Hayat Güzeldir

Başlatan zer-zivi, 12 Temmuz 2011, 01:05:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maskesiz

#30
Geçmişle karşılaşma hep aklıma şunu getirir alınanların geri iadesi bazen yakından olur bazense uzaktan.Böyle durumlarda sakince oturur ve izlerim...
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

zer-zivi

#31
Evet söylediğin mümkün sevgili Maskesiz, geçmişle yüzleşmek için bir aradayız. Ona göre önem arzeden değerler bana göre önem arzetmiyor. Benim için  önem arzeden değerler se ona göre kendini teselli etmek,kandırmak. Bunu ona  nasıl anlatabilirim ki :)

 

maskesiz

#32
"Anlatmak istediğin karşıda ki insanın anladığı kadardır" ne eksik nede fazla anlatamazsın:))))Arkadaşının yaptığı bence seni olumsuzluğun içine çekmek moralini bozmak ve atacağın yeni adımları engellemek içinde olan biri.
Kızın şöyle demişti "sizin yanınızda arkadaşlarımlaymışım gibi hissediyorum.Kızının beden yaşı çok küçük ama seninle bizimle uyumu çok güzel:)))
Seni tanımak,küçük meleğini tanımak büyük bir onur ve daha çok büyük adımlar atacağız zamanı geldiğinde...Geçmiş deneyimlerimizden ders çıkarmalıyız ama geleceğimizi, atacağımız adımları engellememeli....İyi diyorsunda sen yapabiliyormusun diyeceksin bende yapamıyorum ama hep beraber öğreneceğiz ve yapacağız.Geleceğimiz için bunu yapmak zorundayız.Birbirimize hatırlatmak zorundayız sadece geçmişimiz değil birde geleceğimiz var.
Sonsuz sevgilerimle
Bu arada ben baya imla kurallarını öğrendim sanırım :P
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

zer-zivi

#33
:) Ben hala imla haklayıp,cümle katlediyorum :)

Birkere sana sen yapabiliyormusun demem,ne zaman derim egom ve egon devrede olduğunda :))  Aman diyeyim, nazar etmeyeyim.

Ömrümün belli bir kısmını yaşadım ve  geçti gitti,şimdi geçmişe dönüp,olumsuz yönde telkinlerin yada pişmanlığın bana ne faydası var ki. Sanırım  kendiside bunun  bilincinde değil, ne kadar neşeli olsada bir yanı  arabeskvari. Benide bu tarz sıkar. Evet bazen hüzünlenir kederlenirim ama  mutlu anlarımı  gölgeleyemeyecek kadar azdır şükür. Çünkü   kalan ömrümü  kederlenerek, pişmanlıklarla geçirmek istemem. Neşeli olmak,mutlu olmak  yanıma kar kalsın isterim. :)

 

zer-zivi

#34
Kızım  bir ay önce kuzenine,arkadaşlarının sigara içtiğini kendisinin denediğini anlatmış. Tabi kuzende gidip küçük teyzesine anlatıyor.Küçük teyze büyük teyzeye derken büyük teyze  bana dönüp anlatıyor konuyu :) Dedi kodu çarkı kadar hızlı dönen bir çark yoktur,feleğin çarkını bile şaşırtır vallaha :) 

Kardeşim bana  durumu anlattığında  biraz şaşkın karşıladım.Normalde  bizden hiçbir  şeyini saklamaz anlatırdı. Ama   elbette bu olacak gayet doğal. Ajanlardan,muhabirlerden bahsetmeden konuyu  açtım kızıma.  "Sen hiç sigara içtin mi?" dediğimde,gözüme baktı. Ben içtiğinden eminmiş gibi bakış fırlatınca itiraf etmek durumunda kaldı. Sigara içmediğini ama bir gün  içmek için  bizim sigaramızdan sigara  çalıp,saklamış. Sonrada sakladığı yeri unutmuş. Ondan sonrada içmeye teşebbüs etmemiş. Arkadaşlarından sadece birinin bazen sigara içtiğini  anlattı.

Üç yıl kadar önce, işten eve dönmüştüm ve çantamı  eve bırakmıştım. Eşimle   annesine gittik. Eve dönerken  sokağın köşesinde yerde bir dondurma gördüm. Birden içim sızladı,"ay yazık hangi çocuk düşürmüştür,düşürüncede ne kadar çook üzülmüştür" dedim. İçimdeki ses  "Fatoş" deyince eşime "Bu Fatoşun dondurması" dedim. Ama niye düşürmüş ki dedim,içimdeki ses "haketmediğini düşündüğü için" dedi. Eve geçtik, baktım çantam açılmış. Kim açtı dedim kızıma,ürkerek "evin anahtarını aradım" dedi. Çantamda  para eksik dediğimde ağlayarak "anne canım dondurma istemişti bende sana sormadan  para aldım çantandan" deyince  bende "dondurma aldın ve  sokağın köşesindede düşürdün değilmi" dediğimde daha bir  korkuyla  "evet" demişti. O günden beri  benden pek bir şey saklama girişiminde bulunmuyordu bu en son ki olayıda aynı  yöntemle öğrendiğimi sanıyor ve bana diyor ki "anne ben  sana bir şey anlatmasamda sen birliyorsun,hissediyorsun" diyor.

Neyse böyle  bilmeye devam etsin. Bir kaç kere bildim diye her zaman bilecek değilim ya :)

Sabahta kahvaltıda bir sohbette ottan sigaradan konu açıldı. Ona dönüp  "sakın  deneyim deme tamammı" deyince utandı. Babasına bu sigara konusunu açınca,gözleri dolarak kaçtı mutfaktan.Ardından baba gitti  onu  alıp geldi. Babasına "kızmadın değilmi" diye soruyor. Banada  kızıyor "sana bir şey anlatmayacağım bir daha" dediğinde, "biz bir aile isek  aramazda gizli saklı hiç bir şey olamaz,babanda bilmeli ve bana anlattığın gibi babanada anlatmalısın. Onunla arana duvar örüyorsun anlatmayarak." deyince onaylarcasına baktı.

Vallaha çocuğumuzla birlikte  büyümeye devam ediyoruz.Beni en çokda sevindiren artık ders çalışmasına ve odasını dağıtmasına  karışmıyorum. Derslerde iyi bir yükseliş kaydetti,dilerim böyle  gider.
 

Scyth

#35
Bu benim de kafamı bu aralar kurcalayan bir konu ; koruyuculuk meselesi. Korumacı düşüncelerimiz acaba korunmaya mahal vericek durumlar yaratıyor mu; diye düşünüyorum. Bir diğer açıdan sevdiklerimizin kaderini insanların merhametine bırakmakta hiç akıllıca gelmiyor. Her varlık kendi yolunu kendi çizer. Verilebilecek en büyük destek sezgileri dinlemesi ve onları geliştirmesinde yardımcı olmaktır diye düşünüyorum. Bir olaya göremediği açıdan da bir bakış sunmak buna dahil edilebilir. Rehber olmak muhafız olmaktan, her iki taraf için daha az yorucu bir görev. Fakat; bir muhafız seçimleri sizin adınıza yaparken, bir rehber ise seçimi sonucu ne olursa olsun size bırakır. 

   İnsan olmak konstrasyonu yerine varlık olmak bilinci yetleştikçe; sistemin sınırlayıcı programı etkisizleşmeye başlar. Kendimizi insan bedeniyle çok fazla bütünleştiriyoruz; sonrada o olmanın gereklerini yerine getirme durumlarıyla karşılaşıyoruz.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#36
Scyth güzel değinmişsin.Doğru  muhafızlık ile  rehberlik arasında ki ince çizgiyi tutturmakta  zorlanıyoruz. Yalnız bizim dışımızda bize gözeten ve koruyan bir evren var. Onun frekansına ayarlandığımızda inan olumsuz pek bir şey yaşamayız.

Olumlu olaylar yaşarken başka başka konularda da olumsuz  durumlar yaşıyorum. Bu gün yaşadıklarım çok ilginç ve dolu doluydu,hiç bu kadar yorulmamıştım.

Sabah yarım saatlik bir yol yürüyerek bir tanıdığın yanına gittim. Ordan hoşbeş sohbet  derken şehir merkezine indim.Bir  arkadaşın kafesine gittim,rahatsızlık vermemek için erken kalktım.Mağazaları dolandım,bir dostum için :)  Yolda yürürken kafamı kaldırmıştım ki karşımdaki biriyle göz göze geldim, bana  öpücük atmaz mı.  O an sinirlendim,yani adamlar kaşla gözle bile tacizde fırsatı kaçırmıyorlar :) Fotoğrafçıya  çoğaltmak için fotoğrafları verdim ve tekrar mağazaları dolaşa dolaşa adliyeye gittim. Kendim için bile bu kadar mağaza dolaşmamış olduğumu hatırladım :)) Adliyede bir tanıdık aracılığıyla bir arkadaşımın dilekçesinin işleme alınıp alınmadığını  soruşturduk.Ordan çıktım,yakın bir yerde bir şelaleli havuz vardı.Suyun üstü öylesine köpük olmuş ki, çok hoşuma gitti. Suyun yüzeyi köpüklerle dolmuştu.Galiba birileri  havuza deterjan dökmüş :)

Küçük bir dönercide  yemek yemek için oturdum.Bir başka bayana garson  içerde  yer var dedi. Sonra bende içeri girerken baktım iki kişilik yer var ve arkama dönüp,bayan iki kişimi tekmi diye baktım. Eğer  tekse oturacaktım,tek değilse yeri onlara bırakacaktım.Arkamı dönüp baktığımda  bir kişiyi gördüm,sonra içeri geçtim. Oturdum ki o anda garson  ikinci kişiye tabure verdi:) O an  iki kişi olduklarını ancak anladım. Neyse; döner gelmeden  cin biberlerinden istedim bolca. Garson bana bir  küçük kase içinde cin biberini önüme koydu. Yanımdaki iki arkadaşlardan biride biber istedi,bu arada benim isteğiminde ve garsonun  biber vermesininde farkındalar.Tam yanımda oturan arkadaşlardan  diğeri benim önümdeki biberleri aldığı gibi kendi arkadaşıyla arasına koymaz mı! Buna çok sinirlendim,elimi kaseye uzatıp biberleri geri aldım,"bunu ben istemiştim sizin istediğinizi garson getirir birazdan" deyip aldım.

Ordan çıktım kızıma otobüs kartı alayım derken,gişe memuru benden paso  sormazmı. Adama kendim için değil kızım için alıyorum dedim yinede vermedi. Kullandığım tam kartı çıkartıp,gişe memuruna gösterdim ama yine  vermedi. Allahtan kızımın bir binişlik hakkı var ve gelene kadar bekledim. Beklerken bir sigara  içeyim dedim,çakmak yok. Baktım iki  sevgili az biraz uzağımda duruyor. Genç çocuk sigara içiyor, gülerek onun kız arkadaşına "Müsade edersen,sigarasından  ateş alabilirmiyim" deyince  gülmeye başladı."Tabi tabi  alabilsiniz "dedi.Bazen  böylesine küçük anlarda iletişimi espiriyle  kurmak,karşımdakine olduğu kadar banada  mutluluk ve  neşe enerjisi veriyor.

Kızım yanıma geldi,ona  kart parasını verdim,aynı gişeye gitti ve sanırım küçük yaşta olmasından dolayı ,aynı  memur  ona  paso sormadan kartı verdi :) Sonra  aldım kızımı ,memura  "İşte bu benim kızım ve size yalan söylüyormuşum gibi bana kart satmadınız,iyiki  tek binişlik kartı vardı çocuğumun" deyip çıktık ordan.

Güya öğrenci kartıyla öğrenci olmayanlar binmesin diye yapılıyormuş uygulama,belediye bu kadar dilencileşti yani:) Çok zor değil pasosuz kart almak,kızımın pasosuyla  elli tane kartta alabilirim mesela,bu  onların  uygulamalarının boşa çıkması değilmidir.

Kızım dersaneye ben eve yol aldım.Metroya girdiğimde yerde kağıt para olduğunu farkettim ve arkası dönük olan adama "pardon  para sizden mi düştü" dediğimde,adamın elinde paralar vardı. Anladım ki parayı   gerçekten kendisi düşürmüş.  Parasını aldı. Yorgunluktan, banka oturdum,yanımdaki bayan dikkatimi çekti ve sinir hastası olduğunu farkettim. Sürekli parmaklarını birbirine sürterek,dairesel hareketler yapmakta.Ayağını  sallamakta.Çok huzursuz bir  hareketlilik içinde. Onun için ihtiyacı olan şifayı diledim.

Evin kapısına geldim ki aklıma anahtarı kızımdan almayı unuttuğumu farkettim. Bir şanstır diye  Köpüşün  yatağının altına baktım ama anahtar yok,oaynı anda kızım aramazmı :) O anda oda  anahtarı vermediğini hatırlıyor,telepati işte :)

 Kendi anahtarını evde unuttuğundan vede ben yerini bilmediğimden,  okuldan gelince dışarda kalmasın diye anahtarı  Köpüşün yatağının altına koymuştum. Aynı yere konulmayınca tabiki kapıda kalıverdim. Kızıma kızdım epey,öylede yorgunum ki,kapıya gelipte dışarda kalmak, çok fena yahu.

Komşular evde yok,eşimde  geç geleceğinden,kızda  dersane bitene kadar gelemeyeceğinden ne yapsam kime gitsem diye   düşündüm. Eski komşularımız vardı onlarda allahtan yakındı. Son bir şans onlara gittim. Kapıyı çaldım,Cebrail kapıyı açıverdi. "Misafir kabul ediyormusunuz  diye sormayacağım,mecbur kabul edeceksiniz çünkü kapıda kaldııımmm" deyince  gülmeye başladı.  Neyse   Şaban abide oturmuş  çay içmekte,Tv seyretmekte. Eşi Sedef ablada henüz işten gelmemiş. Gittim bir çay  aldım  kendime.Hoşbeş sohbet derken Sedef ablada işten geldi.

Yemek için mutfağa geçtik. Sadece bir salata yaptım zaten yemekler hazır.Şaban abinin pişirdiği patetes yemeği vallaha harikaydı, birde turşuya bayıldım meğer   turşuyuda o kurmuş:) Biraz  ahçılığına takıldık,güldük. Neyse  yemekten sonra birde  çay içtik. Sonra  "nasılsa karnımı doyurdum,çayımı içtim,dinlendim,ısındım,artık ben kalkayım," deyince,gülmeye başladık. :)) Ne kaaa yüzsüzüm yahu :))
 

Neyse kız eve geldi bende  eve geçtim. Ama ben yine acıktııımmm :( Şaban abinin yaptığı yemeklerin tadı hala damağımda  evdeki yemeklerin tadı kaçtı yahu... :))
 

zer-zivi

#37
Yorgun ama güzel bir günün  sonunda eve dönerken metroya girdim. Orda taranvayı beklerken yerdeki giriş çıkış oklarına baktım. Herşeyde bir mana  ve mesaj gizliyse eğer bu ortadaki silikleşmiş okta ne mesaj var derken görüntü giderek şekillenmeye başladı gözümde. O anda hiç korku ve negatif bir duygu halinde olmadığım halde neden  şeytan görünsün ki gözüme!

Şeytan oturmuş bana bakıyor ve tepesinde oturmuş kjüçük bir adam silueti vardı. Dilerim her kim ise yaradan ve yaradılış yardımcısı olsun dedikten sonra tepesinde büyük bir kalp ve kalbin kenarından tutan kanatlı bir melek şekillendi. Sonra o kişi herkimse sonunun aydınlık olduğuna dair bir duygu belirdi içmde,sevindim. Şeytanın resmine bakarken üzerinde "TÜH"  yazıyordu :) Bunada çok güldüm,galiba  elinden birini kaçırdı ama ben  ama başkası :)

Sonra eve geldiğimde kızım bir olay anlattı ve  tüylerim ürperdi doğrusu.Kızım bu gün yaşanan bir kötü olayı arkadaşlarından duymuş. Akli dengesi bozuk bir adam bir  kadını öldürüyor ve başını alıp elinde gezmiş. Önce "her duyduğunuza inanmayın,belki uydurmadır" demiş ama meraktan internetten girip bakmış. Yüreğime ağırlık çöktü hala  ürperti içindeyim! Akli  dengesi yerinde olmaması bir insanı yaptıklarından ötürü ne kadar sorumlu kılar bilmiyorum ama   gördüğüm  görüntü  bu olayla bağlantılıysa eğer yaptıkları  günah yada karma yaratmayacaktır. Sonuçta  hayvanlarında aklı yok ama kendi türleri yada  başka bir türü yahutta insanı öldürmesi ne kadar    masumane ise  akıl hastaları içinde bu geçerli sanırım.