Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#315
Sevgili sirera,
İlginç bir bilgi aktarımı,
Ancak enterasan olan, kuantum özelliğinin sunulmasından çok ,bu kıymetli bilim adamlarının vardıkları en son cümledeki sonuç,

"Montagnier'in raporu, 'kuantum alan teorisi'ni kullanarak hastaligin uremesini aciga cikardigini iddia eden fenomeni tartisarak devam ediyor."

Yani kuantum özelliğinin, sadece hastalık tetiklenmesinde önemli olması konusunda takılıp kalmaları ,yaşam denilen vizyonun geneline adapte edememeleri..

Tabiki akla gelen,sağlık emperyalizmine fikse olmuş hastalıklar ve bunlara iyi gelen ilaçları bulma yoluyla kazanç temin etme döngüsünün önde olduğu bir kh anlayışının devrede ve en önemli olduğu..

 



Alemtac

#316
Her Kara Deliğin İçinde Saklı Bir Evren Bulunuyor Olabilir      

Kendi Evrenimiz başka bir evrende var olan bir kara deliğin iç kısmında bulunuyor olabilir. Uzayın doğası ve zamanın kaynağı ile ilgili dikkate değer çalışmasında, Indiana Üniversitesinde fizikçi olan Nikodem Poplawski yerçekimi teorisinde küçük bir değişikliğin, evrenimizin zaman akış yönünü içinde doğmuş olduğu kara delikten miras aldığını işaret ettiğini ileri sürüyor.

Poplawski Dünya'nın içinde bulunduğu evrenin, kendisi daha da büyük bir evrenin içinde var olan bir kara deliğin kurtyeniği (solucan deliği) içinde yerleşik olabileceğini öne sürüyor. Bilim adamı 'her kara deliğin içinde' bir evrenin var olabileceğini iddia ediyor.

Einstein'ın genel görelilik teorisinin bir uyarlamasını kullanarak, Poplawski bir kara deliğe giren parçacıkların teorik hareketini analiz etti. Her kara deliğin içinde bütünüyle yeni bir evrenin bulunmasının mümkün olduğu sonucuna vardı, bu bizim evrenimizin de bir kara deliğin içinde bulunuyor olabileceği anlamına gelebilir.

"Belki Samanyolu'nun ve diğer galaksilerin merkezindeki dev kara delikler farklı evrenlere köprülerdir" dedi.

Teorisini Physics Letters B dergisinde açıklarken, Einstein-Cartan-Kibble-Sciama (ECKS) yerçekimi teorisini kullandığını, analizinde bir kara delikteki parçacıkların açısal momentumunu hesaba kattığını söyledi. Bunu yapmak, yerçekimini geri ittiğine inanılan bir özellik olan bükülme adı verilen uzay – zaman niteliğini hesaplamayı mümkün kıldı.

Maddenin, Einstein'ın teorisinde "tekillikler" adı verilen bir kara delikteki sonsuz yoğunluğa ulaşması yerine, uzay – zamanın davranışı daha çok sürekli olarak geri sıçrayan ve genişleyen maddeyle sıkıştırılan bir yay gibi etki eder.

Dr Poplawski bu "geri sıçrama" etkisine, kara delikteki yerçekiminin devasa kuvvetine karşı itici bir kuvvete sahip olan uzay – zamanın bükülmesinin neden olduğunu açıklıyor.

Dr Poplawski ayrıca bu yeniden sarma etkisinin, bugün gözlediğimiz genişleyen evren anlayışına yol açan şey olabileceğini ve bunun evrenimizin kozmik şişmeye gereksinim olmadan neden düz, homojen ve yönbağımsız (eşyönlü) olduğunu açıklayabileceğini iddia ediyor.

Dr Poplawski'nin teorisinin doğru olup olmadığını test edebilmemizin zor olduğu görülüyor; kara deliklerdeki yerçekimi kuvveti o kadar büyüktür ki hiçbir şey ondan kaçamaz, bu nedenle kara deliğin içinde neler olup bittiği ile ilgili bilgiye hiç ulaşamayabiliriz.

Ancak Dr Poplawski'ye göre, eğer dönen bir kara deliğin içinde yaşamaktaysak, o zaman dönüş içerideki uzay – zamana aktarılır, bu da evrenin tercih edilmiş bir yöne sahip olduğu anlamına gelir – bu ölçebileceğimiz bir şeydir. Böyle tercih edilmiş bir yön, evrendeki madde ve antimaddenin gözlenen dengesizliği ile ilişkili olabilir ve nötrinoların salınımını açıklayabilir.

Poplawski kara deliklerin yeni evrenlerin anneleri olduğu fikrinin, uzay zamanın doğası hakkında basit yeni varsayımın doğal sonucu olduğunu söylüyor. Poplawski genel göreliliğin standart türetmesinin (formül çıkarma) dönen yarı parçacıkların özgün momentumunu hesaba katmadığını işaret ediyor. Ancak, teorinin başka bir versiyonu var, buna Einstein-Cartan-Kibble-Sciama yerçekimi teorisi adı veriliyor, bu teori yarı parçacıkların özgün momentumunu hesaba katıyor.

Bu teori yarı tamsayı dönüşe sahip olan parçacıkların bükülme adı verilen minik itici bir kuvvet üreterek etkileştiğini öngörüyor. Olağan durumlarda, bükülme herhangi bir etkiye sahip olmayacak kadar küçüktür. Ama yoğunluklar nükleer maddede olandan daha fazla büyük olduğu zaman, bu önemli oluyor. Poplawski özellikle,  bükülmenin kara deliğin içindeki tekilliklerin oluşumunu önlediğini söylüyor.

Astrofizikçiler evrenimizin çok büyük olduğunu, şu anda gördüğümüz genişleme hızını veren şimdiki büyüklüğüne erişmiş olamayacağını uzun zamandır biliyorlar. Bunun yerine, evrenin şişme periyodu olarak bilinen periyod olan Big Bang'den bir saniyenin küçük bir kısmında birçok büyüklük dereceleriyle büyüdüğüne inanıyorlar.

Poplawski'nin yaklaşımı şişme problemini hemen çözüyor. Poplawski bükülmenin bu hızlı şişmeye neden olduğunu, bunun bugün gördüğümüz evrenin şişme hakkında herhangi ilave varsayımlar olmadan tek bir yerçekimi teorisiyle açıklanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Poplawski'nin yaklaşımının bir diğer önemli sonucu şu; bu, evrenlerin belirli türde kara deliklerin olay ufkunun içinde doğmasını mümkün kılıyor, bu kara deliklerde bükülme tekillik oluşumunu önlüyor, ama enerji yoğunluğunun oluşmasına izin veriyor, bu da yeni evrenin genişlemesini izleyen çift üretim ile parçacıkların muazzam bir ölçekte yaratımına yol açıyor.

"Bu tür bir genişleme kara deliğin dışındaki gözlemciler için görülebilir değildir, çünkü onlar için ufkun oluşumu ve sonraki tüm süreçleri sonsuz zamandan sonra gerçekleşir" diyor Poplawski. Bu nedenle, yeni evrenin uzay zamanın ayrı bir dalı olduğunu ve buna göre evrimleştiğini vurguluyor.

Poplawski'nin teorisi ayrıca neden zamanın tek bir yönde aktığının, başka yönde akmadığının görülmesine bir çözüm öneriyor, fizik yasaları zaman simetrik olsa da.

Poplawski zamanın yönünün kaynağının, ana evrenden kara deliğe madde akışının simetrik olmamasından geldiğini söylüyor. "Bir kara deliğim içindeki evrenin kozmik zamanının yönü, olay ufkundaki maddenin zaman – simetrik olmayan çöküşüyle sabitlenmiş olurdu" diyor.

Tercüme edilirse, bu, evrenimizin zaman yönünü kendi kaynağından miras aldığı anlamına geliyor. Poplawski şöyle söylüyor, "Kız evlat evrenler annelerinden başka özellikleri miras almış olabilir", bunun bu fikrin deneysel çürütülebilir kanıtını sunarak bu özellikleri belirlemenin mümkün olabileceğini işaret ediyor.

http://www.newscientist.com/article/mg20727703.000-every-black-hole-may-hold-a-hidden-universe.html

 

(Çeviri: Saffet)
 

sirera

#317
RUSYA BİLİM İNSANLARI DÜNYAYA BİR GÖK TAŞININ ÇARPACAĞINI ÖNGÖRÜYOR

31.01.2011 Pravda.ru

 

Rus Bilim İnsanlarınca yapılan araştırma öngörülerine göre , Apophis Göktaşı 13.Nisan.2036 tarihinde, 50 Milyon Hiroşima Atom Bombası gücünde Dünyamıza çarpacaktır.Bu korkutucu öykü bir başkasından daha korku verici; Bir çok Bilim İnsanı, Uluslararası bir konferans çağrısı yapılması hususunda hemfikir.

 

ABD li araştırmacı yazar Terrence Aym, St.Petersburg Devlet Üniversitesinden Rus Prof.Lenoid Sokolovdan alıntı yaparak, "Astronomlar, öldürücü Göktaşının 2036 yılında Dünyaya çarpacağını öngörüyorlar" diyerek,  son günlerde yaptığı bir Televizyon röportajında, " Bu Apophis Göktaşının Dünyaya çarpmasının 13.Nisan.2036 tarihinde vuku bulması olanak dahilindedir" dedi.Aym, bu Göktaşı isminin Mısır Tanrısı ya da "Yaratıcı" olmayan Apepten geldiğini söyledi.

 

Bu ticarete yönelik boş bir korkutma değildir.Bilim İnsanlarının büyük çoğunluğu bu tehlikenin gerçek olduğunu onaylıyor, ve bir çoğu da Uluslararası bir zirve yapılmasını öngörüyor.Rusya Federal Uzay Ajansı Roscosmos başkanı Anatoly Perminov, resmi basına bir demeç vererek, "Avrupa Komisyonunun Rusya resmi Uzay görevlisi ve üyeleri, Göktaşının binlerce büyük zarar potansiyeline karşı, güçleri birleştirmeyi tartışmak üzere Temmuzun ilk haftasında toplanıyorlar" dedi.

 

Yapılan çalışmalarda, 2004 e kadar bu Göktaşı Apophis görünmemişti, her nasılsa son yedi yıl içinde, Gezegenimize en sert etkiyi yapabilir olarak sınıflandırıldı ve Terrence Amyden alıntılarsak bu "İnsan Irkı için en yakın bir tehdit" dir.

 

Apophisin yörüngesi Uluslararası Bilim Topluluğu içinde bir çatlak yarattı; NASA Astronomları böyle bir çarpışma olasılığını düşürürken, Rusya ve Avrupalıların ilgisi artıyor.Her durumda bu olayda, 65 Milyon yıl önce türlerin bir çoğunu yok eden Yucatan Göktaşı etkisinin bir tekrarı olabilecek, yıkıcı bir çarpma olayı olursa Plan ne olacaktır?

 

Öz olarak, bir Plan yoktur.Rusya ve Avrupa Birliği, diğer Bilimsel ve sivil kuruluşların temsilcileri ve Rusya Bilim Akademisi, Rusya Federal Uzay Ajansından mühendisler ve Bilim İnsanları ile Avrupa Komisyonu arasında, 7.Temmuz.2011 de yapılacak bir toplantıda ortak bir Göktaşı Projesi masaya getirilecek.

 

Rusya Uzay Ajansı Roscosmos, kendi çalışmalarına göre, böyle bir çarpma etkisinin sadece çok kötü kütlesel bir iklim değişikliğine neden olmakla kalmayıp, 50 Milyon Hiroşima Atom Bombasına eşit bir etki yapacak bir Milyon Megatonluk bir Atom Bombası etkisi ile modern Uygarlığı tamamiyle yok edeceğini hesapladı.ABD li araştırmacı Terrence Aym ise, böyle bir çarpma Kraterinin binlerce kilometrelik bir çapı olacağını ve Atmosfere yoğun bir toz bulutu kaldırarak Güneşi kapatacağını ve onbinlerce yıl sürebilecek Nükleer tip bir Kış yaratacağını yazdı.

 

Rus uzmanlardan alınan kötü bir haberle çalışmalar sürüyor; "Geçen bir kaç yıl içinde, Bilim İnsanlarının, Teknisyenlerin, Politikacıların ve Askeriyenin dikkati, bu Göktaşı ve Kuyruklu Yıldız tehdidine, yani Dünyanın büyük bir Uzay cismi ile çarpışma tehlikesine karşı artarak odaklandı." Dedi Perminov. "Araştırılan böylesi bir nesne miktarı içinde, dramatik bir artışa liderlik yapacak Özel bir Denetim Programı olmalı ve yeni bilgiler, sorun içinde yeni bir bakış açısı kazandırmaya izin vermelidir."

 

Terrence Aym

Orjinal makaleyi alttaki linkten okuyabilirsiniz,

http://www.helium.com/items/2078149-astronomers-now-predict-killer-asteroid-will-hit-earth-in-2036

 

Timofei Belov

Pravda.ru

http://english.pravda.ru/science/earth/31-01-2011/116723-asteroid_strike-0/

 

Çn: Süleyman Kaya

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#318
"Tanri" Radyo Yayinindan Mesaj

 

Sorcha Faal

 

1 Subat 2011

 

Bugun Kremlin'de dolasan gizemli bir Rus Uzay Kuvvetleri (VKS) raporu, 28 Ocak'ta dunyamiza dunya disi/boyutlar arasi bir zeka tarafindan "resmi olarak" temas edildigini ifade ediyor. Onlarin iletisim "sinyalleri" dunyanin en kutsal sehri Kudus'e ve Latter Days Saints Kilisesinin (Mormonlar) bulundugu Amerika'nin Utah Eyaletine indi. Kabaca "[biz – o – Ben (we – it – I)] geri donerken korkmayin" seklinde tercume edilen hizli bir bilgi enerji radyo sinyali aktardilar.

 

Bu rapor, bu mesajda icerilen oznel kisisel zamirlerin (biz – o – Ben) genis kapsamli oldugunu ve Dunyamizdaki belirli cografik noktalarla iliskili oldugunu ifade ediyor.

 

En sasirtici olan sey, bu iletisim "sinyallerinin" hem Kudus'te, hem de Utah'ta yuzlerce insan tarafindan videoya cekilmesiydi, bu videolarin bircogu tum dunyada YouTube'da ve benzeri sitelerde gosteriliyor.

 

http://www.youtube.com/watch?v=rY2FFEufsuY

 

http://www.youtube.com/watch?v=wLodUYxmSMY&feature=related

 

http://www.youtube.com/watch?v=dwp_WHFhA4A

 

Utah'taki:

http://www.youtube.com/watch?v=4X8AzsOZbkg&feature=player_embedded

 

Kudus'teki bu gizemli olayin cekilen videolarinda, beyaz UFO benzeri bir isigin Mescid-i Aksa'nin uzerine indigi, onun uzerinde havada durdugu, sonra aniden bir enerji patlamasi yayarak cok buyuk hizla gokyuzundeki diger benzer kirmizi nesnelere dogru firladigi gorulebiliyor, sonra tum o nesneler ortadan kayboluyorlar.

 

Bu gizemli olayin Utah'ta cekilen videosunda, kirmizi UFO benzeri nesnelerin yere dogru beyaz isIkli iletisim "sinyalleri" gonderdigi, gokyuzune yukselmeden once enerji "patlamalari" yaydiklari goruluyordu.

 

Bu olaylarin gerceklestigi bolgeler, Kudus ve Utah, tek tanrili Musevilik, Hristiyanlik, Islam inanclari ve Latter Day Saints Kilisesi (LDS Kilisesi, Mormonlar) ile iliskili tarihi dini oneme sahiptir.

 

Kudus'teki Mescid-i Aksa ozellikle onemlidir, MO 587'de Kudus'un Kusatilmasindan sonra Babil Imparatorlugunun krali Nebuchadnezzar II tarafindan yikilan Suleyman'in Tapinaginin bu bolgede oldugu soylenir. Musevi inancinda en kutsal sitedir ve onlar tarafindan Haremi Serif olarak adlandirilir.

 



 

Islami inancta, Mescid-i Aksa, Islam dininin en hurmet edilen sitelerinden biridir. Hz. Muhammed'in bir gece ismi Burak olan kanatli kuheylan uzerinde Mekke'den Kudus'e uctugu soylenir. Ona Basmelek Cebrail eslik etmisti. Haremi Serife indi. Onun yolculugu Haremi Seriften sonra Allah ile karsilasincaya kadar Yedi Cennette devam etti. Cennetlerin her birinde daha onceki peygamberler ile karsilasti. Hz. Muhammed Allah ile karsilasti ve inananlarin her gun kac kez dua etmesi gerektigini sordu. Bes rakami verildi. Hz. Muhammed ayni gece guvenle Mekke'ye dondu.

 

Hacli Seferleri sirasinda Mescid-i Aksa Hristiyan inancinda olan Augustinian dini duzenine verildi, onlar onu kiliseye cevirdiler. Tapinak Sovalyeleri 12 nci yuzyilda merkezlerini Mescid-i Aksa'da kurdular. Ona "Templum Domini" adini verdiler, Duzen'in Buyuk Ustatlarinin resmi muhurlerinde gorulmektedir ve Avrupa'daki Tapinak kiliseleri icin mimari model oldu. Bircok Hristiyan Haremi Serif'in ayrica Isa'nin Pontius Pilate tarafindan yargilandigi yer olduguna inanir.

 

Mormon Kilisesi Kudus ile baglantilidir, onlar Isa'nin Gunlerin Sonunda Kudus'e geri donecegine ve sonra onlarin Salt Lake City, Utah'taki Tapinaklarina gelecegine inanirlar. O binanin Dogu tarafinda Onun icin rezerve ettikleri kapilardan girecegine inanirlar.

 

Bu VKS raporu, bu "sinyaller" tarafindan saliverilen bilginin enerji titresiminin 1420.377 MHz frekans degerinde yayinlandigini bildiriyor. Bu, 15 Agustos 1977'de SETI projesinde calisirken Ohio Eyalet Universitesinin Buyuk Kulak radyo teleskobunda Dr. Jerry R. Ehman tarafindan saptanan kuvvetli dar bantli radyo sinyaline neredeyse aynen benziyor.  Buna "Wow! Sinyal'" denmisti.

 

Not: Wow! Sinyal icin iki farkli deger verilmistir: 1420.356 MHz (J. D. Kraus) ve 1420.4556 MHz (J. R. Ehman). 1420 frekansi SETI arastirmacilari icin onemlidir, cunku hidrojen evrende en yaygin olan elementtir ve hidrojen yaklasIk 1420 MHz'de tinlar, bu nedenle dunya disi varliklar kuvvetli bir radyo sinyali aktarmakta bu frekansi kullaniyor olabilirler. Wow! Sinyalinin frekansi 1420.40575177 MHz'de olan hidrojen hattina cok yakin uyusuyor. Sinyalin bant genisligi 10 kHz'den daha az (bilgisayar ciktisindaki her kolon 10 kHz – genisliginde kanala karsilik geliyor; sinyal sadece tek bir kolonda mevcut). Wow! Sinyalinin orijinal baskisi, Jerry Ehman'in unlu nidasiyla birlikte Ohio Tarih Kurumunda muhafaza ediliyor.

 



 

Batili Uluslarin liderleri vatandaslarini gelmek uzere olan sey hakkinda henuz bilgilendirmezken veya hazirlamazken, ayni sey Rus cumhurbaskani Dmitry Medvedev icin soylenemez. Medvedev, Jordon Nehrine yolculuk yapti ve Isa'nin vaftiz edildigi gunde (19 Ocak) gelmekte olan buyuk felaketlere karsi memleketinin korunmasi icin bu en kutsal sularda uc kez kutsandi.

 

© 1 Subat 2011 EU ve US tum haklari saklidir. WhatDoesItMean.Com.

 

http://www.whatdoesitmean.com/index1443.htm

 

(Ceviri: Saffet)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#319
"Atlantis Anomalisi" ABD Ordusunun Silah Ussunun Kapanmasina Neden Oldu

 

Sorcha Faal

 

27 Ocak 2011

 

 

 

Bugun Kremlin'de dolasan bir Rus Uzay Kuvvetleri (VKS) raporu, su siralarda Kuzey Amerika'nin uzerindeki yorungede olan Kozmos – 2469 uydularindan birinin, ABD ordusunun Utah Eyaletinde yerlesIk olan ana silahlar ussu Dugway Proving Ground'dan yayilan "benzeri gorulmemis oranlarda" gamma isini patlamasi belirledigini soyluyor.

 

Bu rapora gore, "manyetik vorteks" olarak tanimlanan seyin olusumunun Aden Korfezinde ortaya cikmasindan bu yana, Dunyamizin asagisindan ve denizlerinden yayilan ve Sirius yildiz sistemine yonlenen artan miktarda gamma isini patlamalari belirlendi ve bu durum, bircok Rus bilim adaminda bunlarin cok eski bir tur "erken uyari sistemi"ne ait oldugu inancina neden oldu.

 

Belirlenen bu gamma isini patlamalarinin en buyuklerinden biri, Florida sahilinden geliyor, burasinin bir zamanlar Kayip Atlantis Kitasinin bir parcasi olduguna inaniliyor.

 

Bu gamma isin patlamalarinin belirlendigi Dunyadaki diger bolgelerden farkli olarak, Florida sahilinden ortaya cikan anormallik goreli olarak sig sularda idi, denizin altinda 500 metreden daha az mesafede ve bu gecen hafta ABD donanmasi en buyuk operasyonlarindan birine basladi.

 

Bu rapora gore, ABD Federal Havacilik Yonetimi (FAA) bu bolgede ucan tum pilotlara benzersiz bir uyari yayinladi. 20 Ocak ve 22 Subat tarihleri arasinda Savunma Departmanlari (DOD), operasyon yurutulurken Kuresel Pozisyonlandirma Sistemini (GPS) "guvenilmez veya elde edilmez" birakacak olan "testler yapacaklarini" bildirdiler.

 

Raporunda VKS, bu DOD operasyonunun aslinda Florida sahilinde kesfedilmis olan "piramit sekilli yapi"dan bir "kapak tasi" cikarmak icin yapildigini ifade ediyor, bu kapak tasinin bu gizemli gamma isini patlamalarinin kaynaklarindan biri olduguna inaniliyor. Onu daha ileri testler icin ABD Ordusunun Utah, Salt Lake Sehrinin 149 km guneybatisinda bulunan Dugway Proving Ground'a goturduler.

 

Ancak, bu gizemli "kapak tasi" dun Dugway Proving Ground'da emniyete alindiginda ve tahminen onun uzerinde testler baslatildiginda, Kosmos – 2469 o bolgeden yayilan muazzam gamma isini patlamalari serisi belirledi. ABD'den haber raporlari us komutani Albay William E. King'in "ciddi bir sorunu" cozmeye calistiklarini, tum tesisi kapattiklarini bildirdi.

 

Resmi ABD hukumeti websitesine gore, bu us ile ilgili sunlari okuyabiliyoruz:

 

"Savunma Departmani Dugway Proving Ground'u buyuk bir saha ve test tesisi olarak ve Emniyet Programi altinda kimyasal ve biyolojik savunma test merkezi olarak tasarladi. Proving Ground 323,163 hektar alani kaplar. Utah, Salt lake sehrinin yaklasIk 85 mil guneybatisindadir. Uc tarafi siradaglar ile cevrilidir."

 

Ancak bagimsiz Amerikali arastirmacilar Dugway Proving Ground hakkinda sunlari soyluyor:

"... dev buyuklugu ve uzakta izole olmasi bir cok gizli amaclara hizmet ediyor, ayrica ABD Hava Kuvvetleri ucus testleri icin site olarak hizmet ediyor. Gecmiste ele gecirilmis UFOlari barindirdigi iddia edilmekte ve bu bolgede UFO aktivitesi cok sIktir. 51 nci Bolge sirlarinin cogunun bu bolgeye tasindigi iddia edilmekte ve tum UFO etkinlikleriyle bu bolge 52 nci Bolge olarak unlendi.

 

Kasim 2009'da gece gokyuzunu aydinlatan "meteor" (UFO?) oldugu iddia edilen sey atmosferde patladi ve onun yorungesini izleyen bilim adamlari parcalarin Dugway Proving Ground bolgesine dustugunu belirlediler. Bolge yalnizca sivillere kapali degil, Ordu personelinin girmesine bile izin verilmiyor, cunku cok tehlikeli olarak addediliyor."

 

Amerika'nin taninmis bagimsiz arastirmacilarindan biri olan Steve Quayle da bu gizemli "Atlantis Anomalisi" hakkinda yazdi ve onun 23 Ocak tarihli "Atlantik'te Anomali" Bermuda Ucgeni Garipligi, Kadim Kapi mi Aciliyor yoksa Atlantis mi Yukseliyor?" baslikli raporundan sunlari okuyabiliriz:

 

"22 Ocak Cuma gunu bircok birimlerin Porto Riko ile iletisim kurmaya calismasiyla telas icinde geri geldiler, normal teksir problemlerinden dolayi olmayan iletisimlerdeki buyuk zorluklara neden olan bir "anomali" hakkinda tartismalar isitiliyordu. Mesajlarin kopyasini almak icin, Florida'da ve Karayipler'de oldugu gorulen birimler Porto Riko Comm Istasyonu ile calisarak bircok kez frekanslari degistirmek zorunda kaliyordu. Bunlar normal erisim ucuslari degildi, raporlarini Comm Istasyonuna vermek icin endiseli olan kodlanmis birimlerdi. Cuma aksami daha sonra, "anomali" HAM operatoru tarafindan belirlendi.

 

Baslangicta, bircok megawatta olan asiri guclu genlik module edilmis sinyal olarak tanimlandi. Sabitti ve titresmiyordu ve VFL araliginda idi. Spektrum analiz cihazinda gorundu ve ayrica normalde pilotlar tarafindan kullanilan simsekleri belirleme ve haritalama icin VFL yi kullanan simsek belirleme ekipmaninda gorundu. Problem, o bolgede firtinanin bulunmamasiydi. "Anomali" bolgesi ayrica "GPS testleri?"nin cember merkezi icin verilmis olan bolgeden uzakti ve Bermuda Ucgeni bolgesine daha yakindi.

 

Spesifik olarak, cok garip olan ve simdiye dek isitilmis olan HAM'a benzemeyen tekrarlayan bir model sergiledigi bildirildi. Bu bir "islik calan" veya simsek veya baska bir jeofiziksel sinyal degildi.. INSAN YAPIMI DEGIL VE BUYUK PROBLEMLERE NEDEN OLUYOR. Simsek belirleme haritalarinda gorunuyor, ama firtinalar yoktu.

 

22 Ocak Cumartesi, anomali yerinde kaldi ve kuvvetinin yavasca arttigi goruldu. Ayrica, ayni sinyale sahip baska bir "anomali", orijinal olanin yuzlerce mil kuzeyinde saptandi ve yakin cozunurlukte bu ayri "anomalilerin" her biri haritada birbirine cok yakin olan iki farkli kaynak idi. Cumartesi gunu de o bolgelerde firtina yoktu."

 

Su anda Dunyamizin karsilastigi dehsetli sorunlarin karmasIkligi ortalama insan icin cok buyuktur; bilgiyi elde etmek yillar surer ve bazi durumlarda, su anda gerceklesmekte olan ve gelecekte olacak seyler hakkinda bize kadim atalarimizdan aktarilmis olan uyarilarin dogasini desifre etmek ve tam olarak anlamak yuzyillar surer.

 

Daha fazla Super firtinalar gezegenimizi sarsmaya devam ederken, liderlerin gercekte neler oldugu hakkinda size soylediklerine inanmak yalnizca ahmakligin otesinde degil, ayni zamanda tehlikelidir. Bu gecen hafta bile, Amerika'nin unlu iklim uzmanlarindan biri olan Joe Bastardi, Dunyamizin ikliminin ciddi durumunun yalnizca esi gorulmemis olmadigini, ayni zamanda buna neyin neden oldugunu hic kimsenin soyleyemedigini itiraf etmek zorunda kaldi.

 

© Ocak 27, 2011 EU ve US tum haklari saklidir.

 

WhatDoesItMean.Com

 

[Editorun Notu: Batili hukumetler ve onlarin istihbarat orgutleri, gelmekte olan bircok felaketsel Yerkure degisIklikleri ve olaylarla ilgili vatandaslarini alarma gecirmemek icin, bu raporlarda bulunan bilgiye karsi kampanya yapiyorlar, bizim bakis acimiz her insanin gercegi bilmeye hakki oldugudur. Misyonlarimiz o hukumetlerin gundemleriyle catistigi icin, onlarin 'ajanlarinin' bize karsi tepkileri kotulemek ve itibari sarsmak icin tasarlanmis coktandir devam eden yanlis bilgilendirme/yanlis yonlendirme kampanyasi oldu.]

 

http://www.whatdoesitmean.com/index1441.htm

 

(Ceviri: Saffet)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#320

Bu aktarımla beraber Tiversonusun naklettiği şu linki de okumanızı tavsiye ederim,


http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=536

Tgur

#321

İlave olarak Kasyopya celseleri 1.sayfa 19.kasım.1994 celsesi de onaylayıcı bilgi vermekte.

masterphidias

#322
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur



Bu aktarımla beraber Tiversonusun naklettiği şu linki de okumanızı tavsiye ederim,


http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=536

Çok teşekkürler Tgur, ben bu linkteki yazıyı ilk kez okudum sayenizde ve bu vesileyle Tiversonus'u da bir kez daha andım. Yazının içeriği muhteşem... Atlantis'in yıkılışının sebebinin sahip oldukları bilim ve teknolojinin kötüye kullanılması olduğundan haberdardım ama bu yazıda anlatılan şekilde olduğunu bilmiyordum. Böylece Ra Bilgilerinde Atlantis ve dünyadaki piramitler konusunda verilen bilgilerin detaylı bir açıklamasını öğrenmiş oldum ve kafamdaki dünya tarihi büyük bir mesafe alarak genişledi. Çok teşekkür ederim bu yazıyı önerdiğin için...
 

Tgur

#323
Masterphidias dostum,

İltifatınıza teşekkürler ,bunun yanında beni çok memnun eden husus, sezgilerimi kullanabilme kabiliyetini kendi kendime ispatlamış olmayı sağlamış olduğunuzdur.

Zira zaman zaman yazıyla yaptığım müdahalelerde acaba gereksiz mi endişesini sık sık duyarım ,
Bir çok hususta olduğu gibi çağımızda, sezgi ,imaginasyon, olumsuzu iptal edebilme ,velhasıl düşünceyi disipline edebilme kabiliyetini kabul edemiyen bilinçlerin nüfusunun azalması lazım ,nekadar, bildik öğrendik dersek diyelim arasıra hatta çoğunlukla biz de o kitleyi teşkil edenlerden oluyoruz ,

Bu nedenle, bilinç yönünden çalışma yapıp bu siteyi kalitelendiren dostların çabalarına biz de en azından böyle sezgilerimizin dürtüklemesi ile birşeyler yapabilmeyi düşünüyoruz ,


Alemtac

#324
Space Weather News

 

15 Subat 2011


http://spaceweather.com

BUYUK PATLAMA: Dunya etrafindaki yorungede donen uydular dort yil içindeki en kuvvetli parlamayi belirledi. 15 Subat saat 01:56 UT'de dev gunes lekesi 1158, X2 sinifi bir puskurmeyi saliverdi. X – parlamalari x – isini parlamalarinin en kuvvetli turudur ve bu parlama yeni Solar Dongu 24'un bu tur ilk puskurmesidir. Parlamayi ureten patlama gunesin atmosferine solar tsunami dalgacigi gönderdi, daha önemlisi Dünya'ya dogru koronal kitlesel puskurme savurdu. Bu, onumuzdeki günlerde jeomanyetik firtinalar olasiligini yukseltiyor.

 

http://spaceweather.com

 
 

Alemtac

#325
2003 yilinda Londra'da isten eve geldim ve bel agrisindan can cekisiyordum. Mutfakta aksam yemegini henuz bitirmistik, oglum Ibufren agri kesici haplardan almami onerdi.

 

Yillardir herhangi bir ilac kullanmamistim, ama cok agrim oldugundan kabul ettim.

 

2 adet hap yuttum ve onlarin bedenimde ve meridyenlerimde cozundugunu hissettim. Cok garip & boslukta hissettim sonra aniden gozlerim baska boyutlari gorebilmeye basladi ve Sesler isitmeye basladim. Farkli dillerde sesler!

 

"Baba. Bana ne oluyor, yardim et!" diye bagirdim. Aniden Sai Baba mutfakta onumde ortaya cikti, "Benimle gel oglum" dedi.

 

Ruhumu bedenimden cekti ve ucmaya basladik! "Beni nereye goturuyorsun" diye agladim. "Baba, belimi iyilestir, seninle ucmak istemiyorum, lutfen beni iyilestir".

 

Birlikte uctuk ve dev bir Amerikan fabrikasina indik. "Bak" dedi Baba. Konveyor bantlarda seri uretim yapilan milyonlarca hap gordum. "Lutfen belimi iyilestir, neden beni buraya getirdin?"

 

"Amarjit, bu fabrikalarin gercek kontrolculerini gormeni istiyorum". Ellerini salladi ve bir boyut acildi. Bu haplarin uretimini gozeten dev Reptilian kertenkeleler gordum.

 

Sonra Sai Baba dedi ki, "Amarjit, bunlar bugun dunyanin gercek kontrolculeridir. Insanlari haplara bagimli kildilar, bu haplar insan duygularini acgozluluk, ofke ve daha fazla seylere degistiriyor. Reptilianlar bu duygulardan besleniyor, onlar insanlari manipule ediyorlar ve gercek kontrolculer onlardir. Ilaclar bircok hayat kurtarirken, ayrica dikkatle alinmalidir."

 

Ilaclar Insan Aurasinda, Zihinsel, Eterik, Nedensel bedenlerde yirtiklara neden olur, bu yirtiklar bu diger boyuttaki yaratiklarin sizi kontrol etmelerini saglar ve sizden beslenmelerini saglar, onlar sizin enerjinizi istiyor!

 

Gelecekte ilac alimini sinirla, ilaclara gercekten gereksinimin olmadigini kavrayacaksin, Insan bedeni dua ve durustluk ile kendisini cok hizli bir sekilde iyilestirir. Eger ilac almak zorunda kalirsan, dua et ve Tanri'dan ilaclarin saflasmasini saglamasini iste.

 

Bunlari soyledikten sonra aniden beni eve geri getirdi. Evet, sabahleyin bel agrim gitmisti.

 

Amarjit
 

Alemtac

#326
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın 11. Maddesi Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Bu düzenlemeyle reçetesiz ilaçların radyo ve televizyonlarda tanıtımı serbest bırakıldı.

Bundan sonra bütün tv dizileri arasına serpiştirilen muhtemelen trilyonluk maliyetleri olan ilaç reklamlarını izleyeceğiz..
İlaç sektörü dünyadaki dört ana sektörden biri...Sağlık sektörüyle birlikte modern tıp denen sektörde giderek büyüyor..Tabi buna paralel insanları hasta değil, kar getirecek " mal" gözüyle gören bir ahlaksızlıkta aynı oranda büyüyor.Hipokrat yemini, artık büyük bütçeli promosyonlar getirecek protokollere çeviriliyor..İlaç ve sağlık sanayinin gelişmesi ile yeni nesil küresel kapitalizm arasındaki ilişki, herhangi bir sektörle arasındaki ilişkinin koşullarına benzer süreçler olarak karşımızda artık..yani ilaç, üretimi ve satışının bütün koşullarına bağlı olarak ticari anlamda metalaştırılıyor..

Günümüzde küresel kapitalizm dünyayı kendi ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendiriyor.Biopolitik denilen yeni bir yöntemle dünyada yaşayan insan nufüsunun sağlık taramasını yapabiliyor, hatta ömür sürelerini bile tahmin edebiliyor..Komplo teorisi gibi görünsede yeni hastalıklar icad ediliyor,insanların bağışıklık sistemleri çökertiliyor, giderek daha sağlıksız ve ilaca bağımlı hale getiriyoruz...

Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi, özel hastanelerin çoğalması, özel sağlık sigortasının yaygınlaşması,giderek devletin hizmeti olan sağlık güvencesinin tasfiyesi..Kapitalist ekonominin kurallarına uygun olarak insanın yaşamını kazanç ve kâr uğruna gözardı edilecek bir sistemin, insan sağlığı üzerinden ilaç tekellerinin gözü dönmüş rekabetine doğru gidiyoruz.. Söz konusu olan "sağlık" değil, "kâr ve kazanç" tır artık..

leyla

Ekleyen: Düşünce Kulübü
 

Alemtac

#327
İLAÇLAR VE YANLIŞLAR

Öncelikle ilaç firmaları bilim insanlarını ve onların keşfetme arzusunu kullanarak yeni ilaçlar buluyor. Ama asıl araştırma geliştirme gayesi ve harcama gerekçesi daha fazla kazanımdır. Yoksa, "Allah razı olsun" desinler diye değil.. para, kapital....

Mesela;
1. Kemik erimesi/osteoporoz ilaçları. Bütün gün evinin balkonunda oturup, kemik erimesi ilaçları kullanan, 80 yaşında teyzeler var. Günde 300 metre yürümüyorlar. Sadece ev içindeler ve binlerce lira maliyetli kemik erimesi ilacı alıyorlar. Neden? kalçaları kırılmasın diye? Sanki bizim yaşlı teyzelerimiz, Avrupalı, zırt pırt her yere turistik gezi yapan, 80 yaşında yaşlılar gibi de kemikleri erimesin, kırılmasın.

Aynı zamanda kemikler sertleşsin diye de dik olması, yürümesi gereken, kemiğe yük bindirmesi gereken teyzem, akşama kadar balkondan sokağı izliyor. Bu hasta aynı zamanda 3-4 ayda birde kemik dansitometresi yaptıyor. Ek maliyeletler çok ciddi.

2. Yağ düşürücüler. Acaip bir piyasa, 75-85 yaşında dedelere kolesterolü 200 altına insin diye yazılıyorlar. Kolesterolun etkisi, damar sertliğinde zaman içersinde çıkar ve de adamın yaşayacağı yıla bakılır ise neden kullanıyor belirsiz. Bu şekilde kullanan hasta sayısı herhalde binlercedir. Hekimler de otomatiğe kapılmış yazıyorlar. Kolesterolü yüksek veya "korusun hastayı, damar sertliği artmasın, yazalım".

Basında sürekli kolesterol haberleri, hastalar korkuyorlar. Hekimler yazmak zorunda kalıyorlar.

Bir kongrede bir ilaç firması destekli anlatıcı yeni gelen bir kolesterol düşürücüyü anlatırken "kolesterolu 100'e düşürmemiz lazım. Aborjinlerde üst sınır 100. Biz modern toplumlarda elde edilen 200 değeri normal insan doğasınada yok" dedi! Bir çok kişi güldü ama bazıları da dikkate aldı.

Diğer yandan düşük kolesterol beyin kanamalarını arttırır. Çünkü kolesterol düşünce, damar sertliği azalıp, damar cidarı yumuşuyor ve damar daha çabuk yırtılıyor. Bu konuyu destekleyen bilimsel çalışmalar var.

Diğer yandan korku toplumda ciddi bir beslenme baskısı var: onu yeme-bunu yeme, kolesterol açısından. Oysa tıp fakültesi 2. Sınıf ders kitabında yazar "kolesterolun %80'i karaciğerde, bedende içsel olarak yapılır/sentezlenir". %20'si dışarıdan besinlerle alınır. Korku korku.. sanki insan bir kelebek de elinle tutunca kanatları kırılacak.

3. Bir sorun demans/bunama/Alzheimer ilaçları. Bunlardan bazılarının hiç bir etkisi yok ve bilimsel çalışmalarda da mesela birisi için, etkisi 70 puanlık bir ölçekte 2 puan değişiklik/iyilik oluşturması. Toplam ölçekte %5'den az bir düşüklüğe denk geldiği halde, istatistik oyunla ETKİLİ bulunmuş ve hastalara yazıyoruz. İnanılmaz! Oysa hiç birisi iddialı ve gerçekten hekimlerin de yararına inandığı demans ilaçları değil. Bakanlık fiyat ayarlamalarından önce kutuları 300 TL idi. Şimdi de pahalı gruptalar. Şakır şakır yazılıyorlar...

4. Depresyon ilaçları da ilginç. Bir depresyon ilacı plaseboya göre sadece %8 daha fazla kişide depreyonu iyileştiriyor (Plasebo alanda %30, ilaç DENİLENİ alanda %38) ve de 6 ay sonra ilaç alan grubun da yarısında depresyon geri dönüyor. Al sana etki %19. Bu mu bir maddeyi anti-depresan olarak kullanmak gerekçesi. Nenemizin ilaçları plasebo oalrak daha fazla etki eder ve bu dediğim ilaç 2-3 ay kadar önce memleketimzie geldi. Para toplamaya....

5. ilaç firmalarının hekimlere ilaçları tanıtırken, abartılı, gizlenmiş bilgili ve kısmen sanki ÇOK farklı/güçlü etkili bir ilaçmış gibi presentasyonları. Şu anda elimde var öyle bir tanesi. Mesela yeni çıkan bir ilaç, bir hastayı iyileştirmesi için 5 hastada kullanılması gerekirken, daha eskisi ve neredeyse yeniseine göre bedava olanı 3 hasta tedavi ettiğinde 1 hastayı iyi ediyor. Buna NNT (number need to treatment) deniyor. Yani bir başarılı BİR hasta tedavisi veya hedef beklentisi için (ağrısının gitmesi, azalması) tedavi edilmesi gereken hasta sayısı. Ama yeni çıkan ilaç daha pahalı ve sanki mucize ilaç gibi sunuluyor. Bu farkları da hekimlere göztermek lazım.

Dr. Sultan Tarlacı

http://www.kuantumbeyin.com/index.php?option=com_content&view=article&id=517%3Akemik-erimesi-kolesterol-yuekseklii-bunama-depresyon-hakknda-her-ey&catid=53%3Asabit-cerik
 

bozadi

#328
önemli bir konu. insanlığın ne kadar çok yönden baskı ve kontrole maruz bırakıldığını anlamayı sağlayan belli başlı konulardan biri ilaç sektörü.

şu da var ki, bu araştırmaları yapan ve bulgularını paylaşan araştırmacı/yorumcular hala materyalist bilimin bakış açısının etkisi altında kalarak, en fazla "maddi çıkarları" görebiliyorlar/tanımlayabiliyorlar bu problemlerde. daha fazlasına cesaret edemiyorlar veya bilinçlerini bundan fazlasına açma konusunda pasif kalıyorlar. meselenin "spiritüel" yönünü gözardı etmeye çok eğilimliler. para için insanların sağlığıyla oynama konusunda vicdanen en ufak bir tereddüt göstermeyen şirket yöneticileri küçük oyuncu denebilecek tipler. o küçük oyuncuları oynatan, koruyan, daha fazlasına teşvik eden güçler ise meselenin spiritüel yönüyle çok daha fazla ilgileniyorlar belki de; yani insanları negativiteye (bölünmeye, korkuya, şefkatsizliğe, nefrete) maruz bırakmak, alıştırmak ve kendi yollarına ve sömürü döngülerine dahil etmek.

olayın sadece maddi menfaat yönünü görmek, problemin doğrudüzgün tanımlanması açısından çok yetersiz, hatta neredeyse suçun mazur görülmesi yönünde etki edecek bir yaklaşım şekli. dolayısıyla perde arkasındaki güçlerin ekmeğine yağ süren "yönleri" var. kimse "maddi menfaat peşinde" (kabaca böyle tanımlıyorlar çünkü) diye birilerine dur demek için büyük bir motivasyon hissetmez içinde bu koşullarda. ama eğer o maddi menfaat peşindeki güçlerin, içimizde var olan tüm iyimserliğin, güvenin, iyi niyetin kökünü kurutmaya niyetlenen güçlerin çocukları olduğu anlaşılabilirse, tehdit edilen şeyin sadece para veya fiziksel sağlık olmadığı çok daha iyi anlaşılacaktır.

burada negatif güçlerin işini kolaylaştıran şeylerden biri de binlerce yıldır insanların kendi doğal negatifliklerinde meydana gelen artışlar (veya kristalleşmeler/somutlaşmalar) neticesinde, kimsenin egosunu kolay kolay bırakmayacağını anlamış olması (en azından statükodan/düzenden medet ummaya devam ettikleri sürece). yani insanlar hayatlarıyla oynayan güçlerin spiritüel/felsefi negatifliğini teşhis etme konusunda çekimser kalıyorlar, çünkü çok daha pasif düzeyde de olsa aynı "niteliğin" kendilerinde de mevcut ve etkin olduğunun/olabileceğinin farkındalar.

insanlar kendilerini temiz/normal görmeye ve göstermeye (ima etmeye) çok meraklılar. çünkü dünyanın 3. yoğunluk ekono-sosyal düzeninde daha fazla prestij/kontrol/keyif sahibi olabilmek için bu ilüzyona uygun hareket etmek gerekiyor. ve böylece 4KH'nin amaçlarına doğrudan ve dolaylı şekillerde hizmet ediyorlar. neyi ertelemekte/kaçırmakta olduklarının farkında bile değiller.

ne düşünüyorsunuz?

Alemtac

#329
Sizin düşündüğünüz gibi düşünüyorum. Aşı kampanyalarını hatırlıyorum, "kuş gribi, domuz gribi" vs. Gazetelerde bas bas bağıran konuda yetkili olanlara rağmen, bu gün hala grip aşısı olmaya devam edenler var. Bir kere bilniçlerine işlemiş insnların...komşusunun kullandığı ilaç onada iyi gelir diye kullanan insanlara şimdi bunların arkasında sizlerin ölüm korkusunu sömüren, ayrılık ilizyonunuzla beslenen varlıklar var desek neye yarar ve ne anlarlar. Bu nedenle önce piyasaya çıkarılan birçok yeni ilacın maddi çıkar amaçlı olduna inandırmak gerek bence. Ve çok haklısınız, prestij ve kontrol sahibi olmaya meraklı insanlar, bu yapıyı asla kaybetmek istemeyen güçler karşısında basit birer besin olabilirler.