Celseler Hakkında Tartışma

Başlatan Anhora, 20 Kasım 2014, 03:22:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#45
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Peki bizler o halde daha önceden yediye ulaşmış bir enerjinin  3te devridaim eden bir parçasıyız desek çok da yanlış olmaz gibi geliyor bana.Tabi şu anki deneyimlerimiz yepyeni olmalı bu durumda ve bir parçamz da hala yedide, bir parçamız yüksek benlik olarak altıda hatta kasyopyalılarla.En son birleşip yeni deneyimler için devridaime devam ediyoruz herhalde.
Evet, anlaması, kavraması benim için de gayet zor ama yaptığın tasvir bana makul görünüyor.

bozadi

#46
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Bir de aranızdaki tartışmada Bozadin in söyledikleri genel olarak mantıklı gelmekle birlikte 3BHtan 3Khya geçme kısmı dikkatimi çekti şimdi. K lar bir kez BH olundu mu bir daha KH kutbuna geçme eğilimine rastlanmayacağını söylüyorlardı.Bu nasıl mümkün olmuş olabilir, henüz 4e geçilmediği için mi?
Evet, K'lar "4. yoğunluktan itibaren" BH'den KH'ye geçiş olmayacağını söylediler.

bozadi


beyrutkapı

#48
Tartışmayı ilgi ve dikkatle takip ediyorum. Tüm yazılanları okudum ve bir kaç şey eklemek isterim. Elbette gördüğümüz yada anlamaya çalıştığımız bilgilerin çok dava derin ve şuan göremediğimiz başka anlamları var. Elbette evrensel planda her şey birse eğer, bunun dışında kalan her şey sapmadır. Tekrar altını çizerek söylüyorum. Bence bir olma hali dışında her şey sapmadır ve oyunun kendisi tam olarak burada başlıyor. Madem tüm öykü aslında kaynağa geri dönüştür, iyi kötü ve hatta bh kh olmak ve olası tüm yargılar yanlıştır.  Kimseyi yargılamak niyetinde değilim ancak bu bakış açısı oyunun özünü kaçırmak gibi geliyor bana ve kh olmakla ilgili temel sorgulamalar biraz da saflık gibi geliyor bana. Eğer hitler başarılı olsaydı çok daha korkunç bir dünyada yaşıyor olacaktık. Elbette hepimiz kh yiz ve dünya yeterince korkunç ancak tamamen fethedilmiş yada köleleştirilmiş bir dünya yok. Aksi halde ulaşabildiğimiz bilgilere ulaşamazdık. Şuan bu tartışmayı da yurutemezdik. Her ne kadar oyun sahası şuan için eşit olmasa da hala her insan belli bir yolu seçebilir.  Ka'lar bize zamanın olmadığını ve bunun bir illüzyon olduğunu her fırsatta söylediler. Ama aynı zamanda bizim için gerçek olduğunu da söylediler. Zira zamanın bir ilizyon olduğunu bilsekte yaşlanmaya devam ediyoruz. Çünkü şuan içinde olduğumuz ilizyonun gerçekliği bu. Yerçekimine tabii olmak gibi. Oyunun kuralları var ve gerçekliği oluşturan bunlar. Buradan hareketle, evrensel planda iyinin ve kotunun olmadığını söylemek ne kadar doğru. Şuanda ve burada iyi de var kötü de. Bir bebek açlıktan ölüyorsa kötülük elbette var. Aksini iddia etmek vicdanı uyutmaya yarar sadece. Diyelim ki farkında olmadan sosyal psikoloji ile ilgili bir deneye katıldınız. Bulunduğunuz odada insanlara işkence yapılıyor. Müdahale etme şansınız varken ses çıkaramıyorsunuz. Belki elinizden bir şey gelmeyecek ama içinizden gelen insani dürtüyü bastırıp korkunuza yeniliyorsunuz. Ve neticede iyi yada kotu hiç bir şey yapmıyorsunuz ve deney sonunda gerçekliğiniz değiştiğinde yani aslında bunun sadece bir deney olduğunu oğrendğinizde korkunuzu aşamamış olmanın pişmanlığını yaşıyorsunuz. Hani o bir dersi geçememiş olmanın verdiği his. Oysa aslında kimseye bir şey olduğu yokmuş. Herkes seçtiği için oradaymış, gardiyanda, işkence gören kurbanda. Kendi adımıza problem, o kumar masasında biz ne yaptık? Kazanma hırsı, umursamamak, oyundan çekilmek yada yancı olup izlemek... Bir çok olasılık içinde seçtiğimiz bir şeye inanarak ve aleyhte tüm koşullara rağmen, özgür irademizle biz nasıl bir oyun oynadık. Hepsi bu.   bazen forumlarda rastlıyorum, tanrıya sorulacak tek soru, biri şöyle yazıyor;" çocuklar öldürülürken neredeydin?"  oysa bunu biz yarattık. Bu bizim gerçekliğimiz. Kendimize soracağız bunları. Eğer şu an buradaysak biz bunu seçtik diyedir. Hatırlayamamanın ne önemi var. Çünkü bundan sonrası inanç oluyor artık. Hatırlayamasam da, sınırlı algımla goremesemde, biliyorsam ve farkındalığım gerçekliğimin bir parçası haline geliyorsa inancımdan oluyor bu. Yanlış anlaşılmasın, kasyopyalılara, Ra ya yada başka bişeye değil, hem bir parçası hemde gelişmemişte olsa henüz, yarDanın içimdeki tezahürüne ve kendine duyduğum inanç bu. Be bir gün bu içinde yaşadığımız gerçekliği tamamen parçalayacağımıza inanıyorum. Ve o zamana kadar bir kişiye hizmet herkese hizmettir sözüyle, farkındalığın artması için, başkalarının uyanışı için elimden geleni yapmak istiyorum. Evrenin adaletine güveniyorum ve kontrol tamamen kh nın eline geçmeden elimden gelen en iyi oyunu oynamak istiyorum. Kim ne yaparsa yapsın, tek ve sonsuz yaratana hizmetten kaçamayacağına göre, dünyanın tüm tehlikeleri ve kederine rağmen, sorumluluk almak ve seçim yapmak için her şeye rağmen önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.
 

Scyth

#49
Hitler örneğini Kh'nin yaptıklarının da faydalı bir sonuç doğurabileceğine örnek olarak verdim. Diğer taraftan Bh'e serzenişimin altında onların yaptıklarının da zararlı sonuçlara  sebep olabileceklerini düşündüğümdendir. Yani bize hiç bir zaman düşüşten önceki halimizi ve gelişen olayları tam olarak anlatmadılar. Bildiğimiz sex'i deneyimleme tuzağına düşürüldüğümüz. Yani onlar böyle söyleyince aklıma şu geliyor bir ebeveyn çoçuğunun gitme demesine rağmen bataklık bölgesine gitmesi orada oyun oynarken batması gibi. Yani ebeveyn bu sahne karşısında şu tavrımı takınmış "ben uyarmıştım gitti şimdide batıyor. O zaman bırakalım batsın ve ölsün". Yani ne tip bir ebeveyn bunu yapar ki bu çok saçma. Burada olmamızın gerçek sebebinin sadece sex yüzünden kandırılma durumu olmadığını düşünüyorum. Bunun arkasında daha derin bir fikir vardı. Sanki biri bu hataya düşmemizi ve deneyimlememizi böylece bir öğrenme sahnesi oluşması yönünde birilerini tetikledi. Bu da sadece 4 Kh'nin planıydı diyemiyorum. Bunun sorumlusu bence 7. yoğunluktu. Tanrı zannettiğimiz kadar suya sabuna dokunmayan bir durumda değil bence. Tanrı bütün yarattığı ruhlara kendine dönebilmeleri için gerekli olan şartlandırmayıda ekliyor. Bunun içinde gerekli öğrenme ortamlarını yaratıyor. Bu her ne kadar kulağa hoş gelsede çok acı sonuçlarada sebebiyet veriyor gibi gözüküyor.

Bh'nin çoğu zaman izleyici konumunda olmasının sebebi özgür iradeye saygı duymak mı yoksa tanrının planlarına müdahale etmemek mi olduğunu düşünüyorum. Belkide ikiside aynı şeydir. Özgür irade dedikleri 7. yoğunluğun seçimleridir. Onlarda bizlere bakarken 7. yoğunluğun alt seviyelerdeki tezahürlerini görüyorlardır ve bundan dolayı müdahale etmiyorlardır. Yani buradan baktığımda sahip olduğumuz özgür irade o kadar sınırlı ki neden bunu korumak için bu kadar dikkatli davrandıklarını anlayamıyorum.

M. Newton'un kitaplarını okurken bir şey farkettim; yeni yaratılan ruhlar. Öyle gözüküyor yeni ruhlar 7. yoğunlukta  yaratılıyorlar her bir yeni ruh bir birinden farklı parmak izlerimiz retinalarımız gibi. Bunu sağlayan şeyin ne olduğunu düşünüyordum. Bence 7. yoğunluğa ulaşan grupların deneyimleri yeni ruhların oluşturulmasında kullanılıyor. Her ne kadar yeni yaratılmış olsada bu ruhlar 7. yoğunlukta yaratılışına esin kaynağı olan varlığın izlerini ve eğilimlerini taşıyor. Yol boyunca bunları farkediyor ve yenilerini ekliyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#50
Açıklamaların, önerilerin için teşekkürler sevgili beyrutkapı.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Hitler örneğini Kh'nin yaptıklarının da faydalı bir sonuç doğurabileceğine örnek olarak verdim. Diğer taraftan Bh'e serzenişimin altında onların yaptıklarının da zararlı sonuçlara  sebep olabileceklerini düşündüğümdendir.
Keşke öyle bir örnek görebilseydik ama görmedik. Açıkça "kötülük" yolunu seçmiş bir birey asla bilinçli ve iradeli bir şekilde başkalarına "iyilik" yapmaz. Ama eveti, KH varlıkları "hiç arzu etmemelerine rağmen" pozitif bazı katalizörlere neden olabilirler. Bu da evrenin, hayatın bir güzelliği. Ve evet, bazı durumlarda BH varlıkları da "hiç arzu etmedikleri halde" bazı olumsuzluklara, tersliklere neden olabilirler ama buna neden olduklarında sorumluluk alıp hatalarının sonuçlarını düzeltmek için gerekli takip ve müdahalelerde bulundukları anlaşılıyor. Örneğin Ra grubu, Mısır'daki yöneticilere verdikleri bazı bilgilerin negatif amaçlarla kullanıldığını görünce üzülmüşler. Neden oldukları olumsuzlukları gidermek için o günden beri olayları, fırsatları takip edip bazı dengeleyici müdahalelerde bulunduklarını anlatıyorlardı Ra Bilgileri'nde.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

 Yani bize hiç bir zaman düşüşten önceki halimizi ve gelişen olayları tam olarak anlatmadılar.
4. ciltte Ra bu konuda çeşitli bilgiler sunuyor. Genel durumu anlamaya yeterli düzeyde bence.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Bildiğimiz sex'i deneyimleme tuzağına düşürüldüğümüz. ... Burada olmamızın gerçek sebebinin sadece sex yüzünden kandırılma durumu olmadığını düşünüyorum. Bunun arkasında daha derin bir fikir vardı.
Elbette. Fiziksel duyumlara/zevklere odaklanıp bağımlılık geliştirmek, içine düşünülen bir durumun bir tezahürü sadece. Problemin özü değil. Problemin özü "kendine hizmet". K'ların "bir kapı açıldı ve bir küp altın gördünüz. O altınlara çok ilgi gösterdiniz ve kapıdan geçerken de yılan tarafından ısırıldınız" diye ifade ettiği şey. K'lar KH için şu vurucu değerlendirmede bulunuyor: "Sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar arıyorlar." İşte, insanlık grubunun o bir küp altına gösterdiği ilgi de o misal. Varoluşun bin bir türlü imkanına, sonsuz zenginliğine zaten erişim sahibiyken bir küp altına takıntı geliştirmek ve bu senaryoyu ayarlayan varlıklarca ağır bir darbeye maruz kalıp köleleşmek...

Ra, Perdelemeden Önceki durum hakkında bilgi verirken, insanlığın 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa geçmesi gerektiği halde gerekli kutuplaşmayı göstermedikleri için, ödevlerini yapmadıkları için, disiplinli olmadıkları için, yani yozlaşmış durumda oldukları için Başkalarına Hizmet eğilimlerinin de giderek yozlaştığını anlatıyor. K'lar da İncil'den Müsrif Oğul (Prodigal Son) hikayesini anlatıyor bildiğimiz gibi. Ve bu kaynakların verdiği bu bilgiler, insanlığın şu andaki durumu hakkında da son derece açıklayıcı.   

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Sanki biri bu hataya düşmemizi ve deneyimlememizi böylece bir öğrenme sahnesi oluşması yönünde birilerini tetikledi. Bu da sadece 4 Kh'nin planıydı diyemiyorum. Bunun sorumlusu bence 7. yoğunluktu. Tanrı zannettiğimiz kadar suya sabuna dokunmayan bir durumda değil bence. Tanrı bütün yarattığı ruhlara kendine dönebilmeleri için gerekli olan şartlandırmayıda ekliyor. Bunun içinde gerekli öğrenme ortamlarını yaratıyor. Bu her ne kadar kulağa hoş gelsede çok acı sonuçlarada sebebiyet veriyor gibi gözüküyor. Bh'nin çoğu zaman izleyici konumunda olmasının sebebi özgür iradeye saygı duymak mı yoksa tanrının planlarına müdahale etmemek mi olduğunu düşünüyorum. Belkide ikiside aynı şeydir. Özgür irade dedikleri 7. yoğunluğun seçimleridir. Onlarda bizlere bakarken 7. yoğunluğun alt seviyelerdeki tezahürlerini görüyorlardır ve bundan dolayı müdahale etmiyorlardır.
Evet, Perdesiz Deneyimden Perdeli Deneyime geçiş, varoluşun sunduğu deneyim olanaklarını artıran, zenginleştiren bir özelliğe sahipmiş. Ama kimse bizi zorla geçirmemiş veya zorla hataya sevk etmemiş. İnsanlığın kendisi yozlaşmış ki hala o yozluğu, o duyarsızlığı, o tembelliği, o disiplinsizliği bol bol sergiliyor. Sen insanlığın şımarıklığının ve bunun sonucunda içine düştüğü yozlaşmışlığın suçunu bakıcılarda arıyorsun ama bu hususta çok aceleci bir yargılama hali içindesin, çünkü elimizdeki kaynakların verdiği ve birbiriyle gayet uyumlu olan bilgilerle hiç uyuşmuyor bu iddian. Elbette kaynaklarda sapmış bilgiler olabilir, kandırılmaya çalışılıyor olabiliriz ama önce kaynakların ne anlattığını bildiğinden emin ol. Ve hangi açıklamanın neden yanlış veya saptırıcı olabileceğini açıklamaya çalış.

Tanrı dediğimiz şey bir şahıs değil. Sen de öyle bir iddiada bulunmuyorsun ama sanki Tanrı belirli bir egosu olan ve amaçları doğrultusunda özgür iradeyi manipüle edebilen birşeymiş gibi bir tasvirde bulunuyorsun. Bir fikir jimnastiği olanağı olarak hiçbir itirazım yok ama, tekrarlayayım, elimizdeki belli başlı kaynakların şimdiye kadar anlattıklarını yeterince iyi bir şekilde okuyup analiz etmediğini ve içinde bulunduğumuz yaşam koşullarının çok zorlu bazı yönlerine olan kızgınlığın nedeniyle aceleci bir yargılama hali içinde olduğunu düşünüyorum şu anda.
 
Tanrı dediğimiz şey = Tüm Varlık. 7. yoğunluk dediğimiz şey = Varlığın en mutlak, en ayrışmamış, en saf hali. Ve bireysel varlıklara (ruhlara) özgür irade veriliyor. İsterlerse yok bile olabiliyorlar. "Tanrıya" dönme mecburiyeti yok yani. Ama evet, "varlık" dediğimiz ve elbette "bireysel varlığı" da kapsayan şey, bütünle birleşme güdüsüne sahip.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

 Yani buradan baktığımda sahip olduğumuz özgür irade o kadar sınırlı ki neden bunu korumak için bu kadar dikkatli davrandıklarını anlayamıyorum.
İnsanlığın durumuyla ilgili olarak üst yoğunluk BH gruplarına yaptığın serzenişe dair şu eleştirimi paylaşmak isterim: O BH gruplarının şimdiye kadar insanlığa kimbilir kaç defa özgür irade sınırlarını zorlayacak düzeyde pozitif müdahalede bulunmuş olabileceğini düşündün mü hiç? Eğer gösterdikleri ilgi, alaka ve müdahaleler olmasa, insanlığın bugünkü durumunu bile "mumla" aramamız gerekebileceğini düşündün mü hiç?

İnsanlığın şimdiye kadar KH güçlerine olan itaat düzeyi nedeniyle o meşhur "tek dünya devleti de" kurulmuş olabilirdi şimdi. Sen Hitler denen şahsın başarılı olması durumunda şimdi çok daha iyi koşullarda yaşayacağımızı iddia ediyorsun. Ben de diyorum ki, Hitler başarılı olsaydı, tüm berbat koşullara rağmen bugün sahip olduğumuz bazı imkanları "rüyalarımızda bile göremezdik."

Hani Tayyip diyor ya, "demokrasi/özgürlük olmasaydı, şu anda bana yaptığınız bu eleştirileri yapamazdınız". Doğru söylüyor, gerçekten de nispi de olsa bir özgürlük olmasaydı bunu yapma şansımız olmazdı. "Tayyip doğru söylüyor" derken, pozitif bir niyetle söylediğini iddia etmiyorum elbette. "İlüminati'ye köpeklik ederek gördüğüm destekle o nispi özgürlüğünüzü de elinizden aldığım gün bakalım bir daha beni eleştirebilecek misiniz sizi aşşağılık hamam böcekleri" demek istiyor. 

Nispi olarak bile olsa bir özgürlüğümüz var. Hitler ve benzeri şeytanlar başarılı olamadıkları için var bu biraz da. Ve İlüminati başarısız olmayacak yeni bir darbede bulunmaya hazırlanıyor: Yeni Dünya Düzeni. Elimizdeki bilgi kaynaklarına inanıp güvenmesem, başarılı olacaklarını düşünürdüm herhalde. O kadar berbat bir görüntü var dünyada. Ama şaşırtıcı bazı gelişmeler de olmuyor değil. Gezi olayı bence olağanüstü bir işaretti. Avrupa'da pek çok ülke son yıllarda çok büyük halk gösterilerileriyle inliyor resmen. Putin öncülüğünde Doğu bloku ülkelerinin İlüminati köpeklerine karşı geliştirmekte olduğu bir süreç var gibi görünüyor. Arap Baharı bir karışım sanırım. Kısmen gerçek özgürlük haykırışları içerse de, Batılı faşistlerin çok güdümünde kaldı ve yönetimlerin kukla rejimlerle değiştirilmesine hizmet etti. Ama Arap Baharı Suriye'de duvara "tosladı" resmen. Elbette yine özellikle İran, Suriye ve Doğu Bloku ülkelerinin desteği sayesinde oluyor bu. Ama müthiş bir gelişme.

IŞİD biraz da o duvara toslama durumunun neden olduğu kızgınlığın gözü kararmışlığı nedeniyle "acilen üretildi" Bu kadar kısa sürede bir örgüt doğacak da Suriye'den Irak'a egemenlik sağlayacak. O kadar yapay bir durum ki, bunu ABD şahsında İlüminati'den başka kimse beceremez. Ve başka hiçbir Aşırı İslamcı örgütte bu kadar çok yabancı (Kafir!) bir araya gelmemiştir herhalde. O kadar absürt bir durum. Hatırlıyor musunuz, İsrail'in Gazze saldırılarına neden tepki göstermedikleri sorulduğunda IŞİD yetkilileri "Bizim İsrail'le derdimiz yok" demişlerdi. O kadar İslamcı bir örgüt. Gözü dönmüş bir şekilde İslam'ın en büyük bölünmüşlüğü ve dolayısıyla en zayıf yeri olan Sünni-Şii bölünmüşlüğüne yatırım yaptılar ve "Bizim derdimiz Şiileri imha etmek" diye açık açık ifade ettiler. Bunu aslında Suriye ve İran rejimine saldırdığı halde başarılı olamayan ABD/İsrail/CIA/MOSSAD/NATO yani İlüminati söylüyor aslında, IŞİD değil.

Elbette Rusya öncülüğünde Doğu Bloku ülkelerinin İlüminati'ye "hop!" demeleri olağanüstü güzel bir gelişme olsa da, IŞİD örneğinde olduğu gibi gözleri dönmüş bir şekilde tüm dünyayı yakıp yıkmaya çalışacaklar. Tayyip de o yüzden ülkeyi Polis Devleti sürecine taşımak için yırtınıyor. "Başkanlık" özlemi de o sürecin bir parçası. Çünkü Polis Devletlerinin oluşumu, İlüminati'nin özlemi olan Tek Dünya Devleti, yani Yeni Dünya Düzeni'nin vazgeçilmez koşulu. Türkiye'den Fehullah'ın öncülük ettiği "Dinler Arası Diyalog" muhabbeti de aynı projenin "din ayağı" idi. Yani bir "Tek Dünya Dini" yarama projesiydi, ama garip bir şekilde dinlerin "olağanüstü uzlaşmazlığı" sayesinde işe yaramadı. Şimdi düşünüyorum da, belki de o projenin başarısız olacağı anlaşılınca Fethullah sahneden çekilip Tayyip'e yatırım yapılmaya başlandı.

Sonuçta İlüminati var gücüyle ortalığı karıştırmaya, kaos yaratmaya, yıkım yaratmaya devam edecek. Baskılarını çok daha artıracak. Türkiye'de Tayyip'in politikalarında izleyeceğiz bunu belki de en çok. PKK Tayyip'in / AKP'nin faşist girişimlerinin etkisini azaltacak bir etki mi yapacak, yoksa Tayyip'in faşizmine çanak mı tutacak, bunu anlamaya çalışıyorum. Sanırım aslında PKK AKP için bulunmaz bir nimet olabilir. Çünkü global ve yerel faşistler Kenan Evren kuklasını kullanarak TSK üzerinden "ortalık çok karışmıştı, buna bir dur demek gerekiyordu" diyerek halka o faşist darbeyi yapmadan önce "ortalığı kendi elleriyle karıştırmışlardı." Çok benzer bir şekilde, PKK terörünün tırmandırılması ve hatta ülke sathına yayılması, İlüminati'nin Tayyip'e yaptırmak istediği "olağanüstü hal yönetimi" tipi birşey için harika bir gerekçe sağlar.

Konu biraz dağılmış gibi görünse de herşeyin birbiriyle çok yakından alakalı olduğunu düşündüğüm için bunları söyledim. İlüminati Hitler ile başaramadığı şeyi, şu an içinde bulunduğumuz süreçte işaretlerini çok iyi görmekte olduğumuz gibi tekrar deneyecek. K'ların deyişiyle "kertişlerin gözü kararmış" durumda. Ama BH grupları da "birşeyler düşünüyor". Özellikle de gezegensel yıkım ve dönüşüm süreci, seller, depremler, fırtınalar, göktaşları vs. İlüminati'nin planlarını sekteye uğratacak kadar güçlü olacak demişti K'lar. Bekleyip göreceğiz ama bu arada kendi bilincimizi elden geldiğince artırmakta fayda var.

"İyi kötü diye birşey yoktur. Bunlar subjektif şeylerdir" tarzındaki görüşlerin bu forumda neden asla makbul olmayacağını da ifade edebildiğimi umuyorum. Siz istediğiniz kadar iyi-kötü yoktur deyin, bunlar göreceli şeylerdir, bu şekilde tanımlamalar yapmak önyargılı davranmaktır deyin, siz bunları söylerken İlüminati insanlığın "anasını bellemeye" devam ediyor. Kötüye kötü diyemediğiniz sürece asla bu forumun varlığından murat edilen şeyle uyumlu olamazsınız. Buna mecbur da değilsiniz. O zaman size tavsiyem kendi görüşlerinize uygun bir forum kurup faaliyetlerinize orada devam etmeniz olacaktır.

Forumun esas aldığı bilgi kaynaklarının birbiriyle uyumlu olarak paylaştıkları bilgileri anlamadan etmeden, hepimiz için inanılamayacak kadar faydalı ve gerekli olabilecek o bilgileri çöpe atma tarzındaki yaklaşımlara gösterebileceğim hoşgörü son derece sınırlı.

Scyth

#51
Düşüşten önceki halin yozlaşmış olduğu senin kişisel fikrin Bozadi. O süreçte yaşananlar daha çok hızlı ve acılı bir öğrenme ortamına atılmamızdı. Benim düşüncem kaynakların saptırmadan ziyade yarım yamalak bilgi verdiğine dair. Tanrıya dönme mecburiyeti olmadığına inanmıyorum hem içsel olarak hemde dışarıdan gelen müdahalelerle sürekli olarak tekamül etmek için dürtüldüğümüze inanıyorum. Yer üstündeki insanlarla yerin altındakilerin kendi içlerinde bir mücadele içinde olduklarını bununda hepsine birden ilümünati denilerek açıklanamacağı fikrindeyim. Hitler bir örnekti sadece yorumlarınız beni onun avukatlığını yapıyor gibi gösteriyor. Gerçek şu ki fiziksel bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada yükümüzü Hitler'in eylemleri azaltabilirdi. Forumun esas aldığı bilgi kaynakları ile uyumlu olmak o  kaynakları ezberden tekrarlamanın ötesinde onları eleştirebilme cesaretinide gösterebilmelidir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#52
Tartışmanın yada sorgulamanın bence hiç bir sakıncası yok fakat önümüzdeki dönemde en azından en temel kavramlar konusunda aramızdaki uyumun çok daha artmasını umuyorum. Belki bu forumun başka bir sayfasında muhatap olduğumuz koşulları ve yaşadıklarımızı daha çok paylaşmalıyız ki gerçek bir empati geliştirebilelim.
 

beyrutkapı

#53
Düşüşten önceki halin insanlık için tembel, disiplinsiz ama cennetsi bir hal olduğunu düşünüyorum. Fakat bu bedenlerin içine atlamak hepimizin özgür iradesiyle kendi seçimiydi. Sorumluluk bizim.
 

Scyth

#54
Doğru, insanlar bugün çok disiplinli ve aktif olduklarından bundan önceki hali böyle yorumluyorsunuz heralde. Bütün olan biten süreci hızlandırmaktı. Bununda ağır bir faturası oldu. Aptal bir deneyin ürünü sadece.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#55
Bu fareyi peynire zaaf duyarak yaratıp sonra peynire giderken tuzağa düştüğünde. Bak peynire kendin gittiğin için yakalandın demeye benziyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#56
Eğer böyleyse bile bu aptalca deneyde olmayı seçtin. Sorumluluk almak konusundaki isteksizliğini anlamıyorum. Ayrıca her ne yaşıyorsan seçtiğin için yaşıyorsun.
 

Scyth

#57
Sanırım bütün olay bu. Tanrı size bir ego veriyor ve onla ne yapacağınız dair sizi sınıyor. Burada yaptığınız seçimlerde sizi Bh veya Kh yapıyor. Yani ya olanı olduğu gibi kabul ediyor ve acı çekerek yola devam ediyor ya da benim gibi bir dakika bu saçmalıkta neyin nesi diyebiliyorsunuz. Bunu yargılamak sizi Kh yoluna mı sokuyor bilemiyorum. Kasyopya celseleri acı çekmeyi hoş gören bir yapıya sahip. Buna her ne kadar katılsamda arka planda işleyen süreçleride anlamaya çalışıyorum. Bana öyle geliyor ki Bh öğretmenleri bütünün hayrından çok bütünün öğrenme potansiyelini düşünüyorlar. Yani hangi şartlarda daha fazla mezuniyet sağlayabiliriz gibi. Bununla beraber Kh öğretmenleride nasıl fiziksel dünyada bu derslerden yırtılabileceğini öğretiyor gibiler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#58
Olan bitenler bir hata ya da rastgeleliğin bir sonucu değil. Başımıza ne geleceğini biliyorlardı. Dedikleri gibi "var olan her şey derslerden ibaret". Eğer evrende varolan kötülük ve ya iyilikten bahsedeceksek bunun sorumlusu tek bir taraf olamaz. Derslerin varlığını devam ettirebilmesi için iki tarafta çalışıyor. Burada ne iyi adam var ne de kötü.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#59
Varolan tek bütün açışından bakıyorsan iyi ve kötü yok evet. Acı ve hazda yok. Bunlarda illizyon. Başımıza ne geleceğini bilseler bile ne önemi var. Çamurda oynamayı sen seçtin. Kimse ellerinden tutup seni bir yere götürmedi. Ulaştığın bilgilere ulaşmayı da sen istedin. Peki tum bunların içinde kendini nereye koyuyorsun? Saf ve tuzağa düşürülmüş kurban rolümu? Aldığımız bilgilerin ötesine geçmek için çok acele ediyorsun bence. İyi ve kotu yoksa acı da bir illüzyondan ibaret.