dinlerde ve diğer felsefelerde reenkarnasyon

Başlatan bozadi, 03 Nisan 2011, 19:06:47

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maskesiz

#45
Sevgili Bozadi
bilmiyorum sormadım hiç kaçıncı boyutta olduklarını:)fazla ilgilenmedim kaçıncı boyutta oldukları ile çünkü oldukları yeri bilmedikleri ortada idi :)))

1.boyut ile ilgili uzun uzun tartışmak isterim öğreneceğim çok şey var

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#46
tartıştığımız konularla ilgili bazı vikipedi maddeleri:

Spiritüalizm
Vahdet-i Vücut
Muhyiddin İbn Arabi
Seyyid Nesimi
Hallac-ı Mansur
Yunus Emre
Mevlana
Hacı Bektaş-ı Veli

bu arada spiritüalizm'le ilgili vikipedi maddesini okurken, bu tanımla ilgili kendi çok temel bir bilgi eksikliği / dikkatsizliğimi fark ettim: özellikle Hıristiyan dünyasında çeşitli dini organizasyonlar da kendini bu terimle tanımlıyor ve pek çoğu reenkarnasyonu kabul etmiyor tabi. benim kastettiğim spiritüalizm "deneysel spiritüalizm" başlığı altında inceleniyormuş. Türkiye'de "ruhçuluk" dendiği zaman kastetilen yine "deneysel spiritüalizm" olmalı.

bozadi

#47
vahdet-i vücut maddesindeki şu cümle özellikle dikkat çekici geldi bana:

"Muhyiddin İbn Arabi ve vahdet-i vücut ekolünün tarihteki tesirlerinin en çok görüldüğü coğrafya, Anadolu olmuştur."

bozadi

#48
videoda geçen, Kuran'da ve dolayısıyla İslam'da bulunmadığı söylenen kavramları incelemeye devam edelim.

"bu dünyadakilerle bağlantı kurabilen hayalet/ruhlar" yokmuş Kuran'da ve İslam'da.

ölmüş yakınlarıyla rüyada veya uyanıkken bir şekilde bir etkileşim içine giren, bilgi veya mesaj alan, konuşan insanlarla ilgili olayların sayısı çok fazladır. konuyla ilgili yapılmış araştırmaları içeren kitaplarda, yaşanmış olaylara dair, isim ve yer verilerek çok sayıda örnekler verilmektedir. insan bu örnekleri okuyunca, anlatılanın sahiciliği ve mümkünlüğü konusunda tüm şüphelerinden arınıyor, çünkü kendi varlığımızın derinliklerinden de onay buluyor bu bilgiler.

müsait olduğumda elimdeki bir-iki kitaptan alıntı yaparım buraya bu konuda.

yine Kuran'da/İslam'da mevcut olmadığı söylenen kavramlar arasında en çarpıcı olanlardan bir tanesi:

"bu dünyanın bir okul olması" kavramı.

işte, yine bütün meselenin düğümlendiği noktalardan bir tanesi. varoluşun amacı nedir? biz kimiz? tanrıyla ilişkimiz nedir? tanrıdan (nispi olarak) ayrılıp yine ona kavuşma süreci nasıl gerçekleşiyor.

tüm bunlar deneysel spiritüalizm (veya örneğin spesifik olarak ra-kasyopya spiritüalizmi) ile belli başlı dinler arasındaki en kritik ve önemli ayrım noktalarıdır. bu noktalar üzerindeki sis perdesi giderilmeden, tek başına reenkarnasyonun varlığının yokluğunun tartışılmasının fazla bir anlamı yoktur.

klasik dini anlayışa göre tanrı insanları yaratmış, dünyaya koymuş, onlara tek bir ömür vermiş ve birkaç onyıldan oluşan bu ömürde o bireylerin yaptığı-ettiği şeylere göre o bireyleri sonsuz cennet-cehenneme koyacaktır.

benim ele aldığım spiritüalizme, ra-kasyopya kozmolojisine ve tasavvufta açık ve örtülü şekillerde beyan edilen görüşlere göre, varlıklar tanrıdan ayrılırlar ve bir döngü içinde yine tanrıya kavuşurlar. bu bir çeşit evrim/gelişim/uyanış süreciyle gerçekleşir. 7. boyut'tan big-beng denen patlamayla ayrışan enerjilerin bir bölümü 1. yoğunlukta madde deneyimini yaşar. gelişim bir şekilde devam eder ve nihayet 6. seviyedeki melek seviyesinin ardından 7. yoğunlukta tanrının saf/ayrışmamış merkeziyle birleşim gerçekleşir. bu döngünün kendini tekrarladığı anlaşılıyor ama bu tekrarlamanın nasılları, nedenleri konusu bizim için hala bir çeşit gizemdir. tanrı/varlık bunu neden yapmaktadır? tanrı sonsuz, sınırsız, henüz tezahür etmemiş bir potansiyeldir ve kendini 7 aşamaya bölmesi kendini bilmesini ve o potansiyelin sınrısız tezahür imkanlarını sürekli görmesini sağlar. kabaca böyle bir bilgi, böyle bir farkındalık var zamanın, boyutların ve rehberliklerin süzgecinden geçip bizlere ulaşan.

tanrının insanları yaratıp, dünya gezegenine koyup, tek bir ömür verip onları cennet ve cehenneme koyma fikrinde son derece soğuk, akla, mantığa, vicdana, sezgiye, kısaca "bilince/sevgiye/birliğe" hiç uymayan yönler veya imalar vardır bana göre. tasavvuf adeta bu konudaki bilgi ve algı sorunlarını gidermeye adanmış bir kurum gibidir özü itibariyle.

bozadi

#49
tanrının (7. seviyedeki ayrışmamış, saf tanrısal mevcudiyetin) "henüz tezahür etmemiş" olduğu şeklindeki ifadem yanlış oldu tabi. tüm varoluşta her an tezahür halinde elbette. kastetmeye çalıştığım şey, saf tanrısal özün sınırsız/sonsuz bir tezahür, yaratım potansiyeli/süreci oluşudur.

bozadi

#50
Berrin Türkoğlu'nun ve Yasemin Candan & Ergun Candan'ın konuyla ilgili kitapları var elimde. başka yerli yazarların da çok değerli kitapları mevcut olabilir piyasada elbette. Berrin Türkoğlu'nu internetten araştırırsanız, kitaplarının içeriğiyle ilgili bol miktarda paylaşım olduğunu göreceksiniz. bu yazarların kitaplarında ilgili şahısların isimleri ve hatta fotoğrafları mevcuttur. ve tüm bu yaşanan olaylara bakıldığında, ölüm sonrası, reenkarnasyon, dünyadaki yaşamın anlamı, ruhlar arasındaki etkileşim konularında pek çok değerli bilgilere ulaşılabilir.

bozadi

#51
Michael Newton'un "Ruhların Yolculuğu" ve "Ruhların Kaderi" adlı kitaplarında, "öbür dünya" hakkında çok değerli bilgiler mevcuttur. Brian Weiss ve Dolores Cannon adlı yazarların da bu konu hakkında yayınlanmış çeviri kitapları mevcuttur. paralel veya destekleyici nitelikte başka pek çok değerli araştırmaların da mevcut olduğundan eminim.

bozadi

#52
önümüzdeki pazartesiye kadar çok yoğun olacağım için forum katılımım zorlaşacak.

Sevda

#53
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Bozadi

şu sözler Mevlana'ya ait diye biliyorum (mesnevi'de mi var acaba?):

Maden idim, bitki oldum; bitki idim, hayvan oldum; hayvan idim, insan oldum;
 insanım ölüyorum, ölmekle tekamül ediyorum niye üzüleyim



Sevgili Bozadi,mesnevide varmı acaba? sorunuzun cevabı...

"... ben de cansız varlıktan öldüm, biten, boy atıp, gelişen nebat oldum, nebat'tan öldüm, hayvan şekliyle baş gösterdim. hayvanlıktan öldüm, insan oldum, artık ölüp azalmaktan, noksana düşmekten ne diye korkacakmışım? bir daha hamle edeyim de insanken öleyim; böylece de melekeler aleminde kol kanat çırpayım. melek olduktan sonra da ırmağa atlamak gerek. herşey yok olur-gider, ancak o'nun zatıdır kalan. bir kere daha melekken kurban olayım da o vehme gelmeden yok mu olayım? yok olurum yok olurum da erganon gibi 'gerçekten de biz, dönüp ona varanlarız' derim"(Mesnevi, 111/3900, 3902-2907, Gölpınarlı tercümesinden)

Ayrıca şöyle bir söylemide var Mevlana'nın

" ... mesela önce toprak ve cemaddın(cansız nesnen), seni bitki alemine getirdi; bitki aleminden,aleka ve mudga(kan pıhtısı ve çamur) alemine yolculuk ettin. buradan hayvanlık alemine, hayvanlıktan da insanlık alemine sefer ettin. bu gelip geçtiğin yollar, duraklar senin aklında, hayalinde yokken ve hangi yoldan nasıl geleceğini bilmezken, seni getirdiler. işte sen de apaçık görüyorsun ki geldin. böylece seni daha başka, türlü türlü alemlere de götürecekler..."(Mevlana, Fihimafih'ten, s.186)

Sevgili Scyth Mesnevide tarattım buladmadım demişsiniz,haklısınız,maalesef bazı çevirilerde eksik bölümler var..

Sevgilerimle
 

bozadi

#54
teşekkür ederim Sevda. iyi oldu bu alıntıları yapman. kaynak konusu biraz daha netleşmiş oldu. hem de mevlana'nın bu sözleri içinde, tartıştığımız konuyla ilgili ipuçlarını aramak için bir fırsat.

Sevda

#55
Rica ederim Bozadi,burada birşeyler paylaşmak benim içinde bir keyif.
Ayrıca konuya bir ekleme daha yapmak istiyorum gerçi temel aynı ama bu konuya ne kadar çok aynı anlatımla değinildiğini göstermek adına.

"... Hani önceden yoktu,onu varlığa getirdi.Varlık tavlasından cansızlar arasına getirdi;cansızlar tavlasından bitkiler tavlasına,bitkilikten hayvanlığa,hayvanlıkyan insanlığa,insanlıktan da melekliğe getirdi;bunun da sonu yoktur zati.Bütün bunları da,onun bu çeşit pek çok,birbirinden yüce tavları olduğunu ikrar etmen için gösterdi."Elbette geçeceksiniz bir halden bir hale; artık ne oluyor onlara ki inanmıyorlar ?"(İnşiak Suresi ayet 19/20) Bunu ,ilerdeki katları ikrar etmen için gösterdim,inkar edip var olan budur ancak demen için değil. " (Mevlana Fihi ma-fih sayfa 8 )

Sevgiler
 

Alemtac

#56
Günümüze kadar en az değişerek geldiği söylenen en son kutsal kitap Kur'an dır deniliyor. Hz. Muhammed vahiyle yazdığı sayfaları çoğaltılsın diye elden ele dağıtmıştır deniliyor. Arapça öyle hassas bir dildir ki, tek bir mim, tek bir cim değişse anlam değişir miş. Ne kadar doğrudur söylenen bilmiyorum, Kur'an dağıldığından tekrar toplatılmış ve kayıp sayfalar hatırlayanlar tarafından tekrar yazılmış. Kur'an sonsuz bilgi kaynağıdır ve yoruma açıktır, daha açık ifade etmek gerekirse, Kur'an da yazılanların manasını kavramaya çalışırken, içinizde ne varsa onu bulursunuz deniyor. Reenkarnasyonla ilgili pek çok ayet olduğu gibi, olmadığına dair de pek çoğunu bulmak mümkün. Ölüme yakın deneyim yaşayanlar, ölüp dirilenler birazını biliyor olabilir. Ya da şeytan aldatmıştır denilebilir. Nasılsa öğreneceğiz. Kabir azabı gibi korku dolu yada "cennetten pencere açılacak, kabirde geçen günlerinizi anlamıyacaksınız" gibi ifadeleri yanlış buluyorum. İbadetin şekli ne ve nasıl olursa olsun cezalandırılmak veya ödül için olmamalıdır diyorum. Zaten insanları müslüman, hıristiyan, musevi diye ayırmak ayrılığa giden yoldur. Hangi dinden, hangi inançtan olursak olalım; tüm evrenle ezelden birdik, hala biriz. Korkutulmak, korkutmakla bir inanca insanları bağlamak bana pozitif ya da Başkalarına Hizmet edenlerin işi gibi gelmiyor.
 

Scyth

#57
Kuran'ın ilk vahyi 610 yılında geliyor kitap haline getirilmesi ise 632-634 yılları arasında. Yani arada çeyrek asırlık bir ara var. Zira biz H.z. Muhammed döneminde bile bilginin hangi kaynaklardan ne ölçüde geldiğini ve karıştığını bilmiyoruz. Arada savaşda ölen hatiplerde var zaten bundan dolayı kitap haline getiriliyor. Bir diğer sorun ise hadisler meselesi ki bu bugün ilahiyatçılar tarafından bile kabul ediliyor. Elimine edilmesi gereken H.z. Muhammed tarafından söylenmemiş pek çok söz var. İnsan neye inanmak isterse ona inanıyor. Toplumsal proglama buna doğru diyorsa ve siz merak eden bir arayıcı değilseniz ezberden okuyup üflemeye devam ediyorsunuz.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Tgur

#58
Bu tartışma bölümünü yeni fark ettim ,çok başarılı çıkarımlar olmuş arkadaşları kutlarım ,özellikle "scyth" dostun uzun makalesi hayranlık uyandırıcı kesip saklayacağım

Cennet cehennem tartışmasına ben de şu alıntıyı sunarak iştirak etmek isterim,meryem süresi 71 .ayet,

"71. İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere, mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür."

Burada tartışmayı böyle ayetlerle falan tekrarlayıp uzatmak istemem gerek de yok zaten ,sadece bu tartışmayı başlatan ve izleyen dostlara  reenkarnasyonun böyle alenen ilan edildiği başka bir done yok Kuranda demekteyim ,düşünün ne demek istendiği alenen açık..

 Cehennem =Dünya


bigsenfoni

#59
Bence basit bir formda ankatacak olursam,cennette,cehennemde varliğın bilincindeki (bilinc ve bilincaltı)secimlerinden kaynaklaniyor.Yani iki tür boyuttda dünyada mevcut ve ikisinin arasındaki bir kapı var.Kapıyı bulmak ve acılması icin görevlileri/öğretmenleri/ustaları/gözlemcileri/rehberi ikna etmek...büyük bir macera ve calisma gerektiriyor.

Ra bilgilerinde ,kasyopya celselerinde ve Kur`anı kerimde (Yasar Nuri Öztürk)az cok bu calısmanın ne olduğunu ve nasıl yapıldiğını anlatan bilgiler var.

Bunun dısında bu basitlastirdigim sembolizmayı devam edecek olursam; bu öğretmen/gözlemciler,cevrenizdeki/enerji alanınızdaki herhanibiri olabilir ve iki taraftan!...anne,baba,cocuk,arkadas,komsu...birde kendiniz (yüksek benliğiniz) var.Yükselmeyi secmek,kutubu secmek, isaretleri okumayı öğrenmek,dersleri öğrenmek,testleri gecmek,dengelenme(karmanın ve bilginin iki kutbunun dengelenmesi)...gibi seyler.

Bence siz bu ise hic bulasmayın...[:D] saka saka bulaşın,:))...secim sizin,tavsiyem motoru yakmamaya ve birbilgiyi kabullenmeden önce- atlamadan önce -her zaman arastırmaya dikkat edin.Birde bilincinizin gercek/optimal gercekten kaymasına izin vermeyin,(ki insan beyni buna cok yatkın ve bizlere sunulan teknoloji,eğitim,sağlık endisturisi,politika...böyle olmasını destekliyor!)yoksa aklınızı balon icindeki bir egosal fanteziye hapsedersiniz.Labirent icinde labirent olusturmak gibi...

Dünyayı değistirmek mi istiyorsunuz?kendinizi değistirin...köylerin,sehirlerin,ülkelerin olusturulmasındaki "öz" bu felsefeye dayanıyor dostlarım.Ruh izini görebiliyormusunuz ve nasıl genişlediğini.

Yaşa Mustafa Kemal yaşa,yaşa Muhammet yaşa,yaşa Ali yaşa,yaşa Sezar yaşa,Yaşa Cengiz yaşa,yaşa Osho yaşa...

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.