Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

dinlerde ve diğer felsefelerde reenkarnasyon

Başlatan bozadi, 03 Nisan 2011, 19:06:47

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

#15
Eh  biraz tarih dersi. 642 Yılında Amr Bin As komutasındaki İslam ordusu H.z. Ömer'in halifeliği sırasında Doğu Roma'yı Mısır'dan atarak Mısırı ele geçirdi. Mısırlıların pek fazla seçenekleri yoktu. Müslüman olacak, haraç veya cizye ödeyecek yada öldürüleceklerdi. Çoğu müslüman oldu hem ucuz hemde faydalıydı. Bir varsayıma göre Osiris rahipleri Mısır'ın  İslamlaşması ile Kuran-ı yorumlamaya başladılar. Neden mi var olmak için; bir inanç disiplini asla başka bir inanç disiplinin etkin bir biçimde varolmasına izin vermez. Antivirüs programlarının birbirlerini virüs olarak görmesi gibi :).İşte böylece Kuran'ı tam olarak anlamayan Araplara idrak edebilmeleri için Osiris Rahipleri Tasavvuf düşüncesini yarattılar. Bildiğiniz gibi Tasavvuf bir islami ilimdir ve hala canlıdır. Tanımıda kalp yoluyla Allah'a ulaşmaktır. Kuran'da ne denli spiritüel konular olduğu ile ilgili yorum yapacak bilgiye sahip değilim. Ama İslam disiplininde Spiritüalizm vardır. Yoktur diyen varsa tasavvufta yoktur der. Halbuki tasavvuf inancı İslamlaştırma politakılarından biridir. Osmanlı Devleti bunu Balkanlar'da dervişler ve dergahlar aracılığıyla uygulamıştır. Bu arada hazır lafı açılmışken burada İslam bir sanık değildir. Eğer bir sanık ararsak bütün inanç disiplinleri sanıktır. Hristiyanlıktan tipik bir örnek 16. yy.'da Güney Amerika'nın Avrupalı Fatihleri teker teker ele geçirdikleri Aztec şehirlerinde insanlara iki seçenek sunuyorlardı. Ya bu kafir inançlarından vazgeçerek hak dini olan Katolik Hristiyan olacak yada öleceklerdi. Yada dinler arası olan mücedeleden din içindeki mücadeleye gelelim 1572'de Saint Barthalemy'de (doğru yazmamış olabilirim) Katolik Fransızlar Protestan Fransızları kadın,çocuk,yaşlı demeden kılıçtan geçirdiler. Nitekim 16. yy. başında Yavuz'un Sunni bir müslüman devletin lideri olarak Alevileri katletmeside tipik bir başka örnektir. Örnekler çoğaltılabilir. Hatta din dominyonları arasında bir inancın zayıplayıp bir diğerinin güçlenmesi orada siyasi dengeleride değiştirir. Bu açıdan olaya bakıldığında din adına yapılan bunca baskı ve katliamın altında mantıklı bir sebep bile bulunabilir.

    Spiritüel kanal, bilgi ve çalışmalar çeşitli ülkelerde o ülkenin baskın inanç sistemi içinde  adapte olarak da varlığını devam ettirmektedir. Bunun sebebi niyet ve çevre şartlarında gizlidir. Burada ki çevre şartı rahat bir şekilde baskın inanç disiplini ile çatışmaya girmeden işlevini yerine getirebilmektir. Örnek, tasavvuf v.b. Niyet kısmı ise kanal'ın yoğunluk ve hangi taraftan olduğuna göre değişkendir. Kanal BH yada KH'midir. Ve daha zor olanı kanal bilgisinin ne denli dezenformasyona uğrayarak elimize ulaştığıdır. Buradaki  dezenformasyon bilgi aktarılırkende olabilir; sonradan yapılan insan kaynaklı bir değişiklikte.

Gelelim videodaki suçlamalara ve son söze. Eğer spiritüalizm ki hangi spiritüalizm sorusu ile burda karşılaşıyoruz. Eğer aktarımla ilgili sezgisel bir şüphe varsa burada diğer kanal bilgileri ve alternatif olabilecek nitelikteki kaynaklara yönelmek mantıklıdır. Burada pireye kızıp yorgan yakılmaz. Evreni var  eden BH-KH çekişmesi idrak edilmeden kaynaklardan alınan bilgiler direk anlaşılmaya çalışılırsa ya pek bir şey anlaşılmayacak yada KH dezenformasyon tuzağına düşülecektir. Video da bahsedilen spiritüel kuruluş adı ve bilginin kaynağı yok; bu büyük bir eksiklik ikincisi size gerçekten okuyup üzerinde düşüneceğiniz nitelikte bir yapım hazırlanmamış sadece büyük harfli yazılara odaklanabiliyorsunuz. Genel mesaj bu video bilgi yüklüdür ama küçük yazılanlar okumasanda olur sen bizim dediğimize yoğunlaş. Eğer bizler bu tartışmaları Tasavvuf şemsiyesi altında yapsaydık kimsenin bir itirazı olmazdı sorun bu aktarım ve tartışmaların burası için, İslam; batı dünyası için Hristiyan toplumsal programlamalarından sıyrılarak yapılmasıdır. Yani horozlar çöplükleri için bir tehlike hissettiklerinden bu konularda karalama faaliyetleri sürdüyorlar. Bu bir aşama ilerleyen aşamalar spiritülizm konusunda ileri çıkan yada bir başka tabirle tarlada diğerleri arasında uzunca gözüken başakların boyunlarını kırarak diğerlerinin kalbine korku salmak ve böylece onları caydırmaktır. Son aşama ise bu kitleyi yoketmek ve inançlarını kafirlik sayıp yasaklamaktır. Bu aşamalar yaşandı, yaşanıyor ve yaşanacak. İşin bir diğer ironik kısmı videoyu ekleyen arkadaşın kullandığı rumuz ve videonun içindeki içeriğin ironik çelişkisidir. Apollonius adı Pagan bir tanrı olan Apollo'ya atfedilen bir isimdir. Halbu ki sunuda Paganizm yerden yere vuruluyordu. Paganizm içinde bugünün zikredilen spiritüel unsurların olması bugünün kanal bilgilerinin atfedildiği gibi New Age yumurtadan yeni çıkmış kafir ve yoldan çıkarıcılar olduğunu değil aksine bilginin akışının ne denli kadim olduğunun bir göstergesidir. Günümüzün moda inanç disiplinleri popüler ve milyarlarca müriti olan monoteist inanç disiplinleridir. Spiritüelizm bir disiplin değildir. Buradaki tek sonsuz tanrı inancı ışıktan karanlık yelpazesinin her bir bölüm ve vechesinde bir bütün olmasıdır. Panteizm insana kendi değerini idrak etmesini sağlamak için vardır. Ama kendini tanrıya karşı kul,kusurlu ve çocuksu hisseden iyi eylemleri için çikolata kötü olanları için ceza arayan insanlığa Panteizm saçma gelmektedir. Sanırım bu biraz Sado-Mazoşizm oluyor. Sözlerim sadece bu video için değil; benzer nitelikte yazı ve sunular özellikle muahafazakar kesimlerce yayım organları,t.v. ve internette yayılıyor. Neden? Çünkü gücü kaybettiklerini hissediyorlar. İnsanların uyanmaya çalışdıklarını hissediyorlar.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#16
evet, ben de tasavvufu / sufizmi islam'ın spiritüalist yönü olarak görüyorum. zaten videoyu hazırlayan şahıs da bu yüzden tasavvufa gıcık gibi görünüyor.

bozadi

#17
ve evet, islam "fatihleri", örneğin osmanlı, tasavvufu biraz da islam'ı (ve/veya imparatorluğu) yaymaya yönelik bir promosyon malzemesi gibi kullanmış sanki. tasavvufun özünde ise, islam'la varoluşsal pozitifliğin, gerçek ilahi rehberliğin mutlak kesişiminin bulunduğunu düşünüyorum.

Scyth

#18
Tasavvuf doğduğu ve etkin olarak faaliyet gösterdiği çağda büyük bir misyon üstlendi. Hatta ne kadar kötü algılınsada Batinilik gerçek adıyla Esasiyun disiplini içinde sipiritüalizmi barındırır. Hiç kuşkusuz farklı coğrafyalarda farklı disiplinler mevcut skolastik baskı altında bir hava deliği bulup insanlara tekamülün yolllarını göstermeye çalışmışladır. Fakat bizi yargılacayak bir engizisyon yada bir şeri mahkeme yok o halde gizliliğe bürünmeyede gerek yok. Neysek, oyuz.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#19
söylediklerine katılıyorum Scyth.

Köz

#20
"Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hülasadan yarattık. Sonra onu (Hz. Adem'in nesli olan) insanı sarp ve metin bir karargahta (rahimde) bir nutfe (zigot) yaptık. Sonra o nutfeyi alaka (yapışan şey) haline getirdik, derken o alakayı mudga (bir çiğnem et) yaptık, o bir çiğnem eti kemik(lere) çevirdik (ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)..." (Mü'minun, 12-14).

Kuranda pek çok yerde Biz kelimesi geçiyor ve bu biz tek bir varlığı işaret etmiyor buda bana hep ilginç gelen bir durum?

"Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir."(Muhammed  14)

Dilediğini saptırır,dilediğini hidayete erdirir derken de bahsedilen ne? Pozitif ve negatifliktenmi bahsediyor?

Cennet denilen yerin  pozitif yoğunluklar, cehennem denen yerinde negatif yoğunluklar olduğunu ve cehennemde cezaları tamamlandığında yeniden cennete alınmalarınıysa birlik  yoğunluğuna geçildiğini tahmin ediyorum.

Kuranda  dilediğini öldürür ve dilediğini diriltir kelimeleride geçiyor,buda  yeniden doğmayı ifade ediyor.

 

Köz

#21
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır"
(Bakara 62)

Genelde islam içerisinde müslüman olmayanların cennete giremeyeceği söylenir oysa bu ayette genel kanıya uymayan ibareller var. Sâbiîler yıldıza,ateşe tapanlar,kutsal öğretileri koruyanlar olarakda geçiyor.
 

bozadi

#22
evet, Kuran'daki "biz" kavramı çok dikkati çekici. Tanrı'nın bu konuda mütevazılık taslamaya ihtiyacı olmadığına göre neden "ben" değil de "biz"?

benim kendi bilgi, sezgi ve inançlarıma göre, Tanrı'nın asla bir şahısmış gibi "ben şuyum, ben buyum, herşeyi ben yarattım, sizden de şunları şunları beklerim. yaparsanız şöyle olur, yapmazsanız böyle olur" gibi bir açıklama yapması söz konusu olamaz. tanrı bu şekilde konuşabilecek şahsiyet sahibi bir varlık değildir diye düşünüyorum. bana göre "biz" ifadesi bariz şekilde birden fazla varlığı ifade eden bir kavram. 6. yoğunluk/seviye varlıkları, yani melekler, ki hep grup halinde hareket ederler, tanrının mesajlarını nispeten kişiselleşmiş şekilde ifade/tebliğ edebilirler ve etmişlerdir de. "Allah rahman ve rahimdir" sözünü Allah'ın kendisi söylüyor olamaz. "Ben rahman ve rahimim" demesi gerekirdi ki, şahsi bir şekilde böyle bir beyanda bulunması bana pek muhtemel gelmiyor. melekler bahsediyor Allah'tan ve Ra ve Kasyopya bilgilerinde defalarca betimlendiği gibi, 6. yoğunluk varlıkları (göründüğü kadarıyla) asla grup dışı bir bireysellikle hareket etmiyorlar. her zaman tam uyumlu gruplar halindeler. (cebrail, mikail gibi meleklerin daha bireysel bir etkinlik sahibiymiş gibi görünmesi bir istisna mıdır, bilemiyorum.) bana göre Kuran'da "biz" diye geçen ifadelerin pozitif kaynaklı olanları 6BH varlıkları. Kasyopya celselerine göre somut, bizim "varlık" diyebileceğimiz şekilde 6KH varlıkları mevcut değil.

Kuran'da negatif kaynaklı olabileceğine inandığım "biz" kavramının ise 4KH varlıklarına ait bir ifade olduğunu düşünüyorum. tıpkı 6. yoğunlukta olduğu gibi 4. yoğunlukta da kitlesel bir deneyim söz konusu. çift sayılı yoğunluklarda daha dişi karakterli ve kitlesel nitelikli/vurgulu bir deneyim söz konusu gibi görünüyor.

bana kalırsa BH deneyimi ve BH deneyim ortamları her zaman her yerde cennet, KH deneyimi ve deneyim ortamları ise her zaman her yerde cehennem'e atfedilebilir/benzetilebilir nitelikte.

bozadi

#23
Alıntı YapŞüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır"
sevgili Köz, bu konu da dikkatimi çeken hususlar arasındaydı gerçekten. bir yandan Muhammet'in getirdiği yeni dini/öğretiyi benimsemeyen herkes cehennemlik gibi görünürken, bana göre şaşırtıcı bir şekilde bu yukarıdaki söz geçiyor Kuran'da. ve tabii Sabiilik başlı başına çok ilginç bir konu başlığı.

Köz

#24
Kuranı  okumadım ve kuranın bazı ayetlerini sohbet esnasında birilerinden duyup,internetten baktığımda anlamlandırmaya ve ilginç soru-cevaplar karşıma çıkıyor. Kuranı yeniden yazmaya gerek varmı  bilmem ama hepimiz birer canlı kuranız.
 

bozadi

#25
Alıntı Yaphepimiz birer canlı kuranız
evet, Kuran'daki ve tüm "büyük" dinlerdeki en büyük problem de bununla ilgili bence; yaratılanı yaratandan ayırmaya çok hevesli olmaları.

bozadi

#26
kısaltmalara aşina olmayanlar için:

BH = Başkalarına Hizmet (pozitif yol/felsefe), KH = Kendine Hizmet (negatif yol/felsefe)

bozadi

#27
işin şu kısmını tekrar vurgulamak istiyorum: dinler ve kutsal kitaplarda pek çok negativitenin bulunduğunu düşünüyorum ama bir insanın niyeti pozitif olduktan sonra, Kuran veya başka herhangi bir kaynaktaki pozitif bilgileri referans alarak pozitif yönelimini sürdürmesi ve başkalarıyla paylaşmasının da gayet imkan dahilinde olduğunu düşünüyorum. yani İslam'ı veya başka herhangi bir dini benimseyen bir şahsın, negatif olduğu veya olacağı, etrafına negatiflik yayacağı gibi bir iddiam yok. bu bir insanın İslam'ı veya başka bir dini veya inancı benimseyip benimsememesine, kurallarına uyup uymamasına değil, kişinin kendi ruhsal/benliksel eğilimlerine bağlı birşeydir bana göre. pozitif eğilimli bir insan Kuran'ı pozitif eğilimini arttıracak ve bu enerjiyi başkalarına yayacak şekilde kullanabileceği gibi, negatif bir eğilimli bir insan da Kuran'ı negatif eğilimlerini arttıracak ve bu enerjiyi başkalarına yayacak şekilde kullanabilir ve her iki durum da sürekli meydana gelmektedir bildiğiniz, sezebileceğiniz gibi. benim herhangi bir insanla işbirliği ve dayanışma arayışımdaki ölçüt, o bireyin hangi inancı/öğretiyi benimsediğinden ziyade, şahsi ruhsal/varlıksal eğilimlerinin ne doğrultuda olduğudur. Kuran'ı, İslam'ı veya herhangi başka bir kitabı, öğretiyi benimseyen bir insanın otomatikmen negatif eğilimli olduğu veya olacağı şeklinde bir saplantım yok. pozitif eğilimi ve etrafına faydası benden kat be kat yüksek olabilir ve ben bu tür herhangi bir şahısla işbirliği ve dayanışma içine girmeyi isterim. umarım savunduğum görüşleri savunurken bu konuda yanlış bir izlenim bırakmıyorumdur.

maskesiz

#28
Sevgili Bozadi bence yanlış bir izlenim bırakmıyorsun
pek tartışmalara giren biri değilim sessiz sedasız izlerim
ama susmak çözüm değil fikrimi burda söylemekten korkmuyorum
dindar biri değilim hiç olmadım olamadım bir sürü nedeni var bunun
kutsal kitaplar ve dinler cennetimi vaad ediyor yada ceza cehennemi
hangi dindar ülke cennet gibi ben bunun yanıtını bulamadım etrafını cennete cevirmeleri gerekmezmiydi pozitif eğilimli olsalardı bu yazdığım bir suçlama değil sadece kendim için bir yorum
her din her kutsal kitap dönemi içinde değerlendirilmeli ozaman için geldiler hizmet gördüler körü körüne bağlanmak ve inanmayanları linç edecek gibi davranışlarda bulunmak pozitiflik olamaz
bir dine inanan yada inanmayan birini BH yada KH diye ayırabilirmiyiz hiç anlıyamadım Tanrı nın sonsuzluğuna inanıyorum ve tanrı ile arama ne din ne kitap nede biri girebilir
bu boyut karma yani herkez var ve negatif ağırlıklı taşından toprağından davranışlardan belli

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#29
eğer Muhammet'in bilinci belirli ölçülerde negatif enerjilere açıldıysa veya eğer bu durum Kuran'a da yansıdıysa, bunun bir sebebi de Muhammet'in etrafını saran kitlelerdeki negatif eğilimlerdir. çünkü Muhammet kendisini etrafındaki tüm kitleye adamıştı. o kitle içinde son derece pozitif eğilimli bireyler ve gruplar bulunduğu gibi, son derece negatif eğilimli bireyler ve gruplar da vardı ve hepsi Muhammet üzerinde belirli bir etkiye sahipti. Muhammet gibi varlıklar, üst boyutlarla bilgi alışverişini sürdürmek için genellikle medyumik/alıcı/hassas bir yapıya sahip oldukları için, etrafını saran ve ona olumlu olumsuz pek çok güçlü duygu/enerji gönderen bireylerin ve grupların enerjilerinden de son derece etkilenir doğal olarak. ve bunun biraz da böyle olması gerekir zaten. Kuran mutlak gerçeklerle ilgili %100 doğru bilgilerle dolu olsaydı, etraftaki kitlenin ciddi bir bölümü için hiçbir anlam ifade etmeyecekti.

Muhammet kendini etrafını saran tüm topluma açtı. pozitif eğilimlilere de, negatif eğilimlilere de. ayırmadı. birleştirmek istedi. bunun hem olumlu, hem de olumsuz sonuçları oldu. kendi aldığı bilgilere hem pozitif varlıklar, hem de negatif varlıklardan katkılar oldu. bu dünyadaki hemen herşey gibi, alınan bilgiler de hem pozitif eğilimli, hem de negatif eğilimli birey ve grupların bilgisel/rehberliksel beklentilerini karşılamaya yönelikti çok büyük olasılıkla. eğer Muhammet tamamen pozitif eğilimlileri hedef alsaydı, dışarı kapalı bir komünite içinde sadece pozitif birey ve gruplarla etkileşime girip, pozitiflik/doğruluk oranı çok daha yüksek bilgiler alsaydı, bu bütünsel olarak daha iyi birşey mi olurdu, bilmiyorum, emin olamıyorum. belki de en iyisini yaptı. öğretiyi herkese adadı ve ilgili herkesin enerjileri, beklentileri de alınan bilgi miktarını ve niteliğini bir "karışım" haline getirdi. genel bilgisizlik ve dünyevi arzular nedeniyle tüm insanlıkta azımsanamayacak oranda olan negatif enerjiler, ibreyi daha negatife kaydırdı doğal olarak belki de. ama pozitif eğilimli olanlar da kendi felsefelerine uyan pek çok açıklama, bilgi, rehberlik aldı muhtemelen. ayrıca Muhammet'in ve Ali gibi şahısların, yeterince pozitif eğilime sahip bireylerle aralarındaki özel bilgi/aydınlanma alışverişleri konusunda fazla birşey bilmiyoruz. bu konuda tarihte fazla bir kayıt yoktur muhtemelen. ama tahmin ediyorum ki, Muhammet ve Ali gibi çok yüksek bilgi kapasitesine sahip bireylerin, belki de yazılıdan ziyade sözlü iletişimle, çevrelerindeki uygun birey ve gruplarla çok önemli evrensel bilgileri paylaşmış olması mümkündür. bunları tüm topluma açmaları mümkün de değildi, gerekli ve hatta faydalı da olmazdı. "öyle bazı şeyler biliyoruz ki, bunları size veya genele anlatamıyoruz, çünkü sizinle bunları paylaşsak, bizi yoldan çıkmış sanırdınız, aklımızdan şüphe eder, bizi yok etmeye yeltenirdiniz" gibisinden sözler söylemiş bu büyük şahıslar bazı büyüklerimden duyduğum, hatırladığım kadarıyla. tasavvufun temelleri bu şekilde, belirli bazı uygun birey ve gruplarla paylaşılmış "özel" bilgilerle atıldı veya bu konuda zaten mevcut olan bazı gnostik nitelikli bilgi haznelerine bu şekilde katkıda bulunuldu muhtemelen.

gerçekten basit bir mesele değil. bu dünyada insanların veya bir toplumun genelini aydınlatma projelerine girişenlerin durumları hiçbir zaman kolay ve zevkli olmamıştır diye tahmin ediyorum. çünkü zıt eğilimler işi çok, ama çok karmaşık, zor ve biraz da belalı bir hale getiriyor.