Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#360
Soru 1: Dolaysız Bilgi'nin varlığına inanır mısınız? İnanıyorsanız; bunun ispatı, inanmayanlara nasıl yapılabilir ya da inananlara?

Soru 2: Dolaysız bilgiye inanmamanın felsefi anlamı, derinliği ya da kapsamı nedir?

Bu imasızca kendime ve genel olarak içerisine girdiğim zorluklardan dolayı, problemin temeline (zorlukların) bir cevap bulabilmem açısından sorduğum bir soru, kendime...Ve gerçekten öğrenmek istiyorum, belki bir ilham ya da bir bakış açısı yakalarım. Şöyle ki; bu problem "hepimizin yaşamında var mı?" işte var ise imasız ca önemli bir soru! Örneğin ortalama dindar bir insana ya da bir labaravatuar da çalışan bir insana aynı soruyu sorduğumuzu farz edelim, ilginç geliyor bana, elbette çok üzerinde düşünmemeiş olsam da bir genel görüşüm var, ama ya başka bir göremediğim bakış açısı ya da ilham olabilecek görüş var ise? İşte bu neden ile soruyorum...

Tiversonus

#361
Belki de bu soruların cevabını kendim dolaysız olarak bulmalıyım...Ama şunu düşünüyorum, "ispat" kısmını, işte bu çok zor, buraya kadar tamam, ama işte bir şekilde paylaşılan dolaysız bilgiler (genel olarak dünyada) için ispat isteyenler var ise işte buradaki tavır ne olmalı? Bence bu çok daha öncelikli ya da değil! Ve herkes memnun olur, ispatı bekleyen içine düştüğü ikircikli bir felsefi durumda, ispat edilememiş bilgiye karşı koymanın dayanılmaz hafifliğinde mutlu. İspat etmenin anlamsızlığı içerisinde paylaşan ise, bunun anlamı içerisinde gereksizliğin bilinci ile mutlu. Hani çok mutlu insan yok tu? Ufff :)) düşünmek yerine bir düşünen mi kiralasam yerime:)))

Bence forumda bizler matematik işine girelim, gerçekten imasız. Örneğin soru: elinizde bir kum saati var ve bir sopa (2-3 metre) ve hesaplayın bakalım dünyanın çevresi kaç metre:))

Tiversonus

#362
Elbette hesaplamayın, ancak nasıl bir yol ile hesaplandığını paylaşalım...Ve sanırım biraz önerilen meditasyon için zamanın en uygun olduğu gözksel durum da meditasyon, hatırların bu celselerde vardı öğle saatleri sonrası bir zaman veriliyordu...

sirera

#363
Doğrudan idrak da denen dolaysız bilgiye, saf aklın temsilcisi olabileceğimize inancım sonsuz. Ve benim de içimde yer alan hoş dertlerimden biri.
Ganeşa saf aklın temsilcisidir demişti bir öğretmenim.
Demateryalizasyon gerçekleştiricisiymiş aynı zamanda.
6.boyut varlığımızla iletişim kurmak olarak da ifade edilebilir belki.
Meditasyon yaparız bunun için, zihnimizi sakinleştirir ve içimizin derinliğindeki sonsuz ve sınırsız varlığımızla bir olmak için.
Deneyim yaşamayı şiddetle arzulayan bir zihni sakinleştirmek yorucu oluyor ama bunu bilmek bile çalıştığımız alanda zihnimizi sakinleştirip aradığımızın
ne olduğuna dair bir bakış açısına sahip olmamızı sağlayabilir -mesela bir labratuar çalışanıysak. Hiçbir olay bilincimizin dışında var değil ve onunla temas halindeysek zaten brişey açıklamaya gerek kalmadan yanımızdaki anlayabilir.
Bir anımı anlatayım geçtiğimiz haftalarda başıma geldi, neşeli bir telefon konuşması yapıyorduk arkadaşımla, bir ara elime bir taş alıp atıyorum kafana dedi,
sahildeydim telefonla konuşurken elime taşları alıp oynuyordum, kapattıktan sonra bir de elimdeki taşa baktım ki arkadaşımın aynısı bir yüz taşta.
Ben mi acaba yanılıyorum diye arkadaşlara gösterdim onlar da şaşırdılar. Evet öyleydi. O günlerde de kendimin doğrudan idrak ile mi yaşadığımı yoksa zihnime hala hakim olamadığım bir durumdayım sorguluyordum, ve meditasyonlarımı hala bu duyguyla yapıyordum. İspat arıyordum.
Doğrudan idrak ile bilim adamları da böyle buluyorlar galiba, duyularının ötesinde algılarıyla. Neşeli bir tren yolculuğunda, ya da keyifle yaptıkları bir labratuar çalışmasında. (paralel evrenler videosunda böyle br tren yolculuğundan bahsedilir.)
Oshonun yazıları bana çok sert gelir ama bir yazı vardı doğru ve yanlış bilgi başlıklı patanjali sutralarından da alıntılar yaptığı.


http://www.cevredostu.net/dogru-bilgi-yanlis-bilgi-osho/
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#364
Teşekür ederim, özellikle de Osho için..."Doğruyu bilen haline geldiğinde aldatılamazsın. Aldatılamazsın!" bu düşünceyle yakın zamanda yüzleştim, içsel bir yerde ve yersizlikte, bir muhasebe yapmak misali geçmiş anılarımdaki "doğruyu bilen tarafım" ın söylediği bir şeyi biliyor musunuz zihnim, mantıklı, matematiksel sandığım, veriler ile çalışan zihnim beni hep aldatmıştı. Şöyle ki, zihnim o kadar mantıklı şeyler ile bunun olamayacağını (yani bilen tarafıfımın bildiği şey hakkında) söylüyor du ki; işte sonradan oluşan olaylar ile bu olması muhtemel olmayan zihinsel sonuç üretiminin, gelişen olaylar ile, bir şekilde çok muhtemelden de öte zihinsel bir sonuç üretiminde; zihnimin kendisi tarafından onaylanıyordu. Yani olamaz diyen zihin, olmanın ötesinde  budur diyor du, ironi ise bunu daha önce bilen tarafım zaten söylemiş oluyordu...Ve sadece piramitlerden oluşan bir gezegen, onlarca değil belki yüzlerce değişik boyutlarda sadece piramit yapılardan oluşan bir gezegen düşünün, bunu bilen tarafınıza soruyorum, zihninize değil, elbette herkese, imasızca, garip değil mi? Bilen tarafınız ile düşünmeden sadece hissedin ve sonra onu dinleyin...

Tiversonus

#365
Neyse şimdi yukarıdaki sorumu yazmaktan garip şekilde rahatsızlık duydum. Bilen tarafımız ile bilmek neye yarar ki? Yani herkesin özgür iradesi varsa bide, bildiğin ile kalırsın ve belki de tek başına, marjinal sayılırsın. Sanırım eskiler susarak, çok daha rahat etmişler. Evet garip şekilde uyukluyorum, sanırım bugün son yazım...

sirera

#366
Piramit konulu benzetmeniz düşünüz benim yaşadığım bir deneyim açısından çok ilginç. 6-7 ay kadar önce hathorların bir piramit çalışması vardı hatta animasyon olarak siz mesaj göndermiştiniz sanırım. Bunu gece yaptığımda bu piramitin tüm evren olduğunu duyumsamıştım bana da yabancı bir düş değil. Yalnız durdurmayı unutmuş sabaha kadar döner halde bırakmıştım sabah çok yorgundum. Herkes bilen tarafıyla olsa sımsıkı birbirine bağlı buz kütlesi gibi olmaz mıydık?
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#367
:)) ispatla da görelim:))

Ya hep ben mi konuşacağım, hani diğer buzun parçaları:))...İşte çok gerçekçi bir ilüzyonda değil miyiz? İspat mı? Aspec ve Pribram! Hologram!

Tiversonus

#368
S: (L) Meditasyon çalışmalarımı yoğunlaştırmamla birlikte benim cinsel güdümde de ciddi bir düşüş oldu. Bunun nedeni meditasyon muydu?
C: Evet. Kadınların cinsel güdülerinde de bir miktar kayıp olacak. Ama acaba insanlar bu duruma nasıl tepki gösterecekler, asıl soru bu. Buna hazırlar mı?

S: (L) Yani herkesin sekse olan ilgisini yitireceğini mi söylüyorsunuz?
C: Ciddi ölçüde azalacak ve insanların birbirleriyle daha ruhsal bir şekilde ilişki kurmayı öğrenmesi gerekiyor.




S: (V) Meditasyon ve metafizik egzersizlerle çakralarımı yükselterebilirim, doğru mu?
C: Evet.

S: (V) Gereken şey adanma mı?
C: Evet.



S:(T) Meditasyon yapmanın en iyi yolu nedir?
C: Size "zahmetsiz" gelen yol.



S:(L) Yani örneğin bir grup olarak toplanıp birlikte meditasyon yapmamızı mı istiyorsunuz?
C: Kendinize sorular sorun ve yanıt alın.



S:(L) Geçen gece meditasyon yaparken yüzümün etrafında hafif bir şekilde hareket eden nazik bir varlık hissettim, bu siz miydiniz?
C: Açık. Zihnin sana bir sebep için verildi.



S: (L) İnsan endişeli olduğunda bunu yapmak çok zor.
C: Bu ilginç. Bir sonraki yemek öğünü konusunda endişeli olduğunda meditasyon yapamıyor veya düşünemiyorsun. O halde tahmin ediyorum ki, üçüncü yoğunluktaki hiç kimse bir sonraki yemekte ne yiyeceği konusunda endişelenirken düşünenemiş veya meditasyon yapamamış. Hmmmmmm.



S: (L) Ne kadar süre meditasyon yapmam gerekiyor?
C: Açık.

S: (L) Yaklaşık olarak? Her gün mü yoksa sadece ilk defasında mı?
C: Dene.



S: (L) "Soruları yanıtlamaya, 'Hazine Avına' ve genel anlamda ruhsal gelişime faydalı olması açısından RV'yle ilgilenmemi tavsiye eder misiniz?" (ç.n.: "remote view" yani "uzak görü" kastediliyor olabilir.)
C: Evet.

S: (L) "Kognitif Bilimler Enstitüsü neden RV celselerinin Yerel Yıldız Zamanı'na göre 13:30 +/- 1 saat'de yapıldığı zaman %60'a kadar daha iyi sonuç verdiğini söylüyor? Evrene hizalanmada RV'yi etkileyen şey nedir?"
C: Hizalanmadaki kimyasal/manyetik dengeden dolayı psişik rezonansın gücünün artması.



Sanırım evrene hizalanma ile ilgili aradığım bilgi buydu, işte ararken sadece "meditasyon" kelimesinin geçtiği güzel notlardan çok az bir bölümünü paylaşmak istedim. Elbette daha fazla bilgi var, peki bilgiyi uygulatacak olan nedir? Yani bunu zamanında ben de yaşadım, samimiyetsizlik hem de kendime karşı...

Moderator

#369
"Sevgi evreni oluşturandır. Dünya'da varolan teknoloji ancak bir dereceye kadar ilerleyecektir çünkü insanlık sevginin gerekli olduğunu henüz anlamış değil. Enerji yaratıcılığın bütün biçimlerini alabilir ama eğer birisi hırs, nefret ya da ışığa ulaşma amacı olmayan herhangi bir duygu taşıyorsa ilerlemesine izin verilmez. Sevgi temel taştır; eğer birisinin sevgisi varsa bütün olanaklar onun için mevcuttur. Plan, bilgi ve sevgi  -ki bu da yaratıcılıktır- olan ışık anlayışını geri getirmektir. Bu da, çağlar ve çağlar boyunca önceden karanlık olan bir sisteme gelip onu değiştiren Işık Ailesi gibi özgür ruhlar gerektirir."[/font=Comic Sans MS]

******

"Sizsiniz! Işık Ailesi'ni bireyleri olarak özgür iradeye sahipsiniz. Sizler sistemi yok edecek olanlarsınız. Kendi korkularınız üzerine zafer kazanmak ve gezegenin geri kalanına korkulacak hiçbirşey olmadığını göstermek üzere buradasınız. Başınızı belaya sokmayı ve bela yaratmayı seviyorsunuz. Sizler Işık Ailesi'nin dallarısınız. Gerçeklik sistemlerine girmek, frekansı değiştirmek ve böylece bilgiyi getirmekle tanınıyorsunuz. Işık Ailesi'nin üyeleri olarak başkalarını kendi inancınıza çevirmek sizin göreviniz değil. Siz sadece sistemlere girer ve alıcı olarak hareket edersiniz. Yaratıcı kozmik ışınları insan varlıkları olarak işgal ettiğiniz bedenlerinizle alırsınız içinize. İnsan kılığına girmişsiniz ve bir sürece gerçekleşme izni veriyorsunuz."

**********

"Sevgi titreşimi ile yaşayanlar var ve bu grup, gezegende sevgi besinini yeniden yapılandırmak istiyor. Gidip başka dünyaların tohumunu atabilme fırsatını elde edebilmek için evreni sevgi frekansına çevirmek istiyorlar."

********

"Beslenmelerini sevginin yeni frekansı ile değiştirmemek için korku frekansını yeniden yerleştirme girişiminde bulunacaklar. Kertenkeleler, Dünyaya gezegendeki duygusal karmaşayı yayıp çoğaltacak düzenler kurdu. Bu karmaşa onlara geri dönüyor ve varlıklarını bir şekilde ayakta tutuyor."

*******

"Davranışı yüceltmeyen tavrı, kendi cinsel kimliğinizi, yaşamlar boyu hayatı nasıl değerlendirdiğinizi ya da değerlendirmediğinizi kabul eder hale geldikçe bedeninizde timüs bezi yakınlarında, dört ve beşinci çakralar arasında yer alan bir çakra merkezi açılacak. Sinir sistemi olasılıkla buradan açılmaya ve bilgi akmaya başlayacak, buradan hareketle bedeniniz canlanacak ve koşulsuz sevgiye doğru ilerleyecek."

********

"Herhangi bir şey sevgiyle yoğun bir şekilde yumuşatıldığında kişiyi savrulup gitmekten korur, çok geniş ufuklu bir anlayışı algılamaya odaklanmasını sürdürmesini sağlar. Geniş ufuklu anlayışların gezegene uyarlanmış biçimidir bu; sevgi frekansını kullanılır."

*******

"Sevgi frekansı duyguyla bağlantılıdır. Kişi kendisi hakkında genişletilmiş bir anlayış yarattığında bireye amaç veren bir sevgi olmalıdır. Sevgi olmaksızın kişi, amaç olduğunu hissedemez, oysa şeylerin ne kadar engin olduğunu anlamak için her zaman amaca bağlı olması gerekir."

*********

"Kimileriniz kendisini yıkıcı olarak düşünmekte zorluk çekiyor çünkü yıkıcılığa ilişkin bir inanç sisteminiz var. Bir paradigma bu. Ve bu titreşime sıkışır kalır, böylece düşünceleri yok etmezseniz gerçekliğin deneyimlenmesinde çok sınırlı bir hale gelirsiniz. Evet, kesinlikle yok edicilersiniz sizler. Karanlık ve bilgisizliğin egemen olduğu sistemleri yok ediyorsunuz. Bütün bu sistemleri yok etmek üzere içlerine giriyor ışık. Yıkımın deneyimi ise, bilincin, yok edilene ne kadar kuvvet ya da nasıl bir tutkuyla asıldığına bağlı."


Pleiades Öğretileri 1 / Barbara Marciniak


Not: Arkadaşlar, özellikle yeni aramıza katılmış dostlar; Ra Bilgileri / Pleiades Öğretileri / Kasyopya Celseleri ; bu üç kaynakğı okumanızı öneriyorum, tavsiye ediyorum, Ruhsal Gerçekler için müthiş bilgiler bulunmakta bu kaynaklarda...Elbette tavsiye, öneri kadar değeri var tüm yazılanların...
 

Moderator

#370
Peygamberler, bulundukları, yaşadıkları toplumlara "bilgi" getirmişlerdir. Peygamberler, yaşadıkları toplumların "mevcut" kurallarına bir "itaatsizlik" eylemi gerçekleştirmişlerdir, en azından düşünsel olarak. Bu itaatsizlik, toplumsal uykuya dalmış topluma "bilgi" sunmaktır, can-atanlara yol göstermektir, mevcut düzenin karşısında bir "devrimcilik" niteliği taşır bu duruşları...Evet peygamberler "devrimci" idiler...Toplumu yönetenler bu bilgiler ile (peygamberler yaşarlarken başlamış) mücadele etmişler ve dinsel kurumları kurmuşlardır. Amaçları, peygamberler yaşarlarken verdikleri mücadeleden vazgeçilmesi değil, ancak mücadelelerinin taktik  değiştirmesidir. Toplumu yönetenler, toplumu kontrol edebilmek için bu bilgileri kullanmışlar ve aslından, özünden uzaklaştırmışlar ve korku ile yüklemişlerdir.

Soru: İlerici, geliştirici ve hatta devrimci olan Peygamberlerin getirdikleri bilgiler, nasıl oluyor da bu "zamanlarda" gelişmeye, değişmeye, ilerlemeye birer engel ya da mevcut statükonun, paradigmanın sürdürülmesine -ki birçoğu binlerce yıllıktırlar bunların- dayanak oldular?
 

Tgur

#371
Grip virüsü dahi mutasyona sokup kendini kurtarıyor ,ilaca direnen gelişmiş ,bilgilenmiş,korunmuş
oluyor ve dünü yaşamayan duruma geliyor,
"Bu günü dün gibi olan kayıptadır" sözünü söyleyen peygamber öğüdüne uyuyor,
İnsanın hali neden geridir sorusuna belki cevap olur ,şunu anlatırsam,

Radyo kanallarında gezinirken, genç bir sesin ,dini önde tutan bir kanaldı,
"Nasıl yapacağız nasıl davranacağız diye boşuna sıkılıyorsunuz ,üstatlarımız ,atalarımızın
bastığı adım izlerine basar, öyle yürürüz ve yaşarız" şeklinde yana yakıla öğütler verdiğini
hatırlıyorum ve ben bunun üzerine konuya kendimce teşhis koydum ,
Her şeyde olduğu gibi yaşama egosal bakıp yürüyebilmek insanı kolayı seçer duruma kilitler
ve bu kolayı korumak için gerekirse savaşır bile..

Geçmişe bağlı yaşam ve bunun koşullarına insanı itaate sürükleyen ,zorlayan ve çerçeveden
yani o fasit daireden çıkartmayan düşünce ,kendi içerisinde gücü elinde tutan bir kuvvet
haline gelir ve bu gücü, emperyalist bir yaklaşımla dünya insanı bilinç aurasına vazgeçilmezmiş
gibi  adeta kazıyarak sokmaya çalışır.

Yorumlar ,yaşam için öne sürülen usuller ,raylarından kaymamak için kalıplanmış bir tren gibidir,
döşenen rayların güzergahı neyse istikamet odur, ve bu yol Kh nin çizdiği illüzyon yoludur.
Ve tamiflu gibi ilaçlar bu tip gelişmeyen virüsleri her zaman berhava eder ,eğer rayların
dışına çıkmayı denemez, araştırmaz ,sorgulamazlarsa..


Moderator

#372
Soru: Dünya nufusunun yüzde 50'sinin sonlarına geldiğimiz Büyük Döngü'nün son bölümlerinde, üst yoğunluk için gerekli olan Ruhsal titreşimi yakalayabileceklerine, kısaca düşük titreşimli Ruh'sal profil taşıdıklarına inanıyor musunuz? Böyle bir ortamda (aile,ülke,dünya) yaşamanın anlamı, kapsamı, ilişkler yapısı neler olabilir? Böyle bir manzarayı söylemek negatiflik midir? Pozitif (Başkalarına Hizmet) yaklaşım için neler yapılabilir?
 

Tiversonus

#373
Bakın samimi bir şey paylaşmak istiyorum...Ben daha ömrümde bir caddede ya da ne bileyim sokakta şu şekilde haykıran görmedim: " Ben hırsıızııım, ben yalancııyıım, ben yaramazııım, ben kötüüyüüm"...Neden bunu anlatıyorum? Samimiyet...Evet varlık bir gün samimi olsa bakın neler olur?...Çıkın Ruh'un karşısına deyin ki: " ben şu sapmalara sahibim, farkındayım , biliyorum ama en saf şekilde bundan arınmak istiyorum, sevgili Ruh bana yardım et, ben nasıl çözeceğimi bilmediğim ancak samimi şekilde çözmek, dengelemek istiyorum"...Evet sır burada varlığın samimi olmasında...Hırsızsam ki ufak çaplı da olsa geçmişte işyerinde yapmıştım, kaçak kullanarak. Ve ruhum ızdıraptaydı, zihnim meşru müdafa gibi kandırmacanın içindeydi. Şunu diyebiliyor mu insan: "ben hırsızım ama bundan samimi şekilde kurtulmak istiyorum" evet ben hayatımda hep dedim samimi şekilde dedim ve şükürler olsun, evet şükürler olsun hep yardım geldi.

Ve ben daha bir sokakta ya da bir cadde de "ben yaramaz insanım, ben hırsızım, ben hatalıyım" diye bir şey duymadım ama "nerede devlet, şu hırsız, şu yaramaz, şu hatalı" benzeri cümleleri çok duydum ve hala duyuyorum...

Ve sevgili Ruh'a haykırıyorum "ben bu bataklıktan kurtulmak istiyorum, varolan sapmalarımdan kurtulmak istiyorum, lütfen sevgili Ruh yardım edin ve ben gerçekten samimiyim"...

Odağı hep dışarıda olmanın bana faydası yok, bana faydalı olan saf niyetle istemek ve samimi olmak ve samimi olarak kimseyi sahiplenmek istemiyorum. Biliyorum çünkü istiyorum ve bir akıl7beden9ruh u diğerlerinden üstün sevgi çözücü görmemim aşılması gereken bir sapmam olduğunun farkındayım...Ben en azından samimi olarak odağı kendimde olan ancak sapma sahibi ve saf niyetle arınma isteği taşıyan birisiyim...

Niye yazıyorum bunu? Çok faydasını gördüm ve göreceğime inancım tam...Niye paylaştım? Faydalı bir şey diye elbette...

Sevgilerimle...

Tiversonus

#374
Evet kısaca şu, bugün birisi ile sohbette yaşadım, az önce tv eyreden babamın yanında ister istemez yv de konuşulanlara kulağım gitti ve birazcık sinirlendim ve paylaşayım dedim: Herkes hatayı ya bir siyasetçiye ya bir başbakana ya bir sorumluya tıyor...Matematik yapıyorum ve herkes haklı ve haksız karşıdaki ise, eee neden bu kadar foseptikten bir düzende yaşıyoruz, tamam demek ki herkes haklı ee neden??? Hayır herkesin ve elbette benimde sorumluluğum var bu düzende. Herkes önce kendini düzelcek bıraksın başbakanı veya başkasını, evet herkes kendini düzeltmeli...Var mı başka yolu?