Korku Kontrolü Getirir / Sevgi Kabulü

Başlatan Tiversonus, 30 Nisan 2009, 18:26:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Korku veya insanı korkmaya sevk eden durumların anlamlarını tartışalım. Korku gerçekten nedir? Neyi getirir? Sevgi\'de korku olur mu? Korku neyin habercisi dir?

Tiversonus

#1
Emir çok aktif bir çocuk. Misafirliğe geldiği zaman hiç bir şey bulamasa, odanın etrefında onlarca tur atar, ayağını yere sürterek kamyon veya araba sesi çıkartır. Seyrederken bile başınız döner. Büyükler ile sohbet etmek mümkün değildir, Emir odada ise. Ya bir tarafından çekiştir ya da sesi ile sohbete izin vermez. Biraz daha ilgilenme gelir sana vurur.

Babası ve annesi bir şey geliştirmişler. Yalancıktan cep telofonu açılır ve bir konuşma yapılır: "tamam memur bey, bir daha yapmayacak" denilir ve sonra Emir'e dönülür ve "bak Polisler geliyor, yaramazlık yapma yoksa götürüler, haaa" denilir. Halbuki annesi hemşire yani tıp sektöründe çalışıyor. Bunu o da yapıyor. Bu "korkutma" ile ne yapılmak isteniyor?

1. Emir'i kontrol altında tutmak.
2. Emir'i korkutarak, hareketlerini kontrol altına almak.
3. Böylece diğerleri rahat bir nefes alabilirler.

İşte korku bu işe yarar diyorum, kişisel olarak düşüncem bu yönde (kontrol) :))

Alemtac

#2
İnsan bimediğinden korkar. Kızım henüz 3 yaşındaydı. Üst katlardan birinde tamirat vardı ve sesleri bize kadar şiddetli bir şekilde geliyordu. Mutfaktan ağlamasını duydum, geldim hemen " ne oldu benim akıllı kuzuma, neden ağlıyormuş" diyerek kucağıma aldım, " taktak" dedi, gözlerinden süzülen yaşlarla. Anlatmaya çalıştım ne olduğunu, ama tamirat görmemiş, hehe bizim evde hiç tamirat olmazdı da, nasıl anlatacaksın? Duvara bende vuruyorum, bak böyle çıkıyor ses diye anlasın, daha beter ağlıyor. İşleri bıraktım, evden çıktık, parkta oynadı ama eve gelince ne yapacağız? Neyse uzatmıyayım, alışıncaya kadar taktaklara biraz üzülmüştü...
 

Tiversonus

#3
Çocukları yetiştirirken "korku" nın kullanılması ile ilerleyen yıllarda ve hatta ömrün sonuna kadar uzanabilen problemler ortaya olabilmekte. Bu korkular ile yaşam insana zehir olabilmekte. İşte ebebeynlerin buna dikkat etmesi gerekir diye düşünüyorum.

Alemtac

#4
Sevgide korku olur mu? Tanrıyı severiz ama öyle öğretilmiş "allah baba taş yapar...yemeğini ye bak sofranın bacaklarını melekler taşıyor, Allah kızar sonra meleklerimi yoruyorsun diye...Allah cezanı versin...vs, vs".
Aslında olmaz ama hep korkutuluruz, en sevdiğimiz yüce yaradanla bile. Bu da sevgiyle kontrol altında tutmak için korkutmak oluyor :))

Geçenlerde yaşadığım ve sitede sizlerlede paylaştığım korku ise ölüm korkusu...kendim için olmasa da, yanımdakiler için bile olsa adı ölüm korkusu.
 

Tiversonus

#5
Korkularımız hayatı yeterince verimli yaşayamamıza neden oluyor. Nereden biliyorum, sanırım hala çeşitli versiyonlarını yaşıyoruz, kendime özeleştiri yapıyorum bu konuda. Temizlediğimiz tortular hanemize artı yazılsalarda hala saflaşabilmek için halletmem gereken korku versiyonlarım olduğunu biliyorum:))

Pınar

#6
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus[/i]

Emir çok aktif bir çocuk. Misafirliğe geldiği zaman hiç bir şey bulamasa, odanın etrefında onlarca tur atar, ayağını yere sürterek kamyon veya araba sesi çıkartır. Seyrederken bile başınız döner. Büyükler ile sohbet etmek mümkün değildir, Emir odada ise. Ya bir tarafından çekiştir ya da sesi ile sohbete izin vermez. Biraz daha ilgilenme gelir sana vurur.

Babası ve annesi bir şey geliştirmişler. Yalancıktan cep telofonu açılır ve bir konuşma yapılır: "tamam memur bey, bir daha yapmayacak" denilir ve sonra Emir'e dönülür ve "bak Polisler geliyor, yaramazlık yapma yoksa götürüler, haaa" denilir. Halbuki annesi hemşire yani tıp sektöründe çalışıyor. Bunu o da yapıyor. Bu "korkutma" ile ne yapılmak isteniyor?

1. Emir'i kontrol altında tutmak.
2. Emir'i korkutarak, hareketlerini kontrol altına almak.
3. Böylece diğerleri rahat bir nefes alabilirler.

İşte korku bu işe yarar diyorum, kişisel olarak düşüncem bu yönde (kontrol) :))


Emir'in bilinçaltına deniyor ki:"Sevgili çocuğum, sen ömrün boyunca polisle sorun yaşayacaksın.Artıkın birini mi vurursun, hırısızlık mı yaparsın, cebinde bir madde ile mi yakalanırsın orasına karışmayız.Ancak biz senin ailen olarak seni çooook seviyoruz, ve sana bu konuda güveniyoruz, arkandayız.Sana temiz çamaşır ve eğer o vakit sigara içiyorsan bir karton sigara alır geliriz her görüş gününde.":)))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#7
Korkular koruyucu ve saçmasapan olarak ikiye ayrılıyor.Örneğin Alemtacın verdiği örnekteki gibi ses bir uyarandır ve beden korku ile kendini koruma altına alır.Ani basılan kornanın bizi korkutması sonucu yolun ortasında olduğumuzu farkedip, kenara çekilmemiz gibi.Ama yaşamın akışına ait olan korkular, bizlerde suçluluk, utanç ya da yaşamımızı engelleyecek boyutta ise, iş bu saçma sapan korkulara dahildir.Elbette korkacağız, korku doğamızda var.Ama uyarana tepki gösterip hayatımıza verilecek zararı o an ötelemek olmalı bu korkunun amacı, yoksa yaşamımızı kabusa çevirmek değil.:))Hele bilinçaltına yalnış yazılımlar yapmak hiç değil!!!!!
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

#8
Korku düşük titreşimli sevgidir.

En düşük frekanstan en yüksek frekansa kadar bir dalga düşünün, en dip frekans korkudur, en yükseği ise koşulsuz sevgidir..

Hepimiz tüm insanlık bu frekans üzerinde titreşimimize uygun olan noktalarda yayın yapıyoruz...

Ve umarım koşulsuz sevgi frekansına fazla yolumuz kalmamıştır..:)))
 

Tiversonus

#9
Şimdi yüreğimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Yok arkadaş koşulsuz sevemiyorum. Bankacı din bezirganlarını sevemiyorum. Ne yapıyorum; eskiden küfrederdim bakın işte artık bunu yapmıyorum. Bunlara nötr kalıyorum. Enerjimi düşürmelerine izin vermiyorum en azından.

Arı mıyım? Elbette hayır. Ancak çevremde yaptıklarımı düşünüyorum. Hak yemem, kin beslemem, elimden geldiğince yardım ederim insanlara. Elektrik çalmam, kilo da hile yapmam. Benim gibi olmayana karışmam, niye böylesin demem. Peki anlamıyorum, bu dinlere "korku"yu kim soktu? Yani nedir Allah korku ile mi islah edecek: Haşa Allah'a inanırım. Ancak benden kopuk benden ayrı bir güç olarak görmem, benimle bir olduğunu düşünürüm. Peygamberlere de saygılıyım. Bir insan olarak hepsi çağının devrimcileridir. Ellibiri geçmiş hizmet etmişler, hepsini severim. Ama cehennem ateşi şuymuş buymuş uydurmalarına inanmıyorum. Dinlerin birer kontrol mekanizmalarına sokulduğunu düşünüyorum.

Negatiflere inanırım. Enerji bazlı olduklarını düşünürüm. Beni buna inandığımdan dolayı kafayı yemekle suçlayacaklar olduğunu da bilirim. Olsun ben inanırım. Aklı ve sezgiyi birleştirmeye çalışırım.Arımıyım haşa, kimyasal ve egosal kirlenmeden payımı almışımdır.Ancak şunu da bilirim, yarın fizik bedenimi versem de ülkemde bir şeyler değişse yaparım. Şerefsizim yaparım. Bla bala yapıyorum neden oyunu görüyorum ve fiziksel yapacak bişi göremiyorum. Üniversite yıllarında bildiri dağıttığımı, mezarlıkta yattığımı biliyorum. Ama şimdi bunların çıkmaz yol olduğunu da biliyorum. Ne yapacağımı da bilmeden bla bla yapıyorum. Ne yapmalı, bilmiyorum.

Negatif enerjiyi iyi biliyorum, sezgilerim güçlüdür. Çok ama çok akıllı çalışırlar. Rüyalar ile korkular ile kişinin kendinin bile farkında olmadığı şekilde enmasumane halinde bile duygusal itkilerler. Ben bir şeye tapmam ki celselere tapayım. Ama buradaki bilgiler akıl ve sezgim ile birleştirerek sentezlerim. Sezgilediğimde Aklı dışarı atmam. Aklı kullanırken de sezgiyi dışarı atmam. Varsa cehennem benim zihnimde yok en azından. Bazen uykudan kalkmasan rüyam devam etse derim. Yani bu karanlığın hakim olduğu dünyada yaşamak artık zor geliyor. Hem de ne yapılacak diye açmazlara girmişken. İşte bol bol konuşuyoruz, başka da elimizden gelen yok. Ne yapalım adamın yakasından tutup gel buraya çevreye saygılı ol, insanlara hakkını ver mi diyeyim. Herkes seçmiş, insan bir kanser gibi hertarafı bozmuş. İnsanın ayağının bastığı yer hemen pislik yuvası oluyor. Freud tıpkı Einstein gibi. Einstein kuantuma destek vermemiş ama onun katkısı inkar edilir mi fiziğe, edilemez. Freud da öyle, katkısını yapmış. Ama insanları fişleyerek şusun busun terapilerini kabul etmiyorum. Modern psikoloji artık realitemizi bilinçli veya bilinçsiz yarattığımızı ve boyutların ve paralel evrenlerin ve karanlık enerjilerin varlığını kabul etmeli. Herşeyi insan ve topluma bağlamamalı diye de düşünürüm. İş yapmadığını kabul etmem, elbette iş yapar, ama bir yerde tıkanır.

Sonuç olarak keşke yarın 2012 veya hesap/hasat olsa, işte bu kadar da bunaldım doğrusu...

Alemtac

#10
:((

Geçecektir umarım. Karanlık hakim değilki, henüz değil. Bizde bırakırsak, geride kalanlar ne yapar ? Geride kalanlar dan kastım henüz uyananlar. Bir şeyler yapmak lazım diyordunuz ya, en güzelini yapıyorsunuz. Daha ne olsun, siteyi başlattınız, sizin yazdıklarınızı okuyup, değer verenler var...Sorumluluğumuz var. Siz konuşmasanız, bizler konuşmasak, bizim gibi düşünen birkaç kişi konuşmasa nasıl aydınlanacak karanlık ?

Hani konunun başlığı: Korku Kontrolü Getirir / Sevgi Kabulü...Sevgiyle kabul edelim derim ben :))
 

Tsunami

#11
Yine ayni sey oldu:))

Tiversonus, yukaridaki yazinin son bölümünü yeni ekledin, degil mi?
Yani sezgi ve akilla ilgili kisim az önce yoktu, simdi var. Bu gün akil ve sezgi üzerine düsündüm. Güzel siirler, sözler bölümüne de ekledim. Döndüm, buraya baktim ve yazinin son bölümünü gördüm. Yazinin son paragrafi az önce yoktu degil mi?
 

Tiversonus

#12
Ben de Tsunami niye benden kopya çekiyor diyorum hep:)) Uzayı büküp birkaç bin kilometre gittim aldım geldim:)) İşte Gazi'nin öncü olduğu devrimin Dünya'daki tek örneğidir: Akıl ve sezgi veya başka bir değiş ile metafizik ve bilgi nin buluştuğu...Çağımızın yeni açılımıda bu olacaktır kanımca; anti madde ile maddenin birliği...

Tsunami

Alemtac mesajin nereye gitti:))) Hani görmüstün, hani sahiddin arkadasim, nereye kayboldun :))))))))
 

Tiversonus

#14
Alemtac ın yazısına da ben şahidim:)) O da sildi...Ancak ben yazdıktan (yani ilaveyi misafirleri yolcu etmeden sigara molasında yazdım) sonra yazınızı gördüm:))