Yoğunluk Bilinç'leri Kıyaslamaları (1,2,3,4,5,6,7)

Başlatan Tiversonus, 23 Ekim 2009, 17:02:40

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15

bu siteye üye olan veya takip eden herkesten bir ricam var; ra bilgilerini edinmemiş, okumamış olanlarınız varsa, lütfen kendinize bir iyilik edin ve ilk müsait olduğunuzda bu birkaç ciltlik eseri edinin ve okuyun.

bu sitenin TEMELİNİ oluşturan KASYOPYA CELSELERİ'ni verimli bir şekilde kavramak için bu ELZEM'dir.

uygun bir zaman/koşul bulduğunuzda bu eseri okuyun, görüşlerinizi paylaşın. eleştirin.

bu siteyi hazırlayan ve sürdürenlerin sizden bir ricasıdır.

bununla ilgili sormak, eleştirmek istediği şeyleri olanlar lütfen buyursunlar. ama duyarsız kalmasınlar. neticede bu size kalmış birşey, ama...  ama eğer pozitifi hedefliyorum diyorsanız, ra bilgileri'ni okuduğunuza hiç ama hiç pişman olmayacaksınız. anlamadıklarınızı sorun, eleştirilerinizi paylaşın, yorumlarınızı yazın. biz ra bilgileri'ni hatmetmiş, ezberlemiş, yalamış yutmuş insanlar değiliz ama inanın;

EĞER BU SİTENİN VARLIK AMACINA KATKIDA BULUNMAK İSTİYORSANIZ RA BİLGİLERİ'Nİ OKUYUN, TEKRAR OKUYUN, NOTLAR ALIN, SORU SORUN, ELEŞTİRİN, AMA RA BİLGİLERİ'NE DUYARSIZ KALMAYIN!!!!

bozadi

#16
bazı insanların şöyle bir yaklaşımı olabilir: "madem bir'in yasası bh'ye ve kh'ye eşit gözle bakıyor, o halde ben de o gözle bakayım!" ya da "ben olaya kutupsal yaklaşmıyorum"

bence bunlar biraz aceleci ve hatalı tavırlar. önümüzdeki süreçte bunları inceleme şansımız olacaktır. tabii netice ben bu hususta yanıldığımı da görebilirim ama şu anda yanılmadığımı düşünüyorum.

bozadi

#17
sevgili Tiversonus, ne iyi ettin de şu başlığı açtın. çok güzel ilham aldığımıza inanıyorum!!!

sirera

#18
Ra Bilgileri 2001 sonu gibi elime geçmiş, birkaç aya varan uzun bir süreçte okumuştum. O günlerde, tanışmış olmaktan onur duyduğum iki kişiyle de onların da okumuş olduğu bu bilgileri konuşmuş paylaşmıştım. Hatta öylesine ilham almış olmalıyım ki şiiirler bile yazmıştım. 8 sene olmuş. Daha öncesinde de içsel-spritüel konularda bilgi edinmeye başladığımdaki gibi bu süreci de üzerimden atmak istemiş ve duymak konuşmak istememiştim. Yaşamın içinde bir'e olan inancım heryerde yanımda olmuş olsa da uzaklaşmak isteği de her daim yanıbaşımda durmakta hala. Düşünce ve duyumsamalarımı paylaşmak istediğimde söylemek istediğimden pek farklısı olabiliyor. Konuyu gereksizce uzatıyorum veya asıl anlatacağımdan uzaklaşıyorum.
Sayısal veriler halinde olmasına biraz da gıcık olduğum bu yoğunluk derecelerini maddeleyebilirsek bir görsel hazırlama konusunda ben de hevesli yardımcı olabilirim. Adobe premiere ile az çok tanışmışlığım var.
İlham verdiniz gerçekten hatta bir resmi nerdeyse tamamlamak üzereyim:)
http://www.flickr.com/photos/43902871@N03/4038336422/
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#19
"Bilmek işimdir" diyenlerden seniz şu görüşümü paylaşmak isterim: Kıymetli bilgiler hep bir tılsım ile kişinin zihninde bir teste tabi tutulurlar, elbette zıttı ile, işte bu onun değerine bir işarettir kanımca. Tersini düşünün bir bilgi direkt olarak zihne yapışıp orada yer ediyor ise bu genel ortalamanın içinde olunulduğunun ya da bilginin ortalama olduğunun göstergesi dir m??? :))

Tiversonus

#20
Bilgi'nin güç olduğu bir Dünya'yı düşünürseniz, sadece bunun bile ne denli çarpıtma ve saklama çabası ile medyayı izlerseniz; boyutlararası güce ulaştıracak bilginin (ruhsal gerçekler) de boyutlar arası tahrifatçıları ve/veya bu bilgiyi hak-ediş testine tabi tutulmamız bence evrensel bir şey. İskenderiye kütüphanesi yangını, Maya kitaplarının yakılması, Tomas incilini vatikanın satın almasını v.b. Ya da dualite denen şey var ve her bir parçada hatta, zihnimizde bile veya bir atomda dahi.

sirera

#21
dilerim ki; yaşam kaynağı ile barışmak için içimizdeki yaratıcıyı canlandırmak ile uyumu, negatif egomuzu temizlemek için özgürlük mücadelesi ile barış ve uyumun gelecek anlarını huzur ve neşeyle kucaklayan olalım.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#22
ra bilgileri'ni okumuş olmana çok sevindim sevgili sirera. yoğunlukların matematiksel yönü beni de pek ilgilendirmiyor. farklı bilinç düzeyleri ve bunların oluşturduğu bütün ve aralarındaki etkileşimler asıl ilgi çekici olan, öyle değil mi?

bu başlık altında yoğunluklarla ilgili az çok tutarlı ve beğendiğimiz bir tablo oluşturursak, bu tablonun unsurlarının veya bütününün resmedilmesinde yeteneklerinden yararlanmak ilginç ve güzel olur diye düşünüyorum. tabii ra bilgileri'nden aklında kalanlarla bu bilgi sentezleme sürecine doğrudan iştirak etmeye çalışmanı çok isterim.

sirera

#23
Doğrusu şu ki Bozadi aklımda kalan hiçbirşey yok :) Uzun bir süredir kitaplar-yazılar benim için tıpkı evcil hayvanları sevmek korumak sarılmak gibi bir anlık seçimle içlerinden birkaç sayfayı okuyup keyiflenmek-yenilenmek dışında bir anlam ifade etmiyorlar.
Okuduklarımdan çok az birkaç şiir, birkaç isim ve birkaç özlü söz denebilecek özetler dışında aklımda kalan pek yok. Ama kitapları şöyle bir karıştırıp kasyopya çevirilerini de okuyup bu oyunu oynamaya katılabilirim.
İlk olarak 6. yoğunluk negatifliğini temsil eden düşünce merkezleri ve negatif olmamaları konusunda mesela şöyle bir yazı gözüme çarptı hemen
negatif eğilimlli bir 6. yoğunluk varlığı dünyada bedenlenme gibi bir riski göze almıyor. Unutmayı göze alamıyor. Bunun yerine üçüncü yoğunluk derecesinde başka varlıklara negatif kutuplaşmayla ilgili bilgi edinme fırsatı sunabiliyor.  6.yoğunluk pozitifleri gezgin olarak geliyor-(avalokiteshvara geldi aklıma)
Unutmayı göze alarak yardıma koşuyorlar, eğer unutma perdesini de delerlerse anımsayabilirlerse üçüncü yoğunluk dalgasında bulunn çok sayıdaki katalizörler gezgini daha yüksek daha uyumlu huzurlu yoğunluk derecelerine aktarabiliyorlar.
6.yoğunluk negatif varlığı son derece bilgedir. Bu varlık kendisinin altıncı yoğunluk derecesi birliğini ifade edemeyişinden kaynaklanan ruhsal entropiyi görmekte gözlemlemektedir. Yaratan'ı sever ve bir noktada yaratan'ın sadece öz-benliği değil diğer benlikler varlıklar olduğunu da idrak eder. Ve bilinçli olarak ani bir enerji uyumlanması yapar. Enerjisini diğer tarafa yönlendirir. Yani 6. yoğunlukta negatif seçim olabilse de tekamül edebilmek için bh yi seçim içine girmektedir.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#24
evet sirera, haklısın. ben sanki 5. yoğunluk bir negatif varlığı ancak pozitifliği seçerse 6. yoğunluğa geçebilecekmiş gibi söyledim ve gerçekten aklımda böyle kalmıştı. ama ilgili celselerden birini bulunca, senin söylediğine paralel olarak, 6. yoğunluğa mezun olan 5. yoğunluk negatif varlıklarının başlangıçta bu negatifliklerini devam ettirebildiklerini söylüyor ra. ama bir şekilde 6. yoğunluğun başında bir yerde pozitife geçiyorlarmış.

ilgili celsedeki veri şu şekilde:

SORU: Bir örnek olarak Himmler adıyla bilinen varlığı ele alalım. Sizin verdiğiniz bilgiye dayanarak, Himmler'in Yüksek Benliği'nin altıncı yoğunluk derecesinde bulunduğu sonucunu çıkarıyoruz; ama Himmler'in negatif yolu seçtiği söylendi. O zaman Himmler'in Yüksek Benliği de altıncı yoğunluk derecesinin negatif konumunda mı bulunuyordu? Bu kavramı biraz daha genişletebilir misiniz?

RA: Yüksek Benlik aşamasına erişebilmiş hiçbir negatif varlık yoktur. Yüksek Benlik tezahürü, altıncı yoğunluk derecesinin sonlarına yaklaşmış bir akıl/benden/ruh bileşimi bütünlüğünün onur/görevi'dir. Negatif eğilimli akıl/beden/ruh bileşimleri bu açıdan büyük bir zorlukla karşı karşıyadırlar ve bizim bildiğimiz kadarıyla bu zorluğu aşan negatif eğilimli bir varlığa hiç rastlanmamıştır. Bu zorluk, beşinci yoğunluk derecesini bitiren varlıkların artık bilgelik kazanmaları (bilgeliği kullanabilir duruma gelmeleri), ancak daha ilerleyebilmek için, bu bilgeliği eşit ölçüde bir sevgiyle birleştirmeleri zorunluluğundan kaynaklanmaktadır. Eğer negatif yolu izlemekteyseniz, bu sevgi/ışığı birleştirmeniz, birlik içinde kazanmanız çok ama çok zor birşeydir. Bu yüzden, altıncı yoğunluk derecesinin başlarında, negatif eğilimli toplumsal bileşimler bu yönelimlerinden vazgeçerek altıncı yoğunluk derecesinin pozitif eğilimli yoluna atlamayı seçerler.

Onun için de, böylesi bir yardıma hazır olan herkese idrakini sunan Evrensel Ruh (Yüksek Benlik), daima pozitif yolu gösterir. Ancak, bireyin özgür iradesi her şeyden üstündür ve Yüksek Benliğin sunacağı her türlü rehberlik, bir akıl/beden/ruh bileşiminin kendi tercihine bağlı olarak, negatif ya da pozitif kutbiyette görülebilir.


sevgili sirera, aklımda kalan hiçbirşey yok diyorsun ama bu örnekten şunu anlıyorum ki bir şekilde bir ilgin var. : )

Tsunami

#25
Dünya insaninin kh egilimli oldugunu kabul edersek, 3. boyuttan Ra'da söylenen %95 kh olabilmekle kh olarak hasat edilebildigi, % 51 bh olunca, Bh olarak hasat edilebilecegi durumunu nasil yorumlamaliyiz peki?

3. boyut kutuplasmanin olustugu yani ayrismanin belirlenecegi boyutsa kh olarak 4 e gecebilmek epey bir zor. Yani %51 bh olmayi becerebilmek evet cok zor ama %95 kh olabilmek? Hitler bile becerememis bunu , su an 5. boyutun uyuyan sakini durumda:) Yani kh olarak üst boyuta atlayan bildigim kadariyla Cengiz han ve rasputin var, Ra bilgilerine göre.

3. boyutun bilinc hali deyince aklima tek gelen sözcük : dualite...
ve kaygan bir zeminde gözleri bagli bir sekilde yürümeye calismak gibi. Hem düsmemelisin hem de düsürmemekle kalmayip kaldirabilmesin düseni. Amacin ve niyetin %51 baskalarinin yürümesine yardim etmek olmali ve bu esnada onlari yürütürken sen de yürüyor olacaksin ama etrafindakilerin neredeyse hepsini düsürebilmelisin negatif kutuplasabilmek icin...Yani bir kac eksik düsürsen yetmiyor, sil bastan yapiyorsun.

Bu durumda kh kutuplasabilmek daha zor gibi gözüküyorsa 3. boyut kh dir dememiz ne kadar dogru olacak?

Biraz konu disi ama, aklima takildigi icin soruyorum.
 

Tiversonus

#26
Ve önemli bir yanılsama konusu olabileceği için, bir bakış açıma gelişimi temellendirmek a ya da "hadi hep beraber bir irdeleyelim" demek için yazmak istiedim:)) İşyerinde uyumak zor çünki!

Şimdi sevgili Tsunami'nin yukarıdaki tesbitleri kalıp gibi (ve ben de bunu kulllandım zamnında) çok doğru. Ve elbette son sorusu da, ama bir düzeltme ile: "Tüm insanlar Kh'dir" belki daha doğru bir temel inceleme alanı gibi geliyor, yani bunun anlamı neye dayanıyor v.s.

Şu "yüzdelik" oran nasıl hesaplanır? Esas soru burada kanımca! Yani "sonsuza açılan an" hep bir vurgu değil midir? İşte acaba diyelim ki 13-14 yaşından itibaren fiziksel ölüme kadar ki zaman aralığında mı hesaplayacağız? Bir de nasıl hesaplayacağız? Peki "sonsuza açılan an" ı denkleme koy ya da sadece AN ve Şimdi'yi...

Başka bir şey de şu -bence çok önemli- bunu ayarlayan kim ya da ne? Yani şu yüzde 51 oldu filanı. Bunu bir düşünelim hadi hep birlikte ve "sonsuza açılan an" ile birlikte, hadi seyirci dostlar, belki güzel bir şeyler çıkabilir!

İnsanın toplam bilinçten aldığı bir tüketim olan birinci yoğunluk bilinci taşıyan bir "nefes" 'in dahi kendine hizmet olma konusunda bir eylemimize katkı olabilir mi?

Ama tekrar olarak şuna geliyor Ra'da bir çakranın ya da çakraların rengi olayını meydana getiren bir şeye, bir eyleme desek yanlış olmaz bence ve bunu yapabilmek için ne kadar "zaman" a ihtiyacımız olabilir? Ve unutmayalım bizler bir testten geçiyoruz ve özgür iradenin bir yansıması olarak ta bazı şeyleri sadece bizim öğrenmemiz ya da çözmemiz gerekecektir. Yani söylemezler kanallar. Evet ne dersiniz Biz kim ya da NE'yiz?

Tiversonus

#27
Tüm bunları düşünürken şunu eklememk (yani sonuçlara ulaşmak açısından) eksik olur diye düşünüyorum:

Yuva'yı anlatan bir kaç kitaptan bir şey aslında. İşte orada ruhsal öğretmenler ile karmik-kadersel dersimizi seçiyoruz evet yanlış anlaşılmasın seçiyoruz, seçmemize yardım var, zorlama değil yani. İşte diyelim ki bir kaç ders seçtik ve ruh enerjimizin yüzde 30-35 i ile fiziksel bedendeyiz!!! Ve işte bu seçtiğimiz dersleri geçmek ne demek? Yani dersi geçmek neye bağlı? Ve diğer ruh enerjisinin yüzde bölümü ne yapıyor? Bence bunu da ekleyip yukarıdaki şey üzerinde düşünmeli, gerekiyorsa meditasyon yapmalı veya neyse o diye. Elbette sadece bir açı oluşturalım diye ya da biliyorum diye değil yani aydınlanma nedir ki? Kısaca beraberce düşünelim bakalım ne çıkabilir diye öneriyorum. Bazen aksiyonu yapmadan düşünmek daha az enerji harcama yollarını gösterebilir mi?

Ra bilgileri'nden Hitler olayının en önemli vurucu bilgisi nedir sizce? Hitler'in bir tedaviden sonra yeniden 3. yoğunlukta bedenlenmesi olabilir mi?

BH varlıkları çok önemli şekilde (buna çok dikkat ederler kanımca) öğrenmemize izin verirler. Yani bir oyun oynasak aramızda, bir tane kişi dairenin ortasında duracak ve dairede arkadaşlar olacaklar ve bu dairedeki arkadaşın bir tanesi "özgür irade kontrolcüsu" olacak diğer "hizmet yani bilgi verici" olacak ve diğer bir tanesi de "dualiteyi koruyucu" olacak. Ve ortadaki arkadaş her üçüne (tek kişi gibi) sorular soracak? İşte nasıl cevaplar çıkacak, bu cevapların niteliği ne olacak? Bence bu önemli...

İşte bir kişi sanki üç boyutlu bir alanda askıda ve bilinenler ve cevaplananlar onun etrafında bir "küre" oluştusun, bu bilgiler matematiksel imgeler de olabilir ve işte bir üç boyutlu resim ama bazı yerler "boş" olacak. Yukarıdaki üç sebepten dolayı. Ve işte "mozaik bakış" ile o boş yerleri kişi dolduracak.

Bizler hep birine bakar iken (bilginin) diğerini gözardı eder şekilde hep lineer davrandık, öyle değil mi?

Umarım yanılmıyorumdur, bu biraz da kişinin kendisinin keşfi ile olacak şeyler sanırım ve illaki ret eden, kabul eden ve çekimser olan da olacaktır. Ama ülkemizi düşünün ve şu spirit. sitelerde sizce kaç insan var? Bin, beşbin, onbin? Ve nufusa oranlayın!

Tiversonus

#28
Bence genel nufus içinde işini gücünü veya neyse işte, bir şekilde sadece binleri bulan bir sayıdaki insanlar olarak hepimiz bu aktarılanları okuyor isek  evet bence hepimiz çok özel (bir şekilde farklı, ayırımcılık değil) kişileriz. Egosuzca hepimiz özeliz diyorum. Kolay mı bunları, aktarılanları okumak???

Belki de tek sorun kendi değerimizin farkında değiliz ve sevildiğimizin, korundığumuzun farkında ve inancında değiliz, yani sorun belki de bizler de? Sizce göksel yardımsız, tesadüf olarak mı "ŞUAN'DA ve BURADA" sınız? Bize ancak yine kendimiz engel olabilir, başka hiç bir şey değil! Bizim rakibimiz yine kendimiziz!

Tiversonus

#29
"I AM" veya "Ben olan Ben" olduğumuzun farkındalığına gelir isek; bizi kim durdurabilir? Herşeye sahip olan ancak kendine sahip olunamayan. Bizi tek uyutacak olan ise ilüzyona dalmak, ilüzyon tarafından uyutulmak! Her şey bir farkındalık kadar yakın, inanın tek bir farkındalık!