Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1440
YORUMLAR XCII

Nedir bu her gün Tgur ,sıktı artık diyenleriniz olabilir ben de aynı fikirdeyim ,şöyle biraz ara verip zihinleri dinlendirmek benim de arzum,

Ama olmuyor her şeyin beraber olup ben de bu beraberlikteyim deyip olan herkesin etrafı aynı gözle gördüğünü sanmak ,bazı dostlara biliyorum stress yaratıyor,

Uyanmanın başlangıcında ben de etraftaki dostlara siz de aynı şeyleri görüyor hissediyorsunuz değil mi diye sorardım,onlar bazıları biraz  teskin eder biraz da yan yan bakarlardı, bilinçler heterojen alemde henüz çünkü,
(Men çi goyem tamburem çi) ben ne düşünüyorum tamburum ne çalıyor gibi,kısaca biz ne alemdeyiz şu dünyada bu adam neler söylüyor gibi,

O kolay kolay olmaz zira ayrılığın şiddetle denendiği ve KH tarafından devamlı kırbaçlanan, döndürülen bir topaç gibiyiz,bunun gereklerine göre donatılnış bir kalıba konup hapsedilmişiz, duygular fizyolojik beden işleyişleri buna göre dizayn edilmiş ve bunun için bu insan yaratım hadisesinde oldukça derin ve incelikli çalışılmış ,kısa dalga döngüsü deneyi için ,

Maharet, bilgilenip yorumlayıp aldanışları fark etmek şu anda topluca sitece bunu yapmaya çalışıyoruz, bir kısmımız eski takıntılarını daha yeni yeni atmaya başlıyor,oysa bunun oluşması için zihnin sorgulamanın biraz çalıştırılması gerek,

Her neyse bu sık sık ortaya dökülmenin bence izahı ,konuya döneyim,zira kuvvetle hissettiğim bütünlük duygusu bazı dostların bunların üzerinde evvelce oluşmuş kilitlerini açabilmesi için bu anlattıklarımın sergilenmesi için gerekli diye sanıyorum veya kendimi aldatıyorum,

--------------------------------------------------------------

S: (Joe) İyi mutasyonları nasıl sağlayabiliriz?
(Pierre) Mutasyonların %99'u rastgele ve zararlı. İnsan vücudunun karmaşık mekanizmasına işleyip geliştirici etki yapanlar %0,1.
(L) Yani şu anda garip bir durumda olduğu için güneşten sakınmaya çalışmamız daha iyi olur?
C: Evet.
S: (Artemis) Bu bazı insanları delirtebilir mi?
C: Evet.
S: (Artemis) Zihinsel bozuklukları artırabilir mi?
C: Evet.
S: (Chu) Hepimiz şemsiye kullanalım.
C: Herşeyin "açılacağını" söylemiştik.
S: (L) Herşeyin açılması derken, genlerin açılması gibi genetik birşeyi de kapsayabilir mi bu?
C: Evet.
S: (L) Yani açılan sadece dünya, volkanlar, depremler değil, insanlar da açılabilir ve genleri tezahür edebilir?
C: Evet.
S: (Artemis) Uçabilmek de var mı menüde?
C: Hayır.
S: (Artemis) Henüz yok mu?! [kahkaha]

----------------------------------------------------------------------

Doğadaki çeşitli sebeplerle değişimlerin DNA da değişiklikler yapması gibi bütünlük duygusunu kımıldatan bir bölüm,

Madem ki maddede ne varsa onunla beraberiz bazı olaylara seyirci kalamayız, bu etkiler DNA mızda organizmamızda etkiler yapar davranışlar değişir ortaya hiç tahmin edemeyeceğimiz kalıplar oluşlar şekillenir ,insan bilinci dahil,

Bütün bu özelliklerle değişimin nasıl etken ve mutlak göz önüne alınması ve olayları bilinçsel olarak değerlendirirken devreye almamızı bir çok şeyin artık eskilerde olmadığını anlayabiliriz,

İşte eskilere takıntıyı terk etmenin kişiyi hür havaya sokan başka bir etmen, eski inanışınızın birçok şekerlemelerle yani saptırma ve aldatmalarla mantıksallaştırmalarla dayatma haline sokan KH nın yumuşak karnını tesbit etmek ,anlamak,

"S: (Artemis) Uçabilmek de var mı menüde?
C: Hayır.
S: (Artemis) Henüz yok mu?! [kahkaha] "

Esasta henüz yok cümlesi gerçeği anlatıyor, genlerin tezahürü demek KH nın kilitleyip işlemez gibi olan DNAnın bu kilitlerden çözülüp asli tanrısal yeteneklerin ortaya çıkması demek ,tekno spiritüel olaylar, yaratımın sınırsız olguları ve kabiliyetlerini kullanabilir olmak,

Rüyalarımız dünyasal illüzyondan çıkıp eterik alem yani anti madde aleminde bu olağanüstü  yaşantıyı ortaya çıkarır bu arada bazı dersler hatırlatmalar ve illüzyondan sıyrılmaya çalışan benliğin uyandığı vakit yorumlayıp ama madde donelerine takılmadan ,sezgisel olarak durumu yenilenen bilinçle değerlendirmesi gerek,

Ara..


sybleman

#1441
Tgur abi, kendi adıma merakla takip ediyorum. Ben de kendim için aynı şeyi düşünüyordum oysa :) Yazıp sildiğim çok oluyor, içimi dökmek istiyorum. Sonra boş boğazlık yapıyor gibi hissediyorum.

Bir şey aktarmak istiyorum sizlere Karalama defterine ekleyeyim, burada kalabalık etmem istemem.

Tgur

#1442
YORUMLAR XCIV

6 Mart 1999
S: Merhaba.
C: Merhaba.
S: Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: znsllsos.
S: Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.
S: Sanırım Chole'nin bu akşam sormak istediği birkaç soru var. (C) Çiftlikte kalırken bir rüya görmüştüm. Rüyadan uyandığımda kulağımda yankılanan bazı kelimeler vardı. Hangi rüyadan bahsettiğimi biliyor musunuz?
C: Şimdiki zamanda ve net bir şekilde konuş.
S: Geçmiş bir rüyam hakkında bir sorum var.
C: Başla canım, tereddüt etme!
S: "Sekenenre" ismi veya varlığı benim hayatım için veya burada toplanmış insanların hayatı için önemli mi?
C: Kesinlikle.
S: Bizi aydınlatmanız mümkün mü?
C: Aydınlanma araştırmalardan doğan keşif yoluyla gerçekleşir.
S: Sekenenre Tapınak Şövalyeleri'nin ardındaki efsanelerle ilişkili mi?
C: Yavaş! Soru sorma biçimiyle ilgili pek çok şeyi unuttun sanırız.
S: (C) Tamam... Sekenenre... (L) Galiba geri dönüp sorularını yeniden düzenlemen lazım...
C: Sonuçlara atlıyorsun. "Çiftlikte" onları nasıl halledeceksin?
S: (L) Sekenenre ile Tapınak Şövalyeleri arasında bir bağlantı olduğunu düşünmek sonuca atlamak mı oluyor? Buradaki kişisel konuya dönelim. Rüya. (C) Ben Sekenenre'nin bir çağdaşı mıydım?
C: Önceki yanıta bak.
S: (L) Sanırım yine sonuçlara atlıyorsun. Yerinde olsam en basit şekilde başlardım. Öncelikle, Sekenenre'nin gerçekten var olup olmadığını bile kesin olarak bilmiyoruz. Bu tamamen dezenformasyon olabilir. Sekenenre diye bedenli bir varlık hiç yaşadı mı veya yaşıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Neden Mısır firavunlarından biri Sekenenre olarak biliniyordu?
C: Tarih kasıtlı olarak biraz çamurlandırıldı.
S: Tamam, Chloe'nin deneyimlediği bu rüya ve bu sesin kaynağı neydi?
C: Şimdi tekrar yola dönüyorsunuz.
S: (C) Tamam... Peki kaynak neydi?
C: Bazen beşinci yoğunluk arkadaşlarımız, korunmasız yanlarımızı bildiklerinde bazı oyunlar oynar.
S: (L) Yani bu kaynak beşinci yoğunluktu ve Chloe'nin yaralanabilir bazı yanları üzerinde oyun oynuyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: Ne gibi açıklardı bunlar?
C: Varsayımcı zihin analizi.
S: (L) Peki Sekenenre kim?
C: Henüz değil.
S: Bu rüyanın ve sesin amacı neydi?
C: Çok katmanlı.
S: (L) Amaçların en basidini söyleyebilir misiniz?
C: Bilmeceler birşeyleri ortaya çıkarıyor.
S: Bilmece neydi?
C: Gerçeği arayış.
S: (C) Tamam, demek Sekenenre diye biri hiç yoktu...
C: Chloe, eğer daha iyi yorumlar öğrenmiş olsaydın tüm engelleri öngörebilirdin. Keşif için incele.
S: (L) Keşif için neyi incelemek?
C: Rüyalar canım, rüyalar!
S: (C) Uyandım ve uyanmadan hemen önce bir sesin "Sekenenre'nin Sevdiği" dediğini duydum. Bunu sana anlattım, çünkü hiç bu kadar berrak bir ses duymamıştım ve Sekenenre diye birşeyi hiç duymamıştım. Sen Masonlar hakkındaki o kitapta Sekenenre'nin başında bir delik olan bir firavun olduğunu buldun. Peki kitapta başında bir delik olduğu ve adının da Sekenenre olduğu söylenen iskelet kimdi?
C: Masonik ritüeller yaşam yoluna rehberlik ediyor.
S: (L) Chloe'nin yaşam yolu mu?
C: Ve diğerlerinin.
S: Yani Chloe bu "kelimeyle" ilgili rüyayı gördü. Ben de onun kim olduğunu buldum ve arada bir bağlantı...
C: İpuçları... Sonuçlar değil.
S: (C) Bu bizim yaşamlarımız arasındaki bir bağlantıyı mı gösteriyor?
C: Belki, ama bu konuyla ilgili olarak bundan fazlası var.
S: (C) Laura, ben, Frank ve Ark da Sekenenre'yle ilişkili mi veya beşinci yoğunluk bununla bir şekilde ilişkili mi? Bu net bir soru değil...
C: Ve kişi tüm varsayımlarından/beklentilerinden vazgeçene kadar net bir şekilde açıklanabilir değil.
S: (C) Tamam, bağlantıyı unutalım; bu aslında önemli değil.
C: Laura'yı bu konuda eğitmiştik ama hamlamış!
S: (L) O kadar hamlamadım, ama bu Chloe'nin rüyası. Eğer bu benim rüyam olsaydı ve bunun hakkında birşeyleri bulmak istiyor olsaydım, öncelikle bu deneyimin gerçekten bir rüyanın bitişinde meydana gelip gelmediğini sorardım?
C: Evet.
S: (L) Tamam. Bu aynı zamanda diğer yoğunluklardan varlıklarla bir etkileşim miydi?
C: Beşinci yoğunluk.
S: (L) Bu varlıklar KH miydi yoksa BH mi?
C: Beşinci yoğunluk değerlendirme ve geri döndürme bölgesidir.
S: (L) Biri hayatını değerlendirip geri dönmenin eşiğinde miydi? Yoksa daha önce enkarne olmuş olan ve şimdi enkarnasyonlar arası değerlendirme bölgesinde bulunan birisi miydi?
C: İkincisi.
S: Yani bu, daha önce enkarne olup ölmüş ve şimdi beşinci yoğunlukta bulunan biri. Chloe'nin tanıdığı biri miydi?
C: Evet. Maternal.
S: (C) Annem miydi?
C: Evet.
S: Sekenenre adı onun...
C: Beşinci yoğunluk bağlantılarınızın mesaj verebilmek için yaratıcı olmaları gerekiyor, çünkü o kadim özgür irade emri bunu gerektiriyor.
S: (L) Diğer bir deyişle, annesi Chloe'nin özgür iradesini ihlal etmeyecek bir şekilde ona bir mesaj aktarmaya çalışıyordu, öyle mi?
C: Sizin için yeterince yakın!
S: (C) Demek annemden ve öbür taraftaki başkalarından mesajlar alıyorum. "Sevdiği" kısmı ne anlama geliyor? Dikkat çekmek için miydi?
C: Belki.
S: (C) Tamam, buradayım, mesajı versinler.
C: Hayır...
S: (L) Mesajı verdi, bir kitaptaki birşeyle ilişkili... Acaba... (C) Benim hayatım onların bana vermeye çalıştığı mesajın bir parçası mı?
C: Pek sayılmaz...
S: (L) Böylesine önemli bir mesaj aktarıldığına göre, Chloe'nin gerçekten belirli bir yaşam yolu olduğunu, belki de o yolu izlemediğini, ve bunun da bir "uyandırma çağrısı" olduğunu düşünebilir miyiz?
C: Karanlıkta atış için fena değil!
S: Demek oradayım. (ç.n.: "doğru yanıta isabet ettirdim" anlamında olmalı)
C: Orada değilsin ama belki "Orlando"dasın.
S: Chloe'nin yaşam yolunu ve Sekenenre'yi bulmak için Orlando'da mı olması gerekiyor?
C: Bunun üzerinde düşün.
S: (C) Önümüzdeki hafta Orlando'ya gitmeyi planlıyorum. Orada bir ipucu mu bulacağım?
C: Mümkün.
S: (C) İşle mi ilgili?
C: Mümkün.
--------------------------------------------------------------------
(L) Oo! Sorayım. Chloe vefat etti. İletişim kurma çabasıyla çevremizde mi acaba?
C: Evet.
S: (L) Söylemek istediği birşey var mı veya bana iletebilir misiniz, ya da... yani...
C: Senin haklı olduğunu, kendisinin ise inatçı bir şekilde hatalı olduğunu söylüyor.
S: (L) Geçişte acı çekti mi?
C: Hayır.
--------------------------------------------------------------------
C: Chloe konuşmak istiyor? 5Y'ye geçişi, istediğinden erken oldu.
S: (L) Tam kendi istediği zamanda öbür tarafa geçtiğini düşünmüştüm. İnsanlar genelde gitmek istedikleri zaman gitmiyorlar mı?
C: Laura, ne kadar inatçı olduğumu biliyorsun.
S: (L) Evet, ve? Ne söylemeye çalışıyorsun?
C: Sırf kıskançlık yüzünden uyarılarını dinlemeyi reddettim.
S: (L) "Kıskançlık" derken neyi kastediyorsun?
C: Her zaman senin "gerçeküstü" bir kişilik olmanla ilgili espriler yaptım. Ama bu esprilerin ardında, cesarete ve güçlü inançlara sahip
olmamamdan kaynaklı kıskançlık vardı.
S: (L) Ben her zaman senin güçlü inançlara sahip olduğunu düşünmüştüm.
C: İnançlarım, görüşlerim sığdı ve cesur değil inatçıydım. Daha iyi bir arkadaş olamadığım için özür dilerim.
S: (L) Bu konuda seni suçlamıyorum, tabi karşımdakinin sen olduğunu varsayarsak.
C: Benim!
S: (L) Söylemek istediğin herhangi başka birşey var mı?
C: Tekrar görüşene dek hoşçakal. Hoşçakalın.
S: (L) Bu garipti. (Joe) Neden?
(L) Yani, tüm söylemek istediği bu muymuş?
(Pierre) Görünüşe göre bu konuda vicdanı rahat değilmiş; doğruyu söyleyip vicdanını rahatlatmak istemiş.
(Joe) 5Y'de bulunduğu varsayılan kişilerle konuştuğun durumlarda, onlara çevrelerinin nasıl olduğunu sormayı düşündün mü hiç? Hiç bunu
yaptın mı?
(L) Tam onu sormayı düşünüyordum ki, Chloe gitmeye karar verdi. Belki de o soruların geldiğini biliyordu! [kahkaha] (Joe) Çok Gizli!

----------------------------------------------------------

S: (L) Sohbet ettiğimiz kişi gerçekten Chloe miydi?
C: Evet.
S: (L) Bu konu onun vicdanında gerçekten o kadar ağır bir yük müydü?
C: Evet.
S: (L) Vicdanını hafifletmek istediği başka herhangi biri varsa, bunun bir yolunu bulacaktır sanırım. Joe, 5Y'den bizimle konuşan kişilere 5Y'nin nasıl olduğunu neden sormuyoruz dedi. Ben de bunu sormayı düşünüyordum.
C: Bunun ayrıntılarını içeren pek çok kitap var.
S: (L) Peki o kitaplar doğru mu?
C: Okuyup karşılaştırarak genel bir çıkarımda bulunabilirsiniz.
S: (L) Tamam.
---------------------------------------------------------------------

Chloe, Laura ve celselerde baş aktör olan ileri bilinç bir birey, celselerde zaman içinde Laura ile bilinç mükemmeliyeti için yaptığı arkadaşlık faaliyetlerinde çok faydalı sonuçlara ulaştırdı/ulaştık, şimdi olduğu gibi,

Sitemize yeni katılan dostlara özellikle K. dili ve genel bilgilendirme usullerinde bir çok zihin açacak özel usulleri ortaya getiriyor,

"C: Aydınlanma araştırmalardan doğan keşif yoluyla gerçekleşir. "

Yani onlarca son derece açık olan bilgileri açmaya kişi düşünsel faaliyeti araştırması ve böylece sonuca ulaşabilmesi için kapalı cevaplar veriyorlar, bunun faydası nedir,

Kişinin kapattığı ve eski KH saptırmaları ile sabitlediği bilincini sorgulamaya açan bir düşünsel yapıya getiriyor, yeni bilgileri şiddetle reddeder kendi eski bilgilerinin takıntısında kalan ve bundan çıkmak istemeyen çok bilinç gördük, görüyoruz,

Ancak insanın zihin hasletleri içinde merak ve aramak da vardır,
Ve ortada çeşitli kehanetsi hatta bazılarında tarih olarak verilen  olaylar bahsedilen zamanlarda olmuyor ,bu, takıntılı bilincin zihninde merak konusunun itmesiyle sarsıntı yaratabilir ,zihindeki sarsıntı deprem gibidir bazen takıntı blokajları yıkılabilir,

Deprem deyince özellikle ülkemizde son zamanlarda çektiğimiz acının belaya bulaşmış bilinçlerin nasıl takıntılarından kurtulabildiklerini gösteren işaretlerle dolu, her ne kadar yaşadığımız aynı ortamda felaketin etkisinde bizler de kavruluyorsak da  daha gerçek bilinçsel açılımlar görebileceğimizi anlıyoruz,

Zira insanları felakete sürükleyen hususun rant hırsı ve gevşek maddi idari sorumsuzlukların olduğu ayan beyan ortaya çıkıyor,
İmar affı, yardımların bir kısım insana para ve mevki sağlayacak kirli yollarda harcanması ve bunu gayet tabii karşılyan bir kısım pişkin idareci takımı,

Bu durum o çok masum yaşayan halk zihninin kendi benliğine yine kendince koymuş olduğu parangaları çözer ve gerçek bilgi ışıkları akmaya başlar, zihince gelinen bu  özel ve asil hal özgür iradenin evrensel olan  geniş bilgi alanında aranan beklenen bir husustur,

Kısaca şu şöyle olacak bu olayın tarihi budur safsatalarının değişken çekim dalgaları dediğimiz ve üzerinde çok konuştuğumuz olayın var oluş etmenlerine etkisi iledir,

Olmak veya olmamak,

Eğer olmak seçilmiş sergileniyorsa  ve bizler de içindeysek beklenmeyen veya sabit olamayan olaylar olgular ortaya saçılacaktır ve o da bilgi alanı dediğimiz evrensel morfik alanın /mozaiğin unsurlarıdır,

Bu nedenle yani dostların bekledikleri oluşlardaki detayların niye hepsi açık seçik verilmiyor diye serzenişleri kişinin arayış macerasındaki kendi zihinsel yolunun açılmasına terstir,

Kimseyi suçlamak gibi hadsizliğe düşmem ben de hala bazen bu eski düşünsel 3Y mantığına kapılıyorum, zaman ve mekan usullerine şartlandırıldık çünkü, onu oynamakla meşgulüz,

Son alıntıda görülüyor ki Chloe denen dost yoğunluk değiştirmiş ve 5Y den bazı düzeltmeler yapabilmek için sesleniyor,

Diğer yandan 5Y hakkında detayı belirten kitapların olduğu söyleniyor haklılar bizim kitaplığımızda da mevcut ve ben de o konuya çok dokundum.

"S: (L) Vicdanını hafifletmek istediği başka herhangi biri varsa, bunun bir yolunu bulacaktır sanırım. Joe, 5Y'den bizimle konuşan kişilere 5Y'nin nasıl olduğunu neden sormuyoruz dedi. Ben de bunu sormayı düşünüyordum.
C: Bunun ayrıntılarını içeren pek çok kitap var."

Ara..


Tgur

#1443
Eskiler birikti zaman enerjisini kaçıracak gibi hissettiğimden ara ara vareceğim,

YORUMLAR XLI

S: (P) Hayır. Ama bu gece burada birşeyi kaçırdığımı hissediyorum. Söylemem veya sormam gereken ama sormadığım birşey varmış gibi hissediyorum. (Ark) Her zaman birşeyleri kaçırırız! (P) Eve gittikten sonra, birşeye dikkat etmediğim için veya başka bir nedenle "bunu berbat ettim" diye düşüneceğimi hissediyorum. Odada çok fazla karışıklık var ve Odaklanamıyorum... (F) Markete gittiğin zaman mutlaka birşeyi almayı unutursun (P) Evet. Ama markete gidip birşey almayı unutmak çok önemli değil. (I) Her zaman tekrar buluşabiliriz...
C: Bu şekilde hissetmen normal, ama en az beklediğin bir anda tüm parçalar birden bir araya gelirse şaşırma.
S: (P) Yani haklıydım. Önemli olan fiziksel olarak burada bulunuyor olmam. (L) Belki de bu bir tür subliminal (bilinçaltı) anahtarı gibi birşeydir?
C: Anahtarlığına bir anahtar eklendi!
S: (L) Yani burada, tam olarak anlamadığımız seviyelerde bir çeşit etkileşim var. (LC) Süpernova hakkındaki soruya dönmek istiyorum. Başka bir süpernova olup olmayacağı sorusunun daha ilginç olduğunu söylediler.
C: Bekleyin ve görün.
S: (I) Evet, bilmem gerekeni bilmek için gidecek uzun bir yolum ve yapacak çok işim var...
C: Hepimizin gidecek çok uzun bir yolu var ama oraya varmak eğlencenin yarısı. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler.

----------------------------------------------------------------------
https://www.youtube.com/watch?v=pnv79vuL_GY

"Ömür biter yol bitmez" çocukluğumda otobüs yolculuklarında gözüm şöför mahalli üzerindeki bu söze takılır ,manası üzerinde düşünceler üretirdim,

Ancak bu ama bilgenin gördüklerini görüp anlayabilmek yani gerçeğin bu yönünü idrak için onca sene geçirdim geçiriyoruz,ve K. ların en son söylediklerine saplanıp kalıyoruz,

"Menzile varmak eğlencenin yarısı"

Ne oluyor, edebi bir hava içinde düşüncelere mi dalmalıyız, benim için hava hoş, edebiyatı severim her fırsatta o dala sık sık girerim,

Ama burada K.lar da işin içine girdiğinde başka platforma, bilgiyi açma moduna geçmeliyiz,

K.lar bizler de sizin gibi öğreniyoruz demekteler sık sık, doğrudur 7Y i anlatıyorlar anlamaya çalıştırıyorlar ama o menzile henüz geçmediler, verdikleri bilgi 6Y kabındaki kadar,7Y, olan ve olmayanın bulunduğu yoğunluk,

Bu noktada işgüzarlık yapıp bu son bilinmeyen için yorumlar yapacak halim yok ,ancak "eğlencenin yarısı" ifadesi bazı kapılardan ışığın sızmasını sağlıyor ,yani bilinmeyen ulaşılabilmenin oldukça zor olduğu o alan birşeylerin bitmeyeceğini en azından öğreti ve bilgi alanına daha çok şeyler düşeceğinin müjdesini veriyor ,bu kadar..

Buraya yine 7Y ile ilgili yorum bölümümü alacak yine bir pencere açacaktım baktım ki yahut zorla buldum ki onu 50. sahifede zaten vermişim o sahife biraz değişik ,ayrılanlar falan olnuş ve iştiyakla davet isteklerimiz, zaman bulursanız girin bakın ,
----------------------------------------------------------------------

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=39#28310

"C: Sabır, anlatıyoruz ama kavrayabilmeniz için yavaş olmamız gerekiyor.
S: (T) Araştırma grubundan üç kişi psikiyatrik yardıma muhtaç hale mi geldi?
C: Buldukları şey, tanıma uyan beş uçaktı ve okyanusun dibinde mükemmel geometrik bir şekilde "dizilmişlerdi" ama seri numaraları uyuşmuyordu.
S: (L) Uçakların geometrik dizilimi önemli mi?
C: Şimdi, ilk gizem: beş Avenger uçağının kaybolmasına dair başka bir olay yoktu. İkincisi: Uçakların iki tanesinde, üzerinde numaraların bulunması gereken panellerde "hiyeroglifler" vardı ve paneller tuhaf bir ışık yayıyordu. Üçüncüsü: Uçaklardan birini yukarı çıkarmaya çalışırken, halata bağlı olan bu uçak gözden kayboldu, sonra tekrar göründü, sonra tekrar kayboldu ve sonra tekrar göründü ve sonunda halattan kurtularak tekrar dibe düştü. Dördüncüsü: Keşif dalgıçlarından üçü, dipteki uçaklardan birinin içinde geçici olarak 2. Dünya Savaşı'ndan canlı insan görüntüleri gördüler ve bunu kamerayla kaydettiler. Son olarak: O zamandan beri uçaklardan üçü kayboldu. Tabii ki tüm bunlar bir sır olarak saklanıyor!
S: (S) Acaba o uçaklar nereden geldi? (L) Evet!
C: Paralel gerçeklik. Gördüğünüz gibi, birşey başka bir gerçekliğe geçtiği zaman, "düşünce düzlemi" diyebileceğimiz bir duruma girmektedir ve o gerçeklik yanlış algılandığı sürece pencere açık kalmakta ve her tür olasılıkla ilgili algılar geçici olarak somut gerçeğe dönüşmektedir; çünkü düşünce düzlemi maddesi her zaman akışkandır.
S: (L) Yani gördükleri şey, paralel bir gerçeklikten bir pencere aracılığıyla bizim gerçekliğimize giren bir "Flight 19" muydu?
C: Yakın.
S: (L) Bu, bizim "Flight 19"u kaybetmemizle ilişkili miydi? Gerçeklikler arasında bir değişdokuş mu oldu?
C:  Gerçekliği  etkileyen  şey  düşünce  kalıplarıdır.  O  pencere  açıldığında,  geçici  olmakla  birlikte  tüm  düşünceler  fiziksel  gerçeklik  haline gelebilir.
S: (L) Yani orada o dalgıçların ve araştırmacıların düşünceleri fiziksel gerçeğe mi dönüştü?
C: Ve diğer herkesin.
S: (T) Araştırmadaki herkesin mi?
C: Gezegendeki herkesin.
S: (T) Araştırmacıların o uçakları bulacağına inanmayanların düşünceleri bile mi?
C: Evet. Araştırmacılar bulmayı umdukları şeyi buldular, ama herkes haberi duyduğunda, ortaya çıkan hakim düşünce kalıbına göre başka şeyler meydana gelmeye başladı.
S: (L) Yani biri bulunan şeyin Flight 19 olduğuna inandığında göründü ve biri inanmadığında da kayboldu, öyle mi?
C: Evet."
----------------------------------------------------------------------
Konumuz anlaşıldığı gibi ve son celsede (17.07.2022)K.ların tembellikten dem vurup Lauranın açılımlarıyla bu işte FRT için ağ çalışması yapılması önerileri üzerine ,

Baştan evvelce bu konu üzerine yaptığım çalışma penceresini açtım dileyen okumuştur, o yorum silsilesinde Flight 19 dan bahsetmediğimi gördüm ,oysa ağ çalışması ve toplum zihinsel birleşmesinde önemli bir yeri var ,

Basitçe ağ çalışması nedir ve ne anlatmak isteniyor,
İlgilendiğimiz konularda FRT olarak uzun uzun üzerinde durduğumuz rezonanası sağlamak, kişi bilgilenmek için okur okur ve bahsettiğimiz şekilde düşünce mekanizmasını çalıştırarak o okuduklarını adeta yoğurur, bu yeterli midir ,hayır,

Yoğurma konusu sonunda bir inanç sistemi imar etmelidir edemiyorsa daha çok okuması ve düşüncesini devreye koyması gerekir ,inanç kalıpları çok muhkemdir ve asırlardır KH nın işlediği özellikte mantıksal ve dünya illüzyon gerçeklerine göre adeta perçinlenmiştir,
KH nın ana maksadı budur ,taptığı bu illüzyon dünyasından çıkamayan varlıklarla yaşamı sürdürmek,hükümranlık biterse yok olmaya mahkümdür öyle de olacaktır,

Esasta inanç sisteminin değişken çekim dalgaları ve ortama saçılan zarlar da denilen bilgi aşamaları sağlayan sonsuz boyutlar altında olduğunu kabul etmeliyiz, bu neden gerekli, o sağlam denen kalıpların mutlaka inanç temelleri bu yönde devamlı aşınmaktadır da ondan,

"O işler teknolojinin gelişimi ,başka nasıl olacaktı uyuyoruz adapte oluyoruz işte" başka nasıl cevap verecekti bağnaz, bunu sonuçta monoteizme bağlayan bir mantıkla da halen idare etmekteler,

Diş fırçası ve macununun en mütekamili icat edilip sunuluyorsa ben peygamberin sünnetindeyim ağzıma odun(misvak)dan fazla bir şey sokmam, sonra yemek yemeyi ellerimi kullanarak çatal kaşık da neymiş ben sünneti yerine getiriyorum söyleyip bu aletleri kullanan kişileri kafir ve katli vacip ilan etmek,

Cep telefonunda her nevi finans ve diğer banka bürokrasi işlemlerini yapıp ,hırsızladığı paralarla uyguladığı ben umredeyim hacdayım bakın cep telefonumdan gösteriyorum diyenler,

Sonra teknolojinin getirdiği yeniliklere göre devlet idaresinde ve işleyen bürokraside yeni yeni anayasa ve kanun çıkarma mecburiyetleri neden, o bağnaz inanç ve şeriat kanunlarına göre idare edin ülkeyi bakalım ve buna uymayanları toptan itlaf edin ,

Sonuçta anlatmak istediğim zaman ve gelişen yaşam illüzyonunda var olan her şeyin değişimde olduğunu kabul etmek ve saplanılan radikalizmden sıyrılma becerisini ve anlayışını devreye sokmak,

Üstatların sözlerine dikkat et onlar bilge genidir
Ama bastıkları yerden gitme zaman eski değildir
Zoru seç koru tut gerekirse
Yansa bile ellerin gelen yeni deridir

Bu inanca gelebilen yahut inancını bu gerçeklerle olabilirlik ucu açık mantığında koyan bir toplum yukarıda sayfalarla anlattığımız ve Flight 19 hadisesinde de bütün dünyaca görülebilen bir FRT özelliğini devreye alır,bahsi geçen "ağ çalışması yapın"uygulamasında birimizin atladığını bir diğeri kolayca yakalar ve idrak ve düşünce mekanizmasında genişlik sağlar,Qui dostun da belirttiği gibi,

"C: Fikirleri paylaşın, başkalarına deneyimlerini ve görüşlerini sorun. (7 Ocak 1996)

Ve ayrıca bana göre tüm bunları yaparken atlanılmaması gereken önemli bir noktaya da şu sözlerinde dikkat çekmişler;
C: Kimse kararların verilmesi konusunda baskın davranmamalı. Tüm fikir ve girdilere açık olun. (6 Kasım 1994)"

Belirli bilgi zenginliği ile farkındalığa ulaşan toplum buna göre yaşamını sürdürür ve gerçekleri idrak etmek için mutlaka acı çekmesi gerekmez,

Bilgisizce ortaya çıkardığı çevresel dünya doğal felaketlerini önlemek veya gelmekte olan kozmik acı unsurlarını geliştirdiği algı mekanizması ile alt edebilmek..

----------------------------------------------------------------------

S: E  , sizin ve diğer bazı kaynakların tanımladığı şekliyle, Kertişler ve onların insan destekçileri tarafından yapılan programları çözmek için ne yapabileceğiyle ilgili bir soru soruyor.
C: Programın çözülmesi için, kişinin önce programlamanın farkında olması gerekir.
S: Programlamanın nasıl farkında olunur?
C: Bilgi. Bilgi ne yapar?
S: Yani anahtar sadece bunları bilmek, öyle mi?
C: Bir kez bilginiz olduğunda, perdeyi kaldırmışsınızdır! Bilgi nasıl elde edilir?
S: Bilmiyorum... Nasıl?
C: En samimi aşinalar etkili bir şekilde telgraf çektiği zaman.
S: Telgraf derken, bir tür elektronik sinyal olarak mı, yoksa sadece bilgi paylaşımı anlamında mı?
C: İkincisi.
S: Spesifik olarak ne tür bilgi?
C: Tetikleyiciler.
S: Bu birşeyi mi tetikleyecek?
C: Programlamada kullanılan anahtar kelimeler.
S: Oo, tetikleyici kelimeleri öğrenmek programın bilgisini sağlayacak, böylece kişi onu durdurabilecek, öyle mi?
C: Yakın.
S: Programlamayla ilgili çalışması olan bu kadınla temasa geçip kitabını alsam iyi olur. Bu bende ne tür programlar olduğunu öğrenmeme yardımcı olur mu?
C: Oraya doğru götürebilir. Bu konuya en aşina olanlarla iletişim kur.
S: Şimdiye kadar programlar konusuna en aşina olan ve bunlar hakkında bilgi verebilen sizsiniz.
C: Belki en iyisiyiz, ama tek değiliz.
S: (A) Kaçırılması sırasında Laura üzerinde ne tür programlama yöntemlerinin kullanılmış olabileceğini öğrenmek istiyorum... o uzun, "kayıp" hafta sırasında...
C: Gestapo tekniklerini araştırın, ki sonradan CIA oldular.
S: Yani Alman programlama tekniklerine bakmamız gerekiyor...
C: Ve Waffen SS.

----------------------------------------------------------------------

İnsan üstüne yapılan programlama neden ilgimi çekti ,ülkemizde bu programları uygulamayı belki bilmeden yapan unsurlar olduğunu hissetmekle beraber rahat ve alabildiğine özgür yaşamı sürdürmenin mümkün olmadığı bazı haller ve yaşayışlar altında olduğumuz izlenimi alıyorum ,

Belki hep böyleydi bizler son zamanlarda ekonomik ve hürriyet sıkıntıları yüzünden fazlalaşan  baskı ve bu yaşam şekline inanmış kitlenin üzerimizdeki hareketlerini hissetmekteyiz,

Bu işin uygulayanları olarak  kertişlerin organı olan aramızda yaşayan tipler yanında ,yanlışlık veya  menfaat sağlayanlar veya bulunduğu konumu terk edip rahatını bozmak istemeyenler yönünden desteklendiğini de görüyoruz,

Gestapo tekniklerini araştırmak, evet bu mümkün olabilir ,KH yönünde dahi olsa bu işi başarıyla(!) yürüten bir millete şahit olduk ve onların kalıntıları CİA olarak celsede de belirtildiği gibi dünyada halen endike olan ve etkilerini hemen hemen bütün ülkelerde gösteren ve dokunulmaz üzerinde hüküm yürütülmez bir unsur olarak insanlar arasında öbek öbek ve Mossad ,Kgb, derin devlet ilh.. gibi adlarla anılan  milletler bünyesinde yer almış kemikleşmişlerdir,

Adeta onlar olmadan başarılı bir idare olamaz mantığı ile işin içine uyuşturucu baronları ,kara para aktarmada teşkilatlanmış devlet idari ve bürokratik elemanları girerek KH nın adeta insanlarca kabul edilen bir unsuru olarak benimsetilmeye çalışılmaktadır,

Hep beraber bu çirkin denilen olayları izliyoruz ve bireysel tek bir silah olarak demokrasinin parçalanmadığı ortamda elimizdeki oyu sıkı sıkı tutuyor ve ümidimizi kaybetmiyoruz,

Başka ne yapabiliriz ,bilgileniriz,

Bu maksatla celsede de geçen Gestapo Teknikleri hakkında şu alıntıyı sunuyorum ,yazılmış bir kitaptan özet gibi,
Bu yüzden bir dünya harbi çıktı ve milyonlarca insan katledildi, ve hala bilgiden kaçanların yoğun olduğu ortamda savaşmanın  duracağı yok..

"Son yıllarda yeni Gestapo araştırmaları, Gestapo'nun "polislik pratiğindeki" başarısının ardında büyük ölçüde halkın polis takibatını ihbarlarla desteklemeye hazır oluşunun yattığını, hatta aslında o takibatı ihbarlarıyla mümkün kıldığını ortaya koydu. Bu bulgu, medyayı da saran büyük birilgi uyandırdı. Yaygın ihbarcılık ağı Nazi devletinin kurbanlarının yaşadığı binlerce felakette rol oynamış olsa da,esas belirleyici olan örgütlü birimlerle devlet ve parti kurumlarının aktif katılımıdır. Basit SS elemanından mahalle sorumlusuna, koruma polisinden jandarma memuruna,idari sekreterlere ve postacılara kadar herkes, Nazi Almanya'sının çok uzun süre önce damgaladığı azınlıkların takibatında derhal ve mütemadiyen sağladıkları gayretkeş yardımlarla Gestapo'nun bir parçasıydılar. Kendisini utanç verici biçimde Güvenlik Polisi ve SD'nin ideolojik lideri olarak ön plana çıkaran Werner Best'in çok bilinen bir sözüne bakılırsa, Gestapo "Alman milli bedeninin hekimi" olmalıdır. O, bu bedenin hastalıklarını giderme icazet ve mükellefiyetini taşır – ve çok yakında nasyonal sosyalist rejimin siyasi ve bilhassa ırksal "düşmanlarınca" böyle görülecektir. Hekim asistansız, ameliyat hastanesiz olmaz: Gestapo'nun nasıl etkili olduğunu anlamak isteyen biri, bunu 4 Ernst Fraenkel, Der Doppelstaat, Hamburg 2001 (EA 1941), s. 83.kendisini "hekim" ilan edenin altyapısını hesaba katmaksızın başaramaz. İşgal altındaki Avrupa'daki kitle katliamının bu sözde çekirdek grubunun çevresine daha geniş bir bakış açısıyla yaklaşmak artık kaçınılmaz addediliyor. Soykırıma dahil olan gruplar çok çeşitli ve çok sayıda, bu suça dahil olan kurumlar birbirleriyle yakın bağlantı içindeydiler. Bu yığışmada Gestapo'yu kendi başına bir kurum olarak ayırmak zordur. Almanya sınırları içerisinde de aslında sadece bir ağ olarak işlev gördüğüne, ileride daha fazla dikkat çekilecektir. 1945'ten sonra Gestapo hızla bir projeksiyon yüzeyine dönüşür: Nasyonal sosyalizmin tüm zalimce eylemleri tercihe göre Gestapo'ya ve/veya SS'e yüklenmiştir. Böylelikle takibat ve yok etme ağının gerçek kapsamı görünmez hale gelmiştir. Bu sayede uzun süre ne ordu, ne de "normal" polis cezai yaptırımların odak noktasında yer almış, bu da milyonlarca eski asker, polis, kamu çalışanı ve "basit" nasyonal sosyalistin genç Batı Alman demokrasisine veya Doğu Almanya'da kurulan sosyalist devlete uyumlarını kolaylaştırmıştır. Tarih araştırmaları da bu fon müziğine uyar ve Gestapo'yu her şeye kadir bir gizli polis teşkilatı olarak görürler. Bu bakış açısı ancak 1990'larda değişmiştir. Bu defa da Gestapo'nun imajı bazen neredeyse zayıf bir siyasi polise dönüşür. Bu noktada, bize göre, zorunlu düzeltmede abartıya kaçılmıştır: Gestapo hiçbir zaman her şeyi bilen ve her şeye kadir olmamıştır, ama yine de etkili bir terör aracıdır ve diğer suçlarının yanında milyonlarca cinayet işlemiştir."

Ara..



Tgur

#1444
YORUMLAR XCVII

C: Bir soluma tekniğinin kişiyi psikopatiden koruyabileceği ilüzyonunda kaybolmayın! Bunu ancak bilgi sağlayabilir ve bazen bir karar vermek için gerekli verileri toplamak uzun sürer.
S: (L) Bu çok güçlü bir yanıttı.

----------------------------------------------------------------------

Soluma egsersizleri hakkında güçlü bir celse bölümünden bir cımbızlama,

Ritüeller hakkında o çok konuştuğumuz hatırlanırsa  ritüeli ilahlaştırmama konusunu pekiştiren bir izah olarak üzerinde durmalı,

Bu hala  put veya tanrı imajı verilen uzay dışılara daha doğrusu gücün kendimizde olduğunu unutturan her nevi ayrılık fenomenine adapte edilebilinir,

Bilgiyle farkındalığa erişmek kişinin bütün gücün kendisinde olduğunun  bir ispatıdır,

Bilgi aranarak bulunan ve üzerinde durulan bir husus, o bilginin objektif olarak düşünsel güçle yoğurularak inanç haline getirilmesi gücün başka yerlerde değil sizin çabanızla fark edilecek oranda sizde oluşmuş olduğunu göstermekte,

Ayrılığı işleyen KH devamlı sizi kendi gücünüzden ayıran ve DNA uygulaması ile eksiltilmiş insansal kabilyetin gösterilmeye çalışılan monoteist güçten çok yetersiz ve kabiliyetsiz olduğunu sanan ve inanan indirgenmiş bir varlık olduğunuzu devamlı başa kakan uygulamalarla bunu sağlamıştır,sorgulamaktan kaçan insanın da bu işine gelmiş takılmış kalmıştır,

Oysa sorgulayan ve objektifi yakalamaya çalışan kişi KH tarafından çeşitli mantıksallıklarla önünüze sürülen bilginin önünü arkasını inceleyip dünyada illüzyonik oluşmuş kısır donelere kapılıp bilinç takıntısına girmezse gerçeği yakalar,

İşte bütün bunlar kendi gücümüzle kazanılmış gerçeklerdir,

Zira yaşamamızı etkileyen donelerin değişken çekim delgaları yoluyla devamlı değiştiğine geliştiğine ve saplantığımız bilgi bağnazlığın dışında olduğuna ayan beyan şahit oluyoruz,yaşamımıza bu yenilikleri adapte ediyoruz ve daha sonraları şimdilerde tekno -spiritüel kabiliyetler  dediğimiz olaylarla buluşacağımızı da bekliyoruz,

Mesela Metaverse, rüyalarımızda oluşan yaşantılar olarak bildiğimiz şeyleri suni olarak göstermekte.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A____) Ben Chaco Kanyonu'nu soracaktım. Oradaki yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A____) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir "konferans merkezi" gibi.
S: (A____) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve "yolculuk".
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A  l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A____) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A____) Bu insanlar nereden geliyordu?
C: Atlantis kalıntıları. ...
S: (A  l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) "Kozmik çevre" dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A  l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A l) Ben? (J) A  l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: (A  l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A___ l) Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A  ) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A  ) Tamam, bilgin  (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A____) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A____) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A____) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A____) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A___l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A ) Adam bir haftada bir dil
öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A____) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz.
S: (DD) Fransızcamı beş yıldır ilerletmeye çalışıyorum! (gülüşme) (A l) Bu çekim değişikliği ne zaman olacak? (L) Transkriptleri oku. (A  ) Önümüzdeki beş yıl içinde.

-------------------------------------------------------------

İlk bölümde bahsettiğim tekno-spiritüel güçlerle buluşmayı belirten, destekleyen bölüm,

Evvela zamanımızda bu tip olağanüstü davranış ve kabiliyetleri gösterenlerin de olduğunu hatırlayalım ,sai baba v.ilh. gibi kişiler hatta ben bile bir Denizlili gencin yaptıklarını gördüm, kodlanan genlerin bir sebeple açılması,

"S: (A____) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor."
Ancak güneş sistemindeki yolculuklar yoluyla evvelce de açılmış olan ve çekime etki eden (yer çekimi değil)faktörlerin yaklaşmakta olduğu bizlerin bu konumlara geleceğini müjdeliyor,

"C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A l) Ben? (J) A  l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan. "

Hazırsanız,

Avatar gibi film falan izleyip şu senarist ve rejisörün yaptıklarına bakın ne kadar hayal güçleri geniş deyip kendi acizliğinizle mukayese eden takılmışlardansanız  hazır değilsiniz ama  bildirilen ve yorumlanan bilgilerin bir zamanlar gerçek olduğunu ve insan yaşayışında bir devirde uygulandığını kabul eden farkındalık yapısına gelmişseniz hazırsınız,

Bekleyin ,göreceksiniz..

O dizi filimdeki akrep için ,"yahu bu akrebi nasıl eğitmişler öyle" der mahmur ve gelişmemiş halinizle kalırsınız, eski Türk yerli filimlerindeki kötü adamlarla yolda karşılaşınca dövmeye kalkanları da biliyoruz,

https://tr.aliexpress.com/w/wholesale-uzaktan-kumandal%C4%B1-akrep.html

Verdiğim örnekler çok basit gelebilir ama bu bilinç sahipleri ile beraber olduğumuzu unutmayınız ,olay insan bilinç gelişimindeki oluşan entropi,kaos,

-------------------------------------------------------------------
S: (A  l) Yani onunla konuşmamız, ve... (Allen) Onun bizimle korkusuz bir şekilde iletişim kurması gerekiyor. (A____) { "THC kanser tedavisi" hakkında son zamanlarda yayınlanan bir makaleye referansta bulunarak} Marihuana kullanmanın ona faydası olur mu?
C: Çok değil. Tedavi uygulaması daha spesifik. Acıyı hissetmesi, kabul etmesi ve bırakması gerekiyor. Depolamaması gerekiyor.

----------------------------------------------------------------------

İşte çözülmesi açılması gereken bir öneri, acı hissedilir tamam, kabul edip depolomamak ile ne anlatılıyor,

Acının bu dünya illüzyon bedeninde ne olduğunu evvela bilmek gerek,tıbben, acı bedendeki bir enerji tıkanıklığının işaretidir ve çoğunlukla kanserin ileri kademelerinde büyümüş olan tümörün etraftaki sinirlere baskı yapması ile oluşur,kanseri geç teşhis etme konusunda sabıkalıdır ama tedaviye başlanması için de işarettir,

Tedavi başlar ve acının giderilmesi için de tedbirler alınır,acıyı kabul eden davranış bu safahati bilmekte yatar depolanmama konusu ise spiritüel anlayış gerektirir ,yani organizmanın bu madde hayatında mutlaka sonlanan bir döngü içerisinde olduğunun bilgisi ve ölümden sonra gidilecek yer hakkında bilgi ve inanç,

Bunu böyle tarif ederken ürperiyorum ,anlatıyoruz biliyoruz inanıyoruz ama o kademelere gelince her halde takviye için hipnotik uyuşturucular kullanmanın da faydası olur sanırım,

Kendime bakıyorum ,yoğun bakımda oksijen hortumları ve serumlar bağlı iken bilincim çok rahattı, korku falan yok uykusuz geçen zamanlar bana dokunmuyordu zira uyumak oksijeni yoğun almaya mani imiş devamlı dürtüp uyandırıyorlardı,ilgillere sormayı unutum her halde bir müsekkin vermişlerdi,

Yine kendime hayret ediyorum sipiritik öğretiyi etrafa bulaştırma konusu o anlarda dahi benden kaybolmamıştı ilgilerden kağıt kalem istedim zorla olsa da şu cümleyi yazdım, doktora hemşireye okumaları için gösteriyordum,

"Oluşan her şeyin bir sebebi vardır"

Ara..


sybleman

#1445
Tgur abi selamlar. Ritüeller konusunda haklısın. Ama sanırım bir süre sonra ritüel gerekli hale geliyor. Aslında ne yaptığının bir önemi yok. Ama aynı şeyi tekrar etme vücuda o anki enerjiyi hatırlatıyor, yapmak istediğin şeye doğru girdiğini hatırlatıyor. Bir nevi hazırlık aşaması gibi.

Yetenekler konusu çok ilginç, güneşin seyehati sebebiyle demişler. Bunu  düşünmek beni her zaman şok etmiştir, bildiğim halde. Güneş sabit dünya onun etrafında dönüyor gibi düşünen zihinler için daha da büyük şok. Güneşin seyehati, galaksinin seyahati ve belki de bulunduğumuz evrenin... Ne muazzam bir varoluş.

Tgur

#1446
Ben de selamlarımı sunarım Sybleman bir ara yoktun hatta Sybleman a ne oldu diye soracaktım sen düşünceleri almışsın,

Saf ve samimimi ritüelde bir beis yok yeter ki onu yaptım diye bazı şeylerin gerçekleşmesini beklemek ve onu hitap ettiğin güçten bunu istemek ,
K.lar o ritüel davranışı KH a yarar demekteler, neden ayrılığı devreye alan bir olay ,dua eden sen ve istediğin senden ayrı bir güç,

Oysa "Ruhun duası" ritüelini ben de her zaman yaparım zira istediğim şeyler kendime dönük yani eğer açılmakta ise oluşacak bendeki güç,

"Evrensel Akıl" "Var oluşun Kutsal Farkındalığı"
ve hemen bedenime sıcaklar basar demek ki doğru yoldaymışım derim,

Bu yorumumda yine onu belirtmeye çalıştım ,

Güneşin yolculuğuna gelince,bana ters gelmedi zira biz lisede Astronomi ve Jeoloji de okuduk ,biraz öyle böyle üzerinde dururduk,hocamın ismini hiç unutmam ,imtihan yapacağı vakit soruları sorar ve sonra sütünüze bıraktım der Kulelinin meşhur bir  berberi vardı ona giderdi ve birimiz kalkıp "bizim sütümüz pastorize" der kopya çekerdik,

İşte o derslerden tek aklımda kalıp unutmadığım,
"Güneş ve bağlı olduğu gezegenler Vega Burcunun Apex noktasına doğru helezoni olarak saatte şu kadar hızla seyahat etmektedir" .


sybleman

#1447
Eski eğitim kalmadı Tgur abi. Değil lise, şimdi üniversite mezunları bile bilmiyor bu dediğini. Annem anlatır, biz ilkokulda geometri görürdük diye. Gittikçe geriye gitmişiz, belli kalıpları veriyorlar sadece. Eğer merak edip araştırmasak, formülleri ezberleyip üniversiteyi bitirip geçiyorsun çalışmaya. Düşenen akla yer yok, ezberci zihniyete alkış var.

Buralardayım, okuyorum yazdıklarınızı. Şahit olma derler ya, öyle işte. Öyle kendimi izliyorum, başkalarını izliyorum, başkalarını geziyorum.

Tgur

#1448
Eskiler birikti basınç yaratıyor bu nedenle,

YORUMLAR XLII

C: Frank köstebek.
S: (A) Eğer Frank köstebekse neden ayrıldı?
C: KH kendi sularına kanca atmak için kendi zamanına bakıyor. Yakında kendini yanıtlayacak.
S: (L) Bu M  denen şahıs başka sorunlar yaratacak mı?
C: Belki.
S: (L) Bizim bildiğimiz, Frank'in bilmediği şey nedir?
C: Bir prototipin nasıl yapılacağı.
S: (L) Neyin prototipi?
C: Demolekülerizatör.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Savaşlardan bahsetmişken: Frank'in aklında gerçekten ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Ne gibi amaçları var? (V) Tüm bunlardan ne fayda sağlıyor?
C: O 4 KH'nin bir aracı. O seçti.
S: (V) O mu seçti? Bu birinin bir dükkana gidip beyaz ekmek yerine çavdar ekmeği seçmesi gibi birşey mi?
C: Uyandıkça hatırladığı bir planla geldi bu enkarnasyona.
S: (L) Önceden yapılmış bir seçim miydi? (B) Seçim farklı bir seviyede yapılmıştı ve şimdi seçim kendini ifade ediyor, öyle mi? (V) Bu karmik mi?
C: Seçim. Bazıları ışığı sever, bazıları karanlığı sever.
S: (L) Ne zaman uyandı ve bunun farkına vardı? Başından beri bize yalan söyleyip kandırıyor muydu?
C: Yarı farkındaydı. Pek çokları gibi kafası karıştı.
S: (L) Ne şekilde kafası karıştı?
C: Dünyanızın sembollerini tam olarak anlamadı.
S: (L) Bizden farklı olduğunu ve bizimle aynı yolda asla olamayacağını kesin olarak ne zaman anladı?
C: 1998'in sonu veya 1999'un başında uyanmıştı.
S: (V) Ark'ın gelişi bu uyanışı hızlandırdı mı?
C: Kısmen.
S: (V) Hazır onun neler düşündüğüyle ilgili konuşurken, herhangi bir pişmanlığı olup olmadığını merak ediyorum. Olanlar konusunda pişman mı?
C: Sadece istediğini elde edemediği için pişmanlık duyabiliyor.
S: (V) Pekala, o 4. yoğunluk KH'nin bir aracı... Peki onun açısından sonuç nedir? Ne sonuç elde ettiğini düşünüyor?
C: Kendi öneminin ilüzyonu içinde kaybolmuş durumda. Diğerlerinin onun bu değerlendirmesine katıldığını düşünüyor. [ç.n. katılımcıların kendi aralarında konuyla ilgili konuşması atlandı]
S: ... (V) Evet, alternatif bir gerçeklik.
C: Frank ve Vincent diğer gerçeklik!
S: (V) Wau! Herşey aynı anda meydana geliyor ha? Laura'nın çalışmasının antitezi gibi bir anlamda mı, diğer gerçeklik?
C: Aşağı yukarı, evet.

----------------------------------------------------------------------

S: (D) Bir sorum var. Boyutötesi atomik remolekülerizasyon, bu teleportasyon mu?
C: Yakın.
S: (D) Yani 3'ten 4'de böyle geçeceğiz?
C: Bu amaca yönelik teknoloji.
S: (D) Yeni bedenleri eski dünyaya da böyle mi taşıyacaklar?
C: Hayır. Bu doğal bir süreç.
S: (T) Şu anda genetik mühendislikle bedenleri yaratıyorlar. (D) Evet, biliyorum ama...
C: BARM bir teknoloji.
S: (T) O neydi? Bir kelime mi? (J) Fikrim yok. Lütfen bize tüm...
C: Kısaltma.
S: (L) Boyutötesi Atomik ReMolekülerizasyon! Anladım.
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Örneğin titreşimler bakımından çevremizi temiz tutacak, bizi saldırılara karşı koruyacak herhangi bir üçüncü yoğunluk teknolojik cihazı var mı?
C: Önceki celseleri inceleyin.
S: (L) Bu konuda ne demişlerdi? (J) Hatırlamıyorum. (T) BARM [Boyutötesi Atomik ReMolekülatör] oluşturma konusunu sorduğumuzda "Elbette, anlatabiliriz, ama parçaları nereden bulacaksınız?" demişlerdi. Mesele şu ki, dördüncü yoğunluk varlıklarının kullandıkları teknolojileri inşa edemeyiz.
C: Tüm ihtiyaç duyduğunuz şey bilgi.
S: (T) Sanırım Thor, bilgi konusunun önemini kaçırıyor.
C: Eğer bilginiz varsa, başka neye ihtiyacınız var? Şimdi dikkatlice ve çokboyutlu olarak düşünün.
------------------------------------------------------------------------------
Bize Boyutötesi Atomik Remolekülerizatörlerden bahsettiler, öyle birşeyi nasıl yapabileceğimizi sorduk. Oturup bir iki gün boyunca onları dinleyip notlar alacak vaktimiz olup olmadığını sordular. (RS) Benim var! Benim var! (L) Evet, biz de öyle söyledik ama gerekli parçaları nereden bulacağımızı sordular. (RS) Bu tıpkı Roma devrinde elektronik cihazlar yapmaya çalışmak gibi... (T) Veya bir köpekten bir kol saati yapmasını istemek gibi. ... (RS) Algımızın ne kadar aldatıcı olduğu konusu, deniz kabuklarıyla bilimsel olarak kanıtlandı. Bunu sizinle konuşmuştuk değil mi? (T) Evet. (RS) Üçüncü seviyede, boyutun değerinin mevcut enerji ile değiştirildiği veya birimin değerini değiştirmek için enerjinin kullanıldığı doğru mu?
C: Bu kavram yoğunluk sınırını aşıyor; üçüncü seviye ile sınırlı değil.
S: (RS) Dördüncü seviyeye geçiyor. Bu da UFO'ların itiş sistemini açıklıyor.
C: Farkındalıkta meydana gelen "patlamanın" nedeni yaklaşan dalga. Şimdi, bunu gözünüzde canlandırın, yanıtlar orada.... Bir süre bunun üzerinde düşündükten sonra Roger şu anda ruhunun "merkezinde" yer alan bulmacayı çözmesini sağlayacak büyük soruya "rastlayacak"; şu anda sadece tek bir parça eksik. ...
S: (T) Dördüncü yoğunlukla birlikte fiziksellikle sınırlılık sona eriyor. Anahtar kelimesi ise "fizikselliğin değişkenliği." 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçiliyor ve yedinci yoğunluğa kadar yükseliş devam ediyor. Bilgini, farkındalığını belirli bir seviyeye çıkardığında bir sonraki seviyeye geçebiliyorsun. Üçüncü yoğunluktan dördüncüye geçtiğimizde, gerçekliğimizin ne olduğunu zihnimizde canlandırma ve buna karar verme yeteneğimiz var. Dördüncü seviyeden itibaren gerçekliği kendimiz yaratıyoruz. Yani belirli bir noktadan sonra artık somut bir gerçeklik olmayabilir. Herşey enerji olabilir ve biz de ışıktan varlıklar... Sadece düşünce yoluyla dilediğimiz somutlukta gerçeklikler yaratabiliriz. Dördüncü yoğunluktan itibaren, bizim algıladığımız şekliyle zaman diye birşey yok. Bizim zaman algımız yalnızca ilk üç yoğunluk için geçerli. (RS) Bizim zamanda ileri ve geri hareket dediğimiz şey, dördüncü seviyede bir anlam ifade etmiyor ve bizim bu kavramdan algıladıklarımızı kolayca yapabiliyorlar. (L) Tıpkı bir sürü kapı gibi; birinde 1917 yazıyor, diğerinde 1943 veya herneyse, ve istedikleri kapıdan girebiliyorlar. (T) Boyut sınırı kavramı var. Dünya, 4'üncü yoğunluk alanına doğru gidiyor. Veya o bize doğru geliyor veya her ikisi. Bu yoğunluk geçişi sınırı, boyutlar arasında da bir geçiş sağlıyor. Kasyopyalılara göre boyutlar yanyana dizili gerçeklikler gibi; bir yoğunluk seviyesi dahilindeki olası sonsuz gerçeklikler. Yani yoğunluk ile boyut arasında bir fark var. (RS) Bu harika bir toplantı çünkü matematiksel olarak üçüncü seviyeden dördüncü seviyeye geçiş hakkındaki soruya verilen yanıt, yani birimlerin değiştirilmesi, tam da kitabımda önerdiğim çözümdü. (T) Tüm seviyelerde evrenin hayat dolu olduğu söylendi ve insanlar bunun parçalarından yalnızca bir tanesi. (L) Ve anladığım kadarıyla, bu gelen yoğunluk sınırının, bu yoğunluk değişiminin hissedildiğini ve bunun bilinci canlandırdığını söylüyorlar. Gelen şeyin bir Büyük Döngü'nün sona erişi olduğunu söylediler. Bir Büyük Döngü 300.000 yıl. (T) Birkaç yıl eksik veya fazla. (L) Bu Büyük Döngü'nün başlangıcında farkındalığımızın düşürülmesi için genetik olarak değiştirildik ve DNA'mızda yapılan değişiklikler, zamanı algılamamıza neden oldu. Şu andaki sınırlılığımız DNA'larımızdaki bir sınırlandırılmayla ilişkili. Şimdi, bu 300.000 yıllık döngünün sonunda pek çok insan, enerjideki değişimlerin bir sonucu olarak bölünmüş DNA'larını yeniden birleştiriyorlar ve bu onların zihin güçlerinin ve algılarının katlanarak artmasını sağlıyor. Sanırım Kasyopyalılar bu enerjinin yaptığı etkinin, üzerinde çalıştığımız bulmacanın tamamlanması için ihtiyaç duyduğumuz hamleyi gerçekleştirmemizi sağladığını söylüyorlar. Şu anda sana verilen kavramları kullanarak bu gerçekliği algılayabileceksin ve bu sana bir anahtar sağlayacak. (RS) Sanırım soruları doğru bir şekilde ifade etmezsek... (L) Yanıt alamazsın! Spesifik ol.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Işık ve çekim, optik ve atomik parçalar, madde ve anti-maddeden bahsederken ve tüm bunların hepsinin bu geçişi açıklamanın yolları olduğunu söylerken doğruya yakın mıyım? Bu üçü gerçekten birer çift mi?
C: Yakın.
S: (L) Dalga işlevini çökerten şey nedir?
C: ?
S: (L) Bilinç mi?
C: Evet...
S: (L) Dahası var. Bu bilinç... (T) Bir üçüncü yoğunluk kavramından, şu anki fizikselliğin mevcut olmadığı bir dördüncü yoğunluk kavramı elde etmeye çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta bozulmadan ışık hızıyla gitmek gibi bir sorunları yok çünkü orada böyle birşey yok...
C: Yakın.
S: (T) Yani bizim için bunu üçüncü yoğunluk açısından düşünmeye çalışmak...
C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.
S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.
S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.
C: Evet.
S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?

----------------------------------------------------------------------

Bazen verilenler o kadar şifreli gibi ki bu celseleri defalarca okuduğumuz halde bu tip bilgi tomurcuklarını geç açabiliyoruz geçip gitmişiz,  izahlarımızın bir kısmı var sayım da olabilir ,

Frankın Demolekülerizatör prototibini bilmek veya temin etmek üzerine isteğinin altında ne anlatılmak isteniyor,

Yani Laura ve ekibi bir BARM (Boyutötesi Atomik ReMolekülatör)    prototibini bilen varlıklar mıydı ki bunca zaman onlardan bunun kodlarını almak istesin, hayır ,

Baştan ben de ilkel zihin yapısı ile ve 3Y düşünüşü ile öyle bir cihaz üzerinde kompedan olmaları ve yapabilmeleri üzerine düşündüm, ama anlatılan ve her seferinde K.ların "üzerinde derin düşünün" cevapları üzerine ve molekerizasyon üzerine başka neler söylemişler araştırırken zihnimde ampuller yanmaya başladı ,

Olayda her ne kadar 4KH gezegenimizde o tip yapılar üzerinde vaktiyle çalışmış ve kristal enerjilerle bağlantılı hamleler yapmışlar dense de (kuvvetle tahminen Atlantisliler tarafından )gelinen başarılı uygulamalar pek anlatmak istediğimizi açıklayamıyor,

Ve KH nin arzulu düşünüşe saplanıp sonlanan frekans özelliğine uygun olmadığından bu konu onlara uygun prototipleri buldurup  3Y deki imkanlarla bulmak uygulamaktan başka yol bırakılmıyor,

Neticede kısaca ve basitçe 3Y deki insanların bu yoğunluk değiştirme işini böyle mekanik cihazlarla değil, bilgi ve farkındalıkla DNA larını aktifleştirerek yapabileceklerini ve bu hususta kompedan veya BH yönünde adaylık ile  başkalaşım sağlamakla mümkün olduğunu anlamaktayım,

DNA mız maddede yaşamaya indirgenmiş ve bir çok kabiliyet kilitlenmiştir ,bilgiyi alan ve kendini geliştirebilen bu kilitleri açmaktadır,  ancak nicelik yönünden insan bilinçlerini bu kritik kitleye ulaşması ve böylece kısa dalga döngüsünün yani üçlü dalganın zaman devreye alınmadan birleşmesi ile mümkündür,

Bazı insanların bu aşamayı tam yaptıklarında birdenbire ortadan kaybolduklarını da yani üst yoğunluğa doğal olarak dalga falan olnadan geçebildiklerini de biliyoruz, aşamayı tam yapabilenler diyoruz yapamayanın zoraki geldiği yeni yoğunluğu bir cehennem halinde algılayabileceği Philedelphia deneyi örneğindeki gibi delirme yanma veya anormal hallere gelme gibi neticeleri üzerinde durulmuştu,bunlar KH nin bahsettiğimiz titreşim frekansındaki hazin sonuçları, taptıkları maddi dünyanın özelliklerine göre tıkanmış arzulu düşünüş ve beklentileri vardı,

Bunu anlamayıp 3Y de kalmayı ısrar edenlerden kendilerini açıkgöz zannedenler zaten bitmiş olan cennet parsellerini satmaya devam edecekler..

Hayal kırıklığı ve teşevvüş ,doğal afetlere maruz kalıp 5Y ziyareti ve konuyu anlamak dersleri tamamlamak için tekrar bu cehenneme dönüş,

----------------------------------------------------------------------

L) Tamam. Sıradaki soru: Behe'nin "Darwin'in Kara Kutusu" adlı kitabını okudum, ardından da "The Edge of  Evolution" (evrimin sınırı). Peşpeşe okudum. Harika kitaplar! Temel olarak keskin bir jiletle Darwin'in rastgele mutasyon ve doğal seleksiyonla evrim teorisini klinik ve verimli bir şekilde kesip inceliyor. Akıllı Tasarım hakkında konuşuyor, ancak bir  tasarımcı hakkında fazla birşey söylemiyor. Yani, tasarımcı hakkında çok şey söylüyor ama türünü, ne ya da kim olduğunu belirtmiyor. Sonuna kadar kesinlikle bilimsel kalıyor. Ancak bunu okurken düşündüğüm şey şu ki, özellikle boyutlar, yoğunluklar, 4B (BH ve KH) gibi kavramları olan Kasyopya kozmolojik perspektifi açısından, kitapta anlatılanlar çok anlamlıydı. Devam eden genetik manipülasyonlar ve bu genetik manipülasyonları yapmak için zamanda ileri geri yapılan yolculukların,4KH tiplerinin insan ırkı üzerinde kullandığı numaralardan biri olduğunu birçok kez anlattınız. Bu genetik manipülasyonların gerçekleştiği 4B laboratuarların olduğunu söylediniz. Kaçırmanın nasıl yapıldığından, ruh çıkarma gibi yapıldığından bahsettiniz: ruh 4. yoğunluğa alınıyor, 4B "maddesinde" bir beden moleküler olarak yeniden yapılıyor, 4B'deki bu beden üzerinde çalışmalar yapılıyor, sonra bu beden dağıtılıyor ve ruh veya bilinç yoğunluk perdesinden geçirilerek geri gönderiliyor. Bu bilincin taşıdığı manipülasyon modeli, 3B dünyadaki beden içine koyulduğu zaman, içerdiği değişiklikler veya manipülasyonlar gerçekleşiyor. Yani, bunun nasıl olduğu hakkında bir fikrim var ve belki bu sormam gereken bir soru değil, ama... Gerçekten sormam gerekiyor: Bu nasıl oluyor? Bunu nasıl yapıyorlar?!
C: 4B'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar. Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu.
S: (Andromeda) Sanırım bunu birkaç kez okumam gerekecek...
(Artemis) Aynı yöntem soğuk algınlığından kurtulmak için de kullanılabilir mi?
C: Henüz 4B'de değilsiniz.
S: (L) Öyleyse, anlayıp anlamadığımı görmek için bunu tekrar edeyim. Yani diyorsunuz ki, bazı 4B genetikçiler birini alıyor ve kaçırma vakalarıyla ilgili olarak anlatılan ve saçma görünen o faaliyetleri yapıyorlar. Fakat 4B realitesinde, ardında bizim göremeyebileceğimiz belirli bir düşünce ve niyet olan birşey yapıyorlar. Bizim için bir mana ifade etmeyen ne kadar küçük birşey yapıyor olurlarsa olsunlar, bu şey aslında ne düşündüklerine bağlı olarak birşeyin meydana gelmesine neden oluyor. Eğer birinin DNA'sını değiştirmek istiyorlarsa, bunu düşünüyorlar ve bu değişiklik bir şekilde oluyor.
Sonra bizimkilerden farklı olan, farklı davranan 4B moleküllerinde bir ayırma işlemi yapıyorlar.
Sonra vücut geri geliyor ve...
(Andromeda) Bu tam bir kaçırma mı? Hem beden, hem bilinç?
(L) Öyle olmak zorunda değil sanırım. Vücudun da alındığı tam kaçırmaların nadir olduğunu söylediler. Bir zaman kilidi koyuyorlar, bilinci çıkarıyorlar ve 3B vücut orada donmuş halde kalıyor. Sonra bilinci geri gönderiyorlar ve sonra cansız madde bile kimyasal veya başka yollarla belirli bir miktarda bilinç olduğu için, bu kimyasallar frekans bazında kendilerini fikir yapılarıyla mı eşleştiriyorlar?
(Joe) Şablon.
(Pierre) Anladığım kadarıyla burada yönlendirici olan şey 4B'deki fikir. Şablon. Şu veya bu nedenle, 3B moleküllerin veya elementlerin az da olsa bilinci olduğundan, şablon (4B'nin zihni) ile 3B'deki elementler arasında bir çeşit rezonans var. Böylece birleşiyorlar ve sonunda 4B fikri 3B dünyada materyalize oluyor.
(Joe) Mutlaka materyalize olması gerekmez. Maddi birşeyin yapısını da değiştirebilir.
(L) Evet. Fikir, yalnızca fizik ve kimya yasalarını harekete geçirerek kendini somutlaştırıyor.
(Joe) Yani, temel olarak fikir kendini 3B'deki maddeye damgalayabiliyor ve onun yapısını değiştirebiliyor.
(L) Uygulamalarda herhangi bir sınırlama olmadığını düşünüyorum. Ama elbette özellikle canlıları düşünüyorum. (Andromeda) Odaklandığında yapısı değişen suyla ilgili deneyler gibi. Onun gibi ama bir sonraki seviyede.
(L) Ama bir parça suyu değiştirmekten fazlasını yapamıyoruz biz. Kelimenin tam anlamıyla DNA'yı değiştirmekten söz ediyorlar ve muhtemelen daha fazlası.
(Joe) Fakat 4B'de düşüncelerin esasen şeyler olduğunu söylediler. Düşüncenin yaratma gücü var. Yani biri orada bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, o şeyin bir bakıma kendi kendini bir araya getirdiğini söylediler. Maddi, fiziksel bir  toplanma anlamına mı geliyor bu?
(L) Bizim 3B maddi dünyamıza kıyasla yarı maddesel olan 4B maddesi olarak. (Joe) Yoğunluk perdesinden gönderilen fiziksel birşey yok, değil mi?
(L) Hayır.
(Chu) Neredeyse reseptörlerin hücreler üzerinde çalışma şekli gibi. Minimal bir bilinç seviyesine ihtiyacın var ve bu tıpkı bir reseptörün bir biyokimyasala bağlanması gibi 4B'deki şeylerle eşleşiyor; şeyler eşleşiveriyor. (Andromeda) Fakat bunun olması için bilincin çıkarılması mı gerekiyor, yoksa bilinç bedende yeniden mi yapılandırılıyor? (L) 4B'de bunu yapmalarının daha kolay olduğunu düşünüyorum. Bunu yapabilmek için bilinci 4B'ye alıyorlar! Çünkü, bir bilinç etrafında, bizim maddemizden oldukça farklı davranan 4B maddeden yapılmış bir 4B beden yapıyorlar. Çok daha işlenebilir bir beden. Ve sonra o değişiklikler bir şekilde "bilince" damgalanıyor. Sonra o 4B bedeni çözüyorlar, bilinci 3B bedene geri gönderiyorlar... Aslında bu bize kendi bilincimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor! Eğer kendi bilincimizi aynı derin seviyelerde etkili bir şekilde değiştirebilseydik, muhtemelen maddede değişiklikler meydana getirebilirdik! Ama elbette onlar bizim sahip olmadığımız şeylerle çalışıyorlar. Bizde olmayan oyuncaklara sahipler.
(Pierre) Ve akıl da.
(L) Evet, Behe'nin kitabında beni en çok etkileyen şey buydu; hücrenin ve minik makinelerin yapısı. Demek istediğim, bütün bu  şeyleri düşünen zihni düşün!
(Pierre) Evet, akıllara durgunluk veren bir karmaşıklık seviyesi var!
(L) Burada KORKUTUCU bir zekadan bahsediyoruz! Özellikle de KH zekasıysa.
(Pierre) Ve büyüleyici de. Böyle birşey yaratabilmek için ille de çok kötü amaçlara sahip olmaya gerek yok.
(Joe) Modern teknolojiye ve mikroişlemci örneğindeki gibi ayrıntılara bakarsan, benzer bazı çıkarımlar yapılabilir bence. Bunları insanlar yaptı, değil mi?
(L) Kesinlikle. Ve bilim insanlarımızın yapabildiği genetik mühendisliği çalışmalarına bak. Fakat 4B zihinleri hususunda... Eğer 4B savaşları bizim gerçekliğimizde gezegensel değişimler, kozmik değişimler, yanardağlar ve hava durumu ve dev fırtınalar şeklinde tezahür ediyorsa, 4B'nin kendisi nasıl bir gerçeklik? Bunlar ne tür zekalar?
(Joe) Son zamanlarda buna çok atıfta bulunuyorsun...
(L) Çünkü son zamanlarda çok düşünüyorum! Yıllar, yıllar önce K'lar 4B savaşlarının hava durumu olarak yansıyor olmasından bahsetti ve şu anda bunu fazlasıyla görüyoruz işte!
(Joe) Biliyorum ama... 4B savaşları derken neyi kastediyorlar?
(L) "4B savaşları" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir.
--------------------------------------------------------------------
C: Nasıl hissettiğimizi düşünüyorsun?
S: [kahkahalar] (L) Üzgünüm! Üzgünüm, ama yapım bu.
C: Bu aslında iyi. Kesin olan bilgiye kendi çabalarınla ulaşmak bilgiyi inanç merkezinde sabitler ve böylece ek güç verir. 4. yoğunluğa mezun olmak isteyen herkes bilgiyi aramalı. 4Y'de, yeni dünyalarda yaşam formları tasarlamak işiniz olacak nihayetinde.
S: (L) Bu dünyada yaşam formlarının tasarlanması hakkında okuduklarımı düşününce, 4. yoğunluk zekasının ve yeteneklerinin çok...
C: Müthiş.
S: (L) Evet, müthiş. Bu kitapları okumak beni hayretler içinde bıraktı. (Pierre) Mühendislik seviyesini mi kastediyorsun?
(L) Mühendislik seviyesi, zeka seviyesi, yani demek istediğim... Deneyler yapıldığı belli. "Prehistoric Life" (tarih öncesi yaşam) kitabına bak. Canlılar tasarlama üzerinde çalışan zihinleri GÖREBİLİYORSUN. Sonra, yaptıkları birşeyi beğenmiyorlar. Tüm gezegeni siliyorlar ve yepyeni türler ortaya çıkıyor. Bu resmen mühendislik. Eski tasarımı beğenmemişler. Eski tasarımlardan bazıları GERÇEKTEN çok kötü, bundan emin olabilirsiniz! [kahkahalar] Yemin ederim bunu kitapta görebiliyorsunuz. Bazı fikirler gerçekten çok KÖTÜYMÜŞ! Ciddi tasarım hataları.
(Joe) Forumda, her bir türün, milyarlarca yıllık dünya tarihinde önceden tasarlanmış deneysel parçalar kullanılarak tek tek tasarlandığını söylemiştin. Şunu merak ettim... Önceki bir celsede dünyada yaşamın tohumlandığını söylemişlerdi. Önce ilkel yaşam verilmiş. Fakat dünyadaki tüm türlerin gelişmiş halinin ne kadarı doğrudan yaratıldı?
C: Behe'nin dediği gibi, familya düzeyinde.
S: (L) Canis familyası gibi. Kurtları, köpekleri vb. bu familyadan türetebiliyorsun. (Joe) Yani köpeklerin tüm bileşenleri başka bir yerde doğrudan yaratıldı ve sonra...
(L) Kitaba bak. Nerede başladıklarını görebiliyorsun. Nasıl en basit organizmalarla başladıklarını gösteriyor. Sonra bunlarla biraz oynayıp geliştirmişler. O resimlere bakıp fosil kayıtlarında keşfettikleri şeyleri görmek gerçekten çok ilginç. Birşey yapmaya çalıştıklarını, sonra buna birşey eklediklerini, sonra farklı şeylerin parçalarını kullandıklarını, yeni bir parça veya parçalar tasarladıklarını görebiliyorsun. Her bir türün, başka hiçbir türde olmayan belirli sayıda geni veya parçası oluyor.
(Joe) Önceki celsede bunun bir bakıma 4. yoğunluktaki bir köpek düşüncesi gibi olduğunu söylemişlerdi. Sonra bu düşünce 3Y'ye aktarılınca etrafında madde birikiyor.
(L) Kaçırılmalarla ilgili anlattıklarıyla aynı şekilde olduğundan eminim.
(Joe) Hayır, ama bu... Yani sonuçta evrimsel bir süreç var, köpeğin parçalarının...
(L) Köpekten bahsetmiyorlardı sanırım.
(Joe) Doğal bir evrim oluyor mu? Kastettiğim şeyi anlıyor musun?
(Pierre) Sanırım Joe'nun demek istediği şey şu... Joe, akıllı tasarım ile evrimi uzlaştırıyor...
(L) Evrim yok.
(Pierre) Ama 4Y'deki mühendisin kafasındaki fikirler evrimleşiyor...
(Joe) Sen aşağı bir plan gönderiyorsun, o planın etrafında madde toplaşıyor ve hızla bir köpek meydana getiriyor. (Pierre) Sonra bundan birşeyler öğreniyorsun, düşünüşün gelişiyor ve bir Köpek 2.0 tasarlıyorsun. (Joe) Hayır, köpek birşeyden evriliyor.
(L) Hayır, köpek hiçbir şeyden evrilmiyor. Yaratılıyor. (Joe) Yoktan mı ortaya çıkıyor?
(L) Hayır, yoktan çıkmıyor ortaya. Sanırım söyledikleri şey, proteinler ve diğer yapıtaşları gibi küçük şeylerle ilgiliydi. Ama bunlar nasıl bir araya geliyor? Tam olarak bir "köpek" düşüncesi gibi de değildi; öncelikle temel yaşam formları var ve DNA yoluyla mühendislik yapılmasından bahsediyorlardı daha çok. Eğer 3Y'ye aktarılan bir "düşünce" varsa, bunun DNA'nın içinde olması gerekir. Kitaba bakarsan, bunun cıvık mantarlar gibi çok basit yapılarla başladığını görüyorsun. Siyanobakteriler. Sonra farklı organizma türleri birleşerek borular oluşturuyor. Sonra saplar oluşturuyorlar. Ve sonra fotosentez yapmayı öğreniyorlar. Sonra yapraklar yapıyorlar. Sonra, sürecin bir noktasında eşeyli üreme gerçekleşiyor.
Başka şeyler tohumlamanın yolu açılmış oluyor. Sonra yapabileceğin şey bir kod üretip onu ekmek; yoğunluk perdesinden virüsler veya sadece düşünceler göndererek veya kaçırılmalar gibi birşey. Bir yumurta içinde ekiyorsun ve doğuyor. Durup dururken ortaya çıkan birşey değil. Çok somut bir şekilde meydana geliyor...
C: Bu fikirle bağlantılı olarak, bazı "parçaların" başka yaşam  formlarında veya başka gerçekliklerde tasarım ve hatta gebelik sürecinden sonra bu gerçekliğe gönderilmesi çalışmaları da var.
S: (Joe) Söylemeye çalıştığım şey şuydu: Bu yaşam formlarına bir plan aktarılıyor ve bu yaşam formları önceden programlanmış bir planı izliyor...
C: Hayır. Düşünmekte olduğun şekilde bir evrim yok.
S: (Joe) Sen şunu dememiş miydin: Temelde evrim var, ama sonra bu küçük organizmaların...
(L) Hayır, söylediğim o değil! Bakacak olursan, parçaları nerede yarattıklarını görebiliyorsun. Ve her defasında nerede birşey yaptıklarını ve bunun nasıl gittiğini görebiliyorsun. Çamur dünyası varmış. Sona ermiş. Çamur dünyası sona erdiğinde başka bir dünya olmuş. Bir miktar çamur kalmış ama yeni dünyada boru şeklinde canlılar varmış. Sonra o dünya sona ermiş ve bitki canlılarının dünyası başlamış.
(Joe) Tamam, öyleyse birinden diğerine gelişim yok.
(Pierre) Bir benzetmem var ve doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Gezegen tarihinde kitlesel yok oluş döngülerinin ve yaşam patlamalarının olduğunu görüyorsunuz. Tekrarlanıyor. Bu kozmik döngüler ile insan düzeyindeki mühendislik arasındaki benzerliklerden biri, eski planı atıp yenisini başlatmak.
(Joe) Yani her aşama ayrı.
(Pierre) Doğru bir benzetme mi bu?
C: Evet ama bu tüm tasarımların işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.
S: (L) Şey gibi...
(Pierre) Bazı parçalar pek çok farklı hayvandan geçiyor ve bu hayvanlar giderek evriliyor ama parça aşağı yukarı aynı kalıyor.
C: İşte bir benzetme: Atla çekilen bir arabayı, bir otomobilin şasisi olarak kullanabilirsiniz. (Pierre) Aa, tamam...
C: Mükemmel değil, ama bir adım.
(Pierre) Evet.

---------------------------------------------------------------------

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=36#27364

Yaratım üzerinde çok durduk ,yukarıda açtığım pencereleri açıp açmamak veya hemen kapatmak sizlerin iradi gücü ve isteği tekrarları okumaktan hele kendi karalamalarıma dokunmaktan ben hoşlanıyorum ,zira her seferinde kendi yazdıklarımla zihnen motive olmuş gibi hissediyorum bu neyi çağrıştırıyor,

Maddi dünyada var olmuş her olanın kendine dönme veya bir başka olana doğru çekilme özelliğini ortaya çıkarıyor,aynen yaratım özelliğinin  nefes alıp vermesi gibi ,mutlaka elektriksel kutuplar gibi bir taraflara yöneleceğiz ve sonra kendimize dönmeye çekileceğiz, bu iş biteviye devam eden bir olay ,bunu şu K cümlesi ile bağdaştırabiliriz,

"Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu."

Bu noktada suyun özelliğinden bahsetmemiz gerekli ,su ,cansız madde dediğimizin içinde son derece canlı olaylara da sebep olur, dış tesirlerle buhar ,buz, likit hale gelme yanında diğer varlıkları kendi bünyesinde  çözelti haline getirir ve iyon halinde onların diğer maddelere doğru elektriksel çekinimlerini kolaylaştırır, yaratımın esasında "çözelti dünyası"nın yaşamda çok etkin olduğunu senelerce şahsen uğraştığım kimya ve özellikle analitik kimya olayından rahatça söyleyebilirim,

Görüldüğü gibi 4Y de hazırlanıp fikir halinde ve bir şablon şeklinde gelen yaratım ana maddesi 3Y deki elemanlarla daha doğrusu onların bu şablona çekilip yaratım maddesini getirme arzuları ve özellikleri ile oluşurlar,

Yukarıdaki K. aktarımlarını ve celse mensuplarının yaratım üzerindeki harikulade tartışmaları, düşünce sonuçlarını dikkatle izlersek konuda hemen hemen açık taraf kalmıyor,

Tek problem düşüncenin maddeyi yarattığına inanmak,

Onu bu yoğunlukta da kolayca yapabiliriz yalnız DNA mızın aktivasyonunu kısıtlı halinden kurtarabilirsek,malüm yüzde 1,2 sini kullanabiliyoruz gerisi çoğunlukla işlevsiz,(DNA daki intron kısımlar),

Defalarca bu konuya değindim zira gücün kendimizde olduğunu  sağlayan bu bilgi önümüzde duruyor ama kolay alamıyoruz,düşüncemizi inancımızı dizayn edemiyoruz, KH, benliğimizde olan bu gücü başka yerlerde gösteren bir inanç manzumesini insanlara asırlar boyu enjekte etti,
Yani 7 Ynin 1Y den 7 e kadar refakatçi veya bizzat oluşan olduğunu kolay kabul eden bir hale gelmek, o zaman şu soru mutlaka soruluyor ,
"peki 7 Y nereden geldi veya yaratıldı",bunu 3Y de olan ve KH tarafından ortaya dökülen donelerle çözemeyiz illa bir cevap isteniyorsa ,

"onu 7Y e ulaştığımızda anlayacağız"işte şimdi de KH nin dayattığı mantıksallaşma ile yine monoteizm kokuları etrafı sarmakta..

Sorunu çözmeye bu kokuları bertaraf eden ,koklamaktan kurtulan bilgiler yoluyla farkındalığa erişmiş hürriyeti soluyan bir bilince gelmek en güzel tarif,

Zira bilinç her şeydir..

Bütün bunları inanmış ve çok bilmiş gibi söylememe sebep, defalarca tekrar dokunduğum gibi bilgileri hazmetmeye çalışırken ve buna halen devam ederken, bazen yeryüzündeki toprak veya aracımın tekerleklerinin bastığı asfalt ,eşimle beraber aracı süren bedendeki ben, kenardaki ağaçlar ,hendekler ve oluşan her şeyle bir  olduğumun vizyonunu ara ara haftalarca gördüğüm ve o ara yorumlayamadığım  şimdilerde neden olduğunu anlamaya başladığımı değerlendirerek söylüyorum,
Böyle bir hal niçin oluşur, monoteizme takılmış yukarıdaki her zaman karşılaştığım belirttiğim  soruları ve bundan kolay kurtulamayan ilkel bilincimi tokatlamak için,

26.08.2007
Zikzak yapmadan nasıl olabilirim
Bilinç sonsuzda beden bu yerde
Düşkünlük yapmadan yaşayabilir miyim
Gönül aldırma der ,akıl ise tenkitlerde

Ama beden neredeyse oranın malıdır
Ve o mahallin kurallarına uymalıdır
Kafesteyim sanıp çırpınan bilinç
Bol bilgi ile her yandan tokatlanmalıdı

Konuya dönelim,

Big bang sonu ve merkezinde metan kristalin amonyak ihtiva eden sonra amino asitleri hazırlayan  antik çamurdan oluşan organizmaların, şeylerin mükemmelliğini sağlamak veya isteğe göre dizayn etmek için gönderilen şablon üzerinde defalarca 4Y labaratuarına çekilip düzeltmeler ve yeniden şekil vermeleri de görüyoruz, yani kırık veya çalışmayan kısımlar defalarca düzeltimlerle şu anda çalışan şeyler ortaya çıkmakta,

Gezegenimiz yüzeyi veya tamamının arada bir silinip stabilize edilip tekrar devreye sokulması gibi,

Dünyasal şartların değişimi ile bu zaman içinde yeniden düzenlenirken bazı şeylerin günümüzde işlev görmeyenlerine de rastlıyoruz,
Mesela safra kesesi ,insanlara buzul çağda çok işlev gören bir organmış şimdilerde olsa da olur olmasa da ,mesela ölen kayınvalidem 50 sene onsuz yaşadı eşiminkini 30 sene evvel aldırdık sindirim sistemi halen düzgün çalışıyor,

Buzul çağında daha çok hayvansal yağlı yiyecekler tüketildiğinden safra kesesi gibi yağı çözen safra asitlerinin karaciğer bir bölümünde depolanması gerekiyordu,

Apandisit keza, hayvan halimizdeyken selülozu eriten enzimi sağlayan bu organ şimdi ise işlevsiz, alıntı(evrim ağacından),

"Burada çok ilginç bir bilgi şudur: Çoğu primatta, özellikle de Yeni Dünya Maymunları ve genel olarak ağaçlarda yaşayan (arboreal) kuyruklu maymunlarda apandiks organı selülozu sindirmeye yarayan enzimleri salgılamaktadır. İnsanda ise apandiksten halen bu salgıların eser miktarda salgılandığı tespit edilmiş; ancak bunların selüloz sindirimi için gereken aktivasyon enerjisini aşmak konusunda aşırı yetersiz olduğu bulunmuştur. Çünkü apandiks, artık kullanılmayan ve evrimsel süreçte, evrim ekonomisi dahilinde körelmiş bir organdır ve evrimsel biyolojinin güzel unsurlarından biridir.
Kısacası apandiksin körelmesinin selüloz sindirememeye başlamamızla birebir ilgisi olduğu düşünülmektedir. "

Bilinci de aynı kategoriye sokabiliriz ,yani radikalizmden takıntılardan kopamayan halini yeni evrensel morfik alandaki bilgilerle yeniden dizayn edebiliriz zira günümüzde artık işlevsiz gibi olmakta,

Z  kuşağına bakın ,yüzde büyük bir kısmı eski palavraları kabul etmiyorlar, yenilik peşindeler..

Tarihe harabeye eskiye dikkatli bakın
Ama tarihi tekerrür ettirmeyin sakın
Bilin ki ileri atcağınız her yeni bir adım
Size tarhten çok çok daha yakın

Ara..

sybleman

#1449
Saf bilinç olduğumuz konusuna katılıyorum ben de. Bir süredir düşündüğüm bir algı. Aslında bilinçten ibaretiz, enerji bedenleri üzerimize giymişiz bir nevi gibi. Sonsuz zekanın bilinç parçalarıyız. Kendi benliklerimiz, üst benliklerimiz, diğer benliklerimiz, logoslar hepsi bağlı ve bir. Ayrı algılayan biziz aslında. Dünyanın sebep olduğu perdelemeden dolayı ayrı gibiyiz.

Ne zor ayrı olmak. Yalnızmış gibi hissetmemizin sebebi hep bu. Birlik için Ra'nın ilettiği madde çok anlamlı.

SORU: Venüs'ten buraya geçişi nasıl yapabildiniz? Dünya yüzünde
yürüyebilmek için boyut değiştirmeniz mi gerekti?
RA: Rüzgâr alıştırmasını hatırlayın. Hiçliğe doğru çözülmek, birliğe doğru
erimektir; çünkü hiçlik diye bir şey yoktur.

Hiçliğe doğru çözülmek, birliğe doğru erimektir.

Ra bence tasavvuf'un bir nevi açılımı gibi. Çok benzer gidiyor. Hatta bir ara, ortak noktaları birleştirmek istedim, notlar aldım. Ama işte herşey biraz anlamsızlaştı vazgeçtim okuyup geçiyorum.

 
Alıntı YapSORU: Bu kitabın okuyucularının genel gelişmeleri için, Bir'in Yasası'na
doğru tekâmülü hızlandırmak için yapılması gereken alıştırmaların ya da
uygulamaların bazılarını bildirebilir misiniz?
RA: Birinci alıştırma: Bu sizin illüzyonunuz için en kullanışlı ve en gerekli
olandır. Bunun içeriği sevgidir. Yaşanan an sevgi taşır. Bu illüzyonun ya
da bu yoğunluk katının dersi/hedefi budur. Alıştırma ise bu sevgiyi bilinçli
olarak, farkındalık içinde görebilmek ve sapmaları idrak etmektir. Bu ilk
çaba işin temel taşını oluşturur. Bir varlığın yaşam-deneyiminin geri
kalan kısmı ise bu seçimin üzerine inşa edilir, bu seçime dayanır. İkinci
adım ise her yaşanmakta olan anda sevgiyi aramaktan geçer, bu suretle
eklenme başlar. Üçüncü arayış ikinciyi güçlendirir, dördüncü ise
üçüncüyü güçlendirir ya da ikiye katlar. Daha önce söz edilen
güçlendirme çeşidinde olduğu gibi, bu arayış içinde de samimiyetsizlik
sapmasının yarattığı çatlaklar yüzünden güç kaybı olabilir. Ama benliğin
benliğe bilinçli olarak sevgiyi aradığını bildirmesi öylesine belirgin ve
merkezi bir irade tezahürüdür ki, bu sürtünmenin yarattığı güç kaybı
önem taşımaz.
İkinci alıştırma: Evren tek bir varlıktır. Bir varlık başka bir varlığa
baktığında Yaratan'ı görmelidir. Bu çok yararlı bir alıştırmadır.
Üçüncü alıştırma: Bir aynaya bakın, Yaratan'ı görün.
Dördüncü alıştırma: Çevrenizdeki yaratılmış şeylere bakın, Yaratan'ı
görün.
Bu alıştırmaların ön koşulu ya da temeli, meditasyon diyebileceğimiz bir
olaya ya da dua etmeye olan yatkınlıktır. Böyle bir tutum alınırsa bu
alıştırmalar sürdürülebilir. Eğer bu tutum yoksa, bilgiler akıl ağacının
köklerine erişip içine işleyemez ve bu suretle bedeni etkili kılıp
yüceltemez ve ruhunuza dokunamaz.

Mesela şu madde öyle anlamlı ki.

sybleman

#1450
Tgur abi şiirlerini özledik. Bir dörtlük yazmadın ne zamandır.
Öyle bir yeteneğim yok, Mevlana'dan paylaşayım konuyla ilintili olarak.

" Kardeşim sen düşünceden ibaretsin... Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun, Diken düşünürsen dikenlik olursun."
Mevlana

Tgur

#1451
Şairin sesini kısan zamandır
Zamana kapılan burada kalandır
Gerçeğin örtüsünü bilgiyle açınca
Zamanı yok etmeye bakandır

Böyledir burada oluşan hikaye
Eşikler atlanır gelir üst seviye
Manide melodi aksak olsa da
Zorla gelir sonda kafiye

Sepet sepet yumurta sakın beni unutma tipi hemen dörtlük sırf istedin diye

Yorumlara geçtim artık izleyen ve benim bilincime iyi geliyor, aralarda eski dörtlükler eksik olmuyor anlamı pekiştirdiğini sanıyorum..


Tgur

#1452
Hiç hesapta yoktu böyle sık arayla yorumlarımı aktarmak ama şu Sybleman istedi diye yazdığım basit başlangıçta bana çok saçma gelen dörtlüklerimdeki zaman ile ilgili olduğunu görünce en son yorumumu aktarmak isteği doğdu sizleri yoruyorum ama bilgi üzerinde her ne şekilde dolaşılırsa dolaşmak faydalıdır,

YORUMLAR XCVIII

L: Hemen netleştirmek istediğimiz meselelerden biri Kutsal Kase ve Ahit Sandığı. Ahit sandığı denen şey, yani daha önce tanımladığınız şekliyle Musa öncesi Yahudilere verilen cisim Kutsal Kase ile aynı şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani tamamen farklı iki teknoloji var bu olaylarda?
C: O şekilde tanımlamak istersen.
S: (L) Neden böyle bir yanıt verdiler? İkisi arasındaki ayırt edici olan şey nedir? (A) Belki de "o şekilde" demelerinin nedeni bunları "teknoloji" olarak isimlendirmiş olman. Belki de doğru terim bu değil. Teknoloji bu işin bir parçası olabilir ama belki de en önemli kısmı değil. (Galahad) Söz konusu iki unsurdan biri bir KH aracı, diğeri de bir BH aracı mı?
C: Evet ve hayır.
S: (Galahad) Teşekkürler! Bu herşeyi netleştirdi!
C: Bu yakında kendiliğinden netleşecek bir mesele.
S: (L) Dünyadaki farklı grupların mimari veya sanatsal veya megalitik yapılarına bakarak aşağı-yukarı teknoloji denebilecek şeylerin varlığını tespit edebileceğimiz şeklindeki görüşüm doğru mu?
C: Bir ölçüde, evet. Ama tek ipucunun bu olmasına izin verme. "Yaşam tarzını", metallerin varlığını ve kullanımlarını, örneğin bir yanda altın,diğer yanda demir kullanımını göz önünde bulundurabilirsin.
S: (L) Yani bu konuda bakılabilecek bir sürü farklı ipuçları var. Tamam o zaman. Ahit Sandığı dediğimiz şey Baalbek'te miydi?
C: Hayır. Ama orada ileri bilgiye sahip olanlar vardı kesinlikle.
S: (L) Bunu yapmalarından nefret ediyorum: teorimi paramparça ediyorlar. Bir "kutsal kase grubu" ve bir "ahit sandığı grubu" var mıydı?
C: Öyle söylenebilir.
S: (L) Baalbek Ahit Sandığı Grubu tarafından mı inşa edildi, Kutsal Kase Grubu tarafından mı?
C: Ahit Sandığı Grubuydu.
S: (Galahad) İşin bu kısmını netleştirdik. (L) Bir keresinde Nefertiti ve Sarah adlı kişilerin aynı kişi olduğunu konuşuyorduk.
Şu anda da, kadim belgelerdeki önemli bazı ipuçlarına dayalı olarak bu bireyin aynı zamanda Truvalı Helen olabileceğini konuşuyoruz. Bu gerçekten de takip etmesi faydalı bir fikir mi? İpuçlarının doğru bir değerlendirmesi mi?
C: Öyle!
S: (L) O zaman hikayeye göre Paris/Alexander de İbrahim'le aynı kişi ve Herodot'un Paris ve Helen'in Mısır'da geçici olarak kalmasına dair hikayesi doğruydu?
C: Evet.
S: (L) Bir de ele almamız gereken erkek kardeş meselesi var. İbrahim'in Lut adlı bir yeğeni var. Bir yanda da Musa ve Harun, Yakup ve Esav, İshak ve İsmail var. Tüm bu kardeş çiftleri, kardeş olsunlar veya olmasınlar aynı hikayelerin, aynı kişiliklerin farklı yansımalarından mı ibaretti?
C: Büyük ölçüde ama başka hikayelerin unsurlarıyla da harmanlandı.
S: (L) Bu gerçek kardeşler anlamında bir kardeş/kardeş ilişkisi miydi?
C: Hayır. "Kardeşlik" ilişkisi "sahte" aktarım hattını meşrulaştırmak için yaratıldı.
S: (L) Yani bir kardeşlik ilişkisi yoktu, tabi hikayenin herhangi bir kısmının doğru olduğunu kabul edersek. Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Hikayedeki değişiklik unsurlarından biri Yakup'un kardeşi Esav'a bir "nimet" veya "hediye" vermesiydi. Bu anlatım, o hikayede Yakup olarak görünen Musa'nın bir başka birine birşey, önemli birşey verdiği gerçeğinin bir yansıması mı?
C: Evet.
S: (L) Veren Musa/İbrahim miydi? 
C: Evet.
S: (L) Verdiği şeyi kime verdi?
C: "Musa" soydaşlarının yozlaşmaya direnme yeteneğiyle karşılaştırıldığında cismin tehlikesinin daha büyük olduğunu sonunda anladı.
Cismi yaratıcısına verdi.
S: (Galahad) Cismi yaratanlar KH güçleri miydi yoksa BH güçleri mi?
C: KH güçleri.
S: (Galahad) Yani Ahit Sandığı KH güçleri tarafından yapıldı. Bu durum Musa'nın bazı gerçeklerin farkına varmasını mı sağladı? Musa uyanmaya mı başladı?
C: Evet. "Melekle mücadele" hikayesi önemli bir dönüş noktası ve geri veriş anıydı.
S: (L) Esav'ın söyledikleriyle ifade edecek olursak, verilen nimet neydi? Eğer cismin "meleğe" verilmesi ahit sandığının iade ediliş olayıydıysa? Oradaki hikaye neydi?
C: İki ayrı olay.
S: (L) Kısacası ahit sandığı melek denen şeye iade edildi. Ama sonra bir başkasına bir başka şey verdi. Daha önceden size bu konuda soru sorduğumda, Esav'a verilen şeyin "Ezilmiş gazap yaprakları, enkarne mavi elmalar" olduğunu söylemiştiniz ve bunun "çekirdek anlamını" araştırmam gerektiğim söylendi. (ç.n.: ing. "core" = çekirdek)
C: Peki "Kore" kimdi?
S: (L) İbrahim'in kızı mıydı?
C: Perseid ailesinin yaşayan son üyesiydi.
S: (L) Kadın mıydı, erkek mi?
C: Kadın.
S: (L) Peki İbrahim bu kadını nasıl ele geçirdi?
C: Metni araştır, göreceksin.
S: (Galahad) Kore'nin Perseid ailesinin son üyesi olduğunu söylediniz. Peki Paris o ailenin bir üyesi miydi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim onu kaçırdığı için o kişi İbrahim'in grubunun bir parçası mı oldu?
C: Bu soru doğru yönde gidiyor ama o kadar basit değil.
S: (Galahad) Kaçırılan kişinin bir kadın olduğunu mu söylüyorlar? Helen olabilir mi?
C: Hayır!
S: (L) Daha önce Helen'in genetik olarak üzerinde oynanmış bir Hititli olduğunu söylemiştiniz. Onun ebeveynleri mitoloji dışında bizim aşina olduğumuz biri miydiler?
C: Hayır.
S: (L) Yani soyu tamamen mitolojikti. İddia edildiği gibi saygın bir ailenin veya bir kraliyet ailesinin bir üyesi miydi?
C: Bununla ilgili bir keşif yapacaksın.
S: (L) Perseid ailesinin yaşayan bu son üyesine dönecek olursak... Yakup kişiliğiyle İbrahim'in bir başkasına verdiği kişi kimdi? Bu kişi kime verildi ve neden?
C: "Helen"in hiddetinden korunmak için.
S: (L) Mısırlı Hacer'in hikayesinde bunun bir yansıması var. Kime verildi?
C: "Ejder Öldürenler."
S: (L) Daha önce Helen/Nefertiti/Sara'nın Akenaton tarafından kilitlendiğini söylemiştiniz. Tam olarak neden kilitlendi?
C: Akenaton işlev gösteremeyecek hale geldi ve eylem başkaları tarafından gerçekleştirildi.
S: (L) Tahmin ettiğim gibi Akenaton delirdi mi?
C: Öyle denebilir.
S: (L) Bir firavunla ilgili hikayede anlatıldığı gibi Nil'e düşüp bir timsah tarafından yendi mi?
C: Timsah yok.
S: (L) Sadece suya düşüp boğuldu mu?
C: Kendisine bu hususta "yardım edildi" demek daha doğru olur.
S: (L) Zavallı adam başından beri bir kurbanmış gibi geliyor bana.
C: Evet.
S: (L) Menotho'nun anlattığı veba hikayesi bir cüzzam hikayesi miydi yoksa başka birşey mi?
C: Cüzzam dahil pek çok unsur.
S: (L) Diğer unsurlar nelerdi?
C: Göktaşı yağmurlarıyla ilgili yazıları dikkate al.
S: (L) Radyasyon hastalığının herhangi bir kısmı, tahmin ettiğimiz gibi ahit sandığının etrafında olmaktan mı kaynaklandı?
C: Koruyucu bir kap içinde tutulduğundan pek sayılmaz.
S: (L) Helen/Nefertiti/Sara bir yere kilitlenmesinin gerekmesine katkıda bulunan bir tür hastalığa yakalandı mı?
C: Hayır, hatta onu bir şüphe konusu haline getiren şey hastalanmamasıydı.
S: (L) Yani cüzzama yakalanmadı. Miryam o halde Helen/Nefertiti/Sara unsurunun bir parçası değildi, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Helen Argolu muydu?
C: Hayır.
S: (L) Argolu biri var mıydı?
C: Evet.
S: [Gülüşme] (L) Yani, özellikle bu hikayenin içindeki biri anlamında sordum.
C: Evet, elbette ve bu çok önemli bir ipucu olabilir!
S: (L) Metinleri okurken Libyalıları ve Etiyopyalıları okuduk ve öyle görünüyor ki, Delta'da yaşamayan herkes ya Libyalı olarak tanımlanıyor ya da Etiyopyalı. Libyalı/Etiyopyalı denen, Mısır'da ve Kuzey Afrika'nın diğer bölgelerinde yaşayan bu kişiler kimlerdi ve nereden gelmişlerdi?
C: Çeşitli zamanlardaki çeşitli kimlikler.
S: (L) Yani farklı zamanlarda farklı halklara verilen isimlerdi bunlar ve meseleleri netleştirmek için belirli zamanlardaki belirli gruplar hakkında spesifik sorular sormamız gerekecek. Manetho'nun bir Libya isyanı olarak kaydettiği, MÖ 2676'daki Çıkış olayındaki "Libyalılar" kimdi?
C: Sümer ve Ari karışımı.
S: (L) Bu grup en sonunda Girit'e mi gitti?
C: Evet.
S: (L) Daha önce Mısır'daki piramitlerin, yani Gize'deki Büyük Piramit'in ve onun yanındakilerin Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildiğini söylemiştiniz. Atlantislilerin torunlarının tam olarak hangi grubunun o piramitleri inşa ettiğini öğrenmek istiyoruz.
C: Birkaç noktayı daha birleştirene kadar bu soruyu beklet.
S: (L) Bu bizi şaşırtacak mı?
C: Şüpheniz olmasın!
S: (Galahad) Argos'un önemi Jason ve Argonotlar efsanesiyle mi ilgili?
C: Evet.
S: (Galahad) Bunun Koç üzerinde uçan bireylerle herhangi bir ilgisi var mı?
C: Mmmmm... ve Helle gerçekten boğuldu mu?
S: (L) Bu kızın adının Truvalı Helen'inkine benzemesi önemli mi?
C: Bir ipucu olabilir. Tüm bu hikayelerde hep hapsolmaktan kaçış, uçma ve afetler var. Kim hapsedildi? Neden? İyi geceler.
S: (Galahad) Kaçış hikayeleri.. Daidalus ve İkarus'un hikayesi var. Kolhis, Yason ve argonotlar var. Perseid ailesinin yaşayan son üyesi var. Tümü İbrahim ve Sara'nın yani Paris ve Helen'in hikayesiyle karıştırılmış. Helen aynı zamanda Nefertiti olarak bilinen kişi. (L) Ve İbrahim bu bireyi Helen'in hiddetinden korumak istemiş. (S) Peki Helen neden kızgındı? Helen'i kızdıracak ne oldu? (Galahad) Bin tane gemi yola çıkarıldı. (L) Ve çok sayıda insan öldü ve bu monoteist saçmalıktan beri de ölmeye devam ediyor. Ve öyle görünüyor ki Helen/Nefertiti/Sara tüm meselenin ana kaynağı.

----------------------------------------------------------------------
Bu bölümü kısmen veya tamamen evvelden vermiş olabilirim,

Şimdi tekrarlamamdan kasıt KH nın yaratılmış olan dünya illüzyon sahnesinde neler yaptıklarını ,bizim asırlardır şu bilgi bu bilgi kronolojik tarihsel olaylar ve lineere kurgulanmış olan ve okullarda çok dikkatle okutulan incelenip üzerlerinde kitaplar yazılan konferanslar verilip kişilere payeler dağıtılan olayların  nasıl aldatıcı bir hale getirildiğini tekrar ispat etmek için ,

K.lar bir ara çocuklarınızı neden okula gönderiyorsunuz dediklerini hatırlıyorum benimsemedim hatta kızmıştım,tahsilden bireyleri alıkoymak neye yarar diye, şimdi neden olduğunu biraz anlayabiliyorum,

Şu yaratılmış ve insanlara tarihsel olay efsane veya dinsel tarzda verilen  karmaşaya bakın ,

"C: Çeşitli zamanlardaki çeşitli kimlikler. "

Pekala okula gitmeyip bu illüzyon batağında yaşayan kitleyle nasıl uyum sağlayıp yaşayacaktık, bir çok yaşamsal teknik konulardan uzak kalacaktık, gerçi o teknik konular da değişme özelliğinde bir zaman sonra tarih olup terk edilmekte, yeniler ortaya çıkmakta ve mecburen adapte olma gerekliliği belirmekte,

Bu illüzyon yaşantısında sipiritüel gerçek bilgiler ilk okulda verilemiyor, gerçek diye dayattırılan toplumca kabul görmüş bu saptırılmış sahte donelerle öğrenmek yaşamak için uyum göstermek gerekli,

Ama kendimize bakıp verilenlerle tatmin olmayan aç , merak dolu bilinç ile bilgi bilgi diye önümüze çıkanları yutmak ve bazılarına aldanıp geçici takılı kalmak ama sonra silkinip yine bilgiye doğru uzanmak yaşam serüvenimiz oldu,

Ben bunca sene sonra bu hallere geldim ama benim üçte bir yaşındakiler yani sizlerin büyük kısmı ne söylendiğini anlar kapasitedeler,bu gerçek,

Bu nasıl oldu,

Yani gençler evrensel bilgilere neden kolayca adapte oldu,bunun cevabını karmik hazırlanmalarda spiritüele kozmik açılım sağlamış bir dünyada gözü açmak gerekti diyebilirim,

Onun için bazı ruhların olabileceklere kendini yaşarken hazır görmezse bir sebeple yaşamına son verip (intihar değil )yüksek benliklerle anlaşılıp geçiş olayı hazırlamak gibi mizansen yaratıp 5Y e gidip yeniliklere ve mevcut dünya haline hazırlanıp kısa bir müddette tekrar enkarne olmak,

Bunları uydurmuyorum K. celselerinde böyle bir kaç olayın belirtildiğine şahit olduk, bulabilirsem aktarırım,

Bir baba çocuğunun genç yaşta kazayla gitmesine üzülürken bu mealde bir cevap verilmişti,

Şahit olduğum reenkarnasyon olayı ile vizyonların sonuncusunda Şubat 1942 de denize düşüp ölüp Nisan 1942 de doğduğumu biliyorum ,belki ben de acele gidip hemen gelenlerdenim kimbilir,

Bunları zaman değişkenliği olan 5Y de hazırlanma faaliyetlerini düşünerek değerlendirmek gerekli,

Pek alakası yok ama şu dünya zamanına benzemeyen üst yoğunluklardaki zamanı ölüme yakın deneyim geçirenlerin "bütün hayatım sinema şeridi gibi gözlerimin önünden o kısa anda geçti" diyenlerin söylediklerine göre devreye almamız anlayışımıza oturtmamız gerekli diye düşünüyorum,

Bütün bunları 5Y de gittiğimizde eski hayatlarımıza bakıp görüp anlayacağız,

Ara..



sybleman

#1453
Şu cümle benim çok ilgimi çekti:
C: Bir ölçüde, evet. Ama tek ipucunun bu olmasına izin verme. "Yaşam tarzını", metallerin varlığını ve kullanımlarını, örneğin bir yanda altın, diğer yanda demir kullanımını göz önünde bulundurabilirsin.

Altın ve demir. İkisinin de spritüel aleme bağlantısı var gibi duruyor. Kuran'da da geçen kevser veya manna aklıma geldi. Altının ısıtılması sonucu manoatomik hale geçmesiyle yapılan hali. Bunu kullanan kesim. Bir de gümüş suyu olayı vardı bir ara.
Ve demir. Kandaki demirin varlığı bile çok şey ifade ediyor. K'ların bakır ve demir hakkındaki söylemleri. Sonra Annunakilerin öykülerinde hep bir altın öyküsü.

İlginçtir spritüel özellikleri olan kişilerde hep bir demir eksikliği vardır. Sanırım spritüel özellikleri kullanırken vücut bir nevi demiri kullanıyor gibi. Bu nedenle de oran azalıyor. İşte o özellikleri olmayanlar da manna ile o özelliği yakalamaya çalışıyorlar ama ulaştıkları kuvvet KH oluyor gibi.

Sonra ahit sandığının altın kaplama akasya ağacından yapılması.

Bana şunu çağrıştırdı Altın daha çok KH kuvvetlerin kullandığı bir güç gibi görünüyor.
Bir yanda Altın demeleri. Bu iki metalı KH ve BH olarak ayırmayı ifade ettikleri gibi göründü bana.

Tasavvufta ilk olarak verilen zikir "Ben bilmem" zikriymiş. Önce dolu olan kaseyi boşaltmak için. Bildiğimiz herşey ya yalan ya üstü kapalı hikayesel anlatımlarda dolanıp durmuş. Hikayeler iç içe geçmiş, hangisi BH hangisi KH.

fidelista

#1454
Spritüel eğilimli kişilerde demir eksikliği değil fazlalığı var benim gözlemim bu yönde,sayısız kişinin hemoglobin ve hemotokrit değerlerine baktım ayrıca demirin manyetik etkisi var fazla olması daha fazla manyetik etki demek.