Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

Aslında "her zerreyle bütünüm" ifadesinin zarif ve değişik alıntılarla gerçekliğini vurgulayan bir yorum olmuş,çok güzel sybleman ..

Tgur

#1891
YORUMLAR 221

C: Pencereler açıktır, kapılar inşa edilmiştir.
S: (L) Bir pencere doğal olarak ortaya çıkan bir kapı [portal] mı ?
C: Yakın.
S: (L) Bir pencere sürekli açık mıdır, yoksa farklı sebeplerden açılır ve kapanır mı ?
C: İkinci söylediğine daha yakın.
S: (L) Ne zaman açılıp kapanacağını belirleyen şey nedir ?
C: Frekans.
S: (L) Neyin frekansı ?
C: Enerji örgüsünün.
S: (L) Bölgenin kendi frekans örgüsü mü, yoksa kişilerin mi, yoksa hatta o bölgeyle etkileşim içerisinde olan kişilerin mi ?
C: İlki.   
S: (L) İlgili bölgenin frekansının değişimini sağlayan nedir ?
C: Elektromanyetik darbe (pulsar, itki).
S: (L) Bu elektromanyetik darbenin kaynağı nedir ?
C: Dönüşümle elde edilebilirler.
S: (L) Neyden dönüştürülürler ?
C: Çevrimiçi değilsin.
S: (L) Ne ?
C: Varsayımların yolunu kaybetmene sebep oluyor.
S: (L) 'EM darbeleri dönüşümle elde edilebilirler' derken kastettiğiniz anlam nedir ?
C: Bu makineli tüfek ateşi türünden soruları yanıtlamayacağız; çünkü onlar öğrenmenizin önünü kesiyor.

******
Anlaşılması için varsayım bataklarından kurtulmaya çalışan bilinç gerekiyor,objektiviteyi yani gerçek diye kapıldıklarımızın samimi bir dengelenişi ile,

Yukarıda pencerelerden geçebilmek için "elektromanyetik darbe" gerekiyor demekteler ve onun da açılımında ancak "dönüşüm" ile elde edilebilineceğinden bahsediyorlar,

Birden aklıma canlı hücrelerde geçişleri sağlayan ,yani hücre içine kabul edilen veya hücreden çıkarılan maddeleri trafiğini yöneten porların özelliği akla geldi,por kapı demektir ama bu kapılar "sellektif permeabl" denilen seçici geçirgen kapılardır,

Kısaca hücrenin ve organizmanın hayatiyeti ile ilgili maddeleri etraftaki hücrelerarası sudan alan veya oraya hücre içinden çıkması istenen maddelerin geçtiği kapılar, girip çıkma işi gerken maddenin gerekliliğine yani frekansa bağlı bir olay,uygun olmayacak olan giremez veya istenmeyen dışarı bırakılamaz ,
Bu benzetme ile pencerelerden geçişi bir mantığa bağlarız,ancak çeşitli boyutlardaki frekans konusunda gelişme sağlayamamış bazı varlıklar bu pencerelerden geçerek daha doğrusu değişemeden  geldikleri yeni ortamlarda sıkıntılar yaratmaktalar,

Bunların dışındaki geçişler "elektronik darbe" denilen uygun frekansa kendini dönüşüm ile ayarlanmış varlıklar tarafından kolayca olur, dalga gelişi ve uygun varlıkların üst yoğunluğa geçişleri bu sayede olmaktadır,

Bunu dünyadaki varlıklar özellikle kendini bilgiyle geliştirmiş ve ruhsal gelişimi dönüşümü sağlamış insanlar kolayca yapacaklardır yani kendilerine bu geçişi sağlayacak özel bir kanal yaratmışlardır ,

Bilgilerle dalga konusunun açılımını yaparsak onun yoğunluklar arasında bir seyahat unsuru olduğunu da K.lar sık sık söylemekteler,

Diğer yandan başka bir bakışı keskinletmek için şuna bakalım,zira Bozadi dostun dikkat çektiği ülkemizde bir pencereden düşenler olayı gerçekleşti,sonu ne oldu bilmiyorum,

"C: Pencereler açıktır, kapılar inşa edilmiştir.
S: (L) Bir pencere doğal olarak ortaya çıkan bir kapı [portal] mı ?
C: Yakın.
S: (L) Bir pencere sürekli açık mıdır, yoksa farklı sebeplerden açılır ve kapanır mı ?
C: İkinci söylediğine daha yakın."

Portal üzerine "Dyatlov Geçidi"olayını hatırlayalım ve pencereden düşen veya portaldan gelenler üzerine bilinenleri toparlayalım ,olay şöyle gelişmiş,

"27 Şubat 2016
(Galatea) Ve Dyatlov Geçidi olayında da 9 kişi öldü. 9! 9! 9!
(L) Aman tanrım, onu ters çevirince de 666 oluyor!
C: Merhaba çocuklar! Kasyopya hatta! Ben Millmnoa! Dyatlov Geçidi olayı gezegeninizdeki pek çok benzer olaydan yalnızca bir tanesi. Söz konusu olaylar herhangi "gizli" deneylerden ziyade boyutlararası transfer ve zaman genleşmesiyle ilgiliydi.
S: (L) Zaman genleşmesi... Boyutlararası transferi biraz anlayabiliyoruz ama zaman genleşmesi? Sanırım onu da az çok anlayabiliriz. Peki, neden o insanlar oradan kaçıyorlarmış gibi çadırları içerden yırtılmıştı?
C: Orada portal ortaya çıktı.
S: (L) Tamam. Çadırların yırtılması ve kaçma olayı da portaldan dolayıydı... Herhalde bu boyutlararası transferden SONRA oldu... Aslında öyle olmayabilir de. Şunu sorayım: Bu insanların başına gelenler, bir tür boyutlararası transferin ardından geri bırakılmalarından sonra mı oldu?
C: Evet.
S: (L) Yani hipotermiden ölenler aşağı yukarı canlı olarak döndüler ve hipotermiden öldüler çünkü çadırlarını yırtıp açtılar ve delirmiş gibi oradan kaçmaya çalıştılar. Peki ya ciddi yaralanmalardan ölenler? Örneğin birinin dili kesilmişti?
C: Onlar sonradan geri bırakıldılar ve portal dünyadan belirli bir mesafe yukarıdaydı.
S: (Andromeda) Yani aşağı attılar.
(L) Dehidre olmaları veya bazı fizyolojik semptomlarla ilgili birşeyler okudum. Giysileri tersti ve buna benzer başka çok tuhaf şeyler vardı...
C: Transferin etkileri.
S: (L) Yani birşeyler ileri geri transfer olduğunda herşey karmakarışık olabiliyor. Kadınla adamın bir tür portaldan geçmek zorunda kaldıkları o film gibi. Bir portaldan geçip uzay gemisine giderken bir anlamda donduruldukları odalar vardı.
Gemide kötülerle mücadele ettiler ve onlardan kurtuldular ama transfer cihazlarından biri kaldı. Birlikte onun içine girdiler. Tuhaf olan şey şuydu ki öbür taraftan çıktıklarında kadın hamileydi çünkü bu transfer sürecinde içine girdikleri silindirde atomları birleşmiş.
(Pierre) Bu onların söylediği şey... [kahkaha]
(L) Bu bir bilim kurguydu ama hiç unutmadım. Biriyle birlikte moleküllerinizin ayrıştığı ve sonra diğer taraftan çıktığınızda tekrar birleştiği birşeyin içine girdiğinde herşey allak bullak olabiliyor, özellikle de olan biteni anlamlandıramadığında.
(Pierre) Philadelphia Deneyindeki gibi. Askerlerden bazıları geminin çelik duvarları içinde yeniden molekülerize olmuşlar.
(L) Bu da zaman genleşmesi problemiyle mi ilgili?
C: Evet.
S: (L) Yani birşey belirli bir noktaya hedeflendiğinde ama gezegen hareket ettiğinde veya birşey hareket ettiğinde veya düzgün
hizalanmadığında her türlü garip şey olabiliyor.
(Joe) O portal o bölgede tesadüfi olarak mı açıldı? Özel olarak o insanlarla ilgili değil miydi?
C: Başka bir boyuttan bitki-bazlı amatörlerin keşif gezisiydi.
S: (L) Bitki bazlı derken bu varlıkların bitkimsi varlıklar olduklarını mı kastediyorsunuz?
C: Evet.
S: (Data) Peki o insanları ellerinde tutmak yerine geri bırakma zahmetine neden girdiler?
C: Uzunvadeli olarak istemiyorlardı. Amatörler!
S: (Joe) O portal o Rus yürüyüşçülere bunları yapmak için mi açıldı özel olarak?
C: Hayır.
S: (Joe) Yanlışlıkla oldu yani.
C: Evet.
S: (Joe) Yani bir anlamda "Şu boyutlararası portal açıcımızı deneyelim de ne olduğuna bakalım!" dediler.
C: Olayın meydana geldiği yer önemliydi.
S: (Joe) Ve yürüyüşçüler de tesadüf eseri o sırada oradalardı.
C: Evet.
S: (Pierre) Yer neden önemliydi?
C: Yeraltı maden içeriği ve yapısı.
S: (Joe) Yani bunlar bir grup bitkimsi varlıktı ve akşam yemeği falan için mineral bulmak veya bir çeşit maden çalışması yapmak üzere gezegenimizde keşif yapıyorlardı...
C: Yakın.
S: (Chu) PoB'un bize anlattığı o insanların başına gelen ve bir efsane yaratılmasına neden olan şey de bu muydu?
C: Hayır. Efsane.
S: (Joe) Bitkimsi... Örneğin neye benziyorlardı? Kaktüs insanlar gibi birşey mi?
C: Gri uzaylılar denen varlıklardan bazılarına benziyor.
S: (Joe) Ama bitki temelliler.
(Andromeda) Ve bir deney yapıyorlardı veya maden arıyorlardı veya buna benzer birşey.
(L) Keşif gezisi.
(Andromeda) Araya insanlar girdi ve onlar da, "Oops! Pardon, istediğimiz siz değildiniz..." dediler herhalde.
S: (Joe) Balığa gidip yanlış birşey yakalayıp sonra da onu geri atmak gibi.
C: Yakın.
S: (PoB) Kurbanların üzerinde bulunan potasyum-40 nereden geldi?
C: Transfer süreci sızıntısı.
S: (Joe) O süreçle ilgili kimyasallar olmalı... Kocaayaklar ve sülfür gibi.
(L) O kadının dili neden alınmıştı?
C: İnceleme amaçlı örnek.
S: (Andromeda) Peki ya hiçbir fiziksel travması olmadığı halde beyin hasarı olan kadın?
C: Transfer süreci sorunu. Amatörler!!
S: (L) Yani bunlar o sırada kullandıkları teknolojiye tam olarak vakıf olmayan varlıklardı. Tam olarak anlamadıkları birşey yaptılar ve işi berbat ettiler. Gezegenimizde bu tür kaç olay oluyor?
C: Çok.
S: (Joe) Bu biraz da bizim bitki transferleri yapmak isteyip istemediğimize bağlı belki de. [kahkaha]
C: Dünyanızın beceriksiz bilimini düşünün!
S: (L) Yani atom bombaları patlatan geri zekalılar yaptıkları deneyler yüzünden başka alemlerdeki başka bireyler üzerinde benzer etkilere veya sonuçlara neden oluyor olabilirler mi?
C: Evet. "

İlave edecek başka şey yok..

Ara..

sybleman

Egregor tanımlarını düşünüyordum ve şu düşünce aklımda belirdi. Dinler bir egregor oluşturmuş olabilir mi? Ve o dine inananlar o düşüncelere bağlı kaldıkça, oradaki terimlere, olaylara, kişilere inandıkça bu egregoru besliyor olabilirler mi? Dinlere olan inanç yok olduğunda veya sıfırlandığında bu egregorlar da dağılırsa insanların bilinçlerini kısıtlayan en büyük hapis ortamından kurtulabilirler mi?

Arife din ne gerek durumunda olduğu gibi. Aslında özü yakalayan kişi için din anlamsızlaşıyor.

Ama aslında dine bağlı olarak yükseliş yolunda olan için de halen var olan tanımlar ve fikirler bir nevi destekliyor bile olabilir bir yere kadar. Belki de BH bu egregora ait tanımları kullanarak bilinç yolundaki kişiyi ufak farkındalıklarla ilerleterek birden bu din yanlıştır gibi bir olguyla irkilmesini önlüyordur.

Düşünürsek Laura'ların bile isa'nın aslında olmadığını öğrenmeleri uzun zaman almıştı. Bunu ilk celselerde öğrenseler kanalı sorgulayarak belki bağlantıyı koparabilirlerdi. Bu kadar katı bir bilgiyi ve inancı birden sarsmak doğru olmayabilir, derinden inanan bir kişi için. Zamanla ve adım adım bu yola götürmek daha doğru bir seçim gibi.

Alıntı Yap(Navigator) Stavish'in tanımladığı gibi "egregorlar" var mı? Bir grup insanın düşünceleriyle yaratılan, daha sonra kendi bilincine sahip olan ve
zaman zaman beslenmesi gereken, olumlu ya da olumsuz bir varlık.
(L) Tamam. Stavish'in egregorlarla ilgili yaptığı temel tanım bu.
(Andromeda) Grup yapışık varlığı gibi.
C: Bunun genellikle yukarıdan aşağıya gerçekleşmesi dışında, Stavish'in tanımı gerçeğe yakın. Yani, bir varlık bir grup insanı belirli eylemlerde
bulunmaları için etkilemek suretiyle kendisi için bir beslenme havuzu oluşturabilir.
S: (L) Tamam. Ama sonuçta insanlar Stavish'in tarif ettiği gibi bir varlık yaratabilir mi?
C: Pek sayılmaz. Böyle bir yaratım daha ziyade FRT'nin bir işlevidir ve grubun dağılmasıyla birlikte yok olur.
S: (L) Ama bir süreliğine grup içinde enerjiyi çekip kullanan birşey var, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ama kalıcılığı ya da bağımsızlığı yok...
C: Hayır.


Alıntı YapS: (nicklebleu) Mevcut cinsiyet disforisi dalgası bir egregor mu?
C: Oo, evet, kelimenin tam anlamıyla!
S: (L) İğrenç ve kanlı.
C: Evet.
S: (Joe) Sanki bu sinyalleri yayınlıyorlar, bazı insanlar bunları alıyor (veya pek çok insan alıyor) ve bu olumsuzlukla rezonansa giriyorlar ve
bunu dışa vurmaya başlıyorlar ve bu da bağlantıyı daha fazla değiştiriyor ya da güçlendiriyor. Bu aşağı doğru bir spiral gibi. (Andromeda)
Evet, kanal açma gibi.
(L) Tamam, bunu bir süreliğine geçelim.
(Ryan) Düşünce formları var olmak için bir zihinle psişik bağlantıya mı ihtiyaç duyuyor? Bağımsız olarak var olamıyorlar.
C: Çoğunlukla, evet.
S: (L) Peki, bir şekilde bağımsız bir hal alacak kadar güçlendiğinde istisnalar olur mu?
C: Evet.
S: (L) Böylece düşünce formları bağımsız hale gelebilir.
C: Zayıf bir şekilde

Alıntı Yap(T.C.) Yani pozitif egregor diye birşey olamaz çünkü egregor kavramı 'yüksek' bir varlık tarafından özgür iradenin ihlal edilmesini kapsıyor?
C: Evet.
S: (L) İyi iş. Tamam.
(mkrnhr) Yehova "egregore" rolünü üstlenen bir 4Y varlığının örneği midir?
C: Evet

Yehova'yı da egregore olarak görmeleri din tanımındaki egregorlara oldukça uyuyor gibi. Ra'da yehova ile ilgili alıntılar olduğunu hatırlıyorum.

Sanırım yine farketmemem gereken bir yerdeyim. Kulaklarım basınçtan gitti.

Bir vizyonda kendimi bir bina gibi görmüştüm. Ve binanın etrafına sanki kaçak yapı eklenmiş gibi saçma bir betondan katman katman birşeyler eklenmişti. Bir iş makinası da bu parçaları yıkıyordu katman katman. Bana ait olmayan, çevremden kodlamalarla gelen bu dayatmalar binama eklenti gibi yapışmıştı ama bana ait değildi. Eğreti ve tuhaf duruyordu zaten ve gereksizdi.

Din ve dinle gelen tanımlamalar ve kodlamalar da bu eklentilerden biriydi sanırım..

Her ne kadar dinle ilgili bir uyumsuzluk olduğunun farkında olsam da..  Tasavvuf ve sufi yolu bunu engelliyordu.  Aradığım metafiziksel deneyimlerin karşılığını bulmam, hakikati en yakın şekliyle anlatabilmesi veya yöntemlerin işe yaraması bu yolun işe yaradığını gösteriyordu. Bunun büyük bir egregora sebep olabilmesi fikri ise bırakılması gereken tanımlamalar olduğunu hatırlattı.

Yöntemler ve tanımlamalar bir yere kadar gerekli ve doğru olabilir. Bir yerden sonra bırakılması gerekliliğini farkettim. Eğer bırakılmazsa tanımların bağlı olduğu dinin veya öğretinin enerjisini besleyerek özgürleşmeyi kısıtlıyor. Bağ kopmadıkça gerçek özgürlüğe giden yol açılamıyor.

Dünden beri bu düşünceyi bırakıp tekrar alıyorum. Vizyonda dolaba koyduğum su şişesi tam düşecekken yakalıyorum. Belki de tutmamam lazım, kırılırsa içindeki su-bilgi saçılacak. Bu sınırlamamanın çevrelediği kodlamalarla sarılı bir hatırlama anı bir bilgi açığa çıkacak. Bırakmamak için direniyorum.

Tgur

#1893
Din bağnazları islam başka tasavvuf başka derler ve gerçeği gösteren sufileri göz ardı etmek isterler ,gerçekte onlar yani din bağnazları o bahsettiğin yaratılan egregore peşinde kök noktaya kara deliğe yönelmiş spiraldedirler,

KH masum insanların saf inançlarını kullanma konusunda din yoluna koyulanları gördükçe  ayrılığın bayraklaştığı yöndeki kemikleşmeyi farkettikçe ağızlarından akan suları zor zaptetmekteler..

Tgur

#1894
YORUMLAR 222

S: (Ark) Dimi hakkındaki sorularım bu kadar. Son soru: Tüm yaratımı yöneten en önemli yasa denebilecek birşey olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Enerjinin korunumu önemli bir yasa, bunu biliyoruz. Bilginin korunumu hakkında düşünülebilir. Belki böyle bir yasa vardır?
Birkaç defa alıntı yaptığımız "John Archibald Wheeler" zaman içermediği söylenebilecek kendi yasasını öne sürüyor. Saf geometrik sınırın sıfır olduğunu söylüyor. Diğer bir olası yasa: Yukarıda nasılsa aşağıda öyledir. Pekala. Öyle bir temel bir fizik yasası var mı? Fiziksel değil,yaratımın temel yasası?
C: Özgür irade.
S: (Pierre) Bilgi alanıyla ilgili bir sorum var; tüm bilgi zaten mevcut mu yoksa varlıkların deneyimi yoluyla yeni bilgi mi ekleniyor?
(L) Bunu anlamadım.
(Joe) Şunu soruyor: Tüm bilgi zaten mevcut mu yoksa bireylerin deneyimleri yoluyla yeni bilgiler yaratılıp ekleniyor mu?
(Ark) Bana göre zaman geçersiz. Dolayısıyla bilginin korunumu gibi şeyler bilgi dünyasında fazla anlam ifade etmiyor. Bilgi madde ile etkileşmeye başladığı zaman anlam ifade edebilir ama yalnızca o zaman. (Pierre) Bu durumda bilgi alanının olası TÜM bilgileri içerdiği söylenebilir mi?
C: Evet.
*****
Akla şu soru gelebilir ,yaratımın esası özgür irade ise bilgi alanı tüm bilgileri nasıl içerir,
Özgür irade ile bilgiyi zenginleştirecek bir şeyler yapılır yanı enerjisel kıpırdanışlar var ve bu bilgi alanına ilaveler oluşturuyorsa tüm bilgiler nasıl onun içinde oluşur,

İşte burada sınıfta kalıyoruz , bu soru ve ileri sürülenler izafi zamanın uygulandığı üçüncü yoğunluk yani lineer olguları içeren madde kalıpları ile yaşadığımız illüzyona yakışır ilkel sorular,

Bu zaman hususunda algılamada çok güçlük çektiğimiz üst yoğunluk zamanı ve olanları sergileyen bir anlayışın oturması için en iyisi fazla telaş etmeden ,daha doğrusu maddedeki anlayışı tamamen terk eden ve bundan gocunmayan bir hale gelmemiz icap edecek,

"Ark) Bana göre zaman geçersiz. Dolayısıyla bilginin korunumu gibi şeyler bilgi dünyasında fazla anlam ifade etmiyor. Bilgi madde ile etkileşmeye başladığı zaman anlam ifade edebilir ama yalnızca o zaman. (Pierre) Bu durumda bilgi alanının olası TÜM bilgileri içerdiği söylenebilir mi?
C: Evet. "

Buradaki hassas nokta "özgür irade" sergilenmesinin olasılık falan gibi zamanda dolaşan bir anlayışla kabul edilmemesini devreye almamız gerekli,

Kritik nokta özgür iradenin kim tarafından ortaya çıkarıldığı zira bir bilgi alanı olayının içini dolduran bilgiler dediğimiz ve gerçeği anlamakta bize yardımcı olacak unsurlarla dolu olması gerekli,mozaik yapı,

Bir kelebek kanat çırpsa bu bir enerji dalgalanması yani bilgi doğurur,burada ayırımı devreye alıp kelebeği yaratılmış bir fauna elemanı kabul ederseniz monoteizm sınırlarında hapissiniz demektir,

Oysa olayı ,"herşey tanrı ,tanrı herşey " kalıbında kabul eden bir farkındalığa erişmeliyiz,

Bu gerçekle kelebek tanrının asasını taşır,
(Bu bilgi yakında bir dost tarafından açıklanan "Sadıklar Planından")

Kısaca zamanı terk eden bir anlayışla olanı değerlendirirsek kelebek kanadını çırpmış bilgi alanı dediğimiz bilgi enerjisi ile dolmuş farkındalık kaynağı oluşan enerjisel dalgalanması ile yeni bir forma oturmuştur,

Bunu daha iyi anlayabilme mantığında enerjinin sakınımı diye kısıtlayıcı yasaların olmadığını açıklayan özgür iradenin hüküm sürdüğü bir olayı zor da olsa tahayyül etmeliyiz,yani enerjinin dönüşümü ve böylece bağlı olduğu bilgi alanının yeniden şekillenmiş olması genişlemesi mevzubahis,

Tekrar olarak , zamanı ortadan kaldıran bir anlayışla..

O zaman aranan her bilgi bu alanın içindedir.

Dörtlüklerimin bir kısmı bunu anlatıyor,

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=6656

Ara..

sybleman


Dörtlüklerin dokundu Tgur abi. Dediğin gibi vizyondaki sürahiyi kırıp saçtım. Senin dörtlükteki testiyi saçmak deyimi gibi. Tanımlar çok anlamsız sanki hayatın içini boşalttılar. Yeni Tanımlar oluşturmaya çalışmak mı lazım. Bu halde de durulur mu ki? 

Nöronlar bağlarını koparmış. Böyle olmaz gelin yeni bağlar kurun Tanımlar oluşturun diyorum ama dinleyen yok. 

sybleman

Morfik alan, morfogenetik alan... 

Alıntı Yap Evet ,bazı sözlerime ben de kızıyorum

   Neden dökülüyor dilimden kınıyorum
   Ama evrensel morfik alan matrixindeki değişkenlikle
   Onlara bazen yerden bazen gökten bakıyorum
   Şimdi de evrensel morfik alan matrixi dedim
   Anlaşılması zor anlamları sergiledim
   Evrensel morfik alan ,düşünce üstü algılamalardır
   Düşünce üstü ise, donelerden sıyrılmalardır
   
        Buradaki matrix sonsuz oluşlarla ilgilidir
   Yani dünya matrixi ne kadar sınırlı ise
   Morfik alan ,sınırsızlığı ile belirlidir
   
   Hep dörtlükteydik niye bir evvelki üçte
   Düşünce üstü çıkmak,kalıp dışına çıkmaktır işte..


Tgur abi senin dörtlüklerden sonra heryerden bu kelimelerle ilgili bilgi akıyor. 

The Acolyte dizisini izliyordum. Starwars alt dizisidir. Sadece ormanların olduğu bir dünyada zeki yaşam arıyorlardı. Ve burada bitkisel yaşam oluştuğuna göre zeki yaşam da olmalıdır diyerek bu enerjiyi açıkladılar. Yaşam oluşturabilecek yoğunlukta bir enerji alanı kümelenmesi gibi bir tanım geçti. Böyle bir durumun çok değerli olduğu ve korunması gerektiği gibi bir sohbet geçti. Yine morfogenetik alan aklıma geldi. Yani yaşam oluşturabilecek dna kütüphanesine sahip zeki enerji kümelenmesi gibi mi?

Alıntı YapS: (L) Neredeydi hatırlamıyorum ama bir keresinde her insanın morfik alan gibi belirli bir alanı olduğunu ve insanların alanlarının, etkileşime girdikleri alanla çeşitli şekillerde bağlantı kurduğunu söylemiştim. Yani herşeyin bir alanı olduğunu ve tüm bu alanların etkileşime girdiğini... Ve şu anda bilmediğimiz veya anlamadığımız bir teknolojiye dayalı bazı hareketleri yapan insanların... çünkü biri bana bir bilgisayarda bilginin, bir mikroçipte belirli bir şekilde hareket eden tek bir elektron tarafından depolandığını veya çıkarıldığını, o elektronun izlediği belirli bir yol olduğunu söylemişti. İşte bu yüzden insanların da bir anlamda, belirli bir alanda hareket eden elektronlar gibi olabileceğini düşündüm. Eğer bir grup elektron belirli şekilde dizilir ve belirli şekilde hareket ederse, bu çok önemli birşey ortaya çıkarır, büyük bir enerji akımı gibi, yani bir akım yaratır. Ve bu akım yaratımı, insanın diğer boyutla, diğer yoğunlukla bağlantı kurmasını sağlayan birşey. Bu tıpkı bir kordon, bir bağlantı borusu veya bir tür... 
C: Bir "kanal" belki? (ç.n.: üst seviye varlıklarla kurulan iletişim anlamındaki kanal ("channel") değil, bir üst yoğunluğa geçiş için açılan bir çeşit boyut köprüsü anlamındaki kanal ("conduit").

S: (L) Tamam! Anlaşıldı! Ark'a yardımcı olmaya çalışıyordum. (A) Elektromanyetizma ve çekim dışında, Sheldrake'in morfolojik veya morfogenetik alan kavramına benzer ayrı bir alan olup olmadığını öğrenmek istiyorum. C: Evet, ve ona çok yakın birşey. Görünüşe göre Sheldrake de bu bilgiyi kavradığı süreçte çok iyi "uyumlanmıştı." Tıpkı senin gibi. Düşüncelerine güvenmelisin, düşüncelerine bazen yardım ediliyor.


https://www.mehmettanselyildiz.com/l/morfogenetik-hafiza-alani-nedir/

Alıntı YapMorfogenetik alanlar teorisi, insan şuurunun nasıl bir paylaşım alanında olduğunu tanımlamak için kullanılabilir. Dolayısıyla morfogenetik alanlar, şu anda belli bir noktada bulunan insanlığın zamanla şuurlarında çarpıcı bir kolektif değişim yaşayacak oluşlarında önemli bir role sahiptir. Bu kolektif değişim, değişim için gereken minimum kütleye (kritik kütleye) erişildiğinde gerçekleşecektir, ya da başka bir deyişle dünya üzerinde ruhsal olarak uyanmış belli bir sayıda varlığa erişildiğinde bu gerçekleşecektir.

Kollektif değişim için kritik kütle gereksinimi K'larda geçen bilgilerle örtüşüyor.

Alıntı YapSheldrake, bu problemi açıklayabilmek için tamamen yeni bir teori geliştirdi, bu teori bir nesnenin "temel modelinin" şifrelerinin kodlandığı evrensel bir alan üzerine temelleniyordu. Sheldrake'in görüşüne göre, bir formun varlığı o formun başka bir yerde de ortaya çıkması için yeterliydi. Sheldrake 1973'te buna "morfonegenik alan" adını verdi ve bu görüşe göre doğa bir yasalar bütünü değil, alışkanlıklar bütünü olabilirdi.
Bu düşünceye göre doğada bir tür hafıza vardır. Herşey, bir kolektif hafızaya sahiptir. Örneğin şu an New York'taki bir sincapı ele alalım. Bu sincap kendinden önce yaşamış bütün sincaplardan etkilenmektedir. Bu etkinin zamanda hareket edişi ve sincap hafızasının hem formunun, hem de içgüdülerinin iletilişi, morfik rezonans sayesinde gerçekleşiyor. Bu, doğada varolan bir kollektif hafıza teorisidir. Hafızanın ifade edildiği vasıtaya "morfik alanlar" adı verilir, bunlar her organizmanın içinde ve dışında bulunurlar. Hafızayla ilgili fonksiyonlar "morfik rezonansa" bağlıdır.

Biraz daha okumak gerekebilir. 

Tgur

#1897
YORUMLAR 223

S: (A) İspanyol biriyle e-mail'leşiyorum. Bu  ilginç adam Kasyopya konusuyla çok ilgilendi. Ama bir tür kanıt istedi. Ona kanıt sunmanın imkansız olduğunu açıklamaya çalıştım. Bir yandan da kendi kendime sordum, neden basit bir matematik sorusu bile soramadığımı. Yanıt alamayacağımdan eminim ve bunun nedenini bilmek istiyorum.
C: Çünkü, bildiğin gibi, matematik soyut değil, somut bir çalışma alanı. Evet, teorik matematik de var ve bazı matematik türleri değişken yorum içeriyor. Ama genel olarak, gerçekleri ortaya çıkarmada kavramları birleştiren bilimsel bir alandan bahsediyoruz. Dolayısıyla, bu kanalda metematiksel iletişim kullanmak, kişinin öğrenmedeki özgür irade inisiyatifini engeller.
S: (A) Anlamadım. Örneğin, eğer yedinin karekökünü sorarsam neden cevap veremezsiniz? Bilmiyor musunuz, yoksa bana söylemek mi istemiyorsunuz?
C: Sen biliyor musun?
S: (A) Ezbere bilmiyorum ama iki dakikada hesaplayabilirim. O zaman bilirim.
C: O halde bunu sana söylememize gerek yok, değil mi?
S: (A) Bana bunu söylemenize gerek yok... Tamam, iş konusunu sormak istiyorum. Öncelikle, tüm olası seçenekleri deniyorum...
C: Önceki konuda senin için ve ihtiyaç duyan herkes için birşeyi daha vurgulamak istiyoruz Arkadiusz: sizinle iletişim kurmamızın amacı varlığımızı "kanıtlamak" değil. Eğer kişinin yeni alemleri öğrenmeye ve bir "gün" genel farkındalık profili haline gelecek şeyleri keşfetmeye inancı ve isteği varsa, o zaman "kanıt" gerekli değildir. Diğer taraftan eğer kişi bunun zıddı bir psişik yönelimdeyse, o zaman hiçbir miktarda kanıt yeterli değildir.
S: (A) Evet, sanırım bu timsah derisiyle ilgili hikayeye benziyor. Onu giydiğinde her istekte bulunuşunda deri küçülüyor ve aşırı küçüldüğünde de ölüyorsun. Çalışmak yerine sürekli istemeyi tercih ettiğinde herşey giderek kolaylaşıyor ama özgür iraden de giderek küçülüyor.
(L) Bence şimdiye kadar bu kanallamadan çıkan en önemli şey, Kasyopyalıların bazen beni birşeyi denemeye yönlendirmesi, birşeye merakımı uyandırmaları ve benim buna dayalı olarak çıkıp müthiş bir öğrenme deneyimiyle sonuçlanan birşeyler yapışım... Buradaki önemli şey, çıkıp çaba harcamanın insanı gerçekten daha güçlü yaptığı. Ve şimdi söylediğin gibi, birşeyi kendin çözmeye çalışmamayı her seçişinde, kısayolu tercih ettiğinde, bu seni zayıflaştırıyor ve küçültüyor. Her türlü şeye uygulanabilecek lineer-olmayan bir ilke. (A) Kendim yanıtlayabildiğin sorular sormak bir yana, matematik sorularını yanıtlayıp yanıtlamayacaklarını merak ettim. Matematik dilini neden kullanamıyorlar? Bunu anlamadım. (L) Eğer bize bu kavramsal gerçekleri anlatan matematiği verselerdi, o zaman güç ve özgür irade konusunda BÜYÜK birşeyi kaybederdik. (A) Evet, eğer kesin yanıtı verirlerse, o zaman yanıtı almış oluyorsun ve ilgili matematik unsurlarını bir araya getiren kavramları birleştirmemiş oluyorsun, bunu anlayabiliyorum. Ama bir de örneğin iş meselesi var. Kafam karışık. 

*******
3Y düşünce tarzında en popüler durum , anlattığını bildiğimiz donelerle belirt yoksa inanmam ,

Yalın bir ifade ile kişilerin bilgiye kendi düşünsel ve araştırıcı mukayese edici ve bir kısım bağnaz halden kurtulması için yapacakları faaliyet işin en gözde unsuru ,bu alıntıda konu bütün çıplaklığı ile anlatılıyor,

Hazır verilmiş bilgi sadece düşünce yoğurma işi çalışmazsa bir şeker gibi dağılır ve sadece ağızda kalan bir taddan başka bir şey ifade etmez ,kişinin zihniyle onu evirip çevirip hatalı dediği veya denilen taraflarını ayıklayıp bir iman haline getirmesi gerekli,

Bu iman faaliyetinin dikkat edilmesi gerekeni  değişimi her konuda işler ve düşünceye ve sonuca ulaşmaya uygularken objektif bakışı  unutmamak icap eder,

Ve şu paragrafa bakalım,
"C: Önceki konuda senin için ve ihtiyaç duyan herkes için birşeyi daha vurgulamak istiyoruz Arkadiusz: sizinle iletişim kurmamızın amacı varlığımızı "kanıtlamak" değil. Eğer kişinin yeni alemleri öğrenmeye ve bir "gün" genel farkındalık profili haline gelecek şeyleri keşfetmeye inancı ve isteği varsa, o zaman "kanıt" gerekli değildir. Diğer taraftan eğer kişi bunun zıddı bir psişik yönelimdeyse, o zaman hiçbir miktarda kanıt yeterli değildir. "

Keskin bir anlatım,"kişi bunun zıddı psişik yönde yönelimdeyse" olgusunu açmalıyız,
İnsan psişesinin ana hatları duygular üzerine inşa edilmiştir duygular ise beden kimyasallarının tetiklemesi ile çalışır,

Kısaca varsayımlar üretmeye yatkındır ve çoğunlukla varsayımlarının ispatı için fasit bir dairede zihnen dolaşır bazen içinden çıkılmaz düşünsel yumaklar oluşturur, bu hal bilinç gelişmesi için en zararlı ve yeniliklere değişime kapalı bir takıntı yaratır ,dinsel tabusal konulardaki zihnin gelişimini tıkayan ritüel ve sair kısıtlayıcı emirler olgular da bu curcunaya katılırsa kişide başka bilgileri katiyen kabul etmeyen bir durum oluşturur,

Yeniliklerden daha doğrusu yeni bilgileri evrende sayısız dolaşan boyut (zar) dediğimiz oluşmuş kümeciklerden alamaz yahut  bazen yararlanır ama bunu aşamadığı sahada mantığını objektif alandan uzakta tutup saplandığı tabusal inanç yüzünden bu mükemmel ve bilinci geliştirecek imkanlardan uzak kalır,

Misal ,elinde android telefon olduğu halde o mükemmel imkanı sunan bulan işleten genişleten insanları fıtrattan bu deyip dışlar, monoteizm inancını parlatmaya devam eder,bunları o yaptırmıştır daha başka ne olabilir ki,

Esasta doğrudur bu olayı  o bilinmeyen denilen yaptırtmıştır ama o her olanda var ise iman denileni sürükleyen o bilinmeyenin her yerde ve her şey olduğu bilinci neden göz ardı eder ve,
4Y de başlayan her var olanın yaratma özelliğine sahip olabileceği gerçek ise neden o işin zirvelerde aklın ermediği yerlerde konumlandırılır,

Hatta ve hatta her var olanda 7Y nin tezahür ettiği bilgisine vakıf isek bir kelebeğin kanat çırpması bile yaratma işinde etkendir dersek sonuçta bu nasıl bir var oluş nizamını sergiler,

Zira var oluşun ana mayası varlıkların özgül davranışları ile sergilenenden etkilenen bir evrensel morfik alan(Bilgi Alanı) denen kısımdır,

Birçok bilgi bu olayı anlatmaya yönelmiştir ,mesela OP lerin ruh havuzuna bağlı olmaları ve emirlerini oradan aldığını ve dünya insan popülasyonunun yüzde ellisi OP lerden olduğunu düşünürsek konuyu daha salim bir yerlere oturtabiliriz,
Ruh havuzu belirli tip varlıklara daha çok faunayı etkileyen  kısıtlı bir alandır,

Yüksek bir yerden emir alma ve oraya tabusal bağlanma, bu inancı da aynı kategoriye sokabiliriz,

Bu tip takıntılı durumda olanlar tanrının her şey olduğu fikrine şiddetle karşıdır ve dinlerle de bu zaten muhkem bir hale getirilmiştir, kısaca ortada bilgiye konulmuş ve sınırsız ve her daim değişim gelişim gösteren bilgi alanı özelliğine  bir baraj konmuştur,

OP ler neden bu dünya yaşam karmanyolasına konmuş dendiğinde fiziksel olayın kutupsal dengelerini ve bu yolla tekamül ve Orion deney olayının devamı istenmiştir ve topyekün kısa dalga zaman döngüsü karakteridir,

Son celsede (6 Temmuz 2024) bu anlatılıyor,incelikleri ve harekat tarzını düşünerek sorular ve cevaplara bakarak bulabiliriz,

Her ne kadar bir çok kıymetli dost bu kısım hakkında yorum getirse de ben bir defa daha bakmayı öneririm,

"S: (L) Tamam. Quorum'un toplandığını söylüyorsunuz. Bu önceki celselerde bahsettiğiniz Quorum mu?
C: Evet.
S: (Joe) Peki nerede buluşuyorlar?
C: 4Y.
S: (L) Toplanmaları alışılmadık birşey mi? Bu yüzden mi bu konuyu açtınız?
C: Evet.
S: (L) En son ne zaman toplandılar?
C: 40 yıl önce.
S: (L) Bir rakamı kaçırdım mı? 40 yıl mı dediniz?
C: Evet.
S: (L) 40 yıl önce hangi yıldı?
(Joe) 1984.
S: (L) 1984. Ooo... [Gülüşmeler]
(Joe) Neyi görüşmek veya karar vermek için toplanıyorlar?
C: Dünya'nın geleceği.
S: (L) Buluşmaları iyi birşey mi yoksa kötü birşey mi?
C: Bakış açısına göre değişir.
S: (L) Tamam. Bizim açımızdan iyi birşey mi?
C: Muhtemelen değil.
S: (L) Bu, bizim bakış açımızdan bakıldığında, insanoğlunun daha fazla kontrol altına alınması yönünde bazı kötü planlar yapacakları anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Bunun nedeni artan kontrole karşı çok fazla direnç olması mı yoksa yeterince olmaması mı?
C: Denge için yeterli olmaması.
S: (L) Peki, geçmişte söylediklerinize dayanarak, bu daha fazla insanın uyanması için daha fazla acı çekilmesi gerektiği anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Harika!
(Joe) Yani yaptıkları toplantı, vardıkları karar Dünya'nın geleceğini kesin bir şekilde belirleyecek mi, yoksa adımlardan biri mi sadece?
C: Belirttiğin şekilde değil, hayır.
S: (Gaby) Daha çok insanlığın geleceği hakkında...
(Joe) Veya gidişat veya...
C: Denge olması gerekiyor.
S: (Joe) Denge olması gerekiyor, ancak insanların yeterince direnç göstermediğini söylediler, değil mi?
(Chu) Evet.
(Joe) Ve denge sağlayacak kadar direnç yok. Ve denge olması gerekiyor. Yani...
(L) Daha fazla direnç oluşmasını sağlamaları gerekiyor.
(Joe) Bahsettikleri kişiler daha fazla direnç üretme niyetinde değiller. Muhtemelen daha fazla kontrol yaratmayı amaçlıyorlar ama bunu yaptıklarında daha fazla direnişe neden olacaklar.
C: Evet.
S: (L) Bu durumda insanlık üzerinde uygulanan kontroller daha baskıcı hale gelebilir.
(Joe) Ve sonra insanlar daha fazla isyan edecek.
(L) Harika! Gitti emekliliğim!
(Joe) Birinin daha fazla kontrol istemesi ama daha fazla kontrol elde etmeye çalışırken daha fazla dirençle karşılaşacağının farkında olmaması tuhaf.
(L) Evet, Faust'ta Mephistopheles de öyle dememiş miydi? Kötülük niyetinde olan, ama... Öyle birşeydi. Biri Faust'tan şu alıntıyı bulsun. "Kötülüğe niyetlenme ama iyiliğe neden olma" gibi birşeydi. ["Ben ebediyen kötülük isteyen ve ebediyen iyilik yapan o gücün bir parçasıyım"].
(Joe) Peki bu son celsede bahsettikleri program değişikliğiyle mi ilgili?
C: Evet, dolaylı olarak."

Bence bu bölümde en etkin bilgi uyuyanları uyandırmaya yönelik "dengeye direnç göstertmek",bu da mutluluğa takılıp dünya yaşamını bu illüzyon sınırlamasında hapsedip başını kaldıramayanların dengeye getirilmesi,
Acılar da var..

Ara..

sybleman

#1898
Alıntı YapBirçok bilgi bu olayı anlatmaya yönelmiştir ,mesela OP lerin ruh havuzuna bağlı olmaları ve emirlerini oradan aldığını ve dünya insan popülasyonunun yüzde ellisi OP lerden olduğunu düşünürsek konuyu daha salim bir yerlere oturtabiliriz,
Ruh havuzu belirli tip varlıklara daha çok faunayı etkileyen  kısıtlı bir alandır,

Konuyu ilintili bir yere taşımış olacağım fakat tarama yaparken denk geldiğim bir bağlantı var.

Op lerin ruh havuzuna bağlantılı olduğunu biliyoruz. Burada K'ların bir yorumu vardı.

Alıntı YapS: (L) Pekala. Organik portallara gelelim. Daha önce OP'lerin ikinci ve üçüncü yoğunluklar arasında bir köprü olarak var olduklarını ve daha
sonra 4 KH tarafından bir kontrol mekanizması olarak kullanılmaya başladıklarını söylediniz.
Mouravieff OP'lerin bu döngünün sonunda ruhlu bireylere bağımlı olmanın ötesine geçebilme potansiyelleri konusunda haklı mı?
C: Pek sayılmaz. Döngüden bağımsız olarak bir ruh izi gelişebilir. Ama bir ruhun 4. Yoğunluk BH ile etkileşim halinde "gelişmesi" daha
muhtemeldir. KH enerjiyi kendi kullanımı için boşaltma eğilimindedir

4bh ile etkileşim halinde gelişmesi daha muhtemeldir. KH enerjiyi kendi kullanımı için boşaltma eğilimindedir.

OP ile etkileşimde olan bir KH ise OP'nin ruhlu bireyden çektiği enerjileri boşaltarak kendine aktarıyor.
OP ile etkileşimde olan bir BH ise OP'ye enerji aktarıyor. Bu durumda OP ruh izi oluşturabilecek bir kapasiteye ulaşabilme olasılığını yakalıyor.

Yani sanırım her OP için KH kontrolünde veya etkisindedir demek de yanlış bir durum olabilir.

Lauralara bir 4bh bulmaları yönündeki tavsiyelerini hatırlarsak. Belki de bir ruhlu birey için bile 4bh bireye yakın olmak. Onun karşılıksız sevgi enerjisiyle etkileşimde olmak, nefes aldıracak bir alan, saldırıdan korunma, yükseliş için bir boşluk yaratabilir.

Alıntı YapS: (J) Aslında bilgiyi bize vermiyorlar, almamıza yardımcı oluyorlar.
C: Bilgi haline gelen değerli verilersunuyoruz, fakatsaldırı altındasınız. Dolayısıyla belkisaldırıların geldiği yoğunluktan doğrudan güç
alabilirsiniz.
S: (F) Ama kesin bilgin olana kadar... (L) Yani ihtiyaç duyduğumuzu hissettiğimiz türde bir gücünüz yok. (F) Evet. O tür bir bilgiye, o seviyeye
ulaşmamız için bize 500.000 sayfa transkript gerekirdi. (L) Tamam, Oryon Federasyonu'nun telefonu kaç? (S) Laura! (T) Ben de bunu
soracaktım. [Gülüşme] Onlara nasıl ulaşabiliriz?
C: Meşgulde!
S: (T) A o! (L) Meşgüller mi? (T) Çok kişi arıyor olmalı. (L) Pekala, ne yapmamız gerekiyor?
C: Bir "Nordik" bulun. İnsan kılığında Dünya'dalar. [ç.n.: kuzey avrupalılara benzetildikleri için kuzeyli anlamında "nordik" olarak
isimlendirilen, hümanoit/insanımsı bir dünyadışı varlık türü.]
S: (T) Ama onlar 4. yoğunluk. Ben...
C: Evet.
S: (T) Ben 4. yoğunluktakilerin burada uzun süre kalamayacaklarını, Kertenkelelerin o yüzden bu kadar sıkıntı yaşadıklarını sanıyordum. (J)
Onlar KH.
C: BH değil!
S: (T) Çok iyi, JR lafı ağzınızdan aldı. KH kalamıyor ama BH kalabiliyor.
C: Evet.
S: (T) Demek bir Nordik'e ihtiyacımız var, tanıdığımız bir Nordik var mı?
C: Toplantılarda vs onları gördünüz.

Tgur

#1899
YORUMLAR 224

(Joe) Sanırım bu konu forumda gündeme gelmişti. K'lar tüm ruhların başlangıçtan itibaren zaten yaratılmış olduğunu söylemişlerdi. Ama OP'lerin ve diğer şeylerin ruh geliştirebileceği fikri de var. Burada çelişkili bir durum var gibi görünüyor, değil mi? Ve OP'lerin ruh havuzuna geri dönmesi, gidip dönmesi fikri... Bu süreç nasıl oluyor? Eğer tüm ruhlar zaten yaratıldıysa, OP'ler ruhlanmaya doğru hiç ilerlemiyor mu?
Yoksa bu grup ruhu türü bir şey mi?
C: Hayır. Bir grup ruh farklılaşabilir. Aynı "miktarda" ruh "maddesi".
S:(Joe) Tamam. Yani, bu sadece ruhların seviyeleriyle ilgili, öyle mi?
C: Evet

******
(V) Dönüp hayatımı düşündüğümde, sanırım babam kesinlikle o organik portallardan biriydi.
C: Şimdi, yeterince düşünmeden etiketlemeye başlamayın. Çelişkili davranışlar sergileyen bireylerin çoğu durumda mücadele içindeki ruhlu bireyler olabileceğini hatırlayın.
S: (L) Çok iyi olanları, uzun gözlem dışında ayırt edemiyorsun. Psikopatları incelerken keşfettiğimiz önemli şeylerden biri, eylemlerinin sözlerine uymaması. Ama ya bu bir zayıflık ve iradesizlik semptomuysa? (A) Ruhum olup olmadığını nasıl bilebilirim?
C: Bir başkası için üzülür müsün hiç?
S: (V) Sanırım empatiden bahsediyorlar. Bu ruhsuz insanlar başkalarının başına gelenleri umursamıyor. Bir başka insan acı veya sefalet içinde olduğunda, ne yapacaklarını bilmiyorlar.
C: Deneyimledikleri tek acı "besinin" veya konforun veya istedikleri şeyin "geri çekilmesidir." Aynı zamanda, empatik görünebilmek için, diğerlerinin algılarını çarpıtma konusunda ustadırlar. Ama genel olarak bu eylemler sadece kontrolü sağlamak içindir.
S: (A) Ruhlu olmanın veya olmamanın, soyla ne ilgisi var?
C: Genetik ile ruh evlenir, eğer ruh mevcutsa.
S: (L) Organik portallar öldükleri zaman beşinci yoğunluğa gidiyor mu?
C: Çok kısa bir süre için. "İkinci ölüme" kadar. (ç.n.: ikinci ölüm: bir sonraki enkarnasyonun başlangıcı (doğuım) anlamında olmalı. Ra bilgileri'nde de bu bireyler "otomatik-enkarneler" olarak geçmişti diye hatırlıyorum.)
S: (V) Bu organik portal insan türlerinin "kökeni" nedir? Yaratılış planında nereden geliyorlar?
C: Esasen, 2. yoğunluk ile 3. yoğunluk arasındaki köprünün bir parçasıydılar. Şimdi kısadalga döngüleri ve uzundalga döngüleri konusunda verilen bilgiler için transkriptleri inceleyin.
(ç.n.: "ruhlu" insanlık kitlesi, uzundalga döngüsünden kısadalga döngüsüne 'geçtiği/düştüğü' sırada (veya o zamandan beri) bu henüz ruhsuz olan bireyler 2. yoğunlukla 3. yoğunluk arasında bir yerdeymişler anladığım kadarıyla. Şu anda teknik olarak 3. yoğunluktalar ama 3.yoğunluğun o kadar başlarındalar ki, hala 2.-3. yoğunluk arası kabul edilebilirler.
Ra'nın deyişiyle, 3. yoğunluğun daha ileri bir aşamasında yeşil enerji merkezinin (kalp çakrasının) etkinleşmesiyle birlikte bu bireyler de kendi ruhlarını uyandırmaya başlayacaklar. ama bu "yakın bir zamanda" veya bir-iki enkarnasyon içinde olabilen birşey değil görünüşe göre.)
S: (A) Transkriptlerde, uykunun insanlar için gerekli olduğu, çünkü bunun bir dinlenme ve tekrar enerjilenme olduğu söylenmişti. Beden uyurken RUHUN dinlendiğini de söylemiştiniz. Sorum şu: Hem bedeni hem de ruhu yeniden enerjilendirmek için bağlantı kurulan enerjinin kaynağı nedir?
C: Sorunun bölünmesi gerekiyor. Ruhlu bir bireye olan şey, bir organik portala olandan farklıdır.
S: (L) Sanırım bu şu anlama geliyor: Organik portallardaki yaşam gücü, bitkiler ve hayvanlarda mevcut olduğu söylenen ruh havuzu gibi birşey. Bu elbette psikopatların şaşırtıcı ve açıklanamayan benzerliklerini de açıklıyor. Psikopatların birbirlerinden farkı ancak örneğin iki ağacın birbirinden farkı gibi. Peki eğer ruhları yoksa, organik portalları şarj eden enerji nereden geliyor?
C: Tanımladığın havuzdan.
S: (L) Peki ruhlu bir bireyi şarj eden enerji de benzer bir havuzdan, örneğin bir "insan" havuzundan mı geliyor?
C: Hayır, yüksek bir yaratıcı enerji merkezi olan cinsel merkezden enerji şarjı yapılıyor. Uyku sırasında alt zihinsel merkez ve hareket merkezi tarafından bloke olmayan duygusal merkez, cinsel merkezden enerji alıyor. Ve yine uyku sürecinde, yüksek duygusal ve zihinsel merkezler, alt merkezler tarafından çok sevilen sinir bozucu organik portallarla etkileşim nedeniyle o merkezlerde meydana gelen enerji boşaltımına karşı dinlenebiliyor. Sadece bu ara bile bir fark yaratmak için yeterli. Ama bundan da fazlası, uyku sırasında cinsel merkezin enerjisi diğer yüksek merkezlere de gidiyor.

******
Son zamanlarda (Temmuz 2024)Konu OP lerin ruh havuzuyla ilgisi üzerine açılmıştı biraz daha genişletmek ve hatırlamak için bu alıntıları ilave ettim,

OP konusun bu sitede bir çok kıymetli dost uzun uzun üzerinde durmuş son derece geniş anlatımlarda bulunmuşlardı,ancak dünya insan nüfusunun yarısının onlardan olduğunu tekrar tekrar hatırlatan psikotik bozukluk olayları ve bazı insanların bu yönde anormal  bir tavırda olduklarını gördükçe ilgi eksilmiyor,

Uyanmayanların yani bu bilgilerle bir OP mevzuundan bihaber olanların  davranış psikolojisi ve sosyoloji üzerinde yaptıkları yanlış tanımlar yetersiz ve bilmeyen ruhlu kişileri negatif ve anlaşılamayan duygulara boğduran düşüncelere sevk ediyor,

Bunları terbiye için ne yapmalı diye endişeler mevcut,oysa onların insanlığı öğrenip ruhsal manto giymeleri için reenkarnasyon dizileri denen öğreti programları var, zira insanlık hasletleri denen empati kurma ve kendi iç sesleri ile konuşabilmeleri olayları objektif değerlendirmeleri için uzun ve ibretlerle dolu dünya programları geçirmeleri gerekli, bu da kolay bir yol değil,

Yapılan bozuk hareketin getireceği ibret programı ancak kişinin bolca acı çekmesi ve bu acıları ne için çektiğinin muhasebesini yapabilmesi ile mümkün, yoksa hatalar devam eder kişide iz bırakmazsa yine devam eder ,tam bir gelişmemiş evcil olmayan hayvani hareket tarzı, ancak konforu ve beslenmesi üzerine etki eden yıkıcı faktörler yani bunlardan etkilenme yandaki komşusunun elinden gasp ile tedarik edilmezse zihni bunları nasıl tekrar kazanabilirim yolunda işlemeye başlar,belki bu yolla açılmaya zorlanan empati v.s. gibi hassas kilitler açılabilir,

Her kişinin bir evvelki basamakta hayvan olduğunu bilirsek ve insan olabilme işinin primat yoluyla yaratıcı enerjinin emryo yolu ile aktarılarak ilkel insana neondartala dönüşümü ile gelişen bir faaliyetler manzumesini hatırlarsak bir kısmımız belki bir ara OP dik,

Ancak ruh parçasını kazananların Lucifer düşüşü ile henüz ruha kavuşamayanların yani OP lerin insan hayvan arasındaki var oluş konumunu devamlı akla getirip oluşturulan dünya karmaşasının, çatışmalarının yani ruhlu bireylerle onların akrabaları içine sokulmuş OP nüfusu hakkındaki bireylerin birbiri içindeki asimilasyon faaliyetlerini akla getirip olaya bakmak konuyu bir değerde objektifi arayan bilinçli kişilerde açmaya çalışacaktır,

Kantek gezegeni gibi bazı gezegenlerde süren insani denilen ama egoizmadan yani hayvanlıktan insanlığa geçememiş toplumların bulundukları gezegeni negatif çıkarımları yoğunluğu fazlalığından patlattıklarını ,sağ kalanların dünya popülasyonuna getirildiklerini ve dünyada buna benzer ilkellik daha doğrusu egeoizmayı başa alan davranışlarından kolay sıyrılamadıklarını bilince ve diğer toplumlarla asimilasyonda yaptıklarını hatırlayınca bu çatışma dolu insan davranışlarına bir bakıma daha geniş yönde kalibretik bir mana verebiliyoruz,

Neticede ortada ruhu tam bağlayabilmek için hayvansal içgüdüleri bastırabilecek bir çabalar yoğunluğunun olabilmesini çıkarabiliyoruz,

Bütün bunlar ruhun cinsiyet yönünden ikiye ayrılıp kadın erkek formunda bir maddi yaşayışı devreye alan insan olma ve islah olma programları altında düşünülmelidir,

Kısa devre dalga döngüsünde bu husus kutupsal olayın devrede olduğu bir maddi olayla süratlendirilmeye çalışılmış ve defalarca belirttiğimiz gibi Oryon Deney olayının safhalarıdır,

Bu açılıma bilgisel olarak ulaştığımızda şimdilerde son gelen celselerde de işlendiği gibi 4Y yaratma bölgesinde
Quorum un denge sağlayabilmek için daha etkin davranışlarının olabileceği haberi verilmektedir,
Bu bir kehanet değildir ,maksat dağılmış olan ruh parçalarının bir de birleşmesi için devrede olan bir toplanma hareketinin tezahürüdür,

Minimal anlatımla var oluşun nefeslenmesi..

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=8957

Ara..

sybleman


Alıntı YapBunları terbiye için ne yapmalı diye endişeler mevcut,oysa onların insanlığı öğrenip ruhsal manto giymeleri için reenkarnasyon dizileri denen öğreti programları var, zira insanlık hasletleri denen empati kurma ve kendi iç sesleri ile konuşabilmeleri olayları objektif değerlendirmeleri için uzun ve ibretlerle dolu dünya programları geçirmeleri gerekli, bu da kolay bir yol değil,

Evet çok doğru. Endişe duymak plana ve işleyişe güvenmemekten kaynaklı kh içgüdüsü. Veya düzeltmek için ne yapmalıyız diye düşündüğümüz durumlar.. Çok doğru bir tespit.


Dionysos

#1901
Alıntı yapılan: sirera - 28 Temmuz 2024, 16:57:12 Sokak hayvanları hakkındaki katliam yasası konuşulduğundan bu yana düşüncelerim örümcek ağı gibi yapışkanlaştı adeta hareketsiz. Sanırım dumur böyle bir durum.
Karanlığa o kadar mı hapis bu yürekler, çocukluğunda bir lokmasını sokağındaki hayvanla paylaşmak için ayırmamış mı.
20 yıldır sokağımızdaki canımız Çomarımızdan, Karabaşımızdan ne isterler gerçekten anlayamıyorum. Bin köpekten bir tanesi ısırıyor ve Twitter da hep yeni bir saldırı gibi gösteriliyor, her gün . Köpekler koruma içgüdüleri ile ezelden beri ısırırlar. Konuya duyarsız olanların da çoğunun OP olduğunu düşünüyorum yasayı çıkarmak isteyen grubun da.
OPlar hakkında son gelen bilgi ile tanıdığım herkese bir dizi soru sormaya başladım. Bu tanıdıklarımdan birkaç kişinin hiç bir zaman kelimelerle düşünmediğinin cevabını aldım. Sorulardan birisi uykudan önce o gün ne yaptığı ve hatalarını görüp görmediği, bu hataları görsel olarak mı sözcüklerle mi şekillendirdiği idi.
Şöyle bir cevap aldım enteresandır,"asla hata yapmam her zaman en iyisini yaparım "
Bu cevabı veren kişi sevdiğim bir insan.
Başkalarının acılarına bazen duyarsız kalışını herkesin empat olamayacağı gerçekliği ile açıklamıştım kendime.
Ruhlu kişiler için önerilen destek verici Nordik birisi OPlar için ruhlu kişiler olabilir mi. Onlar da ruhsuz değiller gerçi hatalı tanımlama ruhsuzluk, anladığım kadarıyla ruh imzaları farklı sadece. Bir' in içindeki damlada, havuzdan mı damladın, denizden mi, okyanustan mı, ne farkeder.

Buraya bi şey yazmak istedim ama ilk etapta bocaladım ve dönüp tekrar açtım.

4KH ta bizi telef etmek istiyor ama sanırım OP değil. Duyarsızlık nedir bilmiyorum.
Duyarlılık nedir onu da bilmiyorum. Kedi ve köpeklerin üzerine çok düşündüm. Burada köydeyiz kediler sokaktalar, sahipsizler ama insanı sahiplenmeye başladılar. Eskiden yabancı gibilerdi şimdi köpek olmayan her kapıya gidip kendileri konaklıyor ve dolaylı sahiplenmişsin gibi oluyor. Eve almasan da senin kapındalar. Burada yıllarıdr bu şekilde kediler var. Yani bizim bir kedimiz var ama yok. Bazen soran olur kedi kimin diye? Vallahi kedi kendinin diyorum kimsenin kedisi değil kendinin kedisi . Sahipsiz başıboş köpek ise burada köyde yoktur. Kentte olur. Kedi niye böyle oldu?
Kedi bana sokulsa git kedi arkadaşlar bul derim. Ne anlar bilmem. Önüne makarna ve artık ekmek koyuluyor. Aşağısı orman. Üçte biri kadar hemcinsi var (kara ayaklı kedi) dünyanın en iyi avcısı.
Ambar yok faresi olan. Bir tarla var köstebekleri tutmalı tarla deik deşik.
Ona diyorum ki insandan dost olmaz ne kadar özgürlük o kadar iyi.

Kediye bakıyorum ne yapmalı? İnsan artığı yiyor ve istiyor. Avcı. Etraf kuş, fare ve kertenkele dolu ve yakalayabiliyor da. Hiç annesi öğretmese de. İki ayrı erkek kediyi büyürken izledim. Başta zorlanırlar sonra gecelerri ağaçlara tırmanırken ve av tutarken görürsün. Avla oynuyorlar. İçgüdüsel.

Köpeklere bayat ekmek sipariş ederler. Bu onları hasta ağrılı yapar. Eklemler, kemikleri diyabet, inflamasyon. 
Köpeği düşünüp durdum. Bu tür yok. Doğaya salsan? Mesela ormanalra atsan.
İnsana muhtaç , ilgiye muhtaç,kurulmuş yani.
Komşumun cins bir av köpeği vardı meşhur. En son kurbağa yemiş olduğu için ölmüş oalbilceğini duymuştuk.

Burada bir kaç kilometrekare içindeki tüm kedi ve köpekler her gece ev çöplüğü ve çevresini ziyaret ediyor. Gece 02:00 de kapıda yabancı bir kedi ve çöplükte köpekler. Köpeğe bir yerde mutlaka emek ya da ev yemeği artığı  veriliyor. Sahipliler.  Aşağısı orman. Domuz süreği sonrası gelip giden köpekler olur. Çoğunu tilki çakal yedi ona en kalırsa.

Türkiyede 4 milyon kadar başı boş köpek oalbileceği söyleniyor ve Avrupa gibi yerlerde başıboş hayvan olmadığı söyleniyor. Sanırım sorun bu miktar.

Sanırım şöyle bakıyoruz. Gençler işsiz, ekonomi berbat, milyonlara varan göçmen var ve bir de köpek bakacağız, kim bakacak? Devlet bunu kamplara alsa barınaklarda 4 milyon köpek. Üremesi özgürlüğü ksıtlanmış. Bu iyi mi? Bilmiyorum
Şu an çöp yiyorlar ve kamu vergisiyle bakılacak demektir ve 4 milyonluk kamp. Bunu oylayalım
Bir kerelik ölüm kampı. Dişi erkek ayrılmış üreme yasaklanmış.

Bence şöyle bakmalı. Hayvanserver gerçekten hayvanseverse neden sivil örgütlenmez? Bakım ya da barınak için onlar toplamaz. O da devletin sırtına yıkıyor. Devlet kasa boş diyor ve insanlardan tepki var.

Çözümün alternatifi nedir? Bilmiyorum
Yasaya karşı çıkanlar ne önerdi? Öneri var mı? Bilmiyorum
Yani sivil inisiyatif karşı çıktığında devlet bakımı mı öneriyor?

Köpek sorunun çözümünün herkes gerekirse eve bir köpek alsa ve beslese yem verse buna gücü yetecek ekonomik altyapı sağlanması olacağını düşünürüm. Başka nasıl çözeriz?
Yine de 5 milyon olmasın diye üretmezdik. Üremesien kaşrı çıkardık. Cinsel özgürlüğünü aldın. Yaşam hakkını aldın çünkü en kuvvetli içgüdü üreme istenci bu neslin devamını sağlar. O halde hreşeyi aldık. Bağımlıköle alt tür ve sömürürüz.

Bu şöyle. Yapılan atalar tarafından yapılmış. Yani kedi köpek insan bakımına alınmış. Atalar. Karmik yük. Yerli belgesellerinde babunu bile evcile alanları gördük çünkü yırtıcıları uyarabiliyormuş. Köpek hala görev için kullanılır. Av, bekçilik vb. Kediyi neredeyse kullanmıyoruz. Onları umursamak gibi bir borcumuz var ama umursamanın ne olabileceğine karar veremedim. İlk etapta özgürlük özgürleştirme düşündüm. Sanki hiç yolu yokmuş gibi. Bir barınakta çürütmek, ona karbonhidrat yedirmek, kendi bakımına almak hiç biri bence iyi değil. ETi taze sunmakta iyi değil avc avlanır.

İnsan çöpü yemek iyi mi? Hele atası kurtsa.

Şimdi düşünüyorum. Köyde başıboş köpek yok. Dişi köpeğin olsa üremesine sen karar verirsin. Bunlar kentte sokağa salınmış.  Bence toplum bir tercih yapmalı. Yani söz hakkı seçim.  Biz konsensus sağlayamayız ve o halde ya çoğunluğun ya iktidarın dediği olur ki iktidar çoğunlukla seçilmiştir o halde bizi temsil eder. Eğer politik iradenin tercihleri çoğunluk vicdanıyla uyumlu değilse umarım değişir. Diğer durumda emin olamadım.

Şimdi köpek ve hayvanseverler şuna da bakmalı. 4 milyon başı boş köpek sorundur. Bunların yeri geldi insanı yaralaması ciddi bir sorun. Kimse çocuğunun böyle yaralanmasını istemez ve içinde bulunulan ülke sanırım 4 milyon köpeği besleyecek barınak ve diğer imkanlara sahip değil ya da böylesi bir yatırımı gündeme getirsek sen önce işsizi açı doyur derlerdi.

Umarım bir fikir gelişir ya da tarafları mutlu edecek bir şey yani diğer durumda insanı da kıracak gibi.

Bir tür kamuoyu diye bir şey olmalı ve tartışabilmeli kavga dışında ve hatta kavga ve birbirine verynasın lanet okuma vb dışında diyelim. Yani biz bunu tartışmalıyız. Politiklerin ilk farketmesi gereken. Kamuoyu. İlk konsensusu arardık sonra konsensus yoksa_?

Şunu bile düşündüm. Belli türleri kısmen milli park gibi çevrilmiş doğal alanlara bırakıp takip bakma kendi başına ypaaibliyor mu (özgürleştirme) doğaya geri kazansa. Diğer durumda yaptığımız hiç bir şey iyi değil.

Olması gereken ve olmayan şu. TRT gibi bir ana ekran ve münazarcılar ve forum ve kişiler bunu -sesli- tartışıyor. (Tepeden fikir veirlmiyor, kamuoyu vicdanı yoklanıyor uzlaşı aranıyor)
Ali Kırca ya da adı hatırlanmayan tombul adam  gibi TV halk forumu. Unutulan bu.
twitter kavgası değil.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sirera

#1902
Artık öyle forumlar da kalmadı galiba Dion, herkesin birbirini dinlediği arada bi sessizlik olduğu. Arkadaşların, tanıdıkların izlediği oturum programlarında genellikle bir kavganevi, rol kapma telaşlı oturumlar görüyorum.

Bundan önceki yasada kısırlaştır aşılat yaşat aldığın yere bırak denilen uygulama yerel yönetimlerce yapılmış olsaydı bu kadar üreme olmayacaktı.

 Karabaş, paşa, çomar, inci, izzet, balkız ismindeki köpeklerimiz sessiz sakin sokakta yerde yatan mutlu mesut varlıklardı.
Atalarımızın evcilleştirdiği köpek bizimle birlikte sokakta da  evrimini sürdürürdü. Yattığı yerden sen bakınca tek gözünü açar bakar miskince gülümserlerdi. Evet köpekler gülümserler.
Şehirlerde dışarısı yorgunluktur, benim için öyle.
Yorulursun iş gününün sonunda o gülümseyiş atalardan gelen bir hediyedir adeta. Soluk alırsın.

 Ancak köpeklerin sürü halinde yaşamaları ve kontrolsüz çoğalmaları tıpkı insanların birarada anlayışla konuşmayı, birlikte yaşamayı, sessizce dinlemeyi unuttukları sürü psikolojisindeki davranış bozulmasında olduğu gibi onların da bazılarını havlayan saldıran köpekler yaptı.
Biraraya gelip özel barınaklar kuranlar var, dernekler vs hatta yurtdışından destekli olanlar da var sanırım hepsi başka başka hikayeli. Belki daha fazlasını yaparlar. Ama bir köpeğin yaşadığı sokaktan alınıp hapsedilmesi mi ölmesi mi daha iyi karar veremiyorum .
Geçen hafta,  bir gün sonra büyük bir fırtına yaklaştığı belliydi. Bir anne kedi var yaşlı. Yaşlı olduğu için belki 3-4 senedir yavruları ölüyor, tuhaf yerlerde doğum yapıyor kurumuş otların arası gibi. Bu defa da izledim yine tuhaf bir yerde yavrular. Ona beslenmek için geldiğinde gözlerinin içine bakarak meramımı anlattım.  Bir saat sürmedi birinci yavruyu getirmesi. Birkaç saat içinde dört yavru getirdi. Bahçede paletlerden yaptığım kanepe gibi bi eşyanın altına girdiler. Gerçekten büyük bir fırtına koptu.  İyi ki beni anlamış. Hiç ıslanmadılar. Bizim zihnimiz parçalı onlarınki tam. Sen seslen sadece, biz sağırız ancak  flora ve fauna ya. Dilsiziz de.

Şehirde işlerinden evlerine giderken veya sabah uyanıp  besleme yaptıkları köpekleri nasıl sahiplenebilirler ki. Hepsi toplanıp öldürülmeye başladı bile. Gecelerdir uyuyamıyorum. Ne olacak bilmiyorum. Bölük pörçük yazım belki o nedenle. Esnafla konuşuyorum, saldırı hikayeleri var, irkiliyorum ürküyorum onları da anlıyorum. Tek bir çocuğun en ufak bir hasar görmesini ben de istemem. Güven duyulan köpekler bırakılabilirdi en azından diye düşünüyorum. Saldırgan köpekleri rehabilite edip güven kazandıracak eğitime sahip kimse var mı, yok!

Yakın  dostluk kurmadıysan bi bağlılık hissetmemek normal. Toprağını ağacını korumak isteğine yakın belki biraz daha öte bi dostluk.

Güç gösterisi. Aşıları zorla dayatmak gibi. Taksim ve doğa ayaklanması sırasında aniden çıkan kuduz salgını var diye yok yere toplanan köpekler gibi. Savaş uçaklarını bayramlarda gösteren üçüncü dünya ülkeleri gibi.  Köksüzüz. Bundan biçareyiz. Şuursuzluğumuz da bundan. 
Kullanmak olarak tanımladığımız  Kh zihin yapısı hepimizde var. Hepimiz OPuz bu açıdan da baktığımızda.  Bazı bitkiler çiçek açmaz meyve vermez yaprağı güzeldir görmek mutlu eder. İşe yarar mı yaramaz, yenmez çünkü. Kediler işe yarar mı hayır! Kullanamazsın onu o seni köleleştirir hatta ama güldürürler işte. Komiktirler!

Yıllar önce bendeki bir köpek de ağzına kurbağa aldığından dolayı öldü. O kurbağanın 24 saat kalbi durduran sonra uyandıran bir zehire sahip olma olasılığı varmış.  Bilseydim o zaman. Sonra öğrendim.

Bir söz vardı, bir yere taşınacaksan kedi ve köpeklerin haline bak şişmanlarsa ve bakımlılarsa oraya taşınabilirsin diye.  İyi insanların olduğu sokaklarda sokak hayvanları da mutludur, sakindir. Hatta anlayışlıdır diye.

Herkesin tarafını seçmesi gerekiyor, çünkü polarize olarak direnç oluşturulur. Bu seçim yapılamadığı için yapılamadığı için saldırılar artıyor.
FAUST: ....kimsin sen nihayetinde?
MEPHİSTOPHELES: Sonsuz kötülük isteyen ve sonsuz iyilikler yapan o gücün bir parçasıyım

İyilik etmek için merhameten değil yapılması gerektiği için. Onbinlercesi toplandı dünden bu yana henüz yasa çıkmamış olsa bile. Sakat, yaralı hayvanın ölüm hakkını o anda veriyorlar.
Sana uygun enerji alanına yakın bir tanesinin sorumluluğunu üstlenmek bile hayata olan inancı tazeler diye düşünüyorum tabii o hâlâ kendi kendisinin köpeği olacaktır.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#1903
YORUMLAR 225

S: (Ark) Kuantum rastgeleliğinin kilit noktası nedir?
C: Uzun cevap.
S: [kahkaha] (Perceval) Tablada gerekli simgeler falan yok. (Pierre) Bunun için özel bir tablaya ihtiyacımız var!
C: "Saf" rastgelelik diye birşey yok.
S: (Ark) Kitabımı okuyorlar. [kahkaha]
C: Herşey bilgiyken saf rastgelelik diye birşey olabilir mi? Sizin aleminizde gerçekten var olan herşey daha üstteki bir bilgi aleminden türer.
O halde nasıl "rastgele" olabilir? Kümeler.
S: (Ark) Kümeler mi? (Perceval) Matematiksel kümeler. Yanıt bu. (Pierre) Ne kümeleri?
C: Sizin aleminiz, yani 3. yoğunluk ve zaman bir "küme" teşkil ediyor.
S: (Ark) Küme teşkil ediyor...
C: Küme tanımlıdır.
S: (Ark) Ne? (Perceval) "Küme tanımlıdır."
C: Sınırlıdır.
S: (Mr. Scott) Yani eğer 4. Yoğunluğa gitmek istiyorsan, daha büyük bir küme yazabilmen için daha büyük bir kağıt parçasına ihtiyacın var demektir. Daha büyük bir kek dilimi.

******
Can alıcı bir konu daha ,daha doğrusu 4 ve üst Y ortamındaki zamansızlığı kavrayabilmek için benim ısrarlı arayışım, kısaca dünyasal lineer ölçekte takılıysak konuyu anlaşım standına getiremeyiz,

"C: Herşey bilgiyken saf rastgelelik diye birşey olabilir mi? Sizin aleminizde gerçekten var olan herşey daha üstteki bir bilgi aleminden türer. "

Her şey bilgiyken lineer anlayışı zamansızlık anlayışına bağlayan bir zihinsel yokuşu tırmanarak bu konuyu daha iyi anlayabiliriz, izah  güç olmakta zira zamansızlığı tam kavrayamayan boyutsal doneler kafamızda barajlar yaratıp "imkansız bu" demekte ama bütünlüğü anlamaya oturan özsel yapımız bunun mevcudiyetine doğru bizi zorlamakta,

Zamansızlığın genel karakteri geçmiş ve geleceği olmayan bir tavırda düşünmeyi becerebilmek demek ,o halde bilim ve bilgi yolunda dünyada söylenecek bulunacak her şey zaten bu oluş işini bitirmiş bilgi alanına yerleşmiştir,
Şimdi bir şey bulamadım ki ,o halde böyle bir olgu yok ( bu yokuşun başındaki kısıtlı idrakimiz ),ama şu gerçek  ki  bir başkası aynı konuda düşünüp gerçekleştirmişse o olgu yerini bulacak bilgi alanında olacaktır ,ta ki siz fark edene kadar,

Bu fark etme işi dünyada zamana bağlıdır, oysa oluşma işi tamamlanmışsa zamansız üst yoğunluk anlayışında  böyle bir eylem yok özgür iradeyi kullanıp o bilgiye bakmak kafi, yani o anda ilgilenmek,

Hatta bu ilgilenilen olaylar çeşitliliği aynı anda ilgi duyan ruhun bilincinde zamanı terk etmiş vaziyette aynı anda vardır,ruh seçtiği olay üzerinde farkındalıktadır,

Lauranın göçmüş bir 5Y de olan dostu ile yaptığı konuşmada o kişinin aynı anda Yeni Zellanda da  bir tecavüz olayına şahit olduğunu ve hatta müdahele edecek kelimeleri söylediğini ve bunun konuşmaları esnasında bahsedilmesinden dem vurulmuştu,gerçekten olay o ülkede olmuş bir sonraki gün gazetelerinde Laura haberi görüp işaret etmişti,alıntıyı buldum,

"S: (L) S  kalp krizi geçirdiğinde, tıbbi yardımın ulaşması 20 dk. sürmüştü. Onu yaşam ünitesine bağlayıp bitkisel hayata döndürdüklerinin çok öncesinde beyin ölümü gerçekleşmişti zaten. Ben hastanede bir süre yanında kaldım. Onula konuşarak, geri getirmeye çalıştım. Ona reiki verdim ve daha bir çok şeyi denedim. Ve sonra onunla konuşup konuşamayacağımızı Kasyopyalılar'a sorduk ve Kasyopyalılar, onunla konuşabilmemiz için kendilerinin aradan çekilmeleri gerektiğini söylediler.
Onunla konuştuk. Ve konuştuğumuz varlığın o olduğuna, oldukça ikna edici bir konuşmaydı. Onunla konuşurken bir radyo istasyonundan ve yakında duyacağımız, Yeni Zellenda ile ilgili bir haberden ve bir de 'genç kıza zarar verme!' gibi bir şeylerden bahsetti. Bana o kadar çok şeyden bahsetti ki, iletişim kurduğumuz kişinin gerçekten de o olduğundan emin olmuştum, her ne kadar bedeni tamamen yaşam destek ünitesine bağlı olarak canlı bir şekilde hastanede yatıyor olsa da. "

Bir bakıma şu bilgi demeti konuyu başka yöne taşıyor,

"C: Herşey bilgiyken saf rastgelelik diye birşey olabilir mi? Sizin aleminizde gerçekten var olan herşey daha üstteki bir bilgi aleminden türer. "

Tekrar bu kısmı aldım ,daha üstteki bilgi aleminden türer,ne demek

Bu üst alem üst yoğunluklar da olabilir veya çeşitli varlıkların alabildiğine ziyaret ettiği kadimde  medeniyetler geliştirip yaşadığı dünya ortamı da olabilir ,sonsuz sayıdaki galaksilerde olanların türettikleri ve bilgi alanına kattıkları da  olabilir,

En yakını dünyada yüz bin senelerce evvel yaşamış Lemurya ve Atlantis medeniyetini düşünelim ,her nevi teknolojiye sahiptiler kristal kullanımı ile elektrik veya ona benzer teknoloji sahasında klonlama ile "şey" ler yaratma ve onlardan kurtulmak için lizer silahları falan kullandılar, son derece ileriydiler,bizlerin oh şunu da bulduk kullanıyoruz dediğimiz teknolojinin çok üst segmentlerine ulaşmış hatta iklimi bile değiştirebilecek kapasitede idiler,

Dünyanın buzul ile yer yer örtüldüğü devrede Antartikada ılıman bir iklim sürüyordu ,teknoloji sayesinde elde edilen,

"C: Hayır, çünkü tüm o sevimli, pırıltılı okyanuslar pek de pahalı olmayan bir gayrimenkul olan sevimli bir adanın civarında birbirleri ile kesişirler!
S: (A) Şaka yapıyorlar! Sanki çok fazla içmiş gibi davranıyorlar! Bu söylediklerinin ne anlama geldiği konusunda en ufak bir fikrim  yok.
[Laura  bir  atlas  getiriyor  ve  soruda  geçen  bölgeye  incelemeye  başlıyor] (L)  Tamam,  söylediğiniz  anlamdai  sevimli,  pırıltılı  okyanusların
çevresinde birbiriyle karıştığı tek ada Antartika.
C: Evet.
S: (L) Bu anlamda... (A) Tamam, bu bizi Piri Reis haritası hakkındaki soruya getiriyor. Bu haritanın orijinal kaynağını öğrenmek istiyoruz.
C: Karmaşık, ama haritanın kökenleri M.Ö. 14.000 tarihlerine dayanıyor.
S: (A) Atlantis ?
C: Yakın.
S: (L) Bu harita, Antartika henüz buzla KAPLANMADAN önce mi çizilmişti ?
C: Evet.
S: (L) Kutuplar o zaman farklı bir lokasyonda olduğu için mi Antartika buzlarla kaplı değildi?
C: Hayır.
S: (L) Tüm Gezegen buzla kaplı olmadığı için mi Antartika da buzlu kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Tamamen [bugünkünden] farklı bir lokasyonda olduğu için mi buzlarla kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Neden buzlarla kaplı değildi ? (A) Çünkü iklim daha sıcaktı.
C: Teknolojik olarak sağlanmıştı.
S: (L) Niçin birileri, Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda iken, teknolojik yöntemlerle Antartika'yı ısıtmak istesinler ki ?
Antartika ile ilgili bu denli önemli olan nedir ?
C: Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda mıydı ? Pek öyle sayılmaz.
S: (L) Gezegenin geri kalanı neden yaşamaya uygun değildi ?
C: Buz.
S: (L) Yani Gezegenin geri kalanı buzullarla KAPLIYDI ?
C: Hayır.
S: (L) Burada bir şeyi kaçırıyorum sanırım. (A) Gezegen'in geri kalanının büyük bir bölümü buzlarla kaplıydı ama hepsi değil.
C: Evet.
S: (L) Peki buzlarla kaplı olmayan bölgeler dururken, neden özellikle Antartika ?
C: Ne ?!?
S: (L) Varmak istediğim nokta şu : Başka bir yerlerde bulunmak daha kolay iken koca bir adanın buzlarını çözdürmeye çalışmak niye ?
C: Herşeyden önce biz sıranın Ark'ta olduğunu sanıyorduk. Ama madem sordun; hala apaçık değil mi ? Manyetik güç ızgarası fiziği, Elektro Manyetizmadan yararlanma. Kristaller ve diğerleri. İçerilere doğru giden patikalar mı arıyorsun ?"

Bu bilgiler sonunda bilgi alanındaki daha üsttekiler diye adlandırılanların da doldurduğu bu son derece yoğun bilgi ortamında "bilgi alanında"saf rastgelilik olabilir mi.

Ara..


sybleman

Eline sağlık Tgur abi. Güzel bir konuya değinmişsin.

Atlantis ve Mu kapanışının edgar cayce'den alıntılarla anlatıldığı bir video
https://www.youtube.com/watch?v=Xh-DhO6G7ZI