Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

RA Bilgileri 1 - Cevaplanacaklar

Başlatan Astre, 06 Kasım 2017, 14:45:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Astre

RA Bilgileri 1, sayfa 117'de aşağıda ki gibi bir konuşma mevcut;

SORU: Anladığıma göre otuz yıl sonra bu gezegen dördüncü yoğunluk derecesinde bir gezegen olacak. Doğru mu?

RA: Evet, öyledir.

İlgili celse 23 Ocak 1981'de yapılan 6 celsedir. 30. Yıllık süre 23 Ocak 2011'de dolmuş. Acaba bu tarihte hasat yapıldı mı, yoksa insanlığın akıl karmaşası sebebi ile tarih sapmaya mı uğradı?

Not: Kitapda uyumsuz/anlaşılamayan vb. yerler görünce bu konu üzerinden soracağım, değerli yanıtlarınızı bekliyorum.
 

gerçek tosun paşa

#1
Selam Astre. Dalga bir süreç. Uğradığı gezegenin frekans değerlerine göre etkisi değişkenlik gösterse bile belirli bir neticeye de sahip. Dalgayı kıyaya vuracak tsunami gibi düşünme. Hasat yapılsa hepimiz fark ederiz diye düşünüyorum. :) Dalga bir bakıma geldi evet. Gezegensel açıdan kaslar böyle söylüyor ama bu bir süreç oldu bitti maşallah nazar değmez inşallah gibi anlık bir etkiden ziyade etkiler bütünü. Hatırlatmak istediğim bir diğer nokta Kas.lar dalgayı beklemeyin diye söylüyor. Tabi bu dalga üzerine düşünmek ve anlamaya çalışmak için bir engel değil tam tersi bilinci arttırmak için bir fırsat olarakta görülebilir.

bozadi

#2
Güzel fikir Astre.

Ve, GTP'nin de belirttiği gibi, dalga/hasat ince bir çizgi veya nokta değil, bir "süreç" ve o sürecin başladığından, yani şu anda dalgayı zaten deneyimlemekte olduğumuzdan ve bu sürecin giderek de tırmanacağından eminim kendi adıma.

2011 yılı bana göre dalganın güçlü etkilerinin başlangıcı bakımından çok isabetli bir tarih oldu. Suriye Savaşının başlangıcıydı. Bu savaş bana göre resmen Armagedon'un, yani meşhur kıyamet savaşının, yani iyiyle kötünün mücadelesinin başlangıcını temsil ediyor. Veya belki de iyinin ve kötünün netleşmesi, kararların alınması, gerekli iradenin üretilmesi süreci.

Astre

#3
Yani burada belirtilen spesifik olarak olmasa bile dalga başlangıcı olabilir, son yıllar (şahsımda dahil olmak üzere) kimi zaman aşırı yoğun/stresli geçiyor, dalga başladı ve KH egemenliğini bırakmıyor, ancak celselerde (Plaides celselerinde) onlarla -KH- barış yapmamızı söylüyorlar, uzaktan bakınca iyi ama yakınlaşınca kokuşmuş bir fikir, zaten bu gezegenden beslenemeyecek duruma gelince kendileri "barış","dostluk" önerecek bu durumda onların teklifi sahtelikten öte olmayacak, sonuçta şu anda barış imkanı varken neden işlerin geri dönülemez olmasını beklersin ki?! Basit, yeni bir fırsat için! Düşünün anlaşma oldu, bizden birisi onlara saldırdı bu durumda antlaşma olduğu için daha önce -cennetten düşüşü hatırlayın- olduğu gibi özgür irademiz ile seçim yaptığımızdan dolayı onlar "haklı" olacak -saldırı yetkisi alacaklar-. Yani kısaca iki ucu b*klu değnek..
 

bozadi

#4
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

ancak celselerde (Plaides celselerinde) onlarla -KH- barış yapmamızı söylüyorlar
"Pleiades Öğretileri 1" (Bringers of the Dawn) kitabında öyle bir beyan geçmiyordur herhalde. Çünkü hatırladığım kadarıyla o kitapta KH'lerin kurduğu sistemi bozmaktan, hatta bir bakıma onlara hadlerini bildirmekten bahsediliyordu. Belirttiğin beyan geçiyorsa "Pleiades Öğretileri 2" (Earth: Pleiadian Keys to the Living Library) kitabında geçiyordur. K'lar bu ikinci kitapta ciddi ölçüde "bozulma/sapma" olduğunu söylemişlerdi. Yani Pleiadeslilerin ne söyleyip ne söylemedikleri konusunda ilk kitabı esas almak daha isabetli olacaktır diye tahmin ediyorum. Elbette ikinci kitapta da önemli doğru bilgiler olabilir ama onları daha dikkatli cımbızlamak gerekebilir.

Astre

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

ancak celselerde (Plaides celselerinde) onlarla -KH- barış yapmamızı söylüyorlar
"Pleiades Öğretileri 1" (Bringers of the Dawn) kitabında öyle bir beyan geçmiyordur herhalde. Çünkü hatırladığım kadarıyla o kitapta KH'lerin kurduğu sistemi bozmaktan, hatta bir bakıma onlara hadlerini bildirmekten bahsediliyordu. Belirttiğin beyan geçiyorsa "Pleiades Öğretileri 2" (Earth: Pleiadian Keys to the Living Library) kitabında geçiyordur. K'lar bu ikinci kitapta ciddi ölçüde "bozulma/sapma" olduğunu söylemişlerdi. Yani Pleiadeslilerin ne söyleyip ne söylemedikleri konusunda ilk kitabı esas almak daha isabetli olacaktır diye tahmin ediyorum. Elbette ikinci kitapta da önemli doğru bilgiler olabilir ama onları daha dikkatli cımbızlamak gerekebilir.

Aklımda plaides 1 şeklinde kalmış, ilk sayfalarda olmalıydı. Bulursam yazarım, ayrıca bir soru sorayım, KH ile barış yapmak mı, yoksa yapmamak mı?
 

bozadi

#6
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

Aklımda plaides 1 şeklinde kalmış, ilk sayfalarda olmalıydı. Bulursam yazarım, ayrıca bir soru sorayım, KH ile barış yapmak mı, yoksa yapmamak mı?
İkinci kitabın tamamını okumadım ama birinci kitapta KH güçleriyle barış yapmanın önerilmiş olmasını kendi bakış açımla pek mümkün görmüyorum çünkü "KH güçleriyle barış" yapmak diye birşey teorik olarak da pek anlamlı değil zaten. Şimdiye kadar elimizdeki belli başklı kaynaklardan anlayabildiğim kadarıyla KH güçlerinin barışla işi olmaz. Yani, belki istisnai ve geçici bazı durumlar dışında, "KH" ile "barış" kavramları yanyana gelmez, KH'nin doğasında yok böyle birşey. Barış demek anlaşmak, sözleşmek ve sözüne sadık kalmak demek. KH'ye adanan güçler tamamen çıkar odaklıdır ve tek geçerli yasa güç yasasıdır. Gücü yeten istediğini alır ve yapar. Anlaşma, sözleşme, sadakat gibi kavramlar KH'nin kitabında bulunmaz.

Neron

#7
Kh ile kastedilen 4 kh herhalde. Çünki biz de kh'yiz. 4 kh ile barış nasıl olacak ki? Ortada görünür bir muhatap yok ki.
 

Astre

#8
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

Aklımda plaides 1 şeklinde kalmış, ilk sayfalarda olmalıydı. Bulursam yazarım, ayrıca bir soru sorayım, KH ile barış yapmak mı, yoksa yapmamak mı?
İkinci kitabın tamamını okumadım ama birinci kitapta KH güçleriyle barış yapmanın önerilmiş olmasını kendi bakış açımla pek mümkün görmüyorum çünkü "KH güçleriyle barış" yapmak diye birşey teorik olarak da pek anlamlı değil zaten. Şimdiye kadar elimizdeki belli başklı kaynaklardan anlayabildiğim kadarıyla KH güçlerinin barışla işi olmaz. Yani, belki istisnai ve geçici bazı durumlar dışında, "KH" ile "barış" kavramları yanyana gelmez, KH'nin doğasında yok böyle birşey. Barış demek anlaşmak, sözleşmek ve sözüne sadık kalmak demek. KH'ye adanan güçler tamamen çıkar odaklıdır ve tek geçerli yasa güç yasasıdır. Gücü yeten istediğini alır ve yapar. Anlaşma, sözleşme, sadakat gibi kavramlar KH'nin kitabında bulunmaz.

Plaides olduğuna eminim (genede tekrar bulmaya çalışacağım) barış önerilmekteydi, bu "barış" ırklar arası ilişki iptaline veya  dönüşüme (KH'den BH'ye) doğru gidebilir, RA,K,Pla hepsinin dediği gibi Dünya dönüşüme giriyor, iyi veya kötü bir şeyler olacak.
 

gerçek tosun paşa

#9
PLE1 sayfa 17-18 den itibaren okuyarak bahsi geçen yeri inceleyebiliriz tabi doğru yeri gösteriyorsam. Kertenkeleler ve barış konusuyla ilgili kısımları bu sayfalarda buldum.

bozadi

#10
Evet, gerçekten de belirttiğin sayfada "Kertenkelelerle barış yapmalısınız" diye bir ifade geçmiş, Astre'nin hatırladığı gibi:

Alıntı Yap
Kertenkeleler arasında iyi ve kötü niyetli olanlar bulunur. Neden size bütün bunları anlatıyoruz? Neden bilmeniz gerekiyor bunu? Bilmeniz gerekiyor çünkü Kertenkeleler yeniden geliyor ve sizin boyutunuzla birleşiyor. Bilinçteki evrimsel sıçrama, sadece sevgi ve ışığa doğru hareket edip her Allahın günü baklava börek yemekten ibaret değildir. Gerçeğin ne kadar karmaşık olduğunu, ne kadar farklı çeşitlerinin bulunduğunu ve hepinizin nasıl varolduğunu kavramak zorundasınız. Onlarla barış yapmak ve ruhunuzun bütünleşmesine odaklanmak üzere birleşmek zorundasınız. Bu şekilde İlk Yaratıcıya geri gelebilirsiniz.

Kitabın bütününden edindiğim izlenim adeta bunun 180 derece tersi olduğu için, böyle bir beyan geçtiğini de unutmuşum ve böyle bir beyanın geçmiş olmasına da imkansız gözüyle bakmışım. Yanılmışım. Yalnız, bir ısrarımı sürdürmeyi tercih edeceğim: Bu bilgi, yani "Kertişlerin iyi ve kötü olanları var. (...) Kertişlerle barış yapmalısınız" ifadeleri bozuk bilgi. Ya Marciniak'ın bozduğu bir bilgi, ya da Pleiadeslilerin tıpkı K'ların başta "İsa var" demek zorunda kalmaları gibi çarpıtılmış bir bilgi. Sonuçta Pleiades Öğretileri 1'in de %100 doğru bilgiden oluşmadığını biliyoruz veya tahmin edebiliriz.

K'lar da Griler ve Kertişler arasında BH'ye geçenlerin olduğu istisnai durumlar olabildiğini ama bunların göz ardı edilebilecek kadar düşük oranlar olduğunu vurguladılar. Yani örneğin Kertişlerin veya Grilerin yarısı iyi yarısı kötü diye bir şey yok. Görmezden gelinebilecek kadar düşük sayıda Kertiş ve Gri şu veya bu nedenle BH'ye geçmiş.

Ayrıca, "Kertişlerle barış yapmalısınız" ifadesi kitabın geri kalanında verilen bilgi ve tavsiyelerle de çelişiyor zaten:

Alıntı Yap
 Dünya üzerindeki Yaşayan Kitaplık tasarısı sonunda kavga konusu haline geldi. Bu, kimilerini sahiplenmeye itecek kadar çekici bir tasarıydı. Dünya'nın ilk dönemlerinde bu gezegenin sahipliği için uzayda savaşlar yapıldı. Dünya'ya kimin sahip olduğunu merak ettiğiniz oldu mu hiç? Gözde bir mülktür dünya. Uzayda sahipsiz mi kalacağını sanıyorsunuz? Savaşlar oldu ve Dünya bir ikilem yeri haline geldi. Dünya bir özgür irade yeri olduğu için, istediğini yapma hakkına sahip olan yaratıcı tanrılardan bazıları geldi ve duruma el koydu. Biz buna Dünya'nın "yağmalanması" diyoruz.


Alıntı Yap
Varlığınızın büyük kitaplığı kaos içine girdiğinde geride bir parça bilgi bırakıldı. Bunun amacı, insan ırkını denetlenebilir, çalışabilir, yönetilebilir, yine de kendi kendine işlev görebilir, görevlerini yerine getirebilir ve belli bir frekansı, korkuyu üreten bir yaşam, bilinç biçimi şeklinde güdülenebilir halde tutmaktı. Bu korku, düşünebileceğiniz her biçim altında denetlenen bir madde olarak gezegende geçen üç yüz bin yıl boyunca yayıldı. İnsanlar elektromanyetik olarak titreşip korku frekansını yaydıklarında bir bilinç iletimi gerçekleşir. Korku nereye gider? Düşünceleriniz nereye gidiyor? Ortak bilincin besin ürettiğini söylemiştik. Sistem bozucular olarak besin kaynağını söküp atmak ya da besin kaynağını korku ve kaostan başka bir şeye değiştirmek için geldiniz. Bu kaynaktan beslenenlerin ya beslenme tarzlarını değiştirmelerini ya da gezegeni terk etmeleri gerekecek. Siz, bilgiyi, ışığı, değişim potansiyelinin ve ışıkla işbirliği yapıp titreşecek bir besin kaynağının varolduğu anlayışını getirmek için buradasınız. Yaptığınız ve tamamlanmaktan sorumlu olduğunuz şey bu.


Alıntı Yap
 Bilin bakalım bu besin kaynağını ortadan kaldıracak olan kim? Sizsiniz! Işık Ailesi'ni bireyleri olarak özgür iradeye sahipsiniz. Sizler sistemi yok edecek olanlarsınız.


Alıntı Yap
 Sistem bozucular ve olası Frekans Bekçileri olarak uzmanlıklarınıza en çok gerek duyulan alanlara gideceksiniz.


Alıntı Yap
Tanrısal Planın pek çok dalı vardır ve birçok güç türünü bir araya getirir. Bizim ışık güçleri ve karanlık güçlerinden söz ettiğimizi duydunuz. Durumu yansız bir hale getirmek ve bunun bir oyun olduğunu bilmeniz için onlara "Beyaz Fanilalılar" ve "Kara Fanilalılar" lakaplarını taktık. Oyun konusunda ağır bir ciddiyetin olduğunu ve oyunun içi, çevresi ve üzerinde Tanrısal Planın bulunduğunu da bilmenizi istiyoruz.


Alıntı Yap
Işık Ailesi'nin milyonlarca üyesi var elbette ve ışık, Kara Fanilalıların çok uzun bir zaman başta olduğu bu gezegene geri dönüyor. Kara Fanilalılar sizin korku, olumsuzluk, savaş ve hırs duygularınızla beslendi, bütün bunlara izin vardı.


Alıntı Yap
 Gelip Dünya'nın özgün planını parça parça eden bu varlıklar kim? Bizim kimi zaman Kara Fanilalılar adını verdiğimiz uzay varlıkları kimler? Karanlığın güçlerinden söz ettiğinizde nazik olun. Kötü varlıklarmış gibi söz etmeyin onlardan. Sadece bilgisiz olduklarını ve olması gerekenin bu olduğuna inandıkları için bilgisiz sistemler yarattıklarını anlayın. Biz kez savaştıkları ve kendi kendilerini bilgiden ayırdıkları için şimdi umutsuzca varolan bilgilerine ve var ettikleri şekliyle yaşama asılıyorlar. Bu korku temelli bir yaşam; bu, diğer yaşamları saymayan, başka yaşamları kullanan bir yaşam. Kim bu varlıklar? Bunlar sürüngen.

Bu üstteki son alıntıda da "kötü varlıklarmış gibi söz etmeyin onlardan" kısmı bariz bir şekilde çarpıtılmış bir bilgi. Kötülüğün başka bir tanımı yok ki! Kötü dediğimiz, kötülük dediğimiz şey tam da bu varlıkların örneklediği şey. Elbette sadece o varlıklarda değil, insanlıkta da var. Yine Marciniak'ın çarpıttığı bir mesaj.

Meseleyi özetleyen ifade şu:

Alıntı Yap
Bu kaynaktan beslenenlerin ya beslenme tarzlarını değiştirmelerini ya da gezegeni terk etmeleri gerekecek.

Yani Kertişler ya KH'den BH'ye geçer, ya da kendilerine başka çöplük ararlar (insanlık BH'ye geçtikten sonra). Başka seçenek yok. "BH ile KH arasında barış" diye birşey olabileceğini sanmıyorum şahsen. Ancak ve ancak KH'den BH'ye bir kutbiyet değişimi veya BH eğilimi artışı durumunda barış kavramı bir anlam ifade etmeye başlıyor.

"Kertişlerle barış" fikrinin bana "sakat" gelmesinin nedeni, KH'nin "kandırma/aldatma" potansiyelini sonuna kadar kullanmaya çalışıyor/çalışacak olmasıdır.

gerçek tosun paşa

#11
Ben kendi izlenimimi aktarayım. Buna benzer ifadeler RA ve Kas. Celselerinde de geçti. "Kötü ve İyi taraf yok" şeklinde mesajlar hep verildi. Kertişler kötülüğün efendileridir KH kötülük demektir diye doğrudan doğruya hiç bir zaman bölücü bir izlenim almadım ben. Hatta tam tersi KH ve BH ayırt etmeksizin herşeyin bir olduğu tekamülün sonsuz deneyim ve özgür irade altında istenildiği gibi yapılmasının güzel bir şey olduğunu doğrudan doğruya şeytan ve kh ın bir görülmemesi gerektiğinden hep bahsedildi.  Burada "barış yapın" ifadesi insanlar new age akımlara kaymaya meyilli olduğu için biraz enteresan durumlar oluşturabilir.

Şimdi "barış yapmak" ifadesinin ben doğru olduğunu ama tüyün üstünde olduğunu düşünüyorum. Öyleyse neden böyle bir ifade kullanılmış olabilir? Bozadiyle KH a bakış açımız oldukça benzerdir. Ben de KH ile BH arasında güllük gülistanlık bir barış ve boş pozitif sevgi pıtırcıklığına inanmam ama bana kalırsa burada barış yapmakla söylenmek istenen şey 4KH ı herşeyin sorumlusu ve günah keçisi belleyip kendini farkındalığınız ve gücünüz dışında bir açıya yönelmeyin-dir-. KH ın oyunu olan açı kaymalarına (algı oyunları), nefret söylemlerine ve öfkeye kapılmamaktan başka birşey değildir. Dün gece bu sayfaları dikkatlice okuduktan sonra bende barış yapmak kavramıyla ilgili başka bir şey canlanmadı. Bozadinin paylaştığı alıntılar "barış yapma" meselesinden sonra konunun devamında geçen cümleler zaten ve olayı gayet net biçimde açıklığa kavuşturuyor. Barış yapmaktan sonra "kara fanilalılar" ifadesi zaten neticeyi göstermiş :) 

Biraz içsel barışı sağlamakla ilgili, çünkü 4KH tüm kötülüklerin sorumlusu ve baş düşman görmek çok sakıncalı bir algıya götürecektir. İnsanlık içinde bulunduğu ortamdan son derece zevk aldığı için 3KH ile 4KH arasında bir uyum söz konusudur.

bozadi

#12
Görüş paylaşımın için teşekkürler GTP. Kendi bakış açımdan, tüm söylediklerinin tam olarak doğru olduğunu düşünmesem de, potansiyel olarak önemli bazı doğrulara dikkat çekmiş olabileceğini düşünüyorum. Benim zihnimin de bulanık olduğu pek çok husus var bu tartışma konusuyla ilgili. Bir de, bazı soruların cevabı mutlak bir evet veya hayırdan ziyade, "hem evet hem hayır" olabiliyor. Yani eşzamanlı bir şekilde hem evet, hem hayır. İşte, bu tartışma konusunda da eşzamanlı bazı evet ve hayırları ve bunlarla ilgili "nasıl"ları giderek daha iyi kavrayabileceğimizi ümit ediyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Ben kendi izlenimimi aktarayım. Buna benzer ifadeler RA ve Kas. Celselerinde de geçti. "Kötü ve İyi taraf yok" şeklinde mesajlar hep verildi. Kertişler kötülüğün efendileridir KH kötülük demektir diye doğrudan doğruya hiç bir zaman bölücü bir izlenim almadım ben. Hatta tam tersi KH ve BH ayırt etmeksizin herşeyin bir olduğu tekamülün sonsuz deneyim ve özgür irade altında istenildiği gibi yapılmasının güzel bir şey olduğunu doğrudan doğruya şeytan ve kh ın bir görülmemesi gerektiğinden hep bahsedildi.

Ra'da ve K'larda "kötü ve iyi taraf yok" şeklinde mesajlar verilip verilmediği, "hem evet hem hayır" meselesi dahilinde olabilir sanırım. Ben "hayır" (kötü ve iyi taraf VAR) kısmıyla ilgili şu hatırlatmaları yapmak istiyorum:

Örneğin Ra insanların daha önce içinde bulunduğu BH aleminde neden yozlaştığı ve "perdeleme" denen uygulamanın neden yapıldığına dair şu açıklamayı yapıyor:

Alıntı Yap
RA: (...) Bunu göstermek için sizin ilkel kabileler adını verdiğiniz topluluklardan birindeki oldukça uyumlu ve değişmeyen varoluş biçimini gözlemleyelim. Varlıklarda yasak ve serbest (haram ve helal, tabu ve caiz) kavramı vardır ama yasa amansız ve acımasızdır, değiştirilemez ve tüm olaylar önceden kararlaştırıldığı şekilde cereyan ederler. Doğru ve yanlış, iyi ve kötü kavramları yoktur. Bu tek renkli bir kültürdür. Bu açıdan bakıldığında Lucifer (Şeytan) dediğinizin gerçek bir ışık-getirici olduğunu söyleyebilirsiniz, çünkü iyi ve kötü bilgisi bu Logos'un akıl/beden/ruhlarını sürekli hoşnutluk ve rahatlık içeren cennetvari koşullarından ayırmış, ayrıca onlara ilerleme, çalışma ve öğrenme güdüsünü vermiştir.


Bu paralelde bir diğer açıklama:

Alıntı Yap
 SORU: Orion'un bazı UFO temas vakalarının kaynağı olduğunu söylediniz. Bu temaslardan ve bunların amacından biraz söz edebilir misiniz?

RA: İsterseniz iyi/kötü niyet olayının basit bir örneği üzerinde düşünün. Bu örnek Adolf Hitler'dir. Siz onu bu isimle çağırıyorsunuz. Amaç, bir toplumsal bellek bileşiminden seçkin sınıf (elit) denen bir bölümü seçerek birlik yaratmak, sonra da seçkin olarak görülmeyen varlıkları çeşitli eylem ve uygulamalarla tutsak etmekti.


K'lardan hatırlayalım:

Alıntı Yap
 S: (L) Kertişler gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?

C: Evet.

(...)

S: (L) Başka hangi gruplarla işbirliği içindeler??

C: Oryonlular.

S: (L) Oryon/Kertiş grubunda kaç üye var?

C: 16.

S: (L) İyi adamlar kimler? Kasyopyalıların iyi adamlar olduğunu söylüyorsunuz. Başka kim var?

C: Pleyadesliler ve pek çok diğeri.

S: (L) Kaç tane?

C: 16.

S: (L) Taraflar eşit şekilde dengeli mi?

C: Evet.

S: (L) İyi adamlar insanları kaçırıyor.

C: Hayır. Temas kurup geçici olarak taşıyabilirler.


İyi ve kötü ciddi oranda ahlaki yargılar. BH ve KH daha teknik yargılar. Pozitif - negatif ise hem ahlaki, hem de teknik denebilecek terimler. Nitekim Ra bilgilerinde "negatif" ve "pozitif" terimleri de BH - KH'ye referansla sıkça kullanılıyor.

"Aslında pozitif ve negatif diye birşey yok" demek hem doğru, hem de yanlış bir beyan olabilir duruma göre. Bu durumları/örnekleri bu tartışma bağlamında tekrar netleştirmeye çalışabiliriz.

gerçek tosun paşa

#13
Bozadi " Bir de, bazı soruların cevabı mutlak bir evet veya hayırdan ziyade, "hem evet hem hayır" olabiliyor. Yani eşzamanlı bir şekilde hem evet, hem hayır. İşte, bu tartışma konusunda da eşzamanlı bazı evet ve hayırları ve bunlarla ilgili "nasıl"ları giderek daha iyi kavrayabileceğimizi ümit ediyorum." açıklaman zaten yaratımın bir özelliğini dolayısıyla evrenin bir kanunu ifade ediyor bana göre. Varlığın özünde zıtlık var. Dolayısıyla her sorunun cevabını geçtim görüp görebileceğimiz belki herşey zaten hem evet hem hayırla cevaplanabilecektir  kavramsal açıdan. Bu aynı zamanda herşeyin düşünceden ibaret olmasının temelleriyle ilgilidir. Madde olan ve olmayanı (bizim bilmediğimiz antisiyle) eş zamanlı olarak zıtlıkla var olur. Hem kendinin aynısı hem kendinin aynısı olmayanıdır.

Dolayısıyla barış konusunda da Plelerin verdiği ifade hem bir anlam ifade eder hem de etmez zira okuyanın nasıl algılayacağı bunu belirleyecektir. Bu bakış açısıyla ilgili tamamen. Bizim açımızdan (3B) KH kötüdür bu basitçe böyle ifade edilebilir. Yani en azından benim istediğim yönde (hayal ettiğim) bir yaşam tarzı ve eğilimleri yok. Bir celsede K.lar 4KH sizi yiyor kötüler diyorsunuz ee ama sizde hayvanları yiyorsunuz tarzı bir şey demişlerdi, olayın mantıksal açılımı için buradan yola çıkmamız uygun olabilir. Olay biraz kendi boyutundan mı evrensel açıdan mı düşünmek istenilmesiyle alakalı bana göre.

Pozitif ve negatif konusunda da tanımlamalar kilit nokta olur. Pozitif enerji ve negatif enerji açısından yani madde açısından ele alırsak pozitif ve negatif var, ama pozitifi saf iyilik negatifi ise saf kötülük olarak ele alırsak başladığımız yere geri dönecek konuma geleceğiz gibi görünüyor.

Belki sana burada "barış" kavramıyla ilgili bir çarpıtma bir kh müdahalesi varmış gibi gelmişte olabilir. Ben bu kısımda yer alan tanımlamayı yerinde buldum çünkü dille edilen ifade her zaman yetersiz kalacaktır. Örneğin araba: iyi birşeydir ayağı yerden keser, hayatımızda işlerimizde kolaylık sağlar ya da bizi katil yapar, sevdiklerimizi öldürür. Aşk; hayata anlam katabilir ya da zehir de edebilir. Deniz; çok güzeldir, müthiş spor olanağı sağlar keyiflidir, yüzme bilmiyorsan öldürür. Tabi bunlar her kavramın göreceli olduğunu anlatmak amacıyla verdiğim basit örnekler yoksa yaşanılan herşeyin yekpare olarak öğrenme odaklığı olduğu için iyi kötü tanımları sürekli havada kalacak niyet istek tercihler ve tekamül konusu herşeyin üstünde kalacaktır. Kasların tüm evreni kısaca özetlediği gibi: "Evren bir öğrenme laboratuvarından başka birşey değildir."

Astre

#14
Ek olarak burada "barış yapma" benzetme olarak kullanıldıysa? Yani bize yaptıklarını affetmeyi söylüyorlarsa? Sonuçta denildiği gibi, hepsi tek yaratanın parçası, onlarda bizlerde.. Nasıl ki bizler hayvanları etleri için öldürüp yiyorsak -onları testler için acımazsızca kullanıp işkence ediyorsak- onların bize yaptığı neden affedilemez olsun ki -bizi özel kılan ne-? Özgür irade evreninde yaşıyoruz, acaba barış affetme olarak mı kullanılıyor? Sonuçta kendini dengelemedikçe,kendinle ve diğer yaratanlar ile barışmadıkça ilerleme kat etmen çok zor -veya imkansız-.

Sonuçta RA'nın da dediği gibi her düşüncenin bir karşıtı olmak zorundadır -yada olmalıdır net hatırlayamıyorum-.

Ayrıca iyi adamların (BH) asla taşıma yapmadıklarını ("temas kurup" kelimesi çok ciddi bir kelime onay alıp mı yoksa etkileşime geçip mi alıyorlar?) okumuştum, bu bilgiler ile çelişmiyor mu?

Son olarak foruma nereden katılıyorsunuz? Bozadi onay verirse, buluşabilir ve tartışabiliriz veya temas kurma çalışmaları yapabiliriz sonuçta önemli olan niyettir, hepimiz aynı amaca odaklanırsak mutlaka bir şeyler olacaktır.

Ekleme:

Barış kısmına sıcak bakmamaya başladım, Adonai'nin (RA Bilgileri) de dediği gibi "Onlar -haçlılar- fetih için geldiler!". Ölmemi isteyen birini affedebilirim ama barışamam, BH olurlarsa belki.. Ek olarak RA Bilgileri 1'de dendiği gibi marstan gelen enkarnasyonlar sebebiyle insanlık çok hızlı bir şekilde gelişti -Raptilian raportajında ki kertenkele de bi benzerini demişti- sizce bu durum insanlık için olumlu mu olumsuz mu? RA'nın dediği gibi, çok fazla bellek karışımı -tür,ırk,medeniyet vs.- olduğu için öğretmenleriniz öğretmekte çok zorlanıyor -aşağı yukarı bunu demişti tam aklımda değil-.