Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

RA Bilgileri 1 - Cevaplanacaklar

Başlatan Astre, 06 Kasım 2017, 14:45:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
GTP, olası bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmak isterim. Daha önce de konusu geçmişti forumda çeşitli şekillerde. KH kutbiyetini "mutlak/istisnasız" bir şekilde "kötülükle" ilişkilendirmiyorum. K'ların ifadesiyle, kısadalga döngüsünde 1, 2 ve 3. yoğunlukta KH kutbiyetinin, yani kendine hizmetin bir kaçınılmazlığı var. Bu bir hayvanın veya bir bebeğin/çocuğun başkalarından ziyade kendine hizmet etmek durumunda olması gibi birşey. Ama 3'ün ilerleyen süreçlerinde ve özellikle de 4'te KH artık bazı bireylerin/grupların tüm güçleriyle adandıkları bir "yol" haline geliyor. Tıpkı BH gibi. Ve işte, bu bilinçli KH kutbiyeti seçimini yapan varlıkların başka varlıklara bakış/davranış tarzı, bizim "kötülük" dediğimiz şeyin en somut ifadesini teşkil ediyor, tıpkı adanmış bir BH kutbiyeti seçimini yapanların başka varlıklara bakış/davranış tarzının da bizim "iyilik" dediğimiz şeyin en somut ifadesini oluşturması gibi. Bunda bir gizem, bir belirsizlik olduğunu sanmıyorum.

eksiklikler ve yanlışlıklar içeriyor olabilecek bakış açımla bana pek anlamlı veya çekici gelmeyen "Kertişlerle barış" kavramına elimden geldiğince açık ve önyargısız yaklaşmaya çalıştığımda, birebir manada "Kertişlerle barış"tan ziyade, "Kertiş meselesiyle barış" aklıma geliyor. Yani bu meselenin, yani özelde Kertiş, genelde ise adanılmış/adanılan KH güçleri realitesinin bizi bir korku/gerilim kompleksine sokmasını önleyecek, ama aynı zamanda bu realiteye körlük taslanmasına da neden olmayacak, bütüncül bilgiye ve BH eğilimine dayalı bir yüzleşme ve farkındalık artışı ihtiyacı. Yani "Kertişlerle barış"tan ziyade, "Gerçekle barış". Kertiş/4KH realitesi de bütünsel gerçekliğin bir parçası ne de olsa. Özelde kertişlerin, genelde ise 4KH/5KH güçlerinin bize zarar vermesini kolaylaştıran başlıca faktörlerden biri bizim bilgisizliğimiz, farkındalık ve dikkat eksikliğimiz ne de olsa. Bizler yeterince bilgilendiğimizde, ki bu bilgi sadece veya ille de dışarıdan, kitaplardan edinilecek bir bilgi değil, özümüzün bilgisidir, o zaman frekansımız, titreşimimiz ve BH ile olan bağlantı ve kutbiyet artışımız, KH'ye yönelen varlıkların üzerimizdeki etki ve belirleyicilik gücünü azaltıyor olacaktır. Bence bizim öncelikli ihtiyacımız veya işimiz Kertişlerle barış arayışına girmek değil, kendimizi koruyabilecek hale gelmektir ve bu da, Kertiş/KH realitesini de kapsayan "Bütünsel gerçeklikle barışı" gerektiren birşey. "Kertişlerle barış" kavramının sana çekici veya anlamlı gelen yönü de bir şekilde bununla ilgili olabilir gibi geliyor bana.

Ben "Kertişlerle barışa inanmıyorum" deyince, sanki yatıp kalkıp "Kertişlerle savaşı" düşünmemiz gerekiyormuş, hiçbir şey bundan daha anlamlı, önemli veya öncelikli değilmiş gibi bir resim çizmiş oluyorum belki de istemeden. "Kertiş tekfirciliğine" soyunmuş gibi. Halbuki bizlerin henüz Kertişlerle zaten doğrudan bir savaşı olamaz. Bizlerin doğrudan savaşı/mücadelesi ancak, KH realitesini de işlevi gereği kapsayan/kullanan Bütünsel Gerçeklikle aramızdaki inançsızlık, güvensizlik, bilgisizlik duvarlarını yıkma savaşı/mücadelesi olabilir.

Ben sanki "Barış" kavramıyla bir alıp veremediğim varmış, Barışı sevmiyormuş, ona istek ve ihtiyaç duymuyormuş, ona inanmıyor, güvenmiyor, ondan nefret ediyormuş gibi bir izlenim bırakıyor olabilirim istemeden. Diyorum ya, aksine, bizim ihtiyacımız olan şey Gerçekle Barış. Ve elbette, senin de ima ettiğin gibi, KH'nin nasıl olup da o bütünsel gerçeğin doğal ve gerekli bir parçası olduğunu da anlayabilmek. Bütünsel gerçeklik bağlamında KH realitesiyle de barışmak elbette. KH varoluşun doğal ve "olmazsa olmaz" bir parçası. Bunun gerçeğiyle barışmamız, yani bu gerçeğe, bu farkındalığa ermemiz gerekiyor.

bozadi

#16
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

Ek olarak burada "barış yapma" benzetme olarak kullanıldıysa? Yani bize yaptıklarını affetmeyi söylüyorlarsa? Sonuçta denildiği gibi, hepsi tek yaratanın parçası, onlarda bizlerde.. Nasıl ki bizler hayvanları etleri için öldürüp yiyorsak -onları testler için acımazsızca kullanıp işkence ediyorsak- onların bize yaptığı neden affedilemez olsun ki -bizi özel kılan ne-? Özgür irade evreninde yaşıyoruz, acaba barış affetme olarak mı kullanılıyor? Sonuçta kendini dengelemedikçe,kendinle ve diğer yaratanlar ile barışmadıkça ilerleme kat etmen çok zor -veya imkansız-.
Barış kavramının "affetme" kavramıyla bağlantılı olabileceği görüşünü bir ölçüde de olsa isabetli buluyorum. Yani örneğin Kertişlerin veya genel olarak adanmış 3KH ve 4KH güçlerinin bize yaptığı kötülüklerden dolayı aşırı ve sürekli bir öfke/nefret duyarsak, bunun zararı Kertişlerden/KH'lerden ziyade yine bize dokunur. Yakıt olarak sırf nefreti kullanıyorsak, o zaman biz de KH'leşme yolundayız demektir. Elbette içimizde biriken nefret enerjisinden bir hareket gücü olarak yararlanmamız son derece doğal ve gerekli olabilir ama onun da altında / derininde, asıl güdü pozitif olmalıdır, pozitifliğe dair bir inanç ve "özdeşlik kurma" olmalıdır.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

 iyi adamların (BH) asla taşıma yapmadıklarını ("temas kurup" kelimesi çok ciddi bir kelime onay alıp mı yoksa etkileşime geçip mi alıyorlar?) okumuştum, bu bilgiler ile çelişmiyor mu?
"İyi adamların taşıma yapmadıklarını" nereden, nasıl duyduğunu/okuduğunu çok merak ediyorum Astre.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

 Son olarak foruma nereden katılıyorsunuz? Bozadi onay verirse, buluşabilir ve tartışabiliriz veya temas kurma çalışmaları yapabiliriz sonuçta önemli olan niyettir, hepimiz aynı amaca odaklanırsak mutlaka bir şeyler olacaktır.
Daha önce forum üyeleri arasında çeşitli buluşma ve tartışmalar oldu. Bunlar bazı bakımlardan değerli olabilecek olsa da, çeşitli zorlukları da var. İrtibat kurma ve tartışma işlevi için var zaten bu forum. En hızlı, en pratik ve belki de en etkili ve faydalı görüş alışverişi imkanını sunuyor, tıpkı şu anda olduğu gibi. Fiziksel olarak bir araya gelmenin mutlaka bir gereği, önemi, faydası vardır, olacaktır ama ben kendi bakış açımla bu konuda hiçbir aciliyet veya öncelik hissi duymadığımı itiraf etmeliyim. "O yolu tıkamak" amaçlı değil, sadece forumun görüş alışverişi için "çoğu zaman" gayet etkili ve yeterli olduğuna inanıyorum. Ama elbette bir gün müsait olanlar arasında mutlaka yeniden bir buluşma ayarlanabilir ama bundan büyük bir beklenti içine girmek sorunlu oluyor genellikle. Bir de şuna inanıyorum: Forumdaki faaliyetlerimiz belirli bir kıvama ulaştığında, fiziksel düzlemdeki olası bazı ortak faaliyetler de kendiliğinden şekillenmeye, yoğunlaşmaya başlayacaktır. Şu anda henüz o aşamada olmadığımız çok açık. Ama dış dünyada gelişen koşullara da bağlı olarak, bazı aşamalara çok hızlı bir şekilde de ulaşmamız mümkün olabilir. Ama belirttiğim gibi, şu anda öyle bir zorunluluk veya şiddetli ihtiyaç olduğunu hiç sanmıyorum. Şahsi görüşüm yalnızca.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

 Barış kısmına sıcak bakmamaya başladım, Adonai'nin (RA Bilgileri) de dediği gibi "Onlar -haçlılar- fetih için geldiler!". Ölmemi isteyen birini affedebilirim ama barışamam, BH olurlarsa belki..
Katılıyorum ama Kertişlerden ziyade/önce bizim BH olmamız gerekiyor ;)

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Astre

RA'nın dediği gibi, çok fazla bellek karışımı -tür,ırk,medeniyet vs.- olduğu için öğretmenleriniz öğretmekte çok zorlanıyor
Kesinlikle öyle bence de.

gerçek tosun paşa

#17
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

GTP, olası bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmak isterim. Daha önce de konusu geçmişti forumda çeşitli şekillerde. KH kutbiyetini "mutlak/istisnasız" bir şekilde "kötülükle" ilişkilendirmiyorum. K'ların ifadesiyle, kısadalga döngüsünde 1, 2 ve 3. yoğunlukta KH kutbiyetinin, yani kendine hizmetin bir kaçınılmazlığı var. Bu bir hayvanın veya bir bebeğin/çocuğun başkalarından ziyade kendine hizmet etmek durumunda olması gibi birşey. Ama 3'ün ilerleyen süreçlerinde ve özellikle de 4'te KH artık bazı bireylerin/grupların tüm güçleriyle adandıkları bir "yol" haline geliyor. Tıpkı BH gibi. Ve işte, bu bilinçli KH kutbiyeti seçimini yapan varlıkların başka varlıklara bakış/davranış tarzı, bizim "kötülük" dediğimiz şeyin en somut ifadesini teşkil ediyor, tıpkı adanmış bir BH kutbiyeti seçimini yapanların başka varlıklara bakış/davranış tarzının da bizim "iyilik" dediğimiz şeyin en somut ifadesini oluşturması gibi. Bunda bir gizem, bir belirsizlik olduğunu sanmıyorum.

eksiklikler ve yanlışlıklar içeriyor olabilecek bakış açımla bana pek anlamlı veya çekici gelmeyen "Kertişlerle barış" kavramına elimden geldiğince açık ve önyargısız yaklaşmaya çalıştığımda, birebir manada "Kertişlerle barış"tan ziyade, "Kertiş meselesiyle barış" aklıma geliyor. Yani bu meselenin, yani özelde Kertiş, genelde ise adanılmış/adanılan KH güçleri realitesinin bizi bir korku/gerilim kompleksine sokmasını önleyecek, ama aynı zamanda bu realiteye körlük taslanmasına da neden olmayacak, bütüncül bilgiye ve BH eğilimine dayalı bir yüzleşme ve farkındalık artışı ihtiyacı. Yani "Kertişlerle barış"tan ziyade, "Gerçekle barış". Kertiş/4KH realitesi de bütünsel gerçekliğin bir parçası ne de olsa. Özelde kertişlerin, genelde ise 4KH/5KH güçlerinin bize zarar vermesini kolaylaştıran başlıca faktörlerden biri bizim bilgisizliğimiz, farkındalık ve dikkat eksikliğimiz ne de olsa. Bizler yeterince bilgilendiğimizde, ki bu bilgi sadece veya ille de dışarıdan, kitaplardan edinilecek bir bilgi değil, özümüzün bilgisidir, o zaman frekansımız, titreşimimiz ve BH ile olan bağlantı ve kutbiyet artışımız, KH'ye yönelen varlıkların üzerimizdeki etki ve belirleyicilik gücünü azaltıyor olacaktır. Bence bizim öncelikli ihtiyacımız veya işimiz Kertişlerle barış arayışına girmek değil, kendimizi koruyabilecek hale gelmektir ve bu da, Kertiş/KH realitesini de kapsayan "Bütünsel gerçeklikle barışı" gerektiren birşey. "Kertişlerle barış" kavramının sana çekici veya anlamlı gelen yönü de bir şekilde bununla ilgili olabilir gibi geliyor bana.

Ben "Kertişlerle barışa inanmıyorum" deyince, sanki yatıp kalkıp "Kertişlerle savaşı" düşünmemiz gerekiyormuş, hiçbir şey bundan daha anlamlı, önemli veya öncelikli değilmiş gibi bir resim çizmiş oluyorum belki de istemeden. "Kertiş tekfirciliğine" soyunmuş gibi. Halbuki bizlerin henüz Kertişlerle zaten doğrudan bir savaşı olamaz. Bizlerin doğrudan savaşı/mücadelesi ancak, KH realitesini de işlevi gereği kapsayan/kullanan Bütünsel Gerçeklikle aramızdaki inançsızlık, güvensizlik, bilgisizlik duvarlarını yıkma savaşı/mücadelesi olabilir.

Ben sanki "Barış" kavramıyla bir alıp veremediğim varmış, Barışı sevmiyormuş, ona istek ve ihtiyaç duymuyormuş, ona inanmıyor, güvenmiyor, ondan nefret ediyormuş gibi bir izlenim bırakıyor olabilirim istemeden. Diyorum ya, aksine, bizim ihtiyacımız olan şey Gerçekle Barış. Ve elbette, senin de ima ettiğin gibi, KH'nin nasıl olup da o bütünsel gerçeğin doğal ve gerekli bir parçası olduğunu da anlayabilmek. Bütünsel gerçeklik bağlamında KH realitesiyle de barışmak elbette. KH varoluşun doğal ve "olmazsa olmaz" bir parçası. Bunun gerçeğiyle barışmamız, yani bu gerçeğe, bu farkındalığa ermemiz gerekiyor.


Yok bozadi barış ve KH ile ilgili fikirlerini bu şekilde anlamadım şahsım adıma konuşmak gerekirse, ben de kesinlikle savaş ve barış konusunda bu tarz (seninkine oldukça benzer) bir düşünceye sahibim. :) Barışın içsel barış ve kendine yapacağın bir farkındalık adımı olarak görülmesi gerektiğini düşündüm. Sadece konuda daha detaylı konuşmak hem okuyan hem yazan arkadaşlarla paylaşmak istedim herkese teşekkür ederim buradan böylece.. [:)]

Astre

#18
Bozadi her şekilde bir yerden başlamak gerekiyor, armut piş ağzıma düş şeklinde beklemek çok sıkıcı ve olumsuz. Umarım yılbaşı olmadan bir buluşma yapabiliriz :)
 

Astre

#19
@bozadi, geçenlerde bir konuda kim doğru tarzında bir tartışma yapmıştık hatırlarsan, şimdi şu bilgiyi buldum;

RA Bilgileri 1 - Celse 21 / 10 Şubat 1981 - Sayfa 272

SORU: Bu celse ilerledikçe sormayı unutmaktan korktuğum bazı konular var, önce onları soracağım. İlk sorum şu; Eğe medyum, şimdiye kadar elde ettiğimiz bilgileri okuyacak olursa bundan bu kitabın gelecek bölümleri herhangi bir biçimde etkilenir mi?

RA: - Yanıt aşırı uzun bu yüzden kısaca yazacağım- Bizim bu medyum vasıtasıyla sunduğumuz bilgilerin bu medyumun akıl bileşimiyle hiçbir bağlantısı yoktur.

Sanırsam Laura tabla ile iletişime geçiyordu, neden daha temiz bir iletişim için medyum kullanılmıyor? Ek olarak Carla Rueckert -Rahmetli RA Bilgileri medyumu- LSD kullanıyordu, bu durumda LSD kullansa bile RA Bilgileri'nde hiç bir sapma -medyum kaynaklı- yok, doğru mu anlamışım?

Güncelleme: Yazım hatası giderildi.
 

bozadi

#20
Tahmin edebileceğin gibi, Ra Bilgileri'nde medyum kaynaklı hiçbir sapma olmadığı fikrini makul bulmuyorum.

Ra, LSD konusunun geçtiği bölümde kasıtlı olarak yanlış veya sapmış bir bilgi vermeyeceğini söylüyor ve meydana gelen sapmanın medyumun LSD kullanmış olmasından kaynaklandığını söylüyor.

Alıntı Yap
SORU: Dün gece düşünüyordum da, şu anda Ra'nın yerinde olsaydım, Bir'in Yasası'nın ilk sapması, bu gruba aktardığım doğru bilgilere bazı hatalı veriler karıştırmama neden oluyor olabilir. Bunu yapıyor musunuz?

RA: Biz kasıtlı olarak böyle birşey yapmayız. Ama karışıklık olacaktır. Meydana gelen hatalar, tükettiği kimyasal bir madde nedeniyle bu aracın titreşim kompleksinde zaman zaman meydana gelen varyasyondan kaynaklandı. Bu projede amacımız hatalı bilgi yaratmak değil, dil sisteminizin sınırlandırıcı ambiyansı içinde, sonsuz ve zeki birliği ile tek yaratımın/yaratılışın sonsuz gizeminin hissini ifade etmektir.

SORU: Tüketilen ve sorunlu bir temasa neden olan kimyasal maddenin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

RA: Bu soru net değil. Tekrar ifade edebilir misin?

SORU: Kimyasal bir madde tüketimi nedeniyle araçla [medyumla] bir sorun yaşadığınızı söylediniz. O maddenin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

RA: Bahsettiğimiz madde LSD'dir. Bu bağlantıyla birlikte kullanıldığında kötü bir temasa neden olmuyor. Bu maddeyle ilgili sıkıntı, maddenin etkisinde [bir süre sonra] meydana gelen ciddi bir düşüş olmasıdır. Her bir durumda bu araç celseye bu maddenin ürettiği son derece güçlü enerji ile başladı. Ama celse sırasında bu varlık bu maddenin artık bu varlığın hayati enerji ifade etme yeteneğini arttırmaya yetmediği bir noktaya geldi. Bu istikrarsız bir bağlantıya neden oldu ve sonra da aracı korumak ve beslemek için iletişimin kesilmesi gerekli hale geldi. Bu kimyasal madde, bahsedilen nedenlerle bu tür temaslar için hem faydalı, hem de zararlı.


Daha sonra daha fazla örneğini paylaşmaya gayret edeceğim bu medyum kaynaklı bilgi sapmalarının (LSD değil, başka sebepler ama yine medyumla ilgili) sebebi olarak medyum yerine bir maddenin veya başka bir dışsal sebebin gösterilmesi bana pek mantıklı gelmiyor doğrusu. Ama incelemeye, tartışmaya devam ederken görüşümü etkileyecek hususların farkına varmam da mümkündür elbette.

gerçek tosun paşa

#21
Astre bu konuları sıkça forumda tartıştık. Laura'da bu tarz celseler yaptı fakat en sağlıklı olanın tahta kullanmak olduğunda karar kıldılar. Söylediklerine katılmıyorum burada etki eden şey bir yasa, kullanılan yöntem geri planda kalıyor.

Gavroche

#22
Bu tür konuları sabah okumamak lazım sanırım :) kafam çok karıştı.

gerçek tosun paşa

#23
Neden kafan karıştı? Kafası karışanlar, soruları olanlar yazarsa bunların üzerine konuşuruz :)

Bir_Den_İz

#24
Merhaba arkadaşlar,

Ra Bilgilerinde yanlış olan birşey anlatıcam: Senelerdir Ra bilgileri de dahil diğer kanal kitaplarını okumuş ve hala tekrar tekrar okuyan biri olarak, Ra'nın da belki 6. Yoğunluğun sonlarında olduğundan, belki toplumsal bellek bileşimi yapısından, belkide önceden Mısır'da yaptığını söylediği hatayı tekrarlamamak adına yaklaşımını inanılmaz objektif, arınmış, saf, çok tanrısal biçimde buluyorum. Aslında P'taah gibi hayatın gerçekte ciddiyetten uzak olduğunu bir kozmik şaka gibi ve özünde çok güzel, sevgi dolu  olduğunu anlatan bir tarzda bana çok tanrısal gelir. Öz benliğimiz olan Tanrı/Evren gibi, illüzyonun dışında olan bir şekilde... Gerçi hiçbirşey tanrısallıktan uzakta değildir :) Benim çok çok yakın tanıdığım psişik biri var. Telepati, durugörü, geçmiş ve geleceği görme gibi psişik özelliklerini kullanabiliyor. Bu arada hiç tanımadığımız ama spritüel çalışmalar yapan bir grupla çalışan biride tanrı molekülüne yakın, o frekansta titreşen bir insan ararken yine benim yakınımı telepatik olarak bulan başka birini daha tanıyorum/tanıyoruz. Yani özellikle son bir senedir bu güzel üçgenin içindeyim diyebilirim ara ara. Benim yakınım olandan özellikle son zamanlarda sorularla yardım istedim. Kendisinin bu tür kanal veya spritüel kitapları okumuşluğu, bilgisi yoktur ama insanlara, doğaya, hayvanlara karşı sevgi dolu, an'ı dolu dolu yaşayan biri... Yani bir çoğumuzun başarmaya çalıştığı bir ruhsal yapısı var. (Bu arada bahsedeceğim konu için ve daha sonra anlatacaklarımdan dolayı kendimi de tanıtmak için anlatıyorum bunları) dünya dışı dostlarımızla iletişim kurduruyorum. En son ben içimden sorumu soruyordum ve dünya dışı dostların yanıtını ben algılayamadığım için onlarda benim yakınıma cevap veriyor. Bu arada çok test yapıp denedim :) sadece benim bilebileceğim birçok şeyi sordum ve bazen sormadan söylediler. Bende özgür irademle tüm zihnimi düşüncelerimi yakınıma ve onlara erişime açık tutuyorum. Özgür irademle izin vermeyi düşünmem zaten izin vermek olduğu için bu şekilde oluyor ve o zaman başım daha az ağrıyor ya da hiç ağrımıyor. Ra bilgileri ile ilgili dünya dışı varlığa hasat zamanının Ra'nın söylediğine göre, daha doğrusu soruyu soran Don Elkins'in hasatın 2011 dolaylarında mı olacak diye sorması üzerine, hatırladığım kadarıyla Ra'nın: "Evet bu olası tarih aralığıdır" gibi bir cevap verdiğinin, bu tarihin doğru olup olmadığını sordum ve O da bana Ra Bilgilerinde bazı konularda hatalar olduğunu söyledi. 2011 doğru değil, onların zaman algısıyla bizimkisi çok farklı olduğu için kitapta bu tür yanlışlar varmış ve Ra'nın değilde kitabı hazırlayanların bilgilerin bazı yerlerini biraz değiştirdiklerini söyledi. Hasat içinde 2111 dedi..? İncil'den esinlendikleri için biraz incil'e uyarlamak istediklerini söyledi. Ama özellikle logos, enerji merkezleri, yoğunluklar, Kh, Bh yolları, katalizörleri, tarot açıklamaları vs. Ana hatlarda genel olarak bir sorun olmadığından kitabı yine en saf bilgiler kategorisinde tutabiliriz diye düşünüyorum. Herkese sevgiler.
Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

bozadi

#25
Foruma hoşgeldin Bir_Den_İz [:)]

Ra bilgileri ve forumumuzun belli başlı diğer konularında ilgi, bilgi, deneyim sahibi kişilerin aramıza katılmasından sevinç duyuyorum.

Psişik/medyumik yetenekleri olan yakınının yardımıyla üst boyutlarla bir tür bilgi bağlantısı kurmuş olman da çok ilgi çekici : )

Ra Bilgilerinin baştan sona teknik olarak %100 doğru olmadığına katılıyorum, daha önce bu tür tartışmalar olmuştu forumda. Elimizdeki hiçbir bilgi kaynağının (kanallama veya diğer) %100 doğru bilgi içermediğini, içeremeyeceğini düşünüyorum; tabi Ra, Kasyopya ve Pleiades gibi kozmolojik olarak varoluşun pek çok yönüyle ilgili epeyce bilgi veren kaynakları kastediyorum özellikle.

2011 meselesi benim de dikkatimi çekti. Belirttiğin gibi bu yanlış bir bilgi olabilir ama yine de bir doğruluğu olabilir diye tahmin ediyorum. Şöyle ki, "hasat" ille belirli bir günde, ayda veya yılda olmayabilir, yıllara yayılan bir süreç olabilir. Ya da hasat kesin bir zaman noktasında olan birşeyse bile, o noktaya doğru giden bir tırmanış süreci olabilir. İşte ben bu anlamda 2011 yılının, süreç anlamında hasadın önemli bir tırmanışa geçtiği bir yıl olabileceğini düşünüyorum. Daha önce de değindiğim gibi, 2011 yılında başlayan Suriye Savaşının tüm dünya insanlığının durumu ve geleceği için ne kadar ciddi bir kutuplaşma başlattığı dikkatimi çekiyor. Bu kutuplaşma başlangıç itibariyle fazlasıyla siyasi güç çıkarlarına dayalı olsa veya görünse de, bana öyle geliyor ki "Armagedon" kavramıyla da bağlantılı olarak, iyilerin ve kötülerin (daha doğrusu iyiliğe doğru ilerleyenler ile kötülüğe doğru ilerleyenlerin) giderek ayrışması ve netleşmesi anlamında oldukça ilginç bir süreç başlattı. ABD-İsrail / İlüminati eksenindeki güçler ile Rusya öncülüğündeki ittifak konusunda oldukça ciddi gelişmeler, yüzleşmeler, şekillenmeler, restleşmeler oldu ve oluyor. Elbette ABD-İsrail kötü de Rusya ve müttefikleri melek değil ama giderek o yönde bir şekillenme oluyor şahsi fikrim itibariyle. Bu sürecin Türkiye için de çok enteresan kadersel etkileri olduğunu düşünüyorum. Suriye Savaşından sonra Rusya'yla ilişkilerimizin giderek yoğunlaşması üzerine ABD'nin tırmanan baskıları karşısında ülkemizde normalde birbiriyle çatışmaya alışık olan farklı ideolojik kesimlerin (Laikçisi-İslamcısı, Sağcısı-Solcusu vb.)  ABD zulmü karşısında giderek ortak bir noktada ittifak ve dayanışma geliştirme ihtimalinin giderek arttığını düşünüyorum. Eğer bu olursa, ülkemizin, milletimizin önemli bir kısmının "pozitiflik" eğilimlerinde ciddi bir artış olacağına inanıyorum şahsen. Tabi ne olduğunu ve olacağını şimdiden kesin olarak bilmek pek mümkün değil, sadece mevcut bilgi ve sezgilerime dayalı tahmin ve ümidimi paylaşıyorum. Gerçekte ne olacağını zaman gösterecek.


Dionysos

#26
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Bir_Den_İz

Merhaba arkadaşlar,

Senelerdir Ra bilgileri de dahil diğer kanal kitaplarını okumuş ve hala tekrar tekrar okuyan biri olarak, .

Merhabalar hoşgeldiniz
Öncelikle burada Kasyopya adlı bir metni tartışıyoruz bilginiz var mı? Hiç okudunuz mu okuyor musunuz okumayı düşünüyor musunuz?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Bir_Den_İz

#27
Hoşbulduk Bozadi, teşekkürler :)

Bu formu seneler evvelden beri biliyorum, çok ilgimi çekmişti, beğenmiştim, en son iki sene evvel Kasyopya bilgileri için girmiştim, kurucu ve üyelerini hem tebrik hemde teşekkür ederim.

Geçen gün Yine Kasayopya için girdim ama bu sefer kendi kendime bir teyit için baktım; Kişisel bilgiler ve bizim ilgimizi çok çeken devlet konuları olsun, felaketler vs. Gibi konuları rahatlıkla ve hevesli bir şekilde anlatıyorlar Kasayopyalılar. Anlattıklarına ve dialog tarzlarına, hatta yer yer belirgin kabalıklarını gözönünde bulundurunca bana negatif varlıklar gibi geldiler. Uslupları ve felaket habercilikleri, koruma ve bilgi verme bahanesiyle korku salma peşindeler hissiyatını verdiler bana. Belki formda bunları da tartıştınız bilmiyorum, zaman buldukça okuycam hepsini merakla.

Ra bilgilerini %100 doğru sanıyordum geçen haftaki bu bilgi gelene kadar. Bu arada Asthar'ın çizimleri bana hep yakın gelmiştir ama O'nu birilerinin kafasında yarattığı olmayan bir varlık sanıyordum. Ama bana yakınım olan kanal aracılığıyla bilgileri veren O ve onun gemisinden birileriydi. Ra hakkındaki sorularımı da onun gemisinden biri cevapladı. Hasat konusunda evet bir anda mı olacak ya da bir anda olmasa da kısa bir sürede mi olacak yoksa yıllara mı dağılacak bilmiyoruz. Belki de 2011'de başlayıp 2111'de bitecek bir süreç. Bununla ilgili de tekrar bağlantı kurdurup öğrenmeye çalışırım zevkle #128591; mesela Thea Alexander'ın M.S. 2150 kitabını okudugunuzu tahmin ediyorum: Dünyanın şeklinin değiştiği ve nüfusun azaldığını söylüyorlardı 2150'dekiler ve yoğunluklarından bahsetmeselerde 4. Yoğunluk bilincinde oldukları, bu bilinçte/öğretide yetiştikleri belliydi. Mikro adasının kitapta bizim dünyamızı ve mikro bakış açısını daha iyi anlatmak amacıyla kurgulanmış olabileceğini düşünüyorum. Yalnız bana DDV'lar ya da DDD(dünya dışı dostlarımız:) hasatla ilgilenmememi söylediler. Kendi Bir'liğime bakmamı, her şeyle bir oluşuma  odaklanmamı söylediler. Bunlar dışında da kişisel sorularım vardı daha çok onları sordum. Bu arada anladığım kadarıyla bizim 3. Yoğunluk uzay/zaman'ımıza giriş kapıları var, boyuttan boyuta ve Fırat Dicle arasında böyle büyük bir ana kapı varmış. Ufo'ların, dd.dostlarımızın girdikleri. Bu arada Antalya'da da ufoların üstleri var ve anladığımız kadarıyla (kanalımın iletişime geçmeye çalışması ve onların cevap vermeyişleri ama orionlu olduklarını anlaması üzerine) negatifler. Lara bölgesinden tam karşıdaki dağların en uzununun tepesinde, ne yayan ne araçla çıkılamayacak bir nokta da önce güçlü bir ışığın sonra 2 ve 3. Işığın belirmesini izledik Pazar gecesi. İletişime cevap vermediler ve bende çok merak ettiğim için o dağın hizzasına geçen gğn gittik. Dev salıncak diye bir mekan var tünektepenin karşısındaki dağın yanından gidiyor yol. (Altınkum yolu sanırım) dev salıncağı geçtikten bir kaç km snra... Hatta giderken sağda bir duvara "ufo" yazmışlar. Sanırım orda ufoları gören birileri yazmış diye düşündük. Işığı gördüğümüz bölgeye gidip temas kurmaya çalıştık, kanal olan yakınım burda negatif amaçlarla buluştuklarını ve bazı insanlara savaş için bir ufo yu kullanma üzerine birşeyler konuşmuş olduklarını, orionlu olduklarını söyledi. Bu arada orion'u ilk defa duyuyordu. Yani kendi üretimi değil asla.#128591;#10004;#65039; Biraz daha detaylar var... Ama bu negatiflikgen dolayı bizimle temas kurmak istemediklerini anladık.
Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

Bir_Den_İz

#28
Merhaba Dionysoa, hoşbuldum teşekkürler.

Evet Kasyopya'yı okudum özellikle geçen sene ve iki sene evvel, 90'lardaki ilk temaslarını okudum uzunca... Bana hep bir noktada negatif enerji geldi onlardan, önceki post'umda da yazdığım gibi teyit için tekrar baktım kısaca ve negatif varlıklar gibi geliyorlar bana. Tüm fikrim bu şu anda onlarla ilgili.
Herkes ve Her Şey Bir\'dir, aynı varlıktır, bu gerçeğin dışındaki her şey yine aynı gerçeğin/gerçeğimizin deneyim için yarattığı illüzyondur.

bozadi

#29
Forumdan uzun zamandır haberdar olmana ve beğenmiş olmana sevindim Bir_Den_İz. Ele aldığımız çeşitli konularla ilgili sıradışı deneyimlerin olduğu anlaşılıyor; paylaşmakta olduğun için teşekkürler.

Kasyopya bilgileri konusunda, ben dahil forumun üye müdavimlerinin çoğu Kasyopyalıların gayet pozitif eğilimli olduklarını düşünüyor aslında ama evet, bu konuda zaman zaman farklı ve zıt görüşlerin paylaşıldığı, tartışıldığı da oldu. K'ların temel kozmolojik bilgiler konusunda Ra ile ciddi bir örtüşümü olmakla ve hatta onların bazı teknik terimlerini aynen kullanmakla birlikte, Ra'dan çok farklı bazı özellikleri olduğuna da şüphe yok. Ve bu farklılığın bir kısmı KH dediğimiz negatifliğe adanan varlıkların plan ve faaliyetlerinin bazı ayrıntıları hakkında. Bu tür bilgiler okuyan üzerinde zorlayıcı etkiler yapabiliyor. Bunun dışında celse bilgileri arasında bizzat "korkutma amaçlı" (negatif-sapmalı) olanların bulunduğunu K'ların kendileri de söylüyor, ama bu bilgileri verenin kendileri olmadığını, celse bağlantısının özellikle ilk yıllarında Laura'nın yoldaşı olduğu halde giderek KH yönüne sapma gösteren ve zaman içinde Laura ve ekibine düşmanlaşan "kanal" niteliğinde bir şahsın bu sapmış bilgilerde önemli bir rolü olduğunu söylediler.

Hayatımızda fazlasıyla negatiflik var, resmen vahşi bir dünya düzeninde yaşıyoruz ve kesintisiz işkence ve katliamlar her gün devam ediyor. Böyle bir durumda bize bu oyunun dışından bakıp bilgi verecek pozitif eğilimli varlıkların ille her durumda sadece pozitif içerikli konulardan bahsetmelerinin çok anlamlı olmayacağını düşünüyorum. Hayatımızla ilgili özellikle yüzleşmekten kaçma eğiliminde olabileceğimiz veya yeterince farkında olmayabileceğimiz bazı derin negatifliklerin varlığı ve niteliği hakkında bilgi ve uyarılarda bulunmak, pozitif bir üst düzey varlığın veya varlık grubunun yapamayacağı veya yapmaması gereken birşey değil bence. Kaba bir örnek verecek olursam, bir insanın vücudunun kesilmesi, zarar görmesi negatif, olumsuz bir durumdur öyle değil mi? Ve bir cerrah da neşteriyle insan vücuduna zarar verir, keser, biçer ama amacı negatif değildir, aksine vücudun içinde oluşmuş son derece negatif bir duruma müdahale için yapar yaptığını. Ben K celselerindeki korkutucu/negatif izlenim veren bilgilerin tamamının değilse de önemli bir bölümünün bu nitelikte olduğunu düşünüyorum.

Celseyi düzenleyenlerin kendi yaşam koşullarına ilişkin şahsi meseleler hakkında sorular sorup cevap almaya çalışmasının ille negatif bir anlama geldiğini düşünmüyorum. Bir ölçüye kadar bunun gayet doğal ve gerekli olduğu düşünüyorum. Önemli olan bunun oranını ayarlamak, aşırıya kaçırmamak. Ki sen de örneğin kanal işlevi gören yakının aracılığıyla üst düzey pozitif varlıklara kendi şahsınla ilgili sorular sorduğunu ve cevaplar aldığını söylemişsin. Bu negatif bir anlama gelmek zorunda değil. Üstelik K'ların kendisi celse katılımcılarına şahsi nitelikli konuların ağırlığını azaltmaları, tüm insanlığı ilgilendiren konulara ağırlık vermeleri konusunda açıkça ve defalarca uyarılarda bulunmuştur. Ve K celselerinde tüm dünya insanlığını ilgilendiren bence son derece aydınlatıcı, açıklayıcı, şok edici ve aynı zamanda ilham ve ümit verici bilgilerin varlığını ben biliyorum, yeterince ciddiyetle ve dikkatle okuyan herkes de görebilir ve bilebilir; bu nedenle de K bilgilerini ve bu bağlantıyı kuran Laura ve ekibini çok kıymetli buluyorum.

Ra, dünya insanlığının genelinin (toplumsal bellek bileşiminin) daha ziyade "negatif eğilimli" olduğunu ve yine örneğin göklerde gözlemlenen UFO'ların çoğunluğunun "negatif" varlıkların gemileri olduğunu ve gayet negatif amaçlarla insanlar üzerinde faaliyetlerde bulunduklarını söylüyor. Bunlar da karamsarlaştırıcı, korkutucu açıklamalar ama ille de yanlış veya "kötü niyetli" değil. Yüzleşilmesi gereken zorlu bazı gerçekler. Negatif uzaylı varlıklarca insanların kaçırılıp özgür iradeyi açıkça ihlal eden çeşitli uygulamalara ve programlamalara maruz bırakılması durumu ufoloji alanında oldukça net bir şekilde bilinen bir olgu. K'lar kaçırılma sürecinin nasıl gerçekleştiği ve insanların ne gibi işlemlere maruz bırakıldığı konusunda insanın adeta kanını donduran bazı açıklamalar yaptılar. Ama bu ürkütücü şoka uğramamız, bu açıklamaların ille de yanıltma, korkutma, pozitiflikten caydırma amaçlı olduğu anlamına gelmiyor.

Doğada bir aslanın bir ceylanı yakalayıp yemesi oldukça vahşi ve ürkütücü bir gözlemdir çoğu insan için, değil mi? İnsanlar binlerce belgeselde binlerce hayvanın avını vahşice öldürme ve yeme davranışını ayrıntılı bir şekilde ele alır, gösterir. Bu ille de negatif veya korkutma amaçlı değildir.

Ra bilgileri bağlantısının nasıl sona erdiğini belki biliyorsundur, bu forumda birkaç tartışmada ele alındı. Don Elkins'in Oryon KH varlıklarının çok ağır psişik saldırılarına maruz kalması sonucu korkunç acılar çekmesi, akıl sağlığını yitirmesi ve sonunda kafasına sıktığı bir mermiyle hayatına son vermesi sonucu koptu Ra bağlantısı. Bu insanlar KH varlıklarının faaliyetleri ve özellikle de kendileri üzerindeki faaliyetleri konusunda zamanında Ra'ya yeterince sorular sorup alacakları cevapları da dikkate almış olsalardı, Ra bağlantısı gibi paha biçilmez bir bilgi bağlantısı böylesine kan dondurucu bir sonla bitmezdi. Bu konuda sorular sormadı değiller, sordular ama verilen bilgileri ve yapılan uyarıları yeterince ciddiye almadılar demek ki.

K'lar Ra'yı ve Ra bilgilerini pozitif bir kaynak olarak onaylıyor ve tavsiye ediyor ve hatta onların terminolojisini kullanıyor. Ama o ekibin başına gelenlerin Laura ve ekibinin başına gelmemesi için de Oryon KH varlıklarının ve onların 3. yoğunluktaki uzantısı sayılabilecek İlüminati diye adlandırılan 3KH gruplarının insanlar ve özellikle de pozitif kanal bağlantısı kurup hayatımızın hem pozitif hem de negatif gerçekliklerine ışık tutmaya çalışan insanlar üzerindeki yoğun faaliyetleri konusunda bilgilendirme ve uyarılar yapmaya özellikle dikkat gösteriyorlar. Laura ve ekibi sıradan insanlar değiller, dünya insanlığının trajik düzeyde negatif koşullar içeren hayat realitesinin olumlu-olumsuz çeşitli yönlerine ışık tutmaya çalışan çok değerli bir ekip. Ve o ekibin korunması için de KH varlıklarının insanlar ve özellikle kendileri üzerindeki spesifik faaliyetlerinden haberdar olması, uyarılması ve her zaman dikkatli ve psişik savunma modunda olmaları çok kritik öneme sahip.

K celseleri 94'ten beri devam ediyor ve eldeki kayıtlar (arşiv) ciddi bir hacme sahip. Tüm bu bilgiler arasında son derece pozitif, aydınlatıcı, ilham, sevinç ve ümit verici olanların miktarı oldukça yüksek, şahsi deneyimime, algıma göre. "Birlik" ve tüm varlıkların, tüm bireylerin "tanrısallığı" konusu K celselerinde de epeyce yer sahibi örneğin. Ama hangi kanal bilgisi hakkında ne düşüneceği, neye inanacağı herkesin kendisine kalmış birşey. Bunu çok fazla tartışma konusu yapmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Yani farklı veya zıt düşündüğümüz şeyleri esas almak yerine, ortak/uyumlu düşündüğümüz ve inandığımız şeyleri esas almayı tercih ederim. Farklı fikirler ve uyuşmazlıklar her zaman olacaktır ve bunların tartışılması da çok değerlidir, geliştiricidir, ama en önemli şey bu değildir. Temelde pozitiflik yönünde samimi bir ilerleme güdüsü bulunduğu sürece, çeşitli konular hakkında farklı ve hatta zıt görüşlere sahip bireyler gayet pozitif bir şekilde etkileşimde bulunabilirler.