Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Yoğunluk Bilinç'leri Kıyaslamaları (1,2,3,4,5,6,7)

Başlatan Tiversonus, 23 Ekim 2009, 17:02:40

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Yukarıdaki başlığa sığdıramadığım için, kısa bir başlık yazmak zorunda kalmamadan dolayı; hangi amaç ile ve hangi kazanımlar için bir farkındalık hedefi ile bu başlığı açtığımı tam anlatamamış olabilirim. İşte bunu engellemek açısından bu yazıyı yazıyorum.

2. yoğunluk bilinci taşıyan hayvanlar krallığı üyesi bir çok varlıktan bizleri ayıran veya ayırdığı düşünülen 3. yoğunluk özelliklerini keşfetmektir amacım. Ancak bu amaç bazı özelliklerimiz ile yüzleşme ihtimali ile, buna neden olabilecek olması ile de bu bazı insalara \"düşmanca\" gelebilir, özellikle de gerçek olduğu için bu böyle olabilecektir. Yine de ben bu konuda kendi gerçeğim ile yüzleşmeye en saf niyet ile hazırım, ne kadar kırıcı olursa olsun bu benim için bir farkındalığa varmam ile bir kazanım şansı üretebilir. Kısaca bu incelemeye başladım, katılım olduğu sürece paylaşmak niyetindeyim.

Genel olarak diğer yoğunlukları kısaca incelemek niyetindeyim, bunun nedeni ise daha çok önümüzde bir gelişim/evrim olarak duran 4. yoğunluk bilinci olmasıdır. Kısaca bir şeyin \"olmaması gereken özellikleri\" ile olması gereken -ya da bu seçimi yapmak niyetinde olanlar için- ile olması gerekene bir ışık açmak için bu yolu kullanmak bana mantıklı geldi. Çünki, bir şeyi kabul etmek başka bir şeyi bırakmak ile bazen eşdeğer olabiliyor diye düşünüyorum.

Düşünün şunu; dinler geldikleri topluma karşı bir çeşit \"itaaatsizlik\" ya da düşünsel başkaldırı niteliğindedirler: Mevcut toplumun kurallarını ve anlayışını red-eden özelliktedirler ve sonra ya da şimdiler de ise; yeni enerjilerin gelişimine karşı koyan ancak eski enerjilerin devamını savunan, hiç bir şekilde revizyonu kabul etmeyen özellik taşırlar. Duruma bir örnek olması açısından bu da incelenebilir diye düşünüyorum. Yeni bilincin yerleşmesine eski bilince bağlı olanlar tarafından bir nevi engelleme çabaları ne kadar travmatik olabilir? Yani Osmanlı\'nın son dönemlerinde Cumhuriyet fikrine karşı duruş örneğinde olduğu gibi bu nasıl olası sonuçlara neden olabilir?

Bu tartışmadan, gözlemlerden ya da fikir paylaşımından çıkabilecek olası bir kavrama durumuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Dünya küresinde yüzde kaçlık bir populasyon oranında üst-bilinç yapısında olan/olması muhtemel fiziksel insan bedeninde ruh\'un olduğu. Tespitler ile oluşabilecek bir \"tahmin\" olduğunu düşünüyorum. İşte bu durum; bir zamanlar iyi niyet ile beklenti içerisinde bulunduğumuz rakamların gerçeğimizi ne kadar  doğru yansıttığı ile ilgili bir yüzleşme içerisinde olacağımıza da yol-açabilir. Gerçekten eski rakamlarımız gerçeğe yakın mıdırlar? Beklediğimiz ile tesbitlerimiz uyumlumudurlar? Değil ise -bu çok daha önemli- niyetlerimiz ile başlayan bir oluş sürecimize etki etmesinin yolunu açmak istiyorum, en azından kendim için. İnsanlar kendileri için seçtikleri ile \"kurban\" rolüne daha ne kadar devam edebilecekler? Evet seçimlerimiz ile kurbanlaşıyoruz. Bence bu güzel bir tesbit. O zaman seçmeyelim ya da kurban rolü yapmayalım. Bir yardım, bir gerçek ile temellenmiş ise asla bu bir düşmanca tavır olarak yorumlanmamalıdır.Sadece neyi seçip ya da neyi seçmediğimizi bilmek bile bir kazancımız olabilecektir. Ya da bu kendi içimde varolacak bir çalışma olarak ta kalabilecektir. İyi, kötü olarak yaklaşmak anlamsız, herşey toplam bilinç içerisinde değerlidir. En değerli şey ise özgürlüğe bir adım daha yaklaşabilmektir, çün ki, biz O\'radan gelmiş ve ilüzyona düşmüş fiziksel bedenler içerisine hapsolmuş ruhlarız.

Paylaşarak, bir farkındalık oluşturmak amacı ile bu konuyu açtım. İşte bizlere tekrarlı olmayan ve konuşulmamış bir başlık; umarım paylaşanlar kadar paylaşmayanlar da yararlanırlar. Ve şunun düşünülmesini öneriyorum: Beklentisizlik içerisinde (başkalarından egosal ya da onaylanmak ya da hoşnutluk sağlamak v.b. türlerde) yaptığım için bu başlığı açma eylemini; doğrusu düşmanca karşılanmak pek umurumda değil ancak herkesi/kendimi sevgiyle umursuyorum.

Tiversonus

#1
"Sonsuz ve Tek Olan" Bir'in Işığı Üzerinizde Olsun!

bozadi

#2
ra ve kasyopya celselerindeki ve diğer olası kaynaklardaki verileri de kullanarak, yoğunlukların kendilerine özgü bilinç biçimlerini elimizden geldiğince anlamayı çok isterim doğrusu.

bozadi

#3
hatta belirli bir süre sonra bu konuda oluşturduğumuz bilgi bütünlüğünü de belki bir video haline getirebiliriz, ne dersin?

Tiversonus

#4
:)) Şu video işini düşününce (yani videosal isteklerin Kasyopya sitesinde çok olmasını) aklıma şu geldi: ABD'liler çok az kitap okuyup, çok fazla Tv ya da görsel iletişim araçlarını kullanıyorlar galiba...Yani elbette olur, ancak bu sitede bir kaç kişinin yazıp diğer kişilerin katılmayıp "seyretmeleri" evet yazılar seyrediliyor ve sonra da alaycı bir uslub ile kenarından dolaşılıyor, yani bu durumu kırmak adına, katılım ile oluşmamış bir sunumun akibetini çok önceden hesaplama cüretini gösterdim sevgili Bozadi:)) Yani senin katkıların ve bir kaç kişinin katkıları ile yürüyen site epeydir rahatsız ediyor beni. Rahatsızlığım belki de eleştirilebilinir ama bu dahi yapılmaya cesaret edilmiyor. Dolaylı olmak yerine iletişim çakralarının kullanılması taraftarıyım. Ve bir noktadan sonra kişi kendisinin susarak bir şekilde onay verdiği şey ile savaşa girebiliyor. Evet, okuyup susmak bence gizli bir onaydır.

Yani öğrenmek istiyorum sevgili Bozadi, alay edilmek değil dostum:))

Çok mu "düşmanca" ve imalı oldu, ama sanırım olmadı çünkü açık açık genel bir rahatsızlığım bu. Susan gizli onaylar diyorum:)) Dedim bile:))

bozadi

#5
samimi duygu ve düşüncelerini paylaşman çok değerli sevgili Tiversonus.

bizim amacımız önce kendimiz bu yaptığımızdan keyif ve fayda duymak olsun. en kötü ihtimalle sadece bunu yapıyor oluruz. başka türlü düşünen, veya hiç düşünmeyenleri kendileri düşünsün. biz benzer düşünen veya ortak paydasını paylaşmak isteyenlere bir şans tanımış oluyoruz, bu da değerli değil mi?

başkalarının katılımsızlığı ve katılımının biçimi konusunda üzülmemize yol açan şey belki de bu konuda gereksiz beklenti içinde olmamız. sadece elektronik posta kutularımız üzerinden değil de böyle bir forum sitesi üzerinden mesajlaşıyor olmamızın en büyük faydalarından biri, insanlara ilgili düşüncelerini paylaşma konusunda bir teklif, bir fırsat sunmayı sürdürüyor olmamızdır belki de. siteye kayıt olmadan takip edenler arasında, kayıt yaptırmış pek çok kişiden daha samimi bir ilgiyle takip edenler vardır belki üstelik, olamaz mı? bu da bir hizmet.

biz kendi keyif aldığımız biçimde çalışmamızı sürdürelim, herkes katılımını, katılımsızlığını veya katılımının biçimini dilediği şekilde yapsın. alternatif, farklı veya zıt görüşlere yanıt vermemiz gerektiğinde veya uygun olduğunda yanıtımızı veririz elbette. bu ortamı biz kurduk ve buranın inisiyatifi bizde. tanrısal bir adalet dağıtma vaadinde de bulunmadık üstelik, değil mi? sabırlı olalım, sabrımızın ve samimi çabamızın meyvelerini alacağımızdan şüphen olmasın.

bozadi

#6
video konusunda...

bir kasyopya celsesinde geçmişti ya, "videoda ruha ait birşey var" denmişti. buna katılıyorum. elbette işin bir kolaycılık yanı var ama biraz da videonun özelliğine, içeriğine, sunumuna bağlı olarak, video gerçekten yazıdan çok daha öte birşeylere erişebilir. hem kendimiz hem başkaları için. tabii bu mutlaka olacak diye birşey yok, sadece olursa...

Tiversonus

#7
Ve sanırım varlığın hem kendine ve hem de başkalarına açık bir "samimiyet" içinde olması sanırım bu 3. yoğunluk ya da 4. yoğunluk başı özelliklerinden birisi, kanım bu, ama hangisi? 3 mü 4 mü? Sanırım 3. yoğunluk üst oktav bilincinin özelliklerinden...

Gregorsamsa

#8
SORU: Anladığıma göre, bir bireyin üçüncü yoğunluk derecesinden
dördüncü yoğunluk derecesine geçebilmesi için Bir'
in Yasasını idrak etmesi şart değildir. Doğru mu?

RA: Bir varlığın hasat edilebilmesi için, bilinçli olarak anlamadığını
idrak etmesi kesinlikle gereklidir. İdrak, bu yoğunluk
derecesine ait bir olay değildir.


SORU: Bu çok önemli bir nokta. Ben yanlış sözcüğü kullandım.
Benim söylemek istediğim, bir varlığın, üçüncü yoğunluk
derecesinden, dördüncü yoğunluk derecesine geçebilmesi
için, Bir'in Yasasını bilinçli olarak.fark etmesinin şart olmadığı
idi.

RA: Söylediğiniz doğrudur.
 

bozadi

#9
bence tam da söylediğin gibi, genel manasıyla kendine ve başkalarına karşı samimiyet/dürüstlük konusu 3'ün sonlarından başlıyor ve 4'e uzanıyor. 4'üncü yoğunlukta kh kendine karşı samimi ve dürüst mü bilmiyorum ama başkalarına öyle olmadığı kesin. yani bilinçli bir samimiyet ve dürüstlük anlamında. bu belki de bh'nin ayırt edici özelliğidir. yani bh'nin kh'den temel bir farkı. samimiyet ve dürüstlük.

3. yoğunluk seçim yoğunluğu deniyor. 3. yoğunlukta bh veya kh'ye mutlak bir karar veriliyor ve bu karar verildiğinde artık 4. yoğunluk başlıyor. bu kararın verilebildiği noktaya kadar, bireyler daha kendi özgür bireyselliklerinin, varlıklarının yeterince bilincinde olmuyor anladığım kadarıyla. bir birey ne zaman kendi deneyimlerini kendi tercihleriyle yarattığının farkına varır ve bunun sorumluluğunun da kendisine ait olduğunu idrak ederse, işte ondan sonra bu bireysel varlığıyla varoluşu keşfe iki yoldan hangisiyle başlayacağına  karar veriyor: bh veya kh.

bireyselliğinin ve kendi gerçekliğini kendisinin yarattığının bilincine varana ve bh-kh yollarından birine girene kadar, 3. yoğunluk enkarnasyonlarını tekrarlamak zorunda.

varlığın kutbunu seçmesi 3. yoğunluğun sonunda olduğu için, kendine ve başkalarına karşı tam samimiyetin yoğunlaşması da buralarda başlıyor sanırım.

tartıştıkça bunları daha iyi kavrayacağımızı ümit ediyorum.

Tiversonus

#10
Evet, sanırım bundaki kendi sorumluluğumu alıyorum ve sadece biraz daha fazla katılım olması için bir duruş tu sanırım bendeki... Şimdi kendimize en önemli gerçeğimiz ile yani "ŞU AN'DA ve BURADA" kendimiz için "şu an benim için en önemli şey nedir?" sorusunu sormalıyız diye düşünüyorum. Ve An'a odaklanmak maksadı ile içinden gelen her üyemizi ortak paylaşıma davet ediyorum, ancak temel ortak konular olur ise daha çok faydalı olur diye de düşünüyorum. Ve kendi sorumluluğumu alıp AN'da buluşmaya hazır olduğumu söylüyorum, herkese.

Ve sevgili Gregorsamsa'ya paylaşımı için (ben yazdıktan sonra gördüm) teşekürler.

Tiversonus

#11
"Bir'in Yasasını bilinçli olarak.fark etmesinin şart olmadığı" cümlesini pek yadırgamıyorum. Ve aslında üzerinde düşünülmesi gereken noktanın "bilinçli fark etmesi" anlamı acaba Bir'in yasası'na aykırı olarak yaşamak mı? İşte ilginç bir soru. Ya da bilinçli olarak fark edip ancak bunu ret eder biçim de (bilinçli fark ettikten sonra) yaşamak mı? Yani değilin dışında olası anlamına vurgu yapılmaması yanlış yollara sürüklemesin diye bunun üzerinde biraz araştırıp, fikir paylaşımı gerektiğini düşünüyorum. Ben sanırım bunu biraz (yarın için) Ra bilgilerini ve Kasyopya materyalini karıştıracağım. Amacım ortakça öğrenebilmek diye söylüyorum.

bozadi

#12
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Gregorsamsa

SORU: Anladığıma göre, bir bireyin üçüncü yoğunluk derecesinden
dördüncü yoğunluk derecesine geçebilmesi için Bir'
in Yasasını idrak etmesi şart değildir. Doğru mu?

RA: Bir varlığın hasat edilebilmesi için, bilinçli olarak anlamadığını
idrak etmesi kesinlikle gereklidir. İdrak, bu yoğunluk
derecesine ait bir olay değildir.


SORU: Bu çok önemli bir nokta. Ben yanlış sözcüğü kullandım.
Benim söylemek istediğim, bir varlığın, üçüncü yoğunluk
derecesinden, dördüncü yoğunluk derecesine geçebilmesi
için, Bir'in Yasasını bilinçli olarak.fark etmesinin şart olmadığı
idi.

RA: Söylediğiniz doğrudur.


sevgili Gregorsamsa, ra zaten sürekli aklımdaydı bugün. : )))

bu alıntınla ilgili şu anki fikrimi söylemek istiyorum.

bir'in yasası, yani bunun bilinçli farkındalığından bahsedildiği zaman, bu bh ve kh kutupsallığının ötesine geçen birşey oluyor sanırım. ve bu da 6. yoğunlukta oluyor. ilk kez 6. yoğunlukta, varlıklar tüm varoluşa, yalnızca bh'nin veya yalnızca kh'nin perspektifinin ötesinde, ikisini de kapsayan bir'in perspektifiyle bakabiliyorlar. onların 7. yoğunluğa ilerleyişi de bu şekilde olabiliyor. "bir'in yasası ne aydınlığa, ne karanlığa yüz verir" gibi birşey söylüyordu ra.

6. yoğunlukla ilgili olarak yine ra'dan bildiğim bir diğer şey ise, 5. yoğunluk negatif varlıkları, 6'ya mezun olurken pozitif kutba geçiyor.

bozadi

#13
yani bir'in yasası'nın bilinmesinin kaçınılmaz olduğu yoğunluk 6. yoğunluk diye biliyorum. 6. yoğunlukla ilgili bildiğim diğer birşey, bu yoğunluğun, fizikselliğin "tamamen" sona erdiği, herşeyin tamamen eterik hale geldiği yoğunluk olduğu. ama bu varlıklar fiziksellik içeren katlarla etkileşimlere giremezler demek de değil bu.

4. yoğunlukta fiziksel enkarnasyon var (3. yoğunlukta olduğundan çok daha iyi koşullarda olmak üzere), 5. yoğunlukta bildiğimiz manada enkarne olmak diye birşey yok sanırım. ama yine de fiziksellikle ilgili "birşeyler" var. üstelik 5. yoğunlukta hala negatif varlıklar var. ama 6. yoğunlukta "negatif varlık" diye birşey yok, negatif düşünce merkezleri var diye biliyor/anlıyorum. ve bu da denge amacıyla mevcut. ra'da mı geçmişti, yoksa kasyopya celselerinde mi hatırlamıyorum ama, 6. yoğunluk (negatif anlamda sanırım) oryonlar diye bir tabir geçmişti. bana göre burada ya yanlış bir veri söz konusu, ya da 6. yoğunluk (negatif) oryonlar derken kastedilen şey, oryonlu negatif varlıklar değil, negatif düşünce merkezleri. yani bir şekilde 6. yoğunlukta negatifin bir temsilinin olması gerekiyor ama varlıksallık anlamında 6. yoğunlukta negatif bir varlık olarak bulunmak mümkün değil. o yüzden de, temsil ve dengeleme itibariyle, 6. yoğunluk negatifliğini temsil eden düşünce merkezleri denen şeyler var (bu şeyler, her neyseler.)

Tiversonus

#14
Evet ve zaten Oryon'un bir "bölge" olarak geniş bir açıklaması var idi. Ve ben zaten (yarım bırakmıştım) Ra bilgileri'ni word formatına satır satır -ve birazda tarayıcı imlalarını düzeltmek amacı ile- yazıyorum. İşte orada sorgucuların ilk başlarda özgür irade yasası gereği sevgili Ra'nın vermediği "enerji merkezleri dengeleme" olayının çapraz sorgular ile bir şekilde alınma ustalığına da şahit oldum veya olduğumu sanıyorum. Bence en önemli veriler bu "enerji merkezleri dengelenmesi" konusu diye de düşünüyorum 3. yoğunluk insanları açısından. Ve adım-adım geçilmesi gereken (ve hakkıyla) bilinç yoğunluklarının bilerek ya da bilinçsizce tahrif edilme tuzağının "Bir'in Yasası" bölümü (Kendine Hizmet ve Baş.hizmet ayırmı yapılması, ayırımcılıktır iddiası) ve bir şekil de de Bilgi yoğunluğu bakışı olan 5. yoğunluk "doğru" verilerinin (zamansızlık ya da farklı zaman birimi) 3. yoğunluk bilincine sunulması diye düşünüyorum. Bu 4 işlemi öğrenmesi gereken bir öğrenciye (gerekli bir alt hazırlık aşamasıdır) integral işlemlerini (bu da doğru) öğretmek gibi bir şey.