Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 11 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

memed

#1185
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Evet memed ,
"Bu yüzden yazdıklarınız cok degerli .Çünkü baktıgımız yön aynı .
Kafamızı mesgul eden soru ve sorunlar aynı."

Demişsiniz çok doğru,beyin hakkındaki o harikulade yorum ve aktarımlarınıza bendeki hastalığın tezahürü olarak K.lardan kotarılmış yine ileriki çalışmamdan bir kesit sunuyorum sanırım tamamlayıcı yahut bu husustaki bilgiyi genişletici olur,

----------------------------------------------
S: (L) Peki, başka bir konuya geçelim; ön-kodlanmış bilgi sinyalleri nasıl gönderiliyor?
C: Sorunu açıklar mısın?
S: (L) Bu son konudan önce ses dalgası odaklamasıyla mesajların gönderilebildiğinden bahsediyorduk.
C: Hayır, ses dalgası odaklaması, hisler, duygular vb'ni değiştirmek amacıyla beden ve beyin kimyasının değiştirilmesi için tasarlanır ve bu, zihinsel düşünce kalıplarının değiştirilmesine neden olabilir. Fakat mesajlar yüksek frekanslı ses dalgalarıyla gönderilmez.
S: (L) Nasıl gönderilirler?
C: Mesajlar, Serbest Biçimsel Görüntüleme denen bir yöntemle gönderilir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Düşünce transferi anlamına geliyor.
S: (L) Peki bu nasıl yapılıyor? Hangi sıklıkla yapılıyor?
C: Yanlış kavram. Bu konuda "sıklık" gibi bir faktör yok. Yine ne yazık ki anlamadığınız bir yöntem söz konusu. Fakat, tüm sorulara yanıt aradığınız için, bunu açıklamanın tek olası yolu şunu söylemek: bir boyutta oluşturulan bir düşünce diğer bir boyuta, yani sizin boyutunuza gönderiliyor.
S: (L) Tamam. Belirli bir hedefe gönderilebiliyor mu?
C: Kesinlikle.
---------------------------------------------------------
S: (A) Blanchard ile birlikte geliştirdiğim ve bir derginin üçüncü hakemi tarafından yakın bir zamanda eleştirilen teoriyle ilgili bir sorum var. Makale reddedildi. Aslında bir anlamda hakem temel olarak haklıydı. Yaptığımızın doğru yönde ilerlediğini düşünmüyorum tam olarak. Bu çalışmaya hep aynı yönde ilerleyerek on yıl zaman harcadım ama sonra ilerleme durdu. Sorun, Quantum Teorisini anlamamam. Quantum teorisini anlamak için bu teoriyi geliştirdik ki bu teoriye göre Dünya kısmen klasik kısmense quantum. Ama elbette Dünyanın hangi kısmının klasik olduğunu bilmiyoruz. Stapp bunun akıl, bilinç olduğunu düşünüyordu, Penrose ise çekim diyordu. Sorum şu: Blanchard'la birlikte on ya da daha fazla süredir geliştirmekte olduğumuz bu teori ileri atılmış bir adım mı, yoksa Phipps'inki gibi zırva mı? Tamamlayarak ilerleyebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki, ileri bir adım olursa, cevabını bilmediğimiz esas soru şu: Klasik olan ne? Çekim mi, bilinç mi ya da başka bir şey mi? Ne? Ya da belki herşey klasik...
C: Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk. Bilincin algılaması olmadan hiçbirşey varolamaz.
Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu.
Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal.

----------------------------------------------------------------------
C: Size veriler ve ipuçları sunduk. Bilgi beyinde uygun bağlantılar kurmaya yönelik çabalar yoluyla edinilmek zorundadır.
S: (L) Beyinde bağlantılar kurmak neden bu kadar önemli?
C: Çok basit; alıcınızı yapmak için!!!
S: (L) Yani veri ve bilgi edinmek ve bunu beyin gücü sağlayacak şekilde yapmak çok önemli çünkü beyin insanın alıcısı. Alıcının aldığı şey... (Galatea) Kozmik bilgiler.
C: Yüksek enerjiler!
----------------------------------------------------------------------
İlk alıntıda üst yoğunluktaki bir düşüncenin belirli hedefe gönderilmesi işleniyor yani bu hedef 3Y deki birinin beynine,

Konuyu buraya getirince o çok önem verip kıvrımlarının geliştiğini ve hemen hemen bildiğimiz evrensel ve dünyasal ne kadar oluntu varsa hepsinin tasarlayıcısı fark ettiricisi ve kişinin benliğini yönlendirici olarak beynimizi anlıyoruz,

Ve burada yanılıyoruz,veya eksik kalıyoruz,

Beynin çeşitli kimyasallarla hormonlarla ve oluşmuş nöron bazındaki iyonsal elementlerle bir çok grift ve ancak yeni yeni fark edilen kabiliyetleriyle bahsi geçen evrende ne varsa oluşturan olarak ortaya çıkaran olarak tam olmadığını anlıyoruz,

Zira,
"Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu.
Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal."

Ortada bir ayrılık var ,daha iyi anlayabilmek için başlangıçta "yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan" gibi  ilinti olduğunu anlasak da ,daha ayırımcı bir anlayışta olmalıyız,

Evrensel manada yapılan işlenen kotarılan ne varsa ki ona K.lar "bilinç" demekteler ve beyin onu sadece ifade eden bir alıcı,
İlaveten "çekim"olarak bahsi geçen yer çekimi değil ,tamamen başka mahiyette olan bir unsur onun hakkında çok aktarım ve yorumlarda bulunduk sanırım okumuşsunuzdur,

Sevgiler..

--------------------------------------------------------

Dünya üzerinde uygulanan karantinanın nasıl bir şey oldugu kim tarafından yapıldıgı nasıl denetlendiği ve amacının ne oldugu ile ilgili bilginiz var mı ?

Tgur

#1186
Bu karantina ızgaralar vasıtası ile, dostlarla yaptığımız alıntı ve yorumların bir kısmı, velhasıl dünyamız bir yankı evrenine çevrilmiş KH ablukası altındayız,


https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27106

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27121


memed

#1187
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bu karantina ızgaralar vasıtası ile, dostlarla yaptığımız alıntı ve yorumların bir kısmı, velhasıl dünyamız bir yankı evrenine çevrilmiş KH ablukası altındayız,


https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27106

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27121


-----------------------------------------------
Tesekkür ederim :) Ben doğru oldugunu sandıgım bir ek yapmak istiyorum.

Kullanılan elektromanyetik karantina aynı zamanda baska asronomik bölgelerden Dünya gezegeninin teshis edilemesini engelledigini okumustum bir zamanlar. Uzayda bizim gibi türleri bulmaya calısan cok da iyi niyetli olmayan medeniyetlere karsı bir hat seriyor .Bir çeşit hayalet ucak gibi bir hayalet gezegen yaratıyor.
Bu dönemin zorluklarından bir tanesi de ,bu karantina hattının dagılma sürecine girmesi ve dıs uzaydan gelebilecek etkilere de acık olmamıza yolacıyor.

Yani her hayırda bir şer ,her şerde bir hayır gibi düsünün.

Bu dönemde gezegenin bir çeşit elektro frekans ve boyutsal kıyamete girdigi için artık uzayda parlayan bir gezegen görüntüsü veriyor.

Yine kişisel fikrim ; bu karantina alanını yaratanların sadece KH oldugunu düsünmüyorum.

Bize anlatılmayan , anlatılamayan cok fazla sey oldugunu hepimiz biliyoruz diye düsünüyorum .




memed

#1188
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bu karantina ızgaralar vasıtası ile, dostlarla yaptığımız alıntı ve yorumların bir kısmı, velhasıl dünyamız bir yankı evrenine çevrilmiş KH ablukası altındayız,


https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27106

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27121


-------------------------------------------------
'''   C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor.
Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir.   '''

Dinler insanlıgın frekans degerlerini düsük tutmak için , zamanından önce çiçek açmasını engellemek için ve bu elektromanyetik karantinayı desteklemekya da zamansal etkinliğini arttırmak içinde varedildiklerini düsünüyorum.
Dinler konusunun bize anlatıldıgından cok cok daha karmasık ve KH ile BH nin bir çeşit savas alanı oldugunu da düsündüğümü daha önce belirtmiştim.

Özellikle sirius 'un dinlere arka cıktıgını düsündükçe .
Lütfen yanlıs anlamayın beni. Ben saf gercegi arıyorum ve bundan dolayı da yargılamadan , keskin bir biçimde pozitif negatif demeden gerçege ulasabilecegimizi düsünüyorum .

Tgur

#1189
Verdiğiniz doktor dostların aktarımları da müthiş ,

Ve sonuçta uğraştığımız ve hastalık olarak telakki etmiş olduğum K.lara yandaş bilgilerle oynamanın,üzerinde yorumlar yapmanın ne kadar doğru bir yolda olunduğunu gösteriyor ,gerçeği veriyorlar ve bazen de gerçeği bulmak için insanın beyin jeneratörlerini çalıştırmasını sağlıyorlar bu yolla kişilerin beyinsel beceri ve araştırmaları ile olay ortaya er geç çıkıyor,

Belki soracaksınız diye düşünüyorum beyin nasıl alıcı olur diye bu hususta evvelki tekrarıma bir tekrar olarak şu alıntıyı veriyorum,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27327


Tgur

#1190
memed kardeşim dinler hakkında şu oldukça fazla tekrarladığımız çıkış sebepleri ve neticede Orion KH e ait bir düzenleme olduğunu anlatan kısa bir aktarım sunuyorum ,ayrıca Sirius ise  Orion gezegen gurubunun çok küçük bir elemanın onu da bulursam aktaracağım,

-----------------------------------------------

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle
"Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu,sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler,
bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.



Tgur

#1191
Sirius ve bilgi sevgi hakkında kısa bir bölüm ,

-------------------------------------------------
 
C: Kaçırılmalar temel olarak Griler tarafından gerçekleştiriliyor. Fakat diğerleri de kaçırma olayları gerçekleştirebilir, gerçekleştirecek ve hatta gerçekleştirmişlerdir. Ama bu olduğunda, kaçırılmanın yapısı farklıdır.
S: (L) Şu anda Sirius bölgesinde insanlarla etkileşime giren herhangi pozitif dünyadışılar var mı?
C: Durun şimdi! İlk olarak kullandığınız terimin ne anlama geldiğii öğrenmelisiniz: Dünyadışı, tabii ki sizin seviyenizde kullanılan en doğru terimlerden biri. Dünyadan olmayan herşey dünya dışıdır. Dünya yüzeyi ortamında yaşayanların kendilerini üstün tür olarak veya evrende yalnız olarak veya kozmostaki tek tür olarak ifade etmeleri son derece gülünçtür. Bu bir kum zerresinin üzerindeki mikrobun kendini tüm kumsaldaki tek canlı olarak görmesine benziyor değil mi? Şimdi siz Sirius civarında bir varlık olup olmadığını sorduğunuzda bu yine bir plajdaki kum zerresinin üstündeki aynı mikrobun, deniz kabuğunun civarında herhangi bir varlık olup olmadığını sormasına benziyor...
S: (L) Ama ben özellikle dünyayla etkileşim içinde olanlar var mı diye sordum!
C: Ve biz de o soruyu yanıtlıyoruz. Bu fırsattan faydalanıp olayları sizin daha iyi odaklanacağınız bir noktaya getiriyoruz. Ve bu mesajların sadece siz değil başkaları tarafından da duyulmasını umuyoruz. SİZ bu kavramları tam manasıyla anlayabilirsiniz ama herkes anlayamayailir. Bunun farkındasınız değil mi? Bu yüzden bu bilgiyi veriyoruz. Şimdi soruna cevap: Sirius civarında pozitif yönelimli veya BH varlıklar var mı sorusu, yine cevaplaması zor bir sorudur çünkü "Sirius civarı"nı nasıl tanımlayacağımızı bilmiyoruz. Ama eğer Sirius'a, sizin mesafe ölçümünüzle yaklaşık bir ışık yılı uzaklığında bir mesafeyi kastediyorsanız, o zaman o bölgede 3. yoğunlukta bu tür varlıklar olmadığını söyleyebiliriz. Ama bu bilgi, 4.'den 6.'ya kadarki yoğunlukları açık bırakıyor. Zaten bildiğiniz birşeyi vurgulamak istiyoruz; bu konuda düşünülmesi gereken o kadar çok şey var ki, etrafınızdakiler belirli bölgelere veya yıldız sistemlerine referansta bulunup oradan veya şuradan gelen varlıklardan ve amaçlarının şu veya bu olduğundan bahsettiklerinde, bu gülünç birşeydir.
Çünkü eğer evrenin, tüm evrenin, olası tüm yaşam boyutlarının GERÇEK yapısını biliyor olsaydınız, o zaman bilirdiniz ki herhangi ve her şey mümkündür ve GERÇEKTEN mevcuttur! Bunu UNUTMAMALISINIZ.
S: (L) Yani bu insanlar haklı mı?
C: Tüm bu insanlar haklı ve tüm bu insanlar haksız. Çünkü gökyüzünde bir noktayı gösterip herhangi bir bölgeyi şunun veya bunun "Evi"
olarak tanımlamak aptalcadır.
S: (L) Ama ya gerçekten öyleyse? Orionlar Orion'daki bir yıldız sisteminde yaşıyor, değil mi?
C: Siz de öyle.
S: (L) Ama şu anda orada yaşamıyoruz!
C: Önemli olan bu değil. Eğer üçüncü yoğunlukta, güneş olarak tanımladığınız yıldızınıza galaksinin başka bir noktasından baksaydınız,
Orion sisteminin bir parçası olarak görünürdü, değil mi?
S: (L) Muhtemelen.
C: O halde belki şu anda neyden bahsettiğimizi anlamaya başlıyorsunuzdur? Bir seviyede ve bir anlamda.
S: (L) Bu varlıklar uzaydaki büyük menzilleri aşıp buraya nasıl geliyorlar?
C: Size daha önce söylediğimiz gibi yedi yoğunluk seviyesi var. Ve bu seviyeler sadece fiziksel, ruhsal ve eterik, ve maddesel varlık
durumlarıyla değil, aynı zamanda, daha da önemlisi, farkındalık durumuyla ilişkilidir. Görüyorsunuz ya, farkındalık durumu, tüm yaratılışın anahtar unsurudur. Şüphesiz size bunun büyük bir illüzyon olduğunu söylediğimizi hatırladınız değil mi? Eğer bu gerçekten büyük bir illüzyonsa, hangisi daha önemli, fiziksel yapı mı, yoksa farkındalık durumu mu?
S: (L) Farkındalık durumu mu?
C:  Kesinlikle.  Şimdi  ölçüm  sistemine  göre  gittiğimizde,  ki  anlamanız  için  basitçe  oluşturulmuştur,  birden  yediye  kadar  tüm  yoğunluk sistemlerinde anahtar kavram elbette farkındalık durumudur. Başından sonuna kadar. Yani yeterince yüksek bir farkındalık seviyesine eriştiğinizde  fiziksel  sınırlamalar  gibi  şeyler  ortadan  kalkar.  Ve  fiziksel  sınırlamalar  ortadan  kalktıkça,  sizin  algıladığınız  şekliyle  büyük mesafeler de ortadan kalkar. Dolayısıyla sizin görememenizin ve anlayamamanızın,herhangi bir şeyin mümkünlüğü veya mümkün olmayışı üzerinde kesinlikle hiçbir etkisi yoktur. Kendi yoğunluk seviyeniz hariç. Ve sizin şu andaki yoğunluk seviyenizde neredeyse kimsenin anlayamadığı şey de bu işte. Eğer bunu anlayabilirseniz ve diğerlerine aktarabilirseniz,türünüzün gördüğü en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Bunun üzerinde biraz düşünün.
Bunun bilincinize akmasına izin verin. Analiz edin. Parçalara ayırın. Ona dikkatlice bakın ve tekrar bir araya getirin.
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu. Daha yüksek yoğunluk
seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı? 
 
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de
bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
S: (L)Yani aslında...
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.
S: (L) Duyguların saptırma için kullanılabileceği de doğru mu, yani çarpıtılmış olan ve tamamen bedensel veya sahte programlamayla
yaratılmış duygular?
C: Sınırlandıran duygular ilerlemeye mani olur. Duygu aynı zamanda 3. yoğunlukta ilerlemek için gereklidir. Doğaldır. Varsayımlara dayalı
sınırlandırıcı duyguları, kişiyi sınırsız olasılıklara açan duygulardan ayırmaya başladığınızda, bu, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.
S: (L) Peki ya sevgi?
C: Ne olmuş sevgiye?
S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var.
 Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerrçekleştirilebileceğini söylüyorlar.
C: Sorun "sevgi" terimi değil,bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir.

Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.


memed

#1192
Plaides  de 7 yıldız var ve bir dolu gezegen .Ama plaideslerden konusunca ne konustugumuzu direk anlıyorlar.  Ama sirius deyince laf karısıyor nedense , halbu ki biz ne sordugumuzu biliyoruz.

Sirius konusunda çok ketumlar .Çünkü bu bir koalisyon ve zorunlu bir araya geliş .

Size tuhaf gelecek bir şey sormak istiyorum çünkü K bilgilerine çok hakimsiniz.

K bilgilerinde hiç viski ile ilgili bir cümle gecti mi ? Hatırlıyor musunuz ? Biliyorum garip bir soru :D :D

Tgur

#1193
"K bilgilerinde hiç viski ile ilgili bir cümle gecti mi ? Hatırlıyor musunuz ? Biliyorum garip bir soru :D :D"

Ne demek istiyorsunuz ,oldukça garip bir soru ? 


memed

#1194
İnsanın kendi kendini kandırma mekanizması cok ilginçtir ve bu özellik hepimizde vardır .
Ben 2017 yılına kadar hayatımda agzıma viski koymadım.İçemezdim .Sonra bir arkadasımın iknası vs ile 2017 den beri içerim.

Ve bir gün büyük olasılıkla rüyamda K'ların yani bu sitede ,Laura ya aksamları bir kadeh viski vücudunuzu günlük temizler gibi bir şey okudum . Çok net hala gözümün önünde ama ben bunu rüyamda görmüş de olabilirim . Kendi kendimi ikna etmek için.

Hiçbir zaman birileri tarafından onaylama gereksinimi duymadım .Kimin ne düsündügü de beni ilgilendirmez .Ama bu konuda gercekten okudum mu yoksa okıudugumu zannederek kendimi mi kandırıyorum bilmek istedim. O yüzden sordum böyle bir cümle gecti mi diye .

Sanırım kendi kendime önerdiğim bir şeyi ,kendimi kandırarak bilinçaltına bu şekilde sokmus olabilirim. Uzun zamandır merak ettiğim bir şeydi. Yani aslında konu kendi davranıslarım üzerine kendime bakıs . :)


Tgur

#1195
Birdenbire o başka sitelerdeki ilkellik bazına mı düştük diye endişelendim ,zira biz o yolu pek denemiyor ve tasvip etmiyoruz,ama bazen o ağız gevelemeye de yarar bilirsiniz tercih edenler oldu,

Evet K.lara hakimim ve çok memnunum,sandığınız veya rüyada gördüğünüz gibi viski bir çok yerde geçti ve az miktarının beyin kimyası üzerinde etkisi olduğundan bahsettiler ,sonuçta faydalıdır kanaatindeler ama ben pek alkol almam..


memed

#1196
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Birdenbire o başka sitelerdeki ilkellik bazına mı düştük diye endişelendim ,zira biz o yolu pek denemiyor ve tasvip etmiyoruz,ama bazen o ağız gevelemeye de yarar bilirsiniz tercih edenler oldu,

Evet K.lara hakimim ve çok memnunum,sandığınız veya rüyada gördüğünüz gibi viski bir çok yerde geçti ve az miktarının beyin kimyası üzerinde etkisi olduğundan bahsettiler ,sonuçta faydalıdır kanaatindeler ama ben pek alkol almam..


---------------------------------
O zaman rüya değilmiş  :) Tesekkür ederim.
Gerçekten cok hakimsiniz yazılanlara .
Yorumlarınız  yazıları cok daha anlamlı hale getiriyor .


cqkq

#1197
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.


Çocukken en merak ettiğim konulardan birisi de , bir insanın kendi cocugunun kafasını bıçakla  kesebilme durumuna nasıl gelebildigi ile ilgiliydi.( Hz İbrahim meseli )  Abarttığımı düsünenler mutlaka olacaktır .Ama ben son 1 yıldır şunu anladım : Bana medyayı verin ,diğer herkesi sansür etme olanagını da kullanarak bu ülkede ki entellektüel ya da daha ileri gidelim ,bogazici odtü eski mezunlarının bile cocukların kafalarını kesmeyi ikna edebilirim !!! Bunu onların özgür irade ( ! ) si ile yaptırabilirim .Üzgünüm bu benim düsüncem : Öldürücülüğü  1/1.000.000 olan bir kesime ( Cocuklar CDC covit  verileri ) birileri gen terapisi yapmaya ikna edebiliyor ise iHz. İbrahim de cocugunun kafasını kesmek isterken aynı durumdaydı.

Çocuklugumdan beri beni en cok zecbeden konu : İNANÇ tır .

Lakerda ( diye aklımda kalmıs  Reptilian röportajı ) yı izledigim zaman cocuklugumdan beri sordugum sorunun yanıtı verdi bana :

'' Sizin evrim sürecinize müdahale eden yaratıcılarınız ( ELOHİM= HUMONAİD TÜR )sizin DNA nızda bir açıklık bıraktılar .Bu acıklık sizin zihninize rahat girebilmek içindi . Ve bunu tüm üst boyuta erişimi olanlar ve biz reptillerde rahatca kullanabiliyoruz.Bu bir çeşit inanc geni idi . İnanc deyince aklımıza din geliyor.Ama hayır , bilim din agnostizm ateizm ya da her tür din ... ... ..vs vs vs  tümü ve tamamı bizim bilgiye erişimimize engel olabilmek icindir. Keske bulsam da gecen 2. biontec den sonra şeker hastası olup gidip 3. dozu yaptıran ve ben bilim aşıgıyım diye haykıran ama kandırıldıgını da anlayan bir kadının tweteni görseniz !

Bu benim fikrim elbette : Ama dünya nın en büyük problemi 
'' KABI DOLU OLAN İNSANLARDIR ! ''

Binlerce sene öncesinin amerikan yerlilerine gitti kafam birçok halk bir kurban töreni yapardı. Hatta en garibi bir kısmı en sağlıklı ve güçlü olanlarını bulabileceği bir yarışma yapardı, bu yarışma sonucu bu kişi son derece hevesli bir şekilde bu yarışmayı kazanır ve ödül olarak göğsünün yarılıp kalbinin çıkartılarak yerleşim yerinin ortasında sergilenip kurban edilme hakkı kazanırdı. İnsanlar kurban edilmek için yarışırdı. İbrahim meselesinde eskilerden kalma bir alışkanlık az kalsın devreye girecekti ki başkaları araya girdi ve aynı adeti devam ettirmedi.

memed

#1198
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed


C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.
-------------------------------------------------






Binlerce sene öncesinin amerikan yerlilerine gitti kafam birçok halk bir kurban töreni yapardı. Hatta en garibi bir kısmı en sağlıklı ve güçlü olanlarını bulabileceği bir yarışma yapardı, bu yarışma sonucu bu kişi son derece hevesli bir şekilde bu yarışmayı kazanır ve ödül olarak göğsünün yarılıp kalbinin çıkartılarak yerleşim yerinin ortasında sergilenip kurban edilme hakkı kazanırdı. İnsanlar kurban edilmek için yarışırdı. İbrahim meselesinde eskilerden kalma bir alışkanlık az kalsın devreye girecekti ki başkaları araya girdi ve aynı adeti devam ettirmedi.
--------------------------------------------------------------------------------------
 '' Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. ''




Evet anlattıgınız sey aztek uygarlıgında kurban ritüeli olarak yapılıyordu. Ve hatta bakire kurban etmek en degerli hediye idi tanrıcıklara . Öncesinde Toltek ve devamında Aztec Maya İnka uygarlıklarının Atlantis felaketinden  kaçabilen yüksek düzey bilgi seviyesi ve teknolojisi olanların kurdukları iddia edilir.
Güyya Aztek ve Maya kültürünün aslında Atlantis de birbirine düsman olan 2 ayrı görüsten kişilerin kurdugu iddia edilir. Kurban ayinlerinin insanlıga benimsetilmesinin  ,bizim insanlık soy ailemizde de olan Reptillerin  egemen oldugunu söyleyenlerde olmustu .

Sümer sanat eserlerinde bir disi reptil ve kucagında bebegi tasvir edilirdi. Gecmiş dönemlerde insan içinde yasadıklarına dair cok söylenti vardı .
Hatta bakire meryem hikayesi , gecmis reptil bir tanrıdan alıntılandıgınıda söyleyenler olmustu .

Dünya 'nın gecmişi karman corman olmus . 6-7 kez bastan tüm uygarlık sıfırlanıp , aynı bölgelerde ,aynı topraklar üzerine insa edilen yeni uygarlıklar dolayısıyla da antropoloji cok zor bir durumda kalıyor .
Anlattıgınız bir şey ya da bir gizem , bir önce ki uygarlık düzeleminde gercek olmuyor ama 3 önceki uygarlık modunda bir gerceklkiğe dönüşüyor.

Bu arada uygarlık sıfırlamalarına karar veren ve uygulayanlar  hemen hep Humonoid türden olmus gibi görünüyor.

Benim   kendi   adıma    kafa    karısıklıgımın   özünde   , pahalı ''Dünya arsası ''nın sahipleri , deney yapmak isteyen ya da kendi çıkarı ve işleri için Dünya'yı dizayn etmeye çalışan baska medeniyetlere ciddi bir engel ya da yaptırım uygulayamıyor.
Yani Dünya gezegeni , yüksek medeniyetlerin işlevselliğine,manüplasyonuna  kapalı iken , küçük birimlerin yaptıklarına cok acık halde kalıyor .




memed

#1199
Daha önce söylediğim gibi , bu bir iddia ya da somut kanıtı olmayan bir bilgidir.
4. boyut  ,  bu gezegenin işleyisi acısından kilit boyuttur. Bu gezegen 6. boyut bir uygarlıgın ya da uygarlıkların tapulu malı iken , 300.000 yıl önce 4. boyuta yapılan bir saldırı ile ,bir darbe ile sistemin ana işleyişi ele gecirilmiştir.
Bu gezegende ki cok sayıda insanın görevi ise 4 boyut egemenliğinin nicelik ve nitelik olarak da ele gecirilmesidir.
O zaman Dünya yine kıyametten yok olustan kurtulamayacagı halde , bir sonra ki Dünya döneminin yöneticiliği el değiştirecek diye düsünüyorum .
Ben ce !