Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1425
Evet şimdi Ra'ya baktığımda daha net anladım. Sanırım bu üst benliğin yapmayı seçtiği bir durum. Ruh dengede değilse, bu parelel gerçeklik düşüncesini oluşturup oradaki senaryoyu da deneyimliyor. Bir nevi gerçek boyutta yeterli deneyim ve seviyeye erişememişse, onları farklı gerçeklikler yaratıp orada deneyimlemeyi seçiyor. Üst benliğimizle alakalı bir durum demek ki.

Buradan şu sonucu da çıkarmam doğru mu bilmiyorum ama. O zaman vizyonlarla veya rüyalarla gördüğümüz parelel olası gelecekler. Bizim üst benliğimizin kurguladığı parelel gerçeklikler olabilir. Bu durumda onlara çok da önem vermemeliyiz. Çünkü deneyimleyeceğimiz gelecekle benzerlikler olsa da. Hiç alakası da olmayabilir.

 
Alıntı YapSORU: O zaman, bir varlığın üçüncü yoğunluk derecesi deneyimi
sırasında, varlığın içinde bulunduğu koşullar değiştiğinde, bu duruma
uygun yeni bir katalizör eklenebilmesi için katalizör değişiklikleri
programlayan da bu akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü müdür?
RA: Dediğiniz doğru değildir. Varlığın tüm deneyimleri toplamının
idrakinde olan Yüksek Benlik, gerektiği biçimde öğrenilmemiş
deneyimleri düzeltmeyi başarması ve -sizin de dediğiniz gibi- daha
sonraki yaşam deneyimlerini programlaması konusunda varlığa yardımcı
olur.
Nasıl akıl/beden/ruh bileşiminin bir üstünde Yüksek Benlik kavramı
varsa, onun da bir üstünde akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü kavramı
bulunur. Birincisinde, uzay/zaman sürekliliği içinde plânlı (kontrol altında)
bir durum söz konusudur; buna göre, bir varlığın edindiği tüm deneyimler
ve bu yoğunluk derecesinde öğrenilmesi gereken derslerin tüm idraki
Yüksek Benliğin kullanımına hazırdır.
Akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü, inişli çıkışlı bir kumsal gibidir ve bir
anlamda varlığın birbirine paralel tekâmüllerinin bir toplamıdır. Bu bilgi
CELSE 36 - 10 Mart 1981
60
Yüksek Benliğe açıktır. Dolayısıyla, Yüksek Benlik geleceğe ait yaşam
programlamasına daha iyi bir biçimde yardımcı olabilmek için, bu
tasarlanmış (plânlanmış) olanak/olasılık girdaplarını kullanabilir.
SORU: Seth Bilgileri'nde ruhsal varlık Seth şöyle diyordu: "Yeryüzündeki
her varlık bir Yüksek Benliğin ya da Evrensel Ruh'un bir parçası ya da
aşamasıdır ki o (Yüksek Benlik), birçok boyutta birçok parçaya ya da
aşamaya sahip olup, bunların (parçaların) bu boyutlarda öğrendikleri
dersler Yüksek Benliğin dengeli bir biçimde tekâmül edebilmesini
sağlamaktadır." Bundan, bizim üçüncü yoğunluk derecesinde
deneyimlediklerimize benzer birçok deneyimin var olduğunu ve hepsinin
tek bir Yüksek Benlik tarafından yönetildiğini mi anlamamız gerekiyor?
RA: Bu bildirimin doğruluğu değişkendir. Bir varlık ne denli dengeliyse,
onun paralel deneyimlerde olanak/olasılık girdaplarını araştırıp keşfetme
ihtiyacı da o denli azalır.
SORU: Bundan şu anlamı çıkarabilir miyim: Eğer deneyimlenmesi
gerekliyse, Yüksek Benlik ya da Evrensel Ruh, birçok parçaya ayrılabilir
ve aynı anda birçok farklı tipte katalizörü deneyimleyebilir. Sonra da
bunları gözden geçirir ve toparlar.
RA: Bu bizim doğru ya da yanlış diyemeyeceğimiz bir bildirim; çünkü
sizin zaman dediğiniz olguda bazı karışıklıklar söz konusudur. Gerçek
eşzamanlılık, ancak her şey aynı anda vuku bulduğu sürece olabilir. Bu
da sizin söz ettiğiniz kavrama gölge düşürüyor. Bir varlığın çeşitli
bölümlerinin değişik deneyimleri aynı anda yaşamaları kavramı, bunların
gerçek bir eşzamanlılıkla vuku bulduklarını düşündüğünüz, böyle
algıladığınız için doğru değildir. Çünkü durum böyle değildir.
Olay evrenler arasında cereyan etmektedir, o zaman paralel varoluşlar
Yüksek Benlik tarafından programlanabilir. Bunun için de, akıl/beden/ruh
bileşimi bütünlüğü'nün kritik noktalardaki olanak/olasılık girdapları
hakkında verdiği bilgiler gereklidir.
SORU: Yüksek Benlik tarafından yapılmış bu programlamanın, paralel
varoluşlar yoluyla nasıl eğittiğini bir örnekle anlatabilir misiniz?
RA: Bu iki benlik eşzamanlı olarak var oluyor görünse de, aslında bu
aynı zaman/uzay'da var olan tek bir benliktir. Yani, Evrensel Ruh ya da
Yüksek Benlik, yardım ettiği akıl/beden/ruh bileşimiyle aynı zamanda var
oluyor görünür ama gerçekte eşzamanlılık söz konusu değildir. Çünkü,
aslında Yüksek Benlik, söz konusu akıl/beden/ruh bileşiminin tekâmülü
açısından bakıldığında, onun geleceği olarak kabul edilebilecek bir
CELSE 36 - 10 Mart 1981
61
konumda bulunmakta ve ihtiyaç duyulduğunda söz konusu varlığa
yönelmektedir.
SORU: O halde Yüksek Benlik, bizim anladığımız şekliyle gelecekte
bulunuyor ve oradan fonksiyon görüyor. Yani, benim Yüksek Benliğim,
benim "gelecek" olarak kabul ettiğim bir noktada bulunuyor ve oradan iş
görüyor. Öyle mi?
RA: Sizin uzay/zaman'ınız açısından doğrudur.

gerçek tosun paşa

#1426
sybleman deja vu bir 4YKH müdahalesi belirtisi. deja vu olduğunu sanan ama aslında olmayan çok insan olduğunu tespit ettim. Deja vu bir mekanın bir filmin tanıdık gelmesi değil. Nasıl anlatsam bir filmin, dizinin tanıtım fragmanını izlersin ve aradan geçen süreden sonra o içeriği izlerken "aa ben bunu izlemiş miydim?" dersin ya hah işte o deja vu değil. Ya da atıyorum bir sahil kasabası bir sokak başka bir şehrinkine çok benzer ve insanda bir takım hisleri koku ve dokuları anımsatır ya hah o da deja vu değil.

Deja vu biraz tüyleri diken diken eden bir etkiye sahip. Bir anlık kafan gidip geliyor ve "lan ben bunu yaşamıştım bu an daha önce aynı şekilde yaşandı" diyorsun. Çok anlık bir durum ama şüpheye yer kalmıyor. Yüksek benlik konusu kafanı karıştırmış. Bu yüksek benliğin yaptığı bir etki değil onun fark ettiği bir şey. Bir nevi jetonun düşmesi sonucu irkilme fakat anlam verememe durumu. Yüksek benliğin ne olduğunu açıklamak kolay ama anlamak zor. Sen basitçe daha yüksek yoğunluklarda yer alan ya da bu sadece 5Y de olabilir herkes için farklıdır bilemeyiz, farkında olan ruhsal enerji birimlerin olarak düşünebilirsin.


Vizyon ya da rüyalar konusu için gel şu kelimeye paralel değil de alternatif diyelim. Çünkü paralel olur gibi geliyor ama tam karşılığı değil. Belki şu an senin açından bir önemi yoktur ama ileride olacaktır. Kehanet alma bambaşka yorumlama bambaşka bir durum. Çok karışık mesele. Aslında yüksek benliğin, bilinçaltın gibi kurgu vs. konularla ilgilenmiyor. Tam olarak gerçekliğe adapte olmaya çalışıyor ve gücünün yettiğince ve üst planların müsade ettiği kadarıyla fiziksel bedeni/bedenleriyle ilgilenmeye çalışıyor bir yandan da ruhsal gelişimi için fiziksel olmayan tarafta bir şeyleri hala geliştirmeye çalışıyor. İleri seviye tecrübeli bir ruh bunları daha yoğun yaparken, oktavı daha düşük ruhlar bunları yapabileceğinin henüz farkında bile olmayabilir.

Son cümlende yaptığın tanımlama oldukça güzel. Bu kehanetimsi vizyon ve rüyalar elbette önemli olabilir fakat çok yanlış anlamlar yüklenebilir. En iyisi ilgi alakayı kesmemek fakat gerçeklikten kopacak kadar kendini kaptırmayıp yüksek beklentilere girmemek, ihtiyatı elden bırakmamaktır.

sybleman

#1427
Yüksek benliği anlamak gerçekten zor, bizim zaman ve boyut algımızla bunları birleştiremiyorum tam olarak.

Dejavu durumunu evet bir kaç kez yaşadım, bahsettiğin şekildeydi. Bir şeyi daha önce yaşamış gibi olmak ama tekrar yaşıyormuş gibi hissetmek. Evet tanıdık gelme durumu değil, tekrar aynı şeyi yaşıyormuş gibi bir his, adım adım. Sanırım bu yaşa kadar 3-4 kez yaşadım sanırım bu durumu. Gerçekten çok tuhaf geliyor, anımsamaya çalışıyorsun, ama anlamlandırmak zor oluyor. Sanki o anın başına dönmüşsün de tekrar aynı şeyi yaşıyorsun gibi.

Tgur

#1428
YORUMLAR LXXXIX

S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın... Öğrenmeyi eçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN...  (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor.
C: Deja vu 4. yoğunluk KH'den kaynaklanıyor.
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Gerçeklik köprülemesi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Evrenlerin birleşmesi gibi birşey mi? (T) Köprü iki şey arasına koyduğun birşey...
C: Sınırlandırıyorsunuz, kelimelerin kullanılmadığı 4. yoğunluğu bekleyin!
S: (L) Deja vu başka bir gerçeklikten bizim gerçekliğimize birşeyin gelmesinden mi kaynaklanıyor?
C: Bir olasılık.
S: (T) Bundan bahsetmemiş miydik? Diğer boyutlardan sızıntılar...
C: Evet.
S: (L) Diyelim ki 4. yoğunluk KH tarafından yaratılan ve birleştirilen belirli bir evrenin içindesin ve eski evren de hala mevcut ve onunla bir bağ hissediyorsun ama alternatif bir benliğin alternatif evrende bir deneyim yaşıyor... bununla mı ilgili?
C: Olasılıklar sınırsız.
S: (L) Yani bu şeylerin herhangi biri veya hepsi olabilir, "geçmiş" ve "geleceğin" realitelerinin köprülenmesi olabilir....Diyelim ki belirli bir evrenin içindesin, o evrende zamanda geri gidip geçmişi değiştiriyorsun, bunun ileri doğru herşeyi  değiştirmesini sağlıyorsun, domino etkisi gibi... Bu mümkün mü?
C: Öyle bir durumda, evet.
S: (L) Ama eğer geçmişi değiştirmek istersen ayrı bir evren yaratmak zorunda olduğunu söylemiştiniz... (T) Hayır, sen geçmişi değiştirmeyi sordun, onlar da bunu gerçekleştirmek için gerçekliği manipüle edebileceğin geçici bir yer yaratman gerekir dediler...
C: O özel faaliyetler için.
S: (L) Yani alternatif bir evren yaratmak özel şeylere yönelikti, genel tarihsel bir değişim için değil, öyle mi?
C: Tanımladığın şey "alternatif evren" yaratmayla aynı şey değil.
S: (L) Bir programı yüklemeyi bitirdiğin zaman geçici dosya siliniyor. Ve benim bahsettiğim şey alternatif bir evren yaratmak değil, daha çok geçici bir boyut yaratmak...
C: Yakın.
S: (L) Bizim evrenimizde bunun temel yöntemi nedir? Evrenimiz sürekli değiştirilip başka evrenlerle mi birleştiriliyor, yoksa geçmişimiz değiştirilip domino etkisi mi yaratıyor? En azından geçen birkaç yıl... (T) Ama görmemiş olacağımız için geçmişin değiştirilip değiştirilmediğini bilemezdik...
C: Ölçümleriniz yetersiz.
S: (L) Bunun sorumla ilgisi nedir? Hangisi oluyor? Domino etkisiyle değiştirilen tek bir evren mi, yoksa sürekli yaratılan yeni evrenlerle birleştirilen bir evren mi? ... Yoksa herhangi ve tüm olasılıklar gerçekleşiyor ve gerçekleşecek mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Hayır, çünkü anlamazsınız.
S: (T) Bu noktada anlama şansımız olmayan evrensel bir altyapı bu. Daha kuarkları bile doğru dürüst anlayamıyoruz.
C: Evet.
S: (L) "Evren" ve "boyut" kelimeleri eşanlamlı mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Sizin için bunlar "gri" alanlar ve ne kadar çabalarsanız çabalayın, algınız temelden değişmedikçe bunu anlamayacaksınız!
S: (J) Güven konusu. (L) Tüm evrenler "Özgür İrade" evreni mi?
C: Eğer seçilirse.

----------------------------------------------------------------------
C: Pek sayılmaz. 4. yoğunluktan 7. yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek.

----------------------------------------------------------------------
S: (D) İnce ipek, tamam. (A) Neden çok deja vu deneyimi yaşıyorum?
C: Şu anda programa sürekli müdahale ediliyor.
---------------------------------------------------------------------

S: (L) Kötü soru, kötü cevap.
(Joe) Bir sorum var: Mandela Etkisi olarak adlandırılan olayın, bilgileri karıştırma eğilimi dışında bir gerçekliği var mı?
C: Bazı durumlarda "programda" bir değişiklik olduğuna işaret ediyor olabilir.
S: (L) Deja-vu gibi mi?
C: Evet

----------------------------------------------------------------------

Çare yok deja vu olayını tekrar ele almamız gerekiyor,bu hususta dostlar tartışmalar bölümünde çok şey anlattılar ve ben de bir çok defa değindim hatırlamıyorum belki yayınlayamadığım yorumlar içinde de var ,

Yakın zamandaki anti madde de neler oluyor yorumumda ve GTP dostun yorumları ile biraz açtık zannediyorduk sanırım biraz daha üzerinde durmamız gerekli,

Olay bir Orion deney uygulaması altında olduğumuz ile başlıyor evvel emirde buna inanç gerekir,

Kısa dalga döngüsü başlatılmış ve fiziksel olay yaratılıp bazı konulardaki gel gitlerle yaratım olayı bir de bu yönden süratlendirilimeye çalışılmış esasta bu deney faaliyetinde BH ve KH müşterek çalışıyor,

BH nin bu tehlikeli oyunun içinde olmasını baştan pek kabul edemiyoruz, zira BH nin genel karakteri evrenin sevgi bazlı enerjisel tarzını devamlı genişleyerek büyütmek ve 7Y unsurundaki birleşimi tam ve doygun bir şekilde sağlayabilmek,ama,

Evet belki de  bir deney uygulanmaya başlayınca daha çok olumlu neticelerin çıkmasını  bekleme  umudu vardır,bir bakalım neye doğru evrilecek merakı,lineer zaman yok bu deney izleme sahnesini öyle zihninize projekte edin lütfen,şu alıntıyı hatırlatırım,

"C: Pek sayılmaz. 4. yoğunluktan 7. yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek."

Kısa dalga döngüsünde ipler daha çok KH nın eline verilmiş ve onlar 4Y teknolojisinin en alasını kullanarak bu işi yürütmeye çalışıyorlar ,aç tavuk ambarda doymazmış misali akla gelen gelemeyecek her yolu fiziksele tapma ona tam bağlanma vaz geçmeme ve bu yolla aldanmış sürüklenmiş ruh parçalarına hükmetme peşindeler,

Kullandıkları usullerinin başında ayrılık yaratıp sex tuzağını kurmak ve ona kökten bağlanmış bireyler üzerinde oynamak,

Diğer yollardan birisi de bilinçleri kısıtlanma yaratılmış DNA daki bilgi alanını sadece üreme ve açlığı giderme yolunda hapis etmek ve yine onda oynayarak lineer zaman uygulamasına girmiş bir zaman/mekan realitesi yaratmak ,

Ve antimadde olayındaki imkanları sonuna kadar kullanarak bu zavallı bilinçlerin bağlanmaya çalıştıkları Tarih ve buna benzer yaşam realitelerini devamlı perdeyi indirip kaldırıp yeni sahneler yaratmak yoluyla karmakarışık etmek,

Bunu gerçeklik köprülenmesi veya algılayanın bilincinde deja vu gösterileri ile belirtmek ,

"S: (D) İnce ipek, tamam. (A) Neden çok deja vu deneyimi yaşıyorum?
C: Şu anda programa sürekli müdahale ediliyor."

Bu belirtme isteğini yalnız pek anlamadım neden olayın açığa çıkmasını istesinler,

Belki de deja vu onların bu gerçeklik köprülemeleri yaratarak uygulamalarında bir parazit, bir  kaçak istemedikleri ama önüne geçemedikleri bir olay, projekt hadisesinde bir arıza,

İşte son yorumlarımda değişken çekim dalgalarını da işin içine katarak bunları ve özellikle deja vu olayının anlatmaya çalıştım .

Ara..


sybleman

#1429
Tgur abi Okumak ve idrak edip, içselleştirmek öyle farklı ki. Bazen okuyup anladığım şeyi, sonrasında çok yüzeysel anladığımı farkediyorum. Ne kadar derin anlamları da varmış diyorum. O anki algı kapasitemiz tamamen bilgiyi değiştiriyor.

Tgur abi anladım gibi :) Ama içselleştirdiğimi sanmıyorum. Böyle hani örümceğin altı ayağı gibi, bir ayağı oturtuyorum, öbürü havada kalıyor. Hepsini birleştirip çözmeden içselleştirebileceğimi sanmıyorum. Biraz daha okuma yapıp çözmem lazım. Ayrı ayrı çözdüm diyorum ama birleştirmeye gelince bir sürü havada kalan mevzu var.

Dün de rüyamda zaman mevzusu çok kafamı kurcaladı. Zamansız bir boyutta olmak nedir ki? Nasıl olabilir ki? Bizim algıladığımız şekliyle bu nasıl olabilir ki?

Rüya ilginçti, detayı uzatmayayım. İki insan suretinde uzaylının konuşmasını dinledim. Çok farklı bir konuşmaydı. Birisi çocuktu ama içindeki çocuk değildi. Diğeri ünlü ve yaşlı biriydi ama o da insan değildi, Biden'a benziyordu :) Çok değişik bir dilleri vardı. Ve birbirlerinin gözlerinin içine bakarak konuşuyorlardı. Benim dinlediğimi farkettiler ve devam ettiler.

O sırada birisi fısıldayarak, Zamansızlar kitabını oku dedi. Ama böyle bir kitap bulamadım :)
Yine projeksiyon rüyaya düştük dedim kesin rüyadayken, uzaylı ve ufo görünce aklıma hep bu geliyor.

Neyse çözerim herhalde :) biraz daha patinaj yaptıktan sonra.

Şimdi k'ları okurken bir yerdeki bilgi çok hoşuma gitti. Artık kaba bilgiyi halledip, ince nuanslara geçmem lazım gibi hissediyorum. Nasıl düşüneceğini öğrenmek!!! ne kadar büyük bir laf. Bunu bile bize öğrettikleri şekliyle biliyoruz.

 <blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">C: Nasıl düşünüleceğini öğrenmek, kaderin büyük bir parçası olageldi. Şimdi bunun belirli bir inançla birleştirilmesi gerekiyor. Subjektif
arzulu düşünceye dayanan inanç entropiktir. Doğanın kesin bilgisine dayanan inanç güçlendiricidir. Grubunuzda eksik olan şey buydu. Artık
bunu değiştirmek için gerekli fırsata ve araçlara sahipsiniz.
S: (Pierre) Evet, bu büyük bir değişiklik. Doğru hatırlıyorsam, bilginin iyi olduğunu, inancın kötü olduğunu düşünüyorduk. Şimdi bir ayrım
getiriyorlar: Arzulu düşünceye dayanan kötü inanç var ve gerçeğin ve bilginin nesnel değerlendirmesine dayanan iyi inanç var. Daha önce
İnanç Merkezinden bahsetmişlerdi ve ben de "İnanç Merkezi mi? Güç mü?" diye düşünüyordum. Sanırım kastettikleri şey şu: Bilgi bir adım
ileri taşınıp gerçeğe dair güçlü bir inancı desteklemek için kullanıldığında, bu insan üzerinde farklı bir etki yapıyor. Yalnızca bilmekle
kalmıyorsun, aynı zamanda...
(L) Birşeyin kilidini açıyor. Yıllar önce K'lar yanlış kilitlerin kaldırılması gerektiğinden bahsetmişti. Aynı zamanda inançla ilgili birşey
söylediler... "Gerçek birşey bulduğunuzda inancınızla bütünleşen işaretler alacaksınız."
(Pierre) İnanç merkezinde BİLİYORSUN ve bu güç veriyor. Hatta bence, yaratıcı düşünüşün bilgi temelli inanç merkezinden kaynaklandığı 4.
yoğunluktaki bazı adımlara atıf yapıyorlar.
(L) Ne dediler? Hayat dindir. Objektif gerçekliğe yakından ve dikkatle bakmak... Bence objektif gerçekliğe yakından ve dikkatle bakmaya en
yakın şey DNA'nın nasıl çalıştığını, hücre biyolojisini, hücre mekanizmalarını, vücutların nasıl yapıldığını, vücutların nasıl çalıştığını
incelemek... Doğayı incelemenin en yoğun yolu bu bence. Benim için bu çok güçlendirici oldu... Bu konu fen derslerine girdiğim
zamanlardan beri karşıma çıkıyor; o zamanlar bu bilgiler elimizde yoktu ama o zamanlar ribozomlar hakkında bilinen şeyleri okuduğumda
burada birşey döndüğünden ciddişekilde şüpheleniyordum!
(Pierre) Ve bunu açıkladın aslında. Bilgi biriktirip o bilgileri inanç merkezine alma süreci. Bir ay önce Akıllı Tasarımı öğrenme sürecini
tanımladın. Bu konuda çok şey öğrendiğini ve buna samimiyetle ikna olduğunu söyledin.
(L) Benim için yeniden doğmak gibiydi. Zihnimdeki kilitlerin patlaması gibi. (Pierre) Söylediğim şey doğru mu yoksa alakasız mı?
C: Evet.
S: (Joe) Dürüst olmak gerekirse, K'lar gerçeği değiştirme gücünün aklın inanç merkezinde olduğunu yıllar önce söylemişti[/quote]

sybleman

#1430
Kitabı buldum :) Varmış böyle bir kitap

https://www.gercekfethiye.com/genc-yazar-ilk-kitabini-baskan-karacaya-hediye-etti/18931/
https://www.dr.com.tr/Kitap/Zamansizlar-Dostluk-Oyunu/Eylul-Nehir-Asyali/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno=0001844462001

Ortaokula giden bir kız yazmış, fantastik roman türü. 9 arkadaşın yaşadığı maceraları anlatıyor.

Bir bakalım sipariş verdim, kitap neyi anlatıyor çok merak ettim doğrusu.

Ortaokula giden bir öğrencinin zaman mevzusuna kafa yorup bir de üstüne kitap yazması gerçekten muazzam. Hiç bir anlamı yoksa bile bu kızı tanımak çok iyi geldi şuanda. Geleceğe olan ümidim arttı diyebillirim.

Tgur

#1431
Sybleman selam,
Bilgileri bilince oturtmak konusunda harikulade bir alıntı yakalamışsın bravo kırk yıl arasam bulamazdım,

"C: Nasıl düşünüleceğini öğrenmek, kaderin büyük bir parçası olageldi. Şimdi bunun belirli bir inançla birleştirilmesi gerekiyor. Subjektif
arzulu düşünceye dayanan inanç entropiktir. Doğanın kesin bilgisine dayanan inanç güçlendiricidir. Grubunuzda eksik olan şey buydu. Artık
bunu değiştirmek için gerekli fırsata ve araçlara sahipsiniz."
 ve devamındakiler,

Yazılarımın çoğunda inanç üzerine bir şeyler sıralamıştım ,o husus altı kaygan bir olaydır şeklinde ,inanca sıkı sıkı sarılmak ve katiyen değiştirmemek yolunda asırlardır sürdürülen ve korku ile pekiştirilen dinsel doğmalar altındaki bilinçlere bu çok ters gelebilir,bana da öyleydi şu şeytaniye bak inancımın kaygan olduğunu söylüyor bre zındık,
Ama yukarıdaki alıntı cümlesinde çok yerinde bir konu işaret edilmiş, özetle en iyi inanç doğaya bakarak yerleşir,

Bir çok bilgi alıyoruz ve bunu genellikle bu fiziksel alemdeki donelerle karşılaştırıp yerleştirmeye çalışıyoruz, bu çok doğal etrafta buna ters gelecek başka bir şey yok,ama yaşadığımız gerçeklikte evvelce bilmediğimiz bir çok şey yaprak yaprak açılmakta,
yaşamımıza girmekte hatta vaz geçilmez olmakta ,

Evvelce şöyle bir kaba benzetme yapabilirdim ,Yüz sene evvel tarlada çapa sallayan bir çitçisiniz basit bilinçli ,bir geliyor bak sana şu kutuyu göstereyim padişahın veya kralın sarayında neler oluyor gör diye TV kutusunu gösterse ne yaparsınız,ya düşüp bayılırsınız veya  o çapayı bu söyleyene sallarsınız,

Öyle olmadı mı Newton bilgileri ile kurgulanmış bilim benim tahsil hayatımın başlangıcında vardı ama ilerleyince Einstein ve kuantum bilgileri görecelik teorileri ortamı kaplayınca ve şimdilerde ışık hızı graviton antimadde falan ortam yani bilgi hercümerci karmakarışık entropiden, subjektif sahadan çıkıp başka gerçekleri başımıza vura vura düşünsel ortamımızı nasıl değiştirdi,

Şimdilerde aldığımız bilgilerle monoteizm de neymiş enel hak diye çığlık atıyoruz neden,

Zira o bilgi alanı dediğimiz sonsuz ölçekteki olayın DNA mızda olduğunu söyleyebiliyoruz, ve onun bir zamanlar kısıtlanıp çok az bir kısmının bize verildiğini ve esasta o muazzam bilginin DNA da sıkıştırıldığını anlamaya başlıyoruz,

Devam edecek,

Tgur

#1432
İnanışını dizayn etmek isteyenlere bir çağrım olacak ,google girin ve DNA da intron bölge nedir sayısı ne kadardır şeklinde bir soru yöneltin,sonuçta yüzde doksansekiz onda sekizinin kapatılmış işlevsiz olduğunu görecekler,ayrıca kısıtlı bilgasayar bilinci ile bilgilerin nasıl winzipp gibi sıkıştırılma programlarının olabildiğini bilip o sonsuz bilginin DNA da olup olamayacağını şu fiziksel doneli bilinçle anlamaya çalışın,tabii ki sağın solun ,zamanın olmadığı evrensel bilgi manzumesinde büyüklük küçüklüğün de aynı şekilde mütalaa masasına yatırılması gerekir,

Görüldüğü gibi o önem vermediğimiz kurgu bilim bilinç yükselişinin gerçekte bilinçte bir tık yükselti sağlayabileceğinin idraki gerekir,

Olmaz olmaz dediklerimizin şimdi vaz geçilmez olduğunu hatırlayıp düşünce ve anlayışımızı hizaya sokmaya başlamalıyız,

Fırsat buldukça devam edecek.





sybleman

#1433
Evet Tgur abi, ben de bu şekilde düşünüyorum. Kendimizi okumalıyız. Zaten bütün bilgi bizde mevcut. Bunların farkına varıp açmamız lazım. İşte sanırım enerji biriktirip bunları açmamız gerekiyor.

Ra'da bir bilgi ararken bir soru ve cevaba denk geldim. Çok özet ve sonuç bir cümle aslında.

"En önemli katalizör, varlığın Yaratan ile bir olduğunun idrakine ait
yayınlardır; bundan sonra sizinle paylaştığımız bilgilere benzer bilgiler gelir."


 
Alıntı YapSORU: Bazı teknikler ya da başka yollarla, bir varlığın bu son günlerde
dördüncü yoğunluk derecesine erişmesine yardım edilebilir mi?
RA: Başka bir varlığa doğrudan doğruya yardım etmek olanaksızdır.
Ancak, hangi şekilde olursa olsun, bir katalizör ortaya konabilir. En
önemli katalizör, varlığın Yaratan ile bir olduğunun idrakine ait
yayınlardır; bundan sonra sizinle paylaştığımız bilgilere benzer bilgiler
gelir.
Biz, kendimiz bu bilgilerin yaygın olarak, geniş bir alana dağıtılması
konusunda bir aciliyet ya da zorunluluk duymuyoruz. Bunları üç, dört,
beş kişiye iletebilmiş olmamız yeterlidir. Bu son derece büyük bir
sonuçtur, bir ödüldür. Çünkü, eğer bir tek varlık bile bu katalizörü
kullanarak dördüncü yoğunluk idrakine eriştiyse, biz hizmet yönünde
Bir'in Yasası'nı yerine getirdik demektir.
Biz bilgileri paylaşmak için, sayıya bakmaksızın ve başka yandaşlar
toplanıp toplanmadığına aldırmadan, hislere kapılmadan soğukkanlı bir
çaba gösterilmesini öneririz. Sizin bu bilgileri dağıtmaya çalışmanız da
sizin hizmetinizdir. Bu çaba, bir kişiye bile erişebilirse, herkese erişmiş
demektir.
Aydınlanmanın kestirme yolu yoktur. Aydınlanma, şu anda sonsuz
zekâya giden bir geçittir. Bu da ancak insanın kendisi tarafından ve
kendisi için yapılabilir. Bir başkası asla aydınlanmayı
öğretemez/öğrenemez, ancak bilgiyi öğretip/öğrenebilir, ilham verebilir ya
da sevgiyi, gizemi, bilinmeyeni paylaşabilir. Bu da karşıdakinin ileri doğru
uzanıp aramaya başlamasını sağlar. Bu çaba belki bir an sonra sona
erebilir, ama bir varlığın "şimdi"ye giden kapıyı ne zaman açacağını kim
bilebilir ki?

sybleman

#1434
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

İnanışını dizayn etmek isteyenlere bir çağrım olacak ,google girin ve DNA da intron bölge nedir sayısı ne kadardır şeklinde bir soru yöneltin,sonuçta yüzde doksansekiz onda sekizinin kapatılmış işlevsiz olduğunu görecekler,ayrıca kısıtlı bilgasayar bilinci ile bilgilerin nasıl winzipp gibi sıkıştırılma programlarının olabildiğini bilip o sonsuz bilginin DNA da olup olamayacağını şu fiziksel doneli bilinçle anlamaya çalışın,tabii ki sağın solun ,zamanın olmadığı evrensel bilgi manzumesinde büyüklük küçüklüğün de aynı şekilde mütalaa masasına yatırılması gerekir,

Görüldüğü gibi o önem vermediğimiz kurgu bilim bilinç yükselişinin gerçekte bilinçte bir tık yükselti sağlayabileceğinin idraki gerekir,

Olmaz olmaz dediklerimizin şimdi vaz geçilmez olduğunu hatırlayıp düşünce ve anlayışımızı hizaya sokmaya başlamalıyız,

Fırsat buldukça devam edecek.






Bu bahsettiğin durumu ben de K'larda da araştırdım. Bilimin çözemediğine çöp dna deyip atması çok şüpheli geliyor bana.
Algıyı değiştirmek için bir de adına çöp dna demişler ki insanlarda bu kısım işe yaramaz algısı olsun.
O çöpte ne hazineler mevcut, açtıkça farklı bir algıya, farklı bir bilince gidiyoruz.


Tgur

#1435
İşte vurgulamaya çalıştığım en önemli öğe buradaki gerçekler,tanrı varlıkla birdir ifadesinin bütün o işleyişteki tarif edilemeyen mükemmeliyeti izah eden bizle beraber olan doğa olayı,

Buluşlarındaki arayışlarındaki harikalığı gördükçe sana bu açılımın konusunda hayranlığımı belirtmekte bir beis görmüyorum,

Bu neden böyle ,arayışta olan ve bütün kurulmuş barikatları yıkmaya karar vermiş bilince yardım eden kim,bir de bu tarafa bakalım,

Ortada müşterek bir arayış macerasına kapılmış bilinçlere eğer palangalarından yani dayatmalarla kurgulanmış ve güya sağlamlaşmış zannedilen kalıplı inanç hadisesi insana artık yüksek benliği ben onunla olmalıyım ve yardımımı artık barizleştireyim der ve ortaya çıkan beraber bir çalışma başlatır,

K.ların bilincini açmaya yönelende DNA açılımları olur şeklinde bilgiler artık ete kemiğe bürünüp kendini göstermeye yönelir yani kapatılmış DNA kendini göstermeye başlar,

Bunu oldukça yakın hisseden çoktur bazıları anlam veremez,işte biz az buçuk belirtmeye çalışıyoruz,

Bu sitenin kitaplığında Eric Pearl isimli yazarın bir doktorun bu açılımların kendinde nasıl olduğunu izlemiş halini anlatan bilgiler var,

Olay gerçekleşmeye başlayınca kapanmış şartlanmış bilinç haykırmaya anlatmaya başlıyor.



Tgur

#1436
O çöp DNA üzerinde çalışanlar da var evvellerde onlardan da çok bahsetmiştim,bir de bu halime kızıyorum ,evvellerde söylemiştim lafına,
Okumamışsa okumamıştır tekrar et,okumayan okusun okuyan varsa da pas geçsin, ne karışıyorsun ve niye sanki yargılar gibi konuşuyorsun,

Görüldüğü gibi bu yoğunluğa takılı kalmış bilincimi de tokatlamaktan erinmiyorum ,hakkediyor çünkü..


https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=308



sybleman

#1437
Çok güzel bir yazı daha, dediğin gibi Tgur abi. Bazen görmüyorum bu yazıları. Arama kısmında biraz sıkıntı var, ara ara forumun başlıklarını da geziyorum, bu kısmı görmemişim.

Tgur

#1438
Bilim ve teknoloji bölümü 4. Sahifesinde ,bazen arama sayfası genel bilgi veriyor onun içinden ayıklamak güç oluyor.

Tgur

#1439
YORUMLAR XCI

S: (L) Yani bir kişi bir cinayet araştırması üzerinde çalıştığında veya onun hakkında düşündüğünde, bu tür bir bilmecenin çözülmesiyle ilgili
olarak düşüncelerini, yeteneklerini, sezgilerini kullandığında... bu bir düzlem kesişimi ile etkileşim mi oluyor?
C: Bu, 5. yoğunluğa, yani eve dönüş için her zaman mevcut olan arzunun yansımalarından birini temsil ediyor.
S: (L) Tamam. Şimdi 64.000 dolarlık soruya geçmek istiyorum. Bu davayla ilgili vardığım sonuç doğru muydu?
C: "Doğruluğun" pek çok biçimi vardır ve pek çok bakış açısına uyan bir pencere sunar.
S: (F) Bu ne anlama geliyor? (L) Bilmiyorum.
C: Öğrenin.
S: (L) Kız onu öldüren kişiyi tanıyor muydu?
C: Derslerinizi hem doğru bir şekilde, hem de acısız bir şekilde alabilmeniz için dikkatli bir yaklaşım önerdiğimizi hatırlıyoruz.
S: (L) Kastettiğiniz şeyi iyice anlamam için bana "dikkatli" bir soruyla ilgili öneride bulunabilir misiniz? O zaman sonraki sorularımı o modele göre biçimlendiririm.
C: Burada mesele bizi bir soruyu senin arzuladığın biçimde cevaplamaya yönlendirmek için sorunun nasıl "biçimlendirilmesi" gerektiği değil,en etkili şekilde nasıl öğrenebileceğin. Her bir yanıtımızdan öğrenilecek yalnızca tek birşey olduğu önyargısını bırak. "Varsayımdan bağımsız bir şekilde soru sorarak ne kadar çok şey öğrenebileceğini tahmin edemezsin."

----------------------------------------------------------------------

Laura bir cinayet hakkında sorularına ve polisin istedikleri faili bulma konusundaki özel görevi hakkında sorular sorup cevaplar almaya koyulmuş ve sonuçta verdiği raporun doğru olup olmadığı hakkında cevap bekliyor, verilen cevap,

"C: "Doğruluğun" pek çok biçimi vardır ve pek çok bakış açısına uyan bir pencere sunar. "

Hemen aklıma "gerçek göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür" ile başlayan dörtlüğüm geldi ve üzerinde ne kadar haklı olduğumu gördüm tabii bunlar kendimi parlatma kısımları ,ancak evrensel konulara yönelen bilincimizin tımar edilmesi için bazen kendimize bonuslar vermek durumundayız zira duygusal ağ bolluğu içinde bu maddesel yaşayışı sürdüren biolojik varlıklarız ve beyin tam kapasite çalışırken duygusalları boş veremiyor,çünkü yakıtını duygusalları ateşleyen aynı hormonlardan alıyor,

Ne cümle..

Daha sonra aklıma yakınlarda bir dostumu yargılayıp sonra çok utanıp sildiğim yazım geldi ,

Soruyu sorarken var sayımlardan kurtulma konusunda, aynı şeyi sanki ağzımdan kaçmış gibi bu dosta önermiştim benim o esnadaki sitenin arama bölümündeki arayış problemlerine karşı yardım etme yolundaydı ama bir başkasının özgür iradesine karışmak gibi hiç istemediğim bir yöne gidildiğinden aşırı şekilde kendimi kınadım,

Büyük bir tesadüfle bugün ne yazayım şelklindeki çalışmamda ki tesadüf diye bir şey yoktur,sanki özel aramış gibi bu bölüm önüme geldi zira feci üzülmüştüm sanki bir teselli gibi,

"S: (L) Kastettiğiniz şeyi iyice anlamam için bana "dikkatli" bir soruyla ilgili öneride bulunabilir misiniz? O zaman sonraki sorularımı o modele göre biçimlendiririm.

C: Burada mesele bizi bir soruyu senin arzuladığın biçimde cevaplamaya yönlendirmek için sorunun nasıl "biçimlendirilmesi" gerektiği değil,en etkili şekilde nasıl öğrenebileceğin. Her bir yanıtımızdan öğrenilecek yalnızca tek birşey olduğu önyargısını bırak. "Varsayımdan bağımsız bir şekilde soru sorarak ne kadar çok şey öğrenebileceğini tahmin edemezsin."

Görüldüğü gibi bu öneri herkesi ilgilendiren bir konu ,daha çok bilgilenme yolunda araştırmalarımızda bize akli yolu gösteren bir husus,arayışımızda bir sonuca kilitli beklentili bir halimiz cevabı buldurur ama o subjektiftir,sizin beklentinize göredir burada 3Y mantığındaki sonuçlara ilgisiz objektif olmanın dersini verir gibi bir öğreti altında olduğumuzu çıkarıyorum,

K.celseleri de sürerken bu konudaki hassasiyete dikkat edin, sorulan soru varsayımlar ihtiva ediyorsa fırsat bulurlarsa spesifiklik hakkında ikaz ediyorlar ama devam eder vazgeçmezlerse soranların bilincine göre bazen subjektif olacak cevaplar veriyorlar,

Bu yönden K. celselerin bu ham transkriptleri üzerinde çalışırken buna dikkat edilmeli derim, yüzde yetmişlik doğruluğun sadece Frank ve Vincent yüzünden değil bu yönden de olabileceğini kanaatimce hesap etmemiz ayıklamamız gerekir ..