Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#510
Çok teşekkür ederim Sevgili Tugur :)) Eczanelerin birgünlüğüne kapatıldığını anlıyorum da, baştakilerin ne yaptığını anlayamıyorum. İlaç fiyatlarında %30-80 gibi indirimlerden bahsediliyor ve stokların iade edilebileceğinden. Kim alır ki, parası ödenmiş ilacı, ilaç firmaları iade almaz, üstelik indirimle tekrar satacağını bile bile. Fiyat düşüşlerinden, eczacıların yanı sıra ecza depoları ile üretici ve ithalatçı firmalar da etkilenecek. Bu toplu çökertme eylemini anlamıyorum işte :( Bildiğm kadarıyla SSK zaten düzgün ödeme yapmıyor, 6 ayadan önce ödeme alan eczacı şanslı sayıyor kendini. İlaç paralarının yarısını cebinden ödeyen, her türlü hastaya yardımcı olan, sevgili eczacılarımızı kendimce destekliyorum :)
 

Tiversonus

#511
Herkese Selamlar,

Kişisel olarak taşıdığım bir düşüncemi paylaşmak istiyorum.

"ince titresimli Isik Dunya'ya ve insanligin kalplerine nufuz ederken, gezegene kaos hakim oldu. Dunyanin ve sakinlerinin  su anda deneyimlemekte oldugu gibi, dunya savaslari, yikici salgin hastaliklar, isitilmedik vahsetler, asiri yikici hava kosullari ve kitleler arasinda buyuk istiraba neden olan dunya capinda finansal cokus vardi."

Yukarıdaki alıntı son kanal mesajlarından birisine ait. Aslında Kasyopya celselerinde verilen bilgileri "bulmaca" nın çözümü için verilen, ancak, son/nihai olmayan resim olarak incelediğimizde benzer bir sonuç çıkarabiliriz.

Olaya genel olarak bakıyorum, sadece şu an konuşulan "sağlık" sisteminin kaosa sürüklenmesinin ötesinde.

Dünya'nın eterik bedenlerinde yer tutmuş (ve yeraltı üsleri bknz.Pleiades Öğretileri 1) "Korku, kaos, karmaşa" ile çalışan ve bu enerji ile beslenen "pis kokulu" kertenkele varlıkları, belli ki toplumsal uyanış için Işık Ailesi bir plan uygulamaya koyduğunda onlarda boş durmuyorlar. İşte yukarıdaki alıntıyı bugüne uyguladığımızda hiç bir şey süpriz sayılmamalı.

Kasyopya celselerinde yıllar öncesinde ekonomik kriz ile ilgili olarak "gücü ellerinde tutanlar ne zaman isterler ise kriz çıkacaktır" gibi bir cümle söylenir. İlginç değil mi? Dünya'da üretim araçları, para, sermaye v.b. hiç biri buhar olupta uçmadı, bir şekilde bir yerlerde mülkiyet olarak duruyor bu araçlar. İklimsel üretim düşüşünün etkisi bence bu kadar fazla değil, bu başka planlı bir şey.

Toplumsal uyanış planları devreye sokulduğunda, "korku, kaos, karmaşa" ile çalışan bu pis kokulu kertişler de kendi planlarını devreye sokuyorlar olabilirler. Düşünelim, kitleler korku ve kaos içerisine sürüklenirler ise, hem ışıık işçileri (büyük kısmı uyanamamış) ve hem de genel halkın Işık, bilgi, sevgi frekansına geçmeleri bir hayli zorlaşır.

Kişisel fikrim artık bu zamanlarda "ne iyi gidiyor ise burayı bozma" hedefi güdeceklerdir, bu kertişler ve işbirlikçileri... Çok zor olduğunu bilmeme rağmen, bu frekans tuzaklarından sıyrılabilme, frekansımızı koruyabilmemiz, ruhsal tekamül açısından çok önemli hale geliyor... Ama bir gerçekçi yaklaşım yaptığımda ise; geçen yıllardaki spiritüel çalışma yapanların büyük oranda bir "geri çekilme" yaşadıklarını gözlüyorum. Geleceğin değişken/akışkan olduğunu düşündüğümde ise durumu hiç de güzel görmüyorum. Elbette ışık,bilgi,sevgi nin gezegene hakim olması açısından bir sapma olarak güzel değil diyorum. Elbette özgür irade bölgesi burası ve frekansını yüksek tutabilmiş olan ışık ailesi üyelerinin de bir şekilde korunacağını düşünüyorum.

Evet, korku, kaos, karmaşa için, kitleleri daha da çok karıştıracaklardır. Bu onların işleri ve yiyecek kaynakları. Bu şekilde toplumsal uykuyu sürdürebileceklerini biliyorlar. Bizlere aktarılan kanal bilgilerinin çok daha ötesinde bir hikaye var diye düşünüyorum. Elbette yanılıyor olabilirim ve hatta yanılmak ta isterim.

Selamlar, Sevgiler...

Alemtac

#512
Geçenlerde internetten okuduğum bir gazete haberi üzerine benzer düşüncelere dalmıştım. İzmir Bayraklıda yapılan kazılarda, modern bir kentin kalıntılarına rastlanmış. Birden bire yok oldukları anlaşılan bu kent Maya'larla aynı döneme denk geliyormuş ve yerine inşa edilen şehir de ise çok daha ilkel bir yerleşimin kalıntıları mevcutmuş.

Sürekli aynı oyun...işte çıkardığım sonuç bu. Sil baştan yaşamaktan ben bıktım. Ne yazık ki insan egosunu kullanmayı çok iyi bilenler yine aynı tuzağı hazırlıyorlar.
 

Tiversonus

#513
Okumak üzere açık bıraktığım bir word sayfasında altını çizdiğim bir bölümü paylaşmak istiyorum:

"Yeniden güç kazanmanin zamanidir. Sevgililer, basinizi çaresizlik ve saskinlik içinde öne egerseniz, kalp isininiz zayiflar. Momentum kaybolur ve ileriye hamleniz kisalir. Karsi çikanlarin düsmanligina ve sert tehditlerine karsi sinerseniz, cesaretiniz kirilir ve aslinda bu onlarin kontrol etme güdüsüdür. Bu, dualitede onlarin sizi süphe ve saskinlik içinde kapana kisma rolleridir.



Spiritüel Savasçi içindeki uyum ve sevgi katmanlarina nüfuz etmeden, dünyanin düsmanliklarina izin veremez, vermemelidir. Teslim olmayin! Itaatkar çözülme bireysel olarak süptil ve sessiz olur, ancak kollektif üzüntü insanlikta mikroda ve makroda hissedilir. "


Basmelek Metatron ~ J Tyberonn kanaliyla

İşte herşey özgür iradeler ile seçimlere kalınca, söylenecek fazla bir şey kalmıyor. Tutkulu ışık işçisi olabilmek, rahatı bozabilmek, cesaretli olabilmek, Ruhsal düşünebilmek, işte bütün bunlar ne kadar yaygın spiritüel camiada diye de eleştiriyorum: Ruhsal düşünebilmek....Ve insanlık kendi gücünü ele almayıp, yapılacak bir şeyleri üst varlıklardan beklemesi ne kadar gerçekçi. Yani alıcı olunacak, ve sadece avatarların hayatlarına bakılsa ne kadar rahatsızlık çektiklerine bakılsa ne demek istediğim biraz anlaşılır sanırım...

Tiversonus

#514
Niye inanılmaz mış ki:)) Sevgili Laura bunların askeri üniforma giydiklerini celselerde söylemedi mi ve "pis" koktuklarını:))))) Evet sanırım bir savaş olacak sonunda, bu da celselerde var.

Alemtac

#515
Hayırlısı olsun, ben hazırım :))
 

Tiversonus

#516
:)) başka kimsee yokk muu?? tamam 36 milyon eksi= yani 4. yoğunluk BH ler savaşacaklar sanırım:)) bizler birer "ampül" kadar olamadığımıza göre:)))

Alemtac

#517
Yaaaaa, bende heveslenmiş tim :)) Şaka tabiki, yinede mum ışığı kadar bile olmasada ışığımız, desteğimiz 3.yoğunlukta titreşimimizi hissederek olacaktır diye düşünüyorum. Umarım olur. Arada bir toplanıp yapmaya çalıştığımız aslında bu, sanırım her ne gönderebiliyorsak, ne kadar gönderebiliyorsak, destek olmak adına ulaşıyor dur :) (inşallah)
 

Alemtac

#518
-Ay bu arkadaşların neden arka arkaya geliyorlar sana...
-Ben istiyorum ve seviliyorum da ondan :))
-Aman ne güzel, birazda erkekler sevsin seni de evlen..
-Anneciğim anlatamadım sana, ben insan olarak görüyorum herkesi, cinsiyet önemli değil benim için
-Olur mu öyle şey, cinsiyet denen bir şey var
-Hem onlar görse, sevse de benim için farketmez ki. Bence hepsi insan, herşeyi eşit derecede seviyorum
-Bak şimdi, erkek var, kadın var, anne, anneanne, dede var, oğlan var, kız var, evlat var (bilinen tüm cinsiyetler sayılır)
-Teşekkür ederim öğrettiğin, anlattığın için :))
-Rica ederim, geçer kızım bunlar, devrin o devir, üzülme.
 

Alemtac

#519
Bildiğim hemen hemen tüm spiritüel siteler de bakıyorum, yazı yok, fikir yok, paylaşılan birşey göremiyorum. Hatta bazı sitelere yaşadıkları teknik zorluklar adı altında giriş yapılamıyor, doğrudur...yaşanan teknik bir zorluk var.

Paylaşılanlar yeterince paylaşıldı, eskiden beri spirütelliğin içinde olanlar bildiklerini tekrarlamaktan, okumaktan bıktı. Bu nedenlerden biri bence. Yeni gelenler eski yazılanları okuyup, oralara kendi fikirlerini yazıp, cevapsız kalınca da küsüp gidiyor. Dolaştığım sitelerde gördüğüm durum böyle.

Yine eskiden beri ruhsal alemle haşır neşir olanların dili farklı oluyor ve yeni gelenler bu tür yazıları okuyunca "vay anam nereye geldim ben, kaçık dolu burası" diyip bir daha uğramıyor. Bu bir varsayım sadece. (varsaymamak gerek ama, akıl yürütmeye çalışıyorum kendi kendime)

Yazma cesareti gösteremeyen, yazdıklarının eleştirilmesinden çekinenler de var tabiki. Ya da yazdıklarından ötürü anlaşılmadığını, itildiğini söyleyenler, kırılanlar da olabilir.

Yeri gelmişken şunuda ilave etmek isterim; Mevlânâ yaşamı algılamaktan, insanları ve doğayı sevmeye kadar uzanan bir felsefi sistem oluşturmuştur. Bu felsefenin yöntemi diyalektiktir. Mevlânâ sırlara inanırdı ama sırlardan önce insana inanırdı. Çünkü varlığın sırrı insandaydı. Eğer insan kendi sırrını anlayabilirse, yaşamın aynasında kendi ruhunu görebilirse, varlığın da sırrına erecekti. Tasavvuf deyimiyle söyleyecek olursak varlığın birliğine ulaşacak, varlığın bilinci, yani İnsan-ı Kâmil olacaktı. İşte sır buydu, zirve buydu: "İnsan-ı Kâmil" olmak.

"Kamil İnsan" olmak, sadece "Kamil" olmaktan geçmez, önce "İnsan" olabilmek lazımdır...
İnsan-ı kâmil, kemâl ufkundaki insan demektir ve din adına da hüsn-ü misâldir
İnsan-ı kâmil, her zaman başkalarına yararlı olmak ve mârifet ufkunu yükseltmek peşindedir
İnsan ancak kendisindeki bu cevheri keşfettiği zaman insan olma vasfını taşır

Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin Beri gel, beri !

Mevlana'ya göre insan-ı kâmil, kimseyi kirmayan ve kimseye de kirilmayan insandır. Yine mevlana'ya göre kimseyi kırmamak değil, asıl zor ve daha değerli olan, kimseye kirilmamaktır.

 

Alemtac

#520
H1N1 (domuz gribi) ile ilgli olarak içinizde bir şüphe ve korku varsa ve okumamış olma ihtimalinize karşı Harthorlar'ın 10 Ağustus'ta iletilen mesaj linkini iletmek istedim. (24/11/2009 :  14:12:03  te sitemize eklenmiş olan)

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=393

Hepimize neşeli bir pazar dilerim :))
 

Alemtac

#521
Dün gece, tüm varlıklara dua ettim; " Bana, çocuklarıma, aileme, bildiklerime, tüm varlıklara, yüce benliklerinden izin alarak diliyorum. Dünyamız sevginin ışığı ile dolsun, kalplerimize sevginin ışığı dolsun, korkunun karanlığı yok olsun.."  Dünyamızı, gözlerimi kapadığımda karanlık daha doğrusu gölgeli görüyorum, ona duyduğumuz sevgiyi içimizde hissedersek, her birimiz; sevginin ışığıyla aydınlacak, inanıyorum :)
 

Alemtac

#522
Çok eskiden, daha bu yaşımdan küçükken (gençken demiyorum :)) ) gördüğüm rüyalardan bir tanesi dünyanın sonu ile ilgiliydi ve rüyamdaki ses herkese söylemem gerektiğini bildiriyor du. Rüyamda her yeri sular kaplamış tı, güneş batıyor, yerine ay doğuyor ve sürekli gece ve gündüz oluyor du. Şimdi o zaman değişti, o an için böyley di. Yaptığımız veya yapmadıklarımızla birlikte zaman değişkendir. Zamanı ve olacakları yöneten bizleriz. Eğer ki yaşamlarımızdan gelen tortulardan kurtulabilirsek, mükemmel zamanlar bizleri bekliyor arkadaşlar :)) Şimdi ne bekliyor öyleyse, kaosu yaratacak etnik kültür ve bildiğiniz gibi ekonomik kargaşa. Düşününce, tüm dünyada tek bir etnik kültürün hakim olmadığını görüyoruz zaten. Türkiye^de olanları anlatmaya gerek yok, doğu berbat durumda. Avrupa'nın her yerinde etnik kültürden insanlar içiçe girmiş durumda. Hollanda, Almanya, Fransa, ilk aklıma gelenlerden. Ekonomik kriz yaratmak en kolayı. Korkunun bedelini ödemeyelim diyorum. Bu sefer depremler, sel felaketleri ile gelmiyorlar.

Afedersiniz, unutmuşum.. En büyük korku ölüm korkusu ve virüslerle geliyorlar, arkası zihin kontrolü.
 

Alemtac

#523
Bir arkadaşımdan:))

İÇERİDEN AÇILAN KAPI
 
Kainatın ışığı adı verilen tablo Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. İngiltere'de 18. yüzyılın ünlü ressamlarından olan William Holman Hunt'ın bu tablosunda, gece elinde bir fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam bir eliyle feneri tutuyor, diğeriyle kapıya vuruyor ve içeriden bir cevap bekler halde duruyordu.

Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt'a döndü:
Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım dedi. Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da...

Hunt gülümsedi: adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki... dedi ve tablosunun anlamını açıkladı. Bu kapı, insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında kola gereksinim yoktur.



Kim kıskanırsa kördür, kim nefret ederse sağırdır, kim kızarsa topaldır, yalnızca kim severse onun her şeyi tamdır.
Yunan Atasözü
 
Kalpten çıkan bütün yollar zirveye yönelir. Zirveye yanaştıkça da birbirine benzer.

Zenginliğiniz ne kadar çok şeye sahip olduğunuz değil, ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğunuzla orantılıdır.
 
Hep sevgi ile kalın
Nisim Sigura
06.12.2009
 

Tiversonus

#524
Kanal mesajları, çok genel bir kitleye hitap ettiği için; insanların korkuya, karmaşaya v.b. düşük titreşime girmemesi adına, bir çok gerçeği söylemediklerini düşünüyorum. Kişisel olarak böyle düşünüyorum...Şunu da düşünüyorum; korkunun ecele faydası hiç yok. Yıllarca Işık işçiliği yapıpta geri çekilen dostlarımıza şunu hatırlatmak isterim: Bu yoğunluktaki aile üyelerimiz ki içlerinde çocuklar var, yeterince bilgili olmayan sevdiklerimiz var...Evet Işığı taşımak onurun ötesinde, daha da önemlisi bir sorumluluktur. Bilenin bilmeyene sorumluluğu. Önerim şu; ışığımızı yükseltmek ve kuantum yaratımı yaparak; gezegenin "zerafetli" geçişine yardımcı olmak, aslında bundan da kişisel, yanıbaşımızdaki aile üyelerimize yardımcı olabilmek...Mart ekinoksundan sonra, bakın insanlar uyuyorlar mı? Uyanırlar, nasıl mı? Kitlesel kayıplar ile...İşte o zaman, bugünün değeri daha fazla ortaya çıkabilir...Kritik bilinç sayısının bir orana gelmesi, gezegenin dengelenmesi açısından önemli diyorum...

11 Eylül saldrılarını yapan Kendine Hizmet unsurları, sadece Işığı taşıyan spiritüalistlerin gerçekleri ortaya binbir zorlukla çıkarmasıyla bu oyunu-ortadoğu savaşı- geciktirdiler, oyun bozulmaz, oyunu başka bir alana yayıyorlar: Virüsler...Sonuçta savaşta alınacak enerjiyi ve düşüşü bu yolla almaya çalışıyorlar...Bir yıl öncesinde Ekin Çemberlerinde bu virüsler üst yoğunlukça bildirildi...Herşey oyundaki bireysel bilinçlerin sayısına bağlı...Sadece iki yıl önceki spiritüel sayısı şimdi sahne de olsa idi, bu virüs işi çoktan bitmişti...

Paylaşım için teşekürler sevgili Alemtac