alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#720
tabi herşeyi cinsiyetle çok fazla ilişkilendirmemek lazım. ders planlarına uygun olarak belirli bir enkarnasyonda ister dişi ister erkek bedeni kullanıyor olalım, benlik yani varlık aslında cinsiyetsizdir diye düşünüyorum (veya her iki cinsiyetin vasıflarına ve fazlasına bütüncül olarak sahip).

Alemtac

#721
Doğru bence. Şöyleki 5.çakra ifade etmek anlamınına da geldiği için,  benliğin de ifade edilmesi; kendini dinletebilmek, sesini duyurabilmek yoluyla da mümkün. Elbette başka türlü yollarda var benliğin ifade edilmesi için, örneğin: sanatsal anlamda yaratıcılık gibi. Yaratıcılık ikinci çakra ile de ilgilidir. Her bir çakranın temel özelliği yanında diğer çakraları tamamlayıcı özellikleri de var. Herbir çakra birbirinden bağımsız değil, tüm çakraların merkezi kalp çakrası ve alt çakralardan birinde tıkanıklık olsa kalp çakrası yanı sevgi çakrası da açık olsa bile doğru çalışamaz. Burçlar ve çakralarla ilgili paylaşımlarınız çok ilgimi çekiyor, astroloji ile ilgili bir şeyler ve çakralarla olan bağlarını öğrenmiş oluyorum. Teşekkürler Sevgili Bozadi :)
 

bozadi

#722
:))

çakralar konusunda fazlasıyla acemiyim ve üstelik bu konuyu ele alan çeşitli kaynaklar çok çeşitli ve bazen belirgin şekilde çelişen veriler sunuyor gibi de bir problem var sanırım. konuyla ilgili kendi görüşlerimi paylaşırken ben de o veya bu ölçüde bu karmaşaya katkıda bulunacağım çok muhtemel olarak. işbirliği ile zamanla parçaları yerli yerine oturtabileceğimizi düşünüyorum.

Alemtac

#723
İnternetten en doğru olanı bulayım diye araştırırken bakın neye rastdım ve bana en doğru gelen bu oldu :)

http://www.izlesene.com/video/avatar-son-hava-bukucu-guru-cakralar/543119
 

erica arborea

#724
kesinlikle en doğrusu :) çizgi filmi, filminden daha güzel.

mehmet zararsızoğlu (bkz:aile dizimi), çakra sistemini bilincin 7 evresi olarak tanımlıyor. bu da bana doğru geldi, yeri gelmişken paylaşmak isterim. 

1. Genital bölge. Fetus-cenin evresi. Anne ile babanın birleştiği evre. Birlik bilinci. Herşeyin kadının içinde olup bittiği, kadının güçlü olduğu evre.
2. Göbeğin 2 parmak altı. Doğum-ebeveynden kopuş. 10 yaşına kadar ailenin içinde geçen süreç.
3. Karın boşluğu-solar plexus. Ergenlik. Çocukluktan-yetişkinliğe geçiş. 20'li yaşlara kadar.
4. Kalp. Kopuş. Genç yetişkinlik.
5. Boğaz. Ruhtan yükselenin, bedenden çıktığı yer. Bedenin en dar yeri. Yetişkinlik. Olgunluk göstergesi.
6. 3. göz. Kemale ermek. Görünmeyeni görmek.
7. Bıngıldak. Ölüm. Her şeyin ve hiç bir şeyin bilinci.

her evrenin bir zamanlaması, bir süreci var. ne geç kalınmalı, ne hızlı gidilmeli. her evre zamanında yaşanmalı. 50 yaşında kelli-felli ama hala ebeveynden kopamamış ya da ergen kişiliklerin olmasının sebebi buymuş. 70 yaşında ama genç kız gibi giyinen, davranan kadınlar var. herkesin hayatında eksik yaşanmış ya da olması gerektiği gibi işlerin gitmediği evreler vardır. bunların farkına varmak önemli. avatar'ın gurusunun dediği gibi kendi gerçeğimizle yüzleşmeden, yanılsamalar içindeyken yükselemeyiz. kendi varlığımızı olduğu gibi kabul etmeden ve kendimizi yalansız ifade etmeden tekamül imkansız. boğaz çakrası tıkalı olduğunda, kendimizi olduğumuz gibi ifade etmediğimizde/edemediğimizde, kendimizi ve herkesi kandırma eğiliminde olduğumuzda, en dar yer olduğundan tıkanıklık hemen hastalığa neden olabiliyor, iyi olansa bunun çok çabuk farkedilebilmesi. yetişkin hayatında en çok görülen sorunlar ergenlik devresinden çıkıyor. ergenliği zamanında yaşayamamış veya sonra çıkamamış insanlar partner olamıyorlar. fiziksel olarak ebeveynden uzak olmaları onları ebeveynden özgürleştirmeye yetmiyor. eşlerini anne-baba yerine koymaya çalışıyorlar. bu mümkün olmayacağı için de suçlamalar, tatminsizlikler yaşanıyor. çakralardaki enerjiyi kontrol edemiyorsak hayatımızı kontrol edemeyiz. boğazdan ölüm emri de çıkabilir, sevgi sözcükleri de... ruhun ifade bulduğu yer.

dildir dilarayı eyler dilber
dildir dilarayı eyler viran
bülbül bülbüldür dil ondayken
yoksa serçe

sevgili bozadi, kadınların türkiye gibi erkeğin güçlü olduğu ülkelerde kendilerini ifade edememeleri çok normal. sessizlik olduğunda kız doğdu denir, çünkü üzüntü verici bir durumdur. anne oğlu olduğunda kendini güçlü hisseder. değersizlik duygusu dişilerin bilinçaltına kodlanır ve sonra dişinin dişi gibi davranması, kendini olduğu gibi ifade etmesi güçleşir. bir rus kadını ile türk kadını arasındaki temel fark da budur. türk kadını dişiliğini gizlemek zorunda kalır, sadece sokakta değil, evinde de... dişi davranışın saygı görmeyeceğini bilir. "erkek gibi kadın iltifattır" da "kadın gibi gülme" denir yargılamak için... neyse bu mevzu çok laf açar. fakat hızla değişiyor her şey ve bilgi arttıkça gerçekler parlamaya başlıyor. ne güzel!


 

bozadi

#725
hmmm, yedili sürecin bir enkarnasyonun kendi içindeki süreçlerle gösteriyor olabileceği paralellik hiç aklıma gelmemişti! hayıflandım valla! : )

Alemtac

#726
Evet, olabilir sevgili erica ama sizin yorumunuza bayıldım :) Bende öyle düşünürdüm, mesela 70 yaşına gelmiş delikanlı gibi giyinen veya genç kız gibi giyinen birini gördüğümde. Demekki yaşayamadığı eksik birşeyler kalmış, baskı görmüş gençliğinde gibi düşünceler geçerdi içimden. En güzeli her devreyi tadını çıkara çıkara yaşamak, tabiki imkanlarımız el verdiği ölçüde. Ve yaşayıp, olduğu yerde bırakmayı da bilmek lazım.
 

Alemtac

#727
yaklaşık iki saattir bir virüsle cebelleşmeye çalışıyorum, sitenin birinden kartal ve kızılderili resmi  ve bir diğerinden Cumhuriyet bayramı için Türk bayrağını indirmiştim :) onlarıda sildim, cleaner ve antivirüs programını çalıştırdım. Troyan benzeri bir yazılım olduğu çıktı ortaya. Ama mozillayı açmıyor, mozillaya tıklıyorum, başka bir dosyayı açıyor. Yahoo messenger dan gelen kutusunu açıp, yahoo yerine, bh nin adresini yazarak girebildim. Yarın bir daha uğraşacağım.
 

erica arborea

#728
ebeveynlerimiz, içine doğduğumuz kültür, yaşadığımız mahalle, hiç biri tesadüf olmadığından, bunlara kızmak, suçlamak, yargılamak, cepheler açmak yerine bunları kabul etmemiz daha doğrusu "olan her neyse olanı olduğu gibi kabul etmemiz" gerekiyor. buna bilgi ve farkındalık eşlik ederse ideal olan budur bana göre. yoksa ideal anne-baba, ideal çevre, ideal kültür, ideal hayat, ideal eş diye bir şey yok. kamil insan, olgun insan denilen bütün evreleri hakkıyla ya yaşamış ya da yaşamadığının farkında, barışık, çakraları uyumlu çalışan, tıkanıklığı olmayan ve artık bilgiyi yayan insan olsa gerek...

geçmiş olsun virüs için, kıt bilgim var o konularda :)
 

Alemtac

#729
Teşekkürler, sanırım firefox'u yeniden yükleyeceğim :)
 

bozadi

#730
umarım sorun aşırı sıkıntı yaratmadan çözülür sevgili Alemtaç.

Alemtac

#731
Teşekkür ederim :) henüz başlatmadım, içerde ev işlerimi yapıyorum, bir ayağımla toprağa basıyorum yani :))
 

Alemtac

#732
Tamam artık, mozilla firefox linux 'i indirdim. Herşey düzeldi gibi..
 

Alemtac

#733
Sevgili erica, kendi derdime ve dünyasal işlevlere :) daldığımdam asıl önemli olan yazınızı kaçırmışım..özür dilerim. Evet olanı olduğu gibi kabul etmek; yada kendimizi akışa bırakmak, bence iki terimde aynı anlama geliyor. Çocukluğumdan beri duyduğum cümleler; "anne ve babanı seçemezsin, ama arkadaşlarını seçersin" yada " çocuklar bizlere kırmızı pullu davetiye mi gönderdi de doğurduk diye".. her zaman doğru olmuyor, bu tip halk ağzında dolaşan sözler. Benim çok doğru bulduklarım da var; "gece tırnak kesilmez, şeytan toplar" neden doğru, o zamana göre doğru..kandil ışığında tırnağını kesmeye kalkışırsan, tırnak değil kestiğin parmak bile olabilir alimallah :). "makası elden ele verme kavga çıkar", hemde nasıl kavga çıkar:) verirken makasın ucunu yöneltirsen :)) gibi..Enkarne olmadan önce, almamız gereken derslere göre seçiyoruz anne ve babamızı, ancak ayılana kadar ne de çok suçluyoruz onları. Ah, şu unutma perdesine çok kızıyorum bazen. Ayılmamızı sağlayan en önemli etkenlerden biri, çocuk sahibi olduğumuz zaman. Yaptığımız aynen iade oluyor :) yada yapmadığımız davranışlarla da karşılabiliyoruz. İşte öyle bir durumda çocuk olarak değil, ebeveyn olarak bakamaya başlıyoruz. Eğer aydınlanmış bir bireysek, nedenlerini anlayabiliyor ve bu onun dersi, ya da bundan da almam gereken bir ders var diye düşünebiliyoruz ama hiç alakamız yoksa, çocuklarımız "nankör evlat" oluyor. Yaşaya yaşaya, öğrenmediğimiz dersler olduğunca, tekrar tekrar, eninde sonunda öğreniyoruz. Farkındalığımız arttıkça, çoğumuzun kapıldığı bir endişe vardır; "eyvah zaman daralıyor, öğrenemediğim dersler kaldımı acaba "..ama zaman yokki ve yaratıcının sabrı bildiğimiz, sabır gösteren hiçbir varlıkla örtüşemez. Belki bu yaşamda, belki öbüründe ama eninde sonunda kamıl ınsan olacağız herbirimiz.
 

erica arborea

#734
kınadığımızı yaşamadan ölmeyeceğiz sevgili alemtac. egomuz ve hayat hep dipdiri ve bizi büyütmek için 7x24, ömür boyu iş başındalar. ve başmelek mikail'in ifadesiyle inanıyorum ki "derinden seviliyoruz" ve kendimizin üstadı olma yolunda ilerliyoruz. son yıllarda daha da hız kazandı, ivmelendi sanki...