Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#150
Silivri'de kayboldu Bursa'da bulundu



Silivri'deki selde annesinin kolları arasından kayıp giden minik Dila evinden kilometrelerce (83km) uzakta bulundu.
Silivri'deki sel felaketinde kaybolan ve günlerdir aranan Dila'nın cansız bedeni Bursa Karacabey açıklarında bulundu.


BABA MANAV, DİLA'YI TEŞHİS ETTİ

Bursa'nın Karacabey ilçesi Kurşunlu Beldesi'nde akşam saatlerinde balıkçı Recep İşyar'ın ağlarına katılan bebek cesedinin, 9 gün önce İstanbul'daki sel felaketinde sel sularının denize sürüklediği 1.5 yaşındaki Dila Manav olduğu anlaşıldı. Karaya 1 mil açıkda bulanan cesetle ilgili olarak Cumhuriyet savcılığının görüştüğü baba Muharrem Manav saat 24.00 sıralarında yakınlarıyla birlikte teşhis için Bursa Adli Tıp Kurumu'na geldi.

DİLA'NIN CESEDİ 9 GÜN SONRA 45 MİL UZAKLIKTA BULUNDU

Yorgun ve endişeli bir halde içeri giren Muharrem manav'ın yaptığı inceleme sonucunda cesedin kızı Dila'ya ait olduğunu teşhis etti. 8 Eylül'de İstanbul Selimpaşa'da sel sularıyla Marmaraya sürüklenen Dila Manav'ın cesedi, 9 gün sonra yaklaşık 45 mil (yaklaşık 83 kilometre) uzaklıktaki Bursa'nın Karacabey İlçesi açıklarında bulundu.

Haber: Hurriyet.com.tr



Yorumum: Bu küçük tatlı ruhun topluma mesajı nedir acaba?

Tiversonus

#151
Psikopatların beyinleri farklı...

LONDRA (A.A)
Britanyalı bilimcilerin çalışmaları sonucunda, psikopatların, beyinlerinin duygularla ilgili bölümüyle, dürtüleri ve karar almayı yöneten bölümü arasındaki "bağlantıların" hatalı olduğu belirlendi. Bu iki bölümün psikopatlarda farklı olduğu biliniyordu ancak aralarındaki bağlantının "hasarlı olduğu" ilk kez ortaya kondu. Bu da, (DT-MRI) adı verilen yeni bir tarama yöntemi sayesinde mümkün oldu. Cinayet, seri ırza geçme, boğma gibi ağır suçları işleyen kişiler üzerinde yapılan araştırmalar, iki önemli beyin bölümünü birbirine bağlayan yollarda "çukurlar olduğunu," psikopat olmayanlarda ise "bu yolların" iyi durumda olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya ilişkin makale, Molecular Psychiatry adlı bilimsel dergide yayımlandı. Londra'daki King's College Hastanesi Psikiyatri Enstitüsünden Dr. Michael Craig, yeni bulgunun, psikopatların tedavisinde yeni olanaklar sunacağını, ayrıca doktorların, araştırmacıların ve adalet sistemi mensuplarının yaklaşımlarında köklü değişimler sağlayabileceğini ifade etti.

http://yenisafak.com.tr/Saglik/Default.aspx?t=15.08.2009&i=204001



Psikopati

Antisosyal kişilik bozukluğu kavramı iki temel bileşeni içermektedir. Bunlardan birincisi, 15 yaşından önce bir davranış bozukluğunun varlığına işaret eder. Ölçütleri; evden kaçma, sıkça yalan söyleme, hırsızlık, kundakçılık ve mallara zarar verilmesini içerir. İkinci bileşen ise bu antisosyal davranışların yetişkinlikte de devamını içerir. Yetişkin bir antisosyal düzenli çalışmaz, kanunları çiğner, sinirli tavırlar ortaya koyar, fiziksel saldırganlıklarda bulunabilir. Dürtüsel davranır ve planlı davranmayı beceremez. Gerçeğe saygı göstermez, kötü davranışlarından dolayı vicdan azabı duymaz.

Günümüzde antisosyal kişilik ve psikopati terimleri sık sık dönüşümlü olarak kullanılmaktadır, ancak bu ikisi arasında önemli farklılıklar vardır. Psikopati ölçütleri, antisosyal kişilik bozukluğu ölçütlerinden farklı olarak, psikopatın antisosyal davranışlarından çok, onun psikolojisini ele alır. Psikopatlar olumlu ya da olumsuz tüm duygular yönünden zayıflardır. Utanç duygusu yaşamazlar. Başkalarına karşı hissediyor gibi göründükleri tüm duygular yalnızca bir oyundur. Başkalarını kişisel kazançları için manipule ederler. Psikopatlar, bazı olumsuz duyguların yokluğundan dolayı, hatalarından öğrenemezler. Olumlu duyguların yokluğu ise başkalarına karşı sorumsuzca davranmalarına neden olur. Psikopatların antisosyal davranışları, para ya da benzeri şeylere duyulan ihtiyaçtan değil; büyük bir heyecan için ortaya konmaktadır.

Psikopatinin nedenleri, hem fizyolojik hem de psikolojik değişkenler dikkate alınarak açıklanmıştır. Sevgi yoksunluğunun ve şiddetli ana baba reddinin, psikopatik davranışların temel sebebi olduğu düşünülmüştür. Psikopatik davranış, ana babanın tutarsız disiplin anlayışına ve çocuklarına, başkalarına karşı taşıdıkları sorumlulukları öğretmemelerine de bağlanmıştır.

Psikopatlarda görülen kaçınmayı öğrenme kusurunun, otonom sinir sistemindeki bazı sorunlardan kaynaklandığı düşünülmüştür. Otonom sinir sistemininin, duygu durumları ile ilgili temel bir role sahip olduğu varsayılmaktadır. Bazı araştırmacılar, psikopatların hem dinlenme sırasındaki otonom etkinliklerini, hem de çeşitli uyaran sınıflarına verdikleri otonomik tepkiselliklerini incelemişlerdir. Araştırmalar, psikopatların dinlenme sırasında normalden daha düşük bir deri elektrik geçirgenliğine sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca, yoğun ya da itici uyarıcılar verildiğinde, psikopatların daha az tepkisel oldukları anlaşılmıştır. Ancak, psikopatların kalp atışları incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkmıştır. Psikopatların kalp atışlarının, dinlenmekte olan normallerinkine benzer olduğu anlaşılmıştır. Psikopatlar, sadece stres verici bir uyaranın beklendiği durumlarda normalden daha yüksek bir kalp atışı göstermişlerdir. Bu durumda, psikopatların normalden daha az uyarıldığı sonucuna hemen varmamız olanaksızdır. Böyle bir sonuca varabilmek için hem elektrodermal (deri elektrik geçirgenliği) hem de kalp atışı ölçümleri verileri arasında tutarlılık olması gerekmektedir. Yine de psikopatların normal bireylere göre daha düşük bir kaygı düzeyine sahip olmalarının ve antisosyal davranışta bulunmakla ilgili çok az bir engellenme yaşamalarının, psikopatik davranışların ortaya çıkmasında etkili olabileceği gözardı edilmemelidir.

Psikopatik olmayı hazırlayan sebeplerin, muhtemelen otonom sinir sistemi de dahil olmak üzere, kalıtsal olabileceği düşünülmektedir. Hem çevresel hem de genetik etkenlerin birlikte rol oynadığı durumların, her bir etkenin tek başına rol oynadığı durumlardan daha fazla antisosyal davranış ortaya çıkardığı görülmüştür. Gen-çevre etkileşiminin, antisosyal davranışın gelişiminde önemli etkisi olduğu anlaşılmaktadır.

Psikopatlarda yürütülen psikanalitik, çevre ve grup terapilerinin başarısız olduğu anlaşılmıştır. Psikopatların, terapistle dürüst ve güvenilir bir ilişki kurma yeteneğinden yoksun olmaları, psikoterapinin etkisiz olmasının temel nedeni olabilir.


KAYNAKLAR

Oltmanns, T.F., Neale, J.M., Davidson, G.C. (2003). Anormal Davranışlar Psikolojisinde Vak'a Çalışmaları (Çev. Ed. İ. Dağ). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.
 
Psk. Emir Emre Doğan


http://209.85.129.132/search?q=cache:ZkhmAD6YibQJ:www.antalyaterapi.com/makale.php%3Fid%3D15+makale%2Bpsikopatl%C4%B1k&cd=12&hl=tr&ct=clnk

Tiversonus

#152
BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN CUMHURİYET'E OSMANLI HEDEFİ


Başbakan Erdoğan, önceki akşam genel yayın yönetmenlerine verdiği iftarda, "Osmanlı ayaklarını yere zaten sağlam basmıştı. Şimdi bizim Türkiye Cumhuriyetimizi o noktaya getirmemiz lazım" dedi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam gazete ve TV kanallarının genel yayın yönetmenlerine verdiği iftar yemeğinden sonra yaptığı açıklamalar sırasında Türkiye Cumhuriyeti'ne Osmanlı'nın güçlü, ayakları yere basan dönemlerini hedef gösterdi.
Erdoğan şu mesajları verdi:


BASINA "HATALARIMIZ İÇİN BİZİ UYARIN" MESAJI

Ben 'terörü sıfırlarız', böyle bir iddianın içinde olmadım. 'Terörü sıfırladık' diyen de dünyada yok. İrlanda çözdü mü, İspanya çözdü mü? Ama burası Türkiye, 780 bin kilometrekare. Nerede, nasıl, ne zaman, neyin çıkacağı belli olmaz. Ama biz tedbirlerimizi alacağız, bu işi minimize edeceğiz. Elbirliğiyle bunu yapmamız lazım. Bunu sadece bizden beklerseniz haksızlık olur. Hep beraber yapacağız. Nerede nasıl davranmamız gerektiği konusunda da bize yardımcı olacaksınız. Hatalarımız olduğunda bu konuda da bizi uyaracaksınız.


ENERJİMİZİ İÇERİDE   TÜKETİYORUZ

Yapacağımız çalışmalarla birlikte öyle bir neticeye varalım ki, ülkemizi o özlediğimiz yerlere süratle taşıyalım. Biz enerjimizi içeride ciddi manada tüketiyoruz. Çok güçlü bir ülkeyiz. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum ve biz sıçrama yapmalıyız. Türkiye,  kendine güvenmelidir ve Türkiye şu anda güveniyor.


ABD İLE TİCARETİMİZ 13,   AMA RUSYA İLE 40 MİLYAR DOLAR


Bizim şimdi Rusya'yla münasebetlerimiz gayet iyi, daha da iyi olacak. Çünkü şurada bizim kapı komşumuz. Niye kötü olalım ve ciddi anlamda bizim işadamlarımızın orada yatırımları var. Şu anda bizim Amerika ile olan dış ticaret hacmimize baktığınız zaman 12-13 milyar dolar.

Ama buraya bakıyorsun, 40 milyar dolar ve stratejik bir konuma geldi. Şimdi onlarla da yüksek düzeyli stratejik işbirliği anlaşmasını imzaladık.  Bunların hepsi Türkiye'nin bölgede güçlenmesine imkân tanıyan adımlar ki Rusya Türkiye arasındaki bu ticaret hacmi kesinlikle 40'ta kalmayacak, çok büyük rakamlara ulaşacak.

Biz dolayısıyla bu ülkelerle olan münasebetlerimizi asla hiçbir yani çekinceye girmeden yürütüyoruz, yürüteceğiz ve her ülkeyle görüşeceğiz.


CUMHURİYETİ OSMANLI'NIN GÜÇLÜ NOKTASINA GETİRME HEDEFİ

Bizim şu anda üniter yapımızı çok güçlü kılmamız lazım. Eğer üniter yapımızda bir zafiyet başlarsa o cesur adımları atmanız da mümkün olmaz. Şu anda bir defa üniter yapımız üzerinde çizik atmak isteyenler var. Buna bir defa fırsat vermememiz gerekir. Burada ayakları yere sağlam basmamız lazım. Ama şimdi şöyle bir Osmanlı'ya baktığımız zaman, Osmanlı bu noktada çok rahattı. Çünkü ayakları yere zaten sağlam basmıştı. Ondan sonra pergelin bir ucu her tarafa rahatlıkla dönebiliyordu. Bu noktadaydı. Şimdi bizim Türkiye Cumhuriyetimizi o noktaya getirmemiz lazım. 
Erdoğan, bir soru üzerine bu sözleri sarf ederken "Osmanlı'nın güçlü dönemlerini kastettiğini" belirtti.

VATANDAŞIM ARTIK ONURLU BİR ŞEKİLDE "BEN" DİYECEK

Erdoğan, "Osmanlı'yı referans gösterip 'Cumhuriyet'i o noktaya getirmemiz lazım' dediniz. Buna biraz açıklık getirir misiniz? Tam olarak ne demek istediniz?" sorusu üzerine şunları söyledi:  "Bu kıyaslamayla benim ortaya koyduğum şey çok açık, net. Dünyada şimdi güçlü ülke dediğimiz zaman bütün sosyal ve ekonomik yapısıyla, uluslararası diplomasideki gücüyle bir devletten bahsediyoruz. Şu anda gündemi belirleyen bir Türkiye var. Ekonomide de hemen bizim GSYİH'nin 1 trilyon doların üzerine çıktığı bir Türkiye ve 2023 hedefimizi ifade ettim. O da dünyada ilk 10 içerisine girmiş bir Türkiye. Şu anda 17. sıradayız. Geldiğimizde 26. sıradaydık. Şimdi 17.'yiz. Ama ilk 10'un içerisine girdiğimiz gün işte o ayak yere çok daha sağlam basacak. Bunlar bizim için çok büyük önem arz ediyor ve bizim ülkemizin içerisinde de tabii benim vatandaşım tek tek artık onurlu bir şekilde 'ben' diyecek. Buraya gelmemiz lazım. Bizim kastettiğimiz budur. Başka bir şey değil."



ÜÇ ÇOCUKTA ISRARLIYIM,  FAYDASINI GÖRECEKSİNİZ


Biz nüfusu ciddi manada artan bir ülkeyiz. Yunanistan'ın düştüğü oyunların içerisine düşmüyoruz. Ben de nüfusun artmasını savunan bir başbakanım.

Üç çocukta ısrarlıyım. Yani bunun çok faydasının olduğunu, Allah uzun ömür versin, göreceksiniz ileride. Çünkü ekonomide bir numara, insandır. İnsan varsa her şey var. Eğer tüketim ekonomisi diyorsan insan var. Üretim ekonomisi diyorsan insan var. Verim ekonomisi diyorsan insan var.

Yani insanın olmadığı yerde emek olmaz, üretim olmaz, istihdam olmaz. Bunlar ekonominin olmazsa olmazları. 

ERMENİSTAN'DA YAŞAM   SIKINTISI CİDDİ BOYUTLARDA

Ermenistan'ın şu anda bizden somut talebi sadece kapı. Başka bir talepleri yok ama Rusya'nın ama mesela sıkıntısı var. Son zamanlarda 300 bin Ermeni, Rusya tarafına geçmiş. Zaten daha önce orada ciddi sayıda Ermeni var. Yani Ermenistan'ın kendi içinde özellikle yaşam sıkıntısı ciddi boyutlarda.

 

Erdoğan 10 dakika berberi bekledi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün Kısıklı'daki evinden çıktıktan sonra mahallesindeki First Class adlı berberde sakal tıraşı oldu. 10 dakika kadar berber Özgür Usta'yı bekleyen Erdoğan, tıraş olduktan sonra Beşiktaş'taki çalışma ofisine geçti.
Başbakan'ın ikinci kez kendisine geldiğini söyleyen Özgür Usta, "Birkaç gün önce teravihe geldiğinde uğramıştı. Tıraş sırasında memleket konularında sohbet ettik. Kendisi bahşiş bıraktı" diye konuştu. Cuma namazını Yıldız'daki Hamidiye Camii'nde kılan Erdoğan, ardından Sütlüce'deki Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda genişletilmiş il başkanları toplantısına katıldı.


http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=4&ArticleID=1141019&Date=
19.09.2009&b=Basbakan%20Erdogandan%20Cumhuriyete%20Osmanli%20hedefi

 ASIM GÜNEŞ İstanbul DHA




e.php%3Fid%3D15+makale%2Bpsikopatl%C4%B1k&cd=12&hl=tr&ct=clnk[/font=Times New Roman]

Tiversonus

#153
ABD, Dünyayı Silahlandırmaya Devam Ediyor

ABD geçen yıl 37,8 milyar dolarlık silah satışı gerçekleştirdi; tüm silah satışının yüzde 68'ini yaptı. Kalkınmakta olan ülkeler en büyük silah pazarı. İtalya ikinci, Rusya üçüncü en büyük silah satıcısı.

Washington - BİA Haber Merkezi08 Eylül 2009, Salı Ekonomik kriz nedeniyle yaşanan yavaşlamaya rağmen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dünyanın en büyük silah satıcısı olarak payını pekiştirdi. ABD Kongresi'nin açıkladığı rapora göre geçen yıl ülkelerarası silah anlaşmalarının üçte ikisi ABD'yle yapıldı.

Rapora göre geçen yıl ABD 37,8 milyar dolar (yaklaşık 60 milyar TL) tutarında silah satışı gerçekleştirdi. Bu tutar, tüm anlaşmaların yüzde 68,4'ü. Önceki yıl ABD'nin silah satışı 25,4 milyar dolardı (yaklaşık 40 milyar TL).

"Kalkınmakta Olan Ülkelere Konvansiyonel Silah Transferleri" başlıklı çalışmaya göre, 2008'de silah satışında İtalya 3,7 milyar dolarla (yaklaşık 5,5 milyar TL) ikinci sırada,  Rusya da 3,5 milyar dolarla (yaklaşık 5,3 milyar TL) üçüncü sırada.

Geçen yıl küresel ölçekte silah satışlarının toplamı önceki yıla göre yüzde 7,6 azaldı. NY Times'ın haberine göre, ABD'nin satışlarındaki artış yakın Doğu ve Asya'dan gelen yeni büyük siparişlerin yanı sıra, dünyanın pek çok yerinde yapılan anlaşmalardan kaynaklanan destek hizmetlerinden oluştu.

Cuma günü açıklanan yıllık rapor, küresel ölçekte kamuya açık silah anlaşmalarının kapsamlı bir derlemesini yapıyor.

Raporun yazarı Richard F. Grimmett, silah satışlarının hem ekonomik açıdan hem de siyasi nüfuz açısından önemli olduğunu vurguladı. Türkiye'nin de aralarında olduğu kalkınmakta olan ülkeler, silah pazarının en geniş kesimini oluşturuyor. ABD, tüm silah satışlarının yanı sıra, kalkınmakta olan ülkelere yapılan satışlarda da ilk sırada; pazarın yüzde 70'ini elinde tutuyor.

ABD'li şirketlerin büyük anlaşmalar yaptıkları ülkeler arasında Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Hindistan, Irak, Mısır, Güney Kore ve Tayvan var.

Çin ve Hindistan'a silah satan Rusya, şimdi Latin Amerika ülkelerini, özellikle de Venezüella'yı hedeflemiş durumda.(EÜ)

* Bu haberi NY Times'dan kısaltarak derledik.[/font=Times New Roman]

Tiversonus

#154
BASINA "HATALARIMIZ İÇİN BİZİ UYARIN" MESAJI

Ben 'terörü sıfırlarız', böyle bir iddianın içinde olmadım. 'Terörü sıfırladık' diyen de dünyada yok. İrlanda çözdü mü, İspanya çözdü mü? Ama burası Türkiye, 780 bin kilometrekare. Nerede, nasıl, ne zaman, neyin çıkacağı belli olmaz. Ama biz tedbirlerimizi alacağız, bu işi minimize edeceğiz. Elbirliğiyle bunu yapmamız lazım. Bunu sadece bizden beklerseniz haksızlık olur. Hep beraber yapacağız. Nerede nasıl davranmamız gerektiği konusunda da bize yardımcı olacaksınız. Hatalarımız olduğunda bu konuda da bizi uyaracaksınız.

http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=4&ArticleID=1141019&Date=
19.09.2009&b=Basbakan%20Erdogandan%20Cumhuriyete%20Osmanli%20hedefi




"Büyük para cezası, baskıları örten bir perdedir'"



(ANKA) - New York Times, "Basına açık bir saldırı" başlığını kullandığı başyazısında Gazetecileri Koruma Örgütü'nün verilerine dayanarak dünya çapında bu yıl 14 gazetecinin öldürüldüğünü ve 150 kadar haksız bir biçimde cezaevinde tutulduğu tahmin edildiğini kaydetti.

-"BAĞIMSIZ SESLERİ SUSTURMANIN TÜYLER ÜPERTİCİ BİR ÖRNEĞİ"-

"Hükümetin çizgisine her zaman uymayan gazetecileri susturmanın yolları çok fazla" yorumunu yapan gazete, Doğan Yayın Holding'e getirilen 3.7 milyar liralık vergi cezasına dikkat çekerek şu görüşleri dile getirdi:
"Şimdi Türkiye, büyük bir medya şirketinin faaliyet dışı kalmasını sağlamayı amaçladığı gibi görülen 2.5 milyar dolarlık bir ceza ile, bağımsız seslerini susturmanın diğer bir yolunun özellikle tüyler ürpertici bir örneğini verdi. Örgütün icra müdürü Joel Simon'un dediği gibi "Büyük bir para cezası, sık sık baskıları örten etkili bir perdedir'"
New York Times, Doğan Yayın'ın, gazeteleri ve CNN Türk dahil, tv kanallarını içeren saygılı bir grup olduğunu belirterek şöyle devam etti:
"Doğan grubu gazetecileri, Türkiye'nin demir gibi bir iradeye sahip Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetinin beğenmediği haberlerden çekinmedi ve medya grubunun ana şirketinin sahibi Aydın Doğan, Sayın Erdoğan'ı eleştirenler arasında en lafı sakınmayanlardan biri. Bu, Erdoğan hükümetinin, Doğan grubuna, tüm şirketin değerine adeta eşit olan bir ceza vermesini daha kuşkulu hale getirdi."
ABD'li gazete, Türkiye'nin aday olduğu AB'nin yetkililerinin de, hemen bu konudaki kaygılarını dile getirdiklerini belirtirken Avrupa Komisyonu sözcüsünün eleştirisel açıklamasına da yer verdi. Gazete, başyazısına son verirken de şöyle dedi:
"Türkiye, son 10 yılda, Anayasasını değiştirerek, idam cezasını kaldırarak ve Türk yasalarını, Avrupa standartlarına yakınlaştırarak önemli ilerleme sağladı. Bunun gibi adımlar ise, bu ilerlemeyi zedeliyor."

http://www.haberx.com/Dunya-Haberleri/Eylul-2009/Buyuk-para-cezasi-baskilari-orten-bir-perdedir.aspx

Tiversonus

#155
Bilim Çaresiz Kaldı

Yayın Tarihi: 21 Eylül 2009 Pazartesi Saat 12:50


Havanın pırıl pırıl olduğu bir anda düşen ve büyük hasara yol açan dolunun (buz parçaları) sırrını bilim insanları çözemiyor.

BUZ PARÇALARININ SIRRI ÇÖZÜLEMİYOR

Alman Der Spiegel dergisinde yer alan bir habere göre, İspanya'nın Mejarada del Campo kasabasında 13 Mart 2007'de hava masmaviydi ama insan aklına durgunluk veren bir olay yaşandı. Nereden geldiği bilinmiyen 20 kilogram ağırlığındaki buz parçaları bir binanın çatısına hasar verdi. Bir arabanın kaportasını göçertti. Bina sahibi bir saldırıyla karşı karşıya olduklarını düşünerek polisi aradı. Gördükleri buz parçaları karşısında şaşkınlığa düşen polis, bilim insanlarından yardım istedi ama onlar da sırrı çözemedi. Bilim insanları havanın açık olduğu bir anda düşen bu buz parçalarının nereden geldiğini açıklayamadı. Aslında iki şeyi çok iyi biliyorlar: Buz parçaları uzaydan gelmiyor ya da bir uçağın tuvaletinden aşağıya düşmüyor.   

İspanyol jeolog Jesus Martinez-Frias 2002 yılından bu yana dünya çapında İspanya'daki olaya benzer 75 vaka meydana geldiğini belirtti. Martinez-Frias buz parçalarının insan yaşamı için çok tehlikeli olabileceğini belirtiyor. Düşen bazı buz parçaların büyüklüğü bir çelik kasa büyüklüğünde olabiliyor.

İspanya'daki vakaya NASA da el attı. Bilimsel olarak açıklamaya çalıştı ama onlar da başarılı olamadı. NASA buz parçasının düştüğü gün İspanya üzerinde ozon tabakasında incelme yaşandığını, neden olarak da bunu gösterdi. Ancak bilim insanları diğer vakalarda böyle bir duruma rastlanmadığını belirtiyor.

http://www.haberler.com/bilim-caresiz-kaldi-haberi/

Tiversonus

#156







Yaratığın sırrı çözüldü!

Sonunda İspanyol bilimadamı yaratığın DNA'sını çözdü. Ona göre yaratık kesinlikle hayvan değil, yüzde 99,99 dünya dışı bir varlık...

Sirius UFO Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan Saba Tümer'in CNN TÜRK'te yayınlanan programına katıldı ve Metepec yaratığıyla ilgili son gelişmeleri anlattı.

YARATIK SUDA SAATLERCE ÖLMÜYOR

"Bu yaratık Meksika'nın Metepec bölgesinde ele geçirildi. Bir çiftçi bunu buluyor ve korkuyor ve öldürüyor" diyen Akdoğan yaratığın öldürülme hikayesinin de ilginç olduğunu söyledi: " Öldürmesi de çok enteresan. Varlığı suda saatlerce tutuyor. Normalde solungaçları olmayan bir varlık suda yaşayamaz ama bu yaratık suda birkaç saat yaşabiliyor ve sonra ölüyor.

DNA'SI ÇÖZÜLDÜFare kapanına yakalanan yaratığın büyüklüğünün 15-20 santimetre olduğunu söyleyen Akdoğan hücrelerinde nükleosit olduğunu, yani kesinlikle bir DNA'ya sahip olduğunu belirtti.

Yaratığın DNA'sının da bulunduğunu izleyicilere şu sözlerle aktardı: "İlk başta DNA için Meksika Devlet üniversitesine, ardından Kanada Devlet üniversitesine parça gönderildi. İkisi de DNA'sını bulamadık dedi. Sonunda İspanya'nın en önemli bilim adamı Hose Antonio DNA'ya ulaştı. Sonuç bir 'homosapiens'e ait. Yani bir insanımsı yaratık... Bunun bir hayvan değil. Zeki bir varlığa ait olduğu kanıtlandı."

YÜZDE 99,99 UZAYLI

Akdoğan yaratıkla ilgili şu bilgilere verdi: "Göz yapısı ve kulakları incelendi. Müthiş bir duyma yeteneği var. Bizim duyacağımız frekansların çok üstünde frekansları duyuyor. Ben Antonio'ya sordum daha sonra "nedir bu?" diye. "Yüzde 99,99 dünya dışı bir varlık" dedi. Şimdi ikinci testi yapacaklar. Kasım ortasında da bir basın toplantısı yapacaklar."

BÖLGEDE UFOLAR SIKÇA GÖRÜLÜYOR

Akdoğan yaratığın uzaylı olduğuna kendisinin de inandığını çünkü o bölgenin yoğun UFO ziyaretine maruz kaldığını da belirtti.

ÇİFTÇİ ERİMİŞ HALDE BULUNDU

Peki onu bulan çiftçiye ne oldu. Bu sorunun cevabını da Akdoğan şöyle verdi: "Çiftçi de ilginç bir şekilde ölü bulunuyor. Otobanın kenarında arabası park edilmiş ve yanmış bir şekilde ölü bulunuyor. Ama normal bir yanma değil, metali eritecek kadar bir sıcağa maruz kalmış."

http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=19&ArticleID=1142669&Date=
24.09.2009&b=Yaratigin%20sirri%20cozuldu[/font=Times New Roman]

Tiversonus

#157
'ABD Kıbrıs sorununda aktif rol alsın'

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümünde Amerika Birleşik Devletleri'nin daha aktif rol almasını istedi.[/font=Times New Roman]

http://www.ntvmsnbc.com/id/25002896/[/size=1]

+

ABD Tekbaşına Dünya'yı Silahlandıryor.

Tekbaşına Dünya silah ticaretinin 3'te 2'sini ABD gerçekleştiriyor.

http://www.tumhaberler.com/haber/index.pl?haber=3496053[/size=1]



=

Yorumum: Dünya'yı tekbaşana (2/3 silahını) ABD satacak ve bu ülke Barış yapacak :)) Gülerler adama, geçmiş 1 tane barış sağlayıcı rolü var MI? Bu sadece matematik sorusu? Ön-yargı yok...Güldürmeyin insanı, 4 işlem öğrenin, gel de yazma hadi, bir degünlerce yazmayacaktım, bıktım ismimi hep görmekten (bu matematik değil)...

Alemtac

#158
Ölümsüz yaşam bu canlıda mı?
İnsanlığın en büyük düşlerinden biri olan ölümsüzlük, Karayip kıyılarında yaşayan bir denizanası sayesinde gerçeğe dönüşebilir.


Cumhuriyet Haber Portalı

İstanbul- 'Turritopsis nutricula' adı verilen ve çapı sadece 4-5 milimetre boyunda teknik olarak "hydrozoan" olarak adlandırılan bir canlı, ömrünün sonuna geldiğinde ya da yaşamını sürdürebilecek uygun koşulları bulamadığında, denizanasına dönüşmeden önceki evreleri olan 'polip'e geri dönüyor, bir süre sonra da tekrar denizanası oluyor.

Bilim adamları tropikal sularda yaşayan 'Turritopsis nutricula'nın okyanuslara, gemilerin limanlara girmeden önce attıkları safra sularıyla yayıldığını düşünüyor. Uzmanlar 'Turritopsis nutricula'nın hücre yapısında görülen bu değişimi çözebilirse insanoğlu da ölümsüzlüğün de kapısını aralayabilecek.
 

Sessiz istila...

Ölümsüz olduğu kanıtlanan 'Turritopsis nutricula'nın üremesinin ve çoğalmasının çok hızlı olacağını belirten deniz biyologu Dr. Maria Miglietta, bu türün dünya denizlerine yayılabileceğini ve ve diğer canlı türlerini tehdit edebileceğini ifade ederek, "Sessiz bir istilaya tanık olacağız" dedi.

22 Eylül 2009
 

Alemtac

#159
Obama ve Erdoğan görüştü
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama G-20 zirvesinin ardından bir araya geldi. Görüşmede, Ortadoğu'daki gelişmeler ve Ermenistan'la gelinen süreç ele alındı.


AA

New York - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama arasında yapılan görüşmede, Orta Doğu'da yaşanan sorunlar ile Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan konuları ele alındı.

Edinilen bilgiye göre, BM Güvenlik Konseyi toplantısında, iki liderin Pittsburgh'da görüşme kararı üzerine gerçekleşen görüşmede, Orta Doğu'da yaşanan sorunlar ile Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan konuları ele alındı.

Türkiye ve Ermenistan arasında son dönemde yaşanan gelişmeleri olumlu bulduklarını ifade eden Obama, iki ülke ilişkilerinin gelişmesinin bölge açısından da önemine vurgu yaptı.

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilafın da görüşmede gündeme geldiği, Başbakan Erdoğan'ın, ABD, Rusya ve Fransa'dan oluşan Minsk Grubu'nun bu süreçte daha etkin yol almasının işi kolaylaştıracağı görüşünü ifade ettiği öğrenildi.

Başkan Obama'nın, Yukarı Karabağ'ın, sorunun çözümü için kritik önemini bildiğini Başbakan Erdoğan'a ilettiği belirtildi.
 

26 Eylül 2009
 

Alemtac

#160
Kürt açılımı tamam, sıra Ermeni açılımında...
 

Tiversonus

#161
:)))) Sizin "ufaklık" bakın çiftçiyi kızartmış:))) Ahh bir de benim açılımım ne olacak, kim açacak, kim moralimi yerine getirecek:)))

Alemtac

#162
Yaaa...ama inanmıyorum ben o habere. Benim ufaklık yapmaz öyle şey :))

Neden Sevgili Tiversonus, siz hep "neşe" dersiniz :) Ama oluyor bazen, enerji bedeninizi yükseltin derim...dikkat etmiyoruz zaman zaman, auramız bedenimize yakınlaştığında, fiziksel rahatsızlıklara da kolayca yakalanabiliyoruz. Şimdi tam hastalık mevsimi, en iyi korunma yolu auramızı yükseltmek ve beslenmemize dikkat etmek, sanırım siz beslenmeye pek önem vermiyorsunuz. Nereden biliyorsam :) neyse işte...
 

Tiversonus

#163
Önem verdiğim şeylerin haline bakınca, beslenme ne kalır ki:)) Neyse kızınız okula başlamıştır, büyük ihtimalle veya sizden ayrılmıştır ve sizde biraz yadırgamışsnız mıdr?? :))

Alemtac

#164
Evet, dün iki kardeşi birlikte gönderdim İstanbul'a..Ağabeyide yanında, ilk gününde destek olsun ve valizleri tek başına taşıyamıyacağı için. Hem hafta sonu, tek başına kalmamış oldu. Ama ev bomboştu, gece tek başıma kalakaldım. Ama gelecek böyle olacak, herkes kendi evinde, kendi düzeninde...alışmak lazım :) Dün gece tuhaf bir şey yaşadım; bilgisayarın başındayım, mausu tutan elim benim değilmiş gibi geldi, baktım elime, üzerinde kırmızı noktalar gördüm...bana son derece yabancı geldi kolum, elim ve bedenim...içime sıkıntı bastı ve hemen kalktım bilgisayarın başından. Açtım bir film, seyrettim ve öylece uyuyup kalmışım :))