda, üzerinde düşünülebilecek pek çok farklı konuda, çok boyutlu mesajlar var gibi geliyor bana.

Teknik bir not olarak;

Tek bir mesaja belirli bir miktardan fazla metin yüklendiğinde (o miktarın tam olarak ne kadar olduğunu bilmiyorum), forumda o mesajın bulunduğu sayfanın açılması normalden çok daha uzun sürüyor. Sanırım siz de fark etmişsinizdir, bu sayfanın açılmasında da ciddi bir gecikme oluyor (en azından benim bilgisayarımda oluyor). Bu tür durumlarda, çok uzun metin içeren mesajdaki metnin bir kısmını silip ayrı bir mesaj olarak yayınlamak sorunu çözecektir. Yani uzun metni tek bir mesaj yerine iki veya daha fazla mesaj şeklinde yayınlamak çözüm sağlayacaktır diye tahmin ediyorum.

bozadi

#713
Teşekkürler Tgur. Tahminimce, 2 veya 3'e bölünmesi bile yeterli olur. Ya da şu şekilde bir test yapılabilir: Uzun/yoğun metin içerikli bir mesaj önce gerekirse tek bir mesaj olarak gönderilir, eğer o sayfanın açılması sürekli olarak normalden 2-3 kat uzun sürüyorsa, fazla metin yüklü olduğu sonucu çıkarılarak mesaj önce 2'ye bölünerek süre testi tekrarlanabilir, geç açılma sorunu devam ediyorsa gerekirse 3'e bölünebilir örneğin.

Yalnız, bu sayfanın hala geç açılmasının nedeni, daha önceki bir tarihte yaptığın uzun bir celse alıntıları mesajı sanırım: "31/07/2018, 14:57:40" tarih/saatli mesaj. Ama onun için şu anda yapılabilecek birşey yok sanırım :) Şu anda Kanal Bilgileri tartışmalarının 29. sayfasındayız gibi görünüyor, bu sayfada 25 adet mesaj olduğunda 30. sayfa oluşacak sanırım (ki benim bu mesajımla 30. sayfaya geçmişiz). 29. sayfadaki geç açılma sorununun 30. sayfada devam etmeyeceğini sanıyorum / ümit ediyorum. Devam ederse alternatif bir çözüm buluruz.

bozadi

#714
Tgur, "çekim" hakkındaki uzun alıntıları içeren mesajın içeriğinin nasıl bölünebileceğiyle ilgili birşey denerken maalesef bir dikkatsizlik sonucu mesajı tamamen sildim, çok özür diliyorum.

Yalnız mesajın içeriğini test amacıyla bilgisayarımda bir word belgesine kaydetmiştim ve silinen o metni forumun site içi iletişim bölümüne açtığım yeni bir başlığa geçici olarak kopyaladım: https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=2798

Maalesef silinen bir mesajı orijinal tarih ve saatiyle geri yükleme imkanı yok.

Tekrar özür dilerim. Önerim, aynı içeriği birkaç parçaya bölerek yeniden, yani bu 30. sayfada yayınlaman olacak. Yaklaşık olarak 3 eşit parçaya bölündüğünde yavaşlık sorunu olmayacak sanırım.

Tgur

#715
Zararı yok Bozadi olur böyle şeyler,

İlgilenen dostlar site içi iletişimden takip edebilirler ,zaten üye olmayıp irticalen bakanların Kasyopya konusunu inceleyip içine girmeden anlayabilecekleri bir konu değil malüm ,sana müşkülat verdim  teşekkürler..


bozadi

#716
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Zararı yok Bozadi olur böyle şeyler,

İlgilenen dostlar site içi iletişimden takip edebilirler ,zaten üye olmayıp irticalen bakanların Kasyopya konusunu inceleyip içine girmeden anlayabilecekleri bir konu değil malüm ,sana müşkülat verdim  teşekkürler..

Hoşgörün için çok teşekkür ederim Tgur. Ama üye olan-olmayan ve bu başlık altında konuyu takip edenlerin o mesajı tekrar görmeleri önemli bence. O nedenle ben o mesajı buraya 3 eşit parça halinde taşıyorum.

bozadi

#717
Tgur'un, bu başlık altında 29. sayfada az önce yanlışlıkla sildiğim (tekrar özür dilerim), "31/07/2018, 14:57:40" tarih-saatli, "Çekim" konusuyla ilgili mesajının içeriği (3 parça halinde):

Parça 1/3

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Çekine çekine çekim konusu üzerinde dolaşmaya başlıyorum, ağır bir konu ve aktaracağım ilgili bölümler oldukça uzun,sabır denen o bağlı olduğumuz illüzyonik zamana karşı kullanmaya alıştığımız mecazi zorlamayı kullanmamız lazım, çıkarmaya çalıştığım özet bölümler aşağıda,aktardığım bölümlerde ise eski tekrarları da bulacaksınız çekimi layıkı ile tanımlayıp yorumlamak için gerekli zihni çalıştırmayı sağlamak istedim,

Konuya girmeden evvel bu üst bilgileri hazmetmek için "bilinç üstüne çıkmak" meselesini halletmek gerekir mevcut gördüklerimizin dayandığımız etraf diyeceğimiz 5 duyu ile algıladıklarımızın ilim diye bulunan ve tahsil ettirilen ve çeşitli mutlak ispatlarla yola sokulan yaşam şekillerimiz ve kabullerimizin üzerinde metafizik diye de adlandırılan konuya açık bir bakış açımız olması en önemli husustur,
Buna yol açan dünyada sanat filim, davranış örneği v.s.olarak bir çok kişi ve kuruluş faaliyeti olmuş ve zihnimiz görüşümüz önünde sergilenmiştir,

Mesela Picasso ,Salvador Dali gibi ressamların sergiledikleri resimler baştan tuhaf gelse de şu anda bunları belki bir 4. yoğunluk sızıntısı olarak değerlendirebiliyoruz ,resm edilen cisimler insanlar ve diğer şeyler gördüklerimizin dışında özellikler arz etmekte ,bir burun yanında insanın kalçasının kıvrımı veya ayak parmakları yahut başının arkasındaki saçlar ,renklerdeki kaos ,hayvan resimlerindeki acaip diyeceğimiz alışılagelmişin dışındaki biçimler ,cinsler ve şekiller, evvelden filimlerde Baytekin meceraları ile başlayan sonra uzay yolu,yıdızlar savaşıyor ,alien, avatar v.s gibi olağan üstü kurguyu da öngören filimler yüzüklerin efendisi ,Stephan King romanları ve süpermenler ,örümcek adamlar ve şu an aklıma gelmeyen bir çok örnek ,

İşte bilinç üstüne çıkmak durumunu kolaylaştıran yukarıdakilerin yanında geldiğimiz zihin yapısı ile artık bir telefon kulubesi içine girince dev büyüklükteki bir uzay gemisini görebilmek, evimiz yakınındaki bir alışveriş merkezine girince çıkışta Moskovada kendini bulmak akşam erkek yatıp sabah kadın olarak uyanmak ,bir elmaya bakarken onun şeklinin kilometrelerce uzadığını hissetmek gibi fenomenleri de kabul edebilir hale gelmeliyiz.

Bütün bunlar izahımız ve gelecek dalgada şoka girmek veya kabul edip olağan karşılamak konusunda seçim yapabilmemiz için bir fırsattır,

Esasa gelelim, yani özetlerimize,yalnız bir şey ekleyeyim tam bu bölümde çıkardığım özet ve bazı ufak aktarımlar kendimce öngörülerimdir okuyanları aşağıdaki alıntılıları zaman zaman okuyarak pekiştireceği bilinç genişliğinden ben de yararlanmak isterim, 

*Graviton yani bizim anladığımız ve değerlendirdiğimiz çekim esasta yok ,zira zaman yok ve işık hızı da yok o halde anti-çekimle dengelenmiş zaman sıfır olunca graviton yani bizim yer çekimi dediğimiz kuvvet 3B yoğunlukta kullanılmakta,

Şimdi kullanacağımız "çekim" ifadesi bunun dışında bir kavram,
*Çekimi doğuran 7. yoğunluk bilinci ancak bunu oluşmuş her şeyin bağlayıcısı olarak nitelendirmemiz lazım bu da 7. yoğunluğun herşeyde tezahür eden ifadesi olarak da tanımlamak gerek,

*Yani "çekim"i tanrı olarak nitelendirirsek ve monoteist bir anlayışla bakarsak yanılırız zira mesela insanlar da çekim yaratabilir

*: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır

*Bu toplanıp dağılma işi birilerinin onu kullanması ile değil "çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR"

*BH davranış çekimin dağılmasını ,KH davranış ise toplanılmasını ifade eder bunlar da yukarıda belirtildiği gibi yansımalardır,

*Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip.

* Çekimden yararlanabilirsin ama onu "kullanamazsın". Kusursuz şekilde statik dengede bulunan bir şeyi artıramazsın ya da azaltamazsın.

*Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."


* Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!"

(bazı kavramları K.ların ifade şekli ile değiştirmeden alıyorum çünkü konuyu anlamaya çalışmak görüldüğü gibi oldukça zor..)

Mesela sağ ile sol un olmadığı bir durum düşünün bunu anlayabilirseniz her anlattığımızı anlarsınız önerileri var ,mevcut donelerle bunu tarif edemiyoruz tahayyül edemiyoruz..

* Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur

*Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk
seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz.
Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!

*çekim dalgaları yalnızca kişiyi yüksek kavrayışa götürecek yoldur, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç değildir ,bu yönden zihinde genişleyerek o meşhur bilyalara oturmak için kullanılamazlar bilyalar yoğunlukların deneysel tanımlamalarıyla ilgilidir ,

*S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...
(Bazen böyle soru cevabı toptan belirtip yorumu yüksek fizik bilincindeki dostlara adıyorum,zira anlaşılması zor )

*Çekimin ötesinde hiper uzaysal bilgilere ulaşmak için BAT(birleşik alan teorisi)var ve bu husus dünyamızın etrafını saran manyetik tül yani ızgaralar vasıtası ile KH nin kontrolünü da sağlıyor bir işlevi de buymuş,ancak BAT bunun ötesindeki kavrayışların özü ve BAT ı bilen dünyada bilim insanları varmış ancak açıklamıyorlar bu hususun çözülmesi diğer yoğunluklara ulaşmayı ve değişken fizikselliği açıklayacak ancak bu bilgi şu andaki biz insanlar için 30 40 bin yıllık ileri bilgi ve bu bilginin bu kişilerce bilinmesi günümüzdeki 4. yoğunluk etkileri ile ,

*Güneşte pencere var ve madde de protonda pencere var ve bu pencereler yoluyla tahminen 7. yoğunluğun ilintisinin her yerde olduğunu izah edebilir miyiz acaba ,burada nötrinoların bilgi taşıdığını da devreye alabiliriz,

*Önemli bir durum da çekimin olmaması,burada 3B de deneylediğimiz graviton dan bahsediyoruz dalganıñ gelişinde olanın açılmasını ve dağılmasını ve böylece değişimin gerçekleşeceğini ortaya çıkarıyor burada dikkat çekilen husus gerek KH gerek BH olunsun hazır olmak yani bu tip kozmik olayların paranorml değil de dengenin getirdiği bir bilinçle karşılamak

*Çekim maddi durum ile eterik durumu yapıştırıyorsa eterik duruma geçince bu yapışkanı söküp maddi durumu da algılayan bir hale gelinilebilinir ve eterik de seyahat ederken maddeyi de algılayan bir hale gelinir ancak K. lar bunun olabileceğini ama tehlikeli de olabileceği şeklinde belirsiz bilgi veriyorlar çünkü bu kabil bir soruya "yakın" cevabı vermişler, bu durumda eğer eterik hale geldiğimizde seçimimiz madde olursa maddenin ızdıraplarına katlanacağız demektir yani zaman ve mesafe deneyine kapılmak ve bitime kadar beklemek..ve bunun için bir ufak alıntı,

"İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten
sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?"

*Bu durumda 5. yoğunluktaki dinlenme ve karar verme olgusu önem kazanıyor ,karma borcu var bunları ödemek istiyorum derseniz ödemeye maddede yaşam seçilir ,borç falan kabul etmiyorum derseniz yine eterikte devam edebilirsiniz ama bu borç dediğimizin ağırlığı sizi dengesel yönden rahatsız edebilir, bu bir varsayım ama evrenin dengeye düşkün tavrını da göz ardı etmemek lazım,bununla ilgili çarpıcı bir kısmı alıntıladım,
"C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!""

*Çekim tüm gerçeklikleri 'bir' olacak şekilde birbirine bağlayan yaşam gücüdür.

*"Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar"

Bu hiper-uzayda yaşayışın ne olduğunu anlıyoruz ama "geçitte yaşayış"ın ne olduğunu tarif edemiyoruz tabiiki,

*" Bilinç gerçekte enerjinin en saf şeklidir. Diğer alem bilinç enerjisinden meydana gelir. Bu konuyu daha iyi anlamak için kişinin kısmen de olsa gerçekmiş gibi yaşanan, geçici bir durumda fiziksellik hissinin yakalandığı rüyalarla ilgili anılarından yararlanması gerekir"

* "Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk.BİLİNCİN ALGILAMASI OLMADAN HİÇ BİR ŞEY VAR OLMAZ. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal."



*Ruh bileşimi daha doğrusu bilinçsel kazanımlar nötrinolar tarafından yüklenip bir nevi taşınıyorlar

---------------------------------------------

C: Işık, çekim, optik, atomik parçacıklar, madde, anti-madde... birleştir.
S: (RS) Bu listede herşey var... (J) Hepsinin ortak özelliği nedir? (RS) Ou! Hepsi evreni dolduran şeyin
titreşimleri! Biz şeyleri algılıyoruz, herşeyi, hatta şeyler arasındaki boşlukları. Gerçek ise bunun zıddı.
Çünkü ışık bir dalga, tıpkı ses gibi. Eğer havayı çıkarırsan, ses yayılamaz. Işık da aynı şey. Işık bir dalgadır ve tüm evreni dolduran bir aracı olmadan yayılamaz. Yani bizim somut ve boş olarak algıladığımız şey doğru bir algı değil. Tüm evren, eter denen bu aracının titreşimiyle dolu. Bu aracı olmasaydı heryer karanlık olurdu. Yani ışık, bu aracının bir salınımı. Parçacık da bir salınım, yalnızca dalga yayılıyor ve salınım devam ediyor. Elimi buradan buraya hareket ettirdiğimde, salınımı hareket ettirmiş oldum. Boşluk sürekli salınıyor. Biz tamamen boşuz, ama boşluk dolu. Yani yanıt, hepsinin ortak tarafı, hepsinin, tümevreni dolduran bu aracının salınımları olması ve sanırım bu hem üçüncü, hem de dördüncü seviye için geçerli. (L) Belki de bunları spektral anlamda söylediler. (RS) Olabilir...
C: Şimdi, çekim ile ışık arasındaki ilişki nedir?
S: (RS) Bilmiyorum. Çalışmalarımın bu aşamasında bilmiyorum. (L) Belki de anahtar budur. (RS) Işık maddeye dönüştürülebilir ve bu yüzden çekim var. (L) Ama çekim ile ışık arasındaki ilişki ne olabilir? [Laura'nın notu: Peki ya zaman? Işık hızında ne madde, ne çekim, ne de zaman olduğuna göre, belki bu üçü, aynı şeyi tanımlamanın farklı yollarıdır. Belki de zaman, çekim üreten elektromanyetik bir fenomen veya elektromanyetizma üreten çekimsel bir fenomendir ve yan ürünü de maddedir???]
C: Bilgi tabanına erişin ve birbirinize danışın.
S: (L) Bunu tartışmamızı istiyorlar. (RS) Işık ile yerçekimi arasındaki tek bağlantı... foton ve anti-foton bir çift elektron ve pozitron üretiyor; parçacıklar ve anti-parçacıklar, ve o parçacıkların da çekimi var. Yani bu şekilde, elektromanyetik dalgalar... Foton madde yaratabilir... (L) Ve maddenin çekimi var... (RS) Ve maddenin çekimi var... dönüştürülebiliyor... (L) Ama nereden geliyor? (RS) İyi bir soru ama bilinmiyor. Bir vakumdan geliyor olabilir... (L) Ama bu nasıl oluyor? (RS) Laboratuardaki deneylerde, bir fotonu çekirdeğe fırlatıyorsun ve çekirdekten bir elektron ve bir pozitron çıkıyor, yani foton parçacıklara dönüşüyor. O parçacıkların çekimi var. Fotonun çekimi olup olmadığını bilmiyorum. Sanmıyorum, çünkü ışık hızında hareket ediyor. Zaman yok. Zaman askıda. (L) Işık hızında çekim olmadığı doğru mu? (RS) Çekim yok. (L)Belki o zaman, nasıl maddenin antitezi anti-maddeyse, ışık hızı da çekimin antitezidir? (RS) İyi bir yaklaşım. Çok iyi bir yaklaşım!
C: Yakın.
S: (J) Bu dengeyle mi ilgili?
C: Herşey öyle.
S: (L) Eğer ışık hızında çekim yoksa... (RS) Zaman yok... (L) O zaman çekim... (J) Bizi üçüncü yoğunlukta tutan şey... (RS) İpucu... Ama eksik olan ipucu... Üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa geçişle ilgili eksik ipucunu mu tartışıyoruz?
C: Evet.
S: (RS) O zaman bu doğru. (J) Çekim, bizi üçüncü yoğunlukta tutan şey mi? (RS) Yani eğer ışık hızında
gidersen, dördüncü yoğunluktasın.
C: Peki, üçüncü yoğunluk ve dördüncü yoğunluk maddesinin parçalanmadan ışık hızına erişmesini sağlayan eksik faktör nedir? Düşün...
S: (RS) Bu nükleer fiziğin temel konusu... Madde ışık hızına bozulmadan erişemez... (J) Anti-çekim? (RS) Antiçekimle de... Şu andaki bilgilerimizle, madde bunu yapamaz. (L) Pekala, eğer bir madde ışık hızına doğru giderek hızlanıyorsa, hızlandıkça bütünlüğünü kaybediyor. Peki ya bir noktada giderek daha fazla antimadde eklersen... (RS) Bu süreci tersine çevirir... Bir elektron ve bir pozitron al ve birini diğerinin içine sok ve fotonu yeniden yarat. Ama madde ışık hızına erişemez. Eğer erişirse
Belki bilinçtir? (J) Farkındalık mı? (RS) Eğer eksik etmen farkındalıksa, evet.. (L) Bilinci matematiksel olarak denkleme koyabilir misin? (RS) Evet, elbette!
C: Madde ile bilinç arasındaki eksik bağlantı nedir?
S: (RS) Ah! (L) Eğer bunları biliyor olsaydık burada olmazdık! [Gülüşme] (RS) Bir alan olması gerekiyor. (J) EM mi? (RS) Hayır, biyoenerjitik bir alan. (L) Peki ya bilinç çekim yaratıyorsa? (RS) Çekimi madde yaratıyor. (L) Ama madde bilinç tarafından yaratılmıyor mu? Gözlemlediğimizde dalgayı çökertmiyor muyuz? (RS) Evet, zihin madde yaratabilir...
C: "Graviton" diye birşey yok.
S: (RS) Evet, graviton mevcut değil. Einstein'ın teorisinde varlar ama buna hiçbir zaman inanmam...
Bilincimiz çekim yaratıyor mu?
C: Yaklaşıyorsunuz. "Bizim" değil.
S: (L) Başka birinin bilinci mi çekim yaratıyor? (RS) Dördüncü seviye.
C: Yedinci Seviye.
S: (RS) Aa evet! Anlayabiliyorum! Son seviye. Eşit miktarda madde ve anti-maddeden oluşan evren,
gerçekten açık mı? Yani, evrende bir yerde sürekli madde mi üretiliyor? Madde ve anti-madde?
C: Daha iyi bir ifade şu olabilir: Geri dönüşüm.
S: (RS) Dünyanın merkezinde de aynı geri dönüşümün gerçekleşdiği doğru mu? Dünyanın genişlediği
şeklinde bir teori var. Bunu bir konferansta duymuştum. Dünyanın çapı büyüyor çünkü dünyanın
merkezinde bir madde yaratımı var. Bu doğru mu?
C: Yanlış, ama birleşik boyutlulukta tüm kavramlar doğru.
----------------------------------------------------------------------------------
C: Şimdi, değişken çekim dalgaları hakkında öğrenebileceğin herşeyi öğren, oku, araştır.
S: (L) Tamam. Değişken çekim dalgaları. Neler bulabileceğime bakacağım. Bununla ilgili önemli şeyler mi var?
C: Meditasyon da yap!
S: (L) Evet. Bize sürekli meditasyon yapmamızı söylüyorlar. Sen yapıyor musun F---? (F) Son zamanlarda değil.
C: Seni kastediyoruz Laura, araştırmanın bir parçası olarak değişken çekim dalgaları hakkında düşüncelerini derinleştir.
S: (L) Tamam. Sufiler hakkında birkaç soru daha sormamda bir sakınca var mı?

C: Kendi patikandan uzaklaşmak istemediğin sürece yok.
S: (L) Bu şu anda ilerlediğimiz yoldan uzaklaşmaya mı neden olur?
C: Sufi öğretilerini İncil ve benzer kaynaklarla karşılaştırma yapabilecek kadar ezberlemediğin sürece olmaz.
S: (L) Tamam. Sufi öğretilerinde önemli şeyler var. Ama ilerlediğimiz patikada bir değişiklik yapmamıza gerek yok. Sanırım onların Kuran'la olan ilişkileri, bazı mistiklerin İncil'le olan ilişkileri gibi. Önemli şeyler içeriyor ama aynı zamanda çarpıtılmış yanları var. Sufi öğretilerinden perdenin aşılabildiğini anladım ve bu bana ilerlemek için güç verdi. C: Değişken çekim dalgaları kuantum fiziğinin henüz bilinmeyen sırlarının kilidini açarak kristal berraklığında bir resim ortaya koyuyor.
S: (L) Bu çekim dalgalarıyla ilgili serbest çağrışımda bulunabilir miyiz çünkü bu saatte açık kitapçı yoktur.
Çekim maddenin bir özelliği gibi görünüyor. Doğru mu?
C: Ve...
S: (L) Ve hmmmm...
C: Ve antimadde!
S: (L) Antimaddenin bir özelliği olan çekim "antiçekim" mi? Yoksa sadece diğer taraftaki çekim mi, lafın gelişi?
C: Bağlayıcı.
S: (L) Tamam. Çekim bağlayıcı. Çekim maddenin bağlayıcısı mı?
C: Ve...
S: (L) Çekim ışığın bir özelliği mi?
C: Bahsettiğimiz şey bu değil.
S: (L) Nedir? F--- bana biraz yardım etsene.
C: Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!
S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?
C: Eterik varoluşa giden yol.
S: (L) Tamam.
C: Geçit.
S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7'nci
yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?

C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.
S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?
C: Buna yönelik.
S: (L) Yani eğer değişken çekim dalgaları üzerinde odaklanırsak...
C: "Nuh"u yazarken çekimi nereye yerleştirdin?
S: (L) Çekimin elektrik tüketimin bir göstergesi olduğunu düşünmüştüm; çekim elektrik enerjisinin sürekli akışının bir yan ürünüydü...
C: Çekim yan ürün değildir! Tüm varoluşun merkezi bileşenidir!
S: (L) Elektrik akışı ve tüketimine göre düşünmüştüm.. ve elektriğin bir tür bilincin varlığını işaret eden birşey olduğunu ve çekimin bize gösterdiği şeyin de bir gezegenin buna sahip olduğunu, yani canlı olduğunu düşünmüştüm.
C: Daha önce gezegenlerin ve yıldızların birer pencere olduğunu söylemiştik. Peki nereye gidiyor?
S: (L) Pencereler mi?
C: Çekim.
S: (L) Ou. Çekim eterik boyutlara veya yoğunluklara gidiyor olmalı. Beynimi o kadar farklı yönlerde harekete yönlendirdiniz ki kafamın içi patlamış mısır dolu gibi hissediyorum.
C: Bu iyi!
S: (L) Çekim nereye gidiyor. Güneş bir pencere. Bizim gezegenimiz bile bir pencere olmalı!
C: Sizde de var!!
S: (L) Demek çekim birleştirici ilke... Herşeyi bir arada tutan şey, yani çeşitli malzemeler içeren çorbayı bir arada tutan bir kase gibi.
C: Çekim varolan herşeydir.
S: (L) Işık çekimden yayılan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Işık nedir?
C: Çekim.
S: (L) Çekim güçlü ve zayıf nükleer kuvvetle aynı şey mi?
C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi.
S: (L) Çekim "görülemeyen ışık" mı? Yani Sufilerin deyişiyle: Kaynak.
C: Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.
S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?
C: Sadece bir düşünce.
S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?
C: Evet, var.
S: (L) Düşünceler çekim üretir mi?
C: Evet.
S: (L) Ses çekim üretir mi?
C: Evet.
S: (L) Ses çekimi manipüle edebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu insan sesiyle yapılabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Tonal olarak veya düşünce gücüyle yapılabilir mi?
C: Her ikisiyle de.
S: (L) Peki buna yönelik belirli ses özellikleri var mı?
C: Çekim tarafından manipüle edilen düşünce çekimi manipüle etmeyi seçen sesler üretmeyi seçtiğinde
çekim manipüle edilir.
S: (L) Coral Castle'ı inşa eden adam uçak koltuğuna oturup düşünceleriyle mi yarattı o yeri?
C: Hayır. Çekim, çekimi manipüle etmek için onu dönmeye manipüle etmeyi seçtiğinde adam döndü.
S: (L) Çekimin bilinci var mı?
C: Evet.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.
S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne yaptım ben! Pekala. Kafam allak bullak oldu.
C: Hayır olmadı.
S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi.
C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!
S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların
ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.
C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?!
S: (L) Öğrenmek eğlencelidir! Evet!
C: Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.
S: (L) Peki algıladığımız "çok-luk"un açıklaması nedir?
C: 3'üncü yoğunluğun algısı.
S: (L) Yani tüm evren içimde... tamam, bu... Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte,
örtüleri kaldırmakta.
C: İşin eğlenceli kısmı da bu.
S: (L) Demek Coral Castle'ı yapan adam buna erişebiliyordu. Sürekli olarak mı yoksa aralıklı olarak mı?
C: Kısmen.
S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?
C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.
S: (L) Fotonun çekimi var mı?

C: Çekim ışık hızını aşıyor.
S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?
C: Evet.
S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum...
C: Evet öyle, ama bunu ancak kendi ilerleyiş hızınla bulabilirsin.
S: (L) Sanırım bu konuya dönebilmek için bunun hakkında okuyup araştırma yapmam gerekiyor.
C: İyi geceler.
--------------------------------------------------
: (L) Bu gece 5'inci yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5'inci yoğunluk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında
düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6'ncı yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede
doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1'inci yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6'ncı yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5'nci yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3'üncü yoğunlukta ölüp 5'inci yoğunluğa giderken 4'üncü yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5'inci yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5'inci
yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini
belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"
S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tüm kozmos mu? Varolan herşey mi?
C: Evet.
S: (L) Kozmosun bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok
dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?
C: Ou evet!
S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet.
--------------------------------------------------------
S: (F) Tırnak içinde belirttikleri şeylere dikkat etmemizi iki kez söylediler. (L) Yaptığınız ekin halkası
yorumlarından biri "Astronomik ikiz fenomeni"ydi. Astronomik ikiz fenomeni nedir?
C: Pek çok mükemmel eşzamanlı anlamlara sahip.
S: (L) İşin içinde eşzamanlılık var. Bu, zihinde canlandırma ile ilgili görüntü tanımınızla ilişkili mi?
C: "Alice'sin sihirli aynasından" bakıp eşleşmeleri görmek gibi.
S: (L) Çoklu görüntüler. Bu madde ve antimaddeyle de ilgili mi?
C: Evet, ve...
S: (L) Çekim... Aynanın bir yanında ortaya çıkan görüntü diğer tarafa da bir görüntü yansıtıyor...
C: Evet, ve...
S: (L) 4'üncü yoğunluk bedenlerdeki DNA liflerinin bağlanması da 4'üncü yoğunluktaki imajinal bedenlerde gerçekleşen bir yansıma mı?
C: Astronomik.
S: (L) Tamam, bu yıldızlar ve gezegenlerle ilgili... Başka bir evren anlamında mı astronomik? Yani
antimaddeden oluşan alternatif evren?
C: Evet, ve...
S: (L) Ve bu alternatif evren bizim evrenimizle birleşecek...
C: Hayır.
S: (L) Bu alternatif antimadde evreni, bizim evrenimizde meydana gelen veya ortaya çıkan fenomenlerin
kaynaklandığı nokta mı?
C: Daha çok geçit gibi veya "kanal."
S: (L) Bu alternatif evren bizim 4'üncü yoğunluğa geçmek için kullanmamız gereken bir araç mı? Bir örtü veya bir boşluk gibi birşey mi?
C: Bir otoyol olarak düşün.
S: (L) Yani 4'üncü yoğunluğa ulaşmak için bu antimadde evreninden mi geçmemiz gerekiyor?
C: Hayır.
S: (L) Geçişi gerçekleştirmek için bu antimadde ile etkileşme anlamında birşeyler mi olacak?
C: Hayır. Yoğunluk Sınırı sürekli seyahat halindeki dalga.
S: (L) Tamam, "seyahat eden dalga" diyorsunuz ve antimaddenin otoyol olduğunu söylüyorsunuz. Yani o dalga veya boyut sınırının etkisi yoluyla antimaddeden geçmek veya bir şekilde antimaddeyle etkileşmek anlamına mı geliyor bu?
C: Antimadde mekan/zamanı büküyor; değişken çekim dalgalarını kullanabileceğiniz nokta bu.
S: (L) Bir elektromanyetik alan yaratarak antimaddeden yararlanmak çekim dalgasını değişken hale
getiriyor, antimaddenin maddeyle birleşmesini sağlıyor ve mekan/zamanın eğilip değiştirilebildiği bir
portal yaratıyor. Diğer bir deyişle bir EM alanı yaratmak, antimadde girişi sağlamak, mekan/zamanın
eğilip bükülmesini, kontrol edilmesini mi sağlıyor?
C: Evet.
S: (V) Herkese yönelik bir portal var mı, büyük tek bir portal?
C: Hayır.
S: (V) Kitleler halinde bir portaldan geçiş?
C: Hayır.
S: (L) Çekim dalgasını destabilize etmek için EM alanları yaratmak... HAARP'ın tasarlanma amacı da bu mu?
C: Hayır.
S: (V) Eğer tek bir kişi için veya insan grupları için kişisel portallar yoksa...
C: Portal nerede istiyorsan oradadır.
S: (V) Yani portal sadece zihinsel bir durum olabilir mi?
C: Hayır. Uygun teknolojiyle istediğiniz yerde bir portal yaratabilirsiniz. Seçenekler sınırsız.
S: (L) Uygun teknoloji. Değişken çekim dalgaları. Bir keresinde Tesla bobinlerini araştırmamızı söylemiştiniz...Antimadde... EM üretme yoluyla çekim dalgalarının destabilizasyonu antimaddenin maddeyle etkileşmesini sağlıyor ve bu da bir portal açıyor... İnsanları kaçıran dünyadışıların zamanda ileri geri gitmesi antimadde evreninde mi oluyor?
C: Yakın. Antimadde evreninde yolculuk yapıyorlar ama çoğu kaçırma 3'üncü veya 4'üncü yoğunlukta
gerçekleşiyor.
S: (L) Antimadde evrenindeki bu hareket, insanların kaçırılma deneyimlerinde "ateş duvarı" olarak
algıladıkları şey mi? Demolekülerasyon?
C: Hayır. Boyutlararası Atomik Remolekülerizasyon.
S: (L) Tamam, bir kişi antimadde evreninden geçerken bunu nasıl algılar?
C: Algılamaz.
S: (L) Neden?
C: Mekan yok, zaman yok.
S: (L) Antimadde evreninde mekan ve zaman yok... Yani antimadde evreni muhtemelen Flight 19'daki zavallı insanların olduğu yer?
C: Evet. Yani bu yerde takılıp kalınabiliyor mu?
C: Evet. Ve eğer bir zaman sıçraması kozasının içindeysen, hiperbilinç durumunda olursun, yani "sıfır zaman" algısı. Yani döngü bağlandığında veya kapandığında milyonlarca yıl geçmiş gibi hissedebilirsin. Tıpkı "Philadelphia Deneyi"nde olduğu gibi. Ve şimdilik, iyi geceler.
-----------------------------------------------------------
S: (L) İlginç bir başlangıç. Sanırım hafta boyunca kanalı ayarladınız ve kafamın içerisinde olup bitenlerden haberdardınız. Özellikle son bir kaç gün içerisinde şekillenen bir kaç sorum var, doğrudan bunlarla başlamak istiyorum. İlk sorum Santilli celsesiyle ilgili : farkındalık çekime eşit midir ?
C: Bu bağlamda bir parçası.
S: (L) Bilgi ve farkındalıktaki birikim çekimdeki bir artışa mı karşılık geliyor ?
C: Hayır.
S: (L) Enerjinin, yoğunluğun değerini değiştirebileceğini söylediniz. Anladığım kadarıyla yoğunluk değeri artı ya da eksidir. Uzay/zamanın başka bir bölgesinden 3. Yoğunluğa enerji pompalamanın, çekimi öyle bir şekilde yoğunlaştırıp, birimini değiştirmesi ve anti-madde haline dönüştürmesi anlamına mı geliyor bu ?
C: Hayır.
S: (L) Elektromanyetizmanın çekimle aynı şey olduğunu söylediniz. EM daki bir artış, EM nın toplanması ya da bir elektromanyetik dalga oluşturulması, buna maruz kalan kişi ya da nesnelere yönelik çekimin artmasına sebep olur mu ?
C: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır.
S: (L) Eğer çekim yalnızca toplanır ve dağılırsa ve gezegenler ve yıldızlar pencere iseler ve ayrıca dediğiniz gibi insanların çekimi "varsa", bu şu anlama mı geliyor : insanlar, veya herhangi bir güneş sisteminin herhangi bir gezegenindeki yaşam biçimleri bu çekimin toplayıcılarıdırlar ?
C: Hayır. Çekim insanların veya başka herşeyin toplayıcısıdır! "Toplayıcıyı" tekil olarak kullan.
S: (L) BH, çekimin dağılmasına mı eşittir?
C: Hayır. BH çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR.
S: (L) Aynı zaman da KH da mı çekimin dağılmasıdır ?
C: Hayır. Toplanmasının yansıması. KH çekimin toplanmasının bir yansımasıdır ya da çekimin toplanması yoluyla yansır.
S: (L) Birimin değişmesinin başka bir yoğunluğa geçişi de kapsadığını söylemiştiniz. Ayrıca; anti-madde
aleminin eterik varoluşa doğru bir kapı ya da bir yol olduğunu söylediniz. Buradan yola çıkarak, 4.
Yoğunluk bir anti-madde evreni mi ?
C: Hayır.
S: (L) 4. Yoğunluktaki varlıklar bir tür anti-madde durumunda mı tezahür ediyorlar ?
C: Her ikisi de.
S: (L) 4. Yoğunluk hem madde hem de anti-maddenin denge içerisinde olduğu bir yoğunluk mu ?
C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.
S: (L) Yani madde ve anti-maddenin her ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına açık ?
C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.
S: (L) Çekimin toplamasının sonucu nedir – dediniz ki çekim insan varlıklarını topluyor, bunun etkisi..?
C: Hayır bunu demedik. Söylenenlerin bazılarını "atlarsan" öğrenemezsin.
S: (L) Neyi atladım ? "Çekim insanların toplayıcısıdır" diye siz söylediniz ?
C: Evet ama diğer herşey ipucu. Biri bunu söylediğinde bir fark oluşmuyor.
S: (L) Evet, tamam, soruları KENDİ seviyemize göre soruyorum. Çekimin beden üzerindeki etkisi nedir ?C: Fazla karmaşık. Sorunu parçalara ayırmaya çalış.

S: (L) Farkındalık artışının çekimin "bir bağlamda parçası" olduğunu söylemiştiniz. Yani birinin farkındalığı artıyorsa, çekimi de artıyor mu ?
C: Hayır.
S: (L) Farkındalığın artışı ile çekim arasındaki ilişki nedir ?
C: Doğrudan bir ilişki değil.
S: (L) Farkındalığın artması ile, değişken çekim dalgasına bağlı olarak insanlar üzerinde nasıl etkiler oluşuyor bunu öğrenmeye çalışıyorum, aynen gelmekte olan "dalga" gibi.
C: İki paraleli "kesiştirmeye" çalışıyorsun.
S: (L) İki paralelimiz var..tamam...Eğer birinin farkındalığı üssel olarak artış gösterirse, bedensel enerjinin biriminin artı ya da eksiliği değişmiyor ?
C: Hala üretmeye çalışıyorsun.
S: (L) Bazı fikirleri kavramaya çalışıyorum sadece...
C: Öyleyse mevcut düşünce kalıbını değiştir. Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip.
S: (L) Öyleyse, çekim aslında "kullanılmıyor" mu ?
C: Yakın.
S: (L) Işığın, çekimin enerjisinin bir dışavurumu olduğunu söylemiştiniz. Bir de dediniz ki...
C: Çekimden yararlanabilirsin ama onu "kullanamazsın". Kusursuz şekilde statik dengede bulunan bir şeyi artıramazsın ya da azaltamazsın.
S: (L) Demek ki; çekim kusursuz bir "statik" durumda. Ve ondan "yararlanılabilir". Statik durumdan
dönüşümün nasıl olduğunu açıklar mısınız ? Ne gerçekleşir ?
C: Dönüşüm yok yalnızca uygulama var.
S: (L) Kusursuz statik durumdan uygulama moduna geçişte ne gerçekleşir ? Beni anlayan kimse var mı ?
C: Biz de dahil, hiçkimse!
S: (L) Harika! Tam olarak kafamda oturtmaya çalıştığım 1) çekim statik bir durumda varolur; 2) ışık, çekimin enerjisel dışa vurumudur, bu bağlamda yararlanılır ? Doğru mu ?
C: Hayır. Işık çekim enerjisinin dışa vurumudur.
S: (L) Bir şeyin dışa vurumu varsa; bir şeye, bir yere veya üzerine veya içine doğru kendini dışa vurur...
C: Öyle mi yapar ?
S: (L) Yani...
C: Eğer ormanda bir ağaç düşse ve orada bunu duyacak kimse yoksa, ses çıkarır mı ?
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu
söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey
kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."
S: (L) 3. Yoğunluktaki etkiler çekimin toplandığı noktalar mı ?
C: Kısmen. Ama tüm yoğunlukların etkileri böyledir.
S: (L) OK, eğer öyle ise...
C: Çekimin tersinin ne olduğunu düşünüyorsun ?
S: (L) Anti-çekim ?
C: Evet.
S: (L) Şimdi; tüm varolan şeyler şişirilmiş bir balon olsun ve balonun yüzeyi çekimin statik halini temsil etsin, belki 7. Yoğunluğu... Ve yüzeyin farklı noktalarında dışa doğru yumrulaşmaya başlasın.. Ve tüm bu küçük yumrular farklı yoğunlukların belirtilerinin toplandığı noktalar olsun... Kafamda bir şekil oluşturarak, basitçe anlatmaya çalışıyorum. Çok basitçe de olsa bu üzerinde kafa yorabileceğim bir imge mi bu ?
C: Bir "anti-balonun" da olduğu sürece evet.
S: (L) Balonun dış yüzeyini balon, iç yüzeyini ya da içindeki havayı "anti-balon" olarak düşünebilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (L) Yanyana duran 2 balon mu ?
C: Hayır. Bir gayrı-balon.
S: (L) Bir gayrı-balon mu ? Beni ÇILDIRTACAKSINIZ! HİÇBİRŞEYİN varolduğundan bahsediyorsunuz! Biz BURADA bile değiliz!
C: Hayır.
S: (L) Tanrı aşkına! Bu konuyu şekilsel olarak anlamama yardım edin. Tamam, aynanın önünde duran bir balon, aynadaki yansıması "gayrı-balon."
C: Hayır.
S: (L) Gayrı-balon, balonun düğmesi kapatıldığı zaman. Ama o denli hızlı gerçekleşiyor ki farkında
olamıyorsun, küçük bir tireşim, nabız atışı gibi...Anlatamıyorum, çaresizim!
C: Görüyor musun canım, 4. Yoğunluğa ulaştığında göreceksin.
S: (L) Peki hangi kahrolası şekilde oraya gidebilceğim, daha orayı "kavrayamazken?"
C: Oraya ulaşmadan orayı "kavraman" gerektiğini kim söylüyor ?
S: (L) Bu beni tekrar şu soruya yöneltiyor : dalga farkındalığı genişletmek için ne yapacak ? Çünkü eğer birini "oraya ulaştıracak" şey dalga ise, dalga bunu ne şekilde yapıyor ?
C: Hayır. Şu şekilde : "üçüncü sınıfta" tüm derslerini tamamladığında nereye gidiyorsun ?
S: (L) Yani bu şuna ilişkin bir soru...
C: Yanıt lütfen.
S: Dördüncü sınıfa gidersin.
C: Peki; 4. sınıfa gidebilmek için halihazırda 4. sınıfta mı olman gerekir ? Yanıtla.
S: (L) Hayır. Ama 3. Yoğunluğa ilişkin herşeyi bilmen gerekir...
C: Evet. Daha uygun ifadeyle : bütün derslerini öğrenmiş olman gerekir.
S: (L) Ne tür derslerden bahsediyoruz ?
C: Karmik ve basit kavrayışlar.
S: (L) Bu kavrayışların ana unsurları neler, bunlar evrensel mi ?
C: Evrenseller.
S: (L) Nedir bunlar ?
C: Sana bunu söyleyemeyiz.
S: (L) Bu, 3. Yoğunluk varoluşunun içerisindeki sembolizmin ANLAMLARINI keşfetmekle, perdenin arkasını görebilmekle ilintili mi ? Ve herşeye karşı seçime bağlı olarak tepkiler oluşturmakla ? Her kişiye, her şeye ya da her olaya hak ettiği karşılığı vermekle ?
C: OK. Ama bunu zorla yapamazsın. Öğrenmişsen, öğrenmişsindir
-----------------------------------------------------------
S: (L) Döngüdeki bir noktadan başka bir noktaya "sıçranabiliyor" mu? Uzaydaki bir solucan deliği falan gibi?
C: Gerçek 1, 2 ve 3'e bak.
S: (L) Kestirme yok anlamında mı?
C: Şimdi 3, 4 ve 5'e.
S: (L) Yani belirli olaylar ve koşullar kişinin bazı "sıçramalar" yapmasına yardımcı olabilir mi?
C: "Sıçrama" değil, hızlanma.
S: (L) Daha önce değişken çekim dalgalarından bahsederken bu dalgaların değişken hale gelmesine neden olan şeyin ne olduğunu sormuştum ve siz de "kullanım" olduğunu söylemiştiniz. Ayrıca BH'nin çekimi dağıtmak, KH'nin de çekimi "toplamak" olduğunu söylediniz. Bunun üzerinde biraz düşündüm ve şunu sormak istiyorum; diğerlerine verirken, ki örneğin bir yardımın yalnızca dersin uzamasına neden olacağını bildiğin için verdiğin şey bir yardımın kesilmesi şeklinde bile olsa, başkalarına vermek çekimin dağıtılması demek oluyor. Ve bunun tersi olarak da, örneğin kişi başkalarının enerjisini boşalttığının bilinçli bir şekilde farkında olmasa bile bir şekilde başkaları üzerinde zihinsel veya başka türlü kontrol uygulamak da çekimin toplanması oluyor. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve çekimi topladığın zaman karadelik gibi birşey mi oluyorsun, kendi içinde bir çukur mu oymuş
oluyorsun?
C: Nihai olarak.
S: (L) Ve bana öyle görünüyor ki, bizim yaptığımız şeyin amaçlarından biri de kendimizde topladığımız çekimi bırakmak, doğru mu?
C: Eğer seçiminiz buysa, veya eğer yolunuz buysa.
S: (L) Seçim, yolla ayrılmaz bir şekilde ilişkili mi, anladığım gibi? Ruh özünde nasıl yapılanmışsan onun bir parçası.
C: Yakın.
S: (L) Ve seçimi KH olan insanlar var. Bu onların yolu.
C: Yakın.
S: (L) Yani üzerinde bulundukları yolun sonunu görsen bile birini kendi yoluna döndürmeye çalışmak bir yargılama ve kötü bir davranış oluyor. Çünkü neticede bu onların yolu...
S: (L) Ve eğer böyle birine "kovalar dolusu sevgi ve ışık" gönderirsen, onların özgür iradesini ihlal mi etmiş oluyorsun?
C: "Kovalar" dolusu kusmuk da gönderebilirsiniz, çünkü onların tepkisi bu olacaktır.
S: (MM) Neden herhangi bir şey gönderiyoruz ki... Yalnızca tarafsız mı olmak gerekir?
C: Yargılama KH'dir.
-----------------------------------------------------
S: (L) Bir keresinde zamanın çekim olup olmadığını sormuştum.
C: Parmaklık yer midir?
S: (L) Çekim Tanrı mı?
C: Hayır.
S: (L) Çekim 7'nci yoğunluk mu?
C: Hayır.
S: (L) Çekim nereden çıkıyor?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Pek çok kez düşünce merkezlerinden bahsettiniz. Birden fazla düşünce merkezi mi var?
C: Hepsi bir.
S: (L) Eğer bir düşünce merkezin varsa... düşünce merkezlerinin 7'nci yoğunlukla, Bir'le ilişkisi nedir?

C: Aynen öyle!
S: (L) Düşünce merkezleri 7'nci yoğunluk mu?
C: Herşey öyle.
S: (L) Herşey düşünce merkezi mi?
C: Hayır. Herşey 7'nci yoğunluk.
S: (L) Nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz sanırım ve bana burada biraz yardımcı olmanızı istiyorum...
C: Oluyoruz.
S: (L) Tamam. Zaman ilüzyon. Harika! Zamanı parmaklıklara benzettiniz...
C: Hayır. Senin atfettiğin şeye karşı kendi karşılaştırmamızı sunduk.
S: (L) Bu karşılaştırmayı kullanalım. Diyelim ki yer 7'nci yoğunluk. Zamanı bu yerdeki neye benzetebiliriz?
C: Toprak.
S: (L) Toprak... Peki kendimizi neye benzetebiliriz?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Yaratılan varlıklar bu resimde ne olarak yapılırdı?
C: Zaman sizin ilüzyonunuz.
S: (L) Ama başka bir defasında da zamanın diğer yoğunluklarda da mevcut olduğunu, yalnızca "seçimli"
olduğunu, seçilebileceğini söylemiştiniz. Doğru mu?
C: Eğer zaman diye isimlendirmek istersen, ama aynı şey değil.
S: (L) Tamam. Tıkandım. Daha ileri gidemiyorum.
----------------------------------------------------------------

bozadi

#718
Parça 2/3

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur


S: (L) Çekimin tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet.
S: (L) Şimdi algının bağlayıcılığını söylüyorsunuz.
C: Evet. Şimdi çekimin nasıl tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu zihninde canlandırmaya çalış!!!
S: (L) Eğer çekim bağlayıcıysa, çekim bilinç mi?
C: Pek sayılmaz. 4'üncü yoğunluktan 7'nci yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut
olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm
soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları
şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir
öğrenme olabilecek.
S: (A) Kasyopyalılar Roger'a fizikçilerin denklemlerinin, olması gerekenin 7'de biri olduğunu söylemişti. Bunu nasıl yorumlamalıyım? Bire bir mi? Yani her bir denklemimize 1'den 7'ye kadar bir endeks uygulayıp buna göre değiştirmeli miyiz?
C: Bir olasılık. Roger bunu kısmen anlaşılmış bir düzlemle sınırlandırıyordu. İyi geceler deme vakti.
---------------------------------------------------------
S: (L) Frank de önceki gece bununla ilgili bir rüya görmüştü. (T) Mantonun yavaşlaması hakkında mı?
Tamam, eğer manto yavaşlarsa ama kabuk yavaşlamazsa... (L) Bir kase çorba taşırken birden durmak
gibi... (T) Dökülür çünkü yüzey hareket etmeye devam ediyor... Tüm okyanusların suyunun etrafa
dağılması mı?
C: Hayır.
S: (L) Çok sayıda deprem mi?
C: Belki ama daha büyük resim nedir?
S: (L) Daha büyük resim dünyanın yörünge konumunun, hızının değişmesi... (T) Hayır. Büyük resim dünya üzerindeki hayatın tamamen silinmesi.
C: Hayır.
S: (L) Diğer gök cisimleriyle enerji alışverişi mi?
C: Hayır.
S: (J) Çekimsel değişiklikler...
C: Daha yakın...
S: (L) Çekim değişiyor, tamam... Çekim azalıyor...
C: Çekimle ilgili verdiğimiz ipucu neydi?
S: (L) Çekim bağlayıcı... (T) ve evrenin gerçeği.

C: Temel.
S: (T) Temel. Çekim gerçek temel unsur. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Eğer çekim hafiflerse, ve çekim bağlayıcıysa, o zaman herşey... Ouu, nereye varmamızı istediğinizi anlıyorum. (J) Evet, çekim bağlayıcı. Çekim olmazsa herşey dağılır...
C: "Dağılmaz" canım, herşey "açılır!"
S: (L) Açıldığı zaman ne olur?
C: Değişim.
S: (L) Yani bu kozmik olay, buna hazır olan ve bunu pozitif bir şekilde deneyimlemeye hazırlanan insanlar için değişimin katalizörü...
C: Gibi, ama hatırla... "Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. Yazdığın "Nuh
Sendromu" temelde "kötü" ile iyi arasında bir ayrım ima ediyordu. Hazır oluş bu ayrımları tanımaz!
S: (L) Hazır olmak ne anlama geliyor?
C: İster BH ister KH olsun, bir sonraki yoğunluk seviyesine dönüşümün eşiğinde olmak. Görüyorsunuz ya,dönüşüm dengeyi koruyor!
----------------------------------------------------------------
C: Nötron yıldızlarının, süper novaların, "kara deliklerin" vs özelliği nedir?
S: (L) Kara deliğe giren şey pulsar olarak mı çıkıyor?!
C: Hepsi madde/antimaddenin kesişim noktaları... Sizin bildiğiniz şekliyle, gerçeklikler arasındaki sınır...
madde alemleri / eterik alemler, yoğunluk seviyesi kavşakları, gerçeklikler. Bu pencerelerden kolaylıkla
geçilebilir; hatırlayın, yıldızlar ve gezegenler de birer pencere.
S: (L) Ve yıldızlar ve gezegenler dev birer atom olarak tanımlanmıştı. Atom pencere mi?
C: Evet.
S: (A) Proton pencere mi?
C: Evet.
S: (A) Peki foton da pencere mi?
C: Evet.
S: (L) Çekim bu maddi alemdeki nesneler arasındaki çekimden ziyade eterik alemden pencere yoluyla
yansıyan birşey mi?
C: Çekim hayal edilebilir tüm varoluş için ortak "bağlayıcıdır." Bununla ilgili bilmeniz gereken tek şey bu.
S: (L) Tamam, bağlayıcı. Çekim DNA iplikçiklerini bağlayan zayıf hidrojen bağlarıyla aynı şekilde bir
bağlayıcılığa mı sahip?
C: Hayır.
S: (L) Peki fosfat bağının karbon atomunu bağlaması gibi mi?
C: Bunlar maddi. Burada hepiniz için kayıp olan bağlantı, çekimin maddesel olduğu kadar antimaddesel
oluşu!!
S: (A) Bu, bizim mekan/zamanımızın bir alanın sınırı oluşu kavramı mı? Bu doğru bir resim mi?
C: Evet.
S: (A) Peki bu çekimle ve antimaddeyle ilgili olarak, bu tür iki alanın, pozitif ve negatif alanın olduğunu
düşünmek doğru mu? Ve çekim de pozitif ve negatif arasındaki ilişkiyle ilgili.
C: Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!"
------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, acelecilikten ziyade elimden geldiği kadar hızlı bir şekilde konuya girmek istiyordum. İlk
sorum: EM'nin (ç.n.: elektromanyetizma) çekimle içiçe olduğunu söylüyorsunuz. Santilli EM ile çekimin
aynı şey olduğunu söylüyor. Ve bir de ışık var. Işık EM'nin ışıması. Öyleyse EM'yle içiçe olan çekim nasıl
EM'den daha hızlı gidiyor, yani ışık hızını nasıl aşıyor?
C: Çekim "gitmiyor."
S: (L) Çekimin ışık hızını aştığını söylediğinizde kastettiğiniz şey nedir peki?
C: Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur.
S: (L) Sanırım buradaki olası yanıt, çekimin bir faz olarak hareket etmesi, ışığın ise bir "grup" dalga olarak
hareket etmesi. Bu doğru anlayış mı?
C: Çekim dalgası her an her yerde mevcut olan dokudaki hafif bir dalgalanma yalnızca; temel enerji
yararlandırıcısı.
S: (L) Temel enerji yararlandırıcısı nedir?
C: Doku çekimdir ve aynı zamanda enerji yararlandırıcısı.
S: (L) Eğer çekim belirttiğiniz dokuysa, temel yararlanım aracıysa, yararlanılan şey nedir?
C: Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk
seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz.
Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!
S: (L) Tamam, ışığın çekimin enerji ifadesi olduğunu söylemiştiniz. Işık 7'nci yoğunlukta nasıl tezahür ediyor?
C: Işık yedinci yoğunluk.
S: (L) Demek ışık 7'nci yoğunluk. Ve ışığın çekimin enerji ifadesi olduğunu söylemiştiniz. Ve çekimin Tanrı olduğunu. Bu aynı zamanda ışığın çekim olduğu anlamına mı gelir?

C: Hayır.
S: (L) Peki çekim ile ışık arasındaki fark nedir?
C: Betonla çimento arasındaki fark nedir?
S: (L) Bunu tam olarak anladığımdan emin değilim. Çimento konsantre bir madde, betonda ise kum var, taş var, çeşitli maddeler var daha sağlam olması için. Ve suyla karıştırılıyor. Işık 6'ncı yoğunlukta nasıl tezahür ediyor? Bir ilişki örneği verebilir misiniz?
C: Karmaşık.
S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."
S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.
S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.
S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.
S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve
karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
------------------------------------------------------
S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.
S: (L) Ve bu yoğunluklar yalnızca Bir ile birliğe yakınlık bakımından ayırt ediliyor, doğru mu?
C: Yakınlık?
S: (L) Hangi anlamda kullandığımı biliyorsunuz.... Biraz yardımcı olun!
C: Hayır, iyi gidiyorsun.
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz.Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç
enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri
öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla
ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana,
bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk
farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu
düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Bugün Ark şunu yazdı: "Kasyopyalılar bir keresinde EM'nin çekim enerjisinin bir ifadesi olduğunu söylemişlerdi." Ben de ona ışığın çekimin enerjisel bir ifadesi olduğunu, EM'nin çekimle aynı şey olduğunu, daha doğrusu içiçe olduğunu söyledim. Bu beni şuraya götürüyor; EM'nin bütün spektrumu "balonun" "malzemesi" oluyor, ki balon da gayrı-balonun dengeleyicisi. (ç.n.: balon tanımı 29 haziran 96 celsesinde geçmişti.) EM'den çıkan ışık, radyo sinyali ve diğer frekanslar birer enerji ifadesi. Yani EM'nin kendisi değişken çekim dalgası. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Eterik varoluş "gayrı-balon" mu?
C: Daha yakın.
S: (L) EM ile eterik varoluş içiçe. Yani EM "varlık" ve eterik varoluş da yokluk mu?
C: Hayır. EM varlık, eterik varoluş ise düşünüş...
S: (L) Mutlak yokluk çekimin kökeni. Yokluğun mutlaklığından çıkıyor, peki çekimden ne çıkıp EM oluyor?
(ç.n.: orijinal metindeki "non-being" kelimesi "yokluk" anlamında mı, yoksa gayrı-fiziksellik anlamında mı acaba?)
C: Bu "yokluğun mutlaklığını" nereden buldun?
S: (L) Mutlak YOKluk...
C: Bu HERŞEY demek belki?
S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...
-------------------------------------------------------
C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."
S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir işe yaramıyor.
S: (L) Eğer kişi artık fiziksel durumda değilse, artık bu içsel bütünlüğü sürdürebilme meselesi mi oluyor?
C: İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten
sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
S: (L) Sanırım kalmak istersin ama park yerine gitmek arabana binip eve gitmek anlamına geliyorsa, o zaman hayır. Pekala şimdi yapışkana dönelim. Buradaki mesele kişinin kendini yapışkandan sökmesi mi?
C: Hayır.
S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik
durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.
S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.
-----------------------------------------------------------
S: (A) Şimdi fiziğe dönmek istiyorum. Anti-çekimden bahseden ve bunu evrenin çiftli yapısıyla ilişkilendiren Fransız ---'nın yazısını okuduk. Anti-maddenin bizim evrenimizde değil, başka bir evrende bulunduğunu söylüyor... [Teypte birkaç saniye boyunca ses anormalliği]
C: İkisi, tıpkı iyon değiştiricisi gibi, birbiriyle değiştirilebilirdir.
S: (A) Yani ikisi birbirinin yerini alabilir, ama konu biziz. Görünüşe göre bizim yapımız antimadde değil, madde. Yoksa antimadde niteliğinde başka bir biz de mi varız? Bizim değiştirilebilir olduğumuzu
sanmıyorum. Antimadde değil madde evreninde yaşıyoruz gibi görünüyor.
C: Değiştirilebilir. (ç.n.: birbirinin yerini alabilir, değişdokuş edilebilir gibi bir anlamda. bir şekilde dengede ve etkileşimli oldukları kastediliyor olmalı.)
S: (A) Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutu... Ekstra boyutlar hakkında soru sorduğumda "ekstra" boyut diye birşeyin olmadığı söylenmişti... Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutla, 5'inci boyutla ilgili bir teorisi var. Bu Birleşik Alan Teorisi'ne gidişin yolu mu? Bu döngüyü veya silindir boyutu eklemenin doğru adım olup olmadığı konusuna bir ipucu istiyorum.
C: Evet.
S: (A) Tamam, bu yeterli.
C: Şu anda incelendiğinizi algılıyoruz, veya bir interferans. O yüzden gitmemiz gerekiyor. İyi geceler.
--------------------------------------------------------
S: (A) Şimdi şu anti-çekimci [ç.n. yerçekimi kuvvetini yenen teknolojilerle ilgili] İngiliz adamla ilgili bir şeyler sormak istiyorum. NASA' yla ilişkiye geçtikten ve anti-çekim oluşturan bir dizi deneyi gerçekleştirdikten sonra 76 yaşında öldü. Eric Laithwaite. Ölümünün pek de doğal sebeplerle olmadığından şüpheleniyorum. Anti-çekimle ilgili gizleri keşfetmiş miydi ?
C: Belli bir dereceye kadar.
S: (L) Ölümü tezgahlanan bir şey miydi ?
C: Evet.
--------------------------------------------------------
C: Ama gerçekten de çekim ile ilgili bilinmesi gereken herşeyi biliyor musunuz ?
S: (A) Hayır, bilmiyoruz. Ama bu söylediğinizin anlamı, bunun halihazırda bildiğimiz çekim yasalarının dışında bir etkiden kaynaklanacağı mı ? [çn. İkiz Yıldızın Güneş'e yaklaşması sonucu Güneş'in çekim kuvvetinde gerçekleşecek artış]
C: Çekim tüm gerçeklikleri 'bir' olacak şekilde birbirine bağlayan yaşam gücüdür.
S: (L) Güneş' in çekiminin artışını sağlayan mekanizma nasıl işliyor ? Buna sebep olacak etki nedir ?
C: Bunu anlayabilmek için, kuram [teorem] üzerinde yeniden çalışma yapmanız gerekiyor.
S: (L) Bu kuramı yeniden ele almamızda bize yardımcı olur musunuz ?
C: Dalgalar.
S: (A) Sormak istediğim şey şu : elimizde Einstein'in çekimle ilgili teorisi var. Öğrenmemiz gereken Güneş'in çekimindeki artışın sebebi Einstein'ın denkleminin ötesine geçiyor mu, geçmiyor mu ?
C: Dalga'ya bakmanız gerekli.
S: (A) Hangi dalga, çekimsel bir dalga mı, yoksa elektromanyetik bir dalga mı, ya da başka bir dalga mı ? Ne dalgası ?
C: Arkadiusz, tüm bunlar birbiriyle nasıl kesişiyor ?
S: (A) Çekim ve elektromanyetizma mı ?
C: Evet. Ve diğerleri.
S: (A) Nasıl kesişiyorlar derken; aynı teori içerisinde hangi şekilde yer aldıkları mı yoksa uzayda bir araya geldiklerinde nasıl örtüştükleri mi ?
C: Her ikisi de.
S: (A) OK, nasıl ve neden Güneş'in çekimindeki artışın elektromanyetizmayla bir ilişkisi var? Bize
söylediğinize göre kahverengi bir yıldız herhangi bir radyasyon yayınımı yapmaz, yani özellikle de bir
elektromanyetik radyasyon. Öyleyse bu elektromanyetizma nereden kaynaklanıyor ? Anlamıyorum...
C: Çekimsel etki elektromanyetik itkiyi tahrik ediyor.
S: (A) Tamam, bu demektir ki Çekim Teorisinin ötesine geçmiş oluyoruz ve bu Birleşik Alan Teorisi'nin bir parçası mı ?
C: Evet, aynen !!! BAT' nin tamamı sizlerden gizlendi!
S: (L) Sanırım, genel olarak tüm İnsanlığı kastediyorlar...
C: Evet.
S: (T) Peki, BAT' nin tamamı bu gezegen üzerinde yaşayan birileri tarafından biliniyor mu ?
C: Evet.
S: (T) Ve bunu ortaya dökmüyorlar ...
C: Ohh hayır, çünkü "Gerçek Sizleri Özgür Kılar!"
S: (J) Çekimden! [ç.n. Çekimden özgür kılar anlamında]
C: Hiper-uzaysal gerçeklere BAT yardımıyla ulaşabilirsiniz.
S: (A) Benim açımdan bu konu üzerinde daha fazla çalışıp, daha çok şey öğrenmem için iyi bir dönem mi ?Bana bir başlangıç yönlendirmesinde bulunabilir misiniz ki böylece bunu kendim keşfedeyim ?
C: Geriye doğru iz sür; "69" da nerede bulunduğuna dair.
S: (T) 1969' ta birşeylerle ilgileniyor olmalısın... O zamanlar gençtin ve dikkate değer bir şeye denk geldiğini farketmemiş olabilirsin. (A) Lichnerowicz' in BAT ile ilgili kitaplarını okuyordum...
C: Evet. Almış olduğun notlarını kontrol et.
S: (L) Doğrusu, bu notlarla, kağıtlarla ve diğer eşyalarla ilgili CİDDİ bir sorunumuz var, çünkü paketlenmiş ve hazırlanmış onca bavul ve çanta ortadan kayboldu!
C: Neden acaba ?!?
S: (L) Bu bavullarla ilgili yaygara çıkartıp, ortalığı ayağa kaldırırsak, onları geri alabilir miyiz?
C: Hayır. Gelip gelmeyeceklerini bekleyin.
S: (L) Bir yıldır beklemedeyiz! İçlerinde gözden geçirecekleri tonla malzeme vardı...Tabii herşeye bakmaları zaman alacağından biraz daha beklememiz gerek!
C: Notları olmadan da, genç adam üstünkörü aydınlatılmış yolda kararlı bir şekilde, gerçeğe, HAKİKİ gerçeğe ulaşmaya niyetlenerek yürümekteydi. Alfa durumundaydın, yolun çatallandığı bir kavşaktaydın ve merak ediyordun " bu yolu seçersem nereye varırım" " Ve neden tüm bunlar önüme doğru itildiler ?" Öyleyse geçmişe dön Arkady. Biliyorsun kalbinin derinliklerinde gerçek bir "Russun" sen!
S: (A) Konuya Güneş'in artan hacmi ile başladık sonra BAT sine kadar geldik ki bu da bizleri serbest
kılabileceği için bizlerden gizlenmekteymiş, içimde bu yolu takip etmemle ilgili bir temayül var, çünkü bu bilimsel bir yöntem ve yeni bir yol açabilecektir. Asıl soru böyle bir eylemin ya da bu tarz şeylerin
bilinmesinin diğer yoğunluklara ulaştırıp ulaştırmayacağı ? Bu sadece tatminsel bir şey mi, yoksa bu
yönde daha çok öğreniyor olmanın gerçek başka bir değeri var mı ?
C: Birleşik Alan Teorisi daha yüksek yoğunluklara açılan kapıyı tamamıyla aralar.
S: (T) Ama bunun, gizli tutulmakta olduğu için, henüz genel araştırmacılar tarafından keşfedilmeyi bekleyen parçaları mı var ?
C: Hayır.
S: (T) Bilim şu ana dek çekimin, ölçülebilir ve niceliksel özellikte bir dalga olduğunu onayladı mı ?
C: İhtilaflı konu.
S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.
S: (L) Ne tür ızgaralar ? (T) Sürekli konudan konuya atlıyorlar... Bir saniye bekle...
C: "Atlamıyoruz."
S: (L) Ne tür ızgaralar ?
C: Gezegen elektro manyetik bir ızgara tarafından örtülmüş durumda.
S: (T) Bunlar ley hatları mı ? [ç.n. .ing. ley lines : Dünya yüzeyindeki bir takım antik, gizem yapı ve
oluşumlarının birbirine göre dizilişlerinden meydana geldiği ve bir takım gizli enerji hatlarını
oluşturdukları iddia edilen hayali çizgiler]
C: Hayır.
S: (L) Peki bunlar yapay olarak mı oluşturulmuş ?
C: Kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
S: (L) Yapay bir müdahaleyle belirginleştirildiler. Dünya'nın bu şekilde örtülmesinin sonuçları nelerdir ?
C: 3. ve 4. Yoğunluk KH Konsorsiyum tarafından kullanılmak amacıyla manipule edildi.
S: (A) Ne türden bir EM ızgara ? (L) Doğal bir şekilde mevcut olan EM ızgara hatlarını kalınlaştırılıp
belirginleştirildiler.
C: Usulca dalgalanan geometrik bir "battaniye" gibi.
S: (T) Gezegenin yüzeyinde mi, içinden mi geçiyor, ya da nerede ?
C: Üzerinde.
S: (J) Mikrodalga kuleleri bu işte bir rol oynuyor mu ?
C: Aynı sorumlu tarafından dolaylı yoldan keşfedildi. [kişi mi ?] [ç.n. celse ekibi Kasyopyalıların burada
kullandığı sorumlu kelimesi(ing. principal) ile belirgin bir kişiyi kastedip kastetmediklerinden emin
olamıyor]
S: (A) Kim bu sorumlu ? Bir ismi var mı ? (T) Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten
hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın
[performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da
yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey.
Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne
şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet
1080
S: (A) Şimdi.. BAT konusundan bu ızgara konusuna nasıl geldik ?
C: Izgaranın yapısallığı bunun bir uygulamasını temsil ediyor... [ç.n. Birleşik Alan Teorisi'nin]
S: (L) Her nasılsa Güneş'in artan çekiminden yola çıktık, ordan BAT ne, oradan ızgaraya...
C: BAT Güneş'in "artan" çekimini açıklıyor. Ama acaba BAT nde artma/azalma ile ilgili bir şey yok mu ???
S: (A) Onun artması ya da azalması için bir sebep yok... Ama tabii ki bu Einstein' ın teorisi ki bize bunun
yanlış olduğu söylendi... (L) Belki de hızla ilgilidir. Eğer iki şey art arda dönüyorlarsa ve eğer bu iki şey bir araya gelirlerse bu onların hızını artırmaz mı ve böylece hız da çekimi artırmaz mı ? (A) Hayır, bize çekim ve elektromanyetik dalga arasında karşılıklı etkileşim olduğunu ve BAT nin de bununla ilgili olduğunu söylediler... Eğer BAT çerçevesinde kullanmamız gereken diğer boyutları kullanırsak ve Kaluza-Klein teorisiyle devam edersek, bu durumda kütle ile ilgili kavram belirsiz bir hal alır ve kütle değişken olur...
C: Evet, fizikselliğin değişkenliği.
S: (T) Dördüncü Yoğunluk. (A) Daha önce bize BAT nin diğer yoğunluklara açılan kapıyı aralayacağını
söylemiştiniz...
C: Evet.
S: (A) Ve bir süre önce Santilli buradayken ve BAT, çekim ve anti-çekim ile ilgili kendi fikirlerini ortaya döktüğünde, ona BAT ile ilgili iyi bir fikre sahip olduğunu ama denklemin yalnızca 7 de 1 ine sahip olduğunu söylemiştiniz. BAT nin neden diğer yoğunluklara uzandığını anlamıyorum. Bir kez BAT ne vakıf olduğumuzda, ardından diğer yoğunlukların açık hale gelmesi kaçınılmaz mı ? Nasıl gerçekleşiyor ?
C: Bölük pörçük bir soru.
S: (A) EM ve çekimi bir arada buluşturan ama diğer yoğunluklar kavramını içermeyen bir BAT ne sahip
olamaz mıyız ? Başka bir deyişle; bir yazılı kaynağın içerisinde çekim ve elektromanyetizma ile ilgili tüm doğruları toplasak ve bir öğrenci bunları okuyarak hepsini öğrense ama yine de diğer yoğunluklar
konusunda hala hiç birşey bilmiyor olsa, böyle bir şey mümkün değil mi ?
C: Hayır. Diğer yoğunluklar görünür ve aşikar hale gelirler, eğer ki...
S: (A) Yani demektir ki Einstein ve Von Neumann diğer yoğunluklardan haberdarlardı.
C: Evet, ohh evet !!!
S: (T) Yalnızca bir fikir : BAT ne vakıf olunması ve içerisindeki farklı alanların manipüle edilebilir durumda olması, farklı etkiler yaratıyor. Yani anlayabildiğimiz kadarıyla, bilimin günümüzdeki resmi kabulüne göre, çekimi elde edebilmek için uzayda bir şeyi döndürüyor olmamız gerek. Ama BAT yardımıyla -ve sadece küçük bir yan özelliği olarak- hiç bir şeyi döndürmeye gerek kalmadan gerçek çekim yaratılabilir. Yani Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
ağırlıksızlık sorunu gerçekten çözülmüş bir şey...
C: Bu çok temel bir doğru sevgili TR, çok temel.
S: (T) Yani uzay istasyonu ile ilgili tüm o şeyler, veya döndükten sonra yer çekimine yeniden adapte olmakla ilgili yaşanıldığı söylenen tüm o sorunlar, hepsi birer oyun...
C: "Kediyi bir kez çuvaldan çıkardığında" [çn. Gizli bir konuyu açığa çıkarmak anlamında bir deyim] koskaca bir kedi "ulusu" yaratırsın.
S: (T) Yani şu an "Uzay Yolu" nu gerçekleştirme kapasitemiz var [ç.n. uzay yolu dizisindeki teknoloji
kastediliyor]
C: Bir anlamda, ama durum bunun çok çok ötesinde.
S: (T) Tabii ki. Bir çok insan bilim ve teknolojinin geldiği son noktanın bizlerin bildiğinin 25 yıl ötesinde olduğunu düşünür ama bence en az bir 100 yıl ötesinde olmalı, hatta belki çok daha ötesinde.
Gezegenimizde bilimin ulaştığı son nokta bizlerin bildiğinin 300-400 yıl mı ötesinde?
C: Daha doğru olarak 30.000-40.000 yıl "ötesinde!"
S: (L) Bu 4. Yoğunluktan kaynaklanan etki ve bilgilendirmenin bir sonucu mu ?

C: Evet.
S: (T) 30.000-40.000 yıl arası mı ? Rakamı doğru mu anladım?...
C: Evet, en az o kadar.
-------------------------------------------------------
S: (L) Çok teşekkür ederim. Önceki bir celsede kahverengi cüceyle ilgili ilk konuşmada, ikiz yıldızı bir
elektrona benzettiniz. Elektron tartışmasında elektronun çekim yaydığını söylemiştiniz. Yakın bir zamanda bu ikiz yıldızın ışınımı olmadığını söylediniz. Peki çekim yayıyor mu?
C: Radyasyon skalanın alt ucunda ve çekim mevcut.
S: (L) İkiz yıldız sistemleri arasındaki etkileşimler hakkında birşeyler okuyordum ve ikiz bir yıldız birincil yıldızına yaklaştığında birincil yıldız ondan birşey "alır" deniyor. Hatta küçük olan yıldızdan büyüğe doğru gazların akışının fotoğrafları bile var. Bu sistemde de durum bu mu?
C: Öyleydi.
S: (L) Artık durum öyle değil yani?
C: Yok denecek kadar az.
S: (L) Güneşin çekirdeğinde bulunduğu ve bir şekilde güneşin iç sıcaklığını düzenlediği söylenen WIMP'ler ya da zayıf etkileşimli ağır parçacıklar hakkında birşeyler okudum. Bu WIMP'ler gerçekten mevcut mu?
C: Hayal edilen herşey mevcut.
S: (L) Bu pek faydalı bir açıklama olmadı. Ayrıca bu kitapta, güneş çekilip küçüldüğü zaman güneş
patlamalarının daha az olduğu veya hiç olmadığı, güneşin çekilmesinin ışınımı arttırdığı çünkü daha sıcak bir şekilde yandığı ama dünyadaki iklimin soğuduğu söyleniyor...
C: Çekimsel olarak ilişkili.
S: (L) Hava çekimle mi ilişkili?
C: Dünya yıllık olarak o kadar sapmayabilir.
S: (A) Lodz ile ilgili ipuçları ararken tanıdığım Lodz'lu birinin internet sayfasına denk geldik. Işıktan hızlı parçacıklar hakkında spekülasyonlarda bulunuyor. Temel hipotez, nötrinoların aslında ışıktan daha hızlı seyahat ettiği. Bu doğru mu?
C: Bu hiper uzaya bir kapı açıyor.
S: (A) Bu konunun araştırılması mı?
C: Yakın.
S: (A) Yoksa nötrinoları kullanmak mı?
C: Solucan deliklerinin yolundakilerle birleştir.
S: (L) "Işık direklerinin olduğu yol" derken güneşin kutuplarını mı kastetmiştiniz? (ç.n.: önceki celsede
"direk" diye çevirdiğim "pole" kelimesi aynı zamanda "kutup" anlamına geliyor.)
C: Araştır.
S: (L) "Kalbinde Rus olmak"tan bahsettiniz. Güneşin kalbindeki ışıktan hızlı parçacıklara, yani nötrinolara bir atıf mıydı bu?
C: Eğer öyleyse bir Rus bilimadamını arayın.
S: (A) O bilimadamı Sakharov mu?
C: Sakharov!
S: (A) Bu benim yaptığım o araştırmayla...
C: Evet. Ve Sakharov bildirilenlerin dışında nedenlerle sansürlendi.
S: (L) Son zamanlarda seyrettiğimiz "Sphere" (Küre) ve "Event Horizon" gibi bazı filmlerde karadeliklere giren ve sonra tekrar ortaya çıkan ama çok garip durumlrın olduğu uzay gemileri var. Bir karadeliğe giren uzay gemisi fikri zihnimi kurcalayan birşey. Bir karadeliğe giren bir birey veya uzay gemisinin deneyimleyeceği şeyin ne olacağını öğrenmek istiyorum.
C: Parçalanma ve anti-madde enerjisine çevrim.
S: (L) Yani başka bir evrende ortaya çıkmıyor, değil mi? (A) Çıkıyor.
C: Çıkıyor ama madde olarak değil.
S: (L) Birşey bir karadeliğe girdikten sonra parçalanmadan tekrar madde evreninde ortaya çıkabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani bir kez karadeliğe girince, sayonara, asta la vista, öyle mi?
C: Yıldızlar da bu nitelikte geçitlerdir.
S: (L) Yani bizim yıldız olarak algıladığımız şeyler anti-madde evrenindeki karadelikler olabilir mi?
C: Hayır, pencere.
S: (L) Peki eğer o diğer evrende, bize karadelik olarak görünen şeyin öbür tarafında yaşıyor olsan,
karadelikler sana ne olarak görünürdü?
C: Açıklanamayacak kadar karmaşık.
S: (L) Bir referans verin...
C: Sorun da bu! Hiçbir referansın yok.
S: (A) Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar.
--------------------------------------------------------
C: Neyi anlamadın?
S: (A) Hilbert matematiğinin Çoklu Gerçekliklerle ne ilgisi olduğunu. Bildiğim kadarıyla çoklu gerçekliklerde çeşitli solucan delikleri ve köprüler var ve...
C: Solucan delikleri köprü. Hilbert'in matematiği, aynı evren içindeki uzak mesafeleri algılanan zaman
geçişini değiştirmeden katetmek için paralel evrenlerden nasıl geçileceğiyle ilgili.
S: (A) Üzerinde düşünülebilecek ilginç bir konu.
C: Yani "sıfır zaman" ve uzayın katlanması. Tam Birleşik Alan Teorisi'nin devreye girdiği yer de burası.
Görüyorsun ya, burada çözüme ihtiyaç duyan soru, tüm alemlerden eşzamanlı olarak yararlanmada
elektromanyetik alan uygulamaları anahtar olarak kullanılarak, mekan ve zamanın değişdokuş
edilebilirliğini, ve çekim ve manyetizmanın aynı kaynaktan nasıl doğduğunu göstermek. Hoşçakalın
-----------------------------------------------------------
S: (L) Kaydetmeyi unutmuş olabileceğim veya bir yerde kaybetmiş olabileceğim bir yanıtla ilgili birşey
sormak istiyorum. Bize hiç bir Tesla bobini ile birşey yapmamızı söylemiş miydiniz?
C: Belki. Çekim dalgaları. Beşgen temel, altıgen ise sonuç.
S: (A) Buradaki küçük matematik formülüne dönmek istiyorum. Bir artı ve bir eksi var ve bu alan
değişkeninin önüne hangisini koyacağımı bilmiyorum. X, y ve z gibi artı mı olmalı, yoksa t gibi eksi mi
olmalı?
C: Eksi.
S: (A) Bu çekim dalgalarıyla ilgili olarak, 1936'da Einstein reddedilen bir makale yazdı. O makalede çekim dalgalarının mevcut olmadığını keşfettiğini iddia ediyor.
C: Diğerleri için bir örtü. Einstein durumun farklı olduğunu biliyordu ama siyasi ve güvenlik nedenleriyle buna uymak zorunda kaldı.
S: (A) Çekimin diğer alanlar için nicelendirilmesi gerekiyor mu?
C: Nicelendirilebilir.
S: (A) Eğer nicelendirilirse gravitonlar haline gelir ve siz gravitonların mevcut olmadığını söylemiştiniz...
C: Gravitonlar aslında bir zaman vakumu içindeki elektronlar.
------------------------------------------------------------
C: Çekim gerçekte nedir Arkadiusz ?
S:(A) Uzay ve zamanı yapılandıran bir tür yapı.
C: Yakın ama yine de hedefi vuramadın.
S: (L) Bu söylediğiniz şu an için biraz hassas kaçıyor arkadaşlar ! [ç.n. sanırım düğün günleri olduğu için Laura , Ka
syopyalılara Arkadiusz' a daha yumuşak davranmalarıyla ilgili bir şaka yapıyor.]
C: Bizler zamansızız ve bu yüzden de aynı zaman da tam zamanındayız!!! Çekim tüm maddesel varoluşun esasıdır. Bu sebeple çekim dalgaları, doğaları gereği tüm zamanlar boyunca baki kalarak, ani (anlık) bir etki (ve izlenim) yaratırlar.
S: (A) Ama biraz aklım karıştı. Çünkü eğer çekim dalgaları anlık iseler, nasıl oluyor da bizler gelmekte olan çekim dalgalarını beklemekteyiz ?
C: Çekim dalgasının anlık olma özelliği herhangi biri tarafından yalnızca bu konuda gerekli kişisel donanıma sahipse kavranabilir. Bununla birlikte; çekimin, zamanı, uzayı, ışığı vs. "bükme" özelliği olduğunu sen artık öğrenmiş durumdasın.
S: (A) Yani gelmekte olduğunu düşündüğümüz dalga anlık DEĞİL. (L) Sen 'Dalga' yı mı kastediyorsun ? [ç.n.Laura burada Ark' a , çekim dalgalarıyla ilgili sorduğu sorularda, celselerin başlangıç tarihi olan 1994 ten beri Kasyopyalılar'ın yaklaşmakta olduğu bilgisini verdikleri 'büyük döngüsel dalgayı mı kastettiğini soruyor.] (A) Evet o Dalga (L) Daha önce onun bir çekim dalgası olduğunu söylediklerini sanmıyorum.
C: Doğru, Laura.
S: (L) Doğru hatırlıyorsam , onun 'hiperkinetik duyumsayış' özelliğine sahip bir dalga olduğunu söylemiştiniz.
[ç.n. bkz. 3 Aralık 1994 tarihli celse]
C: Evet.
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç
formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.
S: (C) Ben enerjiyi her zaman atomik olarak gördüm.
C: O maddesel enerji.
S: (A) Rusya'daki deneye dönmek istiyorum. Gözlemledikleri etkinin nasıl bir doğası olduğunu sormuştum, cevabınız, deneyi yapanların da bekledikleri gibi bunun bir çekim dalgası olduğuydu. Ve bu Jüpiter' e çarpan bir kometin yarattığı etkinin sonucuydu. Peki bu çarpışmayı bu derecede özel kılan şey neydi ?Tüm çarpışma etkileri bir çekim dalgası yaratır mı ?
C: O olayla ilgili özel bir durum yoktu, yalnızca onların ekipmanları o olayın sonuçlarını gözlemlemeye uygun şekilde ayarlanmıştı.
S: (A) Bunun anlamı tüm çarpışmaların bir çekim dalgası yarattığı mı ?
C: Her enerji fışkırması.
S: (C) Bir çekim dalgası mı yaratıyor ?
C: Evet.
S: (L) Enerji nereden fışkırıyor ?
C: Çarpışmadan.
S: (L) Ne ile neyin çarpışmasından ? (C) Fiziksel kütlelerin mi ?
C: Ve/veya atomik parçacıkların. Mikrodinamik ve makrodinamik matrikslerinizi hatırlayın. Laura bu
kavrama "Nuh Sendromu"nda yaklaşmıştı.
S: (L) Yaklaşmış olmak oraya ulaştırmıyor! Yani demek ki iki cisim birbirine yaklaştığında karşılıklı bir
etkileşim ya da alışveriş gerçekleşiyor ve bu alışveriş de bir çekim dalgası üretiyor, böyle mi ?
C: İki taş parçasını birbirine vurduğunda ne olur ?
S: (L) Bir titreşim ortaya çıkar. Bir sarsıntı. Taş parçalarının özelliğine bağlı olarak biri diğerini parçalayabilir. Isı oluşur. Taşların yapısına bağlı olarak kıvılcım oluşabilir. (C) Bazı parçacıkları kopartıp, ayırmış olursun.
(L) Evet elektronları.
C: Hmmm...manyetikleştirme...hmmm....
S: (C) Onları düşünmeye sevkediyoruz! (L) Kesinlikle öyle. (A) Taşları birbirine vurduğunda, bazı atomlar birbirine çok çok yakın hale gelir ve içiçe geçmeye çalışırlar ve muhtemelen...(C) Yani bu çekim dalgası mı üretiyor ? Bana bir çarpışma gibi geldi. Dediler ki herhangi bir çarpışma...
C: Süper Parçacık hızlandırıcı...
S: (C) Neyi kastediyorlar: İki küçük nesneyi, çekim oluşturmak için bir araya koyduğunda mı? Yoksa bunun için bir süper parçacık hızlandırıcının gerekli olduğunu mu ? (L) Yani onları bir süper parçacık hızlandırıcıya yerleştirdiğinde bir çekim dalgası mı üretmiş oluyorsun, küçük ölçekli de olsa ? Yoksa çekim dalgasını kıvılcımlar oluştuğunda mı yaratmış oluyorsun ?
C: Bu konu üzerinde biraz daha fazla düşünüp, kafa yormanızı öneriyoruz
-------------------------------------------------
S: (A) Son defasında çekim dalgalarının anlık izler (etkiler/imprint) olduğunu söylemiştiniz. Bu açıklama dalganın uzayda anında yayıldığı anlamına geliyor. Kaynaktan uzaklaşıldıkça şiddeti nasıl bir değişiklik gösteriyor? Giderek zayıflıyor mu?
C: Hayır.
S: (A) Hayır diyorsunuz. Bu tuhaf. Eğer bir kaynak varsa, dalganın kaynağını nasıl anlayabiliriz? Kaynak nerede?
C: Öncelikle çekimin doğru bir resmini elde etmelisin. Çekim, madde ile anti-maddenin bağlayıcısıdır.
----------------------------------------------------
S: (A) Şimdi biraz teknik bir soru sormak istiyorum. Hakkında bir makale yazmam gereken bu teori
konusunda, standart kuantum teorisini, bir dalga işleviyle tanımlanmayan, nesnel olarak mevcut olduğu
varsayılan başka birşeyle birleştiriyoruz. Ama bu matematiksel bir model. Soru şu: Gerçekte mevcut olan nedir? Gerçekten mevcut olan şeyler nelerdir?
C: Burada anahtar çekim. Şimdi dalga işlevlerini ekle.
S: (L) Çekim matematiksel olarak nasıl tanımlanabilir?
C: Mümkün olmalı! Çekimle ilgili söylenenleri gözden geçirin.
S: (L) Gözden geçirdik... Ve anlaşılan ya fazla kalın kafalıyız, ya da bulamadık...
C: Kalın kafalı değil, duygusal olarak bulutlu. Kişi savunma modunda olduğunda, herşey sapıyor, bu kanal dahil.
S: (L) Demek diğer tarafta olan şey bilinç ve çekim, öyle mi?
C: Hayır, bilincinizi duygusal zehirden arındırmak için metinleri gözden geçirin ve düşünün!
S: (L) Bu duygusal zehrin kaynağı nedir? Bu makaleye olan tepkimiz mi?
C: Evet. Saldırı, saldırı. Molaya ihtiyaç var!
------------------------------------------------------
S: (A) Geçen sefer konuştuğumuzda fiziksel Dünya ile fiziksel olmayan, eterik olan, ölçülebilir olmayan
Dünya arasında temel bir ayrım yapmıştınız. Fiziksel Dünya ile ilgili bir şeyler biliyorum, nasıl inşa edilmiş olduğunu, atomlarla ve fiziksel kuvvetlerle ilgili temel prensipleri ve bunun gibi şeyleri. Eterik Dünya'yı tasvir edecek temel yapı taşlarının neler olduğunu merak ediyorum. Bunu soruyorum çünkü bu iki Dünya'nın birleştirilmese de köprüyle bağlanabileceğini söylemiştiniz. Bu ikisini köprüyle bağlayabilmek için bu eterik Dünya ile ilgili bilmem gereken şeyler var. Bunu nereden öğrenebilirim ?
C: Bilinç gerçekte enerjinin en saf şeklidir. Diğer alem bilinç enerjisinden meydana gelir. Bu konuyu daha iyi anlamak için kişinin kısmen de olsa gerçekmiş gibi yaşanan, geçici bir durumda fiziksellik hissinin yakalandığı rüyalarla ilgili anılarından yararlanması gerekir
S: (A) Fiziksel ve eterik Dünyalar arasında nasıl köprü kurulabilir ?
C: Bu konudaki anahtar çekimdir. Dalga özelliğindeki aktarımın kuantumsal menziline dayalı bir hipotez oluşturmak gerekir. Bir başka deyişle, dalga bir nesnenin tam merkezine doğru –güçlü bir çekim alanıyla birlikte- çekilerek, kaybolduğunda, nereye gidiyor ? Beşkenar, altıkenar, anlıyor musun ?
S: (A) Anladığım kadarıyla çekim konusu araştırılıp, öğrenecek en önemli konu haline geliyor ve bu yüzden aslında enerjimi bu konuya yoğunlaştırmalıyım ve en baştan çekimin formülasyonuyla başlamalıyım...
C: Bu; açık fikirli, bilimsel yapıya sahip birisi için en iyisi : manyetizma ve çekime odaklanmak. Araştırmanda,alan fiziği konusunda Tanrı vergisi yeteneğini kullan.
-----------------------------------------------------------

bozadi

#719
Parça 3/3

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

S: (A) Şimdi, bunların hepsi çekimle bir şekilde bağlantılı ve siz bir noktada, bu çekim/antiçekim meselesinin sadece yol olduğunu, asıl amacın daha yüksek bilgiye erişmek olduğunu söylediniz. Bu yüksek bilgi nedir?Ne tür yüksek bilgi?
C: Oraya giden yoldasın.
S: (A) Ruggerio Santilli hakkında sormak istediklerim var. Burada kendi terminolojisiyle sizinle konuşmuştu.Siz de onun terminolojisinin bir kısmını kullanarak yanıtlar verdiniz. Pek çok kez onun çalışmalarını anlamaya çalıştım ama bir türlü anlayamıyorum. Bu bendeki bir sorunla mı ilgili?
C: Hayır.
S: (A) Bu konuda ne yapmalıyım? Onun tüm makalelerini topladım ve gerçekten bunları okuyup anlamak istiyorum. Ama ne zaman başlasam durmam gerekiyor, çünkü anlamıyorum. Tanımsız terimler kullanıyor.
C: Tanımlanmamış terimler ince ayarlama ile şekillenir. Ruggerio Santilli fizik alanında geleneksel
kabullerden uzaklaştığı için aykırı biri olarak kabul ediliyor. Onun araştırmalarını yönlendiren şey
hayalleri. Ama bu çok da kötü birşey değil. Bu, bilinçli zihni, sizin yoğunluk seviyenizde çok yüceltilen
hapishanelerden arındırır. En iyisi hayalcinin çalışmalarına severek ince ayarda yaklaşmaktır, böylece bu
çalışmalara geleneksel kabuller dünyasında bir somutluk kazandırılabilir. (ç.n.: ince ayar / fine tuning;
ideal algılama seviyesi için dikkatle ayarlama veya ele alma).
S: (L) Bir hayalcinin çalışmalarına severek ince ayarda nasıl yaklaşılır? (A) Önemli olan bu değil. Matematikle yazıyor ama yazdığı şey matematik değil. Kullandığı terimleri tanımlayamıyor. Ne kendisi ne de onun için yazan arkadaşı. O halde bu matematik değil, hayal. Rüya okumayı severim ama konu formüle dayalı bir matematik makalesi olduğunda... (L) O halde sıradaki soru, bunun nasıl matematiğe çevrileceği...
C: Ustalık içeriyor ama uyumsuz matematik birimlerinin çıkarılması ve yeniden düzenlenmesi şeklinde bir sabır gerektiriyor.
S: (A) Değişken birimleri kullanmak gibi bir takıntısı var... izo-birimleri... Çekim hakkındaki fikirleri bazı Rus fizikçilerinin bakış açısıyla benzeşiyor. Ona göre mekan-zaman düz. Bu Einstein'ın eğri mekan-zaman kavramıyla uyuşmuyor. Ve bir de solucan delikleri ve türlü topografik özellikler var. Ancak Santilli'ye göre makan-zaman, zamana sahip düz bir mekan. Bu konuda haklı mı?
C: Düz olan eğilemez mi?
S: (A) Eğer birşey düzse, onda delik veya bir solucan deliği olamaz. Düzse düzdür. Başka bir delikle bağlantılı bir deliği olamaz.
C: Ya "delik" düz eğrinin düzlemine dik değil de paralelse?
S: (A) Einstein'ın çekim teorisi ve kozmolojisinde evrenin kapalı olduğu söyleniyor, dolayısıyla evren küre biçiminde bir yüzeye sahip olarak görünüyor....
C: Bunda sadece tek bir evrenin varlığı kabul ediliyor. Farklı nitelikte başka evrenlerle bağlantı kurulmuyor ve Einstein'ın teorisindeki hata da burada yatıyor. Fakat Einstein'ın Birleşik Alanlar Teorisi'nin bilinen pek çok geçerlilikleri var. Neden bu yolu izledi bir kere? Bu, hipotezleri arasında bir birleştirme amacına yönelikti. Bu birleştirme gizlice yapıldı.
S: (A) Tamam. Yani şimdi bir maddi dünya var ve bir de spiritüel dünya ve matematik de bu iki dünya
arasında köprü kurmamıza yardım ediyor. Materyal dünyayı, alanları, parçacıkları, dalgaları, kuantum
dalgalarını matematikle nasıl tanımlayacağımı biliyorum. Ama diğer kısmı, ruhsal kısmı tanımlamak için
gerekli matematiksel kavramları bilmek istiyorum. Şu anda bu ruhsal kısım hakkında bildiğim tek şey,
bilincin en saf enerji biçimi olduğunu söylemiş olmanız. Enerjiyi tanımlamak için kullanılan matematik
kavramları bilinci tanımlamak için de kullanılmalı mı? Yoksa başka birşey mi gerekiyor?
C: Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşırsın.
S: (A) Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşmamız gerekiyor, tamam, ama benim sorum;HANGİ matematiksel kavramlar? Ne tür matematiksel kavramlar? Hangi yönde? Bilincin nasıl
matematiksel olarak modelleneceği ve fiziksel dünyayla arasında bir köprünün nasıl kurulacağı
konusunda HİÇBİR FİKRİM yok. Bu nasıl yapılır? Bana bir başlangıç noktası verin lütfen.
C: Ne gibi bir başlangıç noktası?
S: (A) Bana bir makale, bir kitap, bir kişi ya da bir fikir söyleyin ki doğru iz üzerine geleyim. Matematiği kullanarak fiziksel dünyanın ötesine nasıl geçeceğim konusunda hiçbir fikrim yok... (L) Fiziksel dünyayı tanımlayan terimler ruhsal dünyayı da tanımlar mı? Belki üzerinde biraz oynamayla?
C: Matematik büyük birleştiricidir.
S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler
---------------------------------------------------------------
S: (L) Son günlerde Santillinin katıldığı o celseyi yeniden okudum ve gerçekten ilginç. Başlangıçta Santilli oldukça neşeli ve coşkuluymuş, ve sonra birden bire nasıl olduysa aniden içine kapanmış ve soğuklaşmış.Onunla bağlantıyı kovalayıp, sürdürmekte herhangi bir fayda olabilir mi ?
C: Eğer istiyorsanız biraz çabayla bunu yeniden inşa edebilirsiniz, Ark'ın burada olduğunu açıklayarak.
S: (L) Bu ilişkiyi yeniden kurmamız faydalı olur mu, araştırma sebepleriyle vs. ?
C: Muhtemelen, ama onun yetenekleri bir zamanlar olduğu gibi değil şimdi.
S: (A) Ama hala anlamadım. Hiç tahmin edilmeyecek bir şekilde, phi konusuyla alakalı olarak ortaya atılan bu Carboni hikayesi nedir ?
C: Phi, çekim dalgalarıyla ilgili bulmacanın anahtar parçalarından birisi. Carboni' de, tabiri caizse, "şatonun muhafızlarından" birisiyle ilintili.
S: (A) Yani bu bir tür kuruluş, öyle mi ?
C: İpuçları, ipuçları.
S: (L) Belki Carboni, bununla ilgisi olan bir yazar ya da buna benzer birinin ismidir. Şato kelimesi, içerisinde bir şey korunmakta olan bir tür kaleyi ifade ediyor. Yani belki de ismi Carboni olan birisi içeri girmek için gerekli anahtarlardan birini biliyordur...
C: Evet, ama dikkatle yaklaşılmadıkça, bu öylesine oyalanmak için tehlikeli bir konu! Kendi başınıza çözün. O.K. Sonra, bunu etrafa duyurmak ? Çok dikkatli olun. Manyetik alanlar ilgili. Mineral özellikleri... Tüm bunları , çekimle ilgili soruların bağlamında araştır. Hangi bileşimler maddesel uzayı dengeler ? Hangileri bu özelliği yansıtıyor ?
-------------------------------------------------------------
S: (L) Tetrahedrona dönersek. Bu nasıl oluyor da boyutlar arası uzaya götüren bir anahtar niteliğinde ? Bu bir şekilde birisi tarafından aktif hale mi getiriliyor ? Bu belirli noktalara, bir tür makinamsı şeyler mi
yerleştiriliyor ?
C: Hayır. Manyetizma.
S: (L) Manyetizma oluşturman mı gerekiyor, yoksa doğal manyetizma mı ?
C: Doğal.
S: (L) Buna ya da bununla bir şey yapman gerekiyor mu ?
C: Gerekmek ???
S: (L) Bir şey yapmak için yararlanılan bir şey mi bu ?
C: Olabilir.
S: (L) Hangi anlamda ?
C: Boyutlar arası seyehat.
S: (L) Günümüzde herhangi birileri bundan bu amaçla yararlanıyorlar mı ?
C: Dünya dışı 3. Yoğunluk KH.
S: (L) Bu söylediğiniz 4. Yoğunluk KH 'nın bunu yaptığı anlamına geliyor. Herhangi biri ölçekli bir küre
içerisine yerleştirilmiş tetrahedron modelini inşa edip, sonra bunu manyetize ederek, portalları açabilir
mi ?
C: Evet.
S: (L) Bunun için yüksek miktarda elektriksel akım gerekir mi ?
C: Evet.
S: (L) Çok küçük miktarda enerji kullanılarak, boyutlar arasında, uzay-zamanda, ya da her neyse, seyehat etmenin bir yolu var mı peki ?
C: Bu konunun dışında, daha önce size kozmik tabiata sahip tüm kürelerin pencereler olduğunu söylemiştik.
S: (L) Hafif farklı bir yöne kaydıracağım konuyu. Sizlerin gerçekliğinizin doğası üzerine düşünüyordum, ve bu gerçekliğin altında ya da tabanından başlayan bir 4. Yoğunluk gerçekliği olduğunu düşüyordum, Kaluza-Klein teorisine benzer bir şekilde. Şu ana kadar doğru yolda mıyım ? Buradan bir yerlere varabilir miyim ?
C: Devam et.
S: (L) Tamam. Ve bu 4. Yoğunluk gerçekliğinin altında da eterik bir gerçeklik bulunuyor ve bu eterik gerçeklik de 5. Yoğunluktan meydana geliyor. Tamam mı ? 5. Yoğunluk gerçekliğinin altında da 6. Yoğunluk gerçekliği bulunuyor ki bunu da geometri yoluyla tasvir etmeye çalışıyorum. Bu geometri ise bizim materyal [fiziki] dünyamızda varolan [vücud bulan] kavramlara ilişkin düşüncelerin, tabiatların ve farklı yönlerinin temelini ya da esasını oluşturan bir şey. Doğru yolda mıyım ? Ama bu geometrinin ötesinde olan; bu geometrinin kaynağı olan şey nedir peki ? Biliyorum şuna benzer bir yanıt vereceksiniz "Bir" veya "Yedinci Yoğunluk". Ama gerçekten bir kavrama ihtiyacım var çünkü bunun ötesine geçemiyorum. Eksik bir yanıt olsa da; kendini çekim olarak gösteren, ifade eden , bu geometrinin kaynağı, ortaya çıkış yeri nedir ?
C: Senkronize değil. [ç.n. Laura'nın yoğunluklarla ilgili yaptığı tasvirleri kastediyorlar]
S: (L) Nasıl senkronize olabilirim ?
C: "Altında" diye bir şey yok.
S: (L) Tamam. "Altında" diye bir şey yoksa, hangi terimi kullanmak daha uygun olur ?
C: Etrafında. [ç.n. saran bir şekilde, çevresinde, etrafında]
S: (L) Bu geometrinin etrafında ne var ?
C: Takip edip, araştırmaya devam etmen gereken bir şey.
S: (L) Bana küçük bir ipucu veremez misiniz ?

C: Verdik.
S: (L) "İç içe" terimini kullanmak doğru yaklaşım olur mu ?
C: Hayır, hayır, hayır. Hala sınırlı bir çerçevede düşünüyorsun. Biri uzaya gittiğinde, artık orada; üzerinde,altında, yukarısında, aşağısında, solunda, sağında, yanında vs yoktur. Sadece etrafında vardır. Küresel bir anlamda.
S: (L) Ve her nokta da merkez mi ?
C: Daha yakın.
S: (L) Tetrahedrona dönersek, bu tetrahedronun küreye temas ettiği noktalar ve bunlar manyetik birleşim
çizgileri. Bu manyetik birleşim çizgileri bu küre üzerinde nasıl beliriyor ? Bunlar birleşim noktalarından
çıkarak bir örümcek ağı gibi mi yaylıyorlar ? Yoksa merkezden kürenin dışına doğru mu ? Kürenin üzerine enlemler ve boylamlar ızgarası gibi yerleştirilmiş durumdalar mı ?
C: Sonuncuya daha yakın.
S: (L) Yani birleşim çizgileri [hatları] dediğinizde, bunun anlamı, tabiri caizse bir enlem çizgisiyle boylam çizgisinin bu noktalarda birleşmesi gibi bir şey mi ?
C: Çok boyutlu olarak düşün lütfen, düz bir kağıdın üzerindeki gibi değil.
S: (L) Tamam. Şimdi başka bir konuya geçelim ve şu soruların yanıtlarını bulmaya çalışalım. Son zamanlarda radarlarda ortaya çıkan tüm o küresel şekiller neler ? Bunların son zamanlarda çok sık ortaya çıkıyor olması ve kimsenin buna bir açıklama getirmemesi tam bir skandal.
C: Daha fazlası için izlemede kalın. Ve şimdilik; iyi geceler.
(*) Tetrahedron-Küre modeli temsili resmi


------------------------------------------------------------------------------


S: (L) Peki, ileri bir adım olursa, cevabını bilmediğimiz esas soru şu: Klasik olan ne? Çekim mi, bilinç mi ya da başka bir şey mi? Ne? Ya da belki herşey klasik...

C: Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk.Bilincin algılaması olmadan hiçbirşey varolamaz. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu çok garip. Arkadaşımız ayrıca şöyle yazmış: "Geçen gün aklıma gelen bir düşünceyi daha belirtmek istiyorum. "Cliffhanger" (Dağcı) filminin fragmanını seyrederken aklıma geldi. O fragmanda, Stallone donmuş bir su havuzundan fırlıyordu ve buzlar havada uçuşuyordu. O anda farklı enerji hallerini düşündüm. Buz donmuş sudur. Fizik derslerimden hatırladığım kadarıyla, donma, titreşen parçacıkların kinetik enerjisinin alınması gibi birşey. Mutlak sıfırda parçacıklar titreşmeyi tamamen kesiyor. Buharda ise tam tersi. Ekstra kinetik enerji ekleniyor ve parçacıklar çekim bağlarından kullanarak buhara dönüşüyor.
Yükselme de biraz ekstra enerjinin eklenmesi gibi olabilir mi? Her birey daha yüksek bir seviyede titreştiği için, çekim bağları ve diğer sınırlar anlamsızlaşıyor. Peki ya enerji seviyelerini ve titreşimi belirli bir yerde olamayacağın kadar arttırmaya devam edersen? "Zamandaki" herhangi belirli bir noktada HERYERDE olursan? Bireysel parçalar arasındaki farklar ortadan kalkar ve BİR/BİRLEŞİK olursun. YA O ENERJİ BİLGİYSE?? Daha faza bilgi ekledikçe, ruhun daha enerjik hale geliyor." Bu varsayımlar doğru yönde mi gidiyor? Bilgi enerji mi veya enerji bilgi mi? Bilgi eklediğin zaman enerji mi eklemiş oluyorsun?

C: Enerji bilginin bir bileşeni, evet.
--------------------------------------------------------------------------------------------------

S: (L) Nostradamus geçmişe gelen bir zaman yolcusu muydu? Kısmen veya bazen doğru olan ama genelde doğru olmayan tüm o kehanetleri yazmasının nedeni bu muydu? Geçmişe yaptığı seyahat geleceği DEĞİŞTİRDİ mi?
C: Belki, ruh seviyesinde. Ama aynı şeyin şimdi hepiniz için geçerli olmadığını kim söyleyebilir!?!
S: (L) O gece uyumadan önce zaman yolculuğu hakkında düşünüyordum. Nostradamus'u düşünmemiştim ama zaman yolculuğunu düşünmüştüm. Ve düşündüğüm şey, bir nedenle hepimizin yanlış yönde gittiğiydi. Bana göre zaman yolculuğu sandığımızdan çok daha kolay ama kafamı toplayıp neyi kaçırdığımızı bulamıyorum. Bize yardım edebilir misiniz? İnsanlar şu ihtimalleri düşünüyor: a) çekim dalgasını çökertmek, böylece etraftaki zamanın durması; veya b) ışıktan hızlı gitmek ve böylece zamanın o şekilde durması. Bu yaklaşımların ikisi de olaya tersten yaklaşıyor gibi görünüyor ama bunun nedenini açıklayamıyorum. Beynimin ucuna kadar gelen ama kaçırdığım şey nedir?
C: Kanalları değiştirmek.
S: (L) Kanalları değiştirmek mi? Bunu yapmak için kişinin kanalları değiştirebileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet. Herşey her an mevcut ve ilüzyonunuz da bu noktada düğümleniyor
S: (L) Kanalları değiştirmek, fizyolojik yapı anlamında içsel olarak gerçekleştirilen birşey mi, yoksa
zihinsel/psişik/ruhsal yapıdaki bir değişiklik mi?
C: Daha karmaşık.
S: (L) Daha önce Tesla bobinlerine benzer bir yolla elektromanyetik bir alan yaratılması gerektiğini
söylemiştiniz. Kanalları değiştirip zaman yolculuğu yapmak için çok büyük miktarlarda elektrik üretmek
zorunda mısın?
C: 3. yoğunluktan erişilebilen yol o.
S: (L) Ne kadar güç üretmen gerekiyor?
C: GIGAWATT teriminin tercih edildiğini söyleyelim sadece.
S: (L) Tamam, diyelim ki manyetik bir alan üretiyorsun ve "kanalı değiştiriyorsun"... O zaman birden bir
örümcek ağının merkezi gibi bir yerde mi oluyorsun? Etrafında her yönde seçebileceğin tüm zamanlar
mevcut olacak şekilde?
C: Onun gibi birşey.
S: (L) Uygun kanalı seçmede ne tür bir cihaz veya kontrol sistemi kullanılabilir? Bu tamamen zihinsel bir faaliyet mi, yoksa belirli bir zamanla veya kanalla uyuşan bir frekansı seçmede kullandığın birşey mi var?
Ve hangi zamanın hangi frekans olduğunu bulmaya yönelik deneyler mi yapıyorsun? (A) İlgili bir zamanı nasıl seçiyorsun?
C: Zihinsel imajinasyon önerin iyi.
S: (L) Yani zihinsel bir imaj yaratıyorsun. Seni doğru "zaman hattına" çekecek seviyede doğru bir şeyle ilgili zihinsel bir imaj oluşturman gerekiyor. Yani bir işaretleyici olması gerekiyor. Önemli bir işaretleyici!
C: Tarihler kullanılabilir.
S: (L) Eğer tarih kullanılabiliyorsa, geleneksel takvim sistemleri göz ardı edilip "bundan 2000 yıl öncesi"deme gibi bir şey mi yapıyorsun?
C: Yöntemlerden biri.
S: (L) Eğer zamanda geri veya ileri yolculuk yapıyorsan, bunu çok belirli bir şekilde yapmak istersin. Kalabalık bir şehrin bir caddesinin ortasında birden ortaya çıkıp etrafındaki insanların senin materyalizasyonuna bakmasını istemezsin. Hemen tutup kazıkta yakarlar. Yani eğer durum buysa, zamanı seçtiğin gibi yerini de seçmek istersin. Bir görüntü olmadan bir yeri nasıl seçersin ve o yerle ilgili görüntünün doğru olup olmadığını nasıl bilebilirsin?
C: 3. yoğunlukta bilindiği şekliyle görsel spektrumda hemen ortaya çıkmayı varsayıyorsun.
S: (L) Yani bunu yapan bir kişinin hemen materyalize olacağını varsaymak yanlış mı?
C: Mutlaka öyle olmayabilir.
S: (L) Yani zaman yolculuğu yapıp görünmez kalabilir misin? Bir tür eterik halde... Ve istediğin zaman somut hale gelmeyi seçebilir misin?
C: Eğer becerin/bilgin varsa. Eğer yoksa, bu gerçekten riskli bir girişim olabilir.
S: ...(A) Ama zaman yolculuğunda Boyutlar Arası Remolekülerizasyon var. (L) Sanırım eğer yeteneğin varsa var, yoksa yok. Çok ilginç. Fransa mağara resimlerine bakıyorum ve bunlar daha sonraki tarihöncesi dönem sanatından bariz şekilde daha üstün. Belki de bu mağaralar zaman yolcularının giriş ve çıkış noktaları olarak kullandıkları şeyler. (A) Diyelim ki zaman yolculuğu yapıyorsun. Başka varlıklar, hatta daha gelişmiş insanlar seni görüntüleyebiliyor mu bir şekilde? Yani zaman yolculuğu yaptığında seni izleyebilirler mi? Öldürebilirler mi? Engelleyebilirler mi? Kimsenin zaman yolculuğu yapmaması için "izleme" yapıyorlar mı? Bir filmde gördüğüm gibi, "zaman yolculuğu polisi" gibi birey var mı? Bu mümkün mü?
C: Gözlenebilir, ama sınırlı bir oranda.
S: (L) Zaman yolculuğu geleceğimizin önemli bir parçası olacak mı?
C: Evet, kesinlikle!!!
S: (L) O diğer gerçekliğe gittiğimizi gördüğüm rüyamda, şato duvarı içindeki bir oluktan yuvarlanarak
iniyorduk ve insanların geçtiği bir koridora kıçüstü oturarak iniş yaptık. bir dakika için bir alanda
duruyorduk, diğer bir dakika içinde o insanlar ortaya çıktı! Uygun şekilde giyinmemiştik bile. (F) Evet,
Henry'ye Calvin Klein'ın kim olduğunu açıklamak zor olabilir! (L) Ama diğer taraftan, enkarnasyon yoluyla
bilincini bir dönemdeki "benliklerinden" başka bir dönemdeki benliklerine odaklama durumu da zaman
yolculuğu kavramı içinde değerlendirilebilir. Sadece odağını değiştiriyorsun.
C: Bunların hepsi gerçeklik. Ve elbette UFO konusu bununla da ilişkili.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. İnternetten bir makale indirdim. Diyor ki: "Mayıs ayında iki gün boyunca, güneşten sürekli esen Solar Rüzgar neredeyse tamamen durdu. En uzun süren ve en dikkat çekici artış buydu. Normal yoğunluğunun yarısına indi..."
C: Biraz anormal bir olay, evet, ama gözlem ekipmanları gelişti, değil mi?
S: (T) Yani bunun şimdi meydana geldiğinin "gözlenmesi", bunun daha önce hiç meydana gelmediği
anlamına gelmiyor.
C: Evet.
S: (L) "Güneşten gelen enerjik elektronlardaki düşüşten dolayı, elektronlar dünyaya 'stroa' olarak bilinen dar ışınlar halinde aktı. Normal koşullar altında, güneşten gelen elektronlar, gezegenler arasındaki boşluk ve dünyanın manyetik alanı nedeniyle seyreliyor, karışıyor ve sapıyor. Bu son olayda, dünyanın manyetosferi normal büyüklüğünün beş-altı katı büyüdü. Bu durum uydulardan gözlendi. Dünyanın manyetosferide şok dalgası oluşumu yoktu."
C: Permeasyon. (ç.n.: geçme, nüfuz etme, yayılma)
S: (L) 4. yoğunluğa geçişten sonra dünyanın manyetik alanının daha güçlü hale geleceğinden,
genişleyeceğinden bahsetmiştiniz. Bu son olay bununla ilgili mi?
C: Geçici bir görüntüsü.
S: (L) Bunu anlatırken herşeyin "açılmasından" bahsediyordunuz. Dünyanın dönüşünde çok küçük bir
yavaşlama olması durumunda bile, çekimsel olarak herşeyin "açıldığını" söylemiştiniz. Ama bu durum
dünyanın hızından ziyade güneş faaliyetleriyle ilgili gibi görünüyor.
C: Güneş ve dünya faaliyetleri birbiriyle bağlantılı.
S: (L) 5 Mayıs 1999'daki bu olay ne gibi etkiler meydana getirmiş olabilir?
C: Biyogenetik. Hastalık patojenleriyle ilgili.
S: (L) Ne anlamda?
C: Transmutasyon.
S: (L) Yani o olay hastalık patojenlerinin mutasyon geçirmesine mi neden oldu? Hastalık patojenleri daha zor
uğraşılır hale mi geldi, yoksa daha hafif formlara mı dönüştüler?
C: Bazıları her iki yönde.
S: (L) Bu güneş rüzgarı kesintisi sırasında meydana gelen en önemli olay bu mu?
C: Şimdilik. Çok kısaydı.
S: (L) Güneş rüzgarının kesilmesinin nedeni neydi?
C: Kozmik enerjilerin döngüsel dalgası.
S: (L) Bu dalganın kaynağı neydi?

C: Antimadde parçacığı kümeleriyle ilişkili derin uzay "rüzgarları". Maddenin aynadaki yansıması gibi.
S: (L) Demek bu dalganın kaynağı buydu. Aynı durum gelecekte daha sık mı olacak, yoksa bu tesadüfi miydi?
C: Bileceksiniz.
S: (L) Onun için soruyorum!
C: Ve biz de bu yanıtı vermiyoruz!
S: (A) Sanırım yanıt daha önceki bir sorunun içinde. Galiba bu olay standart birşey ama gözlem yeteneğimiz arttıkça fark ediyoruz bunları. Yani evet, döngüsel bir şekilde oluyorsa, tekrarlanıyor demektir. Ama ne kadar sıklıkla olduğunu bilmiyoruz.
C: Ve döngüler içinde döngüler var.
--------------------------------------------------------------------------
S: (L) Çok doğru. Tıpkı Malta izleri gibi. ...Bir sonraki soruya geçiyorum: Anıların, geçmiş hayat anılarının nasıl saklandığını tartışıyorduk. Bu da ruhun yapısı ve bileşimi ile ilgili bir soru getirdi gündeme. Ruh nasıl hatırlıyor? Bir hayattan diğerine, bir bedenden diğerine, ardıl veya eşzamanlı enkarnasyonların anılarını nasıl taşıyor? Ruh anıları nasıl "depoluyor"?
C: Atomsal ilkelerle ilgili. Atomsal ilkelerle birlikte çekim, maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturuyor. Sizce burada temeli oluşturan hangi teorik atomik parçacık olabilir?
S: (L) Takyonlar mı?
C: Belki nötronlar?
S: (A) Nötronlar mı yoksa nötrinolar mı?
C: Nötrinolar.
S: (A) Önce nötronlar dediler, sonra da nötrinolar. Daha doğrusu "Belki nötronlar" dediler. Ben "nötrinolar mı" dedim, onlar da "evet" dedi. Yani "belki" kelimesi yalnızca bir yönlendirici. Nötrinolar tuhaf parçacıklar, çünkü kütlesizler. Ama bazı insanlar nötrinoların var olduğuna inanmıyor. Benim tahminime göre varlar. Nötrinolar var mı?

C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp "evet" diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir "bilinç birimi" veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime
sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha "yoğun" olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak
ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon. Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek
zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket
edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının "sevgi ve ışık" fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.

S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?

C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.
------------------------------------------------------------------
S: (V) Pekala. Bazı transkriptleri okudum ve "bilinç, enerjinin yarı-ömrüdür" diye bir cümle gördüm. Bu bana çok ilginç geldi. Kimyada örneğin uranyumun yarı-ömrünün ne olduğunu tam olarak biliyorlar. Yani falanca yıl içinde başka birşey dönüşüyor... (L) Ama bu istatistiksel. (V) İstatistiksel. Tamam. Bu enerjinin bilince dönüştüğü zaman süreci veya referans çerçevesi nedir?
C: Fiziksel anlayışın geçerli olduğunu varsayıyorsun. Bu durumda şu daha iyi bir soru olurdu: Enerji nedir?
S: (L) [Ark'a soruyor] Enerji nedir? (A) Bilmiyorum. (L) Ne demek "bilmiyorum"? (A) Kimse bilmiyor. (L) Aa!Şimdi ne anlatmaya çalıştıklarını anladım. Enerji, atomik bir elementin falan yarı-ömrü gibi fiziksel bir süreçle karşılaştırılamaz. (V) Pekala, bir diğer varsayımım da, enerjiyi düşünce süreçleriyle ilişkilendiriyor olmam.
C: "Düşünüşün" enerji olduğunu nasıl biliyorsun?
S: (V) Tam olarak o olduğunu sanmıyorum. Sadece tahmin yürütüp hakkında düşünüyorum.
C: "Kullanım"a ne dersiniz? (ç.n.: utilization: faydalanım/yararlanım)
S: (V) Peki, nedir enerji? Atomu ve çekirdeği biliyorum ve enerji fiziğini temel düzeyde anlıyorum, ama
bahsettiğiniz şey bu mu?
C: Bir örnek: Işık, çekimin enerjisel ifadesidir. Çekimin kullanılması ışık "üretir."
S: (A) Sorun şu ki, kavramları tanımlayamıyoruz. Bunları çok genel bir çerçevede tanımlayıp diğer
kavramlarla ilişkilerini kuruyoruz ve bir kelimenin doğru kullanımının ve yanlış kullanımının ne olduğunu ifade ediyoruz. Bu matematikte böyle değil. Matematikte herşey ilkel kavramlarla tanımlanıyor. Burada ilkel kavramların ne olduğunu bilmiyoruz. Işık diyoruz ve ışığın bir enerji ifadesi olduğunu söylüyoruz. Peki ışığın en temel özelliği nedir? Fizikten öğrendiklerin üzerinde düşünebiliyorsun. Fiziğe göre, biliyorsun ki ışığın kütlesi yok; ışık saf enerji kuantumu. Bunun ne anlama geldiğini gerçekten bilmiyoruz. Işık abzorbe edildiğinde fiziksel bir etkisi var ama bu arada nereye gidiyor? Işık kütle değil. Enerji gibi sana çarpabilen birşey ama somut birşey değil, saf enerji. Sonra görelilik teorisinden biliyoruz ki, ışık 4 boyutlu Einstein uzayında bir noktadan bir noktaya seyahat ederken, o 4. boyutta ölçülen mesafe sıfır. Eğer bir ışık huzmesinin üzerine oturursan, anında her yerdesin. Seyahat eden ışık için zaman yok. Enerji. Zaman ancak kütle için geçerli. Kütle zamanın ne olduğunu anlıyor. Işık için herşey eşzamanlı. Yani enerjiyi tanımlayamıyor gibi görünsek de, enerjinin ne olduğunu az çok öğreniyoruz.
C: Ve tahmin ettiğiniz gibi, bilinç, bir enerji ifadesi olarak ışıktan "önce geliyor." Yani soru şu: Sizin
ölçümleriniz ne kadar geçerli?

S: (A) Kasyopyalılar için bir test sorum var. Şu iki olasılıktan hangisi doğru: a) Belirli koşullarda enerji bilinç yaratabilir. b) Belirli koşullarda bilinç enerji yaratabilir.
C: B: bilinç enerji yaratabilir.
S: (V) Işık aynı zamanda bilgi değil mi?
C: Işık kullanım/yararlanımdır.
S: (V) Tamam, ışık yararlanım. Bu nasıl yapılıyor? Bir süreç mi? "ışığın kullanımı" deyince daha iyi anlıyorum.
C: Işığı ne için kullanırsınız?
S: (V) Bilinci arttırmak için. Farkındalığı arttırmak için.
C: Işık bilinci nasıl arttırır?
-----------------------------------------------------------
S: (L) O halde bir sonraki soru şu: "cinsel merkez" denen merkez enerjisini nereden alıyor?
C: Cinsel merkez, "dişil" yaratıcı "Seni seviyorum" düşüncesi içinde, 7. yoğunlukla doğrudan temas içindedir.Kısıtlanmanın giderilmesini sağlayan "Tanrısal nefes." Nabız. Değişken Çekim Dalgaları.
-----------------------------------------------------------------
S: (A) Uzun bir süre önce bilincin matematiksel olarak modellenmesi hakkında bir soru sormuştum ve cevap "çekim geometrik modelinin ters temsilini gözünde canlandır" idi ve bu beni bilincin geometrik modeline yönlendirecekti. Ama ters temsilin ne anlama geldiğini bulamadım. Peki nedir bu?
C: O çekim modeli için bir denklemin var mı?
S: Hayır, herhangi bir denklemim yok. Model bir model ve çok farklı denklemlere sahip olabilir. Denklem,modelin bir şekilde veya başka bir şekilde çalışmasını sağlayan ilave bir şeydir.
C: Denklemi bul ve sonra "ters çevir".
S: (A) Tamam, diyelim ki denklemi buldum; hala denklemi nasıl ters çevireceğimi bilmiyorum. Geriye mi okumalı? Alt-üst olarak ters çevirmek mi?
C: Çekim, "ifade edilen" bilinçtir.
------------------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A---) Ben Chaco Kanyonu'nu soracaktım. Oradaki
yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A---) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir "konferans merkezi" gibi.
S: (A---) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve "yolculuk".
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A--l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A---) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A---) Bu insanlar nereden geliyordu?

C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ...(A--l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) "Kozmik çevre" dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A--l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A--l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A--l) Ben? (J) A--l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ... (A--l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A--l)
Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A--) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A---) Tamam,bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A---) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A---) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A---) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A---) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A--l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A---) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A---) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz.
S: (DD) Fransızcamı beş yıldır ilerletmeye çalışıyorum! (gülüşme) (A--l) Bu çekim değişikliği ne zaman olacak?
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu çirkin olacak. Ama biz yeni bir dünyaya yöneliyoruz. Tamam, diğer sorulara geçelim. (Ark) Benim bir sorum var. Bunu açıklamam gerekiyor. 2004 yılında Paris'te ESA tarafından uzaya gönderilmiş olan kozmik bir sondayla ilgili ilginç birşey oldu iki hafta önce. Bu sondanın dünyaya doğru gelen bir komete ulaşması gerekiyor. 2014 yılında o komete ulaşması ve eşlik etmesi planlanıyor. Bu sonda 2005 ve 2007 yıllarında dünyanın çok yakınından geçti. Normal plana göre bazı salınımlar yapacak, hızlanacak ve komete ulaşacak. 2005 ve 2007 yılında sonda bu sallanışlarını yaparken "sallanma anormallikleri" denen birşey gözlemlendi. Arizona'daki bir radar istasyonu gözlemledi bu anormallikleri. Sonra da başka bir istasyonda. Sonra Avustralya'da. Sonda anormal şekilde bazı savrulmalar ve yörünge dışına çıkışlar yaşıyor gibi görünüyor ve kimse bunu açıklayamıyor. İki kere oldu. En son üçüncü olarak da iki hafta önce 13 Kasım'da olması bekleniyordu. Bunu izlemek, takip etmek için hazırlık yapıldı. Ama bu sefer hiçbir anormallik olmadı! Anormal bir anormallikti bu! (gülüşme) Bu durum Galileo ve diğer Amerikan sondalarının da başına geldi. Bunu açıklamak için neredeyse yirmi farklı teori var: "Yeni bir çekim teorisine mi ihtiyacımız var? Einstein yanıldı mı? Karanlık madde mi? Makroskopik kuantum fenomeni mi?" Sonuçta anormal bir savrulma oldu. Ani bir hız değişimi. Sorum şu: kimsenin anlamlandıramadığı bu tür anomalilere neden olan şey konusunda bir ipucu verebilir misiniz?
: Kısmen çekimsel ve kısmen de gözlemsel; gözlem çekimi arttırabilir veya iptal edebilir. Zihnin ve
beklentinin gücü; bundan bir ders alın!
S: (L) Bekleme! (gülüşme) Beklersen, beklediğin şeyi iptal edersin. Çok tuhaf! (Allen) Yani eğer gözlüyorsan onu güçlendiriyorsun. Ama beklentiyle yaklaşıyorsan, beklediğin şeyi iptal ediyorsun, öyle mi? (L) Gözlem beklentisel olabilir de olmayabilir de. [ç.n. katılımcılar arası konuşmaların bir bölümü atlandı]
C: Paleo-Hıristiyanlık kilisesinin tüm üyelerinin bu faktörleri göz önünde bulundurması gerekiyor. Hepiniz yeni bir hayatın eşiğindesiniz. Evrenin ne yapabileceğini ve ne yapacağını tahmin etmeyin, sadece sizden istenen işi yapın, o zaman dalga gelip sizle buluşacak ve sizi yükseltecek. (ç.n.: anticipation:tahmin/beklenti)
S: ... (L) Yani en iyisi dikkatini gerçekliğe vermek, şimdi ve buradaki gerçeklikle en etkili şekilde ilgilenmek ve evrenin kendi işini yapmasına izin vermek. Sen kendi işini yaptığın sürece o da...
C: Evet.
S: (Ark) Ama sanırım farklı beklenti türleri var. Düşün ki biri bir kaza yapacağını tahmin ediyor ve bu
tahmin/beklentisinin bir kaza meydana getirmesinden korkuyor. Ama farklı bir beklenti/tahmin türü var.
Kazanın olma İHTİMALİ olduğunu tahmin ediyorum ve o yüzden çok dikkatli oluyorum, herşeyi izliyorum,aşırı heyecanlanmıyorum, anlıyor musunuz? Öyle birşeyin olma ihtimali olduğunu tahmin ediyorum sadece, bunda bir sorun yok. (C---) Korkmuyorsun. (L) Tahmin/beklenti ile hazırlıklı olmak arasında ince bir ayrım var gibi görünüyor. (A---) Korku ile endişe arasındaki fark gibi. (Joe) Belki beklenti yeni bir hayat veya iyi birşeyin beklentisi ile sınırlandırılabilir ama bunun nasıl olacağını, ne olduğunu bilemezsin. (L) Bunu zihninde sınırlamaman, şekillendirmemen gerekiyor. (Joe) Dedikleri gibi, eğer herkes kendinden istenen şeye adanırsa...
C: Yapılması gereken çok iş var!
S: (C---) Endişelenmeye vakit yok! (I---) Beklenti/tahminle ilgili mesele, farklı olasılıklara açık olup olmamakla ilgili belki de? Beklenti yoluyla sadece tek bir olasılık üzerinde odaklandığında sonuçları beklentinden farklı bir yönde değiştiriyorsun... (L) Evet, seçenekleri daraltıyorsun. (Joe) O halde sonsuz sayıda şey olabileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. (L) Evet. ... (Allen) Birşey olacak sonuçta! (gülüşme) (I---)
Hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmadan bu dalga konusunda bu kadar heyecanlanan New Age'cilere
ne dersiniz. Bu da bir beklenti türü...
C: Eğer o dalgada sörf yapmak istiyorlarsa, buna hazırlanmak için çalışmaları gerekiyor. Buna uyumlanmak için EIRIU EOLAS programını yapmaları gerekiyor. Çok sayıda kişisel dalgacıklar hiçbir şeyi değiştirmez. 4KH bunu biliyor ve parçalanmalar meydana getirmeye çalışmalarının nedeni bu. Ayrıca gizli negatif duygular tarafından ezilme riskine girmeye değmez, o yüzden en iyisi onları temizlemek. Sonradan üzülmemek için baştan tedbir almak!!!!
---------------------------------------------------------------
C: Dünyasal/Evrensel önemde şeyler üzerinde "konsantre" olmayı çok isteriz. Manto tabakası durduğunda veya yavaşladığında ama yerkabuğu durmadığında veya yavaşlamadığında sizce ne olur?
S: (L) Frank de önceki gece bununla ilgili bir rüya görmüştü. (T) Mantonun yavaşlaması hakkında mı?
Tamam, eğer manto yavaşlarsa ama kabuk yavaşlamazsa... (L) Bir kase çorba taşırken birden durmak
gibi... (T) Dökülür çünkü yüzey hareket etmeye devam ediyor... Tüm okyanusların suyunun etrafa
dağılması mı?
C: Hayır.
S: (L) Çok sayıda deprem mi?
C: Belki ama daha büyük resim nedir?
{...}
S: (J) Çekimsel değişiklikler...
C: Daha yakın...
S: (L) Çekim değişiyor, tamam... Çekim azalıyor...
C: Çekimle ilgili verdiğimiz ipucu neydi?
{...}
S: (L) Eğer çekim hafiflerse, ve çekim bağlayıcıysa, o zaman herşey... Ouu, nereye varmamızı istediğinizi anlıyorum. (J) Evet, çekim bağlayıcı. Çekim olmazsa herşey dağılır...
C: "Dağılmaz" canım, herşey "açılır!"
S: (L) Açıldığı zaman ne olur?
C: Değişim.

S: (L) Yani bu kozmik olay, buna hazır olan ve bunu pozitif bir şekilde deneyimlemeye hazırlanan insanlar için değişimin katalizörü...
C: Gibi, ama hatırla... "Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. Yazdığın "Nuh
Sendromu" temelde "kötü" ile iyi arasında bir ayrım ima ediyordu. Hazır oluş bu ayrımları tanımaz!
S: (L) Hazır olmak ne anlama geliyor?
C: İster BH ister KH olsun, bir sonraki yoğunluk seviyesine dönüşümün eşiğinde olmak. Görüyorsunuz ya, dönüşüm dengeyi koruyor!
------------------------------------------------------------------------
S: (Belibaste) Daha negatif. Tamam. Bir veya birden fazla birey tıpkı o lokasyon gibi bu tür göksel cisimleri kendilerine çekebilir mi?
C: Evet.
S: (Belibaste) Bireysel veya kitlesel olarak elektrik yükleri farklı olduğu için mi?
C: Sadece elektrik akımı değil. Bu tür şeylerin bazılarının tezahür ettiği, daha doğrusu "yönlendirildiği"
alemde bilgi kraldır.
S: (L) Yani eğer bir grup birey gerçeğe dik bilgiler, yani yalanlar toplayıp biriktirirse, bu durum meteoritlere veya komet cisimlerine olan çekimi artırır mı?
C: Evet.
S: (Belibaste) Bunun mekanizması nedir?
C: Az önce diğer aleme referansta bulunduk... Çekim dalgaları.
S: (L) Çekim dalgalarının farklı bir alemin özelliği olduğunu mu söylüyorsunuz?

C: Çoğunlukla.
-----------------------------------------------------------------------
(trendsetter37) K'lar çekimi bir "büyük eşitleyici" ve "gerçekliğimizin bağlayıcısı" olarak tanımlamıştı ama acaba çekim tek yönlü bir artış kavramından ziyade bir denge işlevi mi?
C: Sorunun kalıbına göre cevap verecek olursak, daha çok "dengeyle" ilgili.
---------------------------------------------------------------------------
(Ark) Tamam. Sonra bir noktada bilinç hakkında birşeyler sormuştum. Ve çekimin
formülünü tersine çevirebilirsem bilinci anlayabileceğim şeklinde bir yanıt verildi.
Ancak Einstein'a göre çekimin formülü yine zamanın bir boyut olduğu uzay-zamana
dayalı. Uzaya ve zamana dayandığı için başından itibaren yanlış olan birşeyi nasıl
ters çevirebilirim?
C: Zamanın yerine bilinci koy.
-------------------------------------------------