Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#570
Ama "demekki!!!" siz bu başlıkta "kendini dövüyor" iken bizi de dövüyor muşsunuz :)))

Alemtac

#571
:))) nerde dövmüşüm, kim duymuş görmüş :)) Yani aslında öyle, dediğiniz doğru...kendimizi terbiye ederken bana değil, bize de öğretiyoruz :)Bir'in parçalarından biri bile kendini iyileştirse bütüne yansıyacak bir iyilik olur - muş:) öyle diyorlar, ben demedim :))
 

Alemtac

#572
Kızım geldi :)) 2.0cakta, sabaha karşı 2 de evdeydi. O günden beri girip sadece yazılanları okuyabiliyorum. 31 Ocakta arkadaşlarla beraber sokak üstü bir yerde yemek yedik, insanları izlemek ilgi alanımdır, oturduğumuz yer bunun için uygundu :) Ancak yolda gördüğüm müthiş dolunay, oturduğumuz yerden gözlemlenemiyordu. Saat 21:30 da ufak bir kısmı gölgede ve etrafında oluşan renklerse anlatılmaz güzellikteydi. Hiçbir kamera bu güzelliği tespit edemedi.



Aramızda ilk gören bendim, hehehe...arkadaşlarıma gösterdim, yılın son gününde hem mavi ay, hemde tutulma olması ve ayın muhteşem görüntüsü karşısında, 2009 ve daha önceki yıllarda akılda kalan kötü hatıralardan alınan derslerle, bu yıldan beklenen umut dolu dilekler olarak döküldü içlerinden.

Tüm beklentilerimiz gerçek olsun :)
 

ahuela

#573
Sevgili Alemtac abla, çok sevindim kızının gelmesine.
Ay evet gerçekten çok güzeldi o gün:))
Tüm beklentilerimiz ,sizin de beklentileriniz gerçek olsun :)))
 

Alemtac

#574
Teşekkür ederim Sevgili ahuela :) hem kızımın gelmesinden duyduğun sevinç için, hem de beklentilerimiz için dileklerinden dolayı :)

Biz zaten birbirimize yeni yıl mesajı ve dileklerimizi göndermiştik değil mi? :)) Mailime gönderdiğin çok şeker yeniyıl mesajını da aldım, teşekkürler :))
 

Alemtac

#575
Bazen sözler yetmez içimizdekileri anlatmaya,
başka bir dil bilmek gerekir.
İşte o zaman yazılır en güzel şiirler
ve o zaman şarkılar söyler hislerimizi
ve yine ressamın tuvalinde...
 

ahuela

#576
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Bazen sözler yetmez içimizdekileri anlatmaya,
başka bir dil bilmek gerekir.
İşte o zaman yazılır en güzel şiirler
ve o zaman şarkılar söyler hislerimizi
ve yine ressamın tuvalinde...
Ne güzel söylemişsiniz.
Dün bir film izledim , vampirin bir insana aşkı .Erkek vampir, aşık olduğu kızdan uzak durmaya çalışıyor onun kanını içmemek için çünkü ona aşık olmuştur.Kızda ise bir merak bir merak , o merak onu aşık eder.Artık iki farklılık ,fakat birbirinden ayrılamayan bir bütün çıkar ortaya.
İçine çeken bir filmdi.Yalnız filmdekiler işte film.O kadar cesur olurlarki; aşkın mutluluğunu yaşarlar:)))
Birbirlerinden taviz verirler, sevdiği şeyi yeme düşüncesi:))) Fakat sevdiği için bundan vazgeçmek,dürtülerini durdurup ,yanında kalabilmek.
Vampir ; kendi türünden olana saldırdı, çünkü sevdiği kızı yemek istedi.Kız yaralandı; içindeki zehiri çıkarmak erkeğe düştü; fakat zehiri emerken kendine hakim olamadı ,zehir bittikten sonra durduramadı kendini.Erkeğin doktor babası durdurdu.

İşte aşkta sanırım tüm dilleri bilmek lazım:)))
Bir doktor misali tibbi terimleri bilsekte, halk diline inmek lazımdır ki onlar anlasın .Aşk da ise ; her türlü dili bilmek lazım, yoksa acı çekersin ve çektirirsin.
Bu filmde ise , sevmek için illa yemek gerekmez , hatta sevmek için yememek lazım; yemekten vazgeçmek lazım:)))))
 

Alemtac

#577
Evet o filmi biliyorum da uzunca bir süredir düşünüyorum.

Nedemek istediğimi açıklıyayım:

İçsel birşeyler hissedersin, bu hisler insana duyduğun hislerden değil. Elle tutulur, gözle görülür bir varlığa duyduğun aşk değildir bu hissettiklerin. Çok daha derinden gelir, ta içinden. Kelimelerle ifade edemezsin. İçinden taşan o ilahi aşkı anlatabilmen için şair olursun ya da müzikle, ya da renklerle tuvalinde anlatırsın. İlahi Aşk'ı paylaşmanın yollarından birkaç tanesidir bu anlattığım.

Mesela bunun gibi;

 

Alemtac

#578
Bizde böyle, dünya kabul etse asla dediğimizden dönmeyiz.
H1N1 ile ilgili baştan beri aslının kamu oyunda yaratılmaya çalışılan korku senaryosu gibi olmadığını söyledik. Aşı olmanın faydasızlığından, çünkü her grip virüsü gibi mutasyona uğrayacağından bahsettik. Bu korkutmadır, besleniyorlar dedik.

Bakanlıklar hakkında soruşturma açmaya kadar giden dünya devletlerine rağmen hala daha yaptığımız işteki haklılığımızın isbatı içindeyiz.
 

Tiversonus

#579
Evet, burnumuzu kıvırdığımız Batı'da bizden farklı şeyler var, kamuoyu ve eğitim ve tartışma ortamı var...Ülkemizdeki "genel durum" için bir örnek vermek istiyorum: "Türkiye Başbakanının, şimdiki başbakanının, mezun olduğu üviversitenin adı nedir?" bu soruyu soruyorum, neden? Konumuz siyaset değil, konumuz bilginin saklanması da değil, evet bu da değil, daha da ilginç: Düşünemez, sorgulayamaz olduğumuzun farkında değiliz...

Batı'da düşünebiliyor musunuz, bir internet ortamında ya da kitapta ya da bir resmi yazılı bir yerde bu açıkça ulaşılabilinir bir bilgidir bu tür bigiler ve bizde ulaşılamaz olmasının ötesinde; "kendiliğinden sorgulanmaz" bir durum vardır ortada, hiç bir gazete yazmaz, hiç bir muhalefet(!) söyleyemez, çünkü o da farklı değildir, aslında farklı yanı aynı olmanın bir değişik ifade tarzıdır...

Evet bilgi saklanır, yalan çok söylenir, bundan daha kötüsü de "sorgulayamaz, robotik hareketli" insanlar yetiştirilir, bu çok daha acıtıcıdır...

Kadın 20 yıl Kuran okur, tek bir (1 adet) okuduundan BİR adet türkçe anlamını bilmez...Bu iyi ya da kötü değil sadece tesbit, gözlemdir, belki de iyi bir durumdur, gurur duymak ya da üzülmenin ötesinde ne olmayı seçmek ile ilgilidir, dolayısı ile iyi bir durumdur.

Olaya bilginin açık, paylaşılabilir olması açısından, saklanmıyor açısından baktığımızda, bilgi ailesi özellikleri taşımaz ülkemiz insanları, garip olan ise bir çiftlikte yaşadığımızın farkında olanlar içindir. Kısaca kendini bilmek için bilgiye sahip değildir insanlarımız, geriye düşülmştür, yıllar içinde...Evet Batı'da hiç olmaz ise insanlar okurlar, içeriği uygun olmasa dahi...Bizde okuyanlar ise, ilaç kullanım klavuzu gibi okurlar, okumak demek, üer,nde keş,f yapmaktır, eleştirmektir ya da hiç olmaz ise bunu zihinsel holografik kayıta geçirmektir. Siz okuduğunuz ilaç kullanım kalavuzunu şimdi bir kağaıda (anladığını kadarını) yazabilir misiniz? Kısaca, hiç bir şey bilmemek, yanlış bilmekten daha az zararlıdır. İşte sorun burada!

Ve bir paradoksu/çelişkiyi paylaşmak istiyorum: Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu sorgular insan, örneğin "Aşı" için -dikkat edin Grip için değil- yani sorgulanan şu; kandırılıyor muyuz? Çelişki ise şu; "Biz kendimizi hiç kandırıyor muyuz?" sorusunu sormayız!!! Sizce kendini kandıran insan -ki böyledir, ölçebilirsiniz- neden "kandırılmanın" kötü bir şey olduğunu düşünür? Eğer kandırılma "kötü" nitelikli bir eylem ise; kendimize "kötülük" yapan yine kendimiz değil miyiz dir? Kendimizi neden "kötü" ilan etmeyiz?

Tiversonus

#580
Bir başka bakış açısı ile "iyilik ve kötülük" birer subjektif kavram iseler: Örneğin koyun kasap ilişkisinde olduğu gibi: Koyunun kaçması kasap için "kıyamet" tir; koyun için ise "özgürlük" değil midir?...Peki herşeyin "subjektif" olması durumunda hiç ortada "objektif" bir şey olmaz mı? Herşey subjektifliğe bağlı olarak "iyi ve kötü" ise; herşey böyle ise; objektif tek bir gerçek olabilir mi? Olabilir ya da olamaz? "Bence" objektif olan bir şey var!

Alemtac

#581
Bence, benim hislerime göre burada iyilik ve kötülükten daha öte bir olay var. İyilik, kötülük yoktur dedik...herşey öğrenmek içindir dedik. Sonra korkutulmaktan bahsettik, korkuyla beslenenlerden ve tüm mentalitesi para üzerine kurulmuş olanlardan. Birileri korkutur beslenir, diğeride korkudan nemalanır. Evet, bir çiftlikte yaşadığımız gerçek, onun için korkularımızla besin üretmeyelim.
 

Tiversonus

#582
Ve "Kamil İnsan" ya da "I AM.." olabilmenin şartlarını oluşturuyorlar diye de -en azından- affedelim, sevgi ile bağışlayalım...Evet "negatif" olarak nitelendirilen Kendine-Hizmet eylem biçimi de "çözüme" hizmet etmektedir, o dualitenin bir tarafıdır, ve arabanızdaki Akünün lütfen "eksi kutbunun" olmasının ya da sürerken "eksi kutbu çıkarmanın" anlamını düşünelim..Ne yapayım ben basit düşünürüm böyle işte...Evet, biz izin verdiğimiz kadar etkileniriz ve hiç bir şey Yüksek Varlık güclerinizn, Zeki Enerjiniz, Sonsuz Zeka'nın kontrolü dışında değildir, tam kontrolde de değildir, bizlerin seçimleri kadar da yüksek Zeka'ların kontrolü dışındadır, evet sanırım bunu diyebiliriz, bir bakış açısı ile...Herşey öğrenip, olabilmemiz için var ve bir şekilde herkes bi parça sorumlu tam KH ler kadar olmasa bile...Dualitenin materyalist yorumunda şu vardır: Zıtların birliği ve zıtların mücadelesi: Zıtlar hayatın motoru gibidirler. Ve biri olmadan diğeri olamaz, birbirlerini var-ederler...

ahuela

#583
Sevgili Alemtaç abla; resim çok güzel siz mi yaptınız?
Bugünlerde nedense hep affetmek ile ilgili bir şeyler okuyorum ve günlüğümde de bir şeyler yazdım. Neden affemiyoruz; yada neden koşullu affediyoruz ,aslında içime sormam lazım ; fakat şimdilik bulamadım :((((
 

Alemtac

#584
Sevgili ahuela; teşekkür ederim :)) devam edeceğim resim yapmaya.

Gözlerini kapa ve neyi, hangi olayı ve kimi affedemediğini düşün. Bu arada, nefes alış verişin düzgün olsun, burnundan al ve ağzından ver, nefes alırken karnın şişmeli. Yaşadığın olaylar veya affedemediğin kimse ki bu sende olabilirsin, gözün kapalı olarak hayalinde canlanmaya başladığında; "tüm yaşadıklarıma rağmen seni/kendimi seviyor, onaylıyor ve affediyorum" cümlesini kur. Bunu her akşam yatmaya gittiğinde, yatağında yapmanı tavsiye ederim. Uyuyuncaya kadar yapabilirsin. Zaten bu tür nefes almak huzurlu bir uykuya dalmamıza yol açar.

Sevgili Tiversonus'ta aynı konu hakkında bilgi aktarmış, okumanı tavsiye ederim.

Formun üst tarafında en sağda olan site içi arama yazısının üstüne gel ve tıkla, oraya "affetmek" yaz. Affetmek kelimesini içeren tüm form yazıları karşına çıkacaktır. Vaktin varsa oku derim.

Huzursuz olma, rahat hisset kendini, neden diye sorma.

Sevgiler :)