Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#480
Bir'in Yasası için Ra Bilgilerinde oldukça fazla bilgi var. Hatta sorgucular; "Bu kitabın okuyucularının genel gelişmeleri için, Bir'in Yasasına doğru tekâmülü hızlandırmak için yapılması gereken alıştırmaların ya da uygulamaların bazılarını bildirebilir misiniz?" diye sorarlar ve cevaplanır. Ra temasının aslında temeli bu Yasanın ne olduğunu açıklamak olarakta düşünülebilinir...Bir tekrar olduğunun ve sıkıcı olabileceğinin farkındayım, ama Ra bahsedildiği için yine de bu kaynaktan alıntılamak gerekiyor:

Okuyucular daha geniş açıklamaları sitemizdeki şu başlıkta bulabilirler:

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=26

Ve şu bölümüde okumak faydalı olabilir:

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=370





" Her biriniz, her şeyi birbirine bağlayan mutlak düşünce birliğini anlamak yerine, bunlardan birini alternatif olarak seçiyorsunuz. Birbirinin aynı ya da en azından benzeri varlıklar gibi dahi konuşmuyorsunuz. Oysa, her türlü varlık, duygu, olay, durum sizsiniz. Siz her şeysiniz. Siz birliksiniz. Siz sonsuzluksunuz. Siz sevgi/ışık, ışık/sevgi'siniz. İşte Bir'in Yasası budur." (Ra 1, s. 79,80)[/size=1]

"İkinci alıştırma: Evren tek bir varlıktır. Bir varlık başka bir varlığa baktığında Yaratan'ı görmelidir. Bu çok yararlı bir alıştırmadır. Üçüncü alıştırma: Bir aynaya bakın, Yaratan'ı görün. Dördüncü alıştırma: Çevrenizdeki yaratılmış şeylere bakın, Yaratan'ı görün.
Bu alıştırmaların ön koşulu ya da temeli, meditasyon diyebileceğimiz bir olaya ya da dua etmeye olan yatkınlıktır. Böyle bir tutum alınırsa bu alıştırmalar sürdürülebilir. Eğer bu tutum yoksa, bilgiler akıl ağacının köklerine erişip içine işleyemez ve bu suretle bedeni etkili kılıp yüceltemez ve ruhunuza dokunamaz." (Ra 1, s. 149,150)"






Ayrıca sitemize yeni katılanlara açıklayabilme fırsatı yarattığınız için ve fikirlerinizi paylaştığınız için de teşekür ederim...

Bunu kabul etmeyen (Ra Bilgileri'ni ya da Bir'in Yasasını) olabilecektir, bu yasaya bağlı Akıl/Beden/Ruh bileşimi için bu hiç bir sorun teşkil etmez, sorun bu yasaya karşı duranlardan gelecek olandır. Bu genelde zulm şeklinde ortaya konmuştur. Evet idraki zor ya da kavranması zor bir yasadır: "Siz sonsuzluksunuz" diyebilen ve ayrılık ilüzyonuna düşmeyen, tüm varoluşu Tek bir varlık gibi kabul eden kavramlar; bazı kesimlerce zaten bir "hedef" oluştururlar... Örneğin; Ikhnaton, bu Yasayı yaymış (bazı kaynaklarca İbrahim'dir) ama gelin görünki, tüm eserleri bilerek, bilinçli şekilde yok edilmiştir, bu bir örnek. Hallacı Mansur, Kul Nesimi, O. Hayyam, El Arabi, Mevlana vb. diğer Sufiler'in "FELSEFE TAŞI" olarak bildikleri şey de bu Yasa'dır kanımca ve Hıristiyanların kiliseden bağımsız kolu sezgiciler/gnosstikçiler de buna "I' am.." demişlerdir. Elbette idraki ve kabulü için alıştırma gerekiyor. Tüm bu bilgiler ancak inisiye halinde verilebilmiştir, hem zihnin tüm tortulardan arındırılması ve hem de zamanın yöneticilerinin zulmünden bir parça kurtulabilmek için.

Son söz, bu Felsefe Taşı niteliğinde olduğundan, yayılması, anlatılması, ya engellenir ya da içeriği bozulur; Orion Kendine hizmet ya da şeytanvari varlıkların besinleri için tehdittir, bu yasanın öğrenilmesi.


Tgur

#481
Konuyu fazla uzatmadan ,
Bence kilit söylem,
"Sonsuz olan çok sayıda olamaz" ifadesinin yorumunda yatıyor,
Sayı kavramının dışındakiler "sonsuz" kelimesi içindekilerdir ,
Genellikle biz "sonsuzun"mutlaka sayılarla ilgili olduğunu varsayar ve ona göre düşünürüz,
Burada sayılar algılaması dışında "sonsuz" konu ediliyor ve ona ben "hiçlik" diyorum.
Gerçi RA bilgilerinin bir yerinde "hiçlik diye birşey yoktur şeklinde" bilgi hatırlıyorum, ancak tercüme sıkıntıları ve Türkçe yetersizliği bunu bu şekilde aktarmış olabilir,belki başka şeylerden bahsediliyordur.

Neticede ,
"Siz herşeysiniz ise" benim  yorumum böyle..(Şaka)

Sevgiler..

Tgur

#482
Bu arada birşeye dokunmadan da geçemiyeceğim,

KH gurubunun manüplasyonu ve dayattırıp o sizin de bahsettiğiniz zulümü ortaya çıkaran olaylar ,bilgi zaptiyelerinin ,sezgiye yer vermeyen ,düşünceyi ve serbest yorumlamayı önleyen davranışlarıdır,
ençok bu konuda korkuyu da bir silah olarak kullanıp, zaman kesitlerindeki değişkenliği hesaba katmayıp ,eski anlayış ve kavramlar üzerinde iz bırakıcı kalın, etkili,sınırlamalarla illüzyonlarını geliştirmişler ve bunu da mantıksallaştırmak için de bir çok yan yol bulmuşlardır,Serbest seçim ve sonsuz düşünce hürriyetine sahipolabilmek  ,kavramalar üzerinde takılı kalmadan ,mevcut bütün etkileyici faktörleri göz önüne alarak "siz herşeysiniz" mantığı ile kanat açıp uçabilmektir (bilgide).

Başlangıçta
çok güzel işaret ettiğiniz gibi "RA nın sapması nedir" diye sorgulayıcı bir zihni devreye alan işte böyle bir bilinçtir,zira haklısınız ,ben de görüldüğü gibi o ortak bilincin içinde aylardır bu konu üzerine odaklanmışım ,
Çünkü eğer her şey 6 da bitseydi yedinci yoğunluk neden var,
Demek ki bilinenlerin üzerinde bilinebilecekler yatar ve o işte bahsedilen ,üzerinde böyle uzatmalı konuştuğumuzdur,

Sizi sıkmıyor ve yormuyorum değil mi..

İşte değişkenliğin karakter haline gelişi yine burada da ortaya çıkıyor, hiç böyle diyaloglara dalmak adetim değildi ,iki gündür neler yazıyorum,

Sevgi..

Tiversonus

#483
Sonsuz ve Tek Yaratan'ın Sevgisi üzerinizde olsun, elbette herşey söylemeye ya da düşüncelerinizi paylaşmaya hakkınız var, bunda bir çekinceye hiç gerek yok.

Bir şeyi düzeltmeme izin veriniz; ""RA nın sapması nedir" diye sorgulayıcı bir zihni devreye alan "" değil ancak "6. Yoğunluk Başkalarına Hizmet Varlıklarının"  için sorgulayıcı sapmayı araştırıcı bir tutumum olmuştu, birazcık farklı bu durum ve kişisel cevabım şudur: "Sevgi sapması"...

Ve Güneşe çıkıp, meditasyon yaptım, ,imgeleme yaptım, cennetsel formun bir ifadesi olan Güneşimize ve Alcyone Güneşine ve tüm Güneşlere sevgimi sundum ve aslında bu tepkiyle karşılanabilir diye şunu eklemek isterim; "ayrılık ilüzyonuna gerek yok", tapılacaksa aynaya baksın kişi sadece sevgi, saygı vardır büyüklere karşı...Ve babam ile sohbet ettik gazete haberi böylece önüme geldi: "kızları sünnet ediyorlarmış, acaba Türkiye'de var mı?" diye sordu. "Hayır belki yok ama başka türlü Sonsuz Zeka'ya açılan kapılardan insanları koparmak var" diye de cevapladım. Elbette, sevgi ile yapılan cinsellikteki kapıdan bahsediyordum... İnsanları, coşkudan, neşeden, tüm pozitif titreşimlerden koparma çabası yüzyıllardır devam etmekte, ürünleri de malum, Dünya tarihine bakmak yeterli. Bu vesile ile paylaşmak istedim.

Ancak şu "Kabe/Küp" kavramı hakkında (yukarıdaki alıntıda) ne düşündüğünüzü de merak ediyorum...Tabi tüm okuyucuların düşüncelerinide. Forum olduğu için belirli bir "nitelikte" fikir paylaşımı kadar doğal bir şey olamaz, önemli olan yargılamamak, sadece ben böyle düşünüyorum diyebilmek, dolayısı ile katılmadığım düşüncelerinize ya da düşünce üretimlerinize saygım sonsuz, çünki Size baktığımda Sonsuzluğu'da görebiliyorum. Elbette sapmalarımız var, bunda sorun yok, 7. Bilinç yoğunluğuna kadar adım adım arınmaktır hedefimiz. Bu yoğunluk katında ise, Başkaları ile "Bir" Hissedebilmek ve Kalp Merkezimizden hissedebilmek, bir gelişim en azından Bilinç Evrimidir diye düşünüyorum...

Tiversonus

#484
Soru: Bir sitede, bir üye tarafından çok ilginç şekilde eleştirilmiştim, orada bu üyenin ısrarla "Taşlar" ile ilgili bir "patika" ya girerek, olumsuz bir yaklaşıma girmesi dikkatimi çekmişti, Kristal taşların önemi nedir?

Tiversonus

#485
[h5]

ŞEYHİN BİRİ MEYHANEYE GİRER


Şeyhin biri meyhaneye girer diyerek,
"Ben oruç tutuyordum. İçecek birşey verin,.
Zorunluk bunu gerektirir."

Bir bardak getirdiler ona, ve o dedi ki,
"Bakın ! Bu şarap değildir."

Güzel, baldı o, altın renkli.
Yoktur bardaklar böyle Bir kişi için
şekille dolmuş. Hepsi kaynaktan gelir.

Işık, hayvan tersinin üstünde parlayan,
hayvan tersinin bir parçası değildir.

Sordu birine öğrencilerinden,
"Git şarap getir bana şarap mahzeninden,"
ve öğrenci gitti ve tadına baktı.
Balla doluydu her bir fıçı.

"Sarhoşlar, bu içtiğiniz nedir
sizlerin?"

"Şeyhim, herşey tatlılığa dönüştü
sen geldiğinden beri.

Değiştir ruhlarımızı bizim
biz de sana benzeyelim."

Bütün dünya oluşmuştur hayvan tersinden
ve kandan ve şeytan sidiğinden
ve gene de tuttuğu zaman onu kendi çıkarını düşünmeyen biri,
tatlı kaynak suyuna benzer lezzeti.



Mevlana

[/h5]


Mesnevi (II, 3410-3423)[/size=1]



Soru: Bir bıçak, cerrahın elinde hayat kurtaran bir alete dönüşür veya bir katilin elinde silaha; sevgili Mevlana'nın bu şiirinde söylemek istediği nedir acaba?

Tiversonus

#486
Soru 1: Lineer olmayan bakışa bir örnek olması için soruyorum; "üçüncü yoğunluktan bakılınca bir 4. Yoğunluk gezegeni nasıl gözükür?" (buradaki veri dahil edilerek) + "4. yoğunlukta sağ ve sol yön kavramı yoktur" (bu veri ile birlikte) + "Güneş ve dünya faaliyetleri birbiriyle bağlantılı" (buradaki bilgiyi de dahil ederek) + "dünya artık 3. yoğunluk deneyimine ayrılmayacak" , RA bilgileri) (buradaki veriyi de dahil ederek) + "bu kez 3600 yıllık komet döngüsüne Büyük Döngü eşlik edecek" (bu bilgiyi de dahil ederek ve bir sürü veriyi "birlikte" resme koyarak; acaba Dünya'nın 4. Yoğunluğa geçiş olası senaryoları neler olabilir, New Age akımı ile bunun farkı nedir?


Soru 2: "Zaman yok" kavramı ile "Özgür irade" kavramını düşündüğümüzde; "zaman" olmamasına rağmen, "yeni" bir titreşimin ifadesi olan şeye doğru geçmişte Dünya'nın yaşamadığı yeni bir döngüye bağlı titreşimi ifade eden "yeni" bir olay yaşanabilir mi? "Zaman yok" ancak tarihimizde "izi" olmayan yeni şeyler (ilk defa gelen bir döngü, örneğin 27 milyon yıllık) yaşanabilir mi?


Soru 2:Döngülerde başlangıç ve son aynı şeylerdir, bu tamam. Döngünün uzun olanının sonunda "deneyimliyor" olabilmek; hangi "büyük fırsat" mı dır? Diyelim ki, bir takım varlıklar 4. yoğunluğa geçtiler ve kalanlar 3. yoğunluk deneyimine devam edecekler ve "zaman yok" işte 4. Yoğunluk varlıkları "zaman yolculuğu" yaparak eski Dünya'ya geliyorlar ve eski kendilerine yardım etmeye çalışıyorlar ve negatiflerde aynı şekilde zaman yolculuğu yapıp beslendikleri çiftlikten kimsenin kaçmaması için uğraşıyorlar...İşte "finiş" yazısını görebiliyor olmak, büyük bir fırsat sayılmaz mı?

Tiversonus

#487
Soru: Film makarası örneğini kullanalım: 27 saatlik büyük makara var ve içerisinde benzer sahnelerin olduğu tekrarlar var, bu da 3 saatlik deneyimsel olaylar olsun. 27 saatlik filmin sonunu getiren, mezun oluyor ve makaradan çıkıyor ve baktığı bilinçten yeni bir büyük makaranın içinde ve geriye dönüp eski makaraya bakabiliyor. Ya makaraya tekrar girip oyuna dalacak ya da değişik altarnatiflerde deneyimine devam edecek, bu makaradan çıkanın "bakış açısı" veya gerçekliği...Makaradan çıkamayan için ise makara içinde tekrar bir durumuna uygun yerden oyuna girecek ve makaranın içinden bakışla bu son dönem bir son gibi ya da başlangıç gibi ama eski makara içinden bir son ya da başlangıç.

Ve makara dışındaki bir BH varlığına makara içinde yüzde elli-elli ortalarda olan bir Dünyalı soruyor: "Dünya nereye gidiyor, hangi gelecek yaşanacak? Makara dışından olan varlık hem "bilinen Dünya sona eriyor" dese bir bakış ile Doğru(dışarı çıkabilen için bu doğru) hem de "Yeni Dünya" kuruluyor dese bu da doğru (yeniyi görebilen, makara dışına çıkabilen için) ya da "son yok, baş yok" dese bu da doğru, makaranın içinde kalanlar için karmik dersler tekrar edecek, ama bilinçte aynı kalınmaz ya yükselir ya da düşersin, ders devam eder, böyle de bakınca çıkış şansın devam ediyor....Sonuç; sanırım çoklu Dünya'lar olacak ve burada önemli olan şey ise; kişinin bilinci...Bilinç ve yoğunluk eşitlenmesi durumu..

Başka bir durum ise, makaradan çıkanlar ve düşenler sebebi ile filmin kalıbı "belli" olsa da film canlı, değişen bir filme dönüşüyor:))

Eeee ne soracaktım ben:)) Neyse sorayım: Nuh tufanı döngüsü mü tarihimizde var ise, biz o olayı mı deneyimleyeceğiz yok sa bu Nuh tufanında yaşanmayan bir olayı mı? Sonuçta eksik, yanlış, doğru yok, sadece "ne gördüğümüz" ile yani görebilme ya da "bilinç" kapasitemiz ile ilgili muazzam bir deneyim havuzunda olasılıklar çorbasında yaşıyoruz. Bilinç ve deneyim birbirine eşit oluyor ise, görülende yaşanan da hep dengede oluyor demektir...An'ı bilinçte yukarı çıkmak için kullanmak bir seçim, seçen için doğru, seçmeyen için ise hala halledilecek dersler var demektir ve o da kendisi için en iyi bir seçim...Sonuuçta herşey olması gerektiği gibi olmakta, yanlış yok, eğri yok doğru yok, yada herkese göre doğrular, yanlışlar, eğriler var: Bu ikisinden hangisini seçerseniz o doğru/yanlış :)
 
Selamlar, Sevgiler...

Tiversonus

#488
"bir kum tanesinin içinde üçbin dünyanın varolması" üzerine (sevgili sirera'nın bu sözünden sonra) düşünmeye başladım: bu nasıl simgesel de olsa kavranabilir?...Öncelikle sevgili Alemtac'ın bugünkü yazısını okudum ve, "işte sinerji bu" dedim içimden yani paylaşmanın diğer bilinçte tetikleyici etkisi ile oluşan faydası, ve teşekürler ona da:)

Ve bir kum tanesinde dünyaların/realitelerin varolabilmesi konusu. Seslice düşünüyorum: Kum tanesi de fiziksel bir yapı ve bir sinema salonundayız, sinema filmi diyelim ki; 35 mm lik bir resim. Işık bu filmden geçiyor ve mercekler vasıtası ile bir açı ile perdenin üzerine düşüyor...Perde de yakalayıcı bir görev görüyor veya ışığın yakalandığı bir zemin. Ve perde eğer mercekten yakında ise, perdedeki film genişliği küçük oluyor; perde ile mercek mesafesi uzak ise, perdedeki resim büyükçe oluyor. Kısaca perde ile mercek arasındaki mesafe ya da uzaklık resmin büyüklüğüne sebep oluyor...Ama herşeye rağmen resim "içeriği aynı" olmuş oluyor...Elbette ideal bir simgeleştirme kullanmaya çalışıyorum...Şimdi 35 mm lik film karesini fiziksel olmayan ancak tıpkı bir bilgisayar yazılımında olduğu gibi 0 ve 1 lerden oluşan bir yazılım olduğunu düşünelim. Bilgisayar yazılımı bir sürü 0 ve 1 lerden oluşur. Nasıl ki 35 mmlik film karesi daha da ufaltılsa diyelim ki 15 mm lik filme döndürülse karedeki detaylar aynı kalabilecek...İşte bilgisayar programını yazılabilecek en küçük mikro bir yere yazsak dahi o yine aynı verileri içerdiğinden fark etmiyecektir. Aslında pc yazılımını o kadar çok ufaltabiliriz ki; en küçük madde birimine kadar yazabiliriz, zaten pc işlemcileri ufaldıkça ufalıyor ama yanı programı ve hatta daha çok programı barındırabiliyor...Bir de bu sıfır ve 1 li program yazılımını "saf düşünce" olacak kadar artık ufaldığını düşünelim, aslında programcının zihninde de saf düşünceydi ama işte fiziksel bir yere yazıldmıştı....Sonuçta büyüklük ve küçüklük kavramı ışık ve açı ile ilgili çalışsa da yine de saf düşünceden projekte edilmiş oluyor. Böylece saf düşünceyi -tıpkı mikro chiplerde olduğu gibi- en ufak bir fiziksel bir perdeye de en büyük bir perdeye de ışık oyunu ile yansıtabiliriz. Ama her ikisisnde de tüm aynı veriler ve bilgiler tamamen aynı şekilde bulunabilecektir...Öte yandan belki kum tanesi de olsa fiziksel bir alem olabileceği gibi, bir alt limit (fiziksel olan) sözkonusu olabilir, ama bir de bu saf düşünce eseri programı madde olmayan bir dalga boyutuna gönderelim, program yine çalışacak kendi mekansız ve fiziksel olmayan aleminde, ama bizim algılamamız dışında olabilecektir...Burada herşeye rağmen saf düşüncenin yazılımın kendisi olduğunu bilmek ve diğerinin ışıklar ve açılarla ilgili sanal bir algılama olduğunu bilmek...

Ama şunu da unutmamak gerekir; maddi alemden maddi olmayan yeri tam kavrama sevdası boşuna bir çabadır. Yine de şimdiki teknolojinin ya da bilginin temelinde bir simgesel anlama çabasıdır. Herşeye rağmen bilinç yoğunlukları adım adım kavramak dengeli bir yük ile ilerlemek olabilecektir. Umarım bir sinerji etkisi yapabilmiştir paylaşımım. Bir keresinde Kasyopyalılar şunu söylemişti Celselerde: "Kuantumu anlamaya çalışmayın, kullanın!" veya benzerini. Bazı şeyleri anlamak için çok fazla enerjimizi verdiğimizde onu kullanmak ile elde edebileceğimiz bir çok faydadan uzaklaşabiliyoruz... Bence her yoğunluk katı, kendi kuralları ile denge içinde dersleri öğrenilmeli, adım adım aşılmalı. Biraz ön bilgimiz olmasın da zarar yok belki ama bir denge de şart sanırım.

Tiversonus

#489
"Bu süreci denetleyenlerin ikinci türü, Konfederasyon üyeleri arasında bu onur/görev'i yüklenmiş olanlardır. Onlar, hasat edilen varlıklar ne denli karmaşa içine düşmüş olurlarsa olsunlar ya da Yüksek Benlikleri'yle temas kuramayacak durumda da olsalar -ışığın gücü, parlaklığı dışındaki-hiçbir nedenle sendeleyip düşerek yitmemeleri amacıyla, ışık/sevgi basamaklarının kenarlarında dururlar. Bu Konfederasyon üyesi varlıklar, sendeleyenleri yakalar ve onları yeniden doğrulturlar ki ışığa doğru yolculuklarına devam edebilsinler."

Soru: Konfederasyon üyeleri (Başkalarına Hizmet varlıkları), Yüksek Benlikleri'yle temas kuramayacak durumda olanlara nasıl yardım edebilirler?

Tiversonus

#490
Hatırlarsanız, daha önce bahsetmiştim, "Ra Bilgileri" kitabını hediye ettiğim kişileri bir daha görmüyordum, işte Halil bunlardan biri, çocukluk arkadaşım ve sanıyorum ki Halil'in okuduğu ve okumaktan eskittiği (elinde gördüm) çok az kitaptan biri(Eric Von Danieken'in Tanrıların Arabaları idi ve ben daha kardeşime bu kitapları hediye etmedim, bir kanal mesajını hediye etmedim, yakın zamanda babama Pleiades Öğretileri 1'i hediye ettim, çevremde istemeyene, sormayana bilgi vermem) yılda en az on kez uğrayan arkadaşım geçenlerde uzun bir zaman sonra çıka geldi. Ve ona sorduğum soruyu soruyorum:

Soru: Diyelimki, "negatif/KH" kaynaklı bir kitap verdim; eğer bu kitabın içeriği negatif ise; negatif bunu okumanı engellemeyecektir ve Pozitif/BH ise Özgür İrade Yasasına saygıdan dolayı karışmayacaktır, eğer bir kitap pozitif kaynaklı bilgiler ile dolu ise, kişinin karşılaşabileceği engelleri aşabilme (zihinsel ve çevresel) yolları nelerdir?

Tiversonus

#491
Soru: Psikopatlarda yüksek derecede hiddetlenme sonrası, neden "gözyaşı" gelir? Bu bir perdelemeyi mi işaret eder?

Tiversonus

#492
Soru: Vitaminleri reçeteden dışarı çıkaran zihniyet, "sigara ile mücadele" için neden çok uğraşır? Türk Kam'ları "tütün" ile ne iş yaparlar dı? Beyinde manyetizma için ne yapmalı?

Tiversonus

#493
1) bir robot bir insana zarar veremez ya da bir insanin zarar gormesine seyirci kalamaz

2) bir robot 1. kuralla celi$medigi surece bir insanin emirlerine uymak zorundadir.

3) bir robot 1. ve 2. kuralla celi$medigi surece kendinin zarar gormesine izin veremez.


üç robot yasası / isac asimov

Youtube'da Adil Maviş'in (hipnozcu) üniversite öğrencilerinin de katıldığı bir gösterisini izlemiştim. Genç bir öğrenciyi hipnoza sokuyor ve iki sandalyeye yatay şekilde koyuyor ve gençten bir park oturağı yapıyor ve üzerine (karın bölgesine) oturuyordu. Çocuk esnemiyordu, bir kalas gibi sabit durabiliyordu. O şekilde iki büklüm olmamak!!! Buna ne sebep olabilir? Evet sadece "beyin yazılımı" ile yapılacak bir şey bence, üzerinde düşünmeye değer!

"Eğer" bir program bunu yaptırabiliyor ise; "eğer" bir bilinçaltı programlama bunu kişiye yaptırabiliyor ise; "eğer" bir bilinçaltı programlama ile sayı sayarken bir rakamı "yok" sayabiliyor isek, yani bu rakam hiç icat olmamış gibi bunu atlayarak sayabiliyor isek...

Soru: "Programın kendinde olmadığı" şeklinde bir içeriği de olan bir bilinçaltı programını nasıl alt ederiz?

Tiversonus

#494
Soru: Aldığımız herhangi bir kararın, bizim gerçekten özgür irademizle aldığımız bir karar olup, olmadığını şu şekil de test edebilir miyiz: Gece ya da gündüz dalgalanmalarında ve/veya neşeli ya da neşesiz durumumuzda ve/veya huzurlu ya da huzursuz durumumuzda ya da uykulu ve/veya iyi uyumuş/dinlenmiş v.b. dalgalanmaların her an'ında bir istikrar çiziyor ise, özgür kararımızın bir ürünüdür! Bunu söyleyebilir miyiz? [Bence ilginç ama tam da emin olamıyorum ama elbette sezgi kullanımı için en azından nasıl davranış tarzı daha uygun?]