Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Moderator

#270
GUNESIN KARMASIK PUSKURMESI



GUNESIN KARMASIK PUSKURMESI: 1 Agustos'ta yaklasik 08:55'te (UT), Dunyanin etrafinda donen uydular C3 – sinifi bir gunes patlamasini belirledi. Patlamanin kaynagi gunes lekesi 1092 idi. Yaklasik ayni zamanda, gunesin kuzey yari kuresinde yayilan muazzam bir manyetik iplikcik patladi. NASA'nin Solar Dynamics Gozlem Evi olayi kaydetti:



Video:
http://sdowww. lmsal.com/ sdomedia/ ssw/ssw_client/ data/ssw_ service_100801_ 043733_25581681/ www/ssw_cutout_ 20100801_ 070003_aia_ 304__20100801_ 070002_m. mpg


Bu olaylarin zamanlamasi, bu ikisinin birbirine bagli oldugunu one suruyor ve SDO filmlerinin incelenmesi bu sonucu kuvvetlendiriyor. Bu iki olay arasindaki 400,000 km mesafeye ragmen, gunes lekesi ve iplikcigin birlikte patladiklari gorunuyor; bunlar muhtemelen uzun menzilli manyetik alanlar ile birbirine bagli. Bu filmde (171 Å), belli belirsiz bir sok dalgasinin (bir "solar tsunami"nin) patlama bolgesinden yayildigi ve kuzey yarikureye iplikcigin patlama bolgesine caglayarak aktigi gorulebilir. Bu, iplikcigin uzaya itilmesine yardimci olmus olabilir.

 

Kisaca, neredeyse gunesin Dunya'ya bakan tum yuzeyini kapsayan karmasik bir kuresel patlamaya tanik olduk.

 

Olay tarafindan uretilen koronal kitlesel puskurme direkt olarak Dunya'ya dogru yol aliyor: Puskurme yaklasik 3 Agustos'ta Dunya'ya ulasacak ve auroralara neden olacak.

 

Bu patlamada anahtar rol oynayan gunes lekesi 1092, solar teleskop yardimi olmadan gorulebilecek kadar buyuk. Asagidaki resimde gun dogarken cekilen resimde gunes lekesi ciplak gozle gorunuyor.





NEW MEXICO'daki Ates Topu: 31 Temmuz'da parlak bir meteor Santa Fe yakinlarinda patladi ve geceyi gunduze cevirdi. Olayin goruntusu asagidaki linkte:


http://www.heliotown.com/FBsHE20100731_105446utAshcraft.mp4

 

http://spaceweather.com/

 

 

(CEVIRI: Saffet)


 

Moderator

#271
BP Felaketi: Rusya'nin Tepkisi
 
Anatoly Sagalevich Mexico Korfezindeki BP ekolojik felaketi uzerine en son tartismalara katildi. Rus Bilim Akademisinden olan bu uzman Deepwater Horizon techizati coktukten kisa sure sonra BP tarafindan Korfeze cagrildi. Ve onun soyledikleri cok guven verici degil.
 
Dr. Sagalevich'in raporu hazirlandi ve Basbakan Vladimir Putin'e sunuldu. Bu raporda, Shirshov Okyanusbilim Enstitusu ve Rus bilim Akademisinden arastirmaci, okyanus tabaninin onarilmaz sekilde hasar gormus oldugunu ve gezegenin "tum anlayislarin otesindeki" ekolojik bir felakete hazirlanmasi gerektigini ifade etti.
 
Dr. Sagalevich'in BP'ye cagrilmasinin nedeni, onun derin su kesfinde dunyaca unlu bir uzman olmasidir, MIR-1 ve MIR-2 denizaltilarinin yaratilmasi icin Lenin nisani ile odullendirildi, bu denizaltilar 6 km derinlige dalma kapasitesine sahip, dunyadaki en derine ulasan denizaltilar.
 
Dr. Sagalevich'e gore petrol sizintisi medyanin iddia ettigi gibi tek bir kaynaktan gelmiyor, 18 farkli yerden geliyor. Rapora gore, ABD tarafindan cagirilan Rus bilim adamlarinin bulgularini medyaya aciklamasi yasaklandi.
 
Komsomolskaya Pravda'daki rapora gore, Rus uzmanlar Atlantis Okyanusunu mahvetmeden once kuyuyu yok etmek icin nukleer patlamayi kullanmalari icin Amerikalilara baski yapiyor. SSCB 1966 ve 1981 arasinda problemli petrol ve gaz katmanlarini yok etmek icin gorunuse gore bes kez nukleer patlamalar kullandi (bunlardan dordunde basarili oldular.)
 
Dr. Sagalevich'e gore, Obama yonetiminin kuyuyu muhurlemek icin nukleer patlama yapma konusunda karsilastigi problem, Deepwater felaketinin cevresel etkisinden cok Mexico Korfezindeki petrolun devam eden kesfine etkileri ile ilgili.
 
Rus bilim adamlari ayrica BP'nin petrole karsi kullandigi zehirli dagitici ajanlara karsi da uyariyorlar, cunku bunlar her yere asit yagmurlari olarak yagacak ve temasa gectigi tum bitki yasamini yok edecek.
 
Kaynak ve orijinal makale:
 
http://a7.com.mx/reportajes/3867-graves-consecuencias-del-derrame-de-la-bp.html
http://english.pravda.ru/science/earth/27-07-2010/114394-bp_russia-0
 
(Çeviri: Saffet)
 

Moderator

#272
Sevgili IŞIK Kardeşlerimiz !

Meksika körfezindeki petrol sızıntısı devam etmekte ve oluşan tropik fırtına,bölgenin  zaten çok kötü olan ekolojik  durumunu  daha da kötüleştirmektedir. Bilim adamlarının iddialarına göre,bu facia ağır sonuçları itibarı ile Çernobil patlaması faciasıyla kıyaslanabilir.

Bunun yanı sıra,verilen tebliğlerde – 2010 yılı için kehanetlerde Gezegenimizde 3 büyük volkanın patlaması olasılığı belirtilmişti : Rusyada , Avrupada , ve Amerika Birleşik Devletlerinde. Kadim volkan kraterinde bulunan  Yellowstone (Yellowstone ,Amerika) milli parkındaki toprak yükselmeye başladı ve aktif olarak Greyzerler fışkırdı- içlerindeki suyun ısısı hızlı bir şekilde yükselmektedir- bunlar volkanik faaliyetin işaretleridir; son olarak volkan 642 yıl önce uyanmıştı...Bilim adamları bu Süpervolkanın 2-6 yıl içerisinde ,büyük facialar getirecek şekilde patlama ihtimalinin olduğunu bildiriyorlar, bizim tahminimiz bunun biraz daha erken olacağıdır.

Bizce, bu ağır olaylar, tüm dünyadaki tüm ezoterik grupların, okulların ve toplulukların birleşmesi ve ahenkle hareket etmesi için katalizör olacaktır. Ancak HEP BERABER biz , bu oluşmuş olan durumun en hafif şekilde gelişerek atlatılması için şartları oluşturabiliriz.

Bizim iş arkadaşlarımız- Işık Ustalarının teklifi var : "Arkadaşlar! Gezegenimizin derinlikleri – canlı ,karşılık veren dokudur ve volkanların kendileri- canlı varlıklar, onlarla düşünsel olarak konuşulabilir, ve onların "heyecanlı nefesi" sükunetle doldurulabilir... Hadi ,hep beraber olalım– iyi iradenin tüm insanları, Işık İşçileri,gençler, aborijin halkları....ve insanlığa ve Gezegene yardım edelim, çünkü bizim ruhlarımızın çabalarıyla şimdiye kadar bir çok doğal ve teknolojik afetlere engel olundu...."

Grup meditasyonları mıza ve dualarımıza,Dünyanı n oluşabilecek afetlerinin dengelenmesi işini dahil edelim,-özellikle Meksika körfezi ve yüksek volkanik aktivitelerin olduğu yerleri.

 

Galaktik Federasyonun Temsilcilerini, Gaia'nın ruhunu, Işık Ailesinin Temsilcilerini, Melekleri ve Başmelekleri çağıralım , Mesih Bilinci Izgarası ile ve tüm katılan insanların kalpleri ile birleşelim, ve ayrıca Elementalleri ve Dünyanın Ruhunu çağıralım, Suyu,Havayı ve Ateşi, Mineral,Bitki ve Hayvan Krallıklarının Koruyucularını . Hep beraber dua ve meditasyon uygulamalarını kullanarak, hep beraber " geçişin en yumuşak ve ahenkle gerçekleşmesi senaryosunun yaratılmasına" odaklanalım.

 

Her birimiz kendi Yüksek BEN'ine sorsun- geçişin dengeli olarak gerçekleşmesi için özellikle kendisi ne yapabilir, ve aslında hepimiz ne yapmalıyız. Her birimiz şu işleri sürekli yapsın : bireysel unsurlarımızın arıtılması ve korkulardan ,nefrette, öfkeden,kıskanç lıktan, kötülükten, kendini aldatmaktan, yalandan v.s. arınmak.Dünyanın dengelenmesi işini ,seri Dünya global meditasyonları yla yapmamızı öneriyoruz: her hafta – hafta sonları ,tatil günlerinde (her Cuma,cumartesi veya Pazar günleri, Grinvic saati ile 13:00 te başlayarak ).

Bu teklifi Gezegenin duyarsız olmayan tüm insanlarına göndermenizi rica ediyoruz !

Dünya Işık Seti

 

Moderator

#273
Ağustos başından beri etkili olan Güneş patlamaları, İskandinavya semalarında renk şöleni yarattı.

Video:
http://video.ntvmsnbc.com/gunes-firtinasi-gokyuzunu-boyadi-1.html
 

Moderator

#274
Ölü Hayvanları Diriltip Yediriyorlar!

Et kalitesini ölçmek üzere uzmanlar kesilmiş ineklerden örnekler ve klonlama için kullanılmak üzere en iyilerinden hücreler aldı.

Geçenlerde İngiltere'de klonlanmış ineklerin yavrularının ve bunlardan elde edilen sütün satıldığı, çiftliklerde klonlanmış onlarca hayvanın yaşadığı ortaya çıkmıştı.

ABD'de uygulanan ve 'diriltme' adı verilen teknik, önde gelen hayvan klonlama şirketi J.R. Simplot tarafından gerçekleştiriliyor. Idaho merkezli şirketten Bradey Hicks, "İstediğimiz belli karakteristiklere sahip hayvan ölülerinin belirliyoruz, ama o hayvan için artık çok geç olmuş oluyor. Ama klonlama ile onu diriltebiliyoruz" diyor.

ABD'de klonlanmış hayvan eti besin zincirine küçük ölçekte girdi. 100 milyon çiftlikte aşağı yukarı 1000 klon var. ABD Gıda ve İlaç yönetiminin, klonlanmış hayvanların etinin ve sütünün tüketilmesinin güvenli olduğunu söylese de, süpermarketler ve klonlanmış ürünlere gizli bir yasak uyguluyor.

ABD'nin önde gelen hayvan klonlama şirketi ViaGen'nin başkanı Mark Walton, tarımda klonlamanın eninde sonunda tüm dünyada yaygın hale geleceğini savunuyor. Klonlanmış hayvanın etinden ya da klonlanmış hayvanın yavrularından elde edilen ürünlerin zararlı olduğuna dair bir kanıt yok, ancak Avrupa Gıda Güvenliği kurumu bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söylüyor.

Uzmanlar laboratuvarda üretilen yapay etin de 10 yıl içinde raflardaki yerini alacağını düşünüyor.

http://www.milliyet.com.tr/olmus-hayvanlardan-klonlayip-satiyorlar-/ekonomi/sondakika/17.08.2010/1277467/default.htm


Yorum: Aklıma Kasyopya celselerinde 4kh nin  "re-molekülarizasyon" teknolojisi geldi:)
 

Moderator

#275
Orta Avrupa Selle Boğuşuyor

Türkiye sıcaktan kavrulurken, Orta Avrupa ülkelerinde şiddetli yağışların neden olduğu seller yaşamı olumsuz etkiledi.

Avusturya?da sağanak yağmurlar tehlikeyi beraberinde getirdi. Bir anda bardaktan boşalırcasına Yağan yağmurun etkisiyle bölgede toprak kaymaları ve su taşkınları görülürken ülkede acil durum alarmı verildi. Amatör kameralarla çekilen görüntülerde bazı araçların sel sularına kapılarak sürüklendiği zararın çok büyük olduğu görüldü.

Slovakya?da da 1 haftadan bu yana etkili olan yağışlarda suya kapılan at arabasını kurtarmak isteyen 1 kişi öldü, en az 5 kişinin akıbetinden haber alınamadığı belirtildi. Bazı nehirlerin taşmasıyla çok sayıda şehirlerarası yol kapanırken Handlova kasabasında 1 köprü yıkıldı. Alarm verilen bazı yerlerde

yüzlerce kişi tahliye edildi.

Çek Cumhuriyeti?nde de bazı yerleşim birimleri 1 hafta içerisinde 2?nci kez sel suları ile boğuşmaya başladı.

Sağanak yağış ve sel sularının etkili olduğu bir diğer ülke Almanya oldu. Sachsen-Anhalt eyaletinde başkent Magdeburg yakınlarındaki çok sayıda yerleşim biriminde etkili olan yağışların yol açtığı enkaz ve temizleme çalışmalarının devam ettiği açıklandı.

İtalya?nın güneyinde denizde bir anda çıkan fırtına dalga boyunu yükseltirken çok sayıda tekne batma tehlikesi geçirdi. (Doğan Haber Ajansı)


http://www.haberler.com/orta-avrupa-selle-bogusuyor-2195640-haberi/


Yorumum: Kasyopya celeslerinde bir kaç aya kadar Avrupa'da etkileri hissedilecek denilmişti, Meksika Körfezi Çevre felaketinin ve Gulf Stream akıntısının azalmasının etkilerinin. Bakalım bu aşırı sıcakların "dengeleyicisi" ülkemizde nasıl olacak?
 

Moderator

#276
ANANA-MISIR PAPİRÜSÜ-M.Ö. 1320

 

Sevgili okurlar,

 

Zor günler yaşadığımız ve yaşama dair çelişkiler içinde uğraştığımız bu zamanda, sizlerle bundan takriben 3.330 yıl gibi, İnsanlığın, birçoğunun, "Taş Devri" olarak adlandırılan zamanlarındaki, belki de çoğunuzun zaten aşina olduğu bu müthiş düşüncelerini paylaşmak istedim.Umuyorum sizlerin zihninde geçmişin farklı bir perspektifini canlandırıp çok daha farklı düşünceler yaratacaktır.Anananın kim olduğuna dair özet ve bilinen en yakın bilgi ile yazıya devam ederek O çok önemli ve derin bir içeriğe sahip "Papirüsü" birlikte okumaya devam edeceğiz.

 

Anana Mısırda, 19.Hanedanın kurucusu Firavun I.Seti veya namı diğer I.Ramsesin (yaşamı M.Ö. 1365-1279) son dönemlerinde ve özellikle Ramses I'in oğlu II.Seti veya II.Ramsesin  (yaşamı M.Ö.1303-1213) ilk zamanlarında Saray baş katibi ve Kraliyet baş danışmanı olarak yaşamıştır.(Not:Bu tarihler konusunda tarihçiler arasında tam bir birlik yoktur ve tarihler halen çelişkisini muhafaza etmektedir.)

 

Papirüs Metni,

 

"Şahit olun! Bu tomarda yazmıyormu? Okuyun, ey siz Tanrıların okuma becerisi verdiği kişiler, henüz doğmamış günlerin neler getireceğini okuyun. Okuyun, siz geleceğin çocukları ve geçmişin, sizden çok uzak aynı zamanda (da) aslında çok yakın gizemlerini okuyun.

 

İnsanlar yalnızca "bir kere doğmaz"  ve ölünce de burayı sonsuzca terk etmezler.Her zaman bu Dünyada olmasa da, birçok kereler, birçok yerlerde yaşarlar.Bu yaşamlar bir "Karanlık" perdesiyle birbirinden ayrılmıştır.

 

Kapıların açılacağı ve başlangıçtan itibaren (kendi) ayaklarımızla girdiğimiz bütün (bu) odaları (yaşamları) gözümüzün önüne sereceği gün gelecektir.

 

Dinimiz (bize) Ebediyen yaşadığımızı öğretir.Şimdi, sonu olmayan Ebediyetin başı da olamaz, (çünki) o bir dairedir.O halde eğer biri doğruysa, yani yaşamaya devam edeceğimiz, o taktirde diğerinin de doğru olması gerekir, yani hep yaşamakta olduğumuz (olan).(Geçmişte de yaşadığımız).

 

Rahiplerin İnsanların düşüncelerini buz kalıpları gibi dondurmadığı ve onlardan, binlerce Tanrıya tapınaklar inşaa etmediği  "eski" günlerde, birçok kişi bu "akıl yürütme" nin doğruluğuna sahip çıkıyordu ve dolayısıyla "Tek bir Tanrı" dan başkasının olmadığına da.

 

İnsanların gözlerinde Tanrı birçok "Yüzler" alır ve her biri de yalnızca kendi gördüğünün "Gerçek Tanrı" olduğuna yemin eder.Ancak hepsi yanılır, çünki hepsi de haklıdır.

 

Bizim Ka'larımız, (Karmalarda kazanılan deneyim benlikleri) ki bunlar bizim gizli kalmış benliklerimizdir, kendilerini bize çeşitli yollarla gösterirler.Her İnsanın varlığında saklı olan "Sonsuz Bilgelik" kuyusundan (Akaşik kayıtlar-yzn.) çektiğimiz damlacıklar bize gerçeğe bir göz atma şansı tanırlar, çünki talimatla gelen, bizlere "şaşırtıcı işler yapma" kuvveti  onlardadır.

 

Ruh hakkında bedenle, ya da Tanrı hakkında (onun) eviyle hükmedilmez.

 

Mısırlıların "Bok Böceği", Tanrı değildir.yalnızca Yaradanın bir "Amblem" idir (temsilidir), çünki o, küçük bir çamur topağını ayakları arasında yuvarlaya yuvarlaya götürür ve onun içine yumurtalarını bırakır.Tıpkı Yaradanın, yuvarlak olduğu anlaşılan Dünyayı döndürmesi gibi ve orada hayat meydana gelmesine yol açtığı gibi.

 

Bütün Tanrılar Dünyaya sevgiyi armağan ederler, sevgi olmasa (bu) Dünya devam edemezdi.Benim inancım bana hayaın ölümle sona ermediğini ve bu yüzden "Hayatın Ruhu olan Sevgi" nin, hayat sürdüğü sürece süreceğini, belki sizinkinden bir parça daha açık öğretiyor.

 

Bu görünmez bağın gücü (sevginin gücü), Dünya öldükten çok sonra bile iki Ruhu birbirine bağlayacaktır.

 

Eğer çok sevdiğiniz birisini kaybederseniz, rahat olun.Ölüm yalnızca onu uyutan bir "Dadı" dır, hepsi budur ve sabah olunca, başlangıçtan beri kendisi ile beraber olanlarla birlikte (Aileyle) yeni bir günde yoluna devam etmek üzere uyanacaktır."

 

Ve bütün bunları günümüzden 3.330 yıl önce yazan baş katip ve danışman Anana bir diğer Papirüste şöyle devam ediyor.

 

"İnsan birçok kereler doğar, ama geçmiş hayatları hakkında hiçbirşey bilmez; yalnız bazen bir "Gündüz Düşü" (Dejavu) ya da aniden zihnine gelen bir "Düşünce" onu geçmiş yaşamlarındaki bir sahneye götürebilir.Bu sahne ona tanıdık gelse de, onun ne zaman ya da nerede yaşandığını zihninde belirleyemez.Buna karşılık sonunda, tüm geçmiş hayatları kendilerini (bir gün ona) ifşa edeceklerdir.

 

Bir Enkarnasyonda bir arada olan Ruhların, bir diğer Enkarnasyonda tekrar bir araya gelmeleri ve bir mıknatıs tarafından çekilircesine birbirlerine yaklaştırılmaları çok muhtemeldir, fakat bunun nedenini bilmezler."

 

Değerli okurlar, günümüzden binlerce yıl öncesinde İnsanlığın bir çoğunun sahip oldukları düşünceler ve Din ile, bu günün İnsanoğlunun sahip olduğu düşünce ve Dinin ve onların yansıttığı eylemlerin yorumunu sizlerin derin anlayışınıza bırakıyorum, kuşkusuz mantığınızın ve kalbinizin işbirliği Ruhunuzda bunun doğru yorumunu yansıtacaktır...

 

Süleyman Kaya,

 

Farkındalığın "Aydınlık" ışığında sevgi, huzur ve uyumla...

 

Kaynak: Kayıp Kıta Mu-James Churchward (1851-1936)-Bölüm; insanlığın İlk Dini (Bu kitap Atatürkün okuyup üzerinde notlar aldığı ve ilk baskısı 1926 yıllarında yapılan kitaptır-Ege Meta Yayınlarına bu eşsiz değerdeki kitabı bizlere kazandırdığı için sizlerin nezdinde an azından kendi adıma teşekkür ederim.)

 

Tiversonus

#277
Pakistan Yıkımı Yaşıyor 
 
Pakistan'da Çekilen Sel Sularının Ardından Yıkımın Boyutları Ortaya Çıkııyor. 

Pakistan'da sel suları kuzeybatı Khyber Pakhtunkhwa eyaletinde çekilirken, felaketin boyutları da daha açık ortaya çıkıyor. Özellikle kadın ve çocuklar, salgın hastalıklar riski ile yüz yüze bulunuyor.

Pakistan'da 20 milyondan fazla kişi selden etkilenirken, çekilen sular da geride büyük yıkımın izlerini bırakıyor. Çöken köprüler ve yollar insani yardım çalışmalarını engellerken, felaketin çok ciddi boyutlarda etkilediği bölgelere ise henüz ulaşım sağlanamadı.
Khyber Pakhtunkhwa eyaleti Charsaddah ilçesindeki bir okul evsiz kalmış 500'den fazla aile için sığınak olarak kullanılıyor. 19 yaşındaki Amina da ailesi ile bu okulda barınak bulmuş. Amina, "Sel suları evimize gece yarısı girdi. Canımızı kurtarmak için kaçtık. Evimizi kaybettik. Geride hiçbir şeyimiz kalmadı. Şimdi oğlum hasta. İshali var ve zayıfladı." dedi. Dört aylık hamile olduğunu söyleyen Amina, kendi ve oğlu için yardım almak için sağlık merkezine geldiğini söylüyor.
 
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) destekli sağlık merkezleri ve mobil sağlık ekipleri de bölgede anne ve çocuk ölümlerini önlemek için sağlık taramaları ve aşı yaparak temel sağlık hizmetlerinde bulunuyor.

Pakistan'da sular altında kalan bölgelerde salgın hastalıklar riski yüksek ve en çok çocuk ve kadınlar risk altında bulunuyor. Bölgede görev yapan sağlık ekipleri su kaynaklı salgınları önlemek için halkı bilgilendirmeye çalışıyor.

Charsadda sağlık görevlisi Dr Fazale Akbar, "Felaketten çok büyük bir nüfus etkilendi. Bundan dolayı ilk günler herkese ulaşmak çok zor." diye konuştu.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM), Pakistan'da acil gıda yardımına ihtiyaç duyan selzede, sayısının 8 milyona yükseldiğini duyururken, evsiz sayısının da 4 milyonu aştığını bildirdi.


http://www.haberler.com/pakistan-yikimi-yasiyor-2199638-haberi/


Yorumum: Dünya İnsanlığı Bir'lik bilincinden çok uzakta. Hawking geçenlerde insanın "vahşi bir ırk" olduğunu söylemişti...Dünya silah ticaretinin yüzde 70 ini elinde tutan ABD o kadar meşgul ki, acaba ABD deki halkın yüzde kaçı Bir'lik frekansını (tüm insanlık bir ailedir) taşıyor diye de merak ediyorum...Ülkemizde ise, top çizgiyi geçtimi, hangi dizi artisti hangisi ile ve açık ve gizli bir Konsorsiyum savaşı ile uğraşıyor gerçi şimdilerde ateşkes yaptırmış menejer güçler, neden acaba , çektikleri enerji yeterli diye mi?

Belki de en önemli tesbit şu: Dinler bile kendi içlerinde "Bir'lik" frekansını kuramıyorlar. Kimse kimsenin umurunda değil kısaca. Ve Evren'de herşey olması gerektiği gibi akıyor ise; içsel değişimi yapamayan toplumların sanıyorum yaratacakları şey buna benzer olacaktır, bu toplumsal bazda böyle. Kişisel olan değişimin ise bir şekilde "korunacağını" yine Evrensel yasalara göre söylemek mümkün...


Moderator

#278
Pakistan'ı Kitlesel Gösteriler Vurur mu?


Uluslararası toplumun acil yardımda bulunduğu Pakistan'ın uzun vadede desteğe ihtiyacı var. Sel felaketinde ekonomisi büyük zarar gören Pakistan'ın yeniden yapılanmasının üç yıldan uzun bir zaman alacağı belirtiliyor.

Sular yavaş yavaş geri çekiliyor, ancak hala birçok bölgenin dış dünyayla bağlantısı kopuk, milyonlarca insan açlık ve hastalık tehdidiyle karşı karşıya. 800 bin kişiye hala herhangi bir yardım ulaştırılabilmiş değil. Pakistan'da yaşayan her sekiz kişiden birini doğrudan etkileyen seller, zaten yolsuzluk ve terörizm ile boğuşan ülkenin sorunlarını daha da ağırlaştırdı.

Pakistan hükümeti, sel felaketi yüzünden, süren Mali yıl için konulan yüzde 4,5'luk ekonomik büyüme hedefine ulaşılamayacağını açıkladı. Bugünkü koşullar altında, yıllık bütçe açığının, gayri safi milli hâsılanın yüzde 8'inden fazla olacağı kaydediliyor.

Zirai gelirler, ülke gayri safi milli hâsılasının yaklaşık yüzde 20'sine denk geliyor. Dünya Bankası, sellerin hasada verdiği zararın yaklaşık bir milyar Dolar olduğunu tahmin ediyor. ve bu miktar her geçen gün artıyor.

Yeniden yapılanma zaman alacak

Pakistan basınına yaptığı açıklamada, ülkenin yeniden yapılanmasının üç yıldan fazla bir zaman alacağını belirten Devlet Başkanı Asif Ali Zerdari, selden zarar gören çiftçilerin en az iki yıl boyunca gıda, gübre, tohum ve diğer malzeme desteğine muhtaç olacaklarını söylüyor. Uzmanlar, bu sürenin daha da uzun olacağından endişe ediyor.

Dünya Bankası, sellerin ziraat alanında verdiği zararın saptanabilmesinin ancak eylül ayı ortasında suların geri çekilmeye başlamasıyla mümkün olacağını kaydediyor.

Borçlanma uyarısı

Tanınmış Pakistanlı ekonomi uzmanı Dr. Şahid Hasan Sıddıki, sel afetinin ülke ekonomisine zararını bir trilyon Pakistan rupisinin üzerinde, yani yaklaşık 13 milyar Dolar olarak hesaplıyor.

Ancak zararın giderilmesi için borç alınmaması gerektiğini belirten Sıddıki şu değerlendirmeyi yapıyor: "Acil yardımdan sonra iki etap geliyor. Rehabilitasyon ve yeniden imar. Üç yıl zamana ve 600 milyar rupiye ihtiyacımız olacak. Eğer Pakistan daha fazla sorunla karşı karşıya kalmak istemiyorsa, herhangi bir şekilde yeni borç almamalıyız, zira şu anki dış borcumuz zaten kolay ödenecek gibi değil."

Fakat Pakistan yeni borç almadan sel felaketinin yaralarını sarabilecek gibi gözükmüyor. Dünya Bankası 900 milyon dolarlık bir krediye yeşil ışık yakarken, Asya Kalkınma Bankası da iki milyar dolarlık bir paket hazırlıyor. Bu arada Washington'daki Uluslararası Para Fonu da, 2008'de başlayan 10 milyar dolarlık bir kredi programının vadelerinde yeni ayarlar yapmaya çalışıyor. Bu kredilerin, sellerin vurduğu bölgelerde imha olan altyapının yeniden imarında ve ulusal ekonominin canlandırılmasında kullanılması öngörülüyor.

ihracatta büyük kayıp

Pakistan bu yıl, 21 milyar dolarlık bir ihracat hedefi koymuştu. Bunun dörtte üçünün tekstil ve tarım ürünlerinden gelmesi öngörülüyordu. Ancak sel felaketi bu iki sektöre de ciddi darbe indirdi, zira pamuk rekoltesinin yüzde 20'si imha oldu, ayrıca pirinç, şeker kamışı ve Mısır rekoltesinin de önemli zarar gördüğü bildiriliyor.

Hükümetin eski ekonomik danışmanlarından Aşfak Hasan Han, bu yüzden pamuklu ürünlerin üretiminde ve ihracatında dörtte birlik bir kayıp olacağını tahmin ediyor. Daha az ihracat da, ülkeye daha az döviz girmesi anlamına geliyor.

Kitlesel gösteriler olabilir

Bazı uzmanlar, yakınlarını kaybeden, yaralanan, ekonomik zorluklarla karşılaşan insanların, üstüne bir de Yükselen enflasyon ve kıtlık eklenince, sel sonrası sokaklara dökülebileceğine dikkat çekiyor.

Ekonomi uzmanı Dr. Şahid Hasan Sıddıki, Pakistanlı siyasetçilerin bıçak sırtında hareket ettiklerini belirterek "Uluslararası camia tam olarak ne olacağını kestiremez, ancak kurbanların sefaleti ve yası, ileride nefret ve öfkeye dönüşebilir. Protestolar daha agresif olabilir" diyor.

Westerwelle'den AB'ye öneri

Pakistan, ekomisindeki yaraları sarmak için ıMF'den kredi beklerken, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle de, Pakistan mallarının AB iç pazarına girişinin kolaylaştırılması çağrısında bulundu. AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'a bir mektup yazan Wasterwelle, AB pazarının Pakistan mallarına açılmasının bu ülkeye yapılacak uzun vadeli yardımın bir bölümünü oluşturması gerektiğini belirtti.

© Deutsche Welle Türkçe
Maqbool Malik, Çeviri: Aydın Üstünel


Yorumum: "Aşırı" sıcaklar ile buharlaşan su acaba yine "aşırı" olarak mı yeryüzüne iniyor ya da inecek. Fındık üreticileri güneş yanıkları dolayısı ile yüzde yirmibeş verim düşüklüğünden bahsediyorlar...Sıcaklar aşırı ve sulama yapılsın işte sıcağın etkisi ile küflenme ve mantarlaşma ortaya çıkıyor , bu da özellikler aşırı sıcak gidipte suyu bol olan tarım bölgelerini buğdayda bekleyen bir problem gözüküyor veya diğer hasatlarda. Ülkemizde aşırı yağmurlara dikkat diye düşününüyorum.

Dünya'yı psikopati yönetmese bu kadar fazla etkiyi hisseder miydik ya da yaşar mıydık? Galiba Dünya ve galaktik döngülere rağmen bu şiddette yaşanmayabilirdi, bu yaşananlar ve yaşanması muhtemel olan şeyler...Örneğin Pakistan nükleer silahlara sahip bir ülke ve acaba ne kadar kaynağını bu "canlıları imha" silahlarına ayırmıştır tarihinde, bu kaynaklar yaşam ve eğitim için ayrılamaz mıydı?
 

Moderator

#279
Zile'de Kiraz Ağaçları Stres Nedeniyle Çiçek Açtı 


Tokat'ın Zile İlçesinde, Mevsim Dışı Açan Kiraz Ağacı Görenleri Şaşırttı. Bahçe Sahibi Kazım Düzen, Hayatında İlk Defa Böyle Bir Olayla Karşılaştığını Söyledi. Ziraat Yüksek Mühendisi Ziya Özer, Yaptığı Açıklamada, Bu Mevsimde Ağaçların Çiçek Açmasının Normal Olmadığını Söyledi.


 Tokat'ın Zile ilçesinde, mevsim dışı açan kiraz ağacı görenleri şaşırttı. Bahçe sahibi Kazım Düzen, hayatında ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını söyledi.


Ziraat Yüksek Mühendisi Ziya Özer, yaptığı açıklamada, bu mevsimde ağaçların çiçek açmasının normal olmadığını söyledi. Özer, "Genel olarak bitkiler strese girmesiyle mevsimsiz çiçek açmaları görülmektedir. Bitkilerin strese girmesi; aşırı sıcaklar ve aşırı sulama nedeniyle olmaktadır." şeklinde konuştu.

 
 
 Yorumum: Büyük Döngü kapanmakta ve İklim değişikliklerinin en hissedilebilir, günlük hayatımızda görülebilir bir yılı yaşıyoruz, elbette görebilen gözlere...Tahminimime göre bütün Dünya ölçeğinde en az yüzde 25 lik bir tarım hasatı azalması yaşanacak. Ancak açgzözlü spekülatörlerin etkisi ile ve ekonomideki "algının çökmesi" ile yüzde ellilere varabilecek fiyat artışları sözkonusu olabilir, bu bütün Dünya ölçeğinde...Dünya'da bazı spiritüeller kendi kendine yeten yerleşim projelerine giriştiler bile...Herşey olması gerektiği gibi akmakta, madde odaklı bilinçlerin, uyutulmuş kitlelerin, kendi özgür iradeleri ile esirleştirilmiş kitlelerin gelecek yıl bu aylarda bu güne göre çok daha fazla uyanmış olacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerek...Ruhlara son kalk çağrısı niteliğinde olayları tüm Dünya ölçeğinde beklemek, hayalcilik olmasa gerek.
 

Moderator

#280
Japonya'da yunus vahşeti sürüyor





Japonya'nın Wakayama kentindeki Taiji Kasabası'nda, bu yıl en iyi belgesel film Oscarı'ını kazanan "The Cove" filmine konu olan yunus katliamı tüm hızıyla sürüyor.

Taiji balıkçıları, gelecek hafta yeniden yunus avına başlayacaklarını açıkladı. Gerekçe olarak da 400 yıllık bu geleneğin endüstrilerinin temelini oluşturduğunu gösterdiler.

Taiji Kasaba Balıkçıları Derneği yöneticisi Miyato Sugimori, eğer yunus avını bırakırlarsa, yıllık gelirlerinin 2 milyon yen (yaklaşık 24 bin dolar) düşeceğini ve o şartlarda da yaşamanın mümkün olmadığını belirtti.

http://www.haberturk.com/dunya/haber/546685-japonyada-yunus-vahseti-suruyor
 

Moderator

#281
Astronomlar, 2012 yılında yaşanacak güneş fırtınasının Dünyayı çok sert vuracağını söylüyor

milliyet.com.tr

Astronomlar, bu ayın başlarında Dünya'da ilginç ışık gösterilerine sebep olan güneş fırtınasının çok daha büyüğünün gelmekte olduğu uyarısında bulundular.

2012 yılında meydana geleceği tahmin edilen bu büyük fırtınanın 100 milyon hidrojen bombasının gücüne eşdeğer bir kuvvetle Dünya'yı vuracağı tahmin ediliyor.

Amerikan medyasının verdiği haberlere göre, NASA bu ay yaşananların sadece Güneş'te hazırlanmakta olan devasa fırtınanın öncüsü olduğu uyarısında bulunuyor.

2006 yılından beri bu felaketi gözlemleyen NASA'nın uyarısına göre, fırtına 2012'de Dünya'yı vurduğunda, gezegenimizin tamamında büyük güç sorunları yaşanabilir.

1859 ve 1921 yıllarında yaşanan benzer büyüklükteki fırtınaların ardından dünya genelinde bir kaos yaşanmış, telgraf hatları işlemez hale gelmişti.

Araştırmacılar, içinde bulunduğumuz teknoloji çağında sözkonusu fırtınanın çok daha büyük çapta hasara sebebiyet verebileceğini söylüyorlar.

Astronomi dalında öğretim görevlisi ve yazar Dave Reneke: "Astronomların genel kanısı 2012 yılında yaşanacak fırtına son 100 yılın en şiddetlisi olacağı yönünde" diyor.

"Böylesi bir felaket, ondan en çok etkilenecekler tarafından ciddiye alınmalı, havacılık şirketleri, iletişim şirketleri ve GPS sistemiyle çalışan herkes."

NASA'nın hazırladığı bir rapora göre, böylesi bir felaket eğer bugün yaşanırsa 1 ila 2 trilyon dolar arası zarara sebep olacak ve zarar gören sistemlerin tam onarımı için 4 ila 10 yıl arası bir süre gerekecek.


http://www.milliyet.com.tr/2012-de-buyuk-tehlike-/yasam/sondakika/30.08.2010/1282784/default.htm
 

Moderator

#282
Sinabung yanardağı faaliyete geçti

Yanardağ, 2 kilometre yüksekliğe kül püskürtüyor.





Endonezya'da 400 yıl aradan sonra ilk kez dün hareketlenen Sinabung yanardağı, bugün yeniden faaliyete geçti.

Yetkililer, Sumatra Adası'nın kuzeyinde bulunan Sinabung yanardağının, 2 kilometre yüksekliğe kül püskürttüğünü, halkın bölgeyi tahliye ettiğini açıkladı.

Yanardağın çevresinde kısa mesafe uçuşların ertelendiği belirtildi. Endonezya Volkanoloji Merkezi Başkanı, yanardağda bugün görülen faaliyetin, dünkünden daha güçlü olduğunu söyledi.



http://www.haberturk.com/dunya/haber/547162-sinabung-yanardagi-faaliyete-gecti
 

Moderator

#283
Otogarda sigara içen savcıya 'oruç' dayağı




Harun GÖKÇEOĞLU/YOZGAT, (DHA)

 YOZGAT Otogarı'nda otobüs bekleyen Kadışehri Cumhuriyet Savcısı Özcan Çubukoğlu, Ramazan ayında açıkta sigara içtiği gerekçesiyle 2 kişi tarafından dövüldü.

Olay, önceki gün saat 12.00 sıralarında Yozgat Otogarı'nda meydana geldi. Otobüsün hareket saatini bekleyen Savcı Özcan Çubukoğlu sigara içmeye başlayınca, çevreden birkaç kişi 'Ramazan ayında açıkta neden sigara içiyorsun?' diye laf attı. Savcı Çubukoğlu'nun sigara içmeye devam etmesi üzerine bu kişiler Çubukoğlu'na saldırdı. İddiaya göre Çubukoğlu, savcısı olduğunu belirtmesine rağmen 2 kişi tarafından dövüldü. Burnu kırılan Çubukoğlu, 112 Acil Servis tarafından Yozgat Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Olayla ilgili gözaltına alınan 2 kişi, sorgularının ardından sevk edildikleri adliyede, açıklanacak duruşma gününe kadar 'her gün polis merkezine giderek imza atmak' şartıyla serbest bırakıldı.


http://www.milliyet.com.tr/otogarda-sigara-icen-savciya-oruc-dayagi/turkiye/sondakika/03.09.2010/1284588/default.htm


Yorum: Belki de kanıksadığımız "dogmatizm" den dolayı "ilginç olmayan" bir haber bile sayılabilir. Ve işin arkasında kanıksadığımız "Dogmatizm" bulunmakta...Dünya Meta Odaklı Para İmparatorluğu ve Dogmatizm, her ikisi Ruh'un gelişimine büyük engeller durumunda. Galaktik İnsan ve Evrensel İnsan olabimek için değişime uğraması gereken iki kavram. Sanıyorum bu bilinç değişimini Frekans Kodlarının, ayırımları daha fazla ortaya çıkaran akımları ile çözüme doğru gidiyor.
 

Moderator

#284
UFO GÖZLEMCİSİNDEN İLGİNÇ İDDİA: VAN GÖLÜ CANAVARI UZAYLI

VAN'da inşaat Mühendisliği yapan aynı zamanda 10 yıldır Uzay bilimleri adına profesyonel olarak çalışan 27 yaşındaki Semra Cezlan, Türkiye'de ufo araştırması yapan 2 kadından biri. Cezlan, varlığıyla yokluğu tartışma konusu olan Van Gölü canavarının aslında uzaylılar olabileceğini iddia etti.

Van'da tüm enerji kaynaklarını güneşten alacak bir ufo müzesi kurmayı da düşünen Cezlan, yakında Van Gölü kıyısına kamp kurup, gözlem yapacak. Cezlan "Sadece ben değil, dünyanın birçok yerinden Van Gölü'nde uzaylıların üssü olduğunu söyleyen insanlar var. Çok sayıda kişi, Van Gölü içinde çeşitli cisimler gördü. Van'da gözlem yapanlar bizi arıyorlar. Ailesiyle piknik yaparken gölde cisim görenler, akşamın bir vakti farklı bir cisim görüp, polisi çağıranlar oldu. Buda bu iddiayı doğruluyor" diye konuştu.

UZAYLILARI GÖRENLER TRAVMA YAŞIYOR

Merkezi İstanbul'da bulunan Orion Ufo Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi kurucularından Vanlı evli bir çocuk annesi İnşaat Mühendisi Semra Cezlan, çok konuşulacak bir iddia ortaya attı. Yıllırdır gizemini koruyan Van Gölü canavarının aslında bir uzaylı olabileceğini ileri süren Cezlan, bu iddiasını ise gözlem yapan ve canavar gördüğünü iddia eden insanlara dayandırıyor. Cezlan, yaklaşık bin üyesi bulunan Orion Uzay Bilimleri merkezini hem yurt içinden hemde yurt dışından birçok kişinin arayıp kendilerinden yardım istediğini, görüntü ve fotoğrafları paylaştığını söyledi. Semra Cezlan, kendisininde küçük yaşlardan itibaren ufo gözlemi yaptığını ardındanda merakla bu işi araştırdığını söyledi. Yaklaşık 10 yıldır profesyonel olarak uzay bilimleri adına çalışan Cezlan, uzaylılar tarafından kaçırılan insanların da olduğunu ve bu insanların travma yaşadığına dikkat çekti. Cezlan, "Biz birebir insanların derdini dinliyoruz. Neler yaşadıklarını öğreniyoruz. Çünkü travma yaşayan insanlarımız var. Ufo bir anda insanın karşısına çıkıyor. Bu insanlara yardım etmeye çalışıyorum. Bu insanları onlarla aynı şeyleri paylaşmış insanlarla görüştürüyorum. Aynı deneyimleri yaşayan insanlarla görüştükleri zaman onlarda da bir rahatlama oluyor. Çünkü bu insanlar gördükleri zaman acaba ben delirdim mi? Veya neden ben gördüm diye bunalımlara giriyorlar. Bunun böyle olmadığını söylüyorum. Kendileri gibi yüzlerce insan olduğunu söylüyorum. Daha sonra başlarına ne gelebileceğini anlatıyorum ki olabileceklerde travma yaşamasınlar" diye konuştu.

UZAYLILAR VAN GÖLÜ'NE ÜS KURDU

Yıllardır adından söz ettiren fakat yapılan tüm araştırmalara rağmen izine bir türlü rastlanmayan Van Gölü Canavarı ile ilgili de yeni iddialar ortaya atan Cezlan, uzaylıların Van Gölü'nde bir üs kurduğunu iddia etti. Cezlan, "Uçan cisimlere ufo, yüzen cisimlere de uso diyoruz. Aslında aynı varlıklar aynı uzay gemileri ve aynı yerden geliyorlar. Havada yaşayıp suda üsler kurabiliyorlar. Sadece ben değil dünyanın birçok yerinden Van Gölü'nde uzaylıların üssü olduğunu söyleyen iddia eden insanlar var. Van Gölü çevresinde farklı cisimler gören insanların sayısı arttı. Van'da gözlem yapanlar arıyorlar, ailesiyle piknik yaparken görenler, akşamın bir vakti farklı bir cisim görüp polisi çağıranlar oldu. Van Gölü Canavarını tarif eden insanlar sadece sırtını tarif ediyorlar. Ve suya giriş şeklini. Bizim gözlemlerimize göre ufoların araçlarıda bu tarif edilen gibi suya dalıyor. Buda bizim iddiamızı doğrular nitelikte" dedi.

VAN'DA UFO MÜZESİ

İddialar üzerine Van'da göl kenarına kamp kurup araştırmalar yapacağını belirten Cezlan, "Van'da yakın zamanda kamp kurup gözlem yapacağız. Van'da da uzaylılar ile ilgili hikayesi olanlar var. Bu insanları da alıp gece gündüz demeden gözlem yapacağız. Bunu sadece Van'da değil Bursa, Zonguldak-Ereğli'de yapacağız. Biliyorsunuz Bursa Türkiye'de ufoların en çok görüldüğü yerlerden biri. Ayrıca Van'da ufo müzesi kurmayı düşünüyoruz. Ufo müzesi Türkiye'nin 3-4 ilinde var. Bunlar bizim derneğimize ait ufo müzeleri değil. Biz dernek olarak ilk olarak Van'da böyle bir müze açmayı istiyoruz. Şuanda proje aşamasında. Bu müze tüm enerji kaynaklarını güneşten alacak. Buda dünyada ilk olacak" dedi.


http://www.dha.com.tr/n.php?n=van-golu-canavari-uzayli-2010-08-31







Paskalya Adası'ndaki 974 dev heykel




Denizciler tarafından keşfedilen Paskalya Adası'ndaki 974 dev heykelin sırrı çözülemiyor.Adadaki Moailer'in (heykellerin) büyüklüğü birkaç ton ağırlık ve 12m. uzunluktan yaklaşık 220m. uzunluk ve 150 -165 ton ağırlığa kadar değişiyor.Bugüne kadar bilimadamları adada bu tip 887 heykel olduğunu saptadılar; heykellerin ortalama ağırlıkları 13 ton, ve ortalama boyları 39m.'ydi.887 heykelden sadece 288'i şu anda bulundukları yerde durmaktadır; diğerleri ya taş ocağında ya da taşınma sırasında adaya saçılmış halde bulunmaktadır.


Adayı keşfeden ilk Avrupalı Hollandalı bir amiral olan Jacob Roggeveen adayı 1722 yılının Paskalya döneminde keşfetti ve adaya bu isim verildi.Arkeologlar Polinezyalıların adayı M.S 400 yılında keşfettikleri konusunda kanıtlar olduğunu söylüyorlar ve bilimadamlarının çoğu bu görüşe katılıyor olsa da, bazıları gerçekte adaya ilk yerleşenlerin Güney Amerika halkı olduğunu düşünüyor.
Tarih boyunca tüm uygarlıklar, varlıklarını kanıtlamak istercesine arkalarında çeşitli izler bıraktılar.Çeşitli amaçlarla ve türlü biçimlerde inşa edilen dev heykeller de bugüne armağan edilen en ilginç eserler arasında.


Yeşilliğin bol, ağacın ise neredeyse hiç olmadığı Paskalya Adası, Şili'ye 3bin 200km. uzaklıktaki volkanik bir bölge.1722 yılında Hollandalı denizci Jacop Roggeveen tarafından, Paskalya gününde keşfedildiği için bu isimle anılan adanın dev heykellerini Norveçli etnolog Thor Heyerdahl dünyaya duyurdu.Heterdahl, 1958'de yayımladığı ''Aku Aku'' adlı kitabını, 974 heykeli tek tek inceleyerek oluşturdu.Araştırmalar, heykellerin kıyıya oldukça uzaktaki taş ocaklarında ve son derece ilkel ufak tefek araçlarla yapıldığını ortaya çıkardı.Daha da ilginci,kimileri henüz yapım aşamasında, bilinmedik nedenlerle terk edilmişti.Araştırmalara rağmen heykellerin taş ocaklarından kıyıya nasıl taşındığına dair bir veriye rastlanmadı.Bu durumda heykellerin kimler tarafından yapıldığına ve neyi simgelediğine ait sorular, uzaya seyahatlerin yapıldığı günümüzde bile yanıtlanamadı.


Efsaneler Adası


Yüzlerindeki gururlu ifadeyle duran heykellerin boyu 10-20m. arasında değişiyor.Ağırlıkları ise ortalama 50 ton.Hepsi deniz ufkuna, boşluğa doğru meraklı ve endişe dolu gözlerle bakan heykeller,görenlerde meçhul bir şeyi bekledikleri izlenimini yaratıyor.

Tarihçilerden doğa bilimcilerine, turistlere kadar tüm görenlerin ilgisini üstüne toplayan dev heykeller hakkında efsaneler de var.Bir varsayıma göre, Polinezya kökenli bir kavim dördüncü yüzyılda buraya yerleşti ve büyük bir medeniyet kurdu; dev heykelleri yapanlar da onlardı.Başka bir inanış ise yerliler arasında anlatılan bir efsaneye dayanıyor.Buna göre adada biri uzun kulaklı, diğeri kısa kulaklı insanlardan oluşan iki ayrı kabile vardı.Bunlar aarasında amansız bir savaş başladı ve medeniyet çöktü.Heykeller çöken medeniyeti simgelemesi için yapıldı.

Ada ve heykellerin geçmişiyle ilgili bilgilerin büyük bölümü rivayete dayanıyor ve bu nedenle de net bir bilgiye ulaşılamıyor.Ancak net olan bir şey var ki, volkanik kayalardan yontulan 50 ton ağırlığındaki sır dolu heykellere sahip olan adanın popülaritesi gün geçtikçe artıyor.1960 yılına kadar yılda sadece bir geminin uğradığı Paskalya Adası günümüzde turistlerin ilgisini çekiyor.

Adada yaşayan insanlar bugün bile deşifre edilemeyen Rongorongo adı verilen yazılı bir dile sahipti.Bu dilde yazılmış sadece 26 tahta tablet bulunmaktadır ve anlamları henüz belirlenmemiştir.Ayrıca adada kuşları ve erken dönemde yerleşen halkı betimleyen pek çok petroglifler (taş üzerine oyma resimler)bulunmaktadır.Bunlar hayatta kalan nesillerin nasıl yaşadıklarını ve günlük yaşamda neler yaptıklarını gösteren bir günce gibiydi.Paskalya Adası'ndaki büyük gizemlerden biri insanların neden bir anda Moai inşa etmekten vazgeçtikleridir.Bilimadamları adanın nüfusunun çok fazla arttığını ve bunun ekosistemde genel halkı beslemeye yetmeyecek kadar büyük bir hasar oluşturduğu teorisini ileri sürmektedir.Kanıtlara göre daha sonra Paskalya Adası'nın yerlileri kanlı bir iç savaşa sürüklendiler;bazıları bu iç savaşın yamyamlık ile sonuçlandığına inanmaktadır.Bu sırada tüm heykeller ada halkı tarafından yerlerinden söküldü;arkeologlar moaileri ancak yakın bir zamanda ayağa diktiler.

http://ufoloji.net/ufo-forum/2235/paskalya-adasinin-dev-heykelleri