Yoğunluk Bilinç'leri Kıyaslamaları (1,2,3,4,5,6,7)

Başlatan Tiversonus, 23 Ekim 2009, 17:02:40

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
sevgili Tsunami, sorunu Tiversonus'un vurguladığı şekliyle "tüm insanlar kh'dir" görüşü temelinde bazı yönleriyle ele almaya çalışacağım, şu andaki kendi ilgi ve bilgi seviyemle.

tüm insanların kh olması, halihazırda insanların kendine hizmet etme (negatiflik) derecelerinin, başkalarına hizmet etme (pozitiflik) derecelerinden daha yüksek olması anlamında. burada bir orana ihtiyaç duyulmaksızın, bu genel olarak geçerli bir tarif sanırım. %51 pozitiflik, ve %95 negatiflik ise, 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa mezuniyetin gerçekleşmesi için gerekli pozitif veya negatif ivmelenmişliği ifade ediyor.

3. yoğunlukta bilinçli bir kutupsallık yok zaten. bilinçli kutupsallık 4'ü başlatan şey oluyor. 3'te amaç bireyselliğini ve deneyimlerinin sorumluluğunu kavradıktan sonra, en temel ve doğal iki deneyim yolu olan kh ve bh'den birine doğru yoğunlaşmayı arttırmak. 3. yoğunlukta %51 pozitif kutuplaştığında 4. yoğunluk pozitif deneyim alemine geçiyorsun. 4. yoğunluk negatif deneyim alemine geçmek için ise %95 negatif kutuplaşman gerekiyor. bu söylediklerimle ilgili herşeyi anlıyor, biliyormuşum gibi görünüyorsam, bu çok yanlış bir görüntü demektir.

bu açıklamanın tam olarak tatmin edici olmasını beklemiyorum ama bu açıklamada senin için açıklayıcı olan ve olmayan hususlar nelerdir? ona göre üzerinde durmaya devam edelim, ne dersin? ilgilenen herkesi de bu konuda bir berraklık oluşturma yolunda bilgi ve sezgilerini paylaşmaya davet ediyorum.

şu anda bu genel konu başlığı altında en çok hangi hususun berraklaşmasından keyif alacaksak, o yön üzerinde duralım öncelikle. tabii birlikte en çok hangi hususu aydınlatmayı istediğimizi de ancak tartışmaların genel sürecinde anlayacağızdır herhalde.

Tiversonus

#31
Elbette buraya sunduğumuz şeyler tüm izleyenler açısından ortaya konan ve birbirimize ilham verebilecek şeyler. Tüm ışık feneri dostlarımız için, bu sanıyorum ki hepimizin ortak bir çözümlemesi olacaktır. Biliyorum diyorum ben de benzerlerini yaşadım diyorum, sonuçta paylaşarak, koşulsuzca, şartsızca, mutlak temel de paylaşarak büyüyen bir şey var.... Ve ortaya ilginç bir konuyu herkes adına sürmek istiyorum: Geçmişi değiştirebilir miyiz? Evet, Yüksek benliğimiz sayesinde evet. işte bir problem var burada, problem değiştirmemiz değil, ama çok ince başka bir şey. Değiştirdiğimizin farkında olacak mıyız? Güzel bir soru değil mi? Ama dostlar sakın zihninize bu soruyu sormayın ve De-Ja-vu hislerinizi bir düşünün (zihinle bunu), bakalım zihin bu duruma (de-ja-vu ya) ne açıklama getirecek:)) Bu sevgili Tgur'un kehanetler ile ilgili benden istediği görüş ile de alakalı, umarım okur... Ve gerçekten bugünlük benden bu kadar, yoksa kanatlanıp uçağım:) Ama cidden bir kaç gündür güzel konularımız var. Katkıda bulunanlara teşekürler.

not: sakın yanlış anlaşılmasın bu her insanda varolan bir özellik ve sadece bazıları bunun farkında değil, yani bu güce sahip olduğunun, yani fark bilinçte; bilgi, farkındalık ve oluş, enerji, ışık...

Tsunami


Sevgili Bozadi,

Acikladigin kisimda anlasilmayan bir taraf yok benim acimdan, zaten benim bilgi ve kabulum de tam olarak bu yönde.

Sormak istedigim kh egilimli dedigimiz 3. boyuttan , kh olarak 4. boyuta gecebilmenin zorlugu. Yani %51 bh oranini tutturabilmek zorsa da %95 kh oranini tutturmak neredeyse imkansiz gibi geliyor bana. Yani kutuplasmaya giden yol bu boyuttan geciyor ve bu boyut kh egilimli ama kh olarak boyut atlayabilmek yine de zor...

Acaba diyorum, bize olusturulan kosullar kh üst boyutlar tarafindan hazirlaniyor da bizler  bh yönelimli olarak doguyor ve bu kh dünyasinda buranin rengine bulanmadan yasayabilme savasi mi veriyoruz aslinda? Olup biten bu mudur ve biz degil de dünya gezegeni ve yasam kosullari bizi kendine hizmet yönünde kutuplasabilmemmiz icin mi ugrasiyor?

Yani bh insanligi kendini kh nin sahasinda mi siniyor ne dersiniz:))
 

Gülay

#33
Benim düşüncem de bu yönde sevgili tsunami....

aynı şeyi birçok kereler düşündüm, ama bunun dışında kh eğilimli olup deneyim için dünyada bedenlenmeyi seçenlerin de olduğunu düşünüyorum...
 

bozadi

#34
hmmm, iki kişinin kafa karışıklığı yaşadığı bir hususu tespit etmiş olduk. : )))

evet, halihazırda insanlığın tamamının kh eğilimleri baskın. ama yine de tüm insanların kh'lik bh'lik dereceleri aynı değil. ve kimilerinde bh güçleniyor, kimilerinde kh güçleniyor, ve ra'nın söylediği gibi, çoğunluğun ne kh ne de bh kutbiyeti güçleniyor. en kötüsü, ne kh ne de bh olarak kutuplaşmasını yoğunlaştırmayanların durumu. çünkü bu durumda gerçek bir ilerleme meydana gelmiyor ve kısır döngüler içinde tekrarlanıp duran kısır deneyimler yaşanıyor.

işte ra bu yüzden, dünyanın büyük bölümünün 4. yoğunluğa mezun olabilecek durumda olmadığını ve uyumlu başka gezegenlerde 3. yoğunluk enkarnasyon döngüsünü tekrarlayacaklarını söylüyor.

"dünya gezegeni 3. yoğunluktan çıkıp 4. yoğunluğa giriyor." gezegenler de birer varlık ve onların yoğunluk deneyimleri nasıl oluyor bilmiyoruz ama bir şekilde dünya gezegeni 4. yoğunluğa çoktan uygun hale gelmiş. yani, yaklaşmakta olan yoğunluk değiştirme dalgasının geçişi sırasında dünyanın 4. yoğunluk frekansına sabitleneceği kesin. dolayısıyla 4. yoğunluğa uygun olanlar burada kalacak, 3. yoğunlukla işi bitmemiş olanlar ise 3. yoğunluk deneyim olanakları sunan başka gezegenlere enkarne olacaklar.

4. yoğunluğa mezun olabilecek kitlenin oranı dünya nüfusuna göre çok düşük. bu konuda kesin bir veri yok, çünkü ufak çaplı da olsa bu rakam hala değişime tabii. ama ra çok emin bir şekilde, dünya nüfusunun ezici çoğunluğunun 3. yoğunluğu tekrarlayacağını söylüyor. buna karar veren ne ra, ne de başka biri. 4. yoğunluğa mı mezun olacağı yoksa 3'üncü yoğunluğu mu tekrarlayacağına karar veren, her varlığın kendisi. yani ra, mevcut dünya nüfusunun çok büyük bir bölümünün 3'üncü yoğunluk enkarnasyonlarını sürdürmeyi tercih edeceğini söylüyor. FAKAT, 4. yoğunluğa mezun olacak grup içinde de, pozitif mezuniyet durumunda olanların sayısı, negatif mezuniyet durumunda olanların sayısından ezici miktarda daha fazla.

yani 4. yoğunluğa mezun olabilecekler arasında, "adanmış" pozitiflerin oranı, adanmış negatiflerin oranından çok daha fazla.

işte bu nedenle, 4. yoğunluk dalgası geldiğinde, dünyanın frekansı pozitif 4. yoğunluk gezegeni olarak sabitlenecek.

4. yoğunluktan itibaren varlıkların, grupların gizlilik, saklılık, birbirini kandırma gibi bir imkanları kalmadığı için bir gezegende hem pozitif hem negatif eğilimli kişilerin veya grupların bir arada deneyim yaşaması imkanı kalmıyor.

bu bilgileri ra, pleiades ve kasyopya bilgilerine dayandırıyorum. okuduklarımı yorumlarken ve aktarırken bazı veri hataları, yorum yanlışları yapıyor olma ihtimalim var tabii ve bunları tespit ettikçe mutlaka düzelteceğim sizlerin de yardımı ve hoşgörüsüyle.

evet, şimdi bu açıklama da tartıştığımız konu/konularla ilgili her önemli hususu içermiyor. yani kesinlikle bütüncül resim değil bu açıklama. ama bir parçası. bu açıklamayla ilgili herkes görüşünü, sorusunu, eleştirisini ifade etsin, böylece ortak bir iradeyle bu berraklaştırma çabasını sürdürelim, ne dersiniz?

ra-pleiades-kasyopya verilerinden tamamen farklı ve alternatif açıklamalar varsa, bunları paylaşmak, önermek isteyenler lütfen çekinmesin.

bozadi

#35
haaa.... bir hususta açıklamayı kritik bir şekilde eksik bırakmışım:

hem şu anda bütün insanlığın kh eğilimlerinin bh eğilimlerinden daha fazla olduğunu söylüyorum, hem de 4. yoğunluğa mezun olacaklar arasında, "pozitif" eğilimlililerin sayısının, negatif eğilimlilerden fazla olduğunu söylüyorum.

dikkat ederseniz, bazı insanların bh eğilimi derecelerinin yükselmekte olduğunu belirtmiştim.

4. yoğunlukta dünyada pozitif 4. yoğunluk frekansının sabitlenmesini sağlayacak olan insanlar bile hala teknik olarak kh durumundalar. ama onlar bir şekilde içsel olarak büyük bir bh yönelimi ivmesini hızlandırıyorlar ve onlarda kh derecesinin azalması, bh derecesinin artışı çok hızlı oluyor/olacak. yani onlar bu süreçte "hızlı bir uyanış" yaşıyorlar.

dış dünyada kh egemenliği hala çok baskın olduğu için, dünya üzerindeki kendine hizmet egemenliğinin ve baskısının statükosu değişene kadar bh eğilimlerini belki dışa çok fazla haykırmamayı, içsel bir süreç olarak bu kutupsal geçişe hazırlanmayı tercih edeceklerdir. ve statüko da içinde bulunduğumuz süreçte hızla yıkılıyor.

kıyametin anlamı bu biraz da. 3. yoğunluk kh statüsündeki bu berbat hayatın, bu aşağılık düzenin kıyameti. bu kıyamet süreci insanlığın büyük bölümünü dünyadan silecek, bazıları yaşamaya yeni başlayacak.

bu doğal yıkım/dönüşüm süreci, müstakbel pozitif 4. yoğunluk sakinleri için de hiç kolay olmayacak. ama neticede tüm o zorluklar onlar için negatif geçmiş anı kümelerinin etkilerinden ve 3. yoğunluk bağlantılarından, alışkanlıklarından arınma da sağlayacak.

4. yoğunluğa kalacak olanların hepsinin ölmeden hayatta kalması gerektiği gibi bir durum olduğunu sanmıyorum. bu süreçte bedeninden ayrılan pek çok kişi, koşulları uygunsa 4. yoğunluk ortamına enkarne olacaktır.

Gregorsamsa

#36
Ben bu %51 ve %95 oranlarını hep şöyle anlayageldim. (tabii özellikle forumu dışarıdan izleyen ve terminolojiye yeni olanlar için bu rakamların,bir BH/KH ölçme cihazıyla ölçülebilir olmaktan çok eğilimlerin baskınlık derecelerini anlatmak için sembolik birer matematiksel ifade olarak verildiğini hatırlatmak gerekiyor kanımca)

Öncelikle KH ağırlıklı bir 3. Yoğunluk Dünyasında yaşıyoruz. Bu yoğunluğun en önemli ve final derslerinden biri varoluşun (en azından 6 ya kadar devam eden yoğunluklar için) BH ve KH seçeneğini idrak etme, bu farkındalığa ulaşmak için gerekli olsa da (yani BH seçimini yapabilmek için çeşitli enkarnasyonlarımızda KH eylemler içerisinde bulunup ya da maruz kalmak sebebiyle negatifi pozitifi ders ala ala öğrenmemiz gerekse de)3. Yoğunluk Dünyamız'ın KH baskın olmasının en önemli sebeplerinden biri unutuş perdesi.

Her ne kadar K' ların ve Ra'nın da ifade ettiği gibi salt BH nın ve KH'yı idrak etme yoğunluğu 4. Yoğunluk olacak ise de, hasata hazır olan varlık bu seçim ve yönelimlerin farkına varmış oluyor. Ve sis perdesi, 4. Yoğunluğa geçmeden tamamıyla ortadan kalkmasa bile biraz aralanmış oluyor bu varlık için. İşte bence bu noktada (3. Yoğunluk KH Matriksinin tuzaklarının farkına varmaya başlayan) bir varlığın BH ya yönelmesi daha kolay oluyor. Aynı bilgeliğe, farkındalığa ulaşan yine başka bir 3. Yoğunluk hasada hazır varlığının , "ben 4. Yoğunlukta bilinçli bir şekilde KH yı seçecegim demesi çok daha kuvvetli bir inanç ya da bilgi gerektiriyor kanımca (tabii böyle bir inanç ve bilgi içerisinde arzulu düşünce tuzagını da içeriyordur o ayrı).

Biraz karışık oldu ama umarım kendi kafamda düşündüğüm şeyi anlatabilmişimdir.
 

bozadi

#37
anlattıklarım arasında yeterince ayrıntılı açıklaması yapılmamış pek çok şey var mutlaka.

ayrıntılarla veya herhangi belirli bir hususla ilgili, en basit veya aptalca görünebilecek soruların bile çekinilmeden sorulmasını rica ediyorum.

bilgisi/verisi/görüşü olanlar paylaşsın, sorularımızı soralım, cevaplarımızı karşılaştıralım, dayatma olmaksızın müştereklerde buluşup ortak dertlerimize çözüm bulmaya, yaralarımızı iyileştirmeye çalışalım.

bozadi

#38
mesajını geç fark ettim Gregorsamsa. : )

görüş ve eleştirilerim olursa paylaşacağım.

Tsunami

#39
Dünyanin ve kosullarin kesinlikle kh ye yönelik olduguna sonuna kadar katiliyorum. Yani bu gezegende bu kosullar her sekilde canimiza okuyor, bunda hem fikirim ve hepimiz bir sekilde yaraliyiz , buraya kadar da tamam:)

Insan denilen varligin, unutma perdesiyle dünyaya bedenlenmesi ve akabinde bu dünyada bir sekilde varolabilmek icin ona gerekli bir miktar egoyla zirhlandigi icin kh yönelimli denilebilir.

Ego olmadan bu kosullarda yasamamiz mümkün olabilir miydi?  Yani kabaca, ekmek aslanin agzinda bir dünyada ; "sevgili aslan kardes, agzinizi az biraz acar miydiniz" diyemezdik degil mi:))) Tabii bizler ekmegi aslanin agzindan almakla kalmayip aslani kuyrugundan taksim meydaninda sallandirmak gibi marazi fantazilerimizi de hayata gecirmedik degil:)

söyle ki;
Egonun ne kadar esiri isek o kadar kh oluyoruz , egomuzun ne kadar farkinda olursak (ondan kurtulursak demiyorum cünkü 3. boyut dünyasinda egodan tamemen kurtulmanin mümkün olmadigini düsünüyorum)o derece bh eylemlere yönelebiliyoruz.

Bu noktada konu, farkindaliga geliyor ki, farkindaligi olan insanin bh eylemlere yönelmesi daha yüksek bir ihtimal.

Simdi diyeceksiniz ki, insanligin büyük cogunlugu egosunun ve de kendisinin farkinda mi?

Degil, diyecegim.

e ohalde, farkindaligi olmayan bir bh örnegi verebilir misin diyeceksiniz.

Annelik ya da babalik eylemleri diyecegim (gercek anlamda annelik ve babalik duygularini hissedenler icin)

Onlar bilincli eylemden cok icgüdüsel eylemlerdir diyeceksiniz.

evet, bunda hakli olabilirsiniz, diyecegim.

O halde dünya insaninin cogunlugu , egolarinin esiri olarak, farkindasiz bir sekilde yasiyorsa bh yönelimli olabilirler mi diyeceksiniz.

Olamazlar, diyecegim.

O halde kh yönelimlidir diyebilir miyiz, diyeceksiniz.

diyebiliriz, diyecegim:)))

Yazmak en iyi sorgulama bicimi kendini.. en azindan bende böyle:))

Sorum kalmadi hemfikiriz...Yine de bütün sucu unutma perdesine atip aslinda bh'yiz diye tutturabilirim gibi bir his var icimde:)
 

Tiversonus

#40
Evet, bu başlığa bu alıntıyı eklememek demek ve bunu birisinin yapmaması demek, sanırım bir eksik şey olur, belki de bana göre bu böyle, neyse aktarayım ben yine de:


RA: Bizim öğrenmemizin yolu şu ana kazınmıştır. Sizin bu konudaki kavramınızı algıladığımız kadarıyla bunun tarihi yoktur. Zihninizde bir varoluş çemberi canlandırın. Biz alfa ve omegayı sonsuz zekâ olarak anlıyoruz. Çember asla yok olmaz. Hep vardır. Çemberin farklı noktalarında katettiğimiz yoğunluklar, devrelerin özelliklerine uygundur: Birincisi, farkındalık devresi; ikincisi, tekâmül devresi; üçüncüsü, kendini-farkındalık (benlik bilinci) devresi; dördüncüsü, sevgi ya da idrak devresi; beşincisi, ışık ya da bilgelik devresi; altıncısı, ışık/sevgi, sevgi/ışık ya da birlik devresi; yedincisi, geçit (giriş) devresi; sekizincisi ise oktavdır. Oktav, bizim de derinliklerini bilmediğimiz bir gizeme doğru hareket eder.

Ra Bilgileri 1 (s.210)[/size=1]


1.'si: farkındalık devresi,
2.'si: tekâmül devresi,
3.'si: kendini-farkındalık (benlik bilinci) devresi,

4.'si: sevgi ya da idrak devresi,
5.'si: ışık ya da bilgelik devresi,
6.'si: altıncısı, ışık/sevgi, sevgi/ışık ya da birlik devresi,
7.'si: geçit (giriş) devresi,
8.'si: sekizincisi ise oktavdır.

Kasyopya Celseleri'nde "8. yoğunluk yoktur" denilir, ve Gurdjieff'in ennegreamında 1-4-2-8-5-7 sıralamasında bir 8 harfi vardır ve benim fikrime göre de buradaki 8 bir yoğunluk değil ancak "yeni" 1'in ve böylece değişmiş eski 1'in" bir döngüsel tekrarı şeklindedir. Hani bir şekilde hep an var işte, yani bilincin tekamülü içerisinde canlı bir film kareleri gibi de düşünebiliriz. Kişisel düşüncem bu sadece, farklı düşünene şunu hatırlatırım; beyaz ışığın spektrumunda 7 ana renk vardır ve bir şekilde nokta, çizgi, üç, dört, beş, altı ve yedi boyutlu bir ilüzyon ve hep bir alttakine eklenerek ve onu kapsayacak şekilde bir ortam ya da bilinç boyutu. Biz buradan Yuva'ya baknca silik-soluk bir resim görebiliriz ama işte oradan da belki de burası silik-soluk bir resim, bel ki de değil. Ve üst boyutlar özgürleşme merdivenleri gibi düşünülebilinir ve hep artan bir "duyumsama" özelliği de.

Ve "Cennetten düşen İnsanlık" ifadelerini de düşününce, düşmeden önce bulunduğumuz yer güzel miy di diye düşünüyorum:))

Ksaca bir farkındalık oluşturma adına, katkıda bulunan arkadaşlara teşekür ederim. Belki de çok eksik bıraktığımız yerler ve eleştiriler olabilir, ama işte lütfen eleştirin ve paylaşalım ki destekleşelim.

... Ve yukarıdaki alıntının hemen altındakini paylaşmamak nasıl olabilir di ki, hem de gördükten sonra:)) Ben de yeni görmüş gibi oldum, acaba her okuduğumuzda yeniden bir an'da mıyız? Sonsuza açılan bir an hem de!

"Çok teşekkür ederim. Biz daha sizinle iletişim kur�madan önceki bilgilerde, Konfederasyon tarafından, gerçekte bir geçmiş ve bir gelecek bulunmadığı... her şeyin şu andan ibaret olduğu belirtilmişti. Bu iyi bir benzetme midir?"

Veya (gerçekten) acaba "egosal" davranıp yine çok mu paylaştım nedir? Yani niye rahatsız oldum, ne güzel paylaşmamak varken. Bilmiyorum belki bendeki paylaşmalı-ego dur, e o zaman, paylaşmasız-ego nasıl bir şey ki? Gerçekten çok ama çok zor bir unutma perdesinde yaşıyoruz, herşey karışık-karışık, ama işte Ben-Biz-Bir yolunda yürüyoruz, gerçi cennetten düştük mü itelendik mi, garip. Garip, evet galiba "cehennemin dibi"ndeyiz:))))

Tiversonus

#41
Pardon, sorry, yanlış yazmışım doğrusu şu olacak tı: "paylaşımsız-egosuz" ...

Belki söyle bir sıralama olabilir mi diye düsünüyorum:


Paylaşımsız-Ego
Paylaşımlı-Ego
Paylaşımlı-No-ego


Bu birazda Bir'in sapmalarından azar azar kurtulmayı ifade eden bir şey olabilir mi? Neyse paylaşmaktan mutlu oldum, eleştiri ya da katkıları olan varsa lütfen paylaşalım diyorum.

Belkide ego'dan arınmanın en iyi ya da tek yolunun paylaşmak, paylaşma oranımızı yükseltmek olduğunu söyleyebilir miyiz? Tüm forum arkadaşlarıma soruyorum...

cesur

#42
Tiversonus egodan kurtulmanın en kolay yolu, yapanın ben değil bir olduğunu bilmek. Ben yaptım, benim başarım, ben düşündüm, benim fikrim, ben söyledim, ben buldumları ifade ediş ve biliş önemli değilmi. Kendime maledersem benlik yapmış olurum. Aynı bilginin nerden geldiğini bilirsem egomdan kurtuldum gitti :)
Diye zevk ediyorum,
Sevgilerimle.
 

Tiversonus

#43
Olabilir, ama ben daha çok Uygulaması açısından düşünüyordum, biliyorsunuz ki, bilgi-farkındalık-OLUŞ-Enerji-Işık sıralaması var veya işte ben bu Kasyopya Kanal bilgisini tutuyorum, ben daha çok Kaynağa Bağlanmak olarak düşünmüştüm. Ama söylediklerinizi daha ince derin düşünmeye çalışacağım:)) e şimdi "M" yani "çalışacağıM" dedim, şaka şaka biraz neşe ve gerçekten yoruldum biraz dinlenme sırası bana. Her bilinç değerlidir ve düşüneceğim.Zaten yukarıdaki yazılanlar dostların sayesinde oluştu, yani bu kadar net bir fikrim dahi yoktu, işin başında, buna inanın. Birlikte üretiyoruz demekki. Biz.

bozadi

#44
sevgili Tsunami, insanların çoğunluğunu bh eğilimli olarak görme eğilimindesin sanırım. : ))))

bu görüşün kesinkes yanlış olduğunu iddia etmem. şimdi bu görüşümü de belirttiğim kaynaklara dayandırıyorum ama tamamen şahsi bir görüş olarak paylaşmak isterim. insanların (bir bölümünün) "aslında" kh değil bh eğilimli olduğu görüşünün "bir anlamda ve bir oranda" doğruluğu olabilir. insanoğlunun tuhaf geçmişi nedeniyle işin bu kısmı biraz karışık ama bunun gerçekten bir doğruluk payı var bence. bu pay şununla ilgili sanırım;

insanlığın kh derecesi bh derecesinden daha yüksek, ama o daha yüksek olan kh derecesinin aktiflik oranı, daha düşük olan bh derecesinin aktiflik oranından daha yüksek veya çok fazla yüksek olmayabilir aslında, özellikle belirli bir grup insan için. insanlık derken homojen bir kitleden bahsetmiyoruz. fakat azımsanamayacak oranda bir insan için böyle bir durumun söz konusu olabileceğine ihtimal veriyorum.

hikayenin kökeni olarak, sevgili Tiversonus'un referansta bulunduğu "cennetten düşüş" konusuna dönmek ve tabloyu oluşturmak gerekiyor (her üç kaynakta bu hususta ortak ve birbirini tamamlayan veriler mevcut). şu an için kısaca şunu söylüyorum; insanlığın cennetten düşüşü bh'den kh'ye düşüşün hikayesidir kaba bir ifadeyle.

yalnız bu düşüşün koşullarına 4kh varlıkları tarafından kh doğrultusunda aşırı derecede müdahale edildiği için, şimdiki kh tablosunun %100 insan ürünü olduğunu söylemek kolay değil. yani insanlığın geçmişindeki en karanlık olay ve süreçler, biraz da 4kh tarafından tamamen kendi irademiz ve kararımızmış gibi bize maledilmeye çalışılan şeyler. yani bir anlamda 4kh bize bir kh mayası tutturmaya çalıştı.

4kh geçmişten beri kendi tarafına çektiği insanları dünyanın yönetimi (resmi ve gayrı resmi) mevkilerine getirip insanlığın hayat koşullarını berbatlaştırmaya, işkenceye çevirmeye çalışıyor. amaç nihayetinde insanların özlerinden daha da uzaklaşıp kh'leşmesi.

yani, evet, hayat koşullarımızdaki en şiddetli negatiflikler, tamamen insanlığın kendi iradesinin ürünü olan kh'likler değil, daha ziyade bir yerlerden mayasal olarak tutturulmaya, benimsetilmeye çalışılan koşullar. "bu koşulları benimseyin, kabul edin, iştirak edin" mesajı telkin ediliyor.

insanlığın hayatındaki kh derecesinin bh'den daha yüksekte olması biraz da 4kh tarafından sağlanıyor yani ve insanlığın bunu benimsemesi isteniyor. daha düşük olan bh derecesinin benimsenme, samimiyetle kabul edilme derecesi pek çok insan için belki daha yüksek. ("insanların çoğunluğu" için değilse bile).

dolayısıyla, burada sanırım senin düşüncenle paralellik gösteren bir noktaya gelmiş oluyoruz.

ve ben bu ihtimali yüksek görüyorum. yani bu açıklamayı benimsiyorum.

senin bu düşünceye dayalı olarak kabul ettiğin büyük resmin ne olduğunu bilmiyorum, ama benim benimsediğim büyük resme göre, bu açıklama/ihtimal şu soruları gündeme getiriyor:

4kh bizim üzerimizde bu kadar yoğun ve vahşi şekilde kh mayası tutturma girişiminde bulunma fırsatını nasıl yakaladı bir kere? eğer biz bh olsaydık veya bh'yle yakın işbirliği içinde olsaydık, üst seviye bh güçleri 4KH'ye "ağır ol bakalım!" demezler miydi? mutlaka hala belirli bir oranda bunu yapıyorlar ama insanlığın kitlesel özgür iradesi yeterince bu yönde değilmiş ki, pek çok vahşet sürecine yeterince dengeleyici müdahalede bulunamadılar. insanlık bulunmuyor ki doğru dürüst, onlar da bulunabilsinler, yardım edebilsinler! olay burada düğümleniyor. insanlık kitlesel olarak bh eğilimlerini ortaya koyamıyor, kh'ye dur diyemiyor.

4kh'nin hayatımızda bu kadar yetki sahibi olmasını sağlayan koşullarda, insanlığın bh'yle münasebetindeki ciddi bir zayıflama/kopuş neden olmuş olmalı, öyle değil mi? yoksa bh güçleri kh'nin her aşırı müdahalesini püskürtmeyi bilirdi. mutlaka belirli bir ölçüde her zaman püskürtü ve püskürtüyor. bh'yle tekrar bağlarımızı güçlendirme çabalarına paralel olarak elbette ellerinden geleni yapıyorlar onlara "imkan" verdiğimiz ölçüde. ama şimdiye kadarki ve "bugünkü" tabloya  bakılacak olursa, kh'nin hala bh'den baskın olduğunu söylemek hiç zor değil. yani binlerce yıldır bu durumda bir değişiklik olmadı zaten. ama dediğim gibi, buna sabit bir resim olarak bakmıyorum. müthiş bir baskı ve negatiflik mayası tutturma çabası var 4kh tarafından.

burada inançlar ve varsayımlar devreye giriyor.

ben ra'nın, pleiadeslilerin, kasyopyalıların söylediklerine inanıyorum. son derece açıklayıcı ve art niyetsiz görüyorum bu kaynakları.

ra insanların çok büyük bir bölümünün 3'ü tekrarlayacağını söylüyor. ve ben de dünyanın haline, insanların bu koşullara olan genel duyarsızlığına baktığım zaman bundan doğal birşey yok diye düşünüyorum. 3'ü tekrarlamak demek, insanlık bh eğilimini tamamen terk etti, tamamen kh oldu demek değil. ama bununla ilgili derslerine burada değil de başka 3. yoğunluk gezegenlerde devam etmek durumunda olacaklar. çünkü burası çok yakında sadece %51 veya üzerinde bh olanların gezegeni olacak.

ben de insanlığın çoğunluğuyla birlikte başka gezegenlere gidecek olma ihtimalimi göz önünde bulunduruyorum açıkçası. dünyanın sonu değil ya! : ))

sevgili Tiversonus, ilk müsait zamanımda, son olarak dile getirdiğin hususlarla ilgili fikirlerimi paylaşmaya çalışacağım.