KEHANETLERİN BU ARALAR DURUMU

Başlatan Tgur, 22 Ekim 2009, 13:54:50

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

KEHANETLER BU ARALAR NEDEN OLUŞMUYOR,

Zamanın çeşitli bölümlerinde birçok kahin kehanette bulunmuş ve yine belirtilen tarihlerde gerçekleşmeler görülmüştür ,ancak şu aralar, bu oluşumların aksadığı izlenmektedir ,

Sebeplerinin araştırıldığında ,

Birkaç kanal bilgisinde ,kişi farkındalığının geliştiği ,manyetik örüntünün gerçekliğinin çok kişi tarafından anlanmaya başlandığı, bu EM özelliğinin ,düşünceler ve onlara bağlı davranışlarla mutlaka etkileneceği ,bu sebepten ötürü eski beklentiler ve korkularla beslenmiş oluşum faktörlerinin oluşmasında bir kayma, veya ertelenme veya hiç oluşmama durumları yarattığı söylenmektedir.

Bazılarında, dünya ananın ,zaten dördüncü yoğunluğa geçtiği ,ancak insanların henüz bu kabiliyete gelmediği ,düşünsel alanda kritik kütleye gelinmediği,bu yüzden bazı kehanetlerin oluştuğu,bazılarının oluşmadığı belirtilmektedir.

K.ların da bu konuda yorum ve açılımları var ,onları hatırlarız ve özellikle kıymetli dostlarımız (bilhassa Tiversonus kardeşimiz medi. tatilini bitirdikten sonra) araştırmaları ile daha açık aydınlatırlar.

Bu belirtilenlere bir ilave olarak şu sebebi ilave edebiliriz,

Şu anda üçüncü yoğunluk ile dördüncü yoğunluk eşiğindeyiz ,bir titreşimli oluşum içindeyiz,yani yaşantımızın bir kısmında farkındalığımız ölçüsünde dördüncü yoğunlukla buluşmalarımız olabilmekte,bunu,bazen karşılaştığımız olağanüstü hallere sorabiliriz ,bunların neler olduğunu bilenler bilir ,ayrıntılarla  izahı dağıtmıyalım,
İşte, bu titreşim halinde kehanet oluşumları olmuş ,ama biz fark etmemişizdir ,

Bu anlattığımı olamaz diyen bilinç,lineer ispatlar peşindedir ,ispat arasın, bulamayınca bu anlattıklarımızı uçuk fikirler dosyasına koysun ,ve karşılaştığı felaketlerin(veya karşılaşacağı) oluşumların istatistikleri ile uğraşsın..

Ve biz bu oluşumları beklemeyen ,aldırmayanlardan olalım ,
Ne dersiniz..




bozadi

#1
sevgili Tgur, kasyopya bilgilerine göre, 4. yoğunluk dalgasının gelişi 2012 yılı sonuna yakın bir tarihte gerçekleşecek.

o tarihe kadar giderek tırmanacak olan şey, 3. yoğunluk hayat anlayışının ve koşullarının giderek yıkılmasına neden olacak olan çeşitli yıkımlar ve dönüşümler. negatif yansımaların çoğunluğu nedeniyle, pozitif yansımalar daha içsel düzeyde kalıyor.

bu yaşanıyor ve giderek daha şiddetli şekilde yaşanmaya da devam edecek.

david wilcock, çeşitli bilimsel verilere dayalı olarak içinde bulunduğumuz süreçte güneş sisteminde meydana gelmekte olan, daha önce görülmemiş çok önemli önemli bazı elektromanyetik değişimler bildiriyor.

geçen aylar boyunca dünyadaki ve Türkiye'deki deprem olaylarında ciddi bir yoğunlaşma meydana geldi.  şu anda en popüler felaket domuz gribinin yayılması gibi görünüyor ama onu gölgede bırakacak pek çok şey olacaktır.

önümüzdeki birkaç ay, hatta belki birkaç hafta içinde bu tür gelişlemelerde ani bir tırmanış da meydana gelebilir. astrolojik olarak, satürn ve plüton gezegenlerinin kare açı yapıyor olması, savaşlar başta olmak üzere, her tür yıkıcı felaketlerin, depremlerin vs oluşumuna bir işaret olabilir.

tüm bu süreçte, pozitif güçlerle negatif güçler arasında sürekli bir mücadele var, 4. yoğunluğa geçişin gerçekleşme koşulları konusunda.

şunu rahatlıkla iddia edebilirim; 4. yoğunluğu zaten dünyanın çoğunluğu göremeyecek, ama görecek olanlar dahi, bunu belki de geçiş sürecinin ortalarına kadar, kutlanacak birşey olarak görecek durumda olmayacaklar. 3. yoğunlukla bağlar çözülene kadar süreç fazlasıyla travmatik olacak.

yeni çağ ile ilgili anlatılan sevgili/ışıklı betimlemeler gerçekleşene kadar çok yıkıcı şeyler yaşanacak ve zaten ancak o sayede belirli bir insan kitlesi 3. yoğunluk bağlarından ciddi bir şekilde arınabilecekler.

3. yoğunluğu tekrarlayacak çoğunluk ise, bedenlerinden ayrılana kadar muhtemelen neredeyse yıkımdan başka hiçbir şey görmeyecek.

ve yeni gezegenlerinde 3. yoğunluk döngüsüne tekrar başlayıp belirli bir istikrar bulana kadar da muhtemelen yüksek bir stres altında olacaklar.

ben kendimi her ihtimale karşı hazırlamaya çalışıyorum. 4. yoğunluk adayı olabilirim de, olmayabilirim de. bir başka gezegende 3. yoğunluk koşullarına baştan başlama olasılığımın farkındayım ve ruhumun ders döngüsünün gerektirdiği durum buysa, bunu zaten bir şekilde seve seve kabulleneceğim demektir.

şu şekilde özetleyeyim yanıtlarımı. eğer kehanetlerden kastınız olumlu gelişmelerse, inanın en olumlu gelişmeler olmadan önce son derece olumsuz (kısavadeli deneyim algısı açısından) gelişmeler yaşanacak daha. bundan kaçış yok.

olumsuz gelişmeleri kastediyorsanız ve mevcut seviyenin üzerinde olumsuzluklarla ilgili kehanetleri kastediyorsanız, bunlar, dediğim gibi, gerçekleşiyor ve inanamayacağınız ve belki katlanmamayı tercih edeceiniz seviyede gerçekleşmeye devam edecek.

yeni sorularınıza göre cevaplarımı ayrıntılandırabilir ve konuların belirli yönleri üzerinde yoğunlaşmaya çalışabilirim.

bozadi

#2
kesinlikle karamsarlık yanlısı değilim. iyimserlikten yanayım.

karamsarlık bu belirttiğim (inandığım) realitelerin, olayların kendisine değil, bunlara bakış açısına göre tanımlanabilir. ve ben bu olaylara karamsar bakma taraftarı değilim.

iyimserliği ise fiziksel yıkım sürecinin olup olmayacağına değil, ruha odaklanarak bulabiliriz.

Tgur

#3
Kıymetli Bozadi,
Anlatmak istediklerimin özü, sizin en son cümleniz ile benim en son cümlemde birleşiyor,
Sevgiyle.

bozadi

#4
bildiğiniz en iyi gerçek nedir? (takip eden herkese soruyorum)

Tgur

#5
Madem sordunuz açıklayayım;

Benim için gerçek ,bakış bazındaki kayganlık ,veya daha açık bir ifade ile bakışın sonsuz değişkenlik göstereceği özelliği ile sonsuz anlamlıdır,

Daha öncede belirttiğim gibi siz hangi gözle görürseniz gerçek denilen halogramik hadise ,ona göre oluşur.
Eğer ölüm denen olguyu ,devamlı süreklilik gösteren bir döngü içerisinde fikse ederseniz ,şu esnada ve belirttiğiniz gibi felaketlere aday olan dünyada üçüncü yoğunluk evrimi içerisindeki kısa bir döngüye sokarsınız ,bu bir bakış açısına göre oluşan bir gerçek olur.

Yok, ölümü ,tekrarlanan hayatlar içerisindeki bir yerlere yerleştirirseniz ve gerçekten umursamazsanız, yaşanan veya yaşanacak dediğiniz ızdıraplı gelecek,koltuğunuzda arkanıza yaslanıp seyredeceğiniz bir hale gelir ve bakış açısına göre başka bir gerçekten bahsetmiş oluruz.

Görüldüğü gibi gerçek dediğimiz ve bu dünya acılarına enstruman olan hadiseler, bizim bakış açımızı değiştirebilme gibi kolay,ama gerçekleşmesi için adeta tırnaklarımızla kazıyıp ulaşabildiğimiz bir farkındalık uğraşısı ,yani bilgilenme sonunda elde edilen haslet haline gelir.


Tiversonus

#6
Merhabalar,

Hem merhaba demek için güzel bir fırsat hem de düşüncelerimi açıklamak için.

"Gerçek" kelimesinin anlam genişliğini belirleyen bilinçteki kavrama yeteneği olduğunu düşünüyorum. Gerçek olarak gözlemlenebilir olanlarn dışında bir örnek vermek istemiyorum her olası durumda bu benim gerçeğim olsa dahi bir başkası için olmayabilecektir. İşte bu neden ile başkalar tarafından da gözlemlenebilir bir gerçeğimi paylaşmak istiyorum; bu her ne kadar en önemli gerçeğim olmasa bile.

Gözlemlenebilir nitelikteki (hem başkalarının ve hem de kendim tarafından) gerçeğimi genel olarak açıklamaya çalışayım: Her insanın ruhsal tekamül(gelişmişlik) seviyeleri farklı farklıdır.

 Bir ince sınırlama ile kategorize edilebilir olsa dahi genel de her kişiye göre bir fark oluşturabilir bir durum söz konusudur. Bu çok ince farklar ile uğraşmak, anlatmak, tanımlama yapmak niyetinde değilim. Bununla beraber, çok fark oluşturacak kadar (uçurum ya da kırlma ya da dualite)farklılıklar var diye gözlemliyorum. Güncel olarak üzerinde düşündüğüm örneği vermek (daha fazla var elbette) istiyorum: Aynı yaşam ortamını paylaşan insanlar arasında, yaşamdaki olayların kişiyi etkileme farkları açsından olayı düşünüyorum. Gürültülü bir makinanın sesi, şehir gürültüsü, insanların davranışları ya da hayvanlara karşı yapılan davranışlar ya da iklimsel sıcaklığın fiziksel vucutta bıraktığı izlerin ben de zihinsel ya da ruhsal sürecime etkisi, beni çok ama çok etkiler iken; bu aynı etkileri birlikte paylaştığım bazı insanlar çok fazla etkilemiyorlar. Hassas ruhlu ya da ruh titreşim frekansı yüksek bir insan her ortam da her sıcaklıkta ya da her bir işi çok yüksek maddi getirisi olsa dahi yapamaz, yapamadım, yapamıyorum. Bu sadece böyle; iyi yada kötü ya da ileri ya da geri değil. Bazılarına en azından bu durumu anlatıp onlara kavratabilmek ise, bazen bir dağı yerinden oynatabilmek kadar zor, yani imkansız bir matematiksel olasılıkta gerçek.

Gözlemlenebilir bir durum bu kanımca; durumu anlamayan bile gözlemleyebilir. Dolayısı ile benim bir gerçeğim.


Herkese Selamlar ve Sevgiler.

sirera

#7
Birbiri ile içiçe geçmiş dünyalarda yaşıyorsak eğer, sonsuz etkileşim içindeysek ve dile getirdiğimiz düşüncelerimiz tüm olanı geliştiriyor-değiştiriyor ise böylesine bir hareket halindelikle, nihai bir gerçek- değişmeyen sabit bir gerçek aramak yerine Tgur'un anlatımıyla beklentisiz ve aldırmayan olmak benim kulağıma hoş geliyor.
Tiversonus, hoşgeldiniz, neşe verdiniz
ön yargıları parçalamak üzerine olan sözü güzel söylemiş einstein
imkansız bir matematiksel olasılık gerçeği üzerinde çalışılıyor gibi sahiden güzel özetlemişsiniz.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#8
Evet, birara sitede bir yere yazarak paylaşmıştım: Bir alabalık çiftliğinde 14 adet kedi tüfek ile vurulmuş ve ben olayın hemen sonrasında nedenini sorduğumda; "farelere bakmıyorlar, sadece balıkları yiyorlar" demişlerdi...İşte buna müthiş öfkelenmiş ve enerjinin Zeki bir form taşıdığını da hesaba katarak bir "kehanet" te bulunmuştum ve bunu genel olarak etrafım ile paylaşmıştım...Bir yıl geçti ve balık çiftliğinde kriz var: Balıklar anlaşılamayan bir sebep ile ölmüşler yerine başka yerden balık (yavru) koymuşlar ve böylece maliyet artmış ve müşteri kaybı başlamış. Ayrıca balıkçının oğlu girdiği ek ticari serüvende zarar etmiş. Bir başka oluşum ise, buna üzülen babanın ameliyat olması ve annenin de ameliyat olması...  Sonra iki güzel yavrusu ile bana yaklaşmayan anne bir kedi ile ufak yiyecek verme, bunu alırken beni başka yere çekip sonra yiyeceğe başka açıdan yaklaşması, benim de yiyeceğin yerini değiştirmem ve sonra bu kedinin ağaçta avlanmasını seyretmem güzel şeylerdi...Bunları yaparken aklıma şu geldi: Kediler sudan hoşlanmazlar ve mümkünlüğü çok az olasılık ile havuzlardaki balıkları avlayabilirlerdi ve ayrıca fareler(!) eğer sorun ise neden bu vurgulanmıştı...Yani nereden bakarsanız bu mazereti aynı cümle ile 3 kişiden dinlemiş olmam bile (çapraz sorgulama) bence çok bilgiler içeriyor, ancak uzatmak istemiyorum. Ha bu arada şu kedi işinde aklıma gelen başka bir şey daha var: Pleiades öğretileri'nde kedi görünce irkilen insanlar ile ilgili bir bölüm...

Kısaca bir "kehanet" i tutan bir gözlemci olduğum için sevinmelimiyim yok sa üzülmelimiyim yoksa tarafsız mı kalmalıyım? Kehanetlerin yapısında çöken olsaılıklar tek bir olasılığı ortada bırakana kadar, kehanet bir matematik/olasılık işidir diye düşünüyorum.

Tiversonus

#9
"bildiğiniz en iyi gerçek nedir? (takip eden herkese soruyorum)

---
Bunu cevaplamak zorundayım, lütfen başka bir anlamda yorumlamayınız...


Bildiğimiz ve kesinkez emin olduğumuz tek gerçek, "ŞİMDİ ve BURADA" oluşumuzdur.Durun ve lütfen bunu bir düşünün, kesin olarak emin olacağınız tek şey bu değil midir? Durun ve lütfen bunu bir kez daha düşününüz,

"ŞİMDİ ve BURADA"..."




:)) Evet yanlış anlamanın kavramına vurgu yapmanız anlamsız...Yani bir insan aradığı bir şeyi çok yakında aramaz ya, işte onun gibi bir şey...

Cevap için teşekürler, sakın yanlış anlamayın kendimi aptal gibi hissettim:)) Yine de "şimdi ve burada" olan bir aptal:)) Güzel cevap, teşekür ederim ve paylaşmak istedim. Yani şimdi ve burada kahve içerken...

Not: E-posta ilen gelen bir cevaptı bu paylaştğım.
http://www.yokluk.co.cc/

bozadi

#10
: )

yanıtlarınızı okudum ve hepinizin söyledikleriyle büyük ölçüde hemfikirim.

gerçekliğin yarısı itibariyle değiştirilebilir ve yarısı itibariyle de sabit olduğuna inanıyorum. ve sabit kısmının daima daha "pozitif" nitelikte olduğuna inanıyorum.  pozitif yükü temsil eden protonlar atomun merkezinde nispi bir sabitliktedir ama negatif yükü temsil eden elektronlar sabit çekirdeğin etrafında dönüp dururlar, bir atomdan bir diğerine zıplarlar.

netice itibariyle bu atomdur ve hem sabit, hem değişkendir. sabit yanları ve değişken yanları vardır. ama sabit olanlar pozitiflikle daha yakından ilişkilidir. ama değişken yapılar olmadan, pozitifliğin de hiçbir anlamı, önemi, değeri kalmazdı.

bu benzetmeyi şunun için yapıyorum; eğer sıkıntılarımız, streslerimiz, endişelerimiz, korkularımız fazlaysa, buna aşırı değişkenlik, istikrarsızlık, güvensizlik ve dengesizlik de eşlik eder. bu durumda sabite, değişmez olana, pozitife yönelip dengeyi oluşturmamız, istikrara ve güvene kavuşmamız gerekir. mutlak bir sabitlik değil tabii. o da çekilmez olurdu. yarı yarıya.

en iyi gerçek derken, mevcut muhtemel yoğun endişe, belirsizlik ve korkularımızı dengeleyebilecek derecede güçlü, koşulsuz, gerçek bir bilginin/doğrunun/gerçeğin hatırlanması olgusuna niyetlendim.

ne olabilir bu gerçek? mutlak, şüphesiz, korkusuz, koşulsuz güven, istikrar, denge, sevinç, çözüm, şifa ve tatmin aşılayacak, kendi algı potansiyelimizle ortak bir şekilde onaylayabildiğimiz bir gerçek. dilin sınırlı ve de sınırlayıcı yapısı nedeniyle, buna çok boyutlu bir bütün olarak yaklaşmamız gerek sanırım.

mutlak doğru bir tanım yapma endişesi duymadan, kendimce kendi tanım ifadelerimi kullanayım.

bu gerçek "var olmayla" yakından ilgili. ben varım. sonsuza kadar varım. varlığımın farkındayım ve varlığımdan samimiyetle memnunum.

her türlü pozitifliğin "var olma"yla ilgisi ne kadar mutlaksa, var olmanın da "şimdi ve burada"yla ilişkisi o kadar mutlak sanırım. Tiversonus'un vurgu yaptığı nokta. herşey sonsuz şimdi-burada. bunun farkındalığı için, unuttuğumuz bazı enerjileri hatırlamak gerekiyor. ve bu da bazen doğayla başbaşa olduğumuzda mümkün olabiliyor. ya da derin bir meditasyonda.

zaman, birşeyleri kaçırma, zamansızlık gibi hususlarda kimsenin endişe etmemesi gerektiğine inanıyorum.

zaman çok ama çok göreceli birşey. ömürler boyunca varoluş farkındalığı artışı, dengelenme, arınma, bilinçlenme namına hiç bir kayda değer ilerleme kaydedilemeyebileceği gibi, birkaç gün içinde varlıksal farkındalık ve kavrayışınıza basamaklar atlatabilirsiniz de. bunda iradenizin ve ihtiyaçlarınızın belirleyiciliği güçlü olacaktır. netice itibariyle zaman, şikayet edilebilecek bir konu olmayacaktır sanırım.