Kendimizde Beğendiğimiz / Beğenmediğimiz En\'ler

Başlatan Tiversonus, 12 Nisan 2009, 07:42:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

En Beğenmediğim İlk İki

1. Yargılamak,
2. Vaaz verir gibi konuşmak.



En Beğendiğim İl İki

1. Asla küsmem.
2. Affederim.


----------------------------------
Ben ilk ikilerimi yazdım:)) Yazmayanları önce "yargılarım" bakın "olmuşlar" diye ve şimdiki gibi "vaaz" verir gibi konuşurum ve sonra "asla küsmem" ve "affederim".

Yazmayan "Olmuştur" o na göre ha:))))

Alemtac

#1
En Beğenmediğim İlk İki

1. Duygusallik ( kimyasal olanindan )
2. Alinganlik

En Beğendiğim İlk İki

1. Kirilmam
2. Ozur dilerim

Ama ben de affederim :)
 

Tsunami

Yazalim da, oldugumuzu zannettigimiz sanilmasin:))

En sevmedigim:
1-Kontrol takintim. OLan biten her sey kontrolümde olsun istiyorum,kimsenin arabasina binmeyi sevmiyorum mesela..Elimden gelse bindigim ucagi bile ben kullanacam:)))
Kendimde de kontrolsüz hic bir sey olmasin istiyorum.Akisa birakabilmekte cok zorlaniyorum.

2-Birinci evimdeki Satürn\'ün bir hediyesi olarak, sürekli \"ögremenvari\" bir tutumum vardir:)))

En sevdigim:

1-Kendimle cok rahat dalga gecerim, bunu uluorta yaparim ve hic gocunmam. Mesela yolun ortasinda düsen bir insan kipkirmizi olur utanir ya..ben düstügümde yerden kalkmayip, halime etraftakilerle birlikte gülerim:))

2-Ben de kin gütmem , küsmem ama iliskimi azaltirim.
 

Tiversonus

#3
Vaay kanadı kırık melekler demek ki bu sebeplerden tam tamına kanatlanıp uçamıyormuşuz:))

Şunun farkına vardım, saatlece sadece düşündüm, küs olduğum kimseyi bulamadım..Sonra ışık yandı, ya şimdi ben önce yargılıyorum ya, sonrada kabul ediyormuşum demek ki, karşıdaki bu içsel durumda değilse, yani bunu yapamıyor veya yapmıyorsa (kaabul ageçmek) işte bemim algılanmamı oluşturan tek bir mantıklı yol kalıyor: Samimiyetim sorgulanır.. Evet yani şimdi ben karşıdayım, yargılandım ve karşı sustu ve ben kabule geçmeyi bilmiyorsam, an da yaşamayı bilmiyorsam, aaa karşıdaki (bu benim:)) hiçbir şey olmamaış gibi yazıyor ve sevdiğini söylüyor,....aman allahım benim yansımamı buldum, yalancı, samimiyetsiz:)) Of off... Tabi şimdi geri ben oldum şimdi...Benim için sorun zaten dengelendikten sonra yok ve ben bunu kitap haricinde otomatik olarak yapmışım, aferin bana ve demek ki ben kabule geçtim şimdi ve normal yazıyorum ve sanki karşıdaki de benim gibi yapmıştır diye mi düşünüyorum veya ben an'dayım sadece sıfır kilomatre bir ilişki gibi çıkıyorum kırdığım insanın karşısına??? Evet ben şunu düşünmemeişim, karşıdaki ben değilim ki!!! Ya buldum işin nereden patladığını vallahi çok sevinçliyim.. Ben hep kendime odaklandığımdan karşıdakinin yapısını hiç düşünmememişim, yani o da ben zannetmişim, hayret yani, evreka. Şimdi sıfr kiometre de an'da olduğumu kim bilebilecek ki, ben den başka?
Tünaydın şimdi kahve molası:))

Yargılama eylemim bu başlığa baktıktan sonra devam edecek:))Bakalım kanadı kırk melekler kimler miş:))

Pınar

#4
Aslında olma yolunda ilerlerken, " oluyorum, olmaya çalışıyorum" fikri beni biraz karıştırıyor. Yani, mutfağa girdiğinizde, malzemelere bakıp, sonra da, yemeği YAPMAYA ÇALIŞMAK mı, yoksa kolları sıvayıp o malzemelerin başına geçip yemeği YAPMAK mı? Aslında "oluyoruz" doğru kelime bu olmalı.Hep olmaktayız, andayız.

Kendimde sevdiğim özellikler:(Önce sevdiklerimi söyleyeyim):
1. İçten ve doğal olmam
2. İnanılmaz merakım ve soru sorma kabiliyetim.:)

Sevmediklerme gelince;
1. Arada ahkam keserim, hatta karşımdakinin bilerek ya da bilmeyerek üzerine giderim. Bunu farkettiğim an, bu baskıya son veririm.

2. Eğer bir şeye odaklandı isem, dünya gümbürdese duymam, aldırmam, boşveririm. O an sadece ben ve ilgilendiğim konu vardır çünkü...:))) Zorlayıcı müdahalede de patlarım." görmüyor musun, işim var diye!"

Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

#5
Benim EN lerim ise;

- Yaptığım işten dolayı hep vaaz verir gibi konuşuyorum, şimdi burda farkındalık geliştiriyorum ve laylay lom arkadaşlar edindim:)))

- Kırılırım, ama artık uzun sürmüyor neden-niçinleri farkettiğim anda olay çözülüyor...

- Kızımın dağınıklığına takıntılıyım

- Henüz bunu halledemedim, çözümünü bilen bulan olarsa bildirsin:))

- Kin tutmam, küsmem kendimi çekerim ama karşılaşırsam bir selam verecek ortamı sağlarım..

- Kendimi yargılamam, başkalarını yargılama oranım çok düşüktür !!!

- Genelde empatik bir karaktere sahibim,

- Şimdilik bu kadar....
 

ivrin

#6
En Beğenmediğim İki özelliğim

1.Rehberlerimden gelen her yeni bilgide şok yaşamak.. ve bu -bilgiyi "OL"ma- sürecimdeki yavaş ilerleyişim. Dolayısıyla süreç uzuyor ve sessiz kalma zorunluluğum artıyor. Bunu her aşamada yaşıyorum oysaki teslimiyet ve kabul anında gerçekleştirilmeli!

2.Rehberlerimin karşısındaki sabırsız sorgu ve heyecan, sorgularımı ard arda sıralıyorum hiç nefes almadan soruyorum.. allahtan ki onlarda algı kavramı yok, zaten "BİLEN" olduklarından katlanma durumları da yok! Bir insana bunu yapsam beni nezdinden kovardı:(


En Beğendiğim iki özellliğim

1. Daimi sevgide kalmamdır. İyiyi de kötüyü de seviyorum özlerinden dolayı! Kötü yoktur zihinsel algı vardır onun sonsuz özünü seviyorum çünkü insanların egosal kimlikleriyle işim yok.

2. Affetmem çünkü af etmeye bir kavram olarak bakmıyorum affın kendisi olmayı tercih diyorum. İnsan kırıldığını affeder bense kırılmıyorum. Ne haddime bağışlayan olmak. (Ama tabi bunu tabir olarak kullandığım anlar oluyor mecburen çünkü ifade edebilmem için bu insansı kavramı dillendirirken affetme kelimesini kullanmam gerekiyor dolayısıyla da bazılarına bu kelimeyi kullanıyorum ki kendilerinde bana karşı bir bağımlılık oluşmasın. Çünkü kırılmışım algısı olabiliyor karşımdakinde ama ben o duygudan çok uzağım çünkü duygu bir formdur benim için ve düşüncelerin ürünüdür!)
 

ivrin

#7
1.Bu iki adetin dışında beğenip beğenmediğim çok özelliğim var; mesela sanatçıyım ve bir ürün tasarlarken yalnız ve sessiz olma gerekliliğim var bunu beğenmiyorum.. birisi böldü mü o ürün ortaya çıkamıyor. Tasarım yaparken kapıma yazı asarım hep "İçeriye girilmez!" diye. Oysa ki kalabalık ortamlarda da üretebilmeliyim!

2. Şimdi bana biri bir şey anlatacağında ben kelimenin sonunu baştan bildiğim için, o aradaki zamanda kişiye odaklanmıyorum dolayısıyla karşımdaki onun gözlerine bakmadığımı anlıyor çok ayıp oluyor:( çoğu kişiye ne söyleyeceğini önceden söyleyerek bunu ispatlamak durumunda kaldım yoksa bana kırılmışlardı:( bunu beğenmiyorum, sonunu bilsem de kişilerin gözlerinin içine bakarak dinlemem lazım!

3. Karşımdaki bana yalan söylediğinde bunu net ve eksiksiz biliyorum ama bunu ona söyleyemiyorum:( Bu bir hata!... Söylemem lazım. Neden söylemediğimi farkettim; çünkü söylediğimde inkar ediliyor ve ben sadece o kişinin yalanını çoğaltmış oluyorum, bu da hoşuma gitmiyor. Ukalalık gibi geldiği yetmiyormuş gibi bir de karşımdaki bir yalan daha söylemek zorunda kalıyor. O sebeple ben yalanını bildiğimi söylemeyerek -bilen olarak- kalmayı tercih ediyorum ama bu kez ben de yalan yapmış oluyorum:( Tuhaf bir üçgen ve buna bir çözüm bulamadım:(

4. Birinden zarar göreceğim zaman onu bildiğim halde geri duramıyorum ve iletişime devam ediyorum.. halbuki geri dursam sorun oluşmayacak zaten o bilgi bana bu kritik durumu engelleyebilmem için geldi. Hayatımın her aşamasında rehberlerim bana doğruyu gösterdiler, o halde neden hala bildiğim şeylerden uzak durmuyorum ve onları yaşatıyorum?.. Yani bir şeyi iki kez yaşamak igibi oluyor benimkisi. Bu bir oyun mu? Bunu da beğenmiyorum ve o kazığı yiyip ardından da kendime "sana bilgi gelmişti oh olsun sana" diyorum:(. Çünkü denedim ve rehberlerimi dinlediğim zaman o kötü şey oluşmuyor. Mesela 1998'de Yalova'ya tekne ile gidecektim gitmememi söylediler dinleyeceğim tuttu ve gitmedim ve tekne kaza yaptı! Örneğin, bir çok arkadaş olduğum, sonradan da tabiri caizse kazık yediğim kişilerin, nasıl insanlar oldukları hep bana söylendi, dinleyip de uzuk durduklarımdan zarar gelmedi ama dinlemeyip iletişim kurduklarım beni olgunluk sürecimde hep yavaşlatan faktörler oldular. Boşuna zaman kaybıydı ve çok hırpaladılar. Hoş ben hırpalanmadım ama onlar ellerinden geleni yaptılar, hiç duygum oluşması ama kendi olgunluğumla uğraşmam gereken sürecim uzadı. Yani hep Güliver gibi hissettim, üzerimde tepinen küçük yaramaz varlıklar vardı sanki ve beni gerilettiler:( 

 

Tsunami

#8
Sevgili Aynalarim :)

Simdi size bakiyorum da , sevdiginiz ve sevmediginiz özelliklerinizden en az bir tanesi bende de var :)))

-Tiversonus'un vaaz verir gibi konusmasi (ben bunu yaparken kendimi dialog degil "monolog" icinde hissederim:))

-Pinar'in kendini yaptogi ise verip rahatsiz edildiginde patlamasi (kesinlikle mars koc devrede:))

-Alemtac gibi benim de kirilmayisim.Ü`stelik  bana biri kirilmissa cok sasiririm, acik acik söylemedikce de anlamam:)

-Gülay gibi kizimin daginikligina takintili olmam. Ya o düzelecek ya ben delirecem:))

-Ivrin'in yaptigi gibi yalan söyleyenlere kesinlikle inanmis gibi yaparim.Böyle yaptigim icin de kendime kizarim.

En kanadi kirik melek benim, melek bozuntusu beniii:))))
 

Alemtac

#9
En dusmus Melek kimdir yarismamiz basliyooor...

Dusuncelerim beni yonlendiriyor, ozellikle kisilerin neyi neden yaptigi konusunda yargi yapiyorum ve karara variyorum kendimce. Ama henuz dile dokmeden "dur bakalim" diyorum ve yargimi gozlemliyorum. Ozellikle kendimi yargiliyorum, kendimi asagilama, kucuk gorme huyum var, "asagilik kompleksi" :)) ve bu yuzden de alingan oluyorum. Nereden gelmis de yapismis bana :)) sormuyorum artik. Kendimi boyle kabul ediyorum ve kabulde iyilesmeyi getiriyor. Canim dostuma anlatirim cogunlukla, akilsiz oldugumu, salakliklar yaptigimi, beni istemediklerini, falan da filan... o her seferinde sabirla dinler ve oyle olmadigimi tekrarlar, bikmadin mi hala beni teselli etmekten canim benim? :)

Ha bir de icimden gelen seslere kolay inanamam...Defalarca ispatlamisimdir halbuki, yine de aklimin bir oyunu sanarim :) Bu ortam disinda kimseyle paylasamam bu durumu, beni ozel zannederler diye...Herkeste var bu ozellik, acin duyularinizi, dinleyin ic sesinizi diyemem. Bazen dayanamam nasil oluyorda anlamiyorlar, bu yanlis yol der ve akil hocaligi yapmaya baslarim. Yani ozgur iradeye mudahale ederim. Aslinda kimseyi yonlendirmeyi sevmedigim icin hemen donus yaparim, ama gec kalinmis bir hal oldugu icin karsimdaki etkilenmistir bile.

Ozelliklerimi gelistirmek icin kendime cok yuklenirim zaman zaman, bazende gunlerce hic birsey yapmam. Duzen, denge yoktur bende :) kendimdeki degisimleri algiladigimda cok mutlu olurum ve hep daha iyisi olabilecegini dusunurum. Kiskanma huyum yoktur ve kisilerin ozelliklerini hemen farkeder ve onlari takdir eder, yuceltirim. Fakat insanlarin bunu alcak gonullukle red etmesine de cok sasarim ve "o" olduguna ikna edinceye kadar ugrasirim. Insanlari yuceltmeyi , tum guzelliklerini soylemeyi severim.

Karsimdaki ne soylese inanirim, asla bir insanin yalan soyleyebilecegini dusunemem. Ama aldatilmaya gelince, o farkli iste...o zaman 3 cakram da acilir, yine de yuzune soyleyemem, anlamamis gibi yapar ve istegini kibarca reddederim. Ticaret hayatimda isime yaramisti :))

Kirilmam, ve Tsunaminin dedigi gibi bana neden kirilinir, anlamam, kirildiklarinda anlarim da nedendir anlamam. "Kirildin mi, ne oldu, birseyin mi var?" sorularimla da iyice bunaltir ve karsimdakini patlatirim :) ve boylece sorun ortaya cikaaar. Genellikle hic dusunmedigim, ben ne soylemisim, sen ne anlamissin tarzinda seyler cikar karsima. Sonucta iyi niyetli olduguma karar verilir ve birdaha kirilinmaz bana:)

Her insanin ruhuna asigimdir. Ozde nekadar guzel olduklarini gorurum. Hic kimse kotu degildir, kotuluk yoktur insanlarda. Herkesin gunu geldiginde ozune varacagina inaniyorum.
 

Pınar

#10
Eeeee, hep biz mi yazacağız ki!!! Forumumuzun diğer sevgili melekleri de yazsın isterdim.:)

Hakikaten harika bir başlık olmuş bu, Tiversonusa teşekkürler bunun için.:)

Bu arada arkadaşlar benim yalan söylediğim anında anlaşılır, :) çünkü saçmalamaya başlarım bilginize.Sonra da çok kızarım kendime, "niye doğruyu söylemedim" diye.Hani verilecek kelle var sanki sonunda da, ama olsun kelle güme gidecek olsa da doğruyu söylemeli insan, ve söylediğim yalan bana zehir olur, içim azcır.:(

Bu arada formumuzda dört adet vaaz verici çıktı, bu harika!!! En azından bir toplatı yapılacak olursa, açılış konuşmasını kimin yapacağı konusunda sıkıntımız olmayacak.:))))

Kafamı az toplayayım daha yazarım buraya.:) Ama sevmeli insan kendini, kabul vermeli.Bunu da burada öğreneceğiz anlaşılan hepbirlikte.

Dağınık kızlarınıza takmayın bir de, siz takınca da düzenli olmuyorlar, sadece kendinizi geriyorsunuz, bu durumdan  biz gayet hoşnutuz oysa ki!:)))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

ivrin

#11
Özgür irademe müdahale olduğunda yalan söylerim ve bundan hiç suçluluk duymam.. hayatımda kimseye özel soru yöneltmedim, işte bu yüzden; çünkü özel olanı paylaşmak isteyen zaten gelir anlatır sormaya gerek yoktur! O yüzden bana özel sorular yöneltildiğinde yalan söylerim. Bir de hayatımda istemediğim bir enerji akışı varsa ve ben o enerjiyi yollayan insana sevgi duyuyorsam, onu kırmak istemiyorsam, o akışın yönünü değiştirmek amacı ile yalan söylerim.. ta ki her iki taraf ta sevgide birleşene kadar yalanımı itiraf etmem ve bundan da suçluluk duymam. Bu satırlar beğenmediğim alanlarımla ilgili değil tam tersine bundan memnunum.

Dağınık kızlar konusunda annelere kendi yaşamımdan anektod aktarmak istiyorum yüksek müsadeleriyle; (öncelikle bu bir ahkam kesmek gibi algılanmasın deneyimlerimden aktarımdır!) Çocukluğumda annem dağınıklığım konusunu gündemde tuttukça ben hep daha fazla dağınık oldum. Çünkü özgür irademe bir saldırı olarak algılardım! Benim yaşam alanımı nasıl tutmam gerektiği konusunda direktif ve yaptırımlarını hep ret ettim. Orta öğrenimim sırasında bir gün anneme, bu zorbalıktan vazgeçmezse sadece kendi odamı değil bütün evi dağıtacağımı söyledim ve annnem bu dayatmadan vazgeçince bir süre sonra kendiliğinden dağınıklığım ortadan kalktı. Ve ben kendi ihtiyaçlarımı düzenleme ihtiyacı duymaya başladım. Böylece benim de annemin de düzeni normale döndü.

Çocuklarımız bizi niye dinlemezler?.. Çünkü onlar da bağımsız birer ruh ve olmak istediklerinin dışında yaptırımlar olunca özgür iradeleri ihlal ediliyor. Kendi tecrübelerim dolayısıyla asla oğluma hiç bir konuda yapması ya da yapmaması gerekenleri söylemiyorum. Ta küçüklüğünden beri yapmasını istediği şeyleri doyana kadar yapmasına izin veriyorum ama tabi uzaktan da koruma amaçlı farkettirmeden izliyorum "pardon izin vermiyorum ben kim izin vermek kim yani yapmak istediklerine müdahale etmiyorum demek istedim." Bir kez denedim ve oğluma kendimce doğru olanı aktardım ve cevabı şu oldu "Anne sen harfiyyen hepsini doğru söylüyorsun ve sağol bunu beni sevdiğin için yapıyorsun ama ben hata yapmak hakkımı kullanmak istiyorum ve modelleme yöntemini değil de deneme yanılma yöntemini tercih ediyorum!". Oğlum haklıydı!.. Onu ben sadece doğurmuştum ama onun sahibi değildim.

Seçimleri yaşam alanlarını dağıtmaksa eğer dağıtmalarına izin verin, bir kez deneyin ama bunu yaparken onların dağıttığını arkalarından toplamayın, bırakın o düzensizlik içerisinde kendileri sıkıntı yaşasınlar ve düzenleme ihtiyacı hissetsinler. Ama bunu yaparken samimi olun ve sevgide kabulde kalın ki, dağınıklıklarından rahatsız olmadığınızı hissetsinler, yoksa eğer rahatsız olduğunuzu bilirlerse siz bir süre karışmasanızda sorun çözülmüyor. Çünkü yaydığınız enerjiyi onların özleri biliyor:) Sizin onların dağıttığını arkalarından düzenliyor olmanızın garantisi de onları düzensiz kılıyor. Arkalarından toparlamak da dağınıklıklarına izin verip ama samimi olmamakta doğru sonuca götürmüyor. Bunlar deneyimlerim sonucu ortaya çıkanlar yani kendi çözümleme yöntmlerim naçizane paylaşmak istedim izninizle.
 

ivrin

#12
Gelelim beğenmediklerimin devamına;
5. Sürekli etrafımdakilere yardım etmek istiyorum. Bu hata!
Eğer yardım talebi gelmediyse yardım etmek doğru değil ve talep geldiyse etmemek de doğru değil. Bazen yardım talep eder gibi gözünüzün içine bakıyorlar, kalkıp yardım ediyorsunuz ve sonra ters tepiyor.. haklılar, isteselerdi talep ederlerdi. Bu hata! Ben bundan vazgeçmeliyim.

6. Birinin derdime merhem olacağını bile bile yardım istemeye çekiniyorum. Hayatımda sadece bir kere geçenlerde yardım istedim, onu da üstü kapalı yaptım. Bu hata! Çünkü yardıma ihtiyacım olduğunda kimden geleceğini sezdimse istemeliyim özgür irade yasasına göre ben istemeden yardım edilemez! Bir bütünün parçalarıyız ve birbirimizi tamamlıyoruz o halde bu yardımın kimden geleceğini sezdikten sonra istemeliyim.

7. Söz konusu para kazanmak olduğunda mesleğim dışında para kazanmak istemiyorum bana sahtekarllık gibi geliyor bu bir hata! Çünkü etrafımda spiritüel alanda üstat olmuş büyüklerimiz bile meslekleri dışında neler yaparak para kazanıyorlar. Mesela akademik kariyeri olan ve mesleğinde başarılı, maddi durumu çok iyi insanlar var etrafımda ama ayrıca da şifa vererek para kazanıyorlar. Demek ki kazanç elde etmekte her becerimiz ile kazanç haktır sonucunu görüyorum o üstadlardan, ve benim bu hatamı düzeltmem gerek. Bense aç da kalsam bir şifacı olmama rağmen bunu yapamıyorum:( çünkü herkesin şifa yeteneği olduğunu biliyorum sadece bunun farkındalığına sahip olmaları gerek diye düşünüyorum ve onlara öğretiyorum ama para ile şifa veremiyorum. Neyse işte bu da hatam!
 

Alemtac

#13
7. madde benim icinde gecerli :)) Bu arada Kryon un 9. kitabinda okudugum ve aklimda kalanlardan bazilarini paylasamak istiyorum. "Sifacilar, once dengelenenin, sonra sifa verin. 12 bolgeden baska bolgeler oldugunu bilin ( burada akapunktudan bahsediyor) Her bolgeye batirdiginiz bir igne yerine bir adet daha igne batirdiginizi dusunun. Sifa verirken sifa alanida katin, sifanin neden olacagi seylerin sorumlulugunu paylasin. Sorun DNA larinin degismesini kabul ediyor mu?"
Bence bu Sevgili Ivrin bir hata degil :) herkeste olani herkese parayla satmak hata, sadece kanal olmak icin taleb edilen rakamlari dusunun, gercekten bu yola niyet edecek ve parasi olmayan insanlari kisitlamis oluyor para isteyenler, moda icin yapan ve kullanmayacak olan insanlara kanal olmanin hic bir anlami yok bence.
 

ivrin

#14
Sevgili dostum, Kryon un 9. kitabinda yazılı olan bu bilgiler bir şifacı için en önemli bilgiler bence de ve buna dikkat ediyorum çok teşekkür ederim sevgili Alemtac Melek. Evet, her önüne geleni şifalayamayız şifa bilgisine vakıf olmalı ve izin vermeli.

Diğer yandan para ile yapanları yargılamıyorum, eğer öyle anlaşıldı ise çok özür dilerim aramızda böyle çalışan arkadaşlarım varsa. Zaten hiç bir konuda yargılama hakkını kendimde bulmuyorum, ben sadece kendim böyle hissediyorum o yüzden "bu bir hata" dedim. Çünkü yapan tanıdığım kişiler bilge kişiler ve onları yakından tanıyorum, moda olsun diye yapmıyorlar. Ben sorguladığımda söylenen şu oluyor "eğer kendileri de yapabilir halde iken bizden şifa talep ediliyorsa, kendimizden zaman emek ve enerji harcıyoruz ve aldığımız bunun karşılığıdır şifa enerjisinin bedeli değildir" diyorlar. Ama tabi almaya da biliriz, yani karar ve seçim hakları var. Diğer yandan dediğin gibi dostum bunu moda olsun diye yapanlar var tabi, onlar zaten şifacı değildir sadece akıma uyuyordur, o başka bir şey.

Neyse yaaa aslında bunları özgür iradelere bırakalım en iyisi, önemli olan bizim kendimize karşı yargılarımızı yok etmek belki de.. işte ben yukarıda bunu yapmak istedim yani orada kendime bir set çekiyorum, olmazsa olmazlarımın arasında yer alıyor çünkü bu durum ve bu bir hata tespitidir benim kendime. Durum bundan ibaret ama bütüne dair olanda hata mıdır değil midir o beni aşar bilemem ve yargılayamam!

İçimi döküyorum işte kendimdeki beğenmediklerime dair, dolayısıyla konu başka yerlere kaysın istemem.. eğer öyle olursa, durum benim ifadelerimin amacını aşar. Herkese sonsuz saygım var sevgi ile:)

Sevgiler Alemtac Meleğim, Kryon bilgilerine tekrar teşekkürler dostum..