RA Bilgileri 1 - Cevaplanacaklar

Başlatan Astre, 06 Kasım 2017, 14:45:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#60
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Forumdan çıkamıyorum resmen :) Çok fazla bilgi var. Çok üst düzey tartışmalar var. Beynim yandı resmen. Uykuda bile kafamda sorular dönüyor. Ra-1 ve Ruhların yolculuğunu bitirdim. Tam sorularımı sorayım dedim. Baktım bunun konusunu da açmışsınız. Tam olarak başkalarına hizmet grubusunuz gerçekten çok süper.
Umarım kendini çok zorlamıyorsundur sybleman! :) Bu arada hem Ra'nın hem de K'ların açıklamalarına göre, BH kutbiyetimizi %51 düzeyine çıkarıp 4y'ye (4. Yoğunluğa) mezun olana kadar hepimiz teknik olarak KH varlıkları olarak kalacağız. "KH'yiz" derken, bu ille de "negatifliğe, kötülüğe adanıyoruz" demek değil elbette. Genel olarak KH kutbiyetimizi giderek azaltıp BH kutbiyetimizi giderek artırıyor olabiliriz ve bu da zaten genel itibariyle pozitif eğilimli olmak demek. Ama o pozitif eğilim %51 düzeyine ulaşana ve böylece geridönüşsüz bir kalıcılığa erişine kadar teknik olarak "KH"yiz hepimiz. Yani, çok ilginç ve hatta yanlış gelebilir ama evrensel standartlara göre şu anda hiçbirimizin BH kutbiyeti, yani gerçek pozitifliği %51 düzeyine ulaşmış değil. Gerçi K'lar "BH sızıntısı" gibi bir deneyimden bahsediyor. Bu bana şunu düşündürüyor; bazen BH kutbiyetimiz aslında gayet yüksek, ileri seviyelere sıçrıyor olabilir ama sanıyorum ki önemli olan kalıcı manada veya ortalamada kaç olduğu. Sanırım şunu hepimiz kabul ederiz ki, zamanımızın veya deneyimlerimizin çoğunda çok yüksek pozitiflik düzeylerini, "Başkalarına Hizmet" modunu sürdüremiyoruz kalıcı bir şekilde. Hatta genellikle gayet negatif frekanslarla iştigal ettiğimizi de sanırım hepimiz veya çoğumuz kabul eder. İşte, %51 BH'ye ulaşmak deyince, bu o düzeyin altına bir daha hiç inmemek demek aslında. Kalıcı olarak BH frekansları dahiline veya "BH alemine" girmek demek. Ve elimizdeki kaynaklara göre, hiçbirimizin kalıcı BH kutbiyet derecesi %51'e ulaşmış değil henüz.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Benim özde anladığım ve aslında hep merak ettiğim nasıl yükseliriz? kendimizi nasıl geliştiririz? Teknik bilgilerle çok kafamı yormadan. İşin ruhsal boyutuna dalmayı seçtim.

Sanki özünde bizden istenen saf sevgiye ulaşabilmek. Bunun için egzersizler yapmamızı istemişler. Dengeyi bulun demişler. Korkudan ve stresten uzak durun demişler. Sanırım işin özeti bu gibi. Yanlış anladıysam lütfen yazın.
Evet, bu forumda aslında hepimiz aynı sorunun cevaplarına erişme veya faaliyetlerimizi bu doğrultuda yoğunlaştırma arayışındayız. Nasıl yükseliriz? Nasıl ilerleriz? İyiye, doğruya, güzele nasıl ulaşırız?

Geçenlerde Qui arkadaşımızla bir diyalog sürecinde K celselerinden şu alıntıyı hatırlattı:

Alıntı Yap
Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4. yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür.


Öncesinde ben de bu pozitif duygu meselesiyle ilgili olarak şu alıntıyı yapmıştım:

Alıntı Yap
S: (T) Bunu içimdeki implantlarla mı yapıyorlar?

C: Hepsi sürecin birer parçası.

S: (T) Bende implant var mı?

C: Evet.

S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi sağlıyor?

C: Kontrol değil, etki.

S: (T) Kontrol değil, etki. Ama örneğin kızdığım zaman kısa süre için kızgın oluyorum ama bu teknolojiyi kullanarak daha uzun süre kızgın kalmamı sağlayabiliyorlar, öyle mi?

C: Evet. Bilgi korur, bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır.

S: (T) Vücudumdaki implantları üzerinden enerjilerimi geri alabilir miyim?

C: Gerekli değil.

S: (T) Yani eğer kızgınlaşırsam ve olmam gerekenden daha fazla kızgınlaştığımın farkına varırsam ve bunu daha olumlu birşeye dönüştürürsem ve cihazları sonuna kadar açıkken bu olumlu enerjiyi onlara yönlendirirsem ne olur? Morallerini bozabilir miyim?

C: Bunu yaptığında ateşe ateşle karşılık veriyor olursun.

S: (T) Peki yapmamız gereken şey bu değil mi?

C: Açık. Deyim neyi ima ediyor?

S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme isteği duymazsın.

C: Bingo.

S: (J) Enerjiyi pozitif birşeye yönlendirmek. (F) Ateşe ateşle karşılık vererek savaşamazsın. (L) Gerçekte savaşabilirsin. (T) Varmak istediğim yer şu; bu mümkün mü, yani duygusal durumunu onların umduğunun aksine pozitif birşeye çevirip onlara göndermek. Bu mümkün mü?

C: Neden?

S: (T) Karşılık vermek ve yaptıklarını bir de kendilerinin tatmasını sağlamak için. (J) Onlarla savaşa mı girmek istiyorsun? O durumda hala enerjinle onları besliyor olursun. (L) Yapabileceğin tek değişiklik duygunun yönünü çevirmek ve huzurlu olmak. Eğer gerçek huzuru hissediyorsan...

C: 4. yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.

S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3. yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...

C: Evet.

S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.

C: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?

S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.

C: Ne?

S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?

C: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?

S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.

C: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.

S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.

C: Hayır.

S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.

C: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.

S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?

C: Onları iptal eder.

S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?

C: Evet.

S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?

C: Başka yere giderler.

S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklı mıyım?

C: Aynen öyle.


Burada "implant" derken, negatif dünyadışı varlıkların vücudumuza yerleştirdikleri iddia edilen, tespit edilmesi çok zor minik çipler kastediliyor.

Sen, teknik bilgilerle boğuşmak yerine işin ruhsal yönüne odaklanmak istiyorum deyince bu hususlar geldi aklıma. Ama celselerde bize hatırlatılan önemli bir husus var. KH'ye körlük taslama hatasına düşmemek. Yani kendimizi yapay bir pozitiflik balonu içine sokup dünyada (kendi hayatımız da dahil) dönen diz boyu, hatta gırtlak boyu negatiflik bataklığına karşı "görmüyorum, duymuyorum, hakkında konuşmuyorum" şeklinde bir üç maymunculuk oynamamak gerekiyor. Yani dünyada ve bizzat kendi hayatımızda olan biten epeyce negatifliği görmezden gelemeyiz. Bunlardan, bunlarla yüzleşmekten, bunları anlamaya çalışmaktan kaçmaya çalışmamalıyız. Yani hayatımızın hikayesini çözmemiz, netleştirmemiz gerekiyor.



Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Ve şimdi anlıyorum ki. geçmiş yaşamdaki birlik bilincine sahip yaşantımı bu duyguyu hatırlayabileyim diye bana tekrar yaşattılar. Resmen yaşadım hissettim. Diğer kötü rüyalarımın da hep kendine hizmet grupları tarafından yapıldığını anlıyorum. bunları dikkate almamak lazım gibi duruyor. pozitife gitmeye çalıştıkça içimize korku ve endişe vermek amaçlı yapılıyor gibi.
Geçmiş yaşamlarda mutlaka epeyce kötü şey de yaşamışızdır ve tüm deneyimler gibi bu deneyimler de epeyce bilgiyle, dersle yüklüdür. Bize bir sürü kötü şey yapılmış olabileceği gibi biz de başkalarına bilinçli veya yarıbilinçli bir şekilde epeyce kötülük yapmış olabiliriz. Ve bunlarla ilgili hatırlayışlar, sezgiler, görüntüler, rüyalar vs. bize kendimizi çok kötü hissettirebilir ama bunlarla bir şekilde yüzleşmemiz, uzlaşmamız gerekiyor olabilir. Negatif içerikli rüyaların, vizyonların, hatırlayışların ille de KH güçlerince tasarlanıp bize dayatılan sahtelikler olduğunu varsaymak hatalı olabilir. Ama öyle olmadığını varsaymak da hatalı olabilir. Öyle olabilir de, olmayabilir de. Ayırt etmeye çalışmak gerek. Ama bence şurası kesin ki, KH varlıkları daima KH kutbiyetimizi artırmak, BH kutbiyetimizi azaltmak ister. Bunun için elbette bilincimiz üzerinde çeşitli oyunlar oynamaya, programlamalar yapmaya çalışırlar. Belki özellikle de zayıf zamanlarımızda. Nitekim, geçmişimizle veya şimdimizle ilgili olarak bize kendimizi çok olumsuz hissettiren deneyimler hakkında düşünürken, KH varlıkları bu olumsuz hisleri tırmandırmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Suçluluk ve kendini cezalandırma duygumuzu veya duruma göre nefret ve yıkıcılık duygumuzu ellerinden geldiğince tırmandırmaya çalışacaklardır. Yani iyimserliği, ümidi, sevinci, huzuru yok etmeye çalışacaklardır. Buna mümkün olduğu ölçüde dikkat etmek gerek. Bu hayat veya geçmiş hayatlarla ilgili aklımıza gelen şeyler ne kadar negatif içerikli olursa olsun, şimdi ve burada belki de en önemli husus, ümidimizi, iyimserliğimizi kaybetmemektir. Yukarıdaki celse alıntıları çok anlamlı bu hususta.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Tarihle ilgili de aslında bir çok takıldığım noktayı açmışlar. Dünyada ilk bedenlenme olayı biraz kapalı geldi. Farklı gezegenlerden gelenler var. Mu ve atlantisden bahsedilmiş. O kısımlar da çok net. Ama ilk olarak gelenlere uygun bedenin bir tek bu olduğu gibi bişey vardı. Orayı da tam anlayamadım.
Bu konulara dair neler anlatıldığı neredeyse hiç kalmamış aklımda :(



Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Karantina olayına tam müdahale etmemeleri biraz tuhaf geldi? Neden sınırlı müdahale var engelleme yok.
Karantina (pozitif güçlerin negatif güçlerce dünya insanlığına yapılmaya çalışılan müdahaleleri önemli ölçüde engellemesi) konusu K celselerinde hiç geçmiş miydi hatırlamıyorum. Ra'da hakkında epeyce şey konuşulmuş. Her iki kaynakta geçen en önemli kavramlardan biri "Özgür İrade". Dünyadışı hem pozitif hem negatif bazı varlık grupları, insanlığı kendi kutbiyetlerine çekmek (KH'leştirmek veya BH'leştirmek) için çeşitli faaliyetlerde bulunuyor gibi görünüyor. Bu faaliyetlerin çoğu bilinçliden ziyade bilinçaltında oluyor muhtemelen. Dünya insanlığının genelinde KH kutbiyeti (ego) oldukça yüksek olduğu için, bu durum negatif varlıkların insanlara (veya insanların negatif varlıklara ve telepatik mesajlarına) daha kolayca erişmesini sağlıyor sanırım. Ra bu konuda şöyle bir şey söylüyor:

Alıntı Yap
SORU: O halde bu pencere dengelemesi, Koruyucular'ın, koruyucu perde (karantina) vasıtasıyla Orion temasını tamamen bertaraf ederek kendi pozitif kutuplaşmalarını zayıflatmalarını da önlüyor, öyle mi?

RA: Kısmen doğru. Aslında, dengeleme eşit oranda pozitif ve negatif  akımlara izin verir, bunlar da toplumsal bileşimi oluşturan varlıklar
tarafından dengelenirler. Sizin gezegeninizde ise toplumsal bileşiminizin daha çok negatif eğilimli olmasından dolayı, daha az negatif bilgi ya da dürtü gerekmektedir.

SORU: Bu yolla toplam özgür irade dengelenmiş olacak ve böylece, bireyler başkalarına ya da kendilerine hizmet yolunu seçmek için eşit fırsata sahip olacaklardır. Doğru mu?

RA: Söylediğiniz doğrudur.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Acaba doğru mu anladıklarım diye araştırırken bir youtube kalanı buldum

https://www.youtube.com/watch?v=6hv3LqDtKtM&ab_channel=Zeynep%E2%80%99leKi%C5%9FiselGeli%C5%9Fim

özetlemiş konuyu. takip eden var mı acaba?
İlk defa görüyorum bu kanalı. YouTube'da Ra Bilgileri'ni derinlemesine bir şekilde ele alan Türkçe kanal yok gibi. Tek tük birkaç videoda kısa sayılabilecek incelemelere rastlayabildim şimdiye kadar. Bu Zeynep adlı arkadaşın yaptığı değerlendirme fena değil bence. Kavrayışı iyi ve eğilim itibariyle de gayet pozitif göründü bana, ilk bakışta. Tartışılabilecek ayrıntılar olabilir tabi, genel itibariyle iyi bir inceleme gibi geldi bana.


bozadi

#61
Bu arada, sybleman, hem sana hem de forumu veya celseleri üye olarak veya olmadan takip eden ve Kasyopya celselerini okuyacak arkadaşlara şu uyarıda bulunmak istiyorum. Celselerin bazı kısımlarında, negatif dünyadışı varlıkların insanlara yaptıkları işkencelerle ilgili tasvirler veya KH varlıklarının dünyaya inmesi durumunda hayatımıza nasıl egemen olabilecekleriyle ilgili bazı kehanetler (ve benzer birkaç başka husus), okuyanlar için oldukça moral bozucu, ürkütücü, üzücü olabilir. Kasyopya celselerinde sizi çok üzebilecek, çok rahatsız edebilecek kısımları mümkün olduğunca atlayarak okumaya devam etmenizi tavsiye ederim çünkü eğer sırf öyle kısımlar yüzünden celseleri okumaktan vazgeçerseniz, sonraki çok değerli birçok bilgiden, ilhamdan mahrum kalabilirsiniz. Hayatta ilerlemek, yükselmek için ille o bilgilere, ilhamlara ihticınız olduğunu iddia etmiyorum tabi ki. Sadece normalde celseler çok ilgi çekici, ilham verici, yapıcı geldiği halde sırf bazı çok moral bozucu tasvirler yüzünden bırakmama anlamında tavsiyede bulunmak istiyorum. Korkutucu, üzücü, moral bozucu bilgilerin en azından bir kısmının "yanlış" bilgi olması muhtemeldir. Ama hepsi yanlış olmayabilir. Bunları ayırt etmek, tartışmak gerekiyor elbette.

Bir de şu hususu vurgulmak isterim: Ben şahsen K celselerinin tıpkı Ra gibi son derece pozitif eğilimli varlıklar tarafından bize aktarılmış bilgiler olduğuna inanıyorum. KH varlıkları, bu bilgilere yeni yeni ilgi duyan, araştıran ve bunları bu gibi ortamlarda tartışma isteği duyan kişilerin moralini bozmak, bundan vazgeçirmek için psişik baskılarını, saldırılarını artırabilirler. Buna karşı elden geldiğince dikkatli ve sabırlı olmakta fayda var. Elbette negatif varlıklar sadece bu celseleri okuyan, tartışanları değil, pozitif eğilimlerini artırmaya çalışan herkesi bundan caydırmaya, morallerini bozmaya, iyimserliklerini azaltmaya, pozitiflik iradelerini kırmaya, onları egosallaştırmaya, KH'leştirmeye çalışacaktır. Bilgisini sürekli artırmaya gayret ederek, K'ların deyişiyle "ağ çalışması" (networking) yaparak, yani diğer insanlarla bu ve aslında tüm konularda pozitif yönde işbirliği yapmaya çalışarak, KH varlıklarının moralimizi bozma ve bizi yolumuzdan saptırma amacıyla uyguladıkları psişik baskı ve işkencelere karşı direncimizi artırabiliriz.

Ra olsun, K celseleri olsun, diğer benzer bilgiler olsun, eğer bunlar bilincimize çok ağır gelip de yıpratıcı etkiler yapmaya başlarsa, elbette okumaya ara vermek veya okuma (bilince alma) hızını düşürmek faydalı olabilir.

sybleman

#62
Evet okuma hızı konusunda çok haklısın. Bence de ara verip sindirmek gerekiyor gibi. Çok bilgi var. Üstünde düşünmek, eski bilgilerle harmanlamak lazım.

Biraz empat bir kişiliğim var. Haberleri izleyemem mesela. Kötü haber görmeye dayanamıyorum. Bir hafta aklımdan gitmez o görüntüler. Kitap okurken de aynı durum, biraz fazla içselleştiriyorum.

Bahsettiğin celseleri hızlı geçebilirim. Daha iyi olur.

Bir de ra bilgilerinde bizim dünyamıza enkarne olduklarından, bizim dünyamızın çok zor olduğundan bahsediyorlardı. Çok acılar görmüşler, çok zorluk çekmişler gibi bir cümle vardı. Gerçekten de öyle. Bir de beni çok etkileyen. Dünyaya gelince insanların kendilerine daha çok vakit kalması için bazı şeylere müdahale etmişler. Teknoloji sağlamışlar, ömürlerini uzatmaya çalışmışlar, bizim ömrümüzün yetmediğini yazmışlar. Aslında benim de en çok aklıma takılan ve günlük yaşamdan beni uzaklaştıran nokta bu. Hep uğraştığım iş veya günlük işlerim angarya işler boş işler gibi gelmeye  başladı. Boş sohbetler, boş tv programları bilmiyorum. Zaman kaybı. Onun yerine insan yanlız kalıp düşünmeli, öğrenmeli, doğaya açılmalı, sessizliği tatmalı gibi geliyor. Sessizliği daha çok arıyorum. Kendimizle ilgilenmek için daha çok zamanımız olmalı. Gündelik hayata bu kadar gömülerek sanki hiç bir yere varamıyoruz gibi.

Ruhun yolculuğunda çok net hayal edebildim, duygular ve geçişler. Çok sevgi dolu bir yolculuk. Herşey çok mantıklı. Yaradanın sevgisini herşeyde hissedebilmek var. Ruhların birbirine her koşulda olan sevgisi var. Yargılamadan arkadaş olmak var.

Tamamen gündelik hayattan kopmadan , yapılan kötülüklere sessiz kalmadan demişsin. Çok doğru.

Bahsettiğim kanalda çakralardan bahsetmişti arkadaş. Yani söylediği kadarıyla benim her çakrada bi bozukluk var [:D] meditasyon olayı bana hep çok uzak geldi. Ona da deneyelim bakalım. Herşeyi deniyorum hangisi iyi gelirse.[:D]

Dionysos

#63
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman[/i]
Ra-1 ve Ruhların yolculuğunu bitirdim. Tam sorularımı sorayım dedim.

Forumun ya da burada ortak tartıştığımız, görüştüğümüz konuların ana parçası kabul ettiğimizi düşündüğüm Kasyopya verisini öncelikle bütünüyle okumayı (gözden geçirmeyi) tavsiye ederim. Doğal olarak sorulara yanıtların ora olabileceğini ve daha açığı bu okumanın bizlerin ne düşündüğüne dair de veri sağlayabileceğini hatta bu nedenle neredeyse özel bir soruya da gerek kalmayacağını düşünüyorum..

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Benim özde anladığım ve aslında hep merak ettiğim nasıl yükseliriz? kendimizi nasıl geliştiririz?

Birlikte.. Bilmiyorum.
Yükselme kavramına geçmişte ben de odaklanmıştım. Kasyopya okuması ve okumanın yıllar içinde sindirilmesiyle kavram farklı bir biçime dönüştü ya da vizyon değişikliği yaşadım diyebilirim

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen syblemanİşin ruhsal boyutuna dalmayı seçtim.

Kasyopyadaki ruhsal boyut oldukça farklı. İçinde yaşanılan dünyanın ve onun olaylarının tam bir farkındalığı .., bu olan biten herşeye dikkat demek .
Kasyopyaya göre sanırım politikadan bilime her şey ruhsal çabanın bir parçası olabilir

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Sanki özünde bizden istenen saf sevgiye ulaşabilmek.

Kasyopya özelinde bakarsak bizden bir şey istenmiyor

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Bunun için egzersizler yapmamızı istemişler. Dengeyi bulun demişler. Korkudan ve stresten uzak durun demişler. Sanırım işin özeti bu gibi. Yanlış anladıysam lütfen yazın.
 Ama ilk olarak gelenlere uygun bedenin bir tek bu olduğu gibi bişey vardı. Orayı da tam anlayamadım. Karantina olayına tam müdahale etmemeleri biraz tuhaf geldi? Neden sınırlı müdahale var engelleme yok.


Kasyopya bizden bilgilenmemizi istiyor ya da bunu tavsiye ediyor. Aslında isteme değil. Kasyopya bizi bilginin koruyacağını ve bilginin tek bir kaynakta olmadığını ama bizi koruyacak/bilgilendirecek türde bir bilginin oradan o kaynaktan da aktarıldığını söyler.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen syblemanSanırım işin özeti bu gibi.

Kasyopya için işin özeti yukarıda saydığım gibi denemez ama daha yakın

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Yanlış anladıysam lütfen yazın.
 Ama ilk olarak gelenlere uygun bedenin bir tek bu olduğu gibi bişey vardı. Orayı da tam anlayamadım. Karantina olayına tam müdahale etmemeleri biraz tuhaf geldi? Neden sınırlı müdahale var engelleme yok.


Uygun bedenin o olmasıyla ilgili alıntı paylaşabilir misiniz?

Karantina kavramı RA bilgilerinden mi alındı. Karantina kavramı UFO'cuların kavramı, kafa karıştırma ile karışıklığı arası bir şey ya da 4 KH frekans çitinin bozuk/yanlış bir biçimde ifadesi ya da açıklanması olabilir.

BH'ın müdahalesizliği doğası öyle olması gereği ya da özgür iradeye ve doğal olaylara yani olan gerçekliğe müdahale etmeme ya da müdahalenin  bizim üstümüzden yapılabilmesi. Bilgi verme vb anlamında. Celseler (Kasyopya) bir ölçüde anlatıyor.

Gökte dünyaya yardım edecek uzaylılar, filolar konfederasyon gibi şeyler bize göre dezenformasyon, pasif kalmayı sağlar ve onlara boyun eğmeyi..

Birilerine müdahale edilmesi gerektiği gibi kavramlar (bize göre UFOCU yanılsamalar) Kasyopya okunursa buharlaşacak
KH uygarlığı (4 KH) kendi çökerek kendi sonunu görerek akıllanırsa akıllanacak yani ders alarak alırsa alacak akıllanacak. Yani bu bir ölçüde BH yolunu kavraması olurdu. -Müdahale.
Bu anlamda müdahale deme 4 KH a BH öğret demek gibi

Karantina da değiliz. Bunlar doğal koşullarımız ya da gerçekliğimiz (seçtiğimiz, bir müdahaleye gerek çünkü yok biz seçtik) ama bir frekans çitimiz var. Bu bizi çeşit/nevi karantina da tutar m ı? Evet tutar ama anladığımız gibi değil ve sonuçta çiti -karantinayı- yıkacak olan biziz (Kasyopyadaki 200 dançsı fikri. Birleşme. Dillerin ayrışması tersi o halde dillerin birleşmesi o halde insanlığın birleşmesi demek olurdu yani karantinayı bu kaldırır. Başka bir yardıma ihtiyaç yok, kendi gerçekliğimiz)

Biz konusunda bir yanılsama varsa diğerleri adına konuştuğum için değil. Ben kendime biz derim. Doğal konuşma içimden öyle geliyor. Bazen. Her zaman değil. Kendi içimde benim gibi öyle düşünenleri de kapsayarak yalnız hissetmiyorum diyelim, başka bir anlamı yok. (Şarkı diyor ki; "tek başımayım ama çokum") Görüş ve düşünceler bana ait kurumları ya da forumu bağlamaz ya da yansıtmayabilir.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Acaba doğru mu anladıklarım diye araştırırken bir youtube kalanı buldum

https://www.youtube.com/watch?v=6hv3LqDtKtM&ab_channel=Zeynep%E2%80%99leKi%C5%9FiselGeli%C5%9Fim

özetlemiş konuyu. takip eden var mı acaba?

30 dakika o videoya katlanmak istemedim .

Hasat kavramının da Kasyopya okunması ile (eğer okunursa) farklılaşacağını düşünüyoruz.
(Kasyopya ile genel ortak paydalar yakalanırsa yani içeriğe önem verenlerimiz yakınlık duyanlarımız gibi hissedilirse)

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen syblemanTam olarak başkalarına hizmet grubusunuz

Tam olarak kendimize hizmet grubuyuz ama şöyle denebilir. Başkalarına hizmet adaylarıyız. (BH adayı)
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#64
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman
Tam olarak başkalarına hizmet grubusunuz gerçekten çok süper.

Diğerleri adına konuşamam ama bence biz büyük ölçüde bir Kasyopya grubuyuz, forumuyuz. Yani forum düzenli çevirileri paylaşır, celseleri yayınlar ve yorumlar, çoğumuz o celseleri merakla ve dört gözle bekler, celselerdeki ana kavramları yakın uyumlu biçimde benimseriz. Bazılarımız grubun yayım organları olan cassiopaean forum ve sott.net takibi yapıyor yani bu alternatif bilgiler anlamında o ağa yakın hissediyoruz. Şundan söylüyorum.
Hasat kavramı Kasyopya da neredeyse hiç geçmez desem yeri (ya da tam olarak eski ve ondan önceki kaynaklardaki gibi değil, mesela İsa meseli üzerinden göndermeler var ama karmanın adaletini gibi şeyler de var)  ve yükseliş kavramı da aynı ya öyle alınmaz ya da yok gibi. Bir dördüncü yoğunluk ve boyut geçişi kavramı var ama eski "yükseliş" kavramından bambaşka. Yükseliş kavramı seçilmişlerin/seçilenlerin hızlandırılarak diğerlerini yükseltmesi gibi bir tabanı baz alır ve bugün bunu biz dezenformasyon olarak buluyoruz desem yeri.
Kasyopya da doğal ilerleyiş, doğal evrim, doğal kader gibi kavramlar var ve yükselmek için herhangi bir çabaya, özel bir çabaya (bir şeyler yapmaya) ihtiyaç olmadığı vurgulanır.

Biz bence daha ziyade şunlara odaklıyız.

* BH (başkalarına hizmet kavramının/aleminin ve gerçekliğinin kavranması), kavramın anlamı, nasılları, ne olduğu gibi.

* Gerçekliğimizi büyük oranda kontrol eden -tepemizdeki ya da üstümüzdeki- 4 KH'a karşı daha fazla bağımsızlık, özerklik ve özgür irade ele geçirilmesi/kazanma, 
Kendi kontrolünü daha fazla ele alabilme

* 4 KH ın yıkıcı denetim/kontrol ve saldırılarına karşı bilgi, farkındalık ve koruma elde etme

* Genel olarak kasyopya bilgilerinde denen gibi "evrensel bilgi" (evrensel ortak bilgi-leri) edinme, bilgi toplama ve kazanma evrensel kavrayışlar ve genel ilerleme. İlerleme gibi bir kavram bize daha uygun. (İlerleme ruhsal öğrenme gelişim) Yükseliş yerine bu geçebilirdi. Hızlanma, yavaşlama, ilerleme bize daha uygun. Ruhsal gelişim, öğrenme ve bilgi kavramlarını önemseriz.

* Bilgi toplama/edinme yoluyla edinilen güç ve kazanç ,koruma sağlama

Hasat kavramına gelince. Basit algımız. Ne olacak bilmiyoruz. Belki gezegen boyut sınırından geçecek ve bazılarımız (nasıl olduğunu bilmediğimiz bir biçimde bir bölümümüz) gerçeklik değiştirecek (4.yoğunluk olacak) ve bu anlamda bazılarımız kendini yeni bir gerçeğin parçası olarak bulacak. Kalanlar mağara çağında ateşli bir gökyüzüyle yeni bir üçüncü yoğunluk döngüye katılacak. Eskiden kendimizi itekleyerek farklı olanın parçası olma eğilimindeydik artık değil. Şu an örneğin benim için önemli değil. Neyse o ve ne olacaksa o olacak ve olur..
Kasyopyalıların bir sözü vardır. İnsanlar grup olarak birlikten kopmuştur ve grubun başında grup vardır. Yani grup bütün bir parça. Yani biz bir grubuz. Ruh grubu gibi. Parçalı bir birlik gibiyiz.

Seçilmeyeceğiz çünkü seçen yok. KH dezenformasyonları.

(Bu arada kasyopyalı-lar diye bir şey yok ve doğrusu "6. yoğunluk" ya da "6. seviye" ama öyle deriz)

Çoğumuz her anlamda kasyopyadan öğrendiklerimiz anlamında şanslı hissederiz. Bilgilenmiş olma ve hissediş.

Yani hasat kavramının (ona buna hazırlanmanın)  yerini gösterinin (şu an bugün olanın) keyfini çıkarma aldı. Koltuğa/arkana yaslan keyfini çıkar. Bu kasyopyanın lafı.

(Zorlama! yoksa daha kötü (ve zor) olacaktır; yolunu kaybetme riski - kolay olanı ve sana kolay geleni yap.. Bu da K lafı)

Son olarak olarak. Ölüm bir geçiş gibi ama yükseliş gibi de olabilir. Kasyopyadan öğrendiğimiz. Ölürüz ve yeni bir gerçeğin ya da başka bir gezegenin belki de bir BH gerçeğinin de parçası olabiliriz, değişir.
Yine de K'lara göre iki yolu var.  Boyut geçişi ve ölüm.

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#65
Boyut geçişine katılmanın özel bir yolu olmadığı gibi boyut geçişine katılmak için özel bir çabaya -özel- bir şey yapmaya da hem gerek hem ihtiyaç yok -ki boyut geçişine katılmak özel değildir. Doğal süreç.

 Özel zamanlardayız ve hepimiz  özel deneyimler deneyimliyoruz. Biz bir grubuz. Buradan bakın.

Bu kendimiz olarak aynı zamanda diğerleri de olduğumuz (diğerlerinin de biz olduğu) anlamına gelir ve bu yolla deneyimleniyor: Yani insan -grubu- deneyimleyecek: Deneyimleyenin deneyimlemesi grubun deneyimlemesi. Boyut geçişi deneyimini kimin yaşadığı/deneyimlediği önemli değil. İnsan grubu deneyimler, grup olarak. Boyut geçişi deneyimine katılmak için özel bir yöntem yok.

Boyut geçişi deneyimine katılma için bizi seçen -içsel,dışsal- bir seçici yok, diğerleriyle rekabete gerek yok ve doğru ya da uygun kavram bu değil.  Doğal kader, sadece hazır olma ile ilgili. Suyun buharlaşması kadar ve gibi kendi kendine doğal iş oluş: Hazır olan geçecek hazırlık yapmaya gerek yok.

Kasyopya bunu anlatır.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

#66
Ra ile Kasyopya farklı anladığım kadarıyla. Ra'yı bitirip ona da geçmeyi düşünüyorum. Biraz göz gezdirdim ama baştan başlamak lazım.

Ama ra'da bir orandan bile bahsediliyor. %51 bh bile olsa geçebilir diyor. Burada bir seçim söz konusu ra'da. Biz hasat edilen sayısını arttırmak istiyoruz diyorlar. O zaman kasyopya ile ra arasında farklar mevcut temelde..

Karantina sözcüğü ilk kitapta epeyce geçiyor gibi

SORU: Bir'in Yasası'nın özgür irade sapması göz önünde tutulursa,
koruyucular nasıl oluyor da Dünya'yı karantinaya alabiliyorlar? Bu
karantina özgür iradeye uygun mudur?
RA: Koruyucular, bu gezegende bulunan varlıkların özgür irade
sapmalarını koruyorlar. Karantina konulmasına neden olan olaylar, bu
varlıkların özgür iradelerine müdahale edici nitelikte olaylardı.

ilk kitapta 26 kez karantina sözü geçmiş. 2. ve 3. ye yeni geçiyorum.

bedenlenme mevzusu ilk kitapta 114. sayfa civarında vardı.


SORU: Sanırım, Maldek'teki ruhların naklinden önceye dönerek, bu nakil
olayında Bir'in Yasası'nın nasıl uygulandığını ve bu naklin niçin gerekli
olduğunu öğrenirsek bizim için durum daha iyi aydınlanacaktır. Maldek
halkına, gezegenlerini kaybetmelerine yol açacak ne gibi şeyler oldu? Bu
olay ne kadar zaman önce meydana geldi?
RA: Maldek halkı, sizin Atlantis olarak bildiğiniz toplumsal bileşime
oldukça benzeyen bir uygarlığa sahipti. Teknolojik bilgileri çoktu ve bunu,
kürelerini korumayı hiç göz önüne almadan, dikkatsizce kullandılar.
Büyük oranda, sizin negatif kutbiyet ya da kendine hizmet dediğiniz
kavramla ilgili olan düşünceleri, fikirleri ve eylemleri uyguladılar. Ancak,
çoğu zaman bu olayları, bu varlıkların onları olumlu ve başkalarına
hizmet olarak algılamalarına dayanan içten bir inanç/düşünce yapısına
dayanıyordu. Onların biyosferini  tahrip eden ve parçalanmasına neden
olan felaket, sizin savaş dediğiniz olaydan kaynaklanmıştı.
Bu toplumsal bileşimin o zaman emrinde olan teknoloji en üst noktalara
kadar gelişti. Bu sizin zaman ölçünüze göre 705.000 yıl önceydi. Bu
küredeki devreler çok ama çok önce başlamıştı; çünkü bu küre, tek
boyutlu yaşamı desteklemeye uygun hale, güneş sisteminizin
uzay/zaman sürekliliğinin daha erken bir noktasında erişmişti. Oradaki
varlıklar, sözünü ettiğimiz felaket nedeniyle o kadar büyük bir sarsıntı geçirmişler, öylesine büyük bir yara almışlardı ki, sizin toplumsal bileşim düğümü ya da bir korku yumağı diyeceğiniz haldeydiler. Zaman geçti.
Kimse onlara erişemiyordu. Hiçbir varlık onlara yardım edemiyordu.
Sizin zaman ölçünüze göre 600.000 yıl önce, o zamanki Konfederasyon
üyeleri bir toplumsal bellek bileşimi meydana getirmeyi ve korku
yumağını çözmeyi başardılar. O zaman varlıklar, kendilerinin de bilinçli olduklarını anımsayabildiler. Bu farkındalık onları, sizin deyiminizle, düşük astral katlara eriştirdi. Artık koruyucular burada her varlığı, bu travmadan kurtulup iyileşerek bir önceki yaşam/illüzyon bileşiminde deneyimlediği sapmaları inceleyebilecek hale gelinceye kadar destekleyebilirlerdi.

Bu öğrenme/öğretme deneyiminden sonra grup kararı, "karma-hafifletici"
bir tipe bürünmek oldu. Bunun için de, insan olarak kabul edilemeyecek
formlara bürünerek gezegeninizde enkarne oldular. O zamandan beri de
bunu deneyimliyorlar, ta ki bu felaketin neden olduğu sapmaların yerini
daha az çarpıtılmış bir başkalarına hizmet vizyonu ve arzusu alıncaya
kadar da böyle devam edecekler. Bu Maldek deneyimini yaşayan
varlıkların büyük çoğunluğunun bilinçli kararıydı; sonuçta, bu gezegene
nakil işlemi 500.000 yıl önce başladı ve o zaman diliminde bulunabilen
beden tipi kullanıldı.
SORU: O zaman diliminde kullanılabilecek beden tipi, bizim maymun
bedeni dediğimiz tip miydi?
RA: Dediğiniz doğrudur.
 

Hasat'ın nasıl olacağından da iki soruda bahsetmiş

SORU: Bir devrenin bitiminde mezun olunursa ve varlıkların bir
gezegenden diğerine aktarılmaları gerekirse, bunun için hangi araçlar
kullanılır?
RA: Yaratan'ın plânında, akıl/beden/ruh bütünlüğünün ilk adımı,
kendisini, uygun sevgi/ışık anlayışına ulaştırmaktır. Bu, varlığın uygun
şekilde şifa bulması ve giderek her şeyin bütünlüğüne uyum sağlaması
için yapılır. Bu sizin zaman/uzay kavramınıza göre çok değişik süreler
alır. Bu başarıldıktan sonra devreye ait deneyimler çözülür ve filtreden
geçirilirler, öyle ki geriye sadece sapmaların imbikten geçmiş ürünleri,
katışıksız biçimleriyle kalırlar. Bu noktada, hasat edilmiş varlık, kendi
varlığının gereksinim duyduğu yoğunluk derecesini değerlendirir ve ya
aynı devreyi tekrarlamak ya da bir sonraki devreye geçmek için daha
uygun yeni bir ortam seçer. İşte hasat, birçok gözlemci ve koruyucunun
gözetiminde böyle yapılır.

SORU: Bir varlık, bir gezegenden diğerine düşünce yoluyla mı götürülür,
yoksa bir araç kullanılır mı?
RA: Akıl/beden/ruh bütünlüğü, Yaratan ile bir'dir. Zaman/uzay sapması
yoktur. (Onun için zaman/uzay söz konusu değildir.) Bunun için de
yapılması gereken, sonsuz zaman/uzay olanakları içinde uygun olanının
düşünülmesinden ibarettir.

Kasyopya'yı da okumak istiyorum. Bu durumda farklar var gibi duruyor.

bozadi

#67
Evet, Ra ile Kasyopya bilgileri arasında %100'lük bir uyum yok. Ben şahsen her iki bilgi kaynağının da 6y BH olduğundan şüphe etmiyorum. Bilgi farklılıkları alıcı grubun veya misafir katılımcıların kendi bilgi ve önyargı düzeylerinden etkilenmiş olabilir.

Kasyopyalılar, Ra Bilgileri'nin temel bazı kavramlarını kullanıyorlar: 7 yoğunluk ve BH-KH düalitesi gibi. Ve Ra Bilgileri'ni doğruluyor ve onaylıyorlar ama alıcı grupta fazla "sevgi/ışık" vurgusu veya önyargısı olmasından dolayı grubun bazı sorunlar yaşadığı ima ediliyor. K'lar Ra Bilgileri'ndeki doğru bilgi oranının %60 küsür olduğunu söylüyor. Bu açıklama/iddia ne ölçüde doğrudur, bundan tam olarak emin olmak mümkün değil. Ben doğru kabul ediyorum. Elbette K'lar Ra Bilgileri'ndeki yanlış veya sapmış bilgi veya verilerin Ra tarafından kasıtlı olarak yanlış verildiğini söylemiyor. Alıcıların kendi önyargı ve arzuları veya bu bağlamda maruz kaldıkları psişik saldırılardan kaynaklı sapmış veriler olabilir. Ra Bilgileri'nde çelişkili gibi görünen bazı hususlara daha önce çeşitli tartışmalarda değinmiştik. Ra'nın kendisi de zaman zaman celselerde geçen çelişkili bilgilere dair açıklamalar yapıyor. Forumda buna dair yaptığımız tartışmalara rastlayabilirsin.

Bu arada Ra'ya soruların çoğunu soran Don Elkins adlı kişinin, maruz kaldığı ve kaldıramadığı şiddetli KH psişik saldırılarından dolayı silahla intihar etmesi gibi bir durum oldu ve Ra bağlantısı bu nedenle sona erdi 80'li yıllarda. K'lar o ekibin "sevgi/ışık" konusuna fazla odaklı olması, KH güçlerinin faaliyetleri ve belki kendilerindeki egosal KH açıkları/zaafları konusunda yeterince dikkatli olmamaları, Ra'ya bu hususta yeterince danışmamaları veya kendilerini bu konuda yeterince geliştirmemeleri nedeniyle KH saldırılarının sonunda çok şiddetlendiğini ve Elkins'in intiharına neden olduğunu söylüyor veya ima ediyor. Tabi bu da bir iddia neticede. Son değerlendirmeyi yapmak herkesin kendi algısına, inancına kalmış birşey.

Ra Bilgileri trans medyumluğuna dayalı. Yani transa geçen medyum (Carla Rueckert) kendini Ra'ya teslim ediyor, Ra medyumun bedenini kullanarak konuşuyor. Bu durumda sanki medyumun Ra'nın aktardığı bilgiler üzerinde hiçbir etkisi, saptırması olamazmış gibi bir anlam doğuyor ama bunun doğru olmadığı, bizzat Ra'nın yaptığı bazı açıklamalardan anlaşılıyor. Örneğin bazen Ra'nın yaptığı (daha doğrusu yapıyor gibi göründüğü) çelişkili açıklamalara dair sorular üzerine Ra, bu sapmaların medyumla ilgili bazı sorunlardan kaynaklandığını söylüyor. Ama bence muhtemelen sadece medyumdan değil, ekibin diğer iki sabit üyesinin veya başka katılımcıların bilinçleri, önyargıları vs. alınan bilgiler üzerinde bazen çarpıtıcı etkiler yapıyor.

Kasyopya celseleri "ruh tablası" (ouija board) kullanılarak yapılıyor. K'ların verdiği tüm cevaplar, ruh tablası üzerinden "harf harf" alınıyor. Bu yöntemin de %100 doğru bilgi sağlamasının mümkün olmadığı anlaşılıyor, buna dair açıklamalar yapılıyor. Ama yine de genel doğruluk itibariyle gayet iyi görünüyor. Bu biraz da alıcı gruptaki bireylerin niteliklerine, sürekli bilgilerini artırarak önyargılarını azaltmalarına bağlı sanırım.

Kasyopyalılar "karantina"dan bahsetmese de, böyle birşeyin varlığını reddedici bir ifade de geçmedi diye hatırlıyorum. Zaten Ra karantinanın özgür iradeye aşırı müdahaleleri engellemeye yönelik olduğunu söylemiş. K'lar da "özgür irade"nin önemi konusunda bir sürü açıklama yaptılar.

Bu arada sadece Ra değil, K'lar da dünyada BH yönünde hasadın (K'ların ifadesiyle "mezuniyetin") artırılmasına yönelik bir niyet ve çaba içindeler gibi görünüyor. Bu konuda Ra ile K'lar arasında çelişkili bir durum olduğunu sanmıyorum.

Ra'nın Maldek diye bahsettiği gezegen K celselerinde "Kantek" diye geçiyor. Hikaye çok benzer ama çeşitli farklılıklar da var. Bunlarla ilgili ele alınması gereken bir çok husus var. Sen ilgili celseleri okuduktan sonra ve forumda bu konuda önceden geçen açıklamalara, tartışmalara rastlaman ölçüsünde tartışmak, sormak istediğin şeyler olursa elbette konuşur, tartışırız.

Ra, Pleyades ve Kasyopya bilgileri bu forumun en temel üç kanal bilgisini oluşturuyor. Aralarında çeşitli farklılıklar ve hatta çelişkili görünen açıklamalar olsa da, gayet uyumlu ve birbirini tamamlayan nitelikleri de var. Farklılaşan hususlardan ziyade uyumlu ve birbirini tamamlayıcı hususlar üzerinde odaklanmanın daha verimli olacağına inanıyorum. Ama çelişkileri, uzlaşmazlık görünümlerini ele almanın da çeşitli faydaları var tabi ki.


bozadi

#68
Bu bilgi kaynaklarında geçen bilgi veya iddiaları benimseyip benimsememek, "yükselmeyi" belirlemez. Bu bilgilere rastladığı halde bunlardan birini veya hiçbirini çekici bulmayan, hatta itici, zararlı bulan bireyler arasında da 4BH'ye mezun olacak kişiler olacaktır illa ki. Boşverelim bu kaynakları, dağ başında, bizim medeniyet dediğimiz şeylerden, ezberleyip tartıştığımız bilgilerden tamamen uzak yaşayan kişiler veya gruplar da 4BH'ye mezun olabilir, duruma göre. Bu onların ruhsal, varoluşsal bilinçlerine ve yönelimlerine bağlı.

Yani bu forumda tek yapmaya çalıştığımız şey ille de bu bilgi kaynaklarını irdelemek, yüceltmek değil. Ama bu bilgilerin veya iddiaların sağladığı görüş paylaşımları, hayatımızda ve dünyada olan bitenlere dair bu kaynaklarda anlatılanlara dayalı yaptığımız fikir yürütmeler, ortak bir faaliyette bulunma ve kendimizi ve birbirimizi anlama ve geliştirme çabasında büyük bir "katalizör" (olanak) sağlıyor.

Dionysos

#69
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Ra ile Kasyopya farklı anladığım kadarıyla. Ra'yı bitirip ona da geçmeyi düşünüyorum. Biraz göz gezdirdim ama baştan başlamak lazım.

Ama ra'da bir orandan bile bahsediliyor. %51 bh bile olsa geçebilir diyor. Burada bir seçim söz konusu ra'da. Biz hasat edilen sayısını arttırmak istiyoruz diyorlar. O zaman kasyopya ile ra arasında farklar mevcut temelde..

Karantina sözcüğü ilk kitapta epeyce geçiyor gibi

SORU: Bir'in Yasası'nın özgür irade sapması göz önünde tutulursa,
koruyucular nasıl oluyor da Dünya'yı karantinaya alabiliyorlar? Bu
karantina özgür iradeye uygun mudur?
RA: Koruyucular, bu gezegende bulunan varlıkların özgür irade
sapmalarını koruyorlar. Karantina konulmasına neden olan olaylar, bu
varlıkların özgür iradelerine müdahale edici nitelikte olaylardı.

ilk kitapta 26 kez karantina sözü geçmiş. 2. ve 3. ye yeni geçiyorum.

bedenlenme mevzusu ilk kitapta 114. sayfa civarında vardı.
 
Hasat'ın nasıl olacağından da iki soruda bahsetmiş

SORU: Bir devrenin bitiminde mezun olunursa ve varlıkların bir
gezegenden diğerine aktarılmaları gerekirse, bunun için hangi araçlar
kullanılır?
RA: Akıl/beden/ruh bütünlüğünün ilk adımı, kendisini, uygun sevgi/ışık anlayışına ulaştırmaktır. Bu, varlığın uygun şekilde şifa bulması ve giderek her şeyin bütünlüğüne uyum sağlaması için yapılır. Bu sizin zaman/uzay kavramınıza göre çok değişik süreler
alır. Bu başarıldıktan sonra devreye ait deneyimler çözülür ve filtreden geçirilirler, öyle ki geriye sadece sapmaların imbikten geçmiş ürünleri, katışıksız biçimleriyle kalırlar. Bu noktada, hasat edilmiş varlık, kendi varlığının gereksinim duyduğu yoğunluk derecesini değerlendirir ve ya aynı devreyi tekrarlamak ya da bir sonraki devreye geçmek için daha uygun yeni bir ortam seçer. İşte hasat, birçok gözlemci ve koruyucunun gözetiminde böyle yapılır.

Kasyopya'yı da okumak istiyorum. Bu durumda farklar var gibi duruyor.

RA'yı aslında kasyopya-tr-gg adresindeki iki kitabı da tamamen okudum ancak bu okuma benim gibiler için çok eski ve üzerine kasyopya okuması eklenince artık kasyopya bizim tarafımızda onun açıklarını gideren tamamlayan içerik olarak görüleceği için muhtemelen hafızamdan bile silinmiş olmalı, anlıyorum.

Kasyopya ile ilgili anladığım biçimiyle temel bilgiler aktarayım.

Kasyopyaya da karantina gibi bir kavram yok . Kasyopyadaki kavram şu. 3. seviyede biz insanlar varız.
4. seviye (bir üstümüzde) kendine hizmet varlıkları dediğimiz kertişler (kertenkeleler) var. Onlar oryon bölgesindeki eski gezegenlerinden ayrılmış taşınmış varlıklardır. Bir uzay aracında konaklarlar. fethetmek ve ele geçirmek üzere yeni bir dünya ararlar. Bu sırada dünyaya/dünyamıza göz dikmişlerdir ancak onlar dördüncü yoğunluk varlıklarıdır ve bu göz dikme dünyanın 4. yoğunluktaki biçimini esas alır. Dünya boyut penceresinden geçecektir ve bunun sonrasında onlar şu an konakladığı otel uzay cisminden ayrılarak dünyamıza yerleşmeyi planlıyorlar. Tabi bu sırada insan olarak bizimde o gezegende dördüncü yoğunluk parçalarımız olacak. Burada bizim üstümüz olmaya kalkıyorlar. Bunun dışında tıpkı üçüncü yoğunluk olan bizler gibi beslenme ve enerji ihtiyaçları var. Bu enerji ihtiyacını kolay karşılama için gezegenimizi ve biz insanları kullanıyorlar. Bu kullanma yaklaşık olarak bizim beslenme için hayvanları kullanmamız gibi. Nadiren gerçek fizik bedenle (yani kanla) beslenirler. Daha ziyade negatif duygularla beslendikleri söylenir. Gezegenimizden besin/enerji toplamak ve onu uzaya hortumlamak için gökyüzüne dünyayı kusatan bir elektomanyetik frekans örtüsü kuşattıkları söyleniyor. Bu kısmen yapay zekadır (akıllı bilgisayar). Bu hem 4KH ın insan elitleri ile irtibatını sağlar hem de insanın aklını karıştıran insanı sınırlayan şeydir.

Bizim ilk sorunumuz bunu algılamaktır.

Kasyopya da mezun olma kavramı var. Bu derslerin tamamlanması ile ilişkilendirilir yani üçüncü yoğunluğa dair derslerin tamamlanması. Yani bu kişinin üçüncü yoğunlukla artık bir işinin kalmaması onu arzulamaması ve demek sanırım. Bu bir gün gelir artık çelik çomak oynamazsın, çizgi film izlemezsin onunla işin bitmiştir gibi ya da doğal sayıları dört işlemi öğrenirsin de artık polinom ve tek bilinmeyenli denklemle uğramalısındır gibi olabilir.

Kasyopyaya bakarsak sayı saymak ve sayısal lineer (doğrusal) ölçmeler yapay nitelikte sınırlandırıcı kavramlar ve üçüncü yoğunluğa dair yani dördüncü yoğunlukta buna ihtiyacımız olmaz

Kasyopya ve RA farklı derken aslında KaSyopya içeriğinin kendisi de özellikle Barbara Marciniak ve Don Elkins ve grubu kanallamları içeriğinde altıncı yoğunluk/seviye olarak aynı kaynak yani kendilerinin varolduğunu söyler. Başka sınırlamalar ya da bizim tarafımızda bozulmalar denilenler mevcuttur.
Bunu nasıl anlatabiliriz.
Kasyopya okumaya başlarız ve daha ilk celselerde İsa'nın hayat öykünü buluruz. 19 yıl sonra soru soranlar İsa'nın gerçekte yaşayıp yaşamadığını sorar ve İsa diye birini hiç varolmadığı yanıtını alırlar oysa kendi celselerinde İsa'nın yaşam öyküsü var. Bunun gibi sorunlarda okuma sürecinde kendinden aydınlanacaktır.

Kasyopya örneğin bana göre farklı olmaktan ziyade geniştir ve açıktır, çok daha aktif ve verici bir temas.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#70
Belki de en önemli husus varoluşla uzlaşabilmek. Varoluşun aslına ve varoluşla hukukumuza ("mutlak" birliğimize) dair istikrarlı bir farkındalık ve irade geliştirebilmek.

Bunun pozitiflikle, iyimserlikle, derin bir olumlu inanç veya imanla yakından bağlantısı olduğunu düşünüyorum.

Varoluşun aslı mutlak birliktir. Var olan herşey birdir. Dolayısıyla varoluşun mutlaklığı (ki buna doğru veya yanlış bir şekilde "Tanrı" da diyoruz) ile aramızda bir ikilik, senlik-benlik, altlık-üstlük, emir-komuta ilişkisi yok aslında. Kısmi bir şekilde varsa da bu da mutlak değil, geçici ve değişken. Bebek veya çocukla anne-babası arasındaki ilişki gibi biraz. Arada bir hiyerarşi, emir-komuta hiç yok diyemeyiz ama mutlak bir şekilde var olduğu da söylenemez. Anne-baba ile çocuk bir döngü içinde birdir. Bugünün çocuğu yarının anne-babasıdır; tıpkı o anne-babanın da bir zamanlar birer çocuk olduğu gibi. Varoluşun mutlaklığı ile aramızda da böyle bir ilişki var bence. Ben varoluşun ta kendisiyim. Tüm varlığın sahibi benim. Tüm varlık benim. Tek bir varlık var ve elbette ki ben oyum. Hepimizin içinde bu en temel sezgiden kaynaklanan bir olumluluk, ümitlilik vardır. Ama dünya okulundaki son derece zorlu deneyimler aklımızı başımızdan alıyor ve bizi ciddi şekilde hastalandırıyor. Egosallaştırıyor. Arzu ve korkuların esiri yapıyor.

Dionysos

#71
Bir ekleme ya da yorum daha sunmak istedim.

Hepimiz biliyoruz ki Kasyopya celseleri ya da bilgileri dediğimiz kanallama çok yaklaşık olarak Laura'nın "Bob Lazar uzaylıların insanları taşıyıcı olarak gördüğünü/kullandığını iddia ediyor. Bu iddia doğru mu nedir?" gibi bir sorusuyla açılır ve başlar. Bu daha  ilk celsedir ve sonuç olarak: "içerik için tüketildiğimiz" yanıtı alırız. Bunun üzerine Laura: "Bu korkunç/iğrenç ve uzaylıların bizi yemesini istemiyoruz der ve nasıl korunabiliriz der vs. Bu çok şok edici şey sonra biraz geride tutulabilir çünkü doğası gereği kavranması şok edici. Bir çok kişi celseyi bu ilk aralıkta bırakıyor. Böyle bir fikri mantıksallaştırmak istemiyor.

Pek çoğumuz bu celseleri okuyunca uzaylılar tarafından yenmek, kaçırılmak ve saldırılmak gibi -yeni/yepyeni düşüncelerle boğuştuk tersi değil ve belki de bu düşünceler eski baskın düşüncelerin yerini aldı ve belki de bir koruma duygusu arıyor olurduk. Yani bunu okuyunca artık ilk gündemler sanırım  yükseliş, alçalış ve hasat değil. Yanılıyor muyum?

Celseleri ilk okurken aylarca hatta yıllarca saldırı fikriyle boğuştum ben.

BH arayışında da belki, o var. Yani kendi kh oluştan açıklanan anlamında tiksinme, irrite oluş ve onun parçası olmamayı ve belki bunlardan kurtulmayı isteme. Çoğumuz için bu anlamda BH'ı kavrama ya da bir BH enkarnasyonu ya da geçişi adayı olma önemli olabilir. Bilmiyorum

Diğerlerini bilemem ama benim aklıma kazınmış biçimdeki durumum şu. Gökyüzünde bir çit olduğu ve internette yazarsam bile ,tuhaf şeyler yazıldığında, insanlar birbirini anlamadığında, mantık temelinde bir şeyi tartışamadığımızda, herkes bilim diye bir şeyleri sınırladığında, iletişimle aşamadığımız kavgalarda, sansürde, politik yozlaşmada, hayatım sınırlandığında  hatta kendim saçmaladığımda, kendi durumumu bile geliştiremediğimde durumun çoğu zaman bununla ilgili olduğu ve olacağı. Bu çitten gelir. Her şeyi karıştıran yöneten sınırlayan bir elektomanyetik frekans. Bizi tarıyor ve hapsediyor. Gerçek bu.

İnternette basit bir tartışmada ,annemle tuhaf çatışamam da hepsinde çiti aklımda tutuyorum ya da o aklıma geliyor ve artık dönüp çite ve kh a kızıyorum. Çiti görseller ve oraya kızarım. Güneş yakınında KH karargahını görseller ve oraya kızarım.. Sınırlama hissedersem çiti patlattığımı, çiti sarstığımı, çiti deldiğimi düşünürüm. İmaj olarak şairin bir küfür yolla tanrıya demesi gibi çite sallarım. Sınırlama hissedersem basınç vb. çite döner yansıtırım

Tıpkı eski karantina düşüncesi gibi. Yani tıpkı dünyada karantina var sorun bu gibi orada çit var ve sorun bu/o

Eskiden yükselmeye felan çalışan ben bu oldu-m...

İple çektiğim an. 200 insan birlikte hareket ederek zihinsel bloakjla kh çitini altederse  ve o çökerse ve kh elitiyle 4kh irtibatı kesilirse? anı
Yükseliş değil

Yeni iple çektiğim an (yükseliş değil). İnsanların birleşmesi ve er-geç olacağı denen.. Birleşme
Birbirimizi anlamıyoruz, hiç bir şeyi açıktan konuşamayız birbirimizi duyamayız

Bu okuma eski düşünceleri, onları er ya da geç veren tarafın 6BH olduğuna karar verirsek yıkacaktır. Bunu hepimiz biliyoruz. Yani ,çoğu zaman kaynak ve vericiyle bocalayacağız ama içeriğe güven bağı kuran diğerlerimiz gibi olursak yaklaşık ana/asıl görüşte o olacak.

Yeni kavramlarımız olacak.
Ağ çalışması
Verme mücadelesi

Yeni çatışmalar olacak
Seks ya da mastürbasyonda etere boşaltılan enerji ve yapacağız, yapmak isteyeceğiz ,eskisi gibi ve bazı şeylerde tam eskisi olamayabilirdi.
Yeni sorunlar demek

Dürüst olmalıyız ki Kasyopyayı parçalı (zımni/kısmi) kabul edenler hala diğer kanallıklarla bocalar. Başka kanallıkları vardır ve tuhaf bulurlar ..



Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#72
Üniversite yıllarında elime Yükseliş diye bir kitap geçti. Yeni kutsal kitabım gibi oldu. Kapağına tuhaf bulunur diye siyah beyaz martı fotografları yapıştırdım çünkü yanımdan ayırmıyordum. 4 kitaplık seri. Akaşa yayınları.  İyi hissetmek için sürekli okurdum. Bir yükseliş olacak, bir yükseliş olacak. 2004 ilk kişisel bilgisayar ve dsl ev interneti bağlantısı ve artık kanallık veren tüm her yeri şeyi takip ediyor okuyordum.

Bugün buna bakıyorum bu tam bir KH tuzağı. Hayatımın gençliğimin tam merkezinde.

Kasyopyayı bulmak, onu okumak, ona erişmiş olmak tüm bunların açıklaması gibi ya da tüm bunları bir an da hafifletiyor. Herşeyi açıklıyor. 

Sanırım Kasyopya binlerce yaşamlık çaba alan bir kanallama gibi bir şey oluşu kendi belirtiyor ve geleceğimiz için hayati olduğunu

Kasyopyadan sonra RA kanallamasından neredeyse aklımda hiçbir şey yok ,başta vardı ama Şafağı Getirenler (Pleiades Marciniaktan) bazı bölümleri hala çekici bulurum. Tüm bu dediğime rağmen o okumanın ve okumaların bizi Kasyopyaya hazırladığına ya da bütünleşerek daha güçlü bir fikir verdiğine ya da bu anlamda kasyopya geçit sağladığına  katılıyorum. Yine de bana göre artık RA da kalmak diye bir şey var ve bu var:
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Qui-gon jinn

#73
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Evet okuma hızı konusunda çok haklısın. Bence de ara verip sindirmek gerekiyor gibi. Çok bilgi var. Üstünde düşünmek, eski bilgilerle harmanlamak lazım.

Sevgili sybleman, "hızlı gitme" konusunda bende Kasyopya celselerinden bir alıntı paylaşmak istiyorum müsadenle, bu konuda güzel çıkarımlar yapman adına faydalı olabilir düşüncesindeyim.Sevgiler.

-------
S:(L) "Keys of Enoch" (Enok'un Anahtarları) adlı kitabın kaynağı nedir? James Hurtak üst boyutlara götürüldüğünü ve "anahtarların" ona programlandığını iddia ediyor.
C: Örtülü gerçeklik.

S:(L) Götürüldüğü yer mi?
C: Yer değil, mesaj.

S:(L) Bu örtülü gerçekliğin kaynağı nedir?
C: Araştır; buradakilerden biri patlayıcı gerçeklik öncülüklerini keşfetmek için biraz fazla çalışıyor.

S:(L) Tamam. M___'nin söylediği gibi bu kitapta kodlanmış bilgi mi var?
C: Heryerde kodlanmış bilgi var. Yer sarsıcı ilkeleri keşfetmek için daha yavaş bir inceleme öneriyoruz.

S:(L) Fazla sıkı çalışan kim?
C: Sen. Daha yavaşı iyi olur. Çiğneyebileceğinden daha fazlasını ısırmakla ilgili eski hikayeyi hatırla.

S:(MT) Eğer incelemeyeceksek ne yapmamız gerekiyor?
C: M___ direnç gösteriyor.

S:(MT) Neye?
C: Neden hayatının rotasını belirlemede zorluk çektiğini düşünüyorsun?

S:(MT) Neye direnç gösteriyorum?
C: Yavaşlamayla ilgili mesaja. Bu önemli, çünkü araba ağaçları seçemeyeceğiniz kadar hızlı gittiğinde, yapraklardaki damarları görmek zordur.

S:(L) Hayatı hızlı şeritte yaşıyor gibi görünüyor.
C: Yanlış yorum. Bu, hayatı hızlı şeritte yaşamak değil, çok fazla şeyi çok fazla hızlı özümsemeye çalışmak.

S:(L) Yani fazla zengin bir benzin karışımı mı kullanıyor?
C: Acemice bir benzetme ama fikir doğru.

S:(MT) Burada kastedilen şeyin ne olduğu konusunda pek emin değilim.
C: Metafizik aşırı yüklemesi. İyi bir yol, ama tavşandan ziyade kaplumbağa gibi olmanızı öneriyoruz.

(7 Mart 1995)
-------

sybleman

#74
Evet çok doğru söylüyorsun aslında seni çok iyi anlıyorum. Hayatı yaşamak yerine bunlara dalmak da bir kh oyunu demek istiyorsun değil mi?

Evet bunu da düşündüm. Çok daldıkça anı yakalayamıyorsun. Kafan hep bişeylerde. Şahsen ben bu şekildeyim. Yani evet günlük işlerimi yapıyorum ama kafam hep bu tarafta. Sorguluyorum. Öğrendiklerimi düşünüyorum. Çıkarım yapıyorum. Anda kalmayı çok zorlaştırıyor.

Negatifliği çite atma olayını çok sevdim :D Güzel bir mantık :D Ama herşey için şeytanı suçlamak gibi.

Kasyopyayı tam okumadım ama meraktan bir baştan biraz ortadan biraz sondan okudum. Tamam anladığım kadarıyla farklı ruhlarla konuşuyorlar. İlk celselerde daha kısa ve ciddi yanıtlar verirlerken, sonlara doğru espiri yeteneği gelmiş, günümüz tv programlarından kitaplarından örneklemeler gelmiş. Bu biraz tuhaf değil mi? Yani ra ya baktığımda aynı ciddilikte ve basitlikte gitmiş. Ama kasyopyada biraz işi komediye çevirmişler gibi geldi sonlara doğru. Aralarında şakalaşmalar var. Cevap veren bile espiri yapmaya başlamış :D o yüzden kasyopya ya karşı biraz negatif düşünmeye başladım. Bilmiyorum ben mi yanlış algıladım. Hristiyanlıkla ilgili konuşmaları da biraz o tarafa yöneltme gibi olabilir. Sürekli kendileriyle ilgili soru sormaları da bana biraz saçma geldi. Yani böyle bir imkan bulmuşsun. Sorulacak bir dünya soru olmalı. Şimdi kasyopyacılar beni linç etmez inşallah. Tamamanı okumadan bu yorumu yaptığım için özür dilerim ilk önyargım bu şekilde.

Bir de yükselişle çok ilgilendim şimdi ilgilenmiyorum demek istedin sanırım. Aslında benim amacım yükselmek başarmak gibi bir şey değil. Ama içimde öyle bir şey tetiklendi ki bu son zamanlarda artık bastıramıyorum. Bastırsam da o beni dürtüklüyor devam et diye. Ne için bilmiyorum. Nereye gidiyorum onu da bilmiyorum. Kahvaltı yaparken her önüne gelenden biraz tadına bakmak gibi bir durumdayım şuanda.
Hangisi cazip gelirse ona daha çok yönelip irdeliyorum.

Dünkü rüyam çok ilginçti :) Şimdi rüyamda yine kıyamet senaryosu. Sel basmış. Ama sel basmadan bize bir bilgi verilmiş, dağ evlerine kaçmışız. Sonra evlerimize dönüp bakıyoruz, ev birinci kat gitmiş. Yapraklar ağaçlar evin içine kadar girmiş. Rüyayı izliyorum ama bir yandan bu bir kh projeksiyonu gibi diyorum. Neyse diyorum,
devam edeyim bakalım neler gelecek. Sonra dışarda bir dişi aslan var. Ölmüş. Dişleri falan görünüyor. İçimden diyorum ki simgesel bir anlamı mı var acaba? yanında da başka bir hayvan var. O da ölmüş. Yan
yana yatıyorlar.

TV izliyormuş gibi rüyayı yaşarken yorum yaptım :) Bir de arada rüyanın akışını durdurup yorum yapıp. Oynatalım Uğurcum dercesine devam ettirdim. :D :D iyice saçmaladı benim rüyalar.

Ruhsal rehber olayın deneyen oldu mu? Lucid rüyada onu denemeye çalışıyorum. Rüya net ama onu önümde göremiyorum. Sürekli arkamda bir yerde. Ses çok derinden net duyamıyorum. Birşey söylediğinde
kendimi zorluyorum ama yok anlayamıyorum. Arada rüyamda kulağıma 2-3 kelime söyleyip yine yok oluyor. Çok ilginç gerçekten.

Yavaş gitmeye karar verdim ben. Gerçekten sindirmeden devam edemem. Farklı kaynakları okuyorum. Bir kaç gün ara verdim. Sonra tekrar devam . Toltekleri merak ediyorum. Gerçekten rüyamdaki gibiler mi. Onları araştırıyorum bu arada tekrar. Yabancı kaynaklarda epey bilgi var. Bakalım neler bulabilirim.