Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#330
Alıntı Yapşimdi bunların arkasında sizlerin ölüm korkusunu sömüren, ayrılık ilizyonunuzla beslenen varlıklar var desek neye yarar ve ne anlarlar.
bunun böyle olduğu herkesçe çok iyi bilinen birşey belki de.

Alemtac

#331
Haklı olabilirsiniz, ben ve siz ve birçok arkadaşımız herhalde bildiğimize göre. Kendi adıma olayın bu boyutunun yeni yeni idrakindeyim :)
 

bozadi

#332
derinlerde, örneğin 1. ve 2. çakra/yoğunluk düzeyinde aslında "herkes" herşeyin farkında. çünkü bu çok hayvani bir farkındalık. yaşamımızı, varlığımızı vahşice sömürmeye niyetlenen güçlerin, o güçlerin yaşamımız içindeki faaliyetlerinin, etkilerin farkına varmamak, bunu sezmemek neredeyse olasılık dışıdır. ama 3. çakra/yoğunluk bilincimiz öylesine büyük ve geniş kapsamlı bir baskı altında ki, "sezgilerimizi bastırmak" zorunda kalabiliyoruz veya edinilmiş sosyal bir tepki olarak alışıyoruz buna. biraz da kendimizi egomuzla özdeşleştirme nedeniyle, tüm bu tehditlerin kaynağı olan varlıkları, faaliyetlerini "görmezden gelme", hatta bazen "affetme" (!) eğiliminde oluyoruz. çünkü eğer onların affedilebilirliği yoksa, muhtemelen egomuz itibariyle bizim de "affedilebilirliğimiz" olmayacağını seziyoruz. varlığımızla karıştırdığımız "egomuzu" "savunmak" için 3KH ve 4KH'nin faşizmini savunma durumuna düşüyoruz. biraz da "stockholm sendromu" denen şey.

ego böylesi "berbat" birşey, kasyopyalıların dediği gibi.

ilaç konusunu bahane ederek biraz da içimi boşaltmaya çalışıyordum sevgili Alemtaç, kusura bakma :) ego işte.

Tgur

#333
Sevgili Alemtaçın bu aktarımının üzerine ,

Placebo,

            02.06.2006
Placebo mutluluk, mutluluk olumlu düşünmek demek
Bu hal çok insanın hastalığını yenecek
Olumlu düşünmeyi kendine yol eden
Doktoru eczacıyı mesleğinden edecek

-------------------------------------

Plasebo, Latince bir kelime olup "hoşnut edeceğim" anlamına gelir

Placebo farmakolojik olarak etkisiz, fakat telkine dayalı ve plasebo etkisi olarak da bilinen tedavi etkisini ortaya çıkaran bir tür ilaçtır. Vücuda ağız, burun veya enjeksiyon yolu ile verilebilir.
Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur. Sahip olduğu tedavi gücünü tamamen hastanın verilen ilacın "işe yarayacak" ilaç olduğunu düşünmesinden alır. Plasebo tıbbın bilimsel olarak açıklayamadığı bir yöne "insanların istemeleri halinde kendi kendilerini iyileştirme gücü"ne yöneliktir.
Tıbbi olarak kurtulma olasılığı zayıf görülen bir çok hasta, basitçe ölüm istatistiklerine girmekten bu güç sayesinde kurtulmuş, tıbbın çözüm bulamadığı kanserin tedavisinde çoğunlukla, yüksek moral ve iyileşme azmi olmuştur.
İşte plasebo yeterince azmi olmayan fakat tıbben tedavisi de bulunmayan hastalıkların "bu ilaç sana çok iyi gelecek ama senin de çabalaman lazım" sözleri ile pazarlanan çaresidir.
Bazı zamanlar ise hiçbir hastalığı bulunmayan ama doktor kapıları aşındıran "Hastalık Hastalarının" tek reçeteli ilacıdır.
Plasebo gayrı resmi yazışma dilinde ve halk arasında yararlı tıbbi içeriği bulunmadığını ifade etmek için bazen "şeker hapı" olarak da adlandırılır



Konuyla ilgili çok ilginç bir deney, turin üniversitesinden fabrizzio bendetti tarafından gerçekleştirilmiştir.

Deney, deneğin acıya maruz bırakılıp daha sonra acının morfin vasıtasıyla dindirildiği birkaç günden sonra, yeniden acıya maruz bırakılan deneğe bu sefer morfin yerine tuzlu su enjekte edildiğinde, tuzlu suyun acıyı geçirdiğini, ertesi gün tuzlu suyun içine morfini bloke eden nalokson maddesi eklendiğinde ise acının hiç bir şekilde geçmediğini gösteriyor.
-----------------------------------------

Yukarıda  placebo ile ilgili izahı derinleştiren alıntılar sundum,
Konunun açık anlaşılmasının yanında ,deneydeki,"ertesi gün tuzlu suyun içine morfini bloke eden nalokson maddesi eklendiğinde ise acının hiç bir şekilde geçmediğini gösteriyor."ifadesi enteresan,

Anlaşılıyor ki , acıya karşı gelişen düşünsel  olumlu faaliyet, morfinin benzeri olan endorfinin beden tarafından imal edildiğini gösteriyor.

Bence deneyin ileri götürülerek, strese karşı bedenden üretilen, seretonin ,melotonin,dopamini bloke edici maddeler kullanılıp placebo olayının gerçekliği ve vurulayıcılığı sağlanmış ve zihinlerdeki gözardı edilen ama her yeni ilaç sunumundan evvel yapılan deneylerde placebo etkisi şartlılığı ,genelliği herkesçe anlaşılır olurdu..

İlaç prospektiflerini okuyun ,hepsinde placebo etki karşılaşması yapılır ,çoğunlukla okunur ,olaya aldırış edilmez..



bozadi

#334
plasebo konusu benim de her zaman ilgimi çekmiştir sevgili Tgur.

gerçekliğimizin subjektif yönüyle ilgili çok sağlıklı, yapıcı, şifalandırıcı bir potansiyelin varlığını anımsatıyor bana.

ilginç yanlarından biri de plasebonun bir başkası tarafından verildiğinde etkili olması. bu konuda başkası (özellikle konu hakkında otorite sahibi görünen bir başkası) tarafından ikna edilebilirliğimiz, kendi kendimizi ikna kabiliyetimizin üzerinde görünüyor nedense.

bunda da yine egoyla ilişkili suçluluk duygularımızın bir neticesi olarak kendimizi feci şekilde yargılama eğilimimizin ve kendi kendimizi iyileştirme yetimizin olmadığı veya kendi kendimizi iyileştirmeyi hak etmediğimiz fikrinin bir payı olabilir gibi geliyor bana.

ama bazen varlığımızın derinlerinden gelen bir güçle bir "alternatif evren" yaratıp kendi baskın yasalarımıza meydan okuyabiliyoruz sanırım. o alternatif evrende kendimize kendimizi iyileştirme/affetme/temizleme/geliştirme hakkı tanıyoruz, ego-baskın realitemizdeki yasalardan farklı olarak. sonra iki evren arasında bir köprüleme/müdahalede bulunarak egosal gerçekliğimizdeki bir tıkanıklığı açabiliyoruz tahminimce. varlığımızın kaynağı olan sonsuz potansiyelle, kendimizi ve birbirimizi, deneyimlerimizi geliştirmek, iyileştirmek için, kendine özel yasaları olan "alternatif evrenler" yaratmak her zaman mümkün, ilginç ve güzel bir yol gibi görünüyor. tabi bireysel ve toplumsal yaşantımızın dışsal/objektif realitelerinden çok fazla kopmamak, bir dengeyi muhafaza etmek de gerekiyor sanırım.

Tgur

#335
Yerden göğe haklısınız Bozadi kardeşim,
Yine Sevgili Alemtaç'ın aktardığı yuvadan mektuplar mesajında da belirtildiği gibi her oluşan durumda düşünsel kameraları değiştirme kabiliyeti edinmeliyiz.

Alemtac

#336
Carlos Barrios, Maya buyugu ve Kartal Klaninin Ajq'ij'sidir (seremoni rahibi ve ruhsal rehber). Carlos ortalarda dolanan farkli Maya takvimleri ile ilgili bir arastirma baslatti. Bilgi kapsamini genisletmek icin kardesi Gerardo ile birlikte bircok ogretmenlerle calisti ve yaklasIk 600 geleneksel Maya buyugu ile gorusmeler yapti.

 

Carlos Maya hiyerogliflerinin, eski tas yazilarinin, 'Chilam Balam' Kutsal Kitaplarinin ve cesitli kadim metinlerin bircok celiskili yorumlarinin bulundugunu cabucak kesfetti. Carlos karisIkliga katkida bulunabilecek olanlar icin bazi guclu sozler buldu:

 

Carlos Barrios: "Antropologlar tapinak sitelerini ziyaret ediyor ve kitabeleri okuyorlar ve Maya hakkinda hikayeler uyduruyorlar, ama isaretleri dogru okumuyorlar. Bu sadece onlarin hayal gucu. Diger insanlar Maya adina kehanetler yaziyorlar. Dunya'nin Aralik 2012'de sona erecegini soyluyorlar. Maya buyukleri buna kizginlar. Dunya sona ermeyecek. Dunya donusecek."

 

"Artik Dorduncu Gunes Dunyasinda degiliz, ama henuz Besinci Gunes Dunyasinda da degiliz. Bu ara zamandir, gecis zamanidir. Geciste ilerlerken cevresel yikim, sosyal kaos, savas ve suregiden Yerkure Degisimlerinin cok buyuk, kuresel yakinsamasi (kumelenmesi) var."

 

"Insanlik devam edecek, ama farkli sekilde. Maddi yapilar degisecek. Daha fazla insan olma firsatina sahip olacagiz. Maya takvimlerinin ve kehanetlerinin en onemli zamaninda yasiyoruz. Dunya'nin tum kehanetleri, tum gelenekler simdi birbirine yaklasiyor. Oyunlar icin zaman yok. Bu cagin spirituel ideali eylemdir."

 

"Yerliler takvimlere sahip ve takvimleri dogru sekilde yorumlamayi biliyorlar – baskalari degil. Zamani, mevsimleri ve donguleri kapsayan Maya Takvimleri engin ve karmasIk oldugunu kanitladi. Mayalar, Tzolk'in veya Cholq'ij gibi 17 farkli takvim oldugunu anliyor, bunlarin bazilari zamani on milyon yil surede dogru olarak gosteriyor.

 

"Her sey Maya takvimlerinin matematiksel donguleriyle ongoruldu. – O degisecek – her sey degisecek. Maya Gunduz – koruyucular 21 Aralik 2012 tarihini yeniden dogus, Besinci Gunes Dunyasinin baslangici olarak goruyor. Bu tarih galaktik ekvatordan gecen solar meridyen ve Dunya'nin kendisini galaksinin merkeziyle hizalamasiyla belirtilen ve ondan kaynaklanan yeni bir cagin baslangici olacak."

 

"21 Aralik 2012 gundogumunda, 26,000 yildir ilk defa Gunes Samanyolu'nun arakesitiyle ve ekliptik plan ile birlesmek icin yukseliyor. Kozmik hac, Kutsal Agacin, Yasam Agacinin bedenlenmesi olarak dusunulur, dunyanin tum spirituel geleneklerinde hatirlanan agac."

 

Bazi gozlemciler 2012'deki galaksinin kalbiyle bu hizalanmanin, kozmik enerjinin Dunya'ya akmasi, Dunya'yi ve uzerindeki her seyi temizlemesi icin bir kanal acacagini ve her seyi daha yuksek bir titresim seviyesine yukseltecegini soyluyor. Carlos bize hatirlatiyor: "Bu islem zaten basladi. Degisim simdi hizlaniyor ve hizlanmaya devam edecek."

 

Eger Dunya'nin insanlari 2012 tarihine Dunya'nin cok fazlasini tahrip etmeden iyi bir sekilde ulasabilirse, yeni, yuksek bir seviyeye yukselecegiz. Ama oraya varmak icin yolu bloke etmeyi isteyen son derece guclu kuvvetleri donusturmek zorundayiz."

 

2012 yili Kis Gundonumunde belirtilen tarih dunyanin sonunu isaret etmiyor. Maya takvimi hakkinda yazan bircok Maya olmayan insan bu tarihi heyecan verici hale sokuyor, ama onlar bilmiyorlar. Bilenler, gelenegi surdurmekle gorevli olan yerli buyuklerdir.

 

Carlos anlatiyor: "Su anda ekonomi bir kurmaca, hayal urunu. Agustos 1987'den Agustos 1992'ye dek gecisin ilk bes yillik kismi, maddi dunyanin yikilmasinin baslangiciydi. Simdiye dek gecise on yil daha derin ilerledik ve finansal istikrar kaynaklari adi verilen seylerin cogu gercekte bostur, cokmustur. Bankalar gucsuzler. Bu onlar icin hassas bir an. Eger dikkat etmezsek, kuresel olarak cokebilirler. Simdi, insanlar dikkat ediyor."

 

Kuzey ve Guney Kutuplari dagiliyor. Okyanuslardaki su seviyesi yukselecek. Ama ayni zamanda okyanusta, ozellikle Kuba yakininda kara yukselecek. Carlos, Guatemala'daki en son Maya Yeni Yil seremonileri hakkinda bir hikaye anlatiyor. Tum yil boyunca issiz bir dag magarasinda yasayan saygi duyulan bir buyugun seremonideki insanlarla konusmak icin Chichicastenango'ya yolculuk yaptigini soyledi. Maya buyugu basit, direkt bir mesaj aktardi. Yasami ve isigi desteklemede insanlarin bir araya gelmeleri cagrisini yapti.

 

"Tam simdi her insan ve her grup kendi yolunda gidiyor. Daglarin buyugu dedi ki, 'isigin insanlari bir araya gelebilirse ve bir sekilde birlesebilirse umut vardir. Kutupluluk dunyasinda yasiyoruz – gece ve gunduz, erkek ve kadin, pozitif ve negatif. IsIk ve karanligin birbirlerine ihtiyaci vardir. Bunlar dengedir."

 

"Su anda karanlik taraf cok kuvvetli ve ne istedikleri hakkinda cok berraklar. Berrak sekilde tasidiklari kendi vizyonlari ve kendi oncelikleri ve de kendi hiyerarsileri var. 2012'de Besinci Dunyaya baglanamamamiz icin bircok sekillerde calisiyorlar."

 

"IsIk tarafinda, herkes en onemli olduklarini dusunuyor, kendi anlayislarinin veya kendi gruplarinin anlayislarinin anahtar oldugunu dusunuyor. Kulturlerin ve fikirlerin cesitliligi var, bir rekabet, dagilma var ve tek bir odak yok."

 

Carlos karanlik tarafin yalanlama, reddetme ve materyalizm vasitasiyla birligi engellemek icin calistigina inaniyor. Ayrica Dunya'yi daha yuksek seviyeye tasimak icin isIk ile calisanlari yok etmek icin calisiyorlar. Eskinin, dusus halinde olan Dorduncu Dunyanin, materyalizmin enerjisini seviyorlar. Onun degismesini istemiyorlar. Birligi istemiyorlar. Bu seviyede kalmak istiyorlar ve sonraki seviyeden korkuyorlar.

 

Dususte olan Dorduncu Dunyanin karanlik gucu yok edilemez veya boyun egdirilemez. O cok kuvvetli, bu yanlis strateji olur. Karanlik sadece, sadelik, samimiyet ve acik kalplilik ile karsilastiginda donusturulebilir. Bu, birlige goturen seydir, Besinci Gunes Dunyasinin anahtar kavramidir.

 

Carlos Besinci Gunesin ortaya cikan caginin cok fazla goz ardi edilen bir elemente dikkati cekecegini soyledi. Gecmiste cesitli devirlerde Toprak, Hava, Ates ve Su dort geleneksel elementi baskin iken, Besinci Gunes zamaninda hesaba katilacak olan besinci bir element olacaktir – bu element 'ETER'dir.

 

Sozluk Eteri, "tum uzayi isgal ettigi varsayilan kuramsal bir madde" olarak tanimliyor, uzayda elektromanyetik radyasyonun yayilmasini acikladigi dusunuluyor. Belki "uzay arasindaki uzay" olarak tanimlanabilir. Gunes sistemimizden (Gunes) ve galaksimizden (Samanyolu) gelen yuklu parcaciklarin hizalanmasi olarak tezahur edebilecegini ileri suruyorum. Eter elementi spirituel enerjiyi temsil eder.

 

"Besinci Gunesin elementi gokseldir. Eter baglaminda, kutupluluklarin bir araya gelmesi olabilir. Insanlarda artik karanlik veya isIk olmamasi, yukselmis bir birlik olmasi. Ama tam simdi karanlik alemi bununla ilgilenmiyor. Onu engellemek icin organize oluyorlar. 2012'deki hizalanmaya hazir olmamamiz icin Dunya'nin ve onun cevresinin dengesini bozmak istiyorlar."

 

"Baris icin ve diger tarafla denge icin birlikte calismaliyiz. Bizi besleyen ve bize barinak saglayan Dunya'ya ozen gostermeliyiz. Diger tarafa karsi koymak ve yasami korumak icin birligi devam ettirmeye tum zihnimizi ve kalbimizi koymaliyiz."

 

"Huzursuzuz – artik oyun oynayamayiz. Gezegenimiz yenilenebilir veya mahvedilebilir. Simdi uyanma ve harekete gecme zamanidir. Herkese ihtiyac vardir. Nedensiz yere burada degilsiniz. Su anda burada bulunan herkesin onemli bir amaci var. Bu zor ama ozel bir zaman. Buyume firsatimiz var, ama tarihteki bu an icin hazir olmaliyiz."

 

Carlos anlatiyor: "Kehanet edilen degisimler gerceklesecek, ama bizim tutumumuz ve eylemlerimiz bu degisimlerin ne kadar siddetli veya ilimli olacagini belirler. Eyleme gecmeliyiz, degisIklikler yapmaliyiz ve bizi temsil etmeleri icin Dunya'ya saygi duymak icin politik eylemleri yapacak olan ve bizi anlayacak olan insanlari secmeliyiz"

 

"Meditasyon ve spirituel uygulamalar iyidir, ama eylem de gereklidir. Kim oldugunuz ve ayrica Dunya ile iliskiniz hakkinda berrak olmak cok onemlidir. Kendi geleneginize ve yureginizin cagrisina gore kendinizi gelistirin. Ama farkliliklara saygi gostermeyi hatirlayin ve birlik icin mucadele edin. Bilgece yeyin – cok fazla yiyecek hem suptil hem de kaba bedende bozulmaya neden olur. Bedeninize aldiginiz seylere dikkat edin. Besinleri korumayi ve enerjiyi muhafaza etmeyi ogrenin. Bazi iyi nefes teknikleri ogrenin, nefesinizin ustadi olun. Berrak olun. Buyuk kokleri olan bir gelenegi takip edin. Hangi gelenek oldugu onemli degil, kalbiniz size bunu soyler, ama buyuk kokleri olmali."

 

"Bir enerji dunyasinda yasiyoruz. Bu zamanda onemli bir gorev herkesin ve her seyin enerjisini hissetmek veya gormektir - insanlar, bitkiler, hayvanlar. Besinci Gunes Dunyasina yakinlastikca, bu gittikce onemli oluyor, cunku Besinci Gunes Dunyasi "eter" elementi ile iliskilidir – enerjinin yasadigi alem. Baris icin dua etmek icin Dunya'nin kutsal yerlerine gidin ve bize yiyecek, giyecek ve barinak saglayan Dunya'ya saygi gosterin. Bu kutsal yerlerin enerjisini yeniden aktive etmeliyiz. Bu bizim isimiz."

 

Basit ama etkili bir dua teknigi beyaz veya sut mavisi renkli mumlar yakmaktir. Baris icinde olan bir ani dusunun. Niyetinizi aleve soyleyin ve mumun isigini savas veya baris yapma gucune sahip olan liderlere gonderin."

 

Carlos bunun insanlik ve Dunya icin kritik bicimde onemli bir an oldugunu hatirlatiyor. Her insan onemlidir.

 

Carlos, gelenegi almak uzere diger irklarin Maya dunyasina gelebilmeleri icin buyuklerin kapilari actigini soyledi. "Maya, baska renklerin, baska irklarin ve baska spirituel sistemlerin bulundugunu uzun suredir takdir etmekte ve saygi duymaktadir. Maya dunyasinin kaderinin, tum dunyanin kaderiyle baglantili oldugunu biliyorlar."

 

"En buyuk bilgelik basitliktedir. Sevgi, saygi, hosgoru, paylasma, minnettarlik, bagislama. Bu karmasIk veya ayrintili degildir. Gercek bilgi bedelsizdir. DNA'niza kodlanmistir. Tum gereksiniminiz icinizde. Buyuk ogretmenler bunu en basindan beri soylediler. Kalbinizi bulun, yolunuzu bulursunuz.

 

(Ceviri: Saffet Guler)
 

Alemtac

#337
Anadolu'nun isyanı. HES'lere karşı olan halkın sesini duyalım ve gelin, dilerseniz destek olalım.

anadoluyuvermeyecegiz.net
[email protected]

http://vimeo.com/19937849
 

bozadi

#338
ilham verici gerçekten. böyle bir girişimden haberdar olduğuma çok sevindim. gözükapalı negatif eleştiriyor gibi göründüğüm, ilaç şirketlerini sınırlı şekilde de olsa ifşa eden insanlara da çok saygı duyduğumu belirtmeliyim.

şahsen beni böyle girişimlerde en çok ilgilendiren şeylerden biri, bu girişimleri pasifleştirmek isteyen gücün/güçlerin, ilgili kitlelerde hangi açıkları bulup onları etkisiz hale getirmeyi başardığı ve bu açıkların giderilmesine yönelik olarak en basit ve en etkili olarak hangi farkındalıkların arttırılmasına önem verilmesi gerektiğidir.

bir ara buna uygun bir başlık açıp bu konudaki fikirlerimizi tartışırız diye düşünüyorum.

Alemtac

#339
Sevgili Sirera'nın yazısıyla tanıdığım Victor Ananias, ışığın bol ve yolun açık olsun.

Victor Ananias'ın sesinden

http://www.firsatinvarken.org/videos.php?id=3635

12 Mart Cumartesi günü, hayatını sürdürdüğü Kaz Dağları'ndaki Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi'nde ve kurucusu olduğu Şişli %100 Ekolojik Pazar'da saat 11:00 civarında hayır düzenlenecek. Her iki hayırda Victor Ananias anılacak, yemekler yenilecek ve organik tohumlar dağıtılacak.
Çamtepe'deki hayır için Cuma gecesi saat 23:00'te Taksim'den otobüs kaldırılacak. Daha fazla bilgi için:

http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=4403
 

Alemtac

NASA UZMANI – "Japon Depremi Dunyanin Kutlesini Degistirecek"



NASA Jet Propulsion Laboratuarindan (JPL) uzman Richard Gross, depremin ardindan Dunyanin figur ekseninin (Dunyanin kutlesinin dengede oldugu eksen) yaklasik 15 santim degistigini ifade etti, bu mesafe, 2010 Sili depreminden sonra gerceklesen degisimin iki kati.



"Hesaplamalarima gore, gunun uzunlugu 1.6 mikrosaniye azalmis olmali (Saniyenin milyonda biri). Benim fikrime gore Sili'deki deprem  gunun uzunlugunu yaklasik 1.2 mikrosaniye azaltmisti" dedi.



Gross'a gore, Dunyanin ekseni 139 derece dogu boylama kaydi. 2010 Sili depreminden sonra, 112 derece dogu boylamina kaymisti.



Gross'a gore Dunya kendi kutle – degistiren hareketlerine sahiptir: ornegin, Subat 2010'da dogu Pasifik Okyanusu havzasindaki Nazca tektonik plakasi oynadi, Sili'de 8.8 buyuklugunde yikici bir depreme neden oldu. Ama bu tur deprem – itme, basinc depremi – Dunyanin donusu icin onemlidir.



"Itme, basinc olayinda, tek bir tektonik plaka bir diger plakanin altina kayar ve kutleyi asagiya ve ya yukariya oynatabilir." Nazca Plakasi, Guney Amerika Plakasinin altina itildigi ve Dunyanin eksenine dogru asagiya ilerledigi zaman, fizik yasalari Dunyanin donusunun hizlandigini soyler.  Bunun gibi, muazzam 2004 Sumatra depremi benzer sekilde Dunyanin kutlesini yeniden duzenledi, Dunyanin hafifce daha hizli donmesine neden oldu. Diger taraftan, son yillarda Gronland'daki buzullarin kaybi Dunyayi yavaslatmis olabilir, cunku eriyen sular muazzam buz ortusunden asagiya okyanusa akti, Dunyanin ekseninden daha uzaga ilerledi.



Gross,"Kutle degisimleri ve diger olaylar Dunyanin donme hizini degistirir ve bu da gunun uzunlugunda, Dunyanin tam bir donus yapma zamaninda milisaniyeler kadar varyasyonlara neden olur, bu da ruzgarlarda, ozellikle jet akimlarinda degisIkliklere neden olur" dedi. Ornegin, kuvvetli bati ruzgarlari atmosferin hizlanmasina neden olabilir ve sonra kati Yerkure donusunu yavaslatmak zorunda kalir. Tsunamiler ve depremlerin neden oldugu degisIklikler simdiye kadar su andaki tekniklerle olculemeyecek kadar kucuk oldu.



Kutle – degistirici olaylar ayrica Dunyanin yalpalamasini da degistirebilir. "Dunya kendi donus ekseni etrafinda doner, ama kutlesi farkli bir eksende, figur ekseninde dengelidir. Bu eksenler farkli oldugu icin, Dunya donerken yalpalar.



"Okyanuslar yukseldiginde veya seviyeleri dustugunde ya da tektonik plakalar yukari cikip asagi indiginde, Dunyanin kutlesi yeniden duzenlenir, figur ekseni degisir ve Dunya farkli bir sekilde yalpalamaya baslar. "Bu arabanizdaki yorgun bir lastige benzer; eger o lastik mukemmel sekilde dengede degilse, titresecektir. Mekanik, onun eksenini yeniden ayarlamak icin lastige agirlik bindirecektir" dedi Gross.



(Ceviri: Saffet Guler)
 


Scyth

#342
Yunusları severim ama bu şekilde avlandıklarını daha önce bilmiyordum. Mutlaka insanlar bu konu da bir gün gerekli hassasiyeti kazanacaklardır. Ya da balıkçılara başka kazanç yolları sağlanırsa bir süreliğine durdurulabilir. Esas nokta ise doğru bilinç seviyesine ulaşmak ve her ne pahasına olursa olsun yunus ve balinalara zarar vermemek. Japonya bu konuda sabıkalı bir ülke.  Eh deprem yüzünden bu günlerde de dünyanın bütün ilgisi üstlerinde. Karmik bir yönüde vardır belki; neden olmasın. Etme bulma dünyası. Denizi kan rengine çevirmek aferini hakketmiyor! Zihnimde sunudaki taiji koyunun av sonrası ile bugünlerde tv. de çıkan Japonya karelerini birleştiriyorum. Tek fark insanların sızlanması!
Bu arada aklıma fokların katledişi geldi sıra da Kanada vardır belki. Haiti deperimi sırasında gönderdikleri yardım ekibi ülkede kurtarılıcak kanadalı depremzede bulamayınca; ülkelerine geri döndüler. Haitili kurtarılmayı bekleyen onca insan varken...
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Alemtac

#343
Sevgili Scyth, bu videoyu paylaşırken aklıma gelmemişti fakat sonrasında düşününce, bence bir rastlantı oldu dedim. Bugün "Yunuslara Özgürlük" grubunda yayınlandı, eminim yayınlayanlarda düşünmemişlerdir aradaki ilişkiyi. Fakat dikkatimi çeken birşey daha var, Japon halkının kontrollü olması, böyle bir felaket karşısında sakinliğini koruyabilmesi. Hiçbir kanalda enkaz altından çıkarılanları görmemize rağmen ölü sayısının 2.000'i aştığı söyleniyor. Yeni bana ulaşan fotoğraflar:

http://www.boston.com/bigpicture/2011/03/japan_earthquake_aftermath.html
 

Scyth

#344
Fotoğraflara bakarken ilk aklıma gelen yapıların ve araçların birer oyuncağa benzemesiydi. Sonra insanların acizliğini gördüm. Tonlarca ağırlıkta bir tanker karada oturmuş ne yapıyor öyle! Yüzlerce satılmaya hazır otomobil satılamadan yanmışlar ne yazık! Aklıma bu konuda gelen en çarpıcı düşünce ise doğa anayı durduracak bir şeyin olmadığı. Bir adam dağa kızmış ve ona yolundan çekilmesini söylüyor ona yerden aldığı bir taşı fırlatıyor ona bağırıyor. Taş öylece konuyor bir yere adamın sesi dağda yankılanıyor. Adam yankılanan ve büyüyen sesini duydukça kendini bir tanrı gibi hissediyor. Kendini dağdan daha büyük hissediyor onu yokedebilecek ona efendilik yapabilecek ona sahip olabilecekmiş gibi. Hatırlayın Kasyopyalılar taşların bile ruhu olduğunu tabi dünyamızında bir ruhu olduğunu söylemişdi. Biz yeni bir çağa girerken ruhlar da görevlerini yerine getiriyor; cevap vermeye çalışıyolarlar. Adama şöyle diyorlar kimse bizim sahibimiz değil kimse bizden üstün değil biz yönetilemeyiz, biz herşeyiz ve senin oyununu oynamanı izliyoruz, oyunun sonu yaklaşıyor bağrımız artık sadece biz ve olan içindir daha fazla yoketmek ve esirtetmek için değil. Mesajımızı anla daha fazlası gelecek ve sen de öğreneceksin evren de bir patron yok, bir sahip, yokedip yaptığın hırsızlıkların karmasından seni kurtarabilecek bir duvar yok. Askerlerin,uçak ve tankların,füzelerin dövüşemezler bir depremle bir dalgayla, bir fırtınayla bir mermiyle delemezsin üstüne çökmek üzere yükselen bir dalganın gövdesini.
 Böyle kaotik anlar insanları birbirine yaklaştırır ve daha fazla kaotik enerjinin salınmasıyla diğer felaketler dünyamızda görevlerini yerine getirecekler. An be an birbirimize yaklaşaçağız, hangi dinden hangi milletten hangi sosyo ekomokik sınıfdan olduğumuz farketmeksizin yan yana yürümeye mecbur kalacağız. Bunun dışında bir seçim daha var ikinci bir yol Nostradamusun da söylediği gibi birbirimizle savaşmak. Büyük bir nehrin ağzına kurulmuş olan baraj yavaşça çatlıyor; çatlaklar bir şekilde kapatılabilir ama suyu tutan bent ikiye ayrıldığında suda hepberaber sürüklenmeye başlayacağız boğulmamak için yanımızda suda hayatta kalmaya çalışan insanı kolundan tutup suyun üstünde tutmaya mı seçeceğiz yoksa onun suda boğup kendimize bir kişilik bir dakikalık bir kaç nefeslik daha yaşama süresimi kazandıracağız. Niyetim korku salmak değil kalplerinize ama  Afrika da 100 milyon insanın aç olduğu, Uzak Asya da küçük yaştakı kız çocuklarının eroine alıştılıp faişeliğe zorlandığı gene çocukların ucuz işçilik için hayvan gibi çalıştırıldıkları,bütün dünyada bir ev sahip olabilmek için mortgage kredileriyle borçlanan insanların yaratılan sunni krizlerle bir serf haline getirildiği, güzellik ve moda anlayışı içinde ruhların yozlaştığı, hayvanların canice avlandığı zaman zaman tecavüze uğradığı, okulda,işte evde gelecek korkusu, yaşamı devam ettirme  korkusu, sisteme ayak uyduramama korkusu, beğenilmemme korkusu, yalnız kalma korkusu, zengin olamama korkusu, yaşlanma korkusu, ölüm korkusu, terkedilme korkusu,kovulma korkusu, sevilmeme korkusu, kabul edilmeme korkusu,kaybetme korkusu  ve sayamadığımız pek çok korkunun yanın da gelen geçmişin yüzlerce pişmanlıkları ile birarada yaşamak zorunda olan insan yaşamına böyle sefil ve iğrenç bir biçimde devam etmeli mi. Bizler ölümlü tanrılar, tanrılar ölümsüz insanlardır. Pek çok hayat yaşadık, pek çok kez öldük tatmadığımız hangi duygu ve hal var? Her ne olduysak ne kadar iyi ya da ne kadar kötü işte buradayız. Yeniden deneyimlemek için; idrak etmek için. Her ne yapsaydık da evren bizi redetip bir ateş çukuruna atmadı her seferinde bize yeni bir şans verdi eğer bir mağarada herşeyden izole bir şekilde doğayla iç içe yaşamıyorsanız siz bir modern insan olarak sisteme ve oyuncaklarınıza ihtiyaç duyarsınız ve onlarsız bir yaşam sizin için mümkün değildir. Ah işte kardeşlerim oyuncaklarımızın elimizden alınacağı zamandayız ve ne kadar ağlayıp gözyaşı döksekte bir şekilde var olmaya devam edeceğiz. Oyuncağı kaybetme korkusunu boşverelim gitsin çünkü bu ilizyon yarattığı trajedinin bizden çaldıkları yanın da bir hiçtir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.