Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kendimizde Beğendiğimiz / Beğenmediğimiz En\'ler

Başlatan Tiversonus, 12 Nisan 2009, 07:42:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

yargiladim dimi... ozur dilerim :( hayallah nasil altindan kalkacagim bu isin?
 

ivrin

#16
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

yargiladim dimi... ozur dilerim :( hayallah nasil altindan kalkacagim bu isin?

Canımsın altından kalkılacak hiç bir şey yok ki, bunu da nereden çıkardın. Yargı olduğunu düşünüyorsan sev bu yargını, sev ve sal gitsin.. her halini sonsuz sev. Onda her şey eriyip gidiyor!

Bak ben dün gece inanılmaz bi deneyim yaşadım, mevzuu uzun burada anlatamayacak kadar. Bir dostla paylaştım hem de telaşla ama sonra o bana bir cümle kurdu "sen hep sevgide kalırdın yine kal, bırak akışa" dedi ve hep yaptığım şeyi bana bu kez bir dostum hatırlattı. Ve sonra saldım sevgiye ne varsa zihnimde bedenimde ruhumda olanları, şimdi kuş gibiyim. Her şey ama herşey sevgide eriyip gidiyor ve her açılımım da bu bana bir kez daha ispatlanıyor:)

Sevgiyle..
 

Tiano

#17
En beğenmediğim iki niteliğim(iki değil çok var aslında ama neyse ben en belirgin ve ilk akla gelenleri yazayım):
-gerçekten söylemek istediklerimi değil de duymak istenileni, ya da duymak istenilen sandıklarımı söylemek ve sonrasında hep çok pişman olup kendime küsmek
-yargılamak(Bunu çok yapıyorum, sonrasında pişman olup kendime kimsesizlik cezası veriyorum. Çok kötü yaa...kısır döngü...)

En beğendiğim:
-içtenliğim, her konuda...
-hayal gücüm...en karanlık, en dipten bile kolaylıkla bir b planı üretebiliyor olmam
 

Tiano

#18
sevgili ivrin, gerçekten de yazdıklarınız annemle ilişkimi gözümün önüne getirdi...Kızların neden düzenli, tertipli olması gerektiğine, tüm işin,yani yemek, temizlik vs. kadınlar tarafından halledilmesi gerektiğine haklı bir tepki geliştirdim hep..Öyle de olmalı bence...Yani bu düzen değişene kadar, erkekler kendi işlerini görmeyi öğrenene kadar...Bir de acayip bir yalan uydurmuşlar, herkes de kuzu kuzu bu yalana boyun eğiyor: Neymiş, erkekle kadın farlıymış, iş bölümü olmalıymış pehh..Herkes kendi sorumluluğunu tam olarak almayı öğrenmeli, öğrenene kadar isyan edip dağınık kalmayı seçen kızlar çok olacak:)olmalı da:)
 

ivrin

#19
Ya bu başlık çok iyi oldu kendimi beğenmediğim durumlarım konusunda daha sıkça gözlemlemeye başladım, süper bu yaaa. Teşekkürler sevgili Tiversonus.

Meğer ne çok beğenmediğim alanım varmış; sabah uyandım balkonda rutin oksijen depolamamı yaptım, karşıdan komşum seslendi "günaydın ne kadar güzel görünüyorsun komşum, valla günüme ışık gibi doğdun ve sabahları camdan baktığımda balkonda ilk seni gördüm mü o gün işlerim yolunda gidiyor. Sende bir şey var ama ne bilmiyorum. Işıldıyorsun resmen. Etrafıma bakıyorum herkes sabahları somurtur sen ise o kadar parlak ve güzel duruyorsun ki" dedi.

Ve ben ne yaptım biliyor musunuz; doğru aynaya koştum ve komşumun bana güzellik iltifatlarının hazzını yaşadım:( Bu hemen hemen 3-4 dakika sürdü ve farkettim ki ben bundan haz duymuştum:( yani zihinsel oluverdim bir anda güdümlü bir şekilde:(

Bunu ben uzun zamandır yapmıyordum, nasıl yaptım bu hatayı bilmiyorum ama kendime gelince ilk aklıma gelen Tiversonus dostun açtığı bu başlık oldu ve ona teşekkür ettim.. Neden mi; 3-4 dakika içinde bu zihinsele kaymamı farketmemi sağladı bu başlık çünkü aklıma geldi o an beğenmediklerimiz. Böylece büyük bir hatadan döndüm zira zihinsele elini verirsen kolunu kaptırırsın, o öyle hızlı ele geçiriyor ki ve öyle ustalıkla öz-varlığı perdeleme yeteneğine sahip ki! Kucak dolusu sevgiler sana Tiversonus ve binlerce kez teşekkürler.

Evet demek ki bazen ben övgüler karşısında anlık da olsa güdümleniyorum:( bu hata! Daha dikkatli olmalıyım ama bu durumumu yargılamadan! İvrin; sana yapılan övgülerden dolayı aldığın hazları yargılamıyor bu zihinsele anlık bir gaf ile kaymış olmanı kabul ediyor ve sevgi ile şifalıyorum. Va sonsuz yaşamın tam ortasında tam ve bütün halime sevgi ile dönüyorum.
 

ivrin

#20
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiano

sevgili ivrin, gerçekten de yazdıklarınız annemle ilişkimi gözümün önüne getirdi...Kızların neden düzenli, tertipli olması gerektiğine, tüm işin,yani yemek, temizlik vs. kadınlar tarafından halledilmesi gerektiğine haklı bir tepki geliştirdim hep..Öyle de olmalı bence...Yani bu düzen değişene kadar, erkekler kendi işlerini görmeyi öğrenene kadar...Bir de acayip bir yalan uydurmuşlar, herkes de kuzu kuzu bu yalana boyun eğiyor: Neymiş, erkekle kadın farlıymış, iş bölümü olmalıymış pehh..Herkes kendi sorumluluğunu tam olarak almayı öğrenmeli, öğrenene kadar isyan edip dağınık kalmayı seçen kızlar çok olacak:)olmalı da:)

Hııım.. bak çok önemli bir konuya değinmişsin sevgili Tiano; evet gerek çocuklarımıza gerekse tüm insanlara erkek kadın sorumlulukları yüklenerek asırlardır yanlış yapıldı. Belki bu başlarda kadın ve erkeği bütünlemek adına bir çaba ile başlamış olabilir, çok iyi niyetli çıkmıştır belki de. Çünkü dişil ve eril bütünlenmesi meselesi insanlık varolduğundan beri işlenmektedir ve buna dikkat çekilebilmesi için belki de görev ve sorumluluklarla bütünlemeye çalışıldı ki özsel olarak ta bu farkındalığa sahip olunabilsin.

Ama günümüze bunu bir tamamlanma olarak değil de bir ayrışma olarak taşıyan negatif zihniyetler sebebiyle, biz asli varlığımızın yeteneklerini hep sınırladık. Elbette dayatmalar ve güdümlemeler kabulümüzden geçmeden hayat bulmazlar ama biz asırlardır bu durumu kabulden geçirmiştik ve dna'larımızda şekillendirdik.

O halde topluca bunları not edelim ve artık bu güdümlemeleri kabulden geçirmeyelim böylece çocuklarımıza da erken başlayan bir aydınlanma bir sonsuz yetilerin farkındalığını enjekte etmiş oluruz. Zira kız ve erkek çocuklarımız birbirlerinin yapabildiklerini kendilerinin de yapma yetisi olduğunu erkenden farkederlerse yaşamlarını da o şekilde design ederler.

Evet önemli bir konu sevgili Tiano, ben bunu çocuğuma kendi bilincime göre ayrıştırmadan uygulamışım ama bunu toplu bilinç halinde uygulamalıyız! Teşekkürler dostum bu aydınlatma için, ben bu konu üzerinde çalışacağım. Yani kadın ve erkek olmadan önce ayrışımsız "İNSAN" olduğumuz konusunu işlersek daha da kolaylaşacaktır. Nasıl ki ruh'da eril ve dişil dengelemesi yapıyorsak fiziksel de de ona göre şekillenmeliyiz!

Sevgiler..
 

ivrin

#21
8. birinin benimle çekiştiğini sezgilediğimde onun benimle çekişmesine izin veriyorum ve hatta biraz da körüklüyorum ki buradan kaybedeceği enerjiyle yaşadığı yorgunluğu gözden geçirsin. Bu gece düşündüm böyle bir şeye hakkım var mı? Bu hata! Çünkü zaten garibim kendine gerçekleştirdiği bu saldırının farkında değil, kendi yaşam enerjisini sömürdüğünü bilmiyor ki, ve bu saldırı banaymış gibi  ha-bire zorluyor kendisini.. ve benim enerjimi sömürdüğü inancıyla zaten yeterince tüketiyor enerjisini, eh bir de ben kalkıp iyi niyetle de olsa bunu körükleyince kişi içinde bulunduğu handikapa iyice gömülüyor. Diyelim ki iyice yoruldu yorduk, farkındalık gelmemişse değişen bir şey olmuyor ki, garibim bu kez de bir süre dinlendikten sonra tekrar saldırıya geçiyor.. çünkü çözemediği bir şey var; isbatlamak istediğinin sonsuz yaşamdaki ehemmiyetsizliği! E bu farkındalık yoksa ben onu yormuşum yormamışım ne farkeder. Asıl çözüm yorulmasını sağlamak olmamalı tam tesine dinginleşmesini sağlamak olmalı. Zihinsel de körüklenen her şey ikiye katlanarak çoğalıyor ve eğer ben yardım etmek istiyorsam dinginlik vererek yapmalıyım, sukunetini sağlamalıyım ama bunu da bir görev gibi değil de ihtiyacı oranında yapmalıyım. Çünkü her saldırı bir imdattır!

9. Kişilerin algılayamadıkları benle alakalı gerçekleri yüzlerine vurduğumda bir çözümsüzlüğe düşüyorlar. Zihinsel kavgaları bu noktada bu kez de "ben kandırıldım olarak" şekilleniyor, çünkü o zaten yaptığı yayının görüldüğünün farkında değil, yani yaptıkları her hangi bir duygu ya da enerji yayınının "nasılsa karşı taraftan anlaşılmaz" gafı ile bunu yaşarken ki o rahatlıkları bir cehennem azabına dönüşüyor ben kendimle alakalı olanı itiraf ettiğimde. Bu hata, yüzlerine vurmamam gerekir.. akışta yüzleşmeliler, yaşayarak. Çünkü ben zaten canım sevgililerime sonsuz sevgi içerisinde kalırken, onlardan bana negatif sızıntı olamadığı için bütün zehir kendilerine akıyor, birde yüzleştirmeye hakkım yok. Bu hata! Benim yüzleştirdiklerimin farkında olsa idi zaten o yayını yapmazdı. Buradan söz veriyorum kendime bir daha onlardan aldığım yayınları kendileriyle yüzleştirmek için aktarmayacağım, son ana kadar çözümüm ne oldu ise öyle devam edeceğim. Çünkü benim sevgim onların akıştaki benle alakalı içsel dönüşümünlerine bir şekilde merhem olur zaten, başka özel bir çabaya gerek yok. Aslında zaten benle alakalı olduğunu zannederek oluşturduğu yayın kişinin kendi tamamlanmasıyla akalı, dolayısıyla ben sessiz çözümümü sürdürmeliyim.
 

ivrin

#22
10. Nötrlenme'nin en doğal yöntemi zihinsiz varlıklarla bütünlenerek olduğunu bile bile, ben bunu bana yapılan enerji ve duygu yayınlarının sahibine nötrlenerek yapıyorum bu hata! Çünkü bu yayınlar "bir"in birimlerinden geliyor ve nötrlenmeyi hangi birimle yaparsan yap gerçekleştiğine göre, bunu zihinsiz olanlarla yapmak en etkili ve en kısa sürede sonuca götürüyor. O halde bir daha nötrlenmeye ihtiyaç duyduğumda yayının geldiği birimde nötrlenmeyeceğim, öyle yapmam bir hata! Bir ağaç ile de bunu yapabilirim, böyle yaptığımda algılara da hizmet etmemiş oluyorum;)

Evet bu hatamı da düzelteceğime buradan söz veriyorum, bütünün en büyüh hayrına!
 

ivrin

#23
Oh bee bu tespitler çok işime yaradı, hafifledikçe hafifliyorum.. valla arladaşalar devam edin beğenmediğiniz yanları not almaya, sanırım en iyi tespit yöntemi bu not almalardır. Çünkü farkında olsanız bile somutlaşmadıkça yani elinizde biçimlenmiş haliyle ortaya konmadıkça yeterli etkiye sahip olamıyorlar. Ama bu şekilde elimizde hergün hatırlamak üzere okuyabileceğimiz bir tabloda şekillenmiş halde hizmetimize amade duruyorlar;)

Ben bu çalışmanın etkin bir çalışma olduğunu nereden biliyorum; ilk farkındalık arayışlarımda zihinsel tarama yaparken buna benzer bir metot kullanmıştım ve bir cizelge yapmıştım kendime. Bu çizelgede sırasıyla şunlar vardı.

Biraz uzun olacak biliyorum, özür dilerim ama çok işe yaradığı için aktarmak istiyorum;)

1_ içinde bulunduğum duygu durumunu (acı,sıkıntı,üzüntü,panik,depresyon,aşırı heyecan v.s.) tespit ettiğim tarih ve saat: zamanı tespit ediyorum.
2_ O dakikalarda ne yapıyordum: yani o dakikalardaki eylemim ne idi ne işle meşkul oluyordum onları yazıyorum.
3_ O eylem esnasında beden belirtilerim neydi: Bedenimde terleme mi var, titreme mi var yoksa çarpıntı mı var
4_ O eylem esnasında duygum neydi: o anda ne duyumsadığımı (öfke, kızgınlık, üzüntü, neşe, heyecan, mutluluk v.s.) yazıyorum
5_ O eylem esnasında düşüncelerim neydi: O anki düşüncelerimi (tesbit edebildiğim kadarıyla) yazıyorum.
6_ O düşüceler benim yaşamım için ne ifade ediyor: bla bla bla
7_ Bu çıkan anlam yaşam kalitemi ne oranda düşürüyor:  bla bla bla bla
8_ Peki benim asıl istediğim yaşam kalitesi nedir: bla bla bla bla
9_ Öyleyse bundan sonra istediğim yaşam kalitesine ulaşmak için düşüncelerim ne olmalı ve ne şekilde onları uygulmalıyım: bla bla bla
10_ Bunları yaparsam kendimi nasıl hissedeceğimi düşünüyorum: bla bla bla
11_ Son kararım nedir: bla bla bla
12_ Şimdiki duygum nedir: bla bla
13_ Şimdiki beden belirtilerim nedir: bla

Ve bu çalışma sonucunda beden belirtilerim normale dönüyordu. Terleme titreme ağlama çarpıntı v.s. varsa hepsi geçiyor ve ben yeni durumuma uyumlanıyordum;) Epey zaman oldu artık bu çizelgeye ihtiyaç duymuyorum ama buradaki yaptığımız bu çalışma, şimdi beni spritüel dengelemelerim konusunda da şekillendirip uyumlayacak bir çalışmadır;)



İşte böyle bir çizelgeyi her gün yapıyordum ta ki zihnimi normal zamanlarda da yakalamayı ve onu sürekli halde kontrol altına almayı öğreninceye kadar. İşte şimdi burada yaptığımız bu çalışmayı benim yaptığım çalışmaya benzetiyorum ve çok çok faydalanacağımızı düşünüyorum hatta eminim diyebilirim;) çünkü bu kez bu çalışmayı bireysel yapmıyorum, bir toplu terapi gibi hep birlikte yapıyoruz bunu ve birbirimizin tespitlerinden de faydalanıyoruz;) bu müthiş bir çalışma! Teşekkürler herkese:)

Sevgiyle..


 

Pınar

#24
Ahh!Kör olasıca şeytan, tümü senin yüzünden.:) Bugün iki sevemediğim beni irrite eden özelliğimi farkettim.:)))

1. Sevdiğim, değer verdiğim insanlar başkaları tarafından incitilince, ben pantere dönüyorum. hahahaha! Hatta, ardından vaşak, akbaba! Gönül bağım olan kişi, sanki güçsüz, korunmaya muhtacmış gibi bir anda gerzek kahramanlar gibi önüne atılıyor." onu vurmayın beni vurun, elbette yerse!" hahahahaa!Bu bir hataaaaa! Herkesin dersi başka, kimsenin dersine müdahale etme gibi bir münabetsizlik yapmamalıyım.Sevdiklerime bu konuda izin vermediğimi farkettim, ee o zaman nasıl sevgi bu!Kabul, izin yoksa bu sevgi olur mu? Buna küresel anlamda bağımlılık deniyor, niye bağlamaya çalışıyorum, neyi bağlamaya çalışıyorum.:))


2. Sadece deneyim ile öğrenilebilecek bilgileri, saçma sapan sorularla gündeme getiriyorum.Oysa herkesin algısı ve deneyimi farklı.Gözden kaçırdığım nokta bu!!! Ya herkes ben olamaz, bunu niye anlamıyorum.....Üstelik herkes ben olursa, ben nasıl öğrenirim!Bunu gördüm bugün kendim de, başkalarının deneyimlerini anlamaya çalıştığımı ve kendi deneyimlerimi hiçe saymaya kalktığımı.İçselleşmememiş bilginin bana ne yararı var ki, bilgi zihinde yuğrulup hayata geçmedikten sonra rafta duran biblodan ne farkı kalır ki!Eh işte, arada bir tozunu alırım oflaya, puflaya bu olur....

Ben Pınar, bugün bu iki negatif tutumumu gördüm, kokladım, hissettim, dokundum, işittim, farkına vardım.Bunları şimdi, sevgiyle kabul ediyorum ve dönüşümüne izin veriyorum, ve öyledir.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

Kendimi yeterince ifade yeteginden yoksunum, 5. cakra durumu :))

Sonra da diyorumki niye yanlis anlasiliyorum?

Karsimdaki aklimi okuyormus gibi konusuyorum/yaziyorum...

Usenmek yok bundan sonra, lafi uzattigimi dusunmeden aktaracagim demek istediklerimi.
 

ahuela

#26
sevdiğim iki yönüm : 1) sevdiklerime bağımlı olmadan bağlı kalmak.
                     2)küsmemek ve affetmek.
sevmediğim iki yönüm:1) Karşımdaki hak etsede bir şey diyememek.
                     2)İnsanlara hemen inanmak, kendim gibi sanmak.
 

Gülay

#27
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ahuela

sevdiğim iki yönüm : 1) sevdiklerime bağımlı olmadan bağlı kalmak.
                     2)küsmemek ve affetmek.
sevmediğim iki yönüm:1) Karşımdaki hak etsede bir şey diyememek.
                     2)İnsanlara hemen inanmak, kendim gibi sanmak.

Sevgili ahuela

Karşındaki neyi hak etse birşey diyemezsin ???

Karşındakini takdir mi edemezsin ??
Kendi hakkınımı arayamazsın ??

Anlıyamadım :)))
 

ahuela

#28
Sevgili Gülay; özür dilerim kendimi tam anlatamadım , kendim anlayınca karşıdaki de anlar sanıyorum.
  Kendi hakkımı arıyamam.
 

Gülay

#29
Sevgili ahuela

hakkını arıyamamaktan seni alıkoyan korkun nedir, bunu bulursan kişisel gelişim bölümünde daha önce yazdığımız öğrenilebilir metotlarla bu duygundan ve hakkını arıyamama korkundan özgürleşmiş olursun, bu yöntemleri denemediysen tavsiye ediyorum..:)))