Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Moderator

#255
Çin'in Hangzhou Şehrindeki Xiaoshan Havalimanı'nda UFO Görülmesi Üzerine Uçuşlar Durdu.


Çin'in doğusunda bulunan Cıciang eyaletinin başkenti Hangzhou (Hangcou)'da hava trafiği, "Tanımlanamayan uçan bir cisim" (UFO) nedeniyle aksadı. Şinhua ajansının yerel makamlardan aldığı bilgiye göre, havaalanı sözcüsü havada UFO'nun belirmesinin ardından Xiaoshan (Şiaoşan) Havaalanı'nın kapatıldığını söyledi. Haberde, bazı uçuşların Ningbo ve Vuşi şehirlerine yönlendirildiği bildirildi. Sözcü, havaalanının uçuşlara açıldığını ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü aktardı. (Doğan Haber Ajansı)


http://www.haberler.com/ufo-havaalani-kapattirdi-2144237-haberi/
 

Moderator

#256
ARKAİM, RUSYANIN EN GÜÇLÜ ANOMALİ BÖLGESİ


-07.06.2010 Kaynak: Pravda.Ru


Kadim Ural Arkaim Kalesi, Chelyabinsk bölgesindedir ve "Rusya Stonhenge" i diye de bilinir.Yollara ilaveten Bilim İnsanları yıkıntılar arasında bir sulama sistemi, metalurji fırınları ve maden ocakları buldular.Orası nın Rusyanın en güçlü anomali bölgesi olduğuna inanılır.Rusyadaki en değerli şeylerden biri olarak bahsedilen Arkaim, bronz çağının güçlendirilmiş bir yerleşim alanı olarak, esas noktalarında planlamaya sıkı bir şekilde  bağlanılarak şehre yönlendirilmiş dört girişle inşa edilmiştir.Ve  ayrıca, yüksek bir kesinlik içeren, öncelikle düzenlenmiş bir plana göre bina edilmiştir.Bütün çevre, ışınsal besleyicilerin birlikte çakıştığı bir merkeze zahiptir.Bu dairesel yapı bir Yıldız yönlendirmesidir, ve bir Evren modeline benzer bir şekildedüzenlenmiştir.


Arkeolojist Konstantin Bystrushkin tarafından yönlendirilen araştırmaya göre Arkaim, 18 Astronomik olayı izlemektedir. Ve onlar, Ayın yükselme ve alçalması sırasında, olabildiği kadar uygun bir biçimde, gün dönümü ve gün tün eşitliği günleri üzerindeki Güneş doğuş ve batışlarını kapsamaktadırlar.


En ünlü Stonhenge, dikey taşların gizil bir biçimde çevrelenmesi ve bir kaç izlenebilir Astronomik olaya sahip olmasıdır.Yeteri kadar ilginç bu her iki Mimari yapı, aynı Coğrafyasal enleme yerleştirilmiştir.


Arkaim, sadeceTarihsel bir anıt olmasıyla da ilginç olmamaktadır. Bunda onu, Rusyanın en güçlü Anomali bölgesi yapan belirtilerin kanıtlarının büyük bir payı vardır.Bu alanda, muhtelif vesileler ve yanıp sönen ışıklarıyla daireler çizen ve buğulu kümeleriyle çeşitli formlarda UFO lar gözlemlenmiştir.


Yöre halkı onun Kutsal bir yer olduğuna inanmaktadır. Ve buraya bütün yıl, Bolshaya Karaganka nehrinden şifalı su almak için hacılar gelir, ve onlar yazın kendilerini çamurla kaplarlar.Bu çamurla kaplamanın deri rahatsızlıkları na iyi geldiğini söylemektedirler.


Burada, kalenin bitişiğinde, buraya gelen Turistlerin yerel taşlardan yaptığı muhtelif sarmallar vardır.Hatta, yalınayak ve daha iyisi çıplak olarak taşların üzerinde yürünerek, sarmalın merkezinde durup bir dilek tutulması önerilmektedir.


Çevredeki dağlar bu Kaleyi alışılmadık bir biçimde kuşatmaktadır.Bunlardan en ünlüsü Shamanka (yada Altın dağı) dır.İnsanlar onun zirvesine, dua etmek, meditasyon yapmak ya da bir miktar pozitif enerjiye ulaşabilmek amacıyla tırmanırlar.Ciddi sağlık sorunları yaşayan bazıları ise şifa için oraya götürülürler.


Ziyaretçiler, Repentance dağının zirvesine ise bağışlanma dilemek için geçerler.Sevgi dağının İnsanlara şans getirdiğine inanılır.Erkek Ormanının yakını, sorunlu ilişkilere sahip kadınlar tarafından ziyaret edilir.Bir rivayete göre, bu ormanın içinde bir yürüyüş yapmak kadınları erkekler arasında çok popüler yapmaktadır.


Grachinaya dağı yanındaki yükselti (yanısıra Kutsanmış dağ olarak isimlendirilir) , iğrençtir.Dipte yamuk yumuk, anormal biçimleriyle Huş ağacı gövdeleri vardır.Yerel halk oraya gidenlere orada fazla kalmamalarını, aksi takdirde akıllarını kaybedebileceklerin i söylemektedirler.


Bir keresinde, Arkeolojik bir kazı sırasında, bayan öğrencilerden biri, kendisini yapının merkezine çağıran bir ses duymuştu.Ve o yalnız başına oraya gitmiş, ve geri döndüğünde uzunca bir süre ağlamıştı.O, orada bu Arkaim ikametgahının kadim hayaletleri ile karşılaştığını söylemişti.O,Ruhsal yeteneklerini bırakmak zorundaydı.


Benzer bir olay Mısır Piramitleri araştırmasında oldu.Arkeologlar, halüsünasyonlar görmüş ve ruhsal rahatsızlıklara uğramıştı.


Valery Chudinov, Kadim ve Orta Çağ Medeniyetleri araştırma şefi, bu Arkaim kompleksinin gizil köşeleri hakkında Pravda.ru ya bir demeç verdi.


"Arkaim diye isimlendirilen iki yer vardır.Birincisi, bu gün Turistlere yıkıntıları gösterilenklasik Arkaimdir."


"İkincisi ise, biraz daha ileride, ziyaretçi girişine izin verilmeyen ve kazıları hala devam eden Arkaimdir.Ve sonuçta, üçüncüsü, bilinmeyen nedenlerle girilemeyendir."


"Biz, özellikle, orada Drunken Ormanı diye adlandıran ve neredeyse tüm ağaç gövdeleri eğri büğrü olan bu yerden oldukça etkilendik.İlginç olan şu ki, oradaki bazı yerlerde yakılarak işaretlenmiş bazı ağaçlar vardı, ancak onlar bir ateşle yakma izlerine benzemiyordu. Muhtemelen bu, üfleyen bir enerji çıkışının ilerleyerek , ağaçlarda çatlamış kabuklardan bir iz bırakmasıydı."


"Orada, bedeninizi etkileyebilecek olan Pozitif ve Negatif enerjiler nedeniyle çok dikkatli olmak zorundasınız.. ."


Margarita Troitsina


Pravda.Ru


http://english. pravda.ru/ science/mysterie s/07-06-2010/ 113680-arkaim- 0

Çn: Süleyman Kaya






Sevgili S.Kaya'ya bu ve diğer tüm emeklerinden dolayı teşekürler...
 

Moderator

#257
Rusya' da Kuraklık Nedeniyle Olağanüstü Hal İlan Edildi


 Rusya Başbakanı Vladimir Putin, ülkenin 14 bölgesinde kuraklık nedeniyle olağanüstü halin ilan edildiğini açıkladı. Putin, hükümetin bu bölgeleri kredi ve sübvansiyonlar ile destekleyeceğini belirtti.
Bakanlar kurulu toplantısında konuşma yapan Putin, aşırı sıcaklık nedeniyle Rusya'nın 14 bölgesinde kuraklığın meydana geldiğini belirtti. Beklenmedik kuraklık nedeniyle bölgesel sorunların yaşandığını belirten Putin, bu bölgelerde olağanüstü halin ilan edildiğini duyurdu. Kuraklık sebebiyle zarar gören bölgelere hükümetin kredi ve sübvansiyonlarla destek vereceğini açıklayan Putin, tarım alanında istikrarın sağlanmasının ve ülkenin buğday ihtiyacının tatmin edilmesi gerektiğini kaydetti. Hükümetin 9.5 milyon ton tohum stokuna sahip olduğunu belirten Putin, bu stokun oluşan durumda kullanılacağını ifade etti.


Rusya Tarım Bakanlığı ise 2010 yılının beklenen buğday rekoltesinin az olacağını duyurdu. Rus yetkililer, bu yıl 85 milyon ton buğday hasılatı bekliyor. Önceki yıl 97 milyon ton buğday üretilmişti. 2008 yılında ise Rusya 108 milyon ton buğday üreterek rekor kırmıştı.


Rusya Tarım Bakanlığı'na göre ülkede yılda 77 milyon ton buğday tüketiliyor. (Cihan Haber Ajansı)
 
 
http://www.haberler.com/rusya-da-kuraklik-nedeniyle-olaganustu-hal-ilan-2147795-haberi/
 

Moderator

#258
Meksika Körfezi'nde Yeni Umut


BP, petrol kuyusuna yerleştirdiği yeni kapak sayesinde petrolün denize sızmasını önlemeyi hedefliyor. Yeni denemenin başarılı olup olmayacağı perşembe gününe kadar sürmesi beklenen testler sonucu belli olacak.Meksika Körfezi'ndeki petrol sızıntısı yaklaşık üç aydır önlenemiyor. BP firmasının bugüne kadar denediği her türlü yöntem nihai sonuca ulaşılmasını sağlayamadı. Saç telleri, çöp, tonlarca ağırlığında kapaklarla deliğin kapatılmaya çalışılması çabaları hep boşa gitti. BP şimdi de yeni bir kapak kullanarak sızıntıyı önlemeyi umut ediyor.


BP'nin çözüm için umutları bağladığı yeni kapak, pazartesi günü olması gereken yere, yani petrol kuyusuna ulaştı. Sualtı kamerasından gelen mavi - yeşil renkli görüntüler, robotların yaklaşık altı metre yüksekliğinde ve 68 ton ağırlığındaki kapağı, petrol kuyusuna yavaşça nasıl yerleştirdiğini ve görünüşe göre de nasıl denk getirdiğini gösterdi.


Sızıntıyı durdurmak için yapılan bu yeni denemenin ilk adımı tamamlandı. Şimdi kapağın işe yarayıp yaramadığını görmek için beklemek gerekiyor. Amerikan Sahil Güvenlik Komutanı Amiral Thad Allen ise kapaktaki vanaların yavaş yavaş birbiri ardında kapatılacağını söyledi.


Üç seçenek var


Hedef, kapağın sızan petrolün basıncına dayanıp dayanmadığını görmek. Eğer basınca dayanırsa, kapak kapalı kalabilir. Böylece petrolün suya karışmasının da önlenebileceği umut ediliyor.
Ancak vanaların kapatılmasının ardından petrol kuyusundan gelen basıncın oldukça düşük olması olasılığı da var. Böyle olursa, bunun başka deliklerin de söz konusu olduğu ve sızıntının devam edeceği anlamına gelecek.


Bu durumda da yapılacak şey, kapaktaki vanaları tekrar açıp, teknelerin denizden mümkün olduğunca fazla oranda petrol çekmeye çalışmasını sağlamak.


Şu anda hiç kimsenin hayal dahi etmek istemediği üçüncü bir seçenek daha var. Yeni kapağın hiçbir şekilde çalışmaması ve BP'nin tekrar oldukça dayanıksız olan eski kapağı yerleştirmek zorunda kalması.
Halkın tepkisi artıyor.


Bu olasılıklardan hangisinin gerçekleşeceği, kapağın yerleştirilmesinin ardından geçen en az altı saatlik deneme süresinin ardından belli olacak. Ancak kesin sonucu öğrenmek iki gün kadar da sürebilir.


En iyi olasılık gerçekleşse bile, bunun geçici bir çözüm olduğunu herkes biliniyor. Çünkü petrol kuyusu ancak ek kuyuların açılmasıyla kesin olarak kapatılabilir ve bu da en erken bir kaç hafta içinde mümkün.



Bölge halkı öfkeli


Körfez sakinlerinin öfkesi de her geçen saniye artıyor. Bu durum, Barack Obama'nın petrol felaketini araştırmak üzere görevlendirdiği komisyonun ilk kamuya açık oturumunda da bariz bir şekilde görüldü.
Slogan atan bir gösterici, güvenlik güçlerince uzaklaştırıldı. Gösterici, "BP ve hükümet sadece kendi çıkarlarıyla ilgileniyor" diye bağırmıştı.



Yeni bir moratoryum ilan edildi


Bu arada Obama hükümeti, derin sularda sondaj konusunda yeni bir moratoryum ilan etti. Bu yeni kararda, 150 metreden daha derinde yapılan tüm sondajların yasaklandığı ifadeleri artık yer almıyor.
Bunun yerine, normalde derin sularda kullanılan belirli platform tipleri ve sondaj teknikleri yasaklanıyor. Hükümet, yasağın yeni formüle edilmiş biçiminin mahkeme önünde de onay bulmasını umut ediyor. Louisiana'da bir yargıç, geçen ay derin sularda sondaj konusunda ilan edilen altı aylık moratoryumu iptal etmişti.
Petrol platformunun batmasının neden olduğu çevre kirliliği, ingiliz petrol şirketi BP'ye şimdiye dek 3,5 milyar dolara mal oldu.



© Deutsche Welle Türkçe
Sabine Müller / Çeviri: Başak Sezen



http://www.haberler.com/meksika-korfezi-nde-yeni-umut-2148496-haberi/




 Not: Ne kadar güvenilir bir iddia bilemiyorum ancak; http://www.ashtarcommandcrew.net/ sitesinde "BP bir Orion projesidir" üzerine yazılar yayınlanmıştı...Son Kasyopya celsesinde sanıyorum bu tür iddialar üzerine -bu düşünülerek- bunun olup olmadığı sorulmuş...Cevap olarak "Gittiği her yerde psikopatiyi takip eden doğal kaos." benzeri bir genel cevap verilmiş....Herşeye rağmen sonuç değişmiyor: Psikopati ve kaosun yakınlık ilişkisi.
 

Moderator

#259
Körfez'de Yeni Deneme Ertelendi


 Meksika Körfezi'ndeki batan petrol platformundan sızıntıyı önlemek için ingiliz şirketi BP'nin yapacağı yeni deneme ertelendi. Çalışmaların durdurulması nedeniyle Körfez'e kontrolsüz şekilde petrol sızmaya devam ediyor. Meksika Körfezi'nde batan petrol platformundan sızıntıyı önlemek için yeni bir kapağın başarıyla yerleştirilmesinin ardından, kapağın mühendisler tarafından tamamıyla kapatılması öngörülüyordu. Bunun için de bazı testler yapılması kararlaştarılmış ve bu işlem için gereken hazırlıklar da planlanandan kısa bir sürede tamamlanmıştı. Ancak girişim son anda ertelendi.

ABD Başkanı Barack Obama tarafından çevre felaketiyle mücadele için görevlendirilen Thad Allen, hükümet yetkilileri ve bilim insanlarıyla yaptığı görüşmenin ardından "Girişim öncesinde bazı ek hesaplamaların yapılmasının gerekebileceğini" kaydetti. Öngörülen testlere ne zaman başlanacağı bilgisini vermeyen Allen, konuyla ilgili daha fazla açıklama yapmadı.

Uzmanlar, petrol kuyusu tamamıyla kapatılmadan önce bölgede sismik araştırmalar ve gaz sıkışması tehlikesine karşı birtakım testler yapılmasını önermişti. Allen denemenin ileri bir tarihe atılmasının ardında tespit edilen yeni bulguların bulunup bulunmadığı konusunda da bir açıklama yapmadı.


Felaket BP'ye tuzluya patladı
 
ABD hükümeti, ingiliz şirketi BP'ye petrol felaketinin Meksika Körfezi ve çevresinde neden olduğu zararı tanzim etmesi için yaklaşık 1 milyar Dolar tutarında dördüncü bir fatura daha yolladı. Beyaz Saray, BP'ye daha önce gönderilen ve toplamda 122 milyon Dolar tutan diğer üç faturanın ise tamamen ödendiğini kaydetti. Felaketin BP'ye toplam tutarı şimdiden üç milyar doları aştı.
 
Öte yandan Körfez'deki temizleme çalışmaları sürüyor. Geçtiğimiz haftadan bu yana petrol temizleme çalışmalarında 'A Whale" isimli dev bir gemi de yer alıyor. Gemi sayesinde şimdiye kadar Körfez'den yaklaşık 24 milyon litre petrolle kirlenmiş su çekildi.


"Tek faktör derinlik değil"

ABD yönetimini de zor durumda bırakan petrol felaketi, Avrupa'yı da önlem alma konusunda harekete geçirdi. AB Komisyonu'nun enerjiden sorumlu üyesi Günther Oettinger, Avrupa sularında yeni güvenlik tedbirleri üzerinde uzlaşma sağlanana kadar petrol çıkarılması için yeni izin verilmeyeceğini açıkladı.

BM Çevre Programı eski başkanı Klaus Töpfer ise bazı ülkelerin ve firmaların derin denizler ile Kuzey Kutbu'nda petrol arama çalışmalarını sürdürmeleri sebebiyle yaşanabilecek risklerin en aza indirilmesi için standartlar belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Petrol felaketini Çernobil faciasına benzeten Töpfer, "Yaşanan bu hazin olayın uluslararası toplumun kulağına küpe olması ve enerjide petrol döneminin kapandığının bir kez daha fark edilmesi gerektiğini" belirtti.

ingiliz petrol şirketi BP'nin Meksika Körfezi'nde bulunan "Deepwater Horizon" adlı petrol platformunda geçtiğimiz nisan ayında patlama yaşanmış, patlamadan iki gün sonra platform Körfez sularına gömülmüştü.


© Deutsche Welle Türkçe
AFP/Dpa, BE/HK (Deutsche Welle) 3 saat önce.. 
 
 

http://www.haberler.com/korfez-de-yeni-deneme-ertelendi-2149999-haberi/
 

Moderator

#260
ENDONAZYANIN SULAWESİ ADASINDA AKTİF BİR DENİZALTI YANARDAĞI
KEŞFEDİLDİ-14-07- 2010 Chinadaily.

 
JAKARTA-Birleşik Devletler deniz araştırma gemisi "Okeanos Explorer", yerel Tv istasyonunun Çarşamba günü bildirdiğine göre, Endonazyanın Sulawesi adası kuzey bölgesinde, yüzeyden 2.000 mt deniz altında yerleşik aktif bir Volkan krateri keşfetti.


Son bir kaç gün içinde Okyanus Araştırma gemisince, Kuzey Sulawesi bölgesinde Sangihe-Talaud sularında keşfedilen bu Volkanın, yerel Tv istasyonu "Metro" ca deniz tabanından 3.000 metre yüksekliğe sahip olduğu haber verildi.


Araştırmacılar hala, ilk bulgularda Krater ısısının 400 derece olarak kaydedilmesiyle birlikte daha ileri araştırmaları yönetmeye devam ediyorlar.


Bu Volkan krateri keşfinin yanısıra US deniz araştırma gemisi, Volkan çevresinde deniz suyunu 4 derece daha ısıtan sıvı şeklinde belirli gaz, mineral ve maden oluşumları bulguladı.
 

Bu gemi uygulaması, Endenozya karasularının keşfi için US- Endenozya işbirliğini kapsamaktadır.


Araştırmanın devam eden gelişim sonuçları, burada kurulan bir istasyon tarafından canlı bir video konferansı ile Birleşik Devletler, Seattleda ve burada yönetilip izlettirildi.



http://www.chinadaily.com.cn/world/2010-07/14/content_10106527.htm


Çn: Süleyman Kaya
 

Moderator

#261
DÜNYA'NIN ÜST ATMOSFERİNİN ANLAŞILMAZ ÇÖKÜŞÜ 



     
15 Temmuz 2010:  NASA'nın finanse ettiği araştırmacılar gezegenimizin atmosferindeki büyük bir olayı izliyorlar. Atmosferin uzayla bulaştığı Dünya'nın yüzeyinin yükseklerinde, "termosfer" adı verilen seyreltilmiş gaz katmanı son zamanlarda çöktü ve şimdi tekrar geri geliyor. 


 


Naval Araştırma Laboratuarından John Emmert, "Bu en azından 43 yıldır termosferin en büyük büzülmesidir" diyor. "Bu Uzay Çağı rekorudur."



Çökme 2008 – 2009' un derim solar minimumu sırasında gerçekleşti – araştırmacılar için küçük bir sürpriz oldu. Solar aktivite düşük olduğu zaman termosfer daima soğur ve büzülür. Ancak bu durumda, çöküşün büyüklüğü, düşük solar aktivitenin açıklayabileceğinden iki – üç kat daha büyük idi.

 

"Anlamadığımız bir şeyler oluyor" diyor Emmert.

 

Termosferin yüksekliği 90 km ile 600+ km arasında değişiyor. O meteorların, auroraların ve ve Dünyanın etrafında dönerken termosferi sıyırıp geçen uyduların alemidir. O ayrıca solar radyasyonun gezegenimize ilk temas ettiği yerdir. Termosfer, güneşten gelen aşırı mor ötesi (EUV) fotonları zemine ulaşabilmelerinden önce alıkoyar. Solar aktivite yüksek olduğu zaman, solar mor ötesi fotonlar termosferi ısıtır, onun şişmesine neden olur. (Bu ısıtma sıcaklıkları 1400 K'e kadar yükseltebilir, termosfer ismini bundan dolayı alır).

 

Son zamanlarda, solar aktivite çok düşük idi. 2008 ve 2009'da, güneş yüzyıl – sınıfı solar minimuma daldı. Güneş lekeleri çok seyrek idi, güneş patlamaları neredeyse yoktu ve solar EUV radyasyonu düşük seyirdeydi. Araştırmacılar neler olacağını görmek için hemen dikkatlerini termosfere çevirdiler.




Termosferde neler olup bittiğini nasıl öğrenirsiniz?

 

Emmert zekice bir teknik kullanıyor: Uydular termosferden geçerken aerodinamik sürüklenmeyi hissettiklerinden, uyduların çürümesini izleyerek oradaki durumları izlemek mümkündür. Emmert 1967 ve 2010 arasındaki zamanda, 200 ve 600 km arasındaki yükseklikte 5000'den fazla uydunun çürüme hızlarını analiz etti. Bu neredeyse tüm Uzay Çağını kapsayan termosferik yoğunluk, sıcaklık ve basıncın eşsiz uzay – zaman örneklemesini sağladı. Bu şekilde 2008 – 2009'un termosferik çöküşünün sadece önceki çöküşlerden daha büyük olmadığını, ayrıca güneşin tek başına açıklayabileceğinden daha büyük olduğunu keşfetti.

 

Bir olası açıklama karbon dioksittir (CO2).

 

Karbon dioksit atmosfere girdiğinde, kızılötesi radyasyon ile ısıyı yayarak soğutucu olarak davranır. Dünya'nın atmosferinde CO2 seviyelerinin artmakta olduğu çok iyi bilinmektedir. Termosferdeki ekstra CO2 solar minimumun soğutma etkisini büyütmüş olabilir.

 

"Ama rakamlar makul değil" diyor Emmert. "CO2 nin soğutucu olarak nasıl işlediğinin en iyi anlayışını hesaba kattığımızda bile, termosferin çöküşünü tam olarak açıklayamıyoruz."

 

Emmert ve çalışma arkadaşlarına göre, düşük solar EUV çöküşün yaklaşık %30'undan sorumlu. Ekstra CO2 % 10'undan sorumlu. %60'ından neyin sorumlu olduğu açıklanamıyor.

 

GRL raporlarında yazarlar durumun karmaşık olduğunu onaylıyorlar. Sadece solar EUV ve yerkürenin CO2 sinden daha fazlası var. Örneğin, küresel iklimdeki trendler, termosferin ısısal özelliklerini ve dışsal etkilere tepki verme şeklini değiştirerek, termosferin bileşimini değiştirebilir. Termosferin solar radyasyona toplam hassaslığı artıyor olabilir.

 

"Yoğunluk anormallikleri, enerji dengesi ve kimya geri bildirimini kapsayan henüz belirlenemeyen klimatolojik devrilme noktasına erişilmiş olduğu anlamına gelebilir."

 

Veya gelmez.

 

Termosferin yeniden yerine gelme şeklinde önemli ipuçları bulunabilir. Solar minimum şimdi sona eriyor, EUV radyasyonu yükselişte ve termosfer tekrar şişiyor.

 

Emmert "Durumu izlemeye devam edeceğiz" diyor.

 

http://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2010/15jul_thermosphere/

 

(Çeviri: Saffet Güler)
 

 
http://www.kosulsuz-sevgi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=812&Itemid=842
 

Moderator

#262
MISIR, 4.300 YAŞINDAKİ BİR MEZARI GÜN IŞIĞINA ÇIKARIYOR


SAKKARA-MISIR (Chinadaily)


Mısırlı Arkeolojistler, bu kazı alanında çok daha geniş bir mezarlığı ortaya çıkarmak için çalışmalara başlanabileceğini söyleyerek, Kahire yakınındaki Sakkara bölgesinin kadim gömütleri içinde, canlı renkli duvar resimleri ile gün yüzü görmemiş bir çift mezarı, ilk kez bu Perşembe günü ortaya çıkardılar.


"Mezar, burada iki İnsanı, Kraliyet yazıcılarının başı olarak hizmet eden bir baba ve oğulu dile getirmek için, renkli boyamalı iki adet taklit kapıyı ihtiva ediyor." Diye söyledi, Sakkarada üst düzey bir arkeolojist olan Abdel-Kakim Karar.


Ve, "Taklit kapıların renkleri, sanki dün boyanmış gibi taze" dedi muhabirlere dönerek.


"Oğul Khonsunun lahiti eski zamanda soyulurken, baba Shendwasın lahitini nem tahrip etmiş" dedi.


Yanısıra, babanın taklit kapısı üzerine, Firavunlar içinde 90 yılla en uzun saltanat süresine sahip olduğuna inanılan Firavun II.Pepinin ismi kazınmıştı.Çifte mezardaki yazı, Piramitlerin yaşı olarak da bilinen, Eski Krallığın gerilemeye başlamasını işaretleyen 6.Hanedan zamanına tarihlenmektedir.


Mısır Eski Eserler şefi Zahi Hawass, yeni bulguların, "şaşırtıcı renkleri" nedeniyle " Eski Krallıkta daha önce hiç keşfedilmemiş, en alışılmadık mezarlar" olduğunu ve "Şayet bu alan kazılırsa, kadim Mısırın en geniş gömütlerinin ortaya çıkabileceğini" söyledi.


Taklit kapıların üzerindeki boyama, Piramit yapılarında kullanılan malzemenin teminini gözleme ve kontrol yetkisinden sorumlu, " özel yetkili denetleyici" ve Kraliyet yazıcıları olarak, Khonsu ve Shendwası tanımlamaktadır.


Adak veya akit masasının önündeki Khonsunun  boyamaları olan taklit kapı ile, yüzeyden babanın mezarına, geçit kenarından da oğulun mezarına doğru tek bir şaft, hava bacası uzanmaktadır.


Hawass, kireç taşından ve insan eliyle yapılıp eğilerek biçim verilen bir avuç dolusu eseri ve küçük bir dikilitaşı işaret etti.Böyle Dikilitaşlar sıklıkla, 5. ve 6. Hanedanlar zamanında,  Güneş Tanrısı Ra'ya büyük saygılarını göstermek için ölü ile birlikte gömülürdü."Bu eserler , 18 metre derinlikteki gömü şaftının sonunda bulunmuştu, fakat biz onu kapattık" dedi Hawass habercilere.


Karar, üç yıl önce başlatılan kazılardan bu yana gün ışığına çıkarılan 6 mezarın, Eski Krallığın son dönemlerine ait olarak tarihlendiğini söyledi.Beş hafta önce de çifte mezarın işi başlamıştı.


Bu mezarlar, Romalılar zamanından geçip, Mısırın erken dönem tarihinden gelen mezarları da kapsayan bu geniş gömü alanıyla kuşatılan Kral Djoserin basamaklı Piramidinin, bu Sakkaranın en ünlü piramidinin tam batısında uzanır.


http://www.chinadaily.com.cn/world/2010-07/09/content_10086140.htm



Çn: Süleyman Kaya



Resim Notu: 8.Temmuz.2010 tarihinde bulunan ve Eski Krallığa yazıcı ve hesap tutucuların başı olarak hizmet eden ve kutsal bir adak veya ahit masası önünde oturan bir baba oğulun, bir taklit kapı üzerinde resmedilmesinden oluşan bu mezarlar, Mısırda, Kahire yakınlarındaki Sakkara bölgesindedir.
 

Moderator

#263
Fiziksel Sağlık Ve Tekamül/Evrimleşme


Cola'nın Gizli Formülü Açıklandı


Türkiye'de hatta, dünyada ilk kez *15 Eylül 2006* günü Coca-Cola'ya karşı, içeriğini açıklaması için Antalya Tüketici Mahkemesinde dava açıldı...

Açılan davada, merkezi Atlanta'da olan ve *1886* yılında Eczacı Dr. John S.Pemberton tarafından faaliyete geçen Coca-Cola, 120 yıllık geçmişi ile *"dünyanın hiçbir yerinde hiç kimseye açıklamam"* dediği sırını açıklayacak mıydı? 19 Mart 2007 tarihinde açılan davanın 3. duruşması yapıldı.

Sıkı durun şimdi. Bu *"dünyanın hiçbir yerinde hiç kimseye açıklamam"* denilen gizli sır açıklandı ama Türkiye'deki ve dünyadaki çoğu basın-yayın organları çok fazla ciddiye almadı."O büyük bir kuruluş, uğraşılmaz" anlayışı, davanın nedenlerini mercek altına alınmasına engel oldu.

Ne de olsa Coca-Cola'nın büyük oranda reklam bütçesi vardı. İstedikleri her türden *değerler* ile oyun oynayacaklar. Ayıbı kendileri yapacak, fakat siz yalnızca tüketici olacaksınız. Sesinizi çıkartmayacaksınız. Soru sormayacaksınız.

İşte Coca-Cola'nın gizli sırrı.

Coca-Cola özütü diye gizli tutulan formül aslında bir böcek çeşidinin (Cochineal) ezilmesi ile elde edilen sıvıdır. Cochineal; Kanarya adalarında ve Meksika'da yaşayan bir böcektir. Doğal ortamında çoğaldığı gibi kültürel olarak da yetiştirilmektedir. Kaktüs bitkisine kene gibi yapışarak hayatını sürdürür. Kaktüsteki böcek larvaları Cochineal böceği için özel tarlalar kurulur. Aşağıdaki Bir Cochineal böceği tarlasıdır. Bu böcekler ve larvaları, Meksikalı köylüler tarafından toplanır..... Ezilmiş bir Cochineal böceği ve suyu çıkarılmış bir sürü böcek. Bu böceğinin dişilerinden veya yumurtalarından çıkartılan bir boya pigmentine Karmin denir Pazarlama aşamasındaki cochineal. Cochineal kurutulmuş hali... Kuru üzüm gibi demi, ama bu böcek kurusu!!! Köylüler tarafından kurutulmuş ve dövülmüş Cochineal Köylüler;kendi ihtiyaçları için Aztekler'den kalma klasik yöntemlerle, böceğin özütünden dünyanın en güzel renklerinden biri olan, "carmine" i üretirler. Aztekler ve Latinler, böcekten elde edilen bu boyayı, ip boyamada kullandılar. Ve ezilerek suyunun çıkarılmış hali. İşte bütün kolaların özütü bu. Markası önemli mi?

Önce Hindistan Yüksek Mahkemesi, Cola'nın sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle yasaklanması yönünde bir adım attı. Arkasından Letonya'da ilköğretim okullarında Coca-Cola ve Pepsi yasaklandı. İngiltere ve Ukrania'da bazı okullarda yasaklandı.

Ülkemizde de özel olarak İstanbul Gösteri Sanatları Merkezinde de yasaklandı.




Kolanın İçinde Neler Var?







Cochineal böceği için özel tarlalar kurulur. Aşağıdaki Bir Cochineal böceği tarlasıdır.
 
Bu böcekler ve larvaları, Meksikalı köylüler tarafından toplanır.....

 
Ezilmiş bir Cochineal böceği ve suyu çıkarılmış bir sürü böcek. Bu böceğinin dişilerinden veya yumurtalarından çıkartılan bir boya pigmentine Karmin denir.


 

 
Pazarlama aşamasındaki cochineal.
Cochineal kurutulmuş hali... Kuru üzüm gibi demi, ama bu böcek kurusu!!!

Köylüler;kendi ihtiyaçları için Aztekler'den kalma klasik yöntemlerle, böceğin özütünden dünyanın en güzel renklerinden biri olan, "carmine" i üretirler.


 
 


 
 


Yorumum: Dünya'da İnsanlar mekenikleştirilmiş midirler? Ruhsal gelişimin Dünya ölçeğinde çok düşük olmasının arkasında yüzyıllardır yürütülen "bilinçli" bir plan mı uygulanmaktadır? Tv yayınları, GSM radyosyanları, DNA sı değiştirilmiş tohumlar, ve hatta ilginç müzik türleri...Ve kitleler böyleye "kontrol" edilebilir hale adım adım getirilmişler...Resmen robotlaştırılmış, birer "bağımlı" haline sokulmuşlardı. Ve bir bağımlıya bunu anlatabilmek artık "düşmanca" bir tepki doğuruyor. Düşünün insanların takip ettikleri dizileri ve bunu seyretme demek başka bir şey kişi "bağumlı" olduğunu dahi düşünmez ve hatta düşünemez, artık bir etten robota dönmüştür.


Fiziksel sağlık ruhsallık ile derinden bağlıdır. Fiziksel sağlık olmayınca, ciddi bir Spiritüel/Ruhsallıktan bahsedilemez; farkındalık kalkanları düşer ve kontrol edilebilir mekanik araçlara dönüşür insanlar.


Yüksek bir farkındalık için; işe yarar diye sunulan şeylere dikkat edilmeli ve yiyeceklerimizin kaynağını dikkati takip etmeliyiz. Sağlıklı bir beden olmaz ise, gelişmiş bir farkındalık olamaz, farkındalık olmaz ise, Ruhsal gelişim durur ve hatta düşer ve "kişilik bölünmeleri" türünden, vicdan azabı, kendinden iğrenme, başkalarından iğrenme, hayattan iğrenme başlar. Kısaca İnsanın tekamülü durdurulur...Müthiş< bir Satanik Program içerisinde onlarca yıldır kitleler mekanikleştirilmişlerdir.


Doğaya çıkın, arının, detokslanın, eğer sağlıksız ve mutsuz bir yaşamı da terk edemiyorsanız, siz zaten "ölmüş" gibisiniz...Ve bu yazı dahi hiç bir şey size etki yapamaz: Sağlıksız ve mutsuz yaşamı terk edemeyecek kadar bağımlılık sahibi olmak???

Ve başka bir konu; bu tür doğru haberler üzerinden bir kutuba girerek yapılan mücadeleler de kanımca bir tuzak: Kolaya verilen her para kurşundur gibi v.b.


Onlarca faktör içerisinden sadece bir tanesine odaklanmak ta işin başka bir "sonuç getirmeyecek" bir yaklaşım türüdür. Onlarca faktör içerisinde neler var? Olaya Fizyolojik varlığın "Yaşam Çevresi" bakımından geniş bir perspektif ile kavranması ve analiz edilmesi gerekiyor ve buna görede küçük adımlar ile yapılacak arınmalar ve terkedişler gerekecek. İnsanların karar alma mekanizmaları çökertilmiş durumda ama yine de umut her zaman vardır.


Düşünün bundan 800 yıl önceki ya da 1400 yıl önceki "Yaşam Çevresi" ni? Nasıl bir çevrede yaşıyordu insanlar? Ne yer ne içerlerdi? Elektro Manyetik yayınlar ne alemdeydi. Şunun için söylüyorum, bundan 802 yıl önce doğmuş Mevlana ve öğretisinde bir "yanlışlık" yok ya da Tao öğretisinde ya da bilmem Tibet Gençlik pınarında, ama düşünün o devirde "Nöbetçi eczane" yi nereden bulabilir idik?


Canlı organizma için Çevre ne ölçüde önemlidir? Birinci sorum bu! Çok yakından değil mi? İkinci sorum: Ruhsallık ile çevre arasında nasıl bir ilişki vardır? Ruhsallık yönünde evrimleşen İnsan, yaşadığı çevrenin değişen şartlarına uygun bir "yol" bulmak zorunda değil midir? Tiroid bezi bozulmaları eski devirlerde ne ölçüde çevreden kaynaklanıyordu? Şimdi nerelerden kaynaklanıyor?


İnsanlar bulundukları çevrede ufak-ufak uygulamar ile başlayan bir arınma, detokslama sürecine girdiklerinde, hayatlarında bir çok şeyin eskiden göründüğü kadar zor olmadığını göreceklerdir. Detokslanmadan çözümleri göremezler, bu böyledir. Olabildiğince yeni bir hayat tarzına geçilmediği sürece bir değişimi yakalamak çok zordur.


Bilincimizi evrimleştirmek için, belirli hayat dersleri için sonsuz yolculuğun bu ayağında burada isek; haketmediğimiz ya da bizim karar vermediğimiz bir süreci de yaşamıyoruzdur. Şuna inanırım; kişi kendine duvar örer: Şu çok zor dediğinde artık o durumun "çok zor" olmasından başka bir seçenek kalmamaıştır. Bu duvarı örmek yerine; "elimden gelenin en iyisini yapayım ve akışa bırakayım" demek çok daha faydalı bir yaklaşım olabilir. Kendimizi gözlemleyelim günde kaç kez cümlelerimiz ile kendimize duvarlar örüyoruz?

Bilinç, farkındalık ile ve tüm bu süreç de kimya ve DNA ler ile ve fiziksellik ile ve Fiziksel etkileşimde bulunduğumuz Çevre ve bileşenleri ile çok yakından ilişkilidir. Fiziksel çevrenin bileşkenleri değiştiğinde, yeni problemler çıkar ve yeni çözümler ise yeni çevrenin şartlarına uygun olabilmelidir. Neden "bilgi korur" daha fazla "sevgi ve merhamet" kavramlarının önüne geçmiştir? Bir insan on dakika GSM görüşmesinden sonra; beyin nötron duvarları ısınır mikrodalga nedeniyle ve beyin frekansları huzursuzlkuğa, endişeye, karamsarlığa, öfkeye doğru değişir. Ve gel de bu beyin nötron duvarının ısınmış hali ile "sevgi ve merhamet" li bir duruş gerçekleştir. İlginç değil mi? Evet Bilgi koruru, bilgisizlik/Cahillik ise tehlikelidir, her zaman.


İnsan evrimleşmek istiyor ise; eski öğretileri günümüş yaşam çevresi şartlarındaki değişikliğe adapte etmelidir. Son sorum: Yaşam çevresi ile canlı organizmanın ilişkisinde önemli olan faktörlerin Ruhsal tekamül içinde geçerli olup olmadığı?
 

Moderator

#264
Fiziksel çevrenin insan bedenine en önemli etkilerinden biri olan "köpüren hormonlar" konusunu yazmak istemedim, düşük bilinçlerce yanlış anlaşılabilir egosu ile...İngiltere deyapılan araştırmalar kız çocuklarının artık 10 lu yaşların altında mesturasyon dönemine girdiklerini söylemekte. Bu ne demek? Ülkemiz için böyle bir araştırma var mı? Bakınız, çevresel etkilerden dolayı insanlar "köpüren kimyalara" a boğuluyor; genetiği değiştirilmiş yiyeceklerden, tv programlarının bilinçaltı yazılımlarından ve bir sürü şeyden. Ve köpürmüş kimyalar ile dolu gençler, müthiş bir stres altında, çünkü kimyanın gereği yapılamıyor: ekonomik yapıdan, dogmatik bir sürü şeylerden, toplumsal programlardan v.s.Köpüren kimyaların giderilmesi yolunda da yine devrede olan bir sürü toplumsal problemler yeni sorunlara yol açacak nitelikte. Müthiş bir kişilik bölünmesine yol açan sağlıksız bir ortam sözkonusu kısaca. Bu sadece gençler içinde sözkonusu değil kanımca. Ve kimya giderilemeyince ortada büyük bir stres kaynağı oluşuyor. Bilinçler bilgi, milgi peşinde koşamazlar çünkü stres altındalar...Bakın hayvan dediğimiz kedilere; zamanı geldiğinde işini yapar ve zamanı olmadığında onları sokaklarda göremezsiniz, acı ama gerçek bu...

Söylemek istediğim; çevrenin ve faktörlerinin müthiş şekilde Bilinç evrimine sekte vurduğu yönünde...İnsanlar resmen camekan önünde primatlara döndürülmüş durumda, kızmayın primat dediğime bakın primatların yaşamlarına doğal ortamlarında izleyin ve insanların yaptıklarına haberlerde bir bakın ve değer koyun: Hangi varlık türleri daha fazla artı değer taşıyor...Acı ama böyle..Düzgün işlemeyen kimyasal beden tipleri yaratıyor bu sistem ve arkasından kişilik bölünmeleri geliyor...Farkında olmak adına egomun tüm kazanımlarını devre dışı bırakarak bunu eklemek istedim...Türkiye'de Bilinç Evrimi geriliğinde kendine özel şartlar nedeni ile çok daha az gelişmişliğin temellerinden bir tane side budur kanımca...
 

Moderator

#265
Bp Petrol Sızıntısı Nihayet Durdu 
 
Yaklaşık Üç Aydır Devam Eden ve Gelmiş Geçmiş En Büyük Çevre Felaketlerinden Biri Olan Petrol Sızıntısı Durduruldu. Felaketin Sorumlusu Bp Nasıl Bir Çözüm Buldu? 

20 Nisan tarihinde başlayan ve son yılların en büyük çevre felaketi haline dönüşen Meksika Körfezi'ndeki petrol sızıntısı nihayet durduruldu.

BP'nin okyanusta açtığı petrol kuyularından birinde başlayan sızıntı üç aydır durdurulamıyordu. Uzmanlar bugüne kadar yaklaşık 700 milyon litre petrolün okyanus suyuna karıştığını belirtiliyorlar. (BP haberleri gizliyor mu?)

Delikten yaklaşık 700 milyon litre petrol sızdı

BP yetkilileri sızıntıyı önlemek için dev bir tıpa hazırladı. Tam 75 ton ağırlığındaki dev tıpa deliğin üzerine yerleştirildikten sonra, iki günlük test süresi de kazasız belasız atlatıldı. Yapılan açıklamaya göre delikten şu an petrol sızıntısı yok.

Risk sürüyor


Yazan: Emre Demiray
SDN - http://shiftdelete.net

http://www.haberler.com/bp-petrol-sizintisi-nihayet-durdu-2156400-haberi/
 

Moderator

#266
NELER OLUYOR, KÖPEK KEDİ DOĞURDU

Zonguldak'ın Çaycuma İlçesi'nde, donpiş isimli pinik cinsi köpek, kediye benzer yavru doğurdu. Kedi gibi ses çıkaran ve bıyıkları bulunan yavruları gören vatandaşlar, şaşkınlıklarını gizleyemedi. İlçeye bağlı Perşembe Beldesi'ne bağlı Basat Köyü Yenimahalle'de oturan Ramazan Köseli'ye ait Pinik cinsi köpek, 4 gün önce 7 yavru doğurdu. Daha önce 5 kez doğum yapan köpeğin dünyaya gelen 7 yavrusundan 3'ünün kediye benzemesi dikkat çekti. Kedi gibi ses çıkaran, bıyıkları bulunan yavru köpeklerden ikisi, doğumdan birkaç saat sonra telef oldu. Kediye benzeyen yavrularına daha fazla hassasiyet gösteren anne köpeğin, bu yavrularını aşırı kıskanması ve ağzına alarak insanlardan uzak bir ortama götürmesi ilgiyle izleniyor. HABER-KAMERA:Seçkin KIRARSLAN / ZONGULDAK DHA


http://webtv.hurriyet.com.tr/2/8322/15400517/1/neler-oluyor-kopek-kedi-dogurdu.aspx
 

Moderator

#267
Kriket maçına göktaşı düştü

İngiltere'nin Sussex bölgesinde yapılan kriket maçı sırasında sahaya 12 cm çapında bir göktaşı parçası düştü.

Tribünde bulunan Jan Marszel (51) ve Richard Haynes (52) adlı seyircileri sıyıran göktaşı yere çarptıktan sonra ikiye bölündü. İki taraftar, göktaşını bir uzmana götürdüler. Dr. Matthew Genge adlı uzman, göktaşının 4.5 milyar yaşında olduğunu belirledi.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15421709.asp

Yorum: 12 cm olması bir nitelik mi yoksa nicelik mi?
 

Moderator

#268
Ruslar'a göre rekor sıcaklığın nedeni Amerika


Rusya'nın başkenti Moskova'da, hava sıcaklığı 38.2 dereceye yükselerek yeni rekor kırarken, Pravda Gazetesi, Rusya'daki bilim adamlarının, boğucu yazdan ABD'yi sorumlu olabileceğini öne sürdü.


YANGINLAR ÇIKTI

Moskova'da bulunanlar süs havuzları ve kirli suların yanından ayrılmayarak serinlemeye çalışırken başkent yakınlarındaki bataklık ve ormanlarda çıkan yangınlar söndürülmeye çalışılıyor. Yangınlar nedeniyle oluşan duman, Moskova kent merkezindeki hava kirliliğini de kritik düzeye getirdi.

Nehir kenarındaki büyük uyarı levhalarına rağmen yüzlerce kişi, havanın son derece sıcak olması yüzünden bu suda serinlemeye çalıştı.


AMERİKA'YA SUÇLAMA

Rusya'daki sıcak dalgasını inceleyen Komsomolskaya Pravda gazetesi Rusya'da bilim adamlarının, boğucu yazdan ABD'yi sorumlu tutmaya başladığını yazdı.


Gazeteye göre Rus fizikçiler, ABD, Rusya'ya gizli iklim silahı HAARP ile savaş açmış olabileceğini savunurken şüphelerin Pentagon kontrolünde 1997 yılından beri Alaska'da çalıştırılan yüksek frekans dalga yayıcı HAARP istasyonu üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Uzmanlara göre, Alaska'daki HAARP istasyonu tam güçle çalıştırıldığında, sadece bir saatte 3.5 megawatt elektrik enerjisi tüketiyor. 14 hektar alanı kaplayan 22 metrelik 180 dev anten üzerinde göklere yükselen enerji plazma kümesi oluşturuyor. Bu tesisin çalıştığı tarihten itibaren iklimde tutarsızlıklar olduğu savunuldu.


Rusya Silahlı Kuvvetleri iklim uzmanı olarak Nikolay Karavayev Rusya'ya bu yaz iklim silahıyla saldırı düzenlendiğine emin olduğunu söylerken, "Moskova 40 dereceyle kavrulduğu sırada Berlin 18, Varşova 25, Viyana 20, Paris 20 derece. Rusya sınırlarını takip eden yüksek basınç cephesi onu besleyecek ortam bulunmamasına rağmen dağılmıyor" dedi.


http://www.milliyet.com.tr/ruslar-a-gore-rekor-sicakligin-nedeni-amerika/dunya/sondakika/30.07.2010/1270191/default.htm


Yorum: Dünya Bilimadamlarının bir kısmı, HAARP'in var olduğunu ve bir silah olduğunu kabul etmiş oluyorlar. Ne yaparsınız 'Biliminsanları' bunlar, sizin ya da benim gibi belki de Spiritüel Kanal takipçisi bile değillerdir, belki de...
 

sirera

#269
30 Temmuz 2010
GDO'lu 25 ürün Türkiye'de
Daha önce sadece GDO'lu mısır ve soyaya izin veren Bilimsel Komite, aldığı son kararla GDO'lu şekerpancarı, maya, patates, pamuk, bakteri biyokütlesi ve kolzanın da ithalatına izin verdi.

Böylece bugüne kadar Türkiye'ye genetiği değiştirilmiş 9 çeşit mısır, 3 çeşit soya, 3 çeşit kanola, 6 çeşit pamuk, 1 çeşit şekerpancarı, 1 çeşit maya, 1 çeşit patates, 1 çeşit bakteri biyokütlesi olmak üzere toplam 25 çeşit genetiği değiştirilmiş ürün ithalatına izin verildi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 26 Ekim 2009'da Resmi Gazete'de yayımlanan "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik" ile GDO' lu ürünlerin Türkiye'ye girişinin yasaklanacağı iddia edilmişti.

Bakanlık önce 27 ürünü GDO analizine tabi tutulacağını açıklamış ancak tepkiler üzerine ve yeterli laboratuar altyapısı olmadığı için analize tabi tutulan ürün sayısı 9'a indirilmişti. Bu 9 üründen domates, papaya ve çeltik hariç diğer 6 ürünün ithalatına izin verildi. Analize tabi tutulacak listede yer almayan maya ve bakteri biyokütlesinin de ithal edilmesi dikkat çekiyor.

GDO'lu pamuğa izin

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın internet sayfasında yayınlanan Bilimsel Komite'nin 3. ve 4. toplantısında alınan kararlara göre, Türkiye'ye ithalatına izin verilen "genetiği değiştirilmiş MON1445-2 pamuk, MON15985-7 pamuk, MON1445-2 x MON15985-7 melez pamuk çeşitlerinin yem, gıda (rafine yağ) ve pamuk lifi olarak kullanıldığında, mevcut bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir" görüşüne yer verildi.

Aynı kararda MON531-6 kodlu pamuk, MON531-6XMON1445-2 kodlu pamuk, LLCotton 25 pamuk çeşidi için ise "Yem, gıda(rafine yağ) ve pamuk lifi olarak kullanıldığında herhangi bir risk oluşturmayacağı kanısına varılmıştır" denildi. Bu üç çeşit pamuk için "insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen etki oluşturmayacağı " ibaresinin yer almaması dikkat çekiyor.

Gen kaçışına önlem talebi

Bilimsel Komite kararlarında genetiği değiştirilmiş kolza (kanola) için gen kaçışı uyarısı yapıldı. Kararda GT 73 kolza,T45 kolza ve MS8 X RF hibrid kolza çeşidi için "yem, gıda (rafine yağ) olarak kullanıldığında mevcut bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir. Ancak, ülkemizde bu türün yabanileri bulunduğundan gen kaçışının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması önerilmektedir" görüşüne yer verildi.

Uzmanlara göre, genetiği değiştirilmiş organizmaların(GDO) çevre açısından en önemli riski gen kaçışıdır. Bugüne kadar yapılan araştırmalar özellikle kolzadan, şeker pancarından, mısırdan yabani akrabalarına gen geçişi olduğu tespit edildiği biliniyor. Genetiği değiştirilmiş bir ürün üretildiğinde bundan yabani akrabalarına gen geçişi olacağı için genetik kirliliğin olma olasılığı yükseliyor. Bilimsel komitenin kolza için gen kaçışı uyarısı yapması Türkiye'ye ithal edilen kolza çeşitlerinin ekiminin de yapılacağı kuşkusunu doğuruyor.

GDO'lu şekerpancarı

Bilimsel Komite kararı ile ilk kez genetiği değiştirilmiş şekerpancarı ithalatına da izin verildi. Kararda, "H7-1 şeker pancarı çeşidinin yem, gıda olarak kullanıldığında mevcut bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir" denildi.

Şekerpancarı üretimini kota ile sınırlayan ve üreticileri alternatif ürünlerin üretilmesi için destek veren Türkiye'nin GDO'lu şekerpancarı ithal etmesi dikkat çekiyor.

Fast food patatesi de GDO'lu

İlk kez resmi olarak ithalatına izin verilen genetiği değiştirilmiş amilopektin patates çeşidi fast-food zincirlerinde kızartmalık patates olarak kullanılıyor. Bilimsel Komite, EH92-527-1 patates çeşidinin doğrudan gıda ve yem olarak kullanılmasının uygun olmayacağına karar verirken bu patates çeşidine ait ürünlerin yalnızca endüstri amaçlı (kağıt ve kimya) kullanılabileceği görüşüne vardı.

Listeden çıkarılan maya ve bakteriye izin

Bilimsel Komite kararları arasında en çarpısı olanı ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz yıl Kasım ayında analize tabi tuttuğu 27 ürün arasında yer alan ancak daha sonra listeden çıkardığı genetiği değiştirilmiş maya ve bakterinin de ithalatına izin verilmesi oldu. Bilimsel Komite, "genetik olarak değiştirilmiş ve kurutularak öldürülmüş bakteri biyokütlesi PL73'ün yem katkısı olarak kullanıldığında, eldeki bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir" görüşü ile bu bakterinin ithalatına izin verdi.

"Genetik olarak değiştirilmiş, kontrollü ısı kullanılarak öldürülmüş MT 663/Pmt742 veya Pak729 maya biyokütlesi canlı GDO içermediğinden, yem katkısı olarak kullanıldığında, eldeki bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir" görüşünün yer aldığı Bilimsel komite kararı ile genetiği değiştirilmiş mayaya da ithalat izni verildi.

Daha önceki kararlarda genetiği değiştirilmiş 3 çeşit soya ve 9 çeşit mısır ithalatına izin verilmişti. Böylece Türkiye'ye bugüne kadar toplamda 25 çeşit GDO'lu ürünün girişine resmen izin verilmiş oldu.

Kararların dili tereddütlü

GDO Bilimsel Komite kararlarında "mevcut bilgiler ışığında", "insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir" gibi kesin olmayan ifadelerin kullanılması dikkat çekiyor. Uzmanlar, Bilimsel Komite üyelerinin GDO'lu ürünlerin doğuracağı zararlar nedeniyle tüketicilerin hukuki yollara başvurmasından kaçınmak amacıyla kesin olmayan ifadeler kullandığına dikkat çekiyor.

İthal edilen GDO'lu ürün çeşitleri

Ürün / Çeşit sayısı
Mısır 9
Pamuk 6
Soya 3
Kolza(kanola) 3
Şekerpancarı 1
Patates 1
Bakteri 1
Maya 1
Toplam 25

Tarım Bakanlığı'nın GDO analizi yaptığı ürünler

-Mısır,
-Soya
-Kanola
-Pamuk
-Papaya
-Domates
-Şeker Pancarı
-Çeltik-Pirinç
-Patates
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)