Kendimizde Beğendiğimiz / Beğenmediğimiz En\'ler

Başlatan Tiversonus, 12 Nisan 2009, 07:42:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ahuela

#30
Teşekkürler.Denicem.
 

Gregorsamsa

#31
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ahuela

sevdiğim iki yönüm : 1) sevdiklerime bağımlı olmadan bağlı kalmak.
                     2)küsmemek ve affetmek.
sevmediğim iki yönüm:1) Karşımdaki hak etsede bir şey diyememek.
                     2)İnsanlara hemen inanmak, kendim gibi sanmak.

Merhaba, öncelikle foruma hoşgeldiniz. Benim dikkatimi çeken şu oldu: karşımdaki haketse de bir şey diyememek demişsiniz. Yani size zarar verici ya da hakkınızı gaspeden birine karşılığında hak ettiği tavrı gösterememek diye anlıyorum ben bunu. Kafamı karıştıran ise bunun sevdiğiniz yönlerden ikincisi olan "affetmek" le olan çelişkisi. Yani "koşulsuz bir şekilde affetmek", kazanmış olduğunuz bir yeti ise (ve bu içselleştirerek yaptığınız bir şey ise) neden karşıdaki kişiye hakettiği şeyi yapamamak ya da söyleyememek bir sorun olsun ki ?
 

ahuela

#32
Hoşbulduk teşekkür ederim.Evet  Çelişki olduğu bir gerçek..Koşulsuz affetmek demedim. 2sinde de belirttiğim gibi insanlara hemen inanmak. buda sevmediğim bir yönümdü.
Bir hikaye anlatsam kendimi daha iyi anlatabilirim belki.
Geçen sene okuldayken bir arkadaşımla bir tartışma yaşandı ve ben söyleyemedim.O bana soğuk davransada küsemedim barıştık,(burada küsmemek ve affetmek var)
Sonra bana neler söyledi ben diyemedim bir şey.
Affettiğim için pişman değilim fakat  bazı şeyleri de söyleyemedim , sonra aynı şeyleri başkasına yaptı :( Hareketleri değişmedi.
Affetsek bile ,bazı şeyleri eleştirmemiz gerekiyor , söylememiz lazım.

Kendimi ifade özrüm var cidden :))Özür dilerim .Yaşadığım bu hikayecik kendimi anlatabilmeme yardımcı olmuştur umarım.
 

Gregorsamsa

#33
Samimiyetiniz için teşekkürler, ama özür dilenecek bir şey gerçekten de yok. İki konuda naçizane fikrimi de (öğrendiklerimi ya da öğrenedurduklarımı demek daha doğru) özetle ve dilim döndüğünce paylaşmak istiyorum :

1- Hepimizin -istisnasız bir şekilde- içine 1000 lerce yıldır işlemiş, yürüyen prorgamlar var. Hadi 1000 lerce yılı bırakalım kendi kısa hayat öykülerimizde , bebekliğimizden itibaren ailemiz, çevremiz, yakınlarımız, toplumumuz, dostlarımız, sistem, eğitim, din, sosyo-kültürel yapı vs tarafından yerleştirilen programlar var. İllaki bir komplodan bahsetmiyorum. Zaten burada kurbanlar da kurbanları kurban ediyor. Aslında gurursal, kendimize haksızlık yapıldığını düşündüğümüz ya da "zoraki" affetme, alttan alma, ama kırılma vs duygularımızın altında bu narsistik programların işleyişi yatmakta.

2- Farkındalığı artmaya başlayan her kimse aslında şöyle bir tehlikeyle karşı karşıya geliyor (uyurken tehlike yokmuş gibi: ) ; sanki perdenin bu tarafına geçince artık yanlış bilgi tuzağı, aldatmaca, aldanma kalmayacakmış gibisinden bir rehavet. Ya da rehavet demeyelim de artık uyandım maytaplarıyla şenlenen bir sevgi ve ışık hissi. Tabii perdenin 'uyuma' tarafında o anlayamadığımız korkunçluk ve zekada matriksi kurgulayıp yürütenlerin, perdenin bu tarafında da aynı mahareti sergileyecekleri gerçeğini gözardı ederiz, gözlerimiz "ışıktan" kamaşınca tuzağa düşeriz.Böylece sevmek, affetmek, bir olmak gibi duyguları/kavramları bilmeden özümsediğimizi sanarız. Daha da kötüsü; sevmek bağışlamak gibi duyguları, kavramları, edimleri gerçekten öğrenme yolundan sapmış oluruz.

Kanımca bağışlamanın koşullusu koşulsuzu olmaz. Koşullusu varsa bu yine 1 de bahsettiğim sebeplerle işimize gelen, kabullendiklerimiz ölçüsünde egosal bir bağışlamadır ve kusurludur. Öğrenip-bilmeden sevme olmayacağı gibi öğrenip-bilmeden bağışlama da olmayacağını düşünüyorum. Zaten bağışlayanın aklına bağışladığı olay bile gelmez, bağışlamak kelimesini dahi unutmuştur, öylece kendiliğindendir ve aslında o kelime yoktur artık. Sanırım bu da bu yoğunluğun işi değil. Tabii bu ne koşulsuz sevgiyi ne de bağışlamayı bu yoğunlukta kavramaya , deneyimlememeye çalışmamamızı gerektirmiyor (hatta tam tersi), ama kendimizi de kandırmamamız önemli diye düşünüyorum.
 

ahuela

#34
Sanırım ben anlatamadım..Size kendimi tarif edemedim.Üzgünüm.