Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#540
Sevgili dostlarım, canlarım :) Henüz girdim kapıdan ve her zaman yaptığım gibi siteye baktım.

Sevgili ahuela; demek istediğimi bu kadar yanlış anlatmış olmamdan dolayı kendime çok çok ama çok kızdım, asla demek istediğim bu değildi...sizlerin yazıları odamda yer alan birer biblodur, aile fotoğrafıdır derken paylaşımlarınızdan duyduğum mutluluğu anlatmaya çalıştım. Asıl demek istediğim bu kadar bağlı olduğum bir yeri zamanla sahiplenmeye ve paylaşımları yönlendirmeye başlıyor olmamdan duyduğum endişeydi. Özür diliyorum...

Sahiplenmenin nemenem birşey olduğunu ve sahiplenmeden doğan paylaşamama, kıskançlık duygularının kişinin kendine ne kadar zarar veren duygular olduğunu, bu yüzden en değer verdiği şeyleri kaybedebileceğini yaşayarak öğrendim. Sözlerim sadece kendimeydi. Sevgili Tiversons'un yanlışlıkla yaptığı paylaşım beni uyardı ve kendime söylediğim bu sözleri düşüncesizce yazmış olduğumu şimdi fark ediyorum. Sizleri üzmek istemezdim.

Sevgili Tiversonus, hayal kırıklıkları doğru bir kelime galiba. Burada yazma amacımız kendimize ve başkalarına hizmet ama katılım olmayınca olmuyor. Yazdıklarımız okunuyor mu diye kaç defa topik sayılarının değişip değişmediğini kontrol ediyorum. Sadece kendimiz için yazdığımız bir yer değil ki burası, bizlerde herne kadar hassas, hisseden kişiler de olsak sonuçta ödülümüzü bekliyoruz. Bu ödül, yazılacak bir cümle, bir fikir...sadece katılım. Yinede yazarım, yaşadıklarımı, alıntılarımı, fikirlerimi paylaşırım ama işte tükendiğim anlar oluyor.

Sevgili Rinda bende öyle sizi ve yazılarınızı özledim ve evet durağı olmayan bu yolda hep birlikte yürümeyi diliyorum.

Sevgiler
 

Tiversonus

#541
Yani açık açık ben diyorum ki; bu Dünya'dan değilim diye, yani baştaki yıllar önceki kalabalık meğer ise "ilüzyon" muş diyorum...Neyse herşeye rağmen, ben yinede duygusal dalgalansam da sonunda bu rüya dan çok hata yapmadan ayrılmayı hedefliyorum. Ya yükseliş ya 5. yoğunluk ya da diyeceğim ya gelecek sefer ya taş olayım ya da kuş:)))) Bakarım belki de çift cinsiyetli bir gezegende tek yaşarımmm))) Başbakan yok falan filan:))

Alemtac

#542
Sevgili ahuela'nın yazdıklarını silmiş olduğunu ise şimdi farkettim...üzgünüm.
 

Tiversonus

#543
Sevgili Alemtac, ben silinmiş bir şey görmüyorum ya da farkında değilim, bir yanlışınız olmasın...

Alemtac

#544
13/12/2009 :  13:55:26, 19/12/2009 :  00:22:10, 19/12/2009 :  21:21:28 tarihli cevaplarımın üstü boş, kendi kendime konuşuyorum gibi değil mi? :)))

"Güzel bir alıntı, teşekkür ederim paylaşımın için" derken, sanki kendi yazdığım ben bir hiçim yazıma diyormuşum gibi olmuş :)) Kimse birşey yazmıyor, bari kendi kendime cevap yazayım :))) Neyse, gülüyorum, kendimle dalga geçiyorum, rahatladım, çünkü ahuela ile konuştuk msn'den :)) Çok şeker bir insan :)

Bir ders aldım paylaşayım derken, meğer bir başka dersin içindeymişim. Öğreniyoruz, ne yapalım...hata yapa yapa öğrenenlerdenim :))
 

Tiversonus

#545
:)) neyse kızmak da güzel:)) "Ben kızmam, ben egosuzum, ben hata yapmam, ben haksız olmam" ufff ne iğrenç bir cümle:)) Aklıma şu geldi; neyse malibu içeyim sonra yazarım...Yani durduk yerde neşelenmek ayıptır, yanlıştır gibi bir beyin yıkama var ya işte bunun aşılması ile ilgili idi gelen:)) Evet "ben şu an'da neşeli ve hatalarımı, yaşadıklarımı ve yaşattıklarımı hakeden" biriyim ama yine de neşeliyim:)) Kendimize neşe yaratacak, yaratıcılığımızın gelişmesini diliyorum:)) Herşey bir ilüzyon ve oyun teorisi işte...

sirera

#546
ahuela'da en az bizler kadar kırılgan sanırım, bizimle ilgisi olmadığı halde kendini suçlamaya yatkın sevgili egomuz tarafından kibirli bir ben harekete geçiyor şikayete başlıyor, kırlrıyor, darılıyor, kızıyor. Halbuki konunun onunla bir ilgisi yok o deneyimlemek bir daha duyumsamak çözülmek ve salınıp erimek istiyor. Herşeyin yolunda olduğunu, sınırsız ve sonsuz sevildiğini bilmek istiyor. Genişleme paylaşmakla mümkün hale geldikçe başka bir ben bir ben daha ardından bir tane daha bazen çok ses çıkaran anlaşılmaz bir melodiyi doğurabiliyor. ( gerçek caz severler de kırılandır) O zaman yazılanlar siliniyor, darılınıyor kırılınıyor üzülünüyor vs. En sonunda bir de bakmışsınız yüzünüz güneşe dönük onu selamlamakta iken arkanızı dönmüş gölgenizle uğraşmakta imişsiniz. Bir kamyoncunun kamyonuna yazdığı şu söz aklıma gelir hep, tek dostum gölgem idi o da güneşi özledi. :)  Yaşanan içselliğin her ânda her deneyimle güneşi selamlamakta olması dileğim.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#547
Sevgili Sirera; neden böyleyiz, neden her davranışı, her sözü kendimize algılarız? Ben kendimi inandırmışım, kırılgan değilm diyorum ama hala daha öyleyim, kendime yalan söylüyorum. Kendimi kandırdığım için de öyle davranıyorum :) Aslında ince düşünen kişilikleriz, detaycıyız. Bizlerden iyi yöneticiler çıkar :)) Geçenlerde bir arkadaşıma bana karşı aşırı ince düşünceli davranışlarından dolayı, "fazla ince düşünme kırılırım sonra" demiştim :)) Bu ne tezatlık...
 

sirera

#548
Bir oyun düşleyin. Bir sünger çekiç bulunuz, süngeri boyayabilirsiniz kendiliğinden boyanıyor bazen, öyle olunca daha doğal oluyor ve süngerin rengi o anki benciğinize uygun olanı uyarlıyor. Üst benlik tarafından oluyor muhtemelen, çekiç yavaşça inerken benciğinize diyor ki bu renkle seni seviyorum, ne diye söylenir durursun iyileş arılaş durul ve ak içselliğime :) Süngerin tınısı da vardır muhtemelen ki o anki yaşadığınız anda sesiniz de çekicin tınısına uymakta ve yanınızdaki kişiye söyledikleriniz bir anda onunla aynı olduğunuzu duyumsamanız yoluna getiriyor. Fazla ince düşünme kırılırım sonra diyorsunuz kendi benciğinize.
Neden böyle olduğumuzu bilmiyorum ki sevgili Alemtac :) Kırık dökük bir tarak elimde kelimleyim ben de :)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#549
İyice bir eriyip iyileşelim amaçlı yapılan eğlenceler vardır.  Alkolün içsel rüzgarları hareket ettirmesi ya da sosyal gruplaşmalarda partilerde filan kendi tohumunuzu duyumsamak istersiniz. Alkol bedeninizdeki kanı akıştırırken dışardan verilen bu ateşleme enerji bedeninizde de bir hızlanmaya neden olur, düşünceleri bu hıza ait yavaşlamayla yakalarsınız, biraradalıklarda aidiyet duygusuyla pekişir deneyim. Öylesine bağımlılık yapabilir ki ikisi de onlarsız yapamayabilirsiniz. Bu duyumsamayı sürekli tadmak sürekli tatlı hayat duyumsamasıyla yaşamak ister benciğimiz.
Oysa sünger çekiç bağımlılık yapmaya başladığında kendini yeniler, kendini ve çevresini en arı hale getirmek ve dönüştürmektir dileği çünkü. Değişim için dönüşüm araçları icatları gibi bir başlık açsak mı :)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

Benden bir evet :)) Hadi, elleri görelim :)))
 

Alemtac

#551
Teknolojik olarak ne kadar hızlı ilerliyoruz ancak medenileşemiyoruz...

40 yıl önce internet yaşantımıza girmiş yani ben 8 yaşındayken. Çocuklarım doğduklarından beri bilgisayar kullanıyor, annem ve babam hala daha ne olduğunu anlamıyor. Babam uzunca bir süre direnmiş, televizyonu evimize sokmamıştı. Cep telefonu kullanmamaya ailece çaba göstermiştik. Enerji hatlarından uzak, ışıksız, buzdolapsız bir çocukluk geçirdim. Üç nesil için çok hızlı değişim...20. ve 21. yüzyıl arasında ne oldu, neden bu kadar hızlandı teknoloji bilmiyorum ama hala daha birbirimizi mahvetme planları içinde olmamız bu teknolojik gelişme ilede uyumlu. İnsan yaşantısını kolaylaştırmaya yönelik görünen teknolojiler aslında insan hayatı için birer saldırı niteliği taşıyor.

Kuşkusuz ilk atom modelini keşfeden insan bunun öldürücü bir silaha dönüşeceğini hayal bile etmemiştir. 

  http://www.atominsan.com/atom_bombasi.htm

Yukaridaki linkte detaylı olarak nasıl, neden, nereden başladı nereye gittiği ile ilgili cevapları bulabiliriz. Öyleyse bizleri her önemli buluşu öldürücü silaha dönüştürmeye iten kuvvet nedir sorusu aklıma geliyor. Her bir yeni buluş neden insanların insanlar üzerinde iktidar elde etmesine yöneltiliyor??? İnsanlara zarar vermeyecek bir teknoloji yok mu???
 

ahuela

#552
Selamlar,sevgiler.
Ben kendimle ilgili olduğunu düşünüp , ondan silmiştim .Ve sonra düşündüm ki cidden başkasının alanını kullanmak ,ondan sildim hepsini .Alemtac ablacım ,sen de biliyorsun kırmak istememiştim ki kimseyi biliyorum sen de kırmak istemedin ki kimseyi.
Neyse yeni bir yıl geliyor ,yeni hayatlar yeni kavramlar:)))))Çocuklar ilk önce kavramları öğreniyorlar; renk,şekil,nesne,zıt v.s. peki ya diğerleri bitiyor sanıyor fakat her gün yeni kavramlarla tanışıyoruz.
 Sorduğun sorulara gelince melek ablacım; sanırım dünyanın en başı da hani derler ya Habil ile Kabil , kocaman dünya ikisi var başka yok , onlara yetmemiş ölüm ve yaşamla başlamış...
İnsanlar savaş ve barış arasında kalmış,tam hatırlamıyorum ama bazı kişiler yolda gidiyorken iki köpek birbiriyle oynuyormuş ve bir kişi demişki ne kadar iyi dostlar ; diğeri ise aralarına bir kemik atta bak ozaman dostluklarını.
Sanırm bizim farkımız olmalıydı ; bir çıkar uğruna kavgalarımızın olmaması özelliğimize ulaşana kadar bu savaşlar bitmeyecek ,elimize  aldığımız herşeyi silah olarak kullanırız hatta sevgiyi bile ; ki gerçek sevgi değildir bu. Samimi sevgiyi bulup verene kadar , samimi sevginin iyileştiremeyeceği bir şey yoktur aslında.Öyleyse samimi sevgimizi tüm dünyaya gönderelim ...
 Bir de şu yazıyı göndermek istiyorum..

''Sevgiler Paylaşıldıkça Artar!"

 
 Birkaç yıl önce, Seattle Özel Olimpiyatları'nda, zihinsel özürlü olan 9 yarışmacı 100 metre koşusu için başlama çizgisinde toplandılar.
 Başlama işareti ile birlikte hepsi birden yarışa başladılar.
 Bir hamlede başlamadılar belki ama, yarışı bitirmek ve kazanmak için istekliydiler.
 Yarış baslar başlamaz içlerinden genç bir delikanlı tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı.
 Diğer 8 yarışmacı genç delikanlının hıçkırıklarını duydular ve yavaşlayarak geriye baktılar.
 Sonra hepsi yönlerini değiştirdiler.
 Geriye dönerek genç delikanlının yanına geldiler.
İçlerinden Down Sendromlu bir kız eğilip genç delikanlının yanağına bir öpücük kondurdu ve
 "-Bu onun daha iyi olmasını sağlar" dedi.
 Sonra dokuzu birden kol kola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler.
Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp dakikalarca bu yürekli insanları alkışladılar.
O gün orada bulunan herkes hala bu öyküyü anlatıyor.
 Neden dersiniz? Çünkü öğrendikleri bir şey vardı ki;
HAYATTA ÖNEMLI OLAN SEY SADECE KENDIMIZ ICIN KAZANMAKTAN ZIYADE, YAVASLAMAK
ANLAMINA GELSE BILE KENDIMIZLE BIRLIKTE DIGERLERININ DE KAZANMASINA
YARDIM ETMEKTIR! ...
"Bir tebessümle dahi olsa, arkadaşını sevindirmeyi ihmal etme"
 
 
Düşünüyorum acaba onlar mı zihinsel engelli yoksa , onlara zihinsel engelli diyen biz mi engelliyiz, yada insani vasıflarını kaybetmiş olan insan engelli bireyler miyiz?

İnsanlara zarar vermeyecek bir teknolojinin olduğunu düşünüyorum , işte hepsi bu sanırım biz bunu bulduğumuz da o zaman bunlar bitecek.

 

Alemtac

#553
Teşekkürler Sevgili ahuela.

Bor madeninden yakıt nihayet üretilmiş. Ülkemiz bor madenince oldukça zengindir ve dünyanın en zengin rezervleri Türkiye'de dir. 78 yılında tanıdığım ve o zaman için bana göre ağabey olan bir genç arkadaşım bas bas bağırıyor du "neden işletilmiyor, kimler engel oluyor, bütün dış borçlarımızı bitirecek bor madeni neden çıkartılamıyor". O teknolojiye sahip değiliz demiştim. "Sahip değilmiyiz, kim söylüyor bunu, petrole ciddi bir rakip ve uzay araçlarında bile yakıt olarak kullanabilir, ne zaman petrol rezervleri azalacak ancak o zaman bor madenlerinin açılmasına izin verecekler, uyanın artık, uyanın"...

Gazete haberini okuyunca hatıralarım canlandı gözümde, üniversiteye başladığım 78 yılından 81'e kadar olan dönem...ne maceralıymış :))
 

Alemtac

#554
-Seni çok iyi anlıyorum, yılların hatta yüzyılların birikimi bu ve çok haklısın...öyle çok sevdin ki ve karşılıksız olmasına rağmen sevmeye devam ettin, asla vazgeçmedin. Yüreğinde kopan fırtınaları, içindeki kırıkları, duygularının amansız dalgalarını herkes gördü ve aldırmadı. Patlamak üzere olan ve içinde biriken ateşi de yine herkes görüyor ve yine aldırmıyor. Ama bak bir dinle, bu birikim yine sana daha fazla zarar verecek. Evet, biliyorum...herşeye yeniden başlarsın da nereye kadar sürecek herşeye yeniden başlamaların. Her defasında hayatını sıfırladın ve sevdiğine bir şansa daha verdin ama içinde birikenleri bırakamak için bu sefer farklı bir yol öneriyorum sana. Birden olmasın, yavaş yavaş...

-Kimle konuşuyorsun? Amanin karşında kimse yok ki!!! Kızım iyimisin sen???

-Gayet iyiyim, dünya ile konuşuyorum.

-Vah vah, ah canıııım, gitti iyice elden...

-Yok ya, gitmedim henüz. Dünyaya psikolojik tedavi uyguluyorum.

-Tabi tabi, bekle bu sabah ilaçlarını almayı unutmuşsun anlaşılan, bekle şimdi geliyorum.